Demokrasi Teorileri

163 soru

Soru 141Soru

Arend Lijphart'ın çağdaş demokrasileri sınıflandırdığı tipolojisinde, kurumsal özellikler "yürütme-partiler" ve "federal-üniter" olmak üzere iki temel boyuta ayrılmaktadır. Gerçek dünyadaki demokratik rejimler genellikle bu iki boyutun farklı kombinasyonlarını barındıran melez yapılar sergiler.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, bir ülkenin "yürütme-partiler" boyutu açısından oydaşmacı (uzlaşmacı), "federal-üniter" boyutu açısından ise çoğunlukçu (Westminster) modelin özelliklerini bir arada taşıdığını gösteren melez bir kurumsal yapıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seçimlerde nispi temsil sisteminin uygulanması ve yasama organının tek meclisli bir yapıdan oluşması

Cevap

Doğru cevap, seçimlerde nispi temsil sisteminin uygulanması ve yasama organının tek meclisli bir yapıdan oluşmasıdır.
Soru bizden yürütme-partiler boyutunda oydaşmacı (nispi temsil), federal-üniter boyutta ise çoğunlukçu (tek meclisli yasama) bir özellik kombinasyonu bulmamızı istemektedir. Doğru seçenekte verilen nispi temsil sistemi gücü oranlara göre bölüştürdüğü için oydaşmacı; tek meclisli yapı ise yasama gücünü tek bir organda topladığı için çoğunlukçu bir kurumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Arend Lijphart'ın tipolojisinde istenen ilk boyutu (yürütme-partiler) ve modelini (oydaşmacı) analiz et.
Yürütme-partiler boyutunda oydaşmacı modelin özellikleri: Koalisyon hükümetleri, güçler dengesi, çok partili sistem, nispi temsil seçim sistemi ve korporatist çıkar gruplarıdır.
Seçeneklerde yürütme-partiler boyutuna ait özelliklerden birinin bu listeden olması gerekmektedir.
2
İkinci boyutu (federal-üniter) ve modelini (çoğunlukçu) analiz et.
Federal-üniter boyutta çoğunlukçu modelin özellikleri: Üniter ve merkezi yönetim, tek meclisli (ünikameral) yasama, esnek anayasa, anayasa yargısının olmaması ve merkeze bağımlı merkez bankasıdır.
Seçeneklerde federal-üniter boyutuna ait özelliğin bu gruptan seçilmesi şarttır.
3
Seçeneklerdeki kombinasyonları test et.
Nispi temsil (Oydaşmacı Yürütme-Partiler) + Tek meclisli yapı (Çoğunlukçu Federal-Üniter) eşleşmesi soru kökündeki şartı tam olarak sağlamaktadır.
Bu kombinasyon dışındaki eşleşmeler ya yanlış boyut-model ikililerini içermekte ya da kavram yanılgılarına (örneğin çoğulculuğu oydaşmacı sanmak gibi) dayanmaktadır.

Anahtar Kavram

Lijphart'ın iki boyutlu (Yürütme-Partiler ve Federal-Üniter) demokrasi tipolojisinde çoğunlukçu ve oydaşmacı kurumsal değişkenlerin sınıflandırılması.
Soru 142Soru

Çoğulcu demokrasi (pluralizm) kuramı ve Robert Dahl’ın "poliarşi" kavramsallaştırmasında; toplumdaki farklı çıkar gruplarının, derneklerin ve sivil toplum kuruluşlarının devletten bağımsız bir şekilde örgütlenebilmesi (örgütlenme özerkliği) merkezi bir öneme sahiptir. Karar alma süreçlerinde bu grupların aktif rol alması ve birbiriyle rekabet etmesi, sistemin demokratik niteliğini belirleyen temel unsurdur. Buna göre, çoğulcu modelde siyasal iktidarın dağılımı ve işleyişi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İktidar, farklı toplumsal kesimleri temsil eden gruplar arasında parçalanmış durumdadır ve devlet bu çatışan çıkarlar arasında bir dengeleyici hakem rolü üstlenir.

Cevap

İktidarın farklı toplumsal kesimleri temsil eden gruplar arasında parçalanmış olması ve devletin dengeleyici bir hakem rolü üstlenmesi
Çoğulcu demokrasi ve poliarşi modellerinde iktidar, toplumun farklı kesimlerini temsil eden ve devletten bağımsız olan çok sayıda çıkar grubu arasında paylaştırılmıştır. Bu sistemde devlet, belirli bir sınıfın veya grubun temsilcisi olmak yerine, çatışan toplumsal talepler arasında uzlaşı sağlayan ve kuralları uygulayan bir 'dengeleyici hakem' konumundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Çoğulcu demokrasi kuramının temel odak noktasını belirle.
İktidarın toplumda çok sayıda merkez (baskı grupları, sendikalar vb.) arasında dağıldığı saptandı.
Çoğulculuk, monistik (tekçi) iktidar anlayışına karşı çıkar.
2
Devletin bu gruplar arasındaki konumunu analiz et.
Devletin, bu rakip grupların rekabetini düzenleyen ve denge kuran bir 'hakem' (neutral arbiter) olduğu belirlendi.
Çoğulcu teoride devlet, bir grubun diğerleri üzerinde mutlak hakimiyet kurmasını engelleyen nötr bir alan olarak görülür.
3
Doğru ifadeyi seçeneklerle karşılaştır.
İktidarın parçalanmışlığına ve devletin dengeleyici rolüne vurgu yapan ifadenin kuramsal çerçeveyle tam uyumlu olduğu görüldü.
Bu açıklama, hem Robert Dahl'ın poliarşi tanımındaki örgütlenme özerkliğini hem de klasik pluralist devlet anlayışını kapsar.

