Realizm ve Neorealizm

506 soru

Soru 461Soru

Uluslararası politikada devletlerin rasyonel güvenlik arayışlarının, kolektif düzeyde irrasyonel ve istenmeyen sonuçlar doğurması 'güvenlik ikilemi' (SecuritySecurity DilemmaDilemma) olarak tanımlanmaktadır. Bu kavramın özündeki 'trajik' niteliği ve onu basit bir çıkar çatışmasından ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarafların aslında statükoyu korumak ve barışçıl kalmak istemelerine rağmen, niyetlerin belirsizliği nedeniyle birbirlerini tehdit olarak algılayıp savunma amaçlı bir silahlanma sarmalına girmeleri

Cevap

Güvenlik ikileminin temel trajik niteliği, tarafların aslında statükoyu koruma ve barışçıl kalma niyetinde olmalarına rağmen, yapısal belirsizlikler yüzünden birbirlerini tehdit olarak algılayıp bir silahlanma sarmalına girmeleridir.
Güvenlik ikileminin 'trajik' olarak tanımlanmasının sebebi, çatışmanın kötü niyetten değil, niyetlerin belirsizliğinden ve rasyonel güvenlik kaygılarından kaynaklanmasıdır. Statükocu bir devletin sadece savunma amaçlı yaptığı güç artırımı, rakibi tarafından yanlış yorumlanarak karşılıklı güvensizliği ve savaşa giden süreci tetikler.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramın ontolojik kökenini belirle.
Uluslararası sistemin anarşik yapısında merkezi bir otorite yoktur, bu da devletleri 'kendi başının çaresine bakma' (selfself-helphelp) durumuna iter.
Güvenlik arayışının neden sistemik bir zorunluluk olduğunu anlamak için anarşi kavramı temeldir.
2
Niyetler ve kapasiteler arasındaki farkı analiz et.
Bir devlet diğerinin gerçek niyetini (barışçıl mı yoksa saldırgan mı) kesin olarak bilemez; bu yüzden rakibinin askeri kapasitesine bakarak önlem alır.
Belirsizlik (uncertaintyuncertainty), ikilemi tetikleyen en kritik unsurdur.
3
Paradoksal sonucu değerlendir.
A devletinin savunma amaçlı attığı her adım, B devleti tarafından saldırı hazırlığı olarak yorumlanır. B devletinin karşı hamlesi ise A devletini başlangıçtaki durumundan daha güvensiz hale getirir.
İkilemin neden bir 'spiral' veya 'sarmal' olarak adlandırıldığını açıklar.

Anahtar Kavram

Güvenlik İkileminin Yapısal Trajedisi

Daha Fazla Pratik

Robert Jervis'in 'Saldırı-Savunma Dengesi' (OffenseOffense-DefenseDefense BalanceBalance) kavramının güvenlik ikileminin şiddetini nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 462Soru

John Mearsheimer tarafından sistemleştirilen Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisine göre, uluslararası sistemdeki devletler sadece hayatta kalmayı amaçlayan rasyonel aktörler olmalarına rağmen, sistemin yapısı gereği sürekli bir güç biriktirme ve hegemonyacı olma arayışı içindedirler. Bu teorik çerçevede, bir devletin sistemdeki mevcut güç dengesinden (statükodan) memnun olsa dahi her fırsatta daha fazla güç elde etmeye çalışmasının ve sistemdeki en güçlü aktör (hegemon) olmayı tek gerçek güvenlik stratejisi olarak görmesinin temel sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin birbirlerinin askeri kapasitelerini bilseler dahi gelecekteki niyetlerinden hiçbir zaman tam olarak emin olamamaları ve bu niyet belirsizliğinin yarattığı ontolojik güvenlik kaygısı

Cevap

Saldırgan Realizm teorisine göre devletlerin sürekli güç maksimizasyonu yapmalarının temel nedeni, diğer devletlerin gelecekteki niyetlerinden (future intentions) hiçbir zaman emin olunamamasıdır.
Saldırgan Realizm'in kurucusu John Mearsheimer'a göre, uluslararası sistemin anarşik doğası devletler arasında kalıcı bir güven inşasını engeller. Bir devletin diğerinin mevcut niyetini bilmesi bile yeterli değildir; çünkü niyetler gelecekte değişebilir. Bu yapısal niyet belirsizliği (uncertainty about intentions), devletleri en kötü senaryoya hazırlıklı olmaya ve sistemdeki en güçlü aktör (hegemon) olmaya zorlar. Dolayısıyla devletler sadece güvenliği değil, gücü maksimize ederek güvenliği maksimize etmeye çalışırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Saldırgan Realizmin (Mearsheimer) temel varsayımlarını hatırla.
Sistem anarşiktir, devletler saldırı kapasitesine sahiptir, hayatta kalma temel amaçtır, aktörler rasyoneldir ve en önemlisi niyetler belirsizdir.
Teorinin mantıksal sonucuna ulaşmak için temel kabullerin analiz edilmesi gerekir.
2
Savunmacı Realizm ile ayrıştığı noktayı analiz et.
Savunmacı realizm devletlerin sistemdeki konumlarını korumakla yetineceğini (güvenlik maksimizasyonu) söylerken; saldırgan realizm devletlerin en üstün güç (güç maksimizasyonu) olmaya çalışacağını söyler.
Sorudaki 'statükodan memnun olsa dahi neden daha fazla güç ister' vurgusu bu farkı anlamayı gerektirir.
3
Niyet belirsizliği kavramının güvende hissetme üzerindeki etkisini değerlendir.
Bugünkü barışçıl niyetler yarın değişebilir; bu yüzden devletler kendilerini tam güvende hissetmek için bölgesel hegemonya kurmaya çalışır.
Mearsheimer'a göre sistemde 'yeterli güç' yoktur, sadece 'en fazla güç' vardır.

Anahtar Kavram

Niyet Belirsizliği ve Güç Maksimizasyonu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 463Soru

Hans Morgenthau’nun siyasal gerçekçilik kuramının üçüncü ilkesine göre, "güç terimiyle tanımlanan çıkar" kavramı kuramsal bir kategori olarak sabit kalsa da, bu çıkarın somut içeriği ve mahiyeti; siyasi, sosyal ve kültürel konjonktüre bağlı olarak dinamik bir değişim sergiler. Morgenthau, realizmin devletlerin hedeflerinin tarihin her döneminde aynı kaldığını iddia etmediğini vurgular. Buna göre Morgenthau’nun bu yaklaşımı, realizme yönelik yapılan "statik bir dünya tasviri sunduğu" eleştirilerine kuramsal açıdan nasıl bir yanıt niteliği taşımaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuramsal ana kategorinin (çıkar) değişmezliği ile bu kategorinin uygulandığı tarihsel içeriğin değişkenliği arasında bir ayrım yaparak süreklilik ve değişimi birleştirdiği

