Kemoterapötikler

335 soru

Soru 321Soru

Yoğun bakım ünitesinde invaziv kandidiyazis nedeniyle takip edilen 6868 yaşındaki bir erkek hastada, eşlik eden dekompanse siroz (ChildChild-PughPugh CC) mevcuttur. Antifungal tedavi planlanırken, ekinokandin grubu ilaçlar arasında plazmada non-enzimatik spontan kimyasal bozunma (yarı ömürlü bozunma) ile elimine edildiği için karaciğer yetmezliğinden etkilenmeyen ve doz modifikasyonu gerektirmeyen en uygun seçenek aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anidulafungin

Cevap

Ağır karaciğer yetmezliği olan hastada doz ayarı gerektirmeyen ve spontan kimyasal bozunma ile elimine olan ekinokandin anidulafungindir.
Anidulafungin, diğer ekinokandinlerden farklı olarak karaciğerde enzimatik bir metabolizmaya uğramaz. Plazmada fizyolojik pH ve vücut ısısında kendiliğinden (spontan) halka açılması (chemical degradation) yoluyla inaktif ürünlere dönüşür. Bu benzersiz farmakokinetik özellik, ilacın ağır karaciğer veya böbrek yetmezliği olan hastalarda doz değişikliği yapılmadan kullanılabilmesine olanak tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve ilaç sınıfını belirle.
Hasta ağır karaciğer yetmezliği (ChildChild-PughPugh CC) olan bir kandidiyazis vakasıdır ve ekinokandin sınıfı ilaçlar sorgulanmaktadır.
Ekinokandinlerin (Kaspofungin, Mikafungin, Anidulafungin) eliminasyon yolakları arasındaki farkı ayırt etmek tedavinin güvenliği için kritiktir.
2
Ekinokandinlerin metabolizma özelliklerini karşılaştır.
Kaspofungin ve Mikafungin enzimatik yollarla metabolize edilirken, Anidulafungin spontan kimyasal degradasyon (bozunma) ile elimine olur.
Anidulafungin'in bu benzersiz farmakokinetik özelliği, onu organ yetmezliği olan hastalarda doz ayarı gerektirmeyen bir seçenek yapar.
3
Doğru ilacı seç.
Anidulafungin seçeneğine ulaşılır.
Anidulafungin, karaciğer fonksiyon bozukluğundan bağımsız olarak plazmada yarı ömürlü bozunmaya uğrar.

Anahtar Kavram

Anidulafungin'in non-enzimatik eliminasyonu

Daha Fazla Pratik

Ekinokandinlerin antifungal etki mekanizması olan beta-1,3-glukan sentaz inhibisyonunu ve bu enzim sisteminin mantar hücre duvarındaki önemini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 322Soru

4242 yaşında HER2HER2 (ErbB2ErbB2) pozitif metastatik meme kanseri tanısıyla takip edilen bir hastada, standart kemoterapi ve trastuzumab tedavisi altında progresyon gelişmiş ve yapılan kranyal MRGMRG incelemesinde multipl beyin metastazları saptanmıştır. Monoklonal antikorların yüksek molekül ağırlığı nedeniyle santral sinir sistemine penetrasyonunun kısıtlı olması, bu hastada tedavi değişikliğini zorunlu kılmıştır. Bu klinik tablo yönetilirken, hem EGFREGFR (ErbB1ErbB1) hem de HER2HER2 reseptörlerinin intrasellüler tirozin kinaz domainindeki ATPATP bağlama cebine kompetitif olarak bağlanan ve kan-beyin bariyerini geçebilen küçük molekül yapılı bir ajanın tedaviye eklenmesi planlanmıştır.

Bu farmakolojik profil ve endikasyona sahip olan hedefe yönelik antineoplastik ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lapatinib

Cevap

Beyin metastazı olan HER2 pozitif meme kanseri hastasında hem EGFR hem de HER2 reseptörlerini intrasellüler olarak inhibe edebilen küçük molekül yapılı ajan Lapatinib'dir.
Lapatinib, HER2HER2 pozitif meme kanserinde kullanılan, hem EGFREGFR hem de HER2HER2 reseptörlerinin intrasellüler tirozin kinaz aktivitesini geri dönüşümlü olarak inhibe eden küçük molekül yapılı bir ilaçtır. Beyin metastazı olan hastalarda kan-beyin bariyerini geçebilme özelliği nedeniyle klinik öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik kısıtlamayı analiz et.
Beyin metastazı varlığı, kan-beyin bariyerini geçebilen düşük molekül ağırlıklı bir ilaç (tirozin kinaz inhibitörü -tinib) gerektirir.
Monoklonal antikorlar (-mab) büyük moleküllerdir ve santral sinir sistemine yeterli düzeyde geçemezler.
2
Moleküler hedefleri belirle.
Hem EGFR (ErbB1) hem de HER2 (ErbB2) reseptörlerinin ikili (dual) inhibisyonu gerekmektedir.
Soruda her iki reseptörün de ATP bağlama cebinden inhibe edildiği belirtilmiştir.
3
İlaç seçeneklerini eşleştir.
Lapatinib, bu profilin tüm kriterlerini karşılayan ajandır.
Lapatinib hem küçük moleküldür hem de EGFR/HER2 dual inhibitörüdür.

