Türkiye Ekonomisinde Tarihsel Gelişim

92 soru

Soru 21Soru

Türkiye ekonomisinde 9 Aralık 1999 tarihinde yürürlüğe giren "Enflasyonla Mücadele Programı" kapsamında uygulanan döviz kuru rejimi ve bu rejimin 2001 krizine evrilmesindeki temel yapısal çelişki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sürünen kur (crawling peg) rejiminin uygulanması ve Merkez Bankasının döviz kuru taahhüdü nedeniyle bankacılık kesiminin likidite ihtiyacına karşı "nihai kredi mercii" işlevinin kısıtlanması

Cevap

Sürünen kur (crawling peg) rejiminin uygulanması ve Merkez Bankasının döviz kuru taahhüdü nedeniyle bankacılık kesiminin likidite ihtiyacına karşı 'nihai kredi mercii' işlevinin kısıtlanması
Doğru seçenek, 1999 dezenflasyon programının en temel teknik zaafına parmak basmaktadır. Programda Merkez Bankasının para basma yetkisi dış rezerv girişine bağlanmıştır. Bu durum, bankaların likidite sıkıntısına düştüğü anlarda Merkez Bankasının 'nihai kredi mercii' (lender of last resort) olarak sistemin koruyuculuğunu yapmasını engellemiş, likidite krizinin bir ödemeler dengesi ve kur krizine dönüşmesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1999 Programının kur rejimini belirle
Program, 18 aylık bir takvim çerçevesinde döviz sepetindeki artış hızının önceden ilan edildiği 'Sürünen Kur' (Crawling Peg) sistemini benimsemiştir.
Enflasyon beklentilerini kırmak için kur bir çıpa olarak kullanılmıştır.
2
Para politikası kısıtını analiz et
Merkez Bankası, para tabanını sadece net dış varlıklar karşılığında artırabileceğini taahhüt etmiştir (quasi-currency board).
Kur taahhüdünün inandırıcılığı için emisyonun döviz girişiyle sınırlanması gerekmiştir.
3
Bankacılık sistemiyle olan çelişkiyi tespit et
Kasım 2000'de bankalar likidite sıkışıklığı yaşadığında, Merkez Bankası kur çıpasını korumak adına piyasaya TL sürememiştir.
Piyasaya TL sürülmesi, döviz talebini artırarak kur taahhüdünü ve program hedeflerini tehlikeye atacaktı.
4
Krizin sonucunu değerlendir
Likit olmayan bankacılık sistemi faizlerin gecelik %7500'lere fırlamasına neden olmuş, bu sürdürülemezlik Şubat 2001'de dalgalı kura geçişle sonuçlanmıştır.
Nihai kredi mercii işlevinin yitirilmesi finansal sistemi savunmasız bırakmıştır.

Anahtar Kavram

İmkansız Üçlü (Impossible Trinity) ve Kur Çıpası Çelişkisi

Daha Fazla Pratik

2001 Şubat krizi sonrası uygulamaya konulan 'Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın yapısal reformlar ve bankacılık sektörü üzerindeki etkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 22Soru

Türkiye ekonomisinin 199020011990-2001 dönemini karakterize eden kriz döngüleri, uygulanan istikrar paketlerinin teknik tasarımları ve kur rejimi tercihleri dikkate alındığında; krizlerin temel tetikleyicileri ile çözüm stratejileri arasındaki ilişki hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19941994 krizi, kamu kesimi finansman ihtiyacının faiz baskılama politikası ve para basımı yoluyla karşılanmaya çalışılması sonucu ortaya çıkan döviz atağıyla tetiklenirken; 20012001 krizi, döviz çıpasına dayalı dezenflasyon programının bankacılık sektöründeki vade ve kur risklerini yönetememesi sonucu patlak vermiştir.

Cevap

1994 krizi yanlış faiz politikası ve kamu finansman dengesizliği (mali baskınlık) nedeniyle, 2001 krizi ise çıpalı kur rejiminin bankacılık sektöründeki kırılganlıklarla birleşmesi sonucu ortaya çıkmıştır.
Doğru seçenek, iki büyük krizin teknik ayrımını isabetli yapmaktadır. 1994 krizi, bütçe açıklarının finansmanında izlenen hatalı faiz politikası ve piyasa dengelerine müdahale (monetizasyon) kaynaklı bir ödemeler dengesi krizidir. 2001 krizi ise, 1999 Aralık ayında başlayan ve döviz kurunu önceden ilan edilen bir takvime bağlayan (sürünen kur) programın, bankacılık sektöründeki yapısal sorunlar ve likidite sıkışıklığı karşısında sürdürülebilirliğini kaybetmesiyle yaşanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1994 krizinin kökenini analiz etme.
Hükümetin faizleri yapay olarak düşürmek için ihaleleri iptal etmesi ve monetizasyona (para basımı) gitmesi, sermaye kaçışına ve devalüasyona yol açmıştır.
1994 krizinin temelinde 'faizleri düşürmek enflasyonu düşürür' varsayımıyla yapılan yanlış müdahaleler vardır.
2
1999-2001 sürecindeki kur rejimi tasarımını değerlendirme.
1999 sonunda geçilen 'Sürünen Kur' (Crawling Peg) rejimi, döviz kurunu nominal çıpa olarak kullanarak enflasyonu kırmayı hedeflemiştir.
Bu rejim, MB'nin likidite yönetimi üzerindeki kısıtları ve çıkış stratejisinin belirsizliği nedeniyle kırılgan bir yapı oluşturmuştur.
3
2001 krizinin ve GEGP'nin niteliğini belirleme.
Kriz sonrası dalgalı kura geçilmiş ve 'Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı' ile sadece mali değil, kurumsal (MB bağımsızlığı, Bankacılık Yasası) reformlar yapılmıştır.
2001 reformları, önceki paketlerden farklı olarak sistemin kurumsal temellerini değiştirmeyi amaçlamıştır.

Anahtar Kavram

Mali Baskınlık vs. Finansal Kırılganlık ve Kur Rejimi Dönüşümü

Daha Fazla Pratik

2001 krizinden sonra Merkez Bankası Kanunu'nda yapılan değişiklikle getirilen 'fiyat istikrarı' temel amacı ve araç bağımsızlığı konusunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 23Soru

Türkiye'de 19701970’li yılların sonunda kronikleşen döviz kıtlığını aşmak ve Türk lirasının aşırı değerlenmesinden kaynaklanan dış ticaret dengesizliğini gidermek amacıyla 2424 OcakOcak 19801980 Kararları ile hayata geçirilen en önemli döviz kuru düzenlemesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kur sisteminin sadeleştirilmesiyle çoklu kur uygulamasına son verilmesi ve Türk lirasının yabancı paralar karşısında yüksek oranda değer kaybettirilmesi

