Özofagus ve Mide Hastalıkları

379 soru

Soru 261Soru

Aşağıdaki tabloda üç farklı özofagus motilite bozukluğu olan hastaların manometrik bulguları özetlenmiştir:

HastaAlt Özofagus Sfinkter (AÖS) GevşemesiÖzofagus Gövde Kontraksiyonları
INormalSimultane (Eş zamanlı), %20\geq \%20
IIBozulmuş (Yetersiz/Yok)Simultane, yüksek amplitüdlü
IIINormalPeristaltik, >220>220 mmHg

Buna göre II, IIII ve IIIIII numaralı hastaların en olası tanıları aşağıdakilerden hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: Diffüz özofageal spazm, II: Tip 33 akalazya, III: Fındıkkıran özofagus

Cevap

I numaralı hasta Diffüz özofageal spazm, II numaralı hasta Tip 33 akalazya ve III numaralı hasta Fındıkkıran özofagus tanıları ile uyumludur.
I numaralı hastada normal sfinkter gevşemesi ve simultane dalgalar Diffüz Özofageal Spazmı; II numaralı hastada sfinkter gevşeme kusuru ve kuvvetli simultane dalgalar Tip 33 Akalazyayı; III numaralı hastada ise normal sfinkter gevşemesi ve çok yüksek amplitüdlü peristaltik dalgalar Fındıkkıran özofagusu tanımlar.

Adım Adım Çözüm

1
I numaralı hastayı analiz et
Normal AÖS gevşemesi ile birlikte %20\geq \%20 oranında simultane (eş zamanlı) kontraksiyonların varlığı Diffüz Özofageal Spazm (DES) için karakteristik manometrik bulgudur.
DES, peristaltizmin aralıklı olarak bozulduğu ancak sfinkter gevşemesinin korunduğu bir motilite bozukluğudur.
2
II numaralı hastayı analiz et
AÖS gevşeme kusuru (yetersiz gevşeme) ile birlikte distal özofagusta yüksek amplitüdlü simultane kontraksiyonlar Tip 33 (Vigorous) Akalazya tanısını koydurur.
Akalazya spektrumunda AÖS gevşeme kusuru temel bulgudur; Tip 3'te ise bu duruma spastik/simultane kontraksiyonlar eşlik eder.
3
III numaralı hastayı analiz et
Normal AÖS gevşemesi ve korunmuş peristaltizm ile birlikte kontraksiyon amplitüdünün >220>220 mmHg olması Fındıkkıran (Nutcracker) özofagus ile uyumludur.
Fındıkkıran özofagusta temel sorun peristaltizmin koordinasyonu değil, kontraksiyonların aşırı gücüdür.

Anahtar Kavram

Özofagus motilite bozukluklarının ayırıcı tanısında manometrik olarak alt özofagus sfinkter gevşemesi ve gövde kontraksiyonlarının karakteri (peristaltik vs simultane) belirleyicidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 262Soru

6868 yaşında erkek hasta, son 22 aydır artan halsizlik ve aralıklı epigastrik ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde derin demir eksikliği anemisi (Hb:8.2 g/dLHb: 8.2\text{ g/dL}) saptanıyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpusunda mukoza altında yerleşimli, üzerinde santral ülserasyon (umbilikasyon) izlenen yaklaşık 5 cm5\text{ cm} çapında kitle saptanıyor. Endoskopik ultrasonografide (EUS) kitlenin muscularis propria tabakasından köken aldığı ve hipoekoik yapıda olduğu görülüyor. Alınan tru-cut biyopsi örneklerinde iğsi hücreli morfoloji ile birlikte immünohistokimyasal olarak CD117 (c-kit) ve DOG1 pozitifliği saptanıyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kitlenin köken aldığı hücreler interstisyel Cajal hücreleridir; cerrahi tedavide negatif mikroskobik sınır (R0) yeterli olup rutin lenfadenektomi önerilmez.

Cevap

Gastrointestinal stromal tümörler (GIST) interstisyel Cajal hücrelerinden köken alır ve cerrahi tedavide negatif cerrahi sınır (R0) sağlanması yeterlidir; lenf nodu metastazı nadir olduğu için rutin lenfadenektomi endike değildir.
Hastanın submukozal kitlesi, muscularis propria kökeni ve CD117/DOG1 pozitifliği tipik bir Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) tablosudur. GIST'ler, sindirim sisteminin pacemaker hücreleri olan interstisyel Cajal hücrelerinden köken alırlar. Tedavide amaç, tümörü rüptüre etmeden temiz cerrahi sınırlarla (R0) çıkarmaktır. Lenf nodu metastazı son derece nadir olduğu için rutin lenfadenektomi yapılmasına gerek yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları değerlendir.
Submukozal yerleşim, santral umbilikasyon ve anemi varlığı mide mezenşimal tümörlerini (GIST, leiomyom, schwannoma) düşündürür.
GIST'ler tipik olarak mukoza altından büyür ve üzerindeki mukoza gerildiği için santral bir ülserasyon/kanama odağı gelişebilir.
2
EUS ve immünohistokimya (IHK) bulgularını analiz et.
4. tabaka (muscularis propria) kökenli olması ve CD117/DOG1 pozitifliği kesin GIST tanısı koydurur.
CD117 (c-kit proteini), GIST tanısında en duyarlı belirteçtir. DOG1 (Discovered on GIST 1) ise c-kit negatif vakalarda bile yardımcı olan spesifik bir belirteçtir.
3
Cerrahi prensipleri belirle.
GIST'ler lenfajenik değil, genellikle hematojen veya intraperitoneal yayılım gösterirler; bu yüzden wedge rezeksiyon ve R0 sınır yeterlidir.
Tümörün psödokapsülünün bütünlüğünün korunması (rüptürden kaçınılması) ve negatif sınır sağlanması prognoz için kritiktir.