Anahtar Kavram

Monoklonal antikorlar (büyük molekül, ekstrasellüler etki) ile küçük molekül yapılı tirozin kinaz inhibitörlerinin (küçük molekül, intrasellüler etki, kan-beyin bariyeri geçişi) farmakokinetik ve farmakodinamik farkları.

Daha Fazla Pratik

Diğer küçük molekül tirozin kinaz inhibitörlerinin (örneğin BCR-ABL inhibitörü İmatinib veya BRAF inhibitörü Vemurafenib) spesifik endikasyonlarını ve direnç mekanizmalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 323Soru

Standart antitüberküloz tedaviye dirençli MycobacteriumMycobacterium tuberculosistuberculosis suşu saptanan 4545 yaşındaki bir hastanın tedavi rejimine eklenen yeni bir ajanın kullanımı sırasında, rutin kontrollerde çekilen elektrokardiyografide (EKG) QTcQTc aralığında uzama saptanmıştır. Bu ilacın farmakolojik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikobakteriyel ATP sentazın cc alt birimini inhibe ederek etki gösterir ve terminal yarı ömrü doku sekestrasyonu nedeniyle yaklaşık 565-6 aydır.

Cevap

Doğru seçenek, ilacın mikobakteriyel ATP sentazın cc alt birimini inhibe ettiğini ve doku sekestrasyonu nedeniyle yaklaşık 565-6 aylık bir terminal yarı ömre sahip olduğunu belirten ifadedir.
Bedakilin, mikobakteriyel ATP sentaz enziminin cc alt birimine bağlanarak bakteriyel enerji üretimini engelleyen özgün bir mekanizmaya sahiptir. Farmakokinetik olarak dokularda birikme (sekestrasyon) eğilimi gösterir, bu da terminal yarı ömrünün yaklaşık 565-6 ay gibi çok uzun bir süre olmasına yol açar. Ayrıca QTQT aralığını uzatma potansiyeli en karakteristik ve dikkat edilmesi gereken yan etkisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Çok ilaca dirençli tüberküloz (MDR-TB) ve yan etki olarak QTcQTc uzaması, akla bedakilin veya delamanid ilaçlarını getirir.
Bedakilin, MDR-TB tedavisinde kullanılan ve QTQT uzaması riski nedeniyle siyah kuşak uyarısı taşıyan yeni nesil bir ajandır.
2
İlacın etki mekanizmasını doğrula.
Bedakilin, mikobakteriyel ATP sentaz enziminin proton pompa ünitesindeki (oligomerik cc alt birimi) bağlanma bölgesine bağlanarak etki eder.
Bu mekanizma bakteriyostatik veya bakterisid etki sağlayarak enerji üretimini durdurur.
3
Farmakokinetik özellikleri analiz et.
İlaç yüksek oranda doku sekestrasyonuna uğrar ve terminal eliminasyon yarı ömrü yaklaşık 164164 gündür (5.55.5 ay).
Uzun yarı ömür, ilacın dokulardan yavaş salınımıyla ilişkilidir ve tedavi kesildikten sonra bile etkisinin sürmesine neden olabilir.

Anahtar Kavram

Bedakilin Farmakolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 324Soru

52 yaşında kronik hepatit C (genotip 1a) tanısı alan bir erkek hastaya, pegile interferon-alfa ve bir nükleozid analoğundan oluşan ikili kombinasyon tedavisi başlanmıştır. Tedavinin 6. haftasında hastanın hemoglobin değerinin 14,5g/dL14,5 g/dL'den 11,2g/dL11,2 g/dL'ye düştüğü görülmüştür. Hastanın laboratuvar incelemesinde indirekt bilirubin ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) düzeylerinde artış saptanmış, direkt Coombs testi ise negatif olarak sonuçlanmıştır. Bu hastadaki hematolojik tablodan sorumlu olan ilacın en olası etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnozin monofosfat dehidrogenaz (IMPDHIMPDH) enzimini inhibe ederek hücre içi guanozin trifosfat (GTPGTP) havuzunu tüketmesi