Cevap

Siyasal gerçekçiliğin üçüncü ilkesi, kuramsal ana kategorinin (çıkar) değişmezliği ile bu kategorinin uygulandığı tarihsel içeriğin değişkenliği arasında bir ayrım yaparak süreklilik ve değişimi birleştirdiğini savunmaktadır.
Doğru seçenek, Morgenthau'nun realizminde 'çıkar' kavramının epistemolojik bir nirengi noktası (kategori) olarak her zaman var olduğunu, ancak devletlerin o anki çıkarlarının ne olduğunun (içerik) tarihsel ve sosyal şartlara göre değiştiğini ifade etmektedir. Bu durum, realizmin değişimi açıklayamayan statik bir teori olduğu eleştirisine verilen en güçlü yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Morgenthau'nun üçüncü ilkesini analiz et.
İlke, 'çıkar'ın bir kategori (analiz aracı) olarak sabit, ancak 'içerik' (hedefler) olarak dinamik olduğunu söyler.
Teorinin farklı tarihsel dönemleri (Örn: 18. yy monarşileri vs. 21. yy ulus devletleri) aynı mantıkla açıklayabilmesi için bu ayrım gereklidir.
2
Statiklik eleştirisini değerlendir.
Realizmin 'dünya hep aynı kalıyor' dediği sanılır; ancak üçüncü ilke değişimi kuramın içine entegre eder.
Değişimin (içerik) değişmez bir kural (güç/çıkar kategorisi) çerçevesinde gerçekleştiğini gösterir.

Anahtar Kavram

Çıkar Kavramının İçeriği ve Kategorisi Ayrımı (Dinamik Çıkar)

Daha Fazla Pratik

Morgenthau'nun altıncı ilkesi olan 'Siyasal Alanın Otonomisi' konusundaki hukukçu ve siyaset bilimci karşılaştırmasını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 464Soru

Kenneth Waltz tarafından sistemik bir teori olarak formüle edilen neorealizmin "savunmacı" (defansif) yorumuna göre; rasyonel devletlerin güç peşinde koşarken belirli bir noktada durmaları ve genellikle statüko koruyucu bir dış politika izlemeleri beklenir.

Savunmacı realizmin devletleri sınırsız güç artırımından kaçınmaya iten bu öngörüsünü dayandırdığı temel yapısal mantık aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemin, aşırı güç biriktiren veya yayılmacı davranan aktörleri "dengeleme" (balancing) mekanizmasıyla cezalandırarak bu aktörlerin güvenliğini eskisinden daha kırılgan hale getirmesi

Cevap

Uluslararası sistemin, aşırı güç biriktiren aktörleri dengeleme mekanizmasıyla cezalandırarak güvenliği tehlikeye atması
Savunmacı realizme göre uluslararası sistemin yapısı, devletlerin aşırı güçlenmesini teşvik etmez; aksine, güç biriktiren bir aktöre karşı diğer devletlerin otomatik olarak dengeleme (balancing) yapacağını öngörür. Bu durum, yayılmacı devletin güvenliğini artırmak yerine azaltır. Bu nedenle rasyonel devletler, sistemik cezadan kaçınmak için sadece ihtiyaçları olan kadar (güvenlik maksimizasyonu) güç biriktirir ve statükoyu koruma eğilimi gösterirler.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçeveyi belirle
Savunmacı realizm (Kenneth Waltz), sistemik bir yaklaşımdır ve devletlerin temel amacının 'güç' değil 'güvenlik' maksimizasyonu olduğunu savunur.
Saldırgan ve savunmacı realizm arasındaki temel ontolojik farkı anlamak için bu ayrım kritiktir.
2
Sistemik kısıtları analiz et
Sistemde bir devlet çok güçlendiğinde, diğer devletler tehdit algısıyla birleşerek (dengeleme/balancing) o devlete karşı ittifak kurar.
Dengeleme mekanizması, savunmacı realistlere göre sistemin istikrarını sağlayan ve yayılmacılığı cezalandıran temel unsurdur.
3
Sonuca ulaş
Devletler, sistem tarafından dengelenip güvenliklerini kaybetmemek için sınırsız güç peşinde koşmazlar ve statükoyu korumayı tercih ederler.
Bu mantık, savunmacı realizmin neden devletleri 'statüko koruyucu' olarak tanımladığını açıklar.

Anahtar Kavram

Güvenlik Maksimizasyonu ve Sistemik Dengeleme

Daha Fazla Pratik

Robert Jervis'in 'saldırı-savunma dengesi' kavramının, güvenlik ikilemini nasıl yumuşattığını incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 465Soru

Uluslararası sistemin anarşik yapısı altında devletlerin, iş birliği yaptıkları partnerlerinin elde edeceği kazancı kendi hayatta kalma stratejileri açısından bir risk faktörü olarak değerlendirmeleri, realizmin temel argümanlarından biridir. Bu çerçevede, realist düşüncenin "göreli kazanç" (relative gains) konusundaki ısrarının temelindeki rasyonel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Partnerin elde edeceği fazla kazancın, gelecekte askeri kapasiteye dönüştürülerek güç dengesini bozma ve güvenlik tehdidi oluşturma ihtimali

Cevap

Partnerin elde edeceği fazla kazancın, gelecekte askeri kapasiteye dönüştürülerek güç dengesini bozma ihtimali
Doğru cevap, neorealistlerin anarşi altındaki 'güç' algısını temel alır. Realistlere göre güç 'geçişken' (fungible) bir doğaya sahiptir; yani bugün elde edilen bir ekonomik avantaj, yarın tank, tüfek veya nükleer teknoloji olarak karşınıza çıkabilir. Bu yüzden devletler, partnerlerinin kendilerinden daha fazla kazanç sağlamasını, güç dengesinin aleyhlerine bozulması ve dolayısıyla varoluşsal bir tehdit olarak görürler.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizmin anarşi varsayımını ve hayatta kalma (survival) hedefini temel al.
Devletlerin merkezi otorite yokluğunda kendi güvenliklerini sağlamak zorunda oldukları (self-help) saptandı.
Uluslararası sistemdeki davranışların temel motivasyonunu anlamak için anarşi kavramı zorunludur.
2
Ekonomik kazanımların 'gücün geçişkenliği' (fungibility of power) ilkesiyle ilişkisini kur.
Ekonomik artı değerin askeri harcamalara ve teknolojiye dönüştürülebilir olduğu analiz edildi.
Göreli kazancın neden sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda askeri bir mesele olduğunu açıklamak gerekir.
3
İş birliği sonucunda ortaya çıkan kazanç farkının güç dengesine etkisini değerlendir.
Bir tarafın daha fazla kazanmasının, 'bugünün partnerinin yarının düşmanı' olabileceği anarşik ortamda risk oluşturduğu görüldü.
Güç dengesindeki (balance of power) kaymaların realizmdeki merkezi önemini vurgulamak gerekir.
4
Göreli kazanç hassasiyetinin rasyonel bir güvenlik stratejisi olduğu sonucuna ulaş.
Devletlerin 'konumsalcı' (positionalist) davranarak kendi güvenliklerini maksimize etmeye çalıştıkları doğrulandı.
Soruda sorulan temel mantığın güvenlik ikilemi ve hayatta kalma güdüsüyle doğrudan bağlantılı olduğu netleşti.

