Göğüs Hastalıkları

453 soru

Soru 401Soru

4848 yaşında erkek hasta, son 22 aydır devam eden öksürük, halsizlik ve 55 kg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda kavitasyonel lezyonlar izlenen ve balgam yaymasında aside dirençli basil (ARB) pozitifliği saptanan hastaya tüberküloz tanısıyla standart antitüberküloz tedavi başlanıyor. Özgeçmişinde kronik böbrek yetmezliği (CrCr: 2.82.8 mg/dLmg/dL) öyküsü bulunan hastada, tedavinin ilerleyen dönemlerinde görme keskinliğinde azalma ve kırmızı-yeşil renkleri ayırt etmede güçlük gelişiyor. Bu klinik tablodan sorumlu olan ve böbrek fonksiyonlarına göre doz ayarı yapılması gereken antitüberküloz ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etambutol

Cevap

Optik nörit tablosuna yol açan ve renal yetmezlikte birikme riski nedeniyle doz ayarı gereken ilaç etambutoldür.
Etambutol, tüberküloz tedavisinde kullanılan ve en önemli yan etkisi retrobulber nörit olan bir ajandır. Bu durum genellikle görme keskinliğinde azalma ve kırmızı-yeşil renk körlüğü ile kendini gösterir. İlaç büyük oranda böbreklerden değişmeden atıldığı için, kreatinin klirensi düşük olan hastalarda ilacın plazma seviyesi hızla yükselir ve toksisite riski artar. Bu nedenle böbrek yetmezliği olanlarda dozun azaltılması veya doz aralığının açılması (örneğin haftada 33 gün) zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada gelişen görme keskinliği kaybı ve kırmızı-yeşil renk körlüğü, retrobulber (optik) nörit tablosunu işaret etmektedir.
Antitüberküloz ilaçlar arasında spesifik olarak optik sinir toksisitesi yapan ilacı belirlemek gerekir.
2
İlaç ve toksisite eşleştirmesi
Etambutol, doz bağımlı olarak optik nörite neden olan temel birinci basamak antitüberküloz ilaçtır.
Etambutolün karakteristik yan etkisi optik sinir üzerindeki toksisitesidir.
3
Renal eliminasyonun değerlendirilmesi
Etambutol primer olarak böbrekler yoluyla atılır (708070-80%) ve böbrek yetmezliğinde birikerek toksisite riskini artırır.
Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda ilacın yarı ömrü uzadığı için günlük doz yerine haftada 33 gün gibi doz kısıtlamalarına gidilmelidir.

Anahtar Kavram

Etambutol toksisitesi ve renal doz modifikasyonu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 402Soru

3232 yaşında, 1515 yıldır astım tanısı ile izlenen kadın hasta, düzenli yüksek doz inhale kortikosteroid ve uzun etkili beta-2 agonist (I˙KSLABAİKS-LABA) kullanmasına rağmen nefes darlığının giderek arttığını ve son bir ayda birkaç kez "kahverengi, tıkaç benzeri" balgam çıkardığını belirtiyor. Fizik muayenesinde bilateral wheezing'e ek olarak sağ orta ve üst zonlarda kaba raller duyuluyor.

Laboratuvar incelemesinde:
- Eozinofil: 1.150/μL1.150/\mu L
- SFT: FEV1/FVC:0.64FEV_1/FVC: 0.64, FEV1:%58FEV_1: \%58 (beklenen), bronkodilatör sonrası FEV1FEV_1 artışı: %15\%15 (320 mL320\ mL).
- Toraks BT: Santral bronşektazi, mukus tıkaçlarına bağlı "parmak ucu" (finger-in-glove) görünümü ve yüksek dansiteli mukus (HAM) saptanıyor.

Bu klinik tabloya sahip bir hastada, ISHAM (International Society for Human and Animal Mycology) tanı kriterleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi tanı için zorunlu (mandatory) olan laboratuvar bulgularından biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum total IgE düzeyinin >1000 IU/mL> 1000\ IU/mL olması

Cevap

Serum total IgE düzeyinin 1000 IU/mL1000\ IU/mL üzerinde olması, ISHAM kriterlerine göre ABPA tanısı için zorunlu bir laboratuvar bulgusudur.
Alerjik Bronkopulmoner Aspergillozis (ABPA), ISHAM kriterlerine göre tanınır. Bu kriterler arasında hastanın astım veya kistik fibrozis tanısının olması ön koşuldur. Tanı için zorunlu (mandatory) olan laboratuvar bulguları; Aspergillus deri testi pozitifliği (veya spesifik IgE yüksekliği) VE total serum IgE düzeyinin 1000 IU/mL1000\ IU/mL üzerinde olmasıdır. Soruda verilen klinik tabloda diğer tüm bulgular (kahverengi balgam, santral bronşektazi, eozinofili) ABPA'yı desteklerken, tanısal kesinlik için total IgE eşiği kritik öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Astım öyküsü olan hastada kahverengi balgam ve eozinofili varlığı Alerjik Bronkopulmoner Aspergillozis (ABPA) lehinedir.
ABPA, Aspergillus antijenlerine karşı gelişen Tip 1 ve Tip 3 aşırı duyarlılık reaksiyonudur.
2
Radyolojik bulguları analiz et
Toraks BT'deki santral bronşektazi ve "finger-in-glove" (parmak ucu) görünümü ABPA için karakteristiktir.
Mukus tıkaçları bronşların distalini genişleterek bu radyolojik görünümü oluşturur.
3
Tanı kriterlerini uygula
ISHAM (2013) kriterlerine göre total IgE düzeyinin >1000 IU/mL> 1000\ IU/mL olması tanı için zorunlu (mandatory) kriterlerden biridir.
Yüksek total IgE, hastalığın immünolojik aktivitesini ve Aspergillus duyarlılığını yansıtan en spesifik göstergelerden biridir.

Anahtar Kavram

Alerjik Bronkopulmoner Aspergillozis (ABPA) tanı kriterleri ve ayırıcı tanısı.

Daha Fazla Pratik

ABPA tanısı konulan bir hastada tedavi yönetiminde oral kortikosteroidler ve Itrakonazol kullanımının yerini tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 403Soru

Daha önce sağlıklı olan 2828 yaşındaki bir hastada; boğaz ağrısı ve belirgin ses kısıklığı ile karakterize bir üst solunum yolu enfeksiyonu tablosundan yaklaşık iki hafta sonra, klinik bulguların yeniden alevlenmesiyle birlikte ateş, kuru öksürük ve göğüs ağrısı gelişmiştir. Akciğer grafisinde yamalı interstisyel infiltratlar saptanan ve balgam Gram boyamasında anlamlı bir etken izlenmeyen bu hastadaki pnömoni tablosu 'bifazik' (iki aşamalı) bir seyir göstermektedir. Bu klinik senaryoda öncelikle düşünülmesi gereken mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Chlamydia pneumoniae

