Faiz Teorileri

102 soru

Soru 41Soru

Finansal piyasalarda, aynı risk sınıfına sahip borçlanma araçlarının vadesi ile getiri oranları arasındaki ilişkiyi gösteren verim eğrisinin (yield curve), vadenin uzamasıyla birlikte getiri oranlarının da arttığını gösteren pozitif eğimli yapısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Normal verim eğrisi

Cevap

Vade ile getiri oranı arasındaki doğru orantılı ilişkiyi gösteren pozitif eğimli yapı normal verim eğrisidir.
Normal verim eğrisi, yatırımcıların daha uzun vadeli borç verme karşılığında daha yüksek bir getiri (vade primi) talep ettikleri durumu yansıtır. Bu durumda eğri pozitif eğimlidir ve vade arttıkça getiri oranı da yükselir.

Adım Adım Çözüm

1
Vade ve getiri oranı arasındaki ilişkinin yönünü belirleyin.
Soru kökünde vadenin uzamasıyla getiri oranının arttığı, yani pozitif bir ilişki olduğu belirtilmiştir.
Verim eğrisinin eğimi, vade ile faiz arasındaki korelasyonu belirler.
2
Belirlenen pozitif eğimli yapının terminolojik karşılığını bulun.
Pozitif eğimli verim eğrisi literatürde 'normal verim eğrisi' olarak adlandırılır.
Ekonomik istikrar dönemlerinde vade riskinden dolayı uzun vadeli getirilerin daha yüksek olması beklenen durumdur.

Anahtar Kavram

Normal Verim Eğrisi

Daha Fazla Pratik

Ters verim eğrisinin (inverted yield curve) neden bir ekonomik resesyon öncüsü olarak kabul edildiğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 42Soru

Ödünç Verilebilir Fonlar Teorisi'nin (Neo-Klasik Faiz Teorisi) geçerli olduğu bir ekonomide; hükümetin artan kamu harcamalarını finanse etmek amacıyla hazine borçlanma senetleri arzını artırdığı, eş anlı olarak Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadele kapsamında piyasadan likidite çekerek net para arzını azalttığı ve hanehalklarının gelecek dönemdeki belirsizlikler nedeniyle nakit paraya olan taleplerini (istifleme/hoarding) artırdıkları bir senaryo düşünülmektedir.

Buna göre, ödünç verilebilir fon piyasasında denge faiz oranındaki değişim ve fon arz/talep eğrilerinin kayma yönleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ödünç verilebilir fon arzı azalırken fon talebi artar; denge faiz oranı kesinlikle yükselir.

Cevap

Denge faiz oranının kesinlikle yükseldiği, fon arzının azaldığı ve fon talebinin arttığı seçenek doğrudur.
Ödünç Verilebilir Fonlar Teorisi'ne göre denge faiz oranı S+ΔM=I+ΔH+(GT)S + \Delta M = I + \Delta H + (G-T) eşitliği ile belirlenir. Senaryoda para arzının azaltılması fon arzını sola kaydırırken (SLS_L \downarrow), kamu borçlanması ve istiflemedeki artış fon talebini sağa kaydırmaktadır (DLD_L \uparrow). Arzın azalması ve talebin artması, denge faiz oranının (ii) tartışmasız bir şekilde yükselmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Ödünç verilebilir fon arzının (SLS_L) bileşenlerini belirlemek.
SL=S+ΔMS_L = S + \Delta M (Tasarruflar + Para Arzındaki Artış).
Teoriye göre fon arzı reel tasarruflardan ve bankacılık sisteminin yarattığı yeni paradan oluşur.
2
Ödünç verilebilir fon talebinin (DLD_L) bileşenlerini belirlemek.
DL=I+(GT)+ΔHD_L = I + (G - T) + \Delta H (Yatırımlar + Bütçe Açığı + İstifleme).
Fon talebi özel yatırımlar, kamu borçlanması ve bireylerin nakit tutma arzusundan kaynaklanır.
3
Senaryodaki değişimlerin eğriler üzerindeki etkisini analiz etmek.
Para arzının azalması (ΔM<0\Delta M < 0) arz eğrisini sola; bütçe açığının artması (GT>0G-T > 0) ve istifleme artışı (ΔH>0\Delta H > 0) talep eğrisini sağa kaydırır.
Daraltıcı para politikası arzı kısarken, borçlanma ve nakit tercihi talebi artırır.
4
Denge faiz oranı (ii) üzerindeki net etkiyi bulmak.
SLS_L \leftarrow (sola) ve DLD_L \rightarrow (sağa) olduğu için ii kesinlikle artar.
Fon kıtlığı ve artan talep, fonların fiyatı olan faizi yukarı iter.

Anahtar Kavram

Ödünç Verilebilir Fonlar Piyasasında Arz ve Talep Şokları

İpuçları

1
Bu teoride faiz, sadece tasarruf ve yatırımla değil, aynı zamanda para arzındaki değişimler ve nakit tutma (istifleme) arzusuyla belirlenir.
2
Hükümetin borçlanmak için tahvil satması fon talebini artırırken, Merkez Bankası'nın daraltıcı politikası fon arzını azaltır.
3
Arz eğrisi sola, talep eğrisi sağa kayıyorsa; her iki hareket de faiz oranını yukarı yönlü etkileyecektir.

Daha Fazla Pratik

Bütçe açığının özel yatırımları dışlaması (crowding out) mekanizmasını bu teori üzerinden inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 43Soru

Bir ekonomide beklenen enflasyon oranı %12\%12, hedeflenen reel faiz oranı ise %8\%8 olarak öngörülmektedir. Fisher denklemine (Fisher Etkisi) göre, bu ekonomide oluşacak nominal faiz oranı yüzde kaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 20

Cevap

Nominal faiz oranı %20\%20 olmalıdır.
Fisher Etkisi'ne göre nominal faiz oranı (ii), reel faiz oranı (rr) ile beklenen enflasyon oranının (πe\pi^e) toplamına eşittir (i=r+πei = r + \pi^e). Bu durumda %8\%8 reel faiz ve %12\%12 beklenen enflasyonun toplamı olan %20\%20, doğru nominal faiz oranını verir.

Adım Adım Çözüm

1
Fisher denklemi formülünü belirle.
i=r+πei = r + \pi^e
Nominal faiz (ii), reel faiz (rr) ve beklenen enflasyon (πe\pi^e) arasındaki ilişkiyi kurmak için.
2
Verilen değerleri formülde yerine koy.
i=8+12i = 8 + 12
Reel faiz %8\%8 ve beklenen enflasyon %12\%12 olarak verilmiştir.
3
Toplama işlemini gerçekleştir.
i=20i = 20
Nominal faiz, yatırımcının talep ettiği reel getiri ile paranın değer kaybını karşılayan enflasyon priminin toplamıdır.

