İnşacılık (Konstrüktivizm)

332 soru

Soru 241Soru

Uluslararası sistemde yeni kabul görmeye başlayan bir insan hakları normuna ilişkin olarak; 'X' devleti, bu normun içeriğine dair henüz tam bir toplumsal uzlaşıya ve içsel inanışa sahip olmamasına rağmen, uluslararası platformlarda 'modern ve uygar devlet' imajını kaybetmemek ve diğer devletler tarafından dışlanmamak amacıyla ilgili uluslararası sözleşmeyi onaylamıştır.

Finnemore ve Sikkink’in 'Norm Yaşam Döngüsü' modeline göre, 'X' devletinin bu davranışı hangi aşamada gerçekleşen hangi temel mekanizma ile açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Norm yayılımı aşaması; sosyalleşme, meşruiyet ve prestij arayışı

Cevap

Norm yayılımı aşamasında gerçekleşen sosyalleşme, meşruiyet ve prestij arayışı
Devletin normu derin bir inanca sahip olmadan, sadece uluslararası toplumda dışlanmamak ve meşruiyet kazanmak amacıyla benimsemesi, Finnemore ve Sikkink’in modelinde 'Norm Yayılımı' (Norm Cascade) aşamasına özgü 'sosyalleşme' (socialization) mekanizması ile açıklanır. Bu aşamada devletler, akran baskısı ve prestij kaygısıyla normlara uyum sağlarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin motivasyonunu analiz et
Devlet normun kendisine tam inanmasa da 'imaj' ve 'saygınlık' için kabul ediyor.
Finnemore ve Sikkink modelinde motivasyon türü, hangi aşamada olduğumuzu belirler.
2
Aşamaları karşılaştır
Doğuş aşamasında ikna (persuasion), yayılım aşamasında sosyalleşme (socialization) ve meşruiyet, içselleştirmede alışkanlık (habit) esastır.
Sorudaki prestij kaygısı doğrudan sosyalleşme mekanizmasına işaret eder.
3
Sonuca ulaş
Süreç 'Norm Yayılımı' (Norm Cascade) aşamasıdır.
Eşik noktasından sonra normun yaygınlaşması bu mekanizmalarla gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Norm Yayılımı (Norm Cascade) ve Sosyalleşme

Daha Fazla Pratik

Norm yayılımı aşamasından içselleştirme aşamasına geçişte 'uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) kavramının nasıl evrildiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 242Soru

İnşacı (konstrüktivist) kuramın uluslararası ilişkiler disiplinine getirdiği en özgün katkılardan biri, ana akım teorilerin yapısal determinizm ile metodolojik bireyselcilik arasındaki ontolojik ayrımını aşma çabasıdır. Alexander Wendt tarafından sistemleştirilen bu yaklaşımda, uluslararası sistemin yapısı ile devletlerin eylemleri arasındaki ilişki statik bir etkilenme sürecinden ziyade dinamik bir süreç olarak ele alınır.

Buna göre, inşacı yaklaşımda yer alan 'ajan-yapı' (fail-yapı) ilişkisi ve 'karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) ilkesine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapı ve fail, sosyal etkileşimler ve pratikler aracılığıyla birbirini eş zamanlı olarak var eder ve tanımlar.

Cevap

Yapı ve failin sosyal etkileşimler ve pratikler aracılığıyla birbirini eş zamanlı olarak var etmesi ve tanımlaması
İnşacı teoride yapı ve fail arasındaki ilişki diyalektiktir. Yapı, faillerin (devletlerin) kimliklerini ve çıkarlarını kuran (constitutive) bir role sahipken; failler de eylemleri ve etkileşimleri yoluyla yapıyı sürekli olarak yeniden üretir veya değiştirir. Bu sürece 'karşılıklı kuruluş' denir. Doğru ifade, bu karşılıklı ve eş zamanlı var etme sürecini vurgulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı (Konstrüktivist) teorinin temel ontolojik duruşunu belirle.
İnşacılık, yapı (sistem) ve fail (devlet) arasındaki ilişkinin tek yönlü değil, karşılıklı olduğunu savunur.
Ana akım teoriler (Realizm/Liberalizm) genellikle yapıyı veya faili diğerine öncelerken, inşacılık bu ikiliği 'karşılıklı kuruluş' ile aşar.
2
'Karşılıklı Kuruluş' (Mutual Constitution) kavramını analiz et.
Sosyal yapılar (kurallar, normlar, kimlikler) aktörleri şekillendirirken, aktörlerin sosyal pratikleri de bu yapıları sürekli olarak yeniden üretir veya dönüştürür.
Wendt'e göre devletlerin kimlikleri ve dolayısıyla çıkarları sosyal etkileşim sürecinde inşa edilir; bu süreç aynı zamanda sistemin yapısını da (anarşi kültürünü) belirler.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözü bağlamında Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı anarşi kültürlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 243Soru

İnşacı (konstrüktivist) kuramın öncü ismi Alexander Wendt, uluslararası sistemin yapısını tanımlarken sadece maddi kapasitelerin dağılımına odaklanan yaklaşımları eleştirerek 'toplumsal yapı' (social structure) kavramını ön plana çıkarır. Wendt'e göre bir toplumsal yapı; paylaşılan bilgiler, maddi kaynaklar ve sosyal pratikler olmak üzere üç temel bileşenden meydana gelir.

Buna göre Wendt'in yapısal analizinde yer alan 'paylaşılan bilgiler' (shared knowledges) unsuruyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktörlerin birbirlerine yönelik 'düşman', 'rakip' veya 'dost' gibi kimlik tanımlamaları, bu bilgi yapısının bir sonucudur.

Cevap

Aktörlerin birbirlerine yönelik 'düşman', 'rakip' veya 'dost' gibi kimlik tanımlamaları, paylaşılan bilgi yapısının bir sonucudur.
Wendt’in inşacı yaklaşımında toplumsal yapı, aktörlerin birbirlerine atfettikleri anlamlar ve paylaştıkları bilgiler üzerinden kurulur. Bir devletin diğerini 'düşman' (Hobbesçu), 'rakip' (Lockeçu) veya 'dost' (Kantçı) olarak görmesi, sistemdeki maddi güç dağılımından ziyade aktörler arasındaki paylaşılan bilgi yapısının ve sosyal etkileşimin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Alexander Wendt'in yapı anlayışını analiz et.
Wendt yapıyı sadece maddi değil, esasen ideasyonal (fikirsel) bir olgu olarak tanımlar.
İnşacılıkta maddi unsurların anlamı sosyal etkileşim ve paylaşılan bilgiyle kurulur.
2
'Paylaşılan bilgiler' kavramının devlet kimliği üzerindeki etkisini değerlendir.
Devletlerin birbirlerini nasıl tanımladıkları (kimlikleri), sistemdeki ortak bilgi yapısına bağlıdır.
Anarşinin farklı kültürleri (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) bu ortak bilgi yapısının farklı tezahürleridir.

