Uluslararası Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü

365 soru

Soru 221Soru

Uluslararası uyuşmazlıkların çözümünde Birleşmiş Milletler (BM) organlarının yetki alanları ve bu organların aldıkları kararların hukuki niteliği, BM Şartı'nın ilgili bölümleri ve yerleşik uluslararası uygulamalarla belirlenmiştir.

Bu bağlamda, Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul'un uyuşmazlıklara müdahale biçimleri ve yetki sınırlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi uluslararası hukuk açısından doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güvenlik Konseyi'nin Şart'ın VI. Bölümü uyarınca barışçıl çözüme yönelik aldığı kararlar tavsiye niteliği taşırken; Genel Kurul'un 'Barış İçin Birleşme' usulü çerçevesinde kuvvet kullanımını da içerebilecek şekilde aldığı kararlar da devletler için hukuken bağlayıcı bir yaptırım değil, yalnızca birer tavsiye niteliğindedir.

Cevap

Güvenlik Konseyi'nin Şart'ın VI. Bölümü uyarınca aldığı kararlar ile Genel Kurul'un Barış İçin Birleşme usulü çerçevesinde aldığı kararların yalnızca tavsiye niteliği taşıdığını ifade eden seçenek doğrudur.
BM Şartı uyarınca Güvenlik Konseyi'nin uyuşmazlıkların barışçıl çözümünü düzenleyen VI. Bölüm altındaki eylemleri, taraflara yöneltilen birer tavsiye niteliğindedir (hukuki bağlayıcılığı yoktur). Diğer taraftan, Konsey'in veto sebebiyle kilitlendiği durumlarda uluslararası barış ve güvenliği korumak için Genel Kurul'un devreye girmesini sağlayan 'Barış İçin Birleşme' usulü (1950 tarihli 377 sayılı karar), Genel Kurul'a üye devletlere ortak önlemler (askeri güç kullanımı dahil) almaları hususunda 'tavsiyede bulunma' yetkisi verir. Ancak bu durum, Kurul'un kararlarına VII. Bölüm altındaki Güvenlik Konseyi kararları gibi bağlayıcı bir statü kazandırmaz. Hukuken alınan bu kararlar da devletler için birer tavsiye olmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Güvenlik Konseyi'nin BM Şartı altındaki yetkilerinin niteliğini analiz etmek.
Konsey'in VI. Bölüm (Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü) altındaki kararları tavsiye niteliğindeyken, VII. Bölüm (Barışın Tehdidi, Bozulması ve Saldırı Eylemi) altındaki kararları bağlayıcıdır.
Uyuşmazlık çözümünde alınan kararların hukuki bağlayıcılığının belirlenmesi Şart'ın hangi bölümünün işletildiğine bağlıdır.
2
Genel Kurul'un yetkilerini ve 'Barış İçin Birleşme' (Uniting for Peace) kararının sınırlarını değerlendirmek.
Genel Kurul'un olağan yetkileri (Madde 10-14) tavsiye niteliğindedir. Güvenlik Konseyi veto nedeniyle kilitlendiğinde işletilen 1950 tarihli Barış İçin Birleşme kararı, Kurul'a kuvvet kullanma dahil kolektif güvenlik önlemleri 'tavsiye etme' yetkisi verir, ancak bu kararlar hiçbir zaman VII. Bölüm gibi hukuken bağlayıcı değildir.
BM organlarının istisnai durumlarda genişleyen yetkilerinin kurucu antlaşmanın çizdiği hukuki sınırları aşıp aşmadığının tespit edilmesi.
3
Seçeneklerdeki organ-yetki-bağlayıcılık eşleştirmelerini test etmek.
Genel Kurul'a bağlayıcı karar alma yetkisi atfeden veya Konsey'in VI. Bölüm kararlarını mutlak yükümlülük sayan ifadeler elenir. Her iki organın ilgili durumlardaki yetkilerinin 'tavsiye' mahiyetinde olduğunu doğru yansıtan ifade tespit edilir.
Öğrencilerin sıklıkla düştüğü 'Barış İçin Birleşme usulünün bağlayıcı yaptırım getirdiği' yanılgısından kaçınmak.

Anahtar Kavram

BM Organlarının Uyuşmazlık Çözüm Yetkileri (Bölüm VI vs Bölüm VII ve Barış İçin Birleşme Kararı)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 222Soru

Alfa ve Beta devletleri arasında, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda ciddi bir diplomatik kriz yaşanmaktadır. Tarafların karşılıklı yürüttükleri görüşmeler sonuçsuz kalmış ve konu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine (BMGK) taşınmıştır. Konsey, durumun devamının uluslararası barış ve güvenliğin korunmasını tehlikeye düşürebileceğini saptamış; ancak henüz barışın bozulması veya bir saldırganlık eylemi gerçekleşmediği için BM Şartı'nın VII. Bölümü altındaki şartların oluşmadığını tespit etmiştir.

Bu durum karşısında, uyuşmazlığın barışçıl çözümü amacıyla BM Şartı'nın VI. Bölümü çerçevesinde hareket eden Güvenlik Konseyinin yetkileri ve kararlarının niteliğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: BMGK, uyuşmazlığın çözümü için taraflara uygun gördüğü düzeltme usul veya yöntemlerini tavsiye edebilir, ancak bu yöndeki kararları hukuken bağlayıcı değildir.

Cevap

Güvenlik Konseyinin BM Şartı VI. Bölüm çerçevesinde uyuşmazlığın çözümüne yönelik alacağı usul ve yöntem belirleme kararları tavsiye niteliğinde olup bağlayıcı değildir.
Birleşmiş Milletler Şartı'nın VI. Bölümü, uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye düşürebilecek uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözümünü düzenler. Bu bölümde Güvenlik Konseyine tanınan yetkiler (uygun usul ve yöntemleri tavsiye etme veya çözüm şartları önerme) tamamen tavsiye niteliğindedir. Üye devletler üzerinde hukuki bir bağlayıcılık doğurmazlar. Bağlayıcı kararlar, istisnai durumlar haricinde genel olarak VII. Bölüm kapsamında (barışın bozulması hallerinde) alınabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki olayın BM Şartı'nın hangi bölümü kapsamında değerlendirildiğini tespit et.
Durum, henüz silahlı çatışmaya dönüşmemiş bir uyuşmazlık olduğu için VI. Bölüm (Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü) kapsamındadır.
VII. Bölüm (kuvvet kullanma ve yaptırım) yetkilerinin işlemesi için barışın bozulması veya saldırı eylemi şartı aranır.
2
VI. Bölüm uyarınca Güvenlik Konseyinin sahip olduğu yetkilerin hukuki niteliğini analiz et.
Konsey, taraflara çözüm usulleri veya uyuşmazlığın esasına dair şartlar önerebilir ancak bunlar tavsiye kararından ibarettir.
Uluslararası hukukta devletlerin egemen eşitliği gereği, bağlayıcı yargı veya karar organlarına rıza olmaksızın tabi kılınmaları kural olarak mümkün değildir.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri Konseyin VI. Bölüm yetkileriyle karşılaştır.
Bağlayıcı karar, zorunlu yargı veya yaptırım öngören seçenekler elenirken, tavsiye yetkisine vurgu yapan seçenek doğru kabul edilir.
Yalnızca doğru olan seçenek BMGK'nin barışçıl çözüm aşamasındaki kararlarının hukuki niteliğini (tavsiye) doğru yansıtmaktadır.