Anahtar Kavram

Nominal faiz oranı, reel faiz oranı ile beklenen enflasyon oranının toplamından oluşur (Fisher Etkisi).

Daha Fazla Pratik

Gerçekleşen enflasyon ile beklenen enflasyon arasındaki farkın, borçlu ve alacaklı arasındaki servet transferine etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 44Soru

Klasik Faiz Teorisi'nde (Reel Faiz Teorisi) paranın tarafsızlığı varsayımı altında, faiz oranları sadece reel değişkenler tarafından belirlenmektedir. Buna göre, Klasik Faiz Teorisi'ne göre denge faiz oranının oluşmasında etkili olan temel reel unsurlar aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tasarruf arzı ve yatırım talebi

Cevap

Denge faiz oranının belirlenmesinde temel reel unsurlar tasarruf arzı ve yatırım talebidir.
Klasik (Reel) Faiz Teorisi'ne göre faiz, ödünç verilebilir fonlar piyasasında dengeyi sağlayan fiyattır. Fonların arz kaynağı hanehalklarının tasarrufları (SS), fonların talep kaynağı ise firmaların yatırım harcamalarıdır (II). Dolayısıyla denge faiz oranı, SS ve II eğrilerinin kesiştiği noktada reel olarak belirlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klasik faiz tanımını hatırla
Klasiklere göre faiz, tüketimden vazgeçmenin (tüketimi geleceğe ertelemenin) bir ödülüdür.
Teorinin 'Zaman Tercihi' varsayımı gereği, bireyler bugünkü tüketimlerini faiz getirisi karşılığında ertelerler.
2
Arz ve talep bileşenlerini belirle
Tasarruflar (SS) ödünç verilebilir fon arzını, yatırımlar (II) ise ödünç verilebilir fon talebini oluşturur.
Yatırım talebi 'Sermayenin Marjinal Verimliliği' tarafından, tasarruf arzı ise hanehalkının zaman tercihi tarafından belirlenir.
3
Denge koşulunu kur
S=IS = I noktasında reel denge faiz oranı (ii) belirlenir.
Klasik iktisatta paranın tarafsızlığı gereği, para arzındaki değişimler bu reel faiz oranını etkilemez.

Anahtar Kavram

Klasik Faiz Teorisi'nde faiz, reel bir değişken olup tasarruf arzı ve yatırım talebi tarafından belirlenir.

İpuçları

1
Klasik iktisatçılar paranın tarafsız olduğunu (peçe varsayımı) kabul ederler.

Daha Fazla Pratik

Klasik Faiz Teorisi'nde teknolojik bir gelişmenin yatırım talebini artırmasının denge faiz oranı üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 45Soru

Wicksell’in kümülatif süreç analizine göre, bankacılık sistemi tarafından belirlenen piyasa faiz oranının (ipi_p), sermayenin marjinal verimliliğine eşit olan doğal faiz oranından (idi_d) daha düşük olması (ip<idi_p < i_d) durumunda ekonomide aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fiyatlar genel düzeyinde kümülatif bir artış yaşanması

Cevap

Fiyatlar genel düzeyinde kümülatif bir artış yaşanması
Wicksell'in faiz teorisine göre, bankaların belirlediği piyasa faizi (ipi_p), reel ekonomideki sermaye getirisini temsil eden doğal faizin (idi_d) altına düştüğünde yatırım maliyeti düşer. Bu durum toplam yatırımların tasarrufları aşmasına ve harcamaların artmasına yol açarak fiyatlar genel düzeyinde kümülatif (birikimli) bir artışa (enflasyona) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Faiz oranlarını karşılaştır
ip<idi_p < i_d durumu belirlenir.
Soruda verilen temel varsayım piyasa faizinin doğal faizden düşük olmasıdır.
2
Yatırım ve tasarruf ilişkisini analiz et
Yatırımlar (II) > Tasarruflar (SS)
Düşük piyasa faizi borçlanma maliyetini düşürürken, yüksek doğal faiz sermaye getirisinin yüksek olduğunu gösterir; bu da yatırım iştahını artırır.
3
Fiyatlar genel düzeyi üzerindeki etkiyi belirle
Kümülatif fiyat artışı (enflasyonist süreç)
Yatırımların tasarrufları aşması toplam talebi artırır ve Wicksell'in 'kümülatif süreç' dediği sürekli fiyat artışlarını tetikler.

Anahtar Kavram

Wicksell'in Kümülatif Süreç Analizi
Soru 46Soru

Klasik Faiz Teorisi'nin (Reel Faiz Teorisi) varsayımlarının geçerli olduğu tam istihdamdaki bir ekonomide; sermayenin marjinal verimliliğini artıran bir teknolojik gelişme ile eş anlı olarak hanehalklarının zaman tercihi oranlarında bir artış (bugünkü tüketimi gelecekteki tüketime daha fazla tercih etme eğilimi) yaşandığı varsayılmaktadır.

Buna göre, yeni piyasa dengesinde reel faiz oranları (ii) ve denge yatırım miktarı (II) nasıl değişir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reel faiz oranı kesinlikle artar, denge yatırım miktarındaki değişim belirsizdir.

Cevap

Reel faiz oranı kesinlikle artar, denge yatırım miktarındaki değişim belirsizdir.
Klasik iktisadi düşüncede yatırım talebi (II) sermayenin marjinal verimliliğine, tasarruf arzı (SS) ise zaman tercihlerine dayanır. Teknolojik gelişme yatırım talebini sağa (II \uparrow), zaman tercihlerinin yükselmesi ise tasarruf arzını sola (SS \downarrow) kaydırır. Arzın azalması ve talebin artması faiz oranını kesinlikle yükseltirken, denge miktarındaki değişim hangi eğrinin ne kadar kaydığına bağlı olarak belirsiz kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Yatırım talebi (II) üzerindeki etkiyi belirlemek
Yatırım talebi eğrisi sağa kayar.
Teknolojik gelişme sermayenin marjinal verimliliğini artırarak her faiz oranında daha fazla yatırım yapılmasını sağlar.
2
Tasarruf arzı (SS) üzerindeki etkiyi belirlemek
Tasarruf arzı eğrisi sola kayar.
Zaman tercihi oranının yükselmesi, hanehalklarının bugünkü tüketimi daha çok sevmesi ve daha az tasarruf yapması anlamına gelir.
3
Reel faiz oranı (ii) üzerindeki birleşik etkiyi analiz etmek
Reel faiz oranı kesinlikle artar.
Yatırım talebinin artması (II \rightarrow) ve tasarruf arzının azalması (SS \leftarrow) her ikisi de faiz oranını yukarı çeken hareketlerdir.
4
Denge yatırım miktarı üzerindeki birleşik etkiyi analiz etmek
Miktar değişimi belirsizdir.
Yatırım talebinin artması denge miktarını artırıcı, tasarruf arzının azalması ise denge miktarını azaltıcı etki yapar; net sonuç eğrilerin kayma büyüklüğüne bağlıdır.

