Vergi Uyuşmazlıklarının Çözümü

232 soru

Soru 41Soru

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan ve yürürlükteki hukuka aykırı bir sonuç ifade eden kararlara karşı 'kanun yararına temyiz' yoluna başvurma yetkisi aşağıdakilerden hangisine aittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Danıştay Başsavcısı

Cevap

Kanun yararına temyiz yoluna başvurma yetkisi Danıştay Başsavcısına aittir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesine göre; idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlık türünü ve ilgili kanun yolunu belirle.
Vergi uyuşmazlıklarında kesinleşmiş hukuka aykırı kararlar için 'Kanun Yararına Temyiz' olağanüstü kanun yoluna bakılmalıdır.
Soru kökünde belirtilen durum İYUK Madde 51'de düzenlenen kanun yoluna işaret etmektedir.
2
Yetkili makamı tespit et.
Danıştay Başsavcısı.
İYUK Madde 51'e göre ilgili bakanlıkların lüzum göstermesi veya kendiliğinden hareketle bu yetki sadece Danıştay Başsavcısı tarafından kullanılır.

Anahtar Kavram

Kanun Yararına Temyiz Yetkisi

İpuçları

1
İdari yargıdaki en üst düzey savcılık makamını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Kanun yararına temyiz sonucunda verilen kararın davanın tarafları üzerindeki hukuki etkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 42Soru

213213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 33. maddesinde düzenlenen ispat hükümleri ile 25772577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) re’sen araştırma ilkesi birlikte değerlendirildiğinde; vergi uyuşmazlıklarında delillerin ikamesi ve ispat yükünün dağılımına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vergi hukukunda ispat serbestliği ve re’sen araştırma ilkeleri geçerli olsa da iktisadi icaplara uymayan bir durumu iddia eden tarafın ispat yükü devam eder; ancak tanık beyanı bu ispat için tek başına yeterli kabul edilmez.

Cevap

Vergi hukukunda ispat serbestliği ve re’sen araştırma ilkeleri geçerli olsa da iktisadi icaplara uymayan bir durumu iddia eden tarafın ispat yükü devam eder; ancak tanık beyanı bu ispat için tek başına yeterli kabul edilmez.
Vergi hukukunda ispat yükü sistemi, 'maddi gerçeklik' ve 'iktisadi yaklaşım' ilkeleri üzerine kuruludur. 213213 sayılı VUK'un 3/B3/B maddesi uyarınca, normal olan durumun aksini (iktisadi icaplara aykırılığı) iddia eden taraf bu iddiasını ispatlamalıdır. Ancak vergi hukukunun kamusal niteliği gereği, ispat araçlarından olan tanık beyanı, olayın vukuuna dair tek başına yeterli delil sayılmaz; mutlaka defter, belge veya diğer somut verilerle desteklenmelidir. Mahkemenin re'sen araştırma yetkisi (İYUK 2020) ise gerçeği bulmaya yönelik bir usul kuralı olup, ispat yüküne dair maddi hukuk kurallarını devre dışı bırakmaz.

Adım Adım Çözüm

1
VUK 3/B3/B Maddesinin Analizi
Vergi hukukunda temel kuralın 'vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin esas alınması' olduğu tespit edilir.
İspat kuralları bu temel ilke üzerine inşa edilmiştir.
2
İspat Yükünün Dağılımını Belirleme
İktisadi, ticari ve teknik icaplara uygun olan durumlar asıldır; bunun aksini (istisnai olanı) iddia eden taraf ispatla yükümlüdür.
Maddi gerçekliğin araştırılmasında ispat yükü 'normal olmayanı' iddia edene verilir.
3
Delil Türlerinin Değerlendirilmesi
Tanık beyanının ancak diğer yan delillerle desteklendiğinde geçerli olduğu, yemin delilinin ise yasaklandığı belirlenir.
Vergi hukuku, kamu düzenine ilişkin olduğu için deliller konusunda sınırlamalar getirmiştir.
4
Yargılama İlkeleriyle Sentez
Mahkemenin re'sen araştırma yetkisinin, tarafların ispat yükünü ortadan kaldırmadığı, sadece süreci desteklediği sonucuna varılır.
İYUK 2020 ve VUK 33 hükümleri birbirini tamamlayıcı niteliktedir, biri diğerini ilga etmez.

Anahtar Kavram

Vergi Yargılamasında İspat Yükü ve Delil Sistemi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 43Soru

Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra, adına ikmalen tarh edilen gelir vergisinde mükerrerlik (aynı verginin iki kez istenmesi) bulunduğunu fark eden bir mükellef, 213213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 124124. maddesi kapsamında düzeltme şikayet yoluna başvurmaya karar vermiştir. Vergi dairesine yapılan düzeltme talebinin reddedilmesi üzerine Hazine ve Maliye Bakanlığına şikayet yoluyla başvurulmuştur.

Buna göre, Hazine ve Maliye Bakanlığının bu başvuru karşısında sessiz kalması ve sonrasındaki dava süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bakanlık şikayet başvurusuna 3030 gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır (zımni ret) ve bu sürenin bitiminden itibaren 3030 gün içinde vergi mahkemesinde dava açılabilir.

