Demokrasi Teorileri

163 soru

Soru 121Soru

Siyaset biliminde Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe’un çalışmalarıyla özdeşleşen; liberal demokrasinin rasyonel uzlaşı (consensus) idealini eleştirerek toplumsal alanın farklılıklar ve 'agonistik' (meşru rakipler arası) mücadele üzerine kurulması gerektiğini savunan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Radikal Demokrasi

Cevap

Radikal Demokrasi yaklaşımıdır.
Radikal demokrasi, Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe tarafından 'Hegemonya ve Sosyalist Strateji' kitabıyla temellendirilmiştir. Bu yaklaşım, liberalizmin rasyonel uzlaşı arayışının siyasetin özündeki çatışmayı (antagonizmayı) bastırdığını savunur. Bunun yerine, karşıtların birbirini yok edilmesi gereken 'düşman' olarak değil, görüşlerine saygı duyulan 'meşru rakipler' (agonizma) olarak gördüğü bir sistem önerir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar kavramları (Laclau, Mouffe, uzlaşı eleştirisi, agonizma) analiz edin.
Bu kavramların post-Marksist siyaset kuramı içindeki bir demokrasi modeline işaret ettiği görülür.
Bu düşünürler, demokrasinin sadece sandık veya rasyonel uzlaşı olmadığını, çatışmanın meşru bir zeminde sürdürülmesi olduğunu savunurlar.
2
Tanımlanan modelin adını seçeneklerden bulun.
Laclau ve Mouffe'un 'Hegemonya ve Sosyalist Strateji' eserinde temellendirilen model Radikal Demokrasi'dir.
Radikal demokrasi, liberal demokrasinin kurumlarını dışlamaz ancak onları toplumsalın her alanına yayarak (radikalleştirerek) dönüştürmeyi hedefler.

Anahtar Kavram

Radikal Demokrasi ve Agonistik Çoğulculuk
Tahmini Süre:45s
Soru 122Soru

Jeremy Bentham ve James Mill’in temsil ettiği Koruyucu Demokrasi modeli ile John Stuart Mill’in savunduğu Geliştirici Demokrasi yaklaşımı arasındaki en temel kuramsal ayrım; 'siyasal katılımın ve hakların işlevi' bağlamında aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koruyucu model siyasal katılımı bireysel çıkarların iktidara karşı savunulduğu dışsal ve araçsal bir eylem olarak tanımlarken; geliştirici model katılımı bireyin ahlaki kapasitesini ve kamusal sorumluluk bilincini dönüştüren içsel bir gelişim süreci olarak görür.

Cevap

Koruyucu model katılımı araçsal/savunmacı bir mekanizma olarak görürken, geliştirici model bunu bireyin ahlaki ve zihinsel kapasitesini artıran içsel bir süreç olarak değerlendirir.
Siyaset biliminde normatif teoriler, demokrasinin amacını gerekçelendirirken farklılaşır. Koruyucu demokrasi geleneği (Bentham/James Mill), yurttaşların siyasal haklarını iktidarın müdahalesine karşı bir 'savunma aracı' (araçsal değer) olarak görür. J.S. Mill'in geliştirdiği modelde ise katılım, bireyin ahlaki, zihinsel ve toplumsal gelişimini sağlayan 'eğitsel' (özsel/kurucu değer) bir işlev görür. Doğru seçenek bu kuramsal ayrımı tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Koruyucu Demokrasi (Bentham ve James Mill) modelinin temel mantığını analiz etmek.
Bu modelde demokrasi, bireylerin kendi çıkarlarını ve mülkiyetlerini iktidarın keyfiyetinden korumak için kullandıkları bir 'kalkan'dır. Katılım (oy verme), hükümetin bireylere zarar vermesini engelleyen araçsal bir değer taşır.
Benthamcı faydacılıkta birey çıkarlarını maksimize etmeye çalışır ve devletin bu çıkarlara müdahalesini sınırlamak demokrasinin ana görevidir.
2
Geliştirici Demokrasi (J.S. Mill) modelinin temel mantığını analiz etmek.
J.S. Mill'e göre siyasal katılım sadece bir koruma aracı değil, aynı zamanda bireyi 'eğiten' bir okuldur. Katılım sayesinde birey bencilliğinden sıyrılır, kamusal yararı düşünmeyi öğrenir ve ahlaki kapasitesini geliştirir.
Mill, demokrasinin başarısını sadece doğru kararlar alınmasıyla değil, bu sürecin yurttaşların karakteri üzerindeki olumlu etkisiyle ölçer.
3
İki model arasındaki 'katılımın işlevi' farkını karşılaştırmak.
Koruyucu modelde katılım 'dışsal' bir koruma sağlarken (araçsal), geliştirici modelde bireyin 'içsel' gelişimini (kurucu/eğitici) sağlar.
Bu ayrım, normatif demokrasi teorilerindeki 'demokrasi ne işe yarar?' sorusuna verilen iki farklı temel cevabı temsil eder.

Anahtar Kavram

Siyasal Katılımın İşlevi (Araçsal vs. Kurucu)

İpuçları

1
Bentham için demokrasinin amacı, bireyin çıkarlarını devletin baskısından korumaktır.
2
J.S. Mill, katılımın bireyin karakterini ve zihinsel dünyasını nasıl etkilediğine (eğitici işlev) odaklanır.

Daha Fazla Pratik

J.S. Mill'in 'Temsili Hükümet Üzerine Düşünceler' eserindeki katılım-eğitim ilişkisini inceleyen bir soru çözülmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 123Soru

Siyaset bilimci Samuel Huntington'ın demokratikleşme kuramında, demokrasinin küresel yayılımı kadar otoriterleşmeye dönüşü ifade eden "ters dalgalar" (reverse waves) da önemli bir yer tutar. Diğer yandan Juan Linz ve Alfred Stepan, bir demokrasinin kalıcılığını davranışsal, tutumsal ve anayasal konsolidasyon (pekişme) boyutlarıyla açıklar.

Huntington'ın sınıflandırmasına göre Birinci Ters Dalga (1922-1942) ile İkinci Ters Dalga (1958-1975) dönemlerindeki demokratik gerilemeler karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi İkinci Ters Dalga'yı Birinci Ters Dalga'dan ayıran en belirgin özelliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demokratik çöküşlerin, toplumu bütünüyle dönüştürmeyi amaçlayan ideolojik kitle hareketlerinden ziyade, genellikle ordunun kurumsal müdahalesiyle şekillenen bürokratik-otoriter rejimler doğurması.

