Enfeksiyon Hastalıkları

346 soru

Soru 281Soru

2424 yaşında erkek hasta, ayağına paslı bir metal parçasının batmasından yaklaşık 11 hafta sonra çenesini tam açamama ve yüz kaslarında kasılma şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede hastanın yüzünde "risus sardonicus" (alaycı gülüş) görünümü ve ense sertliği saptanıyor. Bilinci açık olan hastada bu klinik tabloya neden olan toksinin temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnhibitör nörotransmitterlerin (GABA ve glisin) salınımının engellenmesi

Cevap

Doğru cevap, inhibitör nörotransmitterlerin (GABA ve glisin) salınımının engellenmesidir.
Soruda tanımlanan klinik tablo (trismus, risus sardonicus, paslı çivi yaralanması) tetanos hastalığına aittir. Tetanosun etkeni olan Clostridium tetani'nin ürettiği tetanospasmin toksini, spinal korddaki inhibitör internöronlardan (Renshaw hücreleri) glisin ve GABA gibi inhibitör nörotransmitterlerin salınımını engeller. Bu durum motor nöronların kontrolsüz deşarjına ve sonuç olarak spastik kasılmalara neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Paslı metal yaralanması sonrası gelişen trismus (çene kilitlenmesi) ve risus sardonicus bulguları Clostridium tetani (Tetanos) enfeksiyonunu işaret eder.
Tetanosun klasik prezentasyonu spastik kasılmalar ve bilincin korunmasıdır.
2
Patojenezin sorgulanması
C. tetani tarafından üretilen tetanospasmin toksini, retrograd aksonal transport ile merkezi sinir sistemine taşınır.
Toksinin etki yeri periferik sinir sistemi değil, spinal korddaki inhibitör internöronlardır.
3
Mekanizmanın belirlenmesi
Toksin, glisin ve GABA salınımını bloke ederek motor nöronlar üzerindeki inhibitör kontrolü kaldırır ve sürekli kasılmaya (spastisite) neden olur.
İnhibisyonun kaybı, tetanik kasılmaların temel fizyopatolojik nedenidir.

Anahtar Kavram

Tetanospasmin, Renshaw hücrelerinden glisin ve GABA salınımını engelleyerek spastik paraliziye yol açar.
Tahmini Süre:45s
Soru 282Soru

5555 yaşında erkek hasta, son bir yıldır bacaklarında tekrarlayan, saniyeler süren şiddetli "elektrik çarpması" benzeri ağrılar ve dengesizlik nedeniyle fizik tedavi polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde; her iki pupilin ışığa yanıt vermediği ancak yakına odaklandığında küçüldüğü saptanıyor. Alt ekstremitelerde vibrasyon ve eklem pozisyon duyusu kaybı ile birlikte Romberg testi pozitif bulunuyor. Nörolojik muayenede diz ve ayak bileği refleksleri alınamıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serumda bakılan VDRL testi negatif, FTA-ABS testi ise pozitif saptanıyor.

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları temel alındığında, en olası tanı ve tanısal doğrulama yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tabes dorsalis; tanıda BOS-VDRL testi kullanılmalıdır, serum non-treponemal test negatifliği tanıyı dışlamaz.

Cevap

Hastanın klinik bulguları Tabes dorsalis ile uyumludur ve bu evrede serum VDRL testi negatif olabileceği için BOS-VDRL ile tanı doğrulanmalıdır.
Hastada görülen şimşek ağrılar, duyusal ataksi (Romberg pozitifliği, vibrasyon/pozisyon duyusu kaybı), derin tendon reflekslerinin kaybı ve Argyll Robertson pupili (akomodasyon var, ışık reaksiyonu yok) Tabes dorsalis için klasiktir. Tersiyer sifilizin bu formunda serum VDRL/RPR testleri hastaların yaklaşık %25-30'unda negatif sonuçlanabilir (burnt-out sifiliz). Ancak FTA-ABS gibi treponemal testler pozitif kalmaya devam eder. Bu durumda tanıyı doğrulamak için BOS incelemesi yapılmalı ve yüksek spesifiteye sahip olan BOS-VDRL testi istenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Argyll Robertson pupili (akomodasyon var, ışık yanıtı yok), vibrasyon/pozisyon duyusu kaybı (arka kordon tutulumu), şimşek ağrılar ve DTR kaybı Tabes dorsalis'i işaret eder.
Tabes dorsalis tersiyer sifilizin spinal kord arka kordon ve dorsal kök ganglionlarını tutan formudur.
2
Serolojik verilerin yorumlanması
Serum VDRL negatifliğine rağmen FTA-ABS pozitifliği, geç evre sifilizdeki "yanmış" (burnt-out) seroloji ile uyumludur.
Non-treponemal testler (VDRL/RPR) geç sifilizde kendiliğinden negatifleşebilir, ancak treponemal testler (FTA-ABS) yaşam boyu pozitif kalır.
3
Tanısal doğrulama yönteminin belirlenmesi
Nörosifiliz şüphesinde BOS incelemesi yapılmalı ve BOS-VDRL istenmelidir.
BOS-VDRL'nin spesifikliği yüksektir ve pozitifliği nörosifiliz tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

Tersiyer Sifiliz ve Serolojik Evrim

Daha Fazla Pratik

Nörosifiliz tedavisinde kullanılan penisilin rejimlerini ve Jarisch-Herxheimer reaksiyonunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 283Soru

3838 yaşında, Batı Karadeniz bölgesinde orman işçisi olarak çalışan erkek hasta; ani başlayan titreme ile yükselen ateş, şiddetli bel ve karın ağrısı, halsizlik ve görmede bulanıklık şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Hastanın öyküsünden kaldığı barınakta kemirgenlerin yoğun olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda yaygın kızarıklık, yumuşak damakta peteşiyel döküntüler ve belirgin kostovertebral açı hassasiyeti saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 16,2 g/dL16,2 \text{ g/dL}, trombosit 55.000/mm355.000/\text{mm}^3, kreatinin 3,2 mg/dL3,2 \text{ mg/dL} ve tam idrar tetkikinde 3+3+ proteinüri saptanıyor. Hastaneye yatışının üçüncü gününde idrar çıkışı 300 mL/gu¨n300 \text{ mL/gün}'e gerileyen hastada, beşinci günden itibaren 5.000 mL/gu¨n5.000 \text{ mL/gün}'ün üzerinde poliüri gelişiyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hantavirüs enfeksiyonu (Hemorajik ateşle seyreden renal sendrom - HFRS)

