Kan ve Bağışıklık Fizyolojisi

189 soru

Soru 1Soru →

Eritrosit üretiminin (eritropoez) hızı dokuların oksijen ihtiyacına göre ayarlanırken, bu süreç için gerekli olan demirin (iron) sistemik dolaşımdaki mevcudiyeti de eş zamanlı olarak düzenlenir. Eritropoietin (EPOEPO) uyarısı ile kemik iliğinde artan eritroid aktivitenin, plazma demir düzeyini artırmak amacıyla karaciğerden hepsidin (hepcidinhepcidin) salınımını baskıladığı bilinmektedir. Bu 'kemik iliği-karaciğer' aksında, eritroid öncül hücreler tarafından sentezlenerek dolaşıma salınan ve hepsidin sentezini doğrudan suprese eden ana hormonal aracı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eritroferron (ERFEERFE)

Cevap

Eritroferron (ERFE), eritroid öncül hücrelerden salınarak hepsidin sentezini baskılayan ve böylece demir emilimi ile dolaşıma demir salınımını artıran temel hormondur.
Eritroferron (ERFE), eritropoietin uyarısına yanıt olarak proeritroblastlar ve eritroblastlar tarafından sentezlenen bir hormondur. ERFE, karaciğerde hepsidin sentezini baskılayarak, ince bağırsaklardan demir emilimini ve retiküloendotelyal sistem depolarından demir salınımını kolaylaştırır. Bu mekanizma, hızlanmış eritropoez sırasında artan demir ihtiyacının karşılanmasını sağlayan ana 'eritroid düzenleyici' sinyaldir.

Adım Adım Çözüm

1
Eritropoez uyarısının kaynağını belirle.
Dokularda O2O_2 azalması böbreklerden EPOEPO salınımını artırır.
Eritropoezin birincil hormonal düzenleyicisi EPOEPO'dur.
2
Kemik iliğinin hormonal yanıtını tanımla.
EPO, kemik iliğindeki eritroid öncülleri uyararak Eritroferron (ERFEERFE) üretimini tetikler.
Vücudun demir ihtiyacı ile eritrosit üretim hızı arasındaki iletişimi sağlar.
3
ERFE'nin karaciğer üzerindeki etkisini açıkla.
ERFE karaciğer hücrelerine ulaşır ve hepsidin (hepcidinhepcidin) mRNA ekspresyonunu baskılar.
Hepsidin, demir emilimini ve makrofajlardan demir salınımını engelleyen ana inhibitördür.
4
Sürecin fizyolojik sonucunu özetle.
Hepsidin seviyelerinin düşmesiyle ferroportin kanalları korunur ve dolaşıma demir girişi artar.
Hızlanan eritropoez için gerekli olan yüksek miktardaki demir ancak bu şekilde sağlanabilir.

Anahtar Kavram

Eritropoez-Demir Entegrasyonu (Eritroferron Aksı)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru →

Nötrofillerde fagositoz süreci sırasında gerçekleşen "solunumsal patlama" (respiratory burst) ve mikrobisidal mekanizmalar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipokloröz asit (HOClHOCl), myeloperoksidaz varlığında klorür iyonları ile hidrojen peroksidin reaksiyonu sonucu oluşan en güçlü bakterisidal ajandır.

Cevap

Hipokloröz asit (HOClHOCl), myeloperoksidaz varlığında klorür iyonları ile hidrojen peroksidin reaksiyonu sonucu oluşan en güçlü bakterisidal ajandır.
Doğru olan ifadede belirtildiği gibi, myeloperoksidaz enzimi fagozom içerisinde hidrojen peroksiti klorür iyonları ile birleştirerek hipokloröz asit (HOClHOCl) oluşturur. Hipokloröz asit, çamaşır suyunun da aktif maddesi olup bakteri duvarını ve proteinlerini hızla okside ederek parçalayan, nötrofillerin sahip olduğu en güçlü öldürücü ajandır.

Adım Adım Çözüm

1
Solunumsal patlamanın başlangıç aşamasını değerlendir.
NADPH oksidaz kompleksi aktive olur ve oksijenden süperoksit anyonu (O2−O_2^-) üretilir.
Bu süreç elektron transferi yoluyla gerçekleşen ilk basamaktır.
2
Ara ürünlerin dönüşümünü incele.
Süperoksit dismutaz (SOD) etkisiyle süperoksit anyonları hidrojen peroksite (H2O2H_2O_2) dönüşür.
Süperoksit kararsızdır ve daha stabil bir oksidan olan peroksite dönüştürülmelidir.
3
Myeloperoksidaz (MPO) sisteminin etkisini analiz et.
MPO enzimi, H2O2H_2O_2 ve klorür (Cl−Cl^-) iyonlarını birleştirerek HOClHOCl sentezler.
MPO sistemi, nötrofillerdeki en güçlü oksidatif öldürme yoludur.

Anahtar Kavram

Fagositozda Myeloperoksidaz (MPO) Bağımlı Öldürme Mekanizması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 3Soru →

Lökositlerin (özellikle nötrofillerin) damar lümeninden inflamasyon odağına göçü, fagositoz süreci ve mikrobisidal aktivite mekanizmaları dikkate alındığında; bu süreçlerdeki moleküler eşleşmeler, sinyal iletim yolları ve hücresel olaylarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Solunumsal patlama (respiratory burst) sırasında, istirahat halindeki nötrofillerin sitozolünde bulunan p47phoxp47^{phox} ve p67phoxp67^{phox} alt birimleri, aktivasyonla birlikte membrana göç ederek sitokrom b558b_{558} (gp91phoxgp91^{phox} ve p22phoxp22^{phox}) ile fonksiyonel NADPH oksidaz kompleksini oluşturur.

