Uluslararası Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü
365 soru
Uluslararası hukukta uyuşmazlıkların barışçıl çözüm yollarından biri olan arabuluculuk (mediation) yöntemi ile ilgili olarak; arabulucunun sürece katılım biçimi ve uyuşmazlığın çözümüne yönelik sunduğu önerilerin hukuki etkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
İki devlet arasında kıta sahanlığı sınırlandırması konusunda çıkan uyuşmazlık sonucunda taraflar arasındaki diplomatik ilişkiler kesilmiştir. Uyuşmazlığın tırmanmasını engellemek isteyen üçüncü bir devlet, tarafların temsilcilerini kendi ülkesinde tarafsız bir zeminde bir araya getirmiş ve müzakerelerin yeniden başlamasını sağlamıştır. Ancak bu üçüncü devlet, müzakerelerin esasına katılmamış ve uyuşmazlığın çözümüne yönelik herhangi bir somut plan veya öneri sunmamıştır.
Buna göre, üçüncü devletin uyuşmazlığın çözümünde üstlendiği bu rol aşağıdakilerden hangisidir?
İki devlet arasında sınırların belirlenmesi hususunda çıkan bir uyuşmazlık, tarafların ortak iradesiyle hazırladıkları bir tahkimname (compromis) aracılığıyla uluslararası tahkime (hakemlik) götürülmüştür.
Uluslararası uyuşmazlıkların barışçıl çözüm yollarından biri olan tahkim usulü dikkate alındığında, bu süreç ve verilecek karar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A ve B devletleri arasında sınır aşan bir nehrin sularının kullanımı konusunda uyuşmazlık doğmuş ve iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler tamamen kesilmiştir. Bölgesel istikrarsızlıktan endişe duyan üçüncü bir taraf olan C Devleti, kendi inisiyatifiyle devreye girerek öncelikle A ve B devletlerinin temsilcilerini bir araya getirmiş ve kopan iletişimi yeniden tesis etmiştir. Müzakerelerin ilerleyen safhalarında görüşmelerin tıkanması üzerine C Devleti, salt bir iletişim kanalı olma işlevinin ötesine geçerek uyuşmazlığın esasına girmiş ve tarafların argümanlarını dengeleyen, kendi hazırladığı bir taslak 'çözüm önerisi' sunmuştur. Süreç boyunca herhangi bir kurumsal heyet veya komisyon oluşturulmamış olup, C Devleti'nin sunduğu bu öneri taraflar açısından hukuken bağlayıcı bir nitelik taşımamaktadır.
Uluslararası hukukta uyuşmazlıkların barışçıl çözüm yöntemleri dikkate alındığında, C Devleti'nin bu süreçte sırasıyla gerçekleştirdiği 'tarafları bir araya getirme' ve ardından uyuşmazlığın esasına girerek 'çözüm önerisi sunma' faaliyetleri hangi seçenekte doğru verilmiştir?
1904 yılında Rus savaş gemilerinin İngiliz balıkçı teknelerine ateş açmasıyla meydana gelen Dogger Bank (Hull) Olayı, uluslararası hukuktaki barışçıl çözüm yöntemlerinden birinin başarılı bir şekilde uygulandığı tarihi bir örnektir. 1899 ve 1907 Lahey Sözleşmeleri ile kurumsallaşan bu yöntemde kurulan komisyonun temel amacı, uyuşmazlığın esasına dair bağlayıcı bir hukuki karar vermek veya doğrudan bir çözüm önerisi sunmak değildir. Bunun yerine, anlaşmazlığa konu olan maddi vakıaları (olayların gerçekte nasıl yaşandığını) tarafsız bir inceleme ile aydınlatarak bir rapor hazırlamaktır. Hazırlanan bu rapor, taraflar aksini kararlaştırmadıkça hukuken bağlayıcı nitelikte değildir.
Yukarıda özellikleri açıklanan ve temel işlevi uyuşmazlığın maddi unsurlarını aydınlatmak olan uluslararası uyuşmazlıkların barışçıl çözüm yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?
A ve B devletleri arasında uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden ciddi bir sınır uyuşmazlığı patlak vermiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), BM Şartı'nın VII. Bölümü kapsamında zorlayıcı tedbirler almayı görüşmüş, ancak daimi üyelerden birinin veto hakkını kullanması nedeniyle kilitlenmiştir. Krizin tırmanması üzerine konu, 1950 tarihli 'Barış İçin Birleşme' (Uniting for Peace) kararı çerçevesinde BM Genel Kurulu'nun acil özel oturumuna taşınmıştır.
