Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi

338 soru

Soru 201Soru

6565 yaşında erkek hasta; son üç aydır giderek artan iştahsızlık, 8 kg8 \text{ kg} kilo kaybı ve sırta vuran künt epigastrik ağrı şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum amilaz ve lipaz düzeyleri normal sınırlarda, ancak alkalen fosfataz ve konjuge bilirubin düzeyleri belirgin yüksek saptanıyor. BT incelemesinde pankreas başında 4 cm4 \text{ cm} çapında kitle ve intrahepatik safra yollarında genişleme izleniyor. Hastanın özgeçmişinde multipl displastik nevüsleri olduğu ve ailesinde melanom tanısı almış bireyler bulunduğu öğreniliyor. Bu klinik tabloyu açıklayan genetik sendromun temelinde yatan ve sporadik pankreas kanserlerinin de yaklaşık %95\%95'inde inaktif olduğu bilinen temel genetik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CDKN2ACDKN2A (p16p16) tümör baskılayıcı geninin inaktivasyonu

Cevap

Pankreas duktal adenokarsinomu vakalarının yaklaşık %95\%95'inde izlenen ve FAMMM sendromu ile ilişkili olan genetik değişiklik CDKN2ACDKN2A (p16p16) inaktivasyonudur.
Pankreas duktal adenokarsinomu gelişiminde CDKN2ACDKN2A geni en sık (%95) inaktive olan tümör baskılayıcı gendir. Bu gen, hücre döngüsünü kontrol eden p16p16 proteinini kodlar. Germ hattı mutasyonları, hastada tarif edilen displastik nevüs ve melanom öyküsüyle karakterize FAMMM sendromuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Kilo kaybı, sarılık (tıkanma ikteri) ve sırta vuran ağrı pankreas başı kanserini düşündürür.
Hastanın semptomları ve görüntüleme bulguları tipik bir pankreas başı malignitesi ile uyumludur.
2
Sendromik ilişkilerin belirlenmesi
Displastik nevüsler ve ailede melanom öyküsü, 'Ailesel Atipik Multipl Mol Melanom' (FAMMM) sendromuna işaret eder.
Pankreas kanseri ile melanom riskinin birlikte arttığı en karakteristik kalıtsal tablo budur.
3
Genetik ve moleküler korelasyon
CDKN2ACDKN2A geninin inaktivasyonu hem FAMMM sendromunun nedenidir hem de sporadik pankreas kanserlerinde en sık saptanan tümör baskılayıcı gen kaybıdır.
Robbins patoloji verilerine göre CDKN2ACDKN2A inaktivasyonu %95\%95 oranıyla pankreas kanserinde en yaygın genetik değişikliktir.

Anahtar Kavram

Pankreas adenokarsinomunda genetik progresyon ve CDKN2ACDKN2A (p16) ilişkili FAMMM sendromu.

Daha Fazla Pratik

Pankreatik intraepitelyal neoplazi (PanIN) evrelerine göre mutasyonların kronolojik sırasını (KRAS -> CDKN2A -> TP53/SMAD4) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 202Soru

33 haftalık bir yenidoğan; doğumun 22. haftasından itibaren belirginleşen ilerleyici sarılık, koyu renkli idrar ve akolik (beyaz) dışkı şikayetleri ile getirilmiştir. Fizik muayenede hepatomegali saptanmış; laboratuvar incelemesinde direkt bilirubin düzeyi 1212 mg/dLmg/dL ve serum alkalen fosfataz (ALPALP) düzeyi normalin 44 katı yüksek bulunmuştur. Karaciğer biyopsisinde portal alanlarda belirgin duktüler proliferasyon, safra tıkaçları ve portal ödem izlenmiştir. Bu klinik ve histopatolojik tablo ile uyumlu olan 'Biliyer Atrezi' hastalığının patogenezi ve seyri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastalığın 'fetal (embriyonik)' tipinde, yaklaşık %20 vakada situs inversus, polispleni ve malrotasyon gibi diğer anomaliler eşlik edebilir.

Cevap

Biliyer atrezinin fetal (embriyonik) tipinde, vakaların yaklaşık %20'sinde situs inversus veya polispleni gibi konjenital anomaliler eşlik eder.
Biliyer atrezi iki klinik formda karşımıza çıkar: En sık görülen perinatal tip (%80) ve fetal (embriyonik) tip (%20). Fetal tipte, safra yolu yıkımı intrauterin dönemde başlar ve bu hastalarda situs inversus, polispleni, malrotasyon ve kardiyak defektler gibi 'Biliyer Atrezi Splenik Malformasyon' (BASM) sendromu bileşenleri eşlik edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Yenidoğan döneminde tıkanma sarılığı (akolik dışkı, direkt hiperbilirubinemi) saptanması biliyer atreziyi düşündürür.
Klinik tabloyu doğru tanımlamak ayırıcı tanı için ilk adımdır.
2
Histopatolojik bulguları yorumla
Portal alanda duktüler proliferasyon ve safra tıkaçları, tıkanma sarılığının (özellikle biliyer atrezinin) karaciğerdeki karakteristik yansımasıdır.
Biyopsi bulguları, süreci 'yenidoğan hepatiti' gibi parankimal hastalıklardan ayırır.
3
Biliyer atrezi tiplerini karşılaştır
Perinatal tip (%80) doğum sonrası inflamatuar yıkım ile karakterizeyken; fetal tip (%20) intrauterin gelişimsel kusurlarla (situs inversus vb.) ilişkilidir.
Hastalığın patogenetik heterojenliğini anlamak level 5 düzeyinde bir bilgidir.