Cevap

Solunumsal patlama mekanizmasında sitozolik p47phoxp47^{phox} ve p67phoxp67^{phox} birimlerinin membrana göç ederek sitokrom b558b_{558} ile birleşmesi doğrudur.
Nötrofillerde solunumsal patlamayı (respiratory burst) gerçekleştiren NADPH oksidaz enzimi, istirahat halinde fonksiyonel değildir; çünkü alt birimleri hücrenin farklı bölümlerine (sitozol ve membran) dağılmıştır. Aktivasyonla birlikte sitozolik parçalar membrana göç eder ve orada bulunan sitokrom b558b_{558} (gp91 ve p22) ile birleşerek aktif kompleksi oluşturur. Bu, oksijenden süperoksit üretimini başlatan kritik adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Nötrofil aktivasyonu ve sinyal iletiminin değerlendirilmesi
Kemotaktik faktörler ve opsoninler GPCR veya Fc reseptörleri aracılığıyla hücreyi uyarır.
Sürecin başlaması için dış uyaranın doğru reseptör ve sinyal yoluyla (GPCR/Ca++ artışı) iletilmesi gerekir.
2
NADPH oksidaz kompleksinin montajının incelenmesi
İstirahat halindeki sitozolik alt birimlerin (p47,p67,p40p47, p67, p40) fosforillenerek membrana (sitokrom b558b_{558} yanına) taşınması gerçekleşir.
Enzimin sadece fagositoz sırasında aktif olması için parçaların ayrı yerlerde tutulması bir kontrol mekanizmasıdır.
3
Solunumsal patlama ürünlerinin takibi
NADPH'den alınan elektronlarla oksijenin süperoksit anyonuna (O2−O_2^-) indirgenmesi.
Oksijene bağımlı öldürme mekanizmasının ilk ve temel basamağı süperoksit üretimidir.
4
Granül içerikleri ve yerleşimlerinin doğrulanması
MPO ve defensinlerin azurofilik; laktoferrin ve B12 bağlayıcı proteinin spesifik granüllerde olduğunun teyidi.
Farklı mikrobisidal ajanların farklı granüllerde saklanması, salınım sırasını ve etki bölgesini belirler.

Anahtar Kavram

Nötrofil NADPH Oksidaz Kompleksinin Montajı ve Aktivasyonu
Soru 4Soru →

Eritrosit üretim süreci (eritropoez), dokuların oksijen ihtiyacını karşılamak amacıyla vücut tarafından sıkı bir şekilde denetlenir. Bu denetim mekanizmasında rol oynayan eritropoetin (EPO) hormonunun sentezini ve plazmaya salınımını tetikleyen birincil fizyolojik uyaran aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dokulardaki oksijen parsiyel basıncının azalması (hipoksi)

Cevap

Eritropoetin (EPO) hormonunun sentezini tetikleyen birincil faktör doku hipoksidir (oksijen azlığı).
Doku oksijenlenmesinin azalması (hipoksi), vücudun daha fazla oksijen taşıma kapasitesine ihtiyaç duyduğunun en temel göstergesidir. Bu durum, böbreklerdeki peritübüler hücreler tarafından algılanır ve eritropoetin (EPO) sentezini hızlandırarak kemik iliğinden eritrosit üretimini stimüle eder.

Adım Adım Çözüm

1
Eritropoezin ana düzenleyicisini belirleyin.
Eritropoetin (EPO) hormonu.
EPO, kemik iliğindeki hematopoetik kök hücrelerin eritrosit serisine farklılaşmasını sağlayan ana mediyatördür.
2
EPO'nun sentez yerini ve uyarılma mekanizmasını analiz edin.
Böbrek peritübüler interstisyel hücreleri ve hipoksi.
Böbreklerdeki oksijen sensörleri, doku oksijenlenmesi azaldığında HIF-1 (Hypoxia-inducible factor) aracılığıyla EPO üretimini artırır.

Anahtar Kavram

Eritropoezin Hormonal Regülasyonu ve Hipoksi
Tahmini Süre:45s
Soru 5Soru →

Plazma proteinlerinin kapiller endotelinden geçememesi ve fizyolojik pHpH düzeyinde net negatif yüke sahip olmaları, damar içi ve interstisiyel sıvı arasındaki iyon dağılımını doğrudan etkilemektedir. Gibbs-Donnan dengesi olarak bilinen bu fenomen dikkate alındığında, plazma proteinlerinin iyon konsantrasyonları üzerindeki etkisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plazmadaki katyon (Na+Na^+, K+K^+) konsantrasyonu, interstisiyel sıvıdan yaklaşık %5\%5 daha fazladır.

Cevap

Plazmadaki katyon konsantrasyonu, interstisiyel sıvıdan yaklaşık %5 daha fazladır.
Plazma proteinleri damar içinde 'hapsedilmiş' negatif yüklü iyonlardır. Gibbs-Donnan dengesi gereği, bu negatif yük damar içindeki sodyum ve potasyum gibi katyonların konsantrasyonunu, interstisiyel sıvıya oranla yaklaşık %5\%5 daha yüksek tutar. Bu durum, damar içi elektriksel dengenin korunması için temel bir mekanizmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Plazma proteinlerinin yük durumunun belirlenmesi
Negatif yük
Plazma proteinleri fizyolojik pHpH ortamında (pH≈7.4pH \approx 7.4) net negatif yüke sahip birer anyon gibi davranırlar.
2
Gibbs-Donnan dengesinin iyonlar üzerindeki etkisinin analizi
Katyon çekimi ve anyon itimi
Elektriksel nötralite ilkesi gereği, damar içindeki negatif yüklü proteinler pozitif yüklü iyonları (Na+Na^+, K+K^+) damar içinde tutma eğilimindeyken, negatif yüklü iyonları (Cl−Cl^-, HCO3−HCO_3^-) dışarı iterler.
3
Konsantrasyon farkının kantitatif değerlendirilmesi
%5\%5 fark
Kapiller membran düzeyinde oluşan bu denge sonucunda, plazmadaki katyonlar interstisiyel sıvıdan yaklaşık %5\%5 daha fazla, anyonlar ise yaklaşık %5\%5 daha az bulunur.