Anahtar Kavram

Çoğulcu Demokrasi ve Devletin Hakem Rolü
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 143Soru

Jürgen Habermas'ın iletişimsel eylem kuramına dayanan müzakereci (deliberatif) demokrasi yaklaşımı, siyasal meşruiyetin kaynağını kamusal alanda yürütülen rasyonel tartışmalarda görür. Bu yaklaşıma göre, demokratik siyasal sürecin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireylerin başlangıçta sahip olduğu verili tercihlerin, rasyonel tartışma ve ikna süreci yoluyla ortak iyiye yönelik olarak dönüşümünü sağlamak

Cevap

Demokratik siyasal sürecin temel amacı, bireysel tercihlerin rasyonel argümanlar eşliğinde kamusal alanda dönüşümünü sağlamaktır.
Müzakereci demokrasi kuramına göre siyaset, bireylerin siyaset öncesi oluşmuş ve sabit kabul edilen çıkarlarının sadece toplandığı (veya oylandığı) mekanik bir süreç değildir. Aksine kamusal alan, bireylerin kendi görüşlerini rasyonel argümanlar eşliğinde başkalarına sunduğu ve karşılıklı ikna süreciyle 'ortak iyi' ekseninde tercihlerini değiştirebildiği dinamik bir alandır. Bu nedenle temel amaç, tercihlerin bu rasyonel süreçle dönüşümünü sağlamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Müzakereci demokrasinin temel varsayımını hatırla
Meşruiyetin kaynağı sadece oy çokluğu değil, rasyonel tartışma (deliberation) sürecidir.
Kuramın odak noktasını belirlemek için gereklidir.
2
Toplamacı (aggregative) model ile karşılaştır
Toplamacı model tercihleri sabit (verili) kabul ederken, müzakereci model 'tercih dönüşümü'ne inanır.
Ayırt edici özelliği saptamak için bu kıyaslama kritiktir.
3
Seçeneklerdeki 'amaç' ifadesini analiz et
Ortak iyiye yönelik rasyonel ikna ve dönüşüm vurgusu yapan seçenek doğru kabul edilir.
Soru kökündeki temel amacı karşılayan ifadeyi bulmak için son adımdır.

Anahtar Kavram

Tercihlerin Dönüşebilirliği (Preference Transformation)

Daha Fazla Pratik

Müzakereci demokrasi ile 'katılımcı demokrasi' arasındaki benzerlik ve farkları inceleyerek demokrasi modelleri arasındaki ince ayrımları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 144Soru

Müzakereci (deliberatif) demokrasi kuramı, siyasal meşruiyeti bireylerin başlangıçtaki verili tercihlerinin oylama yoluyla basitçe birleştirilmesinden ayıran bir temele oturtur. Jürgen Habermas'ın iletişimsel eylem kuramıyla yakından ilişkili olan bu yaklaşıma göre, demokratik bir kararın meşruiyet kazanması için aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi zorunludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katılımcıların başlangıçtaki sübjektif tercihlerinin, rasyonel argümanlara dayalı kamusal tartışma süreci içerisinde ortak iyi temelinde yeniden şekillenmesi ve dönüşmesi

Cevap

Katılımcıların başlangıçtaki sübjektif tercihlerinin, rasyonel argümanlara dayalı kamusal tartışma süreci içerisinde ortak iyi temelinde yeniden şekillenmesi ve dönüşmesi
Müzakereci (deliberatif) demokrasi kuramında meşruiyetin temel koşulu, siyasal kararların herkesin katılımına açık, baskıdan arınmış ve rasyonel argümanların yarıştığı bir tartışma sürecinden geçmesidir. Bu süreçte bireyler sadece kendi çıkarlarını savunmakla kalmaz, diğerlerinin argümanlarını dinleyerek kendi 'verili' tercihlerini 'ortak iyi' doğrultusunda değiştirebilirler. Bu 'tercih dönüşümü' süreci, meşruiyetin sayısal çoğunluktan ziyade akılsal temellere dayanmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Toplamacı ve müzakereci model ayrımını yapın.
Toplamacı model verili tercihleri oylarken, müzakereci model tartışma yoluyla tercihlerin değişebileceğini savunur.
Müzakereci demokrasinin temel varsayımı 'tercih dönüşümü' (preference transformation) kavramıdır.
2
Meşruiyetin kaynağını belirleyin.
Meşruiyet oylama sonucundan değil, oylama öncesindeki rasyonel tartışmanın kalitesinden gelir.
Habermas'a göre iletişimsel eylem, tahakkümden arınmış bir tartışma ortamında rasyonel konsensüsü hedefler.
3
Yanlış modelleri eleyin.
Çıkar dengesi (çoğulcu), salt prosedür (hukuki), verili çıkar oylama (toplamacı) ve uzman yönetimi (elitist) modelleri elenir.
Hedeflenen kavram rasyonel tartışma ve ortak iyiye yönelik dönüşümdür.

Anahtar Kavram

Müzakereci Demokraside Tercih Dönüşümü ve İletişimsel Eylem

Daha Fazla Pratik

Habermas'ın 'İdeal Konuşma Durumu' (Ideal Speech Situation) kavramının gerekliliklerini ve bu durumun müzakere meşruiyeti üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 145Soru

Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe tarafından geliştirilen radikal demokrasi teorisi; liberal demokrasinin rasyonel tartışma yoluyla nihai bir uzlaşıya (konsensüs) varılabileceği düşüncesini eleştirerek, siyasal alanın özünde çatışmanın (antagonizma) yattığını savunur. Radikal demokrasiye göre, bu çatışma potansiyeli tamamen ortadan kaldırılamaz ancak demokratik bir çerçeveye kanalize edilebilir.

Buna göre radikal demokrasi anlayışında demokratik siyasetin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antagonizmayı (düşmanlığı), ortak demokratik kuralları kabul eden 'hasımlar' arasındaki bir mücadeleye (agonizm) dönüştürmek

Cevap

Antagonizmayı (düşmanlığı), ortak demokratik kuralları kabul eden 'hasımlar' arasındaki bir mücadeleye (agonizm) dönüştürmek
Radikal demokrasi teorisi, özellikle Chantal Mouffe tarafından savunulan 'agonistik' modelde, siyasetin doğasındaki 'biz ve onlar' ayrımının (antagonizma) yok edilemeyeceğini belirtir. Demokratik siyasetin görevi, bu ayrımın düşmanlığa ve şiddete dönüşmesini engellemek; tarafların birbirinin varlık ve konuşma hakkını tanıdığı, ortak bir anayasal-demokratik çerçeve içinde yarıştığı bir 'hasımlık' ilişkisi kurmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Radikal demokrasinin liberal uzlaşı eleştirisini analiz et.
Teori, rasyonel bir temelde herkesin üzerinde birleşeceği bir uzlaşının mümkün olmadığını, çünkü siyasalın özünün dışlayıcı ve çatışmacı (antagonistik) olduğunu kabul eder.
Radikal demokrasinin temel hareket noktası, liberalizmin çatışmayı yok sayan 'siyaset sonrası' yaklaşımına itirazdır.
2
Antagonizmadan agonizme geçiş kavramını değerlendir.
Çatışma yok edilemiyorsa, bu çatışmanın taraflarının birbirini yok edilmesi gereken 'düşmanlar' olarak değil, meşruiyeti kabul edilen 'hasımlar' olarak görmesi hedeflenir.
Hasım (adversary) kavramı, demokratik değerleri paylaşan ancak bu değerlerin nasıl uygulanacağı konusunda çatışan tarafları ifade eder.

