Enfeksiyon Hastalıkları

346 soru

Soru 301Soru

68 yaşında erkek hasta, 3 gündür devam eden yüksek ateş, kramp tarzında karın ağrısı ve günde 8-10 kez olan sulu ishal şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde 2 yıl önce opere edilmiş abdominal aort anevrizması (endovasküler greft) öyküsü bulunuyor. Fizik muayenede ateş 38.4°C, batın diffüz hassas bulunuyor. Dışkı kültüründe H2S üreten, hareketli ve laktoz negatif gram negatif basiller (Salmonella spp.) saptanıyor. Bu hastanın yönetiminde en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siprofloksasin veya seftriakson ile antibiyotik tedavisi başlanması

Cevap

Siprofloksasin veya seftriakson ile antibiyotik tedavisi başlanması
Non-tifoidal Salmonella gastroenteritleri sağlıklı erişkinlerde genellikle kendi kendini sınırlar ve antibiyotik tedavisi önerilmez çünkü portörlük süresini uzatabilir. Ancak bakteriyemi ve metastatik enfeksiyon riski yüksek olan hastalarda (örneğin: <3 ay veya >50 yaş, immün yetmezlik, orak hücreli anemi, aterosklerotik kalp hastalığı, vasküler greft veya protez varlığı) mutlaka antibiyotik tedavisi verilmelidir. Bu hastada abdominal aort grefti bulunması, olası bir bakteriyeminin greft enfeksiyonuna yol açma riskini doğurur. Bu nedenle siprofloksasin veya seftriakson gibi uygun antibiyotiklerle tedavi endikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Etkeni Tanımla
Dışkı kültüründe H2S üreten, laktoz negatif basil: Salmonella spp.
Klinik tablo ve laboratuvar bulguları Non-tifoidal Salmonella gastroenteritini işaret etmektedir.
2
Hasta Risk Profilini Değerlendir
68 yaş + Abdominal aort grefti öyküsü = Yüksek bakteriyemi ve metastatik enfeksiyon riski.
Normal konakta Salmonella gastroenteriti kendi kendini sınırlar. Ancak 50 yaş üstü, immünsuprese veya vasküler greft/protez taşıyan hastalarda bakteriyemi riski yüksektir.
3
Tedavi Kararı Ver
Antibiyotik tedavisi (Florokinolon veya 3. kuşak sefalosporin) zorunludur.
Greft enfeksiyonu veya mikotik anevrizma gelişimini önlemek için bu hasta grubunda antibiyotik verilmelidir.

Anahtar Kavram

Non-tifoidal Salmonella enfeksiyonlarında antibiyotik endikasyonları: 12 ay altı, 50 yaş üstü, immünsupresyon, kalp kapak hastalığı veya vasküler greft varlığı.

İpuçları

1
Normalde Salmonella gastroenteriti antibiyotiksiz izlenir, ancak bu hastanın özgeçmişinde 'bakteriyeminin tutunabileceği' yabancı bir cisim var.
2
Damar greftleri veya protezleri olan hastalarda, geçici bir bakteriyemi bile greft enfeksiyonuna neden olabilir.
3
Risk faktörü (greft) olduğu için destek tedavisi yetmez, Gram negatiflere etkili sistemik bir antibiyotik (kinolon vb.) gerekir.

Daha Fazla Pratik

Salmonella taşıyıcılığı tedavisinde kolesistektominin yerini ve antibiyotik seçimini araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 302Soru

6565 yaşında kadın hasta, bir hafta önce geçirdiği influenza enfeksiyonu sonrası ateşinin düşmesinin ardından aniden gelişen yüksek ateş, titreme ve pürülan balgam çıkarma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Akciğer grafisinde bilateral yama tarzında infiltrasyonlar ve kavitasyon odakları izleniyor. Balgamın Gram boyamasında Gram pozitif küme yapmış koklar saptanıyor.

Bu hastada metisiline dirençli *Staphylococcus aureus* (MRSA) pnömonisi düşünülerek tedavi planlanırken, akciğer sürfaktanı tarafından inaktive edildiği için kullanımı uygun olmayan antibiyotik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Daptomisin

Cevap

Daptomisin, akciğer sürfaktanı tarafından inaktive edildiği için bu klinik tabloda kullanımı uygun olmayan ajandır.
Daptomisin, hücre zarı depolarizasyonu yoluyla etki eden bir lipopeptid antibiyotiktir. MRSA dahil birçok Gram pozitif bakteriye karşı oldukça etkili olmasına rağmen, akciğer sürfaktanı tarafından inaktive edildiği için akciğer dokusunda terapötik konsantrasyonlara ulaşamaz. Bu nedenle pnömoni tedavisinde kesinlikle kullanılmamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
İnfluenza sonrası gelişen nekrotizan pnömoni ve Gram pozitif küme yapmış koklar, en olası etkenin *Staphylococcus aureus* (özellikle MRSA) olduğunu gösterir.
Post-viral pnömonilerde S. aureus en önemli komplikasyonlardan biridir.
2
MRSA tedavisinde kullanılan ajanların farmakokinetik özelliklerini gözden geçir.
Daptomisin'in akciğer sürfaktanı ile etkileşime girerek inaktive olduğu saptanır.
Daptomisin bir lipopeptiddir ve sürfaktana bağlanarak antibakteriyel etkisini kaybeder.
3
Alternatif tedavi seçeneklerini belirle.
Linezolid, Vankomisin, Teikoplanin veya Seftarolin gibi ajanlar akciğer dokusunda aktiftir.
Bu ajanlar sürfaktan tarafından inaktive edilmezler.

Anahtar Kavram

Daptomisin, Gram pozitif spektrumu geniş bir ajan olmasına rağmen, akciğer sürfaktanı tarafından inaktive edildiği için pnömoni tedavisinde kontrendikedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 303Soru

İntravenöz ilaç kullanım öyküsü bulunan 3232 yaşındaki erkek hasta, son 33 gündür devam eden titremeyle yükselen ateş ve öksürük şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ateş 39.2C39.2^\circ\text{C} ölçülüyor ve triküspit odak üzerinde inspiryumla şiddeti artan 3/63/6 derecesinde pansistolik üfürüm duyuluyor. Akciğer grafisinde multipl, periferik yerleşimli ve bazıları kaviteleşmiş nodüler görünümler saptanıyor. Bu klinik tablo için en olası etken ve ampirik tedavide ilk seçilmesi gereken antibiyotik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Staphylococcus aureus - Vankomisin

Cevap

En olası etken Staphylococcus aureus ve ampirik tedavi seçeneği Vankomisin'dir.
Hastanın öyküsündeki intravenöz ilaç kullanımı, triküspit yetmezliği üfürümü (inspiryumla artış) ve septik akciğer embolisi bulguları akut sağ kalp endokarditine işaret eder. Bu tabloda en sık saptanan etken Staphylococcus aureus'tur. IV ilaç kullanıcılarında metisilin dirençli S. aureus (MRSA) riski yüksek olduğu için ampirik tedavide vankomisin ilk tercihtir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini (intravenöz ilaç kullanımı) ve fizik muayene bulgularını (Rivero-Carvallo belirtisi - inspiryumla artan triküspit üfürümü) değerlendirin.
Akut sağ kalp enfektif endokarditi ön tanısı konur.
IV ilaç kullanıcılarında ateş ve yeni gelişen triküspit üfürümü sağ kalp tutulumunu gösterir.
2
Radyolojik bulguları (periferik kaviter nodüller) yorumlayın.
Septik pulmoner emboli tanısı desteklenir.
Sağ kalp kapaklarındaki vejetasyonlardan kopan parçalar akciğerlere giderek kaviter nodüllere yol açar.
3
Bu popülasyondaki en yaygın patojeni ve direnç profilini belirleyin.
En olası etken Staphylococcus aureus'tur ve MRSA riski yüksektir.
IV ilaç kullanıcılarında S. aureus vakaların %50'den fazlasından sorumludur.
4
Ampirik tedavi protokolünü seçin.
Vankomisin tedavisine başlanır.
MRSA kapsama alanı sağlamak için ampirik tedavide vankomisin altın standarttır.

