İnşacılık (Konstrüktivizm)

332 soru

Soru 261Soru

İnşacı (konstrüktivist) kuram içerisinde yer alan 'geleneksel' ve 'eleştirel' yaklaşımlar; sosyal inşanın niteliği ve bilginin rolü konusunda farklı perspektiflere sahiptir. Buna göre, eleştirel inşacılığı geleneksel (ana akım) inşacılıktan ayıran temel karakteristik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Statükoyu veri kabul eden analizler yerine, kimliklerin ve çıkarların inşasında rol oynayan iktidar ve söylem ilişkilerini sorunsallaştırarak özgürleştirici bir perspektif sunması

Cevap

Eleştirel inşacılık, iktidar ve söylem ilişkilerini sorgulayarak statükoyu dönüştürme ve özgürleşme (emancipation) hedefi gütmesiyle geleneksel inşacılıktan ayrılır.
Eleştirel inşacılığı geleneksel (conventional) inşacılıktan ayıran en temel fark, eleştirel kanadın Robert Cox'un deyimiyle 'eleştirel teori' (critical theory) geleneğine dayanmasıdır. Bu yaklaşım, sosyal dünyayı sadece açıklamakla yetinmez; bilginin ve kimliklerin inşasında rol oynayan söylem ve iktidar ilişkilerini sorunsallaştırarak mevcut yapıların nasıl dönüştürülebileceğine ve özgürleşmeye (emancipation) yönelik normatif bir amaç güder. Geleneksel inşacılık ise 'problem çözücü' (problem-solving) bir karakterde olup rasyonalist metodolojiyle uyumlu analizler yapar.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı kuramın iki ana dalının (geleneksel ve eleştirel) ayrıştığı temel noktaların belirlenmesi.
Geleneksel inşacılık (Wendt) bilimsel gerçekçiliğe ve rasyonalist teorilerle köprü kurmaya odaklanırken; eleştirel inşacılık post-pozitivizme ve eleştirel teoriye yakındır.
Teorilerin yöntem ve amaç düzeyindeki farklılıklarını anlamak için bu ayrım gereklidir.
2
Eleştirel inşacılığın temel motivasyonunun (özgürleşme ve iktidar sorgulaması) tespit edilmesi.
Eleştirel inşacıların, kimliklerin ve normların sadece 'nasıl' inşa edildiğiyle değil, bu inşanın hangi iktidar yapılarına hizmet ettiğiyle ilgilendikleri görülür.
Geleneksel kanadın analitik ve açıklayıcı yaklaşımı ile eleştirel kanadın normatif ve dönüştürücü yaklaşımı arasındaki farkı netleştirmek için.
3
Seçeneklerin bu doğrultuda elenmesi ve doğru kavramın bulunması.
İktidar, söylem ve özgürleşme vurgusu yapan seçeneğin doğru cevap olduğu sonucuna varılır.
Hatalı olan realist, liberal veya determinist argümanları eleyerek inşacılık içi ayrımı netleştirmek için.

Anahtar Kavram

İnşacı Kuramda Epistemolojik ve Amaçsal Ayrım

İpuçları

1
Geleneksel inşacılık Alexander Wendt ile özdeşleşirken, eleştirel inşacılık söylem ve iktidar analizlerine odaklanır.
2
Eleştirel inşacılar, mevcut dünya düzeninin nasıl inşa edildiğini sorgulayarak bu düzenin 'özgürleşme' lehine nasıl değiştirilebileceğini tartışırlar.

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' makalesinin geleneksel inşacılıktaki yerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 262Soru

Martha Finnemore ve Kathryn Sikkink tarafından geliştirilen "Norm Yaşam Döngüsü" (NormNorm LifeLife CycleCycle) modeline göre; yeni bir davranış standardı veya kuralın (norm) ortaya çıkış sürecini başlatan, bu normu savunan ve diğer devletleri bu kuralı benimsemeleri için ikna etmeye çalışan temel aktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Norm girişimcileri (normnorm entrepreneursentrepreneurs)

Cevap

Finnemore ve Sikkink'in modeline göre normun doğuşu aşamasındaki temel aktör norm girişimcileridir.
Norm yaşam döngüsü modelinin ilk aşaması olan 'normun doğuşu' (norm emergence) evresinde temel fail 'norm girişimcileridir'. Bu aktörler, genellikle idealist motivasyonlarla hareket ederek yeni bir davranış kuralını uluslararası gündeme taşırlar ve devletleri bu kuralın 'uygun' olduğuna ikna etmeye çalışırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Modelin evrelerini belirleme
Normun doğuşu, normun yayılması ve içselleştirme.
Soruda sorulan aktörün hangi evreye ait olduğunu saptamak gerekir.
2
İlk evre olan 'normun doğuşu' evresinin özelliklerini analiz etme
Bu evrede norm girişimcileri, ikna mekanizmasını kullanarak yeni bir normu tanıtırlar.
Modelin orijinal kavramsallaştırmasında bu aşama norm girişimcileri ile özdeşleştirilmiştir.

Anahtar Kavram

Norm Girişimcileri
Tahmini Süre:45s
Soru 263Soru

İnşacı (konstrüktivist) kuramda, uluslararası sistemin yapısı ve bu yapı içindeki aktörlerin (faillerin) varlığı arasındaki ontolojik ilişki, rasyonalist kuramların "verili" kabul ettiği varsayımları sorunsallaştırır. Alexander Wendt'in "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) olarak adlandırdığı bu süreçte, toplumsal pratiklerin rolü dikkate alındığında, fail-yapı ilişkisinin işleyişine dair aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faillerin toplumsal pratikleri, yapıyı kuran anlam haritalarını oluştururken; bu yapı da faillerin kimlik ve çıkarlarını 'verili' olmaktan çıkarıp sosyal olarak inşa edilen değişkenlere dönüştürür.

