Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi

338 soru

Soru 181Soru

Kronik Hepatit B (HBVHBV) enfeksiyonu olan bir hastanın karaciğer biyopsisinde izlenen "buzlu cam" (ground glass) hepatositlerin oluşumundan sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HBsAg'nin düz endoplazmik retikulumda birikmesi

Cevap

Buzlu cam hepatositleri, HBsAg'nin düz endoplazmik retikulumda birikmesi sonucu oluşur.
Kronik Hepatit B enfeksiyonunda, hepatositlerin düz endoplazmik retikulumunda (DER) çok miktarda Hepatit B yüzey antijeni (HBsAg) sentezlenir ve depolanır. Bu aşırı birikim, DER lümenini genişleterek sitoplazmaya donuk, ince granüler ve eozinofilik bir görünüm kazandırır. Bu histopatolojik bulguya "buzlu cam hepatositi" adı verilir ve kronik HBV taşıyıcılığı/enfeksiyonu için oldukça karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki karakteristik bulguyu tanımla.
"Buzlu cam" (ground glass) hepatositler saptanmıştır.
Hepatit B tanılı hastalarda bu bulgu tipiktir.
2
Bulgunun etiyolojik nedenini sorgula.
Görünüm, hücre içi birikime bağlıdır.
Işık mikroskobunda donuk, granüler eozinofilik sitoplazma bir madde birikimini işaret eder.
3
Spesifik mekanizmayı belirle.
HBsAg (Hepatit B yüzey antijeni) düz endoplazmik retikulum (DER) sisternalarında birikir.
Virüsün aşırı üretimi sonucu antijenler DER'i genişletir ve karakteristik morfolojiyi oluşturur.

Anahtar Kavram

Buzlu cam hepatositleri, kronik HBV enfeksiyonunda HBsAg birikiminin morfolojik karşılığıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 182Soru

4848 yaşında erkek hasta, karın ağrısı, halsizlik ve iştahsızlık şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünden uzun yıllar boyunca uygun koşullarda saklanmayan tahıllarla beslendiği ve yüksek düzeyde aflatoksin B1B_1 maruziyeti olduğu öğreniliyor. Yapılan görüntüleme ve biyopsi tetkikleri sonucunda hastaya hepatosellüler karsinom tanısı konuluyor. Bu hastadaki tümör gelişimi ile ilişkili olan en olası moleküler değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TP53TP53 geninde kodon 249249 mutasyonu

Cevap

TP53TP53 geninde kodon 249249 mutasyonu
Doğru yanıt olan TP53TP53 geninde kodon 249249 mutasyonu seçeneği, aflatoksin B1B_1 maruziyeti ile gelişen hepatosellüler karsinom vakalarında görülen karakteristik moleküler değişikliği tanımlamaktadır. Aflatoksinler, p53 tümör baskılayıcı proteininin fonksiyonunu bu spesifik nokta mutasyonu üzerinden bozarak karsinogenezi tetikler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini analiz et
Uygunsuz saklanan tahıl tüketimi ve aflatoksin B1B_1 maruziyeti saptandı.
Aflatoksin B1B_1, Aspergillus flavus ve Aspergillus parasiticus gibi mantarlar tarafından üretilen güçlü bir hepatokarsinojendir.
2
Etiyoloji ile moleküler patogenezi ilişkilendir
Aflatoksin B1B_1, TP53TP53 geninin 249249. kodonunda spesifik bir G \rightarrow T transversiyonuna neden olur.
Bu mutasyon sonucunda arginin amino asidi serin ile yer değiştirir ve bu durum aflatoksine bağlı hepatosellüler karsinom (HSK) gelişiminde moleküler bir imza görevi görür.

Anahtar Kavram

Aflatoksin B1B_1 maruziyeti ve TP53TP53 kodon 249249 mutasyonu arasındaki spesifik ilişki.

Daha Fazla Pratik

Hepatosellüler karsinomun fibrolamellar varyantının klinik ve morfolojik özelliklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 183Soru

68 yaşında bir erkek hasta, halsizlik ve çabuk yorulma şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemelerinde hemoglobin değeri 8.2 g/dL8.2 \text{ g/dL}, ortalama eritrosit hacmi (MCV) 74 fL74 \text{ fL} ve serum ferritin düzeyi düşük bulunuyor. Yapılan kolonoskopide çekumda yerleşimli, 4 cm4 \text{ cm} çapında, lümene doğru büyüyen ekzofitik ve ülsere bir kitle izleniyor.