Anahtar Kavram

Gibbs-Donnan Dengesi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 6Soru →

Plazma proteinlerinin fizyolojik fonksiyonları ve sistemik inflamasyona verdikleri yanıtlar dikkate alındığında; plazma onkotik basıncının yaklaşık %80\%80'inden sorumlu olan ve akut faz yanıtı sırasında karaciğerdeki sentezi azaldığı için "negatif akut faz reaktanı" olarak kabul edilen protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Albümin

Cevap

Plazma onkotik basıncının büyük kısmını sağlayan ve negatif akut faz reaktanı olan protein albümindir.
Albümin, plazmada en yüksek konsantrasyonda bulunan proteindir ve Starling güçleri içinde yer alan kolloid ozmotik basıncın (onkotik basınç) temel kaynağıdır. Akut inflamasyon süreçlerinde (travma, enfeksiyon vb.) karaciğer tarafından üretimi baskılandığı için 'negatif akut faz reaktanı' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Onkotik basıncı belirleyen temel proteinin tespit edilmesi
Albümin
Albümin, hem yüksek konsantrasyonu hem de düşük molekül ağırlığı sayesinde ozmotik aktif parçacık sayısını artırarak plazma onkotik basıncının %80\%80'ini sağlar.
2
Akut faz yanıtı sırasında protein seviyelerindeki değişimin analizi
Negatif Akut Faz Reaktanı
İnflamasyon sırasında karaciğer sentez kapasitesini pozitif akut faz proteinlerine (CRP, fibrinojen vb.) kaydırdığı için albümin sentezi azalır.

Anahtar Kavram

Plazma proteinlerinin onkotik basınç ve akut faz yanıtındaki rolleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru →

Lökositlerin fagositoz yeteneği ve mikrobisidal kapasiteleri; karşılaşılan patojenin türü, ortamdaki opsoninlerin niteliği ve lökosit üzerindeki spesifik reseptörlerin aktivasyon durumuyla doğrudan ilişkilidir. Özellikle nötrofillerde fagositoz süreci ve bu sürece eşlik eden metabolik yanıtlar, hücre içi sinyal iletim yolaklarının özgüllüğüne göre farklılık gösterir. Bu fizyolojik mekanizmalar dikkate alındığında, lökositlerde fagositoz ve ilişkili olaylar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antikor (IgGIgG) ile opsonize edilmiş mikroorganizmaların FcγFc\gamma reseptörlerine bağlanması, partikülün internalizasyonu ile eş zamanlı olarak solunumsal patlama (respiratory burst) yanıtını doğrudan tetikleyen en güçlü uyarandır.

Cevap

Antikor (IgG) ile opsonize edilmiş patojenlerin Fc gama reseptörleri üzerinden tanınması, fagositozu ve solunumsal patlamayı doğrudan ve en güçlü şekilde tetikleyen mekanizmadır.
Antikor (IgG) aracılı opsonizasyonun, Fc gama reseptörleri üzerinden hem fagositozu hem de solunumsal patlamayı (NADPH oksidaz aktivasyonu) en güçlü ve doğrudan tetikleyen mekanizma olduğunu belirten ifade doğrudur. İstirahat halindeki hücrelerde Fc reseptörleri, kompleman reseptörlerine göre metabolik aktivasyonu daha verimli bir şekilde başlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Opsoninlerin ve reseptörlerin rollerini analiz et.
IgG antikorları ve C3b kompleman ürünleri en önemli opsoninlerdir.
Opsoninler, nötrofil üzerindeki reseptörlerle etkileşerek fagositozu hızlandırır.
2
Fc ve kompleman reseptörleri arasındaki farkı değerlendir.
Fc reseptörleri (FcR) hem fagositoz hem de NADPH oksidaz aktivasyonu için doğrudan ve güçlü sinyaller gönderir.
Solunumsal patlamanın tetiklenmesinde FcR etkileşimi fizyolojik olarak birincildir.
3
Granül içeriklerinin lokalizasyonunu kontrol et.
Miyeloperoksidaz primer (azurofilik), laktoferrin ise sekonder (spesifik) granüllerde bulunur.
Granül tiplerinin ayrımı, fagositoz sonrası olayların zamanlamasını belirler.
4
Fagozom asidifikasyon mekanizmasını incele.
Asidifikasyon, V-ATPase proton pompası ile aktif olarak gerçekleşir.
Asit ortam, lizozomal enzimlerin aktivasyonu için zorunludur.

Anahtar Kavram

Nötrofillerde fagositoz ve solunumsal patlamanın başlatılmasında opsonin-reseptör özgüllüğü.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru →

Sekonder hemostaz sürecinde; hem doku faktörü-Faktör VIIaVIIa kompleksi (ekstrinsik) hem de intrinsik tenaz (Faktör IXaIXa-VIIIaVIIIa) kompleksi tarafından aktive edilebilen, sentezi Vitamin K bağımlı olan ve aktive olduktan sonra kalsiyum ile fosfolipid varlığında protrombinaz kompleksinin katalitik (enzimatik) bileşenini oluşturan pıhtılaşma faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faktör X

Cevap

Her iki yolağın birleştiği noktada yer alan ve protrombinaz kompleksinin enzimatik kısmını oluşturan Faktör X, doğru cevaptır.
Doğru seçenek olan pıhtılaşma faktörü, koagülasyon kaskadının en kritik basamaklarından biri olan Faktör X'dir. Bu faktör hem ekstrinsik (TF-VIIa) hem de intrinsik (IXa-VIIIa) yolaklar tarafından aktive edilerek ortak yolağı başlatır. Aktive olduğunda (Xa), kofaktör Va, kalsiyum ve fosfolipidlerle birleşerek protrombinaz kompleksini kurar. Bu kompleks içerisinde bizzat enzimatik (proteaz) görevi üstlenen bileşen Xa'dır. Ayrıca sentezi için Vitamin K'ya ihtiyaç duyması, sorudaki tüm kriterleri tam olarak karşılamasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Koagülasyon kaskadında yolakların birleşme noktasını belirleyin.
İntrinsik ve ekstrinsik yolakların her ikisi de Faktör X'i aktive ederek 'Ortak Yolak' (Common Pathway) sürecini başlatır.
Faktör X, kaskadın konverjans (birleşme) noktasıdır.
2
Aday faktörlerin sentez özelliklerini değerlendirin.
Faktör II, VII, IX ve X Vitamin K bağımlı olarak karaciğerde sentezlenir.
Soruda belirtilen Vitamin K bağımlılığı kriteri bu dört faktör için geçerlidir.
3
Protrombinaz kompleksinin yapısını analiz edin.
Protrombinaz kompleksi; Faktör Xa (enzim/proteaz), Faktör Va (kofaktör), Ca2+Ca^{2+} ve anyonik fosfolipidlerden oluşur.
Kompleksin 'katalitik' bileşeni, aktif bir serine proteaz olan Faktör Xa'dır.