Cevap

Hantavirüs enfeksiyonu (Hemorajik ateşle seyreden renal sendrom - HFRS)
Hastada saptanan orman işçiliği/kemirgen maruziyeti, ani başlangıçlı ateş, bel ağrısı, geçici miyopi (bulanık görme), trombositopeni ve proteinürili akut böbrek hasarı tablosu, hantavirüs enfeksiyonunun (özellikle Türkiye'de endemik olan Puumala virüsün neden olduğu Nephropathia Epidemica) klasik triadını oluşturur. Oligüriyi izleyen poliüri fazı tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın maruziyet öyküsü ve klinik başlangıcı değerlendirilir.
Orman işçiliği ve kemirgen maruziyeti öyküsü, ani başlayan ateş ve şiddetli bel ağrısı (renal kapsül gerilmesine bağlı) zoonotik etkenleri akla getirir.
Hantavirüsler (Puumala suşu) Batı Karadeniz bölgesinde endemiktir ve kemirgen dışkılarının inhalasyonu ile bulaşır.
2
Spesifik klinik bulgular analiz edilir.
Geçici miyopi (bulanık görme) ve konjonktival hiperemi hantavirüs enfeksiyonu için oldukça spesifik (patognomonik düzeyde) bulgulardır.
Siliyer cisim ödemi ve vasküler sızıntı bu bulgulara yol açar.
3
Laboratuvar verileri ve klinik seyir incelenir.
Trombositopeni ve proteinüri ile beraber giden akut böbrek hasarı (kreatinin yüksekliği) saptanmıştır.
Vasküler endotel hasarı ve sitokin fırtınası renal fonksiyon bozukluğuna neden olur.
4
Klinik fazların varlığı kontrol edilir.
Hastaneye yatış sonrası gelişen kısa süreli oligüri ve ardından gelen masif poliüri fazı, hantavirüs enfeksiyonunun klasik seyrini tamamlar.
Bu fazlar (febril, hipotansif, oligürik, poliürik ve nekahat) hastalığın karakteristiğidir.

Anahtar Kavram

Hantavirüs enfeksiyonunda renal tutulum (HFRS) ve klinik evreler
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 284Soru

48 yaşında erkek hasta, sol çene köşesinde giderek büyüyen şişlik ve cildinde akıntılı yaralar şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Öyküsünden, şikayetlerinin yaklaşık 2 ay önce geçirdiği komplikasyonlu bir diş çekimi sonrası başladığı öğreniliyor. Fizik muayenede mandibula açısında sert, ağrısız, 'tahta sertliğinde' (lignöz) endürasyon ve ciltten pürülan akıntı olan sinüs ağızları saptanıyor. Akıntı örneğinin mikroskobik incelemesinde çıplak gözle sarı renkli tanecikler (sülfür granülleri) izleniyor ve Gram boyamada dallanan Gram pozitif flamanlar görülüyor. Modifiye asit-fast boyama (Ehrlich-Ziehl-Neelsen) sonucu negatif olarak raporlanıyor.

Bu klinik tabloya neden olan en olası etken ve bu etkenin tedavisinde ilk tercih edilmesi gereken ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Actinomyces israelii – Penisilin G

Cevap

Doğru cevap, etkenin Actinomyces israelii ve tedavinin Penisilin G olduğu seçenektir.
Hastada tarif edilen tablo Servikofasiyal Aktinomikoz ile uyumludur. Anahtar ipuçları: 1) Diş çekimi öyküsü (travma ile mukoza bütünlüğünün bozulması), 2) Mandibula köşesinde ağrısız, sert (lignöz) kitle, 3) Sinüs traktları ve sülfür granülleri, 4) Dallanan Gram pozitif flamanlar olup Asit-Fast Negatif olmasıdır. Actinomyces türleri (en sık *A. israelii*) anaerobik bakterilerdir ve tedavide ilk tercih Penisilin G'dir (uzun süreli).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Diş çekimi sonrası gelişen, çene bölgesinde kronik, ağrısız, 'tahta sertliğinde' kitle ve sinüslerden akıntı (Servikofasiyal tutulum).
Bu bulgular tipik olarak anaerobik enfeksiyonları, özellikle Aktinomikozu işaret eder.
2
Mikrobiyolojik bulguları değerlendir
Sülfür granülleri, Gram pozitif dallanan flamanlar ve Asit-Fast Negatif boyanma.
Gram pozitif dallanan bakteriler temel olarak Actinomyces ve Nocardia'dır. Asit-fast negatif olması Nocardia'yı ekarte ettirir, Actinomyces tanısını koydurur.
3
Tedaviyi belirle
Actinomyces türleri için seçkin tedavi yüksek doz ve uzun süreli Penisilin kullanımıdır.
Nocardia olsaydı TMP-SMX seçilirdi, ancak tanı Aktinomikoz olduğu için Penisilin tercih edilir.

Anahtar Kavram

Servikofasiyal Aktinomikoz ile Nocardia enfeksiyonunun ayırıcı tanısı (Asit-fast boyanma özelliği) ve tedavi seçimi.

İpuçları

1
Mikroskopide 'dallanan flaman' görülmesi, ayırıcı tanıyı temel olarak iki bakteriye indirger: Biri anaerob (ağız florası), diğeri aerob (toprak kaynaklı).
2
Bu iki bakteri arasındaki en önemli laboratuvar farkı 'Asit-Fast' boyanma özelliğidir. Sorudaki vaka negatiftir.
3
Asit-fast negatif olan etken 'A' harfi ile başlar ve tedavisi Penisilin'dir; pozitif olan 'N' harfi ile başlar ve tedavisi sülfonamiddir.

Daha Fazla Pratik

Nocardia enfeksiyonlarının tipik radyolojik bulguları ve immünsupresyon ile ilişkisi üzerine çalışılması önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 285Soru

62 yaşında kadın hasta, 2 gündür süren yüksek ateş, bulantı ve sağ yan ağrısı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Öyküsünde tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede ateş 38.8°C ölçülüyor ve sağ kostovertebral açı hassasiyeti saptanıyor. İdrar kültüründe 10^5 cfu/ml *Escherichia coli* üremesi oluyor. Antibiyogram sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

AntibiyotikSonuç
AmpisilinDirençli
SeftriaksonDirençli
SeftazidimDirençli
SefepimDirençli
İmipenemDuyarlı

Laboratuvar raporunda izolatın Genişlemiş Spektrumlu Beta-Laktamaz (GSBL) pozitif olduğu belirtilmiştir.

Buna göre, bu hastanın tedavisinde en uygun antibiyotik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ertapenem

Cevap

Ertapenem
Hastada GSBL pozitif *E. coli* kaynaklı akut piyelonefrit mevcuttur. Genişlemiş Spektrumlu Beta-Laktamazlar (GSBL); penisilinleri, sefalosporinleri (Seftriakson, Sefotaksim, Seftazidim, Sefepim) ve aztreonamı hidrolize eden plazmid kaynaklı enzimlerdir. Bu enfeksiyonların kesin tedavisinde karbapenemler (Ertapenem, Meropenem, İmipenem) en güvenilir ve etkili ajanlardır. Ertapenem, antipsödomonal etkisi olmayan bir karbapenem olup, *Pseudomonas* riski olmayan toplum kaynaklı veya komplike üriner enfeksiyonlarda akılcı bir seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Hasta akut piyelonefrit (ateş, yan ağrısı, CVA hassasiyeti) tablosundadır.
Enfeksiyonun ciddiyeti ve tutulum yeri antibiyotik seçimini etkiler.
2
Mikrobiyolojik verileri yorumla
Etken *E. coli* ve GSBL (Genişlemiş Spektrumlu Beta-Laktamaz) pozitif. 3. ve 4. kuşak sefalosporinlere dirençli.
GSBL varlığı beta-laktam antibiyotiklerin çoğunu etkisiz kılar.
3
Tedavi rehberlerine göre ilaç seç
GSBL üreten enterobacteriaceae enfeksiyonlarında, özellikle piyelonefrit gibi ciddi tablolarda tercih edilen ajanlar karbapenemlerdir (Ertapenem, Meropenem, İmipenem).
Karbapenemler GSBL enzimlerine karşı stabildir ve en düşük mortalite ile ilişkilidir.