Buna göre, Birleşmiş Milletler'in uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin kurumsal yapısı ve yetki dağılımı dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası barış ve güvenliğin tesisinde, devletlerin aralarındaki ihtilafları kuvvet kullanma yasağı çerçevesinde çözmeleri esastır. BM Şartı uyarınca öngörülen diplomatik çözüm usulleri, işleyiş yapıları ve sürece katılan aktörler bakımından birbirinden farklılık gösterir. Buna göre, uluslararası uyuşmazlıkların çözümünde en yaygın başvurulan yöntem olan 'müzakere (görüşme)' usulünü diğer barışçıl yollardan ayıran en temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası bir uyuşmazlıkta iki devlet, aralarındaki sorunun temelinde yatan olayların nasıl gerçekleştiği konusunda farklı iddialara sahiptir. Taraflar, hukuki bir karar verilmesini veya doğrudan bir barış planı sunulmasını istememekte; yalnızca ihtilafa konu olan maddi vakıaların bağımsız uzmanlarca araştırılarak aydınlatılmasını talep etmektedir.
Lahey Sözleşmeleri ile uluslararası hukuka dâhil edilen ve sonucunda hazırlanan raporun aksi kararlaştırılmadıkça taraflar açısından hukuken bağlayıcı nitelik taşımadığı bu barışçıl çözüm yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?
K ve L devletleri arasında, yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin ortaya çıkan ve uzaması halinde uluslararası barış ve güvenliğin korunmasını tehlikeye düşürebilecek nitelikteki bir uyuşmazlık, taraflarca yürütülen ikili müzakerelerden sonuç alınamaması üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) önüne getirilmiştir. Konsey, sorunu BM Şartı'nın VI. Bölümü (Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü) çerçevesinde inceleyerek uyuşmazlığın esasına ve benimsenecek çözüm şartlarına dair bir karar almıştır.
Bu durumda, BMGK'nin aldığı kararın hukuki niteliği ve BM organlarının uyuşmazlık çözümündeki yetkileri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Birleşmiş Milletler (BM) üyesi olan P ve R devletleri arasında, diplomatik misyonların faaliyetlerine ilişkin hukuki bir uyuşmazlık yaşanmaktadır. P devleti, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 36. maddesinin 2. fıkrasında yer alan 'ihtiyari yetki klozunu' (isteğe bağlı yetki) geçmişte şartsız olarak kabul ettiğini beyan etmiştir. R devleti ise BM üyesi olmakla birlikte, Divan'ın yargı yetkisini tanıyan herhangi bir genel bildirimi bulunmamaktadır ve taraflar bu uyuşmazlığın Divan'a götürülmesi için özel bir tahkimname (compromis) de akdetmemiştir. Diplomatik yollarla sonuç alınamaması üzerine P devleti, R devletini tek taraflı bir dilekçeyle UAD'ye dava etmiştir.
Bu olay bağlamında, Uluslararası Adalet Divanının yargı yetkisi ve uluslararası yargı kuralları hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
X ve Y devletleri arasında sınır aşan bir su kaynağının kullanımı konusunda çıkan hukuki ve siyasi uyuşmazlık üzerine taraflar, aralarındaki özel bir antlaşma gereği beş bağımsız uzmandan oluşan resmi bir komisyon kurmuşlardır. Bu komisyona, uyuşmazlığa konu olan su debisi ve kullanım oranları hakkında yerinde inceleme yaparak maddi vakıaları tespit etme ve bu bulgular ışığında hakkaniyete uygun bir çözüm planı hazırlama görevi verilmiştir. Komisyon, çalışmalarını tamamladıktan sonra taraflara spesifik bir su paylaşım rejimi öneren bir rapor sunmuştur.