Anahtar Kavram

Gücün Geçişkenliği ve Güvenlik İkilemi Bağlamında Göreli Kazanç

İpuçları

1
Realizmin 'güç' ve 'güvenlik' odaklı olduğunu, iş birliğinin her zaman bir tehdit algısı barındırdığını düşünün.
2
Ekonomik kazançların yarın askeri güce dönüşüp dönüşemeyeceğini (fungibility) sorgulayın.
3
Devletlerin partnerlerinin ne kadar kazandığına neden bu kadar 'takıntılı' olduğunu hayatta kalma stratejisiyle bağdaştırın.

Daha Fazla Pratik

Neoliberal kurumsalcılığın hile (cheating) sorununa odaklanarak mutlak kazancı nasıl savunduğunu inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 466Soru

Kenneth Waltz, uluslararası sistemdeki devletlerin davranışlarını sistemin "yapısı" ile açıklar. Waltz’a göre, sistemin yapısını belirleyen en önemli değişken olan "kapasite dağılımı" (güç dağılımı), aynı zamanda sistemin ne kadar istikrarlı olacağını da belirler. Waltz, belirli bir sistem yapısında büyük güçlerin birbirini denetlemesinin daha kolay olduğunu, dış ittifaklara bağımlılığın azaldığını ve "yanlış hesaplama" (miscalculation) ihtimalinin en aza indiğini ileri sürer.

Buna göre, Kenneth Waltz’un yapısal realizm kuramına göre, uluslararası sistemde istikrarın en yüksek olduğu ve devletler arası çatışma riskinin en az olduğu kabul edilen yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İki kutuplu sistem

Cevap

İki kutuplu sistem
Kenneth Waltz’un 1979 tarihli "Theory of International Politics" eserinde savunduğu temel tezlerden biri, iki kutuplu sistemlerin (bipolarity) çok kutuplu sistemlere göre yapısal olarak daha istikrarlı olduğudur. İki kutuplu sistemlerde süper güçler sadece birbirlerini rakipleri olarak gördükleri için belirsizlik azalır, ittifakların bozulması sistemin çökmesine neden olmaz ve devletler dış ittifaklar yerine kendi askeri/ekonomik güçlerini artırmaya (içsel dengeleme) odaklanır. Bu durum yanlış hesaplama riskini minimize ederek büyük güç savaşlarını önler.

Adım Adım Çözüm

1
Kenneth Waltz'un yapısal analiz düzeyini belirle.
Waltz, uluslararası politikayı sistem düzeyinde (üçüncü imaj) analiz eder ve yapıyı belirleyen temel değişkenin kapasite dağılımı (kutupluluk) olduğunu vurgular.
Sistemik istikrarın kaynağını anlamak için yapıyı oluşturan değişkenlere odaklanmak gerekir.
2
Farklı kutupluluk yapılarının istikrar üzerindeki etkilerini karşılaştır.
Çok kutuplu sistemlerde ittifakların kayganlığı ve yanlış hesaplama riski yüksektir. İki kutuplu sistemlerde ise rakipler bellidir, belirsizlik düşüktür ve 'içsel dengeleme' ön plandadır.
Waltz'un istikrar argümanı, büyük güçler arasındaki etkileşimin öngörülebilirliği üzerine kuruludur.
3
Waltz'un istikrar sonucuna ulaş.
Daha az büyük gücün (iki kutup) olduğu sistemde yönetim ve denetim daha kolay olduğu için istikrar daha yüksektir.
İki kutuplu yapı, süper güçlerin birbirini daha yakından takip etmesine olanak tanır.

Anahtar Kavram

İki Kutuplu Sistem İstikrarı (Stability of Bipolarity)
Soru 467Soru

John Herz ve Robert Jervis tarafından geliştirilen 'Güvenlik İkilemi' (securitysecurity dilemmadilemma) kavramı, uluslararası sistemde devletlerin saldırgan niyetleri olmasa dahi çatışma sarmalına girebileceğini savunur. Bu yaklaşımda, bir devletin kendi güvenliğini artırmak için aldığı rasyonel önlemlerin, diğer devletlerin güvenliğini azaltarak genel bir güvensizlik ortamı yaratması 'trajik' bir durum olarak nitelendirilir.

Buna göre, güvenlik ikileminin ortaya çıkmasına neden olan temel yapısal dinamik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemin anarşik yapısı nedeniyle devletlerin birbirlerinin niyetlerinden asla tam olarak emin olamamaları

Cevap

Uluslararası sistemin anarşik yapısı nedeniyle devletlerin birbirlerinin niyetlerinden emin olamamaları
Doğru yanıt olan seçenek, güvenlik ikileminin temelinde yatan 'belirsizlik' (uncertaintyuncertainty) ve 'anarşi' kavramlarını birleştirir. Robert Jervis'e göre, uluslararası sistemde merkezi bir yargıç veya polis gücü olmadığı için, bir devletin kendi güvenliğini korumak amacıyla ordusunu güçlendirmesi, rakip devlet tarafından niyetinin gelecekte değişebileceği veya mevcut silahlanmanın saldırı amaçlı olabileceği şeklinde yorumlanır. Bu durum tarafları istemedikleri halde bir silahlanma yarışına (spiralspiral modelmodel) sokar.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası sistemin başlangıç koşulunu belirle
Merkezi bir otoritenin bulunmadığı 'anarşik' bir yapı.
Anarşi, devletlerin kendi güvenliklerini sağlamak zorunda oldukları (self-help) bir ortam yaratır.
2
Devletlerin niyetlerini ve eylemlerini analiz et
Savunma amaçlı silahlanma veya ittifaklar.
Bir devletin hayatta kalmak için attığı rasyonel adımlar, rakip devlette 'saldırı hazırlığı' şüphesi uyandırır.
3
Sonucu değerlendir
Karşılıklı silahlanma sarmalı ve artan güvensizlik.
Niyetlerin belirsizliği (uncertaintyuncertainty), tarafların niyetleri iyi olsa bile sistemin yapısal özellikleri nedeniyle birbirlerini tehdit olarak algılamalarına (trajik sonuç) yol açar.

