Özofagus ve Mide Hastalıkları

379 soru

Soru 221Soru

3434 yaşında kadın hasta, vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 46kg/m246 kg/m^2 olması ve eşlik eden hipertansiyon nedeniyle laparoskopik sleeve gastrektomi (LSGLSG) ameliyatı geçirmiştir. Ameliyat sonrası 33. günde ani gelişen taşikardi, huzursuzluk ve sol omuz ağrısı (KehrKehr belirtisi) şikayetleri ile yapılan değerlendirmede stapler hattından kaçak saptanmıştır.

Bu cerrahi prosedür sonrasında gelişen kaçakların anatomik olarak en sık yerleştiği bölge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: His açısı komşuluğunda, gastroözofageal bileşkenin hemen distali

Cevap

Laparoskopik sleeve gastrektomi sonrası kaçakların en sık görüldüğü bölge His açısı komşuluğundaki proksimal stapler hattıdır.
Laparoskopik sleeve gastrektomi (LSG) sonrası en korkulan erken komplikasyon stapler hattı kaçağıdır. Bu kaçaklar anatomik olarak en sık (%80'in üzerinde bir oranla) midenin proksimalinde, His açısına yakın, gastroözofageal bileşkenin hemen distalinde görülür. Bu bölgenin riskli olmasının nedenleri arasında mide duvarının burada çok ince olması, intralüminal basıncın yüksekliği ve damarsal beslenmenin (vaza rekta dallarının sonlanma noktası) diğer bölgelere göre daha hassas olması yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Taşikardi ve sol omuz ağrısı, subdiyafragmatik irritasyonu ve erken dönem cerrahi kaçağı düşündürür.
Bariatrik cerrahi sonrası açıklanamayan taşikardi, aksi ispatlanana kadar kaçak olarak kabul edilir.
2
LSG'nin anatomik zayıf noktalarını hatırla.
Proksimal stapler hattı (His açısı), duvar inceliği ve yüksek basınç nedeniyle en riskli alandır.
Cerrahi tekniğe bağlı darlıklar ve vasküler beslenme bozuklukları en çok bu bölgeyi etkiler.

Anahtar Kavram

LSG sonrası stapler hattı kaçaklarının anatomik lokalizasyonu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 222Soru

2020 yıldır akalazya tanısı ile takip edilen 5555 yaşında kadın hasta, son aylarda yutma güçlüğü karakterinin değiştiğini ifade etmektedir. Daha önce hem katı hem de sıvı gıdalara karşı olan (paradoksal) yutma güçlüğünün yerini, sadece katı gıdalara karşı ilerleyici bir zorlanmanın aldığını ve 66 kg kilo kaybı olduğunu belirtmektedir. Bu klinik tablo aşağıdakilerden hangisinin geliştiğini en güçlü şekilde düşündürmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özofagus skuamöz hücreli karsinomu

Cevap

Akalazya zemininde gelişen progresif katı gıda disfajisi ve kilo kaybı, skuamöz hücreli karsinom gelişimini düşündürmelidir.
Akalazya, özofagusun skuamöz hücreli karsinomu (SHK) için önemli bir risk faktörüdür. Tanıdan yaklaşık 1515-2020 yıl sonra risk belirginleşir. Hastalarda motilite bozukluğuna bağlı görülen paradoksal (hem katı hem sıvıya karşı) disfajinin yerini, lümeni daraltan bir kitlenin varlığını işaret eden progresif solid disfaji alması ve buna eşlik eden kilo kaybı, malign transformasyonun en tipik klinik sunumudur.

Adım Adım Çözüm

1
Disfaji karakterini analiz et.
Hastanın disfajisi paradoksal (katı-sıvı karışık) tipten, mekanik obstrüksiyonu düşündüren progresif solid tipe dönmüş.
Motilite bozukluklarında (akalazya gibi) disfaji genellikle hem katı hem sıvıya karşıdır; ancak lümeni daraltan kitleler (kanser) önce katı gıdalara karşı zorlanma yapar.
2
Mevcut risk faktörünü (akalazya) değerlendir.
Akalazya, özofagus kanseri için bilinen bir prekanseröz durumdur.
Uzun süreli gıda stazı, fermente olan gıdaların kronik irritasyonu ve özofajit, mukoza değişikliklerine yol açar.
3
Beklenen histolojik tipi belirle.
Akalazya zemininde gelişen kanser tipi Skuamöz Hücreli Karsinomdur (SHK).
Reflü ve Barrett özofagusu olmadığı sürece adenokarsinom gelişmesi beklenmez; kronik irritasyon SHK riskini artırır.

Anahtar Kavram

Akalazya hastalarında kronik irritasyon sonucu skuamöz hücreli karsinom riski artmıştır ve disfaji karakterindeki değişim alarm bulgusudur.

Daha Fazla Pratik

Akalazya cerrahisi (Heller miyotomi) sonrası gelişebilecek reflünün Barrett özofagusu ve adenokarsinom riskini nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 223Soru

6161 yaşında erkek hasta, uzun süreli gastroözofageal reflü zemininde gelişen Barrett özofagusu tanısıyla izlenmektedir. Son yapılan takip endoskopisinde distal özofagusta 1.21.2 cm çapında, hafif kabarık (00-IIa) bir lezyon saptanıyor. Alınan biyopsilerde "adenokarsinom" saptanması üzerine yapılan endoskopik ultrasonografide (EUS), tümörün submukozanın derin tabakalarına (sm3sm3) invaze olduğu ancak muskularis propriaya ulaşmadığı; bölgesel lenf nodlarında ise patolojik bir büyüme olmadığı görülüyor. Uzak metastaz saptanmayan (cT1bN0M0cT1bN0M0) ve cerrahi açısından fit olan bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğrudan radikal özofajektomi ve bölgesel lenf nodu diseksiyonu

Cevap

Doğrudan radikal özofajektomi ve bölgesel lenf nodu diseksiyonu
Özofagus adenokarsinomlarında mukoza ile sınırlı tümörlerde (T1aT1a) lenf nodu metastaz riski %1\%1-%2\%2 iken, submukozaya invaze tümörlerde (T1bT1b) bu risk %20\%20'nin üzerine çıkar. Özellikle submukozanın derin tabakalarını (sm3sm3) tutan lezyonlarda endoskopik rezeksiyon (ESD/EMR) küratif değildir. Hastanın cerrahiye engel durumu yoksa, en uygun yaklaşım radikal özofajektomi ve lenfatik diseksiyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Tümörün derinlik evresini değerlendir.
EUS bulgusu tümörün sm3sm3 (derin submukoza) seviyesinde olduğunu göstermektedir (T1bT1b).
Mukoza (T1aT1a) ve submukoza (T1bT1b) ayrımı, lenf nodu metastaz riski açısından kritiktir.
2
Lenf nodu metastaz riskini analiz et.
Özofagusun submukozal tabakasında lenf damarları çok yoğundur; sm3sm3 invazyonunda metastaz riski %20\%20 - %25\%25 civarındadır.
Metastaz riski yüksek olan bir tümörde sadece lokal/endoskopik tedavi küratif olamaz.
3
Evreye uygun cerrahi veya medikal tedavi planını seç.
T1bN0M0T1bN0M0 evresinde neoadjuvan tedaviye gerek duyulmadan doğrudan radikal cerrahi uygulanmalıdır.
Neoadjuvan tedavi genelde T2T2 ve üzeri veya N(+)N(+) hastalarda sağkalım avantajı sağlar.