Anahtar Kavram

BM Şartı VI. Bölüm (Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü) ve Güvenlik Konseyi Kararlarının Hukuki Niteliği
Soru 223Soru

Okyanusya ve Avrasya devletleri, Okyanusya'nın başkentinde yaşanan toplumsal olaylar sırasında Avrasya diplomatik misyonunun tahrip edilmesi neticesinde doğan tazminat uyuşmazlığını çözmek amacıyla bir 'tahkimname (compromis)' imzalayarak uluslararası hakemliğe başvurmuştur. Tahkimnamede uyuşmazlığın 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) esasına göre çözümlenmesi öngörülmüştür.

Buna göre, işletilecek uyuşmazlık çözüm yöntemi ve süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi uluslararası hukuk kuralları bağlamında doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakem heyetinin vereceği karar her iki devlet için de kesin ve hukuken bağlayıcı nitelikte olup, heyeti oluşturacak hakemlerin seçimi ve yargı yetkisinin sınırları tarafların imzaladığı tahkimnameye dayanır.

Cevap

Hakem heyetinin vereceği karar her iki devlet için de kesin ve hukuken bağlayıcı nitelikte olup, heyeti oluşturacak hakemlerin seçimi ve yargı yetkisinin sınırları tarafların hazırladığı tahkimnameye dayanır.
Uluslararası tahkim (hakemlik), tarafların kendi seçtikleri hakemlerden oluşan bir heyet önünde uyuşmazlıklarını uluslararası hukuka göre çözdükleri ve sonucunda 'kesin ve bağlayıcı' bir yargısal kararın elde edildiği yöntemdir. Bu sürecin omurgasını oluşturan tahkimname (compromis), hakemlerin nasıl seçileceğini ve heyetin hangi sınırlar içinde yargı yetkisini kullanacağını belirler. Tarafların hakkaniyet ve nisfete göre karar verilmesini istemesi, kararın bağlayıcılığını etkilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlık çözüm yönteminin niteliğini tespit et
Olayda 'tahkimname (compromis)' imzalanarak 'uluslararası hakemliğe' başvurulduğu belirlenmiştir.
Yöntemin tahkim olması, sonucun hukuken bağlayıcı bir yargısal karar olacağını gösterir.
2
Tahkimnamenin (compromis) uluslararası tahkimdeki işlevini analiz et
Tahkimnamenin heyetin yargı yetkisini, uygulanacak hukuku ve hakemlerin seçim usulünü belirleyen temel belge olduğu saptanır.
Tahkim rızai bir yargı yoludur ve yetkinin sınırları devletlerin imzaladığı belgeyle çizilir.
3
'Hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) kavramının tahkimdeki etkisini değerlendir
Tarafların rızasıyla verilen bu yetkinin, heyete katı kurallar yerine hakkaniyete göre karar verme imkanı tanıdığı, ancak kararın 'bağlayıcılık' vasfını ortadan kaldırmadığı saptanır.
Bağlayıcılık kavramı ile uygulanacak kuralların esnekliği (hakkaniyet) birbirine karıştırılmamalıdır.

Anahtar Kavram

Uluslararası Tahkimin Hukuki Niteliği, Tahkimname (Compromis) ve Kararların Bağlayıcılığı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 224Soru

Atlas ve Pasifik devletleri, aralarındaki sınır aşan bir petrol boru hattından kaynaklanan sızıntı nedeniyle oluşan çevresel zararların tazminine ilişkin uyuşmazlığı diplomatik müzakerelerle çözemeyince, kendi belirledikleri üyelerden oluşan uluslararası bir hakem heyetine başvurma kararı almışlardır. İki devlet arasında imzalanan tahkimnamede (compromis), heyetin yetki çerçevesi detaylıca çizilmiş ve uyuşmazlığı yalnızca yürürlükteki uluslararası antlaşmalara göre değil, aynı zamanda 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) temelinde de karara bağlayabileceği açıkça düzenlenmiştir. Yargılama neticesinde heyet, tarafların argümanlarını değerlendirerek nihai bir karar tesis etmiştir.

Bu olay bağlamında, uluslararası tahkim kurumu ve hakem heyetinin yetkileri dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakem heyetinin tesis ettiği karar, uzlaştırma yönteminden farklı olarak taraflar için hukuken bağlayıcı nitelik taşır ve tahkimnamenin belirlediği sınırlar içinde uyuşmazlığı kesin olarak çözer.

Cevap

Hakem heyetinin tesis ettiği karar, uzlaştırma yönteminden farklı olarak taraflar için hukuken bağlayıcı nitelik taşır ve tahkimnamenin belirlediği sınırlar içinde uyuşmazlığı kesin olarak çözer.
Uluslararası tahkim, tarafların kendi seçtikleri hakemler aracılığıyla ve imzaladıkları tahkimname (compromis) çerçevesinde uyuşmazlıklarının hukuki ve bağlayıcı bir kararla çözüldüğü yargısal bir yöntemdir. Uzlaştırma veya dostça girişim gibi siyasi/diplomatik yolların aksine, hakem heyetinin aldığı kararlar taraflar açısından kesin ve hukuken bağlayıcıdır. Heyetin sınırlarını ise tamamen tarafların uzlaştığı tahkimname belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki uyuşmazlık çözüm yöntemini tespit etmek
Soru metnindeki devletler, aralarındaki hukuki uyuşmazlığı çözmek için kendi seçtikleri hakemlerden oluşan bir heyete yetki veren tahkimname (compromis) imzalamışlardır. Bu yöntem uluslararası tahkimdir.
Hukuki kuralların doğru uygulanabilmesi için söz konusu kurumun sınırlarının çizilmesi.
2
Tahkim kurumunun en temel hukuki niteliğini değerlendirmek
Tahkim kurumu, uzlaştırma, arabuluculuk veya dostça girişim gibi diplomatik/siyasi yöntemlerden farklı olarak yargısal bir yoldur. Ortaya çıkan karar hukuken bağlayıcı ve nihaidir.
Seçeneklerdeki bağlayıcılık ve tavsiye niteliği vurgularını analiz etmek.
3
Tahkimname ve Hakkaniyet (Ex aequo et bono) yetkisinin incelenmesi
Hakem heyeti, yargı yetkisini ve bu yetkinin sınırlarını doğrudan tahkimnameden alır. Hakkaniyet ve nisfet kuralına göre karar verebilmesi de ancak tarafların bu yönde açık bir rızası ve yetkilendirmesiyle mümkündür.
Yanlış seçeneklerdeki hukukun kaynağı ve yetki tesisi yanılgılarını elemek.

Anahtar Kavram

Uluslararası Tahkimin Bağlayıcılığı ve Tahkimname (Compromis)
Soru 225Soru

Novus ve Kaledon devletleri arasında sınır aşan bir çevre kirliliği hususunda çıkan uyuşmazlık, taraflar arasındaki diplomatik görüşmelerle aşılamamıştır. Bunun üzerine iki devlet, aralarında akdettikleri bir 'tahkimname' (compromis) ile uyuşmazlığı kendi seçtikleri üç üyeden oluşan bağımsız bir heyetin önüne götürmüş ve bu heyete, ihtilafı 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) kuralları çerçevesinde karara bağlama yetkisi vermiştir. Yargılama sürecini tamamlayan heyet, nihai hükmünü açıklamıştır.

Buna göre, işletilen bu uyuşmazlık çözüm yöntemi ve ortaya çıkan sonuç hakkında aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarafların kendi iradeleriyle seçtikleri hakem heyeti tarafından verilen bu nihai karar, uyuşmazlığın tarafları olan Novus ve Kaledon devletleri için hukuken bağlayıcıdır.