Cevap

Faillerin toplumsal pratiklerinin yapıyı kuran anlam haritalarını oluşturduğu, yapının ise faillerin kimlik ve çıkarlarını sosyal olarak inşa ettiği yargısı doğrudur.
İnşacı kuramda 'karşılıklı kuruluş' ilkesi, faillerin ve yapının birbirlerinden bağımsız bir ontolojik statüye sahip olmadığını savunur. Failler, sahip oldukları kimlik ve çıkarlar doğrultusunda toplumsal pratikler sergilerler; bu pratikler zamanla paylaşılan anlamlar oluşturarak uluslararası yapıyı inşa eder. Aynı zamanda bu inşa edilmiş yapı, faillere kimliklerini ve çıkarlarını hatırlatarak onların kim olduğunu ve ne istemeleri gerektiğini belirler. Bu nedenle faillerin pratikleri yapıyı kurarken, yapı da faillerin kimliklerini inşa eder.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı kuramın fail ve yapıya yaklaşımını rasyonalist (neorealizm/neoliberalizm) kuramlarla kıyaslayın.
Rasyonalizmin aksine inşacılık, faili (devlet) ve yapıyı (anarşi) birbirine dışsal ve sabit unsurlar olarak görmez.
Fail-yapı sorunu, bu iki unsurun birbirini nasıl var ettiğini (ontolojik ilişki) anlamayı gerektirir.
2
Karşılıklı kuruluş (mutual constitution) kavramının içeriğini analiz edin.
Bu kavram, yapının faillerin kimliklerini tanımladığını, faillerin de eylemleriyle yapıyı yeniden ürettiğini ifade eder.
Tek yönlü bir determinizm yerine döngüsel bir etkileşim söz konusudur.
3
Toplumsal pratiklerin bu döngüdeki rolünü belirleyin.
Pratikler, fikirlerin ve normların eyleme dökülerek yapıyı (anlam haritalarını) somutlaştırdığı araçlardır.
Yapı ancak faillerin paylaşılan fikirleri doğrultusunda hareket etmesiyle varlığını sürdürür.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Fail-Yapı İlişkisi ve Karşılıklı Kuruluş
Soru 264Soru

Uluslararası ilişkiler disiplinindeki "Üçüncü Tartışma" bağlamında inşacı (konstrüktivist) yaklaşımın, Neorealizm ve Neoliberalizm gibi ana akım rasyonalist teorilerden ayrıldığı temel ontolojik varsayım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemin yapısının maddi unsurlardan ziyade sosyal olarak inşa edilen fikir, kimlik ve normlardan oluşması

Cevap

İnşacılığın ana akım teorilerden ayrıldığı temel nokta, uluslararası sistemin yapısının maddi unsurlardan ziyade sosyal olarak inşa edilen fikir, kimlik ve normlardan oluştuğu varsayımıdır.
Doğru seçenek, inşacılığın ana akım teorilere (Neorealizm ve Neoliberalizm) yönelttiği en temel ontolojik eleştiriyi ifade eder. Rasyonalist teoriler uluslararası sistemi askeri güç dağılımı gibi maddi bir yapı olarak görürken; inşacılık bu yapının ancak aktörler arasındaki paylaşılan fikirler, normlar ve kimlikler aracılığıyla bir anlam kazandığını ve bu anlamın sosyal olarak inşa edildiğini savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalist ve inşacı yaklaşımların ontolojik (varlıkbilimsel) farklarını hatırla.
Rasyonalizm (Neorealizm/Neoliberalizm) dünyayı maddi unsurlar üzerinden açıklarken, inşacılık sosyal ve düşünsel unsurlara odaklanır.
İnşacılık, maddi unsurların (örneğin nükleer silahlar) ancak toplumsal bir anlam yüklendiğinde (dost mu yoksa düşman mı olunduğu gibi) önem kazandığını savunur.
2
Üçüncü Tartışma'nın (Third Debate) temel eksenini analiz et.
Pozitivist-Rasyonalist yaklaşımlara karşı Post-Pozitivist ve Yansımacı (Reflectivist) eleştirilerin yükseldiği süreç inşacılığın doğuşuna zemin hazırlamıştır.
İnşacılık, bu tartışma sürecinde maddi gerçekliklerin değil, paylaşılan fikirlerin ve kimliklerin devlet davranışlarını şekillendirdiğini vurgulayarak orta yolcu bir yaklaşım geliştirmiştir.

Anahtar Kavram

Sosyal İnşacılıkta Maddi vs. Sosyal Yapı Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarchy is What States Make of It' makalesindeki temel argümanları incelemek bu konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:45s
Soru 265Soru

Uluslararası ilişkilerde inşacı (konstrüktivist) yaklaşımın temel taşlarından biri olan "fail-yapı" (agent-structure) tartışması, ana akım teorilerin ontolojik kabullerine önemli bir eleştiri getirir. Bu yaklaşıma göre sosyal dünya, maddi gerçekliklerden ziyade paylaşılan düşünceler ve özneler arası anlamlar üzerine kuruludur. İnşacı kuramın "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) ilkesine göre, uluslararası sistemin yapısı ile devletlerin kimlik ve çıkarları arasındaki ilişkiyi en doğru ifade eden yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapı, aktörlerin kimlik ve çıkarlarını toplumsal olarak tanımlarken; aktörler de pratikleri aracılığıyla yapıyı sürekli olarak inşa eder ve dönüştürür.

Cevap

Yapının aktörlerin kimlik ve çıkarlarını tanımladığı, aktörlerin de pratikleriyle yapıyı inşa ettiği seçenektir.
Doğru cevap olan seçenek, inşacı teorinin en temel iddiası olan döngüsel ilişkiyi vurgular. Buna göre uluslararası sistemdeki kurallar ve normlar (yapı), devletlerin kim olduklarını ve ne istediklerini belirleyen sosyal bir çerçeve sunar. Ancak bu çerçeve gökten inmemiştir; devletlerin birbirleriyle olan etkileşimleri ve tekrarlanan davranışları (pratikler) sonucunda üretilir ve sürdürülür. Bu çift yönlü sürece 'karşılıklı kuruluş' denir.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacılığın temel ontolojik varsayımını hatırla.
Sosyal gerçeklik fail (aktör) ve yapı arasındaki etkileşimle oluşur.
Rasyonalist teorilerin aksine inşacılık, fail ve yapıdan birine mutlak öncelik vermez.
2
"Karşılıklı Kuruluş" kavramını analiz et.
Yapı aktörü, aktör de yapıyı kurar.
Devletler (failler) uluslararası normları ve kuralları (yapı) oluştururken, bu normlar da devletlerin kimliklerini ve neyi 'çıkar' olarak gördüklerini şekillendirir.
3
Seçenekleri bu döngüsel mantık çerçevesinde değerlendir.
Dinamik ve çift yönlü ilişkiyi vurgulayan ifadeyi bul.
Doğru seçenek, yapının kimlik/çıkar üzerindeki belirleyiciliği ile aktörün pratiklerinin yapıyı dönüştürücü gücünü bir arada sunmalıdır.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)

İpuçları

1
İnşacılıkta 'yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan' sorusuna her ikisinin de birbirini var ettiği şeklinde cevap verilir.
2
Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü düşünün; anarşi bir yapı olsa da onu devletlerin pratikleri belirler.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) örneği üzerinden fail-yapı etkileşiminin nasıl farklı sonuçlar doğurduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 266Soru

İnşacı (konstrüktivist) teori içerisinde yer alan geleneksel ve eleştirel yaklaşımlar; kimliklerin, normların ve çıkarların sosyal inşası konusunda hemfikir olsalar da sosyal bilimin doğası ve bilginin işlevi noktalarında birbirlerinden ayrılmaktadırlar. Özellikle Alexander Wendt tarafından temsil edilen geleneksel inşacılık, rasyonalizm ile post-pozitivizm arasında bir "orta yol" (via media) bulmaya çalışmaktadır. Bu bağlamda, geleneksel inşacılığı eleştirel inşacılıktan ayıran temel epistemolojik ve yöntemsel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilimsel gerçekçilik (scientific realism) temelinde, sosyal yapıların devlet davranışları üzerindeki etkisini nedensel (causal) açıklamalarla ortaya koymaya çalışması.

