Kalsiyum kanal blokörleri (KKB), hücre zarı üzerindeki L-tipi kalsiyum kanallarını bloke ederek hücre içine kalsiyum girişini azaltırlar. Bu ilaçların farmakolojik etkileri, kasılma mekanizması hücre dışından gelen tetikleyici kalsiyuma bağımlı olan dokularda belirgindir. Buna göre, terapötik dozlarda kullanılan bir kalsiyum kanal blokörünün aşağıdaki dokulardan hangisi üzerinde doğrudan bir gevşetici veya baskılayıcı etki oluşturması beklenmez?
- AArteriyol düz kasları
- BSinoatriyal düğüm hücreleri
- İskelet kasıCevap
- DAtriyoventriküler düğüm hücreleri
- EVentrikül miyositleri
Cevap
İskelet kası, kalsiyum kanal blokörlerinin terapötik dozlarından etkilenmez çünkü kasılma mekanizması hücre dışı kalsiyum girişine bağımlı değildir.
Kalsiyum kanal blokörleri, hücre içine kalsiyum girişini (tetik kalsiyum) engelleyerek etki ederler. Kalp ve damar düz kası gibi dokular kasılmak için bu kalsiyum akışına ihtiyaç duyarken; iskelet kası, T-tübüllerindeki voltaj sensörlerinin (DHP reseptörleri) sarkoplazmik retikulumdaki kanalları (RyR) mekanik olarak tetiklemesiyle hücre içindeki kalsiyumu kullanır. Bu nedenle, terapötik düzeydeki blokörler iskelet kasının kasılma gücünü bozmazlar.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
İskelet kası kasılmasının (eksitasyon-kontraksiyon eşleşmesi) L-tipi kanallardan geçen hücre dışı kalsiyum akımına fonksiyonel olarak bağımlı olmaması.