Cevap

Doğru cevap, tarafların tahkimname (compromis) ile yetkilendirdiği heyetin verdiği nihai kararın devletler için hukuken bağlayıcı olduğunu belirten ifadedir.
Uluslararası hukukta tahkim (hakemlik), devletlerin aralarındaki uyuşmazlıkları kendi serbest iradeleriyle belirledikleri hakemlerden oluşan bir kurula (divana) götürdükleri ve önceden bir tahkimname (compromis) ile usullerini belirledikleri yargısal bir yoldur. Tahkimin en temel özelliği, verilen kararın taraflar açısından kesin ve hukuken bağlayıcı olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki uyuşmazlık çözüm yönteminin unsurlarını analiz et.
Tarafların 'tahkimname' ile kendi seçtikleri bağımsız heyete yetki vermesi, yöntemin 'Uluslararası Tahkim' olduğunu açıkça göstermektedir.
Uygulanan hukuk yolunun (tahkim, uzlaştırma, dostça girişim vb.) niteliğinin doğru tespit edilmesi, sonucun bağlayıcılığını belirlemek için temel şarttır.
2
Uluslararası tahkimin hukuki sonuçlarını ve bağlayıcılık durumunu değerlendir.
Tahkim süreci yargısal bir yöntemdir ve hakem heyetinin (divanının) verdiği kararlar uyuşmazlığın tarafları için kesin ve hukuken bağlayıcıdır.
Tahkimin siyasi yollardan (uzlaştırma, arabuluculuk) en büyük farkı, ortaya çıkan kararın tavsiye değil, hukuki bir zorunluluk (bağlayıcılık) taşımasıdır.
3
Seçeneklerdeki 'ex aequo et bono' (hakkaniyet ve nisfet) ile diğer usul kurallarını incele.
Hakkaniyet ve nisfet kuralı ancak taraflar tahkimnamede açıkça yetki verirse uygulanabilir. Ayrıca tahkim, Uluslararası Adalet Divanı'ndan bağımsız bir yoldur.
Çeldiricilerde yer alan UAD zorunluluğu, uzlaştırma ile karıştırma ve hakkaniyetin doğrudan uygulanabilirliği gibi yaygın hataları elemek için kuralların istisnalarını teyit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Uluslararası Tahkimin Yargısal Niteliği ve Kararların Bağlayıcılığı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 226Soru

1899 ve 1907 tarihli Lahey Sözleşmeleri ile uluslararası hukukta kurumsallaşmış bir barışçıl çözüm yolu olan "soruşturma" (tahkik) usulünde, taraflar aksini kararlaştırmadıkça soruşturma komisyonunun hazırladığı raporun hukuki niteliği ve kapsamı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rapor sadece uyuşmazlığa temel teşkil eden maddi vakıaları aydınlatmakla sınırlıdır ve taraflar üzerinde hukuken bağlayıcı bir güç taşımaz.

Cevap

Soruşturma komisyonunun raporu sadece maddi vakıaları aydınlatır ve taraflar aksini kararlaştırmadıkça bağlayıcı değildir.
Soruşturma (tahkik) yöntemi, 1899 ve 1907 Lahey Sözleşmeleri ile kurumsallaşmıştır. Bu yöntemin en belirgin özelliği, uyuşmazlığın hukuki boyutuyla değil, tamamen somut olayların (maddi vakıaların) nasıl gerçekleştiğiyle ilgilenmesidir. Komisyon tarafından hazırlanan raporun içeriği sadece bu vakıaların tespitini içerir ve taraflar arasında özel bir bağlayıcılık anlaşması yoksa, raporun sonuçları tarafları hukuken zorlamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Soruşturma (tahkik) yönteminin temel amacını belirle.
Bu yöntemin temel amacı, tarafların üzerinde anlaşamadığı 'maddi vakıaların' (olayların) tarafsız bir heyet tarafından araştırılmasıdır.
Uluslararası uyuşmazlıkların birçoğu hukuk kurallarından ziyade olayların nasıl cereyan ettiği konusundaki görüş ayrılıklarından kaynaklanır.
2
Lahey Sözleşmeleri ve genel teamüller çerçevesinde raporun hukuki gücünü değerlendir.
Hazırlanan rapor, taraflar özel bir anlaşma ile aksini kabul etmedikçe bağlayıcı değildir ve bir 'karar' niteliği taşımaz.
1907 Lahey Sözleşmesi Madde 35 uyarınca, soruşturma raporu sadece uyuşmazlık konusu vakıaları saptar ve bir hüküm karakteri taşımaz.

Anahtar Kavram

Soruşturma (Tahkik) Yönteminin Maddi Vakıa Odaklı ve Bağlayıcı Olmayan Yapısı

Daha Fazla Pratik

Soruşturma ve uzlaştırma yöntemleri arasındaki farkları 'maddi vakıa vs. çözüm önerisi' ekseninde tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 227Soru

X ve Y devletleri arasında karşılıklı yatırımların millileştirilmesi ve merkez bankası varlıklarının dondurulması krizinden dolayı diplomatik ilişkiler tamamen kesilmiştir. Krizin bölgesel ticareti ve güvenliği olumsuz etkilemesinden endişe duyan Z devleti, kendi başkentini taraflara güvenli bir görüşme ortamı olarak tahsis etmiş ve iki devletin diplomatları arasında iletişimin yeniden kurulmasını sağlamıştır. Ancak Z devleti yetkilileri, sadece tarafları masaya oturtmakla yetinmiş, müzakerelere doğrudan katılmamış ve uyuşmazlığın esasına ilişkin herhangi bir çözüm önerisi sunmamıştır.

Uluslararası hukuka göre, Z devletinin uyuşmazlığın çözümüne yönelik üstlendiği bu işlev aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dostça girişim (İyiniyet hizmeti)

Cevap

Doğru yanıt, üçüncü tarafın tarafları masaya oturtmakla yetinip esasa ilişkin öneri sunmadığı yöntemi ifade eden 'Dostça girişim (İyiniyet hizmeti)' seçeneğidir.
Dostça girişim (iyiniyet hizmeti), diplomatik ilişkilerini kesmiş veya doğrudan görüşmek istemeyen uyuşmazlık taraflarını bir araya getirmek amacıyla üçüncü bir devletin, örgütün veya kişinin aracılık etmesidir. Bu usulde üçüncü tarafın rolü tamamen pasiftir; bir ev sahibi veya elçi gibi davranarak sadece ilk temasın kurulmasını sağlar. Olay metninde Z devletinin 'müzakerelere doğrudan katılmaması' ve 'çözüm önerisi sunmaması' hususları, bu usulün dostça girişim olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki uyuşmazlığın çözümü için üçüncü tarafın (Z devleti) üstlendiği rolü analiz et.
Z devleti taraflara görüşme ortamı tahsis etmiş ve iletişim kurmalarını sağlamıştır.
Uluslararası uyuşmazlıkların barışçıl çözüm yollarının sınıflandırılmasında üçüncü tarafın işlevinin derinliği belirleyicidir.
2
Z devletinin eyleminin sınırlarını ve ne yapmadığını belirle.
Z devleti müzakerelere aktif katılmamış ve esasa ilişkin hiçbir çözüm önerisi sunmamıştır.
Pasif rol (sadece iletişimi sağlama) ile aktif rol (çözüm önerme) arasındaki fark, barışçıl çözüm yollarını birbirinden ayırır.
3
Elde edilen bulguları uluslararası hukuk terminolojisiyle eşleştir.
Sadece tarafları bir araya getiren ve çözüm planı sunmayan pasif üçüncü taraf işlevi 'Dostça girişim' olarak adlandırılır.
Arabuluculukta aktif rol ve çözüm önerisi şartken, dostça girişimde amaç sadece kopan diyalogu yeniden başlatmaktır.