Uluslararası hukuktaki barışçıl çözüm yolları dikkate alındığında, yürütülen bu sürecin niteliği ve hazırlanan raporun hukuki statüsü hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Kıta sahanlığı sınırlarının belirlenmesi konusunda aralarında ciddi bir uyuşmazlık doğan ve silahlı çatışma eşiğine gelen K ve L devletleri arasındaki gerginliği azaltmak amacıyla M devleti devreye girmiştir. M devleti, öncelikle tarafları kendi başkentinde bir araya getirerek kopan diplomatik müzakerelerin yeniden başlamasını sağlamış, ardından müzakere sürecine bizzat katılarak uyuşmazlığın esasına ilişkin teknik ve hukuki bir çözüm önerisi sunmuştur. Ancak M devletinin sunduğu bu çözüm önerisi taraflar açısından hukuken bağlayıcı nitelik taşımamaktadır.
Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde, M devletinin bu uyuşmazlığın çözümünde üstlendiği rol aşağıdakilerden hangisidir?
Alfa ve Beta devletleri arasında, sınır aşan siber saldırı iddiaları sebebiyle diplomatik ilişkiler kesilmiş ve bölgesel güvenlik tehlikeye düşmüştür. Bu durum üzerine Gama devleti devreye girerek tarafları kendi ülkesinde tarafsız bir zeminde bir araya getirmiştir. Gama devleti, sürece salt ev sahipliği yapmakla ve iletişimi sağlamakla kalmamış; aynı zamanda uyuşmazlığın esasına girerek kendi hazırladığı, hukuki bağlayıcılığı olmayan bir çözüm önerisi sunmuş ve tarafları bu taslak metin üzerinden müzakere etmeye yöneltmiştir.
Buna göre, Gama devletinin uyuşmazlığın barışçıl yollarla çözümü amacıyla başvurduğu diplomatik yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
Siber saldırılar nedeniyle kritik altyapısı ağır hasar gören K Devleti, bu eylemlerin sorumlusu olduğunu iddia ettiği L Devleti'ne karşı Uluslararası Adalet Divanında (UAD) dava açmıştır. K Devleti, UAD Statüsü'nün 36. maddesi uyarınca "zorunlu yargı yetkisini" önceden tek taraflı bildirimle kabul etmiştir. Ancak L Devleti'nin ne böyle bir bildirimi ne de uyuşmazlığın çözümüne dair K Devleti ile yapılmış özel bir anlaşması (tahkimname) bulunmaktadır. Buna rağmen L Devleti, Divan'a sunduğu dilekçede herhangi bir yetki itirazında bulunmaksızın doğrudan davanın esasına yönelik hukuki savunmalarını gerçekleştirmiştir.
Eş zamanlı olarak şu iki gelişme yaşanmıştır:
I. BM uzmanlık kuruluşu olan Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU), kendi görev alanına giren bu küresel uyuşmazlığın hukuki boyutu hakkında Divan'dan danışma görüşü talep etmiştir.
II. Siber saldırılardan doğrudan zarara uğrayan K Devleti merkezli çok uluslu bir teknoloji şirketi, davaya müdahil taraf olmak için Divan'a doğrudan başvurmuştur.
Uluslararası Adalet Divanının yargı ve danışma yetkisi kuralları dikkate alındığında, bu durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi hukuken doğrudur?
Ortak deniz sınırlarının belirlenmesi konusunda ihtilaf yaşayan iki komşu devletten sadece biri, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 36. maddesinde düzenlenen "ihtiyari yargı yetkisini" (seçmelik şart) daha önce tek taraflı bir bildirimle kabul etmiştir. Diğer devletin ise bu yönde bir beyanı olmadığı gibi, söz konusu ihtilafın Divan'a götürülmesine dair güncel bir mutabakatı (özel tahkimname) da yoktur. Aynı dönemde, bölgedeki deniz ekosisteminin zarar gördüğünü ileri süren uluslararası bağımsız bir çevre örgütü (sivil toplum kuruluşu), her iki devleti de kusurlu bularak UAD nezdinde doğrudan tazminat davası açmak için başvuruda bulunmuştur.
Bu durum karşısında Uluslararası Adalet Divanının yargı yetkisi ve davada taraf olma ehliyeti kuralları dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisinin uygulanması hukuken zorunludur?
