Sosyoloji Tarihi ve Kuramları

186 soru

Soru 21Soru

Türk sosyoloji tarihinde toplumsal değişme süreçlerini analiz eden ve özellikle hızlı kentleşme döneminde geleneksel yapı ile modern yapı arasında köprü vazifesi görerek bireyin yeni düzene uyum sağlamasını kolaylaştıran 'tampon kurumlar' kavramını geliştiren sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mübeccel Kıray

Cevap

Toplumsal değişme sürecinde geleneksel ve modern yapılar arasında aracı bir rol üstlenen 'tampon kurumlar' kavramı Mübeccel Kıray'a aittir.
Mübeccel Kıray, özellikle 1960'lı yıllardan itibaren yaptığı saha araştırmalarında, hızlı toplumsal değişme yaşayan Türkiye'de geleneksel değerler ile modern kent yaşamı arasında bir geçiş bölgesi işlevi gören yapıları 'tampon kurumlar' olarak adlandırmıştır. Hemşehri dernekleri ve gecekondu gibi yapılar bu duruma örnek gösterilebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
Tampon kurumlar (buffer institutions), değişen toplumlarda eski ve yeni arasındaki gerilimi azaltan yapılardır.
Sosyolojide kavramların hangi kuramcıya ait olduğunu belirlemek için kavramın içeriğini netleştirmek gerekir.
2
Kuramcı eşleştirmesi yapılması
Mübeccel Kıray, Ereğli ve İzmir gibi kent çalışmalarında bu kavramı kullanarak Türk sosyolojisine kazandırmıştır.
Türk sosyoloji tarihindeki temel kuramcıların özgün kavramlarını ayırt etmek doğru sonuca götürür.

Anahtar Kavram

Mübeccel Kıray ve Tampon Kurumlar
Tahmini Süre:45s
Soru 22Soru

Max Weber'in "anlayıcı sosyoloji" yaklaşımı çerçevesinde geliştirdiği toplumsal eylem tipolojisine göre; bir bireyin, belirli bir dışsal amaca ulaşmak için en etkin araçları teknik ve rasyonel bir hesaplama yaparak seçmesi durumu aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amaçla ilgili rasyonel eylem

Cevap

Amaçla ilgili rasyonel eylem
Max Weber'e göre amaçla ilgili rasyonel eylem (Zweckrational), aktörün ulaşmak istediği bir hedef için sahip olduğu araçları teknik ve mantıksal bir süzgeçten geçirerek en verimli olanı seçtiği eylem türüdür. Bu eylemde maliyet-fayda analizi esastır.

Adım Adım Çözüm

1
Weber'in toplumsal eylem sınıflamasını gözden geçirin.
Weber eylemleri dört ana başlıkta toplar: amaçla rasyonel, değerle rasyonel, geleneksel ve duygusal.
Soru kökündeki eylemin hangi kategoriye girdiğini belirlemek için temel kuramsal çerçeveyi kurmak gerekir.
2
Soruda verilen eylem biçiminin temel bileşenlerini analiz edin.
"Dışsal amaç", "en etkin araç" ve "rasyonel hesaplama" kavramları tespit edildi.
Weber'in tipolojisinde her eylem türünü ayıran belirleyici anahtar kelimeler vardır.
3
Tespit edilen özellikleri tanımlarla eşleştirin.
Araçların amaca göre rasyonel tasarımı (Zweckrational) "amaçla ilgili rasyonel eylem" kavramına karşılık gelmektedir.
En uygun tanımın seçilmesiyle doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Weber'in Toplumsal Eylem Tipolojisi (Zweckrationalität)

Daha Fazla Pratik

Weber'in bürokrasi analizi ile amaçla ilgili rasyonel eylem arasındaki bağı inceleyerek rasyonelleşme sürecini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 23Soru

Türk sosyoloji tarihinde, toplumsal kalkınmanın ve değişimin temelinde devletin değil, bireyin yer alması gerektiğini savunarak 'teşebbüs-ü şahsi' (bireysel girişim) ve 'adem-i merkeziyet' (yerinden yönetim) ilkelerini öne çıkaran düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prens Sabahattin

Cevap

Türk sosyoloji tarihinde bireysel girişimciliği (teşebbüs-ü şahsi) ve yerinden yönetimi (adem-i merkeziyet) savunan düşünür Prens Sabahattin'dir.
Prens Sabahattin, Le Play ekolünden etkilenerek Türk toplumunun yapısını 'memuriyet' tipi cemaatçi yapıdan 'teşebbüs' tipi bireyci yapıya dönüştürmek gerektiğini savunmuştur. Bunun yolu olarak da 'teşebbüs-ü şahsi' ve 'adem-i merkeziyet' kavramlarını önermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen anahtar kavramları analiz et.
'Teşebbüs-ü şahsi' ve 'adem-i merkeziyet' kavramları belirlendi.
Bu kavramlar Türk sosyoloji tarihindeki temel ekol ayrışmalarını gösterir.
2
Bu kavramların ait olduğu sosyolojik ekolü hatırla.
Bu kavramlar, Frederic Le Play ve Edmond Demolins'in etkisindeki 'bireyci' sosyoloji anlayışına aittir.
Türk sosyolojisi kuruluş aşamasında Ziya Gökalp'in toplumcu (Durkheimcı) ekolü ile Prens Sabahattin'in bireyci (Le Playci) ekolü arasında ikiye bölünmüştür.
3
Düşünür ile kavramları eşleştir.
Prens Sabahattin bu görüşlerin Türkiye'deki öncüsüdür.
Toplumun ancak güçlü bireyler ve yerinden yönetimle kalkınabileceğini savunmuştur.