Anahtar Kavram

Sosyal İnşa ve İdeasyonal Yapı

Daha Fazla Pratik

Wendt'in üç anarşi kültürünün (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) temel davranış kalıplarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 244Soru

Alexander Wendt, anarşi kültürlerinin (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) her birinin üç farklı içselleştirme derecesine (zorlama, çıkar, meşruiyet) sahip olabileceğini; bu derecelerin ise yapı ile fail arasındaki 'sosyal derinliği' belirlediğini savunur.

Buna göre, Wendt'in tipolojisinde ikinci derece içselleştirme (rasyonel çıkar) mantığının farklı anarşi kültürlerindeki görünümlerine ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kantçı Kültür: Devletlerin, aralarındaki sınırları anlamsızlaştıran bir kolektif kimlik geliştirerek, dostane ilişkileri 'doğru ve meşru' olan tek yol olduğu inancı ve normatif bir bağlılıkla sürdürmeleri.

Cevap

Kantçı kültürde devletlerin sınırları anlamsızlaştıran bir kolektif kimlik geliştirmesi ve dostluğu meşru bir norm olarak içselleştirmesi 'üçüncü derece' içselleştirmeye örnektir.
Wendt'in tipolojisinde 'ikinci derece' içselleştirme, devletlerin belirli bir rolü (düşman, rakip veya dost) sadece kendi rasyonel çıkarlarına hizmet ettiği için benimsemelerini ifade eder. Kolektif kimlik inşası, sınırların anlamsızlaşması ve bir normun 'doğru ve meşru' olduğuna dair içten gelen inanç ise 'üçüncü derece' (meşruiyet) içselleştirmenin karakteristik özellikleridir. Bu nedenle Kantçı kültürün bu şekilde tanımlanması ikinci dereceye uygun düşmez.

Adım Adım Çözüm

1
İçselleştirme derecelerinin tanımlarını analiz et.
1. Derece: Zorlama (Dışsal baskı), 2. Derece: Çıkar (Rasyonel hesap), 3. Derece: Meşruiyet (Kimlik/İnanç).
Soruda istenen 'ikinci derece'nin temel motivasyonunu (çıkar) belirlemek için gereklidir.
2
Anarşi kültürlerindeki rollerle (Düşman, Rakip, Dost) ikinci dereceyi eşleştir.
Hobbesçu/2. Derece: Çıkar gereği savaş; Lockeçu/2. Derece: Çıkar gereği egemenliğe saygı; Kantçı/2. Derece: Çıkar gereği kolektif güvenlik.
Seçeneklerdeki ifadelerin bu mantığa uygunluğunu kontrol etmek için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki 'motivasyon' vurgusunu incele.
Kantçı kültürün bir kolektif kimlik ve 'meşruiyet inancı' (normatif bağlılık) üzerinden açıklanması 3. dereceye işaret eder.
Hatalı eşleştirmeyi saptamak için bu ayrım kritiktir.

Anahtar Kavram

Wendt'in İçselleştirme Dereceleri (Internalization Degrees)

Daha Fazla Pratik

Wendt'in 'içselleştirme dereceleri' ile İngiliz Okulu'ndaki 'uluslararası sistem' ve 'uluslararası toplum' ayrımları arasındaki benzerlikleri inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 245Soru

Alexander Wendt’e göre uluslararası sistemin yapısı, neorealistlerin savunduğu gibi sadece maddi güç dağılımı ile açıklanamayan, paylaşılan fikirler ve kimlikler üzerinden kurulan bir "sosyal yapıdır". "Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır" ilkesinden hareket eden Wendt, devletlerin birbirini "egemenlik hakları tanınan meşru rakipler" (rivals) olarak tanımladığı, şiddetin kullanımının sınırlandırıldığı ve modern devletler sisteminin temelini oluşturan anarşi kültürünü aşağıdakilerden hangisi olarak adlandırmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lockeçu kültür

Cevap

Alexander Wendt'in inşacı yaklaşımında devletlerin birbirini 'meşru rakipler' olarak gördüğü yapı Lockeçu kültürdür.
Doğru yanıt olan Lockeçu kültür, Wendt'in tipolojisinde devletlerin birbirini 'meşru rakipler' olarak tanıdığı yapıyı ifade eder. Bu yapıda devletler, Hobbesçu kültürün aksine birbirlerinin egemenlik ve varlık haklarına saygı duyarlar (karşılıklı tanıma), ancak Kantçı kültürdeki dostluk düzeyine erişmedikleri için çıkarları doğrultusunda şiddete başvurma haklarını saklı tutarlar. Bu durum modern uluslararası sistemin ve Westphalia düzeninin temel karakteristiğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Anarşinin ontolojik niteliğini saptama
Wendt'e göre anarşi, devletlerin etkileşimleri ve paylaştıkları fikirlerle şekillenen sosyal bir inşadır (ideational structure).
Maddi güçten ziyade, devletlerin birbirlerine yönelik algıları (kimlikleri) yapıyı oluşturur.
2
Rol tanımlarını analiz etme
Soru kökündeki 'meşru rakip' (rival) kavramı, Lockeçu anarşi mantığının temel aktör rolüdür.
Hobbesçu kültürde 'düşman', Kantçı kültürde ise 'dost' rolleri esastır.
3
Modern sistemle ilişkilendirme
Westphalia düzeni ve karşılıklı egemenlik tanıma süreci Lockeçu kültürün bir sonucudur.
Bu yapıda devletler birbirinin varlık hakkını kabul eder ancak rekabeti sürdürür.

Anahtar Kavram

Wendt'in Anarşi Kültürleri Tipolojisi (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı)
Soru 246Soru

Bir devletin, uluslararası alanda 'demokratik' ve 'insan haklarına saygılı' bir imaj çizerek saygınlık kazanmak amacıyla, aslında iç siyasetinde henüz tam olarak kurumsallaşmamış olan uluslararası bir normu hızla kabul etmesi, Martha Finnemore ve Kathryn Sikkink'in 'Norm Yaşam Döngüsü' modeline göre aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Norm yayılımı aşamasında saygınlık ve meşruiyet arayışı

Cevap

Norm yayılımı aşamasında saygınlık ve meşruiyet arayışı
Modelin ikinci aşaması olan norm yayılımı (cascade) sürecinde, devletler bir normu benimsemiş olan 'eşik kütleye' (critical mass) katılmak için sosyalleşme baskısı hissederler. Bu süreçte temel motivasyon, uluslararası toplumda meşru bir aktör olarak kabul edilmek ve saygınlık kazanmaktır. Senaryoda devletin iç hukukuyla tam örtüşmese bile dış imajı için normu kabul etmesi, bu sosyalleşme ve uygunluk mantığının tipik bir örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki temel motivasyonu belirleyin.
Devletin normu kabul etme nedeni 'imaj çizmek' ve 'saygınlık kazanmak' olarak belirtilmiştir.
Finnemore ve Sikkink modelinde motivasyonlar aşamalara göre farklılık gösterir.
2
Belirlenen motivasyonun hangi aşamaya ait olduğunu saptayın.
Saygınlık (prestige), meşruiyet (legitimacy) ve sosyalleşme (socialization) baskısı, 'Norm Yayılımı' (Norm Cascade) aşamasının temel özellikleridir.
Bu aşamada devletler, diğer devletlerin gözündeki konumlarını korumak için uygunluk mantığı (logic of appropriateness) ile hareket ederler.
3
Seçenekler arasında aşama ve motivasyon eşleşmesini kontrol edin.
Norm yayılımı ve meşruiyet arayışını içeren ifade senaryoyu tam olarak karşılamaktadır.
Diğer aşamalar (doğuş ve içselleştirme) farklı aktör ve süreçlere odaklanır.