Anahtar Kavram

GSBL (Genişlemiş Spektrumlu Beta-Laktamaz) üreten Gram negatif bakteriyel enfeksiyonlarda (özellikle *E. coli* ve *Klebsiella*) seçkin tedavi karbapenemlerdir.

İpuçları

1
Bakterinin 'Genişlemiş Spektrumlu Beta-Laktamaz' (GSBL) ürettiğine dikkat edin. Bu enzim sınıfı hangi antibiyotik gruplarını etkisiz hale getirir?
2
GSBL'ler penisilinleri ve sefalosporinleri parçalar. Tedavide bu enzime dayanıklı, 'beta-laktam' grubunun en geniş spektrumlu üyesi tercih edilir.
3
Sonu '-penem' ile biten antibiyotikler (Karbapenemler), GSBL pozitif ciddi enfeksiyonların ilacıdır.

Daha Fazla Pratik

Karbapenemaz üreten (CRE) bakterilerin tedavisinde hangi yeni nesil kombinasyonların (örn. Seftazidim-Avibaktam) kullanıldığını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 286Soru

68 yaşında erkek hasta, son iki haftadır devam eden halsizlik, iştahsızlık ve düşük dereceli ateş şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın öyküsünden üç hafta önce benign prostat hiperplazisi nedeniyle sistoskopi yapıldığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde ateş 37.9C37.9^{\circ}C saptanıyor ve oskültasyonda yeni gelişen bir üfürüm duyuluyor. Kan kültürlerinde Gram pozitif koklar ürediği, bu kokların katalaz negatif olduğu ve 6.5%6.5\% NaClNaCl içeren besiyerinde üreyebildiği saptanıyor. Bu klinik tabloda en olası etken mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enterococcus faecalis

Cevap

Enterococcus faecalis
Doğru seçenek olan mikroorganizma, özellikle yaşlı erkeklerde prostat rezeksiyonu veya sistoskopi gibi girişimlerden sonra endokardit tablosuna yol açan en yaygın etkendir. Laboratuvar ortamında katalaz negatif olması ve yüksek tuz konsantrasyonunda (6.5%6.5\% NaClNaCl) üreyebilmesi bu mikroorganizmayı tanımlayan klasik bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
İleri yaş, üriner sistem girişimi (sistoskopi) öyküsü ve yeni gelişen üfürüm; enterokoklara bağlı subakut infektif endokarditi düşündürür.
Enterokoklar genitoüriner ve gastrointestinal sistem girişimleri sonrası endokardit tablosunda ilk akla gelmesi gereken etkenlerdir.
2
Laboratuvar verilerini analiz et.
Gram pozitif, katalaz negatif ve 6.5%6.5\% NaClNaCl ortamında üreme özelliği saptanmıştır.
Bu laboratuvar profili enterokokları, diğer streptokok gruplarından ayıran temel özelliktir.
3
Tanıyı kesinleştir.
En olası etken Enterococcus faecalis olarak belirlenir.
Klinik ve mikrobiyolojik veriler bu etkenle tam uyumludur.

Anahtar Kavram

Enterokoklar, genitoüriner sistem girişimleri sonrası gelişen endokarditlerin en sık nedenidir ve 6.5%6.5\% NaClNaCl ortamında üreme özellikleri ile tanınırlar.
Tahmini Süre:45s
Soru 287Soru

3232 yaşında erkek hasta, 22 aydır devam eden aralıklı ateş, halsizlik ve karın sol üst kadranda giderek artan dolgunluk hissi ile polikliniğe başvuruyor. Öyküsünde Akdeniz bölgesinde yaşadığı öğrenilen hastanın fizik muayenesinde ciltte yaygın hiperpigmentasyon, 38.8C38.8^\circ\text{C} vücut ısısı ve kostal kenarı 15 cm15\text{ cm} geçen, umbilikusu aşmış masif splenomegali saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 7.8 g/dL7.8\text{ g/dL}, lökosit 2.100/mm32.100\text{/mm}^3, trombosit 75.000/mm375.000\text{/mm}^3, total protein 9.8 g/dL9.8\text{ g/dL} ve albumin 2.4 g/dL2.4\text{ g/dL} olarak ölçülüyor. Bu hastada en olası tanıyı doğrulamak için yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kemik iliği aspirasyonunda Wright-Giemsa boyası ile amastigot formların gösterilmesi

Cevap

Kemik iliği aspirasyonunda Wright-Giemsa boyası ile amastigot formların (Leishman-Donovan cisimcikleri) gösterilmesi
Doğru seçenek, viseral leishmaniazis (Kala-azar) tanısında kullanılan altın standart yöntemi ifade etmektedir. Hastadaki hiperpigmente cilt (Kala-azar = kara ateş), masif splenomegali, pansitopeni ve poliklonal hipergamaglobulinemi birlikteliği tanıya götürür. Tanı için kemik iliği, dalak veya lenf nodu aspiratlarında Wright-Giemsa boyası ile makrofajlar içindeki amastigotlar (Leishman-Donovan cisimcikleri) gösterilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastada kronik ateş, masif splenomegali, pansitopeni ve albumin/globulin oranının tersine döndüğü (globulin lehine artış) saptandı.
Bu klinik triad (ateş, splenomegali, sitopeni) ve hipergamaglobulinemi Viseral Leishmaniazis (Kala-azar) için karakteristiktir.
2
Tanısal yöntemin seçilmesi
Tanıyı kesinleştirmek için kemik iliği veya dalak aspirasyonunda parazitin doğrudan gösterilmesi gerektiğine karar verildi.
Viseral leishmaniazis tanısında amastigotların gösterilmesi altın standarttır.