Cevap

İkinci Ters Dalga döneminde demokratik çöküşlerin belirgin özelliği, toplumu bütünüyle dönüştürmeyi amaçlayan ideolojik kitle hareketlerinden ziyade, genellikle ordunun kurumsal müdahalesiyle şekillenen bürokratik-otoriter rejimlerin ortaya çıkmasıdır.
Samuel Huntington'ın teorisine göre 1958-1975 yıllarını kapsayan İkinci Ters Dalga, özellikle Latin Amerika, Afrika ve Asya'daki genç demokrasilerin (çoğunlukla konsolidasyon krizleri sonucu) askeri darbeler yoluyla yıkılmasını ifade eder. Bu dönemin en belirgin özelliği, Birinci Ters Dalga'daki (1922-1942) Nazizm veya İtalyan Faşizmi gibi toplumu ideolojik olarak baştan aşağı dönüştürmeyi hedefleyen totaliter kitle hareketlerinin aksine, ordunun kurumsal olarak siyasete müdahale ettiği bürokratik-otoriter rejimlerin kurulmasıdır. Bu rejimler aşırı kitle mobilizasyonundan ziyade toplumsal depolitizasyonu hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Huntington'ın ters dalga (reverse wave) kavramını ve tarihsel dönemlerini analiz et.
Birinci ters dalga (1922-1942) Avrupa'da faşizm ve komünizm gibi totaliter rejimlerin yükselişiyken; ikinci ters dalga (1958-1975) Latin Amerika, Afrika ve Asya'da askeri darbelerle kurulan otoriter rejimleri kapsar.
Dalgaların temel karakteristiklerini birbirinden ayırmak, doğru seçeneğe ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Otoriter ve totaliter rejimler arasındaki temel farkı belirle.
Totaliter rejimler resmi bir ideolojiyle sivil toplumu tamamen yok edip kitleleri mobilize ederken, ikinci ters dalgada görülen otoriter rejimler depolitizasyonu (apatiyi) ve devlet denetiminde sınırlı çoğulculuğu hedefler.
Çeldiricilerde yer alan rejim türlerine ilişkin kavram yanılgılarını elemek için gereklidir.
3
Linz ve Stepan'ın konsolidasyon boyutlarının çöküş senaryolarıyla ilişkisini değerlendir.
İkinci ters dalgada anayasal ve davranışsal konsolidasyonun sağlanamaması, doğrudan askeri (bürokratik) müdahalelere zemin hazırlamış, ancak kurulan yeni rejimler birinci dalgadaki gibi totaliter bir ideolojik aygıt inşasına girişmemiştir.
Soruda her iki teorisyenin yaklaşımını sentezleyerek İkinci Ters Dalga'nın ayırt edici özelliğini kesinleştirmek için önemlidir.

Anahtar Kavram

Demokratikleşme Dalgaları ve Otoriter Rejim Tipleri
Soru 124Soru

Klasik Marksist yaklaşım toplumsal mücadeleleri tek bir sınıfın (proletarya) eksenine indirgerken, liberal ve müzakereci demokrasi modelleri siyasal alandaki çatışmaların rasyonel bir uzlaşıyla (consensus) aşılabileceğini öngörür. Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe’un 'Hegemonya ve Sosyalist Strateji' adlı eserinde temellendirilen 'Radikal Demokrasi' teorisi ise bu yaklaşımları reddederek, 'agonistik çoğulculuk' anlayışıyla yeni bir demokratik tahayyül sunar.

Bu bağlamda, Radikal Demokrasi teorisine göre kadın hakları, çevrecilik veya azınlık hakları gibi birbirinden farklı toplumsal taleplerin demokratik bir siyaset zemininde nasıl bir araya gelmesi gerektiği aşağıdakilerin hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Farklı ve özerk taleplerin kendi özgüllüklerini yitirmeden, kurulu düzene yönelik ortak bir karşıtlık (antagonizma) üzerinden 'eşdeğerlik zincirleri' oluşturarak birbirine eklemlenmesi (articulation) gerekir.

Cevap

Radikal demokrasi teorisine göre farklı toplumsal hareketler, evrensel bir kimlikte erimeden, ortak bir düşmana (antagonizma) karşı eşdeğerlik zincirleri kurarak siyasal bir eklemlenme (articulation) yaratmalıdır.
Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe'un Radikal Demokrasi teorisinin merkezinde 'eklemlenme' (articulation) ve 'eşdeğerlik zinciri' kavramları yer alır. Bu teoriye göre, modern toplumlardaki farklı demokratik mücadeleler (çevreci, feminist, işçi vb.) tek bir evrensel öz etrafında zorla birleştirilemez veya rasyonel bir uzlaşıda eritilemez. Bunun yerine, kendi farklılıklarını koruyarak, ortak bir rakibe (antagonizma) karşı siyasal olarak yan yana gelmeli ve demokratik bir hegemonya inşa etmelidirler.

Adım Adım Çözüm

1
Radikal Demokrasi teorisinin temel kavramlarını ve kime ait olduğunu tanımla.
Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe tarafından geliştirilmiştir. Temel kavramları; antagonizma (karşıtlık), agonizm (düşmanlığı demokratik hasımlığa çevirme), eklemlenme (articulation) ve eşdeğerlik zinciridir (chain of equivalence).
Teorinin yapıtaşlarını bilmek, diğer demokrasi teorileriyle olan farkını ortaya koymak için gereklidir.
2
Radikal demokrasinin liberal uzlaşmacı ve ortodoks Marksist modellere getirdiği eleştirileri analiz et.
Laclau ve Mouffe, liberalizmin 'rasyonel uzlaşı (consensus)' hayalini imkansız bulur ve çoğulculuğu bastırdığını savunur. Ortodoks Marksizmin ise her şeyi işçi sınıfı mücadelesine (ekonomik indirgemecilik) bağlamasına karşı çıkarlar.
Çeldirici seçeneklerde yer alan müzakereci uzlaşı ve sınıf indirgemeci yaklaşımları eleyebilmek için bu eleştirilerin bilinmesi şarttır.
3
Teorinin farklı toplumsal hareketleri nasıl bir araya getirdiğini (pozitif projesini) belirle.
Çevrecilik, feminizm, işçi hakları gibi hareketler kendi özelliklerini koruyarak, karşılarında yer alan hegemonik güce (örneğin kapitalizme) karşı ortak bir 'eşdeğerlik zinciri' içinde birbirine 'eklemlenir'. Böylece demokratik sınırlar içinde bir karşıtlık (antagonizma) siyaseti üretilir.
Sorunun kökünde doğrudan bu inşa sürecinin nasıl gerçekleştiği sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

Radikal Demokrasi, Antagonizma ve Eklemlenme (Articulation)
Soru 125Soru

Müzakereci (deliberatif) demokrasi kuramı, siyasal meşruiyetin temelini yalnızca oylama sonucunda elde edilen sayısal çoğunlukta değil, bu oylama öncesindeki rasyonel tartışma ve ikna sürecinde arar. Buna göre, müzakereci demokrasi anlayışında bir kararın demokratik meşruiyet kazanması için aşağıdakilerden hangisi zorunludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kararın, tüm paydaşların eşit koşullarda katıldığı bir 'kamusal akıl yürütme' süreci sonunda rasyonel bir oydaşma ile üretilmesi

Cevap

Demokratik meşruiyetin, paydaşların eşit katılımıyla gerçekleşen kamusal akıl yürütme ve rasyonel ikna süreciyle sağlanması zorunludur.
Müzakereci (deliberatif) demokrasi kuramına göre, bir siyasal kararın meşruiyeti, o kararın etkilediği herkesin özgür ve eşit bir kamusal tartışma ortamında rasyonel argümanlarla ikna edilmesi sürecine bağlıdır. Bu süreçte bireysel tercihler verili kabul edilmez, tartışma yoluyla dönüşebilir ve nihai amaç rasyonel bir oydaşmaya (konsensüs) varmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Müzakereci demokrasinin meşruiyet kaynağını belirleme
Meşruiyetin oylama sonucundan değil, oylama öncesindeki tartışma sürecinden kaynaklandığı tespit edilir.
Müzakereci modelde kararların rasyonel bir temele dayanması esastır.
2
Habermas'ın iletişimsel eylem ve kamusal alan kavramlarıyla ilişkilendirme
Bireylerin stratejik çıkarlar yerine iletişimsel rasyonalite ile ortak bir iyiye yönelmesi gerektiği anlaşılır.
Kamusal tartışma, özel çıkarların kamusal argümanlara dönüşmesini sağlar.
3
Diğer demokrasi modellerinden ayrılan yönü saptama
Toplamacı modellerin 'sayı sayma' ve çoğulcu modellerin 'pazarlık' mantığının reddedildiği görülür.
Meşruiyet, sayısal üstünlükten değil rasyonel oydaşmadan (consensus) doğar.