Biyopsi sonucu invaziv adenokarsinom olarak raporlanan bu tümörün, klasik adenom-karsinom sekansı (Vogelstein modeli) üzerinden geliştiği varsayıldığında; patogenezin geç evrelerinde izlenen ve TGF-\beta\text{TGF-\beta} (transforme edici büyüme faktörü-beta) sinyal yolağının bozulmasından sorumlu olan genetik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SMAD4SMAD4 geninde delesyon veya mutasyon

Cevap

Klasik adenom-karsinom sekansında TGF-beta sinyal yolağının bozulmasından sorumlu olan geç evre genetik değişiklik SMAD4 (veya SMAD2) kaybıdır.
Kolorektal karsinom gelişiminde izlenen klasik adenom-karsinom sekansında süreç APC gen mutasyonu (gatekeeper) ile başlar. Adenomun boyutunun artması KRAS aktivasyonu ile ilişkilidir. Malign transformasyon ve invaziv karsinom fazına geçişte ise p53 ve SMAD4 (DPC4) gibi genlerin kaybı görülür. SMAD4, normalde büyüme inhibe edici bir sinyal olan TGF-beta yolağının bir parçasıdır; bu genin fonksiyon kaybı hücrelerin TGF-beta'dan kaçmasını sağlayarak tümörün ilerlemesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Halsizlik ve mikrositer anemi (demir eksikliği), sağ kolon (çekum) yerleşimli bir kitlenin varlığını (genellikle okült kanama yapan ekzofitik kitle) düşündürür.
Sağ kolon kanserleri tipik olarak demir eksikliği anemisiyle prezante olur.
2
Moleküler patogenez yolunu belirle.
Soruda klasik adenom-karsinom (Vogelstein) sekansı sorulmaktadır.
Vogelstein modeli APC, KRAS, SMAD ve p53 mutasyonlarının belirli bir sırayla birikmesini tanımlar.
3
Spesifik sinyal yolağı ve gen eşleşmesini yap.
TGF-beta yolağı ile ilişkili olan SMAD4 mutasyonunu seç.
SMAD2 ve SMAD4 genleri TGF-beta sinyal iletiminde mediyatör görevi görür; kayıpları tümör progresyonuna katkıda bulunur.

Anahtar Kavram

Vogelstein (Adenom-Karsinom) Sekansı Moleküler Basamakları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 184Soru

2626 yaşında, sigara öyküsü olmayan bir erkek hastada ilerleyici nefes darlığı ve hepatosplenomegali saptanıyor. Karaciğer iğne biyopsisinin histopatolojik incelemesinde, periportal hepatositlerin sitoplazmasında eozinofilik, yuvarlak inklüzyonlar gözleniyor. Bu inklüzyonların periyodik asit-Schiff (PASPAS) boyası ile kuvvetli boyandığı, ancak diastaz enzim uygulaması sonrası boyanma özelliğini koruduğu (diastaz dirençli) saptanıyor. Bu hastadaki patolojik bulguların en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alfa-1 antitripsin eksikliği

Cevap

Alfa-1 antitripsin eksikliği
Doğru yanıt olan hastalıkta, mutant proteinin (genellikle PiZ varyantı) hepatositlerin endoplazmik retikulumundan salınamaması sonucu periportal alanda birikim olur. Bu protein birikintileri ışık mikroskobunda eozinofilik globüller olarak görülür ve glikoprotein yapısı nedeniyle PAS boyası ile boyanıp diastaz enzimiyle parçalanamazlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Genç yaşta hem akciğer (nefes darlığı/amfizem) hem de karaciğer tutulumu olan bir tablo belirlendi.
Alfa-1 antitripsin eksikliği sistemik bir hastalık olup her iki organı da etkileyebilir.
2
Histopatolojik boyanma özelliklerini değerlendir
İnklüzyonların PAS (+) ve diastaz dirençli olduğu tespit edildi.
Bu histokimyasal profil, biriken maddenin glikojen değil, sindirilemeyen bir glikoprotein (alfa-1 antitripsin) olduğunu kanıtlar.
3
Hücresel yerleşimi belirle
Globüllerin periportal (Zon 1) hepatositlerde yoğunlaştığı saptandı.
Periportal yerleşim alfa-1 antitripsin protein birikimi için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Alfa-1 antitripsin eksikliğinde karaciğerde periportal yerleşimli, PAS (+) diastaz dirençli globül birikimi izlenir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 185Soru

Özofagus hastalıklarının komplikasyonları ve malignite riskleri değerlendirildiğinde, aşağıdaki klinik durumlardan hangisi özofagusun 'Adenokarsinom' tipi kanseri için en önemli risk faktörü olarak kabul edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Barrett özofagusu