Anahtar Kavram

Yapısal Anarşi ve Niyet Belirsizliği

Daha Fazla Pratik

Jervis'in 'Saldırı-Savunma Dengesi' (offenseoffense-defensedefense balancebalance) kavramını inceleyerek güvenlik ikileminin hangi durumlarda daha şiddetli yaşandığını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 468Soru

Kenneth Waltz, *Theory of International Politics* (1979) adlı eserinde siyasal yapıları tanımlarken üç temel katmandan oluşan bir formülasyon sunar: Düzenleyici İlke, Birimlerin Karakteri (İşlevsel Farklılaşma) ve Kapasite Dağılımı. Ancak Waltz, uluslararası sistemin yapısını analiz ederken bu bileşenlerden birinin uluslararası düzeyde bir "değişken" olma özelliğini yitirdiğini ve bu nedenle yapısal tanımın dışında bırakılması gerektiğini savunur.

Waltz'un neorealist kuramında uluslararası sistemin yapısını tanımlarken "birimlerin işlevsel farklılaşması" bileşenini dışarıda bırakmasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anarşik yapının devletleri "kendi kendine yardım" (self-help) ilkesi gereği benzer rolleri üstlenmeye ve fonksiyonel olarak benzer birimler (like units) olmaya zorlaması

Cevap

Waltz'un uluslararası sistem yapısında işlevsel farklılaşmayı dışarıda bırakmasının nedeni, anarşi altındaki devletlerin "kendi kendine yardım" (self-help) ilkesi gereği güvenlik ve hayatta kalma gibi temel işlevlerde birbirinin benzeri (like units) olmak zorunda kalmasıdır.
Waltz'a göre uluslararası sistemin anarşik yapısı, devletlerin hayatta kalabilmek için birbirlerine güvenemeyecekleri bir ortam yaratır. Bu durum her devletin 'kendi kendine yardım' (self-help) ilkesiyle hareket etmesine ve güvenlikten savunmaya kadar tüm temel devlet işlevlerini bizzat yürütmesine neden olur. Dolayısıyla ulusal sistemdeki uzmanlaşmış kurumların aksine, uluslararası sistemdeki devletler fonksiyonel olarak birbirinin benzeri (like units) haline gelir. Bir sistemde tüm birimler aynı işlevi görüyorsa, 'işlevsel farklılaşma' o sistemi tanımlayan bir değişken olamaz ve yapısal tanımdan düşürülür.

Adım Adım Çözüm

1
Kenneth Waltz'un siyasal yapıyı tanımlayan üç bileşeni hatırlanmalıdır.
Bunlar: 1. Düzenleyici İlke (Anarşi/Hiyerarşi), 2. Birimlerin İşlevsel Karakteri, 3. Kapasite Dağılımı.
Teorik çerçevenin unsurlarını belirlemek için gereklidir.
2
Ulusal ve uluslararası sistemler arasındaki yapısal fark analiz edilmelidir.
Ulusal sistemde hiyerarşi vardır ve birimler (kurumlar) uzmanlaşmıştır; uluslararası sistemde ise anarşi vardır.
Yapısal unsurların hangisinin neden farklılaştığını anlamak için karşılaştırma yapılır.
3
Anarşinin birimlerin davranışları ve rolleri üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.
Merkezi otorite olmadığı için her devlet kendi güvenliğini kendisi sağlamalıdır (self-help). Bu durum devletleri 'güvenlik arayışı' temelinde birbirinin benzeri yapar.
Anarşinin devletleri fonksiyonel olarak neden uzmanlaşmaya değil, benzerliğe ittiği açıklanır.
4
Yapısal tanımda hangi unsurun 'değişken' olmaktan çıktığı sonucuna varılmalıdır.
Uluslararası sistemdeki tüm birimler (devletler) işlevsel olarak benzer olduğu için, 'işlevsel farklılaşma' bir yapısal değişken olmaktan çıkar ve tanım dışı kalır.
Waltz'un neorealist yapı tanımındaki sadeleşmenin mantığı kavranır.

Anahtar Kavram

Neorealizmde Uluslararası Yapı ve Fonksiyonel Benzerlik (Like Units)
Soru 469Soru

Kenneth Waltz, 1959 yılında yayımlanan *İnsan, Devlet ve Savaş* (*Man, the State, and War*) adlı çalışmasında savaşın nedenlerini üç farklı analiz düzeyi (imge) üzerinden inceler. Waltz, birey ve devlet düzeyindeki açıklamaların savaşı anlamakta yetersiz kaldığını, savaşın asıl ve nihai nedeninin uluslararası sistemin doğasında aranması gerektiğini savunur. Waltz'un "Üçüncü İmge" (Third Image) olarak adlandırdığı ve savaşın "müsaade edici nedeni" (permissive cause) olarak tanımladığı bu kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemin anarşik yapısı

Cevap

Uluslararası sistemin anarşik yapısı
Kenneth Waltz'a göre, savaşın asıl ve müsaade edici nedeni (permissive cause), uluslararası sistemin anarşik yapısıdır. Anarşi, devletlerin üzerinde bir egemen gücün bulunmaması durumudur ve bu yapı, devletleri kendi güvenliklerini sağlamaya zorlayarak savaş ihtimalini her zaman canlı tutar. Bu yaklaşım, Waltz'un 'Üçüncü İmge' olarak adlandırdığı sistem düzeyindeki analizdir.

Adım Adım Çözüm

1
Analiz düzeylerini tanımla
Waltz'un 'İnsan, Devlet ve Savaş' kitabındaki üç imge: Birey, Devlet ve Sistemdir.
Savaşın nedenlerini farklı katmanlarda kategorize etmek için.
2
Üçüncü İmge'nin içeriğini belirle
Üçüncü İmge, devletlerin davranışlarını belirleyen 'Uluslararası Sistem' düzeyidir.
Waltz'un neorealizme giden yoldaki temel argümanını bulmak için.
3
Sistemin temel özelliğini saptama
Uluslararası sistemin temel yapısal özelliği merkezi bir gücün olmaması, yani anarşidir.
Anarşi, sistemde savaşın çıkmasını engelleyecek bir otorite olmadığı için 'müsaade edici neden' olarak görülür.

Anahtar Kavram

Analiz Düzeyleri ve Üçüncü İmge (Anarşi)

İpuçları

1
Waltz'un üç imge ayrımında en üst ve en belirleyici olan düzeyi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Waltz'un 1979 tarihli 'Theory of International Politics' eserinde bu yapısal analizi hangi üç unsurlu (Sıralayıcı ilke, işlevsel ayrışma, kapasite dağılımı) formülasyona dönüştürdüğünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 470Soru

Uluslararası sistemin merkezi bir otoriteden yoksun oluşu (anarşi), neorealistlere göre devletlerin dış politika davranışlarını belirleyen en temel unsurdur. Bu bağlamda neorealistler, neoliberal kurumsalcılığın aksine, devletlerin iş birliği yaparken sadece kendi elde edecekleri faydaya değil, bu faydanın taraflar arasındaki dağılımına da odaklandıklarını savunurlar.