Anahtar Kavram

Biliyer Atrezi ve Alagille Sendromu Ayırıcı Tanısı

Daha Fazla Pratik

Biliyer atrezi ile Alagille sendromunun histopatolojik (duktüler reaksiyon vs duktopeni) ve genetik (JAG1JAG1 mutasyonu) farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 203Soru

6060 yaşında, geçirilmiş miyokard enfarktüsü öyküsü olan ve septik şok nedeniyle yoğun bakımda takip edilen bir hastada; ani başlayan şiddetli karın ağrısı ve ardından kanlı dışkılama gelişiyor. Kolonoskopik incelemede splenik fleksura (sol kolon bükümü) bölgesinde mukozal ödem, solukluk ve yama tarzında hemorajik alanlar saptanıyor. Bu klinik ve endoskopik bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskemik kolit

Cevap

İskemik kolit
İskemik kolit, bağırsak kan akımının sistemik (hipotansiyon, şok) veya lokal nedenlerle azalması sonucu oluşur. En sık 'watershed' bölgeleri olan splenik fleksura (SMA ve IMA arası) ve rektosigmoid bileşkede (IMA ve iliyak arter arası) görülür. Hastanın septik şokta olması ve ani başlayan karın ağrısı ile kanlı dışkılaması bu tanıyı destekleyen en güçlü verilerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu değerlendir
İleri yaş, kardiyak öykü ve septik şok (sistemik hipotansiyon) varlığı.
Bağırsak perfüzyonunun azaldığı durumlar iskemik hasar riskini artırır.
2
Tutulum bölgesini analiz et
Splenik fleksura (Griffith noktası).
Burası SMA ve IMA uç dallarının karşılaştığı 'watershed' (sınır) bölgesidir ve iskemiden ilk etkilenen yerdir.
3
Klinik bulgularla birleştir
Ani karın ağrısı ve kanlı ishal.
Mukoza iskemisine bağlı dökülme ve kanama ani ağrı ile karakterizedir.

Anahtar Kavram

İskemik kolit ve 'Watershed' bölgeleri

İpuçları

1
Hastanın septik şok nedeniyle tansiyonunun düşük seyrettiğine ve karın ağrısının ani başladığına dikkat edin.
2
Kolonoskopide belirtilen 'splenik fleksura' bölgesi, iki büyük arterin besleme alanlarının kesiştiği, iskemeye en hassas bölgedir.

Daha Fazla Pratik

İskemik kolitte görülen mikroskobik bulguları (yüzeyel epitel dökülmesi, atrofik kriptler ve lamina propria fibrozisi) inceleyerek Crohn ve Ülseratif Kolit ile farklarını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 204Soru

2424 yaşında erkek hasta; ağızda tekrarlayan ağrılı yaralar, halsizlik ve zaman zaman olan ishal şikayetleri ile başvuruyor. Kolonoskopide çekumda, çevresi hiperemik, ortası çökük, küçük (yaklaşık 33-55 mm) ve birbirinden ayrı yerleşimli ülserler saptanıyor. Ülserlerin arasındaki mukoza tamamen normal görünümdedir.

Bu hastadaki bağırsak lezyonlarının erken evre histopatolojik gelişimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lezyonlar, bir lenfoid folkül üzerindeki epitelyal yüzeyde nötrofil infiltrasyonu ve yüzeyel erozyon şeklinde başlar.

Cevap

Lezyonların bir lenfoid folkül üzerindeki epitelyal yüzeyde nötrofil infiltrasyonu ve yüzeyel erozyon (aftöz ülser) şeklinde başlaması
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, Crohn hastalığının en erken mikroskobik bulgusu 'aftöz ülser'dir. Bu ülserler, bir mukoza altı lenfoid folkülün tam üzerindeki epitelde nötrofillerin toplanması (kriptit benzeri fokal reaksiyon) ve ardından epitelin erozyona uğramasıyla oluşur. Bu odakların birleşmesiyle daha sonra derin fissür tipi ülserler ve 'kaldırım taşı' görünümü gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguların (genç yaş, ağızda aftlar, çekumda lokalize atlamalı ülserler) analiz edilmesi.
Hastanın tablosu Crohn hastalığı ile tam uyumludur.
Atlamalı tutulum ve ağızda aftöz yaralar Crohn hastalığının ayırıcı özellikleridir.
2
Hastalığın en erken morfolojik lezyonunun histopatolojik kökeninin belirlenmesi.
En erken lezyon olan aftöz ülserlerin lenfoid agregatlar üzerinden başladığı saptanır.
Crohn patogenezinde lenfoid doku (MALT) üzerindeki epitelyal bariyerin aşılması ilk hasar noktasıdır.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığında aftöz ülserlerin oluşumu ve 'skip' lezyon özelliği.

Daha Fazla Pratik

Crohn hastalığında transmural inflamasyonun bir sonucu olarak gelişen 'creeping fat' ve nöral pleksus hipertrofisi gibi geç dönem bulgularını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 205Soru

1919 yaşında erkek hasta, son bir yıldır devam eden aralıklı karın ağrısı ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan endoskopik incelemede terminal ileumda normal mukoza alanları ile birbirinden ayrılmış inflamasyon odakları (atlamalı lezyonlar) izleniyor. Alınan biyopsi örneklerinde inflamasyonun bağırsak duvarının tüm katmanlarını etkilediği (transmural) saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Crohn hastalığı

Cevap

Atlamalı lezyonlar ve transmural tutulum gösteren Crohn hastalığı
Doğru yanıt olan Crohn hastalığı, gastrointestinal sistemin herhangi bir bölümünü tutabilen, sağlam mukoza adacıklarıyla ayrılmış 'atlamalı lezyonlar' (skip lesions) ve bağırsak duvarının tüm katmanlarını etkileyen 'transmural inflamasyon' ile karakterizedir. Terminal ileum tutulumu bu hastalık için oldukça spesifiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları analiz et.
Genç hastada karın ağrısı, kilo kaybı, terminal ileum tutulumu ve 'atlamalı lezyonlar' saptandı.
Terminal ileum tutulumu ve atlamalı (skip) lezyonlar, Crohn hastalığını düşündüren en önemli makroskobik bulgulardır.
2
Histopatolojik bulguyu yorumla.
İnflamasyonun 'transmural' (tüm katmanları tutan) olduğu görüldü.
Transmural tutulum, inflamasyonun sadece mukoza ile sınırlı kalmadığını ve Crohn hastalığına özgü derin doku tutulumunu ifade eder.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığının ayırt edici makroskobik (atlamalı lezyonlar) ve mikroskobik (transmural inflamasyon) özellikleri.
Tahmini Süre:45s
Soru 206Soru