Anahtar Kavram

Klasik faiz teorisinde faiz, tasarruf arzı ve yatırım talebinin kesiştiği noktada belirlenen reel bir değişkendir.

İpuçları

1
Klasik faiz teorisinde tasarruf arzı ve yatırım talebi eğrilerinin yönlerini hatırlayın.
2
Sermaye verimliliği artışı yatırım talebini sağa, hanehalklarının bugünkü tüketim isteğinin artması tasarruf arzını sola kaydırır.
3
İki eğrinin faizi aynı yöne mi yoksa zıt yöne mi ittiğine odaklanın; miktar için ise etkilerin yönlerinin zıt olduğunu göreceksiniz.

Daha Fazla Pratik

Klasik modelde para arzındaki bir artışın faiz oranlarını neden etkilemediğini (paranın tarafsızlığı) araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 47Soru

Bir ekonomide sermayenin marjinal verimliliğindeki gerileme sonucu doğal faiz oranının (idi_d), bankacılık sistemince belirlenen piyasa faiz oranının (ipi_p) altında kaldığı varsayıldığında; Wicksell'in analizine göre kümülatif süreç aşağıdakilerden hangisiyle sonuçlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam tasarrufların toplam yatırımları aşması sonucunda fiyatlar genel düzeyinin kümülatif olarak düşmesi

Cevap

Toplam tasarrufların toplam yatırımları aşması sonucunda fiyatlar genel düzeyinin kümülatif olarak düşmesi
Wicksell'in analizine göre, doğal faiz oranının piyasa faiz oranından düşük olması (id<ipi_d < i_p) durumunda, yatırımların getirisi bankaların talep ettiği kredi faizinden düşüktür. Bu dengesizlik yatırım talebinin azalmasına ve tasarruf arzının artmasına (S>IS > I) neden olur. Ekonomideki toplam talep yetersizliği, fiyatlar genel düzeyinde kümülatif bir düşüş (deflasyonist süreç) başlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal faiz oranı ile piyasa faiz oranı arasındaki ilişkiyi analiz etmek
id<ipi_d < i_p eşitsizliği saptanır.
Sermayenin marjinal verimliliğindeki azalış, yatırımın beklenen getirisi olan doğal faiz oranını aşağı çeker.
2
Tasarruf ve yatırım dengesini değerlendirmek
Tasarruflar yatırımları aşar (S>IS > I).
Piyasa faiz oranı (ipi_p) doğal faiz oranından (idi_d) yüksek olduğunda, borçlanma maliyeti getiriden fazladır; bu da tasarrufu artırırken yatırımı azaltır.
3
Toplam talep ve fiyatlar üzerindeki nihai etkiyi belirlemek
Fiyatlar genel düzeyi kümülatif olarak düşer.
S>IS > I durumu ekonomide toplam harcamaların üretim kapasitesinin altında kalmasına (talep yetersizliği) ve fiyatların sürekli düşmesine yol açar.

Anahtar Kavram

Wicksell'in kümülatif süreci ve deflasyon mekanizması

İpuçları

1
Doğal faiz sermayenin marjinal verimliliğiyle, piyasa faizi ise bankacılık sistemiyle ilgilidir.
2
Yatırımın getirisi (idi_d), borçlanma maliyetinden (ipi_p) daha düşükse yatırımcılar nasıl davranır?
3
Borçlanma maliyetinin getiriden yüksek olması yatırımları kısar, tasarrufları artırır ve fiyatları aşağı çeker.

Daha Fazla Pratik

Wicksell'in kümülatif sürecinin durması için bankaların piyasa faiz oranını (ipi_p) hangi yönde değiştirmesi gerektiğini düşününüz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 48Soru

Faiz oranlarının vade yapısını açıklayan Likidite Tercihi Hipotezi (Likidite Primi Teorisi) çerçevesinde, gelecekteki kısa vadeli faiz oranlarının değişmeyeceği beklendiği bir durumda verim eğrisinin (vade yapısının) şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Likidite primi nedeniyle pozitif eğimli (artan)

Cevap

Likidite Tercihi Hipotezi'ne göre, faiz beklentileri sabit olsa bile likidite primi nedeniyle verim eğrisi pozitif eğimlidir.
Likidite Tercihi Hipotezi'ne göre yatırımcılar uzun vadeli tahvilleri daha riskli ve az likit bulurlar. Bu nedenle, gelecekteki kısa vadeli faizlerin değişmeyeceği beklense bile (ortalama sabit kalsa bile), her vade dilimi için eklenen pozitif likidite primi faiz oranını yukarı çeker ve verim eğrisinin pozitif eğimli (artan) bir şekil almasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Likidite Tercihi Hipotezi'nin faiz oranını nasıl tanımladığını hatırla.
Uzun vadeli faiz (inti_{nt}), beklenen kısa vadeli faizlerin ortalaması ile bir likidite priminin (lntl_{nt}) toplamıdır.
Teorinin matematiksel temeli budur: int=it+it+1e+...+it+n1en+lnti_{nt} = \frac{i_t + i^e_{t+1} + ... + i^e_{t+n-1}}{n} + l_{nt}
2
Gelecekteki faiz beklentilerinin sabit olduğu varsayımını (it=it+1ei_t = i^e_{t+1}) denkleme uyarla.
Ortalama değer sabit kalsa da, vade uzadıkça likidite priminin (lntl_{nt}) pozitif ve artan olması sonucu faiz oranı yükselir.
Vade uzadıkça yatırımcıların likidite kaybı ve faiz oranı riski arttığı için daha fazla prim talep etmeleri gerekir.
3
Vade ile faiz oranı arasındaki ilişkiyi grafiksel olarak yorumla.
Vade arttıkça faiz oranının artması, verim eğrisinin yukarı doğru eğimli (pozitif eğimli) olduğunu gösterir.
Eğrinin şekli vade ve getiri arasındaki korelasyonu ifade eder.

