Endokrin Sistem Farmakolojisi

222 soru

Soru 201Soru

Azot (nitrogennitrogen) içeren bisfosfonatların (örneğin zoledronat, alendronat), osteoklastların 'ruffled border' (fırçamsı kenar) yapısını bozarak kemik rezorpsiyonunu güçlü bir şekilde inhibe etmelerinden sorumlu olan temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevalonat yolağındaki farnesil pirofosfat sentaz enziminin inhibisyonu sonucu küçük GTP-bağlayıcı proteinlerin prenilasyonunun engellenmesi

Cevap

Mevalonat yolağındaki farnesil pirofosfat sentaz enziminin inhibisyonu sonucu küçük GTP-bağlayıcı proteinlerin prenilasyonunun engellenmesi
Azot içeren bisfosfonatlar, osteoklastlarda mevalonat yolağındaki farnesil pirofosfat sentaz enzimini inhibe ederek etki gösterirler. Bu durum, RhoRho, RacRac ve RabRab gibi sinyal iletiminde kritik rol oynayan küçük GTPGTP-bağlayıcı proteinlerin prenilasyonunu (yağ asidi zinciri eklenmesi) engeller. Prenilasyonun bozulması, osteoklastların kemiğe tutunmasını sağlayan fırçamsı kenar yapısının kaybına ve hücrenin fonksiyon göremeyerek apoptoza gitmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Bisfosfonatların kimyasal sınıflandırmasını yapın.
Bisfosfonatlar azot içeren (zoledronat, alendronat, risedronat) ve azot içermeyen (etidronat, klodronat) olarak ikiye ayrılır.
İki grubun moleküler etki mekanizmaları birbirinden tamamen farklıdır.
2
Azot içeren bisfosfonatların hücresel hedefinin belirlenmesi.
Bu ilaçlar mevalonat yolağında yer alan farnesil pirofosfat sentaz (FPPSFPPS) enzimini inhibe ederler.
Bu enzim inhibisyonu, kolesterol sentez basamaklarından biri olan izoprenoid bileşiklerin üretimini durdurur.
3
Enzim inhibisyonunun osteoklast fonksiyonu üzerindeki etkisini analiz edin.
İzoprenoid (geranilgeranil pirofosfat) eksikliği, RhoRho, RacRac ve RabRab gibi küçük GTPGTP-bağlayıcı proteinlerin prenilasyonunu (post-translasyonel modifikasyon) engeller.
Prenilasyon gerçekleşmediğinde bu proteinler hücre membranına tutunamaz, bu da fırçamsı kenar oluşumunu ve vezikül trafiğini bozarak apoptoza yol açar.

Anahtar Kavram

Azotlu bisfosfonatların mevalonat yolağı üzerinden protein prenilasyonunu inhibe etmesi.

Daha Fazla Pratik

Bisfosfonatların neden olduğu atipik femur kırıkları ve çene osteonekrozu gibi yan etkilerin kemik döngüsü (turnoverturnover) hızıyla ilişkisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 202Soru

İkinci kuşak antiandrojenlerden biri olan enzalutamid; prostat kanseri tedavisinde kullanılan bikalutamid gibi birinci kuşak ajanlardan farklı olarak, androjen reseptör (ARAR) sinyal yolağını birden fazla basamakta güçlü bir şekilde inhibe eder. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi enzalutamidin bikalutamide üstünlük sağlayan ve reseptör aktivasyonunu takip eden hücre içi sinyal iletimini baskılayan ek mekanizmalarından biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktive olmuş androjen reseptör kompleksinin sitoplazmadan nükleusa translokasyonunun önlenmesi

Cevap

Aktive olmuş androjen reseptör kompleksinin sitoplazmadan nükleusa translokasyonunun önlenmesi
Enzalutamid, klasik antiandrojenlerden farklı olarak sinyal iletimini üç farklı noktada keser. Bunlar arasında en ayırt edici olanı, sitoplazmada aktive olan androjen reseptörünün hücre çekirdeğine (nükleusa) geçişini, yani 'nükleer translokasyonu' engellemesidir. Ayrıca nükleus içindeki reseptörün DNA'ya (androjen yanıt elemanlarına) bağlanmasını da inhibe eder.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın sınıfını belirle
Enzalutamid, ikinci kuşak (yeni nesil) non-steroid bir androjen reseptör (ARAR) antagonistidir.
Birinci kuşak (bikalutamid, flutamid) ve ikinci kuşak ajanlar arasındaki farklar mekanizmanın derinliğiyle ilgilidir.
2
Birinci kuşak ajanlarla karşılaştır
Bikalutamid sadece androjenlerin reseptöre bağlanmasını kompetitif olarak engeller.
Dirençli vakalarda bu mekanizma yetersiz kalabilir.
3
Enzalutamidin ek mekanizmalarını hatırla
Enzalutamid; (1) AR'ye bağlanmayı engeller, (2) AR'nin nükleusa translokasyonunu durdurur, (3) AR'nin DNA'ya bağlanmasını inhibe eder.
Bu 'üçlü darbe' mekanizması, ilacın mKDPK hastalarında daha etkili olmasını sağlar.

Anahtar Kavram

İkinci kuşak antiandrojenlerin (Enzalutamid, Apalutamid, Darolutamid) nükleer translokasyon ve DNA bağlanma seviyesindeki ek inhibisyon mekanizmaları.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 203Soru

3232 yaşında kadın hasta, kontrasepsiyon amacıyla kombine oral kontraseptif (KOK) kullanmaktadır. Yeni tanı konulan esansiyel hipertansiyonu nedeniyle hastaya enalapril tedavisi başlanmıştır. Tedavinin ikinci haftasında yapılan biyokimyasal analizde serum potasyum düzeyi 5.85.8 mEq/L (Normal: 3.55.03.5 - 5.0 mEq/L) olarak saptanmıştır.

