Türkiye Ekonomisinde Tarihsel Gelişim

92 soru

Soru 1Soru

2424 Ocak 19801980 Kararları ile başlayan yapısal dönüşüm sürecinde, Türk lirasının değerinin piyasa koşullarına göre ayarlanması ve ihracatın rekabet gücünün artırılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, 11 Mayıs 19811981 tarihinde Merkez Bankası tarafından başlatılan "günlük kur ilanı" uygulamasıyla güdülen temel makroekonomik amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reel döviz kurunu rekabetçi bir seviyede tutarak ihracat artışını sürdürülebilir kılmak

Cevap

Reel döviz kurunu rekabetçi bir seviyede tutarak ihracat artışını sürdürülebilir kılmak
Doğru yanıt olan seçenek, 19801980 sonrası uygulanan dışa açılma stratejisinin kalbi niteliğindedir. 11 Mayıs 19811981'de geçilen günlük kur ilanı sistemi, kurların enflasyon oranındaki artışları takip etmesini sağlayarak Türk lirasının aşırı değerlenmesini engellemiş ve böylece Türk mallarının dış pazarlardaki fiyat rekabetçiliğini (reel kur avantajını) korumuştur.

Adım Adım Çözüm

1
19801980 öncesi kur rejimini analiz etme
19801980 öncesinde uygulanan sabit kur ve çoklu kur sistemi, Türk lirasının aşırı değerlenmesine ve döviz krizlerine neden olmuştur.
Politika değişikliğinin nedenini anlamak için eski modelin başarısızlığını saptamak gerekir.
2
11 Mayıs 19811981 tarihli "Günlük Kur" uygulamasının niteliğini belirleme
Merkez Bankası, kurları piyasadaki arz-talep ve enflasyon farklarına göre günlük olarak güncellemeye başlamıştır.
Bu adım, döviz kurunun ekonomik gerçeklerden kopmasını önleyen teknik bir düzenlemedir.
3
Politikanın ihracat üzerindeki etkisini değerlendirme
Döviz kurunun enflasyon oranında (veya üzerinde) artırılması, Türk lirasının reel olarak ucuz kalmasını sağlayarak ihracatı teşvik etmiştir.
İhracata dayalı büyüme modelinin başarısı, rekabetçi bir reel kur seviyesine bağlıdır.

Anahtar Kavram

İhracata Dayalı Büyüme ve Esnek Kur Politikası
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın ardından Türkiye'de benimsenen Devletçilik ilkesi doğrultusunda hayata geçirilen Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (BBYSPBBYSP) ve bu dönemin kurumsal/finansal yapısına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayileşme süreci, temel tüketim mallarında dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen "ithal ikamesi" stratejisiyle yürütülmüş; finansman ve teknik destek noktasında Sovyetler Birliği'nden alınan krediler önemli bir rol oynamıştır.

Cevap

Sanayileşme sürecinin ithal ikamesine dayanması ve Sovyet kredileriyle desteklenmesi
Doğru olan ifade, 19301930'lu yılların sanayileşme mantığını tam olarak açıklar: Temel tüketim mallarının (un, şeker, kumaş) ithalatını durdurmak için devlet eliyle fabrikalar kurulmuş ve bu süreçte Sovyetler Birliği'nden teknik heyetler (Luybimof heyeti gibi) ve mali kredi desteği alınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin temel stratejisini tanımlama
İthal İkamesi (Özellikle temel tüketim malları: dokuma, şeker, kağıt)
1929 bunalımı sonrası döviz kıtlığı nedeniyle dışarıdan alınan malların içeride üretilmesi zorunlu hale gelmiştir.
2
Finansman ve teknik destek kaynaklarını analiz etme
Sovyetler Birliği'nden alınan teknik destek ve 88 milyon dolarlık faizsiz kredi
Batılı ülkelerden kredi bulmanın zor olduğu bunalım yıllarında Sovyetler ile sanayi iş birliği yapılmıştır.
3
Kurumsal yapıyı değerlendirme
Sümerbank'ın kurulması (19331933)
Sümerbank, fabrikaları kurmak ve finanse etmek amacıyla kurulmuş ilk devlet holdingi/bankası modelidir.
4
Yanlış varsayımları eleme
BBYSP sektörel bir plandır, bütüncül kalkınma planı değildir
Planlı kalkınma dönemi ile Sanayi planları dönemi arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

1930'lu Yıllar Devletçilik ve BBYSP Karakteristiği

Daha Fazla Pratik

Sümerbank ve Etibank'ın kuruluş amaçları ile bu kurumların finanse ettiği spesifik fabrikaları (Kayseri Bez, Nazilli Basma vb.) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 3Soru

Türkiye ekonomisinin 19801980 öncesi dönemde içine düştüğü döviz darboğazı, yüksek enflasyon ve karaborsa gibi kronik sorunları aşmak amacıyla yürürlüğe konulan 2424 Ocak 19801980 Kararları, IMF ve Dünya Bankası ile eşgüdümlü bir "Yapısal Uyarlanma" sürecini başlatmıştır. Bu istikrar paketini Türkiye'nin daha önce uyguladığı 19581958 ve 19701970 istikrar programlarından ayıran temel nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik dengeleri yeniden tesis etmenin ötesinde, ithal ikameci kalkınma modelini terk ederek ihracata dayalı dışa açık bir büyüme stratejisine geçişi hedeflemesi

Cevap

Ekonomik dengeleri yeniden tesis etmenin ötesinde, ithal ikameci kalkınma modelini terk ederek ihracata dayalı dışa açık bir büyüme stratejisine geçişi hedeflemesi
Doğru yanıt olan seçenek, 2424 Ocak Kararları'nın en temel ayırıcı özelliğini vurgulamaktadır. Önceki programlar (19581958 ve 19701970) mevcut ithal ikameci yapıyı koruyarak ödemeler dengesi krizini aşmayı hedeflerken, 19801980 Kararları bu yapının kendisini değiştirerek piyasa odaklı ve ihracat öncelikli yeni bir ekonomik düzene geçişi sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Programların Karşılaştırılması
1958 ve 1970 programları 'istikrar' odaklıyken, 1980 programı 'yapısal dönüşüm' odaklıdır.
Önceki programlar devalüasyon ve talep yönetimi ile mevcut sistemi sürdürmeye çalışırken, 1980 kararları sistemi değiştirmiştir.
2
Strateji Değişikliğinin Tespiti
İthal ikameci modelden ihracata dayalı modele geçiş kararı verilmiştir.
1960-1980 arasındaki planlı dönem stratejisi terk edilerek dünya ekonomisiyle bütünleşme hedeflenmiştir.
3
Uluslararası İşbirliği Analizi
IMF ile Stand-By, Dünya Bankası ile Yapısal Uyarlanma Ödünçleri (SAL) süreci başlamıştır.
Bu işbirliği sadece finansal destek değil, piyasa ekonomisine geçiş için gereken kurumsal reformları da kapsamıştır.