Anahtar Kavram

Özofagus kanserlerinde T1aT1a (mukoza içi) tümörler endoskopik olarak tedavi edilebilirken, T1bT1b (submukoza) tümörlerinde lenf nodu metastazı riski nedeniyle radikal cerrahi şarttır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 224Soru

Zenker divertikülü tanısı alan semptomatik bir hastada, divertikül poşunun büyüklüğünden bağımsız olarak, altta yatan patofizyolojik basınç artışını gidermek ve nüksü önlemek amacıyla cerrahi tedavide mutlaka uygulanması gereken temel basamak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Krikofaringeal miyotomi yapılması

Cevap

Zenker divertikülü tedavisinde basınç artışını gideren krikofaringeal miyotomi işleminin yapılması en kritik basamaktır.
Doğru seçenek olan krikofaringeal miyotomi, Zenker divertikülünün temelindeki motor bozukluğu (üst özofagus sfinkter disfonksiyonu) düzelten tek işlemdir. Pülsiyon tipi divertiküllerde basıncı düşürmeden yapılan cerrahiler başarısızlığa mahkumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Patofizyolojiyi Analiz Et
Zenker divertikülü bir 'pülsiyon' divertikülüdür; yani mukoza ve submukoza, krikofaringeus kasındaki gevşeme bozukluğu sonucu artan basınçla dışarı fıtıklaşır.
Tedavinin hedefini belirlemek için oluşum mekanizmasını anlamak gerekir.
2
Anatomik Bölgeyi Belirle
Zayıf bölge Killian üçgenidir (inferior konstriktör kas ile krikofaringeus kası arası).
Miyotominin nereye yapılacağını saptamak için anatomik landmarklar önemlidir.
3
Tedavi Stratejisini Seç
Divertikül kesesi ne yapılırsa yapılsın (eksizyon, invajinasyon veya peksi), mutlaka krikofaringeal miyotomi eklenmelidir.
Miyotomi yapılmazsa intralüminal basınç yüksek kalmaya devam eder ve nüks kaçınılmaz olur.

Anahtar Kavram

Zenker divertikülü bir 'yalancı' (pseudodiverticulum) pülsiyon divertikülüdür ve tedavisinde altın standart krikofaringeal miyotomidir.

İpuçları

1
Zenker divertikülü bir pülsiyon divertikülüdür.
2
Tedavide amaç, fıtıklaşmaya neden olan yüksek kas basıncını ortadan kaldırmaktır.
3
Üst özofagus sfinkterini oluşturan kas hangisidir?

Daha Fazla Pratik

Traction (traksiyon) divertiküllerinin neden miyotomi gerektirmediğini ve neden 'gerçek' divertikül olarak adlandırıldığını inceleyin.

Alternatif Yöntem

Modern yaklaşımlarda, özellikle uygun poş boyutuna sahip hastalarda krikofaringeal kasın endoskopik olarak kesilmesi (Dohlman işlemi veya krikofaringeal miyotomi) tercih edilebilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 225Soru

4040 yaşında kadın hasta, vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 44kg/m244 kg/m^2, Tip 2 diyabet ve hipertansiyon tanıları nedeniyle laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass (LRYGBLRYGB) ameliyatı geçirmiştir. Ameliyatın 1818. saatinde hastanın nabız hızı 122/dk122/dk, solunum sayısı 24/dk24/dk ve ateşi 37.5C37.5^\circ C olarak saptanmıştır. Fizik muayenesinde insizyon yerlerinde minimal hassasiyet dışında batın rahat saptanmıştır. Bu klinik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bariatrik cerrahi sonrası gelişen izah edilemeyen taşikardi, aksi ispat edilene kadar anastomoz kaçağı olarak kabul edilmeli ve acil radyolojik inceleme planlanmalıdır.

Cevap

Bariatrik cerrahi sonrası gelişen izah edilemeyen taşikardi, aksi ispat edilene kadar anastomoz kaçağı olarak kabul edilmeli ve acil radyolojik inceleme planlanmalıdır.
Bariatrik cerrahi (LRYGB veya LSG) sonrasında gelişen anastomoz veya stapler hattı kaçakları, morbid obez hastalarda klasik peritonit bulguları vermeyebilir. Bu hastalarda izah edilemeyen, istirahat halinde nabzın 120/dk120/dk üzerinde olması (taşikardi), kaçağın en erken ve en duyarlı klinik göstergesidir. Bu durumda vakit kaybetmeden suda eriyen kontrastlı grafikler veya kontrastlı BT ile inceleme yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et.
Postoperatif 1818. saatte taşikardi (>120/dk>120/dk) ve hafif takipne mevcut, batın rahat.
Bariatrik cerrahi sonrası erken komplikasyonları ayırt etmek için yaşamsal bulgular kritiktir.
2
Ayırıcı tanı yap.
Anastomoz kaçağı, pulmoner emboli, dehidratasyon ve atelektazi olası tanılar arasındadır.
Morbid obez hastalarda taşikardi non-spesifik olabilir ancak cerrahi sonrası 'en duyarlı' bulgu kaçaktır.
3
Altın kuralı uygula.
İzah edilemeyen taşikardi = Kaçak (aksi ispatlanana kadar).
Bariatrik cerrahide kaçaklar genellikle klasik peritonit bulgusu (defans, rebound) vermez; taşikardi en erken uyarıcıdır.

Anahtar Kavram

Bariatrik cerrahide anastomoz kaçağının en erken ve en duyarlı klinik bulgusu, izah edilemeyen taşikardidir (>120/dk>120/dk).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 226Soru

6464 yaşında erkek hasta, akalazya nedeniyle uygulanan pnömatik balon dilatasyonu sonrası gelişen şiddetli öğürme ve kusmayı takiben başlayan, sırtına vuran yırtılır tarzda göğüs ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde ateş 39.2C39.2^\circ C, nabız 118/dk118/dk saptanıyor; boyun bölgesinde cilt altı amfizem (krepitasyon) ve solda solunum seslerinde azalma saptanıyor. Tanı amacıyla çekilen suda eriyen kontrastlı özofagografide perforasyon saptanmıyor.