Cevap

Barrett özofagusu, özofagus adenokarsinomu için en önemli risk faktörüdür.
Barrett özofagusu, kronik gastroözofageal reflü hastalığına yanıt olarak gelişen intestinal metaplazidir. Bu süreçte skuamöz epitelin yerini goblet hücreli kolumnar epitel alır. Bu metaplastik zemin, zamanla displazi ve nihayetinde 'Adenokarsinom' gelişimi için bilinen en güçlü risk faktörüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Özofagus kanser tipleri ve köken aldıkları epitel tiplerini ayırt edin.
Adenokarsinomlar genellikle glandüler (bezsel) epitelden, skuamöz hücreli karsinomlar ise yassı epitelden köken alır.
Risk faktörleri, hangi epitel tipinin hasar gördüğüne veya metaplaziye uğradığına bağlıdır.
2
Gastroözofageal reflü hastalığının (GÖRH) özofagus epiteli üzerindeki etkisini değerlendirin.
Kronik asit maruziyeti, distal özofagustaki yassı epiteli intestinal tipte silindirik (kolumnar) epitel ile yer değiştirir (Barrett özofagusu).
Metaplazi, kanser öncesi bir zemin hazırlar.
3
Diğer risk faktörlerinin (akalazya, alkol, kostik yanık) hangi kanser tipiyle ilişkili olduğunu kontrol edin.
Bu faktörlerin tamamı skuamöz hücreli karsinom riskini artırır.
Yanlış seçenekleri eleyerek adenokarsinom ile spesifik ilişkili olanı bulun.

Anahtar Kavram

Özofagus kanser tiplerinin ayırıcı risk faktörleri

İpuçları

1
Gastroözofageal reflü hastalığının uzun vadeli sonuçlarını düşünün.
Tahmini Süre:45s
Soru 186Soru

Altmış iki yaşında erkek hasta, son üç ayda 1010 kg kaybı ve ilerleyici ağrısız sarılık şikayetiyle başvuruyor. Yapılan görüntülemelerde pankreas başında 3.53.5 cm'lik kitle saptanıyor. Biyopsi sonucu "pankreatik duktal adenokarsinom" olarak raporlanan bu hastada, neoplastik progresyonun geç evrelerinde (PanIN-3'ten invaziv karsinoma geçişte) görülen ve 18q2118q21 lokusundaki tümör baskılayıcı genin inaktivasyonu sonucu protein ekspresyonu kaybı ile karakterize olan genetik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SMAD4 (DPC4) geninin homozigot delesyonu

Cevap

SMAD4 (DPC4) geninin homozigot delesyonu veya mutasyonu, pankreatik duktal adenokarsinom gelişiminde PanIN-3 aşamasında görülen tipik bir geç evre değişikliğidir.
Pankreas kanserlerinin yaklaşık %50'sinde görülen SMAD4 (DPC4) inaktivasyonu, PanIN-3 aşamasında ortaya çıkan karakteristik bir geç evre değişikliğidir. 18q21 kromozom bölgesindeki bu kayıp, TGF-beta sinyal yolunu bozarak tümörün invaziv yeteneğini artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve tanıyı analiz et.
Ağrısız sarılık ve kilo kaybı pankreas başı kanseri için tipiktir; biyopsi duktal adenokarsinomu doğrulamıştır.
Sorunun hangi tümörün moleküler patogenezini sorduğunu netleştirmek için.
2
Pankreatik İntraepitelyal Neoplazi (PanIN) progresyon modelini hatırla.
Progresyon PanIN-1, PanIN-2 ve PanIN-3 evrelerinden geçerek invaziv karsinoma ulaşır.
Genetik değişikliklerin zamanlamasını belirlemek için.
3
Evrelere özgü genetik hitleri eşleştir.
PanIN-1: KRAS; PanIN-2: CDKN2A (p16); PanIN-3/İnvaziv: TP53 ve SMAD4 (DPC4).
Soruda istenen 'geç evre' değişikliğini bulmak için.
4
Lokus ve mekanizma kontrolü yap.
SMAD4 geni 18q21 lokusunda yer alır ve inaktivasyonu TGF-beta sinyal yolunu bozar.
Sorudaki spesifik lokus bilgisini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Pankreas duktal adenokarsinomu gelişiminde genetik mutasyonların (KRAS, p16, TP53, SMAD4) spesifik bir zamansal sırası vardır; SMAD4 kaybı geç bir olaydır.
Soru 187Soru

3131 yaşında erkek hasta; son 66 aydır devam eden kanlı ishal, rektal tenesmus ve son 33 ayda yaklaşık 55 kg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan kolonoskopide rektumdan başlayarak çekuma kadar kesintisiz (kontinü) uzanan, granüler görünümlü ve dokunmakla kolay kanayan (frajil) mukoza izleniyor. Aşağıdaki tabloda hastanın biyopsi bulguları özetlenmiştir:

BölgeHistopatolojik Bulgular
Kolon (Yaygın)Kript distorsiyonu, bazal plazmositoz ve kript apseleri
Terminal İleumHafif dereceli mukoza inflamasyonu ve minimal villöz küntleşme

Bu hastada terminal ileumda saptanan bulgu aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Backwash (geri akım) ileiti

