Ekonomik Kalkınma Kavramı ve Ölçülmesi

122 soru

Soru 41Soru

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından hazırlanan İnsani Gelişme Endeksi (HDI); sağlık, eğitim ve yaşam standartları (gelir) olmak üzere üç temel boyuttan oluşmaktadır. 20102010 yılında yapılan metodolojik güncellemeler sonucunda, bu boyutların ölçülmesinde kullanılan bazı alt göstergeler ve endeksin hesaplanma yöntemi değiştirilmiştir.

Buna göre, güncel İnsani Gelişme Endeksi (HDI) hesaplamasında "eğitim" boyutunun belirlenmesinde kullanılan alt göstergeler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortalama eğitim süresi ve beklenen eğitim süresi

Cevap

Güncel metodolojide eğitim boyutu, ortalama eğitim süresi ve beklenen eğitim süresi göstergeleri ile ölçülmektedir.
İnsani Gelişme Endeksi'nin (HDI) eğitim boyutu, 20102010 yılında yapılan revizyonla birlikte artık yetişkinlerin eğitimde geçirdikleri 'ortalama süre' ve okula başlayanların eğitimde geçirmesi 'beklenen süre' üzerinden hesaplanmaktadır. Bu durum, okuryazarlık gibi temel göstergelerden daha kapsamlı bir veri sunar.

Adım Adım Çözüm

1
HDI'nın temel boyutlarını belirle.
HDI; sağlık, eğitim ve gelir olmak üzere 3 boyuttan oluşur.
Sorunun hangi boyuta odaklandığını netleştirmek için.
2
Eğitim boyutundaki tarihsel değişimi analiz et.
20102010 yılından önce okuryazarlık ve okullaşma oranı kullanılırken, 20102010 sonrası eğitim süreleri (yıl bazında) kullanılmaya başlanmıştır.
Güncel metodoloji ile eski metodolojiyi ayırmak için.
3
Güncel eğitim göstergelerini eşleştir.
25 yaş ve üstü yetişkinler için 'ortalama eğitim süresi' ile okula yeni başlayan çocuklar için 'beklenen eğitim süresi' temel alınır.
Doğru göstergeleri tespit etmek için.

Anahtar Kavram

İnsani Gelişme Endeksi (HDI) Göstergeleri

İpuçları

1
HDI göstergeleri 20102010 yılında güncellenmiştir; okuryazarlık yerine artık yıl bazlı süreler kullanılmaktadır.
2
Eğitim boyutu hem mevcut yetişkinlerin geçmiş eğitimini hem de çocukların gelecekteki eğitim potansiyelini ölçer.
3
Doğru seçenek 'ortalama' ve 'beklenen' ifadelerini içeren eğitim süreleridir.

Daha Fazla Pratik

HDI'nın son aşamasında üç boyutun nasıl birleştirildiğini (geometrik ortalama) ve endeksin 010-1 arasındaki değerlerinin ne anlama geldiğini çalışınız.

Alternatif Yöntem

HDI ve PQLI arasındaki farkları bir tablo üzerinden ezberlemek, bu tür gösterge sorularında hata payını sıfıra indirir.
Tahmini Süre:50s
Soru 42Soru

İktisadi kalkınma literatüründe "yapısal değişim" (structural change) kavramı, genellikle üretim faktörlerinin ve hasılanın sektörler arasındaki dağılımının dönüşümünü ifade eder. Buna göre, kalkınma sürecinde olan bir ekonomide gözlemlenen en belirgin yapısal değişim özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım sektörünün GSYH ve istihdam içindeki payının azalması; sanayi ve hizmetler sektörlerinin payının artması

Cevap

Tarım sektörünün GSYH ve istihdam içindeki payının azalması; sanayi ve hizmetler sektörlerinin payının artması
İktisadi kalkınma süreci, üretim faktörlerinin (emek ve sermaye) verimliliği düşük olan tarım sektöründen, verimliliği daha yüksek olan sanayi ve hizmetler sektörüne kaymasını içerir. Bu sektörel dönüşüm, hasılanın (GSYH) ve istihdamın dağılımında tarımın payının azalması, sanayi ve hizmetlerin payının artması şeklinde kendini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kalkınma ve yapısal değişim kavramlarını ilişkilendir.
Ekonomik kalkınma, sadece gelir artışı (büyüme) değil; üretim, istihdam ve sosyal yapıda meydana gelen niteliksel ve yapısal dönüşümdür.
Yapısal değişim, kalkınmanın en temel bileşenidir.
2
Sektörel dönüşümün yönünü belirle.
Clark-Fisher hipotezine göre ekonomiler geliştikçe tarımın payı azalır, önce sanayinin sonra da hizmetler sektörünün payı artar.
Verimlilik artışı ve talep yapısındaki değişim emeğin tarımdan sanayiye kaymasına neden olur.

Anahtar Kavram

Sektörel Yapısal Dönüşüm (Clark-Fisher Hipotezi)
Tahmini Süre:45s
Soru 43Soru

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 20142014 yılından itibaren benimsenen güncel hesaplama yöntemine göre, Toplumsal Cinsiyet Gelişim Endeksi (GDI) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: GDI, kadınlar için hesaplanan İnsani Gelişme Endeksi değerinin erkekler için hesaplanan İnsani Gelişme Endeksi değerine oranlanmasıyla elde edilir.

Cevap

Toplumsal Cinsiyet Gelişim Endeksi (GDI), kadınlar için hesaplanan İnsani Gelişme Endeksi'nin (HDI), erkekler için hesaplanan İnsani Gelişme Endeksi'ne oranlanmasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, GDI'nın 20142014 yılında güncellenen metodolojisini tam olarak yansıtmaktadır. Bu yöntemde GDI, kadınlar için hesaplanan HDI değerinin erkekler için hesaplanan HDI değerine bölünmesiyle elde edilen bir rasyo göstergesidir. Bu sayede kadın ve erkek başarıları arasındaki uçurum doğrudan gözlemlenebilir.

Adım Adım Çözüm

1
GDI'nın tanımını ve amacını belirle.
GDI, kadın ve erkekler arasındaki insani gelişme başarı farkını bir rasyo olarak ortaya koyar.
GDI'nın 20142014 öncesi hesaplaması daha karmaşık bir 'eşitlik dağılım endeksi' iken, güncel yöntemde doğrudan HDI oranlarına dayanır.
2
Hesaplama formülünü analiz et.
GDI=HDIKadınHDIErkekGDI = \frac{HDI_{Kadın}}{HDI_{Erkek}}
Bu oran 11'e ne kadar yakınsa, kadın ve erkeklerin insani gelişim düzeyleri o kadar benzerdir.
3
GDI ve GII arasındaki temel farkı ayırt et.
GII bir 'kayıp' (loss) ölçüsü iken, GDI bir 'oran' (ratio) ölçüsüdür.
Öğrencilerin en sık yaptığı hata, iki endeksin boyutlarını ve ölçüm mantığını karıştırmaktır.