Anahtar Kavram

Kamusal Akıl Yürütme ve Rasyonel Oydaşma

Alternatif Yöntem

Toplamacı (aggregative) ve müzakereci (deliberative) modeller arasındaki farka odaklanarak; birincinin 'oy sayma', ikincinin ise 'akıl yürütme' olduğunu hatırlayarak sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 126Soru

Juan Linz ve Alfred Stepan’a göre, bir ülkede demokratik konsolidasyonun (pekişme) tamamlanması için demokrasinin "şehrin tek oyunu" (the only game in town) haline gelmesi gerekir. Bu kuramsal çerçevede pekişme; davranışsal, tutumsal ve anayasal olmak üzere üç farklı boyutta gerçekleşir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi demokratik pekişmenin "davranışsal" (behavioral) boyutta sağlandığını gösteren temel ölçüttür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Önemli hiçbir siyasi aktörün veya grubun, demokratik kurumları devirmek veya iktidarı ele geçirmek için sistem dışı yollara başvurmaması

Cevap

Önemli siyasi aktörlerin veya grupların sistemi devirmek için sistem dışı yollara (şiddet, darbe vb.) başvurmaması davranışsal boyutun temel göstergesidir.
Davranışsal boyut, bir ülkedeki hiçbir önemli siyasi gücün demokratik rejimi yıkmak veya devletten kopmak (secession) için ciddi bir girişimde bulunmaması durumudur. Siyasi aktörler artık iktidara gelmek için şiddeti veya anayasa dışı yöntemleri bir seçenek olarak görmezler.

Adım Adım Çözüm

1
Linz ve Stepan'ın demokratik pekişme modelini hatırla.
Konsolidasyonun davranışsal, tutumsal ve anayasal olmak üzere üç boyutu olduğu belirlenir.
Boyutların kapsamlarını netleştirmek için ayrıştırma yapılmalıdır.
2
Davranışsal (Behavioral) boyutun temel odağını analiz et.
Bu boyutun, eylemlerle (şiddet, darbe girişimi, ayrılıkçı eylemlerin yokluğu) ilgili olduğu tespit edilir.
Siyasi grupların eylemsel bazda sistemi kabul edip etmediği davranışsal boyutu tanımlar.
3
Seçenekler arasında eylem ve sistem dışı yöntemlerin reddini içeren ifadeyi bul.
Hiçbir grubun demokratik kurumları yıkmak için kaynak ayırmaması veya şiddete başvurmaması ifadesi doğru seçenektir.
Bu durum 'şehrin tek oyunu' metaforunun eylemsel karşılığıdır.

Anahtar Kavram

Linz ve Stepan'ın Demokratik Konsolidasyon Boyutları

Daha Fazla Pratik

Demokratik konsolidasyonun önündeki engellerden biri olan 'ters dalgalar' (reverse waves) kavramını Huntington çerçevesinde inceleyiniz.
Tahmini Süre:55s
Soru 127Soru

Siyaset biliminde elitist kuram; Gaetano Mosca'nın "siyasal sınıf", Vilfredo Pareto'nun "seçkinlerin dolaşımı" ve Robert Michels'in "oligarşinin tunç yasası" kavramlarıyla iktidarın kaçınılmaz olarak küçük bir azınlığın elinde toplandığını savunur. Joseph Schumpeter ise bu yaklaşımları modern demokrasi teorisine uyarlayarak "demokratik elitizm" (rekabetçi liderlik) modelini geliştirmiştir.

Joseph Schumpeter'in bu yaklaşımı doğrultusunda, demokratik bir sistemde yöneten-yönetilen ilişkisi ve seçimlerin işlevi aşağıdakilerin hangisinde doğru tanımlanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demokrasi; siyasal karar alma yetkisini elde etmek isteyen liderlerin (elitlerin), halkın oyunu kazanmak için özgür bir rekabet içine girdikleri kurumsal bir yöntemdir.

Cevap

Demokrasi; siyasal karar alma yetkisini elde etmek isteyen liderlerin (elitlerin), halkın oyunu kazanmak için özgür bir rekabet içine girdikleri kurumsal bir yöntemdir.
Doğru yanıt olan seçenek, Joseph Schumpeter'in demokrasiyi ahlaki bir 'ortak iyi' arayışı yerine, siyasal liderliğin belirlenmesine yönelik kurumsal bir düzenleme olarak gören 'prosedürel' (yöntemsel) yaklaşımını tam olarak yansıtmaktadır. Schumpeter'e göre halkın asli rolü, kendisini yönetecek olan elitleri rekabetçi bir ortamda seçmekle (pazarlık/oylama) sınırlandırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klasik Elitistlerin Varsayımını Analiz Etme
Mosca, Pareto ve Michels; iktidarın doğası gereği küçük, örgütlü bir azınlığın (elitlerin) elinde toplandığını ortaya koymuştur.
Elitist teorinin temelini oluşturan "yöneten-yönetilen" ayrımını ve gücün yoğunlaşması gerçeğini anlamak gerekir.
2
Schumpeter'in Eleştirisini ve Yeni Tanımını Belirleme
Schumpeter, demokrasinin "halkın yönetimi" veya "ortak iyiyi gerçekleştirme aracı" şeklindeki klasik tanımını reddetmiştir.
Klasik demokrasi tanımının elitist gerçeklerle uyuşmadığını göstererek süreci bir "yöntem" (metod) olarak yeniden tanımlamak hedeflenir.
3
Rekabetçi Liderlik Modelini Uygulama
Demokrasi, halkın kararları bizzat alması değil, kararları alacak olanları (elitleri) bir pazar yerindekine benzer rekabet ortamında seçmesidir.
Seçmenlerin rolünün sadece bir liderlik kadrosunu kabul veya reddetmekten ibaret olduğunu saptamak teorinin özüdür.

Anahtar Kavram

Rekabetçi Elitizm (Yöntemsel Demokrasi)

Daha Fazla Pratik

Schumpeter'in 'klasik demokrasi doktrini'ne yönelttiği eleştiriler ile 'ortak iyi' kavramına bakış açısını inceleyen soruları çözmek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 128Soru

Vilfredo Pareto, "Seçkinlerin Dolaşımı" kuramında yönetici seçkinlerin niteliklerini "aslanlar" ve "tilkiler" metaforuyla açıklar. Pareto'ya göre aslanlar güç ve muhafazakârlığı; tilkiler ise zekâ, kurnazlık ve ikna kabiliyetini temsil eder. Bir siyasal sistemin sağlıklı işleyişi ve sürekliliği, bu iki tip arasındaki dengeli bir dolaşıma bağlıdır.