Anahtar Kavram

Ortak Yolak Başlangıcı ve Protrombinaz Kompleksi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 9Soru →

Vücutta demir depoları azaldığında, hücreler plazmadan demir alımını artırmak ve mevcut demiri depolamak yerine metabolik süreçlerde kullanmak amacıyla bir dizi koordineli adaptasyon geliştirir. Bu hücresel adaptasyon sürecinde 'Demir Düzenleyici Proteinler' (IRPIRP) ve 'Demir Yanıt Elemanları' (IREIRE) arasındaki etkileşimle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir düzenleyici proteinlerin (IRPIRP), transferrin reseptörü-1 (TfR1TfR1) mRNAmRNA'sını stabilize ederek reseptör sentezini artırması

Cevap

Hücre içi demir azaldığında, demir düzenleyici proteinler (IRP) transferrin reseptörü-1 (TfR1) mRNA'sına bağlanarak mRNA'yı stabilize eder ve reseptör sentezini artırır.
Demir eksikliği durumunda, hücreler daha fazla demir alabilmek için transferrin reseptörü-1 (TfR1TfR1) sayısını artırır. Bu süreç, Demir Düzenleyici Proteinlerin (IRPIRP), TfR1TfR1 mRNAmRNA'sının 3' ucundaki Demir Yanıt Elemanlarına (IREIRE) bağlanmasıyla gerçekleşir. Bu bağlanma mRNAmRNA'yı nükleazlardan koruyarak stabilize eder, mRNAmRNA yarı ömrünü uzatır ve protein sentezini artırır. Aynı zamanda IRPIRP'ler, ferritin mRNAmRNA'sının 5' ucundaki IREIRE'ye bağlanarak translasyonu inhibe eder, böylece demirin depolanmasını azaltıp kullanılabilirliğini artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre içi demir durumunun algılanması
Hücre içi serbest demir havuzu azaldığında, IRP-1 ve IRP-2 proteinleri aktifleşerek mRNA üzerindeki IRE dizilerine bağlanma kapasitesi kazanır.
IRP'ler, demir varlığında akonitaz aktivitesi gösterirken demir yokluğunda RNA bağlayıcı proteinlere dönüşen sensörlerdir.
2
IRE bölgeleriyle spesifik etkileşimin kurulması
IRP'ler, TfR1 mRNA'sının 3' transle edilmeyen bölgesindeki (3' UTR) IRE dizilerine ve Ferritin mRNA'sının 5' ucundaki IRE dizisine bağlanır.
Bu bağlanma konumu, mRNA'nın kaderini (yıkım veya translasyon blokajı) belirler.
3
Moleküler sonucun gerçekleşmesi
TfR1 mRNA'sı stabilize edilerek daha fazla reseptör üretilir; Ferritin mRNA'sının ise translasyonu engellenerek depolama azaltılır.
Bu sayede hücre, plazmadan daha fazla demir alırken elindeki demiri depolamak yerine metabolik işlemlere yönlendirir.

Anahtar Kavram

Hücre içi demir homeostazında IRP/IRE etkileşiminin koordineli rolü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru →

Kan plazmasında bulunan proteinler; transport, onkotik basınç dengesi ve bağışıklık gibi süreçlerde temel roller üstlenirler. Plazma proteinlerinin sentez yerleri ve fizyolojik özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plazma onkotik basıncının yaklaşık %80'inden sorumlu olan albümin, karaciğerde hepatositler tarafından sentezlenir.

Cevap

Plazma onkotik basıncının yaklaşık %80'inden sorumlu olan albümin, karaciğerde hepatositler tarafından sentezlenir.
Albümin, karaciğerdeki hepatositler tarafından sentezlenir ve plazmadaki yüksek konsantrasyonu sayesinde damar içi onkotik basıncın yaklaşık %80'ini sağlayan temel proteindir.

Adım Adım Çözüm

1
Plazma proteinlerinin sentez yerlerini belirle.
Albümin, fibrinojen, α\alpha ve β\beta globulinler karaciğerde (hepatositler); γ\gamma-globulinler ise plazma hücrelerinde (B lenfosit kökenli) sentezlenir.
TUS sınavında sentez yerlerinin ayrımı, protein fraksiyonlarını anlamak için temel bir bilgidir.
2
Proteinlerin onkotik basınç üzerindeki etkilerini karşılaştır.
Albümin, hem yüksek konsantrasyonu (3.5-5.0 g/dLg/dL) hem de nispeten düşük moleküler ağırlığı sayesinde toplam onkotik basıncın yaklaşık %80'ini oluşturur.
Onkotik basınç, çözeltideki partikül sayısı ile doğru orantılıdır; albümin hem en bol bulunan hem de damar dışına en az sızan temel proteindir.
3
Proteinlerin elektriksel yük özelliklerini analiz et.
Plazma proteinlerinin izoelektrik noktaları fizyolojik pHpH olan 7.4'ün altındadır, bu nedenle fizyolojik ortamda net negatif yüklüdürler.
Negatif yüklü proteinler, Gibbs-Donnan dengesi gereği damar içinde sodyum gibi pozitif yüklü iyonları tutarak ozmotik dengeye katkıda bulunur.