Anahtar Kavram

Likidite Primi (Liquidity Premium)
Tahmini Süre:45s
Soru 49Soru

Faiz oranlarının vade yapısını açıklayan yaklaşımlardan Likidite Primi Teorisi temel alındığında, piyasada aşağı doğru eğimli (negatif eğimli) bir verim eğrisinin gözlemlenmesi; Saf Beklentiler Hipotezi'nin varsayımları ile kıyaslandığında gelecekteki kısa vadeli faiz oranlarına ilişkin nasıl bir beklentiye işaret eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gelecekteki kısa vadeli faiz oranlarının, Saf Beklentiler Hipotezi'nin tahmin ettiğinden daha şiddetli bir düşüş kaydedeceği beklentisine

Cevap

Gelecekteki kısa vadeli faiz oranlarının, Saf Beklentiler Hipotezi'nin tahmin ettiğinden daha şiddetli bir düşüş kaydedeceği beklentisi doğrudur.
Likidite Primi Teorisi'ne göre uzun vadeli faiz oranları, Saf Beklentiler Hipotezi'nin öngördüğü faiz oranlarına bir likidite primi (lntl_{nt}) eklenmesiyle oluşur. Likidite primi her zaman pozitif ve vadeyle artan bir yapıdadır. Eğer gözlemlenen verim eğrisi buna rağmen aşağı doğru eğimliyse, bu durum beklenen kısa vadeli faiz oranlarının ortalamasının, pozitif primi bile sıfırlayıp eğriyi aşağı çekecek kadar büyük bir hızla azaldığını gösterir. Dolayısıyla beklenen düşüş, primin olmadığı Saf Beklentiler Hipotezi'nin öngörüsünden daha şiddetli olmak zorundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik denklemi belirle
int=it+it+1e+...+it+n1en+lnti_{nt} = \frac{i_t + i^e_{t+1} + ... + i^e_{t+n-1}}{n} + l_{nt}
Likidite Primi Teorisi'ne göre uzun vadeli faiz (inti_{nt}), beklenen kısa vadeli faizlerin ortalaması ile likidite priminin (lntl_{nt}) toplamıdır.
2
Likidite priminin doğasını analiz et
lnt>0l_{nt} > 0 ve vade (nn) arttıkça lntl_{nt} artar.
Yatırımcılar uzun vadeli tahvillerin taşıdığı faiz oranı riskine karşı ek bir getiri (prim) talep ederler.
3
Eğim ve beklenti ilişkisini kur
Gözlemlenen verim eğrisi (inti_{nt}) aşağı eğimli ise, ortalama beklenen faizler bu düşüşü telafi etmek için daha hızlı düşmelidir.
Eğriye eklenen lntl_{nt} pozitif ve artan bir değer olduğu halde sonuç hala negatif eğimli çıkıyorsa, 'beklenen faizler ortalaması' bileşeni çok daha büyük bir hızla azalıyor demektir.
4
Saf Beklentiler Hipotezi (EH) ile karşılaştır
EH'de lnt=0l_{nt} = 0 olduğu için eğrinin eğimi doğrudan beklenen faizlere eşittir; LPT'de ise beklentiler eğriden daha aşağıdadır.
LPT, EH'ye göre gelecekteki faiz düşüşlerini daha 'karamsar' veya 'şiddetli' yorumlar.

Anahtar Kavram

Likidite Primi Teorisi ve Beklentiler Farkı

İpuçları

1
Likidite Primi Teorisi ile Saf Beklentiler Hipotezi arasındaki temel fark, vade arttıkça eklenen 'likidite primi' bileşenidir.
2
Likidite priminin her zaman pozitif (lnt>0l_{nt} > 0) olduğunu ve vade uzadıkça bu primin miktarının arttığını unutmayın.
3
Eğer yukarı doğru eklenen bir prim varken toplam sonuç (verim eğrisi) aşağı doğru gidiyorsa, asıl beklenti olan kısım (Saf Beklentiler kısmı) ne kadar büyük bir hızla düşüyor olmalıdır?

Daha Fazla Pratik

Verim eğrisinin tam olarak yatay (sıfır eğimli) olduğu bir durumda Saf Beklentiler Hipotezi ve Likidite Primi Teorisi'nin beklentilerini kıyaslayınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 50Soru

Faiz oranlarının vade yapısını açıklayan teorilerden biri olan Piyasa Bölünmüşlüğü Hipotezi (Market Segmentation Theory) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, bu teorinin ampirik verilerle gözlemlenen temel bir gerçeği açıklamadaki yetersizliğini ifade etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Farklı vadelerdeki faiz oranlarının zaman içinde birlikte hareket etme (co-movement) eğilimini açıklayamaması

Cevap

Piyasa Bölünmüşlüğü Hipotezi'nin ampirik gerçekleri açıklamadaki temel eksikliği, farklı vadelerdeki faiz oranlarının birlikte hareket etme (co-movement) eğilimini açıklayamamasıdır.
Piyasa Bölünmüşlüğü Hipotezi, her vadenin ayrı bir piyasa olduğunu ve bu piyasalar arasında geçişkenlik (ikame) olmadığını savunduğu için, ampirik olarak gözlemlenen 'farklı vadeli faizlerin birlikte hareket etme' gerçeğini rasyonel bir temele oturtamaz. Bu durum teorinin en büyük ampirik zayıflığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Piyasa Bölünmüşlüğü Hipotezi'nin temel varsayımını analiz edin.
Teori, farklı vadeli tahvillerin birbirinin ikamesi olmadığını ve her vadenin kendi arz-talep dengesine sahip bağımsız bir piyasa olduğunu varsayar.
Bu varsayım, bir vadedeki faiz değişiminin diğerini neden etkilemesi gerektiğini açıklamaz.
2
Ampirik gözlemleri (gerçek dünya verilerini) değerlendirin.
Tarihsel veriler, kısa vadeli faizler yükseldiğinde uzun vadeli faizlerin de yükselme eğiliminde olduğunu (birlikte hareket) göstermektedir.
Teorinin geçerliliği, bu ampirik gerçeği açıklayabilme kapasitesine bağlıdır.
3
Varsayım ile gözlem arasındaki çelişkiyi tespit edin.
Piyasaların tamamen 'bölünmüş' olduğu varsayımı, faizlerin neden eş zamanlı olarak benzer yönlerde hareket ettiğini açıklamakta yetersiz kalır.
Bağımsız piyasalar mantığı, sistematik birlikte hareketliliğe izin vermez.