Buna göre, bir siyasal sistemde yönetici seçkinlerin sadece statükoyu korumaya odaklı "aslanlar"dan oluşması ve sisteme yeni "tilkiler"in girişinin tamamen engellenmesinin Pareto'nun kuramındaki temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetici sınıfın esnekliğini yitirerek toplumsal değişimlere uyum sağlayamaması ve sistemin şiddetli bir devrimle yıkılması

Cevap

Yönetici sınıfın esnekliğini yitirerek toplumsal değişimlere uyum sağlayamaması ve sistemin şiddetli bir devrimle yıkılması
Pareto'nun kuramına göre, bir toplumun istikrarı elitler arasındaki dolaşımın sürekliliğine bağlıdır. 'Aslanlar' düzeni koruma ve güç kullanma konusunda başarılıyken, 'tilkiler' değişimlere uyum sağlama ve ikna kabiliyetine sahiptir. Eğer yönetim sadece aslanlardan oluşur ve tilkilerin girişi engellenirse, sistem esnekliğini kaybeder. Bu durumda, yönetime giremeyen yetenekli elitler (yeni tilkiler), yönetilen kitleleri mobilize ederek sistemi bir devrimle yıkarlar. Bu süreç, Pareto'nun 'Seçkinlerin Dolaşımı' yasasının kaçınılmaz bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Pareto'nun elit tipolojisini analiz etmek
Aslanların statükocu/güç odaklı, tilkilerin ise yenilikçi/ikna odaklı olduğu belirlenir.
Kuramın temel kavramlarını doğru eşleştirmek için gereklidir.
2
Dolaşım mekanizmasının işlevini değerlendirmek
Dolaşımın, sistemin dışarıdan gelen taleplere uyum sağlamasını (tilkiler aracılığıyla) mümkün kıldığı görülür.
Sistemin neden dengede kalması gerektiğini anlamak için kritiktir.
3
Dolaşımın durmasının sonucunu saptamak
Yönetimin 'aslanlar' elinde katılaşması, dışarıda kalan elitlerin kitleleri örgütleyerek sistemi devirmesiyle sonuçlanır.
Soruda sorulan spesifik durumun mantıksal sonucuna ulaşmak için son adımdır.

Anahtar Kavram

Seçkinlerin Dolaşımı (Circulation of Elites)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 129Soru

C.B. Macpherson ve C. Pateman gibi düşünürlerin kavramsallaştırdığı çağdaş demokratik model, İkinci Dünya Savaşı sonrası ana akım haline gelen ve siyasal katılımın düşük olmasını 'sistemin aşırı yüklenmesini engelleyen bir istikrar unsuru' olarak gören yaklaşımlara köklü bir itiraz getirir. Bu modele göre, mevcut sosyoekonomik eşitsizlikler devam ettiği sürece siyasal eşitlik yasal olarak sağlansa bile fiilen işlemez ve yurttaşlarda bir apati (siyasal ilgisizlik) oluşur. Düşünürler, bu kısır döngüyü kırmanın ve bireylerde siyasal hayata etki edebileceklerine dair 'psikolojik yetkinlik' inancını yaratmanın belirli bir pratikten geçtiğini savunurlar.

Buna göre, söz konusu düşünürlerin demokratik katılımı artırmak ve bireyleri öz yönetim konusunda eğitmek için öngördükleri temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireylerin yalnızca devlet yönetiminde değil; iş yeri, okul ve yerel örgütlenmeler gibi otorite ilişkilerinin bulunduğu sivil ve ekonomik alanlardaki karar alma süreçlerine de doğrudan katılması

Cevap

Katılımcı demokrasi yaklaşımı, bireylerin siyasal kapasitelerini geliştirmesi için devlet yönetimi dışındaki iş yeri, okul ve yerel örgütlenmeler gibi otorite alanlarında da doğrudan karar süreçlerine katılmaları gerektiğini öngörür.
Katılımcı demokrasi kuramcıları (özellikle Carole Pateman), bireylerin ulusal siyasette etkin olabilmeleri için gerekli olan 'psikolojik yetkinlik' duygusunun, ancak bireyin hayatını doğrudan etkileyen iş yeri (sanayi) ve yerel örgütlenmeler gibi mikro otorite alanlarında karar süreçlerine doğrudan katılmasıyla kazanılabileceğini savunur. Bu yaklaşım literatürde katılımın 'eğitici işlevi' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki kavramsal çerçevenin analiz edilmesi
Macpherson ve Pateman'ın 'psikolojik yetkinlik' ve 'ilgisizlik döngüsünü kırma' kavramlarıyla Katılımcı Demokrasi kuramına vurgu yaptığı tespit edilmiştir.
Soruda hedeflenen demokrasi modelinin ve bu modelin temel çözüm önerisinin ne olduğunu belirlemek.
2
Katılımcı Demokrasinin pratik mekanizmasının tanımlanması
Katılımcı modelde katılımın eğitici işlevi esastır; birey bu eğitimi ancak hayatının büyük kısmını geçirdiği endüstriyel ve sivil kurumlardaki otorite ilişkilerinde pay sahibi olarak kazanabilir.
Doğru seçeneği, diğer normatif demokrasi kuramlarından (çoğulcu, müzakereci, elitist) ayırt edebilmek.
3
Seçeneklerin kuramsal karşılıklarının eşleştirilmesi
İş yeri ve sivil alanda katılımı ifade eden seçenek belirlenmiştir. Diğer seçenekler sırasıyla çoğulcu, müzakereci, elitist ve liberal modellere aittir.
Yanlış seçenekleri eleyerek tek doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Katılımcı Demokrasi ve Katılımın Eğitici İşlevi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 130Soru

Samuel Huntington’ın "Demokratikleşmenin Üçüncü Dalgası" analizinde yer alan "Ters Dalgalar" (Reverse Waves) olgusu ile Linz ve Stepan’ın "demokratik konsolidasyon" (pekişme) kriterleri birlikte değerlendirildiğinde; 19221922-19421942 yılları arasındaki Birinci Ters Dalga’da görülen totaliter kitle mobilizasyonunun aksine, 19581958-19751975 yılları arasındaki İkinci Ters Dalga’da otoriterleşmenin temel dinamiklerinden biri olan "Bürokratik Otoriter" rejimlerin yükselişi, Linz ve Stepan'ın belirttiği konsolidasyon boyutlarından hangisinin eksikliğini en net şekilde ortaya koymaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Davranışsal Boyut: Siyasal elitlerin, ordunun ve diğer stratejik aktörlerin demokratik prosedürlere olan bağlılıklarının kurumsallaşamaması ve çözüm için anayasa dışı yollara yönelmeleri

Cevap

İkinci Ters Dalga'daki bürokratik otoriter rejimlerin yükselişi, siyasal elitlerin ve stratejik aktörlerin (özellikle ordu) demokratik kurallara bağlılığının zayıflığını gösteren davranışsal boyut eksikliğiyle ilişkilidir.
Doğru seçenek, Linz ve Stepan’ın davranışsal konsolidasyon (behavioral consolidation) tanımına odaklanır. Bu boyuta göre, hiçbir önemli siyasal aktör, demokratik rejimi devirmek veya anayasal süreçlerin dışına çıkmak için ciddi kaynak ayırmamalıdır. İkinci Ters Dalga (19581958-19751975) sürecinde, özellikle Latin Amerika’da ordunun (stratejik aktör) demokratik kurumları askıya alarak yönetime el koyması, bu davranışsal eşiğin aşılamadığını ve elit düzeyinde demokratik prosedürlerin 'şehrin tek oyunu' haline gelmediğini kanıtlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
19581958-19751975 arası İkinci Ters Dalga olarak tanımlanır.
Huntington'ın dalga sınıflandırmasını doğru belirlemek için kronolojik ayrım şarttır.
2
Rejim tipini belirleme
Bu dönemdeki temel fenomen Latin Amerika ve Asya'daki "Bürokratik Otoriter" (O'Donnell) rejimlerdir.
İkinci Ters Dalga'yı Birinci'den ayıran sosyo-politik karakteri anlamak gerekir.
3
Aktör davranışlarını inceleme
Bürokratik otoriterlikte ordu ve teknokratlar, krizleri çözmek için demokratik prosedürleri terk ederler.
Otoriterleşmenin kitlelerden mi yoksa elitlerden mi kaynaklandığını saptamak konsolidasyon boyutunu belirler.
4
Konsolidasyon boyutuyla eşleştirme
Aktörlerin (elitler, ordu) anayasa dışı yollara sapmaması Linz ve Stepan tarafından 'Davranışsal Boyut' olarak adlandırılır.
Linz ve Stepan'ın üçlü boyut setinde (davranışsal, tutumsal, anayasal) aktör odaklı olan tek bir boyut vardır.