Anahtar Kavram

Agonistik Çoğulculuk

Daha Fazla Pratik

Laclau ve Mouffe'un 'eşdeğerlik zinciri' (chain of equivalence) kavramının, farklı toplumsal taleplerin nasıl bir araya gelerek hegemonik bir blok oluşturduğunu açıklamadaki rolünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 146Soru

Robert Dahl'ın "poliarşi" (çoklar yönetimi) kavramsallaştırması ve çoğulcu demokrasi kuramına göre, siyasal iktidarın toplumdaki dağılımı ve karar alma süreçlerinin işleyişi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal iktidar toplumdaki çeşitli çıkar grupları ve örgütler arasında dağılmış bir yapı sergiler; kamu politikaları ise bu aktörler arasındaki rekabet ve pazarlık süreçleri sonucunda şekillenir.

Cevap

Siyasal iktidarın çeşitli çıkar grupları arasında dağılmış olduğunu ve politikaların rekabet/pazarlıkla şekillendiğini belirten seçenek doğrudur.
Doğru cevap olan ifade, Robert Dahl'ın poliarşi tanımındaki temel unsurları yansıtmaktadır. Çoğulcu demokrasiye göre, modern toplumlarda iktidar homojen bir blok değil; sivil toplum kuruluşları, baskı grupları ve siyasi partiler arasında bölünmüş bir yapıdadır. Kamu politikaları, bu farklı çıkarlara sahip grupların birbirleriyle girdiği rekabet, pazarlık (bargaining) ve uzlaşı süreçlerinin bir çıktısıdır. Bu durum, gücün tek bir elde toplanmasını engelleyen bir denge-denetleme mekanizması işlevi görür.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçeveyi belirle
Robert Dahl'ın poliarşi ve çoğulcu demokrasi modeli analiz edilmelidir.
Çoğulculuk, iktidarın toplumun farklı kesimlerine (sendikalar, dernekler, iş dünyası vb.) dağıldığını varsayar.
2
Karar alma mekanizmasını analiz et
Kararların tek bir merkezden değil, gruplar arası etkileşimle çıktığı sonucuna varılmalıdır.
Poliarşide hiçbir grup her konuda mutlak egemen değildir; kararlar 'azınlıkların yönetimi' (minorities rule) şeklinde, farklı ittifaklarla oluşur.

Anahtar Kavram

İktidarın Dağılımı ve Grup Rekabeti

İpuçları

1
Çoğulculuk (pluralizm), iktidarın toplumda 'kimin elinde' olduğu sorusuna 'tek bir merkezde değil, birçok grup arasında' cevabını verir.
2
Robert Dahl'a göre poliarşi, periyodik seçimlerin ötesinde örgütlenme özgürlüğü ve baskı gruplarının etkisini gerektirir.

Daha Fazla Pratik

Robert Dahl'ın poliarşi için sıraladığı yedi kurumsal şartı (ifade özgürlüğü, alternatif bilgi kaynakları vb.) tekrar etmeniz konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 147Soru

Müzakereci (deliberatif) demokrasi kuramı, siyasal meşruiyeti sadece bir oylama prosedürünün sonucu olarak değil, bir 'kamusal akıl yürütme' sürecinin ürünü olarak görür. Bu modelde, kamusal alanda yürütülen tartışmaların amacı, katılımcıların birbirlerini stratejik çıkarlar doğrultusunda etkilemesi değil, rasyonel argümanlar yoluyla ortak bir anlayışa ulaşmalarıdır.

Buna göre, müzakereci demokrasi anlayışında kararların meşruiyet kazanması için gereken temel koşul aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal meşruiyetin, kamusal tartışma süzgecinden geçen rasyonel bir ikna ve oydaşmaya dayanması

Cevap

Siyasal meşruiyetin, kamusal tartışma süzgecinden geçen rasyonel bir ikna ve oydaşmaya dayanması
Müzakereci demokrasi kuramı, Jürgen Habermas'ın iletişimsel eylem kuramına dayanarak siyasal kararların meşruiyetini kamusal alanda yürütülen özgür ve rasyonel tartışmalara bağlar. Bu yaklaşıma göre doğru olan seçenek; tartışma sürecinin, katılımcıların birbirlerini rasyonel argümanlarla ikna ettiği ve başlangıçtaki sübjektif tercihlerini ortak iyi doğrultusunda dönüştürebildiği bir yapıda olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Müzakereci demokrasinin meşruiyet kaynağını tanımla.
Meşruiyetin sayısal çoğunluktan ziyade, karardan önce gelen rasyonel tartışma sürecine dayandığı belirlenir.
Kuramın temel tezi, kararların herkesin kabul edebileceği rasyonel gerekçelere dayanması gerektiğidir.
2
Toplamacı (aggregative) model ile müzakereci model arasındaki farkı karşılaştır.
Toplamacı modelde oylama esasken, müzakereci modelde 'tercihlerin dönüşümü' ve 'rasyonel ikna' esastır.
Bireylerin başlangıçtaki sabit fikirleri yerine, tartışma sonunda ulaşılan ortak aklın önemi vurgulanır.
3
Seçenekleri bu kriterlere göre ele.
Pazarlık, yasallık ve manipülasyon içeren seçenekler elenerek rasyonel oydaşma seçeneğine ulaşılır.
Müzakereci demokrasinin merkezinde Habermas'ın iletişimsel eylem ve kamusal alan kavramları yer alır.

Anahtar Kavram

Müzakereci demokrasi, meşruiyeti rasyonel kamusal tartışma ve tercihlerin dönüşümü yoluyla sağlanan oydaşmada (consensus) arar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 148Soru

Robert Dahl, "poliarşi" (çoklar yönetimi) olarak adlandırdığı modern temsili demokrasilerin varlığı için örgütlenme özerkliği, ifade özgürlüğü ve alternatif bilgi kaynakları gibi temel kurumsal gereklilikler tanımlamıştır.