Anahtar Kavram

Piyasa Bölünmüşlüğü Hipotezi ve Ampirik Eksiklikler
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 51Soru

Faiz oranlarının vade yapısını (verim eğrisi) açıklamaya yönelik geliştirilen 'Piyasa Bölünmüşlüğü Hipotezi'nin (Market Segmentation Hypothesis) temel varsayımı ve faiz oranlarının belirlenme süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Farklı vadeli tahviller birbirinin ikamesi değildir; bu nedenle her vadedeki faiz oranı, o vadeye özgü piyasadaki fon arz ve talebi tarafından bağımsız olarak belirlenir.

Cevap

Piyasa Bölünmüşlüğü Hipotezi'ne göre tahviller ikame edilemez ve her vade için faiz, o vadenin kendi arz-talep dengesiyle belirlenir.
Doğru seçenek, hipotezin temel taşını ifade etmektedir: Tahviller birbirinin ikamesi değildir. Bu durum, her vadenin kendi piyasasında (segmentinde) oluşan arz ve talep koşullarına göre faiz oranının belirlenmesine yol açar. Örneğin, uzun vadeli tahvil talebi artarsa sadece uzun vadeli faizler düşer, kısa vadeli faizler bundan etkilenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Hipotezin temel varsayımını belirle
Tahvillerin birbirinin ikamesi olmadığı (non-substitutability) ve yatırımcıların belirli vadelere hapsolduğu (hedging pressure) tespit edilir.
Teori, yatırımcıların (örneğin emeklilik fonları veya bankalar) yükümlülük vadelerine göre belirli tahvilleri tercih ettiğini varsayar.
2
Faiz belirlenme mekanizmasını analiz et
Kısa vadeli tahvillerin faizi kısa vadeli piyasada, uzun vadeli tahvillerin faizi ise uzun vadeli piyasada belirlenir.
Vadeler arası geçiş (arbitraj) olmadığı için bir piyasadaki faiz değişimi diğerini doğrudan etkilemez.

Anahtar Kavram

Vade Yapısı: Piyasa Bölünmüşlüğü Hipotezi

Daha Fazla Pratik

Piyasa Bölünmüşlüğü ile Beklentiler Hipotezi'ni birleştiren 'Tercih Edilen Habitat Teorisi'ne göz atın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 52Soru

Bir ekonomide piyasa katılımcıları, merkez bankasının enflasyonla mücadele amacıyla kısa vadede politika faizlerini kademeli olarak artıracağını; ancak bu sıkılaşma adımlarının ilerleyen yıllarda ekonomik aktiviteyi yavaşlatması sonucunda faizlerin uzun vadede tekrar ciddi bir düşüşe geçeceğini beklemektedir. Likidite Primi Teorisi (Liquidity Premium Theory) varsayıldığında, bu beklentiler ışığında piyasada oluşacak verim eğrisinin (yield curve) sergileyeceği en muhtemel görünüm aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Önce yükselen, ardından belirli bir vadeden sonra azalan çan eğrisi (humped) görünümü

Cevap

Verim eğrisi önce yükselen, ardından belirli bir vadeden sonra azalan çan eğrisi (humped) görünümü sergiler.
Likidite Primi Teorisi'ne göre verim eğrisinin şekli, gelecekteki faiz beklentileri ve vadeye göre artan likidite priminin bileşkesidir. Senaryoda kısa vadede faiz artışı beklendiği için eğri başlangıçta pozitif eğimle yükselir. Ancak uzun vadede beklenen faiz düşüşü yeterince keskinse, bu durum artan likidite primini telafi ederek eğrinin aşağı yönlü bükülmesine ve 'çan eğrisi' (humped) şeklinin oluşmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Likidite Primi Teorisi (LPT) formülünü analiz etme
int=i1t+i1,t+1e++i1,t+n1en+lnti_{nt} = \frac{i_{1t} + i^e_{1,t+1} + \dots + i^e_{1,t+n-1}}{n} + l_{nt}
LPT'ye göre uzun vadeli faizler, gelecekte beklenen kısa vadeli faizlerin ortalaması ile vadeye bağlı artan bir likidite priminin toplamıdır.
2
Kısa vade beklentilerini değerlendirme
Eğrinin ilk bölümü pozitif eğimlidir.
Kısa vadede beklenen faiz artışı (iei^e \uparrow) ve daima pozitif olan likidite primi (lnt>0l_{nt} > 0) birleşerek verim eğrisini yukarı doğru iter.
3
Uzun vade beklentilerini değerlendirme
Eğri bir noktadan sonra negatif eğime döner.
Uzun vadede beklenen keskin faiz düşüşü, vade arttıkça büyüyen likidite priminin pozitif etkisini domine eder ve ortalama faiz oranını aşağı çeker.
4
Geometrik şekli birleştirme
Çan eğrisi (humped) yapısı oluşur.
Başlangıçtaki yükseliş ile sonradan gelen düşüşün birleşimi, verim eğrisinin bir 'tümsek' veya çan şekli almasına neden olur.

Anahtar Kavram

Likidite Primi Teorisi ve Beklentilerin Verim Eğrisi Üzerindeki Bileşik Etkisi

İpuçları

1
Likidite Primi Teorisi'nin formülünde uzun vadeli faizlerin iki bileşenden (beklentiler ortalaması + prim) oluştuğunu hatırlayın.
2
Likidite primi vade uzadıkça her zaman artar, dolayısıyla verim eğrisini her zaman yukarı doğru çekme eğilimindedir.
3
Eğer beklenen faiz düşüşü, likidite primindeki artıştan daha büyükse eğri aşağı döner; her iki durumun sırayla gerçekleşmesi 'çan' şeklini oluşturur.

Daha Fazla Pratik

Likidite Primi Teorisi varsayımı altında yatay bir verim eğrisinin gelecekteki kısa vadeli faizlerin 'hafifçe düşeceği' anlamına geldiği durumları inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 53Soru

Keynesyen Likidite Tercihi Teorisi çerçevesinde, Merkez Bankası'nın açık piyasa işlemleri yoluyla piyasadan tahvil satın alarak para arzını artırması durumunda, para piyasasında meydana gelecek değişimle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Para arzı eğrisi sağa kayar ve veri para talebi altında denge faiz oranı düşer.

Cevap

Para arzı eğrisi sağa kayar ve veri para talebi altında denge faiz oranı düşer.
Keynesyen Likidite Tercihi Teorisi'ne göre para arzı Merkez Bankası tarafından kontrol edilen dışsal bir değişkendir. Merkez Bankası'nın tahvil satın alması (açık piyasa alımı) piyasadaki para miktarını artırır. Bu durum grafiksel olarak dikey olan para arzı eğrisinin sağa kaymasına neden olur. Negatif eğimli para talebi eğrisi sabitken, para arzındaki bu artış piyasada para fazlası yaratır. Ekonomik birimler bu fazlalığı tahvil alımında kullandıkça tahvil fiyatları yükselir ve denge faiz oranı düşer.