Anahtar Kavram

Demokratik Konsolidasyon Boyutları (Linz ve Stepan)

Daha Fazla Pratik

Samuel Huntington'ın 'iki kez el değiştirme' (two-turnover test) kavramı ile Linz ve Stepan'ın konsolidasyon boyutları arasındaki farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 131Soru

Siyasal kuramda katılımcı demokrasiyi savunan Carole Pateman ve C.B. Macpherson gibi düşünürler, demokrasinin yalnızca bir yönetim mekanizması değil, aynı zamanda bireyin kişilik gelişimine katkıda bulunan toplumsal bir örgütlenme modeli olduğunu belirtirler. Bu yaklaşıma göre, siyasal sistemin başarısı bireylerin katılım yoluyla 'demokratik bir karakter' kazanmasına bağlıdır. Buna göre katılımcı demokrasi kuramında, bireyin karar alma süreçlerine doğrudan katılımının sağladığı en temel kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin katılım süreçlerinde deneyim kazanarak psikolojik olarak güçlenmesi ve toplumsal meselelerde sorumluluk üstlenen yetkin bir siyasal özne haline gelmesi

Cevap

Bireyin katılım süreçlerinde deneyim kazanarak psikolojik olarak güçlenmesi ve toplumsal meselelerde sorumluluk üstlenen yetkin bir siyasal özne haline gelmesi
Katılımcı demokrasi kuramı, demokrasinin sadece merkezi kurumlarla sınırlı kalamayacağını, hayatın her alanında (iş yeri, yerel yönetimler vb.) uygulanması gerektiğini savunur. Bu katılım deneyimi birey üzerinde eğitici bir etki yaratarak, onun siyasal yetkinliğini (political efficacy) ve toplumsal sorumluluk bilincini geliştirir. Böylece birey, sadece pasif bir seçmen değil, kararları etkileyebilen etkin bir siyasal özneye dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Katılımcı demokrasi kuramının temel varsayımını belirlemek
Katılımın sadece siyasal bir araç değil, bireyi geliştiren eğitici bir süreç olduğu saptanır.
Pateman ve Macpherson gibi kuramcıların vurguladığı 'eğitici işlev' (educative function) kavramını analiz etmek gerekir.
2
Mikro ve makro düzeydeki katılım ilişkisini analiz etmek
İş yeri, okul veya yerel derneklerdeki katılımın bireyin siyasal yetkinlik (efficacy) duygusunu artırdığı görülür.
Bireyin karar alma süreçlerine dahil olmasının, onu sadece kendi çıkarını düşünen bir bireyden kamu yararını gözeten bir yurttaşa dönüştürdüğü anlaşılır.
3
Seçenekler arasında bu bireysel dönüşümü yansıtan ifadeyi bulmak
Psikolojik güçlenme ve yetkin bir özne olma vurgusu içeren ifade seçilir.
Diğer seçeneklerin elitist, çoğulcu veya minimalist demokrasi modellerine ait olduğu elenerek doğrulanır.

Anahtar Kavram

Katılımcı Demokrasinin Eğitici İşlevi
Soru 132Soru

Juan Linz ve Alfred Stepan’a göre bir ülkede demokrasinin pekişebilmesi (konsolidasyon) için beş temel alanın (arena) eş zamanlı olarak kurumsallaşması gerekmektedir. Bu çerçevede, devlet ile piyasa arasında aracılık eden ve demokratik bir rejimin sürdürülebilirliği için hem komuta ekonomisini hem de saf serbest piyasa ekonomisini dışlayan alan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik Toplum

Cevap

Ekonomik toplum (Economic Society)
Doğru seçenek olan ekonomik toplum; Juan Linz ve Alfred Stepan’ın 19961996 tarihli 'Problems of Democratic Transition and Consolidation' eserinde tanımlanmıştır. Yazarlara göre, demokratik bir rejimin pekişebilmesi için ne devletin tüm kaynakları yönettiği bir 'komuta ekonomisi' ne de piyasanın sosyal dengeyi yok ettiği 'saf serbest piyasa' yeterlidir. Ekonomik toplum, piyasanın işleyişini sağlayan ancak sosyal-hukuki düzenlemelerle demokrasinin kurumsal özerkliğini koruyan aracılık alanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Linz ve Stepan'ın konsolidasyon modelini analiz etme
Modelin 55 temel arenadan (Sivil, Siyasal, Hukuk, Bürokrasi ve Ekonomik) oluştuğu belirlenir.
Soruda istenen kavramın hangi kuramsal çerçeveye ait olduğunu netleştirmek gerekir.
2
Arenaların tanımlarını karşılaştırma
Piyasa ve devlet arasındaki 'aracılık' ve 'komuta ekonomisi/saf piyasa reddi' özellikleri sorgulanır.
Sivil toplum veya siyasal toplumun ekonomik piyasa kurallarıyla ilgili teknik bir 'aracılık' görevi olmadığını ayırt etmek gerekir.
3
Ekonomik Toplum kavramını doğrulama
Linz ve Stepan'ın tanımına göre 'Ekonomik Toplum', ne tam bir devlet kontrolünü (komuta) ne de denetimsiz bir piyasayı kabul eden, demokrasinin alt yapısını koruyan özgün yapıdır.
Tanım doğrudan ekonomik toplumun kuramsal karşılığıdır.

Anahtar Kavram

Linz ve Stepan'ın Demokratik Konsolidasyon Alanları (Arenas of Consolidation)

Daha Fazla Pratik

Demokratik konsolidasyonun diğer bir şartı olan 'siyasal toplum' ile 'sivil toplum' arasındaki farkları, özellikle iktidar hedefleme kriteri üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 133Soru

Katılımcı demokrasi kuramının öncüleri olan Carole Pateman ve C. B. Macpherson, demokrasinin yalnızca merkezi hükümet düzeyindeki kurumsal bir düzenleme değil, bir "toplum biçimi" olduğunu savunurlar. Bu yaklaşımda, bireylerin aile, okul ve özellikle iş yeri gibi siyasal olmayan alanlardaki otorite ilişkilerine dahil olmaları, ulusal düzeydeki demokrasinin başarısı için bir ön koşul olarak görülür.

Buna göre, katılımcı demokrasi kuramında iş yeri ve yerel düzeydeki katılımın temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireye karar alma süreçlerinde deneyim kazandırarak, onda siyasal yetkinlik duygusunu ve demokratik tutumları geliştirmek

Cevap

Bireye karar alma süreçlerinde deneyim kazandırarak, onda siyasal yetkinlik duygusunu ve demokratik tutumları geliştirmek
Katılımcı demokrasi kuramında (özellikle Carole Pateman'ın yaklaşımında), katılımın en önemli sonucu kararların niteliği değil, katılımcının bizzat kendisindeki değişimdir. Birey, özellikle iş yeri gibi hiyerarşik yapıların olduğu alanlarda söz sahibi oldukça, kendi kararlarının sonuç doğurabileceğine dair bir 'siyasal yetkinlik' duygusu geliştirir. Bu eğitsel işlev, bireyi pasif bir tebaadan aktif bir yurttaşa dönüştürür.

Adım Adım Çözüm

1
Katılımcı demokrasi kuramının temel varsayımını belirle.
Demokrasi sadece seçimlerden ibaret değildir; bir eğitim sürecidir (eğitsel işlev).
Pateman ve Macpherson, katılımın birey üzerinde psikolojik bir etkisi olduğunu savunur.
2
Siyasal olmayan alanların (iş yeri vb.) neden önemli olduğunu analiz et.
Birey, gündelik hayatındaki otorite yapılarına katılarak 'siyasal yetkinlik' (efficacy) kazanır.
Bu alanlar, bireyin ulusal siyasete katılması için gerekli olan becerileri kazandığı birer laboratuvardır.
3
Seçenekler arasında bu 'eğitsel' ve 'yetkinlik artırıcı' vurguyu bul.
Bireyin psikolojik gelişimi ve demokratik tutum kazanmasına odaklanan ifade doğru cevaptır.
Bu durum kuramın 'kendini gerçekleştiren insan' modeline uygundur.