Sınır aşan bir akarsuyun kullanımı ve endüstriyel tesislerin yarattığı çevresel zararlar nedeniyle diplomatik ilişkilerini kesen X ve Y devletleri arasında uyuşmazlık baş göstermiştir. Z Devleti, her iki devletin heyetlerini kendi ülkesinde ağırlayarak görüşmeleri için güvenli bir ortam sağlamış ve devletler arası nota teatisini gerçekleştirerek iletişim kanalı işlevi görmüştür. Sürecin başlarında Z Devleti heyeti görüşmelere bizzat katılmamış ve maddi konularda görüş bildirmemiştir. Ancak görüşmelerin tıkanması üzerine Z Devleti yetkilileri, uyuşmazlığın esasına yönelik olarak 'su kullanım kotaları ve tazminat takvimini' içeren kendi hazırladıkları resmi bir çözüm taslağını taraflara sunmak istemiş; Y Devleti yetkilileri ise işletilen mevcut barışçıl çözüm usulünün üçüncü tarafa esasa ilişkin bir plan sunma yetkisi vermediğini belirterek bu duruma itiraz etmiştir.
Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde; Z Devleti'nin başlangıçtaki rolü ile Y Devleti'nin itirazına yol açan taslak sunma eyleminin süreci dönüştüreceği yeni barışçıl çözüm yöntemi arasındaki hukuki fark, aşağıdakilerin hangisinde doğru ifade edilmiştir?
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), faaliyet alanına giren küresel salgın hastalıklarla mücadele kapsamında, devletlerin uluslararası sağlık düzenlemelerinden doğan hukuki yükümlülüklerine ilişkin Uluslararası Adalet Divanı'ndan (UAD) tavsiye görüşü (mütalaa) talep etme kararı almıştır. Eş zamanlı olarak, sınır aşan bu salgından doğrudan zarar gören ve X Devleti'nin uluslararası hukuku ihlal ettiğini iddia eden uluslararası bir sivil toplum kuruluşu (STK), söz konusu devlete karşı tazminat talebiyle Divan'a doğrudan dava açmıştır.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü dikkate alındığında, bu iki hukuki başvurunun Divan önündeki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Zefirya ve Rodya devletleri, aralarındaki sınır aşan bir su yolunun kullanımı ve doğan zararların tazmini hususunda çıkan uyuşmazlığın çözümü için bir 'tahkimname' (compromis) akdederek geçici (ad hoc) bir hakem heyeti kurmuşlardır. Tahkimnamede, uyuşmazlığın münhasıran 'yürürlükteki uluslararası antlaşmalar ve teâmül hukuku' kurallarına göre çözüleceği açıkça belirtilmiştir. Yargılama aşamasında Zefirya, mevcut hukuk kurallarının katı bir şekilde uygulanmasının kendi ekonomisi üzerinde telafisi imkânsız ve adaletsiz bir yük yaratacağını ileri sürerek, hakem heyetinden kararın 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) temelinde verilmesini tek taraflı olarak talep etmiştir. Rodya ise bu talebe şiddetle itiraz etmiş ve sürecin sonunda çıkacak kararı, ulusal parlamentosunda onaylanmadığı sürece tanımayacağını beyan etmiştir.
Buna göre, hakem heyetinin yetkisi ve vereceği kararın hukuki niteliği dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde doğrudur?
Uluslararası hukukta devletler arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde başvurulan siyasi, diplomatik ve yargısal nitelikli çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Bir deniz yetki alanlarının sınırlandırılması uyuşmazlığında, taraf iki komşu devlet müzakerelerden sonuç alamamış ve uyuşmazlığın çözümü için ortak iradeleriyle bir "tahkimname (compromis)" imzalayarak uluslararası hakemlik (tahkim) yoluna başvurmaya karar vermişlerdir.
Buna göre, uluslararası tahkim kurumu ve bu sürecin işleyişi hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Omega ve Delta devletleri arasında, karşılıklı casusluk iddiaları neticesinde diplomatik misyon şeflerinin 'istenmeyen kişi' (persona non grata) ilan edilmesiyle başlayan kriz, tırmanarak sınırda askeri hareketliliğe dönüşmüştür. Bölgesel istikrarın bozulmasından endişe eden komşu Sigma devleti, krizin çözümü için devreye girmiştir. Sigma devleti, sadece tarafları kendi başkentinde bir araya getirmekle ve aralarındaki iletişim kanallarını açık tutmakla kalmamış; aynı zamanda uyuşmazlığın esasına girerek müzakerelere doğrudan katılmış ve krizin aşılması için taraflara bağlayıcı olmayan spesifik bir çözüm önerisi (taslak metin) sunmuştur.
Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde, Sigma devletinin bu olayda üstlendiği barışçıl çözüm yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?