Özofagus ve Mide Hastalıkları

379 soru

Soru 241Soru

Barrett özofagusu tanısıyla takip edilen 6565 yaşındaki erkek hastada yapılan rutin endoskopik kontrolde, distal özofagusta şüpheli bir lezyon saptanıyor. Biyopsi sonucu "lamina propria ile sınırlı, muskularis mukoza invazyonu göstermeyen adenokarsinom (T1aT1a)" olarak raporlanıyor. Evreleme amacıyla yapılan endoskopik ultrasonografi (EUSEUS) ve PET/BTPET/BT incelemelerinde lenf nodu tutulumu veya uzak metastaz saptanmayan bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoskopik mukozal rezeksiyon

Cevap

En uygun tedavi yaklaşımı endoskopik mukozal rezeksiyondur.
Doğru cevap endoskopik mukozal rezeksiyondur. Barrett özofagusu zemininde gelişen intramukozal adenokarsinomlarda (T1aT1a), tümörün lenf nodu metastazı yapma ihtimali oldukça düşüktür (%12\%1-2). Bu nedenle, hastayı yüksek morbiditeli bir cerrahi olan özofagektomiden korumak adına endoskopik rezeksiyon yöntemleri (EMR veya ESD) altın standart tedavi olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Tümörün derinlik evresini (TT evresi) değerlendirin.
Tümör lamina propria ile sınırlı (T1aT1a - intramukozal) olarak saptanmıştır.
T1a tümörlerde lenf nodu metastaz riski %12\%1-2 seviyesindedir.
2
Sistemik yayılım ve lenf nodu durumunu (NN ve MM evresi) kontrol edin.
EUS ve PET/BT ile lenf nodu veya uzak metastaz saptanmamıştır.
Uzak metastaz olmaması küratif tedavi şansını doğurur.
3
Evreye uygun en az invaziv küratif yöntemi belirleyin.
Endoskopik mukozal rezeksiyon (EMREMR) veya endoskopik submukozal dissection (ESDESD).
Özofagusu koruyarak, cerrahi morbiditeden kaçınan küratif bir tedavi sağlar.

Anahtar Kavram

Özofagus kanserlerinde intramukozal (T1aT1a) evrede lenf nodu metastaz riskinin düşüklüğü nedeniyle endoskopik tedaviler önceliklidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 242Soru

3434 yaşında kadın hasta, vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 38kg/m238 kg/m^2 ölçülmesi üzerine cerrahi polikliniğine başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde eşlik eden uyku apne sendromu ve hipertansiyon mevcuttur. Psikiyatrik değerlendirmesinde aktif bir bozukluk veya madde bağımlılığı saptanmayan hasta için morbid obezite cerrahisi planlanırken aşağıdakilerden hangisi en uygun yaklaşımdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: VKI˙VKİ değeri 3540kg/m235-40 kg/m^2 aralığında olup eşlik eden ciddi yandaş hastalıkları bulunduğu için cerrahi endikasyon mevcuttur.

Cevap

Vücut kitle indeksinin 3540kg/m235-40 kg/m^2 aralığında olması ve beraberinde ciddi yandaş hastalık bulunması cerrahi endikasyon için yeterlidir.
Morbid obezite cerrahisi endikasyonları, vücut kitle indeksinin (VKI˙VKİ) 40kg/m240 kg/m^2 üzerinde olması durumunda doğrudan; 3540kg/m235-40 kg/m^2 aralığında olup beraberinde hipertansiyon, tip 22 diyabet veya uyku apne sendromu gibi en az bir ciddi yandaş hastalık varlığında ise dolaylı olarak cerrahi tedavi seçeneğini sunar. Bu vakada hastanın VKI˙VKİ değeri 38kg/m238 kg/m^2 olup iki adet ciddi yandaş hastalığı bulunduğu için en uygun yaklaşım cerrahi endikasyonun kabul edilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın VKİ değerini ve ek hastalıklarını değerlendir.
Hasta VKI˙:38kg/m2VKİ: 38 kg/m^2, uyku apne ve hipertansiyon ile başvurmuştur.
Cerrahi endikasyonun belirlenmesi için eşik değerlerin kontrol edilmesi gerekir.
2
Kontrendikasyonların (psikiyatrik durum, bağımlılık vb.) varlığını kontrol et.
Hastada aktif psikiyatrik bozukluk veya madde bağımlılığı saptanmamıştır.
Cerrahi öncesi hastanın mental ve fiziksel olarak uygunluğu şarttır.
3
Güncel bariatrik cerrahi kriterlerini uygula.
VKI˙40kg/m2VKİ \geq 40 kg/m^2 veya VKI˙35kg/m2VKİ \geq 35 kg/m^2 + yandaş hastalık kriteri karşılanmaktadır.
Hastanın klinik tablosu operasyon için uygun bir endikasyon teşkil eder.

Anahtar Kavram

Bariatrik cerrahide endikasyon kriterleri ve hasta seçimi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 243Soru

Peptik ülser nedeniyle distal gastrektomi ve BillrothBillroth IIII gastrojejunostomi ameliyatı uygulanan bir hastada, postoperatif 1010. günde yemeklerden sonra epigastrik bölgede dolgunluk ve ağrı gelişiyor. Hasta, yediği gıdaları ve safrayı içeren bol miktarda kusma sonrası ağrısının tam olarak geçmediğini belirtiyor. Fizik muayenede epigastriumda hassasiyet ve çalkantı sesi (succussionsuccussion splashsplash) saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Efferent loop sendromu

Cevap

Efferent loop sendromu, kusma içeriğinin hem gıda hem safra olması ve kusma sonrası ağrının tam geçmemesi ile karakterize bir mekanik tıkanıklık tablosudur.
Efferent loop sendromu, BillrothBillroth IIII sonrası efferent kolun anastomoz yakınında herniasyon, bükülme veya yapışıklık nedeniyle tıkanmasıdır. Klinik olarak yüksek seviyeli ince bağırsak tıkanıklığı gibi seyreder; hasta hem yediği gıdaları hem de afferent koldan gelen safrayı kusar. Tıkanıklık mekanik olduğu için mide tam boşalamaz ve kusma sonrası ağrı tamamen geçmez.