Anahtar Kavram

Plazma proteinlerinin sentez yerleri, moleküler ağırlıkları ve onkotik fonksiyonları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru →

Demir eksikliği anemisi olan bir hastada, kemik iliğindeki eritropoez süreci incelendiğinde eritrositlerin normalden daha küçük (mikrositikmikrositik) olduğu saptanmıştır. Fizyolojik olarak eritroblastların bölünmeyi durdurup nükleuslarını atarak olgunlaşma evresine geçmesi için sitoplazmadaki hemoglobin konsantrasyonunun belirli bir kritik eşiğe (%34\%34) ulaşması gerekmektedir. Buna göre, bu hastada görülen mikrositozun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemoglobin sentezinin yavaşlaması nedeniyle sitoplazmik konsantrasyonun kritik eşiğe geç ulaşması ve hücrelerin fazladan bölünme geçirmesi

Cevap

Hemoglobin sentezinin yavaşlaması nedeniyle sitoplazmik konsantrasyonun kritik eşiğe geç ulaşması ve hücrelerin fazladan bölünme geçirmesi
Eritrositlerin kemik iliğindeki gelişimi sırasında hücreler belirli bir hemoglobin yoğunluğuna (%34\%34) ulaşana kadar bölünmeye devam ederler. Demir eksikliği durumunda hemoglobin sentezi kısıtlandığı için hücre bu konsantrasyona ulaşmakta zorlanır. Bu süreçte 'dur' sinyali geciktiği için hücreler normalden daha fazla sayıda mitoz geçirirler. Her mitoz bölünme, hücrenin toplam hacmini küçülttüğü için sonuçta periferik kanda mikrositik (küçük hacimli, MCV<80MCV < 80 fL) eritrositler görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Eritrosit matürasyonundaki 'dur' sinyalini tanımla
Hücre bölünmesinin durması için sitoplazmik hemoglobin konsantrasyonunun yaklaşık %34\%34 (MCHCMCHC eşdeğeri) olması gerekir.
Bu eşik, hücrenin artık oksijen taşıma kapasitesinin yeterli düzeye ulaştığını gösteren biyokimyasal bir kontroldür.
2
Demir eksikliğinin bu sürece etkisini analiz et
Demir eksikliğinde heme sentezi yavaşladığı için hücre içi hemoglobin birikimi normalden daha uzun sürer.
Yeterli demir olmadığında hemoglobin molekülleri gerekli hızda üretilemez.
3
Ekstra bölünme ve boyut ilişkisini kur
Konsantrasyon eşiğine ulaşana kadar geçen sürede hücreler bir veya birkaç kez daha bölünür, bu da her bölünmede hücre hacminin küçülmesine (mikrositoz) yol açar.
Hücre bölünmesi sitoplazma miktarını paylaştırdığı için her bölünme hacmi azaltır.

Anahtar Kavram

Eritropoezde mikrositoz mekanizması: Hemoglobin sentez hızı ile hücre bölünme sayısı arasındaki ters ilişki.

İpuçları

1
Eritrositlerin küçülmesi (mikrositozmikrositoz), genellikle hemoglobin sentezindeki bir aksaklıkla ilişkilidir.
2
Bir hücre ne kadar çok bölünürse, son aşamadaki hacmi o kadar küçük olur. Bölünmeyi durduran sinyal ise hücre içindeki hemoglobin miktarıdır.

Daha Fazla Pratik

Benzer bir mantıkla, B12 eksikliğinde nükleer bölünme geciktiğinde hücre hacminin neden arttığını (makrositoz) araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru →

Özellikle parazitik enfeksiyonlara karşı vücut savunmasında kritik rol oynayan ve granüllerinden salgıladıkları 'major basic protein' (MBP) aracılığıyla parazitlerin membran yapısını bozarak onları tahrip eden lökosit tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eozinofiller

Cevap

Eozinofiller
Doğru yanıt olan hücreler, eozinofillerdir. Bu hücreler, granüllerinde yoğun miktarda 'major basic protein' (MBP) barındırır. Parazitik bir enfeksiyon durumunda bölgeye göç ederler ve granül içeriklerini parazit üzerine boşaltarak (degranülasyon) parazitin membran yapısını fiziksel olarak tahrip ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Parazitik enfeksiyonlarda sayıca artan lökosit tipini hatırla.
Eozinofillerin parazitik durumlarda ana savunma hücresi olduğu belirlendi.
Eozinofiller parazitlere karşı kemotaksi ile bölgeye göç ederler.
2
Hücrenin paraziti öldürmek için kullandığı spesifik proteini tanımla.
Major Basic Protein (MBP) molekülünün eozinofilik granüllerde bulunduğu teyit edildi.
MBP, parazitlerin yüzey proteinlerine bağlanarak membran bütünlüğünü bozar.
3
Bilgileri birleştirerek doğru hücreyi seç.
Parazit savunması + MBP = Eozinofil eşleşmesi sağlandı.
Diğer lökosit tipleri bu spesifik granül içeriğine sahip değildir.

Anahtar Kavram

Eozinofillerin fonksiyonel özellikleri ve Major Basic Protein (MBP)

İpuçları

1
Parazitlere karşı hangi lökositin sayısı artar?
2
Bu hücre tipi adını eozin boyası ile turuncu-kırmızıya boyanan granüllerinden alır.
3
Major Basic Protein, bu hücrenin en önemli sitotoksik granül içeriğidir.

Daha Fazla Pratik

Eozinofillerin diğer önemli fonksiyonları olan alerjik reaksiyonların baskılanması ve eozinofilik kemotaktik faktör (ECF-A) salınımını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 13Soru →

Kan plazmasında bulunan proteinlerin fizikokimyasal özellikleri, sentez süreçleri ve kapiller düzeydeki iyon dağılımına etkileri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gibbs-Donnan etkisi sonucunda plazmada alıkonulan ek iyonlar, toplam onkotik basıncın sadece proteinlerin kütlesel konsantrasyonundan beklenen ozmotik etkiden daha yüksek gerçekleşmesini sağlar.