Anahtar Kavram

Viseral leishmaniazis (Kala-azar) tanısında masif splenomegali ve hipergamaglobulinemi varlığında dokuda amastigotların gösterilmesi esastır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 288Soru

2727 yaşında erkek hasta, acil servise bayılma (senkop) şikayeti ile başvuruyor. Hastanın öyküsünde 22 hafta önce Bolu/Yedigöller bölgesinde doğa yürüyüşü yaptığı ve yaklaşık 1010 gün önce sağ uyluk bölgesinde merkezden solmaya başlayan, halka şeklinde, ağrısız bir döküntü (1212 cm) fark ettiği öğreniliyor. Başvurusundaki fizik muayenesinde nabız 38/dak38/\text{dak}, kan basıncı 90/6090/60 mmHg ölçülüyor. Çekilen EKG'de 33. derece atriyoventriküler (AV) tam blok saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken ve bu etkenin bulaşından sorumlu vektör aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *Borrelia burgdorferi* — *Ixodes* cinsi kene

Cevap

Lyme hastalığına neden olan Borrelia burgdorferi, Ixodes cinsi keneler aracılığıyla bulaşır.
Hastada tarif edilen 'eritema migrans' (halka şeklinde döküntü) Lyme hastalığının patognomonik bulgusudur. Erken disemine evrede gelişen miyokardit sonucu 33. derece AV tam blok ve buna bağlı senkop tablosu klinik olarak uyumludur. Bu hastalığın vektörü *Ixodes* cinsi sert kenelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Eritema migrans (halka şeklinde döküntü) ve 3. derece AV blok saptandı.
Bu kombinasyon, spiroketlerden Borrelia burgdorferi'nin neden olduğu Lyme hastalığının erken disemine evresini işaret eder.
2
Etkeni tanımla
Borrelia burgdorferi
Lyme hastalığının temel etkenidir.
3
Vektörü belirle
Ixodes cinsi keneler
Bu spiroketin doğadaki rezervuarlarından insana taşınmasını sağlayan temel vektördür.

Anahtar Kavram

Lyme hastalığının (Borreliosis) klinik evreleri ve kene (*Ixodes*) aracılığıyla bulaşması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 289Soru

6868 yaşında bir erkek hasta, hastane kaynaklı pnömoni tanısıyla yatırılıyor ve ampirik olarak seftazidim tedavisi başlanıyor. Bu antibiyotiğin bakterisidal etkinliğinin optimize edilmesi için en önemli olan farmakokinetik/farmakodinamik (PK/PDPK/PD) indeksi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlaç konsantrasyonunun MI˙KMİK değerinin üzerinde kaldığı sürenin doz aralığına oranı (T>MI˙KT > MİK)

Cevap

İlaç konsantrasyonunun MI˙KMİK değerinin üzerinde kaldığı sürenin doz aralığına oranı (T>MI˙KT > MİK)
Seftazidim bir beta-laktam antibiyotik olup zamana bağımlı bakterisidal etki gösterir. Bu tip ilaçlarda konsantrasyonun MI˙KMİK değerinin üzerine çıkmasından ziyade, bu seviyenin üzerinde ne kadar süre kalındığı (T>MI˙KT > MİK) klinik yanıtı ve mikrobiyolojik kür oranını belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Antibiyotik grubunu tanımla
Seftazidim bir üçüncü kuşak sefalosporindir ve beta-laktam grubunda yer alır.
PK/PD parametreleri ilaç grubuna göre değişiklik gösterir.
2
Beta-laktamların farmakodinamik özelliğini hatırla
Beta-laktamlar zamana bağımlı (time-dependent) öldürme etkisi gösterirler.
Bu grup ilaçlarda konsantrasyonun MI˙KMİK değerinin çok üzerine çıkması öldürme hızını artırmaz, sürenin uzunluğu önemlidir.
3
Zamana bağımlı etki için anahtar indeksi seç
T>MI˙KT > MİK indeksi seçilir.
Klinik başarının ana belirleyicisi serbest ilaç konsantrasyonunun MI˙KMİK üzerinde kaldığı süredir.

Anahtar Kavram

Beta-laktam antibiyotiklerin klinik etkinliği zamana bağımlıdır ve en önemli PK/PDPK/PD parametresi T>MI˙KT > MİK'dir.

Daha Fazla Pratik

Aminoglikozidlerin neden günde tek doz verildiğini PK/PD parametreleri (konsantrasyona bağımlılık ve PAE) üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 290Soru

Meme kanseri nedeniyle kemoterapi protokolü (adriamisin ve siklofosfamid) uygulanan 4545 yaşındaki kadın hasta, son ilaç dozundan 1010 gün sonra ani başlayan ateş yüksekliği (38.6C38.6^\circ C) ve titreme şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede genel durumu orta, hemodinamisi stabil (Kan Basıncı: 110/70110/70 mmHg, Nabız: 9898/dk) saptanıyor. Sistemik bakıda enfeksiyon odağını düşündürecek lokalize bir bulgu (solunum, üriner veya cilt kaynaklı) izlenmiyor. Laboratuvar incelemesinde mutlak nötrofil sayısı (ANC) 350/μL350/\mu L olarak tespit ediliyor. Bu hasta için en uygun başlangıç ampirik antibiyotik yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Piperasilin-Tazobactam

Cevap

En uygun yaklaşım, antipsödomonal etkinliği olan geniş spektrumlu beta-laktam (Piperasilin-Tazobactam) kullanımıdır.
Febril nötropeni (ANC <500/μL<500/\mu L ve Ateş), acil ampirik antibiyotik tedavisi gerektiren tıbbi bir acildir. Bu hastalarda en önemli mortalite nedeni *Pseudomonas aeruginosa* dahil Gram negatif bakteriyemilerdir. Bu nedenle seçilecek ampirik ajanın mutlaka antipsödomonal etkinliği olmalıdır. Seçenekler arasında Piperasilin-Tazobactam (veya Sefepim, Meropenem, İmipenem) antipsödomonal etkinliğe sahip tek uygun monoterapi ajanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu tanımla
Hasta kemoterapi sonrası 10. günde, ateşi >38.3C>38.3^\circ C ve mutlak nötrofil sayısı (ANC) <500/μL<500/\mu L olduğu için 'Febril Nötropeni' tanısı almaktadır.
Tanı, tedavi yaklaşımını ve risk kategorisini belirlemek için gereklidir.
2
Risk etkenlerini ve olası patojenleri değerlendir
Nötropenik hastalarda en ciddi mortalite sebebi *Pseudomonas aeruginosa* ve diğer Gram negatif basillerdir. Enfeksiyon odağı saptanamasa bile bakteriyemi riski yüksektir.
Ampirik tedavinin mutlaka kapsaması gereken mikroorganizmaları belirler.
3
Uygun antibiyotik spektrumunu seç
Tedavi mutlaka 'Antipsödomonal' etkinliğe sahip bir beta-laktam içermelidir (Örn: Piperasilin-Tazobactam, Sefepim, Meropenem).
Standart geniş spektrumlu antibiyotikler (Seftriakson gibi) Pseudomonas'ı kapsamaz ve yetersiz tedaviye yol açar.

Anahtar Kavram

Febril nötropeni yönetiminde temel prensip, acil olarak *Pseudomonas aeruginosa*'yı da kapsayan geniş spektrumlu antipsödomonal beta-laktam tedavisi başlamaktır.