Adım Adım Çözüm

1
Kusma içeriğini analiz et
Gıda ve safra içeriyor olması mekanik bir çıkış tıkanıklığını (efferent kol) düşündürür.
Afferent loop sendromunda gıda mideyi terk edemediği için kusma içeriğinde bulunmaz.
2
Kusma sonrası ağrı değişimini değerlendir
Ağrının geçmemesi, tıkanıklığın devam ettiğini gösterir.
Afferent loop sendromunda biriken safra boşalınca ağrı aniden geçer.
3
Fizik muayene bulgularını yorumla
Çalkantı sesi (succussion splash) midede sıvı ve hava birikimini doğrular.
Bu bulgu distal bir tıkanıklığın (efferent loop veya mide çıkış yolu) fiziksel kanıtıdır.

Anahtar Kavram

Efferent loop sendromu ve afferent loop sendromu arasındaki en temel fark kusma içeriği ve kusma sonrası ağrının rahatlama düzeyidir.

Daha Fazla Pratik

Afferent loop sendromunun akut ve kronik formları arasındaki farkları ve her iki sendromun cerrahi tedavi yöntemlerini (örneğin Roux-en-Y rekonstrüksiyonu) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 244Soru

6868 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden epigastrik ağrı, erken doyma ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol üst kadranda palpabl kitle saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 9.29.2 g/dLg/dL olarak bulunuyor. Çekilen batın BT'de mide korpus büyük kurvatur yerleşimli, 88 cmcm çaplı, mide duvarından dışarıya doğru ekspansif büyüme gösteren, iyi sınırlı heterojen kitle izleniyor. Yapılan endoskopik biyopside iğsi hücreli (spindle cell) tümör saptanıyor. İmmünohistokimyasal (İHK) incelemede; CD117CD117 (c-kit) pozitif, DOG1DOG1 pozitif, CD34CD34 pozitif, S100S100 negatif ve DesminDesmin negatif olarak raporlanıyor. Mitoz hızı ise 12/5012/50 BBABBA (Büyük Büyütme Alanı) olarak belirleniyor.

Bu hasta için en olası tanı ve en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanı yüksek riskli bir GİST'tir; psödokapsül zedelenmeden yapılacak R0R0 rezeksiyon (wedge rezeksiyon) sonrası 33 yıl adjuvan İmatinib tedavisi uygundur.

Cevap

Mide korpusu yerleşimli, 88 cmcm boyutunda, yüksek mitotik indekse (12/5012/50 BBABBA) sahip ve CD117/DOG1CD117/DOG1 pozitifliği gösteren Gastrointestinal Stromal Tümör (GİST) için en uygun yaklaşım; cerrahi olarak R0R0 rezeksiyon (wedge rezeksiyon) yapılması ve ardından yüksek risk nedeniyle 33 yıl boyunca adjuvan İmatinib (tirozin kinaz inhibitörü) verilmesidir.
Vakadaki İHK bulguları (CD117+CD117+, DOG1+DOG1+) ve iğsi hücre yapısı kesin olarak GİST tanısını koydurur. 88 cmcm çap ve 12/5012/50 BBABBA mitoz hızı, midede yüksek risk kriteridir. Yüksek riskli vakalarda küratif cerrahi (wedge rezeksiyon/negatif cerrahi sınır) sonrası nüksü azaltmak için 33 yıl adjuvan İmatinib kullanımı standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
İHK belirteçlerini değerlendir.
CD117CD117 (c-kit) ve DOG1DOG1 pozitifliği, iğsi hücreli tümörlerde GİST için patognomoniktir.
Leiomyom (Desmin+Desmin+) ve Schwannom (S100+S100+) gibi submukozal kitlelerden ayrımı sağlar.
2
Risk sınıflandırmasını yap.
88 cmcm boyut ve >5/50>5/50 BBABBA mitoz hızı (bu vakada 1212) midede 'yüksek risk' grubuna girer.
Miettinen/AFIP kriterlerine göre prognoz ve adjuvan tedavi ihtiyacı belirlenir.
3
Cerrahi sınırı ve yöntemi belirle.
Negatif cerrahi sınır (R0R0) yeterlidir; rutin lenf nodu diseksiyonu gerekmez.
GİST lenfatik değil hematojen yolla yayılır.
4
Adjuvan tedavi planla.
33 yıl süreyle İmatinib tedavisi başlanmalıdır.
Yüksek riskli hastalarda sağkalım avantajı randomize çalışmalarla (SSGXVIII/AIOSSGXVIII/AIO) gösterilmiştir.

Anahtar Kavram

GİST'te risk sınıflaması (boyut, mitoz, lokasyon) ve buna göre adjuvan tedavi seçimi.

Daha Fazla Pratik

GİST'te Imatinib direnci gelişen vakalarda kullanılan ikinci ve üçüncü basamak ajanları (Sunitinib, Regorafenib) gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 245Soru

5555 yaşında erkek hasta, yaklaşık 66 aydır devam eden ve medikal tedaviye dirençli epigastrik ağrı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan üst GİS endoskopisinde; küçük kurvatur üzerinde, özofagogastrik bileşkeye 22 cm mesafede yerleşimli, 2.52.5 cm çapında, tabanı temiz bir ülser izleniyor. Ülserden alınan çok sayıda biyopsinin sonucu benign olarak raporlanıyor. Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal gastrektomi ve Roux-en-Y rekonstrüksiyonu (Csendes prosedürü)

Cevap

En uygun cerrahi yaklaşım, distal gastrektominin küçük kurvatur boyunca yukarı uzatıldığı ve Roux-en-Y rekonstrüksiyonun yapıldığı Csendes prosedürüdür.
Csendes prosedürü, proksimal küçük kurvatur yerleşimli (Johnson Tip IV) ülserlerin rezeksiyonu için geliştirilmiş bir tekniktir. Bu yöntemde distal gastrektomi yapılırken rezeksiyon hattı küçük kurvatur boyunca ülseri içerecek şekilde yukarı (proksimale) uzatılır ve rekonstrüksiyon Roux-en-Y gastrojejunostomi ile tamamlanır. Bu sayede hem ülser eksize edilmiş olur hem de asit sekresyonu düşük olan bu hastalarda gelişebilecek reflü önlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Ülserin Johnson sınıflamasına göre tipini belirleyin.
Özofagogastrik bileşkeye yakın (<2<2 cm) küçük kurvatur ülseri Johnson Tip IV olarak sınıflandırılır.
Cerrahi strateji ülserin yerleşimine ve asit sekresyon durumuna göre değişir.
2
Tip IV ülserin cerrahi zorluklarını değerlendirin.
Bu ülserler proksimal yerleşimli olduğu için standart bir antrektomi ile çıkarılamazlar.
Standart rezeksiyon sınırı ülserin distalinde kalır, bu da yetersiz tedaviye yol açar.
3
Uygun cerrahi tekniği seçin.
Csendes prosedürü ile distal rezeksiyon hattı küçük kurvatur boyunca proksimale uzatılarak ülser eksize edilir.
Roux-en-Y rekonstrüksiyonu ile hem ülser çıkarılır hem de alkalen reflü gastriti önlenmiş olur.