Anahtar Kavram

Norm Yayılımı ve Sosyalleşme Mekanizması
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 247Soru

Nicholas Onuf, uluslararası ilişkilerde sosyal gerçekliğin dilsel eylemler vasıtasıyla inşa edildiğini savunduğu yaklaşımında, farklı söz edimi türlerinin farklı kural kategorilerine ve yönetim biçimlerine (rule) karşılık geldiğini belirtir. Onuf’un bu sınıflamasına göre; bir aktörün diğerinden belirli bir eylemi gerçekleştirmesini istemesi veya emretmesiyle oluşan "yönlendirici kuralların" (directive rules) kurumsallaşmış hali aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiyerarşi

Cevap

Onuf'un tipolojisinde yönlendirici kuralların (directive rules) kurumsallaşmasıyla oluşan yönetim biçimi hiyerarşidir.
Onuf'un teorik çerçevesinde, dildeki emredici (directive) ifadelerden türeyen yönlendirici kurallar, aktörler arasında bir üst-alt ilişkisi yaratarak hiyerarşik bir yönetim biçiminin (hierarchy) temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Onuf'un dil felsefesinden ödünç aldığı "söz edimleri" (speech acts) ile toplumsal kurallar arasındaki ilişkiyi analiz etmek.
Dilin sadece dünyayı tasvir etmediği, kural koyucu ve toplumu inşa edici bir işleve sahip olduğu saptanır.
Bu, Onuf'un "Kuralların Dünyası" (World of Our Making) yaklaşımının temel varsayımıdır.
2
"Yönlendirici kuralların" (directive rules) içeriğini ve hangi yönetim biçimine (rule) yol açtığını belirlemek.
Emredici ifadelerin kurumsallaşarak hiyerarşik bir otorite yapısı oluşturduğu sonucuna varılır.
Bir tarafın emir vermesi ve diğer tarafın buna uyması, Onuf'a göre kaçınılmaz olarak hiyerarşik bir yönetim biçimi üretir.

Anahtar Kavram

Onuf'un Kural ve Yönetim Biçimi Tipolojisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 248Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde 1980’lerin sonundan itibaren ana akım rasyonalist teorilere (Neorealizm ve Neoliberalizm) yönelik 'ontolojik' bir meydan okuma olarak gelişen İnşacılık (Konstrüktivizm), sistemin yapısını ve aktörlerin bu yapı içindeki konumunu yeniden tanımlamıştır. Buna göre, İnşacı yaklaşımın uluslararası sistemdeki 'yapı' ve 'çıkar' ilişkisine dair temel varsayımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkarlar, aktörlerin kimliklerinden bağımsız ve sistemin maddi dağılımı tarafından belirlenen verili unsurlar değil; paylaşılan fikirler ve öznelerarası anlamlar yoluyla inşa edilen toplumsal kurgulardır.

Cevap

İnşacılığa göre çıkarlar, aktörlerin kimliklerinden türeyen ve sosyal etkileşim ile paylaşılan fikirler aracılığıyla inşa edilen toplumsal kurgulardır.
İnşacı teorinin en temel ontolojik ayrımı, rasyonalistlerin (Neorealizm/Neoliberalizm) aksine çıkarları 'verili' ve 'maddi' kabul etmemesidir. Alexander Wendt ve diğer inşacı düşünürlere göre, bir devletin ne istediği (çıkarı), onun kim olduğuna (kimliğine) bağlıdır. Kimlikler ise uluslararası sistemdeki sosyal etkileşimler ve paylaşılan fikirler aracılığıyla inşa edilir. Dolayısıyla uluslararası yapı, sadece maddi güç dağılımı değil, öznelerarası anlamlardan oluşan sosyal bir yapıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalizm ve İnşacılık arasındaki ontolojik farkı belirle.
Rasyonalizm çıkarları 'verili' (pre-given) kabul ederken, İnşacılık çıkarların kimlikler tarafından oluşturulduğunu savunur.
İnşacılığın 'Üçüncü Tartışma'daki temel çıkış noktası, ana akım teorilerin çıkarların kaynağını açıklamamasıdır.
2
Yapı kavramının içeriğini analiz et.
İnşacı yapı, sadece maddi kapasite dağılımı değil, 'öznelerarası anlamlar' (inter-subjective meanings) ve normlardan oluşur.
Maddi unsurlar (silahlar, para) ancak sosyal bir anlam yüklendiğinde uluslararası ilişkilerde bir değer kazanır.
3
Fail ve Yapı ilişkisini değerlendir.
Fail (devlet) ve Yapı (sistem) birbirini karşılıklı olarak inşa eder (co-constitution).
Devletlerin davranışları yapıyı, yapının sağladığı anlamlar da devletlerin kimlik ve çıkarlarını şekillendirir.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Kimlik-Çıkar İlişkisi ve Sosyal Yapı

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarchy is What States Make of It' makalesindeki temel argümanları ve anarşi kültürleri arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 249Soru

Finnemore ve Sikkink tarafından geliştirilen 'Norm Yaşam Döngüsü' modeline göre; bir normun 'eşik noktası'nı (tipping point) aşarak 'norm yayılması' (norm cascade) aşamasına geçmesiyle birlikte, aktörlerin normu benimseme motivasyonlarında ve süreci yönlendiren mekanizmalarda köklü bir değişim yaşanır. Bu bağlamda, norm yayılması aşamasında henüz normu tam olarak içselleştirmemiş devletlerin, norm girişimcilerinin doğrudan iknasına ihtiyaç duymaksızın normu kabul etmeye başlamalarının ardındaki temel mekanizma ve bu süreçteki baskın psikolojik saik (motive) aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sosyalleşme - Meşruiyet kazanma ve akran baskısından kaçınma

Cevap

Uluslararası sosyalleşme mekanizması ile meşruiyet kazanma ve akran baskısından kaçınma motivasyonu
Finnemore ve Sikkink modelinde, bir norm kritik bir kütleye ulaşıp 'eşik noktası'nı aştığında 'yayılma' (cascade) safhasına girer. Bu aşamada devletler, norm girişimcileri tarafından ikna edildikleri için değil; uluslararası toplumda meşruiyet kazanmak, saygınlıklarını korumak ve 'akran baskısı' (peer pressure) altında dışlanmamak için normu benimserler. Bu sosyolojik sürece 'uluslararası sosyalleşme' adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Döngü aşamasını tanımla
Soru 'norm yayılması' (norm cascade) aşamasına odaklanmaktadır.
Eşik noktasından sonraki süreci anlamak için aşamanın karakteristiğini belirlemek gerekir.
2
Mekanizmayı belirle
İkinci aşamada temel mekanizma 'sosyalleşme' (socialization) ve baskıdır.
İlk aşamada 'ikna' kullanılırken, ikinci aşamada devletler arası bir yayılım söz konusudur.
3
Motivasyonu (saik) analiz et
Devletler bu aşamada 'modernlik', 'meşruiyet' ve 'saygınlık' arayışıyla hareket ederler.
Akran baskısı ve uluslararası toplumda dışlanma korkusu normun hızla yayılmasını sağlar.
4
Doğru eşleştirmeyi seç
Sosyalleşme ve meşruiyet ikilisi doğru cevaptır.
Diğer seçenekler ya farklı aşamalara aittir ya da rasyonalist kuramlardan ödünç alınmıştır.