Anahtar Kavram

Prens Sabahattin'in Bireyci Sosyolojisi
Tahmini Süre:45s
Soru 24Soru

Max Weber'in meşru egemenlik (otorite) tipleştirmesine göre; kaynağını liderin sahip olduğu varsayılan olağanüstü niteliklerden, kahramanlıktan veya kutsallıktan alan otorite tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karizmatik otorite

Cevap

Karizmatik otorite
Karizmatik otorite, meşruiyetini liderin sahip olduğu kabul edilen olağanüstü yeteneklerden, kutsal güçlerden veya kahramanlıklardan alır. Bu otorite türünde takipçiler, liderin bu 'karizmatik' özelliklerine inandıkları için ona itaat ederler. Soruda vurgulanan 'olağanüstü nitelikler' ve 'kutsallık' ifadeleri doğrudan bu tanıma karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen otorite kaynağını analiz etme
Otoritenin kaynağı 'olağanüstü nitelikler', 'kahramanlık' ve 'kutsallık' olarak belirlendi.
Weber'in tipolojisinde her otorite türü farklı bir meşruiyet kaynağına dayanır.
2
Belirlenen kaynağı Weber'in otorite tipleriyle eşleştirme
Kişisel ve istisnai özelliklere dayanan türün 'Karizmatik Otorite' olduğu saptandı.
Karizma kavramı Yunanca 'lütuf' anlamına gelir ve bireyin toplum tarafından üstün görülmesini ifade eder.

Anahtar Kavram

Max Weber'in Otorite Tipleri
Tahmini Süre:45s
Soru 25Soru

Emile Durkheim, toplumsal dayanışmanın mahiyetini doğrudan gözlemlemek mümkün olmadığı için hukuk kurallarını bu dayanışmanın 'dışsal bir sembolü' olarak kabul eder. Geleneksel yapıdan modern yapıya geçişte hukukun geçirdiği niteliksel dönüşüm ve bu sürecin 'ortak vicdan' (kolektif bilinç) üzerindeki yansımaları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi organik dayanışmanın hakim olduğu bir toplum yapısını doğru tanımlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortak vicdanın toplumsal yaşam üzerindeki kuşatıcı etkisinin azalmasıyla birlikte, hukuk sistemi intikamcı cezalandırmadan ziyade sosyal bağların onarılmasını hedefleyen tazmin edici bir yapıya evrilir.

Cevap

Ortak vicdanın etkisinin azalması ve hukukun tazmin edici (iadei) bir nitelik kazanması modern organik dayanışmanın temel özelliğidir.
Modern toplumlarda iş bölümü geliştikçe, bireyler arasındaki benzerliklerin yerini uzmanlaşma ve karşılıklı bağımlılık alır. Bu durum, toplumu tek bir kalıba sokan 'ortak vicdan'ın gücünü ve kuşatıcılığını zayıflatır. Hukuk sistemi de bu dönüşüme paralel olarak, suçluyu fiziksel olarak cezalandırıp kolektif öfkeyi dindiren 'baskıcı' karakterinden sıyrılır; bozulan toplumsal sözleşmeleri ve ilişkileri tamir etmeyi amaçlayan 'tazmin edici' (restitutive) bir yapıya bürünür.

Adım Adım Çözüm

1
Dayanışma türleri ile hukuk sistemleri arasındaki ilişkiyi kurun.
Geleneksel (mekanik) toplumlar baskıcı/ceza hukukuna, modern (organik) toplumlar ise tazmin edici/iadei hukuka dayanır.
Hukuk, dayanışmanın niteliğini gösteren dışsal bir veridir.
2
Ortak vicdanın (kolektif bilinç) modernleşme sürecindeki değişimini analiz edin.
Modern toplumda ortak vicdanın hacmi, yoğunluğu ve belirliliği azalır; içerik daha soyut ve genel (insan hakları gibi) bir hal alır.
İş bölümü bireyleri farklılaştırarak kolektif baskıdan özgürleştirir.
3
Hukukun işlevsel amacındaki değişimi saptayın.
Hukuk, suçluyu cezalandırarak intikam almaktan ziyade, bozulan toplumsal işleyişi eski haline getirmeyi (tazmin) hedefler.
Organik dayanışmada sistemin sürekliliği, parçaların koordinasyonuna bağlıdır.

Anahtar Kavram

Hukuk Kuralları Üzerinden Dayanışma Türlerinin Evrimi

Daha Fazla Pratik

Durkheim'ın 'Toplumsal İş Bölümü' kitabında ele aldığı 'anomik iş bölümü' ve 'zorlanmış iş bölümü' gibi patolojik formları karşılaştırarak konuyu derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 26Soru

Herbert Marcuse, 'Tek Boyutlu İnsan' adlı eserinde, ileri sanayi toplumlarının teknolojik rasyonalite aracılığıyla bireyler üzerinde kurduğu yeni tahakküm biçimlerini analiz eder. Bu toplumlarda, geçmişin çatışmacı unsurlarının (işçi sınıfı gibi) sistemle bütünleştiği ve radikal muhalefetin yerini sisteme uyumun aldığı savunulur. Marcuse’nin bu yaklaşımına göre, modern toplumda bireyin 'tek boyutlu' hale gelmesinin temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemin, bireylerin gerçek ihtiyaçları ile sahte ihtiyaçları arasındaki farkı bulanıklaştırarak tüketim aracılığıyla bir memnuniyet ve uyum yaratması

Cevap

Sistemin, gerçek ve sahte ihtiyaçlar arasındaki farkı tüketim kültürüyle ortadan kaldırarak bireyi uyumlu hale getirmesi
Doğru cevap, Marcuse'nin ileri sanayi toplumunda tahakkümün artık 'demokratik bir biçim' aldığını, bireylerin sistemin sunduğu tüketim olanakları ve sahte ihtiyaçlar (reklamlar, kitle kültürü vb.) içinde eleştirel yeteneklerini yitirdiğini ifade eder. Bu durum bireyi sisteme entegre ederek tek boyutlu hale getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Marcuse'nin 'Tek Boyutlu İnsan' kavramının temelini belirle.
Tek boyutluluk, bireyin alternatifleri düşünememesi ve mevcut düzeni tek gerçeklik olarak kabul etmesidir.
Sorunun kökenindeki 'mekanizma' kavramını anlamak için gereklidir.
2
Eleştirel Okul'un 'Kültür Endüstrisi' ve 'Sahte İhtiyaçlar' argümanını analiz et.
Modern toplumun bireyi baskılamak için fiziksel şiddet yerine 'mutluluk vaadi' ve tüketimi kullandığı görülür.
Tahakkümün niteliğindeki değişimi (zordan rızaya) saptamak için önemlidir.
3
Seçenekler arasında Eleştirel Okul'un rıza inşası teorisine en uygun olanı seç.
Tüketim aracılığıyla yaratılan memnuniyetin eleştirel bilinci felç ettiği seçeneğine ulaşılır.
Teorinin pratik sonucunu doğrulamak için son adımdır.