Anahtar Kavram

Johnson sınıflamasına göre Tip IV gastrik ülserlerin cerrahisinde ülseri içeren genişletilmiş rezeksiyon (Csendes) gereklidir.

Daha Fazla Pratik

Johnson sınıflamasındaki diğer tiplerin (Tip I-V) yerleşim yerlerini ve bu tiplerdeki asit sekresyon düzeylerini (normal/düşük vs yüksek) tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Tarihsel olarak bu hastalarda 'Kelling-Madlener' prosedürü (ülseri yerinde bırakıp distal gastrektomi yapmak) uygulanmış olsa da, ülserin malignite riski ve nüks nedeniyle günümüzde ülseri içeren rezeksiyonlar (Csendes vb.) altın standarttır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 246Soru

32 yaşında kadın hasta, evde bulunan alkali özellikteki bir lavabo açıcıyı yanlışlıkla içtikten 44 saat sonra acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde ağız içinde yanık sahaları, yutma güçlüğü ve aşırı salya akışı saptanıyor. Hastanın solunumu rahat, akciğer sesleri doğal ve abdominal muayenesi non-defanstır.

Bu hastanın tanısal süreci ve özofagus yaralanmalarının yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoskopik inceleme, mukoza hasarının derinliğini tam olarak değerlendirebilmek ve perforasyon riskinin en düşük olduğu güvenli aralığı yakalamak için yaralanmadan sonraki 122412-24 saatlik pencerede yapılmalıdır.

Cevap

Endoskopik incelemenin mukoza hasarının netleşmesi ve güvenli değerlendirme için yaralanmadan sonraki 122412-24 saatler arasında yapılması gerektiğini belirten seçenek doğrudur.
Kostik madde alımlarında hasarın evrelenmesi (ZargarZargar sınıflaması) yönetimi belirler. İlk 122412-24 saat mukoza hasarının görünür hale geldiği ancak doku bütünlüğünün (nekroz ve yumuşama öncesi) henüz korunduğu en güvenli aralıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme
Alkali kostik alımı ve orofarengeal yanık bulguları saptandı; perforasyon veya solunum sıkıntısı bulgusu yok.
Müdahale önceliğini belirlemek (solunum yolu güvenliği vs. acil cerrahi).
2
Endoskopi zamanlamasının planlanması
122412-24 saat aralığı seçildi.
Doku hasarının tam oturması ve 2152-15. günler arasındaki perforasyon riskinden (doku yumuşaması) kaçınmak.
3
Tanısal radyoloji seçimi (Gerekirse)
GastrografinGastrografin kullanımı.
Baryumun mediastende yapacağı irritasyondan kaçınarak perforasyonu ekarte etmek.

Anahtar Kavram

Kostik yaralanmalarda endoskopi zamanlaması ve özofagus perforasyonlarında kontrast madde seçimi.

Daha Fazla Pratik

ZargarZargar sınıflamasına göre Evre 2b2b ve 33 yaralanmaların uzun dönem komplikasyonlarını ve cerrahi endikasyonlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 247Soru

6060 yaşında erkek hasta, son 22 aydır giderek artan katı gıda disfajisi ve 88 kg kilo kaybı ile başvuruyor. Yapılan üst GİS endoskopisinde kesici dişlerden 3030 cm uzaklıkta lümeni daraltan vejetan kitle saptanıyor. Biyopsi sonucu yassı hücreli karsinom (SCC) olarak geliyor. Çekilen kontrastlı toraks ve batın BT'de kitlenin özofagus duvarını tam kat tuttuğu (cT3cT3), çevre dokulara invazyon yapmadığı ve subkarinal alanda 1.51.5 cm'lik tek bir lenf nodu (cN1cN1) olduğu görülüyor. Uzak metastaz saptanmayan bu hasta için en uygun küratif tedavi planı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Neoadjuvan kemoradyoterapi sonrası cerrahi rezeksiyon

Cevap

Lokal ileri evre (T3N1) intratorasik özofagus yassı hücreli karsinomunda en uygun yaklaşım neoadjuvan kemoradyoterapiyi takiben cerrahi rezeksiyondur.
Klinik olarak lokal ileri evre (T2T4aT2-T4a veya N+N+) kabul edilen ve uzak metastazı olmayan intratorasik özofagus tümörlerinde, güncel standart yaklaşım neoadjuvan kemoradyoterapi sonrasında cerrahi rezeksiyon uygulanmasıdır. Bu multimodal yaklaşım, doğrudan cerrahiye göre hem patolojik tam yanıt oranlarını hem de genel sağkalımı artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik evrelemenin değerlendirilmesi
cT3N1M0cT3N1M0 (Lokal ileri evre)
Duvarı tam kat tutan (T3T3) ve bölgesel lenf nodu pozitifliği (N1N1) olan intratorasik tümör belirlendi.
2
Histolojik tipin tedaviye etkisinin analizi
Yassı hücreli karsinom (SCC)
SCC'de neoadjuvan radyoterapinin eklenmesi lokal kontrolü belirgin artırır.
3
Multidisipliner tedavi kararının verilmesi
Neoadjuvan kemoradyoterapi + Cerrahi
CROSS protokolü gibi güncel kanıtlar lokal ileri evrede multimodal tedavinin sağkalım avantajını doğrular.