Anahtar Kavram

GIST'lerin interstisyel Cajal hücrelerinden köken alması ve lenfadenektomi gerektirmeyen R0 rezeksiyon prensibi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 263Soru

Mide adenokarsinomu tanısı alan ve evreleme amacıyla yapılan batın BT ile endoskopik ultrasonografi (EUS) incelemelerinde uzak organ metastazı saptanmayan bir hastada, cerrahi öncesi gizli peritoneal metastazları ekarte etmek ve gereksiz laparotomiyi önlemek amacıyla 'tanısal laparoskopi' yapılması için en güçlü endikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serozayı infiltre eden (T3/T4T3/T4) veya diffüz tip histolojiye sahip tümörler

Cevap

Mide adenokarsinomunda serozal invazyon (T3/T4T3/T4) veya Lauren sınıflamasına göre diffüz tip histoloji varlığı, tanısal laparoskopi için en güçlü endikasyonlardır.
Doğru yanıt olan serozayı infiltre eden (T3/T4T3/T4) veya diffüz tip histolojiye sahip tümörler seçeneği, mide kanseri evrelemesinde en kritik laparoskopi endikasyonlarını temsil eder. Konvansiyonel BT ve EUS, küçük peritoneal implantları veya pozitif sitolojiyi saptamada yetersiz kalabilmektedir. Bu risk grubundaki hastalarda laparoskopi ile peritoneal boşluğun direkt gözlenmesi, hastaların %20-30'unda laparotomiye gerek kalmadan evrenin değişmesini (evre IV) sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut radyolojik evreleme (BT, PET, EUS) sonuçlarını değerlendir.
Uzak metastaz saptanmayan ancak lokal ileri evre riski olan hastalar belirlenir.
Tanısal laparoskopi, radyolojinin peritoneal metastazı saptamadaki duyarlılığının düşük olması nedeniyle yapılır.
2
Tümörün derinliğini (TT evresi) ve histolojik tipini (Lauren) kontrol et.
Serozal tutulum (T3T4T3-T4) ve diffüz tip kanserlerin peritoneal yayılım potansiyelinin yüksek olduğu görülür.
Yüksek riskli hastalarda gereksiz bir laparotomiyi (non-terapötik) önlemek temel amaçtır.
3
Tanısal laparoskopi kararı ver ve peritoneal sitoloji/gözlem planla.
Radyolojik olarak 'evre III' görünen hastanın 'evre IV' (peritoneal metastatik) olduğu cerrahi öncesi kanıtlanabilir.
Evreleme doğruluğu, tedavi stratejisini (küratif cerrahi vs. palyatif kemoterapi) belirler.

Anahtar Kavram

Mide kanserinde tanısal laparoskopi endikasyonları ve peritoneal metastaz riski.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 264Soru

3838 yaşında erkek hasta, spor salonunda ağır bir yük kaldırma girişimi (Valsalva manevrası) sırasında aniden gelişen şiddetli göğüs ağrısı ve öğürme şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede taşikardi (115/dk115/dk), takipne ve boyun bölgesinde cilt altı krepitasyon (cilt altı amfizem) saptanıyor. Akciğer grafisinde mediastinal hava gölgelenmeleri (pnömomediastinum) izleniyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılacak kontrastlı radyolojik tetkik ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Önce suda eriyen kontrast madde (Gastrografin) kullanılmalı, ekstravazasyon görülmezse baryum ile tetkik tekrarlanmalıdır.

Cevap

Özofagus perforasyonu şüphesinde en uygun yaklaşım, önce suda eriyen kontrast madde (Gastrografin) ile inceleme yapılması, negatif sonuç alınırsa daha yüksek duyarlılığa sahip baryum ile tetkikin tekrarlanmasıdır.
Özofagus perforasyonu (Boerhaave sendromu) şüphesinde altın standart tanı yöntemi kontrastlı özofagografidir. Protokol gereği, olası bir sızıntının mediastende yaratacağı inflamatuar hasarı minimalize etmek için önce suda eriyen kontrast maddeler (Gastrografin) kullanılır. Ancak bu maddelerin duyarlılığı yaklaşık %75 civarındadır. Eğer Gastrografin ile ekstravazasyon izlenmezse, sızıntı olmadığını kesinleştirmek için duyarlılığı daha yüksek olan baryumlu tetkik mutlaka eklenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir (Boerhaave sendromu şüphesi).
Göğüs ağrısı, kusma ve cilt altı amfizem (Mackler triadı) varlığı özofagus perforasyonunu düşündürür.
Tanısal sürecin ilk basamağı klinik şüpheyi doğrulamaktır.
2
Suda eriyen kontrast madde (Gastrografin) ile özofagografi iste.
Büyük sızıntıları güvenli bir şekilde gösterir.
Gastrografin mediastene sızdığında baryum gibi şiddetli inflamatuar reaksiyona yol açmaz.
3
Gastrografin negatifse baryumlu özofagografi ile devam et.
Gastrografin tarafından kaçırılabilecek küçük perforasyonları saptar.
Baryumun duyarlılığı suda eriyen kontrast maddelere göre daha yüksektir.

Anahtar Kavram

Özofagus perforasyonu tanısında kontrastlı özofagografi protokolü (Güvenlik vs. Duyarlılık dengesi).

Daha Fazla Pratik

Özofagus perforasyonlarında ilk 24 saat içindeki erken başvurularda primer onarım düşünülürken, 24 saati geçen geç başvurularda cerrahi yaklaşım (özofageal diversiyon/eksklüzyon) değişikliklerini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 265Soru

Peptik ülser kanaması nedeniyle acil Billroth II gastrektomi uygulanan 58 yaşında erkek hasta, cerrahiden 18 ay sonra polikliniğe başvuruyor. Hasta, epigastriumda sürekli yanıcı vasıfta ağrıdan ve ağza acı su gelmesinden yakınıyor. Sorgulamada, safralı kusmanın mevcut olduğu ancak kusma sonrası ağrıda belirgin bir azalma olmadığı öğreniliyor. Endoskopik incelemede gastrik güdük mukozasının ödemli, frajil ve safrayla boyalı olduğu görülüyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alkalen reflü gastrit

Cevap

Alkalen reflü gastrit
Soruda tarif edilen tablo Alkalen Reflü Gastrit (Biliöz Gastrit) ile uyumludur. Pilorun devre dışı kaldığı Billroth II gibi ameliyatlardan sonra safra ve pankreas sıvılarının mideye serbest geçişi sonucu oluşur. En tipik klinik triad: 1) Sürekli, yanıcı tarzda epigastrik ağrı, 2) Safralı kusma, 3) Kusma ile ağrının geçmemesi (Afferent loop sendromundan en önemli farkı budur). Tedavide medikal ajanlar (kolestiramin vb.) genelde etkisizdir, cerrahi düzeltme (Roux-en-Y saptırma) gerekebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın ana şikayetlerini analiz et
Sürekli yanıcı epigastrik ağrı, safralı kusma.
Post-gastrektomi komplikasyonlarını ayırt etmek için semptom karakteri önemlidir.
2
Kusma ile ağrı ilişkisini değerlendir
Kusma sonrası ağrı azalmıyor (rahatlama yok).
Bu bulgu, obstrüktif patolojilerden (Afferent loop) mukozal hasar patolojilerini (Alkalen reflü) ayırır.
3
Endoskopik bulguları yorumla
Mide mukozasında diffüz ödem ve safra göllenmesi.
Safra tuzlarının mide mukozasında oluşturduğu kimyasal iritasyonu gösterir.