Anahtar Kavram

GDI Metodolojisi ve HDI ile İlişkisi

İpuçları

1
GDI ile GII'nin ölçüm mantığı birbirinden farklıdır; biri başarı oranını, diğeri potansiyel kaybı ölçer.
2
GDI hesaplamasında kullanılan boyutlar, İnsani Gelişme Endeksi'nin (HDI) boyutlarıyla tamamen aynıdır.
3
GDI, kadınların elde ettiği insani gelişme kazanımlarının erkeklere kıyasla nerede olduğunu bir oran (rasyo) olarak ifade eder.

Daha Fazla Pratik

GII'nin (Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi) neden anne ölüm oranını erkekler için veri olmamasına rağmen modele dahil ettiğini ve bunun metodolojik sonuçlarını araştırın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 44Soru

X ülkesinde son beş yıllık dönemde reel GSYHGSYH yıllık ortalama %10\%10 oranında artış göstermiştir. Ancak aynı dönemde gelir dağılımı adaletsizliğini gösteren Gini katsayısının 0,350,35'ten 0,450,45'e yükseldiği ve bebek ölüm hızında herhangi bir iyileşme sağlanamadığı saptanmıştır.

Buna göre, X ülkesinin iktisadi performansı ile ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reel gelirdeki niceliksel artışın, gelir dağılımındaki bozulma ve sosyal refah göstergelerindeki durağanlık ile birlikte görülmesi; iktisadi büyümenin gerçekleştiğini ancak niteliksel bir dönüşümü içeren iktisadi kalkınmanın sağlanamadığını ortaya koyar.

Cevap

Reel gelirdeki artışın sosyal ve dağılımsal kötüleşme ile beraber olması, büyümenin gerçekleştiğini fakat kalkınmanın gerçekleşmediğini gösterir.
Doğru yanıt, iktisadi büyümenin üretimdeki niceliksel artışı, iktisadi kalkınmanın ise bu artışla birlikte yaşam kalitesi ve gelir adaletindeki iyileşmeleri (niteliksel dönüşüm) içerdiğini belirtmektedir. Senaryoda reel gelir artarken Gini katsayısının yükselmesi ve sağlık göstergesinin (bebek ölüm hızı) yerinde sayması, büyümenin yaşandığını ancak kalkınma sürecinin aksadığını net bir şekilde kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Niceliksel verilerin (reel GSYHGSYH) analiz edilmesi.
Yıllık %10\%10 oranındaki artış, ekonominin üretim hacminin genişlediğini, yani 'iktisadi büyüme'nin gerçekleştiğini gösterir.
İktisadi büyüme, bir ekonominin üretim kapasitesindeki ve toplam üretim hacmindeki niceliksel artıştır.
2
Sosyal ve niteliksel göstergelerin (Gini katsayısı ve bebek ölüm hızı) değerlendirilmesi.
Gini katsayısının yükselmesi (0,350,450,35 \rightarrow 0,45) gelir dağılımının bozulduğunu, bebek ölüm hızındaki durağanlık ise yaşam kalitesinin artmadığını gösterir.
İktisadi kalkınma; gelir dağılımı, eğitim, sağlık ve kurumsal yapı gibi alanlarda niteliksel iyileşmeleri kapsar.
3
Büyüme ve kalkınma arasındaki farkın uygulanması.
X ülkesinde büyüme vardır ancak kalkınma yoktur.
Büyüme kalkınma için gerekli bir koşul olsa da, yapısal ve sosyal iyileşmeler sağlanmadığı sürece yeterli değildir.

Anahtar Kavram

İktisadi Büyüme ve Kalkınma Farkı (Niceliksel vs. Niteliksel Değişim)

İpuçları

1
İktisadi büyüme niceliksel (rakamsal), iktisadi kalkınma ise niteliksel (yapısal) bir süreçtir.
2
Gini katsayısının 0,350,35'ten 0,450,45'e çıkması gelir dağılımının bozulduğunu, bebek ölüm hızı ise sağlık alanında gelişme olmadığını gösterir.
3
Reel GSYHGSYH artışı büyümenin kanıtıdır; ancak büyümenin meyveleri topluma yayılmıyorsa kalkınmadan bahsedilemez.

Daha Fazla Pratik

İnsani Gelişme Endeksi (HDI) bileşenlerini ve bu endeksin 'Ekonomik Büyüme'den neden daha kapsamlı olduğunu araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 45Soru

Uluslararası iktisadi kalkınma göstergelerinde, bir ülkenin kişi başına düşen nominal GSYHGSYH değeri ile Satın Alma Gücü Paritesi'ne (SGPSGP) göre düzeltilmiş kişi başına düşen GSYHGSYH değeri arasındaki farkın temel kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülkeler arasındaki ticarete konu olmayan (hizmetler sektörü gibi) mal ve hizmetlerin fiyat düzeylerindeki sistemli farklılıklar

Cevap

Uluslararası kalkınma göstergelerinde nominal GSYH ile SGP arasındaki farkın temel kaynağı, ticarete konu olmayan mal ve hizmetlerin fiyat düzeylerindeki farklılıklardır.
Doğru cevap olan ifade, ülkeler arasındaki refah farkının nominal kurlarla ölçüldüğünde hatalı çıkmasının nedenini açıklar. Ticarete konu olmayan mallar (hizmetler, yerel gıdalar vb.) gelişmekte olan ülkelerde çok daha ucuzdur. Bu sistemli fiyat farkı, nominal kurların bu ülkelerin vatandaşlarının sahip olduğu gerçek satın alma kapasitesini olduğundan düşük göstermesine neden olur. SGP bu farkı düzelterek ülkeleri ortak bir fiyat düzeyi üzerinden kıyaslar.

Adım Adım Çözüm

1
Nominal GSYH ve SGP farkını tanımla
Nominal GSYH piyasa kurlarını kullanırken, SGP ortak bir mal sepetinin maliyetini esas alır.
Ülkeler arası refah karşılaştırmasında fiyat düzeylerinin etkisini arındırmak gerekir.
2
Tek Fiyat Kanunu'nun kapsamını belirle
Tek Fiyat Kanunu sadece ulaştırma maliyeti olmayan ve ticarete konu olan mallar için geçerlidir.
Ticarete konu olan mallar (petrol, altın vb.) dünyada benzer fiyatlara sahipken, hizmetler (berber, konut kirası vb.) ülkeden ülkeye değişir.
3
Hizmet sektöründeki fiyat farkının nedenini analiz et
Gelişmekte olan ülkelerde ücretler ve dolayısıyla hizmet maliyetleri düşüktür.
Bu durum ticarete konu olmayan malların gelişmekte olan ülkelerde çok daha ucuz olmasına yol açarak paranın satın alma gücünü artırır.

Anahtar Kavram

Ticarete konu olmayan mallar ve Satın Alma Gücü Paritesi ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 46Soru

İktisadi kalkınma literatüründe, ülkeler arası gelir karşılaştırmalarında kullanılan Satın Alma Gücü Paritesi (SGPSGP), piyasa döviz kurlarının sadece belirli bir mal grubunun fiyatlarını yansıtmasından kaynaklanan sapmaları gidermeyi hedefler. Nominal döviz kurları ülkeler arasında tam bir satın alma gücü eşitliği sağlamaktan uzaktır; çünkü kurların belirlenmesinde rol oynayan ekonomik kalemler ile bir hanehalkının tüketim sepetinde yer alan kalemler birebir örtüşmemektedir.