Cevap

Bifazik (iki aşamalı) seyir ve başlangıçtaki larenjit bulguları nedeniyle en olası etken Chlamydia pneumoniae'dir.
Chlamydia pneumoniae enfeksiyonları genellikle farenjit, sinüzit veya larenjit (ses kısıklığı) ile başlar. Birkaç hafta süren bir 'bifazik' seyir karakteristiktir; yani önce üst solunum yolu bulguları görülür, bu bulgular hafifledikten sonra pnömoni tablosu gelişir. Atipik seyir nedeniyle Gram boyama ve rutin kültürlerde etken saptanamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik seyrin analiz edilmesi
Hastada önce farenjit/larenjit tablosu gelişmiş, ardından kısa bir remisyon sonrası pnömoni bulguları eklenmiştir (bifazik seyir).
Belirli mikroorganizmaların patogenezinde üst solunum yolu enfeksiyonu ile alt solunum yolu tutulumu arasında belirgin bir zaman farkı bulunur.
2
Ayırıcı tanıdaki spesifik bulgunun değerlendirilmesi
Ses kısıklığı (larenjit), atipik pnömoni etkenleri arasında özellikle bir mikroorganizmayı akla getirir.
Chlamydia pneumoniae, diğer atipik etkenlerden farklı olarak belirgin larenjit ve ses kısıklığı ile ilişkilendirilmiştir.
3
Laboratuvar ve radyolojik bulguların birleştirilmesi
Gram boyamada etkenin görülmemesi (atipik özellik) ve interstisyel infiltratlar tanıyı destekler.
Atipik etkenler hücre içi veya hücre duvarı olmayan yapıda olduklarından standart Gram boyama ile saptanamazlar.

Anahtar Kavram

Chlamydia pneumoniae enfeksiyonlarının karakteristiği olan bifazik seyir ve larenjit birlikteliği.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 404Soru

64 yaşında erkek hasta, yaklaşık 11 yıldır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetiyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde 3030 yıl boyunca gemi söküm ve tersane işlerinde çalıştığı, 3030 paket-yıl sigara öyküsü olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde inspiratuar ince raller (velcro raller) duyuluyor ve her iki el parmaklarında çomak parmak saptanıyor. Çekilen toraks yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografisinde (HRCT) akciğer bazal segmentlerinde daha belirgin olmak üzere subpleural retiküler çizgilenmeler, bal peteği (honeycombing) manzarası ve bilateral diyafragmatik kalsifiye plevral plaklar izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asbestozis

Cevap

Asbestozis
Hastanın gemi söküm ve tersane geçmişi, asbest liflerine maruz kaldığını güçlü bir şekilde düşündürür. HRCT'de saptanan akciğer bazallerindeki bal peteği manzarası (UIP benzeri patern) ve özellikle bilateral kalsifiye diyafragmatik plevral plaklar, asbestozis tanısı için patognomonik sayılabilecek kadar karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mesleki maruziyetini ve risk faktörlerini değerlendir.
Gemi söküm ve tersane işçiliği asbest maruziyeti için yüksek risk taşır.
Asbestozis, asbest liflerinin solunmasıyla oluşan bir pnömokonyozdur.
2
Radyolojik bulguları (HRCT) analiz et.
Akciğer bazallerinde bal peteği görünümü ve plevral kalsifiye plaklar tespit edildi.
Kalsifiye plevral plaklar, asbest maruziyetinin en spesifik radyolojik belirtecidir.
3
Klinik ve radyolojik bulguları birleştirerek ayırıcı tanı yap.
Hem parankimal fibrozis hem de plevral tutulum varlığı asbestozis tanısını doğrular.
IPF gibi diğer interstisyel hastalıklarda plevral kalsifikasyon beklenmez.

Anahtar Kavram

Asbestozis Tanısal Bulguları

Daha Fazla Pratik

Asbest maruziyeti olan bir hastada bronkojenik karsinom ve mezotelyoma risk artışını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 405Soru

41 yaşında erkek hasta, son bir yıldır giderek artan efor dispnesi şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde sadece 4 paket-yılı sigara öyküsü olduğu ve 5 yıl önce sigarayı bıraktığı öğreniliyor. Aile öyküsünde babasının 48 yaşında karaciğer sirozu tanısıyla vefat ettiği biliniyor. Fizik muayenede her iki akciğer bazalinde solunum sesleri azalmış olarak duyuluyor. Solunum Fonksiyon Testinde (SFT) FEV1/FVC oranı %62, FEV1 %48 (beklenenin) olarak ölçülüyor. Toraks yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (YÇBT) alt zonlarda belirgin panasesiner amfizem izleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alfa-1 antitripsin eksikliği

Cevap

Alfa-1 antitripsin eksikliği
Bu vaka, Alfa-1 antitripsin (A1AT) eksikliği için klasik bir prezentasyondur. Tanıyı destekleyen temel özellikler şunlardır: 1) Genç yaşta (45 yaş altı) amfizem gelişimi. 2) Sigara öyküsünün amfizem derecesine göre az olması veya hiç olmaması. 3) Radyolojik olarak 'alt zon' ağırlıklı ve 'panasesiner' tipte amfizem görülmesi. 4) Aile öyküsünde A1AT eksikliğine eşlik edebilen karaciğer hastalığı (siroz) bulunması. Normalde sigara ilişkili KOAH'ta amfizem üst zonlarda ve sentrilobüler tipte görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini ve demografik özelliklerini analiz et.
41 yaş (genç), düşük sigara öyküsü (4 paket-yılı), ailede karaciğer hastalığı (siroz) öyküsü.
Genç yaşta ortaya çıkan obstrüktif akciğer hastalığı genetik nedenleri düşündürmelidir.
2
Radyolojik ve SFT bulgularını değerlendir.
SFT'de obstrüksiyon (FEV1/FVC < %70). Radyolojide alt zonlarda panasesiner amfizem.
Obstrüktif patern amfizemi destekler. 'Alt zon' ve 'panasesiner' tutulum Alfa-1 antitripsin eksikliğinin tipik radyolojik bulgusudur.
3
Ayırıcı tanıyı yap.
Sigara kaynaklı KOAH üst zonlarda sentrilobüler amfizem yapar. Astım amfizem yapmaz.
Klinik triadı (Genç KOAH + Bazal Amfizem + Karaciğer Öyküsü) Alfa-1 antitripsin eksikliğini işaret eder.

Anahtar Kavram

Alfa-1 Antitripsin Eksikliği (Genç yaşta KOAH ve bazal panasesiner amfizem)

İpuçları

1
Hastanın yaşına ve sigara öyküsünün azlığına dikkat edin; tipik bir KOAH hastasından daha genç.
2
Amfizemin akciğerdeki yerleşimi (bazal/alt zonlar) ve tipi (panasesiner) etyoloji hakkında en güçlü ipucudur.
3
Babasındaki 'karaciğer sirozu' öyküsü, hem akciğeri hem karaciğeri tutabilen genetik bir enzim eksikliğini işaret ediyor.