Anahtar Kavram

Alkalen Reflü Gastrit vs Afferent Loop Sendromu Ayrımı

İpuçları

1
Hastanın kusma sonrasında ağrısının geçmemesi (rahatlamaması) en kritik ayırt edici bulgudur.
2
Endoskopide mide mukozasının safra ile 'yandığı' ve sürekli tahriş olduğu görülmektedir; bu mekanik bir tıkanıklık değil, kimyasal bir hasardır.
3
Afferent loop sendromunda kusunca basınç düşer ve ağrı diner; ancak bu tabloda mukoza hasarı olduğu için kusma ağrıyı dindirmez.

Daha Fazla Pratik

Alkalen reflü gastritin cerrahi tedavisinde kullanılan Roux-en-Y prosedürünün mekanizmasını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 266Soru

4545 yaşında erkek hasta, VKI˙=46kg/m2VKİ = 46 kg/m^2 ve Tip 2 diyabetes mellitus tanılarıyla bariatrik cerrahi polikliniğine başvuruyor. Hastanın öyküsünden uzun süreli alkol kullanımı olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede splenomegali ve batında hafif asit saptanıyor; laboratuvar incelemelerinde trombositopeni ve INRINR yüksekliği görülüyor. Üst GI˙SGİS endoskopisinde ise grade 22 özofagus varisleri izleniyor. Bu hasta için bariatrik cerrahi planlamasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Portal hipertansiyon ve özofagus varislerinin varlığı, bariatrik cerrahi için kontrendikasyon oluşturur.

Cevap

Portal hipertansiyon ve özofagus varislerinin varlığı, bariatrik cerrahi için kontrendikasyon oluşturur.
Bariatrik cerrahi endikasyonları VKI˙40kg/m2VKİ \geq 40 kg/m^2 veya VKI˙35kg/m2VKİ \geq 35 kg/m^2 ile birlikte ciddi yandaş hastalık varlığıdır. Ancak siroz zemininde gelişen portal hipertansiyon ve özofagus varisleri, cerrahiye bağlı komplikasyon ve ölüm riskini belirgin şekilde artırdığı için bu operasyonlar için mutlak veya göreceli kontrendikasyon kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın bazal verilerini ve klinik bulgularını analiz edin.
Hasta morbid obez (VKI˙=46kg/m2VKİ = 46 kg/m^2) ve Tip 2 diyabetik; ancak klinik bulgular (asit, splenomegali, laboratuvar anormallikleri) siroza işaret etmektedir.
Cerrahi endikasyonu konulmadan önce hastanın sistemik stabilitesi ve ek riskleri değerlendirilmelidir.
2
Endoskopik bulguları ve portal hipertansiyonun etkilerini değerlendirin.
Grade 22 özofagus varislerinin varlığı, portal hipertansiyonun klinik olarak belirgin olduğunu gösterir.
Portal hipertansiyon, bariatrik cerrahi sırasında ve sonrasında hayati kanama riski oluşturur.
3
Bariatrik cerrahi endikasyon ve kontrendikasyon kriterlerini karşılaştırın.
VKİ kriteri sağlansa da, portal hipertansiyonlu siroz bariatrik cerrahi için klasik bir kontrendikasyondur.
Cerrahi güvenlik, kilo verme hedefinden daha önceliklidir.

Anahtar Kavram

Bariatrik cerrahide endikasyon ve kontrendikasyon yönetimi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 267Soru

42 yaşında kadın hasta, yaklaşık 3 yıldır devam eden göğüs kemiği arkasında yanma (pirosis) ve ağza acı su gelmesi şikayetleriyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Hastanın günde iki kez 40 mg pantoprazol kullanımına rağmen şikayetlerinin devam ettiği öğreniliyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagus mukozası doğal; mide ve duodenum normal olarak raporlanıyor. Proton pompası inhibitörü (PPİ) tedavisi kesildikten sonra gerçekleştirilen 24 saatlik pH-empedans monitörizasyonunda; asit maruziyet süresi (AET) %1,8, toplam reflü sayısı 38 olarak saptanıyor. Ancak semptom günlüğü ile empedans kayıtları karşılaştırıldığında, hastanın yanma ataklarının asit olmayan reflü (zayıf asidik) olaylarıyla istatistiksel olarak anlamlı şekilde ilişkili olduğu (SAP: %97, SI: %70) belirleniyor. Özofagus manometrisinde alt özofagus sfinkter (AÖS) basıncı ve peristaltizm normal bulunuyor.

Bu verilere göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reflü hipersensitivitesi

Cevap

Hastanın klinik ve objektif verileri Roma IV kriterlerine göre Reflü Hipersensitivitesi tanısını doğrulamaktadır.
Reflü hipersensitivitesi, Roma IV kriterlerine göre; hastanın tipik reflü semptomları (pirosis/regürjitasyon) olmasına rağmen endoskopisinin normal olması, pH-metrede asit maruziyetinin normal sınırlarda saptanması ancak semptomlar ile reflü atakları (asit veya asit olmayan) arasında kanıtlanmış bir ilişki (SAP > %95 veya SI > %50) bulunması durumudur.

Adım Adım Çözüm

1
Endoskopik bulguları analiz et.
Endoskopinin normal olması, hastanın erozif özofajit olmadığını gösterir ve bizi fonksiyonel/non-erozif spektruma yönlendirir.
Tanısal algoritmanın ilk basamağı yapısal bozuklukları dışlamaktır.
2
24 saatlik pH-empedans monitörizasyonundaki asit maruziyet süresini (AET) değerlendir.
AET %1,8 (normal < %4).
Bu sonuç, patolojik düzeyde bir asit reflüsü (GÖRH/NERD) olmadığını kanıtlar.
3
Semptom ilişkisellik parametrelerini (SAP ve SI) incele.
SAP %97 ve SI %70 olarak saptanmıştır (her ikisi de pozitiftir).
Pozitif SAP/SI, hastanın hissettiği semptomların fizyolojik sınırlardaki reflü atakları (bu vakada zayıf asidik) tarafından tetiklendiğini gösterir.
4
Roma IV tanı kriterlerini uygula.
Normal endoskopi + Normal AET + Pozitif SAP/SI = Reflü Hipersensitivitesi.
Fonksiyonel pirosis tanısı için bu ilişkinin negatif olması gerekir.

Anahtar Kavram

Roma IV Kriterlerine göre Refraktör Reflü ve Fonksiyonel Özofageal Bozukluklar

Daha Fazla Pratik

Roma IV ve Lyon Konsensus kriterlerini karşılaştırarak refraktör reflü hastalarında cerrahi endikasyonları gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 268Soru

6262 yaşında erkek hasta; son 11 yıldır yemeklerden saatler sonra ağza gelen sindirilmemiş gıdalar, belirgin halitozis ve geceleri uykudan uyandıran öksürük şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde boyun sol tarafında palpasyonla 'gurultu' sesi (Boyce belirtisi) alınıyor. Baryumlu özofagus grafisinde krikofaringeus kasının proksimalinde, posterior yerleşimli divertikül izleniyor. Bu klinik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanı aşamasında mukoza vizualizasyonu ve malignite ekarte edilmesi amacıyla özofagoskopi, baryumlu grafiden önce ilk tercih edilmesi gereken yöntemdir.