Cevap

Geleneksel inşacılığı eleştirel inşacılıktan ayıran temel özellik, bilimsel gerçekçiliği benimseyerek sosyal yapıların etkilerini nedensel (causal) yöntemlerle açıklamaya çalışmasıdır.
Doğru seçenek olan nedensel açıklamalar ve bilimsel gerçekçilik vurgusu, Alexander Wendt'in geleneksel inşacılığı konumlandırdığı 'orta yol'un temelidir. Geleneksel inşacılar, sosyal inşanın ampirik olarak test edilebileceğini ve nedensel bağlamda açıklanabileceğini savunarak eleştirel kolun post-pozitivist/söylemsel odağından ayrılırlar.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacılığın iç bölünmesini analiz et.
Geleneksel (Wendtçi) ve Eleştirel (post-pozitivist kökenli) olarak iki ana damar tespit edilir.
Sorunun kökenindeki ayrımı anlamak için teorik konumlanmaları belirlemek gerekir.
2
Geleneksel inşacılığın metodolojik tercihini belirle.
Wendt'in "orta yol" stratejisi, ontolojik olarak inşacı (sosyal inşa) ama epistemolojik olarak pozitivist/bilimsel gerçekçidir.
Bu yaklaşım, sosyal gerçekliğin rasyonalist yöntemlerle de analiz edilebileceğini savunur.
3
Eleştirel inşacılığın farkını koy.
Eleştirel inşacılar nedensellikten ziyade kurucu (constitutive) süreçlere, söyleme ve normatif dönüşüme odaklanır.
Ayrım noktası 'nedensel açıklama' ve 'bilimsel gerçekçilik' kavramlarında somutlaşır.

Anahtar Kavram

Geleneksel inşacılık, epistemolojik olarak bilimsel gerçekçiliği benimseyerek rasyonalist ana akım ile post-pozitivizm arasında bir köprü kurmaya çalışır.

İpuçları

1
Alexander Wendt'in 'orta yol' (via media) kavramının hangi iki kutup arasında bir köprü kurduğunu hatırlayın.
2
Ayrım, bilginin nasıl üretildiğiyle ilgilidir; bir taraf rasyonalistlerin kullandığı 'nedensel açıklama' yöntemini kabul ederken diğer taraf reddeder.
3
Geleneksel inşacılık, sosyal gerçekliği 'neden' sonuç ilişkisiyle açıklamaya çalışarak ana akım sosyal bilim yöntemine sadık kalır.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in 'anarşi kültürleri' (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki farkları inceleyerek geleneksel inşacılığın sistem analizini derinleştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Yaklaşımları amaçları üzerinden karşılaştırabilirsiniz: Geleneksel olan 'açıklama' (explanation), eleştirel olan ise 'anlama ve dönüştürme' (understanding and critique) odaklıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 267Soru

Alexander Wendt, "Uluslararası Politikanın Sosyal Teorisi" (Social Theory of International Politics) adlı eserinde anarşinin devletler arasındaki etkileşim biçimlerine göre farklı sosyal yapılar (kültürler) oluşturduğunu savunur. Bu kültürlerden biri olan Kantçı anarşi kültüründe devletler birbirlerini "dost" (friend) olarak tanımlar.

Buna göre, Kantçı anarşi kültürünün temel işleyiş mantığını (logic of anarchy) en iyi özetleyen ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: "Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için" (All for one, one for all)

Cevap

Kantçı anarşi kültürünün temel işleyiş mantığı, devletlerin birbirini dost olarak görüp kolektif bir savunma ve barışçıl çözüm anlayışı benimsemesini ifade eden "Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için" ilkesidir.
Alexander Wendt'e göre Kantçı anarşi kültürü, devletlerin birbirlerini düşman veya rakip değil, 'dost' olarak kurguladığı en ileri sosyal yapıdır. Bu yapının temel mantığı, uyuşmazlıkların çözümünde asla askeri güce başvurulmaması ve bir devlete yapılan saldırının tüm topluluğa yapılmış sayıldığı kolektif güvenlik anlayışıdır. Bu durum literatürde 'hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için' (all for one, one for all) sloganıyla özetlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Wendt'in üç anarşi kültürü hatırlanmalıdır.
Hobbesçu (Düşman), Lockeçu (Rakip) ve Kantçı (Dost).
Sorunun odaklandığı kavramın hangi teorik çerçevede yer aldığını belirlemek için.
2
Kantçı kültürün temel özellikleri analiz edilmelidir.
Bu kültürde devletler uyuşmazlıklarda kuvvete başvurmaz (non-violence) ve bir tehdit durumunda birbirine yardım eder (mutual aid).
Kantçı yapının 'dostluk' rolü üzerinden nasıl işlediğini anlamak için.
3
Kültürlerin mantıklarıyla (logics) seçenekler eşleştirilmelidir.
Hobbesçu = Savaş; Lockeçu = Yaşa ve Yaşat; Kantçı = Kolektif Güvenlik.
Seçenekler arasında ayrım yaparak doğru terminolojiye ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Wendt'in Kantçı anarşi kültürü, kolektif güvenlik ve barışçıl uyuşmazlık çözümü üzerine kurulu bir 'dostluk' yapısıdır.

İpuçları

1
Wendt'in üç kültürü arasındaki temel fark, devletlerin birbirine biçtiği rollerdir (Düşman, Rakip, Dost).
2
Kantçı kültür, kolektif güvenlik ve barışçıl çözümün kurumsallaştığı tek yapıdır.
3
Seçeneklerdeki ifadeler sırasıyla Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı kültürlerin 'mantığını' temsil etmektedir.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in 'içselleştirme dereceleri' (1., 2. ve 3. derece) konusuna bakarak bu kültürlerin nasıl kalıcı hale geldiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 268Soru

Finnemore ve Sikkink tarafından geliştirilen "Norm Yaşam Döngüsü" (NormNorm LifeLife CycleCycle) modelinde, normun evriminin ikinci aşaması olan "yayılma" (cascadecascade) evresi, normun bir "eşik noktası"nı (tippingtipping pointpoint) aşmasıyla başlar. Bu aşamada devletlerin normu kabul etme süreçlerini yöneten temel mantık, normun ahlaki içeriğine duyulan inançtan ziyade, uluslararası toplum içindeki konum ve kimlik kaygılarıyla ilgilidir.