Daha Fazla Pratik

Febril nötropenik bir hastada ampirik tedaviye rağmen ateşin 4-7 gün devam etmesi durumunda tedaviye hangi antifungal ajanın ekleneceği sorulabilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 291Soru

72 yaşında erkek hasta, pnömoni nedeniyle 10 gündür seftriakson tedavisi almaktadır. Tedavinin 10. gününde karın ağrısı, ateş ve günde 8 kez olan sulu diyare şikayetleri başlıyor. Fizik muayenesinde karında yaygın hassasiyet saptanıyor; rebound veya defans izlenmiyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökosit sayısı 14.200/mm314.200/mm^3, serum kreatinin düzeyi 1,0mg/dL1,0 mg/dL ölçülüyor. Dışkıda *Clostridioides difficile* toksin A ve B pozitifliği saptanıyor. Bu hastanın tedavisi için en uygun ilk basamak yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oral vankomisin

Cevap

İlk basamakta en uygun tedavi oral vankomisin uygulamasıdır.
Clostridioides difficile enfeksiyonunun (CDE) ilk atağında, hastalığın şiddetinden bağımsız olarak (hafif/orta veya şiddetli) güncel tedavi kılavuzları oral vankomisin (4×125mg4 \times 125 mg) veya fidaksomisin (2×200mg2 \times 200 mg) kullanımını önermektedir. Bu hastanın lökosit ve kreatinin değerleri 'şiddetli olmayan' kriterlerine uymaktadır ve en uygun seçenek sunulanlar arasında oral vankomisindir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Hastada antibiyotik kullanımı sonrası gelişen ishal ve toksin pozitifliği ile Clostridioides difficile enfeksiyonu (CDE) tanısı konur.
Tanının netleştirilmesi tedavi planı için esastır.
2
Enfeksiyonun şiddetini belirle.
Lökosit <15.000/mm3< 15.000/mm^3 ve Kreatinin <1,5mg/dL< 1,5 mg/dL olduğu için vaka 'şiddetli olmayan' (non-severe) kategorisindedir.
Tedavi seçimi hastalığın şiddetine göre değişebilir.
3
Güncel rehberlere göre ilk tercih edilecek ilacı seç.
Oral vankomisin veya fidaksomisin tercih edilmelidir.
Bu ajanlar metronidazole göre daha yüksek kür ve daha düşük nüks oranlarına sahiptir.

Anahtar Kavram

Clostridioides difficile enfeksiyonunun (CDE) güncel tedavi algoritması.

İpuçları

1
CDE tedavisinde ilacın bağırsak lümenine ulaşıp ulaşmadığı çok önemlidir.
2
Hastanın lökosit ve kreatinin değerlerine bakarak şiddet tayini yapın; ancak her iki durumda da vankomisin önceliklidir.

Daha Fazla Pratik

Fulminan seyirli (şok, ileus veya megakolon varlığı) CDE vakalarında hangi kombinasyonun (yüksek doz oral vankomisin + IV metronidazol) kullanıldığını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 292Soru

68 yaşında erkek hasta, son 2 haftadır devam eden aralıklı ateş ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde yeni gelişen bir üfürüm saptanıyor ve çekilen ekokardiyografide aort kapağında 11 cm'lik vejetasyon izleniyor. Alınan kan kültürlerinde Gram negatif, martı kanadı şeklinde kıvrımlı basiller ürüyor. Yapılan ileri incelemelerde etkenin kompleman aracılı serum lizisine dirençli olduğu saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüzeyinde bulunan S-proteini sayesinde sistemik yayılım ve vasküler tutulum yapabilmektedir.

Cevap

Doğru yanıt, mikroorganizmanın yüzeyinde bulunan S-proteini sayesinde sistemik yayılım ve vasküler tutulum yapabildiğini belirten seçenektir.
Vakadaki klinik tablo (endokardit) ve mikrobiyolojik bulgular (kıvrımlı Gram negatif basil, kompleman direnci) Campylobacter fetus enfeksiyonuna işaret etmektedir. Bu türün en önemli virülans faktörü, fagositozu ve kompleman aracılı lizisi engelleyen kapsül benzeri bir yapı olan S-proteinidir (surface array protein). Bu yapı, bakterinin intestinal mukozadan sistemik dolaşıma geçmesini ve vasküler endotel veya kalp kapakları gibi uzak bölgelere tutunmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların ve etken morfolojisinin değerlendirilmesi
Gram negatif, kıvrımlı basil morfolojisi Campylobacter ailesini işaret eder.
Martı kanadı görünümü Campylobacter türleri için tipik bir mikroskobik bulgudur.
2
Klinik tablonun tür bazında ayırt edilmesi
Endokardit ve sistemik yayılım varlığı Campylobacter jejuni'den ziyade Campylobacter fetus'u düşündürür.
C. jejuni genellikle bağırsakla sınırlı gastroenterit yaparken, C. fetus ekstraintestinal sistemik enfeksiyonlara eğilimlidir.
3
Virülans mekanizmasının analizi
Etkenin kompleman aracılı lizise dirençli olması C. fetus için patognomoniktir.
C. fetus'un yüzeyinde bulunan kapsül benzeri S-proteini, C3b bağlanmasını engelleyerek kompleman sisteminden kaçmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Campylobacter fetus, yüzeyindeki S-proteini aracılığıyla kompleman direncine sahip olup, özellikle yaşlı ve immünkompromize hastalarda endovasküler enfeksiyonlara yol açan bir patojendir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 293Soru

3434 yaşında erkek hasta, Meksika seyahati dönüşünde başlayan, günde 44-55 kez olan bol sulu, kansız ve mukussuz diyare ile kramp tarzında karın ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın ateşinin olmadığı ve dışkı incelemesinde lökosit saptanmadığı görülüyor. Bu hastada en olası tanı olan 'turist diyaresi'nin ampirik tedavisinde ilk seçenek olarak tercih edilmesi gereken antibiyotik grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Florokinolonlar

Cevap

Seyahat ilişkili sulu diyare (turist diyaresi) tablosunda ampirik tedavide florokinolon grubu antibiyotikler ilk seçenektir.
Seyahat ilişkili diyarede (turist diyaresi) ampirik tedavi, semptomların süresini kısaltmak amacıyla uygulanır. Bu tablonun en yaygın nedeni Enterotoksijenik E. coli (ETEC) olup, tedavisinde florokinolonlar (siprofloksasin, levofloksasin) en etkili ve ilk tercih edilen gruptur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Yurt dışı seyahati sonrası gelişen sulu, kansız diyare 'turist diyaresi' olarak tanımlanır.
En olası etken Enterotoksijenik Escherichia coli (ETEC) bakterisidir.
2
Ampirik tedavi seçeneklerini hatırla
Enterik gram negatif patojenlere karşı en etkili oral grup florokinolonlardır.
Siprofloksasin gibi ilaçlar semptom süresini kısaltmada en yüksek kanıt düzeyine sahiptir.

Anahtar Kavram

Turist diyaresinin (en sık etken ETEC) ampirik antibiyotik tedavisinde ilk tercih florokinolonlardır.
Soru 294Soru

6060 yaşında kadın hasta, son 33 gündür devam eden öksürük, yan ağrısı ve yüksek ateş şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde konfüzyon saptanıyor (GKS:13GKS: 13). Hastanın vital bulguları ve laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreDeğer
Vücut Isısı38.9C38.9^\circ C
Nabız114114/dakika
Solunum Sayısı2626/dakika
Kan Basıncı80/5080/50 mmHg
Akciğer GrafisiSol alt lobda konsolidasyon

Hastaya 3030 mL/kg intravenöz kristaloid resüsitasyonu yapılmasına rağmen kan basıncı yükselmiyor ve serum laktat düzeyi 2.82.8 mmol/L olarak saptanıyor.