Cevap

Kur sisteminin sadeleştirilmesiyle çoklu kur uygulamasına son verilmesi ve Türk lirasının yabancı paralar karşısında yüksek oranda değer kaybettirilmesi
Doğru seçenek olan kur sisteminin sadeleştirilmesi ve yüksek oranlı devalüasyon, 24 Ocak 1980 Kararları'nın dış ticaret dengesini sağlamak için attığı en temel adımdır. Çoklu kur sisteminin kaldırılması, ekonomideki fiyat çarpıklıklarını gidermeyi ve ihracatçının dünya piyasalarıyla rekabet edebileceği bir kur seviyesi oluşturmayı amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19801980 öncesi uygulanan kur rejiminin yapısal sorunlarını tespit et.
19801980 öncesinde TL yapay olarak değerli tutuluyor ve 'çoklu kur' sistemiyle farklı ithalat/ihracat kalemlerine farklı kurlar uygulanıyordu.
Bu durum döviz karaborsasına ve dış ticaretin tıkanmasına yol açıyordu.
2
2424 OcakOcak 19801980 kararlarının kur politikası hedeflerini analiz et.
Temel hedef, TL'nin değerini piyasa gerçeklerine yaklaştırmak ve kur sistemini sadeleştirmektir.
İhracata dayalı büyüme stratejisi için gerçekçi bir döviz kuru zorunludur.
3
Uygulanan somut adımı belirle.
2424 OcakOcak 19801980'de yapılan devalüasyon ile dolar kuru 3535 TL'den 7070 TL'ye çıkarılmış ve çoklu kur uygulamasına (gübre ve ilaç gibi istisnalar hariç) son verilmiştir.
Bu adım, dışa açılma sürecinin en kritik finansal düzenlemesidir.

Anahtar Kavram

24 Ocak 1980 Kararları: Döviz Kuru Serbestleşmesi ve Devalüasyon

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken 1980 öncesi 'Devlet Müdahalesi/Korumacılık' ile 1980 sonrası 'Serbest Piyasa/Dışa Açılma' ayrımını yaparak, seçeneklerdeki müdahaleci unsurları eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 24Soru

2424 OcakOcak 19801980 Kararları ile Türkiye ekonomisinde ithal ikameci sanayileşme stratejisi terk edilerek dışa açık, ihracata dayalı bir büyüme modeli benimsenmiştir. Bu yapısal dönüşüm sürecinde Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) ürünlerine yapılan yüksek oranlı zamlar ve fiyat belirleme yetkisinin büyük ölçüde bu kurumlara devredilmesinin temel iktisadi gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu kesimi finansman ihtiyacını azaltmak ve bütçe üzerindeki sübvansiyon yükünü tasfiye ederek kaynak tahsisinde etkinliği sağlamak

Cevap

Kamu kesimi finansman ihtiyacını azaltmak ve bütçe üzerindeki sübvansiyon yükünü tasfiye ederek kaynak tahsisinde etkinliği sağlamak
Doğru yanıt, kamu kesimi finansman ihtiyacını azaltma vurgusu yapan ifadedir. 19801980 öncesindeki ithal ikameci modelde, KİT ürünleri (enerji, hammadde, temel gıda) yapay olarak düşük tutuluyor ve bu zararlar Merkez Bankası kaynaklarıyla (emisyon) finanse ediliyordu. 2424 OcakOcak Kararları ile bu kurumlara fiyat belirleme yetkisi verilerek, bütçeden yapılan transferlerin kesilmesi ve piyasa rasyonalitesinin sağlanması hedeflenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
19801980 öncesi KİT yapısını analiz etme
KİT'lerin ürünlerini maliyetin altında satması sonucu oluşan görev zararları kamu bütçesi üzerinde ağır bir yük oluşturuyordu.
19701970'li yılların sonundaki ekonomik krizin en önemli nedenlerinden biri bu finansal dengesizliktir.
2
2424 OcakOcak Kararları'nın mali disiplin hedefini değerlendirme
Fiyat İstikrar Fonu'nun kurulması ve KİT'lerin fiyat belirlemede serbest bırakılması (maliyet bazlı fiyatlama) kararlaştırıldı.
Bütçe açıklarını kapatmak ve sübvansiyonları kesmek, enflasyonla mücadelenin ve kaynakların verimli dağılımının anahtarıdır.

Anahtar Kavram

KGFİ (Kamu Kesimi Finansman İhtiyacı) ve Fiyat Serbestisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 25Soru

196019801960-1980 dönemi Türkiye ekonomisinde uygulanan planlı kalkınma ve "İthal İkameci Sanayileşme" (İİS) stratejisinin yapısal dönüşümü, evreleri ve kurumsal çerçevesi dikkate alındığında, bu sürecin işleyişi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (196319671963-1967) temel olarak tüketim mallarına yönelik "kolay" ithal ikameye odaklanırken, İkinci (196819721968-1972) ve Üçüncü Plan (197319771973-1977) dönemlerinde sermaye yoğun ara ve yatırım malları üretimine (zor ithal ikame) geçiş hedeflenmiş; ancak 19701970 devalüasyonu ve artan ithal girdi bağımlılığı döviz darboğazını derinleştirmiştir.

Cevap

Birinci Plan dönemindeki kolay ithal ikameden (tüketim malları), İkinci ve Üçüncü Plan dönemlerindeki zor ithal ikameye (ara ve yatırım malları) geçiş hedeflenmiş; ancak 19701970 devalüasyonu ve ithal girdi bağımlılığı nedeniyle süreç döviz krizine yol açmıştır.
Doğru cevap olan ifade, Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın tüketim mallarına dayalı sanayileşme (kolay evre) hedefini ve sonraki planların daha karmaşık üretim süreçlerine (zor evre) geçiş amacını doğru tanımlar. Ayrıca bu geçişin, Türkiye sanayisinin dışa bağımlı yapısı ve 19701970 devalüasyonunun maliyet artırıcı etkisiyle döviz krizine (darboğaz) evrildiğini doğru bir nedensellik bağıyla kurmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kurumsal ve kronolojik çerçeveyi belirle
DPT 19601960'da kuruldu, ilk Kalkınma Planı 19631963'te başladı.
Planlı dönem ile 19301930 lardaki sanayi planları arasındaki farkı ayırt etmek için gereklidir.
2
Sanayileşme evrelerini (İİS) analiz et
19601960 lar "Kolay İİS" (Tüketim malları), 19701970 ler "Zor/İleri İİS" (Ara ve yatırım malları) dönemidir.
Stratejinin teknolojik ve sektörel derinliğini anlamak için bu ayrım kritiktir.
3
19701970 devalüasyonunun etkisini değerlendir
Devalüasyon ithalat maliyetlerini artırmış, İİS'nin ithal girdi bağımlılığı nedeniyle sanayi üretim maliyetleri yükselmiştir.
Dış denge ve sanayi üretimi arasındaki çelişkiyi açıklamak için kullanılır.
4
Dönemin krizle sonuçlanma nedenini saptama
İleri aşama İİS, daha fazla makine ve ara malı ithalatı gerektirdiği için döviz ihtiyacı artmış ve sistem 19701970 lerin sonunda tıkanmıştır.
Doğru seçeneğin yapısal mantığını doğrular.

Anahtar Kavram

İthal İkameci Sanayileşmenin (İİS) Evreleri ve Yapısal Sınırlılıkları

Daha Fazla Pratik

İthal ikameci sanayileşmenin 19701970 lerin sonunda neden başarısız olduğunu anlamak için 'döviz darboğazı' ve 'ithal girdi bağımlılığı' kavramlarını tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 26Soru

20012001 krizi sonrası uygulanmaya başlanan "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı" (GEGP) ve 20022002 yılından itibaren bu programın devamı niteliğinde hayata geçirilen yapısal reformlar, Türkiye ekonomisinin kurumsal mimarisini temelden değiştirmiştir. Bu dönemde benimsenen mali ve parasal çıpalar ile kurumsal düzenlemeler dikkate alındığında, 200220082002-2008 arası döneme ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezi yönetim bütçe açığının finansmanında esneklik sağlamak amacıyla, 20012001 yılında kaldırılan "Hazineye Kısa Vadeli Avans" uygulamasının 20062006 yılındaki "Açık Enflasyon Hedeflemesi"ne geçişle birlikte sınırlı oranlarda tekrar başlatılması.

