Demokrasi Teorileri
163 soru
Siyaset biliminde Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe’un çalışmalarıyla özdeşleşen; liberal demokrasinin rasyonel uzlaşı (consensus) idealini eleştirerek toplumsal alanın farklılıklar ve 'agonistik' (meşru rakipler arası) mücadele üzerine kurulması gerektiğini savunan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Jeremy Bentham ve James Mill’in temsil ettiği Koruyucu Demokrasi modeli ile John Stuart Mill’in savunduğu Geliştirici Demokrasi yaklaşımı arasındaki en temel kuramsal ayrım; 'siyasal katılımın ve hakların işlevi' bağlamında aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset bilimci Samuel Huntington'ın demokratikleşme kuramında, demokrasinin küresel yayılımı kadar otoriterleşmeye dönüşü ifade eden "ters dalgalar" (reverse waves) da önemli bir yer tutar. Diğer yandan Juan Linz ve Alfred Stepan, bir demokrasinin kalıcılığını davranışsal, tutumsal ve anayasal konsolidasyon (pekişme) boyutlarıyla açıklar.
Huntington'ın sınıflandırmasına göre Birinci Ters Dalga (1922-1942) ile İkinci Ters Dalga (1958-1975) dönemlerindeki demokratik gerilemeler karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi İkinci Ters Dalga'yı Birinci Ters Dalga'dan ayıran en belirgin özelliktir?
Klasik Marksist yaklaşım toplumsal mücadeleleri tek bir sınıfın (proletarya) eksenine indirgerken, liberal ve müzakereci demokrasi modelleri siyasal alandaki çatışmaların rasyonel bir uzlaşıyla (consensus) aşılabileceğini öngörür. Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe’un 'Hegemonya ve Sosyalist Strateji' adlı eserinde temellendirilen 'Radikal Demokrasi' teorisi ise bu yaklaşımları reddederek, 'agonistik çoğulculuk' anlayışıyla yeni bir demokratik tahayyül sunar.
Bu bağlamda, Radikal Demokrasi teorisine göre kadın hakları, çevrecilik veya azınlık hakları gibi birbirinden farklı toplumsal taleplerin demokratik bir siyaset zemininde nasıl bir araya gelmesi gerektiği aşağıdakilerin hangisinde doğru ifade edilmiştir?
Müzakereci (deliberatif) demokrasi kuramı, siyasal meşruiyetin temelini yalnızca oylama sonucunda elde edilen sayısal çoğunlukta değil, bu oylama öncesindeki rasyonel tartışma ve ikna sürecinde arar. Buna göre, müzakereci demokrasi anlayışında bir kararın demokratik meşruiyet kazanması için aşağıdakilerden hangisi zorunludur?
Juan Linz ve Alfred Stepan’a göre, bir ülkede demokratik konsolidasyonun (pekişme) tamamlanması için demokrasinin "şehrin tek oyunu" (the only game in town) haline gelmesi gerekir. Bu kuramsal çerçevede pekişme; davranışsal, tutumsal ve anayasal olmak üzere üç farklı boyutta gerçekleşir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi demokratik pekişmenin "davranışsal" (behavioral) boyutta sağlandığını gösteren temel ölçüttür?
Siyaset biliminde elitist kuram; Gaetano Mosca'nın "siyasal sınıf", Vilfredo Pareto'nun "seçkinlerin dolaşımı" ve Robert Michels'in "oligarşinin tunç yasası" kavramlarıyla iktidarın kaçınılmaz olarak küçük bir azınlığın elinde toplandığını savunur. Joseph Schumpeter ise bu yaklaşımları modern demokrasi teorisine uyarlayarak "demokratik elitizm" (rekabetçi liderlik) modelini geliştirmiştir.
Joseph Schumpeter'in bu yaklaşımı doğrultusunda, demokratik bir sistemde yöneten-yönetilen ilişkisi ve seçimlerin işlevi aşağıdakilerin hangisinde doğru tanımlanmıştır?
Vilfredo Pareto, "Seçkinlerin Dolaşımı" kuramında yönetici seçkinlerin niteliklerini "aslanlar" ve "tilkiler" metaforuyla açıklar. Pareto'ya göre aslanlar güç ve muhafazakârlığı; tilkiler ise zekâ, kurnazlık ve ikna kabiliyetini temsil eder. Bir siyasal sistemin sağlıklı işleyişi ve sürekliliği, bu iki tip arasındaki dengeli bir dolaşıma bağlıdır.