Anahtar Kavram

Norm Yaşam Döngüsü - Cascade (Yayılma) Aşaması Mekanizmaları

İpuçları

1
Eşik noktasından sonraki süreci düşünün; bu aşamada 'ikna' artık geride kalmıştır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 250Soru

İnşacı (Konstrüktivist) kurama göre, uluslararası politika sadece maddi güç ilişkilerinden ibaret olmayıp, bu güçlere anlamını veren sosyal bir yapıya dayanmaktadır. Alexander Wendt, 500 İngiliz nükleer silahının ABD için bir 'dostluk' kimliği çerçevesinde tehdit oluşturmadığını, ancak çok daha az sayıdaki Kuzey Kore nükleer silahının bir 'düşmanlık' kimliği nedeniyle hayati bir tehdit olarak algılandığını savunmaktadır. Bu örnek, maddi unsurların ancak aktörler arasındaki paylaşılan anlamlar üzerinden birer dış politika girdisine dönüştüğünü göstermektedir.

Buna göre, İnşacı perspektiften devletlerin 'ulusal çıkar' tanımlamalarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkarlar, maddi kapasitelerden otomatik olarak türeyen verili (eksojen) unsurlar olmayıp; aktörlerin birbirlerine yönelik algılarını şekillendiren öznelerarası (intersubjective) süreçler ve kimlik tanımlamaları aracılığıyla inşa edilir.

Cevap

Çıkarlar, maddi kapasitelerden otomatik olarak türeyen verili (eksojen) unsurlar olmayıp; aktörlerin birbirlerine yönelik algılarını şekillendiren öznelerarası (intersubjective) süreçler ve kimlik tanımlamaları aracılığıyla inşa edilir.
İnşacı yaklaşıma göre devletlerin çıkarları, uluslararası sistemdeki anarşinin veya maddi güç dağılımının doğal bir sonucu değildir. Aksine çıkarlar, devletlerin birbirlerini nasıl tanımladıklarıyla (kimlikleriyle) doğrudan ilişkilidir. Alexander Wendt'in vurguladığı gibi, 'kimlik çıkardan önce gelir'. Bir devletin karşısındakini 'dost' olarak tanımlaması (kimlik), nükleer silahları bir güvenlik tehdidi olarak değil, bir güvence olarak görmesine (çıkar/algı) yol açar. Bu süreç, aktörlerin birbirlerinin davranışlarına verdikleri anlamların paylaşıldığı 'öznelerarası' (intersubjective) alanda gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüldeki temel argümanı analiz et.
Maddi güçlerin (silahların) anlamının ancak sosyal bağlam (dostluk/düşmanlık) ile belirlendiği görülmektedir.
İnşacı teorinin 'maddi olanın sosyal anlamı' ilkesini kavramak için.
2
Wendt'in örneği ile teorik kavramları eşleştir.
Nükleer silahlar 'maddi yapı', dostluk/düşmanlık ise 'sosyal yapı/kimlik' olarak tanımlanır.
Kimliğin çıkarlardan ve tehdit algılarından önce geldiğini anlamak için.
3
Rasyonalist (Realizm/Liberalizm) yaklaşımlarla farkı belirle.
Rasyonalistler çıkarları sabit ve maddi (eksojen) görürken, İnşacılar çıkarların sosyal etkileşimle (endojen) oluştuğunu savunur.
Sorunun çeldiricilerini elemek ve konstrüktivist 'öznelerarasılık' vurgusunu bulmak için.

Anahtar Kavram

Öznelerarasılık (Intersubjectivity) ve Kimliğin Çıkarı Belirlemesi

Daha Fazla Pratik

Wendt'in üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki farkları inceleyerek çıkarların bu kültürlerde nasıl farklılaştığını analiz ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 251Soru

Alexander Wendt’in sosyal inşacı yaklaşımında anarşi kültürleri (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçu), devletlerin bu yapıları hangi düzeyde içselleştirdiğine bağlı olarak farklı istikrar seviyeleri sergiler. Buna göre, Lockeçu bir anarşi kültürünün 3.3. derece içselleştirme (meşruiyet) düzeyinde kurumsallaştığı bir sistemde, devletlerin egemenlik normuna uyma gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemenlik kuralının sadece dışsal bir zorunluluk değil, devletin kendi kimliğiyle bütünleşmiş ve haklı bulunan bir norm olarak kabul edilmesi

Cevap

Egemenlik kuralının devlet kimliğiyle bütünleşmiş ve meşru bir norm olarak kabul edilmesidir.
Alexander Wendt'e göre üçüncü derece içselleştirme, devletin bir kuralı veya rolü 'meşru' (legitimate) gördüğü için kabul etmesidir. Lockeçu kültürde bu, devletlerin birbirlerinin egemenlik haklarını sadece çıkarları gereği değil, bu kuralın uluslararası toplumun temel ve haklı bir unsuru olduğuna inandıkları için tanıması anlamına gelir. Bu aşamada egemenlik normu, devletin kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Anarşi kültürünü belirle
Lockeçu Kültür: Devletlerin birbirini 'rakip' olarak gördüğü ve egemenliği tanıdığı yapı.
Soruda hedeflenen kültürün temel mantığını (rakip-egemenlik) anlamak gerekir.
2
İçselleştirme derecesini analiz et
3.3. Derece İçselleştirme: Meşruiyet (Legitimacy) ve kimlik inşası.
Wendt'e göre üçüncü derece, bir kuralın 'doğru' olduğu için takip edilmesidir.
3
Kültür ve içselleştirme düzeyini birleştir
Lockeçu + 3.3. Derece: Devletlerin rakip olmalarına rağmen birbirlerinin egemenliğini meşru ve haklı bir norm olduğu için koruması.
İçselleştirme düzeyi arttıkça sistemin istikrarı dışsal baskıdan içsel inanca kayar.

Anahtar Kavram

Alexander Wendt'in İçselleştirme Dereceleri (Zorlama, Çıkar, Meşruiyet)
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 252Soru

Alexander Wendt’in sosyal inşacı (konstrüktivist) yaklaşımına göre, uluslararası sistemdeki anarşinin tek bir mantığı yoktur; anarşi devletler arasındaki sosyal etkileşimlerin niteliğine göre farklı kültürlere bürünür. Bu çerçevede, modern devletler sisteminin büyük bir kısmını açıklayan Lockeçu anarşi kültüründe devletler birbirlerini "rakip" (rival) olarak tanımlarlar.