Anahtar Kavram

Dostça Girişim (İyiniyet Hizmeti) ile Arabuluculuk Arasındaki Yetki Sınırı
Soru 228Soru

T Devleti, komşusu P Devleti'nin kendisine yönelik haksız ticari ambargo ve gümrük kısıtlamaları uyguladığını iddia ederek, ortaya çıkan uyuşmazlığın çözümü için tek taraflı bir dilekçeyle Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) başvurmuştur. T Devleti başvurusunda, her iki devletin de Birleşmiş Milletler (BM) üyesi olduğunu ve bu sebeple Divan'ın davayı görmeye yetkili olduğunu ileri sürmüştür. Ancak P Devleti, Divan'ın yargı yetkisini kabul ettiğine dair daha önce UAD Statüsü'nün 36. maddesi kapsamında herhangi bir ihtiyari beyanda bulunmamış ve uyuşmazlığa ilişkin özel bir rıza (tahkimname) da göstermemiştir.

Bu hukuki durumla ilgili olarak Uluslararası Adalet Divanı Statüsü çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Adalet Divanı'nın yargı yetkisi devletlerin rızasına dayandığından ve P Devleti'nin açık bir kabulü bulunmadığından, Divan'ın davayı esastan inceleme yetkisi yoktur.

Cevap

Divan'ın yargı yetkisinin devletlerin rızasına dayandığı ve P Devleti'nin açık bir kabulü bulunmadığı için Divan'ın davayı esastan inceleme yetkisi olmadığı belirtilen ifadedir.
Uluslararası Adalet Divanı'nda devletlerin çekişmeli bir davada yargılanabilmesi için yargı yetkisini önceden (Statü 36/2 maddesi gereği ihtiyari bildirimle) veya o davaya özel olarak (özel antlaşma / tahkimname ile) açıkça kabul etmiş olmaları şarttır. P Devleti'nin yargılamaya yönelik hiçbir rızası bulunmadığından, Divan uyuşmazlığa ilişkin yetkisizlik kararı vererek davanın esasına girmeyi reddedecektir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı'nın yargı yetkisi kuralını belirlemek
UAD'nin çekişmeli davalarda yargı yetkisi ihtiyari olup tarafların açık rızasını gerektirir.
Uluslararası hukukta devletler egemen eşitliğe sahip olduğundan yargı bağışıklıkları esastır ve rıza olmadan uluslararası bir mahkemede yargılanamazlar.
2
Olaydaki rıza durumunu analiz etmek
P Devleti'nin Statü'nün 36. maddesi kapsamında genel bir ihtiyari beyanı veya bu uyuşmazlığa özel bir tahkimnamesi bulunmamaktadır.
Soruda açıkça P Devleti'nin yetkiyi kabul eden bir beyanının veya özel rızasının olmadığı belirtilmiştir.
3
BM üyeliğinin etkisini değerlendirmek
BM üyesi olmak ve dolayısıyla UAD Statüsü'ne taraf olmak, zorunlu yargı yetkisinin doğrudan kabulü anlamına gelmez.
Statüye taraf olan devletler, Divan'da yargılanmayı ancak ihtiyari madde (Madde 36/2) bildirimiyle veya uyuşmazlık özelinde açıkça kabul edebilirler.

Anahtar Kavram

UAD İhtiyari Yargı Yetkisi ve Devletin Rızası Prensibi
Soru 229Soru

X ve Y devletleri arasında, Y devletinin ülkesindeki X devletine ait bazı şirketleri millileştirmesi üzerine ödenecek tazminat miktarı konusunda hukuki ve siyasi bir uyuşmazlık çıkmış, taraflar arasındaki diplomatik görüşmeler tıkanmıştır. Krizin derinleşmesi üzerine Z devleti devreye girmiş; tarafları kendi ülkesinde bir araya getirmekle kalmayıp, müzakerelere aktif olarak katılmış ve uyuşmazlığın esasına yönelik olarak tarafların üzerinde uzlaşabileceği somut bir 'çözüm önerisi paketi' sunmuştur.

Buna göre, Z devletinin uyuşmazlığın barışçıl yollarla çözümü bağlamında yürüttüğü bu diplomatik yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arabuluculuk

Cevap

Arabuluculuk yönteminde üçüncü taraf, uyuşmazlığın esasına dair somut çözüm önerileri getirerek müzakerelere aktif katılım sağlar.
Sorudaki olayda Z devleti, tarafları yalnızca kendi ülkesinde bir araya getirmekle yetinmemiş (ki sadece bunu yapsaydı eylemi dostça girişim/iyiniyet hizmeti olurdu), uyuşmazlığın çözümüne yönelik aktif rol alarak somut bir çözüm önerisi paketi sunmuştur. Uluslararası hukukta, üçüncü bir devletin veya kişinin müzakerelere bizzat katılıp tarafları uzlaştıracak esasa ilişkin öneriler getirmesi 'arabuluculuk' yönteminin ayırt edici hukuki niteliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki üçüncü devletin (Z devleti) üstlendiği rolü ve eylemlerini analiz etme
Z devletinin tarafları bir araya getirdiği, müzakerelere aktif katıldığı ve somut bir 'çözüm önerisi paketi' sunduğu tespit edilmiştir.
Uluslararası uyuşmazlıkların barışçıl (diplomatik) çözüm yollarını birbirinden ayırmak için üçüncü tarafın müdahale derecesine ve niteliğine bakılmalıdır.
2
Tespit edilen rolü diplomatik çözüm yöntemlerinin hukuki tanımları ile eşleştirme
Sadece bir araya getirme işlemi 'dostça girişim' iken, sürece dahil olup esasa yönelik öneri getirme işlevi 'arabuluculuk' kapsamına girer.
Arabuluculuğu dostça girişimden ayıran en önemli yasal kriter, arabulucunun uyuşmazlığın esasına girerek taraflara uzlaşma formülleri önermesidir.

Anahtar Kavram

Arabuluculuğun hukuki tanımı ve dostça girişimden (iyiniyet hizmeti) farkı
Soru 230Soru

K ve L devletleri arasında, stratejik siber altyapılara yönelik karşılıklı siber saldırı iddiaları nedeniyle diplomatik ilişkiler tamamen kesilmiş ve doğrudan iletişim kanalları kapanmıştır. Bölgesel istikrarın bozulmasından endişe eden M devleti, tarafları kendi başkentinde diplomatik düzeyde tekrar bir araya getirmek için gizli bir toplantı organize etmiştir. M devleti yetkilileri, taraflar arasındaki ilk teması sağlamış ve müzakerelere ev sahipliği yapmış; ancak toplantıların açılışında uyuşmazlığın esasına müdahale etmeyeceğini, iddiaların doğruluğunu araştırmayacağını ve herhangi bir çözüm taslağı sunmayacağını açıkça beyan etmiştir.

Buna göre, M devletinin üstlendiği bu işlevin uluslararası hukuktaki niteliği ve sınırları bağlamında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Süreç bir dostça girişim (iyiniyet hizmeti) niteliğindedir; üçüncü tarafın rolü yalnızca kopan iletişimi yeniden kurmak olup uyuşmazlığın esasına dair maddi bir çözüm planı sunma yetkisi bulunmamaktadır.