Cevap

Gibbs-Donnan etkisi nedeniyle plazmada tutulan iyonların oluşturduğu ek ozmotik basınç, toplam onkotik basıncın sadece protein konsantrasyonundan beklenen değerden daha yüksek olmasını sağlar.
Plazma proteinleri fizyolojik pHpH değerinde net negatif yüklüdür. Bu negatif yük, Gibbs-Donnan dengesi gereği plazmada daha fazla katyon (özellikle Na+Na^+) tutulmasına neden olur. Ozmotik basınç partikül sayısına bağlı olduğu için, proteinlerin kendisiyle birlikte tuttuğu bu iyonlar da ozmotik etkiye katkıda bulunur. Bu durum, plazmanın toplam onkotik basıncının (yaklaşık 28 mmHg), sadece protein moleküllerinin kütlesel konsantrasyonundan beklenen basınçtan (yaklaşık 19 mmHg) daha yüksek olmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Plazma proteinlerinin fizyolojik pHpH (7,47,4) altındaki elektriksel yükünü belirlemek.
Proteinler izoelektrik noktalarının (pI≈4−6pI \approx 4-6) üzerindeki bir pHpH'da bulundukları için net negatif (anyonik) yüklüdür.
Amfoterik yapıdaki proteinler, bazik ortamda proton vererek anyon haline geçerler.
2
Negatif yüklü proteinlerin iyon dağılımı (Gibbs-Donnan Dengesi) üzerindeki etkisini analiz etmek.
Proteinler, sodyum (Na+Na^+) gibi katyonları plazmada tutarken, klorür (Cl−Cl^-) gibi anyonları interstisyel mesafeye iter.
Elektriksel nötraliteyi korumak için zardan geçemeyen negatif yükler karşıt yüklü iyonları çekerken benzer yüklüleri iter.
3
İyon hapsinin toplam ozmotik basınç üzerindeki katkısını değerlendirmek.
Plazmada proteinlerin yanına hapsedilen ek iyonlar, toplam partikül sayısını artırarak onkotik basıncı yükseltir.
Ozmotik basınç, çözeltideki toplam ozmotik aktif partikül sayısına bağlıdır (Van't Hoff kanunu).

Anahtar Kavram

Gibbs-Donnan Dengesi ve Onkotik Basınç İlişkisi
Soru 14Soru →

Sekonder hemostaz sürecinde, pıhtılaşma faktörlerinin aktifleşerek fosfolipid yüzeyler üzerinde fonksiyonel enzimatik kompleksler oluşturması trombin üretimini (trombin patlaması) maksimize eder. Koagülasyon kaskadındaki bu komplekslerin yapısı, kofaktör gereksinimleri ve faktörlerin fonksiyonel özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortak yolağın başlangıcında yer alan "Protrombinaz" kompleksinde (Xa−Va−Ca2+−FosfolipidXa - Va - Ca^{2+} - Fosfolipid), Faktör Xa asıl enzimatik aktiviteyi sağlarken Faktör Va kofaktör olarak reaksiyon hızını artırır.

Cevap

Ortak yolağın başlangıcında yer alan "Protrombinaz" kompleksinde, Faktör Xa enzimatik aktivite (proteaz) gösterirken Faktör Va kofaktör olarak bu süreci hızlandırır.
Doğru seçenek, ortak yolak başlangıcındaki protrombinaz kompleksinin işleyişini doğru tanımlar. Faktör Xa serin proteaz olarak substratı (protrombin) parçalarken, Faktör Va bu enzimin verimliliğini kofaktör olarak artırır. Bu süreç kalsiyum ve fosfolipid yüzey varlığında gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Koagülasyon kaskadındaki kompleksleri tanımla.
İntrinsik tenaz (IXa-VIIIa), Ekstrinsik tenaz (VIIa-TF) ve Protrombinaz (Xa-Va) kompleksleri belirlendi.
Her kompleks bir enzim (proteaz), bir kofaktör, kalsiyum ve fosfolipid yüzeyi gerektirir.
2
Faktörlerin proteaz mı yoksa kofaktör mü olduğunu ayırt et.
Faktör II, VII, IX, X, XI, XII proteazdır; Faktör V ve VIII ise non-enzimatik kofaktörlerdir.
Kofaktörler reaksiyon hızını (Vmax) dramatik şekilde artırır ancak tek başlarına katalitik aktivite göstermezler.
3
Vitamin K bağımlılığını kontrol et.
Faktör II, VII, IX ve X Vitamin K bağımlıdır (Gla domainleri kalsiyum bağlamak için gereklidir).
Vitamin K, bu faktörlerin glutamat kalıntılarının gama-karboksillenmesi için gereklidir; bu işlem kalsiyum aracılığıyla fosfolipid yüzeye bağlanmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Koagülasyon kaskadında enzim-kofaktör ayrımı ve Protrombinaz kompleksi bileşenleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru →

Eritrositlerin kemik iliğindeki oluşum süreci (eritropoez) ve bu süreçte görev alan faktörler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemoglobin sentezi proeritroblast evresinde başlar ve retikülosit evresinde de bir miktar devam eder.

Cevap

Hemoglobin sentezinin proeritroblast evresinde başladığı ve retikülosit evresinde de devam ettiği bilgisi doğrudur.
Hemoglobin sentezi proeritroblast evresinde başlar ve hücre çekirdeğini kaybedip retikülosit formuna dönüştüğünde bile sitoplazmadaki kalıntı organeller (ribozomlar, mitokondri) sayesinde olgun eritrosit olana kadar düşük düzeyde devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Eritropoez evrelerinde hemoglobinin ilk görüldüğü ve sentezinin bittiği noktaları belirle.
Sentez proeritroblastta başlar, retikülositte azalarak devam eder ve olgun eritrositte durur.
Eritrositler olgunlaştıkça organellerini ve çekirdeğini kaybeder, bu da protein sentez kapasitesini sonlandırır.
2
Vitamin eksikliklerinin hücre morfolojisi üzerindeki etkisini değerlendir.
DNA sentez kusuru (B12/Folat) makrositoza, sitoplazmik sentez kusuru (Demir) mikrositoza yol açar.
Çekirdek matürasyonu gecikirse hücre bölünemez ve normalden büyük kalır.
3
Hormonal kontrol ve taşıma mekanizmalarını kontrol et.
EPO, CFU-E üzerinde etkilidir; demir transferrin ile taşınır.
Fizyolojik regülasyon spesifik reseptörler ve taşıyıcı proteinler üzerinden yürütülür.