Anahtar Kavram

İntravenöz ilaç kullanıcılarında sağ kalp endokarditi (S. aureus ve MRSA riski).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 304Soru

42 yaşında kadın hasta, sol bacağında ani başlayan, hızla yayılan ağrılı eritem, bül oluşumu ve krepitasyon şikayetiyle acil servise getiriliyor. Yapılan acil cerrahi debridman sırasında nekrotizan fasiit tanısı doğrulanıyor ve doku örneklerinin Gram boyamasında gram pozitif zincir yapan koklar saptanıyor. Bu hastada, yüksek bakteri yükü (inokülum etkisi) mevcudiyetinde penisilinlerin öldürme etkinliğinin azalmasıyla karakterize "Eagle etkisini" aşmak amacıyla tedaviye klindamisin eklenmesinin temel farmakodinamik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bakterilerin durağan fazda (stationary phasestationary \ phase) penisilin bağlayan proteinlerin (PBPPBP) ekspresyonunu azaltması nedeniyle beta-laktamlara duyarlılığının düşmesini, büyüme fazından bağımsız etki gösteren klindamisin ile kompanse etmek

Cevap

Bakterilerin durağan fazda penisilin bağlayan proteinlerin ekspresyonunu azaltmasına bağlı gelişen Eagle etkisini, protein sentezi inhibisyonu yoluyla aşmak (Seçenek A)
Doğru yanıt olan seçenek, 'Eagle etkisi' olarak bilinen paradoksu açıklar. Beta-laktam antibiyotikler (penisilin gibi), bakteriyel hücre duvarı sentezini inhibe etmek için aktif olarak çoğalan ve yüzeyinde yeterli miktarda Penisilin Bağlayan Protein (PBPPBP) bulunduran bakterilere ihtiyaç duyar. Nekrotizan fasiit veya büyük abseler gibi inokülum yükünün çok yüksek olduğu durumlarda, bakterilerin çoğu durağan faza (stationary phasestationary \ phase) geçer ve PBPPBP ekspresyonu dramatik şekilde azalır. Bu durum, penisilinlerin bakterisidal etkisinin kaybolmasına neden olur. Klindamisin gibi protein sentezini (50S) inhibe eden ajanlar ise bakterinin çoğalma hızından bağımsız olarak etki gösterebildikleri için bu direnci aşarlar ve ek olarak bakteriyel ekzotoksin üretimini baskılayarak mortaliteyi azaltırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun ve etkenin tanımlanması
Nekrotizan fasiit ve Grup A Streptokok (S. pyogenes) tespiti yapıldı.
Bu tablo, yüksek bakteri yükü (high inoculum) içeren ve beta-laktam direncinin kinetik olarak gelişebileceği tipik bir senaryodur.
2
Eagle etkisinin (İnokülum etkisi) analiz edilmesi
Bakteri yoğunluğu arttıkça (durağan faz), hücre bölünme hızı yavaşlar ve hücre duvarı sentezinde görevli PBP'lerin sayısı azalır.
Beta-laktamlar sadece aktif bölünen ve PBP ekspresyonu yüksek olan bakterilerde etkilidir.
3
Klindamisinin farmakodinamik rolünün belirlenmesi
Klindamisin bir lincosamid olup 50S ribozomal alt birimine bağlanarak protein sentezini durdurur.
Bu mekanizma, bakterinin büyüme fazından (log vs. stationary) bağımsızdır ve ek olarak toksin (Streptolizin O, Exotoxin A) üretimini de baskılar.

Anahtar Kavram

Eagle Etkisi ve İnokülum Fenomeni

İpuçları

1
Beta-laktam antibiyotiklerin etki edebilmesi için bakterinin hangi fazda olması ve hangi proteinleri üretmesi gerektiğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Aminoglikozitlerin konsantrasyona bağımlı öldürme kinetiği ve tek doz uygulama mantığını (Extended Interval Dosing) gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 305Soru

İntraabdominal cerrahi sonrası ateş ve karın ağrısı şikayetleri ile başvuran hastada yapılan görüntülemede karın içi apse saptanmıştır. Apse materyalinden yapılan kültürde Gram negatif, sporsuz, anaerob çomaklar üremiştir. Bu enfeksiyona neden olan en olası etkenin, aşağıdaki antibiyotiklerden hangisine karşı geliştirdiği yüksek direnç oranları nedeniyle ampirik tedavide kullanımı önerilmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klindamisin

Cevap

Klindamisin, artan direnç oranları nedeniyle Bacteroides fragilis enfeksiyonlarında ampirik olarak tercih edilmemelidir.
Soruda tarif edilen etken, intraabdominal enfeksiyonların en sık anaerob nedeni olan *Bacteroides fragilis*'tir. Bu bakteri, penisilinaz üretimi nedeniyle penisiline ve artan oranlarda (ülkemizde ve dünyada %30-50 düzeylerinde) makrolid/linkozamid grubuna dirençlidir. Bu nedenle klindamisin, *B. fragilis* şüphesi olan batın içi enfeksiyonlarda ampirik tedavide kullanılmamalıdır. Metronidazol ise en güvenilir anti-anaerobik etkinlik profiline sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Vaka analizi
İntraabdominal apse ve Gram negatif anaerob çomak üremesi, en olası etkenin 'Bacteroides fragilis' olduğunu gösterir.
Batın içi apselerde en sık izole edilen anaerob etken B. fragilis'tir.
2
Direnç profili değerlendirmesi
B. fragilis suşlarında penisilin ve klindamisine karşı yüksek direnç gelişmiştir.
Beta-laktamaz üretimi ve MLSB tipi direnç mekanizmaları yaygındır.
3
Seçenek elemesi
Metronidazol, karbapenemler ve beta-laktamaz inhibitörlü penisilinler (piperasilin-tazobaktam) etkili iken; klindamisin yüksek direnç nedeniyle güvenilmezdir.
Güncel kılavuzlar, B. fragilis şüphesinde ampirik klindamisin kullanımını önermemektedir.

Anahtar Kavram

Bacteroides fragilis'in antibiyotik direnç profili ve ampirik tedavi seçimi

İpuçları

1
İntraabdominal apselerde en sık izole edilen anaerob bakteriyi (B. fragilis) ve onun klasik direnç paternlerini düşünün.
2
Bu bakteri penisiline doğal dirençlidir; ayrıca eskiden sık kullanılan bir 'protein sentez inhibitörü' antibiyotiğe karşı da ciddi direnç geliştirmiştir.
3
Diyafram üstü anaeroblarda (ağız florası) hala etkili olsa da, batın içi anaeroblarda (diyafram altı) direnç nedeniyle artık önerilmeyen ilaç 'K' harfi ile başlar.