Cevap

Ülseratif kolit hastalarında pankolit varlığında terminal ileumda görülen hafif inflamasyon 'Backwash (geri akım) ileiti' olarak adlandırılır.
Hastadaki kanlı ishal, rektal tenesmus ve kolonoskopide saptanan rektumdan başlayan sürekli (kontinü) mukoza inflamasyonu Ülseratif Kolit tanısı ile tam uyumludur. Tüm kolonun tutulduğu (pankolit) durumlarda, terminal ileumda saptanan bu hafif ve yüzeysel inflamatuar değişikliğe 'backwash ileiti' adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguların analizi
Kanlı ishal, tenesmus, rektumdan başlayan sürekli (kontinü) tutulum ve kript apseleri Ülseratif Kolit (ÜK) tanısını koydurur.
ÜK'nin en tipik özelliği rektumdan başlayıp proksimale doğru kesintisiz ilerlemesidir.
2
Hastalığın yayılımının belirlenmesi
İnflamasyonun rektumdan çekuma kadar uzanması 'pankolit' tablosunu gösterir.
Tüm kolon segmentlerinin tutulması terminal ileumda reaksiyonel değişikliklere yol açabilir.
3
Terminal ileumdaki spesifik bulgunun tanımlanması
ÜK pankolitinde terminal ileumda görülen yüzeysel inflamasyon 'Backwash ileiti'dir.
Bu bulgu Crohn hastalığındaki transmural ve stenotik ileal tutulumdan ayırt edilmelidir.

Anahtar Kavram

Ülseratif kolit pankolitinde terminal ileumun reaksiyonel tutulumu (Backwash ileiti).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 188Soru

22 aylık bir bebek, doğumdan kısa süre sonra başlayan ve giderek artan sarılık, akolik dışkılama ve koyu renkli idrar şikayetleriyle getirilmiştir. Yapılan tetkikler sonucunda "ekstrahepatik biliyer atrezi" tanısı konulan bu bebeğin karaciğer biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en az beklenen histopatolojik bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Portal alanlarda kazeifikasyon nekrozu içeren granülomatöz inflamasyon

Cevap

Karaciğer biyopsisinde portal alanlarda kazeifikasyon nekrozu içeren granülomatöz inflamasyon görülmesi en az beklenen bulgudur.
Doğru seçenek olan kazeifikasyon nekrozu içeren granülomatöz inflamasyon, tüberküloz gibi spesifik enfeksiyonların karakteristiğidir. Ekstrahepatik biliyer atrezide temel patoloji safra yollarının inflamatuar fibrozisidir; bu süreçte portal alanlarda kanal artışı ve safra stazı görülür ancak granülom oluşumu beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
2 aylık bebekte uzamış sarılık ve akolik dışkı, neonatal kolestazı (özellikle biliyer atreziyi) düşündürür.
Ekstrahepatik biliyer atrezi, yenidoğan döneminde cerrahi gerektiren en yaygın kolestaz nedenidir.
2
Biliyer atrezi histopatolojisini hatırla
Portal alanlarda duktüler reaksiyon, safra tıkaçları ve fibrozis temel bulgulardır.
Ekstrahepatik yollardaki tıkanıklık, karaciğer içinde reaktif kanal artışına ve fibrozise yol açar.
3
Ayırıcı tanıdaki bulguları karşılaştır
Dev hücre transformasyonu hem neonatal hepatitte hem de biliyer atrezide görülebilirken, kazeifiye granülomlar bu tabloya dahil değildir.
Granülomatöz inflamasyon tüberküloz veya sarkoidoz gibi farklı etiyolojilere işaret eder.

Anahtar Kavram

Ekstrahepatik biliyer atrezinin histopatolojik bulguları portal odaklıdır (duktüler reaksiyon, fibrozis, safra tıkaçları) ve bazen neonatal hepatit benzeri dev hücre transformasyonu eşlik edebilir.

İpuçları

1
Biliyer atrezi, ekstrahepatik safra yollarının lümeninin tamamen tıkanmasıyla karakterize bir obstrüktif hastalıktır.

Daha Fazla Pratik

Biliyer atrezi ile neonatal hepatit arasındaki ayırıcı tanıda karaciğer biyopsisinin önemini ve cerrahi zamanlamasını (Kasai prosedürü) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 189Soru

Alkol alımını takiben şiddetli ve tekrarlayan kusmalar sonrası hematemez (kanlı kusma) şikayetiyle başvuran 3535 yaşındaki erkek hastaya yapılan endoskopide, özofagogastrik bileşkede lümene paralel uzanan lineer, longitudinal mukoza yırtıkları saptanmıştır. Bu tablo aşağıdakilerden hangisi ile en uyumludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mallory-Weiss sendromu

Cevap

Şiddetli kusma sonrası özofagogastrik bileşkede saptanan boyuna (longitudinal) mukoza yırtıkları Mallory-Weiss sendromu ile uyumludur.
Doğru seçenek olan Mallory-Weiss sendromu, özellikle alkol kullanımı gibi durumları takiben ortaya çıkan şiddetli kusmaların ardından gelişen ve hematemeze yol açan gastroözofageal bileşkedeki longitudinal mukoza yırtıklarını tanımlar. Bu yırtıklar genellikle mukoza ve submukozayı tutar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküyü değerlendir.
Alkol alımı ve zorlu kusma sonrası gelişen akut hematemez saptandı.
Zorlu kusma, özofagus alt ucu ve mide girişinde mekanik gerilmeye yol açar.
2
Morfolojik bulguyu analiz et.
Özofagogastrik bileşkede lineer, longitudinal yırtıklar saptandı.
Mallory-Weiss yırtıkları tipik olarak lümene paralel ve gastroözofageal bileşke hizasındadır.

