Marksist ve Eleştirel Yaklaşımlar
249 soru
Frankfurt Okulu'nun epistemolojik mirasını Uluslararası İlişkiler disiplinine taşıyan Eleştirel Teori; Robert Cox'un 'kuramın tarafsızlığı' eleştirisi ile Andrew Linklater'ın 'topluluğun sınırları' üzerine geliştirdiği normatif projeyi sentezlemektedir. Bu teorik çerçeveye göre, uluslararası sistemin mevcut 'sorun çözücü' (problem-solving) yapısının aşılması ve gerçek anlamda bir 'özgürleşme' (emancipation) sağlanabilmesi için gerçekleştirilmesi gereken temel dönüşüm aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi, ana akım Modernleşme Kuramlarının 'az gelişmişliği' (underdevelopment) tarihsel bir aşama veya kalkınma sürecindeki bir gecikme olarak gören yaklaşımına kökten bir itiraz getirir. Teoriye göre, küresel kapitalist sistem içerisindeki hiyerarşik yapı, 'merkez' ve 'çevre' ülkeleri arasındaki organik bir sömürü ilişkisine dayanır. Bu perspektiften hareketle, çevre ülkelerin az gelişmişlik durumuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi teorinin temel argümanını en doğru şekilde yansıtır?
Robert Cox tarafından uluslararası ilişkilere uyarlanan Gramsciyen yaklaşıma göre, bir dünya düzeninin sadece kaba kuvvete dayalı bir "üstünlük" (dominasyon) kuran yapıdan gerçek anlamda "hegemonik" bir yapıya dönüşmesini sağlayan temel ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?
Immanuel Wallerstein tarafından geliştirilen Dünya Sistemleri Teorisi, Bağımlılık Teorisi'nin merkez-çevre ikiliğine "yarı-çevre" (semi-periphery) kategorisini ekleyerek sistemi üç katmanlı hiyerarşik bir yapıda ele almaktadır. Wallerstein'ın analizinde yarı-çevre ülkelerinin, dünya sisteminin bütünlüğü ve siyasi istikrarı açısından üstlendiği temel işlev aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkiler disiplininde Frankfurt Okulu’nun temsil ettiği eleştirel duruşun temelinde yatan; dış dünyayı kontrol etme ve yönetme arzusuna dayanan, toplumsal olguları doğal yasalar gibi değişmez kabul eden ve Jürgen Habermas tarafından "teknik ilgi" (technical interest) olarak kavramsallaştırılan bilgi türünün, pratiğe yansıyan ve yalnızca önceden belirlenmiş amaçlara ulaşmak için en etkin araçları hesaplayan akılsal biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkilerde Galler Okulu (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları), geleneksel realizmin devlet merkezli ve statükocu güvenlik anlayışına karşı çıkarak güvenliğin ontolojik odağını bireye kaydırır. Bu yaklaşıma göre güvenlik; bireyleri ve insan topluluklarını savaş, açlık, baskı ve yoksulluk gibi kendi kaderlerini tayin etmelerini ve potansiyellerini gerçekleştirmelerini engelleyen her türlü pratikten kurtarma sürecidir.
Buna göre, Galler Okulu'nun temel argümanları dikkate alındığında, bu yaklaşımın güvenlik anlayışıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Max Horkheimer tarafından geliştirilen 'Geleneksel ve Eleştirel Teori' ayrımı, uluslararası ilişkiler disiplinindeki ana akım teorilerin epistemolojik temellerine yönelik en köklü eleştirilerden biridir. Horkheimer'a göre geleneksel teori, toplumsal gerçekliği verili ve dışsal bir nesne olarak kabul ederek onun işleyiş yasalarını bulmaya çalışırken; Eleştirel Teori, bilginin toplumsal süreçlerden ve güç ilişkilerinden bağımsız olamayacağını savunur.
Buna göre, Horkheimer'ın kavramsallaştırmasında Eleştirel Teori'nin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkilerde Neo-Marksist perspektifin öncüsü Robert Cox’a göre, bir dünya düzeninin istikrarı sadece kaba kuvvetle sağlanamaz. Cox, bir gücün dünya siyasetinde salt 'tahakküm' (dominance) kuran bir aktör olmaktan çıkıp 'hegemonik' bir konuma yükselebilmesi için aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesini gerekli görür?
Robert Cox'un "Kuram her zaman birileri ve bir amaç içindir" (Theory is always for someone and for some purpose) tespiti, uluslararası ilişkiler disiplinindeki ana akım teorilere yönelik köklü bir eleştiriyi ifade eder. Cox'a göre teoriler, toplumsal ve siyasal dünyadan bağımsız tarafsız araçlar değil; aksine belirli bir dünya görüşünü ve güç yapısını yansıtan inşalardır.
Bu perspektif çerçevesinde Robert Cox'un savunduğu "eleştirel kuram"ın (critical theory), realizm ve neoliberalizm gibi "problem çözücü kuram"lardan (problem-solving theory) ayrıldığı temel nokta aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Marksist uluslararası ilişkiler düşüncesinde devlet, realistlerin iddia ettiği gibi anarşik bir sistem içerisinde rasyonel ve otonom hareket eden bir birim değil; üretim ilişkileri tarafından belirlenen 'üstyapı'nın (superstructure) bir parçasıdır. Bu teorik çerçeveden hareketle, realizmde devletin temel motivasyonu olarak kabul edilen 'ulusal çıkar' (national interest) kavramı Marksist literatürde aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?