Daha Fazla Pratik

Bacteroides fragilis'in metronidazole direnç mekanizmalarını (nim genleri) araştıran ileri düzey bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 306Soru

3232 yaşında erkek hasta, kanalizasyon işçisi olarak çalışmaktadır. Yaklaşık bir haftadır devam eden yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ve özellikle her iki baldır kasında belirgin hassasiyet ve ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede ateş 39.2C39.2^\circ C, her iki gözde eksüda içermeyen konjonktival süfüzyon ve skleralarda ikter saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökosit 14.500/mm314.500/mm^3, trombosit 110.000/mm3110.000/mm^3, total bilirubin 5.25.2 mg/dL ve kreatinin 2.42.4 mg/dL olarak ölçülüyor. Bu klinik tablo ve mesleki maruziyet öyküsü dikkate alındığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Leptospiroz

Cevap

Leptospiroz (Weil Hastalığı)
Doğru yanıt olan seçenek, hastanın kanalizasyon işçisi olması (kemirgen idrarıyla temas riski), şiddetli baldır hassasiyeti ve konjonktival süfüzyon gibi Leptospiroz için tipik olan bulguları kapsamaktadır. Tablodaki sarılık ve akut böbrek hasarı birlikteliği, hastalığın ağır formu olan 'Weil Hastalığı' tanısını destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Kanalizasyon işçiliği gibi riskli meslek grubu ve kemirgen idrarıyla kontamine su/toprak temasının değerlendirilmesi.
Leptospiroz için yüksek riskli maruziyet saptanması.
Tanıya gitmek için epidemiyolojik öykü kritiktir.
2
Klinik triadın (ateş, şiddetli baldır ağrısı, konjonktival süfüzyon) analiz edilmesi.
Leptospirozun anikterik veya erken fazı ile uyumlu bulgular.
Bu bulgular hastalığın erken döneminde oldukça patognomoniktir.
3
Sarılık ve böbrek yetmezliği (yüksek bilirubin ve kreatinin) bulgularının klinik tabloya eklenmesi.
Weil Hastalığı (ikterik leptospiroz) tanısının kesinleştirilmesi.
Ağır formlarda çoklu organ yetmezliği eşlik eder.

Anahtar Kavram

Weil Hastalığı Triadı: Sarılık, Böbrek Yetmezliği ve Hemoraji/Ateş (Leptospiroz)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 307Soru

24 yaşında erkek hasta, 4 gündür devam eden ateş, kramp tarzında karın ağrısı ve başlangıçta sulu karakterde olan ishal şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Ağrısının son 24 saatte şiddetlenerek sağ alt kadranda yoğunlaştığını belirtiyor. Fizik muayenesinde sağ alt kadranda belirgin hassasiyet saptanırken, rebound ve defans saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 12.500/mm312.500/mm^3 ölçülüyor. Çekilen abdominal ultrasonografide apendiks çapı 55 mmmm (normal) olarak izlenirken, çekum komşuluğunda çok sayıda büyümüş mezenterik lenf nodu saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yersinia enterocolitica

Cevap

Mezenterik lenfadenopati ve psödoapendisit tablosuna en sık neden olan enterik patojen Yersinia enterocolitica'dır.
Yersinia enterocolitica, terminal ileum ve mezenterik lenf düğümlerini tutarak akut apendisiti taklit eden bir klinik tablo oluşturur. Özellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde ishal sonrası gelişen sağ alt kadran ağrısı ve görüntülemede saptanan mezenterik lenfadenopati bu mikroorganizma için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları ve fizik muayene bulgularını değerlendir.
Hastada akut apendisiti düşündüren sağ alt kadran ağrısı ve ateş var, ancak rebound/defans yokluğu (peritonit eksikliği) dikkat çekici.
Psödoapendisit tablolarında gerçek bir peritonit gelişmediği için fizik muayene bulguları genellikle daha siliktir.
2
Görüntüleme bulgularını (US) analiz et.
Apendiks normal kalibrede (<6<6 mmmm), ancak çevre mezenterik lenf nodları patolojik boyutta.
Bu bulgu, apendisiti dışlayarak mezenterik adenit/lenfadenit tanısını ön plana çıkarır.
3
Enterik etkenler arasından psödoapendisit ile en ilişkili olanı seç.
Yersinia enterocolitica mezenterik adenitin klasik etkenidir.
Yersinia türleri terminal ileum ve çekum çevresindeki lenfoid dokuya (Peyer plakları) afinite gösterir.

Anahtar Kavram

Yersinia enterocolitica enfeksiyonu, klinik olarak akut apendisiti taklit eden 'psödoapendisit' (mezenterik adenit/terminal ileit) tablosuna en sık yol açan patojendir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 308Soru

7171 yaşında erkek hasta, toplumdan edinilmiş pnömoni tanısıyla 1010 gündür hastanede yatmakta ve intravenöz seftriakson tedavisi almaktadır. Tedavisinin 1111. gününde yeni başlayan ateş ve dizüri şikayetleri olan hastanın yapılan idrar tetkikinde bol lökosit saptanıyor. Mikrobiyoloji laboratuvarı tarafından idrar kültüründen izole edilen mikroorganizmanın özellikleri aşağıdaki tabloda verilmiştir:

TestSonuç
Gram boyamaGram (+)(+) koklar (ikili ve kısa zincir)
Katalaz testiNegatif
%6,5\%6,5 NaCl'li besiyerinde üremePozitif
Safra-eskulin hidroliziPozitif

Bu hastada mevcut enfeksiyonun gelişmesindeki en olası mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enterokokların tüm sefalosporinlere karşı doğal (intrinsik) dirençli olması

Cevap

Enterokokların tüm sefalosporinlere karşı doğal (intrinsik) dirençli olması
Enterokoklar (özellikle E. faecium ve E. faecalis), penisilin bağlayan proteinlerin (PBP) sefalosporinlere olan düşük afinitesi nedeniyle tüm kuşak sefalosporinlere karşı intrinsik (doğal) direnç gösterirler. Hastanede yatan ve seftriakson gibi geniş spektrumlu bir sefalosporin alan hastalarda, floradaki duyarlı bakteriler baskılanırken enterokoklar seçilir ve aşırı çoğalarak üriner sistem enfeksiyonu veya bakteremi gibi tablolara yol açarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar bulgularının analizi
Etkenin Enterococcus spp. olduğu belirlendi.
Gram pozitif, katalaz negatif, %6,5 NaCl'de üreyen ve safra-eskulin pozitif koklar enterokoklar için tipiktir.
2
Klinik bağlamın değerlendirilmesi
Enfeksiyonun seftriakson tedavisi sırasında geliştiği saptandı.
Hastanın pnömoni için aldığı seftriakson, floradaki hassas bakterileri baskılamıştır.
3
Antibiyotik spektrum bilgisiyle eşleştirme
Enterokokların sefalosporin direnci hatırlandı.
Enterokoklar tüm kuşak sefalosporinlere karşı intrinsik (doğal) dirençli olduklarından, bu tedavi altında seçilerek enfeksiyon oluştururlar.