Cevap

Hazineye Kısa Vadeli Avans uygulamasının 20062006 yılında tekrar başlatıldığını iddia eden ifade yanlıştır.
Hazineye Kısa Vadeli Avans (KVA) uygulaması, Türkiye'de enflasyonun kronikleşmesine neden olan bütçe finansman yöntemlerinden biriydi. 20012001 yılında TCMB Kanunu'nda yapılan değişiklikle bu uygulama tamamen sonlandırılmıştır. 20062006 yılında geçilen "Açık Enflasyon Hedeflemesi" rejiminde ise merkez bankası bağımsızlığı daha da güçlendirilmiş, maliye politikasının para politikası üzerindeki baskısı (fiskal dominans) tamamen reddedilmiştir. Dolayısıyla bu yetkinin tekrar başlatıldığı ifadesi ekonomik gerçeklerle ve yasalarla bağdaşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
20012001 yılındaki yasal değişikliği analiz et.
2525 Nisan 20012001 tarihli 46514651 sayılı Kanun ile TCMB'nin Hazine ve kamu kuruluşlarına kredi açması, kısa vadeli avans vermesi kesin olarak yasaklanmıştır.
Bu yasak, 19901990’lı yıllardaki parasal genişleme ve enflasyonun temel kaynağı olan bütçe açıklarının merkez bankası tarafından finanse edilmesi uygulamasını durdurmak için getirilmiştir.
2
20062006 yılındaki rejim değişikliğinin içeriğini incele.
20062006 yılında geçilen "Açık Enflasyon Hedeflemesi", Merkez Bankası'nın araç bağımsızlığını pekiştirmiş ve kurumsal hesap verebilirliği (Açık Mektup mekanizması) artırmıştır.
Enflasyon hedeflemesi rejiminin başarısı, maliye politikasının para politikasını domine etmemesine (parasal finansman yasağına) bağlıdır.
3
Dönemin diğer yapısal reformlarını doğrula.
50185018 sayılı Kanun (mali şeffaflık), 54115411 sayılı Kanun (bankacılık) ve Faiz Dışı Fazla politikası 200220082002-2008 döneminin gerçek yapısal çıpalarıdır.
Bu reformlar, Türkiye ekonomisinin kriz sonrası toparlanma sürecinde uluslararası güveni sağlayan kurumsal düzenlemelerdir.

Anahtar Kavram

TCMB Bağımsızlığı ve Parasal Finansman Yasağı

Daha Fazla Pratik

TCMB'nin bağımsızlık türleri (politik, araç, amaç) ve 20012001 değişikliği sonrası hangi bağımsızlık türüne sahip olduğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 27Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında (19231923-19291929) liberal bir iktisat politikası benimsenmiş ve özel teşebbüsün sanayileşmeye öncülük etmesi beklenmiştir. Ancak bu dönemde yerli üreticinin ithal ürünlerle rekabet edemediği ve devletin gümrük duvarlarını kullanarak yerli sanayiyi koruyamadığı gözlemlenmiştir.

Bu durumun yaşanmasına neden olan ve Türkiye'nin gümrük tarifelerini 19291929 yılına kadar yükseltmesini engelleyen temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lozan Barış Antlaşması kapsamında imzalanan Ticaret Sözleşmesi ile gümrük tarifelerinin 19161916 yılı düzeyinde sabitlenmiş olması

Cevap

Lozan Barış Antlaşması'na ekli Ticaret Sözleşmesi uyarınca gümrük tarifelerinin 19161916 yılı seviyesinde dondurulmuş olması
Lozan Barış Antlaşması ile birlikte imzalanan Ticaret Sözleşmesi gereğince Türkiye, 19291929 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin 19161916 yılındaki gümrük tarifelerini uygulamak zorunda kalmıştır. Bu durum, genç Cumhuriyet'in yerli sanayiyi korumacı gümrük duvarlarıyla savunmasını engellemiş ve liberal dönemin sanayileşme hedeflerine ulaşmasını zorlaştırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem koşullarını analiz etme
19231923-19291929 arası Türkiye'nin dış ticarette serbestiyet ve düşük gümrüklerle karşı karşıya olduğu tespit edilir.
Liberal dönemin sanayileşme çabalarının neden sonuç vermediğini anlamak için dışsal kısıtlamalara bakılmalıdır.
2
Dışsal kısıtlamaları belirleme
2424 Temmuz 19231923'te imzalanan Lozan Antlaşması'nın iktisadi hükümlerine bakılır.
Türkiye'nin egemenlik haklarının dış ticaret boyutundaki sınırlarını bu antlaşma belirlemiştir.
3
Gümrük tarifesi maddesini inceleme
Antlaşmaya ekli Ticaret Sözleşmesi ile gümrük tarifelerinin 19161916 Osmanlı tarifesi düzeyinde 55 yıl boyunca sabitlendiği görülür.
Bu madde, Türkiye'nin kendi sanayisini korumak için gümrük duvarlarını yükseltmesini engellemiştir.

Anahtar Kavram

Lozan Ticaret Sözleşmesi ve Gümrük Bağımsızlığı

İpuçları

1
Türkiye'nin gümrüklerdeki hareket alanını kısıtlayan dışsal ve diplomatik bir antlaşmayı düşünün.
2
19231923 yılında imzalanan ve Cumhuriyet'in tapusu olarak kabul edilen antlaşmanın iktisadi eklerine odaklanın.
3
Lozan Antlaşması'na ekli olan Ticaret Sözleşmesi, gümrük tarifelerini Osmanlı'nın son dönem seviyelerinde (19161916) sabitlemiştir.

Daha Fazla Pratik

19291929 yılından itibaren Türkiye'nin gümrük politikasında yaptığı değişiklikleri ve korumacılığa geçişin yasal dayanaklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 28Soru

Türkiye ekonomisinde 20012001 krizi sonrası uygulanan istikrar programının bir parçası olarak, 20062006 yılı başından itibaren 'Açık Enflasyon Hedeflemesi' rejimine geçilmiştir. Bu rejimle birlikte para politikasının kurumsal çerçevesi şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri temelinde yeniden yapılandırılmıştır.

Buna göre, açık enflasyon hedeflemesi rejiminde uygulanan 'hesap verebilirlik' mekanizması ve bu kapsamdaki 'Açık Mektup' uygulamasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıl sonunda gerçekleşen enflasyonun, hedef etrafında belirlenen 'belirsizlik aralığının' dışında kalması durumunda TCMB; sapmanın nedenlerini ve hedefe dönmek için alınan/alınacak önlemleri içeren bir 'Açık Mektup'u Hükümet'e sunmak ve kamuoyuna açıklamakla yükümlüdür.