Anahtar Kavram

Sahte İhtiyaçlar ve Teknolojik Tahakküm

Daha Fazla Pratik

Adorno ve Horkheimer'ın 'Aydınlanmanın Diyalektiği' eserinde araçsal aklın nasıl bir tahakküm aracına dönüştüğünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 27Soru

Şerif Mardin, Türk toplumsal yapısının tarihsel gelişimini analiz ederken Edward Shils'ten ödünç aldığı "merkez-çevre" (center-periphery) modelini kullanır. Mardin'e göre, Batı Avrupa tarihindeki feodalizm ve özerk kilise gibi "ara yapılar"ın Osmanlı-Türk siyasal geleneğinde yer bulamaması, modernleşme sancılarının temel belirleyicilerinden biri olmuştur. Bu kuramsal çerçeveye göre, söz konusu ara yapıların eksikliğinin Türk modernleşme tarihindeki en temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezin (bürokrasi ve ordu) mutlak gücünü koruyarak değişimi yukarıdan aşağıya dayatması ve çevrenin bu sürece sivil toplum kanalları yerine geleneksel/dini sembollerle direnç göstermesi

Cevap

Merkezin mutlak otoritesini koruması ve çevrenin sivil kanallar yerine geleneksel/dini direnç noktalarıyla karşılık vermesi
Şerif Mardin'in tezine göre, Batı'daki gibi özerk sivil toplum kuruluşları veya 'ara yapılar' (feodalite, loncalar vb.) Türk tarihinde gelişmediği için devlet (merkez) aşırı güçlenmiş, halk (çevre) ise bu güce karşı tepkisini sivil kurumlar yerine din ve gelenek gibi daha derin kültürel sığınaklar üzerinden göstermiştir. Bu durum, merkezin yukarıdan aşağıya modernleşme hamlelerine karşı çevrenin dini temelli bir direnç geliştirmesinin temel sebebidir.

Adım Adım Çözüm

1
Şerif Mardin'in 'merkez-çevre' modelindeki 'ara yapı' kavramını analiz et
Batı'da feodalite ve kilise gibi devlete karşı özerk yapılar (ara yapılar) varken, Osmanlı-Türk yapısında devletin karşısında bu tür dengeleyici güçlerin olmadığı görülür.
Kuramın temel varsayımını ve Batı ile farkını anlamak için gereklidir.
2
Ara yapıların eksikliğinin siyasal sonuçlarını değerlendir
Ara yapıların yokluğu, devletin (merkezin) toplum (çevre) üzerinde mutlak bir denetim kurmasına ve modernleşmeyi bürokratik bir elit eliyle yukarıdan aşağıya dayatmasına neden olur.
Merkezin neden otoriter bir tutum sergilediğini açıklamak için gereklidir.
3
Çevrenin bu duruma verdiği tepkiyi belirle
Merkezin dayattığı modernleşmeye karşı çevrenin elinde sivil/siyasi kanallar olmadığı için, halk kendi kimliğini ve direncini dini ve geleneksel semboller (tarikatlar, cemaatler vb.) üzerinden ifade eder.
Türk modernleşmesindeki kültürel kutuplaşmanın kökenini tespit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Merkez-Çevre İlişkisi ve Ara Yapıların Eksikliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 28Soru

Günümüz toplumlarında toplumsal kurumların, bağların ve kimliklerin artık sabit kalmadığını; aksine sürekli bir değişim, belirsizlik ve esneklik içinde olduğunu ifade etmek için "akışkan modernite" (liquid modernity) kavramını kullanan çağdaş sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zygmunt Bauman

Cevap

Akışkan modernite kavramı Zygmunt Bauman'a aittir.
Zygmunt Bauman, modernitenin ilk evrelerindeki katı ve yerleşik yapıların yerini daha kaygan, değişken ve öngörülemez süreçlere bıraktığını savunarak bu durumu "akışkan modernite" kavramıyla açıklamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramı belirle.
"Akışkan modernite" (liquid modernity) kavramı tespit edildi.
Bu kavram, modernitenin katı yapılarından (ulus-devlet, sınıf, aile) kopuşu temsil eden temel bir çağdaş kuram terimidir.
2
Kavram ile ilişkili olan çağdaş kuramcıyı hatırla.
Zygmunt Bauman'ın modernite ve postmodernite arasındaki geçişi bu kavramla açıkladığı bilgisine ulaşıldı.
Bauman, günümüz dünyasındaki belirsizlik ve hızı tanımlamak için akışkanlık metaforunu kullanır.

Anahtar Kavram

Akışkan Modernite (Zygmunt Bauman)
Tahmini Süre:30s
Soru 29Soru

Max Weber, 'Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu' adlı eserinde rasyonelleşme sürecinin paradoksal doğasını inceler. Ona göre başlangıçta belirli bir dinsel 'anlam' ve 'etik' (dünya içi çilecilik) çerçevesinde şekillenen rasyonel yaşam biçimi, kapitalizmin olgunlaşmasıyla birlikte dinsel kökenlerinden kopmuş ve bireyi kuşatan mekanik bir yapıya dönüşmüştür. Weber’in 'Anlayıcı Sosyoloji' (Verstehen) yöntemi ve moderniteye dair 'rasyonelleşme' tezi birlikte değerlendirildiğinde, bu tarihsel dönüşümün birey ve toplumsal yapı üzerindeki etkisine ilişkin aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Modern rasyonelleşme, eylemin 'öznel anlam' dünyasını başlangıçta merkeze alsa da, sürecin sonunda ortaya çıkan bürokratikleşme ve uzmanlaşma, anlamı dışlayan ve bireyi kısıtlayan nesnel bir 'demir kafes' yaratmıştır.