Anahtar Kavram

Enterokokların sefalosporinlere karşı intrinsik direnci

Alternatif Yöntem

Enterokokların laboratuvar tanısında 'katalaz negatif' olması onları stafilokoklardan; '%6,5 NaCl'de üremesi' ise onları streptokoklardan (Grup D hariç) ayırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 309Soru

52 yaşında balıkçılıkla uğraşan bir erkek hasta; üç haftadır devam eden yüksek ateş, gece terlemesi ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde vücut ısısı 38.9C38.9^\circ C, nabız 108/dakika108/dakika ve kan basıncı 110/60 mmHg110/60 mmHg olarak ölçülüyor. Kardiyak oskültasyonda aort odağında yeni gelişen 3/63/6 şiddetinde diyastolik üfürüm saptanıyor. Hastanın anamnezinden iki ay önce sağ el sırtında ağrılı, morumsu-kırmızı renkli, kenarları kabarık ve ortası soluk bir deri lezyonu geliştiği ve bir haftada tedavi almadan iyileştiği öğreniliyor. Alınan kan kültürlerinde Gram pozitif, katalaz negatif, hareketsiz ve TSI (Triple Sugar IronTriple\ Sugar\ Iron) besiyerinde H2SH_2S (hidrojen sülfür) üretimi gösteren pleomorfik basiller ürüyor. Bu klinik tabloya neden olan etkenin ampirik tedavisinde aşağıdaki antibiyotiklerden hangisinin seçilmesi, etkenin yapısal (intrinsik) direnci nedeniyle klinik başarısızlıkla sonuçlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vankomisin

Cevap

Vankomisin kullanımı, Erysipelothrix rhusiopathiae'nin yapısal direnci nedeniyle hatalıdır.
Vankomisin seçeneği doğrudur çünkü klinik bulgular (balıkçı mesleği, erizipeloid deri lezyonu öyküsü, endokardit) ve laboratuvar verileri (Gram pozitif basil, katalaz negatif, H2S pozitif) bir arada değerlendirildiğinde etkenin Erysipelothrix rhusiopathiae olduğu kesinleşmektedir. Bu bakteri, Gram pozitif olmasına rağmen glikopeptitlere (vankomisin ve teikoplanin) karşı yapısal (intrinsik) olarak dirençlidir. Bu nedenle ampirik veya spesifik tedavide vankomisin kullanılması klinik başarısızlığa yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Vaka analizi ve mesleki maruziyetin değerlendirilmesi.
Balıkçılıkla uğraşan hastada deri lezyonu (erizipeloid) ve takiben gelişen endokardit tablosu saptandı.
Erysipelothrix rhusiopathiae, özellikle balıkçılar ve kasaplar gibi meslek gruplarında deri yoluyla bulaşarak lokalize deri lezyonlarına veya nadiren ciddi seyreden endokarditlere yol açar.
2
Mikrobiyolojik verilerin yorumlanması.
Gram pozitif, katalaz negatif ve TSI besiyerinde H2S üreten basil saptanması.
Gram pozitif basiller arasında H2S üreten tek önemli insan patojeni Erysipelothrix rhusiopathiae'dir; bu özellik onu Listeria ve Corynebacterium'dan ayırır.
3
Antibiyotik direnç profilinin eşleştirilmesi.
Etkenin vankomisine karşı intrinsik dirençli olduğunun hatırlanması.
Vankomisin, Gram pozitif bakterilerin çoğu için standart tedavi olsa da, Erysipelothrix (ve bazı Lactobacillus, Pediococcus türleri) bu ilaca yapısal olarak dirençlidir.

Anahtar Kavram

Erysipelothrix rhusiopathiae Mikrobiyolojisi ve Antibiyotik Direnci

Daha Fazla Pratik

Gram pozitif basillerin katalaz ve H2S özelliklerine göre ayırıcı tanısını içeren bir tabloyu inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 310Soru

42 yaşında kadın hasta, yaklaşık 8 saat önce evindeki kedisi tarafından sağ el işaret parmağından ısırılma şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede ısırık bölgesinde şiddetli ağrı, belirgin ödem, eritem ve hareket kısıtlılığı saptanıyor. Yaradan alınan örneğin Gram boyamasında, bipolar boyanan ('çengelli iğne' görünümünde) Gram-negatif kokobasiller görülüyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pasteurella multocida

Cevap

Doğru cevap Pasteurella multocida seçeneğidir.
Soruda tarif edilen vaka tipik bir Pasteurella multocida enfeksiyonudur. Tanıdaki anahtar noktalar: 1) Kedi ısırığı öyküsü (köpek ısırıklarında da görülür ancak kedilerde kolonizasyon daha yüksektir), 2) Çok kısa kuluçka süresi (genellikle ısırıktan sonraki 6-12 saat içinde semptom başlangıcı), 3) Şiddetli lokal enflamasyon (ödem, eritem, ağrı) ve seropürülan akıntı, 4) Gram boyamada 'bipolar' (uçları daha koyu boyanan) Gram-negatif kokobasillerin görülmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın öyküsünü ve maruziyetini analiz et
Kedi ısırığı öyküsü mevcut.
Zoonotik etkenlerin ayırıcı tanısında temas edilen hayvan türü kritik öneme sahiptir.
2
Klinik seyrin zamanlamasını değerlendir
Isırıktan sadece 8 saat sonra gelişen şiddetli enflamasyon (akut başlangıç).
Pasteurella enfeksiyonları çok hızlı (genellikle <24 saat) ilerlerken, diğer zoonozlar (Bartonella, Tularemi) günler süren kuluçka dönemine sahiptir.
3
Mikrobiyolojik bulguları yorumla
Bipolar boyanan ('çengelli iğne' görünümü) Gram-negatif kokobasiller.
Bu mikroskobik görünüm Pasteurella (ve Yersinia) türleri için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Kedi ısırıkları sonrası ilk 24 saatte gelişen hızlı selülit tablosunda en olası etken Pasteurella multocida'dır.
Soru 311Soru

Kurban bayramı sonrası bir deri işleme tesisinde çalışan 4242 yaşında erkek hasta, sağ el sırtında yaklaşık 44 gün önce başlayan kaşıntılı bir kabarıklık şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede el sırtında ortası siyah, nekrotik, ağrısız bir ülser (eskar) ve bu lezyonun çevresinde belirgin, yaygın, gode bırakmayan ödem izleniyor. Hastanın sistemik muayenesinde ateş 38,2C38,2^\circ C saptanıyor ve aksiller lenfadenopati eşlik ediyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şarbon

Cevap

Deri şarbonu (Bacillus anthracis enfeksiyonu)
Deri şarbonunda (Bacillus anthracis) lezyon tipik olarak kaşıntılı bir papül olarak başlar, vezikülleşir ve ardından 1-3 cm çapında, ortası siyah nekrotik bir eskara (kömür karası yara) dönüşür. Bu lezyonun en ayırt edici özelliği ağrısız olması ve çevresinde belirgin, gode bırakmayan ödemin (malign ödem) bulunmasıdır. Hayvancılık veya deri sanayiinde çalışma öyküsü tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Anamnezdeki risk faktörlerini değerlendir.
Deri işleme tesisi ve hayvan ürünleriyle temas şarbon (anthrax) açısından yüksek riskli bir maruziyettir.
Zoonotik enfeksiyonlarda mesleki maruziyet tanıda anahtar rol oynar.
2
Deri lezyonunun fiziksel özelliklerini analiz et.
Ağrısız, kaşıntılı papül ile başlayıp siyah bir eskara dönüşen lezyon ve buna eşlik eden masif ödem saptandı.
Şarbonun deri formunda (malign püstül) ağrısız siyah nekroz ve 'ödem faktörü' nedeniyle gelişen gode bırakmayan ödem patognomoniktir.
3
Ayırıcı tanıdaki benzer lezyonları dışla.
Tularemi ağrılıdır, Ektima gangrenozum immün yetmezlikte görülür, Orf lezyonları farklı morfolojidedir.
Klinik triad (ağrısızlık, siyah eskar, ödem) tanıyı şarbona yönlendirir.