2929 yaşında bir kadın hasta, son 44 aydır devam eden sağ alt kadran ağrısı, hafif ateş ve günde 33-44 kez olan, kan içermeyen ishal şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ alt kadranda hassasiyet ve dolgunluk saptanıyor. Kolonoskopik incelemede terminal ileumda normal mukoza alanları ile ayrılmış lineer ülserasyonlar ("parke taşı" görünümü) izleniyor. Bu hastadan alınan tam kat rezeksiyon materyalinin histopatolojik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması, tanının Ülseratif Kolit'ten ziyade Crohn Hastalığı lehine olduğunu en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mezenteryal yağ dokusunun serozal yüzeyi sarması ("creeping fat") ve transmural inflamasyon

Cevap

Mezenteryal yağ dokusunun serozal yüzeyi sarması ("creeping fat") ve transmural inflamasyon
Doğru yanıt olan mezenteryal yağın serozal yüzeyi sarması ve transmural inflamasyon, Crohn hastalığının en karakteristik morfolojik özelliklerindendir. Crohn hastalığında inflamasyon mukoza ile sınırlı kalmayıp bağırsak duvarının tüm katmanlarını etkiler (transmural). Bu derin inflamasyon sonucu oluşan fissürler ve mezenteryal yağ dokusunun bağırsak duvarı üzerine doğru ilerlemesi (yağlı sarmalanma / creeping fat), sadece mukoza ve submukoza ile sınırlı kalan Ülseratif Kolit'te görülmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Sağ alt kadran ağrısı, kitle etkisi ve non-pürülan ishal terminal ileum tutulumunu (Crohn lehine) düşündürür.
Crohn hastalığı en sık terminal ileumu tutarken, Ülseratif Kolit rektumdan başlayarak kolonu tutar.
2
Endoskopik bulguların yorumlanması
"Parke taşı" (cobblestone) görünümü ve atlamalı lezyonlar Crohn hastalığının makroskopik belirteçleridir.
Ülseratif Kolit'te tutulum süreklidir ve parke taşı görünümü beklenmez.
3
Histopatolojik ayırıcı tanı
Transmural inflamasyon, fissürler ve "creeping fat" bulguları saptanır.
Bu özellikler inflamasyonun derinliğini ve serozal etkilerini göstererek Crohn tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığının transmural tutulum ve yağlı sarmalanma (creeping fat) ile Ülseratif Kolit'ten ayrımı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 207Soru

5858 yaşında obez, tip 22 diyabet ve hipertansiyon öyküsü olan erkek hastada yapılan rutin kontrolde karaciğerde 44 cmcm çapında solid bir kitle saptanıyor. Alkol kullanımı olmayan hastadan alınan biyopsi örneğinin mikroskobik incelemesinde; tümöral hepatositlerde belirgin makroveziküler steatoz, balonlaşma dejenerasyonu, Mallory-Denk cisimcikleri ve belirgin perisellüler "tel örgü" (chicken-wire) benzeri fibrozis izleniyor. Bu morfolojik özelliklere sahip karaciğer tümörünün en olası etiyolojik ilişkilendirmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metabolik sendrom ve non-alkolik steatohepatit

Cevap

Metabolik sendrom ve non-alkolik steatohepatit (NASH)
Steatohepatitik hepatosellüler karsinom (SH-HCC), mikroskobik olarak non-alkolik steatohepatite (NASH) özgü bulgular olan makroveziküler steatoz, hepatosit balonlaşması, Mallory-Denk cisimcikleri ve perisellüler 'chicken-wire' fibrozisi ile karakterize bir varyanttır. Bu tümör alt tipi, altta yatan karaciğerde siroz olsun veya olmasın, obezite ve diyabetle seyreden metabolik sendrom zemininde gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Hasta obezite ve diyabet gibi metabolik sendrom bileşenlerine sahiptir ve tümör dokusunda alkol kullanımı olmaksızın NASH benzeri değişiklikler mevcuttur.
Risk faktörleri ile tümör morfolojisi arasındaki bağlantıyı kurmak için klinik zemin önemlidir.
2
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Tümör hücrelerinde steatoz, balonlaşma, Mallory-Denk cisimcikleri ve perisellüler fibrozis saptanmıştır.
Bu bulgular bütünü 'Steatohepatitik Hepatosellüler Karsinom' (SH-HCC) varyantının tanı kriterleridir.
3
Etiyolojik eşleştirme
SH-HCC varyantı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından metabolik sendrom ve NASH ile güçlü ilişkili bir alt tip olarak tanımlanmıştır.
Bu varyantın moleküler ve klinik özellikleri klasik HCC'den farklılık gösterir.

Anahtar Kavram

Steatohepatitik Hepatosellüler Karsinom (SH-HCC)
Soru 208Soru

4242 yaşında kadın hasta, yaklaşık 33 aydır devam eden sağ üst kadran ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan batın ultrasonografi (USGUSG) ve bilgisayarlı tomografi (BTBT) incelemelerinde karaciğerin her iki lobunda, büyüğü 44 cmcm çapında olan, periferik yerleşimli ve üzerinde kapsüler çekinti (retraksiyon) izlenen çok sayıda nodüler kitle saptanıyor. Hastanın serum α\alpha-fetoprotein (AFPAFP) düzeyi normal sınırlardadır. Karaciğer iğne biyopsisinde; hyalinize ve miksoid karakterde bol stromaya sahip, kordonlar ve tekli hücreler şeklinde dağılım gösteren atipik epitelyoid hücreler izleniyor. Bazı hücrelerin sitoplazmasında belirgin vaküoller saptanıyor ve bu vaküollerin içerisinde eritrositlerin bulunduğu dikkati çekiyor. İmmünohistokimyasal incelemede tümör hücrelerinde CD31CD31 ve ERGERG pozitifliği saptandığına göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Epitelyoid hemanjiyoendotelyoma