Cevap

Hazine ve Maliye Bakanlığına yapılan şikayet başvurusuna 30 gün içinde cevap verilmemesi zımni ret sayılır ve bu tarihten itibaren 30 gün içinde vergi mahkemesinde dava açılabilir.
Vergi hukukunda şikayet yoluyla başvurularda Hazine ve Maliye Bakanlığına tanınan cevap verme süresi 3030 gündür. Bu süre içerisinde cevap verilmemesi durumunda talep zımnen reddedilmiş sayılır. Bu zımni ret tarihini takip eden günden itibaren 3030 günlük yasal süre içinde vergi mahkemesinde dava açılması mümkündür.

Adım Adım Çözüm

1
Yasal Sürecin Belirlenmesi
Dava açma süresi geçtiği için VUK 124124. madde kapsamındaki düzeltme-şikayet yolu kullanılır.
Olağan dava açma süresi geçtikten sonra vergi hatasının düzeltilmesi için bu özel idari başvuru yolu zorunludur.
2
İdarenin Cevap Süresinin Hesaplanması
Bakanlığın cevap verme süresi İYUK madde 1010 uyarınca 3030 gündür.
7331 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu idari makamların cevap süresi 60 günden 30 güne indirilmiştir.
3
Yargı Yoluna Başvuru
Sessiz kalınan 30 günlük sürenin bitiminden itibaren 30 gün içinde dava açılır.
Zımni ret işleminin gerçekleştiği tarihten itibaren vergi mahkemelerinde genel dava açma süresi olan 30 günlük süre işlemeye başlar.

Anahtar Kavram

VUK 124 ve İYUK 10 uyarınca şikayet yolunda zımni ret ve dava açma süresi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 44Soru

213213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUKVUK) hükümleri uyarınca; ikmalen, re'sen veya idarece tarh edilen vergiler ile bunlara ilişkin kesilen vergi cezaları için mükelleflerin "tarhiyat sonrası uzlaşma" talebinde bulunabileceği yasal süre, ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren kaç gündür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 3030 gün

Cevap

Tarhiyat sonrası uzlaşma başvurusu, ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 3030 gün içinde yapılmalıdır.
213213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun uzlaşmaya ilişkin ek maddeleri uyarınca, mükellefler kendilerine tebliğ edilen vergi ve cezalara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 3030 gün içinde uzlaşma komisyonlarına başvurabilirler. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.

Adım Adım Çözüm

1
İhbarnamenin tebliğ tarihini başlangıç noktası olarak belirleyin.
Sürenin işlemeye başladığı tarih tespit edilir.
Yasal süreler tebliğ ile başlar.
2
Vergi Usul Kanunu Ek Madde 11 hükmünü uygulayın.
Tarhiyat sonrası uzlaşma için kanun koyucunun belirlediği sürenin 30 gün olduğu görülür.
Uyuşmazlıkların idari aşamada çözümü için belirlenen hak düşürücü süredir.

Anahtar Kavram

Tarhiyat Sonrası Uzlaşma Başvuru Süresi

Daha Fazla Pratik

Tarhiyat öncesi uzlaşma ile tarhiyat sonrası uzlaşma arasındaki başvuru zamanı farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:30s
Soru 45Soru

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) kapsamında düzenlenen olağanüstü kanun yolları (yargılamanın yenilenmesi ve kanun yararına temyiz) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yargılamanın yenilenmesi süresi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı dışındaki tüm sebepler için 6060 gündür.

Cevap

Yargılamanın yenilenmesi süresi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı dışındaki tüm sebepler için 6060 gündür ifadesi doğrudur.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5353. maddesinin 33. fıkrasına göre; yargılamanın yenilenmesi süresi, AİHM kararları sebebiyle yapılan başvurular için 1010 yıl, bunun dışındaki tüm sebepler (yeni belge bulunması, sahtelik, hile, taraf sıfatı yokluğu vb.) için 6060 gündür. Bu süre, sebebin öğrenildiği tarihten itibaren başlar.

Adım Adım Çözüm

1
Yargılamanın yenilenmesi sürelerini kontrol et.
İYUK m. 53/353/3 uyarınca AİHM kararına dayalı yenileme 1010 yıl, diğerleri (belgede sahtelik, hile vb.) 6060 gündür.
Yargılama hukukunda süreler hak düşürücü niteliktedir.
2
Kanun yararına temyiz yolunun niteliğini analiz et.
Başvuru yetkisi Danıştay Başsavcısı'ndadır ve sonuç tarafların hukuki durumunu değiştirmez.
Bu yol davanın esasına değil, hukukun birliğinin sağlanmasına yöneliktir.
3
Yürütmenin durdurulması etkisini değerlendir.
Olağanüstü kanun yollarında yürütme kendiliğinden durmaz.
İdari işlemin icrailiği ilkesi gereği durdurma kararı için ayrıca hüküm verilmelidir.