Anahtar Kavram

Deri şarbonu tanısında ağrısız siyah nekrotik eskar ve yaygın perilezyonal ödem birlikteliği.

Daha Fazla Pratik

Şarbonun biyoterör ajanı olarak önemini ve pulmoner formundaki mediastinal genişleme bulgusunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 312Soru

3232 yaşında, intravenöz madde kullanımı öyküsü olan erkek hasta; çift görme, yutma güçlüğü ve kollarından başlayıp bacaklarına doğru ilerleyen simetrik kas güçsüzlüğü şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Ateşi olmayan hastanın fizik muayenesinde bilateral pitozis, ışık refleksi zayıflamış dilate pupiller ve üst ekstremitelerde 2/52/5, alt ekstremitelerde 4/54/5 motor güç saptanıyor. Duyusal muayene normaldir. Sol ön kolda nekrotik, pürülan akıntılı bir enjeksiyon yeri apsesi gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yara botulizmi; antitoksin tedavisine ek olarak yara debridmanı ve antibiyotik (penisilin veya metronidazol) uygulanması

Cevap

Yara botulizmi tanısı konulmalı; tedavide antitoksin, cerrahi debridman ve penisilin/metronidazol kombinasyonu uygulanmalıdır.
Hastada görülen desendan (yukarıdan aşağı) simetrik gevşek paralizi, pupiller dilatasyon (ışık refleksinde zayıflama) ve bulbar bulgular (pitozis, diplopi, disfaji) botulizmin klasik klinik tablosudur. İntravenöz madde kullanımı ve kontamine apse varlığı, etkenin yara yerinde çoğalan Clostridium botulinum olduğunu (Yara Botulizmi) gösterir. Bu tabloda tedavinin temel taşları; dolaşımdaki toksini nötralize etmek için antitoksin, toksin üretim odağını ortadan kaldırmak için cerrahi debridman ve vejetatif bakterileri öldürmek için antibiyotik (penisilin G veya metronidazol) kullanımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın ve risk faktörlerinin değerlendirilmesi.
Bulbar tutulum (pitozis, diplopi, disfaji), pupiller dilatasyon ve desendan paralizi botulizmi gösterir.
İntravenöz madde kullanımı ve apse varlığı, toksin kaynağının yara olduğunu (yara botulizmi) kanıtlar.
2
Yara botulizmini besin botulizminden ayırt edilmesi.
Gastrointestinal şikayetlerin olmaması ve inkübasyon süresinin daha uzun olması yara botulizmi lehinedir.
Yara botulizminde bakteriler dokuda çoğalarak toksin üretmeye devam eder.
3
Tedavi protokolünün belirlenmesi.
Antitoksin (toksini nötralize etmek), debridman (kaynağı temizlemek) ve antibiyotik (vejetatif hücreleri öldürmek) uygulanır.
Yara botulizminde sadece antitoksin yeterli değildir, odağın eradike edilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Yara botulizmi, intravenöz madde kullanıcılarında (özellikle 'black tar' eroin) nekrotik apseler zemininde gelişen, desendan flask paralizi ve pupiller tutulumla seyreden, tedavisi cerrahi ve antibiyoterapi gerektiren bir Clostridium botulinum enfeksiyonudur.
Soru 313Soru

34 yaşında bir kanalizasyon işçisi; 3 gündür devam eden yüksek ateş, titreme, nefes darlığı ve öksürükle ağızdan taze kan gelmesi (hemoptizi) şikayetleriyle acil servise getiriliyor.

Fizik muayenede; ateş 38.9°C, kan basıncı 100/60 mmHg, nabız 110/dk olarak ölçülüyor. Skleralar ikterik görünümde olup, her iki gözde belirgin konjonktival kızarıklık (sufüzyon) izleniyor. Akciğer oskültasyonunda bilateral yaygın krepitan raller duyuluyor.

Laboratuvar sonuçları aşağıdaki gibidir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin10.2 g/dL13-17 g/dL
Lökosit16.500 /mm³4.000-10.000
Trombosit45.000 /mm³150.000-400.000
Kreatinin2.4 mg/dL0.7-1.2 mg/dL
AST95 U/L< 40 U/L
ALT110 U/L< 40 U/L
T. Bilirubin8.5 mg/dL< 1.2 mg/dL
CK (Kreatin Kinaz)2800 U/L< 170 U/L

Akciğer grafisinde bilateral diffüz alveolar infiltrasyonlar saptanan bu hasta için en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Leptospira interrogans

Cevap

Hastalığın etkeni Leptospira interrogans'tır.
Vaka; sarılık, akut böbrek yetmezliği, trombositopeni ve pulmoner hemoraji (hemoptizi) bulgularıyla seyreden Weil Hastalığı (İkterik Leptospiroz) tablosudur. Kanalizasyon işçisi olması (kemirgen idrarı teması) en güçlü ipucudur. Fizik muayenede saptanan 'konjonktival sufüzyon' (irin/akıntı olmaksızın kızarıklık) Leptospiroz için patognomonik kabul edilen önemli bir bulgudur. Ayrıca CPK yüksekliği (rabdomiyoliz) de tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Risk faktörünü ve maruziyeti değerlendir.
Kanalizasyon işçisi olması, enfekte kemirgen idrarıyla kontamine sulara maruziyet riskini gösterir (Leptospiroz için majör risk).
Zoonotik hastalıklarda mesleki öykü ayırıcı tanıda kritiktir.
2
Klinik triadı tanımla (Weil Hastalığı).
Hepatik disfonksiyon (sarılık), Renal yetmezlik (yüksek kreatinin) ve Hemoraji (trombositopeni, hemoptizi).
Bu üçlünün bir arada görülmesi şiddetli Leptospiroz (Weil hastalığı) için tipiktir.
3
Spesifik fizik muayene ve laboratuvar bulgularını ayırt et.
Konjonktival sufüzyon (kızarıklık) ve yüksek CPK değerleri Leptospiroz için oldukça spesifiktir.
Viral hepatitlerde CPK normaldir; Hantavirüste sarılık ve sufüzyon daha az görülür.

Anahtar Kavram

Weil Hastalığı (İkterik Leptospiroz) kliniği; sarılık, böbrek yetmezliği, hemoraji ve konjonktival sufüzyon ile karakterizedir.

İpuçları

1
Hastanın mesleği (kanalizasyon işçisi), kemirgenlerle temas riskini ve dolayısıyla zoonotik bir enfeksiyonu işaret etmektedir.
2
Sarılık, böbrek yetmezliği ve kanama bulgularının bir arada olması 'Weil Hastalığı' triadı olarak bilinir.
3
Gözlerdeki 'konjonktival sufüzyon' bulgusu ve CPK yüksekliği, Hantavirus veya viral hepatitlerden ayıran en önemli ipucudur.