Daha Fazla Pratik

A1AT eksikliği tanısında kesin tanı için serum A1AT düzeyi ve genotip analizi istenir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 406Soru

Özofagus varis kanaması nedeniyle masif kan transfüzyonu yapılan 58 yaşındaki erkek hastada, işlemden 4 saat sonra şiddetli dispne ve takipne gelişiyor. Fizik muayenede her iki akciğerde yaygın raller duyuluyor. Çekilen akciğer grafisinde bilateral diffüz infiltrasyonlar izlenirken, ekokardiyografide sol ventrikül fonksiyonları normal bulunuyor ve sol atriyum basınç artışı saptanmıyor. Entübe edilerek mekanik ventilatöre bağlanan hastanın %70 FiO2 ve 10 cmH2O PEEP desteği altında alınan arter kan gazında PaO2 98 mmHg olarak ölçülüyor. Bu aşamada uygulanan koruyucu akciğer ventilasyonuna (6 mL/kg tidal volüm) ek olarak, bu hastada mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Günlük en az 12-16 saat pron pozisyonu uygulanması

Cevap

Günlük en az 12-16 saat pron pozisyonu uygulanması
Sorudaki hasta masif transfüzyon sonrası gelişen TRALI tablosundadır ve ARDS kliniği göstermektedir. Hesaplanan PaO2/FiO2 oranı 140 mmHg'dir. Bu değer 150 mmHg'nin altındadır. Klasik ARDS çalışmalarında (özellikle PROSEVA), PaO2/FiO2 oranı 150 mmHg'nin altında olan hastalarda günde en az 12-16 saat uygulanan pron pozisyonunun mortaliteyi anlamlı ölçüde azalttığı gösterilmiştir. Bu nedenle, koruyucu ventilasyona ek olarak mortalite avantajı sağlayan en güçlü kanıt pron pozisyonundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu tanımla
Masif transfüzyon sonrası gelişen, kardiyojenik olmayan pulmoner ödem tablosu TRALI (Transfüzyon İlişkili Akut Akciğer Hasarı) ile uyumludur ve ARDS kriterlerini karşılamaktadır.
Tanı
2
PaO2/FiO2 oranını hesaplayarak ARDS ağırlığını belirle
PaO2 (98) / FiO2 (0.70) = 140 mmHg. Berlin kriterlerine göre bu değer orta şiddette ARDS (100 < P/F ≤ 200) grubuna girer.
Şiddet Belirleme
3
Mortalite kanıtı olan tedaviyi seç
PaO2/FiO2 oranı 150 mmHg'nin altında olan hastalarda günde en az 12-16 saat uygulanan pron pozisyonunun mortaliteyi azalttığı PROSEVA çalışması ile kanıtlanmıştır.
Tedavi Seçimi

Anahtar Kavram

Orta ve ağır ARDS (PaO2/FiO2 < 150 mmHg) yönetiminde pron pozisyonunun mortalite üzerine kanıtlanmış etkisi.

İpuçları

1
Hastanın PaO2/FiO2 oranını hesaplayın: 98 / 0.70 = 140 mmHg. Bu değer 150 mmHg'nin altındadır.
2
Şıklardaki tedavilerden hangisi sadece oksijen saturasyonunu (rakamı) düzeltmekle kalmayıp, hastanın hayatta kalma şansını (mortaliteyi) artırmasıyla bilinir?
3
PROSEVA çalışması, P/F oranı 150'nin altında olan hastalarda hastayı 'yüz üstü' çevirmenin hayati önemini göstermiştir.

Daha Fazla Pratik

ARDS şiddet sınıflaması (Berlin Kriterleri) ve her evre için önerilen tedavi basamaklarını içeren bir algoritma sorusu çözülebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 407Soru

Eforla artan nefes darlığı ve ekspiryumda uzama şikayetleri olan 5252 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde bilateral yaygın ekspiratuar ronküsler saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde 3030 paket-yıl sigara öyküsü mevcuttur. Hastaya yapılan solunum fonksiyon testi (SFT) sonuçları aşağıda sunulmuştur:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenen Değerin %'si
FVC3.23.2 L%85\%85
FEV11.91.9 L%58\%58
FEV1/FVC%59\%59-

Bu bulgulara göre hastadaki solunum bozukluğunun tipi ve şiddeti için aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta derecede obstrüktif bozukluk

Cevap

Hastanın SFT bulguları orta derecede obstrüktif bozukluk ile uyumludur.
Solunum fonksiyon testlerinde obstrüksiyonun tanısı FEV1/FVC oranının %70\%70'in altında olmasıyla konur. Bu hastada oran %59\%59 olup tanı obstrüksiyondur. Obstrüktif hastalığın şiddeti FEV1 yüzdesine göre belirlenir; %5079\%50-79 arası orta derece, %80\%80 ve üzeri hafif derecedir. Hastanın FEV1 değeri %58\%58 olduğu için 'orta derecede obstrüktif bozukluk' tanısı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
FEV1/FVC oranını değerlendir.
Ölçülen oran %59\%59'dur ve %70\%70'in (veya LLN) altındadır.
Bu oran obstrüktif bir hava yolu hastalığının varlığını kanıtlar.
2
FVC değerini kontrol et.
FVC beklenenin %85\%85'idir.
FVC'nin %80\%80'in üzerinde olması, saf bir obstrüktif patern olduğunu ve belirgin bir restriksiyonun eşlik etmediğini gösterir.
3
FEV1 değerine göre şiddeti belirle.
FEV1 beklenenin %58\%58'idir.
GOLD sınıflamasına göre %50FEV1<%80\%50 \leq \text{FEV1} < \%80 aralığı orta derecede obstrüksiyon olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

SFT'de obstrüktif bozukluk tanımı ve şiddet sınıflaması.

İpuçları

1
Öncelikle FEV1/FVC oranına bakarak bozukluğun obstrüktif mi yoksa restriktif mi olduğuna karar verin.
2
Oran %70\%70'in altındaysa obstrüksiyon vardır. Şiddeti belirlemek için FEV1 yüzdesini kullanın.

Daha Fazla Pratik

Reverzibilite testi sonuçlarını ve DLCO parametresinin obstrüktif hastalıklardaki (astım vs amfizem) ayırıcı tanısını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 408Soru

5252 yaşında erkek hasta, sağ böbrek taşları nedeniyle yapılan perkütan nefrolitotomi (PCNL) işleminden 2424 saat sonra ani başlayan sağ yan ağrısı ve nefes darlığı şikayetiyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede sağ akciğer bazalinde solunum sesleri azalmış ve perküsyonda matite saptanıyor. Torasentez ile alınan plevral sıvının biyokimyasal analizinde; plevral sıvı/serum protein oranı 0.350.35, plevral sıvı/serum LDH oranı 0.450.45, pH değeri 7.127.12 ve glukoz düzeyi 8888 mg/dL olarak ölçülüyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, tanıyı kesinleştirmek için bakılması gereken en özgül parametre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plevral sıvı / Serum kreatinin oranının >1.0> 1.0 olması

Cevap

Plevral sıvı / Serum kreatinin oranının >1.0> 1.0 olması urinotoraks tanısını kesinleştirir.
Bu vakada Light kriterlerine göre transüda (0.350.35 ve 0.420.42 oranları) saptanmıştır. Transüda niteliğinde olup pH değeri 7.207.20'nin altında olan tek klinik durum urinotorakstır. Özellikle böbrek veya retroperitoneal cerrahi (PCNL gibi) sonrası gelişen efüzyonlarda plevral sıvı / serum kreatinin oranının >1.0> 1.0 bulunması urinotoraks tanısı için altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Light kriterlerini analiz et.
Sıvı/Serum Protein (0.35<0.50.35 < 0.5) ve Sıvı/Serum LDH (0.45<0.60.45 < 0.6) değerleri sıvının transüda olduğunu göstermektedir.
Efüzyonun mekanizmasını (eksüda vs. transüda) belirlemek ilk adımdır.
2
Plevral sıvı pH değerini yorumla.
pH 7.127.12 (asidik) olarak saptanmıştır.
Transüda niteliğindeki sıvılarda asidik pH saptanması çok nadirdir.
3
Klinik bağlamı ve ayırıcı tanıyı birleştir.
PCNL cerrahisi sonrası gelişen, düşük pH'lı transüda plevral efüzyonunun en olası nedeni urinotorakstır.
Urinotoraks, asidik pH değerine sahip olan tek transüda nedenidir.
4
Spesifik tanısal testi belirle.
Plevral sıvı / Serum kreatinin oranının >1.0> 1.0 olması tanı koydurucudur.
Plevral aralığa sızan idrardaki kreatinin konsantrasyonu serumdan yüksek olacaktır.