Cevap

Modern rasyonelleşme süreci, başlangıçta öznel bir anlam dünyasına dayanırken zamanla bireyi kısıtlayan nesnel bir 'demir kafes' yapısına dönüşmüştür.
Weber'e göre modern toplum, rasyonelleşmenin bir sonucu olarak aşırı bürokratikleşmiş ve hesaplanabilirlik adına bireysel özgürlükleri ve anlam dünyasını kısıtlayan bir 'demir kafes'e dönüşmüştür. Bu durum, başlangıçta rasyonelliği tetikleyen dinsel/etik değerlerin (Protestan ahlakı) sistemin içinde kaybolmasıyla sonuçlanan tarihsel bir paradokstur.

Adım Adım Çözüm

1
Weber'in metodolojisini analiz etme
Anlayıcı Sosyoloji (Verstehen), toplumsal eylemin öznel anlamını kavramaya çalışır.
Sorunun 'anlayıcı' perspektifle bağlantısını kurmak için başlangıç noktası budur.
2
Tarihsel kökeni değerlendirme
Kapitalizmin ruhu, rasyonel ve çileci bir Protestan etik değerinden (öznel anlam) beslenmiştir.
Eylemin rasyonelleşmesinin arkasındaki 'değer' motivasyonunu anlamak gerekir.
3
Sürecin sonucunu inceleme
Rasyonelleşme (bürokrasi ve hesaplanabilirlik), zamanla anlamından koparak 'demir kafes' (Stahlhartes Gehäuse) halini almıştır.
Weber'in modernite eleştirisindeki temel paradoksu belirlemek gerekir.
4
Paradoksu sentezleme
Başlangıçtaki 'anlam' (değer), yerini mekanik ve ruhsuz bir 'nesnel yapıya' (amaçsal rasyonellik) bırakmıştır.
Seçenekler arasında bu diyalektik ve karamsar sonucu veren tek ifade doğru kabul edilir.

Anahtar Kavram

Rasyonelleşme Paradoksu ve Demir Kafes (Stahlhartes Gehäuse)

Daha Fazla Pratik

Bürokrasi ideal tipi ile rasyonelleşme arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceleyin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 30Soru

Karl Marx’ın tarihsel materyalizm yaklaşımına göre toplumun ekonomik yapısı (altyapı), hukuksal ve siyasal üstyapıyı belirleyen temel unsurdur. Kapitalist sistemde üretim sürecine dahil olan işçinin emeğine ve kendine yabancılaşması, sistemin sürekliliği ile ilişkilidir. Bu bağlamda, sömürülen sınıfın kendi nesnel koşullarını fark edemeyip hakim sınıfın çıkarlarını temsil eden ideolojileri kendi çıkarıymış gibi benimsemesi durumu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yanlış bilinç

Cevap

Yanlış bilinç
Yanlış bilinç kavramı, kapitalist toplumda egemen sınıfın ideolojik aygıtlar yoluyla kendi dünya görüşünü toplumun tamamına dayatması ve sömürülen sınıfın bu değerleri içselleştirerek kendi nesnel sömürülme koşullarını görememesini ifade eder. Sorudaki senaryoda işçinin sömürüyü 'doğal' görmesi bu duruma tam olarak karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel materyalizmdeki altyapı-üstyapı ilişkisini analiz etme.
Ekonomik temelin (altyapı), ideolojik kurumları (üstyapı) şekillendirdiği belirlendi.
Soruda verilen kuramsal temeli anlamak için altyapının üstyapı üzerindeki belirleyici rolü tespit edilmelidir.
2
Yabancılaşma ve ideoloji kavramlarını ilişkilendirme.
İşçinin üretim sürecindeki yabancılaşmasının, egemen ideoloji tarafından gizlendiği sonucuna varıldı.
Kapitalist sistemin sürekliliği için sömürülen sınıfın mevcut düzeni meşru görmesi gerekir.
3
Gerçek çıkarların farkına varılamaması durumunu tanımlama.
İşçinin egemen sınıfın değerlerini benimsemesi halinin 'yanlış bilinç' olduğu saptandı.
Marx literatüründe, sınıfın kendi sömürülme gerçeğine kör kalması yanlış bilinç olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Yanlış Bilinç ve İdeoloji

Daha Fazla Pratik

Marx'ın yabancılaşma türleri (üretime, ürüne, doğaya ve kendine) arasındaki farkları incelemek konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 31Soru

Sosyolojinin bir bilim olarak şekillenme sürecinde rol oynayan düşünsel ve toplumsal dönüşümler, disiplinin öncüleri tarafından farklı kavramsal çerçevelerle ele alınmıştır.

Buna göre; toplumu "sosyal statik" ve "sosyal dinamik" kategorileri altında inceleyerek toplumsal düzen ve ilerleme yasalarını pozitivist bir yöntemle açıklamaya çalışan düşünür ile toplumu biyolojik bir organizmaya benzeten, evrimi "belirsiz ve türdeş bir bütünden belirli ve türdeş olmayan bir bütüne geçiş" olarak tanımlayan ve "en güçlünün hayatta kalması" fikrini toplumsal analize taşıyan düşünür eşleşmesi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Auguste Comte - Herbert Spencer