Sepsis-33 (20162016) tanımlamalarına göre, bu hastanın tablosunun "septik şok" olarak kabul edilmesi için aşağıdakilerden hangisinin varlığı gereklidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortalama arter basıncını (MAPMAP) 65\geq 65 mmHg düzeyinde tutabilmek için vazopressör desteğine ihtiyaç duyulması

Cevap

Ortalama arter basıncını 65 mmHg ve üzerinde tutmak için vazopressör desteği gerekmesi
Sepsis-33 (20162016) kılavuzuna göre septik şok tanısı; yeterli sıvı resüsitasyonuna rağmen ortalama arter basıncını (MAP) 65\geq 65 mmHg seviyesinde tutabilmek için vazopressör desteği gerekmesi VE serum laktat düzeyinin > 22 mmol/L olması ile konur. Sorudaki vakada, uygun sıvıya rağmen kan basıncı düşük kalmıştır ve laktat düzeyi 2.82.8 mmol/L olarak ölçülmüştür. Bu tabloyu 'septik şok' olarak tanımlamak için vazopressör ihtiyacı belirleyici kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın qSOFA kriterlerini değerlendirin.
GKS < 15 (1 puan), Solunum hızı 22\geq 22 (1 puan), Sistolik KB 100\leq 100 (1 puan). Toplam 33 puan saptandı.
qSOFA skoru 22 ve üzerinde olan hastalar, yoğun bakım ihtiyacı veya ölüm riski açısından yüksek riskli kabul edilir ve sepsis açısından ileri değerlendirme gerektirir.
2
Sıvı resüsitasyonu sonrası hemodinamik yanıtı ve metabolik durumu kontrol edin.
3030 mL/kg sıvıya rağmen MAP < 6565 mmHg (80/5080/50 mmHg için MAP 60\approx 60) ve laktat 2.82.8 mmol/L (> 22) saptandı.
Septik şok tanımı, hücresel düzeyde anormalliklerin ve derin hipoperfüzyonun varlığını gerektirir.
3
Sepsis-33 septik şok kriterlerini uygulayarak eksik kriteri belirleyin.
Sıvı resüsitasyonuna rağmen MAP 65\geq 65 mmHg için vazopressör ihtiyacı + Laktat > 22 mmol/L birlikteliği gereklidir.
Vazopressör gereksinimi, hastanın vasküler tonusunu koruyamadığını ve şok tablosunun derinleştiğini gösteren tanımlayıcı bir kriterdir.

Anahtar Kavram

Sepsis-3 Septik Şok Tanımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 295Soru

5252 yaşında kadın hasta, bahçede çalışırken ayağına batan paslı bir tel sonucu oluşan yaralanmadan yaklaşık 1010 gün sonra çenede kilitlenme, yutma güçlüğü ve sırtında ağrılı kasılmalar şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede alında kırışıklık, ağız köşelerinin dışa ve yukarı çekilmesi (risusrisus sardonicussardonicus) ve dokunma ile tetiklenen ağrılı spazmlar saptanıyor. Bu hastanın yönetimi ve tedavisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlk tercih antibiyotik olarak Metronidazol verilmeli, Penisilin G'nin GABA antagonisti etkisiyle spazmları artırabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Cevap

İlk tercih antibiyotik olarak Metronidazol kullanılmalı, Penisilin G'nin spazmları artırıcı etkisinden kaçınılmalıdır.
Tetanoz tedavisinde Metronidazol, hem etken üzerindeki bakterisidal etkisi hem de Penisilin G gibi GABA antagonisti özellik gösterip spazmları artırmaması nedeniyle ilk tercihtir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme yapılması
Trismus, risus sardonicus ve spazmların varlığı ile Tetanoz tanısının konulması.
Tetanoz tanısı laboratuvar testlerinden ziyade karakteristik klinik bulgulara dayanır.
2
Toksin nötralizasyonu ve yara bakımı
İnsan tetanoz immünglobülini (HTIG) uygulanması ve cerrahi debridman.
Dolaşımdaki serbest toksini nötralize etmek ve yeni toksin üretimini engellemek için gereklidir.
3
Antibiyotik seçimi
Metronidazol tedavisine başlanması.
Metronidazol, Penisilin G'nin aksine GABA antagonizması yapmaz ve spazm yönetimini zorlaştırmaz.

Anahtar Kavram

Tetanoz tedavisinde metronidazolün penisiline tercih edilme nedeni GABA antagonizması yapmamasıdır.

İpuçları

1
Yaralanma sonrası gelişen trismus (çene kilitlenmesi) ve spazmlar bir Clostridium türüne işaret eder.
2
Tedavide kullanılan bazı antibiyotiklerin santral sinir sistemindeki inhibitör reseptörler üzerindeki etkilerini düşünün.
3
Penisilin G'nin spazmları artırıcı yan etkisi nedeniyle tercih edilmediği bilgisi sorunun anahtarıdır.

Daha Fazla Pratik

Botulismus ile Tetanoz arasındaki toksin etki mekanizması farklarını (presinaptik asetilkolin vs inhibitör internöron) incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 296Soru

2828 yaşında erkek hasta, geçirdiği trafik kazası sonrası çoklu travma nedeniyle yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. Yatışının 1212. gününde ateşi çıkan hastanın kan kültüründe çok ilaca dirençli (MDRMDR) *Acinetobacter baumannii* üremiştir. Yapılan duyarlılık testinde etkenin sadece kolistin ve tigesikline duyarlı olduğu saptanmıştır. Bu hastada tigesiklinin primer bakteremi tedavisinde tek başına tercih edilmemesinin temel farmakokinetik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağılım hacminin (VdV_d) çok yüksek olması nedeniyle serum konsantrasyonunun düşük kalması

Cevap

Tigesiklinin dağılım hacminin (VdV_d) çok yüksek olması nedeniyle serum konsantrasyonunun düşük kalması, primer bakteremi tedavisinde tercih edilmemesinin temel nedenidir.
Tigesiklin, glisilsiklin sınıfı bir antibiyotiktir ve farmakokinetik olarak çok yüksek bir dağılım hacmine (7107-10 L/kg) sahiptir. Bu durum ilacın dokulara yoğun şekilde geçtiğini, ancak plazmada (serumda) çok düşük konsantrasyonlarda kaldığını gösterir. FDA uyarısına göre, tigesiklin kullanımı ile ilişkili olarak bakteremi gibi durumlarda mortalite artışı gözlenmiştir; bu nedenle primer bakteremi ve ventilatörle ilişkili pnömoni (VAPVAP) tedavisinde ilk seçenek değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et.
Yoğun bakım hastasında primer bakteremi (kan kültürü pozitifliği) mevcut ve etken *Acinetobacter*.
Tedavi seçimi yapılırken ilacın enfeksiyon odağına (kan) ulaşma yeteneği değerlendirilmelidir.
2
Tigesiklinin farmakokinetik parametrelerini hatırla.
Tigesiklinin dağılım hacmi (VdV_d) 7107-10 L/kg'dır.
Yüksek dağılım hacmi, ilacın plazmada kalmayıp dokulara (kemik, akciğer, karaciğer vb.) dağıldığını gösterir.
3
VdV_d ile klinik başarı arasındaki ilişkiyi kur.
Serum konsantrasyonu genellikle <1< 1 mg/L düzeyinde kalır.
Bu düşük serum konsantrasyonu, kan dolaşımındaki bakterileri temizlemek için gereken eşik değerlerin altında kalabilir, bu nedenle bakteremide önerilmez.