Bu hastada gelişen elektrolit bozukluğundan sorumlu olması en muhtemel ilaç bileşeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Drospirenon

Cevap

Drospirenon
Doğru yanıt olan Drospirenon, 17α17\alpha-spironolakton türevi bir progestindir. Farmakolojik profili gereği hem anti-androjenik hem de anti-mineralokortikoid özellik gösterir. Anti-mineralokortikoid etkisi böbreklerde aldosteron reseptörlerini bloke ederek sodyum atılımını artırırken potasyum tutulumuna neden olur. Bu durum, ACE inhibitörleri, anjiyotensin reseptör blokörleri (ARB) veya potasyum tutucu diüretiklerle birlikte kullanıldığında hiperkalemi riskini klinik olarak anlamlı düzeyde artırabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulgunun analizi
Hastada hiperkalemi (5.85.8 mEq/L) geliştiği saptanmıştır.
Sorunlu mekanizmayı belirlemek için önce klinik anormalliği tanımlamak gerekir.
2
İlaç etkileşiminin değerlendirilmesi
Enalapril (ACE inhibitörü) potasyum tutucu etkiye sahiptir.
Hiperkalemiye yatkınlık yaratan ek tedavinin bilinmesi, KOK içeriği ile etkileşimi açıklar.
3
KOK bileşeninin farmakolojik profilinin eşleştirilmesi
Drospirenon, spironolakton analoğu olup anti-mineralokortikoid özellik taşır.
Potasyum tutucu etkisi olan tek yaygın progestin drospirenondur.

Anahtar Kavram

Drospirenonun spironolakton türevi olması ve anti-mineralokortikoid etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 204Soru

Osteositler tarafından sentezlenen ve osteoblastik WntWnt sinyal yolunu inhibe ederek kemik oluşumunu baskılayan sklerostin (sclerostinsclerostin) proteinini hedef alan; hem kemik yapımını artıran hem de kemik yıkımını bir miktar azaltarak "dual etki" gösteren monoklonal antikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romosozumab

Cevap

Sklerostin proteinini inhibe ederek hem anabolik hem de antirezorptif (dual) etki gösteren monoklonal antikor Romosozumab'dır.
Doğru cevap olan ilaç, osteositler tarafından üretilen bir 'fren' mekanizması olan sklerostini bloke eder. Bu sayede kemik oluşumunu sağlayan WntWnt sinyal yolu üzerindeki baskı kalkar ve kemik yapımı artar. Aynı zamanda kemik yıkımını da azalttığı için 'dual' etkili olarak sınıflandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Sklerostinin normal fizyolojik görevinin belirlenmesi
Sklerostin, osteositlerden salgılanır ve LRP5/6LRP5/6 reseptörlerine bağlanarak osteoblastik WntWnt sinyal yolunu kapatır (kemik yapımını durdurur).
İlacın hedeflediği yolun temel mekanizmasını anlamak için gereklidir.
2
İlacın etki mekanizmasının analizi
Romosozumab, sklerostine bağlanan bir antikordur; bu inhibisyonu kaldırarak WntWnt yolunu tekrar aktive eder.
Kemik yapımının (anabolik etki) nasıl uyarıldığını açıklar.
3
Dual etkinin doğrulanması
Bu mekanizma ile osteoblastik aktivite artarken, osteoklastik aktivite de (RANKL üzerinden dolaylı olarak) baskılanır.
İlacı sadece anabolik olan teriparatid gibi ajanlardan ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Romosozumab, sklerostini inhibe ederek Wnt/beta-katenin yolağını aktive eden, anabolik ve antirezorptif özelliklere sahip dual etkili bir ajandır.

Daha Fazla Pratik

Burosumab'ın FGF23 üzerindeki etkisini ve X-bağlı hipofosfatemik raşitizmdeki yerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:50s
Soru 205Soru

Kronik böbrek yetmezliği tanısıyla izlenen bir hastada gelişen sekonder hiperparatiroidizm tedavisi için kalsimimetik bir ajan kullanılması planlanmaktadır. Bu amaçla seçilen ilacın, kalsiyum duyarlı reseptörün (CaSRCaSR) hücre dışı (extracellular) bölgesinde yer alan bir sistein kalıntısına (Cys482Cys482) disülfit bağı ile kovalent olarak bağlandığı ve reseptörün kalsiyuma olan duyarlılığını artırarak paratiroid hormon (PTHPTH) salınımını baskıladığı bilinmektedir.

Bu özelliklere sahip olan peptid yapılı farmakolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etelkalsetid

Cevap

Etelkalsetid, CaSR reseptörüne kovalent bağlanan peptid yapılı bir kalsimimetiktir.
Etelkalsetid, sekonder hiperparatiroidizm tedavisinde kullanılan yeni nesil bir kalsimimetiktir. En önemli farkı, peptid yapıda olması ve kalsiyum duyarlı reseptörün (CaSR) hücre dışı kısmındaki sistein (Cys482Cys482) aminoasidine kovalent (disülfit) bağ ile bağlanmasıdır. Bu bağlanma, reseptörün kalsiyuma olan afinitesini artırarak PTH salınımını güçlü bir şekilde baskılar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik endikasyon ve ilaç sınıfını belirle.
Sekonder hiperparatiroidizmde PTH baskılamak için 'kalsimimetikler' kullanılır.
Kalsimimetikler CaSR duyarlılığını artırarak düşük kalsiyum seviyelerinde bile PTH salınımını inhibe eder.
2
Kalsimimetikleri kimyasal yapılarına göre ayırt et.
Sinakalset (küçük molekül) ve Etelkalsetid (peptid) temel farklardır.
İlacın 'peptid' yapıda olduğu bilgisi seçenekleri daraltır.
3
Bağlanma bölgesi ve bağ türünü analiz et.
Hücre dışı Cys482Cys482 kalıntısına kovalent bağ ile bağlanan ajan Etelkalsetid'dir.
Sinakalset transmembran helikslere bağlanırken, Etelkalsetid hücre dışı döngülere disülfit köprüsüyle bağlanır.