Buna göre, bir siyasal sistemde yönetici seçkinlerin sadece statükoyu korumaya odaklı "aslanlar"dan oluşması ve sisteme yeni "tilkiler"in girişinin tamamen engellenmesinin Pareto'nun kuramındaki temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
C.B. Macpherson ve C. Pateman gibi düşünürlerin kavramsallaştırdığı çağdaş demokratik model, İkinci Dünya Savaşı sonrası ana akım haline gelen ve siyasal katılımın düşük olmasını 'sistemin aşırı yüklenmesini engelleyen bir istikrar unsuru' olarak gören yaklaşımlara köklü bir itiraz getirir. Bu modele göre, mevcut sosyoekonomik eşitsizlikler devam ettiği sürece siyasal eşitlik yasal olarak sağlansa bile fiilen işlemez ve yurttaşlarda bir apati (siyasal ilgisizlik) oluşur. Düşünürler, bu kısır döngüyü kırmanın ve bireylerde siyasal hayata etki edebileceklerine dair 'psikolojik yetkinlik' inancını yaratmanın belirli bir pratikten geçtiğini savunurlar.
Buna göre, söz konusu düşünürlerin demokratik katılımı artırmak ve bireyleri öz yönetim konusunda eğitmek için öngördükleri temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?
Samuel Huntington’ın "Demokratikleşmenin Üçüncü Dalgası" analizinde yer alan "Ters Dalgalar" (Reverse Waves) olgusu ile Linz ve Stepan’ın "demokratik konsolidasyon" (pekişme) kriterleri birlikte değerlendirildiğinde; - yılları arasındaki Birinci Ters Dalga’da görülen totaliter kitle mobilizasyonunun aksine, - yılları arasındaki İkinci Ters Dalga’da otoriterleşmenin temel dinamiklerinden biri olan "Bürokratik Otoriter" rejimlerin yükselişi, Linz ve Stepan'ın belirttiği konsolidasyon boyutlarından hangisinin eksikliğini en net şekilde ortaya koymaktadır?
Siyasal kuramda katılımcı demokrasiyi savunan Carole Pateman ve C.B. Macpherson gibi düşünürler, demokrasinin yalnızca bir yönetim mekanizması değil, aynı zamanda bireyin kişilik gelişimine katkıda bulunan toplumsal bir örgütlenme modeli olduğunu belirtirler. Bu yaklaşıma göre, siyasal sistemin başarısı bireylerin katılım yoluyla 'demokratik bir karakter' kazanmasına bağlıdır. Buna göre katılımcı demokrasi kuramında, bireyin karar alma süreçlerine doğrudan katılımının sağladığı en temel kazanım aşağıdakilerden hangisidir?
Juan Linz ve Alfred Stepan’a göre bir ülkede demokrasinin pekişebilmesi (konsolidasyon) için beş temel alanın (arena) eş zamanlı olarak kurumsallaşması gerekmektedir. Bu çerçevede, devlet ile piyasa arasında aracılık eden ve demokratik bir rejimin sürdürülebilirliği için hem komuta ekonomisini hem de saf serbest piyasa ekonomisini dışlayan alan aşağıdakilerden hangisidir?
Katılımcı demokrasi kuramının öncüleri olan Carole Pateman ve C. B. Macpherson, demokrasinin yalnızca merkezi hükümet düzeyindeki kurumsal bir düzenleme değil, bir "toplum biçimi" olduğunu savunurlar. Bu yaklaşımda, bireylerin aile, okul ve özellikle iş yeri gibi siyasal olmayan alanlardaki otorite ilişkilerine dahil olmaları, ulusal düzeydeki demokrasinin başarısı için bir ön koşul olarak görülür.
Buna göre, katılımcı demokrasi kuramında iş yeri ve yerel düzeydeki katılımın temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset bilimi literatüründe normatif demokrasi yaklaşımları, siyasal iktidarın meşruiyeti ve yurttaşın devletle ilişkisi bağlamında farklı ontolojik temellere dayanır. Bu bağlamda öne çıkan iki farklı gelenek şu şekilde özetlenebilir:
I. Gelenek: Bireyi, kendi çıkarlarını maksimize etmeye çalışan rasyonel ve bencil bir aktör olarak kabul eder. Siyasal katılım ve evrensel oy hakkı, sivil toplumdaki serbest piyasa ilişkilerini korumak ve yöneticilerin tiranlaşarak yönetilenleri sömürmesini engellemek için kurumsal bir güvencedir. 'Sınırlı devlet' vurgusu ön plandadır.
II. Gelenek: Siyasal katılımı yalnızca iktidarı sınırlandıran araçsal bir mekanizma olarak değil, bireyin dar ve bencil çıkarlarını aşıp kamusal aklı içselleştirmesini sağlayan pedagojik bir süreç olarak görür. 'Halk egemenliği' ve aktif katılım, yurttaşın 'ahlaki öz-gelişimini' tamamlaması için zorunlu bir koşul kabul edilir.