Anahtar Kavram

Tigesiklin gibi yüksek dağılım hacmine sahip antibiyotikler doku enfeksiyonlarında (karın içi, deri-yumuşak doku) başarılıyken, serum konsantrasyonları düşük kaldığı için primer bakteremide yetersiz kalırlar.

İpuçları

1
İlacın vücuttaki dağılımı ile serum düzeyi arasındaki ters ilişkiyi düşünün.
2
Bir antibiyotiğin doku konsantrasyonu çok yüksekse, kanda kalan miktarı hakkında ne söyleyebilirsiniz?
3
Tigesiklinin dağılım hacmi (VdV_d) değerini ve bunun bakteremi tedavisindeki olumsuz etkisini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Daptomisinin akciğer enfeksiyonlarında (sürfaktan inaktivasyonu nedeniyle) neden etkisiz olduğunu tigesiklinin bakteremideki etkisizliği ile karşılaştırarak çalışın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 297Soru

6262 yaşında kronik karaciğer hastalığı (bilinen bazal bilirubin: 2.82.8 mg/dL, trombosit: 85.00085.000/mm³) nedeniyle takip edilen bir erkek hasta; ani gelişen ateş, nefes darlığı ve konfüzyon nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; ateş 39.2C39.2^\circ C, kan basıncı 82/4082/40 mmHg, solunum sayısı 2626/dk ve Glaskow Koma Skoru (GKSGKS) 1212 olarak saptanıyor. Hastaya 3030 mL/kg kristaloid resüsitasyonu yapılmasına rağmen ortalama arter basıncı (OABOAB) 6060 mmHg ölçülüyor ve 0.10.1 μ\mu g/kg/dk noradrenalin infüzyonu başlanıyor. Laboratuvar incelemesinde; bilirubin 3.53.5 mg/dL, trombosit 42.00042.000/mm³, kreatinin 2.42.4 mg/dL, PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 240240 ve serum laktat düzeyi 3.83.8 mmol/L saptanıyor.

Sepsis3Sepsis-3 (20162016) tanımlamalarına göre bu hasta için aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bazal SOFASOFA skoruna göre anlamlı artış (2\geq 2 puan) saptandığı ve laktat >2> 2 mmol/L ile birlikte vazopresör gereksinimi olduğu için tablo 'septik şok'tur.

Cevap

Hastanın bazal SOFA skoru 44 iken başvuru anındaki skoru 1414'e yükselmiştir (delta 2\geq 2). Ayrıca MAP 65\geq 65 mmHg için vazopresör desteği ve laktat >2> 2 mmol/L kriterleri sağlandığından tanı 'septik şok'tur.
Sepsis-3 kılavuzuna göre sepsis; enfeksiyona karşı düzensiz konak yanıtına bağlı gelişen, yaşamı tehdit eden organ disfonksiyonudur ve bazal SOFA skorunda 2\geq 2 puanlık bir artışla tanımlanır. Septik şok ise; uygun sıvı resüsitasyonuna rağmen ortalama arter basıncını 65\geq 65 mmHg tutmak için vazopresör gereksinimi ve serum laktat düzeyinin >2> 2 mmol/L olması durumudur. Bu hastada her iki kriter grubu da karşılanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Bazal SOFA skorunu hesapla.
Bilirubin: 2.82.8 (22 puan), Trombosit: 85.00085.000 (22 puan). Toplam Bazal = 44.
Sepsis tanısı için bazal değerlerden sapma hesaplanmalıdır.
2
Başvuru anındaki SOFA skorunu hesapla.
Solunum (PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 240240): 22, Trombosit (42.00042.000): 33, Bilirubin (3.53.5): 22, Kardiyovasküler (Noradrenalin): 33, GKSGKS (1212): 22, Renal (Kreatinin 2.42.4): 22. Toplam = 1414.
Organ fonksiyonlarındaki güncel durumun belirlenmesi gerekir.
3
Delta SOFA ve Şok kriterlerini değerlendir.
Delta SOFA = 144=1014 - 4 = 10 (2\geq 2 kriteri sağlandı). Vazopresör desteği var ve laktat (3.83.8) >2> 2 mmol/L.
Sepsis-3 tanımlarına göre sepsisin ötesinde septik şok tablosu mevcuttur.

Anahtar Kavram

Sepsis-3 Tanımları ve Organ Disfonksiyonu
Soru 298Soru

6262 yaşında erkek hasta, dizüri ve polaküri şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan idrar kültüründe 105 CFU/mL10^5 \ CFU/mL *Escherichia coli* üremesi saptanıyor. Antibiyogram sonucunda Siprofloksasin MI˙KMİK değeri 0.25 μg/mL0.25 \ \mu g/mL (Duyarlı), Amikasin MI˙KMİK değeri ise 4 μg/mL4 \ \mu g/mL (Duyarlı) olarak rapor ediliyor. Bu antibiyogram verilerinin klinik olarak yorumlanmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MI˙KMİK değerleri tek başına karşılaştırılamaz; her antibiyotiğin etkinliği kendi 'duyarlılık sınır değerleri' (breakpointsbreakpoints) üzerinden değerlendirilmelidir.

Cevap

MI˙KMİK değerleri tek başına karşılaştırılamaz; her antibiyotiğin etkinliği kendi 'duyarlılık sınır değerleri' (breakpointsbreakpoints) üzerinden değerlendirilmelidir.
Klinik mikrobiyolojide bir antibiyotiğin duyarlılığı, o ilacın elde edilen MI˙KMİK değerinin, uluslararası standartlarca (EUCAST veya CLSI) belirlenmiş olan 'klinik sınır değer' (breakpointbreakpoint) ile karşılaştırılmasıyla belirlenir. Farklı ilaç grupları farklı dozlarda ve farklı doku penetrasyonlarına sahip oldukları için, siprofloksasin için 0.25 μg/mL0.25 \ \mu g/mL değerinin duyarlı olması, amikasin için 4 μg/mL4 \ \mu g/mL değerinin duyarlı olmasından daha 'üstün' bir durum ifade etmez. Her iki ilaç da kendi sınır değerlerinin altında kaldığı sürece o suş üzerinde 'Duyarlı' kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
MI˙KMİK (Minimum İnhibitör Konsantrasyon) kavramını tanımlayın.
MI˙KMİK, bir bakterinin gözle görülür üremesini engelleyen en düşük antibiyotik konsantrasyonudur.
Antibiyogram yorumlamanın temel taşıdır.
2
Farklı antibiyotik sınıflarının MI˙KMİK değerlerini karşılaştırın.
Siprofloksasin (bir florokinolon) ve Amikasin (bir aminoglikozit) farklı farmakokinetik ve farmakodinamik özelliklere sahiptir. Mutlak MI˙KMİK değerlerinin (örneğin 0.250.25 vs 44) karşılaştırılması anlamsızdır.
Klinik kararda en sık yapılan kavramsal hatalardan birini önlemek.
3
'Duyarlılık Sınır Değeri' (BreakpointBreakpoint) kavramını uygulayın.
Bir antibiyotiğin 'Duyarlı' (SS) sayılabilmesi için o bakteri için belirlenen sınır değerin altında olması gerekir. Her iki ilaç da kendi sınır değerlerine göre 'Duyarlı' ise klinik etkinlikleri benzer kabul edilir.
Tedavi seçiminde doğru parametreyi belirlemek.