Anahtar Kavram

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda Olağanüstü Kanun Yolları Ayrımı

İpuçları

1
Yargılamanın yenilenmesinde genel başvuru süresi ile istisnai durumları (AİHM) ayırt etmeye çalışın.
2
Kanun yararına temyizin amacının tarafları korumak mı yoksa hukukun doğru uygulanmasını sağlamak mı olduğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

İYUK 51. ve 53. maddelerini yan yana koyarak başvuru mercileri, süreler ve sonuçlar açısından bir karşılaştırma tablosu yapın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 46Soru

2575 sayılı Danıştay Kanunu ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca; vergi mahkemelerinin bozma kararlarına karşı verdiği ısrar (direnme) kararlarını temyizen inceleyerek bu konuda kesin karar vermekle görevli yargı organı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu

Cevap

Vergi mahkemelerinin ısrar kararlarını temyizen inceleme yetkisi Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna aittir.
Türk vergi yargısı sisteminde, bir Vergi Mahkemesinin Danıştay ilgili vergi dava dairesinin bozma kararına uymayarak kendi ilk kararında direnmesi (ısrar etmesi) durumunda, bu yeni karara karşı yapılacak temyiz başvurusu Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (VDDK) tarafından incelenir ve kesin karara bağlanır. Bu kurul, Danıştay'ın vergi yargılamasındaki en üst karar organıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın aşamasını belirleyin.
Vergi Mahkemesi kararı Danıştay tarafından bozulmuş ve Vergi Mahkemesi bu karara karşı 'ısrar' etmiştir.
Israr kararları, olağan temyiz yolunun özel bir aşamasını oluşturur.
2
Temyiz incelemesini yapacak organın türünü tespit edin.
Israr kararlarının incelenmesi, kararı bozan dairenin üzerinde yer alan bir 'Kurul' tarafından yapılmalıdır.
Dairenin kendi bozma kararına karşı yapılan direnme işlemini yine kendisinin incelemesi yargılama ilkelerine aykırıdır.
3
Uyuşmazlığın niteliğine göre doğru kurulu seçin.
Uyuşmazlık vergi hukukuna ilişkin olduğu için görevli merci Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruludur.
2575 sayılı Kanun uyarınca vergi uyuşmazlıklarında en üst yargısal kurul budur.

Anahtar Kavram

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun Temyiz Görevi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 47Soru

İl özel idareleri, belediyeler ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlülüklerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde ilk derece mahkemesi olarak görevli olan yargı yeri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vergi Mahkemesi

Cevap

Vergi Mahkemesi
Vergi mahkemeleri, 2576 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca; genel bütçeye, il özel idarelerine, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlülüklerden doğan davaları çözümlemekle görevli genel yetkili ilk derece mahkemeleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın konusunu analiz etmek
Söz konusu uyuşmazlık mahalli idarelere (belediye, il özel idaresi, köy) ait vergi, resim ve harçlar ile ilgilidir.
Görevli mahkemeyi belirlemek için uyuşmazlığın içeriğinin tespit edilmesi gerekir.
2
2576 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yargı yerini saptamak
Vergi mahkemelerinin genel bütçeli vergilerin yanı sıra mahalli idare vergilerinde de ilk derece mahkemesi olduğu belirlenir.
Yasal düzenleme uyarınca vergiye ilişkin tüm uyuşmazlıklarda uzmanlaşmış olan vergi mahkemeleri görevlendirilmiştir.

Anahtar Kavram

Vergi Mahkemelerinin Görev Alanı
Tahmini Süre:45s
Soru 48Soru

Bir işletme sahibinin banka hesaplarına gelen yüksek tutarlı paraların ticari bir kazanç (hasılat) olmadığını, aslında bir arkadaşından aldığı borç para olduğunu öne sürmesi durumunda; bu durumun iktisadi ve ticari icaplara uygun olmadığı (olağan dışı olduğu) varsayılırsa, söz konusu iddianın ispat yükü aşağıdakilerden hangisine aittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paranın borç olduğunu iddia eden mükellefe

Cevap

Paranın borç olduğunu iddia eden mükellefe
Vergi Usul Kanunu'nun 3/B3/B maddesi uyarınca, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve buna ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Kanun metnine göre, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad (olağan) olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir. Bir işletmenin banka hesabına giren paranın hasılat olduğu varsayılır; bunun borç veya emanet olduğunu iddia eden mükellef, bu olağan dışı durumu ispatlamakla yükümlüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın mahiyetini analiz etme
Banka hesabına giren paranın ticari bir işletmede 'hasılat' olması iktisadi icaplara uygun (normal) durumdur.
İspat yükünün kime ait olduğunu belirlemek için önce hangi durumun 'normal' hangisinin 'olağan dışı' olduğunu saptamak gerekir.
2
VUK 33. Madde hükmünü uygulama
Mükellef paranın borç olduğunu söyleyerek iktisadi icaplara uymayan olağan dışı bir durumu iddia etmektedir.
Vergi Usul Kanunu'nun 33. maddesine göre olağan dışı bir durumu iddia eden, bunu ispatla yükümlüdür.

Anahtar Kavram

İspat Yükü ve İktisadi İcaplara Uygunluk Karinesi
Soru 49Soru

25772577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) hükümleri ve 20262026 yılına ait güncel parasal sınırlar dikkate alındığında; bir mükellef adına düzenlenen ve uyuşmazlık konusu tutarı 5.850.0005.850.000 TL olan bir ödeme emrine karşı açılan davada, vergi mahkemesinin vermiş olduğu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.

Buna göre, Bölge İdare Mahkemesi (BİM) vergi dava dairesinin bu başvuru üzerine verdiği kararın hukuki niteliği ve kanun yolu süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Söz konusu uyuşmazlık bir ödeme emrine ilişkin olduğundan, Bölge İdare Mahkemesi vergi dava dairesinin kararı kesin niteliktedir ve tutar ne olursa olsun bu karara karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulamaz.