Buna göre, neorealist bir perspektiften, bir devletin kendi kapasitesini artırmasına rağmen partnerinin daha büyük bir artış sağlaması (göreli kayıp) durumunda iş birliğinden çekilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kazanç farkının ileride askeri güce tahvil edilerek bir güvenlik tehdidine dönüşebileceği endişesi

Cevap

Kazanç farkının askeri güce dönüştürülerek güvenlik tehdidi oluşturabileceği endişesi, devletlerin göreli kazanç odaklı hareket etmesinin temel nedenidir.
Neorealist düşüncede, anarşik sistem devletleri birbirine karşı güvensiz kılar. Joseph Grieco gibi düşünürlerin vurguladığı üzere, bir iş birliği sonucunda partner devletin daha fazla kazanç elde etmesi, aradaki güç farkının açılmasına ve bu ekonomik/teknolojik üstünlüğün ileride askeri bir tehdide (tahvil edilerek) dönüşmesine yol açabilir. Bu nedenle devletler 'savunmacı konumsalcı' (defensive positionalist) bir tavırla göreli kazanca odaklanırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizmin anarşi ve hayatta kalma (survival) varsayımlarını hatırla.
Devletlerin en temel önceliği güç dengesini koruyarak varlıklarını sürdürmektir.
Anarşik sistemde devletler kendi güvenliklerinden sorumludur (self-help).
2
Mutlak ve göreli kazanç kavramlarını karşılaştır.
Mutlak kazanç 'ben ne kadar kazandım?' sorusuna bakarken, göreli kazanç 'partnerim benden ne kadar fazla kazandı?' sorusuna odaklanır.
Kapasite farkları uluslararası hiyerarşiyi ve güç dengesini belirler.
3
Gücün dönüştürülebilirliği (fungibility) ilkesini uygula.
Ekonomik üstünlük sağlayan tarafın bu kaynağı askeri teknolojiye aktarabileceği görülür.
Güç unsurları birbirine tahvil edilebilir; bugün ekonomik olan yarın askeri olabilir.

Anahtar Kavram

Gücün Dönüştürülebilirliği (Fungibility of Power) ve Göreli Kazanç Hassasiyeti

Daha Fazla Pratik

Neorealizm ile Neoliberalizm arasındaki 'Neo-Neo Tartışması'nın diğer boyutları olan 'Hile Yapma' (Cheating) ve 'Uluslararası Kurumların Etkisi' konularına göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 471Soru

E. H. Carr, *Yirmi Yıl Krizi* (19391939) adlı eserinde ütopyacılığın "evrensel ahlak" ve "dünya kamuoyu" gibi kavramlarını sert bir biçimde eleştirir. Carr'a göre, bu tür soyut ahlaki iddiaların uluslararası siyasetteki temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doymuş ve statükocu güçlerin, kendi ulusal çıkarlarını "evrensel bir zorunluluk" gibi sunarak mevcut güç dağılımını meşrulaştırması

Cevap

Doymuş ve statükocu güçlerin, kendi ulusal çıkarlarını evrensel bir zorunluluk gibi sunarak mevcut güç dağılımını meşrulaştırması
Carr'ın realizm anlayışında, ahlak ve siyaset iç içedir. O, ütopyacıların savunduğu "çıkarların uyumu" ve "evrensel ahlak" gibi kavramların, aslında Birinci Dünya Savaşı sonrası düzeni kuran ve bu düzenden fayda sağlayan egemen devletlerin statükoyu korumak amacıyla geliştirdikleri ideolojik kılıflar olduğunu savunur. Bu bakış açısına göre ahlak, güce sahip olanın kendi konumunu meşrulaştırma aracıdır.

Adım Adım Çözüm

1
E.H. Carr'ın realizm tanımını analiz etme
Carr realizmi, ütopyacılığın (idealizmin) gerçeklikten kopuk varsayımlarına bir tepki ve disiplinin olgunluk evresi olarak görür.
Tartışmanın teorik zeminini anlamak için disiplinin evrelerini belirlemek gerekir.
2
Ahlak ve siyaset arasındaki ilişkiyi değerlendirme
Carr'a göre ahlak nesnel veya evrensel değildir; her zaman belirli bir siyasal gücün ve çıkarın ürünüdür.
Ütopyacıların "evrensel ahlak" iddiasının ardındaki siyasal mantığı deşifre etmek.
3
Ahlaki söylemin işlevini belirleme
Mevcut düzenden (statüko) memnun olan güçler, kendi çıkarlarını "dünya barışı" veya "evrensel ahlak" olarak sunarak muhalif güçleri gayrimeşru ilan ederler.
Doğru cevaba ulaşmak için kavramın ideolojik fonksiyonunu saptamak.

Anahtar Kavram

İdeolojik Maskeleme ve Statüko Eleştirisi

Daha Fazla Pratik

Carr'ın 'güç' (power) kavramını nasıl üçlü bir tasnifle (askeri, ekonomik ve fikir üzerindeki güç) ele aldığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 472Soru

Randall Schweller, neorealist ittifak teorilerini eleştirerek devletlerin sadece tehditten kaçınmak için değil, aynı zamanda kazanç elde etmek için de ittifak kurduklarını savunmuştur. Özellikle revizyonist devletlerin, yükselen bir gücün yanında yer alarak mevcut statükonun sunduğundan daha fazla kazanç elde etme motivasyonunu tanımlamak için kullandığı kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çakal Vagonlaması (Jackal Bandwagoning)

Cevap

Çakal Vagonlaması (Jackal Bandwagoning) kavramı, revizyonist devletlerin güçlü bir aktörün yanında yer alarak kazanç elde etme arayışını ifade eder.
Doğru yanıt olan kavram, Randall Schweller'in 'Çıkar Dengesi' (Balance of Interests) yaklaşımında, statükodan memnun olmayan (revizyonist) devletlerin, yükselen veya güçlü bir aktörün zaferinden pay almak amacıyla onunla ittifak kurmasını tanımlar. Bu devletler, aslanın avından beslenen çakallar gibi, maliyeti aslanın üstlendiği bir süreçten kazanç elde etmeyi hedeflerler.

Adım Adım Çözüm

1
Teorisyen ve temel argümanı belirle.
Randall Schweller, devletlerin ittifak kurarken sadece 'güvenlik' (tehdit) değil, 'kazanç' (çıkar) motivasyonuyla da hareket ettiğini savunur.
Schweller'in 'Çıkar Dengesi' (Balance of Interests) teorisi, Walt'ın 'Tehdit Dengesi' yaklaşımına bir eleştiri olarak doğmuştur.
2
Devlet tipine ve ittifak türüne göre kavramı eşleştir.
Revizyonist devletler, statükoyu değiştirmek ve kazanç sağlamak için 'Vagonlama' (Eklemlenme) yaparlar.
Schweller, bu durumu aslanın (büyük güç) avından kalanlarla beslenen çakallara benzeterek 'Çakal Vagonlaması' olarak adlandırmıştır.