Adım Adım Çözüm

1
Merkez Bankası'nın açık piyasa işlemini analiz etme
Merkez Bankası tahvil satın aldığında piyasaya para sürer, bu da para arzının (MsM_s) artması demektir.
Açık piyasa alımı, sistemdeki rezerv miktarını ve dolayısıyla para arzını artıran genişletici bir para politikası aracıdır.
2
Para piyasası grafiği üzerinde arz kaymasını belirleme
Dikey olan para arzı eğrisi (MsM_s) sağa doğru hareket eder.
Dışsal para arzı varsayımı altında, miktardaki artış eğrinin sağa kaymasıyla temsil edilir.
3
Yeni denge noktasını ve faiz etkisini saptama
Yeni arz eğrisi, negatif eğimli para talebi (LL) eğrisi ile daha düşük bir faiz seviyesinde kesişir.
Para arzı fazlası oluştuğunda bireyler ellerindeki fazla nakit ile tahvil satın almaya başlar, tahvil fiyatları yükselir ve faiz oranları düşer.

Anahtar Kavram

Keynesyen Para Piyasası Dengesi ve Para Politikası Aktarımı

İpuçları

1
Merkez Bankası piyasadan tahvil aldığında karşılığında piyasaya ne verir?
2
Para arzı arttığında, para piyasası grafiğindeki dikey doğru hangi yöne kayar?
3
Para arzı eğrisi sağa kaydığında, bu eğrinin para talebi eğrisiyle kesiştiği yeni noktada faiz oranı eski dengeye göre daha aşağıda mı yoksa yukarıda mı kalır?

Daha Fazla Pratik

Gelir artışının (işlem güdüsüyle para talebi üzerinden) denge faiz oranları üzerindeki etkisini inceleyen bir soru çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Tahvil fiyatları ile faiz oranları arasındaki ters ilişkiyi kullanabilirsiniz: MB tahvil aldığında tahvile olan talep artar, tahvil fiyatları yükselir, tahvil fiyatı ile faiz ters orantılı olduğu için faizler düşer.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 54Soru

Wicksell’in kümülatif süreç analizine göre, teknolojik gelişmelerin sermayenin marjinal verimliliğini artırdığı bir ekonomide, bankacılık sisteminin kredi arzı koşullarını değiştirmeyerek piyasa faiz oranını (ipi_p) eski seviyesinde sabit tutması durumunda aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fiyatlar genel düzeyinde kümülatif bir artış yaşanması

Cevap

Teknolojik gelişmelerin sermayenin marjinal verimliliğini artırması doğal faiz oranını yükseltir. Piyasa faizinin bu artışa uyum sağlamayarak sabit kalması (id>ipi_d > i_p) yatırımların tasarrufları aşmasına ve fiyatlar genel düzeyinde kümülatif bir artışa (enflasyon) neden olur.
Wicksell'in teorisine göre doğal faiz oranı (idi_d), sermayenin marjinal verimliliğine eşittir. Teknolojik ilerleme sermaye verimliliğini artırdığında doğal faiz oranı yükselir. Eğer bankalar piyasa faizini (ipi_p) buna paralel olarak yükseltmezlerse, piyasa faizi doğal faizden düşük kalır (ip<idi_p < i_d). Bu durumda fon talebi artar, yatırımlar tasarrufları aşar ve fiyatlar genel düzeyinde kümülatif (birikimli) bir artış süreci başlar.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal faiz oranındaki değişimi belirle
idi_d yükselir
Wicksell'e göre doğal faiz oranı, sermayenin marjinal verimliliği tarafından belirlenir; verimlilik artışı doğal faizi yukarı çeker.
2
Faiz oranları arasındaki ilişkiyi kur
id>ipi_d > i_p
Bankacılık sistemi piyasa faizini (ipi_p) sabit tuttuğu için yükselen doğal faiz oranının altında kalmıştır.
3
Kümülatif sürecin yönünü belirle
Enflasyonist kümülatif süreç
id>ipi_d > i_p olduğunda beklenen kârlar kredi maliyetinden yüksektir; bu durum kredi genişlemesine, yatırımların tasarrufları aşmasına ve fiyat artışlarına yol açar.

Anahtar Kavram

Wicksell Kümülatif Süreç Mekanizması
Soru 55Soru

Faiz oranlarının vade yapısını açıklayan Likidite Tercihi Hipotezi'ne (Likidite Primi Teorisi) göre; verim eğrisinin (vade yapısının) tamamen yatay bir seyir izlemesi durumunda, gelecekte beklenen kısa vadeli faiz oranlarına ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gelecekteki kısa vadeli faiz oranlarının bir miktar azalacağı beklenmektedir.

Cevap

Gelecekteki kısa vadeli faiz oranlarının bir miktar azalacağı beklenmektedir.
Likidite Tercihi Hipotezi'ne göre, uzun vadeli tahvillerin faiz oranı, beklenen kısa vadeli faizlerin ortalamasına eklenen bir likidite priminden oluşur. Likidite primi her zaman pozitif olduğundan ve vade uzadıkça arttığından, eğer verim eğrisi yatay ise bu durum likidite primindeki artışın, gelecekteki kısa vadeli faiz oranlarında beklenen bir düşüşle dengelendiğini gösterir. Dolayısıyla piyasa, gelecekte faizlerin azalacağını öngörmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Likidite Tercihi Hipotezi formülünü hatırla.
int=it+it+1e+...+it+n1en+lnti_{nt} = \frac{i_t + i^e_{t+1} + ... + i^e_{t+n-1}}{n} + l_{nt}
Uzun vadeli faizin (inti_{nt}), beklenen kısa vadeli faizlerin ortalaması ile pozitif likidite priminin (lntl_{nt}) toplamına eşit olduğunu belirlemek için.
2
Verim eğrisinin yatay olma durumunu analiz et.
int=iti_{nt} = i_t
Yatay bir eğri, uzun vadeli faizin cari kısa vadeli faize eşit olduğunu gösterir.
3
Likidite priminin (lntl_{nt}) etkisini değerlendir.
lnt>0l_{nt} > 0 ve vade uzadıkça artar.
Vade riski nedeniyle yatırımcılar her zaman pozitif bir prim talep eder.
4
Bileşenleri birleştirerek beklentiyi yorumla.
Pozitif prim (lntl_{nt}) eğriyi yukarı itmek isterken, eğrinin yatay kalabilmesi için beklentiler bileşeninin (ortalama faizler) aşağı yönlü olması gerekir.
Eğrinin yatay kalması, beklenen faizlerdeki düşüşün likidite primindeki artışı tam olarak sıfırladığı anlamına gelir.