Anahtar Kavram

Katılımcı Demokrasinin Eğitsel İşlevi

Daha Fazla Pratik

Carole Pateman'ın 'Participation and Democratic Theory' eserindeki 'klasik katılım kuramı' ve 'çağdaş demokrasi kuramı' ayrımını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 134Soru

Siyaset bilimi literatüründe normatif demokrasi yaklaşımları, siyasal iktidarın meşruiyeti ve yurttaşın devletle ilişkisi bağlamında farklı ontolojik temellere dayanır. Bu bağlamda öne çıkan iki farklı gelenek şu şekilde özetlenebilir:

I. Gelenek: Bireyi, kendi çıkarlarını maksimize etmeye çalışan rasyonel ve bencil bir aktör olarak kabul eder. Siyasal katılım ve evrensel oy hakkı, sivil toplumdaki serbest piyasa ilişkilerini korumak ve yöneticilerin tiranlaşarak yönetilenleri sömürmesini engellemek için kurumsal bir güvencedir. 'Sınırlı devlet' vurgusu ön plandadır.

II. Gelenek: Siyasal katılımı yalnızca iktidarı sınırlandıran araçsal bir mekanizma olarak değil, bireyin dar ve bencil çıkarlarını aşıp kamusal aklı içselleştirmesini sağlayan pedagojik bir süreç olarak görür. 'Halk egemenliği' ve aktif katılım, yurttaşın 'ahlaki öz-gelişimini' tamamlaması için zorunlu bir koşul kabul edilir.

Yukarıda temel varsayımları verilen normatif demokrasi gelenekleri ve bu geleneklerin kuramsal arka planıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci gelenek, Jeremy Bentham'ın faydacı felsefesiyle şekillenen 'Koruyucu Demokrasi' modelini yansıtırken; ikinci gelenek Jean-Jacques Rousseau'nun radikal katılım anlayışı ve J. S. Mill'in vizyonuyla sentezlenen 'Geliştirici Demokrasi' idealine işaret eder.

Cevap

Birinci gelenek Jeremy Bentham öncülüğündeki Koruyucu Demokrasiyi, ikinci gelenek ise Rousseau ve J.S. Mill'in savunduğu Geliştirici Demokrasiyi ifade eden seçenektir.
Metinde verilen I. Gelenek, insan doğasını bencil ve rasyonel fayda maksimizasyoncusu olarak gören, devletin sınırlandırılmasını savunan Jeremy Bentham ve James Mill'in 'Koruyucu Demokrasi' anlayışıdır. II. Gelenek ise demokratik katılımın bir okul gibi işlev görerek yurttaşı eğittiğini ve ahlaki öz-gelişim sağladığını savunan, temellerini Rousseau'dan alan ve J.S. Mill tarafından geliştirilen 'Geliştirici Demokrasi' modelidir. Doğru seçenek bu iki modeli ve düşünürlerini eksiksiz şekilde eşleştirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki I. Geleneğin temel kavramlarını analiz et.
Birey rasyonel ve bencildir. Katılımın amacı yöneticilerin tiranlaşmasını engellemektir. Sınırlı devlet ve piyasa güvencesi vurgulanmaktadır.
Bu özellikler, Jeremy Bentham ve James Mill tarafından formüle edilen ve demokrasiyi bir 'araç' olarak gören 'Koruyucu Demokrasi' (Protective Democracy) modelinin yapıtaşlarıdır.
2
Metindeki II. Geleneğin temel kavramlarını analiz et.
Katılım pedagojik bir süreçtir. Birey dar çıkarlarını aşarak kamusal aklı benimser. 'Ahlaki öz-gelişim' (moral self-development) esastır.
Bu özellikler, Jean-Jacques Rousseau'nun radikal halk egemenliği ile J.S. Mill'in demokratik katılımın eğitici işlevine yaptığı vurgudan doğan 'Geliştirici Demokrasi' (Developmental Democracy) modeline aittir.
3
Seçenekleri kuramsal eşleştirmeler ve kavramsal yanılgılar açısından değerlendir.
Koruyucu ve Geliştirici demokrasi modellerini öncü düşünürleri ile birlikte eksiksiz ve doğru bir şekilde tanımlayan tek bir seçenek bulunmaktadır.
Diğer seçeneklerde klasik/sosyal liberalizm karmaşası, çoğulcu/çoğunlukçu sistem yanılgısı ve elitist teorinin otoriterliğe indirgenmesi gibi teorik hatalar barındıran çeldiriciler kullanılmıştır.

Anahtar Kavram

Koruyucu ve Geliştirici Demokrasi Modelleri Arasındaki Farklar
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 135Soru

Liberal demokratik devletin, üretim araçlarını elinde bulunduran azınlık bir grubun çıkarlarına hizmet eden bir 'sınıf egemenliği' aracı olduğu yönündeki Marksist eleştiriye karşın; 20. yüzyılda kurumsallaşan sosyal demokrasi yaklaşımı devletin bu niteliğine ilişkin aşağıdaki görüşlerden hangisini savunur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin, parlamenter kurumlar ve genel oy hakkı aracılığıyla toplumun genel yararına ve işçi sınıfının lehine reforme edilebilecek tarafsız bir mekanizma olduğunu kabul eder.

Cevap

Sosyal demokrasi, devletin parlamenter kurumlar ve demokratik süreçler yoluyla toplumun genel yararı ve işçi sınıfı lehine reforme edilebilecek tarafsız bir mekanizma olduğunu savunur.
Sosyal demokrasi yaklaşımı, Marksizmin 'devlet sadece egemen sınıfın aygıtıdır' tezini yumuşatarak; devletin, demokratik mekanizmalar (genel oy, sendikal haklar, parlamento) doğru kullanıldığında sınıflar arası bir denge unsuru ve sosyal refah sağlayıcı bir 'tarafsız araç' olabileceğini savunur. Bu görüş, sistemin içinden reformlarla dönüştürülmesini esas alır.

Adım Adım Çözüm

1
Marksist devlet kuramını analiz etme
Marksizmin devleti 'sınıf egemenliği aracı' olarak gören ve yıkılmasını (devrimi) öngören bakış açısı belirlenir.
Sosyal demokrasinin hangi noktada Marksizmden koptuğunu anlamak için başlangıç noktasıdır.
2
Sosyal demokrat reformizm kavramını inceleme
Sosyal demokrasinin 'devrim' yerine 'evrim' ve 'reform' yoluyla kapitalizm içinde iyileştirme hedefi saptanır.
Sosyal demokrasinin devletin nötr bir araç olarak kullanılabileceği inancını ortaya koyar.
3
Devletin işlevine dair seçenekleri karşılaştırma
Genel oy ve parlamenter sistemin devleti dönüştürücü gücüne vurgu yapan seçenek doğru olarak kabul edilir.
Sosyal demokrasinin kuramsal özünü (refah devleti ve sosyal haklar) yansıtan ifade budur.