Cevap

Hepatit C tedavisinde hemolitik anemiye neden olan Ribavirin'in etki mekanizması inozin monofosfat dehidrogenaz (IMPDHIMPDH) enziminin inhibisyonu ve GTPGTP depolarının tüketilmesidir.
Laboratuvar bulguları (hemoliz tablosu), hastanın Ribavirin kullandığını göstermektedir. Ribavirin, bir nükleozid analoğu olup purin sentezinde anahtar rol oynayan inozin monofosfat dehidrogenaz (IMPDHIMPDH) enzimini inhibe ederek hücre içi guanozin trifosfat (GTPGTP) havuzunu tüketir. Bu durum eritrositlerde oksidatif hasara ve yıkıma (hemolize) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hemoglobin düşüşü, yüksek indirekt bilirubin, yüksek LDHLDH ve negatif Coombs testi hemolitik anemi tanısını koydurur.
İlaca bağlı direkt toksisite sonucu gelişen hemolizi immün kaynaklı hemolizden ayırt etmek gerekir.
2
Sorumlu ilacın tanımlanması
Hepatit C kombinasyon tedavisinde (İnterferon + Ribavirin) doza bağımlı hemolitik anemiden sorumlu olan temel ajan Ribavirin'dir.
İnterferon daha çok kemik iliği supresyonuna (pansitopeni) neden olurken, Ribavirin spesifik olarak eritrosit hemolizi yapar.
3
Mekanizmanın belirlenmesi
Ribavirin, IMPDHIMPDH enzimini inhibe eder.
Bu enzim purin nükleotid sentez yolunda IMPIMP'den GMPGMP/GTPGTP oluşumunda kritik basamaktır; inhibisyonu viral replikasyonu durdurur ancak konak hücrelerinde (özellikle eritrositlerde) oksidatif stresi artırarak hemolize yol açar.

Anahtar Kavram

Ribavirin doza bağımlı hemolitik anemi yan etkisi yapar ve mekanizması IMPDHIMPDH inhibisyonu ile GTPGTP depolarının tüketilmesidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 325Soru

Aşağıdaki tabloda, sistemik doku parazitozlarının tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir antiparaziter ilaca (İlaç X) ait bazı farmakolojik özellikler verilmiştir:

Parametreİlaç X'in Özellikleri
MetabolizmaKaraciğerde yoğun ilk geçiş etkisiyle aktif sülfoksit türevine dönüşür.
EmilimYağlı gıdalarla birlikte alındığında biyoyararlanımı yaklaşık 5 kat artar.
EtkileşimSimetidin ile birlikte kullanımı plazma konsantrasyonunu yükseltir.
Klinik KullanımKist hidatik ve nörokistisarkozis tedavisi için doku penetrasyonu yüksektir.

Bu bilgilere göre, İlaç X'in parazitler üzerindeki temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serbest tübülin moleküllerine bağlanarak mikrotübül polimerizasyonunu ve glukoz uptake'ini inhibe etmek

Cevap

İlaç X, mikrotübül polimerizasyonunu engelleyerek ve parazitin glukoz alımını bozarak etki gösteren Albendazol'dür.
Tabloda tarif edilen 'İlaç X', Albendazol'dür. Albendazol bir ön ilaçtır ve karaciğerde hızlıca aktif 'albendazol sülfoksit' metabolitine dönüşür. Yağlı gıdalar emilimini 5 kat artırarak doku enfeksiyonlarında (kist hidatik, nörokistisarkozis) etkinliğini sağlar. Temel mekanizması, parazitlerin serbest beta-tübülin dimerlerine bağlanarak mikrotübül polimerizasyonunu durdurmak ve buna bağlı olarak glukoz alımını (uptake) inhibe etmektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Kist hidatik ve nörokistisarkozis tedavisi, doku penetrasyonu gerektiren Albendazol veya Prazikuantel kullanımına işaret eder.
Bu iki hastalıkta sistemik etki şarttır.
2
Farmakokinetik verileri analiz et.
Aktif sülfoksit metaboliti oluşumu ve yağlı gıdalarla belirgin biyoyararlanım artışı (5 kat) Albendazol'ün ayırt edici özelliğidir.
Mebendazol'den farklı olarak Albendazol bir ön ilaçtır ve sülfoksit metaboliti sayesinde doku kistlerine nüfuz eder.
3
İlacın etki mekanizmasını eşleştir.
Benzimidazol türevi olan Albendazol, tübüline bağlanarak mikrotübül sentezini inhibe eder.
Bu sınıfın tüm üyeleri (Albendazol, Mebendazol, Tiabendazol) benzer mekanizmayla parazit hücre iskeletini bozar.

Anahtar Kavram

Albendazol'ün aktif sülfoksit metaboliti ve yağlı gıdalarla artan sistemik biyoyararlanımı

Daha Fazla Pratik

Albendazol'ün uzun süreli kist hidatik tedavisinde neden düzenli tam kan sayımı ve karaciğer fonksiyon testi takibi gerektirdiğini inceleyiniz (kemik iliği süpresyonu ve hepatotoksisite riski).