Bu hastanın tanısal süreci ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Baryumlu grafi ile tanı doğrulanırsa; geç başvuru (>24>24 saat) ve sepsis bulgularının varlığı nedeniyle özofageal diversiyon (servikal özofagostomi), distal özofageal dışlama ve geniş mediastinal drenaj uygulanmalıdır.

Cevap

Semptomların başlangıcından itibaren 2424 saatten fazla süre geçmiş (3232 saat) ve mediastinit/sepsis tablosu gelişmiş olan özofagus perforasyonlarında en uygun yaklaşım; özofageal diversiyon (servikal özofagostomi), distal diversiyon/eksklüzyon ve geniş mediastinal drenajdır.
Özofagus perforasyonlarında altın standart tanı yöntemi kontrastlı özofagografidir. İlk olarak Gastrografin (suda eriyen) kullanılır; negatifse daha yüksek sensitiviteye sahip baryum ile devam edilir. Tedavide 'altın saat' ilk 2424 saattir. 2424 saatten sonra başvuran, mediastinit ve sepsis tablosu gelişen hastalarda primer onarımın başarısızlık riski çok yüksek olduğundan, diversiyon (servikal özofagostomi) ve drenaj hayat kurtarıcı yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme
Hastada şiddetli kusma, göğüs ağrısı ve cilt altı amfizemden oluşan Mackler triadı mevcuttur.
Özofagus perforasyonu şüphesini klinik olarak doğrulamak için.
2
Radyolojik algoritma
Suda eriyen kontrast (Gastrografin) negatif saptandı; bir sonraki adım baryumlu özofagografidir.
Baryum mediastende granülomatöz reaksiyona yol açabileceği için ilk olarak suda eriyen madde tercih edilir; ancak Gastrografin küçük sızıntıları kaçırabileceği için negatifse baryum ile devam edilir.
3
Zamana göre tedavi stratejisi
Başvuru süresi 3232 saat (>24>24 saat) ve septik tablo mevcuttur. Diversiyon cerrahisi planlanır.
Erken dönemde (<24<24 saat) primer onarım mümkünken, geç dönemde inflamasyon ve enfeksiyon nedeniyle doku bütünlüğü bozulduğundan primer onarım yerine diversiyon daha güvenlidir.

Anahtar Kavram

Özofagus perforasyonlarında tanısal radyolojik algoritma ve zamana (24 saat sınırı) bağlı cerrahi yönetim seçimi.

İpuçları

1
Özofagus perforasyonlarında ilk tetkik baryum değil, suda eriyen kontrast madde olmalıdır.
2
Tedavide 2424 saat kuralını hatırlayın: Erken dönemde onarım, geç dönemde saptırma (diversiyon) ön plandadır.
3
Gastrografin negatifse baryuma geçilir; hasta 3232. saatte ve septik ise primer onarım kontrendikedir.

Daha Fazla Pratik

Kostik yaralanmalarda endoskopik evreleme ve hangi evrelerde cerrahi endikasyon doğduğunu tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 227Soru

Üst gastrointestinal sistem endoskopisi sırasında 'krikofaringeal bölgede' iyatrojenik bir perforasyon gelişen, boyunda krepitasyonu olan ancak genel durumu iyi, hemodinamik olarak stabil ve ateşi olmayan bir hastada en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konservatif tedavi (Oral alımın kesilmesi, intravenöz antibiyotik ve hidrasyon)

Cevap

Stabil bir servikal özofagus perforasyonunda en uygun yaklaşım; oral alımın kesilmesi, intravenöz antibiyotik ve hidrasyonu içeren konservatif (medikal) tedavidir.
Doğru seçenek olan konservatif yaklaşım, stabil servikal özofagus perforasyonları için standart tedavi protokolüdür. Servikal bölge perforasyonları, boyundaki fasyal planlar sayesinde genellikle lokalize kalır ve mediastine ilerlemez. Bu nedenle, septik bulguları olmayan ve erken tanı alan hastalarda cerrahi eksplorasyon yerine oral alımın kesilmesi ve antibiyoterapi ile başarılı sonuçlar elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve hemodinamik stabilitesini değerlendir.
Hastanın stabil olduğu, ateşinin olmadığı ve perforasyonun servikal bölgede sınırlı (iatrojenik krikofaringeal) olduğu saptandı.
Tedavi stratejisi perforasyonun yerine (servikal vs torasik) ve hastanın klinik tablosuna göre belirlenir.
2
Perforasyon seviyesine göre tedavi planını seç.
Servikal perforasyonlar genellikle boyun fasyaları ile sınırlı kaldığı için konservatif izlem kararı alındı.
Torasik perforasyonların aksine, servikal perforasyonlar mediastene yayılma eğilimi göstermezlerse cerrahi gerektirmeden iyileşebilirler.
3
Konservatif tedavi protokolünü uygula.
Hastanın oral alımı kesilir (NPO), intravenöz sıvı desteği ve geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlanır.
Yaralanma bölgesinin kontaminasyonunu önlemek ve iyileşmeye izin vermek için özofagusun istirahate alınması şarttır.

Anahtar Kavram

Servikal Özofagus Perforasyonlarında Konservatif Tedavi Endikasyonları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 228Soru

Morbid obezite (VKI˙:48kg/m2VKİ: 48 kg/m^2) ve Tip 22 Diabetes Mellitus tanıları olan 4242 yaşında kadın hastaya laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass (RYGB) operasyonu uygulanmıştır. Postoperatif 88. günde hastada ani başlayan şiddetli epigastrik ağrı, sırt ağrısı, bulantı ve kusma gelişiyor. Fizik muayenede üst kadranda hassasiyet ve hafif distansiyon saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; beyaz küre 14.200/mm314.200/mm^3, serum amilaz 1650U/L1650 U/L (N: 01100-110), total bilirubin 3.4mg/dL3.4 mg/dL ve ALT 180U/L180 U/L bulunuyor. Abdominal bilgisayarlı tomografide (BT); gastrojejunostomi anastomozunun açık olduğu, ancak geride bırakılan mide (remnant) ve duodenumun ileri derecede dilate olduğu, pankreasın ise ödemli göründüğü rapor ediliyor.