Cevap

Toplumsal yapıyı statik ve dinamik olarak ikiye ayırıp pozitivizmi kuran Auguste Comte ile toplumu biyolojik bir organizma olarak gören ve Sosyal Darwinizm'in temellerini atan Herbert Spencer doğru eşleşmedir.
Sosyolojinin isim babası kabul edilen Auguste Comte, toplumu bilimsel olarak incelemek için sosyal statik ve sosyal dinamik ayrımını yapmıştır. Herbert Spencer ise sosyolojiye biyolojik evrim perspektifini getirmiş, toplumsal değişimi basitlikten karmaşıklığa giden bir süreç olarak görmüş ve 'Sosyal Darwinizm' düşüncesini savunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci tanımın analizi yapılır.
Auguste Comte.
Toplumu 'sosyal statik' (düzen) ve 'sosyal dinamik' (ilerleme) olarak ikiye ayırmak ve pozitivist yöntemi savunmak Comte'un temel yaklaşımıdır.
2
İkinci tanımın analizi yapılır.
Herbert Spencer.
Toplumu biyolojik bir organizmaya benzetmek, evrimi türdeşlikten türdeş olmamaya geçiş olarak tanımlamak ve 'en güçlünün hayatta kalması' (Sosyal Darwinizm) ilkesini topluma uyarlamak Spencer'ın görüşleridir.
3
Elde edilen isimler seçeneklerle eşleştirilir.
Auguste Comte ve Herbert Spencer eşleşmesi bulunur.
Her iki tanımın da teorik karşılıkları sırasıyla bu iki düşünürdür.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin öncü isimlerinin (Comte ve Spencer) temel kuramsal yaklaşımları ve kavramları.

Daha Fazla Pratik

Auguste Comte'un 'Üç Hal Yasası' ile Spencer'ın 'Askeri ve Sanayi Toplumu' sınıflamalarını karşılaştırarak çalışmanız konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 32Soru

Karl Marx'ın tarihsel materyalizm düşüncesinde, maddi üretim ilişkilerinin oluşturduğu altyapı, toplumun hukuki ve siyasal üstyapısını belirleyen temel faktördür. Kapitalist üretim sürecinde işçinin kendi emeğiyle kurduğu bağın kopması (yabancılaşma), bu altyapıdaki mülkiyet ilişkilerinin bir tezahürüdür. Buna göre, çatışmacı kuram perspektifinden üstyapı kurumlarının (hukuk, din, devlet) temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemen sınıfın mülkiyet haklarını hukuksal ve ideolojik düzlemde meşrulaştırarak mevcut üretim ilişkilerinin devamlılığını sağlamak

Cevap

Egemen sınıfın mülkiyet haklarını meşrulaştırarak üretim ilişkilerinin devamlılığını sağlama işlevi doğru cevaptır.
Marx'ın kuramına göre üstyapı kurumları, altyapıda var olan ekonomik üretim ilişkilerini ve mülkiyet yapısını korumak üzere şekillenir. Hukuk ve devlet gibi yapılar, egemen sınıfın çıkarlarını genel toplum çıkarıymış gibi sunarak (ideoloji) sömürüyü ve yabancılaşmayı meşrulaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Altyapı ve üstyapı kavramları arasındaki ilişkiyi analiz etme
Altyapının (ekonomik temel) üstyapıyı (hukuk, siyaset, ideoloji) belirlediği tespit edilir.
Marx'ın tarihsel materyalizm kuramının temel varsayımı budur.
2
Üstyapı kurumlarının sınıfsal işlevini değerlendirme
Kurumların tarafsız değil, üretim araçlarına sahip olan sınıfın (burjuvazi) hakimiyetini pekiştiren araçlar olduğu sonucuna varılır.
Çatışmacı kuram, toplumsal kurumların eşitsizliği meşrulaştırma rolüne odaklanır.

Anahtar Kavram

Altyapı-Üstyapı İlişkisi ve İdeolojik Meşrulaştırma

Daha Fazla Pratik

Marx'ın 'Yanlış Bilinç' (False Consciousness) kavramının üstyapı kurumları tarafından nasıl inşa edildiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 33Soru

Bir mülki idare amiri, ilçedeki kriz yönetimi toplantısı öncesinde makam odasında yakın çalışma arkadaşlarıyla oldukça samimi ve doğal bir iletişim kurarken (arka bölge), toplantı salonuna geçtiği andan itibaren resmi, mesafeli ve güven telkin eden bir 'devlet adamı' imajı sergilemektedir (izlenim yönetimi). Amirin, konuşmasını şekillendirirken toplumun bir yöneticiden beklediği genel değer yargılarını ve hukuk normlarını içselleştirmiş bir şekilde hareket etmesi; karşılaştığı kişileri ise 'vatandaş', 'personel' veya 'muhtar' gibi hazır zihinsel kategoriler üzerinden anlamlandırması söz konusudur.

Buna göre, amirin toplumun beklentilerini içselleştirerek eylemlerine yön veren 'sosyal benliği' ile gündelik yaşamdaki kişileri hazır zihinsel kalıplarla sınıflandırması, sırasıyla aşağıdaki kavram çiftlerinden hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genelleştirilmiş öteki - Tipifikasyonlar

Cevap

Toplumun beklentilerini içselleştirerek eylemlere yön veren yapı 'Genelleştirilmiş öteki', kişilerin zihinsel kalıplarla sınıflandırılması ise 'Tipifikasyonlar' kavramıdır.
Senaryoda amirin toplumun genel beklentilerini kendi içine alarak bir 'sosyal benlik' (Me/Beni) oluşturması Mead'in 'Genelleştirilmiş öteki' kavramına; insanları sosyal kategorilere (muhtar, esnaf vb.) yerleştirerek dünyayı düzenlemesi ise Schutz'un 'Tipifikasyon' kavramına doğrudan karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
G.H. Mead'in benlik kuramını analiz etme
Bireyin, toplumun genel değerlerini ve beklentilerini içselleştirdiği yapı 'Genelleştirilmiş öteki' (Generalized Other) olarak tanımlanır.
Amirin toplumun beklentilerine göre hareket etmesi, sosyal benliğin bu parçasının baskın olduğunu gösterir.
2
Alfred Schutz'un fenomenolojik yaklaşımını inceleme
Bireylerin dış dünyayı ve diğer insanları 'muhtar', 'personel' gibi hazır kalıplarla kategorize etmesi 'Tipifikasyon' (Typification) sürecidir.
Fenomenolojiye göre gündelik yaşam, bu tipifikasyonlar sayesinde karmaşıklıktan kurtulur ve öngörülebilir hale gelir.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Mead'in toplumsal benlik vurgusu ile Schutz'un bilişsel kategorizasyon vurgusu birleştirildiğinde en uygun kavram çifti belirlenir.
Diğer seçeneklerdeki kavramlar ya makro düzeydedir ya da senaryodaki mikro süreçleri tam karşılamamaktadır.