Anahtar Kavram

Kalsimimetiklerin (Tip II) reseptör üzerindeki spesifik bağlanma bölgeleri ve kovalent/non-kovalent etkileşim farkları.

Daha Fazla Pratik

Etelkalsetid'in kovalent bağlanma özelliğinin Sinakalset'e göre yarı ömür ve dozlama sıklığı (diyaliz sırasında haftada 3 kez) üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 206Soru

Osteoporoz tedavisinde kullanılan ve RANKLRANKL (ReceptorReceptor ActivatorActivator ofof NuclearNuclear FactorFactor KappaBKappa-B LigandLigand) molekülüne bağlanarak osteoklastların oluşumunu, aktivitesini ve sağkalımını inhibe eden monoklonal antikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Denosumab

Cevap

Denosumab, osteoklast maturasyonu için gerekli olan RANKL molekülünü hedef alan monoklonal bir antikordur.
Denosumab, osteoblastlardan salınan RANKLRANKL (Receptor Activator of Nuclear Factor Kappa-B Ligand) proteinine yüksek afinite ile bağlanan bir monoklonal antikordur. Bu bağlanma, RANKLRANKL'in osteoklast öncülleri üzerindeki RANKRANK reseptörüne bağlanmasını engeller, böylece osteoklastların olgunlaşması ve kemik yıkımı baskılanır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar kelimelerin belirlenmesi
RANKLRANKL inhibitörü ve monoklonal antikor özellikleri tespit edildi.
Soruda spesifik bir moleküler hedef ve ilaç sınıfı tanımlanmıştır.
2
İlaç sınıflarının eşleştirilmesi
Denosumab'ın bir monoklonal antikor olduğu, diğer seçeneklerin farklı sınıflarda yer aldığı belirlendi.
Osteoporoz ilaçları arasında monoklonal antikor yapısında olan sınırlı sayıda seçenek vardır.
3
Mekanizmanın doğrulanması
Denosumab'ın RANKLRANKL'e bağlanarak onun RANKRANK reseptörü ile etkileşimini önlediği teyit edildi.
RANKLRANKL inhibisyonu osteoklastik kemik yıkımını doğrudan durdurur.

Anahtar Kavram

Denosumab'ın RANKL inhibisyonu mekanizması
Tahmini Süre:45s
Soru 207Soru

4848 yaşında akromegali tanılı erkek hasta, transsfenoidal cerrahi ve maksimum doz somatostatin analoğu (oktreotidoktreotid) tedavisine rağmen klinik ve biyokimyasal olarak (yu¨ksekyüksek IGF1IGF-1) kontrol altına alınamamıştır. Hastanın tedavisine bir büyüme hormonu (GHGH) reseptör antagonisti olan pegvisomant eklenmiştir. Bu ilacın etki mekanizması ve klinik kullanımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karaciğerdeki GHGH reseptörlerine bağlanarak IGF1IGF-1 sentezini baskılar; ancak plazma GHGH düzeylerinin artmasına neden olabilir.

Cevap

Pegvisomant, karaciğerdeki GHGH reseptörlerini bloke ederek IGF1IGF-1 sentezini azaltan, ancak negatif geri bildirimi kaldırdığı için GHGH düzeylerini artırabilen bir reseptör antagonistidir.
Pegvisomant, modifiye edilmiş bir GHGH analoğudur ve karaciğerdeki GHGH reseptörlerine kompetitif antagonist olarak bağlanır. Bu bağlanma, reseptörün uygun şekilde dimerize olmasını ve sinyal iletimini (JAK2/STATJAK2/STAT) engeller. Sonuç olarak karaciğerden IGF1IGF-1 sentezi ve salınımı azalır. IGF1IGF-1 düzeylerindeki bu azalma, hipofizdeki somatotrop hücreler üzerindeki negatif geri bildirimi zayıflattığı için plazma GHGH düzeyleri düşmez, aksine artış gösterebilir. Bu durum 'biyokimyasal disosiasyon' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın sınıfını ve etki yerini belirle.
Pegvisomant bir GHGH reseptör antagonistidir ve esas olarak karaciğerde etki gösterir.
Akromegalide somatostatin analoglarına dirençli vakalarda periferik etkiyi kırmak için kullanılır.
2
Reseptör blokajının hücresel sonucunu analiz et.
Dimerizasyon engellenir, JAK2/STATJAK2/STAT yolağı inhibe olur ve IGF1IGF-1 sentezi azalır.
GHGH etkisini göstermek için reseptörlerini dimerize etmelidir; pegvisomant bunu engeller.
3
Sistemik geri bildirim (feedback) mekanizmasını değerlendir.
IGF1IGF-1 azalınca hipofiz üzerindeki baskı kalkar, GHGH salınımı artar.
Vücut, düşük IGF1IGF-1 seviyelerini kompanse etmek için daha fazla GHGH üretmeye çalışır (biyokimyasal disosiasyon).

Anahtar Kavram

Pegvisomant'ın farmakolojik etkisi: Periferik reseptör antagonizması yoluyla IGF1IGF-1 düşüşü ve kompanzatuar GHGH artışı.
Soru 208Soru

Düşük kemik kütlesi saptanan ve aynı zamanda ailesinde meme kanseri öyküsü bulunması nedeniyle hem osteoporoz profilaksisi hem de meme kanseri riskinin azaltılması hedeflenen bir kadın hastada tercih edilen ilacın kullanımı sırasında aşağıdaki yan etkilerden hangisinin gelişme riski en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Venöz tromboemboli