Bu tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biliyopankreatik bacak (limb) obstrüksiyonu

Cevap

Biliyopankreatik bacak (limb) obstrüksiyonu
Doğru yanıt olan biliyopankreatik bacak obstrüksiyonu, Roux-en-Y Gastrik Bypass sonrası nadir fakat tehlikeli bir durumdur. Jejunojenostomi (JJ) seviyesindeki bir tıkanıklık (teknik hata, kinking veya internal herni nedeniyle), safra ve pankreas salgılarının remnant mide ve duodenumda birikmesine yol açar. Bu durum hem bilirubini yükseltir hem de pankreatik kanaldaki basınç artışına bağlı olarak serum amilazını (sekonder pankreatit) artırır. BT'de remnant midenin masif dilatasyonu bu tanı için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Şiddetli ağrı, çok yüksek amilaz (1650U/L1650 U/L) ve yüksek bilirubin (3.4mg/dL3.4 mg/dL)
Yüksek amilaz pankreatik drenajın bozulduğunu, bilirubin ise safra akışının engellendiğini gösterir.
2
BT bulgularının yorumlanması
Geride kalan mide (remnant) ve duodenumda belirgin dilatasyon
Bu bulgu, biliyopankreatik bacağın jejunojenostomi düzeyinde veya hemen distalinde tıkandığını (kapalı lup) kanıtlar.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Primer pankreatit ekarte edilerek obstrüktif tablo tanımlanır
Primer pankreatit, kapalı bir mide poşunun veya remnantın bu derece dilatasyonuna neden olmaz.
4
Acil müdahale kararı
Acil cerrahi eksplorasyon
Remnant mide dilatasyonu hızla perforasyona yol açabilen cerrahi bir acildir.

Anahtar Kavram

RYGB sonrası biliyopankreatik bacak obstrüksiyonu, mide remnantı perforasyonu riski taşıyan ve yüksek amilaz düzeyiyle akut pankreatiti taklit edebilen bir erken dönem komplikasyonudur.

Daha Fazla Pratik

Bariatrik cerrahi sonrası gelişen 'Wernicke Ensefalopatisi' ve 'Dumping Sendromu' fizyopatolojilerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 229Soru

Yutma güçlüğü ve şiddetli ağız kokusu (halitozis) şikayetleri olan 6666 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde boyunda gürültülü sesler (borborigmi) tespit ediliyor. Hasta, yemeklerden saatler sonra sindirilmemiş gıdaların ağzına geldiğini ve özellikle geceleri öksürük krizleri yaşadığını ifade ediyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastada en olası tanı ve bu hastalıkla ilgili doğru ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanı Zenker divertikülüdür; krikofaringeus ve tirofarengeus kasları arasındaki Killian üçgeninden kaynaklanan bir pulsiyon divertikülüdür.

Cevap

Tanı Zenker divertikülüdür; krikofaringeus ve tirofarengeus kasları arasındaki Killian üçgeninden kaynaklanan bir pulsiyon divertikülüdür.
Vakadaki halitozis, sindirilmemiş gıdaların regürjitasyonu ve borborigmi bulguları klasik bir Zenker divertikülü tablosudur. Bu hastalık, krikofaringeal disfonksiyon sonucu artan basınçla mukoza ve submukozanın krikofaringeus ve tirofarengeus kasları arasındaki Killian üçgeninden dışarı fıtıklaşması (pulsiyon) ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Halitozis, sindirilmemiş gıda regürjitasyonu, borborigmi ve gece öksürüğü farenks/proksimal özofagus seviyesinde bir poş oluşumuna (Zenker divertikülü) işaret eder.
Zenker divertikülü tipik olarak ileri yaş erkeklerde bu semptom kompleksiyle prezante olur.
2
Anatomik lokalizasyonu doğrula.
Fıtıklaşma alanı Killian üçgenidir.
Tirofarengeus ve krikofaringeus kasları arasındaki bu zayıf alan pulsiyon divertikülleri için birincil çıkış noktasıdır.
3
Patolojik yapıyı tanımla.
Pulsiyon tipi psödodivertikül.
İç basınç artışı (pulsiyon) sonucu sadece mukoza ve submukoza fıtıklaştığı için yalancı divertikül olarak sınıflandırılır.

Anahtar Kavram

Zenker divertikülü patofizyolojisi ve anatomik lokalizasyonu (Killian Üçgeni).
Soru 230Soru

Kostik madde (asit veya alkali) alımı sonrası özofagus ve mide hasarının ciddiyetini belirlemek, Zargar sınıflamasına göre evreleme yapmak ve tedavi planını oluşturmak amacıyla yapılacak olan üst gastrointestinal sistem endoskopisi için en uygun zaman aralığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 122412-24 saatler arası

Cevap

122412-24 saatler arası yapılan endoskopik değerlendirme, hasarın derecesini belirlemek için en güvenli ve en yüksek tanısal verime sahip zaman dilimidir.
Kostik madde içiminde doku hasarının tam olarak görülebilmesi için nekrozun oturması gerekir, bu da yaklaşık 122412-24 saat sürer. Ayrıca bu süre zarfında özofagus duvarı, sonraki günlerde (özellikle 3-14. günler) gelişecek olan aşırı hassasiyet ve zayıflık dönemine henüz girmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kostik madde alımının akut fazı değerlendirilir.
Alımın hemen ardından mukoza ödemli ve hiperemiktir, ancak nekroz derinliği henüz netleşmemiştir.
İlk birkaç saat içinde yapılan endoskopi hasarı olduğundan hafif gösterebilir.
2
Demarkasyon süreci beklenir.
122412-24 saatler arasında doku nekrozu ve hasar sınırları netleşir.
Bu aralık, hem hasarı doğru evrelemek hem de doku direncinin en düşük olduğu döneme girmeden işlemi tamamlamak için idealdir.
3
Perforasyon riski yüksek olan dönemden kaçınılır.
4848 saatten sonra başlayan doku dökülme fazı endoskopi için kontrendikasyon oluşturur.
Likitifaksiyon nekrozu ve artan kollajenaz aktivitesi özofagus duvarını son derece kırılgan hale getirir.