Buna göre, piyasa döviz kurlarının belirlenme süreci ile ülkelerin genel fiyat düzeyinin yapısı arasındaki hangi temel farklılık, uluslararası refah karşılaştırmalarında SGPSGP yönteminin kullanılmasını zorunlu kılmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nominal döviz kurlarındaki dengenin esas olarak dış ticarete konu olan malların fiyatlarına göre oluşması, ancak genel fiyat düzeyinin ticarete konu olmayan yerel hizmetleri de kapsaması

Cevap

Nominal döviz kurlarının ağırlıklı olarak ticarete konu olan malların fiyatlarına göre belirlenmesi, ancak refahı belirleyen genel fiyat düzeyinde ticarete konu olmayan hizmetlerin de yer alması
Doğru cevap, piyasa döviz kurlarının temel olarak sadece uluslararası ticarete konu olan malların fiyatları üzerinden dengelenmesi, fakat bir ülkedeki yaşam maliyetini ve refahı belirleyen genel fiyat sepetinin içinde ticareti yapılamayan (hizmetler gibi) kalemlerin de yer almasıdır. Düşük gelirli ülkelerde işgücü ucuz olduğu için yerel hizmetler çok daha ucuzdur; bu durum nominal kurlarla yapılan hesaplamalarda o ülkenin gelirinin olduğundan daha düşük görünmesine (refah yanılsamasına) neden olur. SGPSGP bu sapmayı düzeltir.

Adım Adım Çözüm

1
Döviz kurunun kapsamını belirleme
Piyasa döviz kurları, ülkeler arasında taşınabilen ve ticareti yapılabilen (otomobil, elektronik vb.) malların arz ve talebiyle belirlenir.
Tek Fiyat Kanunu gereği, bu malların fiyatlarının kur üzerinden eşitlenmesi beklenir.
2
Genel fiyat düzeyinin kapsamını inceleme
Genel fiyat düzeyi, sadece ticareti yapılan malları değil; berberlik, kira, eğitim gibi ticareti yapılamayan yerel hizmetleri de içerir.
Hanehalkı harcamalarının önemli bir kısmı bu 'ticarete konu olmayan' kalemlerden oluşur.
3
Ücret ve maliyet ilişkisini analiz etme
Düşük gelirli ülkelerde işgücü maliyetleri düşük olduğu için, emek-yoğun yerel hizmetler gelişmiş ülkelere göre çok daha ucuzdur.
Nominal kurlar bu ucuzluğu hesaba katmaz, bu yüzden gelişmekte olan ülkelerin geliri nominal kurlarla düşük görünür.
4
SGP'nin rolünü tanımlama
SGP, ortak bir mal sepeti kullanarak bu fiyat farklılıklarını ortadan kaldırır ve paranın gerçek satın alma gücünü eşitler.
Uluslararası refah karşılaştırmalarında 'gerçek' yaşam standardını görmek için bu düzeltme şarttır.

Anahtar Kavram

Ticarete Konu Olan ve Olmayan Mallar Ayrımı (Penn Etkisi)

İpuçları

1
Bir berberin verdiği hizmetin fiyatı ülkeler arasında neden döviz kuru üzerinden tam eşitlenemez? Bunu düşünün.
2
Döviz kurlarını belirleyen mal grubu ile hanehalkının ekmekten kiraya, saç kesiminden ulaşıma kadar uzanan tüketim sepeti arasındaki kapsam farkına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Balassa-Samuelson etkisi ve Penn etkisinin SGP üzerindeki sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 47Soru

Uluslararası iktisadi analizlerde, bir ülkenin kişi başına düşen geliri nominal (piyasa) döviz kurları ile hesaplandığında elde edilen değer, Satın Alma Gücü Paritesi (SGPSGP) yöntemine göre hesaplanan değerden anlamlı derecede düşük çıkmaktadır.

Bu durum, söz konusu ülke ekonomisi hakkında aşağıdaki çıkarımlardan hangisinin doğruluğunu kesin olarak kanıtlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülkedeki genel fiyat düzeyinin (özellikle ticarete konu olmayan mal ve hizmetlerin), karşılaştırma yapılan referans ülkelere göre daha düşük olduğu

Cevap

Ülkedeki genel fiyat düzeyinin (özellikle ticarete konu olmayan mal ve hizmetlerin), karşılaştırma yapılan referans ülkelere göre daha düşük olduğu
Satın Alma Gücü Paritesi (SGPSGP), ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklarını ortadan kaldırarak bir sepet malın her yerde aynı fiyata sahip olduğu varsayımıyla (Tek Fiyat Kanunu) hesaplama yapar. Eğer bir ülkenin geliri SGPSGP ile hesaplandığında nominal değerinden daha yüksek çıkıyorsa, bu o ülkede yaşamın (mal ve hizmetlerin) referans alınan ülkeye (genellikle ABD) göre daha ucuz olduğu anlamına gelir. Bu durum literatürde 'Penn Etkisi' olarak bilinir ve ticaret dışı malların (kuaförlük, ulaşım, kira gibi hizmetler) az gelişmiş ülkelerdeki düşük maliyetinden kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Nominal gelir ve Satın Alma Gücü Paritesi (SGPSGP) arasındaki temel farkı tanımlayın.
Nominal gelir piyasa döviz kurlarını kullanırken, SGPSGP tüm ülkelerde aynı sepete aynı fiyatı uygulayarak kur etkisini ve fiyat farklarını temizler.
İki ölçüm arasındaki sapmanın kaynağını anlamak için gereklidir.
2
Nominal gelirin SGPSGP gelirinden düşük olması durumunu (Nominal<SGPNominal < SGP) analiz edin.
Bu durum, bir doların (veya referans birimin) ilgili ülkede, ABD gibi bir referans ülkeden daha fazla mal/hizmet alabildiğini gösterir.
Satın alma gücünün reel olarak neden daha yüksek olduğunu saptamak için kullanılır.
3
Fiyat düzeyinin (Penn Etkisi) rolünü değerlendirin.
Gelişmekte olan ülkelerde işgücü verimliliği düşük olduğu için özellikle 'ticaret dışı' (hizmetler) sektörlerde ücretler ve dolayısıyla fiyatlar düşüktür; bu da SGPSGP gelirini yükseltir.
Gözlemlenen farkın yapısal nedenini belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Balassa-Samuelson Etkisi ve Penn Etkisi (Fiyat Düzeyi ve Gelir İlişkisi)

Daha Fazla Pratik

Balassa-Samuelson Etkisi'nin zengin ülkelerdeki fiyat düzeyini nasıl açıkladığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 48Soru

Ekonomik kalkınmanın ölçülmesinde kullanılan Fiziki Yaşam Kalitesi Endeksi (PQLI), refah düzeyini değerlendirirken sadece ekonomik büyüme rakamlarını temel alan geleneksel yaklaşımlara bir alternatif olarak geliştirilmiştir. Bu endeks, bir ülkenin yaşam standartlarını belirli sosyal göstergeler üzerinden 00 ile 100100 arasında bir puanla temsil eder.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Fiziki Yaşam Kalitesi Endeksi'nin (PQLI) hesaplanmasında kullanılan temel göstergelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla

Cevap

Kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla, Fiziki Yaşam Kalitesi Endeksi'nin (PQLI) bir bileşeni değildir.
Fiziki Yaşam Kalitesi Endeksi (PQLI), ekonomik kalkınmayı ölçerken geliri (GSYH veya milli gelir) tamamen dışarıda bırakan bir yaklaşımdır. Endeks sadece bebek ölüm hızı, okuryazarlık oranı ve bir yaşındaki yaşam beklentisi değişkenlerini normalize ederek hesaplanır. Bu nedenle kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla bu endekste bulunmaz.