Anahtar Kavram

Mallory-Weiss sendromu, şiddetli kusma veya öğürme sonucu özofagogastrik bileşkede gelişen yüzeysel yırtıklardır.

Daha Fazla Pratik

Özofagusun tam kat yırtılması sonucu gelişen Boerhaave sendromunun Mallory-Weiss'tan farklarını ve mediastinit gelişim sürecini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 190Soru

32 yaşında kadın hasta, yaklaşık 10 yıldır oral kontraseptif kullanımı öyküsüyle başvuruyor. Sağ üst kadran ağrısı nedeniyle yapılan görüntülemede, karaciğer sağ lobunda siroz bulgusu içermeyen zeminde 77 cmcm çapında iyi sınırlı solid bir kitle saptanıyor. Serum α\alpha-fetoprotein (AFPAFP) düzeyi normal sınırlardadır. Yapılan biyopsinin histopatolojik incelemesinde vasküler ektazi, sinüzoidal dilatasyon ve belirgin kronik inflamatuar infiltrat izleniyor. İmmünohistokimyasal çalışmada lezyonda Serum Amiloid A (SAASAA) ile yaygın kuvvetli boyanma, ayrıca glutamin sentetaz (GSGS) ile diffüz (yaygın) kuvvetli sitoplazmik boyanma saptanıyor. Bu lezyonun moleküler patogenezi ve klinik seyri ile ilgili en olası ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: gp130gp130 (IL6STIL6ST) ve β\beta-katenin (CTNNB1CTNNB1) mutasyonlarının birlikteliği; yüksek malign transformasyon riski

Cevap

Lezyon gp130gp130 (IL6STIL6ST) ve β\beta-katenin (CTNNB1CTNNB1) mutasyonlarının birlikteliği ile karakterize olup yüksek malign transformasyon riski taşır.
Vakadaki histopatolojik (inflamasyon, ektazi) ve immünohistokimyasal (SAA pozitifliği) bulgular inflamatuar hepatosellüler adenomu (iHCAiHCA) tanımlarken; glutamin sentetazın diffüz pozitifliği ek olarak β\beta-katenin aktivasyonunu (bHCAbHCA) gösterir. Bu hibrit tablo (biHCAb-iHCA), özellikle gp130gp130 (IL6STIL6ST) aktive edici mutasyonları ile CTNNB1CTNNB1 (ekzon 3) mutasyonlarının birleşmesiyle oluşur. β\beta-katenin mutasyonu taşıyan adenomlar, tüm adenom alt tipleri içinde malign transformasyon (hepatosellüler karsinoma dönüşüm) riski en yüksek olan gruptur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik verileri sentezle.
Genç kadın, OKS kullanımı, sirotik olmayan zemin ve normal AFP düzeyi bir hepatosellüler adenomu (HCA) düşündürür. Histolojideki inflamasyon ve vasküler ektazi, inflamatuar alt tipi (iHCA) destekler.
HCA alt tiplerini belirlemek için başlangıç noktasıdır.
2
İmmünohistokimyasal boyanma paternlerini yorumla.
SAA/CRP pozitifliği inflamatuar alt tipi doğrular. Glutamin sentetazın (GS) yama tarzı (map-like) değil, diffüz (yaygın) pozitif olması β\beta-katenin aktivasyonunu (CTNNB1CTNNB1 mutasyonu) gösterir.
iHCA ve b-HCA özelliklerinin aynı lezyonda olması, hibrit b-iHCA (beta-katenin aktive inflamatuar adenom) tanısını koydurur.
3
Moleküler profilin klinik korelasyonunu kur.
β\beta-katenin aktivasyonu (özellikle ekzon 3 mutasyonları), adenomlarda malign transformasyon (HCC gelişimi) için en güçlü risk faktörüdür.
Adenoma alt tipleri arasında en yüksek takip ve cerrahi endikasyon önceliğine sahip olan gruptur.