Anahtar Kavram

İstikrar Programı ve Yapısal Uyarlanma Farkı

Daha Fazla Pratik

1980 sonrası süreçte sermaye hareketlerinin serbestleştiği 1989 yılındaki 32 Sayılı Karar'ın sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 4Soru

19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın yarattığı olumsuz etkileri gidermek ve sanayileşmeyi hızlandırmak amacıyla Türkiye, 19301930'lu yılların başından itibaren devletçilik modelini benimsemiştir. Bu süreçte, sanayi yatırımlarını bizzat kurmak, işletmek ve finanse etmek amacıyla 19321932 yılında faaliyete geçen ancak kısa süre sonra 19331933 yılında kurulan Sümerbank'a devredilerek tasfiye edilen kurumlar aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayi Ofisi - Türkiye Sanayi Kredi Bankası

Cevap

Sanayi Ofisi ve Türkiye Sanayi Kredi Bankası
Doğru seçenek olan kurumlar, 1932 yılında sanayileşmeyi organize etmek için kurulmuş olan Sanayi Ofisi ve Türkiye Sanayi Kredi Bankası'dır. Bu iki kurum, 1933 yılında Sümerbank'ın kurulmasıyla tüm mal varlıklarını ve görevlerini bu yeni bankaya devrederek tarihe karışmıştır. Bu yapı, Türkiye'nin ilk sanayi planlarını uygulamak için oluşturduğu ilk ciddi kurumsal altyapıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin iktisadi şartlarını analiz etme
1929 Büyük Buhranı sonrası özel sektörün yetersizliği nedeniyle devletin doğrudan sanayileşmeyi üstlenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Devletçilik politikasının kurumsal temelini belirlemek.
2
Kurumsal gelişimi takip etme
1932 yılında uzmanlaşmış iki kurum (Ofis ve Banka) kurulmuştur.
Sanayi yatırımlarının planlanması ve finansmanının ayrıştırılmasını görmek.
3
Merkezileşme sürecini belirleme
1933 yılında çıkarılan 2262 sayılı kanunla bu kurumlar Sümerbank'a dönüştürülmüştür.
Sümerbank'ın 'holding bankacılığı' modelinin kaynağını saptamak.
4
Sonuçlandırma
Seçeneklerde yer alan Sanayi Ofisi ve Türkiye Sanayi Kredi Bankası ikilisi doğru eşleşmedir.
Doğru kurumsal tarih bilgisini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Devletçilik döneminde sanayi yatırımlarının kurumsal yönetimi ve Sümerbank'ın kuruluşu

Daha Fazla Pratik

Sümerbank'ın neden 'holding bankacılığı' modelinin öncüsü kabul edildiğini ve I. Beş Yıllık Sanayi Planı'ndaki rolünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

Türkiye'de 19501950-19601960 dönemini kapsayan Demokrat Parti iktidarı süresince, Marshall Planı çerçevesinde sağlanan dış yardımların da etkisiyle kalkınmanın temel dayanağı ve 'lokomotif sektörü' olarak kabul edilen alan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım

Cevap

Demokrat Parti döneminde kalkınmanın öncelikli sektörü tarımdır.
Demokrat Parti (19501950-19601960) döneminde uygulanan ekonomi politikaları, tarımın modernize edilmesi ve dış yardımların (Marshall Planı) bu alana yönlendirilmesi üzerine kurulmuştur. Tarımsal alanların genişlemesi ve traktör sayısının yaklaşık 2.0002.000'den 44.00044.000'e çıkması, bu sektörün dönemin kalkınma motoru olduğunu kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin siyasi ve ekonomik tercihlerini belirleyin.
19501950-19601960 dönemi, devletçilikten uzaklaşarak liberal politikalara ve özel girişimciliğe geçişin hedeflendiği bir dönemdir.
Dönem analizinde siyasi iktidarın (Demokrat Parti) vizyonunu anlamak gerekir.
2
Marshall Planı'nın Türkiye üzerindeki etkisini değerlendirin.
ABD kökenli Marshall yardımları, Türkiye'de özellikle tarım sektöründe makineleşmeyi (traktör sayısındaki büyük artış) finanse etmiştir.
Dış yardımların hangi sektörel dönüşüme yol açtığını belirlemek sorunun çözüm anahtarıdır.
3
Kalkınmanın 'lokomotif sektörü' kavramını eşleştirin.
Bu dönemde tarımsal üretimdeki artış, milli gelirin temel kaynağı olmuş ve sanayileşme de tarıma dayalı olarak (şeker, dokuma vb.) şekillenmiştir.
Tarımdaki genişleme, dönemin ilk yarısındaki yüksek büyüme hızının ana nedenidir.

Anahtar Kavram

Demokrat Parti Dönemi Tarımsal Kalkınma Stratejisi

İpuçları

1
Bu dönemde traktör sayısındaki devasa artışı ve Marshall Yardımlarının yönlendirildiği alanı düşünün.
2
Demokrat Parti'nin 'her mahallede bir milyoner' ve 'köylüyü efendi yapma' söylemleri hangi sektöre vurgu yapar?

Daha Fazla Pratik

Demokrat Parti döneminde tarımdaki büyümenin 1954'ten itibaren yavaşlamasının nedenlerini (iklim koşulları, dış ticaret hadleri) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 6Soru

Türkiye'de 2424 Ocak 19801980 Kararları ile finansal piyasalarda serbestleşmeyi (liberalizasyon) sağlamak amacıyla faiz oranlarının belirlenmesi yetkisinin piyasa koşullarına bırakılmasının ardından, denetimsiz bir ortamda yüksek faiz vaadiyle para toplayan kurumların ödeme güçlüğüne düşmesiyle 19821982 yılında patlak veren kriz aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bankerler Krizi

Cevap

Bankerler Krizi
Bankerler Krizi, 2424 Ocak 19801980 Kararları'nın en önemli ayaklarından biri olan faiz oranlarının serbestleştirilmesi (liberalizasyon) politikasının bir sonucudur. Gerekli yasal ve denetleyici altyapı oluşturulmadan faizlerin serbest bırakılması, piyasada kontrolsüz bir fon toplama yarışına ve nihayetinde 19821982 yılında bankerlerin çöküşüne yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
2424 Ocak 19801980 Kararları'nın finansal sektöre etkisini belirle.
11 Temmuz 19801980 itibarıyla faiz oranları serbest bırakılmış, piyasa mekanizmasına geçiş hedeflenmiştir.
Kararların temel amacı, devlet müdahalesini azaltarak piyasa fiyatlarının oluşmasını sağlamaktır.
2
Faiz serbestleşmesinin uygulamadaki sonuçlarını analiz et.
Denetim eksikliği nedeniyle bankalar dışındaki 'banker' adı verilen aracıların kontrolsüzce yüksek faiz vaat etmesi.
Hızlı serbestleşmenin kurumsal denetim mekanizmalarıyla desteklenmemesi riskleri artırmıştır.
3
Sürecin krizle sonuçlandığı tarihi ve ismi eşleştir.
19821982 yılında bankerlerin ödeme yapamaması sonucu yaşanan olay 'Bankerler Krizi' olarak adlandırılır.
Bu olay, Türkiye'nin finansal liberalizasyon sürecinde yaşadığı ilk büyük yerel şoktur.