Buna göre, Lockeçu anarşi kültürünü, devletlerin birbirini "düşman" (enemy) olarak gördüğü Hobbesçu anarşi kültüründen ayıran en temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin birbirlerinin egemenlik ve var olma haklarını karşılıklı olarak tanıması

Cevap

Devletlerin birbirlerinin egemenlik ve var olma haklarını karşılıklı olarak tanıması
Alexander Wendt'e göre Lockeçu anarşi kültürü, Hobbesçu anarşi kültüründen temel olarak devletlerin birbirlerinin egemenlik ve hayatta kalma haklarını tanımasıyla ayrılır. Hobbesçu kültürde devletler birbirini 'düşman' (enemy) olarak gördükleri için şiddet sınırsızdır ve birbirlerinin varlığına son vermeyi meşru görürler. Lockeçu kültürde ise devletler 'rakip' (rival) olarak birbirlerinin var olma hakkını tanıdıkları için şiddet kullanımını sınırlar ve uyuşmazlıklarda şiddete başvursalar bile diğerinin egemenliğini tamamen yok etmeyi amaçlamazlar.

Adım Adım Çözüm

1
Wendt'in üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki temel farklılıkları analiz etme.
Hobbesçu kültürde devletler birbirini 'düşman', Lockeçu'da 'rakip', Kantçı'da 'dost' olarak görür.
Bu temel tanımlamalar, anarşinin işleyiş mantığını belirler.
2
Hobbesçu kültürdeki şiddetin boyutunu Lockeçu kültürle karşılaştırma.
Hobbesçu kültürde şiddet sınırsızdır (varlığa son verme amacı taşır); Lockeçu kültürde ise şiddet sınırlıdır (egemenliği ortadan kaldırmayı amaçlamaz).
Sınırlı şiddet, rakibin egemenlik hakkının tanınmasından kaynaklanır.
3
Lockeçu kültürü diğerlerinden ayıran 'egemenlik hakkının tanınması' ilkesini doğrulama.
Doğru yanıt olan egemenlik ve var olma haklarının tanınması ilkesine ulaşılır.
Modern Westphalia sisteminin temeli olan bu ilke, rakip devletler arasındaki ilişkinin 'düşmanca' (Hobbesçu) olmamasını sağlar.

Anahtar Kavram

Alexander Wendt'in Anarşi Kültürleri ve Rol Yapıları

İpuçları

1
Wendt'in üç kültürünü 'Düşman', 'Rakip' ve 'Dost' rolleri üzerinden düşünün.
2
Lockeçu anarşi kültürü, egemenliğin tanındığı modern Westphalia sistemini yansıtır.
3
Hobbesçu kültürde bir devlet diğerini tamamen yok edebilirken, Lockeçu kültürde rakipler birbirinin egemenlik hakkına (var olma hakkına) saygı duyarlar.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in anarşi kültürlerindeki 'içselleştirme derecelerini' (Zorlama, Çıkar, Meşruiyet) çalışmak konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 253Soru

İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşıma göre uluslararası sistem, rasyonalist teorilerin iddia ettiği gibi sadece maddi kapasitelerin dağılımından oluşan bir yapı değil; aynı zamanda aktörler arasındaki paylaşılan fikirler ve sosyal anlamlar bütünüdür. Alexander Wendt, devletlerin ulusal çıkarlarını tanımlarken öncelikle "biz kimiz?" ve "onlar kim?" sorularına verdikleri cevaplara, yani kimlik tanımlamalarına başvurduklarını ve bu sürecin karşılıklı etkileşimle şekillendiğini savunur. Bu teorik çerçeve dikkate alındığında, devletlerin "çıkar" (interestinterest) tanımlamalarının kaynağı ve niteliğiyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkarlar, aktörlerin birbirleriyle olan sosyal etkileşimleri sonucunda oluşan öznelerarası (intersubjectiveintersubjective) kimlik inşasının bir ürünüdür.

Cevap

Çıkarların, aktörlerin sosyal etkileşimleri sonucunda oluşan öznelerarası kimlik inşasının bir ürünü olduğu ifadesi doğrudur.
İnşacı yaklaşıma göre çıkarlar, devletlerin sosyal etkileşim süreçleri dışında var olan, maddi kapasitelerden türetilen veya rasyonel olarak önceden belirlenmiş (verili) unsurlar değildir. Alexander Wendt'in vurguladığı üzere, devletler birbirleriyle girdikleri öznelerarası (intersubjectiveintersubjective) etkileşimler aracılığıyla kendilerine ve diğerlerine kimlikler (dost, düşman, rakip vb.) yüklerler. Bu kimlik tanımlamaları, devletlerin neyi çıkar olarak göreceğini belirleyen temel zemindir. Dolayısıyla çıkar, kimlik inşasının bir fonksiyonu ve sosyal etkileşimin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacılığın temel ontolojik varsayımını analiz etme
İnşacılık, uluslararası ilişkilerdeki gerçekliğin maddi değil, sosyal olarak kurgulandığını savunur.
Çıkarların kaynağını anlamak için önce teorinin gerçeklik algısını (ontoloji) belirlemek gerekir.
2
Kimlik ve çıkar arasındaki nedensellik bağını kurma
Aktörler ne istediklerine (çıkarlarına), kim olduklarına (kimliklerine) göre karar verirler.
Alexander Wendt'e göre kimlik çıkardan önce gelir ve ona anlam katar.
3
Öznelerarasılık (intersubjectivityintersubjectivity) kavramını uygulama
Kimlikler ve dolayısıyla çıkarlar, devletlerin birbirleriyle olan etkileşimi ve paylaşılan anlamlar yoluyla inşa edilir.
Anarşinin veya güç dengesinin anlamı, aktörlerin birbirine yüklediği anlamla belirlenir.

Anahtar Kavram

Öznelerarası Kimlik ve Çıkar İnşası

Daha Fazla Pratik

Wendt'in Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı anarşi kültürleri ayrımını inceleyerek kimliklerin nasıl farklı çıkar algıları (düşmanlık, rekabet, dostluk) ürettiğini analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 254Soru

Nicholas Onuf’un "Kuralların Dünyası" (19891989) adlı eserinde sistemleştirdiği kural temelli inşacılık (rule-oriented constructivism) yaklaşımına göre toplumsal gerçeklik, dilsel edimler ve kurallar aracılığıyla kurulur. Onuf, farklı "söz edimi" (speech act) türlerinin farklı kural tiplerini ve bu kuralların da özgün toplumsal düzenleri (yönetim biçimlerini) doğurduğunu savunur.

Buna göre; toplumsal statüleri tanımlayan, bilgi ve uzmanlığa dayalı otoriteler yaratan "bilgilendirici" (assertive) söz edimlerinden beslenen kural türü ve bu kuralların baskın olduğu toplumsal düzen aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgilendirici kurallar - Hiyerarşi

Cevap

Nicholas Onuf'un kuramsal çerçevesinde bilgilendirici (assertive) söz edimleri, bilgilendirici kuralları ve hiyerarşi düzenini oluşturur.
Nicholas Onuf'un kural temelli inşacılığında, 'bilgilendirici' (assertive) söz edimleri bir şeyin ne olduğunu veya kimin hangi statüde olduğunu betimler. Bu edimler 'bilgilendirici kuralları' (instruction rules) oluşturur. Bu kurallar sayesinde toplumda bilgiye ve statüye dayalı farklılaşmalar meydana gelir ki Onuf bunu 'hiyerarşi' düzeni olarak adlandırır.