Anahtar Kavram

Urinotoraks: Düşük pH'lı Tek Transüda
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 409Soru

5252 yaşında kadın hasta, son 11 aydır süregelen öksürük, halsizlik, gece terlemesi ve yaklaşık 66 kgkg zayıflama şikayetleriyle başvuruyor. Çekilen akciğer grafisinde sağ üst lobda kavitasyonel lezyon izlenmesi üzerine yapılan balgam tetkikinde asido-rezistan basiller (ARBARB) saptanıyor. Özgeçmişinde kronik Hepatit B taşıyıcılığı bulunan hastaya İzoniazid (HH), Rifampisin (RR), Pirazinamid (ZZ) ve Etambutol (EE) kombinasyonundan oluşan standart antitüberküloz tedavi başlanıyor. Tedavinin 44. haftasında hastada yeni gelişen iştahsızlık, bulantı ve skleralarda sararma gözleniyor.

Laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
AST255255 U/LU/L00 - 4040 U/LU/L
ALT290290 U/LU/L00 - 4040 U/LU/L
Total Bilirubin4.54.5 mg/dLmg/dL0.20.2 - 1.21.2 mg/dLmg/dL
Alkalen Fosfataz110110 U/LU/L3030 - 120120 U/LU/L

Bu hastanın güncel klinik tablosunda en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzoniazid, Rifampisin ve Pirazinamid derhal kesilmeli; enzimler normalin 22 katının altına inene kadar tedaviye Etambutol ve bir florokinolon ile devam edilmelidir.

Cevap

İzoniazid, Rifampisin ve Pirazinamid'in kesilerek tedaviye Etambutol ve bir florokinolon (veya Streptomisin) ile devam edilmesi en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım, hepatotoksik ilaçların (H,R,ZH, R, Z) derhal kesilmesidir. Hastanın laboratuvar bulguları (ALT>3×ALT > 3 \times ULN) ve eşlik eden semptomları (bulantı, kusma) ile ikter (Bilirubin >2> 2 mg/dLmg/dL) mevcudiyeti, antitüberküloz ilaçlara bağlı ağır karaciğer hasarını göstermektedir. Bu durumda karaciğeri korumak adına riskli ilaçlar durdurulurken, hastanın kavitasyonel ve yayma pozitif tüberküloz tablosu nedeniyle tedavisiz kalmaması için hepatotoksik olmayan Etambutol ve bir florokinolon (veya Streptomisin) ile tedaviye devam edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hepatotoksisite kriterlerini değerlendir
ALT (290290 U/LU/L) normal üst sınırın (4040 U/LU/L) 77 katından fazladır ve hastada ikter/semptom mevcuttur.
ATS/CDC kriterlerine göre; semptomatik hastalarda ALT >3×> 3 \times ULN veya asemptomatik hastalarda ALT >5×> 5 \times ULN olması durumunda hepatotoksisite tanısı konur.
2
Sorumlu ilaçları durdur
Hepatotoksik potansiyeli yüksek olan İzoniazid, Rifampisin ve Pirazinamid kesilir.
Karaciğer hasarının ilerlemesini ve olası bir fulminan karaciğer yetmezliğini önlemek için toksik ajanlar hemen durdurulmalıdır.
3
Alternatif (köprü) tedavi planla
Kavitasyonel ve bulaştırıcı (ARB+ARB+) hastalık nedeniyle Etambutol ve florokinolon (örneğin Levofloksasin) ile tedaviye devam edilir.
Hastalık yükü fazla olan vakalarda tedavinin tamamen kesilmesi direnç gelişimine ve klinik kötüleşmeye yol açabilir.
4
İzlem ve yeniden başlama stratejisi
Enzimler normalin 22 katının altına inince ilaçlar sırasıyla (genellikle önce Rifampisin, sonra İzoniazid) tekrar başlanır.
En az hepatotoksik ama en etkili olan Rifampisin'in erken başlanması, tedavi başarısını artırır.

Anahtar Kavram

Anti-tüberküloz İlaç İlişkili Hepatotoksisite (DILI) Yönetimi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 410Soru

Halsizlik, iştahsızlık ve hiperpigmentasyon şikayetleri nedeniyle tetkik edilen 4444 yaşındaki kadın hastada "Primer Adrenal Yetmezlik" (Addison Hastalığı) saptanarak günlük 2525 mgmg hidrokortizon ve 0.10.1 mgmg fludrokortizon replasman tedavisine başlanmıştır. Yaklaşık 1414 hafta sonra hastada öksürük ve gece terlemesi şikayetleri gelişmiş; çekilen akciğer grafisinde sağ üst lobda kaviter infiltrasyon izlenmiş ve balgam yaymasında aside dirençli basiller (ARB) 3(+)3(+) olarak raporlanmıştır. Hastaya izoniazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutol tedavisi başlanmıştır. Antitüberküloz tedavinin 10.10. gününde hastada şiddetli bulantı, kusma, karın ağrısı ve kan basıncında ani düşüş (75/4575/45 mmHgmmHg) gelişmiştir.

Bu hastadaki klinik tablonun en olası nedeni ve yapılması gereken en uygun müdahale aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rifampisin'in sitokrom P450 enzim indüksiyonu - Kortikosteroid dozunun artırılması

Cevap

Klinik tablo Rifampisin'in sitokrom P450 enzimlerini indüklemesi sonucu gelişen bir adrenal krizdir ve kortikosteroid dozunun artırılması gerekir.
Rifampisin'in sitokrom P450 enzim indüksiyonu ve kortikosteroid dozunun artırılmasını içeren yaklaşım doğrudur. Rifampisin, özellikle CYP3A4 enzimini indükleyerek glukokortikoid ve mineralokortikoidlerin yıkımını hızlandırır. Primer adrenal yetmezliği olan bir hastada bu durum replasman tedavisinin yetersiz kalmasına ve akut adrenal krize (hipotansiyon, şok) yol açar. Bu durumda tüberküloz tedavisine devam edilirken steroid dozu artırılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut durumunun değerlendirilmesi
Addison hastası olan hastada TB tedavisi sonrası akut hipotansiyon ve gastrointestinal semptomlar gelişmesi, bir 'Adrenal Kriz' tablosunu işaret eder.
Replasman altındaki bir hastada aniden gelişen bu semptomlar, steroid düzeyinin yetersiz kaldığını gösterir.
2
İlaç etkileşiminin analiz edilmesi
Rifampisin, karaciğerde CYP3A4 başta olmak üzere sitokrom P450 enzimlerini güçlü bir şekilde indükler.
Hidrokortizon ve fludrokortizon bu enzimler aracılığıyla metabolize edilir; enzim indüksiyonu bu ilaçların yarı ömrünü kısaltır ve serum düzeylerini düşürür.
3
Yönetim stratejisinin belirlenmesi
Hastada gelişen akut yetmezliği gidermek için steroid replasman dozu genellikle 22-33 katına çıkarılmalıdır.
Rifampisin kullanımı sırasında steroid metabolizması hızlandığı için mevcut dozlar yetersiz kalmaktadır.