Anahtar Kavram

Hepatofellüler adenomların moleküler sınıflandırmasında β\beta-katenin mutasyonu, diffüz GS pozitifliği ile tanınır ve malign transformasyon riskini belirler.
Soru 191Soru

5050 yaşında erkek hasta, çocukluk yaşlarından itibaren avuç içlerinde ve ayak tabanlarında mevcut olan belirgin hiperkeratotik deri lezyonları ve son 33 aydır giderek artan katı gıdalara karşı disfaji şikayeti ile başvuruyor. Özofagoskopide özofagusun orta 1/31/3 kesiminde lümeni daraltan, ekzofitik ve ülsere bir kitle izleniyor. Biyopsi örneğinin histopatolojik incelemesinde keratin incileri içeren atipik skuamöz epitel proliferasyonu saptanıyor. Bu klinik ve patolojik tabloya eşlik eden en olası genetik değişiklik hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: RHBDF2RHBDF2 gen mutasyonu

Cevap

Palmoplantar hiperkeratoz (Tylosis) ile ilişkili özofagus skuamöz hücreli karsinomunda en olası genetik değişiklik RHBDF2RHBDF2 gen mutasyonudur.
Hastadaki palmoplantar hiperkeratoz ve özofagus orta kesimindeki skuamöz hücreli karsinom birlikteliği, Howel-Evans sendromu (TOC - Tylosis with Esophageal Cancer) tanısını koydurur. Bu sendromda patogenezden sorumlu olan spesifik genetik değişiklik RHBDF2RHBDF2 (iRHOM2) mutasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Avuç içi/ayak tabanı hiperkeratozu (Tylosis) ve özofagus skuamöz hücreli karsinomu birlikteliği saptandı.
Bu kombinasyon 'Tylosis with Esophageal Cancer' (Howel-Evans sendromu) olarak bilinen nadir bir kalıtsal durumu işaret eder.
2
Moleküler ilişkiyi tanımla
Bu sendromdan sorumlu gen 17q2517q25 bölgesinde yer alan RHBDF2RHBDF2 (iRHOM2) genidir.
Bu genin mutasyonu, skuamöz hücrelerin proliferasyonunu ve hiperkeratozu tetikleyen epidermal büyüme faktörü (EGF) sinyal yolağını aktive eder.

Anahtar Kavram

Tylosis (Howel-Evans Sendromu) ve Özofagus Skuamöz Hücreli Karsinomu ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 192Soru

6262 yaşında bir hastaya yapılan tarama kolonoskopisinde çekumda 3.53.5 cm çapında, sapsız (sesil), yüzeyi kadifemsi (velvety) görünümde bir kitle saptanıyor. Alınan biyopside uzun parmaksı çıkıntılar oluşturan ve belirgin epitelyal displazi gösteren yapılar izleniyor. Bu lezyonla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Villöz mimari göstermesi ve 33 cm'den büyük çaplı olması nedeniyle yüksek malignite potansiyeli taşır.

Cevap

Villöz mimari göstermesi ve 33 cm'den büyük çaplı olması nedeniyle yüksek malignite potansiyeli taşır.
Soruda tanımlanan sapsız (sesil), kadifemsi görünümdeki büyük kitle ve histolojik 'parmaksı çıkıntılar', lezyonun bir villöz adenom olduğunu kesinleştirir. Villöz adenomlar, tübüler veya tübülovillöz tiplere göre çok daha yüksek oranda ( ~%40) invaziv karsinom odakları içerirler. Ayrıca 22 cm üzerindeki çap, malignite riskini belirgin şekilde artıran bağımsız bir kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histolojik bulguları analiz etme.
Lezyonun 'Villöz Adenom' olduğu belirlendi.
3.53.5 cm çap, çekum yerleşimi, sapsız büyüme ve parmaksı (villöz) çıkıntılar bu tanıyı destekler.
2
Adenom tiplerinin malignite risklerini karşılaştırma.
Villöz adenomların invaziv karsinom riskinin en yüksek olduğu saptandı.
Adenomlarda risk; çapın büyüklüğü, villöz komponentin oranı ve displazi derecesi ile doğru orantılıdır.

Anahtar Kavram

Villöz adenomlar, büyük çap (>2>2 cm) ve villöz mimari nedeniyle en yüksek malignite riskine sahip neoplastik poliplerdir.
Soru 193Soru

5555 yaşında erkek hasta, sağ üst kadran ağrısı, halsizlik ve belirgin kilo kaybı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın özgeçmişinden yaklaşık 2525 yıl boyunca plastik sanayisinde vinil klorür maruziyeti olduğu öğreniliyor. Yapılan batın tomografisinde karaciğerde yaygın hemorajik odakları bulunan multipl kitleler saptanıyor. Biyopsi örneğinin histopatolojik incelemesinde vasküler boşlukları döşeyen, belirgin nükleer atipi ve mitoz gösteren iğsi (spindle) hücreler izleniyor. İmmünohistokimyasal çalışmada tümör hücrelerinde CD31CD31 ve vWFvWF (von Willebrand faktör) pozitifliği saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anjiyosarkom

Cevap

Hastanının klinik öyküsü (vinil klorür), morfolojik bulguları (atipik iğsi vasküler hücreler) ve immünohistokimyasal profili (CD31+CD31+, vWF+vWF+) ile en olası tanı Anjiyosarkomdur.
Anjiyosarkom, karaciğerin nadir görülen ancak oldukça agresif bir tümörüdür. En tipik özelliği vinil klorür (PVC işçileri), Thorotrast (radyokontrast madde) ve arsenik gibi çevresel toksinlerle olan ilişkisidir. Histolojik olarak vasküler kanalları döşeyen atipik endotel hücreleri izlenir ve bu hücreler CD31CD31 gibi endotelyal markerları eksprese eder.