Buna göre, normun yayılması (cascadecascade) evresinde baskın olan temel mekanizma ve devletleri normu benimsemeye iten temel motivasyon kaynağı aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mekanizma: Sosyalleşme (SocializationSocialization) — Motivasyon: Meşruiyet, prestij ve özsaygı

Cevap

Normun yayılması evresinde temel mekanizma sosyalleşme (socializationsocialization), temel motivasyon ise meşruiyet, prestij ve özsaygıdır.
Doğru yanıt olan sosyalleşme ve meşruiyet/prestij ikilisi, modelin ikinci aşamasını tam olarak tanımlar. Bu evrede normu kabul eden devletler artık norm girişimcileri tarafından ikna edilenler değil, uluslararası toplumun dışında kalmak istemeyen ve akran baskısı (sosyalleşme) hisseden aktörlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Modelin aşamalarını belirle
Finnemore ve Sikkink modeli üç aşamadan oluşur: Doğuş, Yayılma (Cascade) ve İçselleştirme.
Soru kökünde belirtilen 'ikinci aşama' olan yayılma evresinin karakteristik özelliklerini ayırt etmek gerekir.
2
Yayılma evresinin itici gücünü analiz et
Bu evre, kritik bir devlet sayısının (eşik noktası) normu kabul etmesiyle başlar. Diğer devletler artık normu ahlaki ikna ile değil, dışlanmamak ve 'medeni' görünmek için kabul eder.
Bu evredeki 'uygunluk mantığı' (logiclogic ofof appropriatenessappropriateness), aktörlerin meşruiyet arayışına dayanır.
3
Mekanizma ve motivasyonu eşleştir
Sosyal bir baskı olan sosyalleşme mekanizması devreye girer; motivasyon ise prestij ve uluslararası toplumdaki meşruiyettir.
İnşacı kurama göre devletler kimliklerini sosyal etkileşim yoluyla inşa ederler.

Anahtar Kavram

Norm Yaşam Döngüsü - Yayılma (Cascade) Evresi

Daha Fazla Pratik

Norm Girişimcileri (normnorm entrepreneursentrepreneurs) kavramının birinci aşamadaki rolü ile uluslararası bürokrasilerin üçüncü aşamadaki rolünü karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 269Soru

Alexander Wendt, *Uluslararası Politikanın Sosyal Teorisi* adlı eserinde anarşinin devletler arasındaki etkileşim biçimlerine göre farklı mantıklar izlediğini belirtir. Günümüz devletler sisteminde baskın olan Lockeçu anarşi kültüründe devletler birbirlerini "rakip" (rival) olarak tanımlarlar ve birbirlerinin egemenlik haklarını tanıma eğilimindedirler. Wendt, bu kültürel yapının devletler tarafından içselleştirilme düzeylerini üç farklı aşamada ele alır.

Buna göre, Lockeçu anarşi kültürünün "üçüncü derece içselleştirme" (third-degree internalization) aşamasında, devletlerin egemenlik kurumuna ve statükoya uyum sağlamasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuralların ve normların meşruiyetine duyulan derin inanç sonucunda bu değerlerin devlet kimliğinin bir parçası haline gelmesi

Cevap

Kuralların ve normların meşruiyetine duyulan inanç ve bunların devlet kimliğinin bir parçası haline gelmesi Lockeçu kültürün üçüncü derece içselleştirilmesini açıklar.
Alexander Wendt'e göre üçüncü derece içselleştirme, aktörün normu 'meşru' kabul etmesi ve onu kendi kimliğinin bir parçası haline getirmesi durumudur. Bu aşamada devletler egemenlik haklarına saygı duyarlar çünkü bunun uluslararası toplumun işlemesi için doğru ve gerekli bir davranış olduğuna inanırlar. Bu, neorealistlerin korku temelli (1. derece) veya neoliberallerin çıkar temelli (2. derece) açıklamalarından daha derin bir sosyolojik boyutu ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Wendt'in içselleştirme derecelerini analiz etme
Birinci derece zorlama (korku), ikinci derece çıkar (fayda), üçüncü derece ise meşruiyet (normatif kabul) temellidir.
Soruda istenen 'üçüncü derece' içselleştirmenin mantığını kavramak için gereklidir.
2
Lockeçu kültürün içeriği ile birleştirme
Lockeçu kültürde temel norm egemenliktir; üçüncü derecede bu norm 'doğru ve meşru' olduğu için takip edilir.
Kültür ve içselleştirme düzeyi arasındaki ilişkiyi kurmak gerekir.
3
Seçenekleri değerlendirme
Meşruiyet ve kimlik vurgusu yapan seçeneğin üçüncü dereceyi yansıttığı tespit edilir.
Hatalı çıkar ve korku odaklı seçenekleri elemek için son adımdır.

Anahtar Kavram

Wendt'in İçselleştirme Dereceleri (Zorlama, Çıkar, Meşruiyet)

Daha Fazla Pratik

Wendt'in Hobbesçu kültürde neden üçüncü derece içselleştirmenin nadir görüldüğünü analiz eden çalışmaları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 270Soru

Alexander Wendt, neorealizmin anarşiyi devletleri kaçınılmaz olarak "kendi başının çaresine bakma" (self-help) davranışına iten maddi ve değişmez bir yapı olarak görmesini eleştirir. Wendt'e göre anarşinin tek bir mantığı yoktur; aksine sistemin karakteri devletlerin birbirlerine yönelik algıları ve sosyal etkileşimleri neticesinde şekillenir.

Buna göre, Wendt'in "Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır" (Anarchy is what states make of it) teziyle vurgulamak istediği temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anarşinin karakterinin ve devletlerin çıkar tanımlarının, aktörler arasındaki toplumsal paylaşılan (intersubjektif) anlamlar ve kimlik inşası süreciyle belirlendiği

Cevap

Anarşinin karakterinin ve devletlerin çıkar tanımlarının, aktörler arasındaki toplumsal paylaşılan (intersubjektif) anlamlar ve kimlik inşası süreciyle belirlendiğini savunan ifade doğru cevaptır.
Alexander Wendt'e göre uluslararası sistemin yapısı sadece maddi unsurlardan oluşmaz; toplumsal olarak paylaşılan anlamlar (intersubjektivite) bu yapıyı asıl şekillendiren unsurdur. 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' tezi, anarşinin devletleri belirli bir davranışa (çatışma veya işbirliği) mahkum etmediğini, devletlerin birbirleriyle girdikleri etkileşimlerin bu yapının karakterini (düşmanlık, rekabet veya dostluk) inşa ettiğini savunur. Bu nedenle kimlikler ve çıkarlar bu etkileşim süreciyle tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Wendt'in neorealizme getirdiği temel eleştiriyi saptayın.
Wendt, neorealizmin anarşiyi "maddi güç dağılımına dayalı ve değişmez" görmesini reddeder.
İnşacılık, yapıların (anarşi gibi) aktörlerin pratikleri ve etkileşimleri dışında bir varlığı olmadığını savunur.
2
"Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır" sözünün teorik arka planını analiz edin.
Anarşi boş bir kaptır; içini devletler arasındaki etkileşim (sosyal inşa) doldurur.
Eğer devletler birbirlerini düşman görürse anarşi Hobbesçu, rakip görürse Lockeçu, dost görürse Kantçı karakter kazanır.
3
Kimlik ve çıkar arasındaki ilişkiyi değerlendirin.
Çıkarlar, kimlikler tarafından belirlenir; kimlikler ise sosyal etkileşimle inşa edilir.
Bir devletin "güvenlik" çıkarı, karşıdaki devletin kimliğine (dost veya düşman) göre farklı tanımlanır.