Adım Adım Çözüm

1
PQLI'nın tanımını hatırla.
PQLI, ekonomik kalkınmayı ölçmek için sosyal göstergeleri kullanan bir endekstir.
Endeksin hangi amaçla ve hangi felsefeyle oluşturulduğunu anlamak, bileşenlerini ayırt etmeyi sağlar.
2
Endeksin üç temel bileşenini belirle.
Bu bileşenler; bebek ölüm hızı, okuryazarlık oranı ve bir yaşındaki yaşam beklentisidir.
PQLI'yı diğer endekslerden (özellikle HDI'dan) ayıran en büyük fark, gelir faktörünü dışlamasıdır.
3
Seçenekleri bu bileşenlerle karşılaştır.
Bebek ölüm hızı, okuryazarlık oranı ve yaşam beklentisi endekste yer alırken; kişi başına düşen gelir yer almaz.
Yanlış olan seçeneği bulmak için teorik çerçeve ile seçenekler eşleştirilir.

Anahtar Kavram

PQLI ve HDI Farkı: Gelir Göstergesi

İpuçları

1
PQLI, ekonomik kalkınmanın 'para' dışındaki boyutlarını ölçmek için tasarlanmıştır.
2
Bu endeks ile İnsani Gelişme Endeksi (HDI) arasındaki en önemli fark, PQLI'nın gelir (hasıla) göstergelerini içermemesidir.
3
Endeks sadece sağlık (bebek ölümü, ömür beklentisi) ve eğitim (okuryazarlık) üzerine kuruludur.

Daha Fazla Pratik

İnsani Gelişme Endeksi (HDI) ile Fiziki Yaşam Kalitesi Endeksi'ni (PQLI) karşılaştıran bir tablo hazırlayarak aralarındaki benzerlik ve farkları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 49Soru

Kalkınma literatüründe, ekonomik büyümenin yarattığı refahın toplumun en alt kesimlerine kendiliğinden yayılmadığı gerçeğinden hareketle; toplumsal refahın ve yaşam kalitesinin doğrudan artırılmasını hedefleyen "Temel İhtiyaçlar Yaklaşımı" önemli bir yer tutar. Bu yaklaşımın kuramsal çerçevesi ve uygulama prensipleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi Temel İhtiyaçlar Yaklaşımı için doğru bir ifade değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalkınma düzeyinin belirlenmesinde kişi başına düşen reel milli gelir artışını en temel ve yeterli gösterge olarak kabul eder.

Cevap

Kalkınma düzeyinin belirlenmesinde kişi başına düşen reel milli gelir artışını en temel ve yeterli gösterge olarak kabul etmesi ifadesi yanlıştır.
Temel İhtiyaçlar Yaklaşımı, kişi başına düşen reel milli gelir artışını (GSMH) kalkınmanın tek veya yeterli göstergesi olarak kabul etmez. Aksine, bu göstergenin yoksulların durumunu iyileştirmede yetersiz kaldığını savunarak beslenme, sağlık, eğitim gibi somut fiziksel göstergelerin esas alınmasını önerir.

Adım Adım Çözüm

1
Yaklaşımın ölçütlerini belirleme
Temel İhtiyaçlar Yaklaşımı, geleneksel ekonomik büyüme göstergeleri (GSMH, kişi başı gelir) yerine fiziksel yaşam kalitesine odaklanır.
Geleneksel göstergelerin gelir dağılımındaki adaletsizliği ve mutlak yoksulluğu maskelediği düşünülür.
2
Stratejik farkları analiz etme
Yaklaşım, büyümenin meyvelerinin yoksullara 'sızmasını' (trickle-down) beklemek yerine, kamusal ve özel kaynakların doğrudan aktarılmasını savunur.
Yoksulluğun giderilmesini bir sosyal yardım değil, beşeri sermaye yatırımı ve verimlilik artışı olarak görür.
3
Seçenekleri değerlendirme
Milli geliri tek kriter gören seçenek, yaklaşımın varlık nedeniyle çelişmektedir.
Temel İhtiyaçlar Yaklaşımı bir 'insan odaklı kalkınma' stratejisidir.

Anahtar Kavram

Temel İhtiyaçlar Yaklaşımı'nın Geleneksel Büyüme Odaklı Kalkınmadan Farkı

İpuçları

1
Bu yaklaşım, 'Büyüme her sorunu çözer' anlayışına karşı bir tepki olarak gelişmiştir.
2
Yaklaşımın temel göstergeleri arasında milli gelir rakamları değil, yaşam beklentisi, okuryazarlık oranı gibi fiziksel veriler yer alır.

Daha Fazla Pratik

İnsani Gelişme Endeksi (HDI) ve Fiziki Yaşam Kalitesi Endeksi (PQLI) arasındaki gösterge farklarını inceleyerek benzerlikleri karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 50Soru

Ekonomik büyüme, bir ülkenin üretim kapasitesindeki niceliksel artışları temel alırken; ekonomik kalkınma, bu artışın yanı sıra gelir dağılımı, eğitim, sağlık ve kurumsal yapı gibi alanlardaki niteliksel iyileşmeleri de kapsayan daha geniş bir süreci ifade etmektedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir ülkede ekonomik büyüme gerçekleştiği halde ekonomik kalkınma sürecinin sağlanamadığına dair en güçlü kanıtı oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reel GSYHGSYH artışına rağmen okuryazarlık oranlarının ve ortalama yaşam süresinin durağan kalması

Cevap

Reel GSYH artışına rağmen okuryazarlık oranlarının ve ortalama yaşam süresinin durağan kalması, büyümenin gerçekleştiği ancak kalkınmanın sağlanamadığı durumu ifade eder.
Doğru seçenek olan okuryazarlık ve yaşam süresinin durağan kalması, kalkınmanın 'niteliksel' ve 'beşeri' boyutundaki eksikliği vurgular. Ekonomik kalkınma, sadece daha fazla mal ve hizmet üretmek değil, bu üretimin toplumun yaşam standartlarına (sağlık, eğitim, yaşam kalitesi) yansımasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ekonomik büyüme ve kalkınma kavramlarını tanımla.
Büyüme niceliksel (GSYHGSYH artışı), kalkınma ise hem niceliksel hem niteliksel (yapısal ve sosyal değişim) bir süreçtir.
Kavramlar arasındaki temel farkı belirlemek çözümün ilk adımıdır.
2
Seçeneklerdeki göstergeleri niceliksel ve niteliksel olarak sınıflandır.
Milli gelir, yatırım harcamaları ve dış ticaret hacmi niceliksel; okuryazarlık ve yaşam süresi ise niteliksel göstergelerdir.
Kalkınmanın ayırt edici özelliği olan niteliksel değişimi tespit etmek gerekir.
3
Büyümenin olduğu ancak kalkınmanın olmadığı senaryoyu bul.
Milli gelir artarken (büyüme var), sosyal göstergelerin (okuryazarlık, sağlık) iyileşmemesi (kalkınma yok) durumu doğru cevaptır.
Soru kökündeki çelişkili durumu sağlayan tek seçenek budur.