Buna göre, çoğulcu (pluralist) demokrasi kuramı çerçevesinde, "örgütlenme özerkliği" gerekliliğinin demokratik sistemdeki temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sivil toplumun devletten bağımsız bir şekilde örgütlenerek iktidarın toplumda farklı merkezler arasında dağılmasını sağlamak

Cevap

Sivil toplumun devletten bağımsız bir şekilde örgütlenerek iktidarın toplumda farklı merkezler arasında dağılmasını sağlamak
Robert Dahl’ın poliarşi tanımında yer alan örgütlenme özerkliği, bireylerin kendi çıkarlarını temsil edecek bağımsız gruplar kurabilmesini ifade eder. Çoğulcu demokrasi kuramına göre bu özerklik, iktidarın tek bir elde (devlet veya tek bir parti) toplanmasını engelleyerek güçler dengesi oluşturur ve farklı toplumsal kesimlerin karar alma süreçlerine katılımını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Robert Dahl'ın poliarşi kriterlerini ve çoğulcu demokrasi kuramının temel varsayımlarını analiz et.
Çoğulculuk, iktidarın toplumdaki farklı çıkar grupları (dernekler, sendikalar, vakıflar) arasında dağılması gerektiğini savunur.
Çoğulcu modelde tek bir grubun sistem üzerinde mutlak hakimiyet kurması istenmez.
2
"Örgütlenme özerkliği" kavramının bu sistemdeki rolünü belirle.
Özerk örgütler, bireylerin ortak çıkarlarını savunmalarına ve siyasal iktidar üzerinde denetim kurmalarına olanak tanır.
Devletten bağımsız örgütlenme hakkı, poliarşinin kurumsal gerekliliklerinden biridir ve sivil toplumun gücünü korur.

Anahtar Kavram

Çoğulcu Demokrasi ve Örgütlenme Özerkliği

İpuçları

1
Çoğulculuk (pluralizm) kavramının 'iktidarın dağılımı' ile olan ilişkisini düşünün.
2
Robert Dahl'a göre demokrasinin sadece seçimlerden ibaret olmadığını, sivil toplumun devlet karşısındaki konumunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Robert Dahl'ın poliarşi için öngördüğü diğer yedi kriteri (seçilmiş yetkililer, ifade özgürlüğü vb.) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 149Soru

Arend Lijphart, 'Demokrasi Biçimleri' adlı çalışmasında çağdaş demokrasileri 'yürütme-partiler' ve 'federal-üniter' olmak üzere iki temel boyut ve bu boyutlar altındaki on değişken üzerinden analiz etmektedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Lijphart’ın oydaşmacı (consensus) demokrasi modelinin 'yürütme-partiler' boyutu içerisinde yer alan kurumsal özelliklerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkar grupları yapısında korporatist bir işleyişin benimsenmesi

Cevap

Oydaşmacı demokrasi modelinde çıkar grupları sistemi korporatist bir yapı sergiler ve bu değişken 'yürütme-partiler' boyutu içerisinde yer alır.
Lijphart'ın oydaşmacı modelinde, çıkar grupları arasındaki ilişkiler rekabetçi bir yapıdan ziyade, devletle eş güdüm içerisinde çalışan ve uzlaşmayı hedefleyen 'korporatist' bir karakter taşır. Bu özellik, modelin 'yürütme-partiler' boyutu altındaki beşinci değişkendir.

Adım Adım Çözüm

1
Lijphart'ın 'yürütme-partiler' boyutundaki değişkenleri hatırlayın.
Bu boyut; kabine yapısı, yasama-yürütme ilişkisi, parti sistemi, seçim sistemi ve çıkar grupları sistemini içerir.
Soruda istenen değişkenin hangi ana grup içinde olduğunu belirlemek gerekir.
2
Oydaşmacı modelin bu boyuttaki özelliklerini analiz edin.
Geniş koalisyonlar, güçler dengesi, çok partili sistem, nispi temsil ve korporatizm bu modelin temel özellikleridir.
Çoğunlukçu modelin özellikleri ile karıştırmamak için modelin özünü (güç paylaşımı) dikkate almak gerekir.
3
Seçenekleri hem model hem de boyut açısından eleyin.
Üniter yapı ve esnek anayasa 'federal-üniter' boyutundadır. İki partili sistem ve yürütme üstünlüğü ise çoğunlukçu modele aittir.
Doğru değişkenin hem 'oydaşmacı' modele ait olması hem de 'yürütme-partiler' boyutunda yer alması zorunludur.

Anahtar Kavram

Lijphart'ın Demokrasi Boyutları ve Değişkenleri

Daha Fazla Pratik

Lijphart'ın 'federal-üniter' boyutu altında yer alan diğer değişkenleri (iki meclislilik, merkez bankası bağımsızlığı, yargısal denetim) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 150Soru

Siyaset biliminde 'toplamacı' (aggregative) demokrasi modelleri, meşruiyeti bireylerin önceden var olan tercihlerinin oylama yoluyla teknik bir biçimde bir araya getirilmesine dayandırırken; müzakereci (deliberatif) demokrasi bu yaklaşımı eleştirerek meşruiyetin kaynağını farklı bir sürece bağlar. Buna göre, müzakereci demokrasi kuramına göre siyasal kararların meşruiyet kazanması için temel koşul aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kararların kamusal alanda özgür ve rasyonel bir tartışma ortamında, katılımcıların birbirini ikna etmesi sonucunda oydaşmaya dayanması