Anahtar Kavram

Rifampisin, sitokrom P450 enzim indüksiyonu yaparak kortikosteroidlerin (ve oral kontraseptif, varfarin, dijital gibi ilaçların) metabolizmasını hızlandırır; bu durum Addison hastalarında adrenal krizi tetikleyebilir.
Soru 411Soru

68 yaşında erkek hasta, son 2 yıl içerisinde üç kez pnömoni nedeniyle hastaneye yatırılarak tedavi edilmiştir. Yaklaşık 10 yıldır KOAH tanısı olan hastanın mevcut tedavisi flutikazon/salmeterol ve tiotropiumdur. Son 1 yıl içinde pnömoni dışı bir kez orta dereceli alevlenme öyküsü mevcuttur. Hastanın fizik muayenesinde ekspiryumda hafif wheezing duyulmaktadır. Laboratuvar ve solunum fonksiyon testi bulguları aşağıda verilmiştir:

ParametreBulgular
FEV1/FVCFEV_1 / FVC0.560.56
FEV1FEV_1 (% beklenen)%42\%42
Kan eozinofili45 hu¨cre/μL45 \text{ hücre}/\mu L
Göğüs BTYaygın amfizem, pnömoni sekeli

GOLD 2024 rehberine göre, bu hasta için en uygun farmakolojik yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnhaler kortikosteroidin (İKS) kesilerek LABA+LAMA kombinasyonu ile tedaviye devam edilmesi

Cevap

İnhaler kortikosteroidin kesilerek LABA+LAMA kombinasyonu ile tedaviye devam edilmesi
Doğru yaklaşım İKS'nin kesilmesidir. GOLD 2024 güncellemelerine göre, kan eozinofili seviyesi 100 hu¨cre/μL100 \text{ hücre}/\mu L altında olan hastalarda İKS'nin alevlenmeleri önleme etkisi çok kısıtlıdır. Ayrıca hastanın son 2 yılda 3 kez pnömoni geçirmiş olması, İKS kullanımının en önemli yan etkilerinden birine maruz kaldığını gösterir. Bu durumda fayda-zarar dengesi İKS aleyhine bozulduğundan, tedaviden çıkarılması en uygun adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın GOLD grubunu ve mevcut tedaviye yanıtını değerlendir.
Hasta GOLD Grup E (sık alevlenen) kategorisindedir ve üçlü tedavi (LABA+LAMA+İKS) almaktadır.
Tedavi optimizasyonu için hastanın alevlenme sıklığı ve tipi önemlidir.
2
İnhaler kortikosteroid (İKS) kullanımının risk ve fayda dengesini analiz et.
Kan eozinofili <100 hu¨cre/μL<100 \text{ hücre}/\mu L olması İKS faydasının düşük olduğunu, 2 yılda 3 pnömoni öyküsü ise riskin yüksek olduğunu gösterir.
GOLD 2024 rehberi, düşük eozinofili ve pnömoni varlığında İKS de-eskalasyonunu önerir.
3
Uygun tedavi değişikliğini belirle.
İKS (flutikazon) tedaviden çıkarılır, uzun etkili bronkodilatörler (salmeterol ve tiotropium) ile devam edilir.
Hasta güvenliği ve rehber uyumu açısından en doğru yaklaşım budur.

Anahtar Kavram

KOAH'ta İKS De-eskalasyon Kriterleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 412Soru

6868 yaşında kadın hasta; son üç gündür devam eden halsizlik, iştahsızlık ve yer-zaman oryantasyonunda bozulma şikâyetleriyle acil servise getiriliyor. Hastanın klinik verileri aşağıda özetlenmiştir:

ParametreBulgular
Vücut Sıcaklığı37.8C37.8^{\circ}C
Kan Basıncı115/75115/75 mmHgmmHg
Solunum Hızı2424/dakika
Bilinç DurumuKonfüze (Zaman oryantasyonu bozuk)
Kan Üre Azotu (BUNBUN)1818 mg/dLmg/dL

Akciğer grafisinde sağ alt lobda lober konsolidasyon saptanan bu hasta için CURB-65 skoruna göre en uygun klinik yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Servise yatırılarak ampirik antibiyotik tedavisine başlanması

Cevap

CURB-65 skoru 2 olan bu hasta, orta risk grubunda yer aldığı için servise yatırılarak tedavi edilmelidir.
Hastanın değerlendirmesinde konfüzyonun varlığı (+1 puan) ve yaşının 65'ten büyük olması (+1 puan) sonucu CURB-65 skoru 2 olarak hesaplanmıştır. Diğer kriterler olan kan üre azotu (BUNBUN < 1919 mg/dLmg/dL), solunum hızı (< 3030/dakika) ve kan basıncı (normal sınırlar) puan almamaktadır. Rehberlere göre 2 puan alan hastalar orta risk grubundadır ve hastaneye yatışları önerilir.

Adım Adım Çözüm

1
CURB-65 kriterlerine göre hastanın puanını hesaplayın.
C (Konfüzyon): Var (+1), U (Üre > 19 mg/dL): Yok (18 mg/dL), R (Solunum hızı >= 30): Yok (24/dk), B (Kan basıncı < 90/60): Yok (115/75 mmHg), 65 (Yaş >= 65): Var (68 yaşında). Toplam Puan = 2.
Yatış kararını belirlemek için standart skorlama sistemini uygulamak gerekir.
2
Elde edilen skora göre risk grubunu ve yönetim stratejisini belirleyin.
Skor 2 = Orta risk. Önerilen yaklaşım hastaneye (servise) yatıştır.
Skorlama sistemindeki eşik değerler, mortalite riskine göre en güvenli tedavi yerini belirler.