Anahtar Kavram

Ekonomik büyüme sadece 'üretim hacmindeki artış' iken, ekonomik kalkınma 'yapısal dönüşüm ve refah artışı'dır.

İpuçları

1
Büyüme rakamlarla (nicelik), kalkınma ise hem rakamlarla hem de yaşam kalitesindeki iyileşmelerle (nitelik) ilgilidir.
2
Hangi seçenek bir ülkenin zenginleşmesine rağmen insanlarının eğitim ve sağlık düzeyinin yerinde saydığını gösteriyor?
3
GSYHGSYH artışı büyümedir; okuryazarlık ve yaşam süresi ise kalkınmanın temel göstergelerindendir.

Daha Fazla Pratik

İnsani Gelişme Endeksi (HDI) bileşenlerini inceleyerek büyüme ve kalkınma arasındaki farkı daha somutlaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 51Soru

İktisadi kalkınma düşüncesinde, kalkınmanın başarısının sadece üretimdeki artışla değil, bu üretimin insanların temel biyolojik ve sosyal gereksinimlerini ne ölçüde karşıladığıyla ölçülmesi gerektiğini savunan "Temel İhtiyaçlar Yaklaşımı" ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşıma göre, yoksullukla mücadelede izlenmesi gereken temel yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beslenme, sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin kamu politikalarıyla doğrudan ve öncelikli olarak yoksul kesimlere sunulması

Cevap

Beslenme, sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin kamu politikalarıyla doğrudan ve öncelikli olarak yoksul kesimlere sunulması
Doğru yanıt olan beslenme, sağlık ve eğitim gibi hizmetlerin doğrudan sunulması, Temel İhtiyaçlar Yaklaşımı'nın özünü oluşturur. Bu yaklaşım, ekonomik büyümenin meyvelerinin yoksullara ulaşmasını beklemek yerine, devletin müdahale ederek asgari yaşam standartlarını doğrudan sağlaması gerektiğini savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Yaklaşımın felsefesini analiz etme
Temel İhtiyaçlar Yaklaşımı, büyümenin kendiliğinden yoksulluğu çözeceği varsayılan "sızıntı etkisi" (trickledowntrickle-down) görüşüne bir tepki olarak doğmuştur.
Geleneksel gelir odaklı stratejilerin yoksul kesimlerin yaşam standartlarını hızlıca yükseltmede yetersiz kaldığı tespit edilmiştir.
2
Yöntemsel farkı belirleme
Bireylerin piyasa mekanizması üzerinden gelir elde edip ihtiyaçlarını karşılamasını beklemek yerine, devletin bu ihtiyaçları doğrudan karşılaması hedeflenir.
Yoksul kesimlerin satın alma gücünün yetersizliği, temel gereksinimlere erişimi engellemektedir.
3
Kapsamı netleştirme
Gıda, barınma, temiz su, sağlık ve eğitim gibi unsurlar, kalkınmanın nihai çıktısı olarak önceliklendirilir.
Bu unsurlar, bireyin hem biyolojik varlığını sürdürmesi hem de toplumsal hayata katılımı için asgari standartlardır.

Anahtar Kavram

Temel İhtiyaçlar Yaklaşımı (BasicBasic NeedsNeeds ApproachApproach)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 52Soru

İktisadi kalkınma literatüründe geleneksel ölçütler olarak kabul edilen Gayrisafi Millî Hasıla (GSMHGSMH) ve kişi başına düşen reel gelir, bir ülkenin zaman içindeki ekonomik performansını ve üretim gücünü yansıtmaktadır. Ancak kalkınma; sadece üretim artışını değil, aynı zamanda toplumsal yapının, gelir adaletinin ve yaşam kalitesinin iyileşmesini de içeren daha geniş bir kavramdır.

Buna göre, geleneksel kalkınma ölçütlerinin bir ülkenin "kalkınma" düzeyini ölçmede yetersiz kaldığına dair getirilen eleştiriler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reel hasıla artışının, nüfus değişimleri ile ilişkilendirilerek kişi başına düşen ortalama değerler üzerinden sunulması

Cevap

Reel hasıla artışının, nüfus değişimleri ile ilişkilendirilerek kişi başına düşen ortalama değerler üzerinden sunulması, geleneksel ölçütlerin bir eleştirisi değil, temel hesaplama yöntemidir.
Geleneksel kalkınma ölçütü olan kişi başına düşen reel gelir, toplam hasıla artışını nüfus artış hızı ile karşılaştırarak birey başına düşen ortalama üretim değerini bulmayı amaçlar. Bu durum, ölçütün metodolojik bir gerekliliği ve temel bir işlevidir; dolayısıyla kalkınmayı yansıtmadığına dair bir 'eleştiri' olarak kabul edilemez. Tam tersine, toplam GSMHGSMH yerine kişi başına düşen rakamların kullanılması, nüfus etkisini arındırdığı için geleneksel çerçevede daha gelişmiş bir gösterge kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Geleneksel kalkınma ölçütlerinin (GSMHGSMH ve kişi başına düşen reel gelir) temel işlevini tanımlamak.
Bu ölçütlerin, ekonomik büyüme adı verilen niceliksel üretim artışını ölçmek için tasarlandığı saptanır.
Soruda istenen 'eleştiri olmayan' seçeneği bulmak için ölçütün neyi amaçladığını bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin 'kalkınma' (niteliksel süreç) ve 'büyüme' (niceliksel süreç) ayrımı üzerinden analiz edilmesi.
Gelir dağılımı, dışsallıklar ve sosyal göstergelerin eksikliğinin birer kısıt olduğu görülür.
Geleneksel ölçütlerin neden yetersiz kaldığını anlamak, doğru cevabı ayırt etmeyi sağlar.
3
Kişi başına düşen gelir hesaplamasının mantığını değerlendirmek.
Hasılanın nüfusa bölünmesinin bir 'noksanlık' değil, nicel analizi daha tutarlı kılan bir 'yöntem' olduğu sonucuna varılır.
Hesaplama yönteminin kendisi bir eleştiri konusu değildir; eleştiri, bu yöntemin sosyal gerçekliği yansıtmadığına yöneliktir.