Anahtar Kavram

İntersubjektivite ve Sosyal İnşa (Anarchy as a Social Construct)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 271Soru

Uluslararası İlişkiler teorisinde inşacılık (konstrüktivizm), kendi içinde "geleneksel" ve "eleştirel" olmak üzere iki ana yaklaşıma ayrılır. Geleneksel inşacılık devletlerin kimliklerine ve bilimsel gerçekçiliğe odaklanırken, eleştirel inşacılık dil ve söylemin gücünü vurgular. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi eleştirel inşacılığın temel önceliklerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal gerçekliği dil, söylem ve iktidar ilişkileri üzerinden analiz etmek

Cevap

Toplumsal gerçekliği dil, söylem ve iktidar ilişkileri üzerinden analiz etmek
Doğru seçenek olan toplumsal gerçekliğin dil ve söylem üzerinden analizi, eleştirel inşacılığın en belirgin özelliğidir. Bu yaklaşım, sadece kimliklerin nasıl oluştuğunu değil, bu oluşum sürecinde dilin ve mevcut iktidar yapılarının nasıl bir rol oynadığını sorgular.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacılığın iki ana kolu arasındaki odak noktası farkını belirleyin.
Geleneksel inşacılığın 'devlet kimliği' ve 'bilimsel gerçekçilik' vurgusu yaptığı, eleştirel inşacılığın ise 'söylem' ve 'iktidar' üzerine yoğunlaştığı görülür.
Soruda eleştirel inşacılığın temel önceliği sorulmaktadır.
2
Seçenekleri eleştirel inşacılığın post-yapısalcı kökleriyle karşılaştırın.
Dil, söylem ve iktidar ilişkilerini merkeze alan yaklaşımın eleştirel inşacılık olduğu saptanır.
Eleştirel inşacılık, toplumsal gerçekliğin söylemsel olarak kurulduğunu savunur.

Anahtar Kavram

Eleştirel İnşacılık ve Söylem Analizi

Daha Fazla Pratik

Geleneksel inşacılığın 'orta yol' (via media) arayışı ile rasyonalist teoriler arasındaki metodolojik benzerlikleri incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 272Soru

Uluslararası İlişkiler teorisinde 1990'lı yıllardan itibaren ana akım yaklaşımlar (Rasyonalizm) ile İnşacılık (Konstrüktivizm) arasında derin bir teorik tartışma yaşanmıştır. Bu tartışmada rasyonalist kanadı temsil eden Neorealizm ve Neoliberalizm ile İnşacı yaklaşımın "eylem mantığı" ve "çıkar oluşumu" konusundaki temel ayrımı aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rasyonalizm eylemleri "sonuç odaklı mantık" ve verili/dışsal çıkarlar üzerinden açıklarken; İnşacılık eylemleri "uygunluk mantığı" ve sosyal etkileşimle inşa edilen kimlikler üzerinden açıklar.

Cevap

Rasyonalizm eylemleri "sonuç odaklı mantık" (logic of consequences) ve verili çıkarlar üzerinden açıklarken; İnşacılık eylemleri "uygunluk mantığı" (logic of appropriateness) ve sosyal süreçlerle belirlenen kimlik/çıkar oluşumu üzerinden açıklar.
Rasyonalist yaklaşımlar (Neorealizm ve Neoliberalizm), aktörlerin çıkarlarının analiz öncesinde sabit ve dışsal (exogenous) olduğunu varsayar; bu nedenle aktörler beklenen faydayı maksimize edecek 'sonuç odaklı mantık' (logic of consequences) ile hareket ederler. Buna karşın İnşacılık, çıkarların kimliklerden bağımsız olamayacağını ve kimliklerin sosyal etkileşimle inşa edildiğini (endogenous) savunur; eylemler ise toplumsal normlar ve roller çerçevesinde 'uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) ile şekillenir.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalist yaklaşımların (Neorealizm ve Neoliberalizm) temel eylem varsayımını analiz et.
Bu yaklaşımlar aktörlerin rasyonel olduğunu, çıkarlarının analiz öncesinde verili (exogenous) olduğunu ve beklenen sonuçlara göre hareket ettiğini (sonuç odaklı mantık) savunur.
Rasyonalizm, aktörlerin kendi çıkarlarını maksimize etmek için stratejik etkileşimde bulunduğunu varsayar.
2
İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşımın rasyonalizme yönelik temel eleştirisini ve alternatif varsayımını değerlendir.
İnşacılık, kimliklerin ve çıkarların sosyal etkileşim yoluyla oluştuğunu (endogenous) ve aktörlerin toplumsal normlara uygun şekilde davrandığını (uygunluk mantığı) savunur.
İnşacılığa göre aktörler 'Benim için en yüksek kazanç nedir?' sorusu yerine 'Benim kimliğimdeki bir aktörün bu durumda ne yapması uygundur?' sorusuna göre hareket eder.
3
İki yaklaşım arasındaki ontolojik ve yöntemsel farkı sentezle.
Rasyonalizm çıkarların 'ne' olduğuna, İnşacılık ise bu çıkarların 'nasıl' inşa edildiğine odaklanır.
Bu ayrım, rasyonalizmin maddeci (materialist) ve bireyci (individualist) ontolojisine karşılık inşacılığın düşünsel (ideational) ve bütünsel (holist) yaklaşımını yansıtır.

Anahtar Kavram

Eylem Mantığı ve Çıkar Oluşumu (Rasyonalizm vs. İnşacılık)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 273Soru

Nicholas Onuf, dil felsefesinden ödünç aldığı "söz edimleri" (speech acts) kavramını uluslararası ilişkiler disiplinine taşıyarak, toplumsal gerçekliğin kurallar aracılığıyla nasıl inşa edildiğini analiz eder. Onuf'un kuramsal çerçevesine göre, farklı dilsel eylem türleri belirli kural kategorilerini doğurur; bu kurallar ise kurumsallaşarak özgün sosyal otorite biçimlerine (yönetim biçimlerine) dönüşür.