Cevap

Ödeme emri uyuşmazlıkları İYUK m. 46'da sınırlı olarak sayılan temyiz edilebilir konular arasında yer almadığı için, Bölge İdare Mahkemesi kararı tutar ne olursa olsun kesindir.
Vergi yargılama hukukunda, vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı kural olarak Bölge İdare Mahkemelerinde istinaf yoluna başvurulur. Ancak BİM tarafından verilen her karar Danıştayda temyiz edilemez. İYUK'un 4646. maddesinde temyiz edilebilecek davalar sınırlı olarak sayılmıştır. Bu listede 'ödeme emri' uyuşmazlıkları yer almamaktadır. Dolayısıyla, dava konusu edilen tutar 20262026 yılı temyiz sınırının (yaklaşık 1.954.0001.954.000 TL) çok üzerinde olsa bile, konu ödeme emri olduğu için karar BİM aşamasında kesinleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlık konusunun türünü belirleyin.
Dava konusu bir 'Ödeme Emri'dir (6183 sayılı Kanun kapsamında).
Kanun yolu belirlenirken davanın konusu, parasal sınırlardan önce gelir.
2
İYUK Madde 46'da yer alan temyiz edilebilir kararlar listesini kontrol edin.
Ödeme emrine karşı açılan davalar, Danıştayda temyiz edilebilecek konular listesinde yer almamaktadır.
Temyiz yolu, sadece kanunda açıkça sayılan konular için mevcuttur; diğer tüm konularda istinaf (BİM) nihai mercidir.
3
20262026 yılı parasal sınırları ile davanın konusunu ilişkilendirin.
5.850.0005.850.000 TL tutarı temyiz sınırının üstünde olsa dahi, konu (ödeme emri) temyize uygun değildir.
Parasal sınır, davanın temyiz edilebilir bir konu olması durumunda (örneğin vergi tarhiyatı) devreye girer.
4
Kararın kesinleşme durumunu tespit edin.
Bölge İdare Mahkemesi vergi dava dairesinin kararı tebliğ ile birlikte kesinleşir.
Temyiz yolu kapalı olan kararlar, BİM aşamasında şekli anlamda kesin hüküm teşkil eder.

Anahtar Kavram

İstinaf ve Temyiz Ayrımında Konu (Ödeme Emri) İstisnası
Soru 50Soru

Yapılan vergi incelemesi sonucunda mükellef adına 1.200.0001.200.000 TL kurumlar vergisi tarh edilmiş ve bu vergiye bağlı olarak bir kat tutarında vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Mükellef, vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edilmesini müteakip uyuşmazlığı idari aşamada çözüme kavuşturmak amacıyla yasal yollara başvurmak istemektedir.

213213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda (VUKVUK) 75247524 sayılı Kanun ile yapılan ve 20242024 yılında yürürlüğe giren güncel düzenlemeler uyarınca, söz konusu vergi ve cezaların uzlaşma konusu yapılmasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uzlaşma talebi sadece vergi aslına yönelik olarak yapılabilir; vergi ziyaı cezası ise uzlaşma kapsamı dışındadır ve bu ceza için yalnızca VUKVUK 376376. madde kapsamında indirim talep edilebilir.

Cevap

Uzlaşma sadece vergi aslına yönelik yapılabilir; vergi ziyaı cezası kapsam dışıdır ve bu ceza için cezada indirim müessesesine başvurulabilir.
7524 sayılı Kanun ile VUKVUK ek maddelerinde yapılan değişiklik sonucunda, tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşmanın kapsamı daraltılmıştır. Yeni sistemde sadece vergi aslı uzlaşmaya konu edilebilirken; vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları tamamen kapsam dışı bırakılmıştır. Bu nedenle mükellef vergi aslı için uzlaşmaya gidebilirken, cezalar için ancak cezada indirim (VUK 376) yolunu seçebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlık türlerini belirle.
1.200.0001.200.000 TL vergi aslı ve 1.200.0001.200.000 TL vergi ziyaı cezası.
Uyuşmazlığın hangi kısmının uzlaşmaya, hangi kısmının diğer yollara tabi olduğunu saptamak gerekir.
2
7524 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikleri uygula.
Vergi aslı uzlaşma kapsamında kalırken, vergi ziyaı cezası kapsam dışına çıkarılmıştır.
2024 reformu ile vergi aslına bağlı olan veya olmayan tüm vergi cezaları uzlaşma müessesesinin dışına itilmiştir.
3
Cezalar için kalan idari çözüm yolunu tespit et.
Cezalar için VUKVUK 376376. maddede düzenlenen 'Cezalarda İndirim' yolu açıktır.
Uzlaşma yolu kapalı olan cezalar için mükellef, ödemeyi taahhüt ederek indirimden yararlanabilir.

Anahtar Kavram

Uzlaşmanın Kapsamı (Vergi Aslı vs. Vergi Cezaları)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 51Soru

Vergi dairesi müdürlüğü tarafından bir mükellef adına ikmalen tarh edilen vergi ve kesilen vergi ziyaı cezasına karşı açılacak iptal davasında, ilk derece mahkemesi olarak uyuşmazlığı çözümlemekle görevli yargı mercii aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vergi Mahkemesi

Cevap

Vergi mahkemeleri, genel bütçeye dahil vergi ve cezalar konusunda ilk derece mahkemesi olarak görevlidir.
Vergi mahkemeleri; genel bütçeye, il özel idarelerine, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlülükler ve bunlara ilişkin zam ve cezalara karşı açılan davaları çözümlemekle görevli ilk derece yargı yeridir.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın niteliğini belirle.
Vergi dairesi işlemi (vergi tarhı ve ceza kesme) bir vergi uyuşmazlığıdır.
Yargı yetkisini belirlemek için konunun vergi hukuku kapsamına girip girmediği saptanmalıdır.
2
Görevli ilk derece mahkemesini saptayın.
2576 sayılı Kanun uyarınca vergi uyuşmazlıklarında ilk derece mahkemesi vergi mahkemesidir.
Türk vergi yargısı sisteminde ilk derece, istinaf ve temyiz mercileri hiyerarşik olarak ayrılmıştır.