Cevap

Sürecin bir dostça girişim (iyiniyet hizmeti) niteliğinde olduğunu ve üçüncü tarafın çözüm planı sunma yetkisi bulunmadığını ifade eden seçenek doğrudur.
Doğru cevap, sürecin dostça girişim (iyiniyet hizmeti) olduğunu belirten seçenektir. Uluslararası hukukta dostça girişim, aralarında uyuşmazlık bulunan ve genellikle diplomatik ilişkileri kesilmiş olan devletlerin, üçüncü bir devletin (veya uluslararası örgütün/kişinin) girişimiyle sadece masaya oturtulmasıdır. Üçüncü taraf bu süreçte aktarıcı ve kolaylaştırıcıdır (pasif rol); uyuşmazlığın esasına girmez, maddi araştırmalar yapmaz ve müzakerelere katılıp bir çözüm planı önermez.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki üçüncü tarafın (M devleti) üstlendiği spesifik görevleri analiz et.
M devleti, diplomatik ilişkileri kopan iki tarafı bir araya getirmiş, toplantı organize etmiş ancak uyuşmazlığın esasına, maddi gerçeklerin araştırılmasına veya çözüm önerisi sunulmasına dahil olmayacağını beyan etmiştir.
Barışçıl çözüm yollarını birbirinden ayırmak için üçüncü tarafın uyuşmazlığın neresinde durduğunu tespit etmek gerekir.
2
Üçüncü tarafın aktiflik/pasiflik derecesini hukuki kavramlarla eşleştir.
Üçüncü taraf esasa yönelik çözüm sunsaydı 'Arabuluculuk', maddi vakaları araştırsaydı 'Soruşturma', esası inceleyip rapor sunsaydı 'Uzlaştırma' olurdu. Sadece masaya oturtması 'Dostça Girişim' (İyiniyet Hizmeti) olduğunu gösterir.
Uluslararası hukukta üçüncü tarafın uyuşmazlığın çözüm usullerindeki rolü kesin yetki sınırlarıyla birbirlerinden ayrılır.
3
Seçenekleri değerlendir ve doğru hukuki nitelendirmeyi bul.
Dostça girişim seçeneği, M devletinin pasif rolünü ve esasa girmeme tutumunu doğru şekilde yansıtmaktadır.
Soru kökündeki bağlam ile barışçıl çözüm yollarının teorik tanımlarının eşleştirilmesi.

Anahtar Kavram

Uluslararası uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözümünde Dostça Girişim (İyiniyet Hizmeti) ile Arabuluculuk arasındaki temel fark (üçüncü tarafın esasa müdahale ve çözüm önerme yetkisi).
Soru 231Soru

M Devleti ile N Devleti arasında kıta sahanlığının sınırlandırılması konusunda bir uyuşmazlık bulunmaktadır. M Devleti, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 36. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen "ihtiyari yetki şartını" önceden kabul etmiş, ancak bu beyanına "deniz alanlarının sınırlandırılmasından kaynaklanan uyuşmazlıkları" yetki alanı dışında bırakan bir çekince (rezerv) koymuştur. N Devleti ise aynı şartı herhangi bir çekince ileri sürmeksizin kabul etmiştir.

Uyuşmazlığın deniz kuvvetleri arasında sıcak çatışmaya dönüşmesi üzerine, N Devleti tek taraflı olarak M Devleti'ne karşı UAD'de dava açmıştır. Aynı çatışmada açık denizdeki bir petrol platformu zarar gören ve N Devleti vatandaşı olan çok uluslu "Zeta Petrol" şirketi de, maddi zararlarının tazmini talebiyle bu davaya taraf (müdahil) olmak için Divan'a başvurmuştur.

Bu senaryoda ortaya çıkan hukuki durumun Uluslararası Adalet Divanı (UAD) önündeki yargısal süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi uluslararası hukuk kurallarına göre doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: M Devleti'nin ihtiyari yetki beyanına koyduğu çekince geçerli olduğundan Divan'ın bu uyuşmazlığı inceleme yetkisi yoktur; ayrıca UAD Statüsü uyarınca Divan önündeki davalara yalnızca devletler taraf olabileceğinden şirketin müdahillik talebi reddedilmelidir.

Cevap

Divan'ın M Devleti'nin çekincesi sebebiyle uyuşmazlığı inceleme yetkisinin bulunmadığını ve tüzel kişilerin Divan önünde taraf olamayacağı için şirketin talebinin reddedileceğini belirten seçenektir.
Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) yargı yetkisinin temeli devletlerin rızasıdır. İhtiyari yetki şartı (Madde 36/2) kabul edilirken devletler belirli uyuşmazlık türlerini kapsam dışı bırakan çekinceler (rezervler) koyabilirler. Mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesi gereği, bir tarafın koyduğu çekince, çekincesiz kabul eden diğer tarafça da ileri sürülebilir ve sonuç olarak Divan'ın o konudaki yetkisi ortadan kalkar. İkinci olarak, UAD Statüsü'nün 34. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Divan önündeki davalara yalnızca devletler taraf olabilir. Çok uluslu şirketlerin veya bireylerin Divan'da doğrudan dava açma veya müdahil olma ehliyeti yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
UAD'nin yargı yetkisinin sınırlarını belirle.
UAD Statüsü 36/2. madde uyarınca devletlerin ihtiyari yetki beyanlarına koydukları çekinceler geçerlidir ve yargı yetkisi devletlerin ortak rızası ile sınırlıdır.
M Devleti deniz sınırlarına ilişkin çekince koyduğu için Divan'ın bu konuda yetkisi yoktur.
2
Divan önünde kimlerin taraf olabileceğini değerlendir.
UAD Statüsü Madde 34/1 gereğince yalnızca devletler Divan önünde açılacak davalara taraf olabilir.
Şirketler, bireyler veya uluslararası örgütler (çekişmeli davalarda) Divan'da dava ehliyetine sahip değildir.
3
Elde edilen hukuki sonuçları birleştirerek doğru ifadeyi tespit et.
Divan, rıza eksikliği nedeniyle yetkisizlik kararı verir ve şirketin müdahillik talebi usulden reddedilir.
Uluslararası hukukun temel yargısal çözüm prensipleri bunu gerektirir.

Anahtar Kavram

Uluslararası Adalet Divanı'nın Yargı Yetkisi ve Taraf Ehliyeti
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 232Soru

X Devleti ve Y Devleti, Birleşmiş Milletler (BM) üyesi olan iki egemen devlettir. X Devleti, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 36. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Divan'ın zorunlu yargı yetkisini önceden kabul ettiğine dair bir tek taraflı bildirimde (ihtiyari yetki şartı) bulunmuştur. Y Devleti'nin ise Divan'ın yetkisini tanıyan böyle bir bildirimi veya bu hususta taraf olduğu herhangi bir uluslararası antlaşma hükmü bulunmamaktadır. İki devlet arasında yaşanan bir sınır ihlali krizinde X Devleti, uyuşmazlığın çözümü için tek taraflı olarak UAD'ye başvurmuştur. Y Devleti ise Divan'ın bu davaya bakmaya yetkili olmadığını ileri sürmüştür.

Bu duruma göre, Uluslararası Adalet Divanı'nın yargı yetkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Y Devleti'nin Divan'ın yargı yetkisine yönelik açık veya zımni bir rızası bulunmadığından, UAD'nin bu uyuşmazlığa bakma yetkisi yoktur.