Anahtar Kavram

CURB-65 skorlama sisteminde 2 puan, hastanın servise yatırılarak tedavi edilmesi gerektiğini gösteren kritik eşiktir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 413Soru

Altmış dört yaşında erkek hasta, son iki aydır artan nefes darlığı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sol hemitoraks tabanında solunum sesleri azalmış olarak duyuluyor. Çekilen akciğer grafisinde sol hiler dolgunluk ve sol hemidiyaframın sağa göre belirgin yüksek olduğu (elevasyon) izleniyor. Floroskopide derin inspiryum sırasında sol diyaframda paradoks hareket saptanıyor. Toraks BT'de sol üst lobda 6 cm çaplı, mediastinal plevraya bitişik ve frenik sinir trasesini tutan kitle izleniyor. Mediastinal veya hiler patolojik boyutlu lenf nodu saptanmıyor ve uzak metastaz taraması negatif bulunuyor. Bu hasta için en olası TNM evrelemesi ve tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: T3N0M0 (Evre IIB) - Öncelikli cerrahi rezeksiyon

Cevap

T3N0M0 (Evre IIB) - Öncelikli cerrahi rezeksiyon
Hastadaki 'paradoks hareket' ve diyafram yüksekliği frenik sinir felcini gösterir. TNM 8. evreleme sistemine göre frenik sinir invazyonu T3 kriteridir. Ayrıca tümörün 6 cm olması da (5-7 cm arası) T3 ile uyumludur. Lenf nodu veya metastaz yoktur (N0, M0). T3N0M0 Evre IIB'ye karşılık gelir ve bu evredeki standart yaklaşım, kontrendikasyon yoksa öncelikli cerrahi rezeksiyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Tümör T evresini belirle
T3
6 cm çap (5-7 cm arası = T3) ve frenik sinir invazyonu (diyafram paralizisi) T3 kriteridir. (Not: Diyafram kasının doğrudan invazyonu T4 iken, frenik sinir tutulumu T3'tür.)
2
Lenf nodu (N) evresini belirle
N0
Radyolojik olarak patolojik lenf nodu saptanmadığı belirtilmiştir.
3
TNM evresini ve tedavi grubunu oluştur
T3 N0 M0 = Evre IIB
TNM 8. edisyona göre T3N0M0, Evre IIB grubuna girer.
4
Tedavi kararını ver
Cerrahi Rezeksiyon
T3N0 (Evre IIB) tümörlerde, hasta medikal olarak uygunsa standart tedavi cerrahi rezeksiyondur (genellikle lobektomi + gerekirse diyafram plikasyonu/rezeksiyonu).

Anahtar Kavram

Akciğer kanseri evrelemesinde sinir tutulumları ayrımı: Frenik sinir invazyonu T3 iken, Rekürren Laringeal Sinir invazyonu T4 kabul edilir.
Soru 414Soru

3434 yaşında erkek hasta, son 44 aydır giderek artan kuru öksürük ve efor dispnesi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde 1515 paket-yıl sigara öyküsü olan hasta, mimar olarak çalışmaktadır. Fizik muayenesinde bilateral orta ve üst zonlarda ince raller saptanıyor, çomak parmak izlenmiyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT) her iki akciğer üst ve orta zonlarında daha belirgin olan, düzensiz şekilli ("bizar") ince duvarlı kistler ve küçük stellat (yıldızvari) nodüller izleniyor; kostofrenik sinüslerin ise korunduğu görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner Langerhans Hücreli Histiyositoz

Cevap

Pulmoner Langerhans Hücreli Histiyositoz
Doğru seçenek olan Pulmoner Langerhans Hücreli Histiyositoz, sigara içen genç erişkinlerde tipik olarak üst ve orta zonlarda stellat nodüller ve bunların kavitasyonu ile oluşan bizar şekilli ince duvarlı kistlerle karakterizedir. Kostofrenik sinüslerin korunması en önemli radyolojik ipuçlarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hasta demografisi ve risk faktörlerini değerlendir
Genç erişkin erkek ve aktif sigara kullanıcısı (1515 paket-yıl).
Langerhans hücreli histiyositoz (LCH) neredeyse tamamen sigara içen genç erişkinleri etkileyen bir hastalıktır.
2
HRCT'deki radyolojik patern ve dağılımı analiz et
Üst ve orta zon hakimiyetinde stellat nodüller ve düzensiz (bizar) şekilli kistler mevcut; kostofrenik sinüsler korunmuş.
Bu spesifik dağılım ve 'bizar' kist yapısı LCH için patognomoniktir; kistler nodüllerin kavitasyonu ile oluşur.
3
Ayırıcı tanıları dışla
LAM (kadın cinsiyet, yaygın düzenli kistler), IPF (bazal yerleşim, yaşlı hasta), Sarkoidoz (hiler LAP, lenfatik dağılım) dışlandı.
Hastanın klinik ve radyolojik özellikleri diğer interstisyel akciğer hastalıklarından net bir şekilde ayrılmaktadır.

Anahtar Kavram

Pulmoner Langerhans Hücreli Histiyositoz (LCH), sigara içen gençlerde üst zonlarda bizar kist ve nodüllerle karakterize, kostofrenik sinüsleri koruyan bir interstisyel akciğer hastalığıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 415Soru

5252 yaşında erkek hasta, 55 gündür devam eden yüksek ateş, öksürük ve ilerleyici nefes darlığı şikayetleriyle yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Yapılan değerlendirmeler sonucunda LegionellaLegionella pnömonisine bağlı ARDSARDS tanısı konulan hasta entübe ediliyor. Mekanik ventilatörde; 6 mL/kg6\text{ mL/kg} (ideal vücut ağırlığına göre) tidal hacim, FiO2:0.80FiO_2: 0.80, PEEP:14 cmH2OPEEP: 14\text{ cmH}_2\text{O} ayarlarında izlenen hastanın plato basıncı 29 cmH2O29\text{ cmH}_2\text{O} ölçülüyor. Arteriyel kan gazı analizinde pH:7.28pH: 7.28, PaCO2:48 mmHgPaCO_2: 48\text{ mmHg}, PaO2:56 mmHgPaO_2: 56\text{ mmHg} ve laktat 1.8 mmol/L1.8\text{ mmol/L} saptanıyor. Hemodinamisi stabil olan bu hastanın yönetimiyle ilgili kanıta dayalı tıp verilerine göre aşağıdakilerden hangisi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastanın günde en az 1616 saat süreyle pron pozisyonuna alınması

Cevap

P/F oranı 7070 olan ağır ARDS hastasında en uygun yaklaşım günde en az 1616 saat pron pozisyonu uygulamaktır.
Hastanın P/FP/F oranı 7070 olarak hesaplanmıştır (56/0.856/0.8). Berlin kriterlerine göre P/F<100P/F < 100 olması ağır ARDSARDS olarak tanımlanır. PROSEVA çalışması başta olmak üzere güncel kılavuzlar, P/FP/F oranı 150150'nin altında olan ağır ARDSARDS olgularında günde en az 1616 saat süreyle uygulanan pron pozisyonunun mortaliteyi anlamlı derecede azalttığını göstermiştir. Bu nedenle hemodinamik olarak stabil olan bu hastada en uygun adım pron pozisyonuna geçmektir.