Anahtar Kavram

Vergi yargısında ilk derece mahkemesinin belirlenmesi
Tahmini Süre:45s
Soru 52Soru

Mükellef (B), 2021 takvim yılına ilişkin vergilendirme işleminde, yasal olarak vergi kapsamında olmayan bir tazminatın yanlışlıkla matraha dahil edildiğini (verginin mevzuunda hata) 12 Eylül 2025 tarihinde fark etmiştir. Mükellef, hatanın düzeltilmesi için aynı tarihte vergi dairesine başvurmuş; ancak vergi dairesi söz konusu verginin tahakkuk ederek kesinleştiği gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir.

Buna göre, 213213 sayılı Vergi Usul Kanunu çerçevesinde mükellef (B)'nin bu aşamadan sonra izleyebileceği en uygun hukuki yol aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hazine ve Maliye Bakanlığına şikayet yoluyla başvurması ve bu başvurunun reddi halinde vergi mahkemesinde dava açması

Cevap

Hazine ve Maliye Bakanlığına şikayet yoluyla başvurulması ve ardından gerekirse yargı yoluna gidilmesi
Vergi hukukunda düzeltme ve şikayet yolu, kesinleşmiş vergi hatalarının giderilmesi için öngörülmüştür. Vergi dairesine yapılan düzeltme başvurusu reddedilen mükellef, Hazine ve Maliye Bakanlığına 'şikayet yoluyla' başvurmalıdır. Bakanlık da reddederse, mükellef vergi mahkemesinde dava açma hakkını kazanır. Bu sıralı idari yol, yargı sürecinden önceki zorunlu aşamaları temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Adım 1: Hatanın niteliğini ve süresini belirleme
İşlem 'verginin mevzuunda hata' (vergilendirme hatası) kapsamındadır ve 5 yıllık düzeltme zamanaşımı süresi (2021-2026) içerisindedir.
VUK Madde 118 ve 126 uyarınca, düzeltme başvurusunun hukuken işleme alınabilmesi için bu şartların sağlanması gerekir.
2
Adım 2: İdari başvuru hiyerarşisini takip etme
Vergi dairesi (alt makam) talebi reddettiği için 'Şikayet' mekanizması devreye girer.
VUK Madde 124'e göre, vergi dairesince reddedilen düzeltme talepleri için bir üst makam olan Hazine ve Maliye Bakanlığına başvurulması kanuni zorunluluktur.
3
Adım 3: Yargı yoluna hazırlık
Şikayet başvurusu reddedildiğinde, idari çözüm yolları tükenmiş olur ve vergi mahkemesinde dava açma hakkı doğar.
İdari başvuru yolları tüketilmeden açılan davalar 'merci tecavüzü' nedeniyle idari makama geri gönderilir.

Anahtar Kavram

Düzeltme ve Şikayet Prosedürü (VUK Madde 124)

Alternatif Yöntem

Mükellef eğer dava açma süresi (30 gün) içinde hatayı fark etseydi, düzeltme yoluna gitmeden doğrudan vergi mahkemesinde dava açabilirdi; ancak kesinleşmiş işlemler için tek seçenek 'Düzeltme ve Şikayet' yoludur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 53Soru

İdari yargılama hukukunda, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan kararlara karşı başvurulan "kanun yararına temyiz" yolunun sonuçları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Danıştay tarafından verilen bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme kararının hukuki sonuçlarını davanın tarafları bakımından ortadan kaldırmaz.

Cevap

Kanun yararına temyiz sonucunda verilen bozma kararı, davanın tarafları için hukuki bir sonuç doğurmaz ve önceki kararın etkilerini ortadan kaldırmaz.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 5151. maddesine göre, kanun yararına temyiz sonucunda Danıştay tarafından verilen bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Bu yol, yalnızca yürürlükteki hukuka aykırı görülen ancak olağan kanun yollarından geçmeden kesinleşen kararların hukuki denetimini sağlayarak hukuk birliğini korumayı hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun yararına temyizin amacını belirlemek
Bu yolun amacı tarafların menfaatini korumak değil, hukuk birliğini ve kanunun doğru uygulanmasını sağlamaktır.
Yolun niteliğini anlamak çözüm için temel adımdır.
2
İYUK Madde 5151 hükmünü analiz etmek
Maddede bozma kararının hukuki sonuçlarının taraflar üzerinde etkili olmayacağı açıkça belirtilmiştir.
Yasal dayanağı teyit etmek.