Cevap

Epitelyoid hemanjiyoendotelyoma, karaciğerin periferik yerleşimli, kapsüler retraksiyon yapan ve intrastoplazmik eritrosit içeren vaküollere sahip hücrelerden oluşan vasküler bir tümörüdür.
Epitelyoid hemanjiyoendotelyoma, klinik olarak kadınlarda sık görülmesi, radyolojik olarak kapsüler retraksiyon yapması ve mikroskobik olarak bol stroma içinde eritrosit içeren lümenlere (vaküollere) sahip epitelyoid hücrelerin izlenmesiyle karakterizedir. Vasküler belirteçlerin (CD31CD31, ERGERG, CD34CD34) pozitif olması tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verilerin analizi
Genç-orta yaşlı kadın, periferik yerleşimli multipl kitleler ve kapsüler retraksiyon (skleroz varlığını düşündürür).
Kapsüler retraksiyon, tümörün içindeki yoğun sklerotik/fibrotik stromanın çekmesi sonucu oluşur ve bu tümör için tipiktir.
2
Morfolojik özelliklerin değerlendirilmesi
Epitelyoid hücreler, miksoid/hyalinize stroma ve 'blister hücreleri' (eritrosit içeren sitoplazmik vaküoller).
Bu vaküoller aslında tümör hücrelerinin oluşturmaya çalıştığı primitif vasküler lümenlerdir.
3
İmmünohistokimyasal belirteçlerin yorumlanması
CD31CD31 ve ERGERG pozitifliği vasküler kökeni doğrular.
Bu belirteçler endotel hücrelerinden köken alan neoplazileri tanımlar.
4
Ayırıcı tanı ve kesin teşhis
Tüm veriler (kadın cinsiyet, retraksiyon, blister hücreleri, CD31+CD31+) epitelyoid hemanjiyoendotelyoma tanısını destekler.
Anjiyosarkom daha agresiftir, hemanjiyom benign seyirlidir, karsinomlar ise vasküler belirteç taşımaz.

Anahtar Kavram

Epitelyoid hemanjiyoendotelyoma (HEHHEH), karaciğerin 'intermediate' maligniteye sahip vasküler bir neoplazisidir ve karakteristik olarak t(1;3)t(1;3) (WWTR1CAMTA1WWTR1-CAMTA1) translokasyonu ile ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Karaciğerin vasküler tümörlerini karşılaştırırken anjiyosarkomun etiyolojisinde yer alan vinil klorür, arsenik ve thorotrast maruziyetini de tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 209Soru

Kolonun klasik adenom-karsinom dizisinde (kromozomal instabilite yolu), normal kolonik mukoza epitelyal hücrelerinin adenomatöz polipe dönüşümünü başlatan ve sürecin "gatekeeper" (bekçi) adımı olarak kabul edilen ilk genetik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: APCAPC gen mutasyonu

Cevap

APCAPC gen mutasyonu
Klasik adenom-karsinom dizisinde (Vogelstein modeli), normal mukoza hücrelerinde WntWnt sinyal yolağının kontrolsüz aktivasyonuna yol açan APCAPC gen mutasyonu, adenom gelişimini başlatan ilk genetik olaydır. Bu nedenle APCAPC geni, kolon kanseri gelişiminde bir "bekçi" (gatekeeper) olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Karsinogenez yolunun belirlenmesi
Klasik adenom-karsinom dizisi (Vogelstein modeli) analiz edilir.
Soruda klasik dizinin başlangıç adımı sorulmaktadır.
2
Genetik değişikliklerin kronolojik sırasının hatırlanması
Sıralama: APCAPC kaybı \rightarrow KRASKRAS aktivasyonu \rightarrow SMAD2/4SMAD2/4 kaybı \rightarrow TP53TP53 kaybı.
Neoplazi gelişimi belirli bir genetik mutasyon birikimi sırasıyla gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Adenom-karsinom dizisinde APCAPC geni mutasyonu başlangıç (gatekeeper) olayıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 210Soru

5555 yaşında erkek hasta, kronik Hepatit C zemininde gelişen siroz nedeniyle takip edilmektedir. Yapılan rutin ultrasonografide karaciğerde 1.81.8 cmcm çapında hipoeoik bir nodül saptanıyor. Dinamik bilgisayarlı tomografide nodülün arteriyel fazda kontrast tuttuğu (washinwash-in) ve venöz fazda kontrastın boşaldığı (washoutwash-out) izleniyor. Yapılan biyopsinin mikroskobik incelemesinde; nodül içerisinde portal alanların bulunmadığı, hücre densitesinin çevre karaciğer dokusuna göre arttığı ve fokal küçük hücreli değişiklik (smallsmall cellcell changechange) alanları saptanıyor.

Bu lezyonun "yüksek dereceli displastik nodül"den ziyade "erken hepatosellüler karsinom" (earlyearly HCCHCC) olarak tanınmasında en güvenilir immunohistokimyasal panel aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikan-3 (Glypican3Glypican-3), HSP70HSP70, Glutamin sentetaz

Cevap

Glikan-3 (Glypican3Glypican-3), HSP70HSP70 ve Glutamin sentetazdan oluşan üçlü panel erken hepatosellüler karsinom tanısında en güvenilir yöntemdir.
Karaciğer patolojisinde erken HCC ve yüksek dereceli displastik nodül ayrımı en zor alanlardan biridir. Uluslararası rehberler, morfolojinin yetersiz kaldığı durumlarda Glikan-3 (Glypican3Glypican-3), HSP70HSP70 (ısı şok proteini 7070) ve Glutamin sentetazdan oluşan üçlü bir panelin uygulanmasını önerir. Bu panelde iki belirtecin pozitifliği, lezyonun erken HCC olduğunu kanıtlamada %100100 özgüllüğe yaklaşır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Sirozlu hastada 22 cmcm altındaki nodülde tipik washin/washoutwash-in/wash-out bulgusu malignite şüphesini belirginleştirir.
Radyolojik bulgular morfolojik tanıya rehberlik eder.
2
Histopatolojik özelliklerin analizi
Portal alan kaybı, artmış hücre densitesi ve küçük hücreli değişiklikler displastik nodül ile erken HCC arasındaki sınırda yer alan bulgulardır.
Bu bulgular tek başına bazen erken HCC tanısı için yeterli olmayabilir.
3
İmmunohistokimyasal (IHC) panelin uygulanması
Glikan-3, HSP70HSP70 ve Glutamin sentetaz panelinde iki veya daha fazla pozitiflik saptanması.
Uluslararası Karaciğer Neoplazi Konsensüs Grubu tarafından erken HCC tanısı için önerilen en güvenilir tanısal paneldir.