Alternatif Yöntem

İlacın sistemik kullanımı ve 'sülfoksit' metaboliti bilgisi doğrudan Albendazol'e yönlendirir, çünkü benzimidazol grubunda doku penetrasyonu en iyi olan ve bu şekilde aktive olan temel ilaç odur.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 326Soru

Mantar hücre membranında bulunan ergosterole doğrudan bağlanarak membran geçirgenliğini artıran ve iyonların hücre dışına sızmasına neden olan porlar (kanallar) oluşturan antifungal ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amfoterisin B

Cevap

Amfoterisin B, mantar hücre membranındaki ergosterole doğrudan bağlanarak por oluşturan antifungal ilaçtır.
Amfoterisin B, mantar hücre membranında bulunan temel sterol olan ergosterole doğrudan bağlanır. Bu bağlanma sonucunda membranda hidrofilik porlar (kanallar) oluşur. Bu kanallar aracılığıyla hücre içindeki potasyum, magnezyum gibi iyonlar ve diğer küçük moleküller dışarı sızar, bu da hücrenin ölümüne (fungisidal etki) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki etki mekanizmasını (ergosterole bağlanma ve por oluşturma) analiz etmek.
Bu mekanizmanın poliyen sınıfı antifungallere özgü olduğu belirlendi.
Amfoterisin B ve Nistatin gibi poliyenler, membran sterollerine yüksek afinite ile bağlanırlar.
2
Seçeneklerdeki ilaçların sınıflarını ve temel mekanizmalarını karşılaştırmak.
Ketokonazol ve Terbinafin sentez inhibitörü, Mikofungin duvar inhibitörü, Flusitozin ise antimetabolittir.
Sadece Amfoterisin B poliyen grubundadır ve açıklanan mekanizmaya sahiptir.

Anahtar Kavram

Poliyen antifungallerin (Amfoterisin B) etki mekanizması

Daha Fazla Pratik

Amfoterisin B'nin en önemli yan etkisi olan nefrotoksisite mekanizmasını ve elektrolit (hipokalemi) dengesindeki değişimleri inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 327Soru

6868 yaşında erkek hasta, kronik atriyal fibrilasyon nedeniyle uzun süredir digoksin kullanmaktadır. Son 22 gündür iştahsızlık, bulantı ve sarı-yeşil görme şikayetleri olan hastanın serum digoksin düzeyi 3.23.2 ng/mLng/mL (toksik düzey) olarak saptanıyor. Hastanın 44 gün önce bir solunum yolu enfeksiyonu için antibiyotik tedavisine başladığı öğreniliyor. Bu hastada, intestinal florada yer alan ve normalde digoksini inaktive eden Eubacterium lentum\textit{Eubacterium lentum} suşlarını ortadan kaldırarak digoksinin biyoyararlanımını artıran ilacın temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 50S50S ribozom alt birimindeki 23S23S rRNArRNA'ya bağlanarak translokasyon basamağını inhibe etmek

Cevap

İlaç, 50S50S ribozom alt birimindeki 23S23S rRNArRNA'ya bağlanarak translokasyon basamağını inhibe eden bir makroliddir.
Doğru seçenek olan mekanizma makrolidlere aittir. Makrolidler, ribozomun 50S50S alt birimindeki 23S23S rRNArRNA bölgesine bağlanarak yeni sentezlenen peptidil-tRNAtRNA'nın AA (aminoaçil) bölgesinden PP (peptidil) bölgesine kaymasını, yani translokasyon basamağını engellerler. Klinik vakada tanımlanan Eubacterium lentum\textit{Eubacterium lentum} üzerinden gelişen digoksin etkileşimi, makrolidlerin karakteristik bir özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Bulantı, sarı-yeşil görme ve yüksek serum düzeyi hastada digoksin toksisitesi olduğunu gösterir.
Digoksinin terapötik indeksi dardır ve toksisite karakteristik görsel ve gastrointestinal bulgularla seyreder.
2
Antibiyotik etkileşiminin analizi
Bağırsak florasındaki Eubacterium lentum\textit{Eubacterium lentum} eliminasyonu yoluyla digoksin biyoyararlanımını artıran ilaç grubu makrolidlerdir (özellikle eritromisin ve klaritromisin).
Hastaların yaklaşık %10\%10'unda digoksin bağırsakta bu bakteri tarafından inaktive edilir; bakterinin antibiyotikle yok edilmesi ilacın emilimini artırır.
3
İlacın etki mekanizmasının belirlenmesi
Makrolidler bakterilerin 50S50S ribozom alt birimine bağlanarak protein sentezini translokasyon aşamasında durdurur.
Bu grup ilaçlar 23S23S rRNArRNA üzerindeki spesifik bölgeye bağlanarak peptidil-tRNAtRNA'nın AA bölgesinden PP bölgesine hareketini engeller.

Anahtar Kavram

Makrolidlerin protein sentezi inhibisyonu ve bağırsak florası üzerinden digoksin ile etkileşimi.