Anahtar Kavram

Kanun Yararına Temyizin Hukuki Niteliği

Daha Fazla Pratik

Yargılamanın yenilenmesi (İYUK Madde 53) ile kanun yararına temyiz arasındaki farkları, özellikle başvuru süreleri ve yetkili merciler açısından karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 54Soru

Tüzel kişiliği bulunmayan bir adi ortaklığın KDV mükellefiyeti kapsamında gerçekleştirilen re'sen tarhiyat ve kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin ihbarnameler tebliğ edilmeden önce, ortaklardan (A) vefat etmiştir. Bu durumda, söz konusu vergi ve cezaya karşı açılacak davada 'taraflar' ve 'dava açma ehliyeti' ile ilgili 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUKVUK) ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (IYUKIYUK) hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vergi ziyaı cezası ölümle birlikte düştüğünden mirasçıların bu konuda dava açma ehliyeti bulunmazken; vergi aslına ilişkin ihbarnameye karşı hayatta kalan ortak ile murisin mirasçılarının birlikte dava açmaları gerekmektedir.

Cevap

Vergi ziyaı cezasının ölümle düşmesi nedeniyle mirasçıların ehliyeti olmadığını, vergi aslı için ise hayatta kalan ortak ve mirasçıların mecburi dava arkadaşlığı kapsamında birlikte dava açması gerektiğini belirten ifade doğrudur.
Vergi yargılama hukukunda dava açma ehliyeti, menfaati ihlal edilen gerçek ve tüzel kişilere aittir. Adi ortaklıklarda tüzel kişilik bulunmadığı için taraf ehliyeti ortaklara aittir. KDV tarhiyatı ortaklık adına yapıldığından ve bölünemez bir menfaat içerdiğinden, ortakların birlikte dava açması (mecburi dava arkadaşlığı) gerekir. Öte yandan, VUK'un 372. maddesi uyarınca ölüm, vergi cezalarını (vergi ziyaı, usulsüzlük) kendiliğinden sona erdirir. Dolayısıyla, mirasçıların artık var olmayan ve kendilerinden talep edilemeyecek bir ceza için dava açmakta hukuki ehliyetleri ve yararları bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Dava ehliyetinin tespiti
Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından, davacı tarafın ortaklar ve mirasçılar olduğu saptanır.
İdari yargılama hukukunda taraf ehliyeti ancak gerçek ve tüzel kişilere aittir.
2
Cezanın durumunun analizi
VUK 372. madde uyarınca vergi ziyaı cezasının ölümle düştüğü belirlenir.
Cezaların şahsiliği ilkesi vergi ceza hukukunda da geçerlidir.
3
Vergi aslının hukuki statüsünün belirlenmesi
Vergi borcu mirasçılara geçtiğinden ve KDV ortaklık adına tarh edildiğinden 'mecburi dava arkadaşlığı' gereği hayatta kalan ortak ve mirasçıların birlikte dava açması gerektiği sonucuna varılır.
Adi ortaklıklarda ortaklığın tümünü ilgilendiren tarhiyatlarda hukuki yarar ortaklara aittir.
4
Davalı tarafın belirlenmesi
İşlemi tesis eden vergi dairesi müdürlüğü davalı olarak belirlenir.
Vergi davalarında husumet, işlemi yapan vergi dairesine yöneltilir.

Anahtar Kavram

Vergi Yargısında Taraf Ehliyeti ve Ölümün Cezalara Etkisi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 55Soru

Mükellef (A) adına düzenlenen gelir vergisi ihbarnamesinde, uygulanması gereken vergi oranının %15 yerine yanlışlıkla %20 olarak seçilmesi sonucunda ödenecek vergi tutarının hatalı hesaplandığı tespit edilmiştir.

213213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na göre, vergi oranlarının yanlış uygulanması nedeniyle ortaya çıkan bu durum aşağıdaki vergi hatası türlerinden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vergi miktarında hata

Cevap

Vergi oran ve tarifelerinin yanlış uygulanması durumu, Vergi Usul Kanunu'na göre 'Vergi Miktarında Hata' kapsamına girmektedir.
Vergi miktarında hata, Vergi Usul Kanunu'nun 117. maddesinin 2. bendinde düzenlenmiş olup; vergi oran ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmaması gibi durumları kapsar. Soruda %15 yerine %20 oranının uygulanması doğrudan bir oran hatasıdır ve miktar hatası kategorisine girer.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hata türünü belirleyin.
Soruda vergi oranının (%15 yerine %20) yanlış seçildiği belirtilmektedir.
Hatanın hukuki tavsifini yapabilmek için önce fiili durumun ne olduğu tespit edilmelidir.
2
Vergi Usul Kanunu (VUK) ilgili maddesini uygulayın.
VUK madde 117, 'Hesap Hataları' başlığı altında üç tür hata sayar: Matrah hatası, Vergi miktarında hatalar ve Mükerrer vergilendirme.
Hesap hataları ile vergilendirme hatalarının ayrımı kategorik bir gerekliliktir.
3
Alt başlığı netleştirin.
VUK 117/2'de 'vergi oran ve tarifelerinin yanlış uygulanması' açıkça 'vergi miktarında hata' olarak tanımlanmıştır.
Miktar hatası, matrah doğru olsa bile uygulanan katsayı veya orandaki sapmaları kapsar.