Cevap

Siyasal kararların meşruiyeti, kamusal alanda özgür ve rasyonel bir tartışma ortamında, katılımcıların birbirini ikna etmesi sonucu oluşan oydaşmaya (konsensüs) dayanmalıdır.
Müzakereci (deliberatif) demokrasi kuramı, siyasal meşruiyetin sadece oy çokluğu ile değil, karardan etkilenecek olanların kamusal alanda özgürce yürüttükleri rasyonel tartışma ve ikna süreciyle sağlanabileceğini savunur. Bu modelde katılımcılar sadece kendi öncelikli çıkarlarını savunmazlar; aksine rasyonel tartışma yoluyla tercihlerini dönüştürebilir ve ortak bir akılda (konsensüs) buluşabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Toplamacı ve müzakereci demokrasi modelleri arasındaki meşruiyet farkını analiz etme
Toplamacı model meşruiyeti oylamaya (tercihlerin toplamına) dayandırırken, müzakereci model meşruiyeti tartışma sürecine (tercihlerin dönüşümüne) dayandırır.
Müzakereci demokrasinin ayırıcı özelliğini kavramak için modeller arası temel farkın belirlenmesi gerekir.
2
Jürgen Habermas'ın iletişimsel eylem ve kamusal alan kavramlarını uygulama
Bireylerin sadece kendi çıkarlarını dayatmak yerine, rasyonel kanıtlar ve argümanlar kullanarak birbirini ikna etmeye çalıştığı bir ortam tanımlanır.
Müzakereci modelin entelektüel temeli Habermas'ın rasyonel konsensüs arayışına dayanmaktadır.
3
Meşruiyetin koşulunu belirleme
Meşruiyet, sadece usulüne uygun bir oylama değil; herkesin katılımına açık, baskıdan uzak bir tartışma süreci sonunda ulaşılan rasyonel bir oydaşmadır.
Müzakereci demokraside meşruiyetin kaynağı 'oylama' değil, 'müzakere' (deliberation) sürecidir.

Anahtar Kavram

Müzakereci demokraside meşruiyetin kaynağı, kamusal alandaki rasyonel tartışma ve ikna sürecidir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 151Soru

C.B. Macpherson, "Demokrasinin Gerçek Dünyası" (The Real World of Democracy) adlı eserinde, liberal demokrasinin sadece bir "piyasa modeli" (market model) olarak görülmesine karşı çıkar. Macpherson'a göre, bireyin sadece bir tüketici değil, kendi yeteneklerini geliştiren bir özne olarak kabul edildiği katılımcı demokrasi anlayışında, demokrasinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin beşeri kapasitelerini ve yeteneklerini en üst düzeye çıkarabileceği toplumsal koşulları sağlamak

Cevap

Demokrasinin temel amacı, bireyin beşeri kapasitelerini ve yeteneklerini en üst düzeye çıkarabileceği toplumsal koşulları sağlamaktır.
Doğru cevap olan ifade Macpherson'ın katılımcı demokrasi kuramındaki temel tezini yansıtır. Macpherson'a göre liberal-demokratik toplumlar, insanı sadece 'maddi doyum arayan bir tüketici' olarak gören piyasa modelinden kurtulmalı ve insanı 'kendi yeteneklerini uygulayan ve geliştiren bir varlık' olarak gören gelişmeci modele geçmelidir. Bu bağlamda demokrasinin gerçek amacı, bireylerin yaratıcı kapasitelerini tam olarak kullanabilmelerini engelleyen sömürü ve engelleri kaldırmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Düşünürün temel argümanını belirle
Macpherson demokrasiyi sadece bir 'koruma' veya 'piyasa' mekanizması olarak değil, bir 'insan geliştirme' süreci olarak görür.
Katılımcı demokrasinin ontolojik temeli, bireyin pasif bir seçmenden aktif bir özneye dönüşmesidir.
2
Piyasa modeli ile gelişmeci model arasındaki farkı analiz et
Piyasa modeli (elitist/çoğulcu) demokrasiyi bir denge aracı olarak görürken, katılımcı model bireysel yetkinliği (efficacy) hedefler.
Soruda Macpherson'ın piyasa modeline yönelik eleştirisi vurgulandığı için cevap 'gelişmeci' yönde olmalıdır.

Anahtar Kavram

Macpherson'ın Gelişmeci Demokrasi Modeli

Daha Fazla Pratik

Katılımcı demokrasinin bir diğer önemli ismi olan Carole Pateman'ın 'eğitsel işlev' (educative function) ve 'siyasal yetkinlik' (political efficacy) kavramlarını Macpherson'ın gelişmeci modeli ile ilişkilendirerek inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 152Soru

Katılımcı demokrasi kuramı; Joseph Schumpeter ve Robert Dahl gibi düşünürler tarafından savunulan, demokrasiyi sadece "siyasal karar alıcıların seçilmesine yönelik bir yöntem" olarak gören "çağdaş demokrasi kuramı"na temel eleştiriler yöneltir. Buna göre katılımcı demokrasi yaklaşımı, aşağıdakilerin hangisinde çağdaş demokrasi kuramından temel bir kopuş sergilemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demokrasinin sadece bir yönetim yöntemi değil, bireyin yeteneklerini geliştirmesini sağlayan bir toplumsal örgütlenme biçimi olarak tanımlanmasında

Cevap

Demokrasinin sadece bir yönetim yöntemi değil, bireyin yeteneklerini geliştirmesini sağlayan bir toplumsal örgütlenme biçimi olarak tanımlanması
Katılımcı demokrasi kuramcıları, demokrasiyi Joseph Schumpeter'in savunduğu gibi sadece siyasal liderlerin rekabetine dayalı bir 'yöntem' olarak görmeyi reddederler. Doğru yanıtın belirttiği gibi, bu kuramcılara göre demokrasi, bireyin beşeri yeteneklerini ve öz-yönetim kapasitesini geliştiren bir 'toplumsal örgütlenme biçimi'dir. Bu anlayış, demokrasinin siyasal alanın dışındaki işyeri gibi alanlara da yayılmasını ve bireyin katılım yoluyla dönüşmesini esas alır.

Adım Adım Çözüm

1
Çağdaş demokrasi kuramının (Schumpeter/Dahl) demokrasiye yaklaşımını analiz edin.
Bu kuramlar demokrasiyi bir 'metot' (yöntem) veya 'lider seçme mekanizması' olarak görür.
Soruda bahsedilen 'kopuş' noktasını bulmak için karşıt görüşün zeminini anlamak gerekir.
2
Katılımcı demokrasi kuramcılarının (Pateman, Macpherson) bu metot anlayışına getirdiği temel farkı belirleyin.
Onlar için demokrasi sadece siyasal bir araç değil, insanın kapasitelerini geliştiren toplumsal bir 'yaşam biçimi'dir.
Katılımcı kuramın özünde yatan 'eğitsel işlev' ve 'insani gelişim' vurgusu, onu sadece seçime dayalı modellerden ayırır.