Daha Fazla Pratik

Makrolidlerin QTQT mesafesini uzatma potansiyelini ve eritromisin estolat formunun kolestatik hepatit riskini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 328Soru

Ani başlayan ateş, halsizlik ve kuru öksürük şikayetleriyle başvuran 2424 yaşındaki hastaya influenza tanısı konulmuştur. Bu hastada yeni oluşan virionların konak hücreden salınımını engelleyen nöraminidaz inhibitörü ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oseltamivir

Cevap

Oseltamivir, influenza virüslerinin nöraminidaz enzimini kompetitif olarak inhibe ederek yeni virionların konak hücre yüzeyindeki siyalik asit kalıntılarından ayrılmasını ve yayılmasını önleyen ilaçtır.
Doğru cevap olan ilaç, influenza AA ve BB virüslerinin yüzeyinde bulunan nöraminidaz enzimini seçici olarak inhibe eder. Bu enzim, yeni üretilen virüslerin konak hücre yüzeyindeki siyalik asit reseptörlerine olan bağını kopararak virüsün serbest kalmasını sağlar. İnhibisyon sonucunda virüs yayılımı durdurulmuş olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloya göre etken virüsü ve hedeflenen yaşam döngüsü basamağını belirle.
Etken influenza virüsüdür ve hedeflenen basamak virüsün konak hücreden salınımıdır.
Hastadaki semptomlar influenzayı işaret eder; salınım basamağı ise nöraminidaz enzimi ile ilişkilidir.
2
Nöraminidaz enzimini inhibe eden spesifik antiviral ilacı hatırla.
Oseltamivir.
Oseltamivir ve zanamivir, influenza AA ve BB virüslerine karşı kullanılan temel nöraminidaz inhibitörleridir.

Anahtar Kavram

Nöraminidaz inhibisyonu yoluyla influenza virüs salınımının engellenmesi.
Tahmini Süre:45s
Soru 329Soru

Bakteri ribozomunun 30S30S alt birimine bağlanarak protein sentezini inhibe eden aminoglikozid ve tetrasiklin grubu antibiyotiklerin farmakolojik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tetrasiklinlere karşı gelişen en yaygın direnç mekanizması; ilacın asetiltransferaz, adenililtransferaz ve fosfotransferaz gibi enzimler tarafından inaktive edilmesidir.

Cevap

Tetrasiklinlere karşı gelişen en yaygın direnç mekanizması enzimatik inaktivasyon değil, aktif eflüks pompalarıdır.
Tetrasiklinlere karşı gelişen en yaygın direnç mekanizması, plazmid aracılığıyla sentezlenen eflüks pompaları (TetA, TetB vb.) kullanılarak ilacın hücre dışına aktif olarak atılmasıdır. İlacın asetiltransferaz veya fosfotransferaz gibi enzimlerle inaktive edilmesi ise aminoglikozidlere karşı gelişen en temel ve yaygın direnç mekanizmasıdır. Bu nedenle tetrasiklinlerle ilgili verilen direnç eşleştirmesi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Antibiyotik gruplarının direnç mekanizmalarını karşılaştırın.
Aminoglikozidlerde en yaygın direnç enzimatik inaktivasyon (asetilleme vb.) iken, tetrasiklinlerde en yaygın mekanizma eflüks pompalarıdır.
Bu iki grup ribozomun aynı alt birimine (30S30S) bağlansa da direnç geliştirme yolları farklılık gösterir.
2
Aminoglikozidlerin toksisite profillerini analiz edin.
Streptomisin ve gentamisin öncelikle vestibüler (denge); amikasin ve kanamisin ise koklear (işitme) toksisite yapar.
İlaçların iç kulaktaki farklı yapılara olan afinitesi bu ayrımı belirler.

Anahtar Kavram

Protein Sentezi İnhibitörlerinde Direnç ve Toksisite Farklılıkları

Daha Fazla Pratik

Aminoglikozidlerin post-antibiyotik etkisini (PAE) ve konsantrasyon bağımlı öldürme özelliklerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 330Soru

Bir antibiyotiğin bakterisidal etkinliğinin, ortamdaki ilaç konsantrasyonu arttıkça belirgin bir artış göstermediği, ancak ilacın bakteri ile temas süresi uzadıkça etkinliğinin arttığı saptanmıştır. Ayrıca bu ilacın klinik olarak anlamlı bir post-antibiyotik etkisinin (PAEPAE) bulunmadığı bilinmektedir. Buna göre, bu antibiyotik ile yapılan tedavide maksimum klinik başarıyı elde etmek için en uygun dozlama stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plazma konsantrasyonunun MİK (Minimum I˙nhibito¨r KonsantrasyonMinimum\ İnhibitör\ Konsantrasyon) üzerinde kaldığı sürenin optimize edilmesi