Anahtar Kavram

Kostik yaralanmalarda endoskopi zamanlaması ve özofagus duvarının biyolojik iyileşme fazları.
Tahmini Süre:45s
Soru 231Soru

5050 yaşında erkek hasta, 22 yıl önce prepilorik ülser nedeniyle distal gastrektomi ve BillrothBillroth IIII gastrojejunostomi ameliyatı geçirdiğini belirtiyor. Son 33 aydır yemeklerden yaklaşık 4545-6060 dakika sonra sağ üst kadranda dolgunluk hissi ve kramp tarzında ağrı şikayeti ile başvuruyor. Hasta, fışkırır tarzda bol miktarda safralı kustuğunda ağrısının tamamen geçtiğini ifade ediyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik afferent loop sendromu

Cevap

Kronik afferent loop sendromu, BillrothBillroth IIII rekonstrüksiyonu sonrası görülen, safranın afferent ans içinde birikip aniden boşalmasıyla karakterize olan ve kusma ile ağrının geçtiği bir tablodur.
Kronik afferent loop sendromunda, BillrothBillroth IIII rekonstrüksiyonundaki afferent ansın parsiyel tıkanıklığı nedeniyle yemek sonrası safra ve pankreas salgıları bu ansta birikir. Birikim sonucu oluşan distansiyon epigastrik ağrı ve dolgunluğa yol açar. Biriken içerik fışkırır tarzda safralı kusma ile boşaldığında, ans içindeki basınç düşer ve hastanın ağrısı dramatik şekilde geçer.

Adım Adım Çözüm

1
Ameliyat tipini ve zamanlamayı değerlendir
BillrothBillroth IIII rekonstrüksiyonu uygulanmış ve şikayetler yemekten 4545-6060 dakika sonra başlıyor.
Afferent loop sendromu sadece BillrothBillroth IIII gibi kör ans içeren rekonstrüksiyonlarda görülür.
2
Ağrı ve kusma arasındaki ilişkiyi analiz et
Safralı kusma sonrası ağrının tamamen geçmesi.
Bu bulgu, biriken sıvının (safra ve pankreas salgıları) boşalmasıyla basıncın düştüğünü gösteren en spesifik ayırt edici özelliktir.
3
Ayırıcı tanı yap
Alkalen reflü gastriti (ağrı geçmez) ve dumping sendromları (süre ve semptomlar farklı) elenir.
Klinik tablo kronik afferent loop sendromu ile tam uyumludur.

Anahtar Kavram

Post-gastrektomi komplikasyonlarında safralı kusmanın ağrıyı dindirmesi kronik afferent loop sendromunu, dindirmemesi ise alkalen reflü gastritini düşündürür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 232Soru

5050 yaşında kadın hasta, şiddetli bir öksürük krizi sonrası aniden başlayan, sırtına yayılan yırtılır tarzda göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Olayın üzerinden yaklaşık 3030 saat geçmiştir. Fizik muayenede ateş 38.9C38.9^\circ C, nabız 118/dk118/dk, kan basıncı 100/70 mmHg100/70 \text{ mmHg} ve boyun kökünde krepitasyon (subkutan amfizem) saptanıyor. Akciğer grafisinde sol plevral efüzyon ve mediastinal genişleme izlenen hastada, suda eriyen kontrast madde (Gastrografin) sonrası baryum sülfat ile yapılan özofagografide torasik özofagusta ekstravazasyon doğrulanıyor. Mackler triadı saptanan ve sepsis tablosunda olan bu hastada en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özofagusun diversiyonu ve eksklüzyonu (servikal özofagostomi ve beslenme gastrostomisi/jejunostomisi)

Cevap

Sepsis tablosundaki geç evre Boerhaave sendromunda en uygun yaklaşım özofageal diversiyon ve eksklüzyondur.
Boerhaave sendromunda 2424 saati aşan başvurular 'geç evre' olarak kabul edilir. Bu vakada olduğu gibi 3030. saatte başvuran, sepsis bulguları (ateş, taşikardi, lökositoz) ve mediastinit tablosu olan hastalarda özofagus duvarı ödemli ve kırılgandır. Bu durumda primer onarım başarısızlıkla sonuçlanacağı için, perforasyon alanını devre dışı bırakan diversiyon (servikal özofagostomi) ve eksklüzyon, beraberinde beslenme yolu açılması hayat kurtarıcı en doğru yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Göğüs ağrısı, kusma/basınç artışı ve subkutan amfizem (Mackler triadı) saptanması
Boerhaave sendromu tanısını klinik olarak desteklemek için.
2
Tanısal radyoloji stratejisinin seçilmesi
Önce suda eriyen kontrast madde, ardından gerekirse baryum kullanılması
Gastrografin aspirasyon riskini azaltır ancak duyarlılığı düşüktür; baryum ise küçük kaçakları göstermede daha hassastır.
3
Zamanlama ve stabilite analizi
3030. saatte sepsis ve yaygın mediastinit tablosu
Tedavi stratejisini belirleyen temel faktör perforasyonun üzerinden geçen süredir.
4
Cerrahi yönteme karar verilmesi
Diversiyon (servikal özofagostomi) ve eksklüzyon
Geç dönemde nekrotik ve ödemli dokuların onarımı mümkün olmadığından hayat kurtarıcı en güvenli yöntemdir.

Anahtar Kavram

Özofagus perforasyonlarında yönetim; perforasyonun süresine (>24>24 saat geç vakadır), hastanın klinik stabilitesine ve perforasyonun boyutuna göre belirlenir.

Alternatif Yöntem

Eğer hasta hemodinamik olarak çok stabil olsaydı ve mediastinit minimal kalsaydı, T-tüp ile kontrollü fistül oluşturulması bir seçenek olabilirdi; ancak sepsisteki bir hastada diversiyon altın standarttır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 233Soru

5555 yaşında kadın hasta, yaklaşık 11 yıldır devam eden, özellikle soğuk içeceklerin tüketimiyle tetiklenen retrosternal baskı hissi ve aralıklı yutma güçlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın kardiyak değerlendirmesinde patoloji saptanmıyor. Baryumlu özofagus pasaj grafisinde özofagus gövdesinde segmenter, non-peristaltik kontraksiyonlara bağlı "tirbuşon" (corkscrew) görünümü izleniyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılacak yüksek çözünürlüklü manometride (HRM) aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortalama IRP değerinin <15< 15 mmHg olması ve yutkunmaların en az %20\%20'sinde distal latans (DL) süresinin <4.5< 4.5 saniye olması