Adım Adım Çözüm

1
Onuf'un kural-söz edimi eşleştirmesini analiz etme
Onuf'un üçlü bir tasnifi vardır: Bilgilendirici (Assertive), Buyurucu (Directive) ve Taahhüt Edici (Commissive).
Soru kökündeki 'bilgilendirici' ifadesinin kuramsal karşılığını bulmak için gereklidir.
2
Bilgilendirici söz edimlerinin sonucunu belirleme
Bilgilendirici söz edimleri, toplumda statüleri ve uzmanlıkları belirleyen 'bilgilendirici kurallara' (instruction rules) dönüşür.
Bilgiye dayalı otoritenin nasıl inşa edildiğini anlamak için bu adım şarttır.
3
Kural türü ile toplumsal düzeni ilişkilendirme
Bilgi ve statü farklarına dayanan bu düzen 'hiyerarşi' (hierarchy) olarak tanımlanır.
Kuralların makro düzeyde hangi yönetim biçimini doğurduğunu saptamak sorunun nihai hedefidir.

Anahtar Kavram

Onuf'un Kural - Söz Edimi - Toplumsal Düzen Üçlemesi

İpuçları

1
Onuf'un üçlü şemasını hatırlayın: Buyruklar hegemonya, vaatler heteronomi üretir.
2
Soru kökündeki 'bilgi ve uzmanlığa dayalı otoriteler' ifadesi sizi statüleri belirleyen kurallara götürmeli.
3
Bilgilendirici (Assertive) söz edimleri statü farkları yaratarak hiyerarşik bir yapı oluşturur.

Daha Fazla Pratik

Onuf'un hegemonyayı neden 'yönerge kuralları' (directive rules) ile ilişkilendirdiğini ve bu durumun anarşi tartışmalarından farkını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 255Soru

Uluslararası ilişkiler teorisindeki rasyonalizm (neorealizm ve neoliberalizm) ile inşacılık (konstrüktivizm) arasındaki tartışmalarda 'çıkarların oluşumu' merkezi bir yer tutmaktadır. Rasyonalist teoriler, aktörlerin çıkarlarının etkileşimden önce ve dışsal (exogenous) olarak belirlendiğini varsayarak analize başlarken; inşacılar bu yaklaşımı 'sosyal ontoloji' eksikliğiyle eleştirmektedir. Buna göre, inşacı yaklaşımın rasyonalist çıkar varsayımına yönelik temel eleştirisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkarların sabit kabul edilmesinin, kimliklerin sosyal etkileşimle dönüşebilme potansiyelini göz ardı etmesi.

Cevap

Çıkarların sabit kabul edilmesinin, kimliklerin sosyal etkileşimle dönüşebilme potansiyelini göz ardı etmesi
İnşacı yaklaşıma göre, rasyonalistlerin (neorealizm ve neoliberalizm) en büyük hatası, devletlerin çıkarlarını analizin başında sabit ve verili kabul etmeleridir. İnşacılar, devletlerin çıkarlarının kimliklerinden türediğini ve bu kimliklerin de uluslararası alandaki sosyal etkileşimler ve paylaşılan fikirler aracılığıyla süreç içinde (endojen olarak) inşa edildiğini savunur. Bu nedenle, rasyonalizmin 'çıkarlar verili ve değişmezdir' varsayımı, sosyal dünyanın dinamik yapısını ve aktörlerin etkileşimle nasıl dönüşebileceğini açıklayamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalist ve inşacı yaklaşımların 'çıkar' kavramına bakışlarını karşılaştırın.
Rasyonalizm çıkarları etkileşim öncesi 'verili' (given) kabul ederken, inşacılık çıkarların süreç içinde oluştuğunu savunur.
İki teori arasındaki ontolojik ayrımın temel noktasını saptamak için bu karşılaştırma gereklidir.
2
İnşacıların 'kimlik' ve 'çıkar' arasındaki ilişkiyi nasıl tanımladığını analiz edin.
İnşacılar için çıkarın ne olduğu, aktörün kimliğinin ne olduğuyla doğrudan ilişkilidir ve kimlikler sosyal etkileşimle şekillenir.
İnşacı eleştirinin rasyonalist 'dışsal çıkar' varsayımına karşı getirdiği temel argümanı bulmak için gereklidir.
3
Seçenekler arasında bu sosyal inşa sürecini vurgulayan ifadeyi belirleyin.
Kimliklerin dönüşüm potansiyelinin rasyonalistlerce ihmal edildiğini belirten ifade doğru cevaptır.
Sorunun sorduğu temel eleştiri odağını seçeneklerle eşleştirmek için.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Çıkarların Sosyal İnşası ve Kimlik İlişkisi

İpuçları

1
Rasyonalistler devlet çıkarlarını analize başlamadan önce 'paket halinde' hazır kabul ederler.
2
İnşacılar için 'çıkar', aktörün 'ben kimim?' (kimlik) sorusuna verdiği yanıttan bağımsız değildir.
3
Alexander Wendt'e göre kimlikler ve çıkarlar sosyal etkileşim sürecinde 'içsel' (endogenous) olarak şekillenir; rasyonalistler ise bunları 'dışsal' (exogenous) görür.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in 'anarşi kültürleri' (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki farkların çıkar oluşumuyla nasıl ilişkilendiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 256Soru

Uluslararası İlişkiler disiplininde 1980’lerin sonundan itibaren güç kazanan İnşacılık (Konstrüktivizm), rasyonalist teorilerin (Neorealizm ve Neoliberalizm) materyalist ontolojisine temel bir eleştiri getirmiştir. İnşacı düşünürlere göre uluslararası sistem, sadece maddi kapasitelerin dağılımından oluşmaz; sistemin asıl belirleyicisi aktörler arasındaki paylaşılan anlamlardır. Buna göre, İnşacı yaklaşımın temel varsayımları dikkate alındığında, uluslararası sistemdeki maddi unsurların niteliğiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maddi unsurlar, ancak aktörler arasındaki öznelerarası (intersubjective) anlayışlar ve kimlik inşası çerçevesinde bir anlam ve işlev kazanır.

Cevap

Maddi unsurların ancak öznelerarası anlayışlar ve kimlik inşası çerçevesinde anlam kazandığını belirten ifade doğrudur.
İnşacı teoriye göre uluslararası ilişkilerdeki maddi kapasiteler (askeri güç vb.) kendi başlarına bir anlam ifade etmezler. Bir devletin askeri gücü, diğer devletler tarafından ancak paylaşılan kimlikler ve tarihsel deneyimler (öznelerarasılık) çerçevesinde bir 'tehdit' veya 'güven unsuru' olarak kodlanır. Dolayısıyla maddi dünya, sosyal anlamlarla harmanlandığında uluslararası sistemin yapısını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacılığın ontolojik varsayımını analiz etmek.
İnşacılık, materyalizm yerine ideyonalizmi (fikirsellik) temel alır; yani sosyal dünyanın fikirler ve anlamlar üzerine kurulu olduğunu savunur.
Teorinin ana akım rasyonalist yaklaşımlardan en temel farkı budur.
2
Öznelerarasılık (Intersubjectivity) kavramını maddi unsurlarla ilişkilendirmek.
Maddi nesneler (silahlar, coğrafya, kaynaklar) ancak insanlar arası paylaşılan anlamlar süzgecinden geçince 'tehdit', 'dostluk' veya 'ittifak' gibi sosyal gerçekliklere dönüşür.
Bir tankın anlamı, onun kime ait olduğuna dair sahip olunan sosyal bilgiye göre değişir.
3
Doğru varsayımı saptamak.
Maddi unsurların sosyal bağlamda anlam kazandığı yargısına ulaşılır.
İnşacılığın 'sosyal inşa' mantığı bunu gerektirir.