Buna göre; aktörlerin birbirlerine verdikleri sözleri içeren "vaat edici" (commissive) söz edimlerinden türeyen ve karşılıklı hak-yükümlülük ilişkileri üzerinden bir düzen kuran "taahhüt kuralları" (commitment-rules), aşağıdaki toplumsal yapılardan hangisini inşa eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heteronomi

Cevap

Nicholas Onuf'un kuramında vaat edici söz edimlerine dayanan taahhüt kurallarının inşa ettiği toplumsal yapı Heteronomi'dir.
Nicholas Onuf'un 19891989 tarihli "World of Our Making" eserinde geliştirdiği kuramda; aktörlerin birbirlerine verdikleri sözler (vaat edici söz edimleri), karşılıklı hak ve yükümlülükler yaratan "taahhüt kurallarını" oluşturur. Bu kuralların kurumsallaşması sonucunda aktörlerin birbirlerine bu yükümlülüklerle bağlı olduğu "Heteronomi" adı verilen toplumsal yapı (sosyal otorite biçimi) inşa edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Onuf'un kural-merkezli inşacılığındaki temel eşleşmeleri belirleme.
Üç temel söz edimi; bildirim (assertive), yönlendirici (directive) ve vaat edici (commissive) eylemlerdir.
Toplumsal yapının dilsel eylemlerle nasıl kurulduğunu anlamak için bu kategorizasyon gereklidir.
2
"Taahhüt kuralları" (commitment-rules) ile ilgili dilsel eylemi saptama.
Taahhüt kuralları, aktörlerin "yapacağım" şeklindeki vaatlerini içeren vaat edici (commissive) söz edimlerinden türemiştir.
Kuralların kaynağını dilsel eyleme bağlamak Onuf'un metodolojisidir.
3
Kural kategorisinin sonuç verdiği sosyal otorite biçimini (yönetim biçimi) tanımlama.
Karşılıklı hak ve yükümlülüklerin (vaatlerin) yarattığı düzen Onuf tarafından Heteronomi olarak adlandırılır.
Soru kökündeki taahhüt kuralları ve hak-yükümlülük vurgusu doğrudan bu sonuca götürür.

Anahtar Kavram

Nicholas Onuf'un Söz Edimleri ve Yönetim Biçimleri Üçlemesi

Daha Fazla Pratik

Onuf'un 'fail' ve 'yapı' arasındaki karşılıklı inşa sürecini dil üzerinden nasıl temellendirdiğini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 274Soru

İnşacı (konstrüktivist) kuramın uluslararası ilişkiler disiplinine getirdiği en önemli yeniliklerden biri olan "fail-yapı" (agent-structure) tartışması ekseninde; yapının faillerin kimliğini belirlediği, faillerin ise sosyal pratikleri yoluyla yapıyı sürekli yeniden ürettiği savunulmaktadır. Buna göre, "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) ilkesinin temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapı ve failin ontolojik olarak birbirine bağımlı olduğu; sosyal yapıların aktörlerin pratikleri tarafından kurulurken, aktörlerin kimlik ve çıkarlarının da bu yapılar tarafından inşa edildiği

Cevap

Yapı ve failin ontolojik olarak birbirine bağımlı olduğunu ve birbirlerini karşılıklı olarak inşa ettiklerini savunan ifade doğrudur.
İnşacı kuramda fail (aktör) ve yapı (sistem/normlar) arasındaki ilişki ontolojik bir bağımlılık içerir. Yapı, aktörlerin kimlik ve çıkarlarını 'kurucu' bir biçimde tanımlarken; aktörler de gündelik sosyal pratikleri ve etkileşimleri yoluyla bu yapıyı üretir, sürdürür veya dönüştürürler. Bu döngüsel sürece 'karşılıklı kuruluş' denir.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı (konstrüktivist) ontolojiyi analiz etmek
İnşacılık, sosyal dünyanın maddi değil düşünsel (ideational) temellere dayandığını savunur.
Fail-yapı ilişkisini anlamak için sistemin kurucu unsurlarının niteliği belirlenmelidir.
2
Karşılıklı kuruluş (mutual constitution) kavramını değerlendirmek
Fail ve yapının birbirini kurucu (constitutive) bir etkileşim içinde olduğu saptanır.
Ana akım teorilerin aksine, inşacılıkta ne yapı faile ne de fail yapıya önceldir; ikisi birbirini var eder.
3
Doğru tanımı seçeneklerle karşılaştırmak
Sosyal pratiklerin yapıyı, yapının da kimlikleri kurduğu sonucuna ulaşılır.
Fail-yapı tartışmasının merkezinde kimliklerin ve sosyal gerçekliğin inşası yer alır.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 275Soru

İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşıma göre devletlerin ulusal çıkarları, rasyonalist kuramların (Realizm ve Neoliberalizm) iddia ettiği gibi uluslararası sistemin yapısı tarafından belirlenmiş, sabit ve 'verili' (exogenous) unsurlar değildir. Aksine çıkarlar, aktörlerin birbirleriyle olan sosyal etkileşimleri sonucunda inşa edilir.

Bu bağlamda İnşacı teoriye göre, bir devletin neyi 'ulusal çıkar' olarak tanımlayacağını belirleyen temel öncül aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin diğer aktörlerle kurdukları öznelerarası (intersubjective) ilişkiler sonucunda oluşan kimlikleri

Cevap

Devletlerin diğer aktörlerle kurdukları öznelerarası ilişkiler sonucunda oluşan kimlikleri
İnşacı teoriye göre devletlerin çıkarları kimliklerinden türetilir. Bir devletin diğerini 'düşman' olarak tanımlaması (kimlik), onun silahlanmayı 'çıkar' olarak görmesine neden olur. Bu süreç, aktörlerin birbirine yönelik algılarının ve paylaştıkları sosyal anlamların (öznelerarasılık) bir sonucudur. Dolayısıyla kimlik, çıkarın ontolojik temelidir.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı teorinin 'çıkar' ve 'kimlik' arasındaki öncelik ilişkisini analiz etme
İnşacılıkta kimlik, çıkarın kaynağıdır. Bir aktörün 'neyi istediği', 'kim olduğu' ile doğrudan ilişkilidir.
Rasyonalistlerin aksine İnşacılar, çıkarların sosyal bir bağlamda kimlikler üzerinden oluştuğunu savunur.
2
Öznelerarasılık (intersubjectivity) kavramının etkisini değerlendirme
Devletler arasındaki etkileşim, paylaşılan anlamlar ve kimlikler yaratarak 'ulusal çıkarın' içeriğini doldurur.
Alexander Wendt'in belirttiği gibi 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır'; yani anarşinin mantığı bile sosyal etkileşimle kurulan kimliklere bağlıdır.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Kimlik-Çıkar İlişkisi (Identity-Interest Nexus)