Anahtar Kavram

Schweller'in Çıkar Dengesi ve İttifak Motivasyonları

Daha Fazla Pratik

Schweller'in devlet tiplemelerini (Kurt, Kuzu, Çakal, Aslan) ve bunların statüko/revizyonizm eksenindeki yerlerini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 473Soru

Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliğin altıncı ilkesinde siyasetin; ekonomi, hukuk ve ahlak gibi diğer alanlardan bağımsız, kendine özgü standartları olan özerk bir alan olduğunu savunur. Morgenthau'ya göre bir siyaset bilimci, uluslararası olayları analiz ederken diğer disiplinlerin bakış açılarından sıyrılarak meseleyi "siyasal olanın" süzgecinden geçirmelidir. Bu yaklaşım, tıpkı bir iktisatçının olayları zenginlik temelinde değerlendirmesi gibi, siyaset bilimcinin de olayları belirli bir temel ölçütle incelemesini gerektirir.

Buna göre, siyasal gerçekçiliğin özerklik ilkesini benimseyen bir araştırmacının, bir devletin dış politika hamlesini incelerken sorması gereken temel soru aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu politikanın ulusal güç üzerindeki etkisi nedir?

Cevap

Siyasal gerçekçiliğin özerklik ilkesine göre bir analist, 'Bu politikanın ulusal güç üzerindeki etkisi nedir?' sorusunu sormalıdır.
Morgenthau'nun altıncı ilkesine göre, her disiplin dünyayı kendi kavramsal çerçevesinden görür. İktisatçı 'zenginlik', hukukçu 'kurallara uygunluk', ahlakçı 'etik değerler' üzerinden soru sorarken; siyaset bilimci 'güç' üzerinden soru sormalıdır. Doğru cevap, analizin merkezine ulusal gücü koyarak siyasal alanın özerkliğini koruyan yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Morgenthau'nun altıncı ilkesinin (Siyasal Alanın Özerkliği) içeriğini hatırlayın.
Siyasetin; hukuk, ahlak ve ekonomi gibi alanlardan ayrı, kendine has standartları olduğu saptanır.
Sorunun hangi kuramsal çerçeveye dayandığını belirlemek için gereklidir.
2
Siyasal alanın temel analiz birimini veya 'para birimini' belirleyin.
Morgenthau için siyasetin temel ölçütü 'güç terimiyle tanımlanan çıkar' kavramıdır.
Özerk bir alanın, o alana özgü temel bir soruya sahip olması gerekir.
3
Seçenekler arasında güç ve ulusal çıkar odaklı olanı ayırt edin.
Ulusal güç üzerindeki etkiyi sorgulayan seçeneğin siyasal gerçekçiliğin 'siyasal adam' (political man) kavramsallaştırmasına uygun olduğu görülür.
Diğer seçeneklerin hukuk, ahlak veya ekonomi gibi farklı disiplinlerin soruları olduğu elenerek doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Siyasal Alanın Özerkliği (Autonomy of the Political Sphere)

İpuçları

1
Morgenthau'nun 'Siyasal Adam' (Political Man) kavramını ve bu figürün olaylara hangi pencereden baktığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Morgenthau'nun dördüncü ilkesi olan 'basiret' (prudence) kavramının altıncı ilkedeki özerklikle nasıl bir bağ kurduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 474Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde, özellikle realizm içinde merkezi bir yer tutan "Güvenlik İkilemi" (SecuritySecurity DilemmaDilemma) kavramı; iki devletin de aslında saldırgan bir amacı olmamasına ve mevcut durumlarını (statüko) korumak istemelerine rağmen, birbirlerini tehdit olarak algılamaları sürecini ifade eder. Bu durumun uluslararası politikada "trajik" bir paradoks olarak nitelendirilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin rasyonel güvenlik arayışlarının, sistemin anarşik yapısı nedeniyle nihayetinde her iki taraf için de başlangıçtakinden daha az güvenli bir ortam yaratması

Cevap

Devletlerin rasyonel güvenlik arayışlarının, sistemin anarşik yapısı nedeniyle nihayetinde her iki taraf için de başlangıçtakinden daha az güvenli bir ortam yaratması
Doğru yanıt olan seçenek, kavramın literatürdeki tanımını ve 'trajik' niteliğinin özünü tam olarak yansıtmaktadır. John Herz ve Robert Jervis'e göre bu durumun trajik olmasının sebebi, kimse savaş istemese dahi sistemin yapısının (anarşi ve niyet belirsizliği) devletleri istemedikleri bir çatışma sarmalına (silahlanma yarışı) sürüklemesi ve sonuçta herkesin daha az güvenli hale gelmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramın aktör niyetleri üzerindeki varsayımını analiz etme
Güvenlik ikilemi, tarafların aslında birbirine karşı saldırgan niyet taşımadığı (statüko yanlısı olduğu) bir durumu varsayar.
Trajedinin kaynağı, tarafların kötü niyetli olmamasıdır.
2
Sistemsel engeli (anarşi) belirleme
Merkezi bir otoritenin yokluğu, devletlerin diğerlerinin savunma amaçlı silahlanmasını bile tehdit olarak görmesine yol açar.
Anarşi, niyetlerin asla tam olarak bilinemediği bir belirsizlik ortamı yaratır.
3
Paradoksal sonucu değerlendirme
Güvenliği artırmak için atılan adımlar karşı silahlanmayı tetikler ve sonuçta iki taraf da daha güvensiz hale gelir.
Bireysel rasyonellik (savunma), kolektif irrasyonelliğe (güvensizlik sarmalı) dönüşür; trajedinin özü budur.

Anahtar Kavram

Güvenlik İkileminin Trajik Doğası
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 475Soru

E.H. Carr, uluslararası ilişkiler disiplininin gelişimini iki aşamalı bir süreç olarak tanımlar. Carr'a göre, sadece 'olması gerekeni' hayal eden başlangıç evresinden (ütopya), olayların nedenlerini araştıran aşamaya (gerçeklik) geçişte; saf gerçekçiliğin 'kısır' bir nitelik taşımasını önlemek için aşağıdakilerden hangisi hayati bir önem taşır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Analizin yanına, eyleme yön verecek ve statükoyu sorgulatacak ahlaki bir 'amacın' eklenmesi