Anahtar Kavram

Demokrasinin Eğitsel ve Gelişimsel İşlevi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 153Soru

Robert Dahl tarafından kavramsallaştırılan 'poliarşi' (çoklar yönetimi) modeline ve çoğulcu demokrasi kuramına göre; toplumdaki farklı kesimlerin çatışan çıkarlarının siyasal sisteme dahil edilmesi ve karar alma süreçlerinin meşruiyeti aşağıdakilerden hangisine dayandırılmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karar alma süreçlerinin, birbirleriyle rekabet eden çok sayıda özerk grubun karşılıklı ödün ve pazarlıklarına açık olmasına

Cevap

Karar alma süreçlerinin, birbirleriyle rekabet eden çok sayıda özerk grubun karşılıklı ödün ve pazarlıklarına açık olması poliarşinin temel işleyiş mantığıdır.
Robert Dahl'ın poliarşi modelinde iktidar, toplumdaki farklı çıkar grupları (sendikalar, dernekler, iş dünyası vb.) arasında dağılmıştır. Karar alma süreçleri bu grupların birbirleriyle rekabet etmesi, pazarlık yapması ve karşılıklı ödünler vermesiyle yürür. Bu durum, 'güçler ayrılığı'nın sadece anayasal kurumlar arasında değil, toplumsal yapıda da gerçekleştiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Poliarşi ve çoğulculuk kavramlarını analiz et.
Poliarşi, iktidarın toplumda dağıldığı ve çok sayıda grubun karar alma süreçlerini etkilediği bir 'çoklar yönetimi'dir.
Robert Dahl'a göre modern temsili demokrasiler, iktidarın tekelleşmesini önleyen bir yapıya sahiptir.
2
Çatışan çıkarların nasıl yönetildiğini belirle.
Gruplar arasında pazarlık (bargaining) ve uzlaşı (compromise) süreçleri meşruiyetin kaynağıdır.
Çoğulcu modelde devlet, mutlak bir egemen değil; farklı gruplar arasında denge kuran bir 'hakem' rolündedir.
3
Seçenekleri karşılaştırarak diğer teorilerden ayır.
Elitist ve çoğunlukçu modeller poliarşinin 'güç dağılımı' ve 'azınlık hakları/grup özerkliği' ilkeleriyle çelişir.
Poliarşide temel unsur, kararların tek bir grup veya çoğunluk tarafından değil, rekabet halindeki grupların etkileşimiyle alınmasıdır.

Anahtar Kavram

Poliarşi ve Güç Dağılımı

Daha Fazla Pratik

Robert Dahl'ın poliarşi için öne sürdüğü 7 kurumsal şartı (seçilmiş yetkililer, özgür seçimler vb.) tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 154Soru

Arend Lijphart tarafından önerilen demokrasi modellerinde yer alan "federal-üniter" boyutun değişkenleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi oydaşmacı (uzlaşmacı) modelin temel bir özelliğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güçlü bir anayasa yargısı (yargısal denetim) mekanizmasının bulunması

Cevap

Güçlü bir anayasa yargısı (yargısal denetim) mekanizmasının bulunması
Arend Lijphart'ın oydaşmacı (consensus) demokrasi modelinde, federal-üniter boyut devletin kurumsal gücünün sınırlanmasını öngörür. Bu çerçevede; federal yapı, yasamanın iki meclisli olması, anayasanın katı olması, merkez bankasının bağımsızlığı ve yasaların anayasaya uygunluğunun denetlendiği güçlü bir yargısal denetim mekanizması bu modelin temel kurumsal sütunlarını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Lijphart'ın demokrasi modellerindeki boyutları belirle.
Lijphart demokrasileri 'yürütme-partiler' ve 'federal-üniter' olmak üzere iki boyutta analiz eder.
Sorunun hangi kurumsal değişkenler üzerinden sorulduğunu anlamak için boyut ayrımı yapılmalıdır.
2
Federal-üniter boyutun oydaşmacı modeldeki özelliklerini anımsa.
Bu boyut; federalizm, çift meclislilik, katı anayasa, yargısal denetim ve merkez bankası bağımsızlığından oluşur.
Oydaşmacı modelin kurumsal mimarisi yetki paylaşımı ve sınırlandırılması üzerine kuruludur.
3
Seçenekleri bu kurumsal özelliklerle karşılaştır.
Yargısal denetim dışındaki özelliklerin çoğunlukçu modele ait olduğu saptanır.
Çoğunlukçu model yetki yoğunlaşmasına, oydaşmacı model ise yetki dağılımına odaklanır.

Anahtar Kavram

Oydaşmacı Demokrasinin Federal-Üniter Boyutu
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 155Soru

Siyaset biliminde normatif demokrasi teorileri bağlamında, bireyin siyasal sürece katılımını sadece hak ve özgürlükleri koruyan araçsal bir mekanizma olarak değil; bireyin 'zihinsel ve ahlaki kapasitesini artıran bir okul' olarak nitelendiren ve aktif yurttaşlık karakterinin gelişimine vurgu yapan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: John Stuart Mill – Geliştirici Demokrasi

Cevap

John Stuart Mill tarafından savunulan Geliştirici Demokrasi yaklaşımı, katılımın bireyin ahlaki ve entelektüel gelişimi üzerindeki eğitici etkisine vurgu yapmaktadır.
Siyaset biliminde John Stuart Mill ile özdeşleşen 'Geliştirici Demokrasi' yaklaşımı, katılımı bireyin ufkunu genişleten, ona kamusal bir bilinç aşılayan ve onu 'pasif bir tabiliğe' mahkum olmaktan kurtarıp 'aktif bir yurttaş' haline getiren bir süreç olarak tanımlar. Mill'in ifadesiyle siyasal kurumlar, yurttaşlar için bir nevi 'ahlaki okul' işlevi görür.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen 'zihinsel ve ahlaki kapasiteyi artıran okul' ve 'aktif yurttaşlık' vurgularını analiz edin.
Bu vurgular, demokrasinin sadece bir yönetim tekniği değil, bir karakter eğitimi süreci olduğunu göstermektedir.
Normatif kuramlar arasındaki temel ayrım, katılımın 'araçsal' (çıkarları koruma) mı yoksa 'özsel' (bireyi geliştirme) mi olduğudur.
2
Katılımı ahlaki yetkinleşme ile ilişkilendiren düşünürü ve modeli eşleştirin.
John Stuart Mill ve 'Geliştirici Demokrasi' modeli, siyasal katılımın bireyi kendi dar özel çıkarlarından uzaklaştırıp kamu yararını düşünmeye sevk ettiğini savunur.
Mill'e göre aktif bir karakter, demokratik kurumların hem bir ürünü hem de koruyucusudur.