Anahtar Kavram

MİK değerlerinin yorumlanmasında klinik sınır değerlerin (breakpoints) önemi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 299Soru

Koroner arter hastalığı ve hipertansiyon öyküsü olduğu bilinen bir hasta, geçirilmiş bir gastroenterit atağından yaklaşık 2 hafta sonra başlayan inatçı yüksek ateş ve bele vuran karın ağrısı şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede batında derin palpasyonla hassasiyet saptanıyor, ancak akut batın bulgusu izlenmiyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökositoz ve akut faz reaktanlarında (CRP, sedimentasyon) belirgin yükseklik görülüyor. Alınan kan kültürlerinde *Salmonella* Typhimurium üremesi gerçekleşiyor. Bu hasta için en önemli mortalite nedenini araştırmak amacıyla öncelikli olarak planlanması gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontrastlı abdominal bilgisayarlı tomografi

Cevap

Kontrastlı abdominal bilgisayarlı tomografi
Non-tifoidal Salmonella türleri (ör. *S. Typhimurium, S. Enteritidis*), bakteriyemi yaptıklarında özellikle 50 yaş üzeri ve aterosklerozu olan hastalarda hasarlı damar duvarına yerleşme eğilimindedir. Bu durum 'infekte anevrizma' (eski adıyla mikotik anevrizma) ile sonuçlanabilir. Hastanın aterosklerotik zemininde gelişen, bele vuran ağrı ve dirençli ateş tablosu, abdominal aortun tutulumunu düşündürmelidir. Aort rüptürü fatal seyrettiği için en kritik ekarte edilmesi gereken durumdur ve tanısı kontrastlı BT ile konulur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini ve klinik tablosunu analiz et
İleri yaş, ateroskleroz öyküsü, geçirilmiş gastroenterit sonrası başlayan ateş ve sırt ağrısı.
Klinik senaryo, basit bir gastroenteritten ziyade sistemik ve komplikasyonlu bir süreci işaret etmektedir.
2
Etken mikroorganizmanın özelliklerini değerlendir
*Salmonella* Typhimurium (Non-tifoidal Salmonella).
Non-tifoidal Salmonella'lar bakteriyemi yaptıklarında, özellikle aterosklerotik plağı olan yaşlı hastalarda endovasküler tutulum (aortit/mikotik anevrizma) yapma eğilimindedir.
3
Semptomlarla olası komplikasyonu eşleştir
Bele vuran karın ağrısı + Bakteriyemi = Aort Anevrizması/Aortit riski.
Bu tablo rüptür riski taşıyan mikotik anevrizmayı kuvvetle telkin eder.
4
En uygun tanı aracını belirle
Vasküler yapıyı görüntülemek için Kontrastlı Abdominal BT (veya BT Anjiyo).
Mortaliteyi önlemek için anevrizmanın varlığını ve boyutunu acilen görüntülemek gerekir.

Anahtar Kavram

Salmonella ve Vasküler Komplikasyonlar

İpuçları

1
Hastanın ileri yaşı ve damar sertliği (ateroskleroz) öyküsü, bakterinin tutunabileceği spesifik bir zemini işaret ediyor.
2
Salmonella bakterileri, hasarlı endotel yüzeylerine ve özellikle aterom plaklarına yüksek afinite gösterir.
3
Şikayetin 'bele vuran karın ağrısı' olması, retroperitoneal bir yapının veya büyük bir damarın etkilendiğini gösterir.

Daha Fazla Pratik

Salmonella osteomiyelitisinin en sık görüldüğü spesifik hasta grubu (Orak Hücreli Anemi) ile ilgili bir soru çözerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 300Soru

4242 yaşında erkek hasta; bir haftadır devam eden yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, fotofobi ve inatçı kuru öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın hobi olarak evinde muhabbet kuşu ve papağan beslediği öğreniliyor. Fizik muayenesinde; ateş 39,2C39,2^\circ C, nabız 72/dakika72/dakika ölçülüyor. Akciğer oskültasyonunda bazallerde ince raller duyulurken, palpasyonda splenomegali saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hafif transaminaz yüksekliği ve proteinüri izlenen hastanın akciğer grafisinde bilateral, yama tarzında interstisyel infiltrasyonlar görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Psittakoz (Ornitoz)

Cevap

Psittakoz (Ornitoz) tanısı, hastadaki kuş teması öyküsü, atipik pnömoni tablosu, splenomegali ve ateş-nabız disosiasyonu (Faget belirtisi) ile en uyumlu tanıdır.
Psittakoz (Ornitoz), enfekte kuşların sekresyonlarının solunmasıyla bulaşan bir Chlamydia psittaci enfeksiyonudur. Hastadaki şiddetli baş ağrısı (SSS tutulumu göstergesi), atipik pnömoni bulguları, splenomegali ve ateş-nabız uyumsuzluğu (Faget belirtisi) bu tanı için klasikleşmiş bir klinik tablodur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Hastada kuru öksürük ve bilateral infiltrasyonlar ile seyreden bir 'atipik pnömoni' tablosu mevcuttur.
Tanısal yaklaşımın ilk basamağı pnömoni tipini belirlemektir.
2
Fizik muayene ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Splenomegali varlığı ve 39,2C39,2^\circ C ateşe rağmen nabzın 72/dakika72/dakika olması (Faget belirtisi) saptanmıştır.
Bu bulgular atipik pnömoni yapan etkenler arasında güçlü birer ayırıcı kriterdir.
3
Epidemiyolojik öykü ile birleştirme
Evde muhabbet kuşu ve papağan besleme öyküsü, Chlamydia psittaci enfeksiyonu için spesifik bir risk faktörüdür.
Zoonotik enfeksiyonlarda maruziyet tipi tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Psittakoz; kuş teması, atipik pnömoni, splenomegali ve Faget belirtisi (bradikardi) kombinasyonu ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Psittakoz tanısında altın standart yöntem hücre kültürü olmakla birlikte, rutin pratikte serolojik testler (mikro-immünfloresan) tercih edilir.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 15 / 18Sonraki
Enfeksiyon Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 15 | Examkin