Anahtar Kavram

Öznelerarasılık (Intersubjectivity) ve Sosyal İnşa

İpuçları

1
İnşacılığın 'materyalizm' (maddiyatçılık) yerine 'ideyonalizm' (fikirsellik) vurgusuna odaklanın.
2
500 İngiliz nükleer silahının ABD için bir tehdit oluşturmaması, ancak 5 Kuzey Kore nükleer silahının büyük bir tehdit olarak algılanması örneğini hatırlayın. Bu farkı yaratan nedir?

Daha Fazla Pratik

İnşacılıkta 'uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) ile rasyonalizmin 'sonuçsallık mantığı' (logic of consequences) arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 257Soru

Finnemore ve Sikkink tarafından geliştirilen "Norm Yaşam Döngüsü" (NormNorm LifeLife CycleCycle) modeline göre; bir normun "eşik noktası"nı (tippingtipping pointpoint) geçmesinin ardından başlayan, devletlerin uluslararası toplumda meşruiyet kazanma ve prestijlerini koruma güdüsüyle normu kitleler halinde benimsemeye başladıkları ve "sosyalleşme" (socializationsocialization) mekanizmasının belirleyici olduğu aşama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Normun yayılması (NormNorm cascadecascade)

Cevap

Modeldeki ikinci aşama olan 'Normun yayılması' (cascade), eşik noktasından sonra devletlerin meşruiyet arayışıyla normu benimsediği süreci ifade eder.
Normun yayılması aşaması, normun kritik bir kütleye ulaşarak 'eşik noktası'nı aşmasından sonra başlar. Bu evrede devletler, uluslararası toplumun bir parçası olarak kalmak, dışlanmamak ve meşruiyetlerini korumak amacıyla normu benimserler. Finnemore ve Sikkink, bu aşamadaki temel davranışsal mekanizmanın devletlerin birbirini izlediği 'sosyalleşme' süreci olduğunu vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar kavramları (eşik noktası sonrası, meşruiyet, sosyalleşme) analiz et.
Bu kavramların modelin hangi aşamasına ait olduğu belirlenir.
Finnemore ve Sikkink modelinde her aşamanın kendine has aktörleri, motivasyonları ve mekanizmaları vardır.
2
Aşamalar arasındaki ayrımı yap.
Doğuş aşamasının eşik öncesi, yayılmanın eşik sonrası, içselleştirmenin ise tam kabule dayalı olduğu saptanır.
Soruda 'eşik noktasını geçmesinin ardından başlayan' ifadesi bizi doğrudan ikinci aşamaya yönlendirir.
3
Doğru aşamayı mekanizmasıyla eşleştir.
Yayılma aşamasının temel mekanizmasının 'sosyalleşme' olduğu teyit edilir.
Devletler bu aşamada diğer devletlerden geri kalmamak ve meşru sayılmak için normu taklit ederler.

Anahtar Kavram

Norm Yaşam Döngüsü: Yayılma (Cascade) Aşaması

İpuçları

1
Bu aşama, normun 'kritik çoğunluk' tarafından kabul edilmesinden hemen sonra başlar.
2
Devletlerin 'meşruiyet' arayışı ve 'diğerleri ne der' kaygısı (sosyalleşme) bu evrenin en belirgin özelliğidir.
3
Doğuş aşaması ile İçselleştirme aşaması arasındaki geçiş fazını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Norm girişimcilerinin (norm entrepreneurs) Doğuş aşamasındaki rolü ile devletlerin Yayılma aşamasındaki rolünü karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 258Soru

Uluslararası ilişkilerde inşacı (konstrüktivist) yaklaşımın temel taşlarından biri olan "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) ilkesine göre; fail (devlet) ve yapı (uluslararası sistem) arasındaki ontolojik ilişki aşağıdakilerden hangisinde en doğru şekilde ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapı faillerin kimlik ve çıkarlarını sosyal normlar aracılığıyla tanımlarken; failler de gündelik pratikleri vasıtasıyla bu yapıyı sürekli olarak yeniden üretir veya dönüştürür.

Cevap

Yapı faillerin kimlik ve çıkarlarını sosyal normlar aracılığıyla tanımlarken; failler de gündelik pratikleri vasıtasıyla bu yapıyı sürekli olarak yeniden üretir veya dönüştürür.
Karşılıklı kuruluş ilkesi, fail ve yapının birbirini karşılıklı olarak inşa ettiğini savunur. Yapı (uluslararası sistemin sosyal normları), aktörlere kimliklerini ve bu kimliklere bağlı çıkarlarını verirken; aktörler de eylemleri ve sosyal etkileşimleri ile bu yapıyı sürekli olarak yeniden üretirler. Yani ne yapı ne de fail birbirinden bağımsız bir varlığa sahip değildir.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı kuramda 'yapı' kavramını analiz etme
Yapı sadece maddi değil, sosyal ve fikirsel unsurlardan (normlar, kurallar) oluşur.
Karşılıklı kuruluşun sosyal boyutunu anlamak için yapının tanımı kritiktir.
2
Fail ve yapı arasındaki ontolojik bağı inceleme
Faillerin (devletler) kimlik ve çıkarlarının bu sosyal yapı içinde inşa edildiği görülür.
Rasyonalist kuramlardan farklı olarak, çıkarların sabit olmadığını anlamak gerekir.
3
Karşılıklı kuruluş (mutual constitution) döngüsünü tamamlama
Aktörlerin pratikleri yapıyı ya onaylar ve devam ettirir ya da sorgular ve değiştirir.
Yapının faillerden bağımsız bir varlığı olmadığını, aktör eylemleriyle ayakta kaldığını teyit eder.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)

İpuçları

1
İnşacılıkta fail ve yapı arasındaki ilişki 'yumurta-tavuk' ilişkisine benzer; biri diğerinden bağımsız var olamaz.
2
Alexander Wendt'e göre, devletlerin kimlikleri uluslararası sistemdeki sosyal etkileşimlerle şekillenir.
3
Karşılıklı kuruluş, yapının aktörü 'kimlik' yönünden kurması, aktörün ise yapıyı 'pratik' yönünden kurmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü fail-yapı ilişkisi bağlamında analiz ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 259Soru

Alexander Wendt, uluslararası sistemin yapısını tanımlarken ana akım teorilerin 'maddi güç dağılımı' vurgusuna karşı çıkarak yapının sosyal bir karakter taşıdığını savunur. Wendt'e göre, 500 nükleer silaha sahip bir İngiltere'nin ABD için bir tehdit oluşturmazken, çok daha az silaha sahip bir Kuzey Kore'nin büyük bir tehdit olarak algılanması, uluslararası sistemdeki yapının hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır?