Cevap

Raloksifen kullanımı sırasında en önemli ve ciddi yan etki riski venöz tromboembolidir.
Doğru seçenek olan venöz tromboemboli, raloksifen gibi SERM grubu ilaçların en ciddi yan etkisidir. Bu ilaçlar karaciğerde pıhtılaşma faktörlerinin sentezini uyararak derin ven trombozu ve pulmoner emboli riskini yaklaşık 3 kat artırırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın profilini analiz etmek
Hem osteoporoz koruması hem de meme kanseri risk azaltımı gereken bir hasta.
Bu kombinasyon için en uygun ilaç grubu Selektif Östrojen Reseptör Modülatörleri (SERM), spesifik olarak raloksifendir.
2
Raloksifenin doku bazlı etkilerini hatırlamak
Kemikte östrojen agonisti (yararlı), meme ve endometriyumda östrojen antagonisti (koruyucu).
Meme dokusunda antagonist etkisi sayesinde kanser riskini azaltırken, kemikte agonist etkisiyle osteoporozu önler.
3
İlacın sistemik yan etkilerini değerlendirmek
SERM'lerin pıhtılaşma sistemi üzerindeki agonist etkisi nedeniyle tromboemboli riski artar.
Klinik pratikte bu ilaçların en ciddi kısıtlayıcı yan etkisi venöz tromboembolik olaylardır.

Anahtar Kavram

Raloksifenin (SERM) doku spesifik farmakolojik profili ve venöz tromboemboli riski.

Alternatif Yöntem

Raloksifen ve Tamoksifen karşılaştırması: Her ikisi de DVT riskini artırır ve meme kanseri riskini azaltır. Ancak Raloksifen endometriyumda antagonist iken, Tamoksifen agonisttir (hiperplazi/kanser riski).
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 209Soru

Yirmi sekiz yaşındaki bir kadın hastada, komplike olmayan vajinal doğum sonrasında gelişen uterin atoniye bağlı postpartum kanamayı kontrol altına almak amacıyla sürekli intravenöz infüzyon şeklinde bir uterotonik ajan yüksek dozda başlanıyor. İnfüzyonun 12. saatinde hastada ani gelişen konfüzyon ve ardından jeneralize tonik-klonik nöbet tablosu gözleniyor. Acil laboratuvar incelemesinde serum sodyum düzeyi 114 mEq/L114 \text{ mEq/L} olarak saptanıyor.

Bu hastada gözlenen hayatı tehdit edici yan etkinin temelinde yatan moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Böbrek toplayıcı kanallarındaki GsG_s proteinine kenetli reseptörlerin aktivasyonu ile apikal membrana akuaporin-2 yerleşmesi

Cevap

Böbrek toplayıcı kanallarındaki Gs proteinine kenetli reseptörlerin aktivasyonu ile apikal membrana akuaporin-2 yerleşmesi
Oksitosin ve vazopressin (ADH), yapısal olarak birbirine çok benzeyen nonapeptid hormonlardır. Postpartum kanama tedavisinde yüksek doz oksitosin sürekli infüzyon şeklinde uygulandığında, uterus kasındaki spesifik oksitosin reseptörlerinin (GqG_q kenetli) yanı sıra, böbrek toplayıcı tübüllerindeki vazopressin V2V_2 reseptörlerine de bağlanır. V2V_2 reseptörleri GsG_s proteinine kenetlidir; uyarılmaları hücre içi cAMP düzeyini artırır ve akuaporin-2 su kanallarının apikal membrana yerleşmesini sağlar. Bu durum böbrekten masif serbest su geri emilimine neden olarak dilüsyonel hiponatremi (su zehirlenmesi) ve sekonder nörolojik bulgulara (beyin ödemi, nöbet) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablodan sorumlu ilacı tanımla.
Postpartum kanama tedavisinde sürekli infüzyonla verilen ve su zehirlenmesi (şiddetli hiponatremi, 114 mEq/L114 \text{ mEq/L}) yapan uterotonik ajan oksitosindir.
Oksitosin antidiüretik hormona (vazopressin) yapısal olarak çok benzerdir.
2
İlacın hedef dışı bağlandığı reseptörü belirle.
Yüksek dozlarda oksitosin, böbrek toplayıcı tübüllerindeki vazopressin V2V_2 reseptörlerine bağlanarak çapraz reaksiyon gösterir.
Peptid yapılarındaki (her ikisi de nonapeptid) benzerlik, yüksek konsantrasyonlarda reseptör seçiciliğinin kaybolmasına neden olur.
3
Bağlanılan reseptörün hücresel yolağını açıkla.
V2V_2 reseptörleri GsG_s proteinine kenetlidir. Aktivasyonu adenilat siklazı uyarır, cAMP artar ve apikal membrana akuaporin-2 (su kanalları) yerleşir.
Bu hücresel değişiklik lümenden kana serbest su geri emilimini artırır.
4
Fizyolojik sonucu semptomlarla ilişkilendir.
Serbest suyun aşırı tutulumu dilüsyonel hiponatremiye yol açar. Serum sodyumunun hızla düşmesi beyin ödemi, konfüzyon ve jeneralize nöbetleri tetikler.
Laboratuvar bulgusu ve nörolojik semptomların tam patogenezi budur.

Anahtar Kavram

Oksitosinin yüksek doz infüzyonlarında böbrek toplayıcı tübüllerindeki vazopressin V2 (Gs kenetli) reseptörlerini uyararak akuaporin-2 aracılı serbest su tutulumuna ve su zehirlenmesine (hiponatremi) yol açması.