Cevap

Uluslararası Adalet Divanı'nın yargı yetkisi devletlerin rızasına bağlı olduğundan, Y Devleti'nin açık veya zımni bir rızası olmaması sebebiyle Divan'ın bu davaya bakma yetkisi bulunmamaktadır.
Uluslararası hukukun en temel prensiplerinden biri, devletlerin rızası olmaksızın uluslararası bir yargı organı önünde davalı sıfatıyla yargılanamamasıdır. Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 36. maddesi uyarınca Divan'ın yetkisi ihtiyaridir (seçimlidir). Davacı X Devleti'nin ihtiyari yetki şartını (zorunlu yargı yetkisini) kabul etmiş olması, ancak kendisi gibi bu yetkiyi kabul etmiş olan diğer devletlere karşı sonuç doğurur (karşılıklılık ilkesi). Y Devleti'nin hiçbir şekilde Divan'ın yetkisine rıza göstermediği ve davaya açıkça itiraz ettiği bir senaryoda UAD'nin yargı yetkisi kurulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) çekişmeli yargı yetkisinin temel şartını belirle.
UAD'nin bir devlet aleyhine açılan davaya bakabilmesi için o devletin Divan'ın yargı yetkisini kabul etmiş olması (rıza prensibi) zorunludur.
Uluslararası hukukta devletlerin egemen eşitliği ilkesi gereği, hiçbir devlet kendi rızası dışında uluslararası bir mahkeme önüne çıkarılamaz.
2
X Devleti'nin 36/2. madde kapsamındaki tek taraflı bildiriminin Y Devleti üzerindeki etkisini değerlendir.
İhtiyari yetki bildirimleri (Madde 36/2) karşılıklılık esasına göre çalışır. Y Devleti böyle bir bildirimde bulunmadığı için X Devleti'nin bildirimi Y'yi bağlamaz.
Karşılıklılık (mütekabiliyet) kuralı gereği, Divan'ın zorunlu yargı yetkisi sadece bu yetkiyi aynı yükümlülük altına girerek kabul etmiş devletler arasında geçerlidir.
3
Y Devleti'nin eylemlerini zımni kabul (forum prorogatum) açısından incele.
Y Devleti, Divan'ın yetkisizliğini en başından ileri sürmüş ve davanın esasına girmemiştir. Dolayısıyla ortada zımni bir kabul de yoktur.
Zımni yetki kabulü, davalı devletin yetki itirazında bulunmadan esasa ilişkin savunma yapmasıyla doğar; bu olayda yetki itirazı yapılmıştır.

Anahtar Kavram

UAD Yargı Yetkisinin İhtiyariliği ve Devletin Rızası Prensibi
Soru 233Soru

Uluslararası alanda faaliyet gösteren ve çevre haklarını savunan bir Sivil Toplum Kuruluşu (STK), K Devleti'nin okyanusa nükleer atık boşaltma faaliyetlerinin uluslararası çevre hukukunu ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanına (UAD) başvurarak dava açmak istemektedir. Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu da nükleer atıkların okyanuslara dökülmesinin uluslararası hukuktaki durumu hakkında Divan'dan hukuki bir değerlendirme talep etmeyi gündemine almıştır.

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü çerçevesinde, bu duruma ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sadece devletler Divan önündeki davalarda taraf olabileceğinden STK'nin dava açma ehliyeti yoktur; ancak BM Genel Kurulu hukuki bir sorun hakkında Divan'dan danışma görüşü isteyebilir.

Cevap

Sadece devletlerin taraf olma ehliyeti bulunduğu için STK dava açamaz; ancak BM Genel Kurulu danışma görüşü talep edebilir.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 34/1 uyarınca, Divan önündeki davalarda yalnızca devletler taraf olabilir. Bu nedenle sivil toplum kuruluşlarının, uluslararası şirketlerin veya bireylerin doğrudan Divan'a başvurarak dava açma ehliyeti bulunmamaktadır. Öte yandan, BM Antlaşması Madde 96'ya göre BM Genel Kurulu veya Güvenlik Konseyi herhangi bir hukuki konu hakkında Divan'dan danışma görüşü (advisory opinion) isteyebilir. Bu yetki ilgili devletin rızasından bağımsız olarak kullanılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
UAD'de çekişmeli yargı için kimlerin taraf olabileceğini belirlemek.
UAD Statüsü Madde 34 fıkra 1'e göre Divan önündeki davalarda yalnızca devletler taraf olabilir. Bireylerin veya STK'ların taraf ehliyeti yoktur.
STK'nin Divan'a dava açma talebinin usulden mümkün olup olmadığını tespit etmek.
2
UAD'den danışma görüşü (tavsiye kararı) isteme yetkisini değerlendirmek.
BM Antlaşması Madde 96 uyarınca BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi her türlü hukuki meselede UAD'den danışma görüşü isteyebilir.
BM Genel Kurulunun hukuki değerlendirme talep etme yetkisinin mevcudiyetini saptamak.

Anahtar Kavram

Uluslararası Adalet Divanı'nda Taraf Ehliyeti ve Danışma Görüşü Kurumu
Soru 234Soru

Egemen iki devlet arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda ortaya çıkan bir uyuşmazlıkta, taraflar dışarıdan hiçbir devletin, uluslararası örgütün veya bağımsız bir kişi ya da komisyonun sürece müdahil olmasını kabul etmemişlerdir. Bunun yerine, doğrudan kendi diplomatik temsilcileri aracılığıyla masaya oturarak uyuşmazlığın esasına yönelik karşılıklı tavizler verip ortak bir çözüm formülü üretmeye çalışmışlardır.

Uluslararası hukuk bağlamında, sadece uyuşmazlığın taraflarınca yürütülen bu barışçıl çözüm usulü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müzakere

Cevap

Müzakere
Doğru seçenek müzakeredir çünkü sorudaki metinde özellikle vurgulanan 'dışarıdan hiçbir devletin veya örgütün sürece müdahil olmaması' ile 'tarafların doğrudan diplomatik temsilcileri aracılığıyla esasa ilişkin çözüm araması', Birleşmiş Milletler Şartı madde 33'te de sayılan müzakere yönteminin temel kurucu unsurlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki uyuşmazlık çözüm senaryosunun temel unsurlarını belirleme
Senaryoda sürece dışarıdan hiçbir aktörün katılmadığı ve uyuşmazlık taraflarının doğrudan doğruya kendi diplomatik temsilcileriyle esasa ilişkin çözüm aradığı tespit edilir.
Uluslararası uyuşmazlıkların barışçıl çözüm yolları, sürece müdahil olan üçüncü tarafın varlığına, yetkisine ve alınan kararın bağlayıcılığına göre sınıflandırılır.
2
Üçüncü tarafın bulunmadığı çözüm yöntemini diğer usullerden ayırma
Arabuluculuk, dostça girişim, uzlaştırma ve tahkim gibi yöntemlerin tamamında uyuşmazlığa müdahil olan üçüncü bir kişi, devlet veya kurul bulunurken; soruda tanımlanan süreçte sadece uyuşmazlığın tarafları yer alır. Bu özellik doğrudan doğruya müzakereyi (görüşme) tanımlar.
Müzakerenin uluslararası hukukta diğer diplomatik ve yargısal usullerden en ayırt edici niteliği 'üçüncü tarafın mutlak yokluğu' ve uyuşmazlığın doğrudan muhataplarca ele alınmasıdır.