Daha Fazla Pratik

Leptospiroz tedavisinde kullanılan antibiyotikler (Doksisiklin, Penisilin G) ve Jarisch-Herxheimer reaksiyonu hakkında bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 314Soru

3838 yaşında kadın hasta, sol bacağında aniden başlayan şiddetli ağrı, hızlı ilerleyen kızarıklık ve şişlik şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde vücut ısısı 39.2C39.2^\circ C, kan basıncı 80/5080/50 mmHg ve nabzı 120120/dk saptanıyor. Sol bacakta yaygın ödem, yer yer bül oluşumu ve krepitasyon saptanmayan nekrotizan fasiit bulguları mevcut. Laboratuvar incelemesinde belirgin lökositoz ve kreatinin yüksekliği saptanıyor. Alınan örneklerin Gram boyamasında "Gram pozitif zincir yapan koklar" izleniyor. Bu klinik tabloda, bakteriyel ekzotoksin sentezini inhibe etmek amacıyla penisilin tedavisine eklenmesi gereken en uygun antibiyotik hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klindamisin

Cevap

Klindamisin, toksin sentezini ribozomal düzeyde inhibe etme özelliği nedeniyle Streptokoksik Toksik Şok Sendromu tedavisinde penisiline eklenmelidir.
Hastada saptanan klinik tablo ve mikroskobik bulgular A grubu streptokoklara bağlı Toksik Şok Sendromu'nu (STSS) göstermektedir. Bu durumda klindamisin, bakterinin 50S ribozomuna bağlanarak protein sentezini durdurur. Bu etki, hastalığın patogenezinden sorumlu olan streptokoksik pirojenik ekzotoksinlerin ve M proteininin üretimini baskılayarak mortaliteyi önemli ölçüde düşürür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Hipotansiyon, ateş, nekrotizan yumuşak doku enfeksiyonu ve multiorgan yetmezliği bulguları 'Streptokoksik Toksik Şok Sendromu' (STSS) ile uyumludur.
STSS, genellikle S. pyogenes kaynaklı invaziv enfeksiyonlar sırasında salınan süperantijenler nedeniyle gelişir.
2
Etiyolojik ajanı mikroskobik bulgularla doğrula.
Gram pozitif zincir yapan koklar, A grubu beta-hemolitik streptokokları (S. pyogenes) işaret eder.
Stafilokoklar küme yaparken, streptokoklar tipik olarak zincir formunda izlenir.
3
Tedavi stratejisini belirle.
Penisilin (bakterisidal etki) ve Klindamisin (toksin supresyonu) kombinasyonu başlanmalıdır.
Eagle etkisi nedeniyle, yüksek bakteri yükü olan durumlarda hücre duvarına etkili ajanların etkinliği azalır; bu noktada protein sentezini inhibe eden klindamisin devreye girer.

Anahtar Kavram

Streptokoksik Toksik Şok Sendromu'nda Klindamisin'in rolü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 315Soru

Yoğun bakım ünitesinde ventilatör ilişkili pnömoni tanısıyla izlenen 5252 yaşında erkek hastanın bronkoalveoler lavaj kültüründe *Pseudomonas aeruginosa* üremesi saptanmıştır. İzole edilen suşun meropenem için minimum inhibitör konsantrasyonu (MI˙KMİK) 4μg/mL4 \mu g/mL (duyarlı sınırına yakın) olarak belirlenmiştir. Hastaya standart dozda (her 88 saatte bir 11 gram, 3030 dakikalık infüzyonla) meropenem başlanmasına rağmen klinik ve laboratuvar parametrelerinde beklenen düzelme sağlanamamıştır. Bunun üzerine tedavi rejimi, aynı dozun 33 saatlik uzatılmış infüzyonlar şeklinde verilmesi olarak revize edilmiştir.

Bu uygulama değişikliğinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serbest ilaç konsantrasyonunun MI˙KMİK değeri üzerinde kaldığı süreyi (fT>MI˙KfT > MİK) optimize etmek

Cevap

Tedavi değişikliğinin temel amacı, serbest ilaç konsantrasyonunun minimum inhibitör konsantrasyon (MI˙KMİK) üzerinde kaldığı süreyi (fT>MI˙KfT > MİK) optimize etmektir.
Meropenem gibi beta-laktam antibiyotiklerin farmakodinamik hedefi, serbest ilaç konsantrasyonunun bakterinin minimum inhibitör konsantrasyonu (MI˙KMİK) üzerinde kaldığı sürenin (fT>MI˙KfT > MİK) maksimize edilmesidir. Özellikle MI˙KMİK değeri yüksek olan (direnç sınırına yakın) mikroorganizmalarla oluşan enfeksiyonlarda, ilacı aralıklı bolus yerine uzatılmış infüzyon şeklinde vermek, serum konsantrasyonunun daha uzun süre MI˙KMİK üzerinde kalmasını sağlayarak klinik başarıyı artırır.

Adım Adım Çözüm

1
İlaç sınıfını ve öldürme kinetiğini belirleme
Meropenem bir beta-laktamdır ve zamana bağımlı (time-dependent) öldürme kinetiğine sahiptir.
Beta-laktamların etkinliği konsantrasyonun yüksekliğinden ziyade, MİK üzerindeki sürenin uzunluğuna bağlıdır.
2
Klinik senaryoyu PK/PD parametreleriyle ilişkilendirme
Patojenin MİK değeri (4μg/mL4 \mu g/mL) yüksek olduğu için standart bolus dozlarla hedeflenen %40-50'lik T>MI˙KT > MİK süresine ulaşılamamış olabilir.
Direnç sınırına yakın bakterilerde ilacın kandan temizlenme hızı, konsantrasyonun hızla MİK altına düşmesine neden olur.
3
İnfüzyon süresini uzatmanın etkisini analiz etme
İnfüzyon süresi 30 dakikadan 3 saate çıkarıldığında, serum tepe konsantrasyonu düşer ancak konsantrasyonun MİK üzerinde kaldığı toplam süre belirgin şekilde artar.
Bu strateji, ilacın farmakodinamik başarısını (Probability of Target Attainment) artırarak klinik yanıtı iyileştirir.

Anahtar Kavram

Beta-laktam antibiyotiklerde klinik başarı, ilacın MİK üzerinde kaldığı sürenin (T>MI˙KT > MİK) doz aralığının belirli bir yüzdesini (%40-70) aşması ile doğrudan ilişkilidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 316Soru

5858 yaşında kadın hasta, bilinen evre 33 kronik böbrek yetmezliği (bazal kreatinin: 1.4 mg/dL1.4 \text{ mg/dL}) ve üriner kateter kullanımı öyküsü ile acil servise başvuruyor. Hastada ateş (39.1C39.1^\circ\text{C}), titreme ve yeni gelişen dezoryantasyon saptanıyor. Fizik muayenesinde; nabız 118/dk118/\text{dk}, solunum 26/dk26/\text{dk}, kan basıncı 80/45 mmHg80/45 \text{ mmHg} olarak ölçülüyor. 2 litre2 \text{ litre} kristaloid resüsitasyonu sonrası kan basıncı 92/58 mmHg92/58 \text{ mmHg}'ye yükseliyor. Laboratuvar tetkiklerinde; lökosit 16.200/mm316.200/\text{mm}^3, kreatinin 2.4 mg/dL2.4 \text{ mg/dL}, total bilirubin 2.3 mg/dL2.3 \text{ mg/dL}, trombosit 120.000/mm3120.000/\text{mm}^3 (bazal trombosit: 240.000/mm3240.000/\text{mm}^3) ve laktat 2.4 mmol/L2.4 \text{ mmol/L} bulunuyor (Hastanın mevcut GKSGKS puanı 1414 olarak hesaplanıyor).