Anahtar Kavram

Finansal Liberalizasyon ve Bankerler Krizi

İpuçları

1
Bu kriz, faizlerin serbest bırakılması sonucunda 'banker' adı verilen aracıların piyasaya hakim olmasıyla ilgilidir.
2
19821982 yılında yaşanan bu olay, Türkiye'nin ilk büyük serbest piyasa sarsıntısı olarak bilinir.

Daha Fazla Pratik

19801980 sonrası finansal serbestleşmenin nihai adımı olan 19891989 yılındaki 3232 Sayılı Karar'ı inceleyerek Türk lirasının konvertibilitesini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru

Türkiye'de 1960-1980 dönemini kapsayan planlı kalkınma sürecinde benimsenen İthal İkameci Sanayileşme (I˙I˙SİİS) stratejisinin; özellikle 1970'li yılların ikinci yarısında 'zor aşama' olarak adlandırılan ara ve sermaye malları üretimine geçişte başarısız olmasının temel yapısal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İthal ikamesi yapılan sanayi kollarının üretim süreçlerinde ithal girdi ve makine bağımlılığının sürmesi ve döviz gelirlerinin bu ithalatı karşılayamaması

Cevap

İthal ikamesi yapılan sanayi kollarının üretim süreçlerinde ithal girdi ve makine bağımlılığının sürmesi ve döviz gelirlerinin bu ithalatı karşılayamaması
Doğru seçenek olan sanayi kollarının ithal girdi bağımlılığı, Türkiye'nin 1960-1980 dönemindeki sanayileşme tecrübesinin en temel sorunudur. İthal ikamesi 'kolay aşama' olan tüketim mallarında başarılı olmuş ancak bu üretim için gereken ara ve sermaye mallarının ithalatla karşılanması, dış ticaret açığını ve döviz ihtiyacını kronikleştirmiştir. İhracatın (özellikle kur politikası nedeniyle) bu ihtiyacı karşılayamaması stratejik bir tıkanıklığa yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İthal İkameci Sanayileşme (İİS) mantığını analiz etme
İİS, daha önce ithal edilen malların (başta tüketim malları) gümrük duvarları ve kotalarla korunarak yurt içinde üretilmesini hedefler.
Stratejinin temel amacını anlamak için gereklidir.
2
Üretim yapısını ve girdi ihtiyacını değerlendirme
Tüketim malları içeride üretilmeye başlandığında, bu üretimi gerçekleştirmek için gerekli olan makine, teçhizat, ara malı ve enerjinin ithal edilmesi zorunluluğu ortaya çıkar.
Üretimin dışa bağımlı niteliğini tespit etmek için gereklidir.
3
Döviz arz ve talep dengesini inceleme
Aşırı değerli kur politikası ihracatı caydırırken, sanayinin ithal girdi talebi döviz ihtiyacını artırır. Bu durum 'Döviz Darboğazı'na yol açar.
1970'lerin sonundaki ekonomik krizin temel nedenini belirlemek için gereklidir.
4
Stratejik tıkanıklığı sonuçlandırma
Döviz bittiğinde ithal girdi alınamaz, bu da sanayi üretiminin durmasına (stagflasyon) ve İİS modelinin iflasına neden olur.
Zor aşamadaki başarısızlığın yapısal nedenini doğrular.

Anahtar Kavram

İthal İkameci Sanayileşmenin Yapısal Tıkanıklığı (Döviz Darboğazı)

İpuçları

1
İthal ikameci modelde yerli üretim yapmak için hangi girdilere ihtiyaç duyulduğunu ve bu girdilerin nereden geldiğini düşünün.
2
Üretim için gerekli olan makineler yurt içinde mi üretiliyordu yoksa dışarıdan mı alınıyordu? Bu durum döviz dengesini nasıl etkiler?
3
İİS modelinin çöküşüne neden olan 'Döviz Darboğazı' kavramı, sanayinin dışa bağımlı girdi yapısı ile doğrudan ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

1960-1980 dönemindeki bu tıkanıklığın 24 Ocak 1980 Kararları ile hangi sanayileşme modeline geçişi zorunlu kıldığını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

19611961 Anayasası ile anayasal bir zorunluluk haline gelen ve 19631963 yılında Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ile uygulama safhasına geçen "Planlı Dönem", Türkiye ekonomisinin yapısal dönüşümünü hedeflemiştir. Bu dönemde Devlet Planlama Teşkilatı (DPTDPT) tarafından hazırlanan planlar, hem ekonomik büyümeyi hem de sosyal hedefleri bir arada yürütmeyi amaçlamıştır.

Buna göre, 196019801960-1980 döneminde uygulanan planlama disiplini ve stratejik yaklaşım ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalkınma planları, 1515 yıllık uzun vadeli hedefleri belirleyen bir 'perspektif' çerçevesinde hazırlanmış; kamu kesimi için emredici, özel kesim için ise yol gösterici bir nitelik taşımıştır.

Cevap

Kalkınma planlarının 1515 yıllık bir perspektif çerçevesinde hazırlanması ve kamu için emredici, özel kesim için yol gösterici olması dönemin temel özelliğidir.
Doğru seçenek, dönemin iki temel yapısal özelliğini birleştirir: Uzun vadeli planlama disiplini (Perspektif Plan) ve karma ekonomik yapının gerektirdiği hukuki ayrım (kamuya emredici, özele yol gösterici). 196319771963-1977 yıllarını kapsayan ilk perspektif plan, Beş Yıllık Kalkınma Planlarının temel stratejik çerçevesini oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Planlama Hiyerarşisini Analiz Et
196019801960-1980 dönemi planlaması üç katmanlıdır: 1515 yıllık Perspektif Plan (Strateji), 55 yıllık Kalkınma Planları (Hedef) ve Yıllık Programlar (Uygulama).
Planlamanın zaman ufkunu ve sistematik yapısını anlamak için gereklidir.
2
Planların Hukuki Niteliğini Belirle
Karma ekonominin bir gereği olarak planlar kamu sektörü için bağlayıcı/emredici; özel sektör için teşvikler yoluyla yönlendirici/yol göstericidir.
Planın uygulama gücünü ve sektörlere etkisini ayırt etmek gerekir.
3
Dönemin Temel İktisadi Stratejisini Kontrol Et
196019801960-1980 dönemi, dışa kapalı ve yerli üretimi koruyan İthal İkameci Sanayileşme (I˙I˙SİİS) dönemidir.
İhracata dayalı model (serbestleşme) ancak 19801980 sonrası başlamıştır.