Anahtar Kavram

Sembolik etkileşimcilikte sosyal benlik inşası ve fenomenolojik anlamlandırma süreçleri.

Daha Fazla Pratik

Goffman'ın dramatürjik yaklaşımındaki 'vitrin' (front) ve 'sahne arkası' (backstage) kavramlarının amirin bu senaryodaki davranışlarına nasıl uygulanabileceğini analiz ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 34Soru

Emile Durkheim, 'Toplumsal İş Bölümü' adlı eserinde toplumsal dayanışmayı doğrudan gözlemlemenin imkansızlığı karşısında hukuku bu dayanışmanın 'dışsal bir sembolü' olarak kabul eder. Mekanik dayanışmadan organik dayanışmaya geçiş sürecinde kolektif bilincin (ortak vicdan) hem hacmi hem de içeriği köklü bir değişim gösterir. Durkheim'ın kuramsal sistemi dikkate alındığında, organik dayanışmanın hakim olduğu modern toplumlarda 'onarıcı hukuk' (restitutive law) kurallarının temel varlık nedeni ve kolektif bilinçle olan ilişkisi aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uzmanlaşmış iş bölümü nedeniyle birbirine muhtaç hale gelen birimler arasındaki fonksiyonel bağımlılığı korumak için bozulan dengeyi iade etmeyi amaçlar; bu aşamada ortak vicdan daha soyut ve genel bir nitelik kazanarak bireysel özerkliğe imkan tanır.

Cevap

Uzmanlaşmış iş bölümü nedeniyle birbirine muhtaç hale gelen birimler arasındaki fonksiyonel bağımlılığı korumak için bozulan dengeyi iade etmeyi amaçlayan, ortak vicdanın soyutlaştığı ve bireysel özerkliğe alan açtığı seçenektir.
Doğru ifade, Durkheim'ın modern toplumlarda iş bölümünün artmasıyla bireylerin birbirine fonksiyonel olarak bağlandığını (organik dayanışma) ve bu karmaşık ilişkileri düzenlemek için hukukun onarıcı bir rol üstlendiğini savunur. Bu yapıda kolektif bilinç artık her davranışı sertçe denetleyen bir baskı gücü olmaktan çıkarak daha genel prensiplere (insan hakları, adalet vb.) odaklanır, böylece bireysel özgürlük ve uzmanlaşma mümkün hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Toplum tipini ve dayanışma biçimini belirle.
Organik Dayanışma: Modern, sanayileşmiş, yüksek iş bölümüne sahip toplum yapısı.
Soru kökü organik dayanışma ve onarıcı hukuk ilişkisini sormaktadır.
2
Hukuk türünün işlevini analiz et.
Onarıcı (İade-i Hal) Hukuk: Suçu cezalandırmaktan ziyade, bozulan ekonomik veya sosyal ilişkileri eski haline getirmeyi amaçlar (tazminat, sözleşme hukuku vb.).
Organik dayanışmada parçalar birbirine bağımlıdır; bir parçanın aksaması tüm sistemin durmasına neden olur, bu yüzden 'onarım' esastır.
3
Ortak vicdanın (kolektif bilinç) durumunu değerlendir.
Hacim küçülür, yoğunluk azalır, içerik daha seküler ve soyut hale gelir.
Bireyselleşme arttıkça toplumun tüm fertlerini aynı anda ve aynı şiddette saran inançlar azalır, bu da bireysel özgürlüğe alan açar.
4
Sonuçları sentezle.
Onarıcı hukuk, fonksiyonel bağımlılığı korurken; soyutlaşan ortak vicdan bireysel özerkliği destekler.
Durkheim'ın modern toplum analizinin özü, farklılıklar üzerinden kurulan zorunlu iş birliğidir.

Anahtar Kavram

Organik dayanışmada hukukun onarıcı karakteri ve ortak vicdanın soyutlaşması.
Soru 35Soru

Max Weber'in sosyolojik perspektifinde, toplumsal eylemi gerçekleştiren bireyin bu eyleme yüklediği öznel anlamı kavramaya ve yorumlamaya dayanan temel metodolojik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Verstehen (Anlama)

Cevap

Verstehen (Anlama) yaklaşımı, toplumsal eylemin öznel anlamını yorumlamaya odaklanan temel yöntemdir.
Verstehen (Anlama) kavramı, Weber'in 'Anlayıcı Sosyoloji' yaklaşımının temel taşıdır. Bu yönteme göre sosyolog, bireylerin eylemlerine yükledikleri öznel niyetleri ve kültürel anlamları kavramaya çalışarak toplumsal gerçekliği analiz etmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Weber'in sosyoloji tanımını analiz etme
Weber sosyolojiyi, toplumsal eylemi 'anlayarak' açıklayan bir bilim olarak tanımlar.
Sosyolojinin odağı, bireyin eylemine yüklediği anlamdır.
2
Metodolojik kavramı belirleme
Almanca 'anlamak' anlamına gelen Verstehen kavramına ulaşılır.
Weber, toplumsal gerçeğin sadece dışarıdan gözlemle değil, içsel bir kavrayışla anlaşılabileceğini savunur.