Cevap

Tanı aşamasında mukoza vizualizasyonu amacıyla özofagoskopinin ilk tercih olarak baryumlu grafiden önce yapılması gerektiği ifadesi yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, özofagoskopinin ilk tercih edilen yöntem olduğunu iddia etmektedir. Ancak Zenker divertikülünde endoskopi, poşun anatomik pozisyonu nedeniyle perforasyon riskini ciddi oranda artırır. Tanıda ilk yapılması gereken ve altın standart olan yöntem baryumlu özofagus grafisidir. Endoskopi ancak malignite şüphesi varsa ve baryumlu grafiden sonra çok dikkatli bir şekilde yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Semptomlar (regürjitasyon, halitozis, gece öksürüğü) ve Boyce belirtisi tipik bir Zenker divertikülüne işaret etmektedir.
Vakanın tanısını netleştirmek için klinik verileri birleştirmek gerekir.
2
Tanı yöntemlerini değerlendir
Zenker divertikülünde endoskopi, cihazın divertikül poşuna girip perforasyona neden olma riski nedeniyle risklidir.
Tanıda öncelikli ve güvenli yöntemi belirlemek perforasyon riskini önler.
3
Altın standart yöntemi hatırla
Baryumlu özofagus grafisi, divertikülün yerini, boyutunu ve krikofaringeal kasın durumunu en güvenli şekilde gösteren altın standarttır.
Yanlış olan seçeneği doğrulamak için doğru prosedürü teyit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Zenker divertikülünde altın standart tanı yöntemi baryumlu grafidir; endoskopi perforasyon riski nedeniyle ilk aşamada önerilmez.
Soru 269Soru

Epigastrik dolgunluk ve halsizlik şikayetleri ile başvuran 6363 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde özellik saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 9.2 g/dL9.2 \text{ g/dL}, ortalama eritrosit hacmi (MCV) 74 fL74 \text{ fL} ölçülüyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpus büyük kurvaturunda, lümene doğru büyümüş, santralinde krater şeklinde ülserasyonu bulunan 5 cm5 \text{ cm} çaplı submukozal bir kitle izleniyor. Endoskopik ultrasonografi (EUS) rehberliğinde alınan biyopsinin immünohistokimyasal inceleme sonuçları aşağıdadır:

BelirteçSonuç
CD117 (c-kit)Pozitif (+)
DOG1Pozitif (+)
SMANegatif (-)
S100Negatif (-)
DesminNegatif (-)

Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı ve patolojik özelliklerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümörün interstisyel Cajal hücrelerinden köken aldığı düşünülürse, negatif cerrahi sınırların (R0) sağlandığı kama (wedge) rezeksiyon küratif tedavi için yeterlidir.

Cevap

Gastrointestinal stromal tümörler (GİST) interstisyel Cajal hücrelerinden köken alır ve tedavide negatif cerrahi sınırların (R0) sağlandığı kama (wedge) rezeksiyon yeterlidir.
Vakada sunulan CD117 (c-kit) ve DOG1 pozitifliği, kitlenin kesin olarak Gastrointestinal Stromal Tümör (GİST) olduğunu gösterir. GİST'ler mide duvarındaki pacemaker hücreler olan interstisyel Cajal hücrelerinden köken alır. Bu tümörler lenfatik metastaz yapmadıkları için adenokarsinomda olduğu gibi geniş (D2) lenfadenektomiye gerek duymazlar; tümörün negatif sınırlarla (R0) çıkarılması tedavi için yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları değerlendir.
Submukozal, santral ülserli 5 cm5 \text{ cm} kitle ve anemi GİST için tipiktir.
GİST'ler sıklıkla submukozal yerleşimli olup yüzeyel ülserasyon nedeniyle kronik kanamaya yol açabilirler.
2
İmmünohistokimyasal (İHK) belirteçleri yorumla.
CD117 (+) ve DOG1 (+) olması tanıyı GİST olarak kesinleştirir; SMA, Desmin ve S100 negatifliği leiomyom ve schwannomayı dışlar.
CD117 (c-kit protini) GİST tanısında en duyarlı ve özgül belirteçtir.
3
Cerrahi prensibi belirle.
GİST'ler lenfatik metastaz yapmadığı için rutin lenfadenektomiye gerek yoktur; R0 sınırı sağlayan wedge rezeksiyon yeterlidir.
GİST'ler hematojen yayılım gösteren mezenkimal tümörlerdir, lenfatik yayılım oranı %1\%1'in altındadır.

Anahtar Kavram

Gastrointestinal stromal tümörlerin (GİST) İHK tanısı (CD117, DOG1) ve cerrahi tedavi prensipleri (R0 rezeksiyon, lenfadenektomi gereksizliği).
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 270Soru

7272 yaşında kadın hasta, uzun yıllardır devam eden kronik gastroözofageal reflü ve son 66 aydır belirginleşen disfaji, yemek sonrası retrosternal dolgunluk ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan baryumlu özofagus grafisinde midenin yaklaşık yarısının toraks içerisinde olduğu ve gastroözofageal bileşkenin (GÖB) her iki pozisyonda da diyaframın 55 cm üzerinde sabitlendiği saptanıyor. Cerrahi eksplorasyonda, hernanın redükte edilmesine ve özofagusun yaygın mediastinal mobilizasyonuna rağmen GÖB'nin gerginlik olmadan diyafram altına çekilemediği ve intraabdominal özofagus segmentinin oluşmadığı gözleniyor. Bu hastada nüks riskini en aza indirmek ve gerginliksiz bir fundoplikasyon sağlamak için yapılması gereken en uygun cerrahi manevra aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Collis gastroplastisi ile neo-özofagus oluşturularak özofagus boyunun uzatılması

Cevap

Collis gastroplastisi ile neo-özofagus oluşturularak özofagus boyunun uzatılması
Büyük hiatus hernilerinde ve kronik reflü hastalarında özofagusun kalıcı olarak kısalması (short esophagus) durumunda, standart mediastinal mobilizasyon GÖB'yi diyafram altına çekmek için yetersiz kalabilir. Başarılı bir antireflü cerrahisi için GÖB'nin diyaframın en az 2.52.5 cm altında, gerginlik olmadan konumlanması şarttır. Collis gastroplastisi, midenin küçük kurvaturundan stapler yardımıyla bir tüp oluşturarak özofagusun fonksiyonel boyunu uzatır ve bu gerekliliği karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastada saptanan 'kısa özofagus' (short esophagus) durumunun tanımlanması.
GÖB'nin mediastinal mobilizasyona rağmen diyaframın en az 232-3 cm altında gerginliksiz duramadığının tespiti.
Kronik inflamasyon ve skar dokusu özofagusun boyunu geri dönüşümsüz olarak kısaltmış olabilir.
2
Uygulanacak cerrahi tekniğin (Collis gastroplastisi) belirlenmesi.
Midenin küçük kurvaturundan bir miktar doku kullanılarak özofagusun boyunu uzatacak bir tüp (neo-özofagus) oluşturulması.
Gerginliksiz intraabdominal segment oluşturmadan yapılan fundoplikasyonların nüks oranı yüksektir.
3
Uzatılan segmentin diyafram altına alınması ve standart fundoplikasyon (örn. Nissen) eklenmesi.
Anatomik yapının korunması ve reflü kontrolünün sağlanması.
Hiatus hernisi onarımında amaç hem anatomiyi düzeltmek hem de antireflü bariyer oluşturmaktır.