Buna göre, Wendt’in teorik çerçevesinde anarşinin farklı 'kültürler' (Hobbesçu, Lockeçu veya Kantçı) şeklinde tezahür etmesini sağlayan temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletler arasındaki sosyal etkileşim süreçleri sonucunda inşa edilen öznelerarası (intersubjective) anlamlar ve kimlikler

Cevap

Devletler arasındaki sosyal etkileşim süreçleri sonucunda inşa edilen öznelerarası (intersubjective) anlamlar ve kimlikler
Alexander Wendt'in inşacı yaklaşımında, uluslararası sistemin yapısı neorealizmin iddia ettiği gibi sadece maddi güç dağılımından oluşmaz. Yapı, devletlerin birbirlerine yönelik algılarını, kimliklerini ve çıkarlarını belirleyen 'öznelerarası anlamlar' ile şekillenir. Bu nedenle, anarşi ortamında devletlerin çatışmacı mı yoksa iş birliğine dayalı mı davranacağı, bu etkileşimler sonucunda hangi 'anarşi kültürünü' (düşmanlık-Hobbes, rekabet-Locke, dostluk-Kant) inşa ettiklerine bağlıdır. Doğru seçenek, bu sosyal etkileşim ve öznelerarası anlam vurgusunu içermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Wendt'in 'yapı' kavramını analiz etme
Yapının sadece maddi güç (silahlar, coğrafya) değil, bu güce yüklenen sosyal anlamlardan oluştuğu saptanır.
Neorealizmin maddi determinizmini eleştirmek için sosyal yapının önemi anlaşılmalıdır.
2
'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' savını yorumlama
Anarşinin devletlere önceden belirlenmiş bir davranış (çatışma) dayatmadığı, anlamın etkileşimle oluştuğu sonucuna varılır.
Anarşinin farklı mantıklara (Hobbes, Locke, Kant) sahip olabileceği gerçeği bu savda yatar.
3
Kimlik ve çıkarların inşasını inceleme
Devletlerin birbirlerini 'düşman' mı yoksa 'dost' mu gördüğü, paylaşılan öznelerarası bilginin bir ürünüdür.
Davranışın temel belirleyicisinin maddi güç değil, öznelerarası kimlikler olduğu netleşir.

Anahtar Kavram

Öznelerarasılık (Intersubjectivity) ve Sosyal Yapı

İpuçları

1
Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü hatırlayın. Bu söz, anarşinin sabit bir mantığı olmadığını söyler.
2
Maddi unsurlar (silahlar) kendi başlarına bir anlam ifade etmezler; onlara anlamı devletler arasındaki ilişkiler verir.
3
İngiltere ve Kuzey Kore örneği, devletlerin kimliklerinin (dost veya düşman) maddi güçten daha belirleyici olduğunu gösterir.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki temel farkları ve her birinin hangi davranış kalıbına (düşmanlık, rekabet, dostluk) denk geldiğini çalışmak konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 260Soru

Uluslararası ilişkiler kuramında fail-yapı (agent-structure) tartışması, sosyal gerçekliğin kurucu unsurlarının birbirleriyle olan ontolojik ilişkisine odaklanır. Rasyonalist kuramlar (neorealizm ve neoliberalizm) genellikle faili veya yapıyı birbirine indirgeyerek birincil analiz birimi olarak kabul ederken; inşacı (konstrüktivist) yaklaşım bu ikilemi Anthony Giddens’ın "yapılaşma" (structuration) kuramından mülhem "karşılıklı kuruluş" ilkesiyle aşmaya çalışır.

Buna göre, inşacı kuramın "karşılıklı kuruluş" ilkesi çerçevesinde, fail ve yapı arasındaki ilişkiyi açıklayan aşağıdaki ifadelerden hangisi, kuramın temel ontolojik iddiasını en doğru şekilde yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fail ve yapının birbirlerinden bağımsız, önsel (exogenous) varlıklar olmayıp; toplumsal pratikler yoluyla birbirlerinin kimliğini, anlamını ve varlığını eş zamanlı olarak kuran (constitutive) bir bütünlük arz etmesi.

Cevap

Fail ve yapının toplumsal pratikler aracılığıyla birbirlerini karşılıklı olarak kuran (constitutive) bir bütünlük arz etmesi ifadesidir.
İnşacı kuramın 'karşılıklı kuruluş' ilkesi, fail ve yapıyı ontolojik olarak birbirinden ayrılamaz bir bütün olarak görür. Bu anlayışa göre devletler (failler), uluslararası sistemin sosyal yapısını (kurallar, normlar, kimlikler) pratikleri aracılığıyla inşa ederken; bu sosyal yapı da devletlere kimliklerini ve buna bağlı olarak çıkarlarını kazandırır. Bu ilişki kurucu (constitutive) bir nitelik taşır, yani unsurlar etkileşimden önce 'bitmiş' bir halde değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalist ontolojiyi analiz etme
Neorealizm (yapısalcı/bütüncü) ve Neoliberalizmin (bireyselci) faili veya yapıyı birbirinden bağımsız 'verili' (exogenous) kabul ettiği saptanır.
İnşacılığın neye karşı çıktığını anlamak için rasyonalizmin 'ontolojik ayrımlanmışlık' varsayımını saptamak gerekir.
2
Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution) ilkesini uygulama
Fail ve yapının ontolojik olarak birbirine bağımlı olduğu, birinin varlığının diğerinin pratiklerine dayandığı görülür.
İnşacılık, fail ve yapı arasındaki ilişkinin nedensel (causal) değil, kurucu (constitutive) olduğunu savunur.
3
Kimlik ve yapı etkileşimini değerlendirme
Devletlerin kimlik ve çıkarlarının sistemden bağımsız değil, sistemdeki sosyal normlar ve pratikler tarafından şekillendirildiği sonucuna varılır.
Yapı faile anlam kazandırırken, failin eylemleri de yapının sürekliliğini veya değişimini sağlar.
4
Doğru kavramsallaştırmayı seçme
Fail ve yapının sosyal pratiklerle birbirini eş zamanlı kurduğu ifadesi en doğru ontolojik tanımdır.
Bu yaklaşım, indirgemecilikten kaçınarak sosyal gerçekliğin dinamik yapısını açıklar.

Anahtar Kavram

Ontolojik Karşılıklı Kuruluş (Ontological Co-constitution)

İpuçları

1
İnşacılık, fail ve yapı arasındaki ilişkinin 'yumurta-tavuk' ilişkisine benzer şekilde birbirini var eden bir döngü olduğunu savunur.
2
Rasyonalist kuramlar faili veya yapıyı 'verili' (exogenous) kabul ederken, inşacılık her ikisinin de süreç içinde kurulduğunu (constitutive) söyler.
3
Anthony Giddens'ın yapılaşma kuramındaki 'ikilik' kavramını düşünün: Yapı hem eylemin aracı hem de sonucudur.

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü, karşılıklı kuruluş ilkesi bağlamında kimlik inşası üzerinden analiz edin.
Tahmini Süre:2m 30s
ÖncekiSayfa 13 / 17Sonraki