Anahtar Kavram

Planlı Kalkınma ve İthal İkameci Sanayileşme Hiyerarşisi

İpuçları

1
196019801960-1980 dönemi planlarının kamu ve özel sektör için aynı hukuki bağlayıcılıkta olup olmadığını düşünün.
2
Dönemin sanayileşme stratejisinin ithalata mı yoksa ihracata mı dayalı olduğunu hatırlayın.
3
Beş yıllık planların üzerinde daha uzun vadeli (stratejik) bir planlama katmanı olup olmadığını (Perspektif Plan) araştırın.

Daha Fazla Pratik

İthal İkameci Sanayileşme modelinin 19701970'li yılların sonunda neden 'döviz darboğazına' girdiğini araştırarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 9Soru

Türkiye ekonomisinde 20022002 yılından itibaren mali disiplini sağlamak ve kamu borç stokunun sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla uygulanan temel maliye politikası stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek oranlı faiz dışı fazla hedeflenmesi

Cevap

Türkiye ekonomisinde 20022002 yılından itibaren mali disiplini sağlamak amacıyla takip edilen temel strateji yüksek oranlı faiz dışı fazla hedeflenmesidir.
Doğru cevap, yüksek oranlı faiz dışı fazla hedeflenmesidir. 20012001 krizinden sonra uygulamaya konulan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın mali ayağı, bütçe disiplini ve borç sürdürülebilirliği üzerine kurulmuştur. Bu kapsamda, bütçenin faiz dışı giderlerinden fazla gelir üretmesi (faiz dışı fazla) sağlanarak kamu borç stokunun GSMH'ye oranının düşürülmesi temel strateji olarak izlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin temel ekonomik sorununun belirlenmesi
20012001 krizi sonrası Türkiye'nin en büyük sorunu sürdürülemez hale gelen kamu borç yüküydü.
Borç stokunu azaltmak için bütçenin faiz ödemeleri hariç tutulduğunda net bir artı vermesi gerekiyordu.
2
Uygulanan programın (GEGP) incelenmesi
Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı kapsamında IMF ile yapılan stand-by anlaşmalarında '%6,5' gibi yüksek faiz dışı fazla hedefleri konulmuştur.
Bu strateji, devletin faiz ödemelerini kendi kaynaklarıyla karşılayabileceğini göstererek risk primini düşürmeyi amaçlamıştır.

Anahtar Kavram

Faiz Dışı Fazla (Primary Surplus)

İpuçları

1
Bu politika, bütçenin faiz giderleri çıkarıldıktan sonraki dengesiyle ilgilidir.
2
Mali disiplini sağlamak için gelirlerin harcamalardan fazla olması ve bu farkın borç ödemede kullanılması hedeflenmiştir.
3
Dönemin IMF anlaşmalarında '%6,5' oranıyla sıkça anılan hedeftir.

Daha Fazla Pratik

2001 krizi sonrası TCMB'ye verilen bağımsızlık türlerini (araç ve amaç bağımsızlığı) inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 10Soru

Türkiye ekonomisinde 19231923-19291929 dönemini kapsayan liberal süreç, 19301930'lu yılların başından itibaren yerini devletçi politikalara bırakmıştır. Bu köklü makroekonomik eksen değişikliğinde hem ülke içindeki yapısal yetersizlikler hem de küresel ölçekli krizler belirleyici olmuştur.

Aşağıdakilerden hangisi bu dönemde liberal politikaların terk edilerek devletçiliğe yönelinmesinde etkili olan içsel (ülke içi) nedenlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19291929 yılında başlayan Dünya Ekonomik Buhranı sonucunda Türkiye'nin temel ihraç ürünü olan tarımsal malların dış piyasa fiyatlarında görülen keskin düşüş

Cevap

19291929 Dünya Ekonomik Buhranı, Türkiye ekonomisini dış ticaret ve döviz dengesi üzerinden etkileyen küresel (dışsal) bir gelişmedir ve içsel nedenler arasında sayılamaz.
Doğru cevap olan seçenekte belirtilen 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı, Amerika Birleşik Devletleri'nde başlayan ve tüm dünyayı etkisi altına alan küresel bir krizdir. Bu kriz, Türkiye'nin tarımsal ihraç mallarına olan talebi azaltmış ve fiyatların düşmesine neden olmuştur; dolayısıyla bu bir 'dışsal' nedendir. Diğer seçeneklerdeki sermaye yetersizliği, teknik bilgi eksikliği ve altyapı sorunları ise Türkiye'nin o günkü sosyo-ekonomik yapısından kaynaklanan 'içsel' nedenlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
19231923-19291929 liberal döneminin karakteristik özelliklerini analiz et.
Bu dönemde özel girişim desteklenmiş ancak sermaye ve teknik bilgi eksikliği nedeniyle beklenen sanayi atılımı gerçekleşememiştir.
Geçişin nedenlerini doğru sınıflandırmak için başlangıç koşullarının bilinmesi gerekir.
2
Devletçiliğe geçişin nedenlerini 'İçsel' ve 'Dışsal' olarak ikiye ayır.
İçsel nedenler: Sermaye yetersizliği, altyapı eksikliği, girişimci noksanlığı. Dışsal nedenler: 1929 Dünya Ekonomik Buhranı, dış ticaret hadlerinin bozulması.
Soru kökünde istenen ayrımı yapmak için kavramsal tasnif gereklidir.
3
Seçenekleri bu tasnife göre değerlendir.
Tarımsal fiyatlardaki düşüş ve dış ticaret krizi, ABD merkezli başlayan küresel krizin (dışsal) bir sonucudur.
Doğru seçeneği belirlemek için faktörün kaynağını (iç/dış) tespit et.

Anahtar Kavram

1923-1929 Liberal Döneminden Devletçiliğe Geçiş Süreci

İpuçları

1
Faktörleri 'Türkiye'nin kendi iç yapısı' ve 'Dünya genelindeki olaylar' şeklinde ayırmaya çalışın.
2
19291929 yılında Wall Street'te başlayan olayın Türkiye ekonomisine etkisini hatırlayın.
3
Bir krizin başka bir ülkede başlayıp dış ticaret yoluyla yayılması onu dışsal (eksojen) kılar.