Cevap

Gerçekleşen enflasyonun belirsizlik aralığı dışına çıkması durumunda sapmanın nedenlerini ve çözüm önerilerini içeren Açık Mektup'un Hükümet'e sunulması ve kamuoyuna duyurulması doğrudur.
Açık enflasyon hedeflemesi rejiminde, TCMB'nin araç bağımsızlığına karşılık olarak kamuoyuna ve hükümete karşı hesap vermesi öngörülmüştür. Bu doğrultuda, enflasyonun yıl sonunda önceden ilan edilen belirsizlik aralığının (genellikle +/- 2 puan) dışına çıkması durumunda, TCMB sapmanın nedenlerini ve tekrar hedefe ulaşmak için izleyeceği politikaları bir 'Açık Mektup' ile Hükümet'e sunar ve kamuoyuyla paylaşır.

Adım Adım Çözüm

1
TCMB'nin kurumsal bağımsızlık yapısını analiz et.
TCMB'nin araç bağımsızlığına sahip olduğu, ancak hedeflerin Hükümetle ortak belirlendiği (amaç bağımsızlığı olmadığı) belirlendi.
Hesap verebilirliğin kime karşı olduğunu anlamak için kurumsal yapıyı bilmek gerekir.
2
Açık enflasyon hedeflemesi rejiminin (2006+) iletişim araçlarını değerlendir.
Bu rejimde şeffaflığın 'Enflasyon Raporları' ve 'Açık Mektup' üzerinden sağlandığı saptandı.
Hesap verebilirlik bu araçlar üzerinden kurumsallaşmıştır.
3
Belirsizlik aralığı ve açık mektup ilişkisini incele.
Hedef etrafında ilan edilen puanlık sapma sınırı (belirsizlik aralığı) aşıldığında yasal olarak açık mektup yazıldığı sonucuna varıldı.
Mekanizmanın tetikleyici unsuru belirsizlik aralığıdır.
4
Mekanizmanın hukuki sonuçlarını kontrol et.
Açık mektubun cezai bir yaptırım değil, bir kamuoyunu aydınlatma ve demokratik hesap verebilirlik aracı olduğu teyit edildi.
Yanlış seçeneklerdeki idari yaptırım ifadelerini elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

TCMB'de Açık Enflasyon Hedeflemesi ve Kurumsal Hesap Verebilirlik

İpuçları

1
TCMB'nin araç bağımsızlığı ile amaç bağımsızlığı arasındaki farkı hatırlayın; enflasyon hedefini kimin belirlediği bu sorunun anahtarıdır.
2
2006 yılında geçilen 'Açık Enflasyon Hedeflemesi' rejiminde şeffaflığı sağlayan temel raporlama mekanizmalarını düşünün.
3
Belirsizlik aralığı aşıldığında TCMB'nin hükümete sunduğu yazılı bildirimin adını ve hukuki dayanağını (TCMB Kanunu Md. 42) anımsayın.

Daha Fazla Pratik

2002-2005 dönemindeki 'Örtük Enflasyon Hedeflemesi' ile 2006 sonrası 'Açık Enflasyon Hedeflemesi' arasındaki 'ara hedef' farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 29Soru

19471947-19601960 dönemi Türkiye ekonomisinde, devletçi modelden liberal iktisat politikalarına geçiş sürecinde hazırlanan kalkınma planları, uluslararası raporlar ve kurumsal dönüşümler dikkate alındığında; bu dönemin iktisadi tercihleri ve stratejik belgeleri hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlış bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19501950'li yıllarda Dünya Bankası tarafından hazırlanan Barker Raporu, 19471947 Vaner Planı'ndaki ağır sanayi hedeflerini onaylayarak, Türkiye'nin sanayileşmiş ülkeler safına geçmesi için kamu yatırımlarının artırılmasını ve uçak fabrikası gibi projelerin tamamlanmasını tavsiye etmiştir.

Cevap

Barker Raporu'nun Vaner Planı'ndaki ağır sanayi yatırımlarını desteklediği ve kamu yatırımlarının artırılmasını önerdiği ifadesi yanlıştır.
19511951 yılında Dünya Bankası tarafından hazırlanan Barker Raporu, Türkiye'nin kalkınma stratejisinde ağır sanayileşmeye (demir-çelik, makine vb.) öncelik verilmesini şiddetle eleştirmiştir. Rapor, devletin ekonomideki rolünün azaltılmasını, özel teşebbüsün önünün açılmasını ve yatırımların Türkiye'nin rekabetçi olduğu tarım, enerji ve ulaşım alanlarına kaydırılmasını önermiştir. Dolayısıyla, raporun Vaner Planı'ndaki sanayi hedeflerini onayladığı ve kamu eliyle ağır sanayiyi desteklediği ifadesi tarihsel gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
19471947 Vaner Planı (Türkiye İktisadi Kalkınma Planı) ve Barker Raporu'nun (19511951) içerikleri karşılaştırılır.
Vaner Planı, Marshall Yardımı için hazırlansa da demir-çelik ve ağır sanayi gibi devletçi dönemden kalan sanayi projelerini içermekteydi.
İki belge arasındaki sanayileşme vizyonu farkını tespit etmek için.
2
Barker Raporu'nun (Dünya Bankası) Türkiye'nin sanayileşme stratejisine bakışı analiz edilir.
Barker Raporu, Türkiye'nin 'karşılaştırmalı üstünlüklere' göre tarım, enerji ve ulaşım (karayolu) alanlarına odaklanması gerektiğini, ağır sanayinin Türkiye için pahalı ve verimsiz olduğunu belirtmiştir.
Dönemin uluslararası ekonomi kuruluşlarının Türkiye'ye biçtiği rolü anlamak için.
3
Yanlış olan önermedeki hatayı saptayın.
Önerme, Barker Raporu'nun sanayileşmeyi ve kamu eliyle ağır sanayiyi desteklediğini iddia etmektedir; oysa rapor bu yatırımlara karşı çıkmış ve liberal tarımsal genişlemeyi savunmuştur.
Sorunun kökünde yatan iktisadi tarih bilgisini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

19471947-19601960 dönemi dış raporların (Barker, Hilts) sanayileşme yerine tarım ve altyapı odaklı kalkınmayı dayatması.

Daha Fazla Pratik

Demokrat Parti döneminde tarımsal makineleşmenin (traktör sayısındaki artış) dış ticaret dengesi ve ekilen arazi miktarı üzerindeki etkilerini inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 30Soru

Yeni kurulan Türk Devleti'nde 19231923-19291929 yılları arasını kapsayan dönemde, özel teşebbüsün öncülüğünde bir büyüme stratejisi benimsenmiş ve halkın üzerindeki mali yüklerin hafifletilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, tarımsal üretimi teşvik etmek ve köylünün refahını artırmak amacıyla 19251925 yılında gerçekleştirilen temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aşar vergisinin kaldırılması

Cevap

Aşar vergisinin kaldırılması
Doğru cevap olan uygulama, 19251925 yılında tarımsal üretimi artırmak ve halkın ekonomik koşullarını iyileştirmek amacıyla hayata geçirilmiştir. Bu adım, bütçe gelirlerinin yaklaşık %2020-2525'inden vazgeçilmesi anlamına gelse de liberal dönemin piyasayı canlandırma hedefiyle uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem tespiti yapılır.
19231923-19291929 dönemi Türkiye ekonomisinde liberal politikaların ve özel sektörün desteklendiği süreci ifade eder.
Dönem kısıtları, hangi iktisadi düşüncenin hakim olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Tarımsal reformlar analiz edilir.
19251925 yılında, Osmanlı'dan kalan ve çiftçi üzerinde ağır bir yük olan Aşar vergisi kaldırılmıştır.
Soruda sorulan spesifik yasal düzenleme ve tarihsel eşleşme doğrulanır.
3
Diğer seçeneklerin kronolojik ve kavramsal kontrolü yapılır.
Devletçilik ve Sanayi Planları 19301930 sonrasına, 2424 Ocak Kararları ise 19801980 sonrasına aittir.
Çeldiricilerin yanlış dönemlere ait olduğu teyit edilerek doğru yanıta ulaşılır.