Anahtar Kavram

Sosyal Demokrasi ve Devletin Tarafsızlığı (Reformizm)

Alternatif Yöntem

Marksizm ve Sosyal Demokrasiyi 'Yöntem' ve 'Hedef' açısından karşılaştırabilirsiniz: Marksizm 'Devrim ve Sınıfsız Toplum' hedeflerken, Sosyal Demokrasi 'Reform ve Refah Devleti' hedefler.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 136Soru

Klasik elitist kuramcılar Gaetano Mosca'nın "siyasal sınıf", Vilfredo Pareto'nun "seçkinlerin dolaşımı" ve Robert Michels'in "oligarşinin tunç yasası" kavramsallaştırmaları; toplumsal ve siyasal yapıda örgütlü bir azınlığın çoğunluk üzerindeki kaçınılmaz hakimiyetine odaklanır. Joseph Schumpeter ise bu elitist kabulleri modern toplumla uzlaştırarak demokrasiyi "siyasal liderlik için yapılan rekabetçi bir mücadele yöntemi" olarak tanımlamıştır.

Buna göre, Schumpeter'in "demokratik elitizm" yaklaşımının temel iddiası dikkate alındığında, elitist teori ile demokrasi arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demokrasi, halkın kendi kendini yönettiği ahlaki bir amaç değil; seçkinlerin iktidar yarışında meşruiyet devşirdiği prosedürel bir yöntemdir.

Cevap

Demokrasinin halkın öz yönetimi değil, seçkinlerin liderlik için yarıştığı prosedürel bir yöntem olarak tanımlanmasıdır.
Joseph Schumpeter, klasik elitistlerin 'yöneten-yönetilen' ayrımını kabul eder ancak demokrasiyi bu yönetenlerin serbest rekabet içerisinde halktan oy alarak meşruiyet sağladığı bir prosedür olarak görür. Bu anlayışta demokrasi ahlaki bir değer veya halkın özyönetimi değil, siyasal karar alıcıların seçilmesini sağlayan kurumsal bir düzenlemedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klasik elitistlerin (Mosca, Pareto, Michels) ortak varsayımını belirleme.
Tüm toplumlarda yöneten küçük bir azınlık (seçkinler) ve yönetilen büyük bir çoğunluk vardır.
Bu, elitist teorinin değişmez başlangıç noktasıdır.
2
Joseph Schumpeter'in bu varsayıma getirdiği modern yorumu analiz etme.
Demokrasiyi halkın iradesi olarak değil, iktidar için yarışan rakip elitlerin mücadelesi (rekabetçi liderlik) olarak tanımlar.
Demokrasinin tanımını 'yönetim içeriğinden' 'yönetim biçimine/yöntemine' kaydırmak için.
3
Seçenekler arasında Schumpeter'in bu 'yöntemsel/prosedürel' yaklaşımını yansıtan ifadeyi seçme.
Demokrasinin bir amaç değil, seçkinleri belirleyen bir araç olduğu sonucuna ulaşılır.
Elitist teori ile demokrasinin ancak seçkinlerin rekabeti üzerinden uzlaştırılabileceğini göstermek için.

Anahtar Kavram

Demokratik Elitizm ve Yöntemsel Demokrasi

Daha Fazla Pratik

Robert Dahl'ın 'Poliarşi' kavramı ile Schumpeter'in 'Demokratik Elitizm' yaklaşımı arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 137Soru

Çağdaş demokratik sistemlerin kurumsal yapılarını inceleyen bir araştırmacı, iki farklı modeli şu şekilde karşılaştırmıştır:

I. Model: Siyasal iktidar, seçimleri kazanan partinin elinde yoğunlaşır ve yürütme ile yasama arasında katı bir güçler ayrılığı bulunmaz. Karar alma süreçleri hızlı işler ancak sivil toplumdaki farklı kesimlerin iktidarı sınırlandırma kapasitesi oldukça zayıftır.

II. Model: Toplumdaki çatışan çıkarlar, çok sayıda özerk baskı grubu aracılığıyla siyasal alana taşınır. Karar alma süreçleri, bu gruplar arasındaki müzakereye ve iktidarın dağıtılmasını sağlayan güçler ayrılığı esasına dayanır. Devlet, bu süreçte sadece rekabet kurallarını belirleyen ve uygulayan bir hakem konumundadır.

Robert Dahl'ın 'poliarşi' kavramsallaştırması ve demokrasi teorileri göz önüne alındığında, bu iki modelle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Model çoğunlukçu (Westminster) demokrasiyi ifade ederken; II. Model, örgütlenme özerkliği ve ifade özgürlüğü gibi kurumsal güvencelere dayanan çoğulcu demokrasiyi (poliarşi) yansıtmaktadır.

Cevap

I. Model çoğunlukçu (Westminster) demokrasiyi ifade ederken; II. Model, örgütlenme özerkliği ve ifade özgürlüğü gibi kurumsal güvencelere dayanan çoğulcu demokrasiyi (poliarşi) yansıtmaktadır.
Verilen parçada I. Model, iktidarın tek bir partide yoğunlaştığı, güçler ayrılığının zayıf olduğu ve kararların hızlı alındığı çoğunlukçu (Westminster) demokrasiyi tanımlamaktadır. II. Model ise, iktidarın dağıtıldığı, çatışan çıkarların özerk baskı grupları aracılığıyla temsil edildiği ve devletin hakem rolü üstlendiği çoğulcu demokrasiyi anlatmaktadır. Robert Dahl, bu çoğulcu yapının modern temsili demokrasilerdeki kurumsallaşmış karşılığını 'poliarşi' olarak adlandırmış ve bunun gerçekleşebilmesi için örgütlenme özerkliği, ifade özgürlüğü gibi güvencelerin şart olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle doğru seçenek, modelleri siyaset bilimi literatürüne uygun eşleştiren ve Dahl'ın kavramsal çerçevesini doğru yansıtan ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Modelin özelliklerini analiz etme
İktidarın tek bir partide yoğunlaşması ve zayıf güçler ayrılığı vurgusu, sistemin çoğunlukçu (Westminster) demokrasi modeli olduğunu gösterir.
Çoğunlukçu modelde temel amaç, çoğunluğu elde eden partinin halk adına engelsiz bir şekilde ülkeyi yönetebilmesidir.
2
II. Modelin özelliklerini analiz etme
Çatışan çıkarların baskı gruplarıyla temsil edilmesi ve devletin hakem rolü, sistemin çoğulcu (pluralist) model olduğunu gösterir.
Çoğulcu modelde iktidar bölünmüştür ve sivil toplumdaki rekabet eden gruplar aracılığıyla karar alma mekanizmaları dengelenir.
3
Robert Dahl'ın teorisiyle ilişki kurma
Dahl, çoğulcu demokrasinin pratikteki işleyişini 'poliarşi' olarak adlandırmış ve bunun için örgütlenme özerkliği, ifade özgürlüğü gibi şartların kurumsallaşması gerektiğini belirtmiştir.
Doğru seçenek, her iki modeli doğru teşhis eden ve Dahl'ın kurumsal önkoşullarını II. Model ile isabetli şekilde bağdaştıran ifadedir.