Cevap

Diffüz Özofageal Spazm (DES) tanısı için yüksek çözünürlüklü manometrede normal alt özofagus sfinkter gevşemesi (IRP < 15 mmHg) ile birlikte yutkunmaların en az %20'sinde distal latansın 4.5 saniyenin altında olması (prematüre kontraksiyon) gerekir.
Chicago Sınıflandırması v4.0'a göre Diffüz Özofageal Spazm (DES) tanısı, alt özofagus sfinkterinin yutma sonrası normal gevşemesi (IRP < 15 mmHg) ve distal latans (DL) süresinin 4.5 saniyeden kısa olduğu prematüre kontraksiyonların yutkunmaların en az %20'sinde görülmesi ile konur. Vaka sorusundaki göğüs ağrısı, disfaji ve tirbuşon görünümü DES için klasiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Soğuk tetikleyicili göğüs ağrısı, disfaji ve radyolojide 'tirbuşon özofagus' görünümü Diffüz Özofageal Spazm'ı (DES) düşündürür.
Bu bulgular özofagus gövdesindeki spastik ve koordinasyonsuz kontraksiyonların tipik yansımalarıdır.
2
Tanı kriterlerini belirle
DES tanısı için Chicago Sınıflandırması kriterlerine başvurulur.
Manometri, motilite bozukluklarında altın standart tanı aracıdır.
3
Akalazya Tip III ile ayırıcı tanı yap
DES'te IRP normaldir (<15< 15 mmHg), Akalazya Tip III'te ise IRP yüksektir (>15> 15 mmHg).
Her iki durumda da spastik kontraksiyonlar görülse de AÖS fonksiyonu ayrımı sağlar.
4
Distal Latans (DL) parametresini değerlendir
DL <4.5< 4.5 saniye olması kontraksiyonun prematüre (erken) olduğunu kanıtlar.
DES'in patognomonik manometrik bulgusu budur.

Anahtar Kavram

Diffüz Özofageal Spazm'ın (DES) Chicago Sınıflandırması v4.0 kriterleri: Normal IRP + %20 prematüre kontraksiyon (DL < 4.5s).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 234Soru

Akalazya nedeniyle balon dilatasyonu uygulanan 5252 yaşındaki erkek hastada, işlemden yaklaşık 22 saat sonra aniden başlayan şiddetli retrosternal ağrı, taşikardi ve solunum sıkıntısı gelişiyor. Fizik muayenede boyun bölgesinde ve suprasternal mesafede krepitasyon (cilt altı amfizem) saptanıyor. Bu hastada iyatrojenik özofagus perforasyonu tanısını kesinleştirmek için izlenmesi gereken en uygun radyolojik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Önce suda eriyen kontrast madde (Gastrografin) ile özofagogram çekilmeli, sızıntı saptanmazsa baryumlu özofagogram ile tetkike devam edilmelidir.

Cevap

Perforasyon şüphesinde tanı algoritması; önce suda eriyen kontrast madde (Gastrografin) kullanımı, sızıntı görülmezse daha duyarlı olan baryum ile devam edilmesi şeklindedir.
Doğru yaklaşım, suda eriyen kontrast madde ile başlamaktır. Bu maddelerin (Gastrografin gibi) mediastende saptanması durumunda kimyasal inflamasyon riski çok düşüktür. Ancak Gastrografin'in perforasyonu saptama duyarlılığı yaklaşık %75-80 civarındadır. Bu nedenle, Gastrografin ile sızıntı görülmeyen ancak klinik şüphenin devam ettiği durumlarda, duyarlılığı daha yüksek olan (%90 üzeri) baryumlu tetkik ile küçük kaçaklar araştırılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (ağrı, krepitasyon, taşikardi) değerlendirilmesi
Özofagus perforasyonu ön tanısının konulması
Post-prosedürel gelişen bu tablo perforasyon için yüksek klinik şüphe oluşturur.
2
Suda eriyen kontrastlı (Gastrografin) özofagogram çekilmesi
Büyük kaçakların güvenli şekilde saptanması
Gastrografin mediastende irritasyon yapmaz, sızması durumunda baryuma göre daha güvenlidir.
3
Negatif Gastrografin sonucu sonrası baryumlu özofagogram yapılması
Küçük perforasyonların yüksek duyarlılıkla belirlenmesi
Baryum mukoza detayını daha iyi gösterir ve küçük kaçakları saptama oranı daha yüksektir.

Anahtar Kavram

Özofagus perforasyonu tanısında kontrastlı çalışmaların sırası ve güvenliği

Daha Fazla Pratik

Perforasyon tanısı kesinleşen hastada, semptomların başlama süresine (24 saat altı vs. üstü) göre cerrahi onarım mı yoksa drenaj/eksklüzyon mu yapılacağı kararını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 235Soru

Morbid obezite (VKI˙:48kg/m2VKİ: 48 kg/m^2) ve Tip 22 Diabetes Mellitus tanılarıyla 1818 ay önce laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass (RYGB) ameliyatı olan 3535 yaşında kadın hasta, son 33 aydır yemeklerden 232-3 saat sonra gelişen çarpıntı, soğuk terleme, konfüzyon ve bazen bayılma şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın semptomlar anındaki kan şekeri 42mg/dL42 mg/dL olarak ölçülmüş ve şekerli gıdalarla düzeldiği (Whipple triadı) görülmüştür. Karbonhidrat kısıtlı diyet ve akarboz tedavisine rağmen semptomları devam eden hastaya yapılan "selektif arteryel kalsiyum stimülasyon testi" (SACST) sonuçları aşağıdadır:

Arter YatağıBazal İnsülin (μU/mL\mu U/mL)Kalsiyum Sonrası Pik İnsülin (μU/mL\mu U/mL)
Splenik Arter11118888
Gastroduodenal Arter999595
Süperior Mezenterik Arter10108282

Bu klinik tablo ve tetkik sonuçlarına göre, en olası tanı ve bir sonraki aşamada önerilmesi gereken en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nesidioblastozis (NIPHS) - Gradyan saptanan bölgeleri içeren subtotal pankreatektomi

Cevap

Non-insülinoma pankreatojenik hipoglisemi sendromu (Nesidioblastozis) tanısı konulmalı ve gradyan saptanan bölgeleri kapsayan parsiyel veya subtotal pankreatektomi uygulanmalıdır.
Roux-en-Y gastrik bypass ameliyatı sonrası görülen postprandiyal hiperinsülinemik hipoglisemi (PHHS), geç dumping sendromuna benzeyebilir ancak diyet ve medikal tedaviye dirençli olması Nesidioblastozis (NIPHS) olasılığını artırır. SACST testinde splenik arter (kuyruk/gövde), gastroduodenal arter (baş) ve SMA (proses/baş) yataklarının tamamında anlamlı insülin artışı saptanması, olayın fokal (insülinoma) değil diffüz (adacık hücre hiperplazisi) olduğunu kanıtlar. Bu durumda tedavi seçeneği pankreatektomidir.