Bu hasta için Sepsis-33 (Üçüncü Uluslararası Konsensüs Tanımları) kılavuzuna göre en doğru tanımlama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sepsis

Cevap

Enfeksiyon odağı saptanan ve bazal duruma göre SOFA skorunda 2 veya daha fazla artış olan hastanın tablosu 'sepsis' olarak tanımlanır.
Sepsis-33 kriterlerine göre, enfeksiyon odağı olan bir hastada bazal duruma kıyasla SOFASOFA skorunda 22 veya daha fazla puanlık artış olması 'sepsis' tanısını koydurur. Bu vakada hastanın kronik böbrek yetmezliği nedeniyle bazal kreatinin düzeyi 11 puanlık bir SOFASOFA yükü oluşturmaktadır. Mevcut muayene ve laboratuvar bulguları ile (kreatinin artışı, bilirubin artışı, trombositopeni, GKSGKS değişikliği ve düşük ortalama arter basıncı) hastanın güncel SOFASOFA puanı 77 olarak hesaplanmıştır. Delta SOFASOFA 66 (717-1) olduğu için tanı sepsistir.

Adım Adım Çözüm

1
Bazal SOFA skorunun belirlenmesi
Bazal kreatinin 1.4 mg/dL1 puan1.4 \text{ mg/dL} \rightarrow 1 \text{ puan}. Diğer sistemler normal kabul edilir. Toplam Bazal SOFA=1SOFA = 1.
Sepsis tanısı için 'akut' değişimi saptamak adına hastanın kronik hastalıklarından kaynaklanan bazal puan belirlenmelidir.
2
Mevcut (güncel) SOFA skorunun hesaplanması
Kreatinin 2.42 puan2.4 \rightarrow 2 \text{ puan}, Bilirubin 2.32 puan2.3 \rightarrow 2 \text{ puan}, Trombosit 120.0001 puan120.000 \rightarrow 1 \text{ puan}, GKS141 puanGKS 14 \rightarrow 1 \text{ puan}, Ortalama Arter Basıncı 69.3 mmHg(<70)1 puan69.3 \text{ mmHg} (<70) \rightarrow 1 \text{ puan}. Toplam Güncel SOFA=7SOFA = 7.
Sepsis-3 kriterlerine göre organ fonksiyonlarını objektif olarak değerlendirmek gerekir.
3
Akut SOFA değişiminin (Delta SOFA) hesaplanması
71=67 - 1 = 6. Değişim 2\geq 2 olduğu için tablo sepsistir.
Enfeksiyona yanıt olarak gelişen 2\geq 2 puanlık artış sepsisi tanımlar.
4
Septik şok kriterlerinin kontrol edilmesi
Laktat 2.42.4 (>2>2) ancak MAP 69.369.3 (>65>65) ve vazopressör ihtiyacı yok. Septik şok tanısı için her ikisi de (Vazopressör + Laktat >2>2) gereklidir.
Sepsis ve septik şok ayrımı prognoz ve tedavi yönetimi açısından kritiktir.

Anahtar Kavram

Sepsis-3 Tanımları ve SOFA Skoru
Soru 317Soru

6060 yaşında Akut Miyeloid Lösemi (AMLAML) tanısıyla kemoterapi alan erkek hasta, nötropenik evredeyken gelişen yüksek ateş ve titreme şikayetleriyle takip edilmektedir. Hastanın stabil dönemdeki bazal laboratuvar değerlerinde; trombosit sayısı 35.000/mm335.000/mm^3, bilirubin 1.11.1 mg/dL ve kreatinin 0.90.9 mg/dL olarak bilinmektedir. Fizik muayenesinde; ateş 39.5C39.5^\circ C, kan basıncı 85/5085/50 mmHg, nabız 118/dk118/dk, solunum sayısı 28/dk28/dk ve Glasgow Koma Skoru (GKSGKS) 1414 saptanıyor. Hastaya 3030 ml/kg intravenöz kristaloid resüsitasyonu uygulanmasına rağmen ortalama arter basıncının 6565 mmHg'nın altında seyretmesi üzerine Noradrenalin infüzyonu başlanıyor. Kontrol laboratuvar incelemesinde; trombosit 28.000/mm328.000/mm^3, bilirubin 1.41.4 mg/dL, kreatinin 1.81.8 mg/dL, PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 380380 ve serum laktat düzeyi 1.91.9 mmol/L saptanıyor.

Bu hasta için Sepsis-3 (20162016) kriterlerine göre en doğru tanımlama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sepsis

Cevap

Hastanın klinik tablosu Sepsis-3 kriterlerine göre sepsistir; çünkü bazal SOFASOFA skoruna göre 2\geq 2 puanlık bir artış (organ disfonksiyonu) mevcuttur ancak septik şok için gerekli olan 'laktat >2> 2 mmol/L' kriterini karşılamamaktadır.
Sepsis-3 (20162016) rehberine göre sepsis, enfeksiyona bağlı olarak bazal SOFASOFA skorunda 22 puan veya daha fazla artışla tanımlanır. Bu hastanın bazal SOFASOFA skoru (trombositopeni nedeniyle) 33, mevcut SOFASOFA skoru ise 1010 olup; 77 puanlık bir artış mevcuttur. Septik şok tanısı için ise hem vazopresör ihtiyacı hem de laktatın >2> 2 mmol/L olması şartı aranır. Hastanın laktat düzeyi 1.91.9 mmol/L olduğu için tablo 'sepsis' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Bazal SOFA skorunu hesapla
Bazal SOFA=3SOFA = 3
Hastanın bazal trombosit sayısı 35.000/mm335.000/mm^3 olduğu için koagülasyon parametresinden +3+3 puan alır; diğer parametreler (bilirubin, kreatinin, GKS) bazalde normaldir (00 puan).
2
Mevcut SOFA skorunu hesapla
Mevcut SOFA=10SOFA = 10
GKS 1414 (+1+1), Noradrenalin kullanımı (+3+3), Trombosit 28.00028.000 (+3+3), Kreatinin 1.81.8 (+1+1), Bilirubin 1.41.4 (+1+1), PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 380380 (+1+1).
3
Delta SOFA skorunu hesapla ve sepsis tanısını doğrula
Delta SOFA=7SOFA = 7
Mevcut SOFASOFA (1010) - Bazal SOFASOFA (33) = 77. Delta SOFA2SOFA \geq 2 olduğu için hastada organ disfonksiyonu (sepsis) mevcuttur.
4
Septik şok kriterlerini kontrol et
Septik şok dışlanır
Sepsis-3'e göre septik şok için uygun sıvı resüsitasyonuna rağmen MAP65MAP \geq 65 mmHg tutmak için vazopresör ihtiyacı VE serum laktatının >2> 2 mmol/L olması gerekir. Hastanın laktatı 1.91.9 mmol/L olduğu için bu tanıyı almaz.

Anahtar Kavram

Sepsis-3 Tanımı: Sepsis, enfeksiyona karşı düzensiz konak yanıtının neden olduğu hayatı tehdit eden organ disfonksiyonudur (SOFASOFA artışı 2\geq 2). Septik şok için ise vazopresör ihtiyacı ve laktat >2> 2 mmol/L birlikteliği şarttır.