Anahtar Kavram

Likidite Primi Etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 56Soru

Piyasa Bölünmüşlüğü Hipotezi'ne (Market Segmentation Hypothesis) göre, faiz oranlarının vade yapısını (verim eğrisi) belirleyen temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tahvillerin birbirinin ikamesi olmadığı varsayımı altında, her vadenin faiz oranının o vadeye özgü bağımsız arz ve talep koşullarına göre belirlenmesi

Cevap

Piyasa Bölünmüşlüğü Hipotezi'ne göre faiz oranları, her vadenin kendi bağımsız arz ve talep koşulları tarafından belirlenir çünkü tahviller birbirinin ikamesi değildir.
Piyasa Bölünmüşlüğü Hipotezi, tahvillerin birbirinin ikamesi olmadığını varsayar. Bu nedenle, her vade dilimi için faiz oranı, o piyasadaki borç verenlerin (arz) ve borç alanların (talep) etkileşimiyle diğer vadelerden bağımsız olarak belirlenir. Verim eğrisinin şekli de bu bağımsız dengelerin sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hipotezin varsayımını analiz et
Yatırımcıların belirli vadeleri katı bir şekilde tercih ettiği ve farklı vadeli tahvillerin birbirinin ikamesi olmadığı sonucuna ulaşılır.
Bu teori, yatırımcıların (örneğin emeklilik fonlarının sadece uzun vadeyi tercih etmesi gibi) habitatlarını değiştirmeyeceklerini varsayar.
2
Faiz belirlenme sürecini değerlendir
Kısa vadeli faizler kısa vadeli arz-talep dengesiyle, uzun vadeli faizler ise uzun vadeli arz-talep dengesiyle birbirinden tamamen bağımsız oluşur.
Piyasalar arasında arbitraj veya geçişkenlik yoktur.

Anahtar Kavram

İkame Edilemezlik Varsayımı (Non-substitutability)

Daha Fazla Pratik

Tercih Edilen Yaşam Alanı teorisinin bu hipotezden farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 57Soru

Bir yatırımcı, bir yıllık vadeli mevduat hesabı açtığı tarihte beklenen enflasyon oranının %10\%10 olduğu bir ekonomik ortamda, %4\%4 oranında reel getiri elde etmeyi hedeflemektedir. Ancak vade sonunda gerçekleşen (fiili) enflasyon oranı %12\%12 olarak kaydedilmiştir.

Fisher denkleminin doğrusal (yaklaşık) varsayımı altında, bu yatırımcının dönem sonunda elde ettiği gerçekleşen (ex-post) reel faiz oranı yüzde kaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 22

Cevap

Yatırımcının elde ettiği gerçekleşen (ex-post) reel faiz oranı %2\%2 düzeyindedir.
Fisher denklemine göre nominal faiz oranı, beklenen reel faiz ile beklenen enflasyonun toplamıdır (14=4+1014 = 4 + 10). Yatırımcı parasını bu sabit nominal oran üzerinden yatırır. Ancak vade sonunda enflasyon beklenenden yüksek gerçekleşirse (%12\%12), sabit olan nominal getirinin bir kısmı bu enflasyon tarafından aşındırılır ve gerçekleşen reel getiri %2\%2 (141214 - 12) düzeyine iner.

Adım Adım Çözüm

1
Başlangıçta belirlenen nominal faiz oranını (ii) hesaplayın.
i=rbeklenen+πbeklenen=4%+10%=14%i = r_{beklenen} + \pi_{beklenen} = 4\% + 10\% = 14\%
Yatırımcı, hedeflediği reel getiriyi ve beklediği enflasyonu dikkate alarak nominal faizi belirler.
2
Gerçekleşen veriler ışığında ex-post reel faiz oranını (rexpostr_{ex-post}) hesaplayın.
rexpost=iπgerceklesen=14%12%=2%r_{ex-post} = i - \pi_{gerceklesen} = 14\% - 12\% = 2\%
Vade sonunda elde edilen gerçek alım gücü artışı, önceden sabitlenen nominal faizden fiili enflasyonun çıkarılmasıyla bulunur.

Anahtar Kavram

Fisher Denklemi: Ex-ante ve Ex-post Reel Faiz

İpuçları

1
Fisher denkleminde nominal faiz oranının vade başında sabitlendiğini unutmayın.
2
Önce yatırımcının beklediği enflasyona göre belirlediği nominal faizi bulun, sonra gerçekleşen enflasyonu bu değerden çıkarın.
3
Nominal faiz 4+10=144 + 10 = 14 ise, gerçekleşen enflasyon 1212 olduğunda geriye ne kalır?

Daha Fazla Pratik

Fisher Etkisi'nin tam (geometrik) formülünü kullanarak aynı değerlerle hesaplama yapıp sonucun yaklaşık değerden ne kadar saptığını gözlemleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 58Soru

Wicksell’in kümülatif süreç analizine göre; sermayenin marjinal verimliliğindeki azalma sonucu doğal faiz oranının (idi_d), bankacılık sistemince belirlenen piyasa faiz oranının (ipi_p) altına gerilemesi (id<ipi_d < i_p) durumunda yaşanan kümülatif daralma sürecini durdurmak ve ekonomiyi yeniden dengeye getirmek için aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Piyasa faiz oranının (ipi_p) düşürülerek doğal faiz oranına (idi_d) eşitlenmesi

Cevap

Ekonomideki kümülatif daralma sürecini durdurmak için piyasa faiz oranı (ipi_p), doğal faiz oranı (idi_d) seviyesine indirilerek yatırım ve tasarruf eşitliği (I=SI = S) yeniden kurulmalıdır.
Wicksell'in teorisine göre fiyat istikrarının sağlanması için 'nötr faiz' olarak da adlandırılan doğal faiz oranı ile bankalarca belirlenen piyasa faiz oranının birbirine eşit olması gerekir. Soruda verilen id<ipi_d < i_p durumunda, sermayenin getirisi kredi maliyetinden düşük olduğu için yatırımlar azalır, tasarruflar artar ve fiyatlar kümülatif olarak düşer. Bu süreci durdurmanın tek yolu, bankaların kredi arzını genişleterek piyasa faizini (ipi_p), reel ekonominin verimliliğini yansıtan doğal faiz (idi_d) seviyesine indirmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Dengesizliğin niteliğini belirle
id<ipi_d < i_p durumu olduğu için piyasa faizi çok yüksektir ve bu durum yatırımların tasarrufların altında kalmasına (I<SI < S) neden olur.
Dengeden sapma yönünü anlamak, gerekli politika müdahalesini saptamak için ön koşuldur.
2
Kümülatif sürecin sonucunu analiz et
I<SI < S olduğu için toplam talep yetersiz kalır ve fiyatlar genel düzeyi kümülatif olarak düşer (deflasyon).
Wicksell'in kümülatif süreç analizinde faiz farkı, fiyat hareketlerinin temel motorudur.
3
Denge koşulunu uygula
Fiyat istikrarı için ip=idi_p = i_d olmalıdır. Bu durumda ipi_p, aşağı çekilerek idi_d ile eşitlenmelidir.
Wicksell'e göre bankacılık sistemi piyasa faizini değiştirerek dengeyi yeniden tesis edebilir; doğal faiz ise reel bir değişken olduğu için bankalarca doğrudan değiştirilemez.

Anahtar Kavram

Wicksell'in Kümülatif Süreç ve Fiyat İstikrarı Koşulu
Soru 59Soru

Keynesyen Likidite Tercihi Teorisi çerçevesinde, ekonominin likidite tuzağı (liquidity trap) bölgesinde bulunduğu bir ortamda; Merkez Bankası'nın açık piyasa işlemleri yoluyla piyasadan tahvil satın alarak para arzını artırmasının denge faiz oranı üzerindeki etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faiz oranları, para talebinin faize duyarlılığının sonsuz olması nedeniyle değişmez.

Cevap

Ekonominin likidite tuzağında olduğu bir durumda, para talebinin faiz esnekliği sonsuz olduğu için para arzındaki artışlar faiz oranlarını değiştirmeyecektir.
Keynesyen modelde likidite tuzağı, faiz oranlarının minimum seviyeye ulaştığı ve para talebinin faize duyarlılığının sonsuz (tam esnek) hale geldiği bölgeyi ifade eder. Bu durumda, Merkez Bankası para arzını ne kadar artırırsa artırsın, ekonomik birimler faizlerin gelecekte yükseleceği beklentisiyle bu parayı ellerinde tutarlar (spekülatif talep). Sonuç olarak para arzı eğrisi sağa kaysa bile denge faiz oranı değişmez.

Adım Adım Çözüm

1
Likidite tuzağı durumunun tanımlanması
Faiz oranlarının mümkün olan en alt seviyeye (imini_{min}) indiği ve tahvil fiyatlarının maksimuma ulaştığı durumdur.
Bu seviyede ekonomik birimler faizlerin daha fazla düşemeyeceğine, aksine yükseleceğine (tahvil fiyatlarının düşeceğine) inanırlar.
2
Para talebi eğrisinin (LL) analiz edilmesi
LL eğrisi, likidite tuzağı bölgesinde yatay (sonsuz esnek) bir hal alır.
Bireyler tüm ek likiditeyi spekülatif amaçla ellerinde tutmak isterler (tahvil almaktan kaçınırlar).
3
Para arzı (MsM_s) artışının etkisinin değerlendirilmesi
Dışsal olan dikey MsM_s eğrisi sağa kaysa da, yatay olan LL eğrisiyle çakıştığı nokta aynı faiz seviyesinde kalır.
Para arzındaki artış faizleri daha fazla aşağı çekemez, sadece spekülatif para talebi miktarını artırır.

Anahtar Kavram

Likidite Tuzağı ve Para Politikası Etkinsizliği
Soru 60Soru

Finansal piyasalarda yatırımcıların gelecekteki kısa vadeli faiz oranlarının mevcut seviyesinde sabit kalacağını (değişmeyeceğini) beklediği bir konjonktürde; Likidite Primi Teorisi'ne (Liquidity Premium Theory) göre vade yapısını gösteren verim eğrisinin (yield curve) şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pozitif (yukarı doğru) eğimli

Cevap

Likidite Primi Teorisi'ne göre verim eğrisi pozitif (yukarı doğru) eğimli bir seyir izler.
Likidite Primi Teorisi'ne göre, uzun vadeli bir tahvilin faizi, o tahvilin ömrü boyunca beklenen kısa vadeli faizlerin ortalamasına bir 'likidite primi' (veya vade primi) eklenmesiyle bulunur. Gelecekteki kısa vadeli faizlerin değişmeyeceği beklendiğinde (yani ortalama bileşen sabit kaldığında), her zaman pozitif olan ve vade uzadıkça artan likidite primi nedeniyle toplam faiz oranı artış gösterir. Bu durum verim eğrisinin yukarı doğru (pozitif) eğimli olmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Likidite Primi Teorisi formülünü analiz etme
int=it+it+1e++it+n1en+lnti_{nt} = \frac{i_t + i^e_{t+1} + \dots + i^e_{t+n-1}}{n} + l_{nt}
Uzun vadeli faizlerin (inti_{nt}), beklenen kısa vadeli faizlerin ortalaması ile likidite priminin (lntl_{nt}) toplamından oluştuğunu belirlemek için.
2
Beklentiler bileşenini değerlendirme
Ortalama Bileşen = Sabit
Soru metninde kısa vadeli faizlerin (iei^e) değişmeyeceği belirtildiği için ortalama değer cari faiz seviyesine eşit kalır.
3
Likidite primi (lntl_{nt}) etkisini ekleme
lnt>0l_{nt} > 0 ve nn arttıkça lntl_{nt} artar
Yatırımcıların vade riski nedeniyle talep ettiği prim, vade uzadıkça artış gösterir.
4
Toplam etkiyi yorumlama
Artan vade (nn) \rightarrow Artan faiz (inti_{nt})
Sabit bir ortalamaya sürekli artan bir prim eklendiğinde, vade uzadıkça getiri oranı yükselir ve eğri yukarı doğru eğimli olur.

Anahtar Kavram

Likidite Primi Teorisi ve Verim Eğrisi İlişkisi

İpuçları

1
Likidite Primi Teorisi'ni Saf Beklentiler Hipotezi'nden ayıran temel farkın ne olduğunu düşünün.
2
Vade uzadıkça yatırımcıların katlandığı risk artar. Bu riskin getiriye nasıl yansıyacağını analiz edin.
3
Formül şöyledir: Uzun Vadeli Faiz = (Beklenen Kısa Vadeli Faizlerin Ortalaması) + Likidite Primi. Primin vadeyle ilişkisini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Likidite Primi Teorisi'ne göre verim eğrisinin 'negatif' eğimli olması için beklentilerin ne yönde olması gerektiğini araştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 3 / 6Sonraki
Faiz Teorileri Alıştırma Soruları — KPSS İktisat — Sayfa 3 | Examkin