Anahtar Kavram

İzmir İktisat Kongresi ve Liberal Dönem Mali Reformları
Tahmini Süre:45s
Soru 31Soru

195019601950-1960 yılları arasını kapsayan Demokrat Parti döneminde, Türkiye'nin ulaşım altyapısı yatırımlarında demir yollarından kara yollarına doğru gerçekleşen stratejik değişim aşağıdakilerden hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Marshall Planı yardımları ve ABD'li uzmanların hazırladığı raporlardaki kara yolu öncelikli tavsiyeler

Cevap

Marshall Planı yardımları ve ABD'li uzmanların (özellikle Hilts Raporu gibi) tavsiyeleri doğrultusunda ulaşım yatırımlarının kara yollarına kaydırılmasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, Marshall Planı ve ABD'li uzmanların tavsiyelerini içermektedir. 19501950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, özellikle tarımsal kalkınmayı desteklemek ve köylüyü pazara bağlamak amacıyla kara yolu yapımına büyük önem vermiştir. Bu süreçte Marshall Planı kapsamında gelen makineler ve uzman tavsiyeleri belirleyici olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Zaman dilimini belirle
195019601950-1960 (Demokrat Parti Dönemi)
Soruda sorulan dönemin ekonomik ve siyasi iklimini anlamak için gereklidir.
2
Dönemin ulaşım politikasındaki temel değişikliği hatırla
Demir yollarından kara yollarına geçiş
Bu dönemde tarımsal üretimin artması ve ürünlerin pazara ulaştırılması için kara yolları stratejik önem kazanmıştır.
3
Bu değişikliğin dış faktörlerle ilişkisini kur
Marshall Planı ve ABD etkisi
Truman Doktrini ve Marshall Planı kapsamında sağlanan mali ve teknik yardımlar, kara yolu ağının öncelikli olarak geliştirilmesini şart koşmuş veya teşvik etmiştir.

Anahtar Kavram

Demokrat Parti Dönemi Ulaşım Politikası ve Dış Yardımların Etkisi

Daha Fazla Pratik

Demokrat Parti döneminde tarımsal makineleşmenin (traktör sayısı artışı) milli gelir üzerindeki etkilerini inceleyen bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 32Soru

19231923-19291929 dönemi Türkiye ekonomisi, İzmir İktisat Kongresi'nde temelleri atılan ve "Misak-ı İktisadi" esaslarına dayanan, özel teşebbüsün öncülüğünü hedefleyen bir modelle karakterize edilir. Bu süreçte milli bir ekonominin inşası için tarım, sanayi ve ticaret alanlarında çeşitli yapısal adımlar atılmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 19231923-19291929 yılları arasını kapsayan bu dönemde uygulanan iktisat politikalarından veya gerçekleşen temel gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temel tüketim ve ara malların üretimini gerçekleştirmek amacıyla Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulamaya konulması

Cevap

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulamaya konulması, 19231923-19291929 dönemine ait bir gelişme değildir; bu plan 19301930'larda başlayan devletçilik döneminin bir ürünüdür.
Doğru cevap olan ifade, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulanmasını içermektedir. Bu plan, 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın ardından Türkiye'nin iktisadi modelini devletçiliğe kaydırmasıyla (19301930 sonrası) gündeme gelmiş ve 19341934 yılında yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 19231923-19291929 arasındaki liberal dönemde yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapılması
19231923-19291929 dönemi, İzmir İktisat Kongresi kararlarıyla şekillenen, özel teşebbüsün desteklendiği liberal bir dönemdir.
Sorunun zaman dilimi ve iktisadi felsefesi arasındaki ilişkiyi kurmak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojik olarak değerlendirilmesi
Aşar'ın kaldırılması (19251925), İş Bankası (19241924), Teşvik-i Sanayi (19271927) ve Lozan gümrük kısıtları (19231923-19291929) bu döneme uygundur.
Hangi gelişmenin belirtilen yılların dışında kaldığını tespit etmek için tarihler kontrol edilmelidir.
3
Planlı dönem ayrımının yapılması
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (19331933 hazırlık, 19341934 uygulama), 19291929 Büyük Buhranı sonrası geçilen devletçi modelin bir sonucudur.
Liberal dönem ile devletçi (planlı) dönem arasındaki temel farkı belirleyerek doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

1923-1929 Liberal Dönem ve 1930 Sonrası Devletçilik Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Lozan Antlaşması'ndaki gümrük sınırlamalarının 1929'da sona ermesi ile gümrük duvarlarının yükseltilmesi arasındaki ilişkiyi inceleyen bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 33Soru

Türkiye ekonomisinde 20022002 yılından itibaren uygulanan ekonomi politikaları ve 'Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın devamı niteliğindeki reformlar, kamu maliyesinde 'borç sürdürülebilirliğini' temel öncelik haline getirmiştir. Bu çerçevede Hazine ve Maliye Bakanlığı (o dönemki adıyla Hazine Müsteşarlığı), borç stokunun risk profilini iyileştirmek amacıyla belirli 'stratejik ölçütler' benimsemiştir.

Aşağıdaki tabloda 200120122001-2012 yılları arasındaki bazı borç göstergeleri verilmiştir:

Gösterge200120012005200520122012
Merkezi Yönetim Borç Stoku / GSYH (%)75,975,950,250,234,834,8
Stok İçindeki Döviz Cinsinden Borç Payı (%)58,158,137,237,226,826,8
İç Borç Stokunun Ortalama Vadesi (Ay)9,49,425,625,654,154,1

Buna göre, 20022002 sonrası dönemde merkezi yönetim borç stokunun yapısındaki değişim ve uygulanan borç yönetimi stratejilerine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borç stokunun ortalama vadesinin uzatılmasına öncelik verilmiş; stok içindeki döviz cinsinden ve dövize endeksli borçların payı azaltılarak kamu maliyesinin kur riskine karşı duyarlılığı düşürülmüştür.