İpuçları

1
Hastada bir uterotonik ilacın infüzyonu sonrası ciddi 'su zehirlenmesi' (şiddetli dilüsyonel hiponatremi) tablosu gelişmiştir.
2
Sürekli infüzyonla verilen oksitosin, yapısal benzerliği nedeniyle böbreklerde antidiüretik hormon (ADH) gibi davranmaya başlar.
3
ADH'nin böbrek toplayıcı kanallarındaki reseptörü V2V_2'dir. V2V_2 reseptörlerinin hangi G proteinine kenetli olduğunu ve hücre içinde hangi kanalları aktive ettiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Oksitosin ile diğer uterotoniklerin (metilergonovin, karboprost vb.) yan etki profillerini (vazospazm, bronkospazm) karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 210Soru

Benign prostat hiperplazisi (BPH) tanısıyla takip edilen bir hastada, testosteronun daha potent bir androjen olan dihidrotestosterona (DHTDHT) dönüşümünü sağlayan 5-alfa5\text{-alfa} redüktaz enziminin hem tip 1 hem de tip 2 izoformlarını irreversibl olarak inhibe eden ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dutasterid

Cevap

Dutasterid, 5-alfa redüktaz enziminin her iki izoformunu da (Tip 1 ve Tip 2) inhibe eden ilaçtır.
Dutasterid, hem karaciğer ve deride bulunan Tip 1 hem de prostat dokusunda baskın olan Tip 2 5-alfa redüktaz enzimlerini geri dönüşümsüz olarak inhibe eder. Bu geniş spektrumlu etkisi sayesinde serum DHT seviyelerini yaklaşık %94 oranında düşürürken, seçici olan muadili DHT'yi yaklaşık %70 oranında düşürebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Biyokimyasal dönüşüm basamağını belirle.
Testosteron \rightarrow Dihidrotestosteron (DHTDHT)
BPH patogenezinde temel sorumlu olan DHT, 5-alfa redüktaz aracılığıyla sentezlenir.
2
Sorumlu enzimi ve izoformlarını analiz et.
5-alfa redüktaz (Tip 1 ve Tip 2)
Tip 1 daha çok deride, Tip 2 ise prostat ve genitoüriner sistemde baskındır.
3
İlaçların etki spektrumunu karşılaştır.
Dutasterid (Tip 1 + Tip 2) vs Finasterid (Sadece Tip 2)
Dutasterid'in her iki izoformu da inhibe etmesi, serum DHT seviyelerinde daha dramatik bir azalma sağlar.

Anahtar Kavram

5-alfa redüktaz izoenzim inhibisyonu
Soru 211Soru

Uterus motilitesini etkileyen (uterotonik ve tokolitik) ilaçların farmakolojik özellikleri, etki mekanizmaları ve sistemik yan etki profilleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karboprost trometamin, bronşiyal düz kaslarda EP2EP_2 reseptörleri üzerinden GsG_s proteinini aktive ederek bronkodilatasyona neden olduğu için astımlı hastalarda güvenle tercih edilir.

Cevap

Karboprost trometamin'in bronkodilatasyon yaptığı ve astımda güvenli olduğu ifadesi yanlıştır; aksine bronkokonstriktör etkisi nedeniyle astımda kontrendikedir.
Karboprost trometamin, bir PGF2αPGF_{2\alpha} analoğudur ve bronşiyal düz kaslardaki FPFP reseptörlerini uyararak GqG_q yolağı üzerinden bronkokonstriksiyona neden olur. Bu nedenle astımlı hastalarda kullanımı kontrendikedir. Seçenekte belirtilen EP2EP_2 üzerinden bronkodilatasyon etkisi yanlış bir bilgidir; EP2EP_2 reseptörleri GsG_s kenetlidir ve PGE2PGE_2 (dinoproston) tarafından uyarılır.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın (Karboprost) farmakolojik sınıfını belirle
Karboprost bir Prostaglandin F2αF_{2\alpha} (PGF2αPGF_{2\alpha}) analoğudur.
Yan etki profilini anlamak için reseptör seçiciliğini bilmek gerekir.
2
Reseptör ve G-protein etkileşimini analiz et
PGF2αPGF_{2\alpha} analogları FPFP reseptörlerine bağlanır ve GqG_q protein yolağını aktive eder.
GqG_q aktivasyonu hücre içi kalsiyum artışına ve düz kas kontraksiyonuna yol açar.
3
Organ bazlı klinik etkiyi değerlendir
Bu mekanizma uterusun yanı sıra bronşiyal düz kaslarda da kontraksiyon (bronkokonstriksiyon) yapar.
Kontraksiyon yapan bir ajanın astım gibi durumlarda riskli olduğu sonucuna varılır.

Anahtar Kavram

Uterotonik ve tokolitik ilaçların reseptör özgünlüğü ve klinik kontrendikasyonları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 212Soru

2424 yaşında erkek hasta, geçirdiği trafik kazası sonrası gelişen kafa travmasını takiben aşırı susama ve bol miktarda idrar yapma (>6> 6 L/gün) şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda hastaya "santral diyabetes insipidus" tanısı konuluyor. Bu hastanın tedavisinde kullanılan, endojen vazopressine (ADHADH) göre V2V_2 reseptör selektivitesi çok daha yüksek ve etki süresi daha uzun olan ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Desmopressin

Cevap

Desmopressin, santral diyabetes insipidus tedavisinde kullanılan, V2V_2 reseptör selektivitesi yüksek ve uzun etkili vazopressin analoğudur.
Desmopressin, vazopressinin 11-deamino-88-D-arginin analoğudur. Bu yapısal değişiklik ona hem V2V_2 reseptörlerine karşı yüksek selektivite kazandırır hem de peptidazlara karşı daha dirençli olmasını sağlayarak etki süresini uzatır. Santral diyabetes insipidus tedavisinde altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik durumu analiz et.
Kafa travması sonrası gelişen polidipsi ve poliüri, santral diyabetes insipidusa (yetersiz ADHADH üretimi) işaret eder.
Tedavide eksik olan hormonun yerini tutacak bir agonist gereklidir.
2
Vazopressin reseptör alt tiplerini ve etkilerini hatırla.
V1V_1 reseptörleri damar düz kasında (vazokonstrüksiyon), V2V_2 reseptörleri böbrek toplama kanallarında (su geri emilimi) yer alır.
Diyabetes insipidus tedavisinde istenen etki antidiüretik etkidir (V2V_2).
3
İlaç seçeneklerinin özelliklerini karşılaştır.
Desmopressin, V2/V1V_2/V_1 oranı en yüksek olan ve yarı ömrü vazopressinden daha uzun olan ilaçtır.
Vazopressin hem V1V_1 hem V2V_2 etkili ve çok kısa ömürlü olduğu için bu durumda tercih edilmez.