Anahtar Kavram

Geliştirici Demokrasi (Developmental Democracy)
Tahmini Süre:1m 5s
Soru 156Soru

Siyaset biliminde normatif demokrasi yaklaşımları, demokrasinin amacına ve yurttaşın konumuna dair farklı perspektifler sunar. Bu bağlamda, siyasal katılımı sadece bireysel çıkarların korunması için araçsal bir faaliyet olarak değil; bireyin karakterini yücelten, ona toplumsal bir perspektif kazandıran ve 'ahlaki öz-gelişim' (moral self-development) sağlayan bir 'eğitim süreci' olarak gören yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geliştirici Demokrasi (John Stuart Mill)

Cevap

Geliştirici Demokrasi (John Stuart Mill) yaklaşımı, siyasal katılımı bireyin ahlaki ve zihinsel gelişimi için bir araç olarak tanımlar.
Geliştirici Demokrasi yaklaşımı (özellikle John Stuart Mill ve Rousseau), demokrasinin sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bireyin kamusal meselelerle ilgilenerek ufkunu genişlettiği ve ahlaki kapasitesini artırdığı bir süreç olduğunu savunur. Bu modelde 'ahlaki öz-gelişim', siyasal meşruiyetin ve katılımın temel gerekçesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Sorudaki 'ahlaki öz-gelişim' ve 'eğitim süreci' vurguları belirlendi.
Bu kavramlar, demokrasinin ontolojik amacını bireyin karakter gelişimiyle ilişkilendiren kuramı işaret eder.
2
Kuramsal Karşılaştırma
Bentham'ın koruyucu modeli 'araçsal katılımı' savunurken, J.S. Mill'in geliştirici modeli 'eğitici katılımı' savunur.
Normatif teoriler arasındaki temel ayrım noktası, katılımın birey üzerindeki etkisine verilen önemdir.
3
Sonuç Belirleme
Mill, yerel yönetimlere ve siyasete katılımı bir tür 'yurttaşlık okulu' olarak nitelendirir.

Anahtar Kavram

Geliştirici Demokrasi ve Ahlaki Öz-Gelişim
Tahmini Süre:50s
Soru 157Soru

Samuel Huntington’ın demokratikleşme kuramı çerçevesinde; 1943-1962 yılları arasındaki 'İkinci Demokratikleşme Dalgası'nın ardından gelen ve 1958-1975 yılları arasını kapsayan 'İkinci Ters Dalga' (Second Reverse Wave) döneminin en belirgin karakteristik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Latin Amerika ve Asya'daki yeni bağımsızlığını kazanmış ülkelerde ordunun yönetime el koymasıyla otoriter rejimlerin kurulması

Cevap

İkinci Ters Dalga'nın en belirgin özelliği, Latin Amerika ve Asya'da yeni kurulan demokrasilerin askeri darbeler yoluyla otoriterleşmesidir.
Samuel Huntington'a göre İkinci Ters Dalga (1958-1975), İkinci Dünya Savaşı sonrası bağımsızlığını kazanan Asya ve Latin Amerika ülkelerinde demokrasinin kurumsallaşamaması ve ordunun siyasal süreçlere müdahale ederek otoriter sistemler kurması ile tanımlanır. Bu dönemdeki otoriterleşme, faşizm gibi totaliter ideolojilerden ziyade askeri-bürokratik yapılar üzerinden gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Huntington'ın demokratikleşme dalgalarının kronolojik aralıklarını belirleme
İkinci Dalga (1943-1962), İkinci Ters Dalga (1958-1975) olarak saptanır.
Soruda sorulan dönemin tarihsel sınırlarını netleştirmek için gereklidir.
2
Dönemin siyasal olaylarını analiz etme
1960'lar ve 70'lerin başı, özellikle Latin Amerika (Brezilya, Arjantin vb.) ve Türkiye (1960, 1971) gibi ülkelerde askeri müdahalelerin yoğunlaştığı bir dönemdir.
Ters dalgaların içeriği, demokrasiden otoriterliğe dönüşün yöntemiyle belirlenir.
3
Doğru karakteristik özelliği seçenekler arasından seçme
Yeni bağımsız ülkelerdeki askeri müdahaleler ve otoriterleşme vurgusu doğru kabul edilir.
Huntington bu dönemi 'pretorianizm' ve askeri bürokratik otoriterleşme ile ilişkilendirir.

Anahtar Kavram

Huntington'ın Demokratikleşme Dalgaları ve Ters Dalgalar Kuramı
Soru 158Soru

Elitist demokrasi teorisi, klasik demokrasi anlayışının "halkın kendi kendini yönetmesi" ilkesini bir yanılsama olarak görür ve siyasal iktidarın her zaman küçük bir azınlığın elinde toplandığını savunur. Elitist teorinin gelişimine katkı sağlayan düşünürler ve ortaya koydukları kuramsal yaklaşımlar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Joseph Schumpeter, demokrasiyi halkın iradesinin gerçekleşmesi değil; seçkinlerin halkın desteğini almak için yarıştığı kurumsal bir rekabet yöntemi olarak tanımlar.