Cevap

Analizin yanına, eyleme yön verecek ve statükoyu sorgulatacak ahlaki bir amacın eklenmesi
E.H. Carr'a göre, uluslararası ilişkilerde saf gerçekçilik (realizm) sadece mevcut güç dengelerini ve statükoyu meşrulaştırmaya yarayan 'kısır' bir yaklaşımdır. Bu kısırlığı aşmak için realizmin sunduğu 'analiz' gücünün, toplumu ve sistemi dönüştürmeye yönelik ahlaki bir 'amaç' (ütopya) ile birleştirilmesi gerekir. Carr, siyasetin bu iki unsur arasındaki diyalektik bir süreç olduğunu savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Carr'ın disiplin gelişimine dair evrelerini analiz etmek
Disiplinin 'ütopya' (amaç odaklı) ve 'gerçeklik' (analiz odaklı) olarak iki evreden geçtiği saptanır.
Sorunun kökenindeki 'kısırlık' eleştirisinin hangi evreyle ilgili olduğunu anlamak gerekir.
2
Saf realizmin (gerçekçilik) neden yetersiz görüldüğünü belirlemek
Gerçekçiliğin sadece 'olanı' kabul etmesi, onu değişimi engelleyen bir statüko aracına dönüştürür.
Carr'ın realizm eleştirisindeki 'sterility' (kısırlık) kavramının içeriğini doldurmak için bu adım gereklidir.
3
İdeal bir siyaset kuramı için gerekli sentezi saptamak
Başarılı bir siyasetin hem 'analiz' (gerçekçilik) hem de 'amaç' (ütopya) unsurlarını diyalektik bir bağla içermesi gerektiği sonucuna varılır.
Carr'ın sentezci yaklaşımı, ütopya ve realizm arasındaki sürekli çatışma ve birleşmeyi zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Ütopya ve Realizm Diyalektiği

Alternatif Yöntem

Carr'ın eleştirisini 'statüko güçleri' ve 'revizyonist güçler' arasındaki ayrım üzerinden düşünmek, 'çıkarların uyumu' ilkesinin neden sadece statükocu güçlerin işine yaradığını anlamayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 476Soru

Kenneth Waltz, uluslararası sistemin yapısını tanımlarken "işlevsel farklılaşma" (functional differentiation) unsurunu dışarıda bırakmış ve devletleri "benzer birimler" (like-units) olarak nitelendirmiştir. Waltz’ın bu yaklaşımına göre, uluslararası sistemde devletlerin işlevsel olarak birbirinden ayıran bir uzmanlaşmanın ortaya çıkmamasının temel belirleyicisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemin merkezi bir otoriteden yoksun (anarşik) olması nedeniyle her devletin kendi güvenliğini bizzat sağlamak zorunda kalması

Cevap

Uluslararası sistemin merkezi bir otoriteden yoksun (anarşik) olması nedeniyle her devletin kendi güvenliğini bizzat sağlamak zorunda kalması durumudur.
Doğru cevap olan ifade, Waltz'un uluslararası sistemin anarşik yapısı gereği devletlerin 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) ilkesine göre hareket ettiğini vurgular. Bu durum, devletlerin birbirlerine bağımlı olup uzmanlaşmak (işlevsel farklılaşma) yerine, beka ve güvenlik için tüm temel fonksiyonları eş zamanlı olarak kendilerinin yürütmesine neden olur; dolayısıyla tüm devletler yapısal olarak 'benzer birimler' haline gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Waltz'un uluslararası yapı tanımını hatırla.
Waltz yapıyı üç unsurla tanımlar: Örgütlenme ilkesi (Anarşi), Birimlerin niteliği (Benzer birimler) ve Kapasite dağılımı.
Yapısal realizmin temel analiz çerçevesini belirlemek için.
2
Ulusal ve uluslararası yapılar arasındaki farkı analiz et.
Ulusal yapılar hiyerarşiktir ve işlevsel farklılaşma (uzmanlaşma) içerir; uluslararası yapı ise anarşiktir ve benzer birimlerden oluşur.
Neden 'işlevsel farklılaşma' olmadığını anlamak için.
3
Anarşi ile işlevsel benzerlik arasındaki bağı kur.
Merkezi otorite olmadığında (anarşi), devletler birbirlerine güvenemez ve hayatta kalmak için tüm temel işlevleri (savunma, ekonomi vb.) kendileri üstlenmek zorundadır (self-help).
Sistemsel zorunluluğun devletleri neden 'benzer birimler' haline getirdiğini açıklamak için.

Anahtar Kavram

Anarşi altında işlevsel benzerlik (Like-units) ve Kendi Başının Çaresine Bakma (Self-help)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 477Soru

Neorealist teorisyen Joseph Grieco, devletlerin iş birliği süreçlerinde sergiledikleri tutumu 'savunmacı pozisyonculuk' (defensive positionalism) kavramıyla açıklar. Buna göre, anarşik bir sistem altında devletlerin iş birliği sonucunda elde edilecek 'mutlak kazanç' miktarından ziyade 'göreli kazanç' farkına öncelik vermesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İş birliğinden elde edilen kazanç farkının ileride askeri kapasiteye dönüştürülerek devletin bekasını tehlikeye atma riski

Cevap

İş birliğinden elde edilen kazanç farkının ileride askeri kapasiteye dönüştürülerek devletin bekasını tehlikeye atma riski doğru cevaptır.
Neorealist düşüncede, özellikle Joseph Grieco tarafından vurgulandığı üzere, devletler 'savunmacı pozisyoncular' (defensive positionalists) olarak hareket ederler. Bu yaklaşıma göre, anarşik bir sistemde bugünün iş birliği ortağı, yarının potansiyel rakibi veya düşmanı olabilir. Ekonomik veya teknolojik alanlarda elde edilen bir kazanç farkı (göreli kazanç), askeri kapasiteye dönüştürülebilir (fungibility) bir nitelik taşır. Dolayısıyla devletler, mutlak olarak kazançlı çıksalar dahi, partnerlerinin kendilerinden daha fazla kazanmasını bir güvenlik tehdidi ve gelecekteki bir güç dengesizliği kaynağı olarak gördükleri için iş birliğinden kaçınabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Anarşi ve beka ilişkisini kurmak
Merkezi bir otoritenin yokluğunda (anarşi) devletlerin öncelikli hedefinin hayatta kalmak (beka) olduğu saptanır.
Neorealist teorinin temel varsayımı sistemik anarşidir.
2
Gücün tahvil edilebilirliğini (fungibility) analiz etmek
Ekonomik kazançların askeri güce dönüştürülebileceği sonucuna varılır.
Göreli kazanç kaygısının temelinde, partnerin elde ettiği fazla kazancın silahlanma için kullanılabileceği korkusu yatar.
3
Savunmacı pozisyonculuk kavramını uygulamak
Devletin, mutlak olarak kazansa bile, partnerinin daha fazla kazanması durumunda kendisini göreli olarak zayıf hissettiği anlaşılır.
Joseph Grieco'ya göre devletler sadece kazanç elde etmekle yetinmez, sistemdeki konumlarını (rank) korumaya çalışırlar.