Adım Adım Çözüm

1
Etiyolojik faktörü değerlendir.
Vinil klorür maruziyeti belirlendi.
Vinil klorür, Thorotrast ve arsenik karaciğer anjiyosarkomu için spesifik karsinojenlerdir.
2
Histopatolojik ve immünohistokimyasal verileri analiz et.
Vasküler iğsi hücreler ve CD31CD31/vWFvWF pozitifliği saptandı.
CD31CD31 ve vWFvWF endotel hücrelerine özgü belirteçlerdir, bu da tümörün vasküler kökenli olduğunu doğrular.
3
Ayırıcı tanıyı yap ve nihai tanıyı koy.
Malign vasküler tümör olan Anjiyosarkom tanısına ulaşıldı.
Atipi ve hemorajik yayılım benign lezyonları (hemanjiyom) ve epitelyal tümörleri dışlar.

Anahtar Kavram

Karaciğerin malign vasküler tümörü olan Anjiyosarkom, belirli kimyasal karsinojenlerle (vinil klorür, arsenik, Thorotrast) güçlü ilişkisi olan yüksek dereceli bir sarkomdur.

Daha Fazla Pratik

Karaciğerin primer karsinojenleri ile ilişkili diğer tümörleri (örneğin aflatoksin-HCC ilişkisi) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 194Soru

Pankreas başı yerleşimli bir kitle nedeniyle opere edilen 6868 yaşında erkek hastanın makroskobik incelemesinde, tümör çevresindeki peripancreatik yağ dokusunda enzimatik yağ nekrozuna sekonder gelişen "saponifikasyon" odakları izlenmiştir. Mikroskobik incelemede desmoplastik stromaya sahip invaziv duktal adenokarsinom saptanmıştır.

Bu neoplazinin gelişim sürecinde, TGFβTGF-\beta (Transforming Growth FactorbetaTransforming\ Growth\ Factor-beta) sinyal yolağını bozarak tümörün progresyonu, invaziv karakter kazanması ve metastatik potansiyelinden sorumlu tutulan en spesifik genetik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SMAD4SMAD4 (DPC4DPC4) geninin homozigot kaybı

Cevap

Pankreas adenokarsinomunda TGF-beta sinyal yolağını bozarak metastaz ve invazyondan sorumlu olan genetik değişiklik SMAD4 (DPC4) geninin inaktivasyonudur.
Pankreas duktal adenokarsinomunda karsinogenez basamaklı bir süreçtir. SMAD4 (DPC4) geninin inaktivasyonu, PanIN evrelerinden invaziv karsinoma geçişte görülen geç bir olaydır. Bu gen, TGF-beta sinyal iletiminde görev alan SMAD protein kompleksinin bir parçasıdır ve kaybı, büyüme inhibitör etkilerin ortadan kalkmasına ve invazyonun artmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada invaziv pankreas duktal adenokarsinomu ve eşlik eden akut/kronik inflamasyon bulgusu olan yağ nekrozu (saponifikasyon) mevcuttur.
Sorunun hangi kanser türü ve hangi evreyle ilgili olduğunu belirlemek için.
2
Moleküler progresyon sırasını hatırla
Pankreas kanserinde sıralama şöyledir: KRAS (erken) -> CDKN2A/p16 (orta) -> TP53 ve SMAD4/DPC4 (geç/invaziv).
TGF-beta yolağı ile ilişkili geni bu dizi içinden seçmek gerekir.
3
Spesifik gen ve yolak eşleştirmesini yap
SMAD4 geni, TGF-beta sinyal iletiminde kritik bir mediyatördür ve bu genin kaybı ("Deleted in Pancreatic Carcinoma") metastatik potansiyeli belirler.
Soruda sorgulanan spesifik biyokimyasal mekanizmaya ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Pankreatik İntraepitelyal Neoplazi (PanIN) progresyonu ve SMAD4'ün invaziv karsinomdaki rolü.