Anahtar Kavram

Geleneksel Kalkınma Ölçütlerinin Sınırları ve Büyüme-Kalkınma Ayrımı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 53Soru

İktisadi kalkınma yazınında geleneksel ölçüt olarak kabul edilen kişi başına düşen reel gayrisafi millî hasıla (GSMHGSMH), bir ekonomideki üretim kapasitesini yansıtsa da toplumsal refah ve kalkınma düzeyini ölçmede bazı kısıtlara sahiptir. Buna göre, bir ülkede kişi başına düşen reel gelirin artış göstermesine rağmen, kalkınma ve refah düzeyinin aynı ölçüde iyileşmemesinin nedenleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızının, reel milli gelir artış hızının altında kalması

Cevap

Nüfus artış hızının, reel milli gelir artış hızının altında kalması, kişi başına düşen gelirin artmasının bir sebebi olup, refahın gelirle aynı hızda artmamasını açıklayan bir kısıt değildir.
Kişi başına düşen reel gelirin artması için temel koşul, milli gelir artış hızının nüfus artış hızından yüksek olmasıdır. Bu durum matematiksel bir sonuçtur ve kişi başına düşen gelirin refahı neden tam yansıtmadığını açıklayan bir kısıt veya eksiklik değildir. Aksine, per capita gelirin artmasını sağlayan bir mekanizmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kişi başına düşen reel gelir formülünü analiz et.
Kis\ci Bas\cına Gelir=Toplam Reel GelirToplam Nu¨fusKişi\ Başına\ Gelir = \frac{Toplam\ Reel\ Gelir}{Toplam\ Nüfus}
Geleneksel ölçütün matematiksel temelini anlamak için gereklidir.
2
Kalkınma ve refahın gelir artışına paralel gitmemesine neden olan nitel unsurları belirle.
Gelir dağılımı, dışsallıklar (çevre), boş zaman ve üretim kompozisyonu (savunma vs.) refahı belirleyen kısıtlardır.
Geleneksel ölçütün neleri dışladığını (unuttuğunu) tespit etmek gerekir.
3
Nüfus ve gelir artış hızı arasındaki ilişkiyi değerlendir.
Nüfus artışının gelir artışından düşük olması, kişi başına düşen payı artırır. Bu bir kısıt değil, gelirin artma koşuludur.
Seçenekler arasındaki mantıksal ayırımı yapmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Geleneksel Kalkınma Ölçütlerinin (Milli Gelir) Refahı Ölçmedeki Kısıtları

İpuçları

1
Geleneksel ölçütlerin 'neleri görmezden geldiğini' (dışladığını) düşünün.
2
Refah artışı için sadece gelirin artması yeterli midir, yoksa bu gelirin nasıl kazanıldığı ve nasıl paylaşıldığı da önemli midir?
3
Nüfus artış hızı ile milli gelir artış hızı arasındaki fark, kişi başına düşen gelirin hesaplanmasındaki temel değişkendir, bir ölçüm kusuru değildir.

Daha Fazla Pratik

İnsani Gelişme Endeksi (HDI) gibi modern ölçütlerin geleneksel ölçütlerdeki hangi eksikleri giderdiğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 54Soru

İktisadi kalkınma literatüründe, ülkelerin insani gelişmişlik düzeylerini toplumsal cinsiyet perspektifinden değerlendirmek amacıyla çeşitli endeksler kullanılmaktadır. Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDPUNDP) tarafından 20142014 yılından itibaren uygulanan yönteme göre, Toplumsal Cinsiyet Gelişim Endeksi (GDIGDI) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsani gelişme boyutlarındaki (sağlık, eğitim ve gelir) kazanımların kadın ve erkekler için ayrı ayrı hesaplanmasıyla elde edilen değerlerin birbirine oranını temsil eder.

Cevap

Toplumsal Cinsiyet Gelişim Endeksi (GDIGDI), insani gelişme boyutlarındaki (sağlık, eğitim, gelir) kazanımların kadın ve erkekler için ayrı ayrı hesaplanarak birbirine oranlanması esasına dayanır.
Toplumsal Cinsiyet Gelişim Endeksi (GDIGDI), insani gelişme başarısının temel boyutları olan sağlık, eğitim ve yaşam standardı verilerini kadın ve erkekler için ayrı ayrı hesaplar. Bu iki değerin birbirine oranı (HDIkadın/HDIerkekHDI_{kadın} / HDI_{erkek}), ülkelerdeki cinsiyet temelli gelişme uçurumunu gösterir. Değer 11'e yaklaştıkça eşitlik artar.

Adım Adım Çözüm

1
Endeksin boyutlarını belirleme
GDI; sağlık (yaşam beklentisi), eğitim (beklenen ve ortalama eğitim yılı) ve gelir (kişi başına düşen GSYH) boyutlarını esas alır.
HDIHDI ile aynı boyutların kullanıldığını teyit etmek gerekir.
2
Hesaplama mantığını analiz etme
Kadınlar için bir HDIHDI (HDIfHDI_f) ve erkekler için bir HDIHDI (HDImHDI_m) ayrı ayrı hesaplanır.
Cinsiyetler arası farkın nasıl somutlaştırıldığını anlamak içindir.
3
Nihai endeks değerine ulaşma
GDI=HDIkadınHDIerkekGDI = \frac{HDI_{kadın}}{HDI_{erkek}} formülü uygulanır.
GDI'nın bir oran endeksi (ratio) olduğu sonucuna varılır.

Anahtar Kavram

Toplumsal Cinsiyet Gelişim Endeksi (GDIGDI), kadın ve erkekler arasındaki insani gelişme farklılıklarını HDIHDI boyutları üzerinden bir oran olarak sunar.

Daha Fazla Pratik

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi (GIIGII) ile GDI arasındaki boyut farklarını (özellikle üreme sağlığı ve işgücü piyasası) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 55Soru

Gelişmekte olan bir ekonominin uzun dönemli büyüme sürecinde üretim faktörlerinin düşük verimli alanlardan yüksek verimli alanlara kayması ve toplumsal yapının dönüşümü 'yapısal değişim' olarak adlandırılır. Clark-Fisher hipotezi ve Chenery'nin ampirik çalışmaları bu süreci çeşitli aşamalarla açıklar.

Buna göre, bir ülkenin iktisadi kalkınma sürecinde ortaya çıkan yapısal değişim özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalkınmanın her aşamasında sanayi sektörünün toplam istihdam içindeki payının, hizmetler sektörünün payından daima daha yüksek olması

Cevap

Kalkınmanın her aşamasında sanayi sektörünün payının hizmetler sektöründen yüksek olduğu ifadesi yanlıştır; çünkü gelişmiş aşamalarda hizmetler sektörü ekonominin en büyük sektörü haline gelir.
İktisadi kalkınma literatüründe Clark-Fisher hipotezi ve Kuznets'in bulguları, kalkınmanın ileri aşamalarında 'hizmetleşme' (tertiarization) sürecinin yaşandığını gösterir. Bu süreçte hizmetler sektörü, hem istihdam payı hem de GSYH içindeki pay açısından sanayi sektörünü geride bırakarak birinci sıraya yerleşir. Dolayısıyla sanayinin payının daima hizmetlerden yüksek olması fiziksel ve teorik olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Yapısal değişim kavramını analiz etme
Kalkınmanın sadece üretim artışı değil, tarımdan sanayi ve hizmetlere geçiş olduğu belirlendi.
Sorunun temel çerçevesini çizmek için bu tanım gereklidir.
2
Clark-Fisher hipotezini uygulama
Sırasıyla tarım, sanayi ve en sonunda hizmetler sektörünün baskın hale geldiği anlaşıldı.
Sektörel ağırlıkların zaman içindeki değişim sırasını belirlemek için kullanılır.
3
Seçenekleri ampirik bulgularla karşılaştırma
Sanayinin hizmetleri daima geride bıraktığı bilgisinin, hizmetler sektörünün büyüklüğü gerçeğiyle çeliştiği görüldü.
Yanlış olan önermeyi tespit etmek için gerçek dünya verileri ve teorik modeller kullanılır.