Anahtar Kavram

Savunmacı Pozisyonculuk ve Göreli Kazanç

Daha Fazla Pratik

Joseph Grieco'nun 'Anarchy and the Limits of Cooperation' makalesindeki temel argümanları ve Neoliberal Kurumsalcılığa yönelttiği eleştirileri incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 478Soru

Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisine göre, devletlerin sistem içindeki niyetlerinden hiçbir zaman tam olarak emin olunamaması ve gelecekte bu niyetlerin değişebileceği ihtimali, rasyonel devletleri aşağıdaki davranış kalıplarından hangisine yöneltir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güvenliği sağlamanın tek kesin yolu olarak, sistemdeki güç dağılımında kendi lehine mutlak üstünlük (hegemonya) kurmaya çalışmak

Cevap

Saldırgan Realizm teorisine göre devletler, güvenliği sağlamanın tek yolunun hegemonya kurarak güç maksimizasyonu yapmak olduğuna inanırlar.
Saldırgan Realizm'in öncüsü John Mearsheimer'a göre, uluslararası sistemde devletlerin birbirlerinin niyetlerinden asla emin olamaması, onları sürekli bir güç arayışına iter. Devletler, sistemde hayatta kalmanın tek garantisinin rakiplerine karşı ezici bir üstünlük sağlamak ve mümkünse hegemon olmak olduğunu düşünürler. Bu nedenle rasyonel bir devlet, gücünü sadece savunma için değil, mutlak üstünlük kurmak için artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik varsayımların analizi
Anarşi + Hayatta Kalma + Niyet Belirsizliği + Rasyonellik + Kapasite
Saldırgan realizmin temelini oluşturan beş varsayım devletleri saldırgan davranmaya iter.
2
Niyet belirsizliğinin etkisini değerlendirme
Devletler birbirlerinin gelecekteki niyetlerinden emin olamazlar.
Bu belirsizlik, devletlerin her zaman en kötü senaryoya göre hazırlık yapmasına neden olur.
3
Stratejik hedefin belirlenmesi
Güç maksimizasyonu ve bölgesel hegemonya arayışı.
En güçlü devlet olmak, saldırıya uğrama ihtimalini ortadan kaldırmanın tek yoludur.

Anahtar Kavram

Güç Maksimizasyonu ve Hegemonya Arayışı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 479Soru

Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliği rasyonel bir teori olarak kurgularken, dış politika analizinde devlet adamlarının şahsi niyetlerinin (motives) veya ideolojik tercihlerinin analize dahil edilmesinin kuramsal bir hata olduğunu savunur. Morgenthau'ya göre, dış politikayı anlamlandırmak ve olgular arasında bir düzen kurabilmek için araştırmacının elindeki en güvenilir "kılavuz" (signpost) aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güç kavramı çerçevesinde tanımlanan ulusal çıkar

Cevap

Siyasal gerçekçiliğin temel kılavuzu, güç kavramı çerçevesinde tanımlanan ulusal çıkardır.
Hans Morgenthau'nun siyasal gerçekçiliğinin ikinci ilkesine göre, dış politika analizinde araştırmacıya yol gösteren temel kılavuz 'güç kavramı çerçevesinde tanımlanan ulusal çıkar'dır. Morgenthau, devlet adamlarının niyetlerinin çoğu zaman karanlık ve erişilemez olduğunu, ayrıca iyi niyetlerin kötü sonuçlara yol açabileceğini (veya tam tersi) belirterek, niyetler yerine rasyonel bir çıkar tanımına odaklanılması gerektiğini savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Morgenthau'nun rasyonel teori kurgusunu incele.
Liderlerin niyetlerinin (iyi veya kötü olmasından bağımsız olarak) siyasal sonuçları öngörmede yetersiz olduğu saptandı.
Morgenthau'ya göre niyetler psikolojik ve değişkendir, rasyonel bir analize zemin hazırlamaz.
2
Siyasal gerçekçiliğin ikinci ilkesini hatırla.
İkinci ilke, 'çıkarın güç terimiyle tanımlanması' (interest defined as power) gerektiğini belirtir.
Bu kavram, siyasal olgular ile kuramsal açıklama arasında bir köprü kurarak analizi sübjektiflikten kurtarır.
3
Seçenekler arasında bu kuramsal 'kılavuzu' bul.
Güç ve ulusal çıkar arasındaki bağın kurulduğu seçenek doğru cevap olarak belirlendi.
Bu, Morgenthau'nun dış politika analizinde sunduğu yegane objektif standarttır.

Anahtar Kavram

Güç Terimiyle Tanımlanan Çıkar (İkinci İlke)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 480Soru

Uluslararası ilişkilerde devletlerin saldırgan bir amaç gütmeksizin, sadece kendilerini korumak amacıyla yaptıkları askeri hazırlıkların diğer devletler tarafından bir tehdit olarak algılanması ve bu durumun tarafları istenmeyen bir silahlanma yarışına itmesi "Güvenlik İkilemi" (SecuritySecurity DilemmaDilemma) olarak tanımlanır. Bu kavramın bir "trajedi" olarak nitelendirilmesinin temel sebebi, devletlerin rasyonel güvenlik arayışlarının kolektif düzeyde daha güvensiz bir ortam yaratmasıdır. Buna göre, söz konusu trajik döngünün tetikleyicisi olan ve devletler arasında "niyet belirsizliğine" yol açan temel yapısal faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemin anarşik yapısı nedeniyle devletlerin kendi başının çaresine bakma (selfhelpself-help) zorunluluğu

Cevap

Uluslararası sistemin anarşik yapısı nedeniyle devletlerin kendi başının çaresine bakma (self-help) zorunluluğu
Güvenlik ikileminin temel tetikleyicisi uluslararası sistemin yapısıdır. Merkezi bir otoritenin bulunmadığı (anarşi) bir ortamda devletler, hayatta kalabilmek için kendi güçlerine güvenmek (selfhelpself-help) zorundadır. Bu durum, devletlerin birbirlerinin kapasite artırımlarını -gerçekten savunma amaçlı olsa dahi- bir tehdit olarak algılamalarına ve karşılık vermelerine neden olur. Bu yapısal gerçeklik, niyet belirsizliğini kaçınılmaz kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Güvenlik İkilemi, devletlerin kötü niyetli olmasa bile birbirlerinden korktuğu bir yapıyı tanımlar.
Kavramın 'yapısal' ve 'trajik' doğasını anlamak için temel sebebe odaklanılmalıdır.
2
Neden-Sonuç İlişkisi Kurma
Merkezi otorite yoksa (anarşi) → Güvenlik için üst makama başvurulamaz → Her devlet kendi gücünü artırır (self-help) → Niyetler belirsizleşir.
Devletlerin birbirine güvenmemesinin rasyonel sebebi, onları koruyacak bir üst otoritenin bulunmamasıdır.

Anahtar Kavram

Anarşi ve Self-Help (Kendi Başının Çaresine Bakma)

Daha Fazla Pratik

Güvenlik ikilemini azaltmaya yönelik 'Savunmacı Realizm' ve 'Saldırgan Realizm' arasındaki kapasite-niyet tartışmalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 5s
ÖncekiSayfa 24 / 26Sonraki
Realizm ve Neorealizm Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 24 | Examkin