Cevap

Plazma konsantrasyonunun MİK üzerinde kaldığı sürenin optimize edilmesi
Zamana bağlı öldürme gösteren antibiyotiklerde, ortamdaki ilaç konsantrasyonunun MİK değerini aşması yeterlidir; konsantrasyonun daha fazla artırılması öldürme hızını artırmaz. Bu grup ilaçlarda (Beta-laktamlar, Glikopeptidler vb.) asıl başarı kriteri, plazma konsantrasyonunun MİK değerinin üzerinde kaldığı sürenin (T>MI˙KT > MİK) doz aralığının yaklaşık %4050\%40-50'sini (veya daha fazlasını) kapsamasıdır. Klinik olarak anlamlı bir post-antibiyotik etkisi (PAEPAE) de bulunmadığı için, ilaç düzeyi MİK altına düştüğü an etki sona erer, bu yüzden sürekli infüzyon veya sık dozlama gibi yöntemlerle süreyi uzatmak en uygun stratejidir.

Adım Adım Çözüm

1
Farmakodinamik profilin tanımlanması
Zamana bağlı (time-dependent) öldürme karakteristiği
Bakterisidal etkinin konsantrasyondan ziyade temas süresine bağlı olması bu profili tanımlar.
2
PAEPAE durumunun değerlendirilmesi
Kısa veya olmayan PAEPAE
PAEPAE yokluğu, ilaç düzeyi MİK altına iner inmez bakterilerin tekrar çoğalmaya başlayacağını gösterir.
3
Dozlama stratejisinin belirlenmesi
T>MI˙KT > MİK süresinin maksimize edilmesi
Zamana bağlı antibiyotiklerde (örn. Beta-laktamlar) başarı, doz aralığının belirli bir yüzdesinde konsantrasyonun MİK üzerinde tutulmasına bağlıdır.

Anahtar Kavram

Zamana bağlı (time-dependent) bakterisidal etki ve T>MI˙KT > MİK ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 331Soru

6262 yaşında erkek hasta, hiperenfeksiyon sendromu riski taşıyan dirençli Strongyloides stercoralisStrongyloides\ stercoralis enfeksiyonu nedeniyle oral ivermektin tedavisine alınıyor. Hastanın özgeçmişinde hipertansiyon ve paroksismal supraventriküler taşikardi nedeniyle uzun süredir verapamil kullanımı olduğu öğreniliyor. İvermektin kullanımının ikinci gününde hastada ajitasyon, ataksi ve ardından konfüzyon gelişiyor. Bu hastadaki klinik tablonun gelişiminden sorumlu olan en olası farmakolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kan-beyin bariyerindeki P-glikoproteinin (MDR1) verapamil tarafından inhibe edilmesi sonucunda ivermektinin santral sinir sistemine geçişinin artması

Cevap

Kan-beyin bariyerindeki P-glikoproteinin (MDR1) verapamil tarafından inhibe edilmesi sonucunda ivermektinin santral sinir sistemine geçişinin artması
İvermektin, parazitlerde glutamat aracılı klor kanallarına bağlanarak felç yapar. İnsanlarda bu kanallar ve ilişkili GABA reseptörleri SSS'de bulunur. Normalde ivermektin kan-beyin bariyerindeki P-glikoprotein (MDR1) pompası tarafından aktif olarak dışarı atıldığı için SSS yan etkisi görülmez. Ancak verapamil gibi bu pompayı inhibe eden bir ilaçla birlikte kullanıldığında, ivermektin beyne geçer ve ataksi, ajitasyon, konfüzyon gibi ciddi nörolojik tablolara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
İvermektinin insanlardaki normal dağılım özelliğini analiz etme
İvermektin, insanlarda santral sinir sisteminden (SSS) aktif bir şekilde uzaklaştırılır.
İnsanlarda bulunan P-glikoprotein (MDR1) pompası, ivermektini kan-beyin bariyerinden geri pompalar.
2
Hastanın kullandığı diğer ilaç olan verapamilin etkisini değerlendirme
Verapamil, P-glikoprotein (MDR1) pompasının güçlü bir inhibitörüdür.
Verapamil ve kinidin gibi ilaçlar, bu pompayı bloke ederek diğer ilaçların beyne girişini kolaylaştırabilir.
3
İlaç etkileşimi sonucunda gelişen toksisiteyi belirleme
SSS'ye giren ivermektin, GABA-erjik sistem üzerinden nörotoksisiteye neden olur.
P-gp inhibe edildiğinde ivermektin SSS'ye sızar ve GABA-A reseptörleri üzerindeki etkileriyle ataksi ve konfüzyon yapar.