Anahtar Kavram

Müzakere (Görüşme)
Soru 235Soru

A ve B devletleri arasında, sınırlarında yer alan tarihi bir kültürel miras alanının yönetimi ve turizm gelirlerinin paylaşımı konusunda ciddi bir uyuşmazlık çıkmış ve iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler kesilmiştir. Bölgesel istikrarın bozulmasından endişe eden C devleti araya girerek, tarafları kendi başkentinde bir araya getirmiş ve görüşmelerin yeniden başlamasını sağlamıştır. Görüşmeler sırasında C devleti yalnızca taraflar arasındaki iletişimi kurmakla kalmamış; aynı zamanda uyuşmazlığın esasına girerek ortak bir yönetim komisyonu kurulmasını ve gelirlerin belirli bir oranda paylaşılmasını öngören, hukuken bağlayıcı olmayan bir çözüm önerisi sunmuştur.

Uluslararası hukuka göre, C devletinin uyuşmazlığın barışçıl çözümü sürecinde üstlendiği bu işlev aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arabuluculuk

Cevap

Doğru yanıt, üçüncü bir devletin uyuşmazlığın esasına girerek bağlayıcı olmayan çözüm önerisi sunduğu yöntem olan arabuluculuktur.
Arabuluculuk, aralarında uyuşmazlık bulunan devletlerin, üçüncü bir devletin, uluslararası örgütün veya kişinin yardımıyla sorunu çözmeye çalıştıkları diplomatik bir yöntemdir. Bu yöntemin en belirleyici özelliği, arabulucunun yalnızca tarafları bir araya getirmekle (dostça girişim) yetinmeyip, doğrudan uyuşmazlığın esasına girerek taraflara uzlaşabilecekleri, hukuken bağlayıcı olmayan çözüm önerileri sunmasıdır. Olayda C devletinin yönetim komisyonu kurulması ve gelir paylaşımı teklifi sunması bu tanımı tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki üçüncü tarafın (C devleti) ilk rolünü analiz etmek.
C devleti tarafları bir araya getirmiş ve kopan iletişimi yeniden sağlamıştır.
Uyuşmazlık çözüm yönteminin çerçevesini belirlemek ve üçüncü tarafın varlığını teyit etmek için ilk aşamadır.
2
Üçüncü tarafın uyuşmazlığın esasına olan müdahalesini ve sunduğu çözümün hukuki niteliğini değerlendirmek.
C devleti sadece iletişimi sağlamakla kalmayıp uyuşmazlığın esasına girerek 'çözüm önerisi' sunmuştur ve bu öneri 'bağlayıcı değildir'.
Dostça girişim ile arabuluculuğu birbirinden ayıran temel unsur, üçüncü tarafın doğrudan esasa girerek çözüm önerisi sunup sunmadığıdır.

Anahtar Kavram

Arabuluculuk yönteminde üçüncü tarafın uyuşmazlığın esasına müdahale derecesi
Soru 236Soru

Zümrüt Cumhuriyeti, komşu ülkesi Yakutistan ile yaşadığı sınır uyuşmazlığını tek taraflı bir başvuru ile Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) götürmüştür. Yakutistan yetkilileri, Divan'ın zorunlu yargı yetkisini tanıyan herhangi bir ihtiyari beyanda bulunmadıklarını ve iki devlet arasında bu yönde bir tahkimname (özel rıza antlaşması) akdedilmediğini ileri sürerek, Divan'ın uyuşmazlığı esastan inceleme yetkisi olmadığını savunmuştur. Zümrüt Cumhuriyeti ise her iki devletin de Birleşmiş Milletler (BM) üyesi ve dolayısıyla UAD Statüsü'ne taraf olmasının, Divan'ın yargı yetkisinin tesisi için yeterli hukuki zemini sağladığını iddia etmektedir.

Uluslararası hukuk kuralları ve UAD'nin yetki rejimi dikkate alındığında, bu uyuşmazlıkta yargı yetkisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yakutistan'ın yetki itirazı hukuka uygundur; BM üyesi ve Divan Statüsü'ne taraf olmak yargı yetkisini otomatik olarak doğurmaz, yetkinin tesisi için devletlerin uyuşmazlığa özel veya önceden verilmiş açık rızası şarttır.

Cevap

Yakutistan'ın yetki itirazı hukuka uygundur; BM üyesi ve Divan Statüsü'ne taraf olmak yargı yetkisini otomatik olarak doğurmaz, yetkinin tesisi için devletlerin uyuşmazlığa özel veya önceden verilmiş açık rızası şarttır.
Doğru yanıt, UAD'nin yargı yetkisinin temeli olan 'rıza' prensibini en doğru yansıtan ifadedir. Uluslararası hukukta devlet egemenliği gereği yargı yetkisi ihtiyaridir (seçimlidir). Bir devletin Birleşmiş Milletler üyesi olması ve buna bağlı olarak UAD Statüsü'ne taraf olması, o devletin herhangi bir uyuşmazlıkta Divan tarafından yargılanmayı peşinen kabul ettiği anlamına gelmez. Yargılamanın yapılabilmesi için ilgili devletlerin ya uyuşmazlık öncesinde Statü'nün 36/2 maddesi uyarınca 'ihtiyari yetki beyanı'nda bulunmuş olması, ya iki taraflı bir antlaşmada uyuşmazlıkların Divan'a götürüleceğine dair bir madde (zımni rıza/kompromiser şart) yer alması, ya da uyuşmazlık doğduktan sonra özel bir tahkimname ile rıza göstermesi gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki temel hukuki sorunu belirle.
Sorun, sadece BM üyesi ve UAD Statüsü'ne taraf olmanın, Divan'da dava edilmek için yeterli bir yargı yetkisi temeli oluşturup oluşturmadığıdır.
UAD'nin yetki rejiminin nasıl çalıştığını test etmek.
2
Uluslararası Adalet Divanı'nın yargı yetkisi kurallarını uygula.
Uluslararası hukukta kural olarak uluslararası mahkemelerin yargı yetkisi 'ihtiyari'dir, yani devletlerin açık rızasına dayanır.
Devlet egemenliği ilkesi gereği hiçbir devlet kendi iradesi dışında uluslararası bir mahkeme önüne zorla çıkarılamaz.
3
Tarafların iddialarını bu kural çerçevesinde değerlendir.
Zümrüt Cumhuriyeti'nin 'Statüye taraf olmak yeterlidir' iddiası hukuken geçersizdir. Yakutistan'ın, rıza (ihtiyari beyan veya tahkimname) bulunmadığı için Divan'ın yetkisiz olduğu yönündeki savunması doğrudur.
Madde 36 kapsamındaki ihtiyari yetki beyanı veya özel anlaşma olmaksızın UAD davayı esastan göremez.

Anahtar Kavram

UAD'nin İhtiyari (Rızaya Dayalı) Yargı Yetkisi
Soru 237Soru

Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması’nın 12. maddesine göre, Güvenlik Konseyi herhangi bir uyuşmazlık veya durumla ilgili olarak kendisine bu Antlaşma ile verilen görevleri yerine getirmekte olduğu sürece, Genel Kurul’un söz konusu uyuşmazlık veya durumla ilgili yetkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel Kurul, Güvenlik Konseyi kendisinden istemedikçe o uyuşmazlık veya durumla ilgili herhangi bir tavsiyede bulunamaz.

Cevap

Güvenlik Konseyi bir uyuşmazlık üzerinde kendisine verilen görevleri yerine getirdiği sürece, Genel Kurul Konsey'in talebi olmadan uyuşmazlığa dair tavsiyede bulunamaz.
Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 12. maddesi, Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul arasındaki yetki çatışmasını önlemek için düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, Güvenlik Konseyi bir uyuşmazlığı aktif olarak ele alıyorsa, Genel Kurul o konu hakkında tavsiye niteliğinde karar alamaz; ancak Konsey'in talebi bu yasağı kaldırır.