Cevap

Joseph Schumpeter'in demokrasiyi seçkinler arası rekabetçi bir yöntem olarak tanımlayan ifadesi doğrudur.
Doğru ifade, Joseph Schumpeter'in demokrasiyi halkın iradesinin bir aracı değil, siyasal liderlik için yarışan seçkinler arasında halkın bir seçim yapmasını sağlayan yöntemsel bir mekanizma olarak gören 'Rekabetçi Elitizm' modelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Düşünür ve kavram eşleşmelerini kontrol et.
Mosca - Siyasal Sınıf, Pareto - Seçkinlerin Dolaşımı, Michels - Oligarşinin Tunç Yasası eşleşmeleri aranmalıdır.
Klasik elitist kuramcıların temel kavramlarını ayırt etmek gerekir.
2
Schumpeter'in demokrasi tanımını analiz et.
Schumpeter'in demokrasiyi 'yöntemsel/rekabetçi' bir model olarak gördüğü saptanır.
Modern elitist (demokratik elitizm) yaklaşımın temelini bu tanım oluşturur.
3
Çoğulcu kuramcıların elitist teoriden farkını belirle.
Robert Dahl'ın çoğulcu modelinin elitistlerin 'tek merkezli iktidar' görüşüyle çeliştiği görülür.
Teoriler arası temel ayrımı netleştirmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Demokratik Elitizm ve Klasik Elitist Kuramlar

Daha Fazla Pratik

Klasik elitistlerin iktidarın kaynağına bakışındaki farkları (psikolojik vs. örgütlenme temelli) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 159Soru

Juan Linz ve Alfred Stepan’a göre bir ülkede demokratik pekişmenin (konsolidasyon) tamamlandığından söz edebilmek için rejimin; davranışsal, tutumsal ve anayasal düzeylerde sağlamlaşması gerekir. Bir ülkede; demokratik kurumları devirmeye yönelik hiçbir organize siyasal aktörün kalmaması ve toplumun büyük çoğunluğunun demokrasiyi en iyi yönetim biçimi olarak görmesine rağmen, siyasal uyuşmazlıkların çözümünde hala hukuk dışı yöntemlerin kullanılması ve anayasal normların sistematik olarak ihlal edilmesi durumunda, Linz ve Stepan’ın kuramı çerçevesinde pekişmenin hangi boyutu henüz sağlanamamış sayılır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasal boyut

Cevap

Anayasal boyut
Anayasal boyut, Linz ve Stepan'a göre siyasal aktörlerin, çatışmaların çözümünde anayasal kurallara ve hukuka uymayı tek geçerli yol olarak kabul etmeleri durumudur. Sorudaki senaryoda, şiddet içermeyen ve halk desteğine sahip bir sistem olmasına rağmen hukuk dışı yöntemlerin kullanılması, bu boyutun henüz kurumsallaşmadığını kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Linz ve Stepan'ın pekişme boyutlarını analiz et
Pekişme; davranışsal (şiddetin yokluğu), tutumsal (meşruiyet inancı) ve anayasal (hukuka bağlılık) olmak üzere üç temel ayağa dayanır.
Sorunun hangi kuramsal çerçeveye dayandığını belirlemek için.
2
Soruda verilen verileri boyutlarla eşleştir
Siyasal şiddetin olmaması 'davranışsal', halkın desteği 'tutumsal' boyutun sağlandığını kanıtlar.
Elenen seçenekleri belirlemek için.
3
Eksik kalan unsuru tespit et
Siyasal çatışmaların hukuk dışı yöntemlerle çözülmesi, anayasal normlara ve hukukun üstünlüğüne tam bağlılığın olmadığını gösterir.
Doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Demokratik Konsolidasyonun Üç Boyutu (Linz & Stepan)

İpuçları

1
Linz ve Stepan'ın pekişme için kullandığı ünlü 'Şehrin tek oyunu' (The only game in town) tabirini hatırlayın.
2
Soruda bahsedilen sorun doğrudan hukuki normlara ve çatışma çözüm yöntemlerine ilişkindir.

Daha Fazla Pratik

Demokratik konsolidasyonun beş arenasından (sivil toplum, siyasal toplum vb.) biri olan 'Hukuk Devleti' arenası ile bu anayasal boyut arasındaki ilişkiyi inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 160Soru

Modern demokrasi teorileri içerisinde 'müzakereci' (deliberatif) yaklaşım, siyasal meşruiyetin zeminini geleneksel modellerden farklı bir noktaya taşır. Bu yaklaşıma göre, demokratik bir kararın meşru kabul edilebilmesi için o kararın sadece oylama sonucunda çıkması yeterli değildir; kararın öncesinde katılımcıların birbirlerinin görüşlerini rasyonel bir çerçevede tartıştığı bir 'kamusal akıl yürütme' sürecinin varlığı şarttır.

Buna göre, müzakereci demokrasi modelinde oylama öncesindeki bu sürecin katılımcılar üzerinde yaratması beklenen temel etki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sunulan rasyonel argümanlar ve kanıtlar ışığında bireylerin başlangıçtaki sabit tercihlerinin dönüşüme uğrayabilmesi

Cevap

Sunulan rasyonel argümanlar ve kanıtlar ışığında bireylerin başlangıçtaki sabit tercihlerinin dönüşüme uğrayabilmesi
Müzakereci demokrasi kuramı, bireylerin siyasal süreçlere girmeden önce sahip oldukları tercihlerin kamusal alandaki rasyonel tartışmalar (müzakere) yoluyla değişebileceğini savunur. Bu kurama göre demokratik sürecin amacı, sadece önceden var olan tercihleri toplamak (aggregative) değil, rasyonel argümanlar ışığında bu tercihleri dönüştürerek ortak bir akla ulaşmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Müzakereci demokrasinin temel varsayımını analiz edin.
Müzakereci demokrasi, bireylerin siyasal tercihlerinin sürecin başında 'verili' ve 'sabit' olmadığını savunur.
Bu kuramı diğerlerinden ayıran temel fark, tercihlerin sürecin bir girdisi değil, sürecin içindeki etkileşimle şekillenen bir çıktısı olmasıdır.
2
Kamusal tartışmanın (müzakere) işlevini belirleyin.
Müzakere süreci, bireylerin kendi çıkarlarından sıyrılıp 'kamusal akıl' yoluyla ortak iyiyi aramalarını sağlar.
Rasyonel argümanlar, bireylerin hatalı bilgilerini veya dar grup çıkarlarını sorgulamasına yol açar.
3
Beklenen etkiyi sonuçlandırın.
Katılımcıların rasyonel ikna yoluyla başlangıçtaki görüşlerini değiştirmesi (tercihlerin dönüşümü) hedeflenir.
Müzakereci modelin meşruiyeti, bu dönüşüm süreci sonunda ulaşılan rasyonel oydaşmaya (consensus) dayanır.

Anahtar Kavram

Tercihlerin Dönüşümü (Preference Transformation)

Daha Fazla Pratik

Jürgen Habermas'ın 'iletişimsel eylem kuramı' ile müzakereci demokrasi arasındaki bağı inceleyerek kamusal alanın işlevini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 8 / 9Sonraki