Daha Fazla Pratik

Sepsis-3 kriterlerinde qSOFA'nın sadece bir tarama aracı olduğunu, asıl tanım ve evrelemenin SOFA skoru üzerinden yapıldığını unutmayın.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 318Soru

6565 yaşında erkek hasta; ani başlayan üşüme-titreme, yüksek ateş ve sağ yan ağrısı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ akciğer alt alanda dinlemekle raller ve perküsyonla matite saptanıyor. Hastanın çıkardığı balgamın 'pas rengi' (paslı balgam) olduğu gözleniyor. Buna göre, bu klinik tabloya neden olan en olası Gram pozitif mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Streptococcus pneumoniae

Cevap

Streptococcus pneumoniae
Hastanın klinik tablosu (lober pnömoni bulguları) ve özellikle 'pas rengi balgam' şikayeti, toplumdan edinilmiş pnömonilerin en sık nedeni olan Streptococcus pneumoniae enfeksiyonu için karakteristiktir. Pnömokoklar, alveollerde yoğun eksüdasyona ve eritrosit sızıntısına neden olarak bu tipik balgam rengini oluştururlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Hastada ani başlayan ateş, yan ağrısı ve fizik muayenede konsolidasyon bulguları (matite, raller) saptanmıştır; bu tablo tipik bir lober pnömonidir.
Lober pnömoni klinik tablosunun tanınması etken ayrımı için ilk adımdır.
2
Spesifik balgam özelliğini değerlendirme
'Pas rengi balgam' (rusty sputum), parçalanan eritrositlerin ve hemoglobinin varlığını gösteren, pnömokok pnömonisi için karakteristik bir bulgudur.
Spesifik semptomlar TUS sorularında doğrudan etkene yönlendiren anahtarlardır.
3
Epidemiyolojik verilerle eşleştirme
Toplumdan edinilmiş pnömonilerin en sık görülen Gram pozitif etkeni Streptococcus pneumoniae'dir.
En sık görülen etken bilgisinin klinik tabloyla doğrulanması.

Anahtar Kavram

Toplumdan edinilmiş lober pnömonide Streptococcus pneumoniae'nin karakteristik klinik bulguları (pas rengi balgam).
Tahmini Süre:45s
Soru 319Soru

6565 yaşında erkek hasta, sağ uyluk bölgesinde yaklaşık 66 saat önce aniden başlayan, çok şiddetli ağrı ve şişlik şikayetiyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde herhangi bir travma öyküsü bulunmayan hastanın fizik muayenesinde; sağ uylukta ciltte bronz renkli büller, gerginlik ve palpasyonla krepitasyon saptanıyor. Çekilen direkt grafide yumuşak doku planlarında yaygın gaz görünümü izleniyor. Kan kültürlerinde ve debridman materyalinde anaerob şartlarda üreyen, hareketli, aerotoleran özellik gösteren Gram pozitif sporlu çomaklar saptanıyor. Bu klinik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastada saptanan tablo 'spontan gazlı gangren' (atraumatik miyonekroz) olup, etken sıklıkla gizli bir kolon malignitesi veya nötropeni ile ilişkilidir.

Cevap

Saptanan klinik tablo 'spontan gazlı gangren' olup, etken Clostridium septicum'dur ve bu durum sıklıkla gizli bir kolon malignitesi ile ilişkilidir.
Doğru yanıt olan seçenek, hastadaki tablonun 'spontan gazlı gangren' olduğunu ve bu durumun Clostridium septicum ile ilişkili olduğunu belirtmektedir. C. septicum, aerotoleran (oksijene dayanıklı) olması ve bağırsak mukozasındaki (kolon kanseri gibi) defektlerden kan yoluna geçerek travma olmaksızın miyonekroz yapabilmesi ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Travma öyküsü olmayan bir hastada ani başlayan şiddetli ağrı, krepitasyon ve radyolojik olarak gaz görünümü 'spontan gazlı gangren' (atraumatik miyonekroz) tanısını koydurur.
Gazlı gangren genellikle travmatik olsa da, travma yokluğunda spontan form düşünülmelidir.
2
Mikrobiyolojik özellikleri değerlendir
Gram pozitif, sporlu, anaerob ancak aerotoleran (oksijen varlığında sınırlı üreyebilen) çomak tanımı Clostridium septicum ile uyumludur.
C. perfringens aerotoleran değildir ve genellikle travma ile ilişkilidir; C. septicum ise spontan vakaların ana etkenidir.
3
Klinik ilişkileri sorgula
C. septicum bakteremisi veya miyonekrozu saptanan bir hastada, gastrointestinal (kolon adenokarsinomu) veya hematolojik (nötropeni) bir odak mutlaka araştırılmalıdır.
Mukoza bütünlüğünün bozulması, bakterinin bağırsaktan kan dolaşımına geçişine olanak sağlar.

Anahtar Kavram

Spontan Gazlı Gangren ve Clostridium septicum İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 320Soru

4848 yaşında kadın hasta, sağ elinde aniden başlayan şiddetli ağrı, kızarıklık ve şişlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Şikayetlerinin yaklaşık 88 saat önce evdeki kedisi tarafından ısırıldıktan sonra başladığını ifade ediyor. Fizik muayenede ısırık bölgesinde yaygın ödem, ısı artışı ve hızlı seyirli selülit tablosu izleniyor. Bu hastadaki klinik tablodan en olası sorumlu etken ve ampirik tedavide tercih edilmesi gereken ilk seçenek antibiyotik aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pasteurella multocida - Amoksisilin-Klavulanat

Cevap

En olası etken Pasteurella multocida, önerilen ilk seçenek tedavi ise Amoksisilin-Klavulanat'tır.
Kedi ısırıklarından sonra gelişen yumuşak doku enfeksiyonlarının en karakteristik özelliği, ısırıktan sonraki ilk 2424 saat içinde (genellikle 1212 saatten kısa sürede) hızla selülit, ağrı ve ödemin gelişmesidir. Bu tablodan en sık sorumlu tutulan etken, kedilerin oral florasında yüksek oranda bulunan Pasteurella multocida'dır. Bu mikroorganizma bir gram negatif kokobasil olup, tedavisinde hem aerobik hem de anaerobik etkinliği nedeniyle amoksisilin-klavulanat ilk seçenek olarak önerilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kedi ısırığı öyküsü ve semptomların başlama süresini değerlendir.
Isırıktan sonraki ilk 2424 saat (88 saat) içinde gelişen şiddetli inflamasyon ve selülit tablosu saptandı.
Enfeksiyonun hızla gelişmesi (hiperakut seyir), kedi ağız florasındaki spesifik mikroorganizmalara işaret eder.
2
Epidemiyolojik verilere dayanarak en olası etkeni belirle.
Kedi ısırıklarında en sık saptanan ve hızlı selülit yapan etkenin Pasteurella multocida olduğu saptandı.
Pasteurella multocida, kedilerin yaklaşık %70-90'ının ağız florasında bulunan ve inokülasyon sonrası dokuda hızla çoğalan bir gram negatif kokobasildir.
3
Etkenin antibiyotik duyarlılık paternine göre tedavi seç.
Amoksisilin-Klavulanat tedavisi tercih edildi.
Pasteurella multocida klindamisine ve birinci kuşak sefalosporinlere dirençlidir; amoksisilin-klavulanat hem bu etkene hem de olası anaerobik kontaminasyona karşı altın standart tedavidir.

Anahtar Kavram

Kedi ısırığı sonrası ilk 24 saatte gelişen selülitlerde en olası etken Pasteurella multocida olup, tedavisinde amoksisilin-klavulanat ilk seçenektir.

Daha Fazla Pratik

Bartonella henselae'nin biyopsi bulguları (granülomatöz inflamasyon ve stellat nekroz) ve Warthin-Starry boyama özelliğini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 16 / 18Sonraki
Enfeksiyon Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 16 | Examkin