Daha Fazla Pratik

Wendt'in Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı anarşi kültürleri arasındaki farkları inceleyerek kimliklerin çıkarları nasıl dönüştürdüğünü pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 276Soru

İnşacı (konstrüktivist) uluslararası ilişkiler teorisinde, fail (ajan) ve yapının birbirini karşılıklı olarak kurması (mutual constitution) argümanı, sosyal gerçekliğin durağan değil süreçsel bir inşaya dayandığını ileri sürer. Buna göre, uluslararası sistemdeki sosyal yapıların mevcudiyeti ve aktör kimliklerinin sürekliliği aşağıdakilerden hangisine doğrudan bağlıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktörlerin birbirleriyle olan sosyal etkileşimleri sonucunda kurumsallaşan pratiklere

Cevap

Aktörlerin birbirleriyle olan sosyal etkileşimleri sonucunda kurumsallaşan pratiklere
İnşacı yaklaşımda karşılıklı kuruluş ilkesi, yapı ve failin birbirini var ettiğini savunur. Bu süreçte en kritik unsur 'sosyal pratikler'dir. Yapı (örneğin anarşi veya bir norm), aktörlerin birbirlerine yönelik davranışları (pratikleri) aracılığıyla anlam kazanır ve süreklilik gösterir. Dolayısıyla sosyal yapılar faillerin eylemlerinden bağımsız değildir; aktörlerin kimlikleri de içinde bulundukları bu sosyal yapılar tarafından şekillendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı (konstrüktivist) kuramın fail ve yapı arasındaki ilişkiye bakışını tanımlayın.
İnşacılık, fail ve yapının birbirini 'karşılıklı kurduğunu' (mutual constitution) savunur.
Bu perspektif, neorealizm gibi yapısalcı veya bireycilik gibi fail odaklı teorilerin ontolojik eksikliklerini gidermeyi amaçlar.
2
Karşılıklı kuruluşun mekanizmasını analiz edin.
Yapı, faillerin kimlik ve çıkarlarını şekillendirirken; failler de sosyal pratikleriyle yapıyı yeniden üretir veya değiştirir.
Sosyal gerçeklik, faillerin ne yaptığı (pratikleri) ile yapının sunduğu anlam dünyası arasındaki döngüsel etkileşimdir.
3
Seçenekler arasında bu dinamik süreci en iyi ifade eden unsuru belirleyin.
Sosyal pratikler, fail ve yapı arasındaki köprüdür; yapının mevcudiyeti bu pratiklerin sürekliliğine bağlıdır.
Alexander Wendt'e göre, eğer devletler düşmanca pratikleri bırakıp rakip veya dostça pratiklere geçerlerse, uluslararası sistemin yapısı da dönüşür.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)

İpuçları

1
İnşacılığın 'maddi' olandan ziyade 'sosyal' ve 'fikirsel' olana vurgu yaptığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi Devletlerin Ondan Ne Anladığıdır' makalesindeki kimlik ve çıkar inşası süreçlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 277Soru

Alexander Wendt’e göre, uluslararası sistemdeki anarşi kendi başına değişmez bir mantığa sahip değildir; aksine anarşi, devletlerin birbirleriyle olan etkileşimleri sonucunda Hobbesçu (düşmanlık), Lockeçu (rakiplik) veya Kantçı (dostluk) gibi farklı toplumsal kültürlere bürünebilir. Bu yaklaşıma göre, anarşik bir yapının hangi mantıkla işleyeceğini belirleyen temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin birbirlerini nasıl tanımladıklarıyla ilgili öznelerarası anlayışlar ve kimlik inşası

Cevap

Anarşinin işleyiş mantığını belirleyen temel unsur, devletlerin etkileşim yoluyla inşa ettikleri öznelerarası anlayışlar ve kimliklerdir.
Alexander Wendt’in inşacı (konstrüktivist) yaklaşımında, uluslararası sistemin yapısı sadece tanklar ve nükleer silahlar gibi maddi unsurlardan oluşmaz; asıl belirleyici olan bu maddi unsurlara yüklenen toplumsal anlamlardır. 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' (Anarchy is what states make of it) sözüyle Wendt, devletlerin birbirlerini 'düşman', 'rakip' veya 'dost' olarak tanımlamalarının (kimlik inşası) anarşinin doğasını belirlediğini vurgular. Bu durum, devletler arasındaki etkileşim süreciyle oluşan öznelerarası anlayışların sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealist anarşi varsayımını analiz etme
Neorealizm anarşiyi devletleri 'kendi başının çaresine bakmaya' zorlayan, maddi ve değişmez bir yapı olarak görür.
Wendt'in eleştirdiği temel noktayı belirlemek için gereklidir.
2
Wendt'in 'Anarşinin Sosyal İnşası' kavramını uygulama
Wendt'e göre yapıyı oluşturan sadece maddi unsurlar değil, aktörlerin birbirine yüklediği anlamlardır (öznelerarasılık).
Anarşinin neden 'devletlerin ondan ne anladığı' olduğunu açıklar.
3
Kimlik ve kültür ilişkisini kurma
Düşman, rakip veya dost kimlikleri etkileşimle inşa edilir ve bu da sistemin Hobbesçu, Lockeçu veya Kantçı mantıkla işlemesini sağlar.
Soruda sorulan 'belirleyici faktörün' kimlik ve sosyal algı olduğu sonucuna ulaşılır.

Anahtar Kavram

Öznelerarasılık (Intersubjectivity) ve Kimlik İnşası

Daha Fazla Pratik

Wendt'in üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki temel farkları bir tablo üzerinden çalışarak davranış kalıplarını pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Wendt'in '500 İngiliz nükleer silahı, 5 Kuzey Kore nükleer silahından daha az tehdit edicidir' örneğini düşünün. Eğer yapı sadece maddi olsaydı, sayıca fazla olan daha büyük tehdit olurdu. Ancak ABD'nin bu silahları kimin elinde olduğuna dair 'dost/düşman' algısı (kimlik), anarşinin mantığını değiştirir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 278Soru

İnşacı (konstrüktivist) yaklaşım, ana akım teorilerin 'maddi yapı' vurgusuna karşı çıkarak uluslararası sistemin temelinde toplumsal bir yapının olduğunu savunur. Bu yaklaşıma göre, bir devletin sahip olduğu nükleer silahların başka bir devlet için 'tehdit' mi yoksa 'güvenlik garantisi' mi olduğu, sadece bu silahların maddi varlığına değil, aktörler arasındaki paylaşılan anlamlara bağlıdır.

Bu bağlamda, İnşacılığın uluslararası sistemin işleyişine dair temel ontolojik varsayımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maddi gerçeklik, toplumsal etkileşim süreçleri ve paylaşılan (intersubjektif) anlamlar çerçevesinde inşa edilir.