Adım Adım Çözüm

1
BM Antlaşması Madde 12 hükmünün analiz edilmesi.
Genel Kurul ve Güvenlik Konseyi arasındaki yetki paylaşımında 'litpendence' (derdestlik) benzeri bir kuralın varlığı tespit edilir.
Aynı uyuşmazlık üzerinde iki ana organın birbiriyle çelişen tavsiyeler vermesini engellemek hedeflenir.
2
Genel Kurul'un genel yetkileri ile Madde 12 kısıtlamasının karşılaştırılması.
Genel Kurul'un uyuşmazlıkları 'tartışma' yetkisinin baki kaldığı ancak 'tavsiye verme' yetkisinin askıya alındığı görülür.
Tartışma yetkisi BM Şartı Madde 10 ve 11 uyarınca geneldir, ancak Madde 12 özel bir sınırlama getirir.
3
İstisnai durumun (Konsey talebi) belirlenmesi.
Sınırlamanın mutlak olmadığı, Güvenlik Konseyi'nin talep etmesi durumunda Genel Kurul'un tavsiyede bulunabileceği saptanır.
Güvenlik Konseyi uyuşmazlığı Genel Kurul'un gündemine tavsiye amacıyla bırakabilir.

Anahtar Kavram

BM Antlaşması Madde 12 ve Genel Kurul'un Tavsiye Yetkisi Sınırı

Daha Fazla Pratik

BM Genel Sekreteri'nin uyuşmazlıkların çözümündeki 'iyiniyet hizmeti' (good offices) yetkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 238Soru

Birleşmiş Milletler (BMBM) Antlaşması'nın VIVI. Bölümü kapsamında düzenlenen "Uyuşmazlıkların Barışçı Yollarla Çözümü" hükümleri uyarınca, Güvenlik Konseyi'nin uyuşmazlığın taraflarına yönelik aldığı kararların hukuki niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuken bağlayıcılığı olmayan tavsiye niteliğindeki kararlardır.

Cevap

Hukuken bağlayıcılığı olmayan tavsiye niteliğindeki kararlardır.
Doğru seçenek, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın sistematiğine uygun olarak VIVI. Bölüm kapsamındaki kararların 'tavsiye' niteliğinde olduğunu belirtmektedir. Güvenlik Konseyi, uyuşmazlığın taraflarına belirli bir çözüm yöntemini veya uyuşmazlığın esasını ilgilendiren şartları önerebilir ancak bu öneriler taraflar için hukuki bir zorunluluk yaratmaz.

Adım Adım Çözüm

1
BM Antlaşması'nın uyuşmazlık çözümüyle ilgili VIVI. ve VIIVII. bölümlerini ayırt etmek.
VIVI. Bölüm uyuşmazlıkların barışçı yollarla çözümünü, VIIVII. Bölüm ise barışın tehdidi ve saldırı durumunda zorlayıcı tedbirleri düzenler.
Uyuşmazlığın hangi hukuki rejim altında değerlendirildiğini belirlemek için bölümler arasındaki fark kritiktir.
2
Güvenlik Konseyi'nin VIVI. Bölüm (Madde 333833-38) altındaki yetkilerini analiz etmek.
Güvenlik Konseyi bu bölüm kapsamında taraflara çözüm yolları önerebilir veya şartlar tavsiye edebilir.
VIVI. Bölüm, tarafları anlaşmaya teşvik etme odaklıdır.
3
Tavsiye yetkisi ile bağlayıcı karar yetkisi arasındaki farkı sonuca bağlamak.
VIVI. Bölüm altındaki BMGK kararları 'tavsiye' (recommendationrecommendation) niteliğinde olup, devletler üzerinde hukuken bağlayıcı bir zorunluluk oluşturmaz.
BM Antlaşması'nın sistematiğinde bağlayıcı kararlar esas olarak VIIVII. Bölüm altında toplanmıştır.

Anahtar Kavram

BM Güvenlik Konseyi'nin VIVI. Bölüm Kapsamındaki Tavsiye Yetkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 239Soru

Uluslararası hukukta, uyuşmazlığın esasına veya hukuki çözümüne odaklanmak yerine, taraflar arasındaki uyuşmazlığa neden olan olayların (maddi vakıaların) tarafsız bir komisyon tarafından araştırılmasına dayanan barışçıl çözüm yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Soruşturma (Tahkik)

Cevap

Soruşturma (Tahkik)
Soruşturma (tahkik) yöntemi, uyuşmazlığın tarafları arasında olayların nasıl gerçekleştiğine dair bir uyuşmazlık bulunması durumunda, bu maddi vakıaların tarafsız bir komisyon aracılığıyla aydınlatılmasını hedefler. 1899 ve 1907 Lahey Sözleşmeleri ile düzenlenen bu yöntemde hazırlanan raporlar, taraflar aksini kararlaştırmadıkça bağlayıcı değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlık çözüm yönteminin temel amacını analiz etme
Yöntemin temel işlevinin 'maddi vakıaların' (olayların) araştırılması olduğu belirlendi.
Soruşturma yöntemi, uyuşmazlığın hukuki boyutundan ziyade fiili boyutuna odaklanan teknik bir süreçtir.
2
Yöntemi kurumsallaştıran belgeleri hatırlama
1899 ve 1907 Lahey Sözleşmeleri ile bu yöntemin düzenlendiği tespit edildi.
Lahey Sözleşmeleri, soruşturma komisyonlarının kuruluşu ve işleyişi için hukuki çerçeveyi belirlemiştir.

Anahtar Kavram

Soruşturma (Tahkik) yönteminin temel amacı maddi vakıaların tespitidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 240Soru

Birleşmiş Milletler Şartı’nın 33. maddesinde barışçıl çözüm yolları arasında ilk sırada sayılan; uyuşmazlık taraflarının herhangi bir üçüncü tarafın (devlet, kişi veya örgüt) katılımı olmaksızın, uyuşmazlık konusunu doğrudan doğruya görüşerek bir çözüme ulaştırmaya çalıştıkları yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müzakere (Görüşme)

Cevap

Uyuşmazlık taraflarının herhangi bir üçüncü tarafın katılımı olmaksızın doğrudan iletişim kurdukları yöntem Müzakere (Görüşme) yöntemidir.
Müzakere (Görüşme) yöntemi, uyuşmazlığın doğrudan tarafları arasında yürütülen, herhangi bir üçüncü devletin veya uluslararası kuruluşun katılımını gerektirmeyen, esnek ve en yaygın barışçıl çözüm yoludur. Birleşmiş Milletler Şartı'nın 33. maddesinde uyuşmazlıkların çözümünde öncelikle başvurulması gereken yolların başında sayılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlık çözüm yöntemindeki temel unsuru belirle.
Üçüncü bir tarafın (devlet, kişi veya örgüt) yokluğu ve tarafların doğrudan görüşmesi.
Müzakereyi diğer diplomatik yöntemlerden ayıran en keskin fark budur.
2
Hukuki dayanağı kontrol et.
BM Şartı Madde 33 uyarınca sayılan ilk yöntem müzakeredir.
Uluslararası hukukta en eski ve en yaygın kullanılan barışçıl çözüm yoludur.

Anahtar Kavram

Müzakere, uluslararası uyuşmazlıkların çözümünde üçüncü bir tarafın müdahil olmadığı tek yöntemdir.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 12 / 19Sonraki
Uluslararası Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 12 | Examkin