Anahtar Kavram

Sirotik karaciğerde erken hepatosellüler karsinom (erken HCC) ve yüksek dereceli displastik nodül (HGDN) ayrımı, morfolojik benzerlikler nedeniyle zordur ve Glikan-3, HSP70, Glutamin sentetazdan oluşan 'üçlü panel' kullanımı tanıda kritiktir.

İpuçları

1
Sorulan panel, karaciğer nodüllerinin ayırıcı tanısında kullanılan 'üçlü panel' olarak bilinir.

Daha Fazla Pratik

Bu panelin pozitiflik paternlerini ve özellikle Glutamin sentetazın adenomlardaki yaygın boyanma anlamını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 211Soru

4242 yaşında, meme kanseri tanısıyla kemoterapi alan bir kadın hasta, ani başlayan şiddetli ağrılı yutkunma (odinofaji) ve retrosternal yanma şikayetiyle başvuruyor. Yapılan endoskopik incelemede, distal özofagusta çok sayıda, küçük, keskin sınırlı ve "punched-out" (zımba deliği tarzında) ülserler izleniyor. Bu lezyonların kenarlarından alınan biyopsi örneğinin mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Skuamöz epitel hücrelerinde multinükleasyon ve eozinofilik intranükleer inklüzyonlar

Cevap

Herpes Simplex Virus (HSV) enfeksiyonuna bağlı skuamöz hücrelerdeki multinükleasyon ve eozinofilik intranükleer inklüzyonların (Cowdry A) görülmesi
Hastanın immün yetmezlik durumu ve endoskopide izlenen 'punched-out' (zımba deliği) tarzındaki ülserler Herpes Simplex Virüs (HSV) özofajiti için klasiktir. HSV enfeksiyonu skuamöz epitel hücrelerinde nükleer büyüme, nükleer kromatinin kenara itilmesi (margination), multinükleasyon (çok çekirdeklilik) ve çekirdek içinde etrafı açık bir haleyle çevrili eozinofilik inklüzyon cisimciklerine (Cowdry A) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı ve endoskopik bulguları analiz et.
İmmünosüprese (kemoterapi alan) bir hastada ani odinofaji ve endoskopideki 'punched-out' ülserler enfeksiyöz özofajiti, özellikle HSV'yi düşündürür.
HSV özofajiti tipik olarak küçük, keskin sınırlı ülserler yapar; CMV ülserleri ise genellikle daha geniş ve lineerdir.
2
Biyopsi yerini ve hedeflenen hücre tipini değerlendir.
HSV, skuamöz epitel hücrelerini enfekte eder, bu nedenle biyopsi ülser kenarından alınmalıdır.
Virüs epitel hücrelerinde replike olduğu için karakteristik sitopatik etkiler epitelde izlenir.
3
Spesifik histopatolojik bulguyu belirle.
Çok çekirdekli dev hücreler ve buzlu cam manzaralı nükleer inklüzyonlar (Cowdry A).
Bu bulgular Herpes virüs ailesinin (HSV ve VZV) epitel hücrelerindeki klasik sitopatik etkisidir.

Anahtar Kavram

Enfeksiyöz Özofajitler (HSV vs CMV)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 212Soru

Kolon poliplerinin histopatolojik değerlendirmesinde; displazi içermeyen, genellikle 55 mm'den küçük olan ve erişkinlerde en sık görülen non-neoplastik polip tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperplastik polip

Cevap

Erişkinlerde kolonda en sık izlenen, displazi içermeyen ve malign potansiyeli bulunmayan polip tipi hiperplastik poliptir.
Hiperplastik polipler, kolonda saptanan poliplerin büyük çoğunluğunu oluşturur. Genellikle sol kolonda (sigmoid rektum) yerleşirler, 55 mm'den küçüktürler ve histolojik olarak kript epitelyumunda 'testere dişi' (serrated) bir görünüm sergilerler. En önemlisi, bu poliplerde displazi izlenmez ve malignite potansiyelleri yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Polipleri neoplastik ve non-neoplastik olarak iki gruba ayırın.
Tübüler adenom, villöz adenom ve sesil serrat lezyon neoplastik gruptadır; hiperplastik ve Peutz-Jeghers polipleri non-neoplastiktir.
Soruda non-neoplastik ve displazi içermeyen bir polip istenmektedir.
2
Non-neoplastik polipler arasından erişkinlerde en sık görüleni belirleyin.
Hiperplastik polipler kolonun en sık görülen non-neoplastik polibidir.
Peutz-Jeghers polipleri nadir görülen hamartomatöz poliplerdir.

Anahtar Kavram

Kolon poliplerinin sınıflamasında en sık görülen benign (non-neoplastik) yapı hiperplastik poliptir.
Tahmini Süre:45s
Soru 213Soru

6565 yaşında erkek hasta, sağ üst kadran ağrısı, halsizlik ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünden 2525 yıl boyunca plastik sanayisinde polivinil klorür (PVCPVC) maruziyeti olduğu öğreniliyor. Karaciğerden yapılan biyopside; hepatosit kordonları boyunca ilerleyen, anastomozlaşan vasküler kanallar oluşturan, hiperkromatik çekirdekli ve belirgin atipi gösteren malign endotelyal hücre proliferasyonu izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Angiosarkom

Cevap

Angiosarkom, polivinil klorür maruziyeti ile güçlü ilişkisi olan ve vasküler kanallar oluşturan malign bir endotelyal tümördür.
Karaciğer angiosarkomu, polivinil klorür (PVCPVC), arsenik ve thorotrast gibi spesifik çevresel karsinojenlerle ilişkilidir. Histopatolojisinde malign endotel hücrelerinin oluşturduğu vasküler boşluklar görülmesi karakteristiktir. Meslek öyküsü ve vasküler morfoloji bu tanıyı desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Etiyolojik faktörü belirle
Polivinil klorür (PVCPVC) maruziyeti saptandı.
PVCPVC, thorotrast ve arsenik, karaciğer angiosarkomu için spesifik karsinojenlerdir.
2
Histopatolojik bulguları analiz et
Anastomozlaşan vasküler kanallar ve atipik endotel hücreleri saptandı.
Bu bulgular tümörün vasküler ve malign doğasını gösterir.
3
Tanıyı doğrula
Angiosarkom tanısı konuldu.
Etiyoloji ve morfolojik bulgular bu tanıda birleşir.