Robert Cox tarafından uluslararası ilişkilere uyarlanan Gramsciyen perspektife göre hegemonya; sadece bir devletin askeri ve ekonomik üstünlüğü (tahakküm) değil, aynı zamanda yönetilenlerin bu düzeni meşru kabul etmesini sağlayan bir rıza üretme sürecidir. Bu rıza üretimi, toplumsal ve ideolojik değerlerin yayıldığı belirli bir alanda gerçekleşir. Buna göre, Gramsciyen yaklaşımda rızanın inşa edildiği ve hegemonyanın toplumsal meşruiyet kazandığı temel alan aşağıdakilerden hangisidir?
Immanuel Wallerstein’ın "Modern Dünya Sistemi" analizinde, sistemin bir "dünya-imparatorluğu"ndan ziyade bir "dünya-ekonomisi" olarak örgütlenmiş olması, kapitalist birikim sürecinin devamlılığı için yapısal bir zorunluluk olarak ele alınır. Wallerstein, bir dünya-ekonomisinin tek bir siyasi otorite altında konsolide olmasının, sistemin kapitalist niteliğini ortadan kaldıracağını ileri sürer.
Buna göre, dünya-ekonomisinin tek bir siyasi merkez altında birleşerek bir "dünya-imparatorluğu"na dönüşmesinin kapitalist işleyişi sonlandıracak olmasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Robert Cox, kuramların tarafsız olmadığını savunarak mevcut güç ilişkilerini ve kurumsal yapıları veri kabul edip bu yapılar içindeki aksaklıkları gidermeye çalışan yaklaşımları 'sorun çözücü kuram' olarak tanımlar. Eleştirel Teori ise bu yapıların tarihsel kökenlerini sorgulayarak toplumsal dönüşümü hedefler. Bu doğrultuda Andrew Linklater, Frankfurt Okulu'nun mirasını takip ederek devletin dışlayıcı egemenlik sınırlarının aşılmasını ve ahlaki yükümlülüklerin evrensel düzeye taşınmasını savunur. Buna göre; hem Cox'un mevcut düzenin dönüştürülmesine dair vurgusu hem de Linklater'ın ahlaki topluluğun genişletilmesi idealinin merkezinde yer alan temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Emperyalizm olgusunu iktisadi temellere dayandıran klasik teoriler; sürecin kapitalist sistemin yapısından mı yoksa iktisadi politikalardaki sapmalardan mı kaynaklandığı konusunda farklılaşmaktadır. Buna göre, emperyalizm teorileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Immanuel Wallerstein’ın Dünya Sistemleri Teorisi çerçevesinde "hegemonya" kavramı, neorealist veya Gramsciyen yaklaşımlardan farklı bir biçimde tanımlanmaktadır. Buna göre, Wallerstein'a göre bir devletin dünya sisteminde hegemonik bir konuma ulaşabilmesi için aşağıdaki koşullardan hangisini gerçekleştirmesi zorunludur?
Klasik emperyalizm teorileri literatüründe J.A. Hobson ve V.I. Lenin'in yaklaşımları karşılaştırıldığında; Lenin'in emperyalizmi kapitalizmin "kaçınılmaz bir aşaması" olarak nitelendirmesine karşılık, Hobson'ın emperyalizmi sistemin işleyişindeki bir "hata" veya "tercih" olarak görmesi arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
Frankfurt Okulu temsilcileri, ana akım Uluslararası İlişkiler teorilerini (Realizm, Neoliberalizm vb.) "geleneksel teori" olarak tanımlayarak eleştirmişlerdir. Bu eleştirel yaklaşımda merkezi bir yer tutan "araçsal akıl" (instrumental reason) kavramı, ana akım teorilerin toplumsal dünyayı hangi şekilde ele almasını ifade etmektedir?
Uluslararası ilişkiler disiplinindeki ana akım teoriler (Realizm ve Liberalizm), "anarşi" olgusunu devletlerin davranışlarını belirleyen, verili ve tarih-dışı bir sistemik yapı olarak ele alırken; Klasik Marksist perspektif bu yaklaşımı disiplinin temel bir yanılgısı olarak nitelendirerek reddeder. Marksist kurama göre uluslararası alanın parçalı siyasal yapısı ve devletler arası çatışma dinamikleri, üretim ilişkilerinden bağımsız bir ontolojiye sahip değildir.
Buna göre, Klasik Marksist bir çözümlemede uluslararası sistemin anarşik yapısı ve devletler arası rekabet temel olarak aşağıdakilerden hangisiyle açıklanmaktadır?
Immanuel Wallerstein’ın Dünya Sistemleri Teorisi çerçevesinde, kapitalist dünya-ekonomisinin yapısal olarak istikrarlı kalmasını sağlayan ve sistemin merkez-çevre karşıtlığı üzerinden keskin bir şekilde kutuplaşarak çökmesini engelleyen temel siyasi-ekonomik unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Eleştirel Güvenlik Çalışmaları (Galler Okulu) kuramcılarının, Kopenhag Okulu tarafından geliştirilen "güvenlikleştirme" (securitization) analizine yönelik temel eleştirisi ve bu bağlamda savundukları "özgürleşme" (emancipation) perspektifiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?