Anahtar Kavram

Desmopressin, V2V_2 reseptörleri üzerinden güçlü antidiüretik etki yaparken, V1V_1 reseptörleri üzerinden gelişen vazokonstrüktör yan etkilerden kaçınmayı sağlayan selektif bir ilaçtır.
Tahmini Süre:45s
Soru 213Soru

Tip 2 diyabetes mellitus ve obezite (VKIVKI: 3434 kg/m2kg/m^2) nedeniyle izlenen 58 yaşındaki kadın hastanın metformin tedavisine ek olarak yeni bir ajan başlanması planlanmaktadır. Hastanın tıbbi özgeçmişi sorgulandığında, ailesinde medüller tiroid karsinomu tanısı almış bireyler olduğu öğrenilmiştir.

Bu klinik tabloya göre, bu hastada kullanımı kontrendike olan antidiyabetik ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Liraglutid

Cevap

Liraglutid, GLP-1 reseptör agonisti olması nedeniyle medüller tiroid karsinomu öyküsü olan hastalarda kontrendikedir.
Liraglutid, bir glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) reseptör agonistidir. Bu ilaç grubunun prospektüslerinde ve klinik kılavuzlarda, kemirgenlerde yapılan çalışmalarda saptanan tiroid C-hücreli tümör riski nedeniyle, kişisel veya ailesel medüller tiroid karsinomu (MTC) öyküsü olanlarda veya Multipl Endokrin Neoplazi tip 2 (MEN 2) hastalarında kullanımı kontrendike olarak belirtilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik özelliklerini ve özgeçmişini analiz et.
Obezitesi olan ve ailesinde medüller tiroid karsinomu (MTC) öyküsü bulunan bir Tip 2 DM hastası.
Antidiyabetik ilaç seçiminde hastaya özel risk faktörleri (komorbiditeler ve aile öyküsü) belirleyicidir.
2
Seçeneklerdeki ilaçların kontrendikasyon profillerini karşılaştır.
Liraglutid (GLP-1 agonisti) grubunun MTC ve MEN 2 sendromu olanlarda kontrendike olduğu bilgisine ulaşılır.
GLP-1 agonistleri C-hücreli tiroid tümörü riskini artırabileceği için bu hastalarda kullanılmaz.

Anahtar Kavram

GLP-1 agonistlerinin (Liraglutid, Eksnatid vb.) medüller tiroid karsinomu ve MEN 2 sendromundaki kontrendikasyonu.
Soru 214Soru

Primer hiperaldosteronizm (Conn sendromu) tedavisinde kullanılan, mineralokortikoid reseptörlerini kompetitif olarak bloke ederek aldosteronun etkilerini antagonize eden ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spironolakton

Cevap

Mineralokortikoid reseptörlerini kompetitif olarak bloke eden spironolakton, primer hiperaldosteronizm tedavisinde kullanılan temel ilaçtır.
Spironolakton, mineralokortikoid reseptörlerine aldosteron ile yarışmalı (kompetitif) olarak bağlanarak onun etkilerini ortadan kaldıran bir steroid antagonistidir. Bu özelliği nedeniyle Conn sendromu gibi hiperaldosteronizm durumlarında kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastalıktaki temel patolojiyi belirle.
Primer hiperaldosteronizmde aşırı aldosteron üretimi söz konusudur.
Tedavi stratejisi aldosteronun etkilerini hücresel düzeyde engellemek üzerine kurulmalıdır.
2
Aldosteronun etki mekanizmasını ve reseptör tipini hatırla.
Aldosteron, sitoplazmik mineralokortikoid reseptörlerine bağlanarak etki gösterir.
Reseptör düzeyinde bir blokaj için kompetitif bir antagonist gereklidir.
3
Seçeneklerdeki ilaçların mekanizmalarını karşılaştır.
Spironolakton bu reseptörü kompetitif olarak bloke ederken; diğerleri sentez inhibitörü veya kanal blokörüdür.
Doğru farmakolojik sınıflandırma ile spironolaktonun antagonist özelliği teyit edilir.

Anahtar Kavram

Mineralokortikoid reseptör antagonistleri (Spironolakton, Eplerenon)
Tahmini Süre:45s
Soru 215Soru

28 yaşında, kombine oral kontraseptif (etini östradiol + levonorgestrel) kullanan bir kadın hastaya tüberküloz tanısı konuluyor ve tedavi protokolüne rifampin ekleniyor. Tedavi sürecinde hastada ara kanamalar gelişiyor ve ardından gebelik saptanıyor. Bu klinik tabloda rifampinin kontraseptif etkinliği bozmasının temel farmakolojik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karaciğer mikrozomal enzimlerini indükleyerek kontraseptif steroidlerin metabolizmasını hızlandırması

Cevap

Karaciğer mikrozomal enzimlerini indükleyerek kontraseptif steroidlerin metabolizmasını hızlandırması
Rifampin, karaciğerde başta CYP3A4 olmak üzere mikrozomal sitokrom P450 enzim sistemini güçlü bir şekilde indükler. Bu durum, aynı enzim yoluyla metabolize edilen östrojen ve progestinlerin (kombine oral kontraseptif bileşenleri) yıkımını hızlandırarak plazma konsantrasyonlarının azalmasına ve sonuç olarak kontraseptif başarısızlığa (gebelik) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryodaki ilaç etkileşimini tanımlama
Kombine oral kontraseptif kullanan hastada rifampin kullanımı sonrası gebelik (başarısızlık) görüldü.
İlaç-ilaç etkileşiminin kontraseptif etkinlik üzerindeki sonucunu belirlemek gerekir.
2
Rifampinin enzimatik etkisini analiz etme
Rifampinin başta CYP3A4 olmak üzere karaciğer mikrozomal P450 enzimlerini güçlü şekilde indüklediği saptandı.
Enzim indüksiyonu, bu yolakları kullanan diğer ilaçların metabolizmasını hızlandırır.
3
Kontraseptif steroidlerin kaderini belirleme
Etini östradiol ve progestinlerin metabolizmasının artması sonucu plazma konsantrasyonlarının terapötik düzeyin altına düştüğü anlaşıldı.
Düşük hormon seviyeleri ovülasyon baskılanmasını ortadan kaldırarak gebeliğe yol açar.