Anahtar Kavram

İvermektin toksisitesinde P-glikoprotein (MDR1) ve ilaç etkileşimlerinin (Verapamil) rolü

Alternatif Yöntem

İvermektin ve 'SSS bariyeri' arasındaki ilişki hatırlandığında, 'pompa inhibisyonu' seçeneği farmakolojik olarak en mantıklı mekanizmadır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 332Soru

Metastatik kolon kanseri tanısıyla irinotekan içeren bir kemoterapi protokolü başlanan 6262 yaşındaki erkek hastada, infüzyonun ilk 1515 dakikası içerisinde karın krampları, şiddetli diyare, aşırı terleme ve lakrimasyon gelişmiştir. Fizik muayenede bilateral miyozis saptanmıştır. Bu hastada gözlenen akut yan etki tablosundan sorumlu olan temel farmakolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlacın asetilkolinesteraz enzimini doğrudan ve geçici olarak inhibe etmesi

Cevap

İrinotekanın asetilkolinesteraz enzimini doğrudan inhibe etmesi
İrinotekan, DNA topoizomeraz II inhibitörü olan bir kamptotesin türevidir. Antineoplastik etkisinin yanı sıra, asetilkolinesteraz (AChE) enzimini doğrudan ve geçici olarak inhibe etme özelliğine sahiptir. İnfüzyon sırasında veya tedaviden sonraki ilk 2424 saat içinde gelişen terleme, tükürük artışı, göz yaşarması, miyozis ve erken diyare bulguları bu enzim inhibisyonuna bağlı olarak biriken endojen asetilkolinin muskarinik etkileridir. Bu tablo 'akut kolinerjik sendrom' olarak adlandırılır ve antikolinerjik bir ajan olan atropin ile kontrol altına alınabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Miyozis, diyare, terleme ve lakrimasyon; muskarinik aşırı uyarılmaya bağlı gelişen bir kolinerjik tabloyu işaret eder.
İrinotekan infüzyonu sırasında gelişen bu tablo 'akut kolinerjik sendrom' olarak tanımlanır.
2
Zamanlamayı değerlendir.
Semptomların infüzyonun ilk dakikalarında (ilk 24 saat içinde) başlaması, bunun mukoza hasarına bağlı geç diyare olmadığını kanıtlar.
İrinotekana bağlı diyare iki tiptir: Erken (kolinerjik) ve Geç (sitotoksik).
3
Biyokimyasal mekanizmayı belirle.
İrinotekan molekülünün kendisi yapısal olarak asetilkolinesteraz (AChE) enzimini inhibe eder.
AChE inhibisyonu sonucu sinaptik aralıkta asetilkolin birikir ve akut etkiler ortaya çıkar. Bu tablo atropin ile tedavi edilebilir.

Anahtar Kavram

İrinotekan, topoizomeraz I inhibitörü bir antineoplastik ajan olmasının yanı sıra, asetilkolinesteraz enzimini inhibe ederek akut kolinerjik yan etkilere yol açabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 333Soru

2828 yaşında kadın hasta, boğaz ağrısı ve ateş şikayetiyle başvuruyor. Akut tonsillofarenjit tanısı konulan ve penisilin alerjisi olan hastaya klaritromisin tedavisi başlanıyor. Beş gün sonra semptomları gerilemeyen hastadan alınan boğaz kültüründe üreyen S.pyogenesS. pyogenes suşunun hem eritromisin hem de klindamisine dirençli olduğu saptanıyor. Bu çapraz dirençten (MLSbMLSb fenotipi) sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 50S50S ribozom alt birimindeki 23S23S rRNA'nın metillenmesi

Cevap

Çapraz dirençten sorumlu mekanizma 50S50S ribozomundaki 23S23S rRNA'nın metillenmesidir.
Makrolidler ve klindamisin, ribozomun 50S50S alt birimindeki 23S23S rRNA bölgesine bağlanarak etki gösterirler. Bakterilerin geliştirdiği metilaz enzimleri, bu bölgedeki adenin kalıntılarını metilleyerek ilacın ribozoma bağlanmasını engeller. Bu durum, yapısal olarak benzemeyen ancak aynı bölgeye bağlanan makrolid, linkozamid ve streptogramin B grubu ilaçların hepsine karşı eş zamanlı direnç gelişmesine (çapraz direnç) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Kullanılan ilacı ve gelişen direnç tablosunu değerlendirin.
Hasta bir makrolid olan klaritromisin kullanıyor ancak yapısal olarak farklı olan klindamisine (linkozamid) karşı da direnç saptanıyor.
Bu durum, ortak bir bağlanma bölgesine sahip ilaçlar arasında görülen MLSbMLSb (Makrolid-Linkozamid-Streptogramin B) çapraz direncine işaret eder.
2
Antibiyotiğin ribozomal bağlanma bölgesini belirleyin.
Makrolidler ve klindamisin 50S50S alt birimine bağlanır.
Direnç mekanizmasının bu alt birimdeki bir değişiklikle ilgili olması gerekir.
3
Çapraz direncin biyokimyasal temelini saptayın.
Bağlanma bölgesindeki 23S23S rRNA'nın metillenmesi, ilaçların afinitesini düşürür.
Metilasyon (ribozomal koruma), bu grup ilaçlar arasındaki en yaygın çapraz direnç mekanizmasıdır.