Cevap

Borç stokunun ortalama vadesinin uzatılması ve döviz cinsi borçların payının azaltılması stratejisi uygulanmıştır.
Doğru seçenek, 20022002 sonrası dönemde uygulanan 'borç yönetimi stratejik ölçütlerini' tam olarak yansıtmaktadır. Bu stratejinin üç temel ayağı vardır: 1) Likidite riskini azaltmak için vadenin uzatılması, 2) Kur riskini azaltmak için döviz cinsi borçlanmanın payının düşürülmesi, 3) Faiz riskini yönetmek için TL cinsinden sabit faizli borçlanmaya ağırlık verilmesi. Tablodaki veriler bu üç trendin de başarıyla uygulandığını kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Borç/GSYH verilerini analiz et
Borç stokunun GSYH'ye oranının 20012001 yılında %75,9\%75,9 iken 20122012 yılında %34,8\%34,8'e gerilediği görülmektedir.
Mali disiplin ve faiz dışı fazla politikalarının borç yükünü hafiflettiğini teyit etmek için.
2
Borç stokunun döviz kompozisyonunu incele
Döviz cinsinden borç payı %58,1\%58,1'den %26,8\%26,8'e düşmüştür.
Kur şoklarının kamu maliyesi üzerindeki olumsuz etkisini (kur riski) azaltma stratejisini belirlemek için.
3
Vade yapısını değerlendir
İç borç vadesi 9,49,4 aydan 54,154,1 aya yükselmiştir.
Yeniden borçlanma riskini azaltmak ve piyasa güvenini yansıtmak amacıyla vadenin uzatıldığını görmek için.
4
Stratejik ölçütlerle karşılaştır
Uygulanan stratejiler 'kur riski', 'faiz riski' ve 'likidite (yeniden borçlanma) riski'ni yönetmeye yöneliktir.
Hazine'nin benimsediği modern borç yönetimi prensipleriyle (stratejik ölçütler) verilerin uyumunu kontrol etmek için.

Anahtar Kavram

Hazine Stratejik Ölçütleri ve Borç Sürdürülebilirliği

İpuçları

1
Tablodaki 'Döviz Cinsinden Borç Payı' ve 'Vade' sütunlarındaki değişim yönüne odaklanın.
2
Hazine'nin dış şoklara karşı korunmak için hangi para birimiyle borçlanmayı tercih etmiş olabileceğini düşünün.
3
Stratejik ölçütler çerçevesinde 'daha uzun vade' ve 'daha az döviz riski' hedeflendiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

20062006 yılında geçilen 'Açık Enflasyon Hedeflemesi' rejiminin bu borç yönetimi stratejileriyle nasıl bir uyum içinde olduğunu inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Verilen tabloda 20012001 (kriz yılı) ile 20122012 verilerini kıyaslayarak borçluluk yapısının 'iyileşip iyileşmediğini' sorgulayın. İyileşme; daha düşük borç oranı, daha az döviz bağımlılığı ve daha uzun vade anlamına gelir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 34Soru

19471947 yılında hazırlanan 'Türkiye İktisadi Kalkınma Planı' (Vaner Planı), Marshall Planı yardımlarından faydalanabilmek amacıyla Türkiye’nin devletçi sanayileşme modelinden vazgeçerek tarım ve altyapı odaklı bir modele geçişini simgelemektedir. Bu planın stratejik öncelikleri ile 19501950-19601960 yılları arasındaki Demokrat Parti (DP) dönemi iktisadi uygulamaları birlikte değerlendirildiğinde, dönemin yapısal dönüşümüne ilişkin aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19471947 Planı ile temelleri atılan tarımsal modernizasyon ve karayolu öncelikli altyapı yatırımları, DP döneminde dış yardım ve borçlanmaya dayalı bir büyüme motoruna dönüşmüş; ancak planlı bir sanayi stratejisinin eksikliği ve ithalata bağımlı büyüme yapısı 19581958 yılında yaşanan döviz darboğazı ve istikrar programını kaçınılmaz kılmıştır.

Cevap

19471947 Planı ile başlayan tarım ve altyapı odaklı vizyon, DP döneminde dış yardıma bağımlı bir genişleme stratejisine dönüşmüş ve bu durum 19581958 dış ödeme krizine zemin hazırlamıştır.
Doğru seçenek, 19471947 Vaner Planı'nın (ve onu destekleyen Marshall Yardımı'nın) Türkiye'yi sanayi odaklı devletçilikten, tarım ve altyapı odaklı bir modele yönelttiğini; DP'nin bu vizyonu devralarak 'plansız' ve dış kaynağa dayalı bir şekilde uyguladığını, bunun da yapısal bir sorun olarak 19581958 krizine yol açtığını doğru bir kronolojik ve mantıksal silsileyle açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
19471947 Vaner Planı'nın (İve-Plan) niteliğini analiz etme.
Bu planın, devletçilikten vazgeçerek tarım, tarıma dayalı sanayi ve altyapı (karayolu) odaklı bir liberal modele geçişin 'yol haritası' olduğu sonucuna varılır.
Marshall Yardımı alabilmek için ABD'nin beklediği yapısal dönüşümün çerçevesini belirlemek.
2
19501950-19601960 DP dönemi uygulamalarını bu vizyonla ilişkilendirme.
DP'nin Barker Raporu (19511951) ve Hilts Raporu (19481948) gibi uluslararası tavsiyeleri devraldığı, tarımda makineleşme ve karayolu ağına odaklandığı görülür.
Dönemin iktisadi büyüme motorunun tarımsal dışsatım ve dış kaynak (yardım/borç) olduğunu anlamak.
3
Dönemin sonundaki ekonomik tıkanıklığın nedenlerini değerlendirme.
Plansız sanayileşme, dış ticaret açıkları ve ithalata bağımlılığın artmasıyla 19541954 sonrası ekonomik yavaşlama başlamış ve 19581958 devalüasyonu/istikrar programı kaçınılmaz olmuştur.
Büyümenin sürdürülebilir bir sanayi temeline oturmadığını ve döviz darboğazına yol açtığını tespit etmek.

Anahtar Kavram

19471947 sonrası Türkiye ekonomisinde tarım-altyapı eksenli büyüme ve dış kaynak bağımlılığının krize dönüşümü.

İpuçları

1
19471947 Vaner Planı ile 19501950 DP vizyonu arasındaki 'sektörel benzerliğe' (tarım/karayolu) odaklanın.
2
DP dönemindeki büyümenin finansman kaynağını (dış yardım/borç) ve bunun sürekliliğini sorgulayın.
3
19581958 İstikrar Kararları'nın (devalüasyon) temel nedeninin ithalata bağımlı büyüme ve döviz eksikliği olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

19581958 İstikrar Kararları'nın içeriğini ve Barker Raporu ile olan benzerliklerini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 35Soru

Türkiye ekonomisinde 2424 OcakOcak 19801980 Kararları ile başlatılan dışa açık büyüme stratejisinin başarısı; bir yandan döviz kuru ve vergi iadesi gibi teşviklerle ihracatın özendirilmesine, diğer yandan ise enflasyonu kontrol altına almak ve ihracata mal arzı sağlamak amacıyla yurt içi talebin kısıtlanmasına dayandırılmıştır. Programın bu "istikrar" ayağını gerçekleştirmek ve iç talebi baskılamak amacıyla uygulanan temel yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reel ücretlerin ve tarımsal destekleme fiyatlarının enflasyonun altında tutularak geriletilmesi

Cevap

İç talebin baskılanması ve ihracata kaynak aktarılması için reel ücretlerin ve tarımsal destekleme fiyatlarının reel olarak düşürülmesi politikası izlenmiştir.
24 Ocak 1980 Kararları'nın 'arz yanlı' ve 'dışa açık' yapısı, yurt içindeki tüketim eğilimini kırarak kaynakları ihracata yönlendirmeyi gerektirmiştir. Bu amaçla uygulanan gelirler politikası çerçevesinde reel ücretler geriletilmiş, tarımsal destekleme fiyatları düşük tutulmuş ve böylece iç talep baskılanarak ihracat için gerekli mal fazlası yaratılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Programın çift ayaklı yapısını analiz etme
24 Ocak Kararları hem kısa vadeli bir istikrar (enflasyonla mücadele) hem de uzun vadeli bir yapısal dönüşüm (dışa açılma) programıdır.
Programın sadece ihracat teşviklerinden ibaret olmadığını, aynı zamanda talebi daraltıcı önlemler içerdiğini anlamak gerekir.
2
İç talep ve ihracat arasındaki ilişkiyi kurma
Yurt içi tüketim ne kadar az olursa, mevcut üretim kapasitesi o kadar fazla ihracata kanalize edilebilir.
Dışa açık büyüme modelinin ilk aşamasında üretim artışından ziyade, mevcut üretimin iç pazardan dış pazara kaydırılması hedeflenmiştir.
3
Gelirler politikasını belirleme
Ücretler ve tarımsal taban fiyatları enflasyonun altında artırılarak halkın satın alma gücü (reel geliri) düşürülmüştür.
Bu durum toplam talebi daraltmış ve 'zorunlu' bir tasarruf/ihracat fazlası yaratmıştır.