Anahtar Kavram

VUK 117 - Hesap Hataları ve Vergi Miktarında Hata
Tahmini Süre:45s
Soru 56Soru

Vergi mahkemesi tarafından verilen ve miktar itibarıyla istinaf yolu kapalı olduğu için kesinleşen bir kararın, yürürlükteki hukuka aykırı olduğu sonradan fark edilmiş; aynı zamanda davanın taraflarından biri, hükmün verilmesinden sonra lehine sonuç doğuracak ve davanın gidişatını değiştirecek yeni bir belgeye ulaşmıştır. Bu uyuşmazlığın çözümü amacıyla başvurulabilecek 'Kanun Yararına Temyiz' ve 'Yargılamanın Yenilenmesi' yolları ile ilgili 2577 sayılı İYUK hükümleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun yararına temyiz yoluna başvurulması Danıştay Başsavcısı veya ilgili bakanlık tarafından gerçekleştirilirken; yargılamanın yenilenmesi istemi, yeni belgeye dayalı olarak davanın taraflarınca kararı veren mahkemeye yöneltilir.

Cevap

Kanun yararına temyiz yoluna başvurma yetkisi Danıştay Başsavcısı veya ilgili bakanlıktadır, yargılamanın yenilenmesi ise taraflarca başlatılan ve yeni belge bulgusu gibi sınırlı nedenlere dayanan bir yoldur.
Doğru seçenek, her iki kanun yolunun usul ve yetki kurallarını hatasız bir şekilde ayırır. İYUK madde 51 uyarınca kanun yararına temyiz yetkisi Danıştay Başsavcısı ve ilgili bakanlıklara verilmiştir. İYUK madde 53 ise yargılamanın yenilenmesini tarafların mahkemeden isteyebileceği bir yol olarak düzenlemiş ve yeni belge bulunmasını (m. 53/1-b) geçerli bir sebep olarak kabul etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun Yararına Temyiz yetkisini belirle
İYUK m. 51 uyarınca yetki Danıştay Başsavcısı veya ilgili Bakanlıktadır.
Bu yol kamu yararını ve hukukun birliğini korumayı hedefler, bireysel menfaat öncelikli değildir.
2
Yargılamanın Yenilenmesi nedenini ve başvurusunu incele
İYUK m. 53/1-b uyarınca 'yeni belge bulunması' bir yenileme nedenidir ve taraflarca talep edilir.
Yargılamanın yenilenmesi, maddi gerçeğe aykırı bir hükmün ortadan kaldırılması için taraflara tanınmış bir haktır.
3
Sonuçların etkisini karşılaştır
Kanun yararına bozma tarafları etkilemezken, yargılamanın yenilenmesi kabul edilirse eski hüküm iptal edilebilir.
İki yolun temel ayrımı, kararın davanın tarafları üzerindeki nihai etkisidir.

Anahtar Kavram

İdari Yargıda Olağanüstü Kanun Yollarının Karşılaştırılması

Daha Fazla Pratik

İYUK 53. maddedeki diğer yargılamanın yenilenmesi nedenlerini (sahtecilik, çelişkili kararlar vb.) inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 57Soru

Vergi cezası ihbarnamesi tebliğ edilen bir mükellefin, Vergi Usul Kanunu’nun 376376. maddesinde düzenlenen "Cezalarda İndirim" hükümlerinden yararlanarak cezasının yarısını (%50\%50) sildirebilmesi için yerine getirmesi gereken temel usul aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tebliğ tarihinden itibaren 3030 gün içinde vergi dairesine başvurarak dava açmayacağını bildirmesi

Cevap

Mükellef, ceza ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 30 gün içinde vergi dairesine başvurmalı ve dava açmayacağını taahhüt etmelidir.
Vergi Usul Kanunu'nun 376. maddesine göre, mükellefler kendilerine kesilen vergi cezaları için ihbarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün içinde vergi dairesine başvurarak dava açmayacaklarını bildirdikleri takdirde cezanın yarısından (%50) indirim kazanırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tebliğ Tarihinin Tespiti
İhbarnamenin mükellefe ulaştığı tarih belirlenir.
Başvuru süresi olan 30 günün başlangıcını tespit etmek için gereklidir.
2
Başvuru Şekli ve Şartının Belirlenmesi
Dava açmama beyanıyla birlikte vergi dairesine dilekçe verilmesi kararlaştırılır.
VUK 376. madde hükmünden yararlanmak için dava yoluna gidilmemesi yasal bir zorunluluktur.
3
İndirim Oranının Uygulanması
Vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının %50'si indirilir.
Mevcut düzenlemeye göre indirim oranı tüm ceza türleri için sabitlenmiştir.

Anahtar Kavram

Cezalarda İndirim (VUK 376)
Tahmini Süre:45s
Soru 58Soru

İdari yargılama hukukunda genel kural dava açılmasının yürütmeyi durdurmaması iken, vergi yargılamasında bazı işlemler için bu kuralın istisnası uygulanmaktadır.

Buna göre, vergi mahkemelerinde açılan aşağıdaki davaların hangisinde, dava açılması yürütmeyi kendiliğinden (başka bir karara gerek kalmaksızın) durdurur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vergi tarhiyatına ve vergi cezalarına karşı açılan davalar

Cevap

Vergi tarhiyatına ve vergi cezalarına karşı açılan davalar
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 27. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, vergi mahkemelerinde vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümlerin ve bunlara bağlı zam ve cezaların dava edilen kısmının tahsilat işlemini kendiliğinden durdurur. Bu durumda mahkemenin ayrıca bir yürütmeyi durdurma kararı vermesine gerek yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Dava konusunun niteliğini belirle
Dava, vergi idaresinin yaptığı bir tarhiyata veya kestiği bir cezaya ilişkindir.
Yürütmenin durdurulması kuralı dava edilen işlemin türüne göre değişir.
2
İYUK madde 27/4 hükmünü uygula
Vergi mahkemelerinde vergi tarhiyatı ve cezalara karşı açılan davalarda tahsilat işlemi kendiliğinden durur.
Bu durum, idari yargıdaki 'dava açılması yürütmeyi durdurmaz' kuralının en önemli istisnasıdır.