Anahtar Kavram

Makrolid, Linkozamid ve Streptogramin B (MLSbMLSb) ilaçları arasında görülen çapraz direnç, 50S50S ribozomal alt birimindeki 23S23S rRNA'nın metilasyonu sonucunda oluşur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 334Soru

Sistemik fungal enfeksiyon tedavisi amacıyla antifungal ilaç başlanan bir erkek hastada, bir süre sonra jinekomasti ve libido azalması gibi şikayetler gelişmiştir. Bu yan etkilerin, ilacın adrenal ve gonadal steroid biyosentezini (testosteron ve kortizol) inhibe etmesine bağlı olduğu düşünülmektedir. Bu klinik tabloya neden olması en muhtemel antifungal ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ketokonazol

Cevap

Ketokonazol, steroid biyosentezini inhibe ederek jinekomasti ve libido azalmasına neden olan temel antifungal ilaçtır.
Ketokonazol, adrenal ve gonadal dokularda steroid sentezinde görev alan sitokrom P450P450 enzimlerini (özellikle 17-alfa-hidroksilaz ve 17,20-liyaz) inhibe eder. Bu durum testosteron seviyelerinde azalmaya, erkeklerde jinekomasti, impotens ve libido kaybına neden olur. Bu özelliği nedeniyle bazen Cushing sendromu tedavisinde kortizol sentezini baskılamak amacıyla da kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki yan etkileri analiz etme
Jinekomasti ve libido azalması, androjen eksikliği veya steroid sentez inhibisyonuna işaret eder.
Bu belirtiler, TUSTUS farmakolojisinde tipik olarak ketokonazol ile ilişkilendirilir.
2
İlaçların etki mekanizmalarını karşılaştırma
Ketokonazol, sitokrom P450P450 enzimlerini non-selektif olarak inhibe eder.
Azollerin çoğu mantar hücresine selektif iken, ketokonazol memeli hücrelerindeki steroid sentez yollarını da etkileyebilir.

Anahtar Kavram

Antifungal ilaçlardan ketokonazolün non-selektif enzim inhibisyonu yoluyla steroid sentezini baskılaması.
Soru 335Soru

Osteosarkom tanısıyla yüksek doz metotreksat (12 g/m212 \text{ g/m}^2) infüzyonu uygulanan 1818 yaşındaki bir erkek hastada, tedavinin 2424. saatinden itibaren gelişebilecek ciddi kemik iliği baskılanması ve mukozit gibi sistemik toksisiteleri önlemek amacıyla "lökovorin kurtarma" (leucovorin rescue) tedavisi başlanmıştır. Bu hastada uygulanan lökovorin kurtarma tedavisinin temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dihidrofolat redüktaz enzimini bypass ederek DNA sentezi için gerekli indirgenmiş folat kofaktörlerini sağlamak

Cevap

Lökovorin kurtarma tedavisinin temel mekanizması, dihidrofolat redüktaz enzimini bypass ederek hücrelere DNA sentezi için gereken indirgenmiş folat kofaktörlerini (tetrahidrofolat) doğrudan sağlamaktır.
Metotreksat, dihidrofolat redüktaz (DHFR) enzimini bloke ederek hücre içindeki aktif folat havuzunu kurutur. Lökovorin (folinik asit) ise kendisi bir tetrahidrofolat (THF) türevi olduğu için bu enzime ihtiyaç duymadan hücre içi aktif folat havuzunu yeniler. Bu durum, ilacın sitotoksik etkisini bypass ederek sağlıklı hücrelerin ölümünü engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Metotreksatın (MTX) etki mekanizmasını tanımlamak
MTX, dihidrofolat redüktaz (DHFR) enzimini güçlü bir şekilde inhibe eder.
DHFR inhibisyonu, dihidrofolatın (DHF) aktif tetrahidrofolata (THF) dönüşümünü engeller ve bu durum pürin ve pirimidin sentezini durdurur.
2
Lökovorinin (folinik asit) yapısını ve DHFR ile ilişkisini analiz etmek
Lökovorin, zaten indirgenmiş bir folat olan N5N^5-formil-THF formundadır.
Aktif folat formunda olduğu için vücutta THF'ye dönüşmesi için DHFR enzimine ihtiyaç duymaz.
3
Kurtarma (rescue) tedavisinin mantığını kurmak
Sağlıklı hücrelere dışarıdan lökovorin verilerek enzim bloğu aşılmış (bypass edilmiş) olur.
Hücreler, DHFR kapalı olsa dahi lökovorinden gelen THF kofaktörlerini kullanarak yaşamsal sentezlerini sürdürebilir.

Anahtar Kavram

Lökovorin (Folinik Asit) Kurtarma Mekanizması
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 17 / 17
Kemoterapötikler — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 17 | Examkin