Anahtar Kavram

Anlayıcı Sosyoloji ve Verstehen Metodu

İpuçları

1
Bu kavram Weber'in 'Anlayıcı Sosyoloji' ekolünün adıyla doğrudan ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Weber'in bu metodolojik aracı kullanarak geliştirdiği toplumsal eylem tiplerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 36Soru

Max Weber'in metodolojik yaklaşımında, toplumsal gerçekliğin sonsuz karmaşıklığını bilimsel olarak incelenebilir kılmak amacıyla; gerçekliğin belirli yönlerinin zihinsel olarak vurgulanıp saf bir formda kurgulanmasıyla oluşturulan, ampirik olayları anlamlandırmak ve karşılaştırmak için kullanılan kavramsal araç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdeal tip

Cevap

İdeal tip
İdeal tip kavramı, Max Weber tarafından geliştirilen metodolojik bir araçtır. Bu araç, karmaşık toplumsal gerçekliğin belirli özelliklerinin zihinsel olarak soyutlanıp abartılmasıyla (saf bir biçime getirilmesiyle) oluşturulur. İdeal tipler ampirik gerçekliğin tam bir kopyası değildir; aksine, gerçeklikteki olguların bu saf kurgudan ne kadar saptığını ölçmek ve karşılaştırmak için kullanılan birer nirengi noktasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Weber'in anlayıcı sosyoloji metodolojisini analiz et.
Weber, toplumsal eylemleri öznel anlamları üzerinden kavramayı hedefler.
Metodolojik araçların bu 'anlamlandırma' sürecine hizmet etmesi gerekir.
2
Kavramsal kurguların özelliklerini değerlendir.
Gerçekliğin belirli yönlerinin abartılmasıyla oluşturulan 'saf formlar' belirlenir.
Bu yapılar gerçeklikte tam olarak bulunmazlar, ancak gerçekliği ölçmek için standart teşkil ederler.
3
Tanımlanan kavramı seçeneklerle eşleştir.
Bu zihinsel ve metodolojik aracın 'İdeal tip' olduğu sonucuna ulaşılır.
İdeal tip, Weber'in karmaşık sosyal dünyayı basitleştirmek ve analiz etmek için önerdiği temel araçtır.

Anahtar Kavram

Metodolojik İdeal Tip

Alternatif Yöntem

Weber'in 'Verstehen' (anlayıcı) yaklaşımını düşündüğünüzde, araştırmacının dışarıdan bir gözlemci değil, eylemin 'anlamını' kurgulayan biri olduğunu hatırlamak ideal tip kavramına ulaşmanızı sağlar.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 37Soru

Türk sosyoloji tarihinde toplumsal yapının dönüşümü ve modernleşme üzerine geliştirilen kuramsal yaklaşımlar göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi düşünürler ve savundukları kavramlar arasındaki ilişkiyi doğru bir şekilde ortaya koymaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ziya Gökalp, milli ve manevi değerleri 'hars', milletlerarası teknik birikimi 'medeniyet' olarak ayırırken; Mübeccel Kıray, hızlı değişim sürecindeki toplumda yapısal boşlukları dolduran geçici mekanizmaları 'tampon kurumlar' olarak kavramsallaştırmıştır.

Cevap

Ziya Gökalp'in hars (kültür) ve medeniyet ayrımı ile Mübeccel Kıray'ın tampon kurumlar teorisini içeren ifade doğrudur.
Doğru olan değerlendirme, Ziya Gökalp'in hars ve medeniyet arasındaki kavramsal ayrımını doğru tanımlarken, Mübeccel Kıray'ın hızlı değişim süreçlerinde denge sağlayan 'tampon kurumlar' teorisini isabetli bir şekilde ilişkilendirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ziya Gökalp'in teorik çerçevesini analiz et.
Gökalp, toplumsal yapıyı 'hars' (duygusal, milli, manevi değerler) ve 'medeniyet' (rasyonel, uluslararası, teknik birikim) olarak ikiye ayırır ve modernleşmeyi bu ikisinin sentezi olarak görür.
Türk sosyolojisindeki temel modernleşme paradigmasını anlamak için.
2
Mübeccel Kıray'ın 'tampon kurumlar' kavramını değerlendir.
Kıray, özellikle hızlı kentleşme ve sanayileşme sürecinde, eski yapının çözüldüğü ancak yeni yapının tam oluşmadığı dönemlerde işlev gören kurumları (örneğin akrabalık ağları, hemşehricilik) tampon kurumlar olarak tanımlar.
Toplumsal değişme kuramlarının özgün kavramlarını belirlemek için.
3
Prens Sabahattin ve Şerif Mardin'in görüşlerini kontrol et.
Sabahattin bireysel girişimi (teşebbüs-ü şahsi) savunurken, Mardin merkez-çevre ilişkisini ideolojik ve kültürel bir gerilim hattı olarak analiz eder.
Çeldiricilerdeki kavram karmaşasını ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

Türk sosyolojisinde kuramsal kavram-düşünür eşleşmeleri ve modernleşme teorileri.

Daha Fazla Pratik

Niyazi Berkes ve Hilmi Ziya Ülken'in Türk sosyolojisine katkılarını incelemek, konuyu bütünleştirmek açısından faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 38Soru

Karl Marx'ın tarihsel materyalizm perspektifinden kapitalist üretim sürecini analiz ederken kullandığı; işçinin kendi emeğine, ürettiği ürüne ve nihayetinde kendi insani özüne mesafe koyarak ürettiği nesnenin kölesi durumuna gelmesini ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yabancılaşma

Cevap

Karl Marx'ın kuramında işçinin emeğinden ve özünden kopmasını ifade eden kavram 'Yabancılaşma'dır.
Yabancılaşma kavramı, Marx'ın tarihsel materyalizm ve kapitalizm analizinde merkezi bir role sahiptir. Kapitalist sistemde üretim araçlarına sahip olmayan işçi, sadece emeğini satar ve ürettiği ürünün mülkiyeti kendisine ait olmadığı için emeği üzerinde kontrolünü kaybeder. Bu süreç, işçinin doğasına, iş arkadaşlarına ve sonuçta kendisine karşı yabancılaşmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Marx'ın kapitalizm eleştirisindeki temel kavramları hatırla.
Marx'ın işçinin üretim sürecindeki konumunu 'yabancılaşma' (alienation) üzerinden açıkladığı belirlenir.
Soru, işçinin emeğine ve özüne karşı duyduğu mesafeyi tanımlayan kavramı sormaktadır.
2
Seçeneklerdeki diğer kuramsal kavramları ele.
Anomi (Durkheim), Statü Grubu (Weber) ve Toplumsal Denge (İşlevselcilik) gibi kavramların farklı kuramcılara ait olduğu saptanır.
Kavram karmaşasını önlemek ve doğru kuramsal eşleşmeyi yapmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Karl Marx'ın Yabancılaşma Kavramı
Tahmini Süre:45s
Soru 39Soru