Anahtar Kavram

Clark-Fisher Sektörel Dönüşüm Hipotezi
Soru 56Soru

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDPUNDP) tarafından uygulanan Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi (C\cBYEÇBYE) yönteminde; eğitim, sağlık ve yaşam standartları boyutlarının her biri toplam endeks puanının 1/31/3 ağırlığına sahiptir. Aşağıdaki tabloda bir hanehalkının bu endeks kapsamındaki yoksunluk durumu özetlenmiştir:

BoyutGösterge GrubuYoksunluk Durumu
EğitimOkullaşma yılı ve okula devamYoksunluk yok
SağlıkBeslenme ve çocuk ölümleriYoksunluk yok
Yaşam StandartlarıPişirme yakıtı, sanitasyon, su, elektrik, konut ve varlıklarTamamında yoksunluk var

Bu hanehalkının C\cBYEÇBYE kapsamında hesaplanan yoksunluk puanı ve yoksulluk statüsü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yoksunluk puanı 1/31/3'tür ve hanehalkı "çok boyutlu yoksul" olarak kabul edilir.

Cevap

Hanehalkının yoksunluk puanı 1/31/3 (veya %33,3\%33,3) olarak hesaplanır ve bu puan tam yoksulluk eşiği olduğu için hanehalkı "çok boyutlu yoksul" olarak tanımlanır.
Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi'nde üç ana boyutun her birinin ağırlığı 1/31/3'tür. Yaşam standartları boyutu altı farklı göstergeden oluşur ve bu göstergelerin tamamında yoksunluk çeken bir hanehalkı, o boyuta atanan tüm ağırlığı (1/31/3) almış olur. UNDPUNDP standartlarına göre toplam yoksunluk puanı 1/31/3 (veya %33,3\%33,3) ve üzerinde olan bireyler/haneler 'çok boyutlu yoksul' kabul edildiği için hanehalkının puanı tam bu eşik değerindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Boyut ağırlıklarını belirle.
Eğitim, Sağlık ve Yaşam Standartları boyutlarının her birinin ağırlığı toplam puan içinde 1/31/3'tür.
C\cBYEÇBYE metodolojisinde üç temel boyut eşit ağırlığa sahiptir.
2
Hanehalkının toplam yoksunluk skorunu hesapla.
Hanehalkı Yaşam Standartları boyutundaki göstergelerin tamamında (6/66/6) yoksunluk çektiği için bu boyuttan gelen puan 1/3×1=1/31/3 \times 1 = 1/3'tür.
Diğer boyutlarda yoksunluk olmadığı için toplam puan sadece bu boyuttan gelir.
3
Hesaplanan puanı yoksulluk eşiği ile kıyasla.
Toplam puan 1/31/31/3 \geq 1/3 olduğu için hanehalkı yoksul kategorisine girer.
C\cBYEÇBYE eşiğine göre ağırlıklı yoksunluk puanı 1/31/3 (yaklaşık %33,3\%33,3) ve üzerinde olanlar çok boyutlu yoksul sayılır.

Anahtar Kavram

Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi (C\cBYEÇBYE) Ağırlıklandırma ve Yoksulluk Eşiği

İpuçları

1
ÇBYE'de eğitim, sağlık ve yaşam standartları boyutlarının ağırlıkları birbirine eşittir.
2
Bir hanehalkının yoksul sayılması için toplam yoksunluk puanının en az üçte bir (1/31/3) olması gerekir.
3
Eğer bir boyutun tamamında (örneğin yaşam standartları) yoksunluk varsa, o boyuttan gelen puan tam olarak 1/31/3 olur.

Daha Fazla Pratik

Şiddetli yoksulluk (severe poverty) eşiğinin %50, yoksulluk hassasiyetinin (vulnerability) ise %20-33,3 arası olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 57Soru

İktisadi kalkınma yazınında refahın ölçülmesine yönelik geliştirilen Fiziki Yaşam Kalitesi Endeksi (PQLI), temel olarak ülkelerin sosyal gelişimini yansıtmayı amaçlayan üç farklı değişkenin birleştirilmesiyle oluşturulmaktadır. Buna göre, PQLI'nın hesaplanmasında kullanılan bu göstergelerin nihai endeks değerine dönüştürülme yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üç temel göstergenin basit aritmetik ortalaması alınarak 00 ile 100100 arasında bir skor elde edilir.

Cevap

PQLI hesaplanırken üç temel sosyal göstergenin (bebek ölümü, 1 yaşındaki yaşam beklentisi ve okuryazarlık) aritmetik ortalaması alınır ve sonuç 0 ile 100 arasında bir değer olarak ifade edilir.
Doğru seçenek, PQLI'nın Morris D. Morris tarafından önerilen temel yapısını açıklamaktadır. Bu endeks, bebek ölüm oranı, bir yaşındaki yaşam beklentisi ve okuryazarlık oranı verilerini kullanır. Her bir gösterge 0 ile 100 arasında puanlandıktan sonra bu üç değerin basit aritmetik ortalaması alınarak nihai ülke skoru belirlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Endeksin bileşenlerini belirle.
Bebek Ölüm Oranı, 11 Yaşındaki Yaşam Beklentisi ve Okuryazarlık Oranı.
PQLI'nın Morris D. Morris tarafından belirlenen üç temel sosyal ayağı bunlardır.
2
Hesaplama yöntemini tanımla.
Basit aritmetik ortalama.
Bu endekste her üç gösterge de refah üzerinde eşit öneme (ağırlığa) sahip kabul edilir.
3
Ölçek aralığını kontrol et.
00 ile 100100 arası.
Her gösterge 00 (en kötü) ile 100100 (en iyi) arasında standardize edilmiştir.

Anahtar Kavram

PQLI Hesaplama Metodolojisi

Daha Fazla Pratik

HDI ile PQLI arasındaki farkları (özellikle yaşam süresi ölçümü ve gelir değişkeni) bir tablo üzerinden incelemek bu konudaki kafa karışıklığını tamamen giderir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 58Soru

İktisadi kalkınma literatüründe, ekonominin üretim yapısının birincil sektörlerden (tarım) ikincil (sanayi) ve üçüncül (hizmetler) sektörlere doğru kaymasını ifade eden 'yapısal değişim' (structural change) süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalkınma sürecinde Engel Kanunu uyarınca gıda maddelerine olan talebin gelir esnekliğinin düşük olması, tarım sektörünün GSYH ve istihdam içindeki payının oransal olarak azalmasına neden olur.