Adım Adım Çözüm

1
Whipple triadının doğrulanması
Hastada postprandiyal hipoglisemi (42mg/dL42 mg/dL) ve dekstrozla düzelme saptanarak klinik doğrulanmıştır.
Ayırıcı tanıya başlamak için gerçek hipogliseminin varlığı kanıtlanmalıdır.
2
Diyet ve medikal tedavi yanıtının değerlendirilmesi
Karbonhidrat kısıtlaması ve akarboza rağmen semptomlar devam etmektedir.
Geç dumping sendromu genellikle diyetle düzelirken, Nesidioblastozis dirençlidir.
3
SACST (Selektif Arteryel Kalsiyum Stimülasyon Testi) yorumlanması
Splenik, GDA ve SMA yataklarının tamamında bazal değerin 22 katından fazla (>78>7-8 kat) insülin artışı saptanmıştır (Diffüz tutulum).
Diffüz artış Nesidioblastozis (adacık hücre hiperplazisi) lehinedir; insülinomada fokal artış beklenir.
4
Tedavi yönteminin belirlenmesi
Dirençli vakalarda gradyan saptanan bölgeleri içeren subtotal pankreatektomi planlanır.
Medikal tedaviye yanıtsız hiperinsülinemik durumlarda cerrahi küratiftir.

Anahtar Kavram

Post-bariatrik cerrahi hiperinsülinemik hipoglisemi ayırıcı tanısında SACST testi ve Nesidioblastozis (NIPHS) yönetimi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 236Soru

5454 yaşında kadın hasta, son 22 haftadır devam eden halsizlik ve siyah renkli dışkılama şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede konjonktivalar soluk saptanıyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpusunda, yaklaşık 55 cm çapında, üzerinde merkezi bir ülserasyon bulunan submukozal bir lezyon izleniyor. Endosonografik (EUS) incelemede kitlenin *muscularis propria* tabakasından köken aldığı görülüyor. Yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisinde iğsi (spindle) hücreli proliferasyon izlenirken, immünohistokimyasal boyamada CD117 (c-kit) ve DOG1 pozitif; desmin ve S100 negatif saptanıyor.

Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı ve tümörün histogenezi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Negatif cerrahi sınır sağlanarak kama (wedge) rezeksiyon uygulanmalıdır; interstisyel Cajal hücrelerinden köken alır.

Cevap

En uygun yaklaşım negatif cerrahi sınırlarla kama (wedge) rezeksiyondur ve tümör interstisyel Cajal hücrelerinden köken almaktadır.
Vakada tanımlanan submukozal kitle, CD117 ve DOG1 pozitifliği ile kesin olarak Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) tanısı almaktadır. GIST'ler gastrointestinal motiliteyi düzenleyen 'interstisyel Cajal hücrelerinden' köken alır. Lenfatik yayılım yapmadıkları için, lenf nodu diseksiyonuna gerek duyulmadan sadece tümörün sağlam sınırlarla çıkarıldığı kama (wedge) rezeksiyon yeterli cerrahi tedavidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguların analizi
Submukozal yerleşim, merkezi ülserasyon ve melena, mide mezenkimal tümörlerini (GIST, Leiomyom, Schwannoma) düşündürür.
GIST'ler tipik olarak muskularis propriadan köken alan ve mukozada basıya bağlı ülserasyon yapabilen tümörlerdir.
2
İmmünohistokimyasal (IHC) belirteçlerin yorumlanması
CD117 (+) ve DOG1 (+) olması Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) tanısını doğrular.
CD117 (c-kit proteini) GIST'lerin %95'inde pozitiftir ve en spesifik belirteçtir.
3
Ayırıcı tanıların dışlanması
Desmin (-) olması leiomyomu, S100 (-) olması Schwannoma tanısını dışlar.
Leiomyomlar düz kas, Schwannomalar sinir kılıfı kökenli olduğu için ilgili belirteçleri taşırlar.
4
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
Lenf nodu metastazı nadir olduğu için lenf diseksiyonu gereksizdir; R0 rezeksiyon (wedge) yeterlidir.
GIST'ler hematojen yayılım eğilimindedir, bu nedenle geniş cerrahi sınırlardan ziyade negatif sınır yeterlidir.

Anahtar Kavram

Gastrointestinal Stromal Tümörlerin (GIST) CD117/DOG1 pozitifliği ile tanısı ve kama rezeksiyon ile tedavisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 237Soru

4848 yaşında erkek hasta, 11 yıl önce duodenal ülser perforasyonu nedeniyle antrektomi, Billroth II gastrojejunostomi ve trunkal vagotomi operasyonu geçirmiştir. Son 33 aydır tekrarlayan epigastrik ağrı ve melena şikayetleri ile başvuran hastanın endoskopisinde gastrojejunostomi anastomoz hattının jejunal tarafında geniş bir marjinal ülser saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde açlık serum gastrin düzeyi 520pg/mL520 \, pg/mL (Normal: <100< 100) bulunuyor. İntravenöz sekretin enjeksiyonu sonrası bakılan gastrin seviyelerinde bazal değere göre bir artış izlenmiyor. Bu klinik tabloya neden olan patoloji ve kesin tanıda kullanılması gereken yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Retine Antrum Sendromu - Teknesyum 99m99m perteknetat sintigrafisi

Cevap

Retine Antrum Sendromu tanısı için Teknesyum 99m99m perteknetat sintigrafisi kullanılmalıdır.
Hastanın Billroth II cerrahisi geçirmiş olması, belirgin hipergastrinemisi (>500pg/mL> 500 \, pg/mL) ve sekretin stimülasyon testinin negatif olması (artış olmaması) tipik olarak 'Retine Antrum Sendromu'nu gösterir. Bu durumda cerrah, antrektomi sırasında antrum dokusunun tamamını çıkaramamış ve bir kısmını alkali olan duodenal güdük tarafında bırakmıştır. Tanı, mide mukozasını gösteren Teknesyum 99m99m perteknetat sintigrafisi ile kesinleştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Billroth II antrektomi sonrası gelişen marjinal ülser ve hipergastrinemi saptandı.
Hastanın semptomları ve yüksek gastrin düzeyi rekürren bir gastrinoma veya cerrahi komplikasyona işaret eder.
2
Sekretin stimülasyon testinin yorumlanması
Sekretin sonrası gastrin artışı olmaması Zollinger-Ellison Sendromunu (ZES) dışlar.
ZES'te sekretin gastrin salgısını paradoksal olarak artırırken, diğer hipergastrinemi nedenlerinde artırmaz veya azaltır.
3
Cerrahi anatomi ile korelasyon kurulması
Billroth II'de duodenal güdükte antrum dokusu bırakılması (Retine Antrum) olası tanıdır.
Duodenal güdük alkali olduğu için burada kalan G hücreleri asit feedback inhibisyonundan kurtulur ve hipergastrinemiye yol açar.
4
Tanısal yöntemin belirlenmesi
Teknesyum 99m99m perteknetat sintigrafisi ile duodenal güdükteki mide mukozası görüntülenir.
Perteknetat mide mukoza hücreleri tarafından tutulduğu için ektopik veya retine mide dokusunun yerini saptamada etkindir.