Anahtar Kavram

Vergi tarhiyatı ve cezalarda otomatik yürütmeyi durdurma etkisi

Daha Fazla Pratik

Tahsilat aşaması işlemleri (ödeme emri, haciz) ile tarhiyat aşaması işlemlerinin yürütmeyi durdurma farkını pekiştirmek için İYUK m. 27 hükmünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 59Soru

Vergi yargılama hukukuna göre, vergi mahkemesinde tarh edilen vergi ve kesilen cezalara karşı süresi içinde dava açılmasının yürütme üzerindeki etkisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dava açılması ile yürütme kendiliğinden durur.

Cevap

Vergi mahkemelerinde tarh edilen vergi ve kesilen cezalara karşı dava açılması durumunda yürütme kendiliğinden durur.
Vergi mahkemelerinde, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı açılan davalar, 2577 sayılı İYUK'un 27/4. maddesi gereğince başka bir işleme veya talebe gerek kalmaksızın yürütmeyi kendiliğinden durdurur. Bu durum mükellefin dava sonuçlanana kadar ödeme yapmamasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlık türünün belirlenmesi
Tarh edilen vergi ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde açılan bir dava söz konusudur.
Yürütmenin durdurulması kuralları uyuşmazlığın konusuna ve yargı merciine göre farklılık gösterir.
2
Yasal düzenlemenin (İYUK m. 27) uygulanması
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin 4. fıkrasına göre, vergi mahkemelerinde vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması tahsil işlemini kendiliğinden durdurur.
Vergi hukukunda mükellef haklarını korumak amacıyla tarhiyat uyuşmazlıklarında 'otomatik durma' kuralı benimsenmiştir.

Anahtar Kavram

Vergi mahkemelerinde tarhiyata karşı açılan davalarda yürütmenin kendiliğinden (otomatik) durması kuralı.

İpuçları

1
Genel idari yargı kuralları ile vergi yargısındaki tarhiyat davaları arasındaki farkı hatırlayın.
2
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesindeki vergi davalarına özel istisnayı düşünün.

Daha Fazla Pratik

Ödeme emrine karşı açılan davalarda yürütmenin durması için talep ve teminat şartlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 60Soru

25772577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca düzenlenen olağanüstü kanun yolları olan "Yargılamanın Yenilenmesi" ve "Kanun Yararına Temyiz" müesseselerinin karşılaştırılmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun yararına temyiz sonucunda verilen bozma kararı tarafların daha önce kesinleşmiş haklarını etkilemezken; yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen karar uyuşmazlığın esasını taraflar bakımından yeniden belirleyebilir.

Cevap

Kanun yararına temyiz sonucunda verilen bozma kararının tarafların kesinleşmiş haklarını etkilememesi, buna karşın yargılamanın yenilenmesinin uyuşmazlığın esasını taraflar bakımından yeniden belirleyebilmesi doğru ifadedir.
Doğru ifade, kanun yararına temyizin amacının tarafların davasını düzeltmek değil, yürürlükteki hukukun yanlış uygulanmasını genel bir bozma ile gidermek olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle bu bozma, tarafların daha önce kazandığı haklara zarar vermez. Yargılamanın yenilenmesi ise davanın taraflarını doğrudan ilgilendiren ağır hataları (sahte belge, yeni delil vb.) gidermeyi amaçladığı için uyuşmazlığın sonucunu değiştirebilir.

Adım Adım Çözüm

1
İYUK 5151. madde (Kanun Yararına Temyiz) incelenir.
Bu yolun amacının hukukun ülke genelinde birliğini sağlamak olduğu ve verilecek bozma kararının tarafların daha önce elde ettiği hakları etkilemeyeceği (hukuki sonuç doğurmayacağı) saptanır.
Kanun yararına temyizin sadece hukuki içtihat birliği amacı taşıdığını anlamak için gereklidir.
2
İYUK 5353. madde (Yargılamanın Yenilenmesi) incelenir.
Bu yolun ağır maddi hatalar veya sonradan ortaya çıkan ciddi kanıtlar nedeniyle uyuşmazlığı yeniden açtığı ve taraflar lehine veya aleyhine yeni bir hüküm kurulmasına imkân tanıdığı saptanır.
Yargılamanın yenilenmesinin uyuşmazlığın esasına dair somut bir sonuç doğurduğunu belirlemek için gereklidir.
3
Her iki yolun sonuçları karşılaştırılır.
Kanun yararına temyiz bozmasının tarafların haklarına dokunmadığı, yargılamanın yenilenmesinin ise dokunduğu arasındaki temel fark belirlenir.
Soru kökünde istenen doğru karşılaştırmaya ulaşmak için bu analiz şarttır.

Anahtar Kavram

Olağanüstü Kanun Yollarının Hukuki Sonuçları

Daha Fazla Pratik

İYUK 5353. maddedeki yargılamanın yenilenmesi sebeplerini (özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla ilgili olanı) inceleyerek diğer sebeplerle karşılaştırın.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 12Sonraki
Vergi Uyuşmazlıklarının Çözümü Alıştırma Soruları — KPSS Maliye — Sayfa 3 | Examkin