Anahtar Kavram

İstikrar Programlarında Gelirler Politikası ve Talep Yönetimi

İpuçları

1
İhracatın artması için yurt içindeki tüketimin azalması gerekip gerekmediğini düşünün.
2
1980 programı sadece yapısal bir değişim değil, aynı zamanda daraltıcı bir istikrar programıdır; bu da halkın harcanabilir gelirini nasıl etkiler?

Daha Fazla Pratik

24 Ocak Kararları sonrasında faizlerin serbestleşmesiyle ortaya çıkan 'Bankerler Olayı' sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 36Soru

19231923-19291929 dönemi Türkiye ekonomisinde, özel sektör öncülüğünde bir sanayileşme stratejisi izlenmiştir. Ancak bu dönemde, 19271927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun beklenen büyük ölçekli sanayi dönüşümünü gerçekleştirememesinin temel nedenleri arasında yapısal ve hukuki kısıtlar bulunmaktadır. Buna göre, 19231923-19291929 döneminde sanayi yatırımlarının sınırlı kalmasında etkili olan aşağıdaki unsurlardan hangisi, Lozan Antlaşması'nın iktisadi hükümleriyle doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'nin gümrük tarifelerini 19291929 yılına kadar 19161916 yılı seviyesinde tutmak zorunda kalması ve yerli sanayinin dış rekabete karşı korunamaması

Cevap

Türkiye'nin gümrük tarifelerini 19291929 yılına kadar 19161916 yılı seviyesinde tutmak zorunda kalması ve yerli sanayinin dış rekabete karşı korunamaması
Doğru yanıt olan seçenek, Lozan Antlaşması'nın en kritik iktisadi kısıtlamasını ifade etmektedir. Antlaşma uyarınca Türkiye, 19291929 yılına kadar gümrük tarifelerini dondurmuş ve miktar kısıtlaması (kota) uygulama hakkından feragat etmiştir. Bu durum, 19271927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu ile desteklenen yerli işletmelerin, Avrupa'dan gelen ucuz ithal mallar karşısında savunmasız kalmasına ve sanayileşmenin sınırlı kalmasına neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
19231923-19291929 dönemi iktisadi çerçevesini ve Lozan Antlaşması'nın dış ticarete etkisini belirlemek.
Lozan Antlaşması'na ekli Ticaret Sözleşmesi ile gümrük tarifelerinin 19291929 yılına kadar 19161916 yılı Osmanlı gümrük tarifeleri düzeyinde sabitlendiği saptanır.
Dönemin sanayileşme çabalarının önündeki en büyük dışsal engeli anlamak için gereklidir.
2
19271927 Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun hedefleri ile mevcut gümrük rejimi arasındaki çelişkiyi analiz etmek.
Yerli üreticiye teşvik verilmesine rağmen, düşük gümrük duvarları nedeniyle ithal ürünlerle rekabet edilemediği görülür.
Teşviklerin neden beklenen büyük etkiyi yaratamadığını açıklar.
3
Seçenekler arasında Lozan Antlaşması'nın getirdiği doğrudan hukuki kısıtlamayı bulmak.
Gümrük tarifelerinin serbestçe belirlenememesi, Lozan'ın iktisadi bir hükmüdür.
Soruda istenen 'doğrudan ilişkiyi' kurmak için son adımdır.

Anahtar Kavram

Lozan Ticaret Sözleşmesi ve Gümrük Bağımsızlığı

İpuçları

1
Lozan Antlaşması'nın Türkiye'ye getirdiği ekonomik bağımsızlık kısıtlamalarını düşünün.
2
19291929 yılına kadar Türkiye'nin dış ticaret politikalarında kendi kararlarını tam olarak uygulayamadığı alanı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

19291929 yılında gümrük tarifelerinin serbest kalması ile birlikte Türkiye'nin dış ticaret rejiminde ve sanayileşme stratejisinde yaşanan büyük değişimi (Devletçilik dönemi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 37Soru

Türkiye'de 19631963 yılında Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ile başlayan ve 19801980 yılına kadar devam eden 'Planlı Dönem'de, sanayileşmeyi hızlandırmak amacıyla 'İthal İkameci Sanayileşme' (İİS) stratejisi benimsenmiştir. Bu strateji başlangıçta yüksek büyüme oranları sağlasa da 19701970'li yılların sonuna gelindiğinde ekonomide ağır bir döviz darboğazına ve tıkanmaya yol açmıştır.

İthal ikameci sanayileşme stratejisinin söz konusu dönemde tıkanmasına yol açan temel yapısal sorun aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayinin üretim yapabilmek için ihtiyaç duyduğu ara ve yatırım mallarında dışa bağımlılığın devam etmesi

Cevap

İthal ikameci modelin tıkanma nedeni sanayinin ara ve yatırım mallarında dışa bağımlılığının sürmesidir.
İthal ikameci sanayileşme stratejisinin 'kolay aşaması' olan dayanıksız tüketim malları üretimi başarıyla gerçekleştirilse de, sanayinin üretim yapabilmesi için gereken makine, teçhizat ve teknoloji gibi yatırım malları ile petrokimya ve demir-çelik gibi ara malları ithal edilmeye devam edilmiştir. Bu durum, sanayinin ithalata bağımlı bir yapıya bürünmesine ve döviz ihtiyacının sürekli artmasına neden olmuştur. 19731973 ve 19791979 petrol krizleriyle artan enerji faturaları ve yetersiz ihracat gelirleri, bu yapısal bağımlılık nedeniyle ekonominin tıkanmasına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin iktisadi stratejisini belirle.
196019801960-1980 dönemi 'İthal İkameci Sanayileşme' (İİS) dönemidir.
Sorunun hangi yapısal çerçevede çözüleceğini anlamak için strateji netleştirilmelidir.
2
İthal ikameci modelin işleyişini analiz et.
Daha önce ithal edilen tüketim malları yurt içinde üretilir, ancak bu üretim için gereken teknoloji, makine ve ham madde (ara/yatırım malı) dışarıdan alınmaya devam edilir.
Modelin döviz ihtiyacını neden azaltmadığını (aksine artırdığını) görmek gerekir.
3
Krizin (tıkanmanın) nedenini saptaman.
İhracatın artırılamaması ve ithal edilen girdilere ödenen dövizin karşılanamaması sonucunda döviz darboğazı oluşur.
19701970'li yılların sonundaki ekonomik krizin temelini bu yapısal bağımlılık oluşturur.