Anahtar Kavram

Eritrosit matürasyon döngüsünde nükleer ve sitoplazmik gelişimin senkronizasyonu.
Soru 16Soru →

Primer hemostaz sürecinde, aktifleşmiş trombositlerin birbirine bağlanarak (agregasyon) geçici hemostatik tıkacı oluşturmasını sağlayan ve fibrinojen ile etkileşime giren temel yüzey reseptörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikoprotein IIb/IIIa (GpIIb/IIIaGpIIb/IIIa)

Cevap

Trombosit agregasyonunu sağlayan temel yüzey reseptörü Glikoprotein IIb/IIIa (GpIIb/IIIaGpIIb/IIIa) kompleksidir.
Glikoprotein IIb/IIIa (GpIIb/IIIaGpIIb/IIIa), trombosit aktivasyonu sonrası yüzeye çıkan veya afinitesi artan bir reseptördür. Bu reseptör, plazmadaki fibrinojen moleküllerine bağlanarak iki farklı trombosit arasında çapraz bağlar oluşturur ve böylece 'trombosit agregasyonu' (birbirine tutunma) gerçekleşmiş olur.

Adım Adım Çözüm

1
Primer hemostazın evrelerini belirle.
Primer hemostaz; vasküler spazm, trombosit adhezyonu, trombosit aktivasyonu ve trombosit agregasyonu evrelerinden oluşur.
Soruda sorulan 'birbirine bağlanma' süreci agregasyon fazına karşılık gelir.
2
Agregasyon fazındaki moleküler etkileşimi analiz et.
Trombositlerin birbirine tutunması için iki trombosit arasında bir 'köprü' kurulması gerekir; bu köprü fibrinojen molekülüdür.
Agregasyonun gerçekleşmesi için plazma proteinleri ile trombosit yüzey reseptörleri arasındaki etkileşim gereklidir.
3
Fibrinojenin bağlandığı reseptörü tanımla.
Aktifleşmiş trombositlerin yüzeyinde konformasyonel değişikliğe uğrayarak fibrinojeni bağlayan reseptör GpIIb/IIIaGpIIb/IIIa (Integrin αIIbβ3\alpha_{IIb}\beta_3) kompleksidir.
Bu reseptörün eksikliği Glanzmann Trombastenisi denilen kanama bozukluğuna yol açar.

Anahtar Kavram

Trombosit agregasyonu ve GpIIb/IIIa reseptörü

İpuçları

1
Trombositlerin subendotele tutunması ile birbirlerine tutunması farklı mekanizmalardır.

Daha Fazla Pratik

Glanzmann trombastenisi ve Bernard-Soulier sendromu arasındaki reseptör farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 17Soru →

İnsan vücudunda demir homeostazı; emilim, taşıma ve depolama süreçlerinin moleküler düzeyde sıkı bir kontrol altında tutulmasıyla korunur. Sağlıklı bir bireyde vücut demir depolarının arttığı ve plazma demir düzeyinin yükseldiği bir durumda, dengeyi yeniden sağlamak amacıyla gerçekleşen fizyolojik yanıtlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karaciğerden sentezlenerek kana salınan hepsidin miktarı artar; bu protein enterositlerin bazolateral membranındaki ferroportine bağlanarak demirin dolaşıma geçişini engeller.

Cevap

Karaciğerden sentezlenen hepsidin miktarının artması ve ferroportin kanallarını inhibe ederek demir çıkışını engellemesi doğru bir fizyolojik yanıttır.
Vücutta demir fazlalığı olduğunda karaciğerden hepsidin salınımı uyarılır. Hepsidin, demirin hücre içinden plazmaya çıkışını sağlayan yegane protein olan ferroportine bağlanarak onu hücre içine çeker ve lizozomlarda yıkımını sağlar. Bu durum hem bağırsaktan demir emilimini hem de makrofajların fagositoz sonrası elde ettiği demiri dolaşıma vermesini engelleyerek demir yükünü azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Vücut demir durumunun analiz edilmesi
Demir depoları ve plazma demiri yüksek.
Homeostazın korunması için emilimin azaltılması ve salınımın kısıtlanması gerektiğini belirlemek.
2
Düzenleyici hormonun belirlenmesi
Hepsidin sentezinin artması.
Hepsidin, vücut demir dengesinin ana negatif regülatörüdür ve karaciğerden sentezlenir.
3
Hepsidinin etki mekanizmasının uygulanması
Ferroportin proteininin internalizasyonu ve yıkımı.
Hepsidin, enterosit ve makrofajlardaki tek demir çıkış kanalı olan ferroportini kapatır.
4
Klinik sonucun değerlendirilmesi
Plazmaya demir girişinin azalması.
Hem emilim (enterosit) hem de geri kazanım (makrofaj) yolları bloke edilerek plazma demir düzeyi düşürülür.

Anahtar Kavram

Hepsidin-Ferroportin Aksı

Daha Fazla Pratik

İnflamasyon durumunda IL-6 aracılı hepsidin artışının neden olduğu 'Kronik Hastalık Anemisi' mekanizmasını incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru →

Lökositlerin vasküler endotelden doku aralığına geçişi (ekstravazasyon) ve ardından gerçekleşen fagositoz süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi fizyolojik olarak doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Opsonizasyon sürecinde bir kompleman ürünü olan C3bC3b, antijen yüzeyine bağlanarak lökositler üzerindeki CR1CR1 (CD35) reseptörleri aracılığıyla fagositozu kolaylaştırır.