Anahtar Kavram

Kısa Özofagus (Short Esophagus) ve Collis Gastroplastisi

Daha Fazla Pratik

Büyük hiatus hernilerinde saptanan lineer mukoza erozyonlarının (Cameron ülserleri) demir eksikliği anemisi ile ilişkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 271Soru

5858 yaşında erkek hasta, uzun süredir devam eden epigastrik ağrı ve yanma şikayeti ile başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde pilorun 22 cm proksimalinde (prepilorik bölge), 22 cm çapında, düzgün sınırlı bir ülser saptanıyor. Alınan biyopsileri benign olarak raporlanan ve mide asit analizinde hipersekresyon (asit yüksekliği) saptanan bu hastada, cerrahi tedavi kararı verilmesi durumunda uygulanması gereken en uygun yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trunkal vagotomi ve antrektomi

Cevap

Trunkal vagotomi ve antrektomi yöntemi uygulanmalıdır.
Johnson sınıflamasına göre mide ülserleri yerleşimlerine göre gruplandırılır. Prepilorik yerleşimli ülserler Tip III olarak kabul edilir. Tip II (gövde + duodenal ülser) ve Tip III ülserlerde mide asit sekresyonu belirgin şekilde yüksektir. Bu nedenle bu iki tip, cerrahi olarak duodenal ülserler gibi tedavi edilmelidir; yani sadece antrektomi yeterli olmayıp mutlaka asit sekresyonunu azaltacak bir vagotomi işlemi (genellikle Trunkal Vagotomi + Antrektomi) eklenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ülserin anatomik yerleşimine göre Johnson sınıflamasını belirle.
Pilorun hemen proksimalindeki (prepilorik) ülserler Johnson Tip III olarak sınıflandırılır.
Cerrahi strateji ülserin tipine ve altında yatan asit sekresyon durumuna göre değişir.
2
Johnson Tip III ülserin fizyopatolojik özelliğini analiz et.
Tip III ülserler (ve Tip II ülserler), Tip I ve IV'ün aksine mide asit hipersekresyonu ile ilişkilidir.
Hipersekresyon varlığı, cerrahiye asit azaltıcı bir prosedürün eklenmesini zorunlu kılar.
3
Patofizyolojiye uygun cerrahi tekniği seç.
Hem ülserli alanı içeren antrektomi hem de asit uyarısını kesen vagotomi kombinasyonu (Trunkal vagotomi + Antrektomi) en uygun seçenektir.
Bu kombinasyon hem nüks riskini en aza indirir hem de prepilorik ülserin altında yatan nedeni tedavi eder.

Anahtar Kavram

Johnson Sınıflamasına göre mide ülserlerinde cerrahi tedavi yaklaşımı.

Daha Fazla Pratik

Johnson Tip I ve Tip IV ülserlerde asit durumunu ve vagotomi gerekliliğini tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 272Soru

Tip 22 diabetes mellitus tanısıyla 1010 yıldır takip edilen ve insülin dışı üçlü ajan kullanımına rağmen glisemik kontrolü sağlanamayan (HbA1c:%8,8HbA1c: \%8,8) 4242 yaşındaki kadın hastanın vücut kitle indeksi (VKİ) 36kg/m236 kg/m^2 olarak hesaplanmıştır. Eşlik eden şiddetli pirozis ve regürjitasyon şikayetleri nedeniyle yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde 3cm3 cm aksiyel hiatal herni ile birlikte 'Los Angeles Grade C' özofajit saptanan bu hasta için en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass

Cevap

Şiddetli gastroözofageal reflü ve kontrolsüz tip 2 diyabeti olan morbid obez hastalarda en uygun cerrahi seçenek Roux-en-Y gastrik bypass yöntemidir.
Roux-en-Y gastrik bypass (RYGB), küçük bir gastrik poş oluşturarak hem kısıtlayıcı hem de orta düzeyde emilim bozucu etki gösterir. Şiddetli gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH), Grade C-D özofajit ve Barrett özofagusu varlığında, midedeki asit üretimini azaltması ve duodenogastrik reflüyü önlemesi sayesinde cerrahi tedavide altın standarttır. Ayrıca tip 2 diyabet remisyonunda sleeve gastrektomiye göre daha üstün sonuçlar sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Cerrahi endikasyonun değerlendirilmesi
VKİ 3540kg/m235-40 kg/m^2 arasında olup kontrolsüz DM gibi ek hastalığı olanlarda cerrahi tedavi endikedir.
Uluslararası kılavuzlara göre bu profil cerrahi için uygun adaydır.
2
Eşlik eden hastalıkların analiz edilmesi
Hastada Grade C özofajit (şiddetli reflü) ve hiatal herni saptanmıştır.
Bu bulgular bariatrik yöntem seçiminde kritik rol oynar; bazı yöntemler reflüyü kötüleştirirken bazıları tedavi eder.
3
Yöntemler arası karşılaştırma yapılması
Sleeve gastrektomi reflüyü %30'a varan oranda artırırken, RYGB asit üretimini minimalize eder ve safrayı saptırarak reflüyü tedavi eder.
RYGB, hem anti-reflü özelliği hem de üstün metabolik (DM remisyonu) başarısı nedeniyle bu vakada ideal seçenektir.

Anahtar Kavram

Morbid obezite cerrahisinde yöntem seçimi yapılırken hastanın komorbiditeleri (özellikle GÖRH ve DM şiddeti) belirleyici faktörlerdir.