Anahtar Kavram

İthal İkameci Sanayileşme ve Dışa Bağımlılık

İpuçları

1
Sanayileşme için gereken makinelerin nerede üretildiğini düşünün.
2
Modelin isminde geçen 'ithal ikame' kavramı, ithal edilen her malın yurt içinde üretildiği anlamına gelmez; genellikle tüketim malları hedeflenir.
3
Dönemin sonunda yaşanan '70 cente muhtaç olma' durumu, sanayinin üretim girdilerini dışarıdan almak zorunda olmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

İthal ikameci modelin tıkanmasından sonra hangi istikrar kararları ile dışa açık modele geçildiğini incelemek faydalı olabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 38Soru

Türkiye ekonomisinde 19471947-19601960 yıllarını kapsayan liberalleşme eğilimleri ve Demokrat Parti dönemi iktisadi gelişmeleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi *yanlıştır*?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19461946 yılında hazırlanan İvegen Planı (İvedili Sanayi Planı), Marshall Planı yardımları için hazırlanan ve bu dönemin liberal ruhuna uygun olan temel belgedir.

Cevap

19461946 yılında hazırlanan İvegen Planı'nın Marshall Yardımları için hazırlanan liberal bir belge olduğu bilgisi yanlıştır.
Doğru cevap, İvegen Planı'nın niteliğine ilişkin yanlış bilgiyi içeren seçenektir. 19461946 yılında hazırlanan İvedili Sanayi Planı (İvegen Planı), 19301930'lu yılların devletçi sanayileşme modelini devam ettiren bir çalışmadır ve Marshall Planı yardımları için değil, savaş sonrası mevcut statükoyu korumak amacıyla hazırlanmıştır. Marshall Yardımları için hazırlanan ve liberal eğilimleri yansıtan asıl belge 19471947 tarihli Vaner Planı'dır.

Adım Adım Çözüm

1
19471947-19601960 dönemi plan belgelerini karşılaştırın.
19461946 İvegen Planı'nın devletçi sanayileşme odaklı, 19471947 Vaner Planı'nın ise liberal/Marshall odaklı olduğu belirlenir.
Dönemin iktisadi dönüşümünü ve planlama belgelerinin kronolojik sırasını belirlemek için gereklidir.
2
Dönemin ulaştırma ve tarım politikalarını analiz edin.
Demir yollarından kara yollarına geçiş ve tarımda makineleşme süreçleri teyit edilir.
Dönemin temel yapısal değişimlerini ve Marshall Yardımlarının uygulama alanlarını doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

19471947-19601960 Dönemi İktisat Politikaları ve Planlama
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 39Soru

Türkiye ekonomisinde 20012001 krizi sonrasında uygulamaya konulan "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı" kapsamında mali disiplini kurumsallaştırmak ve kamu mali yönetiminde şeffaflığı artırmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, 19271927 yılından beri yürürlükte olan 10501050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu'nun yerine geçerek; Türk kamu mali yönetimine "stratejik planlama", "performans esaslı bütçeleme" ve "çok yıllı bütçeleme" gibi modern yaklaşımları getiren temel yasal düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu

Cevap

Türkiye'de 2002 sonrası mali disiplini ve şeffaflığı sağlayan temel düzenleme 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'dur.
Doğru cevap olan 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 20032003 yılında yasalaşarak Türkiye'de bütçe birliğini sağlamış, bütçe dışı fonları kontrol altına almış ve kamu idarelerine stratejik hedefler doğrultusunda performans odaklı bütçe hazırlama zorunluluğu getirmiştir. Bu, 19901990’lı yılların dağınık ve kontrolsüz kamu harcama yapısından kurtulmak için atılan en büyük adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramları (stratejik planlama, performans esaslı bütçeleme) tespit etme.
Bu kavramlar modern kamu mali yönetimi reformlarının temel taşlarıdır.
Bu kavramların hangi kanunla sisteme dahil edildiğini bulmak sorunun çözümüdür.
2
Seçeneklerdeki kanunların içeriklerini karşılaştırma.
4651 sayılı kanun para politikası, 5411 sayılı kanun bankacılık, 4749 sayılı kanun ise borç yönetimi ile ilgilidir.
Mali yönetim ve kontrolün genel çerçevesini çizen kanunu ayırt etmek gerekir.
3
Eski sistem ile yeni sistemi ayırt etme.
1050 sayılı kanun eski sistemdir, 5018 sayılı kanun ise 2003 yılında kabul edilerek bu sistemi değiştirmiştir.
Reformun sonucunu ve güncel yasal dayanağı belirlemek için bu ayrım kritiktir.

Anahtar Kavram

Kamu Mali Yönetiminde Yapısal Reformlar

Daha Fazla Pratik

5018 sayılı kanun ile getirilen 'Bütçe Türleri' (Genel Bütçe, Özel Bütçe, Düzenleyici ve Denetleyici Kurum Bütçeleri vb.) arasındaki farkları inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 40Soru

19231923 yılında toplanan İzmir İktisat Kongresi'nde kabul edilen "Misak-ı İktisadi" esasları doğrultusunda, 19231923-19291929 dönemi Türkiye ekonomisinde özel girişimi desteklemeye yönelik liberal bir kalkınma stratejisi izlenmiştir. Bu dönemin iktisadi uygulamaları ve temel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu dönemde gerçekleştirilen faaliyetlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayileşmeyi hızlandırmak amacıyla Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulamaya konulması

Cevap

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulanması 19301930'lu yılların devletçi ekonomi politikalarına aittir.
Doğru yanıt olan seçenek, 19331933 yılında kabul edilen ve 19341934 yılında uygulanmaya başlayan sanayi planından bahsetmektedir. Türkiye ekonomisinde 19231923-19291929 arası dönem, özel girişimciliğin ön planda tutulduğu 'Liberal Dönem' olarak adlandırılır. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ise 19291929 Büyük Buhranı sonrasında sermaye birikiminin yetersizliği nedeniyle benimsenen 'Devletçilik' döneminin bir ürünüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin temel iktisadi felsefesini analiz etme
19231923-19291929 arası dönemin özel sektöre dayalı liberal bir kalkınma modeli olduğu tespit edilir.
İzmir İktisat Kongresi kararları (Misak-ı İktisadi), devletin doğrudan yatırımcı olmasından ziyade özel sektörü desteklemesini öngörür.
2
Seçeneklerdeki uygulamaların kronolojik tarihlerini kontrol etme
Aşar (19251925), İş Bankası (19241924), Kabotaj (19261926) ve Teşvik-i Sanayi (19271927) kararlarının liberal döneme; sanayi planının ise (19331933) devletçi döneme ait olduğu belirlenir.
19291929 Büyük Buhranı sonrası Türkiye, özel sektörün yetersiz kalması üzerine 19301930'larda devletçilik ilkesine geçmiştir.

Anahtar Kavram

1923-1929 Liberal Dönem ve 1930 Sonrası Devletçilik Ayrımı

Daha Fazla Pratik

1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın Türkiye'de devletçiliğe geçişteki etkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 2 / 5Sonraki
Türkiye Ekonomisinde Tarihsel Gelişim Alıştırma Soruları — KPSS İktisat — Sayfa 2 | Examkin