Anahtar Kavram

Karaciğer Angiosarkomu ve Etiyolojik İlişkileri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 214Soru

6565 yaşında erkek hasta, son 33 aydır giderek artan yutma güçlüğü (disfaji) ve retrosternal ağrı şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagusun orta 1/31/3 düzeyinde lümeni daraltan, frajil ve ülsere bir kitle saptanıyor. Alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde tümörün solid adalar oluşturduğu, belirgin eozinofilik sitoplazmalı hücrelerden meydana geldiği ve yer yer interselüler köprüler içerdiği gözleniyor. Bu tümörün tanısını doğrulamak ve adenokarsinomdan ayırmak için aşağıdaki immünhistokimyasal (İHK) belirteçlerden hangisinin pozitif olması en çok beklenen bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: p63

Cevap

Söz konusu tümörün skuamöz hücreli karsinom olduğunu destekleyen en değerli immünhistokimyasal belirteç p63'tür.
Vakada tanımlanan orta 1/31/3 yerleşimli kitle ve histopatolojik olarak izlenen 'interselüler köprüler', skuamöz hücreli karsinom (SHK) için karakteristiktir. İmmünhistokimyasal olarak p63, p40 ve CK5/6 skuamöz diferansiyasyonu gösteren temel belirteçlerdir. p63 nükleer bir transkripsiyon faktörü olup, SHK olgularının neredeyse tamamında pozitiftir ve tümörün adenokarsinomdan ayrılmasında altın standartlardan biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguların değerlendirilmesi
Hastanın orta 1/31/3 özofagusta yerleşen kitlesi ve disfajisi, bu bölgede en sık görülen tümör olan skuamöz hücreli karsinomu (SHK) öncelikle düşündürür.
Özofagusun orta kesimi SHK için predileksiyon bölgesidir.
2
Histopatolojik özelliklerin analizi
Eozinofilik sitoplazma ve interselüler köprüler, skuamöz diferansiyasyonun (SHK) tipik morfolojik bulgularıdır.
Morfolojik bulgular tanıyı daraltmak için kritiktir.
3
İmmünhistokimyasal ayırıcı tanının yapılması
SHK'yı adenokarsinomdan ayırmak için p63, p40 veya sitokeratin 5/65/6 pozitifliği aranır.
p63, bazal hücre ve skuamöz hücre diferansiyasyonunun nükleer belirtecidir.

Anahtar Kavram

Özofagus skuamöz hücreli karsinomu (SHK) tipik olarak orta 1/31/3 yerleşimlidir ve p63/p40 gibi nükleer belirteçler ile adenokarsinomdan (distal yerleşimli, intestinal belirteçler pozitif) ayırt edilir.

Daha Fazla Pratik

Özofagus adenokarsinomu ve Barrett özofagusu arasındaki moleküler ilişkiyi (p16/CDKN2A kaybı, p53 mutasyonu) gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 215Soru

3535 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden halsizlik, eklem ağrıları ve hafif sarılık şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde serum ALTALT ve ASTAST düzeyleri normalin 1010 katı, total bilirubin düzeyi 3.5 mg/dL3.5 \text{ mg/dL} ve serum total protein düzeyi 9.2 g/dL9.2 \text{ g/dL} (albumin: 3.4 g/dL3.4 \text{ g/dL}, globulin: 5.8 g/dL5.8 \text{ g/dL}) olarak saptanıyor. Serolojik incelemede Anti-nükleer antikor (ANAANA) ve Anti-düz kas antikoru (ASMAASMA) pozitifliği saptanan hastaya karaciğer biyopsisi yapılıyor. Bu hastanın histopatolojik incelemesinde görülmesi beklenen en karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Portal ve periportal alanlarda yoğun plazma hücresi infiltrasyonu ve hepatosit rozetleri

Cevap

Portal ve periportal alanlarda yoğun plazma hücresi infiltrasyonu ve hepatosit rozetleri
Vakada sunulan klinik özellikler (kadın hasta, eklem ağrıları, hipergamaglobulinemi, ANA ve ASMA pozitifliği) tipik bir otoimmün hepatit olgusunu tanımlamaktadır. Bu hastalığın karaciğer biyopsisindeki en karakteristik özellikleri; portal ve periportal alanlarda (ara yüzeyde) yoğun plazma hücresi infiltrasyonu, sınırlayıcı plağın yıkılması (interface hepatitis/güve yeniği nekrozu) ve hepatositlerin rejeneratif bir yanıt olarak oluşturduğu rozet (pseudorosette) yapılarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir
Genç-orta yaşlı kadın, artralji, belirgin hipergamaglobulinemi (yüksek globulin) ve otoantikor (ANA, ASMA) pozitifliği.
Bu klinik tablo öncelikle Tip 1 Otoimmün Hepatit tanısını düşündürür.
2
Düşünülen tanıya özgü histopatolojik özellikleri belirle
Biyopside portal ve periportal alanlarda yoğun plazma hücreleri, ara yüzey hepatiti (limiting plate yıkımı) ve hepatositlerin rozet benzeri dizilimi saptanır.
Otoimmün hepatit tanısı histopatolojik bulgularla desteklenmelidir.

Anahtar Kavram

Otoimmün Hepatit Histopatolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 216Soru

32 yaşında erkek hasta; son 2 yıldır tekrarlayan kramplı karın ağrısı, kilo kaybı ve dönem dönem gelişen bağırsak subobstrüksiyonu semptomları ile başvuruyor. Kolonoskopide terminal ileumda lümeni daraltan, normal mukoza alanları ile ayrılan (atlamalı) lezyonlar, derin lineer ülserler ve 'kaldırım taşı' görünümü saptanıyor. Histopatolojik incelemede; bağırsak duvarında tam kat (transmural) inflamatuar infiltrasyon, lenfoid agregatlar, kript apseleri ve muskularis propriaya uzanan fissürler dikkati çekiyor. Yapılan seri kesitlerde granülom yapısına rastlanmıyor. Bu olguyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastalığın kronik evresinde izlenebilen pilorik bez metaplazisi, mukozal hasarın süregenliğini ve ülser iyileşme sikluslarını yansıtır.