Adım Adım Çözüm

1
Oksijenasyon indeksini (P/FP/F oranı) hesapla.
PaO2/FiO2=56/0.8=70PaO_2 / FiO_2 = 56 / 0.8 = 70.
Berlin kriterlerine göre ARDS'nin şiddetini belirlemek için bu oran kritiktir.
2
Berlin kriterlerine göre şiddet sınıflandırmasını yap.
P/F<100P/F < 100 olduğu için 'Ağır ARDS' tanısı kesinleşir.
Ağır ARDS tablosunda mortaliteyi azaltan spesifik girişimler (pron pozisyonu gibi) gündeme gelir.
3
Kanıta dayalı yönetim stratejilerini değerlendir.
PROSEVA çalışmasına göre P/F<150P/F < 150 olan hastalarda pron pozisyonunun mortaliteyi azalttığını doğrula.
Bu hasta P/F=70P/F=70 ile pron pozisyonu için kesin endikasyona sahiptir.
4
Diğer tedavi modalitelerini (HFOV, sıvı yönetimi, oksijen hedefleri) ele.
HFOV'un mortaliteyi artırabileceği, liberal sıvının iyileşmeyi geciktirdiği ve aşırı oksijenin toksik olduğu bilgisini kullan.
Hatalı ve güncel olmayan uygulamaları eleyerek en doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Berlin Kriterleri ve Ağır ARDS Yönetimi

Daha Fazla Pratik

ARDS'de 'Driving Pressure' (Sürüş Basıncı) kavramını ve mortalite ile ilişkisini inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 416Soru

Yaklaşık 88 hafta önce geçirdiği üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası şikayetleri gerilemeyen 5252 yaşındaki ev hanımı hasta polikliniğe başvuruyor. Öyküsünden, kuru öksürük ve efor dispnesi şikayetleri için dış merkezde ampirik olarak başlanan amoksisilin-klavulanat ve klaritromisin tedavilerinden fayda görmediği öğreniliyor. Özgeçmişinde 55 paket-yıl sigara öyküsü olan hastanın fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde bilateral inspiratuar raller duyuluyor. Toraks yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografisinde (HRCTHRCT); her iki akciğerde periferik ve subpleural yerleşimli, yama tarzında konsolidasyon alanları ile peribronkovasküler buzlu cam dansiteleri saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kriptojenik organize pnömoni

Cevap

Subakut seyirli, antibiyotik tedavisine yanıtsız öksürük ve dispnesi olan, tomografisinde periferik yama tarzı konsolidasyonlar saptanan hastada en olası tanı Kriptojenik Organize Pnömoni'dir.
Kriptojenik organize pnömoni (COP), tipik olarak viral bir enfeksiyonu takiben gelişen, antibiyotiklere yanıt vermeyen subakut öksürük ve nefes darlığı ile karakterizedir. Radyolojik olarak 'yama tarzında' (patchypatchy) periferik ve subpleural konsolidasyon alanları en özgül bulgusudur. Steroid tedavisine dramatik yanıt verir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik başlangıç ve seyrin değerlendirilmesi
Hastanın şikayetleri bir enfeksiyon sonrası başlamış (88 hafta) ve standart antibiyotik tedavisine yanıt vermemiştir; bu durum organize pnömoni için tipik bir prezantasyondur.
Kriptojenik organize pnömoni (COP) sıklıkla 'iyileşmeyen pnömoni' tablosuyla karışır.
2
Radyolojik bulguların (HRCTHRCT) analizi
Periferik, subpleural ve peribronkovasküler yerleşimli yama tarzı konsolidasyonlar ile buzlu cam dansiteleri saptanmıştır.
Bu radyolojik patern organize pnömoninin karakteristik özelliğidir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
İdiyopatik pulmoner fibrozis (kronik seyir, bal peteği), kalp yetersizliği (hidrostatik ödem bulguları) ve aktif enfeksiyon (tedaviye yanıtsızlık) dışlanmıştır.
Hastanın klinik ve radyolojik verileri en çok COP tablosuyla uyumludur.

Anahtar Kavram

Kriptojenik Organize Pnömoni (COP) Prezantasyonu

Daha Fazla Pratik

Organize pnömonide görülebilen 'Reversed Halo' (Atoll) bulgusunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 417Soru

6565 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayeti ile polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde 3030 yıl boyunca gemi söküm tersanesinde işçi olarak çalıştığı ve 3535 paket-yıl sigara öyküsü olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde bilateral akciğer bazallerinde ince krepitan (velcro) raller ve ellerde çomak parmak saptanıyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT) bilateral alt loblarda periferal bal peteği (honeycombing) görünümü ve plevral plaklar izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asbestozis

Cevap

Plevral plaklar ve gemi söküm tersanesi maruziyeti eşliğinde bazal yerleşimli interstisyel fibrozis (bal peteği) tablosu asbestozis tanısını koydurur.
Doğru cevap olan seçenek, hastanın gemi söküm tersanesindeki çalışma öyküsü (asbest maruziyeti) ve tomografide görülen plevral plaklar ile bazal yerleşimli fibrotik değişiklikleri tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mesleki öyküsünü değerlendir.
Gemi söküm işçiliği, asbest maruziyeti için klasik bir risk faktörüdür.
İnterstisyel akciğer hastalıklarında maruziyet sorgulaması tanıda ilk adımdır.
2
Fizik muayene ve radyolojik bulguları analiz et.
Velcro raller, çomak parmak ve HRCT'de plevral plaklar ile bal peteği görünümü saptandı.
Plevral plaklar, asbest maruziyetinin en spesifik radyolojik işaretidir.
3
Ayırıcı tanı yap.
Plevral plaklar idiyopatik pulmoner fibrozisi dışlar; bazal yerleşim ve plevral tutulum silikozisi dışlar.
Asbestozis, parankimal fibrozis ile plevral plakların bir arada görüldüğü spesifik bir pnömokonyozdur.

Anahtar Kavram

Asbestozis; gemi sökümü, inşaat ve izolasyon işçilerinde görülen, plevral plaklar ve alt lob yerleşimli interstisyel fibrozis ile karakterize bir pnömokonyozdur.
Tahmini Süre:45s
Soru 418Soru

Geçirilmiş serebrovasküler olay nedeniyle yatağa bağımlı olan 68 yaşındaki erkek hasta, yakını tarafından beslenirken aniden öksürük krizine giriyor. Olaydan yaklaşık 3 saat sonra hastada nefes darlığı ve ateş gelişmesi üzerine acil servise getiriliyor. Fizik muayenede vücut sıcaklığı 38,2C38,2^{\circ}\text{C}, solunum sayısı 28/dk28/\text{dk}, kan basıncı 135/85 mmHg135/85\text{ mmHg} ve SpO2SpO_2 %89 olarak ölçülüyor. Akciğer oskültasyonunda sağ bazalde krepitan ralleri duyuluyor. Akciğer grafisinde sağ alt zonda yeni gelişen infiltrasyon izleniyor. Bu hasta için en uygun başlangıç yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oksijen desteği sağlanması ve antibiyotiksiz izlem