Yukarıda temel varsayımları verilen normatif demokrasi gelenekleri ve bu geleneklerin kuramsal arka planıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Liberal demokratik devletin, üretim araçlarını elinde bulunduran azınlık bir grubun çıkarlarına hizmet eden bir 'sınıf egemenliği' aracı olduğu yönündeki Marksist eleştiriye karşın; 20. yüzyılda kurumsallaşan sosyal demokrasi yaklaşımı devletin bu niteliğine ilişkin aşağıdaki görüşlerden hangisini savunur?
Klasik elitist kuramcılar Gaetano Mosca'nın "siyasal sınıf", Vilfredo Pareto'nun "seçkinlerin dolaşımı" ve Robert Michels'in "oligarşinin tunç yasası" kavramsallaştırmaları; toplumsal ve siyasal yapıda örgütlü bir azınlığın çoğunluk üzerindeki kaçınılmaz hakimiyetine odaklanır. Joseph Schumpeter ise bu elitist kabulleri modern toplumla uzlaştırarak demokrasiyi "siyasal liderlik için yapılan rekabetçi bir mücadele yöntemi" olarak tanımlamıştır.
Buna göre, Schumpeter'in "demokratik elitizm" yaklaşımının temel iddiası dikkate alındığında, elitist teori ile demokrasi arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?
Çağdaş demokratik sistemlerin kurumsal yapılarını inceleyen bir araştırmacı, iki farklı modeli şu şekilde karşılaştırmıştır:
I. Model: Siyasal iktidar, seçimleri kazanan partinin elinde yoğunlaşır ve yürütme ile yasama arasında katı bir güçler ayrılığı bulunmaz. Karar alma süreçleri hızlı işler ancak sivil toplumdaki farklı kesimlerin iktidarı sınırlandırma kapasitesi oldukça zayıftır.
II. Model: Toplumdaki çatışan çıkarlar, çok sayıda özerk baskı grubu aracılığıyla siyasal alana taşınır. Karar alma süreçleri, bu gruplar arasındaki müzakereye ve iktidarın dağıtılmasını sağlayan güçler ayrılığı esasına dayanır. Devlet, bu süreçte sadece rekabet kurallarını belirleyen ve uygulayan bir hakem konumundadır.
Robert Dahl'ın 'poliarşi' kavramsallaştırması ve demokrasi teorileri göz önüne alındığında, bu iki modelle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
Juan Linz ve Alfred Stepan tarafından geliştirilen demokratik pekişme (konsolidasyon) modeline göre; bir toplumun derin bir siyasal veya ekonomik bunalım anında bile demokratik usullerin dışındaki alternatifleri reddetmesi ve demokrasiyi "oyundaki tek kural" (the only game in town) olarak içselleştirmesi, pekişmenin aşağıdaki boyutlarından hangisiyle doğrudan ilgilidir?
Müzakereci (deliberatif) demokrasi kuramına göre, bir siyasal kararın meşruiyeti sadece usulüne uygun bir oylama ile alınmış olmasına değil, aynı zamanda bu kararın etkilediği herkesin özgür ve eşit koşullarda katıldığı rasyonel bir tartışma süzgecinden geçmesine bağlıdır. Bu süreçte katılımcılardan beklenen, sadece kendi özel çıkarlarını savunmak değil, diğer katılımcıların da makul bulabileceği kamusal gerekçeler sunmaktır. Buna göre, müzakereci demokrasi modelinde meşruiyetin kurucu unsuru olarak görülen temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?
Demokratik rejimlerde gözlemlenen seçmen ilgisizliği (apati) ve siyasal katılım düşüklüğü, klasik elitist ve çoğulcu kuramlar tarafından genellikle sistemin istikrarını sağlayan olağan bir durum olarak meşrulaştırılmıştır. Buna karşılık Carole Pateman ve C.B. Macpherson, bu durumu mevcut yapısal eşitsizliklerin ürettiği ve bireyi siyasete yabancılaştıran bir 'kısır döngü' olarak analiz eder. Onlara göre bireyin siyasal sistemde etki yaratabileceğine dair inancını (psikolojik yetkinlik) yeniden kazanması, salt formel devlet aygıtının işleyişine veya periyodik seçimlere katılmakla mümkün değildir.
Bu bağlamda Pateman ve Macpherson'ın savunduğu 'katılımcı demokrasi' modelinde, siyasal apatinin aşılarak demokratik katılımın 'eğitici işlevi'nin (educative function) hayata geçirilebilmesi için öngörülen temel çözüm stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?