Anahtar Kavram

Billroth II cerrahisi sonrası hipergastrinemi ve marjinal ülser varlığında, sekretin testi negatif ise Retine Antrum Sendromu düşünülmelidir.
Soru 238Soru

6565 yaşında erkek hasta, epigastrik ağrı ve iştahsızlık şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan endoskopide antrumda 3 cm3\text{ cm} çapında, vejetan bir kitle izleniyor. Biyopsi sonucunda glandüler yapılar oluşturan, belirgin hücre kohezyonu gösteren "intestinal tip" mide adenokarsinomu saptanıyor. Bu hasta ve saptanan tümör tipi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik gastrit, H. pylori enfeksiyonu ve intestinal metaplazi ile yakın ilişkisi vardır.

Cevap

İntestinal tip mide adenokarsinomu; kronik gastrit, H. pylori enfeksiyonu ve intestinal metaplazi gibi çevresel ve prekanseröz faktörlerle yakından ilişkilidir.
İntestinal tip mide kanseri tipik olarak ileri yaştaki erkeklerde, mide antrumunda görülür. Bu tipin gelişimi Correa kaskadı (normal mukoza \rightarrow kronik gastrit \rightarrow atrofik gastrit \rightarrow intestinal metaplazi \rightarrow displazi \rightarrow kanser) ile uyumludur ve H. pylori bu sürecin en önemli tetikleyicilerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki demografik ve patolojik verileri analiz et.
Hasta 6565 yaşında erkek, tümör antrum yerleşimli, glandüler yapıda ve kohezivdir.
Bu özellikler Lauren sınıflandırmasına göre 'İntestinal Tip' mide kanserini tanımlar.
2
İntestinal tip mide kanserinin etiyolojik faktörlerini hatırla.
H. pylori, diyet (tütsülenmiş gıdalar), intestinal metaplazi ve atrofik gastrit temel risk faktörleridir.
İntestinal tip, diffüz tipin aksine çevresel maruziyetler sonucu gelişen bir süreçtir.
3
Diğer seçeneklerdeki bulguları ayırıcı tanıya göre ele.
CDH1 mutasyonu, linitis plastica, kan grubu AA ve peritona ekim gibi özellikler diffüz tip için karakteristiktir.
İntestinal tipte hematojen yayılım daha baskınken, diffüz tipte lenfajitik ve peritoneal yayılım ön plandadır.

Anahtar Kavram

Lauren Sınıflandırması: İntestinal Tip vs. Diffüz Tip Mide Kanseri Ayırımı

İpuçları

1
Lauren sınıflandırmasına göre 'koheziv' ve 'glandüler' yapı hangi tipe aittir?
2
Antrum yerleşimi ve ileri yaş erkek hasta profili genellikle hangi mide kanseri tipiyle örtüşür?
3
H. pylori ve diyet faktörlerinin tetiklediği intestinal metaplazi süreci hangi tipin prekürsörüdür?

Daha Fazla Pratik

Diffüz tip mide kanserinde cerrahi sınırların intestinal tipe göre neden daha geniş (58 cm5-8\text{ cm}) tutulması gerektiğini araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 239Soru

Özofagusun proksimal kesiminde, krikofaringeus kası ile inferior konstriktör kas lifleri arasında yer alan ve Zenker divertikülünün en sık oluştuğu zayıf anatomik bölge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Killian üçgeni

Cevap

Killian üçgeni, farenksin alt konstriktör kası ile krikofaringeus kası arasında kalan anatomik zayıf bölgedir ve Zenker divertikülünün çıkış noktasıdır.
Killian üçgeni, inferior konstriktör kasın tirofaringeal lifleri ile krikofaringeus kası arasında kalan posterior orta hat zayıflığıdır. İntralüminal basınç artışına bağlı olarak mukoza ve submukozanın bu bölgeden dışarı doğru fıtıklaşması sonucu Zenker divertikülü oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Anatomik lokasyonu belirle.
Proksimal özofagus ve hipofarenks bileşkesi.
Zenker divertikülü bir farengeal poş olup proksimalde yer alır.
2
Sınırları oluşturan kasları tanımla.
M. constrictor pharyngis inferior (tirofaringeus parçası) ve M. cricopharyngeus.
Bu iki kas lifi arasındaki posterior zayıf alan herniasyona müsaittir.
3
Bu spesifik zayıf alanın adını teşhis et.
Killian üçgeni.
Literatürde tanımlanmış klasik anatomik isim budur.

Anahtar Kavram

Zenker divertikülü, Killian üçgeninden kaynaklanan bir pülsiyon (yalancı) divertikülüdür.

Daha Fazla Pratik

Zenker divertikülünün tanısında kullanılan altın standart yöntemi (Baryumlu özofagus grafisi) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 240Soru

Mide rezeksiyonu ve BillrothBillroth IIII gastrojejunostomi uygulanan bir hastada gelişen; yemeklerden bağımsız, sürekli karakterde olan ve safralı kusma ile rahatlamayan epigastrik ağrı ile seyreden "Alkalen Reflü Gastriti" tablosunda tercih edilen en etkili cerrahi tedavi yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: RouxenYRoux-en-Y gastrojejunostomiye dönüştürme

Cevap

Alkalen reflü gastritinin kesin cerrahi tedavisi RouxenYRoux-en-Y gastrojejunostomi rekonstrüksiyonudur.
Alkalen reflü gastriti, safranın mide güdüğüne geri kaçması ve mukozal hasar yapmasıyla karakterizedir. Kesin tedavisi, safra akışını mide güdüğünden uzağa yönlendiren RouxenYRoux-en-Y gastrojejunostomi diversiyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla.
Sürekli ağrı ve kusma ile rahatlamayan safralı kusma, Alkalen Reflü Gastriti'ni işaret eder.
Afferent loop sendromunda kusma ile ağrı geçerken, alkalen reflüde ağrı değişmez veya artar.
2
Tedavi amacını belirle.
Mide mukozasını irrite eden safra ve pankreas salgılarını anastomoz hattından uzaklaştırmak gerekir.
Alkali içeriğin mide güdüğüyle teması kesilmelidir.
3
Uygun cerrahi yöntemi seç.
RouxenYRoux-en-Y diversiyonu uygulanmalıdır.
Bu yöntem safrayı mide güdüğünden en az 405040-50 cmcm distale yönlendirerek mukozal iyileşmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Alkalen reflü gastritinin ayırıcı tanısı (kusma ile ağrının geçmemesi) ve kesin cerrahi tedavisi (RouxenYRoux-en-Y).
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 12 / 19Sonraki
Özofagus ve Mide Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 12 | Examkin