Daha Fazla Pratik

Bariatrik cerrahi sonrası gelişen erken (dumping, kaçak) ve geç (internal herni, marjinal ülser, beslenme eksiklikleri) komplikasyonları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 273Soru

4545 yaşında kadın hasta, ellerinde soğukla tetiklenen solukluk ve morarma şikayetlerine ek olarak, son 66 aydır özellikle yatar pozisyonda artan retrosternal yanma ve yutma güçlüğü nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenesinde parmak uçlarında ciltte gerginlik ve sertleşme (sklerodaktili) saptanıyor. Yapılan özofagus manometrisinde alt özofagus sfinkter (AO¨SAÖS) istirahat basıncı 88 mmHg (Normal: 153515-35 mmHg) ölçülüyor ve distal özofagus gövdesinde düşük amplitüdlü dalgalar ile peristaltizm kaybı (aperistaltizm) izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Skleroderma

Cevap

Skleroderma (Sistemik Skleroz)
Sistemik sklerozda (skleroderma) özofagusun distal 2/32/3'lük düz kas kısmında düz kas atrofisi ve kollajen birikimi (fibrozis) gelişir. Bu durum manometride iki temel bulguyla karakterizedir: Alt özofagus sfinkter basıncında belirgin azalma (hipotansiyon) ve distal özofagus gövdesinde düşük amplitüdlü kontraksiyonlar veya tam aperistaltizm. Hastanın Raynaud fenomeni ve cilt bulguları bu tanıyı klinik olarak desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastadaki Raynaud fenomeni (soğukta morarma) ve sklerodaktili bulguları sistemik bir bağ dokusu hastalığı olan sklerodermayı düşündürür.
Sistemik sklerozda özofagus tutulumu %80'e varan oranlarda görülür.
2
Manometri verilerinin analizi
Alt özofagus sfinkter basıncının düşük olması (88 mmHg) ve distal aperistaltizm saptanması skleroderma için tipiktir.
Düz kaslardaki atrofi ve fibrozis sonucu sfinkter gevşer ve peristaltizm kaybolur.
3
Tanısal eşleştirme
Düşük AO¨SAÖS basıncı + distal aperistaltizm + sistemik bulgular = Skleroderma tanısını kesinleştirir.
Bu kombinasyon diğer motilite bozukluklarından (özellikle AO¨SAÖS basıncının yüksek olduğu Akalazya'dan) ayrımı sağlar.

Anahtar Kavram

Sklerodermada özofagus tutulumu: Distal düz kas tabakasında fibrozis sonucu düşük AO¨SAÖS basıncı ve aperistaltizm gelişir.
Soru 274Soru

4444 yaşında erkek hasta, morbid obezite nedeniyle bir yıl önce laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass (LRYGBLRYGB) ameliyatı geçirmiştir. Hasta, son birkaç haftadır yemeklerden bağımsız gelişen, antasitlerle tam geçmeyen epigastrik yanma ve ağrı şikayeti ile başvurmaktadır. Günde bir paket sigara içen hastanın yapılan üst GI˙SGİS endoskopisinde gastrojejunal anastomoz hattının hemen distalinde, jejunum tarafında bir adet ülser saptanıyor. Bu klinik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerrahi teknikte anastomoz hattında ipek gibi emilemeyen dikiş materyallerinin kullanılması bu komplikasyonun görülme sıklığını azaltır.

Cevap

Anastomoz hattında ipek gibi emilemeyen dikiş materyallerinin kullanılması bu komplikasyonun görülme sıklığını azaltmaz, aksine artırır.
Cerrahi teknikte anastomoz hattında ipek gibi emilemeyen (non-absorbable) dikiş materyallerinin kullanılması, mukozal irritasyon ve yabancı cisim reaksiyonuna yol açarak marjinal ülser gelişme riskini artırır. Bu nedenle güncel cerrahi pratikte bu dikişlerin kullanımından kaçınılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
RYGB sonrası geç dönem epigastrik ağrı ve anastomoz distalinde ülser varlığı saptandı.
Hastanın semptomları ve endoskopik bulguları tipik bir 'Marjinal Ülser' tablosuna işaret etmektedir.
2
Risk faktörlerini ve yerleşimi analiz et
Sigara kullanımı ve jejunal yerleşim marjinal ülser ile uyumludur.
Marjinal ülserler sıklıkla sigara içenlerde ve anastomozun jejunal tarafında görülür.
3
Teknik faktörleri gözden geçir
Emilemeyen dikişlerin ülser riskini artırdığı bilgisiyle çelişen ifade tespit edildi.
Bariatrik cerrahide anastomozlarda ipek gibi emilemeyen dikişler yerine emilebilir dikişlerin veya staplerların kullanımı marjinal ülser riskini azaltmak için önerilir.

Anahtar Kavram

Marjinal Ülser (LRYGB Komplikasyonu)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 275Soru

Hiatus hernilerinin klinik yönetiminde; kayma tipi (Tip II) fıtıklarda cerrahi endikasyon genellikle reflü semptomları iken, paraözofageal (Tip IIII) fıtıklarda asemptomatik hastalarda dahi cerrahi onarımın önerilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnkarserasyon, strangülasyon ve mide volvulusu gibi hayatı tehdit eden mekanik komplikasyonların gelişme riski

Cevap

Paraözofageal (Tip IIII) hiatus hernilerinde cerrahi onarımın temel nedeni inkarserasyon, strangülasyon ve volvulus gibi hayatı tehdit eden mekanik komplikasyon riskidir.
Paraözofageal (Tip IIII) hiatus hernilerinde, mide fundusu yemek borusunun yanından diyaframdaki açıklıktan (hiatus) geçerek mediastene fıtıklaşır. Bu anatomik durumda gastroözofageal bileşke normal yerinde kalsa da, fıtıklaşan mide kısmının hiatus içinde sıkışması (inkarserasyon), buna bağlı kan akımının bozulması (strangülasyon) veya midenin kendi etrafında dönmesi (mide volvulusu) gibi ciddi durumlar gelişebilir. Bu komplikasyonlar yüksek mortalite riski taşıdığı için, Tip IIII herniler saptandığında semptomlardan bağımsız olarak cerrahi onarım genellikle önerilen yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hiatus hernisi tiplerini anatomik yapılarına göre karşılaştır.
Tip II'de gastroözofageal bileşke yukarı kayarken, Tip IIII'de bileşke yerinde kalır ancak mide fundusu özofagusun yanından toraksa fıtıklaşır.
Anatomik farklılık, gelişebilecek komplikasyonların türünü belirler.
2
Fıtık tiplerinin klinik risklerini analiz et.
Tip II herniler asıl olarak reflüye yol açarken; Tip IIII herniler dar hiatus açıklığı nedeniyle midenin sıkışmasına (inkarserasyon) ve kendi etrafında dönmesine (volvulus) yol açabilir.
Mekanik riskler cerrahi müdahalenin aciliyetini ve gerekliliğini belirler.
3
Cerrahi endikasyon ilkesini saptanmış riskler üzerinden değerlendir.
Hayati tehlike oluşturan inkarserasyon ihtimali nedeniyle, asemptomatik Tip IIII vakalarda dahi profilaktik cerrahi onarım öncelikli düşünülür.
Acil komplikasyonları önlemek cerrahi yaklaşımın temelidir.