Anahtar Kavram

İlaç-ilaç etkileşimlerinde enzim indüksiyonu (Rifampin örneği)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 216Soru

Yüksek dozlarda kullanıldığında steroid sentez yolağındaki 17,2017,20-liyaz (17,2017,20-desmolaz) enzimini ve diğer sitokrom P450P450 bağımlı enzimleri non-selektif olarak inhibe ederek androjen düzeylerini hızla baskılayabilen antifungal ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ketokonazol

Cevap

Ketokonazol, steroid sentez yolağında görevli 17,2017,20-liyaz gibi sitokrom P450P450 enzimlerini non-selektif olarak inhibe ederek androjen düzeylerini düşüren antifungal bir ajandır.
Ketokonazol, aslında bir antifungal olmasına rağmen, yüksek dozlarda steroid sentezinde görevli çok sayıda sitokrom P450P450 enzimini (başta 17,2017,20-liyaz ve yan zincir koparıcı enzim) inhibe eder. Bu özelliği nedeniyle ileri evre prostat kanseri gibi durumlarda androjen düzeylerini hızla düşürmek için palyatif amaçla kullanılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Androjen biyosentez yolağındaki enzim basamaklarını gözden geçir.
Kolesterolden testosteron sentezine giden yolda 17,2017,20-liyaz (17,2017,20-desmolaz), 1717-hidroksiprogesteronun androstenediona dönüşümünü sağlar.
Soruda hedeflenen enzim bu basamakta yer alır.
2
Belirtilen enzimi ve genel P450P450 sistemini inhibe eden antifungal ilacı tanımla.
Ketokonazol, antifungal etkisinin yanı sıra yüksek dozlarda bu endokrinolojik etkiyi gösterir.
İlacın non-selektif enzim inhibisyon özelliği farmakolojik ayırt edicidir.

Anahtar Kavram

Ketokonazol'ün yüksek dozlarda steroidogenez üzerindeki non-selektif inhibisyon etkisi.

Daha Fazla Pratik

Ketokonazol'ün adrenal yetmezliğe ve jinekomastiye neden olabilen yan etki profilini, P450P450 inhibisyonu mekanizması üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 217Soru

2929 yaşında kadın hasta, son 88 aydır devam eden adet görememe (amenore) ve göğüslerinden süt gelmesi (galaktore) şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum prolaktin düzeyi 210210 ng/mLng/mL (NN: <2020) olarak saptanıyor. Hipofiz MRMR görüntülemesinde 1212 mmmm boyutunda makroadenom tespit edilen hastaya, haftada iki kez dozlama avantajı sağlayan bir dopamin agonisti tedavisi başlanıyor. Bu ilaçla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipofizdeki laktotrof hücrelerde bulunan D2D_2 reseptörlerini uyararak prolaktin salınımını baskılar.

Cevap

Doğru seçenek, ilacın hipofizdeki laktotrof hücrelerde bulunan D2D_2 reseptörlerini uyararak prolaktin salınımını baskıladığını belirten ifadedir.
Prolaktin salınımı, hipotalamustan salınan dopamin tarafından D2D_2 reseptörleri aracılığıyla sürekli bir inhibisyon altındadır. Kabergolin, bu fizyolojik süreci taklit eden uzun etkili bir D2D_2 agonistidir ve laktotrof hücreleri doğrudan baskılayarak hiperprolaktinemiyi tedavi eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Amenore, galaktore, yüksek prolaktin düzeyi (210210 ng/mLng/mL) ve makroadenom varlığı hastada 'Prolaktinoma' tanısını doğrular.
Hiperprolaktinemi, GnRHGnRH salınımını baskılayarak hipogonadizme ve laktasyonu uyararak galaktoreye yol açar.
2
Kullanılan ilacın tanımlanması
Haftada iki kez kullanılan dopamin agonisti 'Kabergolin'dir.
Bromokriptin kısa etkili olduğundan genellikle günlük kullanılırken, kabergolin uzun yarı ömrü nedeniyle haftalık dozlanır.
3
İlacın farmakolojik özelliklerinin analizi
Kabergolin, bir ergot türevi olup güçlü bir D2D_2 reseptör agonistidir.
Dopamin, fizyolojik olarak hipofizden prolaktin salınımını inhibe eden temel faktördür (D2D_2 üzerinden).

Anahtar Kavram

Hiperprolaktinemi tedavisinde dopamin (D2D_2) agonistlerinin (Kabergolin, Bromokriptin) kullanımı ve farmakokinetik farkları.

Daha Fazla Pratik

Bromokriptin ve Kabergolin'in gebelikte kullanım güvenliği ve valvüler kalp hastalığı riski arasındaki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 218Soru

Prostat kanseri tedavisinde kullanılan, steroid yapıda olmayan (non-steroid) ve androjen reseptörlerini kompetitif olarak bloke ederek etki gösteren saf (pure) antiandrojen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Flutamid

Cevap

Flutamid, steroid yapıda olmayan ve androjen reseptörlerini kompetitif olarak bloke eden saf bir antiandrojendir.
Flutamid, prostat kanseri tedavisinde kullanılan, steroid olmayan yapısı sayesinde progestasyonel veya östrojenik yan etkiler göstermeyen ve androjen reseptörlerini kompetitif olarak bloke eden tipik bir saf antiandrojendir.