Cevap

Hastalığın kronik evresinde izlenebilen pilorik bez metaplazisi, mukozal hasarın süregenliğini ve ülser iyileşme sikluslarını yansıtır.
Vakada tanımlanan atlamalı lezyonlar, terminal ileum tutulumu, kaldırım taşı görünümü ve transmural inflamasyon klasik Crohn hastalığı bulgularıdır. Crohn hastalığında kronik mukozal hasar ve ülser iyileşmesi sonucunda, mukoza epitelinin mide antrum bezlerine benzer bir yapı kazanmasına 'pilorik bez metaplazisi' (veya psödopilorik metaplazi) denir. Bu bulgu, inflamatuar bağırsak hastalıklarında (özellikle Crohn'da) hasarın kronisitesini gösteren ileri düzey bir morfolojik parametredir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları analiz et.
Atlamalı lezyonlar, terminal ileum tutulumu ve kaldırım taşı görünümü Crohn hastalığını işaret eder.
Ülseratif kolit genellikle rektumdan başlar ve kesintisiz (sürekli) ilerler, oysa burada atlamalı tutulum mevcuttur.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir.
Transmural inflamasyon ve fissürler Crohn için tipiktir; granülom yokluğu tanıyı dışlamaz.
Crohn olgularının yarısından fazlasında mikroskobik incelemede granülom saptanmayabilir (yaklaşık %40 oranında görülür).
3
Kronisite belirteçlerini tanımla.
Pilorik bez metaplazisi (psödopilorik metaplazi) kronik mukozal hasarın bir göstergesidir.
İnce veya kalın bağırsak mukozasının antrum bezlerine benzeyen tübüler yapılar oluşturması, uzun süreli inflamasyon ve iyileşme döngüsünü yansıtır.

Anahtar Kavram

Crohn Hastalığı Morfolojisi ve Kronisite Bulguları

Daha Fazla Pratik

Crohn hastalığındaki ekstraintestinal bulguları ve displazi riskini Ülseratif Kolit ile kıyaslayarak tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 217Soru

Mide karsinomu tanısı alan iki farklı hastanın klinik ve patolojik özellikleri aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

HastaKlinik ve Endoskopik BulgularHistopatolojik Bulgular
Hasta 17474 yaşında erkek, kronik H.pyloriH. pylori öyküsü, antrumda ülserovejetan kitleBelirgin glandüler yapılar oluşturan hücreler
Hasta 23232 yaşında kadın, ailesinde erken yaşta mide kanseri öyküsü, linitis plastikaDiskoheziv, sitoplazması müsin dolu taşlı yüzük hücreleri

Bu hastalar ve tümörleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1. hastadaki tümör Lauren sınıflamasına göre "İntestinal tip", 2. hastadaki tümör ise "Diffüz tip" karsinomdur.

Cevap

1. hastadaki tümör Lauren sınıflamasına göre 'İntestinal tip', 2. hastadaki tümör ise 'Diffüz tip' karsinomdur.
Verilen vakalarda, 1. hastanın özellikleri (yaşlı erkek, antral kitle, glandüler yapı) Lauren sınıflamasındaki 'İntestinal tip' karsinomla tam uyumludur. 2. hastanın özellikleri ise (genç kadın, linitis plastika, taşlı yüzük hücreleri) 'Diffüz tip' karsinomun klasik sunumudur.

Adım Adım Çözüm

1
1. hastanın verilerini analiz et.
Hasta 1: Yaşlı erkek (7474), antral kitle, glandüler yapı. Bu bulgular çevresel faktörlerle (H. pylori) ilişkili 'İntestinal Tip' mide kanserini işaret eder.
İntestinal tip karsinomlar tipik olarak yaşlılarda, atrofik gastrit ve metaplazi zemininde gelişir.
2
2. hastanın verilerini analiz et.
Hasta 2: Genç kadın (3232), ailesel öykü, linitis plastika (duvarda yaygın kalınlaşma), taşlı yüzük hücreleri. Bu bulgular 'Diffüz Tip' mide kanserini işaret eder.
Diffüz tip karsinomlar diskoheziv hücrelerden oluşur ve linitis plastika gibi infiltratif bir patern sergiler.
3
Lauren sınıflamasına göre karşılaştırma yap.
İntestinal tip: Glandüler, koheziv, H. pylori ile ilişkili. Diffüz tip: Diskoheziv (E-kadherin kaybı), taşlı yüzük hücreli, infiltratif.
Bu iki tipin ayrımı patogenez, prognoz ve tedavi yaklaşımı açısından kritiktir.

Anahtar Kavram

Mide karsinomlarının Lauren sınıflamasına göre morfolojik ve moleküler ayrımı.

Daha Fazla Pratik

Mide karsinomlarında Virchow nodülü, Sister Mary Joseph nodülü ve Krukenberg tümörü gibi metastaz paternlerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 218Soru

1818 aylık bir erkek çocukta, karında giderek büyüyen ağrısız kitle ve serum alfa-fetoprotein (AFPAFP) düzeyinde belirgin artış saptanıyor. Karaciğer rezeksiyon materyalinin mikroskobik incelemesinde; küçük poligonal hücrelerden oluşan kordonlar ve fetal/embriyonal hepatosit benzeri hücrelerin yanı sıra osteoid ve mezenşimal doku odakları gözleniyor. Bu klinik ve morfolojik bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hepatoblastom

Cevap

Hepatoblastom (Karma epitelyal ve mezenşimal tip)
Hepatoblastom, 3 yaş altı çocuklarda en sık görülen primer karaciğer tümörüdür. Mikroskobik olarak sadece epitelyal (fetal ve embriyonal hücreler) veya epitelyal ve mezenşimal bileşenlerin karışımından oluşabilir. Mezenşimal bileşenler arasında en tipik olanı osteoid (olgunlaşmamış kemik) odaklarıdır. AFPAFP düzeyi hemen her zaman çok yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Hasta 1818 aylık (bebeklik dönemi) ve AFPAFP düzeyi çok yüksektir.
Çocukluk çağında yüksek AFPAFP ile seyreden karaciğer kitlelerinde öncelikle hepatoblastom düşünülmelidir.
2
Histopatolojik bulguları analiz et.
Fetal ve embriyonal hücrelere ek olarak osteoid (kemik dokusu) odakları saptanmıştır.
Bu bulgular tümörün 'karma epitelyal ve mezenşimal tip' hepatoblastom olduğunu gösterir.
3
Ayırıcı tanıyı tamamla.
Diğer benign lezyonlar veya erişkin tipi maligniteler dışlanır.
Mezenşimal doku varlığı ve yaş grubu tanı için belirleyicidir.