Anahtar Kavram

Paraözofageal (Tip IIII) hiatus hernilerinde mekanik komplikasyon riski ve cerrahi endikasyon

Daha Fazla Pratik

Hiatus hernisi tiplerinin (Tip I-IV) anatomik özelliklerini ve özellikle paraözofageal hernilerin akut sunumu olan Borchardt triadını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 276Soru

4242 yaşında kadın hasta, vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 46kg/m246 kg/m^2 ölçülmesi üzerine obezite cerrahisi birimine başvuruyor. Hastanın yapılan preoperatif değerlendirmesinde kontrol altına alınmamış ağır psikiyatrik hastalık ve aktif madde bağımlılığı olduğu saptanıyor. Bu hasta için bariatrik cerrahi endikasyonu ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut kontrolsüz psikiyatrik hastalık ve aktif madde bağımlılığı bariatrik cerrahi için mutlak kontrendikasyon oluşturur.

Cevap

Mevcut kontrolsüz psikiyatrik hastalık ve aktif madde bağımlılığı bariatrik cerrahi için mutlak kontrendikasyon oluşturur.
Bariatrik cerrahi için uluslararası rehberler, hastanın sadece VKI˙40kg/m2VKİ \geq 40 kg/m^2 (veya VKI˙35kg/m2VKİ \geq 35 kg/m^2 + yandaş hastalık) olmasını yeterli bulmaz. Ameliyat öncesi değerlendirmede kontrol altına alınmamış ağır psikiyatrik hastalıklar, aktif madde veya alkol bağımlılığı, ameliyat sonrası sürece uyum sağlayamayacak zihinsel durumlar mutlak kontrendikasyon olarak kabul edilir. Bu vakada hastanın VKI˙VKİ değeri cerrahi sınırı geçse de, aktif bağımlılığı ve kontrolsüz psikiyatrik tablosu nedeniyle cerrahi yapılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın VKİ ve yandaş durumlarını analiz et.
Hastanın VKI˙VKİ değeri 46kg/m246 kg/m^2 (Sınıf III obezite), ancak aktif madde bağımlılığı ve kontrolsüz ağır psikiyatrik hastalığı mevcut.
Cerrahi endikasyon için hem fiziksel hem de psikolojik kriterlerin uygunluğunu belirlemek gerekir.
2
Bariatrik cerrahi için kontrendikasyonları gözden geçir.
Kontrol altına alınmamış major depresyon, psikoz, aktif madde/alkol bağımlılığı ve yeme bozuklukları cerrahi için engeldir.
Ameliyat sonrası dönemde hastanın diyete ve yeni yaşam tarzına uyum sağlayabilmesi için mental sağlık şarttır.
3
Mevcut tabloya göre cerrahi kararı ver.
Hasta cerrahi için uygun değildir; önce psikiyatrik tedavi ve rehabilitasyon gereklidir.
Güvenlik standartları gereği aktif bağımlılık ve kontrolsüz psikiyatrik hastalık mutlak kontrendikasyon kabul edilir.

Anahtar Kavram

Bariatrik cerrahi endikasyonları sadece vücut kitle indeksiyle sınırlı değildir; hastanın psikiyatrik stabilitesi cerrahiye uygunluk için mutlak bir kriterdir.
Soru 277Soru

6868 yaşında erkek hasta, son 22 aydır giderek artan katı gıdalara karşı yutma güçlüğü ve 1212 kg kilo kaybı şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde 4040 paket-yıl sigara kullanımı mevcut olan hastanın laboratuvar incelemesinde kalsiyum düzeyi 13.213.2 mg/dL (N: 8.510.58.5-10.5), fosfor düzeyi 2.12.1 mg/dL (N: 2.54.52.5-4.5) ve parathormon (PTH) düzeyi baskılanmış (<5< 5 pg/mL) olarak saptanıyor. Üst GİS endoskopisinde kesici dişlerden 2626 cm uzaklıkta, lümeni %6060 oranında daraltan vejetan bir kitle saptanarak biyopsi alınıyor. Bu klinik tabloya göre, biyopsi sonucunda saptanması en olası patolojik tanı ve hiperkalseminin en muhtemel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Skuamöz hücreli karsinom – Paratiroid hormon ilişkili peptid (PTHrP) üretimi

Cevap

Skuamöz hücreli karsinom – Paratiroid hormon ilişkili peptid (PTHrP) üretimi
Hastanın sigara öyküsü ve endoskopide kitlenin orta özofagusta (2626 cm) saptanması, skuamöz hücreli karsinom tanısını güçlü bir şekilde destekler. Eşlik eden hiperkalsemi, hipofosfatemi ve baskılanmış PTH düzeyi, tümör hücreleri tarafından salınan paratiroid hormon ilişkili peptidin (PTHrP) böbreklerde ve kemiklerdeki etkileriyle (Malignitenin Humoral Hiperkalsemisi) tam olarak açıklanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve epidemiyolojik verileri değerlendir.
İleri yaş, sigara kullanımı ve yutma güçlüğü özofagus malignitesini; 26 cm uzaklık (orta özofagus) ise Skuamöz Hücreli Karsinomu (SCC) öncelikle düşündürür.
Özofagus kanserlerinde lokasyon, patolojik tip tahmini için en kritik veridir.
2
Laboratuvar verilerini (Hiperkalsemi paneli) analiz et.
Yüksek kalsiyum, düşük fosfor ve baskılanmış PTH düzeyi, 'Malignitenin Humoral Hiperkalsemisi' (HHM) tablosunu doğrular.
Primer hiperparatiroidizmde PTH yüksek olurken, malignitede tümörden salınan PTHrP, PTH reseptörlerine bağlanarak benzer etki yapar ancak gerçek PTH düzeyini baskılar.
3
Tanı ve mekanizmayı birleştir.
Özofagus SCC, vücutta PTHrP salgılayarak hiperkalsemiye en sık neden olan tümörlerden biridir.
Paraneoplastik sendromlar TUS sorularında ayırıcı tanıda sıkça sorgulanır.

Anahtar Kavram

Özofagus skuamöz hücreli karsinomunun orta özofagus yerleşimi ve PTHrP aracılı paraneoplastik hiperkalsemi ile ilişkisi.