Adım Adım Çözüm

1
İlacın kimyasal yapısının belirlenmesi
İlacın steroid yapıda olmadığı (non-steroid) doğrulanmalıdır.
Siproteron asetat gibi ilaçlar reseptör blokörü olsa da steroid yapıdadır.
2
Etki mekanizmasının analiz edilmesi
İlacın androjen reseptörlerini kompetitif olarak bloke ettiği saptanmalıdır.
Finasterid gibi ilaçlar enzim inhibisyonu yaparken, Flutamid doğrudan reseptör düzeyinde antagonizma yapar.
3
Klinik kullanım ve saflık kriterinin değerlendirilmesi
İlacın başka hormonal etkiler göstermeyen 'saf' bir antiandrojen olduğu teyit edilmelidir.
Flutamid, sadece androjen reseptör antagonizması yaptığı için prostat kanseri tedavisinde standart bir seçenektir.

Anahtar Kavram

Androjen reseptör antagonistleri (Antiandrojenler)
Soru 219Soru

Uterus motilitesini etkileyen ilaçlar ve bu ajanların farmakolojik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dinoproston, bronşiyal düz kaslarda güçlü konstriksiyon yaparak astım krizini tetiklediği için bu hastalarda kontrendikedir; buna karşın karboprost trometamin astımlı hastalarda güvenle kullanılabilir.

Cevap

Dinoproston'un astımda kontrendike olduğunu, karboprostun ise güvenli olduğunu belirten ifade yanlıştır; çünkü durumun tam tersi geçerlidir.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır; çünkü bronkokonstriksiyon yaparak astım atağını tetikleme riski taşıyan ilaç karboprost trometamindir (PGF2αPGF_{2\alpha} analoğu). Dinoproston (PGE2PGE_2) ise genellikle bronkodilatör etki gösterir ve bu nedenle astımlı hastalarda asıl kaçınılması gereken ajan karboprosttur.

Adım Adım Çözüm

1
İlaçların reseptör ve protein eşleşmelerini değerlendir
Atosiban (OT/V1aV_{1a} antagonist), Nifedipin (L-tipi Ca kanal blokörü), Dinoproston (EP2EP_2 agonist) eşleşmeleri doğrudur.
Her ilacın karakteristik etki mekanizmasını doğrulamak için.
2
Yan etki ve kontrendikasyon profillerini analiz et
Metilergonovinin vazokonstriktör etkisi (hipertansiyon riski) ve Nifedipin'in vazodilatör yan etkileri (flushing, taşikardi) doğrudur.
Sistemik etkilerin ilacın birincil mekanizmasıyla uyumunu kontrol etmek için.
3
Prostaglandinlerin bronşiyal etkilerini karşılaştır
PGF2αPGF_{2\alpha} (Karboprost) bronkokonstriktör iken, PGE2PGE_2 (Dinoproston) bronkodilatör özellik gösterir.
Astım hastalarında hangi ajanın riskli olduğunu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Uterotonik ve tokolitik ilaçların reseptör selektivitesi ve sistemik yan etki profillerinin ayırıcı tanısı.
Soru 220Soru

Osteoporoz tanısıyla yaklaşık 55 yıldır oral alendronat kullanan 7070 yaşındaki bir kadın hastada, günlük aktiviteleri sırasında ani gelişen şiddetli uyluk ağrısı sonrası yapılan radyolojik incelemede femur subtrokanterik bölgede atipik bir kırık saptanmıştır. Bu hastada gözlenen atipik femur kırığının gelişiminden sorumlu tutulan temel farmakolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kemik döngüsünün (bone turnover) aşırı derecede baskılanması

Cevap

Kemik döngüsünün (bone turnover) aşırı derecede baskılanması seçeneği doğrudur.
Bisfosfonatlar (örneğin alendronat), osteoklastları inhibe ederek kemik yıkımını baskılarlar. Bu etki osteoporozda kemik yoğunluğunu artırmak için istenir; ancak beş yıl gibi uzun süreli kullanımlarda kemik döngüsü (bone turnover) o kadar düşük seviyelere iner ki, kemik dokusunun doğal 'yenilenme' ve 'mikro-çatlak onarımı' süreci durur. Bu durum kemiğin kırılganlığını artırarak, tipik osteoporotik kırıkların (kalça boynu kırığı gibi) aksine, femur subtrokanterik bölgesinde atipik kırıklara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın kullandığı ilacı ve klinik tabloyu analiz etme.
Hasta alendronat (bir bisfosfonat) kullanmaktadır ve atipik femur kırığı (subtrokanterik/shaft) gelişmiştir.
Klinik sorularda ilaç ve spesifik yan etki eşleşmesini belirlemek çözümün ilk adımıdır.
2
Bisfosfonatların kemik dokusu üzerindeki uzun dönem etkisini hatırlama.
Bu ilaçlar osteoklastları inhibe ederek kemik rezorpsiyonunu güçlü şekilde durdurur, bu da kemik döngüsünü (turnover) belirgin azaltır.
Atipik kırıklar, normal kemik onarım sürecinin (remodeling) bozulmasıyla ilişkilidir.
3
Kırık oluşumu ile mekanizma arasındaki bağı kurma.
Kemik döngüsü durduğunda, günlük aktivitelerle oluşan mikro-hasarlar onarılamaz (donmuş kemik - frozen bone), bu da kemiğin esnekliğini yitirerek kırılmasına neden olur.
Atipik kırıklar, travma olmaksızın veya çok düşük enerjili travmalarla bu mekanizma sonucunda gelişir.

Anahtar Kavram

Bisfosfonatların uzun süreli kullanımına bağlı olarak gelişen 'atipik femur kırıkları', kemik döngüsünün (remodeling/turnover) aşırı baskılanması sonucu mikro-hasarların birikmesiyle meydana gelir.

Daha Fazla Pratik

Bisfosfonatların çene osteonekrozu (ONJ) riskini artıran diğer faktörleri ve uygulama yolları arasındaki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 11 / 12Sonraki
Endokrin Sistem Farmakolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 11 | Examkin