Cevap

Maddi gerçekliğin toplumsal etkileşim süreçleri ve paylaşılan (intersubjektif) anlamlar çerçevesinde inşa edildiğini belirten seçenek doğrudur.
İnşacılık (Konstrüktivizm), uluslararası sistemin sadece askeri güç veya coğrafya gibi maddi unsurlardan oluşmadığını, bu unsurların ancak aktörler arasındaki paylaşılan fikirler ve 'intersubjektif' anlamlar aracılığıyla bir kimlik ve işlev kazandığını savunur. Maddi gerçekliğin toplumsal süreçlerle inşa edildiği varsayımı, teorinin ontolojik temelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ana akım teoriler (Realizm/Liberalizm) ile İnşacılık arasındaki temel farkı analiz et.
Ana akım teoriler maddi unsurları ve anarşiyi 'verili/değişmez' kabul ederken, İnşacılık bunları 'sosyal inşa' olarak görür.
İnşacılığın ontolojik çıkış noktasını belirlemek için maddi ve ideal (fikirsel) yapı ayrımını yapmak gerekir.
2
Soruda verilen 'nükleer silah' örneğini değerlendir.
Silahın kendisi maddi bir gerçekliktir, ancak ona yüklenen 'tehdit' anlamı sosyal bir kurgudur (İngiltere'nin silahı vs. Kuzey Kore'nin silahı).
İntersubjektif (paylaşılan/çözümlemeli) anlamların maddi gücü nasıl tanımladığını anlamak sorunun anahtarıdır.

Anahtar Kavram

İntersubjektivite ve Maddi Gerçekliğin Sosyal İnşası

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarchy is What States Make of It' makalesindeki anarşi kültürleri (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) üzerine çalışılması önerilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 279Soru

Alexander Wendt, neorealistlerin anarşiyi "kendi başının çaresine bakma" (self-help) mantığını dayatan ve değiştirilemez maddi bir yapı olarak görmesini eleştirir. Wendt'e göre anarşi, kendi başına bir davranış kalıbı üretmez; aksine devletlerin birbirlerine yönelik algıları ve geçmiş etkileşimleri anarşinin karakterini belirler.

Buna göre Wendt'in yaklaşımında, anarşik bir yapıda devletlerin kimlik ve çıkarlarını şekillendiren temel süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletler arasındaki sosyal etkileşim süreci ve öznelerarası anlayışlar

Cevap

Devletler arasındaki sosyal etkileşim süreci ve öznelerarası anlayışlar
Alexander Wendt'e göre uluslararası sistemin anarşik olması, devletlerin kaçınılmaz olarak çatışacağı anlamına gelmez. 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözüyle ifade ettiği üzere, devletler arasındaki sosyal etkileşimler (ilk karşılaşma ve sonrası) öznelerarası anlamlar yaratır. Bu anlamlar devletlerin kimliklerini (dost veya düşman), kimlikler ise çıkarlarını ve dolayısıyla davranışlarını belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizmin anarşi varsayımını analiz et
Neorealizm anarşiyi devletleri çatışmaya ve 'self-help' sistemine zorlayan maddi/yapısal bir veri olarak görür.
Wendt'in eleştirdiği temel noktayı belirlemek için neorealist arka planı anlamak gerekir.
2
Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' tezini uygula
Anarşinin mantığı sabit değildir; devletlerin birbirini 'düşman', 'rakip' veya 'dost' olarak tanımlamasına (sosyal inşa) bağlıdır.
İnşacılığın anarşiye getirdiği sosyolojik perspektifi kavramak için bu temel ilke esastır.
3
Kimlik ve çıkarların kaynağını belirle
Kimlikler ve dolayısıyla çıkarlar, devletlerin birbirleriyle girdikleri etkileşimler sonucu oluşan ortak anlamlar (öznelerarasılık) tarafından şekillendirilir.
Wendt'in fail-yapı ilişkisindeki süreci tanımlayan doğru seçeneğe ulaşmak için bu çıkarım gereklidir.

Anahtar Kavram

Anarşinin Sosyal İnşası ve Öznelerarasılık

İpuçları

1
Wendt'in ünlü 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü hatırlayın.
2
Neorealizmin 'maddi yapı' vurgusuna karşılık inşacılığın 'sosyal/düşünsel yapı' vurgusunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı anarşi kültürleri arasındaki farkları inceleyerek bu etkileşim süreçlerinin sonuçlarını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 280Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde 'inşacılık' (konstrüktivizm), ana akım teorilerin aksine ajan (fail) ve yapı arasında ontolojik bir ayrım yapmayı reddeder. Alexander Wendt tarafından kavramsallaştırılan 'karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) ilkesine göre, uluslararası sistemdeki bu ilişkiyi en doğru şekilde açıklayan ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapı, faillerin kimlik ve çıkarlarını kurumsal olarak tanımlarken; failler de sosyal pratikleri ve etkileşimleri yoluyla yapıyı sürekli olarak yeniden üretirler veya dönüştürürler.

Cevap

İnşacı teoriye göre yapı, aktörlerin kimlik ve çıkarlarını tanımlarken; aktörler de sosyal etkileşimleri ve pratikleri aracılığıyla yapıyı inşa eder veya dönüştürürler.
Karşılıklı kuruluş ilkesi, uluslararası sistemin yapısı (normlar, kurallar, anarşi kültürü) ile aktörlerin (devletler) birbirini eş zamanlı olarak tanımladığını ifade eder. Yapı aktörlere ne olduklarını ve ne istediklerini (kimlik ve çıkar) söylerken, aktörler de bu yapısal unsurları her gün tekrarladıkları sosyal eylemlerle (pratikler) yaşatır veya değişimine kapı aralarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Geleneksel teorilerin (Realizm/Liberalizm) fail ve yapıya bakışını değerlendirmek.
Geleneksel teorilerin yapıyı 'verili/maddi' (anarşi gibi) ve failleri 'önceden belirlenmiş çıkarlara sahip' rasyonel birimler olarak gördüğü saptanır.
İnşacı eleştirinin temelini anlamak için yapı ve failin birbirinden bağımsız kabul edildiği ana akım varsayımları belirlemek gerekir.
2
Alexander Wendt'in 'karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) kavramını bu ilişkiye uygulamak.
Yapı ve failin birbirini sürekli bir döngü içinde var ettiği, hiçbirinin diğerinden önce gelmediği (ontolojik eş değerlik) sonucuna varılır.
Karşılıklı kuruluş ilkesi, sosyal pratiklerin hem yapıyı kurduğunu hem de aktörlerin kimliklerini şekillendirdiğini savunur.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 14 / 17Sonraki
İnşacılık (Konstrüktivizm) Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 14 | Examkin