Anahtar Kavram

Özofagus kanserinde evreye dayalı tedavi algoritması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 248Soru

64 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden halsizlik ve epigastrik dolgunluk hissi ile başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde demir eksikliği anemisi saptanıyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpusunda mukoza ile örtülü, üzerinde santral ülserasyon bulunan 44 cm çapında subepitelyal bir kitle izleniyor. Endosonografide (EUS) kitlenin dördüncü tabakadan (muscularis propria) köken aldığı ve hipoekoik yapıda olduğu belirleniyor. Yapılan biyopsi örneğinde iğsi hücreli morfoloji ve CD117 (c-kit) pozitifliği saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve uygun cerrahi yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gastrointestinal stromal tümör; lenf nodu diseksiyonu gerektirmeyen, 121-2 cm negatif cerrahi sınırla wedge rezeksiyon

Cevap

Gastrointestinal stromal tümör (GIST) tanısıyla, lenf nodu diseksiyonu gerektirmeyen ve 121-2 cm negatif cerrahi sınır sağlayan wedge rezeksiyon en uygun yaklaşımdır.
Bu vaka, mide korpusunda muscularis propria (EUS 4. tabaka) kökenli, üzerinde santral ülserasyon (umbilikasyon) bulunan ve iğsi hücreli morfoloji ile CD117 (c-kit) pozitifliği gösteren klasik bir gastrointestinal stromal tümör (GIST) tablosudur. GIST'ler lenfatik yolla yayılım göstermedikleri için rutin lenf nodu diseksiyonuna gerek duyulmaz; 121-2 cm'lik negatif cerrahi sınır sağlayan bir wedge (kama) rezeksiyon tedavi için yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları değerlendir.
Subepitelyal kitle, santral ülserasyon (umbilikasyon) ve muscularis propriadan (EUS 4. tabaka) köken alma saptandı.
Bu bulgular mide duvarının mezenşimal tümörlerini (GIST, Leiomyom, Schwannoma) akla getirir.
2
İmmünohistokimyasal (IHC) belirteçleri analiz et.
CD117 (c-kit) pozitifliği saptandı.
CD117 pozitifliği, GIST tanısı için en spesifik ve sensitif belirteçtir.
3
Tanıya uygun cerrahi tedavi planla.
Lenf nodu diseksiyonu içermeyen wedge rezeksiyon kararı verildi.
GIST'ler lenfatik yolla yayılmazlar; tümörün rüptüre edilmeden temiz sınırlarla çıkarılması küratif tedavi için yeterlidir.

Anahtar Kavram

GIST tanısında EUS bulguları (4. tabaka) ve CD117 pozitifliği esastır; cerrahi tedavide geniş lenfatik diseksiyona gerek yoktur.
Soru 249Soru

Duodenal ülser nedeniyle distal gastrektomi ve BillrothBillroth IIII rekonstrüksiyonu uygulanan 4242 yaşındaki bir hastada, ameliyattan 66 ay sonra yemeklerden yaklaşık 22-33 saat sonra ortaya çıkan soğuk terleme, çarpıntı, halsizlik ve baş dönmesi şikayetleri gözlenmektedir. Bu hastadaki semptomların temel fizyopatolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aşırı insülin salınımına ikincil gelişen reaktif hipoglisemi

Cevap

Semptomların temel mekanizması, aşırı insülin salınımına ikincil gelişen reaktif hipoglisemidir.
Vakada tanımlanan yemekten 22-33 saat sonra ortaya çıkan soğuk terleme, çarpıntı ve baş dönmesi gibi bulgular Geç Dumping Sendromu için tipiktir. Bu sendromun temel fizyopatolojisi; midenin depolama işlevinin azalması sonucu karbonhidratların ince bağırsağa hızla geçmesi, buna bağlı kan şekerinin aniden yükselmesi ve pankreastan aşırı miktarda insülin salgılanmasıdır. Sonuçta ortaya çıkan reaktif hipoglisemi, hastada görülen vasomotor semptomlara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın şikayetlerinin yemekle olan zaman ilişkisini değerlendir.
Semptomlar yemekten 22-33 saat sonra (geç dönem) ortaya çıkmaktadır.
Dumping sendromunun erken (1515-3030 dk) ve geç (11-33 saat) tiplerini ayırmak için zamanlama kritiktir.
2
Klinik bulguları (terleme, çarpıntı, baş dönmesi) analiz et.
Bu bulgular hipoglisemik (vasomotor) ataklarla uyumludur.
Geç dumping sendromunda karbonhidratların ince bağırsağa hızlı geçişi ani glikoz yükselmesine ve buna yanıt olarak aşırı insülin deşarjına neden olur.
3
Olası tanıyı ve mekanizmayı belirle.
Geç Dumping Sendromu - Reaktif Hipoglisemi.
Zamanlama ve semptomlar reaktif hipoglisemiyi doğrular.

Anahtar Kavram

Geç Dumping Sendromu mekanizması: Hızlı gastrik boşalma → İnce bağırsakta hızlı glikoz emilimi → Aşırı insülin salınımı → Reaktif hipoglisemi.
Tahmini Süre:45s
Soru 250Soru

Disfaji ve göğüs ağrısı şikayetleri olan 55 yaşındaki erkek hastanın baryumlu özofagus grafisinde, özofagusun distal 10 cm'lik segmentinde, diyafragmanın hemen üzerinde, sağ tarafta 4 cm çapında bir divertikül saptanmıştır. Bu hastanın klinik durumu ve mevcut patolojisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Altta yatan bir motilite bozukluğuna bağlı gelişen pulsiyon divertikülüdür

Cevap

Altta yatan bir motilite bozukluğuna bağlı gelişen pulsiyon divertikülüdür
Soruda tarif edilen vaka, distal özofagusta yerleşen bir epifrenik divertiküldür. Epifrenik divertiküller, 'pulsiyon' mekanizmasıyla oluşur ve hemen hemen her zaman altta yatan bir özofagus motilite bozukluğu (akalazya, diffüz özofageal spazm veya hipertansif alt özofagus sfinkteri) ile ilişkilidir. Bu nedenle tanı ve tedavide motilite bozukluğunun ortaya konması (manometri) ve cerrahi sırasında divertikülektomiye ek olarak miyotomi yapılması kritik öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakanın yerleşim yerini ve tipini belirle
Distal özofagus (diyafragma üzeri) yerleşimli lezyon, 'Epifrenik Divertikül'dür.
Özofagus divertikülleri yerleşim yerlerine göre Zenker (üst), Traksiyon (orta) ve Epifrenik (alt) olarak sınıflandırılır.
2
Oluşum mekanizmasını analiz et
Epifrenik divertiküller, artmış intraluminal basınca bağlı 'Pulsiyon' mekanizmasıyla oluşur.
Genellikle akalazya veya diffüz özofageal spazm gibi distal obstrüksiyon veya dismotilite yaratan durumlar zemininde gelişir.
3
Seçenekleri bu bilgiyle karşılaştır
Doğru seçenek, motilite bozukluğuna bağlı pulsiyon divertikülü olduğunu belirten seçenektir.
Traksiyon orta özofagusta, Zenker (Killian üçgeni) servikalde görülür. Epifrenik divertiküller yalancı divertiküldür ve tedavide miyotomi gerekir.

Anahtar Kavram

Epifrenik divertiküller distal özofagusta yerleşen, sıklıkla motilite bozukluklarının eşlik ettiği pulsiyon (yalancı) divertikülleridir.

İpuçları

1
Divertikülün yerleşim yerine (distal) ve semptomlarına (göğüs ağrısı) odaklanın.
2
Distal özofagusta basınç artışı yaratan durumlar (örneğin sfinkter disfonksiyonları) bu divertiküle neden olur.
3
Zenker ve Epifrenik divertiküller 'Pulsiyon' (itilme) tipi divertiküllerdir ve mukoza fıtıklaşmasıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 251Soru

Özofagus perforasyonlarının en sık nedeni iyatrojenik girişimlerdir. Tanısal veya girişimsel özofagoskopi sırasında meydana gelen iyatrojenik özofagus perforasyonlarının en sık görüldüğü anatomik bölge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Krikofaringeus düzeyi

Cevap

İyatrojenik özofagus perforasyonlarının en sık görüldüğü bölge krikofaringeus düzeyidir.
Krikofaringeus düzeyi, özofagusun en dar noktasıdır ve endoskop gibi aletlerin girişi sırasında en fazla dirençle karşılaşılan bölgedir. Bu nedenle iyatrojenik (girişimsel) perforasyonlar en sık bu seviyede meydana gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Özofagusun anatomik yapısını değerlendir.
Özofagusun üç ana fizyolojik darlığı vardır: Krikofaringeus kası (üst sfinkter), aort-bronş çaprazı ve diafragmatik geçiş.
Perforasyon riskini belirleyen en önemli faktör anatomik darlıklardır.
2
İyatrojenik yaralanma mekanizmasını analiz et.
Endoskopik aletlerin girişi sırasında en çok dirençle karşılaşılan ve en dar olan bölge krikofaringeus düzeyidir.
En dar nokta mekanik travmaya en açık noktadır.
3
En sık görülen bölgeyi belirle.
Perforasyonların büyük çoğunluğu krikofaringeus seviyesinde (üst özofagus) gerçekleşir.
Klinik veriler ve anatomik özellikler bu bölgeyi primer risk alanı olarak işaret eder.

Anahtar Kavram

İyatrojenik Özofagus Perforasyon Anatomisi

Daha Fazla Pratik

İyatrojenik perforasyon şüphesinde ilk yapılacak tetkiki (Gastrografinli özofagografi) gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 252Soru

3838 yaşında kadın hasta, vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 43kg/m243 kg/m^2 ve Tip 2 diyabetes mellitus tanılarıyla bariatrik cerrahi polikliniğine başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde 55 yıldır takip edilen, terminal ileum tutulumu gösteren ve remisyonda olan Crohn hastalığı bulunmaktadır.

Bu hasta için bariatrik cerrahi seçenekleri arasında en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laparoskopik sleeve gastrektomi

Cevap

Laparoskopik sleeve gastrektomi, Crohn hastalığı olan morbid obez hastalarda ince bağırsak anastomozu ve bypassından kaçınıldığı için en uygun cerrahi tedavi seçeneğidir.
Laparoskopik sleeve gastrektomi, mide ile sınırlı kısıtlayıcı bir işlem olması ve ince bağırsak anastomozu veya malabsorptif bypass içermemesi nedeniyle Crohn hastalarında obezite cerrahisi için ilk tercihtir. Bu yöntem, Crohn hastalığına bağlı olası bağırsak komplikasyonlarını artırmaz ve gelecekte gerekebilecek cerrahi veya endoskopik müdahalelere engel teşkil etmez.

Adım Adım Çözüm

1
Endikasyon ve yandaş hastalık değerlendirmesi yapılması
Hastanın VKI˙VKİ değeri 40kg/m240 kg/m^2 üzerinde olduğu için bariatrik cerrahi endikasyonu mevcuttur; ancak Crohn hastalığı cerrahi yöntem seçimini kısıtlar.
Crohn hastalığında ince bağırsak manipülasyonu ve bypassı, malabsorpsiyonun derinleşmesine ve fistül riskine yol açabilir.
2
Cerrahi tekniklerin anatomik etkilerinin karşılaştırılması
Roux-en-Y gastrik bypass ve biliopankreatik diversiyon gibi yöntemler bağırsak anastomozu içerirken, sleeve gastrektomi sadece mide hacmini kısıtlar.
Bağırsak tutulumu olan inflamatuar bağırsak hastalıklarında bağırsak anatomisinin korunması gelecekteki olası rezeksiyonlar ve endoskopik takipler için kritiktir.
3
En güvenli yöntemin seçilmesi
Laparoskopik sleeve gastrektomi yöntemine karar verilir.
Sleeve gastrektomi hem etkili kilo kaybı sağlar hem de Crohn hastalığının seyrini en az etkileyen güvenli metabolik prosedürdür.

Anahtar Kavram

İnflamatuar bağırsak hastalığı (özellikle Crohn) varlığında, bariatrik cerrahi yöntemlerinden bağırsak bypassı içermeyen kısıtlayıcı yöntemler (LSG) öncelikle tercih edilmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 253Soru

Lauren sınıflamasına göre 'intestinal tip' mide adenokarsinomu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genellikle kronik atrofik gastrit ve intestinal metaplazi zemininde gelişir

Cevap

İntestinal tip mide adenokarsinomu genellikle kronik atrofik gastrit ve intestinal metaplazi zemininde gelişir.
Lauren sınıflamasına göre intestinal tip mide kanseri, genellikle H. pylori enfeksiyonu sonrası gelişen kronik atrofik gastrit ve intestinal metaplazi gibi iyi tanımlanmış prekanseröz evrelerden geçerek oluşur. Bu tip, bez yapısı oluşturma eğilimindedir ve genellikle daha iyi prognoza sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Lauren sınıflamasındaki iki ana tipi tanımla.
Mide kanserleri 'intestinal' ve 'diffüz' tip olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrım hem etyoloji hem de prognoz açısından kritiktir.
2
İntestinal tipin karakteristik özelliklerini belirle.
Bez yapısı oluşturma, ileri yaş, erkek baskınlığı ve prekanseröz lezyonlarla (H. pylori, metaplazi) ilişkili olması.
İntestinal tip, çevresel faktörlerin etkisiyle 'Correa kaskadı' üzerinden gelişir.
3
Diffüz tip ile karşılaştırarak doğru seçeneği doğrula.
Hücreler arası bağlantı kaybı (taşlı yüzük) ve linitis plastika diffüz tipin; metaplazi zemini ise intestinal tipin özelliğidir.
Doğru eşleştirme yapılarak çevresel ilişkili olan intestinal tip seçilir.

Anahtar Kavram

Lauren sınıflamasına göre mide kanseri alt tipleri ve özellikleri.

Daha Fazla Pratik

Early Gastric Cancer (EGC) tanımını ve TNM evrelemesindeki yerini tekrar etmeniz önerilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 254Soru

Tipik gastroözofageal reflü semptomları (retrosternal yanma ve asit regürjitasyonu) olan ancak üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofajit saptanmayan (non-erozif reflü hastalığı) olgularda, tanıyı kesinleştirmek için başvurulan altın standart yöntem hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2424 saatlik ambulatuvar pHpH monitorizasyonu

Cevap

2424 saatlik ambulatuvar pHpH monitorizasyonu, endoskopik olarak özofajit saptanmayan ancak reflü şüphesi devam eden hastalarda tanıyı kesinleştiren altın standart testtir.
Gastroözofageal reflü hastalığının (GÖRH) kesin tanısında, özellikle endoskopik olarak mukoza hasarı görülmeyen olgularda, özofagusun distalindeki asit maruziyetini (pH<4pH < 4 olduğu süre) ölçen 2424 saatlik ambulatuvar pHpH monitorizasyonu en duyarlı yöntemdir ve altın standart kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Hastada tipik reflü semptomları var ancak endoskopi normal (non-erozif reflü).
Endoskopi her zaman reflü hasarını (özofajit) göstermeyebilir, bu durum reflü hastalığını dışlamaz.
2
Altın standart tanı yöntemini hatırla.
Asit reflüsünü doğrudan ölçen yöntem 2424 saatlik pHpH monitorizasyonudur.
Tanıyı kesinleştirmek için özofagusun asit maruziyet süresinin sayısal olarak doğrulanması gerekir.

Anahtar Kavram

Gastroözofageal reflü hastalığında altın standart tanı yöntemi 2424 saatlik ambulatuvar pHpH monitorizasyonudur.
Tahmini Süre:45s
Soru 255Soru

Laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass (LRYGB) ameliyatından 2 ay sonra, inatçı bulantı ve kusma şikayetleriyle başvuran 34 yaşındaki kadın hasta, acil serviste konfüzyon ve yürürken dengesizlik tablosu sergiliyor. Fizik muayenede oftalmopleji ve lateral bakışta nistagmus saptanıyor. Kraniyal görüntülemede belirgin bir patoloji izlenmiyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Wernicke Ensefalopatisi

Cevap

En olası tanı Wernicke Ensefalopatisidir.
Soruda tarif edilen klinik tablo (konfüzyon, ataksi, oftalmopleji/nistagmus) klasik Wernicke Ensefalopatisi triadıdır. Bariatrik cerrahi (özellikle gastrik bypass) sonrası anastomoz darlığı veya ödem nedeniyle gelişen inatçı kusmalar, vücudun tiamin (B1 vitamini) depolarını hızla tüketir. Tiamin, glukoz metabolizmasında kritik bir kofaktördür ve eksikliğinde nöronal enerji yetmezliği gelişir. Tedavide glukoz verilmeden önce mutlaka parenteral tiamin replasmanı yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın öyküsünü ve semptomlarını analiz et.
Postoperatif 2. ay (erken dönem), inatçı kusma (beslenme bozukluğu riski), konfüzyon, ataksi ve göz bulguları mevcut.
Bu bulgular bariatrik cerrahi sonrası gelişebilecek metabolik ve nörolojik komplikasyonları işaret eder.
2
Klinik triadı tanısal kriterlerle eşleştir.
Konfüzyon, ataksi ve oftalmopleji (nistagmus), Tiamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı gelişen Wernicke Ensefalopatisinin klasik triadıdır.
İnatçı kusma, tiamin depolarını hızla tüketerek bu tabloya yol açar.
3
Diğer seçenekleri ele.
Dumping sendromu yemekle ilişkilidir, nörolojik hasar yapmaz. B12 eksikliği daha geç dönemde ve farklı nörolojik bulgularla (dorsal kolon tutulumu) seyreder.
Mevcut akut tablo ve kusma öyküsü en çok tiamin eksikliği ile uyumludur.

Anahtar Kavram

Bariatrik cerrahi sonrası inatçı kusmaları olan hastalarda gelişen akut nörolojik tablolarda (konfüzyon, ataksi, nistagmus) Tiamin (B1) eksikliğine bağlı Wernicke Ensefalopatisi düşünülmelidir.

İpuçları

1
Hastadaki üç ana bulguya (triad) dikkat edin: Bilinç değişikliği, yürüme güçlüğü ve göz hareketlerinde bozukluk.
2
İnatçı kusma öyküsü olan hastalarda suda eriyen vitaminlerin, özellikle karbonhidrat metabolizmasında rol oynayan bir vitaminin eksikliği bu tabloyu yaratır.
3
Bu tablo, kronik alkoliklerde de sık görülen ve B1 vitamini eksikliğine bağlı gelişen bir durumdur.

Daha Fazla Pratik

Wernicke ensefalopatisi şüphesi olan bir hastada tedavi sırasının (Tiamin vs Glukoz) önemini sorgulayan bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 256Soru

4444 yaşında erkek hasta, son 1010 aydır yemeklerden sonra artan takılma hissi ve retrosternal dolgunluk şikayetiyle başvuruyor. Yapılan endoskopik incelemede mekanik bir obstrüksiyon saptanmıyor. Yüksek çözünürlüklü manometrede (HRMHRM) ortalama entegre gevşeme basıncı (IRPIRP) 2222 mmHgmmHg (normal <15< 15 mmHgmmHg) olarak ölçülüyor. Manometrik traseler incelendiğinde, akalazya tanısının aksine yutmaların %60\%60'ında normal peristaltik ilerleme olduğu ve özofagus gövdesinde kontraktilitenin korunduğu saptanıyor. Bu bulgular ışığında, Chicago Sınıflaması v4.0'a göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özofagogastrik bileşke çıkım obstrüksiyonu (EGJOOEGJOO)

Cevap

Özofagogastrik bileşke çıkım obstrüksiyonu (EGJOOEGJOO)
Chicago Sınıflaması v4.0'a göre, alt özofagus sfinkterindeki gevşeme kusurunu gösteren yüksek entegre gevşeme basıncı (IRP>15IRP > 15 mmHgmmHg) varlığına rağmen, özofagus gövdesindeki peristaltik aktivitenin korunmuş olması 'Özofagogastrik bileşke çıkım obstrüksiyonu (EGJOOEGJOO)' tanısını koydurur. Bu tablo genellikle akalazyanın erken bir evresi olabileceği gibi, hiatal herni veya mekanik obstrüksiyonlar nedeniyle de gelişebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Entegre gevşeme basıncı (IRPIRP) değerini kontrol et.
IRPIRP değerinin 2222 mmHgmmHg (normalden yüksek) olması, alt özofagus sfinkterinde bir gevşeme bozukluğu olduğunu gösterir.
Bu bulgu akalazya spektrumu veya çıkım obstrüksiyonu için ön koşuldur.
2
Özofagus gövdesindeki peristaltik aktiviteyi analiz et.
Yutmaların %60\%60'ında peristalsisin korunmuş olması, hastayı akalazya tanısından uzaklaştırır.
Akalazya tanısı koyabilmek için peristalsisin tamamen eksik olması gerekmektedir.
3
Chicago v4.0 kriterlerini uygula.
Yüksek IRPIRP ve korunmuş peristalsis birlikteliği bizi 'Özofagogastrik bileşke çıkım obstrüksiyonu (EGJOOEGJOO)' tanısına yönlendirir.
Bu kategori, akalazya kriterlerini tam karşılamayan ancak sfinkter basıncı yüksek olan vakalar için tanımlanmıştır.

Anahtar Kavram

Özofagogastrik bileşke çıkım obstrüksiyonu (EGJOOEGJOO), akalazya ile benzer şekilde yüksek IRPIRP gösteren ancak peristaltik fonksiyonun (kısmen de olsa) korunduğu bir motilite bozukluğudur.

Daha Fazla Pratik

EGJOO saptanan bir hastada manometrik bulguları kesinleştirmek için baryumlu grafide 'zamanlanmış özofagus boşalması' veya endoskopi ile mekanik nedenlerin dışlanması gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 257Soru

Peptik ülser nedeniyle 22 yıl önce distal gastrektomi ve BillrothBillroth IIII rekonstrüksiyonu yapılan 5252 yaşındaki erkek hasta; yemeklerden yaklaşık 3030-4545 dakika sonra başlayan, sürekli karakterde, yanıcı epigastrik ağrı ve safra içeren kusma şikayetleriyle başvuruyor. Hasta, kusma eyleminin ağrısını hiçbir şekilde azaltmadığını, aksine şikayetlerinin kusma sonrası bazen daha da şiddetlendiğini ifade ediyor. Yapılan endoskopik incelemede mide poşunda yaygın ödem, eritem (dana eti kırmızısı görünümü) ve friabilite saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve en uygun cerrahi tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alkalen reflü gastriti — RouxRoux-enen-YY diversiyonu (RouxRoux bacağı >40> 40 cm)

Cevap

Alkalen reflü gastriti tanısı konulan bu hastada en uygun tedavi yöntemi, safra reflüsünü önlemek amacıyla Roux bacağının en az 40-60 cm uzunluğunda tutulduğu Roux-en-Y gastrojejunostomi diversiyonudur.
Vakadaki sürekli yanıcı ağrı ve kusma ile rahatlamama bulgusu alkalen reflü gastriti için patognomoniktir. Tedavisinde kullanılan Roux-en-Y diversiyonunda Roux bacağının (jejunojenostomi ile gastrojejunostomi arasındaki mesafe) en az 4040-6060 cm olması, pankreatobiliyer içeriğin mideye geri ulaşmasını (reflüyü) fiziksel olarak engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin analizi
Sürekli epigastrik yanma ve kusma ile rahatlamayan ağrı.
Alkalen reflü gastritini (safra gastriti), kusma ile rahatlayan afferent loop sendromundan ayıran en kritik klinik özelliktir.
2
Endoskopik bulguların yorumlanması
Mide poşunda eritem ve 'dana eti kırmızısı' mukoza.
Midenin yoğun alkalen safra içeriğine maruz kalması sonucu gelişen kimyasal gastriti doğrular.
3
Cerrahi tedavi seçimi
Billroth II'den Roux-en-Y'ye dönüşüm.
Safranın mideye geri kaçışını (reflüsünü) anatomik olarak önlemenin en kesin yolu jejunojenostomi ile safra akışını distalize etmektir.

Anahtar Kavram

Alkalen reflü gastriti ve afferent loop sendromu arasındaki en önemli ayırıcı klinik özellik kusma ile ağrının geçip geçmemesidir; cerrahi tedavide ise Roux bacağının uzunluğu (40-60 cm) reflünün önlenmesi için kritiktir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 258Soru

Bir kutlama yemeğinde fazla miktarda alkol ve yemek tüketimini takiben şiddetli kusmalar sonrası başlayan, sırtına vuran yırtılır tarzda retrosternal ağrısı olan 5252 yaşındaki erkek hastada fizik muayenede taşikardi (115/dk115/dk) ve boyun bölgesinde cilt altı amfizem saptanıyor. Hastanın şikayetlerinin üzerinden 3030 saat geçmiştir. Tanısal amaçla yapılan ilk tetkik olan suda eriyen kontrastlı özofagografide (Gastrografin) herhangi bir ekstravazasyon izlenmemiştir. Klinik şüphesi güçlü bir şekilde devam eden bu hastada tanıya yönelik bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Baryumlu özofagografi çekilmesi

Cevap

Suda eriyen kontrastlı grafi negatifse baryumlu özofagografi çekilmelidir.
Boerhaave sendromu şüphesinde tanısal standart, suda eriyen kontrastlı özofagografi ile başlamaktır. Gastrografin mediastinal boşlukta granülomatöz reaksiyona yol açmaz ancak düşük yoğunluğu nedeniyle perforasyonların yaklaşık %1025\%10-25'ini atlayabilir. Bu nedenle, klinik şüphesi devam eden hastalarda duyarlılığı çok daha yüksek olan baryumlu çalışma ile devam edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Mackler triadı (kusma, göğüs ağrısı, cilt altı amfizem) Boerhaave sendromu (spontan özofagus perforasyonu) tanısını güçlü şekilde düşündürür.
Tanısal algoritmanın ilk basamağını belirlemek için klinik şüphe düzeyini anlamak gerekir.
2
İlk basamak radyolojik tetkikin yorumlanması
Suda eriyen kontrast madde (Gastrografin) ile yapılan grafi negatiftir.
Gastrografin, mediastinal granülom riskini önlediği için ilk seçenektir ancak duyarlılığı yaklaşık %7585\%75-85 civarındadır.
3
Duyarlılığı daha yüksek olan ikinci tetkikin uygulanması
Baryumlu özofagografi çekilir.
Gastrografin ile saptanmayan küçük perforasyonların gösterilmesinde baryumun duyarlılığı daha yüksektir ve klinik şüphe devam ediyorsa mutlaka yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

Özofagus perforasyon şüphesinde kontrastlı özofagografi algoritması (Gastrografin -> Baryum).
Soru 259Soru

Peptik ülser nedeniyle 66 ay önce subtotal gastrektomi ve Billroth II rekonstrüksiyonu uygulanan 4545 yaşındaki erkek hasta; yemeklerden sonra başlayan epigastrik ağrı ve safralı kusma şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın ağrısının kusmakla hiçbir şekilde azalmadığı öğreniliyor. Bu tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alkalen reflü gastriti

Cevap

Alkalen reflü gastriti
Alkalen reflü gastriti, Billroth II veya gastrojejunostomi sonrası safra ve duodenal içeriğin mideye reflüsü sonucu oluşur. En tipik klinik bulgusu, yemek sonrası artan ve safralı kusma ile rahatlamayan epigastrik ağrıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın cerrahi geçmişini ve temel semptomlarını değerlendirin.
Hasta Billroth II rekonstrüksiyonu geçirmiş, epigastrik ağrı ve safralı kusması var.
Post-gastrektomi sendromlarının çoğu Billroth II (halkalı anastomoz) sonrası daha sık görülür.
2
Ağrının kusma ile ilişkisini analiz edin.
Ağrının kusmakla rahatlamaması, alkalen reflü gastritinin en spesifik klinik bulgusudur.
Afferent loop sendromunda kusma ile mekanik bası azaldığı için ağrı geçerken, alkalen gastritte ağrı mukozal inflamasyona bağlı olduğu için kusma rahatlama sağlamaz.

Anahtar Kavram

Alkalen reflü gastritinde epigastrik ağrının kusmakla geçmemesi, onu afferent loop sendromundan ayıran en önemli klinik özelliktir.
Tahmini Süre:45s
Soru 260Soru

62 yaşında erkek hasta, mide antrumunda yerleşen, endoskopik biyopsisi Lauren sınıflamasına göre "diffüz tip" adenokarsinom olarak raporlanan 22 cm’lik lezyon nedeniyle opere edilecektir. Preoperatif evrelemede uzak metastaz saptanmayan ve genel durumu cerrahiye uygun olan hastada, tümörün biyolojik davranışı ve intramural yayılım özellikleri göz önüne alındığında en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Total gastrektomi + D2D2 lenfadenektomi

Cevap

Total gastrektomi ve D2 lenfadenektomi kombinasyonu en uygun yaklaşımdır.
Mide adenokarsinomlarında Lauren sınıflamasına göre diffüz tip tümörler, intestinal tipe göre daha agresif bir intramural (submukozal) yayılım gösterirler. Bu nedenle, cerrahi sınır güvenliğini sağlamak için intestinal tipte 55 cm proksimal sınır yeterli görülürken, diffüz tipte bu mesafenin en az 88 cm olması önerilir. Antrum yerleşimli bir tümörde bu mesafenin korunması genellikle total gastrektomi yapılmasını zorunlu kılar. Ayrıca küratif amaçlı mide cerrahisinde lenfatik yayılım özelliklerinden dolayı D2D2 lenfadenektomi standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Patolojik alt tipin (Lauren sınıflaması) cerrahi sınırlara etkisini değerlendir.
Diffüz tip adenokarsinomda intramural yayılım fazladır ve proksimal sınırın en az 88 cm olması gerekir.
Yetersiz cerrahi sınır nüks riskini artırır.
2
Tümörün lokalizasyonuna göre rezeksiyon genişliğini belirle.
Antrum yerleşimli bir kitlede 88 cm proksimal sınır genellikle midenin tamamının alınmasını (total gastrektomi) gerektirir.
Midenin kalan kısmında mikroskobik tümör kalma riskini bertaraf etmek.
3
Onkolojik lenfadenektomi düzeyini seç.
D2D2 lenfadenektomi seçilmelidir.
TUS ve güncel cerrahi kılavuzlarda küratif mide kanseri cerrahisi için standart lenfatik diseksiyon düzeyi D2D2'dir.

Anahtar Kavram

Lauren diffüz tip mide kanserinde cerrahi sınır güvenliği ve rezeksiyon genişliği.
ÖncekiSayfa 13 / 19Sonraki
Özofagus ve Mide Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 13 | Examkin