Anahtar Kavram

Hepatoblastom, çocukluk çağının (<3<3 yaş) en sık primer karaciğer malignitesidir ve epitelyal (fetal, embriyonal) ile mezenşimal (osteoid, kıkırdak) bileşenler içerebilir.

Daha Fazla Pratik

Hepatoblastomun genetik olarak Beckwith-Wiedemann sendromu ve Ailesel Adenomatöz Polipozis (FAPFAP) ile olan güçlü ilişkisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 219Soru

4848 yaşında erkek hasta, 1010 yıldır ülseratif kolit tanısıyla takip edilmektedir. Son zamanlarda halsizlik, şiddetli kaşıntı ve sarılık şikayetleri başlayan hastanın fizik muayenesinde hepatomegali ve ikter saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde alkalen fosfataz (ALPALP) ve GGTGGT düzeyleri normalin 55 katı, CA199CA19-9 düzeyi ise belirgin yüksek saptanıyor. Yapılan manyetik rezonans kolanjiyopankreatografi (MRCPMRCP) tetkikinde safra yollarında segmental daralmalar ve genişlemeler (tesbih tanesi görünümü) ile birlikte karaciğer hilusunda ana hepatik kanal bileşkesini daraltan 33 cmcm çapında infiltratif bir kitle izleniyor. Bu hastadaki hepatik kitle için yapılan biyopsinin histopatolojik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bol desmoplastik stroma içerisinde yerleşmiş, müsin salgılayan glandüler yapılar

Cevap

Doğru yanıt, yoğun bağ dokusu (desmoplazi) içinde müsin üreten bez yapılarının izlenmesidir.
Doğru olan seçenek, kolanjiyokarsinomun tipik histopatolojik görünümü olan müsin üreten glandüler yapılar ve yoğun desmoplastik stromayı tanımlamaktadır. Hastadaki ülseratif kolit ve PSK öyküsü, safra yolları tutulumunu gösteren radyolojik bulgular ve CA19-9 yüksekliği bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zemini ve risk faktörlerini değerlendir.
Ülseratif kolit ve MRCP'deki 'tesbih tanesi' görünümü hastada Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) varlığını gösterir.
PSK, ülseratif kolit ile güçlü ilişkilidir ve kolanjiyokarsinom gelişimi için en önemli risk faktörlerinden biridir.
2
Kitlenin yerleşimini ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Hilus yerleşimli kitle (Klatskin tümörü), yüksek ALP/GGT ve CA19-9 düzeyi kolanjiyokarsinom tanısını destekler.
Kolanjiyokarsinomlar sıklıkla safra yolları tıkanıklığı ve buna ikincil kolestatik enzim yüksekliği ile prezante olur.
3
Tanımlanan tümörün histopatolojik özelliklerini belirle.
Kolanjiyokarsinom bir adenokarsinomdur; müsin üretimi ve belirgin desmoplastik stroma karakteristiktir.
Bu morfoloji, onu safra üretmeyen ve yoğun fibröz stroma içeren bir tümör olarak HCC'den ayırır.

Anahtar Kavram

Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) zemininde gelişen kolanjiyokarsinomun morfolojik ve klinik özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 220Soru

5252 yaşında erkek hastaya peptik ülser perforasyonu nedeniyle 22 yıl önce parsiyel gastrektomi yapılmıştır. Kontrol endoskopisinde anastomoz çevresinde ödematöz ve hiperemik mukoza saptanıyor. Alınan biyopsi örneğinde; belirgin foveoler hiperplazi, glandlarda kıvrımlaşma (tirbuşon görünümü), lamina propriada ödem ve yüzeye doğru uzanan düz kas liflerinde proliferasyon izlenmektedir. Mikroskobik incelemede nötrofil veya plazma hücresi infiltrasyonunun yok denecek kadar az olduğu görülmüştür. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reaktif (kimyasal) gastropati

Cevap

Reaktif (kimyasal) gastropati, cerrahi öyküsü ve karakteristik histopatolojik bulgularla uyumlu olan en olası tanıdır.
Doğru seçenek olan reaktif (kimyasal) gastropati, özellikle gastrik cerrahi sonrası safra reflüsüne bağlı olarak sık görülür. Histolojik olarak foveolaların uzaması ve tirbuşon gibi kıvrılması, lamina propriada ödem, konjesyon ve epitel aralarına uzanan düz kas lifleri tipiktir. En ayırıcı özelliği ise tüm bu değişikliklere rağmen belirgin inflamatuar hücre infiltrasyonunun bulunmamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün analizi
Hastanın parsiyel gastrektomi öyküsü olması, mideye safra reflüsü (alkalen reflü) riskini işaret eder.
Safra asitleri mide mukozası için kimyasal bir irritandır.
2
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Foveoler hiperplazi, tirbuşon görünümü ve lamina propriada düz kas artışı saptanmıştır.
Bu bulgular mukozanın kronik kimyasal hasara karşı verdiği reaktif adaptasyon yanıtlarıdır.
3
İnflamasyon varlığının kontrolü
İnflamatuar hücre infiltrasyonunun (nötrofil/plazma hücresi) minimal olması 'gastrit'ten ziyade 'gastropati' tanısını destekler.
H. pylori gibi enfeksiyöz nedenler belirgin inflamasyon yaparken, kimyasal nedenler hücresel reaksiyon önceliklidir.

Anahtar Kavram

Reaktif gastropati (Kimyasal gastrit), mukozal hasara yanıt olarak gelişen epitelyal rejenerasyon (foveoler hiperplazi) ve stromal değişikliklerle (düz kas proliferasyonu) karakterize, inflamatuar hücrelerin az olduğu bir tablodur.
ÖncekiSayfa 11 / 17Sonraki
Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 11 | Examkin