Cevap

Oksijen desteği sağlanması ve antibiyotiksiz izlem
Hastadaki tablo, tanıklı aspirasyon sonrası ilk saatlerde gelişen 'Kimyasal Pnömonitis' (Mendelson Sendromu) durumudur. Mide asidinin akciğer parankimine verdiği hasara bağlı steril bir inflamasyondur. Bu dönemde bakteriyel enfeksiyon henüz söz konusu değildir. Rehberler (IDSA/ATS), bu hastalarda rutin antibiyotik proflaksisini önermemektedir. Yaklaşım; solunum desteği, satürasyon takibi ve gerekirse hava yolu temizliğidir. Antibiyotik tedavisi, sadece 48 saatten uzun süren ateş veya klinik kötüleşme durumunda (sekonder bakteriyel enfeksiyon şüphesiyle) düşünülmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu ve zamanlamayı analiz et
Tanıklı aspirasyon sonrası çok erken dönemde (3 saat) gelişen ateş, hipoksi ve infiltrasyon tablosu mevcuttur.
Semptomların başlangıç süresi ayırıcı tanı için kritiktir.
2
Kimyasal Pnömonitis ile Bakteriyel Aspirasyon Pnömonisi ayrımını yap
Bu tablo 'Kimyasal Pnömonitis' (Mendelson Sendromu) ile uyumludur. Bakteriyel aspirasyon pnömonisi genellikle olaydan 24-48 saat sonra gelişir.
Mide içeriğinin asiditesine bağlı steril inflamasyon saatler içinde, bakteriyel enfeksiyon ise günler içinde ortaya çıkar.
3
Tedavi prensiplerini belirle
Kimyasal pnömonitiste tedavi destekleyicidir (Oksijen, aspirasyon). Profilaktik antibiyotik önerilmez.
Erken dönemde enfeksiyon yoktur; antibiyotikler sadece klinik düzelme olmazsa veya sekonder enfeksiyon gelişirse (48 saat sonra) düşünülür.

Anahtar Kavram

Kimyasal Pnömonitis (Mendelson Sendromu) Yönetimi

İpuçları

1
Aspirasyon olayı ile semptomların başlaması arasındaki süreye (3 saat) dikkat ediniz. Bakterilerin çoğalması için bu süre yeterli midir?
2
Bu tablo enfeksiyöz bir süreçten ziyade, asitli mide içeriğinin akciğerde yarattığı 'yanık' benzeri bir durumdur.

Daha Fazla Pratik

Aspirasyon pnömonisi ile kimyasal pnömonitis ayrım tablosunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 419Soru

55 yaşında erkek hasta, son dönemde artan halsizlik, kas güçsüzlüğü, inatçı kabızlık ve sık idrara çıkma şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde 45 paket/yıl sigara kullanımı olduğu öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum düzeyi 13.5 mg/dL, fosfor düzeyi 2.0 mg/dL ve parathormon (PTH) düzeyi baskılanmış (<5 pg/mL) olarak saptanıyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde sağ akciğer üst lobda, ana bronşa bası yapan 5 cm çapında santral yerleşimli kitle izleniyor. Tüm vücut kemik sintigrafisinde metastaz ile uyumlu tutulum saptanmıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası histopatolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yassı hücreli akciğer karsinomu

Cevap

Doğru cevap Yassı hücreli akciğer karsinomu seçeneğidir.
Hastada tarif edilen tablo maligniteye bağlı hiperkalsemidir. Kemik metastazı olmaması, hiperkalseminin humoral yolla (PTHrP salgısı) geliştiğini gösterir. Akciğer kanserleri içinde paraneoplastik hiperkalsemi en sık Yassı Hücreli (Skuamöz) Karsinom ile görülür. Ayrıca tümörün santral yerleşimli olması ve hastanın sigara öyküsü de yassı hücreli karsinom tanısını destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptomlarını ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Kabızlık, poliüri, bilinç bulanıklığı ve Serum Ca > 10.5 mg/dL bulguları Hiperkalsemiyi işaret etmektedir.
Klinik tablo elektrolit bozukluğuna yönlendirmektedir.
2
Hiperkalseminin nedenini araştır.
PTH düşük olduğu için primer hiperparatiroidi dışlanır. Kemik metastazı yok. Bu durum 'Maligniteye bağlı humoral hiperkalsemi' tablosudur.
PTHrP (Parathormon related peptide) salgılanmasına bağlı gelişir.
3
Radyolojik bulgularla tümör tipini eşleştir.
Santral yerleşimli kitle ve hiperkalsemi birlikteliği en sık Yassı Hücreli (Squamous) Karsinomda görülür.
Diğer tümör tiplerinin paraneoplastik sendromları ve yerleşim yerleri farklıdır.

Anahtar Kavram

Paraneoplastik Sendromlar ve Akciğer Kanseri Tipleri İlişkisi
Soru 420Soru

5858 yaşında erkek hasta, son 66 aydır giderek artan efor dispnesi ve öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ekspiryumda trakea üzerinde lokalize, monofonik bir "wheezing" duyuluyor. Hastaya yapılan solunum fonksiyon testi (SFT) sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenen %
FVCFVC4.24.2 L%88\%88
FEV1FEV_12.62.6 L%62\%62
FEV1/FVCFEV_1/FVC%62\%62-
FEF50FEF_{50}1.11.1 L/sn-
FIF50FIF_{50}4.54.5 L/sn-

Akım-volüm halkasında inspiratuar kol normal konfigürasyonda izlenirken, ekspiratuar kolda belirgin bir plato (düzleşme) saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, patolojinin en olası anatomik lokalizasyonu ve beklenen FEF50/FIF50FEF_{50}/FIF_{50} oranı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntratorasik trakea; FEF50/FIF50<1FEF_{50}/FIF_{50} < 1

Cevap

Patoloji intratorasik trakeadadır ve FEF50/FIF50FEF_{50}/FIF_{50} oranı 11'den küçüktür.
Hastada saptanan ekspiratuar plato ve normal inspiratuar eğri, değişken (dinamik) bir intratorasik havayolu obstrüksiyonunun tipik göstergesidir. İntratorasik yerleşimli lezyonlarda, ekspiryum sırasında oluşan pozitif plevral basınç havayolunu komprese ederek akımı sınırlar. Bu durumda FEF50FEF_{50} (zorlu ekspiratuar akım) belirgin şekilde azalırken, inspiryumda oluşan negatif basınç havayolunu genişlettiği için FIF50FIF_{50} (zorlu inspiratuar akım) etkilenmez. Sonuç olarak FEF50/FIF50FEF_{50}/FIF_{50} oranı 11'den küçük (bu vakada 0.240.24) çıkar. Trakea üzerindeki wheezing de merkezi bir havayolu sorununu doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranını değerlendir.
%62\%62 (Normali >%7075> \%70-75).
Obstrüktif bir ventilasyon kusuru olduğunu doğrulamak için.
2
Akım-volüm halkası konfigürasyonunu analiz et.
Ekspiratuar kolda düzleşme (plato), inspiratuar kolda normallik.
Bu patern değişken (dinamik) intratorasik obstrüksiyona (örneğin alt trakeal tümör) işaret eder.
3
FEF50/FIF50FEF_{50}/FIF_{50} oranını hesapla.
1.1/4.5=0.241.1 / 4.5 = 0.24.
Değişken intratorasik obstrüksiyonlarda ekspiratuar akım (FEF50) azaldığı için oran 1'in altına iner.
4
Fizik muayene bulgusuyla birleştir.
Trakea üzerinde duyulan lokalize wheezing ve SFT verileri patolojiyi alt (intratorasik) trakeaya lokalize eder.
Tanıyı anatomik olarak doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Değişken İntratorasik Obstrüksiyon Fizyolojisi

Daha Fazla Pratik

Değişken ekstratorasik obstrüksiyon (örn. vokal kord disfonksiyonu) ile astım ayrımında akım-volüm halkasının önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
ÖncekiSayfa 21 / 23Sonraki
Göğüs Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 21 | Examkin