Toplumsal Değişme
188 soru
Evrimci kuramların toplumsal değişmeyi doğrusal bir ilerleme olarak görmesine karşın döngüsel kuramcılar, medeniyetlerin belirli aşamalardan geçerek nihayetinde kendi iç dinamikleriyle çözüldüğünü savunur. Ancak çöküşün mahiyeti ve 'kaçınılmazlığı' konusunda kendi içlerinde ayrışırlar.
Bu bağlamda bir düşünür; her kültürün tıpkı bir canlı organizma gibi değişmez bir biyolojik yazgıya sahip olduğunu, doğup olgunlaştıktan sonra katılaşıp 'medeniyet' formuna dönüştüğünde ölümünün kesinleştiğini iddia eder. Diğer bir düşünür ise bu kaderci (fatalist) yaklaşımı açıkça reddeder; ona göre medeniyetlerin yıkılışı biyolojik bir zorunluluk değil, karşılaşılan yeni krizlere uygun çözüm üretebilecek nitelikli insan kaynağının (yaratıcılığın) tükenmesinin bir sonucudur.
Bu parçada toplumsal değişme yaklaşımları sırasıyla karşılaştırılan iki döngüsel kuramcı aşağıdakilerden hangisidir?
Geleneksel tarım üretiminden endüstriyel üretime hızlı bir geçiş yapan bir toplumda, kişi başına düşen milli gelir kısa sürede iki katına çıkmış ve kentleşme oranı büyük bir ivme kazanmıştır. Buna karşın, artan ekonomik zenginlik tabana yayılmamış, gelir dağılımı uçurumu derinleşmiş, kırsal kesimin eğitim olanaklarına erişiminde hiçbir iyileşme sağlanamamış ve geleneksel dayanışma ağlarının aniden kopması kentlerde yoğun bir sosyal anomiye (kuralsızlık) yol açmıştır.
Bu toplumsal tabloyu sosyolojik kavramlar ekseninde analiz eden bir araştırmacının ulaştığı aşağıdaki yargılardan hangisi teorik olarak en tutarlıdır?
Emile Durkheim’ın toplumsal bütünleşme kuramına göre, modern toplumlarda iş bölümü kural olarak parçalar arası karşılıklı bağımlılığı artırarak "organik dayanışmayı" tesis eder. Ancak Durkheim, özellikle hızlı endüstrileşme dönemlerinde artan uzmanlaşmaya rağmen toplumsal uyumun sağlanamadığı ve yapısal bir çözülme durumu olan "anomi"nin baş gösterdiği tarihsel kesitlere dikkat çeker.
Durkheimcı perspektiften bakıldığında, iş bölümünün organik dayanışma üretmek yerine anomik bir çözülmeye (kuralsızlığa) yol açmasının temel yapısal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Bir kamu politikasının uygulanması sırasında bürokratik mekanizma içindeki amirler ve memurlar arasında yaşanan yapısal gerilimleri inceleyen bir araştırmacı şu tespiti yapmıştır:
'Toplumsal yapıda kurumsallaşmış olan her örgütlenme, bünyesinde potansiyel bir ayrışma barındırır. Bu ayrışma, üretim araçlarının mülkiyetinden ziyade, kimin emir verme hakkına sahip olduğu ve kimin bu emirlere uymakla yükümlü olduğu ekseninde şekillenir. Dolayısıyla toplumsal değişme, dışsal bir bozulmadan ziyade, bu eşitsiz dağılıma dayalı içsel ve kaçınılmaz gerilimlerin yapısal bir sonucudur.'
Çatışmacı değişme kuramları bağlamında, araştırmacının bu tespiti ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?
XIX. yüzyıl sosyolojisinde toplumsal kurumların dönüşümünü açıklamak için canlı organizmaların uyum ve farklılaşma süreçleri model alınmıştır. Bu yaklaşıma göre toplumsal yapıdaki dönüşüm; ahlaki bir idealin veya dışsal bir siyasi iradenin planlı yönlendirmesiyle gerçekleşmez. Süreç; türdeş (homojen) ve basit yapıların, uzun zaman dilimleri içerisinde daha karmaşık, heterojen ve uzmanlaşmış alt birimlere ayrışması şeklinde kendi iç dinamikleriyle işler. Burada vurgulanan dönüşüm; mutlak anlamda iyiye doğru bilinçli bir gidişi ifade eden değer yargılarından ziyade, nesnel, yavaş ve kendiliğinden işleyen yapısal bir farklılaşma silsilesidir.
Bu parçada temel dinamikleri ve özellikleri açıklanan sosyolojik kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Günümüzde çok uluslu şirketlerin, yatırım yaptıkları gelişmekte olan ülkelerde bir yandan yöresel motifleri ve geleneksel tüketim alışkanlıklarını kendi ürünlerine entegre ederek pazara tutundukları; diğer yandan ise bu ülkelerin ulusal ekonomi politikalarını kendi çıkarları doğrultusunda esnetmeleri yönünde hükümetlere baskı kurdukları görülmektedir.
Küreselleşmenin toplumsal yapıya ve ulus-devlete etkilerini çatışmacı kuram perspektifinden analiz eden bir sosyoloğun, bu olguyu aşağıdaki ifadelerden hangisiyle açıklaması en güçlü olasılıktır?
Bir ülkede ulus-devlet otoritesi, toplumsal çözülmeyi engellemek ve geleneksel aile yapısını korumak amacıyla uluslararası dijital yayın platformlarına 'yerel içerik üretme' zorunluluğu getirmiştir. Küresel medya şirketleri bu yasal düzenlemeye uyum sağlamak için; karakterlerin yöresel motifler taşıdığı, yerel efsanelerin işlendiği ancak anlatının merkezinde sınırsız tüketimin, rekabetçi bireyciliğin ve küresel yaşam tarzının idealize edildiği yapımlar ortaya koymuştur.
Yukarıdaki senaryo sosyolojik kavramlar ve değişme kuramları çerçevesinde analiz edildiğinde, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılması en uygundur?
Bir gelişmekte olan ülkede, küresel ekonomik entegrasyonu hızlandırmak amacıyla devletin refah hizmetlerindeki rolü daraltılmış ve kamu harcamaları kısıtlanmıştır. Bu dönüşüm sürecinde ülkeye giriş yapan küresel fast-food zincirleri, başlangıçta yerel kültürün direnişiyle karşılaşmış; ancak kısa süre içinde menülerine o coğrafyanın geleneksel yemeklerini ekleyerek bu direnişi kırmış ve pazar paylarını rekor seviyelere çıkarmıştır. Eş zamanlı olarak, sosyal devlet anlayışının zayıflamasıyla ortaya çıkan toplumsal destek açığı, bizzat bu küresel markaların finansman sağladığı sivil toplum projeleri aracılığıyla doldurulmaya başlanmıştır.
Bu sosyolojik tabloyu çatışmacı kuram perspektifinden ve küreselleşme literatüründeki 'küyerelleşme (glocalization)' kavramı bağlamında analiz eden bir araştırmacının, aşağıdakilerden hangisini öne sürmesi beklenir?