Cevap

Opsonizasyon sürecinde C3bC3b molekülünün antijen yüzeyine bağlanıp CR1CR1 reseptörü üzerinden fagositozu kolaylaştırması fizyolojik olarak doğrudur.
Doğru olan ifadede belirtildiği gibi, opsonizasyon fagositozu dramatik şekilde hızlandırır. C3bC3b, kompleman aktivasyonu sonucu oluşan en önemli opsonindir ve lökositler üzerindeki CR1CR1 (Kompleman Reseptörü 1) ile etkileşime girerek partikülün yutulmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Lökosit ekstravazasyon aşamalarının (margisasyon, yuvarlanma, yapışma, diapedez) ve bu aşamalarda görev alan moleküllerin (selektinler, integrinler) ayırt edilmesi.
Yuvarlanmada selektinlerin, sıkı yapışmada integrinlerin, damar dışına çıkışta diapedezin görev aldığı belirlendi.
Lökosit göçü sıralı ve özgül moleküler etkileşimlere dayalı bir süreçtir.
2
Fagositozu artıran faktörlerin (opsoninler) ve fagositi bölgeye çeken sinyallerin (kemotaktik faktörler) incelenmesi.
En güçlü kemotaktik faktörün C5aC5a olduğu, opsonizasyonda ise C3bC3b ve IgGIgG'nin temel rol oynadığı saptandı.
Fagositoz verimliliği, mikroorganizmanın lökosit tarafından tanınma kapasitesine (opsonizasyon) bağlıdır.
3
Nötrofil granül içeriklerinin (primer vs sekonder) enzim spesifikliği yönünden karşılaştırılması.
Miyeloperoksidazın primer, alkalen fosfatazın sekonder granül belirteci olduğu doğrulandı.
Granül içerikleri, lökositin mikrobisidal aktivitesinin hangi evrede ve hangi enzimle gerçekleşeceğini belirler.

Anahtar Kavram

Lökositlerin damar dışına göçü (ekstravazasyon kaskadı) ve fagositozun opsoninler (C3bC3b, IgGIgG) aracılığıyla aktive edilmesi.
Tahmini Süre:1m 45s
Soru 19Soru →

Sekonder hemostazın başlangıç (initiation) ve amplifikasyon (amplification) fazları arasındaki geçişte, doku faktörü-Faktör VIIaVIIa (TF−VIIaTF-VIIa) kompleksinin sadece Faktör XX'u değil, aynı zamanda Faktör IXIX'u da aktive etmesi fizyolojik süreçte kritik bir rol oynar. Faktör IXaIXa'nın, pıhtılaşma sürecini sürdürebilmesi için aktif trombosit yüzeyinde oluşturduğu "İntrinsik Tenaz" (Intrinsic TenaseIntrinsic\ Tenase) kompleksinin bileşenleri ve bu kompleksteki etkileşim mekanizmaları düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faktör VIIIVIII, bu komplekse dahil edilmeden önce trombin tarafından sınırlı proteoliz ile aktive edilerek Faktör VIIIaVIIIa formuna dönüştürülmelidir.

Cevap

Faktör VIIIVIII'in intrinsik tenaz kompleksinde işlev görebilmesi için trombin aracılı aktivasyona ihtiyaç duyması doğru ifadedir.
Sekonder hemostazın amplifikasyon fazında, başlangıç fazında oluşan az miktardaki trombin, Faktör VIIIVIII'i aktive ederek Faktör VIIIaVIIIa haline getirir. Bu aktif kofaktör, Faktör IXaIXa ile birlikte çalışarak Faktör XX'u aktive eden 'İntrinsik Tenaz' kompleksini oluşturur. Faktör VIIIVIII'in aktivasyonu için sınırlı proteoliz şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
İntrinsik Tenaz kompleksinin bileşenlerini belirle.
Kompleks; Faktör IXaIXa (proteaz), Faktör VIIIaVIIIa (kofaktör), Ca2+Ca^{2+} ve anyonik fosfolipidlerden (trombosit yüzeyi) oluşur.
Kompleksin nasıl çalıştığını anlamak için yapı taşlarını bilmek gerekir.
2
Kofaktör aktivasyon mekanizmasını incele.
Faktör VIIIVIII, dolaşımda inaktif bir prokofaktördür. Amplifikasyon fazında az miktarda oluşan trombin, Faktör VIIIVIII'i aktive ederek kofaktör aktivitesini binlerce kat artırır.
Pıhtılaşma kaskadının hızlanması (propagasyon) için bu adım gereklidir.
3
Vitamin K bağımlılığını ve membran bağlantısını kontrol et.
Faktör IXIX Vitamin K bağımlıdır ve kalsiyum köprüsü kurar; ancak Faktör VIIIVIII bu grupta değildir.
Vitamin K'nın spesifik hangi faktörleri etkilediğini ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

İntrinsik Tenaz kompleksinde kofaktör (VIIIaVIIIa) ve proteaz (IXaIXa) etkileşimi ve aktivasyon gerekliliği.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru →

Vasküler endotel yüzeyinde eksprese edilen trombomodulin proteini, pıhtılaşma sürecinde önemli bir düzenleyici rol oynar. Trombinin bu reseptöre bağlanmasıyla oluşan Trombin-Trombomodulin kompleksi, trombinin pıhtılaştırıcı etkilerini ortadan kaldırarak bir antikoagülan yolu başlatır. Bu kompleks tarafından aktive edilen ve kofaktörü Protein S ile birlikte çalışarak faktör Va ve faktör VIIIa'yı proteolitik olarak yıkan molekül aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Protein C

Cevap

Protein C, Trombin-Trombomodulin kompleksi tarafından aktive edilerek Faktör Va ve Faktör VIIIa'yı inaktive eder.
Doğru yanıt olan Protein C, damar endoteli üzerindeki trombomoduline bağlanan trombin tarafından aktive edilir. Aktive olan Protein C (APC), kofaktörü Protein S ile birlikte pıhtılaşma kaskadının en önemli hızlandırıcı kofaktörleri olan Faktör Va ve Faktör VIIIa'yı parçalayarak antikoagülan bir etki oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Trombin ve Trombomodulin etkileşimini değerlendir.
Trombin, endoteldeki trombomoduline bağlandığında prokoagülan etkisini kaybeder.
Trombinin substrat özgüllüğü bu bağlanma ile değişir.
2
Kompleksin bir sonraki hedef molekülünü belirle.
Trombin-Trombomodulin kompleksi, plazmada bulunan Protein C'yi aktive eder.
Bu kompleks Protein C için bir aktivatör görevi görür.
3
Aktive Protein C'nin (APC) fonksiyonunu analiz et.
APC, Protein S ile birlikte Faktör Va ve VIIIa'yı parçalar.
Bu süreç pıhtılaşma kaskadının hızlandırıcı kofaktörlerini ortadan kaldırarak antikoagülan etki yaratır.

Anahtar Kavram

Protein C Antikoagülan Yolu
Sayfa 1 / 10Sonraki
Kan ve Bağışıklık Fizyolojisi Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin