Bakteriyoloji

394 soru

Soru 281Soru

5454 yaşında bir erkek hasta, *Enterobacter cloacae* kaynaklı komplike üriner sistem enfeksiyonu nedeniyle seftriakson tedavisi almaktadır. Tedavinin 5.5. gününde hastanın ateşi yükselir ve klinik tablosu kötüleşir. Tekrarlanan idrar kültüründe üreyen *E. cloacae* suşunun seftriaksona dirençli hale geldiği, ancak karbapenemlere duyarlılığının devam ettiği saptanır. Bu hastada tedavi sırasında gelişen direnç mekanizmasından sorumlu olan en olası değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kromozomal AmpCAmpC beta-laktamazın derepresyonu sonucu aşırı üretimi

Cevap

Kromozomal AmpC beta-laktamazın derepresyonu sonucu aşırı üretimi
Doğru yanıt olan seçenek, *Enterobacter*, *Citrobacer* ve *Serratia* gibi bakterilerde (SPACE/SPICE grubu) bulunan kromozomal AmpCAmpC beta-laktamaz geninin, 3.3. kuşak sefalosporinlerin (seftriakson gibi) kullanımı sırasında mutasyonla sürekli aktif hale gelmesini (derepresyon) ifade eder. Bu durum, ilacın parçalanmasına ve klinik tabloyu kötüleştiren bir direnç gelişimine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Etken bakteriyi ve antibiyotik grubunu tanımla.
*Enterobacter cloacae* bir Gram negatif basildir ve kromozomal AmpCAmpC geni taşır. Seftriakson ise 3.3. kuşak bir sefalosporindir.
Direnç mekanizmalarını anlamak için bakterinin genetik potansiyelini bilmek gerekir.
2
Tedavi sırasında gelişen direnç (treatment failure) fenomenini analiz et.
Başlangıçta duyarlı olan suşun, sefalosporin maruziyeti sonrası dirençli hale gelmesi "indüklenebilir direnç" veya "derepresyon" sürecini işaret eder.
Bazı antibiyotikler sessiz duran direnç genlerini aktive edebilir veya baskılayıcı mutasyonlara yol açabilir.
3
SPACE/SPICE grubu bakterilerin karakteristik özelliğini hatırla.
*Serratia*, *Pseudomonas/Providencia*, *Acinetobacter/AmpC*, *Citrobacter*, *Enterobacter* grubu bakterilerde AmpCAmpC beta-laktamazın aşırı üretimi (derepresyon) en olası nedendir.
Bu grup bakterilerde 3.3. kuşak sefalosporinler tedavi sırasında direnç gelişimini tetikleyebilir.

Anahtar Kavram

İndüklenebilir kromozomal AmpC beta-laktamaz derepresyonu

Alternatif Yöntem

SPACE/SPICE akrostişini hatırlayarak (*Serratia*, *Pseudomonas*, *Acinetobacter*, *Citrobacter*, *Enterobacter*) bu bakterilerin kromozomal AmpCAmpC taşıdığı bilgisinden hızlıca doğru cevaba ulaşılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 282Soru

Creutzfeldt-Jakob Hastalığı (CJH) şüphesi bulunan bir hastanın cerrahi operasyonu sonrası, kullanılan tıbbi cihazların dekontaminasyon ve yeniden işleme (reprocessing) prosedürleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Isıya dayanıklı cerrahi aletler 1N1N sodyum hidroksit (NaOHNaOH) çözeltisinde 11 saat bekletilmeli, ardından yer çekimi (gravity) otoklavında 121C121^{\circ}C sıcaklıkta 6060 dakika sterilize edilmelidir.

Cevap

Isıya dayanıklı aletlerin 1N1N NaOHNaOH çözeltisinde 11 saat bekletilip ardından 121C121^{\circ}C'de 6060 dakika otoklavlanması prion inaktivasyonu için doğru bir yöntemdir.
Prionlar, standart otoklavlama parametrelerine ve çoğu kimyasal dezenfektana karşı aşırı dirençlidir. CJH gibi prion hastalıkları şüphesinde, ısıya dayanıklı aletler için 1N1N NaOHNaOH içerisinde bekletme ve ardından yüksek sıcaklık/uzun süreli otoklavlama kombinasyonu (veya 134C134^{\circ}C'de 1818 dakika ön vakumlu otoklavlama) önerilen standart güvenli protokoldür.

Adım Adım Çözüm

1
Mikroorganizmaların ve prionların sterilizasyon direnç hiyerarşisini değerlendir.
Prionlar >> Bakteri sporları >> Mikobakteriler >> Zarfsız virüsler şeklinde bir direnç sırası mevcuttur.
Prionlar, nükleik asit içermeyen ve yüksek düzeyde stabil misfolded protein yapısında oldukları için bilinen en dirençli patojenlerdir.
2
Standart sterilizasyon yöntemlerinin prionlar üzerindeki etkisini incele.
Standart otoklav (121C121^{\circ}C / 1515 dk) ve etilen oksit etkisizdir; kimyasal fiksatifler (glutaraldehit) süreci zorlaştırır.
Prion proteinleri klasik sterilizasyon parametrelerine karşı olağanüstü termal stabilite gösterir.
3
Önerilen özel protokolleri doğrula.
134C134^{\circ}C'de en az 1818 dakika (ön vakumlu otoklav) veya kimyasal (NaOHNaOH) + termal kombinasyon uygulanmalıdır.
WHO ve CDC, prion inaktivasyonu için standart dışı, daha agresif fiziksel ve kimyasal yöntemlerin kombinasyonunu zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Prion Sterilizasyonu ve Direnci
Soru 283Soru

Yanık ünitesinde yatan bir hastanın yara kültüründen izole edilen Metisilin Dirençli StaphylococcusStaphylococcus aureusaureus (MRSA) suşunun antibiyogram sonuçları aşağıdadır:

AntibiyotikSonuç
LinezolidDirençli
KlindamisinDirençli
KloramfenikolDirençli
Kinupristin-DalfopristinDirençli (Streptogramin A bileşeni)
VankomisinDuyarlı

Bu direnç profilinin plazmidler aracılığıyla yatay olarak aktarılabildiği saptandığına göre, söz konusu MRSA suşunda görülen dirençten sorumlu temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 23S23S rRNA'nın A2503A2503 pozisyonunun metillenmesi

Cevap

Direnç mekanizması 23S rRNA'nın A2503 pozisyonunun metillenmesidir (cfr geni).
Söz konusu MRSA suşunda görülen linezolid, kloramfenikol, klindamisin ve streptogramin A direnci (PhLSPO fenotipi), plazmidlerle taşınabilen 'cfr' (chloramphenicol-florfenicol resistance) geni ile ilişkilidir. Bu gen, 23S rRNA'nın peptidil transferaz merkezindeki A2503 pozisyonundaki adenini metilleyerek bu ilaçların ribozoma bağlanmasını engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Direnç fenotipini analiz et
Linezolid, klindamisin, kloramfenikol ve streptogramin A direncinden oluşan PhLSPO fenotipi saptandı.
Çoklu ilaç direnci profilini tanımlamak doğru mekanizmaya ulaşmak için ilk adımdır.
2
Aktarım özelliğini değerlendir
Direncin plazmid aracılı olduğu belirlendi.
Kromozomal nokta mutasyonları ile plazmid aracılı enzimatik modifikasyonlar arasındaki farkı belirler.
3
Moleküler mekanizmayı eşleştir
cfr geni tarafından kodlanan metiltransferaz enziminin 23S rRNA'yı metillediği sonucuna ulaşıldı.
PhLSPO fenotipi ve plazmid aktarımı klasik olarak cfr geni mekanizmasını işaret eder.

Anahtar Kavram

Linezolid direnci ve PhLSPO fenotipi (cfr geni)

Alternatif Yöntem

Fenotipik ipuçlarını (çoklu ilaç direnci) plazmid aktarımı bilgisiyle birleştirerek direkt metilasyon mekanizmasına odaklanılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 284Soru

Kompleman sisteminin terminal bileşenleri (C5C9C5-C9) eksikliği olan 1919 yaşında bir erkek hasta, hayatında üçüncü kez pürülan menenjit tablosuyla başvuruyor. Yapılan incelemelerde etkenin *Neisseria meningitidis* serogrup B olduğu saptanıyor. Bu bakterinin komplemanın alternatif yolundan kaçmak için kullandığı ve günümüzde bu serogruba karşı geliştirilen aşılarda temel antijenik bileşenlerden biri olarak kullanılan virülans faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faktör H bağlayıcı protein (fHbp)

Cevap

Neisseria meningitidis serogrup B'nin kompleman sisteminden kaçışında ve aşı içeriğinde kullanılan temel faktör Faktör H bağlayıcı proteindir (fHbp).
Doğru yanıt olan faktör H bağlayıcı protein (fHbp), konak hücrelerin kompleman saldırısından korunmak için kullandığı Faktör H'yi bakteri yüzeyine taklitçi bir şekilde recruit eder. Faktör H, Faktör I için kofaktör görevi görerek C3b'yi inaktif iC3b formuna dönüştürür, böylece alternatif kompleman yolunun aktivasyonu durur. Serogrup B meningokokların kapsülü (siyalik asit polimeri) insan NCAM proteinine benzerliği nedeniyle immünojenik olmadığından, bu bakteriye karşı geliştirilen aşılar fHbp gibi yüzey proteinlerini içerir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu analiz etme
Terminal kompleman (C5C9C5-C9) eksikliği olan hastalarda *Neisseria* enfeksiyonlarına yatkınlık olduğu belirlendi.
MAC (Membran Atak Kompleksi) oluşumu bu bakterilere karşı en önemli savunma mekanizmasıdır.
2
Serogrup B'nin özelliğini tanımlama
Serogrup B kapsülü (polisakkarit), insan dokularındaki NCAM moleküllerine benzediği için zayıf immünojendir.
Geleneksel kapsüler polisakkarit aşıları bu serogruba karşı etkili değildir, bu yüzden protein bazlı aşılar (Bexsero, Trumenba) geliştirilmiştir.
3
Kaçış mekanizmasını ve aşı antijenini eşleştirme
fHbp, konak Faktör H'yi bağlayarak alternatif yolun C3 konvertazını (C3b) inhibe eder.
Bu protein hem bakterinin hayatta kalması için kritiktir hem de aşılar için etkili bir antijenik hedeftir.

Anahtar Kavram

Neisseria meningitidis serogrup B aşı antijenleri ve kompleman kaçış mekanizmaları
Soru 285Soru

Bakteri genetiğinde, antibiyotik direnç genlerini içeren ve genellikle kendilerine ait bir promotörü bulunmayan "gen kasetlerini", bünyelerindeki bölgeye özgü rekombinasyon sistemi (integraz) aracılığıyla yakalayıp ifade edebilen genetik düzenek aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntegron

Cevap

İntegronlar, gen kasetlerini yakalama ve ifade etme yeteneğine sahip genetik düzeneklerdir.
İntegronlar; bir integraz geni (intI), bir birleşme bölgesi (attI) ve yakalanan kasetlerdeki genlerin ifadesini sağlayan bir promotör (Pc) içeren genetik düzeneklerdir. Kendileri genellikle hareketli (mobil) değildir ancak transpozonlar veya plazmidler üzerinde taşınarak bakteriler arasında çoklu ilaç direncinin yayılmasında kritik rol oynarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Anahtar kavramları analiz et.
"Gen kaseti", "integraz" ve "promotörsüz genlerin ifadesi" kavramları belirlendi.
Soruda tanımlanan mekanizmanın özgün bileşenlerini saptamak için gereklidir.
2
Genetik elemanların işlevlerini karşılaştır.
İnsersiyon dizileri ve transpozonların yer değiştirme odaklı, integronların ise gen toplama odaklı olduğu anlaşıldı.
Yanlış seçenekleri elemek ve doğru yapıya odaklanmak için gereklidir.
3
Doğru genetik düzeneği eşleştir.
Bölgeye özgü rekombinasyon (attI/attC) yoluyla gen kasetlerini bünyesine katan yapı İntegron olarak tanımlandı.
Tanım ve işlev birbiriyle tam örtüştüğü için sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

İntegronlar ve Gen Kasetleri

Daha Fazla Pratik

Transpozonlar ile integronlar arasındaki farkı pekiştirmek için 'R-plazmidi yapısı' konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 286Soru

2424 yaşında erkek hasta, sağ ön kolunda ağrılı, kızarık ve ortası sarı renkli püstüler bir lezyon (apse) nedeniyle başvuruyor. Lezyondan yapılan kültürde Gram pozitif, salkım şeklinde dizilim gösteren koklar ürüyor. Bu izolatın katalaz ve koagülaz testleri pozitif saptanıyor. Bu mikroorganizmanın fagositozdan korunmak amacıyla konak IgG moleküllerinin Fc kısmına bağlanan temel virülans faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Protein A

Cevap

Doğru yanıt Protein A seçeneğidir; çünkü Staphylococcus aureus, Protein A aracılığıyla IgG antikorlarını Fc bölgelerinden yakalayarak fagositozu bloke eder.
Doğru olan Protein A seçeneği, Staphylococcus aureus'un hücre duvarında bulunan bir proteindir. IgG moleküllerinin Fc (sabit) kısmına bağlanarak, antikorun antijen bağlayan Fab kısımlarının dışarıda kalmasına neden olur. Bu durum, fagositer hücrelerin (nötrofiller, makrofajlar) Fc reseptörleri aracılığıyla antikoru tanımasını ve bakteriyi yutmasını engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Etkenin Staphylococcus aureus olduğu belirlendi.
2424 yaşındaki hastada görülen apse, salkım şeklinde Gram pozitif koklar ve katalaz/koagülaz pozitifliği S. aureus için tipiktir.
2
Seçeneklerdeki virülans faktörlerinin mekanizmalarını karşılaştır.
Protein A'nın spesifik etkisinin soruda tanımlanan mekanizmayla örtüştüğü görüldü.
Protein A, IgG'nin Fc kısmına bağlanarak antikorun 'ters' durmasını sağlar ve fagositer hücrelerin antikoru tanımasını engeller.

Anahtar Kavram

Staphylococcus aureus'un Protein A virülans faktörü, konak savunmasını atlatmak için antikorları (IgG) Fc bölgesinden bağlayarak opsonizasyonu ve fagositozu engeller.

Daha Fazla Pratik

Stafilokokların novobiyosin direncine göre ayrımını ve koagülaz negatif stafilokokların klinik önemini tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 287Soru

5858 yaşında, yoğun bakım ünitesinde izlenen ve karbapenem dirençli *Klebsiella pneumoniae* suşuna bağlı ventilatör ilişkili pnömoni gelişen bir hastada, tedaviye eklenen tigesikline karşı da direnç geliştiği saptanmıştır. Bu bakteri suşunda tigesiklin direncinin gelişiminden sorumlu olan en olası mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: RND-tipi (örneğin AcrABAcrAB) aktif dışa atım pompalarının aşırı ifadesi

Cevap

RND-tipi (örneğin AcrABAcrAB) aktif dışa atım pompalarının aşırı ifadesi
Tigesiklin, tetrasiklin halkasına eklenen bir glisilsülfamido grubu sayesinde, klasik tetrasiklinlere karşı gelişen ribozomal koruma (tetMtetM) ve spesifik dışa atım (tetAEtetA-E) mekanizmalarını aşar. Ancak, *Klebsiella pneumoniae*, *Acinetobacter baumannii* ve *Pseudomonas aeruginosa* gibi bakterilerde doğal olarak bulunan kromozomal RND tipi geniş spektrumlu dışa atım pompaları (örneğin AcrABTolCAcrAB-TolC), tigesiklini hücre dışına pompalayarak dirençten sorumlu en önemli klinik mekanizmayı oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Antibiyotiğin sınıfını ve tasarım amacını belirle.
Tigesiklin bir glisilsiklindir ve klasik tetrasiklin direnç mekanizmalarını aşmak için geliştirilmiştir.
Direnç mekanizmasını anlamak için ilacın hangi mekanizmalara dirençli olduğunu bilmek gerekir.
2
Bakteri türünü ve direnç profilini analiz et.
*Klebsiella pneumoniae* suşunda karbapenem direnci zemininde gelişen tigesiklin direnci.
Enterobacteriaceae ailesinde tigesikline karşı gelişen en önemli direnç yolunu hatırlatır.
3
Kromozomal dışa atım pompalarının rolünü değerlendir.
RND (Resistance-Nodulation-Division) tipi pompaların (özellikle AcrABAcrAB) aşırı ifadesi tigesiklin MIC değerlerini yükseltir.
Bu mekanizma tigesiklinin yapısal olarak aşamadığı nadir direnç yollarından biridir.

Anahtar Kavram

Tigesiklin Direnç Mekanizmaları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 288Soru

Avcılıkla uğraşan 42 yaşındaki bir erkek hasta, sağ el parmağında yaklaşık 10 gündür devam eden ağrılı, krater görünümlü bir ülser ve sağ aksiller bölgede hassas lenfadenopati şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hastadan alınan örneklerin laboratuvar incelemesinde, etkenin üremek için sistein (veya sistin) ile zenginleştirilmiş özel besiyerlerine ihtiyaç duyduğu saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Francisella tularensis

Cevap

Francisella tularensis
Doğru cevap olan organizma, küçük, pleomorfik, Gram negatif bir kokobasildir. Doğada tavşan, kemirgen ve kene gibi kaynaklardan bulaşır (zoonoz). Ülseroglandüler formunda giriş yerinde ağrılı bir ülser ve bunu takip eden bölgesel lenfadenopati görülür. En ayırt edici laboratuvar özelliği, üremek için mutlaka sistein (veya sistin) içeren besiyerlerine (BCYE, sisteinli glukozlu kanlı agar vb.) ihtiyaç duymasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sunumu değerlendir.
Avcılık öyküsü, parmakta krater benzeri ülser ve bölgesel lenfadenopati ülseroglandüler tularemiyi düşündürür.
Zoonotik maruziyet ve lokalize deri lezyonları tulareminin en sık görülen formunun belirtileridir.
2
Laboratuvar gereksinimini incele.
Sistein veya sistin zorunluluğu, Francisella cinsi için patognomonik bir laboratuvar özelliğidir.
Francisella tularensis, besiyerinde sülfhidril gruplarına (sistein) mutlak ihtiyaç duyan zorunlu bir aeroptur.
3
Diğer Gram negatif kokobasillerle karşılaştır.
Haemophilus X/V faktörü, Brucella standart besiyeri, Pasteurella ise kanlı agar kullanımı ile ayrılır.
Ayırıcı tanıda laboratuvar üreme gereksinimleri en güçlü tanısal araçtır.

Anahtar Kavram

Francisella tularensis'in sistein bağımlılığı ve ülseroglandüler form sunumu.

İpuçları

1
Hastanın avcılık öyküsü ve deri ülseri zoonotik bir ajanı işaret etmektedir.
2
Biyogüvenlik düzeyi 3 (BSL-3) laboratuvar şartları gerektiren, oldukça enfeksiyöz bir ajandır.
3
Üremesi için BCYE (Buffered Charcoal Yeast Extract) gibi sistein içeren besiyerleri şarttır.

Daha Fazla Pratik

Francisella'nın hücre içi patojen olma özelliği ve makrofajlar içindeki yaşam döngüsünü gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 289Soru

Bakteriyel endosporların ısıya ve kimyasal maddelere karşı yüksek direnç göstermesinde kritik rol oynayan, kalsiyum iyonları ile kompleks oluşturarak spor çekirdeğinin dehidratasyonunu sağlayan temel yapısal bileşen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dipikolinik asit

Cevap

Dipikolinik asit, bakteriyel endosporların kalsiyum ile kompleks oluşturarak ısıya karşı direnç kazanmasını sağlayan temel bileşendir.
Dipikolinik asit, bakteriyel endosporlara özgü bir moleküldür. Spor çekirdeğinde kalsiyum iyonları ile kompleks (kalsiyum-dipikolinat) oluşturarak suyun dışarı atılmasını sağlar. Bu dehidratasyon süreci, sporun yüksek ısıya, radyasyona ve dezenfektanlara karşı ekstrem düzeyde dirençli olmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Endospor direnç mekanizmalarının gözden geçirilmesi.
Sporun yüksek direncinin temelinde düşük su içeriği (dehidratasyon) ve çekirdek yapısı olduğu belirlendi.
Sporun metabolik olarak inaktif kalması ve fiziksel etkenlere dayanması için çekirdeğin stabilize edilmesi gerekir.
2
Spor çekirdeğinde kalsiyum ile etkileşen molekülün tanımlanması.
Kalsiyum-dipikolinat kompleksinin varlığı saptandı.
Bu kompleks, sporun kuru ağırlığının yaklaşık %10-15'ini oluşturur ve termal stabilitede anahtar rol oynar.

Anahtar Kavram

Endospor yapısı ve Dipikolinik asit
Tahmini Süre:40s
Soru 290Soru

Hastanelerde ısıya duyarlı ve lümenli cerrahi aletlerin sterilizasyonunda tercih edilen düşük sıcaklık yöntemi ve bu yöntemin etkinliğini test etmek için kullanılan biyolojik indikatör eşleşmelerinden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etilen oksit - Bacillus atrophaeus

Cevap

Etilen oksit yöntemi ile Bacillus atrophaeus eşleşmesi doğrudur.
Etilen oksit (EO), tıbbi cihazların sterilizasyonunda kullanılan etkili bir soğuk sterilizasyon yöntemidir. Hücre duvarı geçirgenliği yüksek olduğu için lümenli aletlerde de etkilidir. EO işleminin biyolojik kontrolünde, bu yönteme en dirençli olan Bacillus atrophaeus (eski adıyla Bacillus subtilis var. niger) sporları kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Aletin niteliğini analiz etme
Alet 'ısıya duyarlı' ve 'lümenli' olarak tanımlanmıştır.
Isıya duyarlı aletlerde otoklav (121C121^\circ\text{C}) veya etüv (170C170^\circ\text{C}) gibi yüksek ısı yöntemleri kullanılamaz.
2
Düşük sıcaklık sterilizasyon yöntemlerini belirleme
Etilen oksit ve hidrojen peroksit gaz plazma uygun yöntemlerdir.
Bu yöntemler 60C60^\circ\text{C} altındaki sıcaklıklarda çalışabilmektedir.
3
Biyolojik indikatör doğrulaması yapma
Etilen oksit için Bacillus atrophaeus, gaz plazma için Geobacillus stearothermophilus indikatördür.
Her sterilizasyon yönteminin dirençli kabul edilen spesifik bir mikroorganizma sporu vardır.

Anahtar Kavram

Isıya duyarlı malzemelerde sterilizasyon yöntemi seçimi ve biyolojik monitörizasyon.

İpuçları

1
Isıya duyarlı aletler için nemli veya kuru ısı içeren yöntemleri eleyin.
2
Düşük sıcaklık yöntemleri olan Etilen Oksit ve Gaz Plazma arasındaki indikatör farkını hatırlayın.
3
Bacillus atrophaeus'un kuru ısı ve etilen oksit için, Geobacillus stearothermophilus'un ise nemli ısı ve gaz plazma için kullanıldığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Fiziksel sterilizasyon yöntemlerinin (sıcaklık, basınç, süre) parametrelerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 291Soru

3838 yaşında, mezbahada çalışan bir erkek hasta, sağ el parmağında yaklaşık 44 gün önce başlayan, ağrılı, kaşıntılı ve morumsu-kırmızı renkli, keskin sınırlı bir deri lezyonu şikayetiyle başvuruyor. Lezyonda süpürasyon (cerahat) gözlenmiyor. Lezyondan alınan biyopsi örneğinin kültüründe; 37C37^\circ C’de üreyen, fakültatif anaerop, Gram pozitif, pleomorfik görünümlü kıvrık basiller izleniyor. Yapılan biyokimyasal testlerde etkenin katalaz negatif olduğu ve üç şekerli demirli (TSITSI) besiyerinde hidrojen sülfür (H2SH_2S) ürettiği saptanıyor. Bu hastada en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erysipelothrix rhusiopathiae

Cevap

Erysipelothrix rhusiopathiae
Hastanın klinik sunumu (mezbaha çalışanı, erizipeloid lezyon) ve laboratuvar bulguları olan katalaz negatifliği ile Gram pozitif basiller arasında nadir görülen H2SH_2S üretme özelliği, doğrudan Erysipelothrix rhusiopathiae tanısını koydurur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Mezbaha çalışanı (mesleki risk) ve tipik morumsu-kırmızı deri lezyonu (erizipeloid).
Epidemiyolojik veriler tanıda ilk ipucunu sağlar.
2
Mikrobiyolojik morfolojiyi incele
Gram pozitif basiller.
Etkenin temel sınıflandırma grubunu belirler.
3
Biyokimyasal özellikleri değerlendir
Katalaz negatif ve TSITSI besiyerinde H2SH_2S pozitif.
Gram pozitif basiller arasında H2SH_2S üreten en önemli patojen E. rhusiopathiae'dir.

Anahtar Kavram

Erysipelothrix rhusiopathiae, Gram pozitif basiller arasında katalaz negatif olması ve TSI besiyerinde H2S üretmesiyle (tipik 'test tüpü fırçası' görünümü) diğerlerinden ayrılır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 292Soru

Bakterilerin besin kıtlığı, yüksek sıcaklık veya kuruluk gibi olumsuz çevre koşullarında hayatta kalmak için oluşturduğu; metabolik olarak inaktif, kalsiyum dipikolinat içeriği sayesinde ısıya ve dezenfektanlara karşı son derece dirençli olan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endospor

Cevap

Bakterilerin olumsuz koşullarda hayatta kalmasını sağlayan metabolik olarak inaktif ve dirençli yapı endospordur.
Endosporlar, bakterilerin ekstrem çevresel stres faktörlerine karşı geliştirdiği, metabolik olarak aktif olmayan ve bilinen en dayanıklı biyolojik yapılardır. Yapısındaki kalsiyum dipikolinat, çekirdek kısmındaki düşük su oranı ve kalın kılıf yapısı bu direncini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Bakteriyel yapıların fonksiyonlarını ve çevre dirençlerini karşılaştır.
Kapsül, kamçı ve pilus gibi yapıların temel fonksiyonlarının dirençten ziyade tutunma, hareket ve korunma olduğu görülür.
Soruda vurgulanan ekstrem direnç ve metabolik inaktivite özellikleri sadece belirli yapılara özgüdür.
2
Endosporun yapısal özelliklerini değerlendir.
Endosporun kalsiyum dipikolinat içeriği ve düşük su oranı sayesinde ısıya, radyasyona ve kimyasallara dirençli olduğu belirlenir.
Endospor, bakterinin bir üreme şekli değil, bir hayatta kalma (survival) mekanizmasıdır.

Anahtar Kavram

Bakteriyel endosporun yapısı ve direnç mekanizmaları.
Tahmini Süre:45s
Soru 293Soru

6868 yaşında, kronik böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyalize giren bir hasta, kateter ilişkili *Staphylococcus aureus* (MRSA) bakteremisi nedeniyle 33 hafta boyunca vankomisin tedavisi almıştır. Tedavinin 2121. gününde alınan kan kültürlerinde üremesi devam eden izolatın vankomisin MİK değerinin 1μg/mL1 \mu g/mL'den 4μg/mL4 \mu g/mL'ye yükseldiği saptanmıştır. Bu izolatın vankomisin duyarlılığındaki azalmadan sorumlu temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peptidoglikan sentezinin artması ve hücre duvarının kalınlaşması sonucu vankomisin moleküllerinin dış tabakalarda "tuzaklanması"

Cevap

Peptidoglikan sentezinin artması ve hücre duvarının kalınlaşması sonucu vankomisin moleküllerinin dış tabakalarda 'tuzaklanması' (VISA mekanizması)
Vankomisine orta duyarlı *Staphylococcus aureus* (VISA) suşlarında direnç, gerçek vankomisin dirençli suşlardaki (VRSA) *vanA* gen aktarımından farklı bir mekanizma ile gelişir. Uzun süreli vankomisin maruziyeti sonrası hücre duvarı sentezi artar ve peptidoglikan tabakası belirgin şekilde kalınlaşır. Bu kalınlaşmış tabakada, vankomisin molekülleri çapraz bağlanmamış D-Ala-D-Ala uçlarına bağlanarak dış kısımlarda 'tuzaklanır' (trapping) ve esas etki yeri olan sitoplazmik membran seviyesine ulaşamaz. Bu durum MİK değerlerinde orta düzeyde bir artışa (48μg/mL4-8 \mu g/mL) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve mikrobiyolojik veriyi analiz et
Uzun süreli vankomisin kullanımı sonrası MRSA suşunun vankomisin MİK değerinin 11'den 4μg/mL4 \mu g/mL'ye (Intermediate/Orta duyarlı) çıktığı görülmektedir.
Bu fenotip tipik olarak VISA (Vancomycin-intermediate S. aureus) suşlarını işaret eder.
2
VISA ve VRSA mekanizmalarını karşılaştır
VRSA'da genetik bir değişim (*vanA*) varken, VISA'da adaptif ve metabolik bir değişim (hücre duvarı kalınlaşması) söz konusudur.
MİK değerindeki hafif artış ve persistent (sebat eden) enfeksiyon öyküsü genetik dirençten ziyade hücre duvarı modifikasyonunu destekler.
3
Doğru patofizyolojik süreci belirle
Kalınlaşmış peptidoglikan tabakasındaki çok sayıdaki serbest D-Ala-D-Ala ucu, vankomisin moleküllerini tutarak gerçek hedef olan hücre membranına ulaşmalarını engeller.
Buna 'vankomisin tuzaklanması' (trapping) denir ve VISA'nın ayırt edici özelliğidir.

Anahtar Kavram

VISA (Vancomycin-intermediate Staphylococcus aureus) direnç mekanizması
Soru 294Soru

Bakterilerde genetik çeşitliliğin artmasında ve çoklu antibiyotik direncinin yayılmasında kritik rol oynayan; kromozom, plazmid ve bakteriyofaj DNA'ları arasında yer değiştirebilen, ancak bağımsız bir replikasyon orijinine (oriori) sahip olmadıkları için sadece üzerinde bulundukları replikon aracılığıyla çoğalabilen genetik elemanlar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transpozonlar

Cevap

Transpozonlar, bağımsız replikasyon yeteneği olmayan ancak replikonlar arası hareket ederek direnç genlerini taşıyan elemanlardır.
Transpozonlar, 'sıçrayan genler' olarak adlandırılan ve DNA üzerinde bir bölgeden diğerine (örneğin plazmidden kromozoma) yer değiştirebilen genetik elemanlardır. Antibiyotik direnç genlerini (özellikle çoklu direnç) taşıyarak suşlar arasında yayılmasında kritik rol oynarlar. En belirgin özellikleri, bağımsız bir replikasyon orijinine (oriori) sahip olmamalarıdır; bu nedenle sadece üzerinde bulundukları ana DNA molekülü (replikon) eşlendiğinde kopyalanabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Genetik elemanın replikasyon özelliklerini değerlendir.
Elemanın bağımsız bir replikasyon orijinine (oriori) sahip olmadığı ve bir replikona (plazmid/kromozom) bağımlı olduğu belirlendi.
Bu durum elemanı plazmidlerden ve bakteriyofajlardan kesin olarak ayırır.
2
Yer değiştirme ve genetik yük özelliklerini incele.
Eleman 'yer değiştirebilen' (transpozisyon) ve 'antibiyotik direnç genleri taşıyan' bir birim olarak tanımlandı.
Bu özellikler elemanın sadece hareket geni içeren basit insersiyon dizilerinden (ISIS) farklı olarak bir transpozon olduğunu doğrular.

Anahtar Kavram

Transpozonlar ve Replikasyon Otonomisi
Soru 295Soru

Bakteri hücre duvarı peptidoglikan sentezi sürecinde, sitoplazmada hazırlanan NN-asetilmuramik asit (NAMNAM) ve NN-asetilglukozamin (NAGNAG) prekürsör ünitelerinin sitoplazmik membrandan geçirilerek periplazmik alana taşınmasını sağlayan ve basitrasin antibiyotiği tarafından defosforilasyon basamağı inhibe edilen 5555 karbonlu lipid taşıyıcı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Baktoprenol (Undekaprenil fosfat)

Cevap

Baktoprenol (Undekaprenil fosfat), peptidoglikan sentezinde prekürsörlerin taşınmasını sağlayan ve basitrasin tarafından döngüsü bozulan lipofilik taşıyıcıdır.
Baktoprenol (undekaprenil fosfat), 55 karbonlu uzun zincirli bir alkoldür. Sitoplazmada sentezlenen peptidoglikan öncüllerini (Park nükleotidi ve NAG) sitoplazmik membranın iç yüzünden alarak dış yüzüne (periplazmik alan) taşır. Bu süreçte baktoprenol pirofosfat formuna dönüşür. Basitrasin, bu molekülün tekrar kullanılabilmesi için gereken defosforilasyon basamağını engelleyerek hücre duvarı sentezini durdurur.

Adım Adım Çözüm

1
Peptidoglikan sentezinin sitoplazmik evresini analiz etme
UDP-NAM-pentapeptit ve UDP-NAG ünitelerinin sentezlendiği belirlenir.
Sentez süreci sitoplazmada başlar ancak hücre duvarı dışarıda inşa edilir.
2
Membrandan geçiş mekanizmasını tanımlama
Hidrofobik karakterdeki 55 karbonlu baktoprenolün bu üniteleri membrana bağlayarak karşıya geçirdiği saptanır.
Yüklü şeker üniteleri lipid membranından tek başlarına geçemezler.
3
Antibiyotik etkileşimini değerlendirme
Basitrasinin, baktoprenol pirofosfatın yeniden kullanılabilmesi için gerekli olan defosforilasyon adımını engellediği sonucuna varılır.
Basitrasin, taşıyıcı döngüsünü durdurarak hücre duvarı sentezini inhibe eder.

Anahtar Kavram

Peptidoglikan sentezinde lipid taşıyıcı (baktoprenol) döngüsü ve basitrasin inhibisyonu.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 296Soru

Bakteri kamçısının (flagellumflagellum) dönme hareketini sağlayan bazal gövde yapısındaki halkalar, hücre duvarı mimarisine göre farklılık sergiler. Aşağıdaki halka çiftlerinden hangisi sadece Gram-negatif bakterilerde bulunur ve sırasıyla dış membran (outerouter membranemembrane) ile peptidoglikan tabakası düzeyinde yerleşerek bir yataklama sistemi (bushingbushing) görevi görür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: LL ve PP halkaları

Cevap

LL ve PP halkaları
Doğru seçenek olan LL ve PP halkaları, Gram-negatif bakterilerin karmaşık hücre duvarı yapısında kamçı milinin (rod) dış katmanlardan geçerken stabilize edilmesini sağlar. LL halkası lipopolisakkarit içeren dış membranda, PP halkası ise peptidoglikan tabakasında konumlanır. Gram-pozitif bakterilerde dış membran bulunmadığı için bu halkalar mevcut değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Gram-negatif ve Gram-pozitif bakteri hücre duvarı farklarını kamçı bazal gövde yapısı üzerinden analiz etme.
Gram-negatif bakterilerin dış membrana ve periplazmik aralığa sahip olduğu, Gram-pozitiflerin ise dış membran içermediği belirlenir.
Bazal gövde halkaları, kamçının hücrenin farklı katmanlarından geçerken yataklanmasını sağlamak için özelleşmiştir.
2
Bazal gövde halkalarının (L,P,S,M,CL, P, S, M, C) spesifik konumlarını değerlendirme.
LL (Lipopolisakkarit) halkasının dış membranda, PP (Peptidoglikan) halkasının ise periplazmik aralıktaki ince peptidoglikan tabakasında yer aldığı saptanır.
Gram-pozitif bakterilerde dış membran bulunmadığı için LL halkası yoktur; ayrıca kamçı gövdesi kalın peptidoglikan tabakasını PP halkasına ihtiyaç duymadan geçer.

Anahtar Kavram

Bakteriyel Kamçı Bazal Gövde Anatomisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 297Soru

Tıbbi malzemelerin sterilizasyon süreçlerinin biyolojik olarak denetlenmesinde kullanılan mikroorganizmalar ve ilgili sterilizasyon yöntemleri eşleştirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otoklav (Basınçlı Buhar) — *Geobacillus stearothermophilus*

Cevap

Otoklav (Basınçlı Buhar) sterilizasyonunda biyolojik indikatör olarak *Geobacillus stearothermophilus* sporları kullanılır.
Biyolojik indikatörler, sterilizasyon işleminin mikrobiyolojik öldürme gücünü doğrudan kanıtlayan en güvenilir araçlardır. Otoklav (basınçlı buhar) ve hidrojen peroksit gaz plazma yöntemleri için yüksek ısı ve neme/oksidasyona dirençli olan Geobacillus stearothermophilus sporları tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Sterilizasyon yöntemini belirle.
Otoklav (Nemli Isı)
En yaygın kullanılan ve biyolojik indikatörü en sık sorulan yöntemdir.
2
Yönteme özgü dirençli mikroorganizmayı hatırla.
Geobacillus stearothermophilus
Bu mikroorganizmanın sporları nemli ısıya karşı bilinen en yüksek dirence sahiptir.
3
Seçenekleri karşılaştır.
Doğru eşleşme Otoklav — Geobacillus stearothermophilus şeklindedir.
Diğer seçeneklerde ya yanlış yöntem eşleşmesi yapılmış ya da spor oluşturmayan bakteriler kullanılmıştır.

Anahtar Kavram

Biyolojik İndikatörler

İpuçları

1
Sterilizasyon denetiminde sadece spor oluşturan bakteriler kullanılabilir.
2
Isıya dirençli olan 'stearothermophilus' ismi, sıcaklıkla ilgili bir yöntemi işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Kimyasal indikatörlerin sınıflarını (Sınıf 1-6) ve biyolojik indikatörlerden farkını gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 298Soru

Bakterilerde antibiyotik direnç genlerinin yayılmasında ve mobil genetik elemanların genom içindeki hareketinde kritik rol oynayan transpozonların, hedef DNA molekülüne entegrasyonu sonrasında bu elemanın her iki yanında oluşan ve hedef DNA'daki baz dizisinin kısa bir kopyası niteliğindeki yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Direkt tekrarlar (Direct repeats)

Cevap

Direkt tekrarlar (Direct repeats), transpozonun hedef DNA'ya girmesi sonucunda hedef dizinin duplike olmasıyla oluşan yapılardır.
Doğru yanıt olan 'Direkt tekrarlar', transpozisyonun karakteristik bir özelliğidir. Transpozaz enzimi hedef DNA'yı basamaklı (staggered) bir şekilde kestiği için, transpozon araya girdiğinde oluşan boşluklar DNA polimeraz tarafından sentezlenerek doldurulur. Bu durum, transpozonun hemen dışında ve her iki yanında hedef bölgedeki dizinin özdeş kopyalarının oluşmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Transpozisyon mekanizmasını analiz etme
Transpozonlar, transpozaz enzimi aracılığıyla hedef DNA'da belirli bir bölgeye girerler.
Mekanizmanın başlangıç aşamasını anlamak, oluşan yapısal sonuçları öngörmeyi sağlar.
2
Transpozaz enziminin kesim şeklini belirleme
Enzim, hedef DNA'nın iki zincirini aynı noktadan değil, basamaklı (staggered) bir şekilde keser.
Basamaklı kesim, tek zincirli yapışkan uçlar gibi boşluklar yaratır.
3
Entegrasyon ve onarım sürecini değerlendirme
Transpozon bu boşluğa yerleşir ve oluşan tek zincirli boşluklar DNA polimeraz tarafından doldurulur.
Boşlukların doldurulması, kesilen hedef dizinin her iki tarafta da kopyalanmasına yol açar.
4
Sonuç dizilerini isimlendirme
Transpozonun her iki yanında aynı yönde bulunan bu kısa diziler 'Direkt tekrarlar' olarak adlandırılır.
Bu yapı, bir DNA bölgesine transpozon girdiğinin moleküler kanıtıdır.

Anahtar Kavram

Hedef bölge duplikasyonu (Target site duplication)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 299Soru

4545 yaşında erkek hasta, geçirdiği trafik kazası sonrası sağ bacağında gelişen açık kırık ve derin ezilme yaralanması ile acil servise başvuruyor. Yaralanmadan yaklaşık 2424 saat sonra yarada dayanılmaz şiddette ağrı, belirgin ödem ve ciltte krepitasyon (gaz varlığı) saptanıyor. Yaradan alınan örnekte yapılan Gram boyamada bol miktarda Gram pozitif, uçları küt, "kutu vagon" (box-car) görünümlü basiller görülüyor; ancak lökositlerin yokluğu ve sporların izlenmemesi dikkat çekiyor. Bu klinik tabloya neden olan temel patojenin en önemli virülans faktörü ve etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alfa toksin; lesitinaz aktivitesi ile hücre membran bütünlüğünü bozarak doku nekrozuna yol açma

Cevap

Alfa toksin; lesitinaz aktivitesi ile hücre membran bütünlüğünü bozarak doku nekrozuna yol açma
Soruda tanımlanan tablo (travma sonrası hızlı gelişen ağrı, krepitasyon ve uçları küt Gram pozitif basiller) gazlı gangrenin klasik bir sunumudur. Bu tablonun ana sorumlusu Clostridium perfringens olup, en güçlü virülans faktörü Alfa toksindir. Alfa toksin bir fosfolipaz C (lesitinaz) enzimidir; eritrositler, lökositler ve kas hücreleri gibi pek çok hücrenin membranındaki lesitini parçalayarak yaygın doku nekrozuna, hemolize ve lökositlerin parçalanmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Travma sonrası 2424 saat içinde gelişen şiddetli ağrı, krepitasyon (gaz) ve ödem, gazlı gangren (myonekroz) tablosunu işaret eder.
Gazlı gangren, travmatik doku hasarı sonrası gelişen hızlı ilerleyici bir enfeksiyondur.
2
Laboratuvar ve morfolojik verileri analiz et
Gram pozitif, uçları küt basillerin varlığı ve in-vivo spor görülmemesi Clostridium perfringens için tipiktir.
C. perfringens doku örneklerinde nadiren spor oluşturur ve karakteristik 'box-car' morfolojisine sahiptir.
3
Patogenez mekanizmasını belirle
Doku nekrozu ve lökosit parçalanmasından sorumlu olan temel faktör Alfa toksindir (Lesitinaz/Fosfolipaz C).
Alfa toksin, hücre membranındaki fosfatidilkolini parçalayarak hücre lizi, doku yıkımı ve lökositlerin yıkımına (bu nedenle Gram boyamada lökosit azlığı görülür) neden olur.

Anahtar Kavram

Clostridium perfringens'in neden olduğu gazlı gangren (myonekroz) tablosunun patogenezinde temel rol oynayan virülans faktörü Alfa toksindir.

Daha Fazla Pratik

Clostridium perfringens'in besin zehirlenmesine neden olan 'Enterotoksin' (CPE) mekanizması ile Alfa toksin mekanizmasını karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 300Soru

Klinik bir izolatın moleküler analizinde, tetrasiklin direnç geninin (tetMtetM) yaklaşık 18 kb büyüklüğünde, hem konjugatif plazmidlerin hem de transpozonların özelliklerini birleştiren bir "İntegre Konjugatif Eleman" (ICE, örn. Tn916Tn916) üzerinde yer aldığı saptanmıştır. Bu genetik eleman kromozomdan ayrılıp dairesel bir ara form oluşturabilmekte ve başka bir bakteriye konjugasyonla aktarılabilmektedir. Buna göre, bahsi geçen bu genetik elemanın (ICE) özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eksizyon sonrası oluşan dairesel ara form, hücre içinde konjugasyon gerçekleşene kadar otonom olarak çoğalabilen bir replikondur.

Cevap

Eksizyon sonrası oluşan dairesel ara formun hücre içinde otonom olarak çoğalabilen bir replikon olduğu ifadesi yanlıştır.
İntegre Konjugatif Elemanlar (ICE), kromozomdan ayrıldıklarında dairesel bir yapı oluştururlar fakat bu yapı bir replikon değildir. Yani kendi başına hücre içinde çoğalamazlar. Bu elemanlar ancak bir hücreden diğerine aktarılmak üzere bu dairesel forma geçerler ve alıcı hücrede tekrar kromozoma entegre olurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Genetik elemanın tipini tanımlama
Soruda tanımlanan eleman bir İntegre Konjugatif Eleman (ICE) olan Tn916Tn916 benzeri bir yapıdır.
Hem kromozoma entegre olma (transpozon özelliği) hem de konjugatif aktarım (plazmid özelliği) göstermesi ICE'leri tanımlar.
2
Replikon kavramını sorgulama
ICE'ler dairesel ara yapı oluştursa da kendi replikasyon orijinleri yoktur.
Plazmidlerin aksine ICE'ler otonom replike olamazlar (replikon değildirler), bu yüzden sitoplazmada serbest ve kararlı bir şekilde çoğalarak kalamazlar.
3
Transfer ve entegrasyon mekanizmasını doğrulama
Aktarım ssDNAssDNA olarak yapılır ve entegrasyon sırasında hedef dizi duplikasyonu oluşmaz.
ICE'ler konjugasyon proteinlerini kodlar ve integras mekanizması transpozonlardan farklı olarak hedef bölgede tekrar dizileri oluşturmaz.

Anahtar Kavram

İntegre Konjugatif Elemanlar (ICE), plazmidlerin konjugasyon yeteneği ile transpozonların entegrasyon yeteneğini birleştiren, ancak otonom replikasyon yeteneği olmayan (replikon olmayan) mobil genetik elemanlardır.

Alternatif Yöntem

Plazmidler ile ICE'ler arasındaki en temel farkın 'otonom replikasyon' yeteneği (replikon olma durumu) olduğunu hatırlayarak seçenekleri eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 15 / 20Sonraki