Daha Fazla Pratik

İzmir İktisat Kongresi'nde alınan 'Misak-ı İktisadi' kararları ile Devletçilik dönemi Sanayi Planları arasındaki farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 11Soru

Türkiye ekonomisinde 20022002-20072007 yılları arasında GSYHGSYH yıllık ortalama %\% 77 civarında yüksek bir büyüme performansı sergilemesine rağmen, işsizlik oranlarında beklenen iyileşmenin gerçekleşmemesi literatürde 'istihdamsız büyüme' (jobless growth) olgusuyla açıklanmaktadır. Bu dönemde Türkiye ekonomisinde ortaya çıkan istihdamsız büyüme olgusunun en temel yapısal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyümenin temel kaynağının istihdam artışından ziyade verimlilik artışlarına dayanması ve sektörler arası işgücü geçişinin yetersiz kalması

Cevap

Ekonomik büyümenin temel kaynağının istihdam artışından ziyade verimlilik artışlarına dayanması ve yapısal dönüşümün emek talebini yeterince destekleyememesi
Doğru yanıt olan seçenek, büyümenin verimlilik odaklı olduğunu ve işgücü piyasasının yapısal sorunlar (vasıf uyumsuzluğu gibi) nedeniyle bu büyümeye tam olarak katılamadığını ifade eder. 20022002-20072007 döneminde üretimdeki artış, yeni istihdam yaratmak yerine mevcut kapasitenin daha verimli kullanılmasıyla sağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin büyüme verilerini analiz etme
2002-2007 arasında Türkiye ekonomisi yıllık ortalama %7 büyürken, toplam istihdam artışı %1'in altında kalmıştır.
Büyüme ile istihdam arasındaki elastikiyetin düşük olduğunu saptamak gerekir.
2
Sektörel verimlilik değişimlerini inceleme
Sanayi ve hizmetler sektöründe teknoloji kullanımı ve kapasite kullanım oranlarındaki artış, aynı miktar işgücü ile daha fazla üretim yapılmasını sağlamıştır.
Verimlilik artışlarının istihdam üzerindeki ikame etkisini anlamak için gereklidir.
3
Yapısal nedenleri belirleme
Tarımdan çıkan işgücünün vasıf eksikliği nedeniyle modern sektörlerde istihdam edilememesi (uyumsuzluk) ana nedendir.
İstihdamsız büyümenin sadece bir 'sonuç' değil, yapısal bir 'sorun' olduğunu ortaya koyar.

Anahtar Kavram

İstihdamsız Büyüme (Jobless Growth)

İpuçları

1
Büyüme rakamları ile işsizlik rakamları arasındaki ilişkiye (Okun Yasası) odaklanın.
2
Üretimdeki artışın yeni işe alımlar yerine mevcut işçilerin daha verimli çalışmasıyla sağlandığını düşünün.
3
Tarımdan çıkan vasıfsız işgücünün sanayideki teknolojik üretim yapısına uyum sağlayamaması bu olguyu tetiklemiştir.

Daha Fazla Pratik

2002 sonrası dönemdeki 'Cari Açık ve Büyüme İlişkisi' ile ilgili soruları inceleyerek dış denge boyutunu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru

Türkiye'de 19301930'lu yıllarda benimsenen Devletçilik politikası doğrultusunda, sanayi yatırımlarının tek elden yönetilmesi, finanse edilmesi ve işletilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda, 19321932 yılında kurulan Sanayi Ofisi ile Türkiye Sanayi Kredi Bankası'nın birleştirilmesiyle 19331933 yılında kurulan ve Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın (BBYSPBBYSP) uygulanmasında temel sorumlu olan kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sümerbank

Cevap

Sümerbank, 19331933 yılında Sanayi Ofisi ve Türkiye Sanayi Kredi Bankası'nın görevlerini devralarak kurulan ve BBYSPBBYSP'nin ana yürütücüsü olan kurumdur.
Sümerbank, 19331933 yılında özel bir kanunla kurulan, bünyesinde hem bankacılık hem de sanayi üretim birimlerini barındıran 'holding' yapısındaki ilk büyük kamu iktisadi teşebbüsüdür. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın başarısında en kritik rolü oynayan kurumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin kurumsal dönüşümünü analiz etme
19251925'de kurulan Devlet Sanayi ve Maadin Bankası'nın 19321932'de yetersiz kalarak tasfiye edildiği belirlenir.
Devletçilik döneminin gerektirdiği büyük ölçekli sanayi planlaması için daha güçlü bir yapıya ihtiyaç duyulmuştur.
2
Geçiş kurumlarını belirleme
19321932 yılında Sanayi Ofisi (idari) ve Türkiye Sanayi Kredi Bankası (mali) kurulmuştur.
Yatırımların planlanması ve finansmanının ayrılması hedeflenmiştir ancak bu yapı kısa sürede birleştirilmiştir.
3
Ana kurumu saptama
19331933 yılında bu iki kurum birleştirilerek Sümerbank oluşturulmuştur.
Sümerbank, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamındaki dokuma, kağıt, kimya gibi tesislerin hem finansmanını hem de işletmesini üstlenen dev bir kamu iktisadi teşekkülü (KİT) haline gelmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomisinde Kurumsal Devletçilik ve Sümerbank'ın Rolü

İpuçları

1
Soruda bahsedilen kurum, Türkiye'nin ilk modern sanayi planı olan BBYSPBBYSP'nin ana finansörü ve işletmecisidir.
2
Kurumun ismi Atatürk tarafından verilmiş olup, Türklerin tarihsel kökenlerine atıfta bulunmaktadır.
3
19321932 yılında kurulan Sanayi Ofisi ve Sanayi Kredi Bankası'nın birleşmesiyle 19331933 yılında kurulan bu banka, özellikle dokuma sektöründe dünya çapında tesisler açmıştır.

Daha Fazla Pratik

Etibank'ın kuruluş amacı ve maden arama faaliyetleri için kurulan diğer kurum (MTA) ile olan ilişkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 13Soru

Türkiye ekonomisinde 20022002 sonrası dönemde yatırım ortamını iyileştirmek, bürokrasiyi azaltmak ve uluslararası doğrudan sermaye girişlerini teşvik etmek amacıyla bir dizi yapısal reform hayata geçirilmiştir. Bu kapsamda, 19901990’lı yıllarda yabancı yatırımcıların karşılaştığı en büyük engellerden biri olan ve 19541954 yılından beri uygulanan "ön izin" ile "şirket kurma onayı" sistemine son vererek; yabancı yatırımları "bilgilendirme" (beyan) esasına dayalı, yerli yatırımcılarla tam eşitlik sağlayan liberal bir rejime kavuşturan düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu

Cevap

4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu
4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, 2003 yılında kabul edilerek 1954 tarihli eski kanunu yürürlükten kaldırmıştır. Bu kanunla birlikte yabancı yatırımcılar için 'şirket kurma izni' zorunluluğu kaldırılmış, yatırım süreçleri yerli yatırımcılarla eşitlenmiş ve 'beyan' esasına geçilerek yatırım ortamı radikal bir şekilde serbestleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemsel analizi yap
Soru 2002 sonrası (özellikle 2003 yılındaki) bir yapısal reformu sormaktadır.
1990'lardaki bürokratik engellerin kaldırılması bu dönemdeki 'Güçlü Ekonomiye Geçiş' ve AB uyum sürecinin bir parçasıdır.
2
Rejim değişikliğini tanımla
İzin/onay sisteminden beyan/bilgilendirme sistemine geçiş hedeflenmiştir.
Yabancı yatırımcının yerli yatırımcıyla aynı haklara sahip olması (milli muamele ilkesi) amaçlanmıştır.
3
İlgili kanunu belirle
2003 yılında çıkarılan 4875 sayılı Kanun bu değişikliği gerçekleştiren temel metindir.
Eski 6224 sayılı Kanun izin temelli iken, 4875 sayılı Kanun serbestleşme odaklıdır.

Anahtar Kavram

Yabancı Sermaye Rejiminde Serbestleşme ve Milli Muamele İlkesi

Daha Fazla Pratik

2003 yılında kurulan 'Yatırım Danışma Konseyi' ve bu konseyin Türkiye'nin doğrudan yabancı yatırım çekme stratejisindeki rolünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 14Soru

Türkiye'de 19301930-19461946 yılları arasında uygulanan ekonomik politikalar; 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkileri, Devletçilik ilkesinin benimsenmesi ve II.Du¨nya Savas¸ıII. \text{Dünya Savaşı}'nın getirdiği zorunluluklar ekseninde şekillenmiştir. Bu dönemdeki gelişmelere dair aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu dönemde uygulanan devletçilik modeli, liberal ekonomiye geçişi hızlandırmak amacıyla hazırlanan 19471947 Türkiye İktisadi Kalkınma Planı ile zirveye ulaşmıştır.

Cevap

Türkiye'de uygulanan devletçilik modeli, 19471947 Planı ile zirveye ulaşmamış; aksine bu planla birlikte devletçi politikalardan kademeli olarak uzaklaşılmaya başlanmıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü 19471947 Türkiye İktisadi Kalkınma Planı (Vaner Planı), devletçilik ilkesinin zirvesini değil, aksine devletçi politikalardan vazgeçilerek serbest piyasa ekonomisine ve dışa açılmaya yönelik ilk ciddi hazırlıkları temsil eder. Bu plan, Truman Doktrini ve Marshall Planı çerçevesinde Türkiye'nin Batı bloğuna eklemlenme çabasının bir parçasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
19301930-19461946 döneminin temel ekonomik özelliklerini belirle.
Dönem; korumacı-devletçi politikalar, sanayi planları ve savaş ekonomisi tedbirleri ile karakterizedir.
Soruda istenen yanlış ifadeyi bulmak için dönemin genel çerçevesini çizmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki kurum ve kanunların tarihsel doğruluğunu kontrol et.
Sümerbank (19331933), BŞYP (19341934-19381938), Milli Korunma Kanunu (19401940) ve Varlık Vergisi (19421942) verileri tarihsel olarak doğrudur.
Kronolojik ve işlevsel doğruluk, Türkiye ekonomisi sorularında temel ayırt edicidir.
3
19471947 Türkiye İktisadi Kalkınma Planı'nın niteliğini analiz et.
19471947 Planı (Vaner Planı), devletçi yatırımları artırmak yerine özel sektörü destekleyen ve dış yardımlara (Marshall Planı) odaklanan bir dönüşüm planıdır.
Dönem sonundaki politika değişikliğini anlamak doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Devletçilikten Liberalizme Geçiş Süreci
Soru 15Soru

Türkiye ekonomisinde 19901990’lı yıllarda kamu maliyesinde "şeffaflıktan uzak" büyük bir yük oluşturan ve bankacılık krizlerini tetikleyen "görev zararları" (dutyduty losseslosses) sorununun, 20022002 sonrası dönemde mali disiplini kurumsallaştırmak amacıyla tasfiye edilmesi ve yapısal dönüşümüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu bankalarının birikmiş görev zararları özel tertip Devlet İç Borçlanma Senetleri (DI˙BSDİBS) ile itfa edilerek bankalar rehabilite edilmiş ve bu giderlerin bütçe disiplini içinde şeffaf bir şekilde takibine geçilmiştir.

Cevap

Kamu bankalarının birikmiş görev zararlarının özel tertip DİBS'ler ile tasfiye edilmesi ve bu süreçten sonra tüm görevlendirmelerin bütçe sınırları içinde bütçelenerek yapılmasıdır.
Kamu bankalarının birikmiş görev zararlarının özel tertip DI˙BSDİBS ile itfa edilmesi, bankaların bilançolarındaki sağlıksız alacakları likit ve güvenli varlıklara dönüştürmüştür. Bu adım, maliyenin bütçe dışı kalemlerle (görev zararları yoluyla) açık vermesini engellemiş ve mali disiplini kurumsal bir zemine oturtmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
19901990’lı yıllardaki durumun tespiti
Kamu bankaları (Ziraat ve Halkbank), hükümetlerin popülist politikaları gereği tarım ve esnafa piyasa altı faizle kredi vermiş; oluşan zarar bütçeden ödenmeyip banka bilançolarında biriktirilmiştir.
Bu durum bankaların likidite sıkışıklığına girmesine ve kamu finansman dengesinin bozulmasına yol açmıştır.
2
Yapısal reformun uygulanması (200120022001-2002)
Hazine, bankalara olan bu borçlarını nakit dışı özel tertip tahviller vererek (re-kapitalizasyon) ödemiş ve bankaların sermaye yapısını güçlendirmiştir.
Bankaların piyasadan yüksek faizle borçlanma zorunluluğunu bitirmek ve bilançolarını temizlemek.
3
Kurumsal çıpanın oluşturulması
Bundan sonra yapılacak her türlü görevlendirme giderinin bütçeye konulması zorunlu hale getirilmiştir.
Mali şeffaflığı sağlamak ve bütçe dışı açıkların (fiscal dominance) önüne geçmek.

Anahtar Kavram

Mali Şeffaflık ve Kamu Bankacılığı Reformu

Daha Fazla Pratik

Kamu bankalarının özelleştirilmesi tartışmaları ve 20052005 yılında çıkarılan 54115411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun getirdiği ihtiyatlı denetim kurallarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 16Soru

Türkiye ekonomisinde 20012001 yılında yaşanan büyük ekonomik krizin ardından bankacılık sektöründe köklü reformlar yapılmasını, kamu maliyesinde disiplinin sağlanmasını ve dalgalı döviz kuru rejimine geçilmesini öngören temel istikrar programı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı

Cevap

Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı
Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı, 20012001 Şubat krizinden sonra yürürlüğe konulmuş; temel amacı bankacılık sistemini rehabilite etmek, kamu borç stokunu sürdürülebilir hale getirmek ve dalgalı kur rejimine geçerek döviz krizlerini önlemektir.

Adım Adım Çözüm

1
Kriz yılını tespit etme
Soru kökünde belirtilen dönem 20012001 yılıdır.
Türkiye ekonomi tarihinde her kriz farklı bir istikrar paketiyle sonuçlanmıştır.
2
Program içeriklerini karşılaştırma
Dalgalı kur rejimi ve bankacılık reformu Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın temel ayırt edici özellikleridir.
Önceki programlar (1994 ve 1999) sabit veya kontrollü kur rejimlerini benimsemişti.

Anahtar Kavram

Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı (2001)

Daha Fazla Pratik

Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı kapsamında TCMB'ye araç bağımsızlığı verilmesini sağlayan kanun değişikliğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 17Soru

Türkiye'de 19601960 sonrası başlayan planlı kalkınma döneminde, Birinci (196319671963-1967) ve İkinci (196819721968-1972) Beş Yıllık Kalkınma Planları büyük oranda tüketim mallarının yerli üretimine odaklanmıştır. Bu doğrultuda, 197319771973-1977 yıllarını kapsayan Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın temel ayırt edici özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayileşmenin derinleşmesi amacıyla ara malları ve yatırım malları üretiminde ithal ikamesinin hedeflenmesi

Cevap

Sanayileşmenin derinleşmesi amacıyla ara malları ve yatırım malları üretiminde ithal ikamesinin hedeflenmesi
Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı (197319771973-1977), Türkiye ekonomisinde sanayileşmenin ikinci aşaması olarak kabul edilen 'zor ithal ikamesi' sürecini temsil eder. Bu dönemde temel amaç, dayanıklı/dayanıksız tüketim malları üretiminden öteye geçerek; sanayinin ihtiyaç duyduğu demir-çelik, petrokimya gibi ara malları ve makine gibi yatırım (sermaye) mallarının yerli imkanlarla üretilmesini sağlamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Planlı dönemin aşamalarını belirle
1963-1972 arası tüketim malları (kolay ithal ikamesi), 1973 sonrası ara ve yatırım malları (zor ithal ikamesi) dönemidir.
İthal ikameci sanayileşme stratejisi aşamalı bir yapı izler.
2
Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın (197319771973-1977) hedefini analiz et
Bu plan, Türkiye'nin sanayileşmede bir üst aşamaya geçmesini ve ithalata bağımlılığı azaltmak için ara malları ile makine teçhizat üretimini yerlileştirmeyi amaçlamıştır.
Tüketim malları üretimindeki başarının ardından sanayi yapısının derinleştirilmesi hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

İthal İkameci Sanayileşmenin Aşamaları (Kolay ve Zor İthal İkamesi)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 18Soru

Türkiye’nin 19701970'li yılların sonunda girdiği ağır ödemeler dengesi krizi ve döviz darboğazını aşmak amacıyla 2424 OcakOcak 19801980 tarihinde yürürlüğe konulan istikrar programı, sadece kısa vadeli bir devalüasyon hamlesi değil; aynı zamanda ekonominin kaynak tahsis mekanizmasını kökten değiştiren bir 'yapısal dönüşüm' programıdır. Bu programın en temel felsefesi, kaynakların idari kararlar yerine piyasada oluşan fiyat sinyalleri aracılığıyla dağıtılmasıdır.

Bu bağlamda, 2424 OcakOcak 19801980 Kararları'nın 'arz yönlü' serbestleşme hedefleri doğrultusunda, müdahaleci dönemin sembolü olan ve mal fiyatlarını denetim altında tutan aşağıdaki kurumsal düzenlemelerden hangisinin tasfiyesi, piyasa mekanizmasının tesisi yolundaki en kritik adımlardan biri olarak kabul edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fiyat Kontrol Komitesi'nin kaldırılarak mal ve hizmet fiyatlarının belirlenmesinin piyasa dinamiklerine bırakılması

Cevap

Fiyat Kontrol Komitesi'nin kaldırılarak mal ve hizmet fiyatlarının belirlenmesinin piyasa dinamiklerine bırakılması
Doğru yanıt olan seçenek, 2424 OcakOcak 19801980 Kararları'nın en kritik kurumsal adımlarından biridir. 19781978 yılında kurulan Fiyat Kontrol Komitesi, devletin piyasadaki mal fiyatlarını doğrudan belirlediği bir yapıydı. Bu komitenin kaldırılması, fiyatların artık idari masalarda değil, arz ve talep dengesine göre serbest piyasada oluşacağının en net göstergesidir. Bu adım, KİT fiyatlarının serbest bırakılmasıyla birlikte 'gerçekçi fiyatlandırma' dönemini başlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19701970'li yılların sonundaki ekonomik yapıyı analiz etmek
İthal ikameci modelin tıkanması, yüksek enflasyon ve karaborsa sorununun tespiti
2424 OcakOcak Kararları'nın hangi sorunlara çözüm olarak geldiğini anlamak gerekir.
2
Kararların temel felsefesini belirlemek
İdari fiyatlama yerine piyasa fiyatlamasına (liberalizasyon) geçiş
Programın sadece bir devalüasyon değil, yapısal bir dönüşüm olduğu bu felsefeye dayanır.
3
Fiyat Kontrol Komitesi'nin rolünü değerlendirmek
19781978'de kurulan bu komitenin, maliyetlerin çok altında fiyatlar belirleyerek piyasada mal kıtlığına ve karaborsaya yol açtığının saptanması
Devletin doğrudan fiyat belirleme gücünün kırılması, piyasa ekonomisine geçişin ön koşuludur.
4
Hatalı seçenekleri elemek (Zamanlama ve içerik kontrolü)
DGD'nin 20012001'e, sabit kurun 19701970'lere ait olduğu; DPT'nin ise kapatılmadığı bilgisiyle doğrulama yapılması
Çok zor sorularda (Seviye 5) seçenekler arasındaki tarihsel ve kurumsal farklar belirleyicidir.

Anahtar Kavram

Fiyat Serbestleşmesi ve Piyasa Mekanizmasına Geçiş

İpuçları

1
2424 OcakOcak Kararları'nın en temel amacı 'fiyat mekanizmasını' işler hale getirmektir.
2
19701970'li yılların sonunda piyasadaki karaborsa ve mal kıtlığının temel sebebi, fiyatların devlet tarafından düşük tutulmasıydı.
3
Fiyatları belirlemek üzere 19781978'de kurulan ve 'müdahaleciliğin kalesi' olarak görülen komitenin adını hatırlamaya çalışın.

Daha Fazla Pratik

19801980 sonrası dışa açılma sürecinde ihracat teşvikleri ve hayali ihracat arasındaki ilişkiyi incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 19Soru

1950'li yılların ikinci yarısında Türkiye ekonomisinde yaşanan dış ödeme güçlükleri, döviz darboğazı ve artan enflasyonist baskılar sonucunda 44 Ağustos 19581958 tarihinde yürürlüğe konulan istikrar programı ve bu dönemin iktisadi özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu programın kapsamında yer alan veya bu süreci tanımlayan bir gelişme değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik kalkınmanın sektörler arası eşgüdümünü sağlamak için Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) kurularak Beş Yıllık Kalkınma Planları'nın uygulanmaya başlanması

Cevap

Ekonomik kalkınmanın sektörler arası eşgüdümünü sağlamak için Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) kurulması ve Beş Yıllık Kalkınma Planları'nın uygulanması
Doğru seçenek olan Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulması ve Beş Yıllık Kalkınma Planları'na geçilmesi, Türkiye ekonomisinde 19601960 darbesi sonrası anayasal bir zorunluluk olarak ortaya çıkmış ve ilk plan uygulaması 19631963 yılında başlamıştır. 195019601950-1960 dönemi (Demokrat Parti iktidarı), ekonomide devlet müdahalesinden ziyade özel girişimi ve serbest piyasayı önceleyen bir 'plansız büyüme' dönemi olarak bilinir. Bu nedenle bu ifade 19581958 istikrar programının bir parçası olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
1958 İstikrar Kararları'nın tarihsel bağlamını analiz etmek
1958 kararları, Demokrat Parti (DP) döneminin sonlarına doğru yaşanan döviz ve enflasyon krizine karşı IMF desteğiyle hazırlanan bir pakettir.
Sorunun sorduğu 'değildir' ifadesini bulmak için paketin içeriğini netleştirmek gerekir.
2
DPT ve Planlı Dönem'in başlangıç tarihini kontrol etmek
Devlet Planlama Teşkilatı 3030 Eylül 19601960 tarihinde kurulmuştur; Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ise 196319671963-1967 dönemini kapsar.
1947-1960 dönemi (özellikle DP dönemi), 'plansız' ve serbest piyasa odaklı büyümenin hakim olduğu bir dönemdir; planlı dönem bu dönemin bitişinden sonra başlar.
3
1958 programının diğer teknik detaylarını doğrulamak
2,802,80'den 99 TL'ye devalüasyon, kredi tavanları, KİT zamları ve dış borç konsolidasyonu (OEEC ile) bu paketin ana unsurlarıdır.
Diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit ederek yanlış olanı kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Planlı Dönem ile Liberal Dönem Ayrımı

İpuçları

1
Türkiye'de 'Beş Yıllık Kalkınma Planları' (BYKP) ne zaman uygulanmaya başlandı?
2
Demokrat Parti dönemi genellikle 'plansız' kalkınma ile karakterize edilir. Planlama fikrine karşı olan bu dönemde DPT kurulmuş olabilir mi?
3
4 Ağustos 1958 kararları bir kriz yönetimi paketidir; oysa Devlet Planlama Teşkilatı anayasal bir kurum olarak 1961 Anayasası ile sistemleşmiştir.

Daha Fazla Pratik

1958 devalüasyonu ile 1946 devalüasyonunu ve 1980 devalüasyonunu karşılaştırarak döviz kuru rejimlerindeki değişimleri inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru

24 Ocak 1980 Kararları ile Türkiye ekonomisinde köklü bir yapısal dönüşüm süreci başlatılmış ve ithal ikameci modelden ihracata dayalı büyüme modeline geçiş hedeflenmiştir. Bu yeni stratejinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla döviz kuru rejiminde gerçekleştirilen temel değişiklik ve uygulanan politikanın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kurların periyodik ve günlük olarak ayarlanmasıyla Türk lirasının reel olarak düşük değerli tutularak ihracatın teşvik edilmesi

Cevap

Döviz kurlarının periyodik ve günlük olarak ayarlanmasıyla Türk lirasının reel olarak düşük değerli tutularak ihracatın teşvik edilmesidir.
1980 sonrası uygulanan ihracata dayalı büyüme modelinde, döviz kuru en önemli politika aracı haline gelmiştir. Sabit kur rejiminin yarattığı 'aşırı değerli TL' sorunu, sık yapılan devalüasyonlar ve 1981'den itibaren günlük kur ayarlamalarıyla aşılmaya çalışılmıştır. Buradaki temel amaç, TL'nin reel değerini düşük tutarak (yani yabancı parayı pahalı tutarak) Türk mallarının dış piyasada ucuz kalmasını ve ihracatın cazip hale gelmesini sağlamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Strateji Değişimini Analiz Etme
İthal ikameci modelden ihracata dayalı modele geçiş belirlendi.
1980 öncesi iç piyasaya yönelik üretim yapılırken, 1980 sonrası dünya piyasalarına eklemlenme hedeflenmiştir.
2
Döviz Kuru Aracını İnceleme
Sabit kur rejiminden esnek (yönetilen) kur rejimine geçiş yapıldı.
İhracatın artması için yerli paranın (TL) yabancı paralar karşısında değerinin düşük tutulması (reel devalüasyon) bir teşvik aracı olarak kullanılmıştır.
3
Uygulama Takvimini Belirleme
1 Mayıs 1981 itibarıyla günlük kur belirleme sistemine geçilmiştir.
Bu sistem, enflasyon farklarını kura yansıtarak reel döviz kurunun ihracatçı aleyhine değer kazanmasını engellemek için kullanılmıştır.

Anahtar Kavram

Reel Efektif Döviz Kuru ve İhracat Teşviki

İpuçları

1
İhracata dayalı büyümede yerli paranın yabancı paralar karşısındaki değerinin nasıl olması gerektiğini düşünün.
2
1980 öncesi 'sabit kur' nedeniyle oluşan döviz darboğazını aşmak için kurların daha esnek belirlenmesi gerekmiştir.
3
Türkiye'de günlük kur uygulaması 1981'de başlamıştır ve amacı TL'yi reel olarak düşük değerli tutmaktır.

Daha Fazla Pratik

1980 kararlarının diğer ayağı olan 'finansal serbestleşme' ve faizlerin serbest bırakılması (Bankerler Krizi'ne yol açan süreç) konusuna göz atabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Dönemleri karşılaştırarak eleme yapabilirsiniz: 1960-80 arası 'değerli TL/ithal ikame', 1980-89 arası 'değersiz TL/ihracat', 2000 'kur çıpası', 2001 sonrası 'dalgalı kur'.
Tahmini Süre:2m 30s
Sayfa 1 / 5Sonraki
Türkiye Ekonomisinde Tarihsel Gelişim Alıştırma Soruları — KPSS İktisat | Examkin