Pierre Bourdieu’nun sosyolojik yaklaşımında; bireyin içinde yetiştiği toplumsal koşullar ve deneyimler sonucu içselleştirdiği, dünyayı algılama ve eylemde bulunma biçimlerini belirleyen kalıcı yatkınlıklar sistemi ile bireyin eğitim, aile ve sosyal çevre aracılığıyla edindiği bilgi, beceri, diploma ve kültürel yetkinliklerin oluşturduğu birikimler toplumsal eşitsizliklerin analizinde merkezi bir rol oynamaktadır. Buna göre, metinde tanımlanan ve toplumsal yapının bireysel eylemle olan ilişkisini "bedenleşmiş" bir kapasite olarak ele alan bu iki temel kavram aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Habitus - Kültürel Sermaye

Cevap

Doğru cevap Habitus - Kültürel Sermaye olarak verilen seçenektir.
Pierre Bourdieu, habitus kavramı ile toplumsal yapının birey tarafından nasıl içselleştirildiğini ve eylemlere dönüştüğünü açıklar. Kültürel sermaye ise bu sürecin bir parçası olarak bireyin toplumsal alandaki konumunu güçlendiren eğitimsel ve kültürel varlıklarını temsil eder. Metindeki tanımlar bu iki kavrama tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ilk tanımı (içselleştirilmiş yatkınlıklar sistemi) çözümle.
Bu tanım Bourdieu'nun 'Habitus' kavramına karşılık gelir.
Habitus, bireyin toplumsal konumuna göre edindiği ve dünyayı algılamasını sağlayan kalıcı şemaları ifade eder.
2
Metindeki ikinci tanımı (eğitim ve aile yoluyla edinilen kültürel birikimler) çözümle.
Bu tanım 'Kültürel Sermaye' kavramına karşılık gelir.
Kültürel sermaye; diploma, genel kültür ve sanatsal beğeniler gibi ekonomik olmayan ancak bireye avantaj sağlayan kaynaklardır.
3
Kavramları sırasıyla eşleştirerek seçenekleri kontrol et.
Habitus ve Kültürel Sermaye ikilisinin bulunduğu seçenek doğru olarak belirlenir.
Soruda tanımlanan her iki kavram da Bourdieu'nun çağdaş sosyolojiye kazandırdığı temel kavramlardır.

Anahtar Kavram

Bourdieu'nun Faillik ve Yapı Uzlaşısı (Habitus ve Sermaye Türleri)

İpuçları

1
Sorudaki tanımlar, 20. yüzyılın ikinci yarısında etkili olan Fransız sosyolog Pierre Bourdieu'nun kavramlarını işaret etmektedir.
2
Bireyin içselleştirdiği davranış kalıplarını ifade eden kavram 'H' harfi ile başlar ve 'bedenleşmiş yapı' olarak da bilinir.

Daha Fazla Pratik

Bourdieu'nun 'Alan' (Field) ve 'Sembolik Şiddet' kavramlarını da inceleyerek kuramın bütününü pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 40Soru

Max Weber'in "anlayıcı sosyoloji" geleneğinde, bilimsel araştırmanın nesnelliğini korumak amacıyla geliştirdiği "değer tarafsızlığı" (Wertfreiheit) ilkesine göre, bir sosyoloğun araştırma sürecindeki metodolojik tutumu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnceleme konusunun seçiminde kişisel değerlerinden ve kültürel ilgilerinden hareket edebilir; ancak verilerin analizi ve sonuçların değerlendirilmesi aşamasında öznel yargılarını araştırmadan uzak tutmalıdır.

Cevap

İnceleme konusunun seçiminde kişisel değerlerinden etkilenebilen araştırmacının, verilerin analizi ve sonuç aşamasında bu değerleri askıya alması gerektiğini savunan seçenek doğrudur.
Max Weber, sosyolojinin bilimsel bir nitelik kazanması için 'değer ilişkisi' ve 'değer tarafsızlığı' arasında net bir ayrım yapar. Ona göre araştırmacı, inceleyeceği problemi seçerken kültürel değerlerinden (değer ilişkisi) güç alır; ancak bilimsel analiz ve kanıtlama aşamasına geçtiğinde kişisel, etik veya siyasi yargılarını (değer tarafsızlığı) bir kenara bırakmalıdır. Bu tutum, Weber'in 'anlayıcı sosyoloji'sinin nesnellik temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Weber'in "Değer İlişkisi" (Value-Relevance) kavramını analiz etme
Araştırmacının hangi konuyu inceleyeceğine karar verirken kaçınılmaz olarak kendi değerlerinden ve kültürel birikiminden etkilendiği saptanır.
Toplumsal gerçeklik sonsuzdur ve sosyolog ancak bir değer atfettiği parçayı seçip inceleyebilir.
2
Weber'in "Değer Tarafsızlığı" (Wertfreiheit) kavramını analiz etme
Araştırma süreci başladığında, sosyoloğun bulguları çarpıtmaması ve "olanı" olduğu gibi (nesnel) raporlaması gerektiği saptanır.
Bilim, ideolojik bir propaganda aracı değil, gerçekliğin anlaşılmasına hizmet eden bir araç olmalıdır.
3
Seçenekleri bu iki aşamalı ayrım üzerinden değerlendirme
Konu seçiminde değerlerin varlığını kabul eden ancak analizde nesnelliği şart koşan seçeneğin doğru olduğu sonucuna varılır.
Bu ayrım Weber'in metodolojisinin temel taşını oluşturur.

Anahtar Kavram

Değer Tarafsızlığı (Wertfreiheit) ve Değer İlişkisi (Wertbeziehung) ayrımı
Tahmini Süre:2m 30s
ÖncekiSayfa 2 / 10Sonraki
Sosyoloji Tarihi ve Kuramları Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 2 | Examkin