Alternatif Yöntem

Kitlenin kesici dişlere olan mesafesini kullanarak (253025-30 cm orta özofagus) histolojik tip tahmini yapmak ve hiperkalsemiyi sigara içen bir hastada SCC paraneoplastik sendromu ile doğrudan ilişkilendirmek.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 278Soru

Özofagoskopi işlemi sonrası şiddetli retrosternal ağrı ve taşikardi gelişen bir hastada, iyatrojenik özofagus perforasyonu şüphesiyle tanıyı doğrulamak amacıyla ilk sırada tercih edilmesi gereken radyolojik tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Suda eriyen kontrastlı (Gastrografin) özofagografi

Cevap

Suda eriyen kontrastlı (Gastrografin) özofagografi
Özofagus perforasyonu şüphesinde radyolojik tanıda altın standart kontrastlı özofagografidir. Mediastinal kontaminasyon riskini en aza indirmek amacıyla tetkike mutlaka suda eriyen (Gastrografin) bir kontrast madde ile başlanmalıdır. Eğer bu tetkik negatif çıkarsa ve klinik şüphe devam ediyorsa, daha küçük perforasyonları yakalamak için baryum sülfat ile işleme devam edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki klinik şüpheyi değerlendir.
Enstrümantasyon (özofagoskopi) sonrası ağrı ve taşikardi, aksi ispatlanana kadar perforasyon olarak kabul edilir.
Tanısal gecikme mortaliteyi ciddi oranda artırır.
2
Kontrast madde seçimini yap.
İlk seçenek suda eriyen (Gastrografin) maddedir.
Gastrografin mediastende emilebilir ve doku reaksiyonuna (mediastinit) neden olmaz; oysa baryum kalıcı mediastinite yol açabilir.
3
Tanı doğrulanmazsa bir sonraki adıma geç.
Eğer suda eriyen madde ile kaçak görülmezse fakat şüphe sürüyorsa baryum ile tetkik tekrarlanır.
Baryum, küçük perforasyonları göstermede daha yüksek mukozal detay ve kontrast sağlar.

Anahtar Kavram

Özofagus perforasyonu tanısında ilk basamak suda eriyen kontrastlı özofagografidir.

Daha Fazla Pratik

Perforasyon sonrası geçen sürenin (ilk 24 saat vs. geç dönem) cerrahi tedavi seçeneği (primer onarım vs. diversiyon) üzerindeki etkisini inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 279Soru

5252 yaşında erkek hasta, son 88 aydır aralıklı göğüs ağrısı ve hem katı hem de sıvı gıdalara karşı yutma güçlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Baryumlu özofagus grafisi normal saptanan hastanın manometrik incelemesinde; alt özofagus sfinkter gevşemesi normal bulunurken, özofagus gövdesinde normal ilerleyen ancak amplitüdü 200200 mmHgmmHg üzerinde olan peristaltik dalgalar izleniyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fındıkkıran (Nutcracker) özofagus

Cevap

Yüksek amplitüdlü peristaltik kontraksiyonlar ve normal sfinkter fonksiyonu ile karakterize olan Fındıkkıran (Nutcracker) özofagus
Fındıkkıran (Nutcracker) özofagus, manometride alt özofagus sfinkter gevşemesinin normal olduğu, ancak özofagus gövdesindeki peristaltik dalgaların amplitüdünün 180180 mmHgmmHg (bazı kaynaklarda 220220 mmHgmmHg) üzerinde olduğu durumdur. Hastada hem katı/sıvı disfajisi hem de tipik göğüs ağrısı bulguları bu tanı ile tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Hem katı hem sıvı disfajisi ile göğüs ağrısı, mekanik tıkanıklıktan ziyade motilite bozukluğunu düşündürür.
Mekanik tıkanıklıklarda (kanser gibi) disfaji genellikle katı gıdalarla başlar ve ilerleyicidir.
2
Manometrik bulguların analizi
Alt özofagus sfinkterinin (AÖS) tam gevşemesi akalazyayı eler; peristaltik ilerleyişin korunması diffüz spazmı eler.
Motilite bozukluklarının ayırıcı tanısında AÖS gevşemesi ve gövde kontraksiyonlarının peristaltik olup olmaması temel kriterlerdir.
3
Kontraksiyon amplitüdünün yorumlanması
200200 mmHgmmHg (veya >180>180 mmHgmmHg) amplitüdlü dalgalar 'hiperkontraktil özofagus' tablosunu doğrular.
Peristaltik dalgaların amplitüdünün aşırı yüksek olması Fındıkkıran özofagusun (Nutcracker) tanısal kriteridir.

Anahtar Kavram

Fındıkkıran özofagus (Nutcracker esophagus), manometride normal peristaltik sekansın korunduğu ancak kontraksiyon amplitüdünün patolojik olarak yüksek olduğu bir motilite bozukluğudur.
Soru 280Soru

Yıllardır duodenal ülser tanısıyla takip edilen bir hastada, epigastrik bölgedeki ağrının karakterinde belirgin bir değişim gözlenmektedir. Önceden antasit alımıyla veya yemekle hafifleyen ağrı, artık sürekli hale gelmiş ve sırtın üst kısmına doğru yayılmaya başlamıştır. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde serum amilaz düzeyinin normalin hafif üzerinde olduğu saptanmıştır.

Bu klinik tablo, aşağıdaki peptik ülser komplikasyonlarından hangisini en güçlü şekilde düşündürür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pankreasa penetrasyon

Cevap

Pankreasa penetrasyon durumu, peptik ülser ağrısının karakter değiştirerek sürekli hale gelmesi ve sırta yayılmasıyla beraber hafif amilaz yüksekliği görülmesi durumunda en olası tanıdır.
Pankreasa penetrasyon seçeneği doğrudur; çünkü duodenal ülserlerin %20-25'i penetre olur ve en sık etkilenen organ pankreastır. Posterior duodenal ülserlerde ağrının şiddetlenmesi, yemekle geçmemesi, sırta yayılması ve serum amilazının hafif (sıklıkla normalin 2-3 katını geçmeyen) yükselmesi tipik 'penetrasyon' bulgularıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomlardaki değişim analiz edilir.
Ağrının yemekle hafiflemeyi bırakıp sürekli hale gelmesi ve sırta yayılması, ülserin derin dokulara (posterior penetrasyon) ilerlediğini gösterir.
Duodenumun arka duvarı doğrudan pankreas ile komşuluk içindedir.
2
Laboratuvar bulguları değerlendirilir.
Serum amilaz düzeyindeki hafif yükselme, penetrasyon sonucu oluşan kimyasal pankreatiti yansıtır.
Primer akut pankreatitte amilaz değerleri genellikle çok daha yüksek (normalin 3 katı ve üzeri) seyreder.
3
Tanısal ayrım yapılır.
Penetrasyon tanısı doğrulanır.
Serbest perforasyonda hava (pnömoperitonyum) görülürken, penetrasyonda anatomik bütünlük korunur ancak bitişik organ hasarı gelişir.

Anahtar Kavram

Peptik ülserin penetrasyonu, en sık duodenum posterior duvar ülserlerinde görülür ve en çok pankreası etkiler; bu durum karakteristik 'sırta vuran ağrı' ve hafif amilaz yüksekliği ile kendini gösterir.

Daha Fazla Pratik

Penetrasyon şüphesi olan bir hastada tanıyı doğrulamak için BT (Bilgisayarlı Tomografi) en değerli görüntüleme yöntemidir.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 14 / 19Sonraki
Özofagus ve Mide Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 14 | Examkin