Anahtar Kavram

Çoğulcu Demokrasi ve Poliarşi
Soru 138Soru

Juan Linz ve Alfred Stepan tarafından geliştirilen demokratik pekişme (konsolidasyon) modeline göre; bir toplumun derin bir siyasal veya ekonomik bunalım anında bile demokratik usullerin dışındaki alternatifleri reddetmesi ve demokrasiyi "oyundaki tek kural" (the only game in town) olarak içselleştirmesi, pekişmenin aşağıdaki boyutlarından hangisiyle doğrudan ilgilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tutumsal boyut

Cevap

Tutumsal boyut, toplumun demokrasiyi kriz anlarında bile tek geçerli yol olarak görmesini ifade eder.
Tutumsal boyut, bir rejim krizinde dahi toplumun ezici çoğunluğunun demokratik kurumları tek meşru çözüm mercii olarak görmesini ve antidemokratik seçeneklere itibar etmemesini kapsar. Bu durum, demokrasinin o toplumda kültürel ve psikolojik olarak pekiştiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Soruda verilen 'oyundaki tek kural' (the only game in town) ifadesi, Linz ve Stepan'ın konsolidasyon kriterlerine işaret etmektedir.
Bu ifade, literatürde demokratik pekişmenin sübjektif ve toplumsal inanç boyutunu tanımlamak için kullanılır.
2
Boyutların Ayrıştırılması
Halkın inancı 'tutumsal', aktörlerin eylemleri 'davranışsal', kurumların işleyişi ise 'anayasal' boyut olarak sınıflandırılır.
Doğru sınıflandırma yapabilmek için inanç/tutum ile eylem/hukuk arasındaki farkı belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Demokratik Konsolidasyon (Linz ve Stepan)

Daha Fazla Pratik

Samuel Huntington'ın 'nöbet değişimi testi' (two-turnover test) ile Linz ve Stepan'ın konsolidasyon kriterlerini karşılaştırarak pekişme kavramını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 139Soru

Müzakereci (deliberatif) demokrasi kuramına göre, bir siyasal kararın meşruiyeti sadece usulüne uygun bir oylama ile alınmış olmasına değil, aynı zamanda bu kararın etkilediği herkesin özgür ve eşit koşullarda katıldığı rasyonel bir tartışma süzgecinden geçmesine bağlıdır. Bu süreçte katılımcılardan beklenen, sadece kendi özel çıkarlarını savunmak değil, diğer katılımcıların da makul bulabileceği kamusal gerekçeler sunmaktır. Buna göre, müzakereci demokrasi modelinde meşruiyetin kurucu unsuru olarak görülen temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rasyonel argümanlara dayalı bir kamusal akıl yürütme ile sağlanan öznelerarası uzlaşı

Cevap

Rasyonel argümanlara dayalı bir kamusal akıl yürütme ile sağlanan öznelerarası uzlaşı
Müzakereci (deliberatif) demokrasi modelinde meşruiyetin temeli, siyasal kararların oylama öncesinde rasyonel, kamusal ve kapsayıcı bir tartışma sürecinden geçmesidir. Bu süreçte katılımcılar, birbirlerini rasyonel argümanlarla ikna etmeye çalışır ve bu sayede öznelerarası bir uzlaşıya varılır. Kararın meşruiyeti, bu tartışma sürecinin kalitesine ve sağlanan rasyonel oydaşmaya (rasyonel consensus) dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Müzakereci demokrasinin 'toplamacı' (aggregative) modellerden farkını analiz et.
Toplamacı modeller oylamaya ve verili tercihlere odaklanırken, müzakereci model tartışmaya ve tercihlerin dönüşümüne odaklanır.
Meşruiyetin kaynağını basit sayısal çoğunluktan rasyonel iknaya kaydırmak için bu ayrım temeldir.
2
Kamusal gerekçelendirme ve 'kamusal akıl' (public reason) kavramlarını değerlendir.
Katılımcıların sadece kendi çıkarlarını değil, genel kabul görebilecek makul gerekçeleri sunmaları gerektiğini tespit et.
Müzakereci süreçte rasyonelliğin ölçütü, sunulan nedenlerin öznelerarası (bireyler arası) düzeyde geçerli olmasıdır.
3
Sürecin sonucunda hedeflenen 'uzlaşı' (consensus) türünü belirle.
Güç mücadelesine dayalı pazarlık yerine, rasyonel ikna sonucu oluşan rasyonel oydaşmayı seç.
Müzakereci demokrasinin özü, katılımcıların özgür iradeleriyle rasyonel bir kararda buluşmalarıdır.

Anahtar Kavram

İletişimsel Eylem ve Rasyonel Oydaşma
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 140Soru

Demokratik rejimlerde gözlemlenen seçmen ilgisizliği (apati) ve siyasal katılım düşüklüğü, klasik elitist ve çoğulcu kuramlar tarafından genellikle sistemin istikrarını sağlayan olağan bir durum olarak meşrulaştırılmıştır. Buna karşılık Carole Pateman ve C.B. Macpherson, bu durumu mevcut yapısal eşitsizliklerin ürettiği ve bireyi siyasete yabancılaştıran bir 'kısır döngü' olarak analiz eder. Onlara göre bireyin siyasal sistemde etki yaratabileceğine dair inancını (psikolojik yetkinlik) yeniden kazanması, salt formel devlet aygıtının işleyişine veya periyodik seçimlere katılmakla mümkün değildir.

Bu bağlamda Pateman ve Macpherson'ın savunduğu 'katılımcı demokrasi' modelinde, siyasal apatinin aşılarak demokratik katılımın 'eğitici işlevi'nin (educative function) hayata geçirilebilmesi için öngörülen temel çözüm stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otorite ilişkilerinin en yoğun deneyimlendiği işyeri ve endüstriyel alanlar başta olmak üzere, sivil toplumun tüm hücrelerinin demokratikleştirilerek bireyin öz yönetim pratiği kazanması

Cevap

Katılımcı demokrasi modelinde eğitici işlevin hayata geçirilmesi için, otorite ilişkilerinin en yoğun olduğu işyeri ve endüstriyel alanlar gibi sivil toplum alanlarının demokratikleştirilmesi gerekir.
Carole Pateman ve C.B. Macpherson tarafından sistemleştirilen katılımcı demokrasi teorisinde demokrasinin 'eğitici işlevi', bireylerin kendilerini doğrudan ilgilendiren konularda karar verebilme yetisi (psikolojik yetkinlik) kazanmasıdır. Pateman'a göre, liberal teorinin siyaset dışı (özel alan) kabul ettiği işyeri ve endüstriyel kurumlar, otorite ilişkilerinin en yoğun yaşandığı yerlerdir. Birey eğer çalıştığı kurumda demokratik bir öz yönetim sürecine katılamıyorsa, ulusal siyaset düzeyinde de kendini etkisiz hisseder ve apatiye sürüklenir. Dolayısıyla çözüm, işyerlerinin ve endüstrinin demokratikleştirilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki kavramsal sorunu (apati ve kısır döngü) ile kuramcıların (Pateman ve Macpherson) temel eleştirisini analiz et.
Sorunun, temsili sistemin 'siyaseti sadece devlet aygıtına indirgemesine' yöneltilen katılımcı eleştiriye odaklandığı tespit edilir.
Sorunun doğru yanıtı, katılımcı demokrasinin sınırlarını nerede çizdiği ile ilgilidir.
2
Seçeneklerdeki demokratik modelleri eşleştir ve ele.
Çıkar grubu rekabeti (Çoğulcu), uzman elitlere devir (Elitist), seçim dönemi mobilizasyonu (Temsili/Partizan) ve devletin özel alandan çekilmesi (Klasik Liberal) seçenekleri elenir.
Bu teoriler, Pateman ve Macpherson'ın bizzat eleştirdiği ana akım modellerdir.
3
Pateman'ın 'eğitici işlev' (educative function) kavramının uygulanma alanını belirle.
Doğru seçeneğin, demokratik katılımın işyeri ve endüstriyel alanlara genişletilmesini ifade eden seçenek olduğu görülür.
Pateman'a göre bireyin psikolojik yetkinliğini kazanacağı ilk ve en önemli alan, günlük hayatında doğrudan otoriteye maruz kaldığı çalışma yaşamıdır (işyeridir).

Anahtar Kavram

Katılımcı Demokrasinin İşyeri ve Sivil Toplum Boyutu (Eğitici İşlev)
ÖncekiSayfa 7 / 9Sonraki