Cevap

Engel Kanunu uyarınca gıda maddelerine olan talebin gelir esnekliğinin düşük olması, tarım sektörünün payının azalmasına yol açan temel yapısal değişim özelliğidir.
İktisadi kalkınma sürecinde Clark ve Fisher tarafından ortaya atılan hipotez uyarınca, kişi başına düşen gelir arttıkça tüketim harcamalarının bileşimi değişir. Engel Kanunu'na göre gıda maddelerinin gelir esnekliği düşüktür; bu durum sanayi ve hizmet sektörlerine olan talebin daha hızlı artmasına ve dolayısıyla tarımın GSYH içindeki payının nispi olarak azalmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Yapısal değişim kavramını tanımlama
Ekonominin tarımdan sanayi ve hizmetlere doğru sektörel dönüşümüdür.
Sorunun temel çerçevesini belirlemek için gereklidir.
2
Talep yönlü faktörü (Engel Kanunu) analiz etme
Gelir arttıkça temel gıda maddelerine ayrılan bütçe payı azalır (Gelir esnekliği < 1).
Tüketim kalıplarının tarımsal üretim payını nasıl düşürdüğünü açıklar.
3
Arz yönlü faktörü (Sektörel verimlilik) analiz etme
Tarımda verimlilik artarken, talep sınırlı kaldığı için işgücü sanayi ve hizmetlere kayar.
İstihdam payındaki değişimin nedenini açıklar.

Anahtar Kavram

Clark-Fisher Hipotezi ve Sektörel Dönüşüm

Daha Fazla Pratik

Kuznets'in gelir dağılımı ile yapısal değişim arasındaki ilişkisini (Ters-U Hipotezi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 59Soru

Sürdürülebilir kalkınmanın kuramsal temelleriyle ilgili bir yaklaşıma göre; fiziki sermaye (KpK_p), beşeri sermaye (KhK_h) ve doğal sermaye (KnK_n) birbirinin tam ikamesi olarak kabul edilir. Bu görüşe göre, doğal sermayedeki bir azalma; eğitim, teknoloji veya altyapı yatırımlarıyla telafi edilebildiği sürece toplam refah düzeyi korunabilir ve kalkınma devam edebilir. Gelecek nesillere aktarılan toplam sermaye stokunun (Ktoplam=Kp+Kh+KnK_{toplam} = K_p + K_h + K_n) değerinin zaman içinde azalmamasını sürdürülebilirlik için yeterli gören bu yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zayıf Sürdürülebilirlik

Cevap

Doğal sermayenin diğer sermaye türleriyle tam ikame edilebilir olduğunu savunan 'Zayıf Sürdürülebilirlik' yaklaşımıdır.
Zayıf sürdürülebilirlik yaklaşımı, Neoklasik büyüme teorisine dayanır ve sermaye türleri (fiziki, beşeri ve doğal) arasında yüksek derecede ikame edilebilirlik olduğunu varsayar. Bu yaklaşıma göre, doğal kaynakların tüketilmesi bir sorun teşkil etmez; yeter ki bu kaynaklardan elde edilen rant, yeni fiziki veya beşeri sermaye yatırımlarına dönüştürülsün ve gelecek nesillere aktarılan toplam sermaye stoku azalmasın.

Adım Adım Çözüm

1
Sermaye türleri arasındaki ilişkiyi analiz etme
Soruda fiziki, beşeri ve doğal sermayenin birbirinin 'tam ikamesi' olduğu belirtilmiştir.
Sürdürülebilirlik yaklaşımları sermaye stoklarının birbirini telafi edip edemeyeceği varsayımı üzerine ikiye ayrılır.
2
Sürdürülebilirlik kriterini belirleme
Toplam sermaye stokunun (KtoplamK_{toplam}) korunması kriterine ulaşılmıştır.
Zayıf sürdürülebilirlik, sermayenin kompozisyonundan ziyade toplam değerinin korunmasına odaklanır.
3
Kavramsal eşleştirme yapma
Bu özellikler 'Zayıf Sürdürülebilirlik' (Weak Sustainability) tanımıyla örtüşmektedir.
Hartwick Kuralı ile de desteklenen bu görüş, doğal kaynak tüketiminden elde edilen gelirin beşeri ve fiziki sermayeye yatırılmasını savunur.

Anahtar Kavram

Zayıf ve Güçlü Sürdürülebilirlik Ayrımı

İpuçları

1
Bu yaklaşım, doğal kaynakların yok olmasının teknolojik gelişme ve eğitimle telafi edilebileceğini varsayar.
2
Temel kriter, gelecek nesillere bırakılan toplam sermaye miktarının (Kp+Kh+KnK_p+K_h+K_n) sabit kalması veya artmasıdır.
3
Bu yaklaşımın pratik uygulamalarından biri, Dünya Bankası'nın kullandığı 'Ayarlanmış Net Tasarruf' (ANS) göstergesidir.

Daha Fazla Pratik

Güçlü sürdürülebilirlik yaklaşımının 'Kritik Doğal Sermaye' kavramını ve neden ikameye karşı çıktığını araştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 60Soru

Sürdürülebilir kalkınmanın ölçülmesinde kullanılan temel göstergelerden biri olan 'Ekolojik Ayak İzi' analizi, insan faaliyetlerinin biyosfer üzerindeki talebini ölçer.

Buna göre, bir ülkenin veya bölgenin 'ekolojik açık' (ecological deficit) verdiği bir durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülkenin tüketim ve atık yönetimi için ihtiyaç duyduğu toplam üretken alanın (ayak izi), o ülkenin sahip olduğu ekosistemlerin biyolojik kapasitesini aşmasıdır.

Cevap

Ekolojik açık, bir toplumun talebinin (ekolojik ayak izi), doğanın bu talebi karşılama gücünü (biyolojik kapasite) aşması durumudur.
Ekolojik ayak izi, insan faaliyetlerinin doğadan talebini ölçerken; biyolojik kapasite, doğanın bu talebi karşılama ve atıkları temizleme gücünü ifade eder. İnsan talebi doğanın arzını aştığında, yani ihtiyaç duyulan üretken alan sahip olunan alandan büyük olduğunda 'ekolojik açık' ortaya çıkar ve bu durum sürdürülebilirlik ilkelerine aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ekolojik Ayak İzi kavramını analiz et.
Bu kavram, insanların tüketim alışkanlıkları ve atıkları için ihtiyaç duydukları üretken toprak ve su alanını (küresel hektar cinsinden) temsil eder.
İnsan talebinin büyüklüğünü belirlemek için gereklidir.
2
Biyolojik Kapasite kavramını analiz et.
Bir bölgenin biyolojik olarak üretken olan ve insanların taleplerine cevap verebilen toplam ekosistem alanını temsil eder.
Doğanın sunduğu arzı belirlemek için gereklidir.
3
İki kavram arasındaki farkı hesapla.
Eğer Ayak İzi > Biyolojik Kapasite ise 'Ekolojik Açık'; tam tersi durumda ise 'Ekolojik Rezerv' oluşur.
Sürdürülebilirliğin aşılıp aşılmadığını tespit etmek için nihai karşılaştırmadır.

Anahtar Kavram

Ekolojik Ayak İzi ve Biyolojik Kapasite İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 3 / 7Sonraki
Ekonomik Kalkınma Kavramı ve Ölçülmesi Alıştırma Soruları — KPSS İktisat — Sayfa 3 | Examkin