Daha Fazla Pratik

Pankreasın kistik neoplazileri (MCN, IPMN) ve bu lezyonlardaki GNAS mutasyonlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 195Soru

6868 yaşında erkek hasta; son iki aydır devam eden iştahsızlık, 8 kg8 \text{ kg} kilo kaybı ve ağrısız sarılık şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede sağ üst kadranda palpabl ve ağrısız safra kesesi saptanıyor. Bilgisayarlı tomografide pankreas başında 4 cm4 \text{ cm} boyutunda kitle izlenen hastada pankreatik duktal adenokarsinom ön tanısı konuluyor. Bu neoplazinin patogenezinde en erken dönemde ve en sık (%90\%90'ın üzerinde) saptanan onkojenik mutasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: KRASKRAS

Cevap

Pankreatik duktal adenokarsinom patogenezinde en sık görülen onkojenik mutasyon KRASKRAS mutasyonudur.
Pankreatik duktal adenokarsinom, moleküler düzeyde en karakteristik olarak 12p12p kromozomundaki KRASKRAS onkojeninin nokta mutasyonu ile ilişkilidir. Bu mutasyon vakaların %9095\%90-95'inde bulunur ve neoplazi gelişimindeki en erken genetik değişikliklerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
Ağrısız sarılık, kilo kaybı ve Courvoisier bulgusu (palpabl safra kesesi) pankreas başı kanserini düşündürür.
Hastanın semptomları pankreasın duktal adenokarsinomu için tipiktir.
2
Moleküler patogenezi sorgula.
Pankreas kanserlerinde onkogenler arasında en sık KRASKRAS (%9095\%90-95), tümör baskılayıcı genler arasında ise en sık CDKN2ACDKN2A (p16p16, %95\%95) etkilenir.
Soruda özellikle 'en sık etkilenen onkojen' sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

Pankreas adenokarsinomunda onkojenik mutasyonlar

İpuçları

1
Bu neoplazide vakaların neredeyse tamamında etkilenen küçük bir G-proteini kodlayan onkojeni düşünün.

Daha Fazla Pratik

Pankreas kanserinde en sık inaktive olan tümör baskılayıcı genin CDKN2ACDKN2A (p16p16) olduğunu da hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 196Soru

Serum alfa-fetoprotein (AFP) düzeyleri normal sınırlarda saptanan, histopatolojik olarak geniş vasküler kanallar ile karakterize ve karaciğerin en sık görülen benign (iyi huylu) neoplazmı olan lezyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kavernöz hemanjiyom

Cevap

Kavernöz hemanjiyom
Kavernöz hemanjiyom, karaciğerde en sık saptanan iyi huylu (benign) tümördür. Genellikle subkapsüler yerleşimli, iyi sınırlı ve mikroskobik olarak genişlemiş vasküler boşluklardan (kavernöz yapılar) oluşur. Serum AFP düzeyleri bu tümörde normaldir.

Adım Adım Çözüm

1
Karaciğer kitlelerinin benign ve malign ayrımını yapın.
Hepatoblastom ve kolanjiyokarsinom malign oldukları için elenir.
Soru kökünde 'benign neoplazm' vurgusu yapılmaktadır.
2
Kalan benign lezyonlar arasında sıklık karşılaştırması yapın.
Kavernöz hemanjiyom en sık görülen seçenektir.
Epidemiyolojik veriler hemanjiyomun diğer benign karaciğer tümörlerinden belirgin şekilde daha sık olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Karaciğerin en sık görülen benign tümörü kavernöz hemanjiyomdur.
Tahmini Süre:45s
Soru 197Soru

5555 yaşında erkek hasta, yaklaşık 66 aydır devam eden epigastrik dolgunluk hissi ve aralıklı melena şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpusunda, lümeni daraltmayan, üzeri düzgün ve sağlam mukoza ile örtülü, yaklaşık 44 cm çapında submukozal yerleşimli kitle saptanıyor. Alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde iğsi hücrelerin oluşturduğu fasiküler yapılar izleniyor. Bu lezyonun tanısını doğrulamada en yardımcı immunohistokimyasal belirteç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CD117 (c-KIT)

Cevap

Tanıyı doğrulamada en yardımcı immunohistokimyasal belirteç CD117 (c-KIT) proteinidir.
Gastrointestinal Stromal Tümör (GİST), midenin en sık görülen mezenşimal tümörüdür. Endoskopik olarak submukozal bir kitle (üzeri sağlam mukoza ile örtülü) olarak izlenir. Histolojisinde sıklıkla iğsi hücrelerin oluşturduğu fasiküller görülür. Bu tümörlerin %95'inden fazlasında tirozin kinaz reseptörü olan CD117 (c-KIT) eksprese edilir ve bu belirteç tanıyı doğrulamada altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları analiz et.
Mide korpusunda submukozal yerleşimli, üzeri sağlam mukoza ile örtülü kitle, tipik bir mezenşimal tümör prezentasyonudur.
Mukoza altı yerleşim, epitelyal karsinomlardan ziyade stromal veya nöroendokrin tümörleri düşündürür.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir.
İğsi hücrelerin fasiküler dizilimi, mide için en olası tanı olan Gastrointestinal Stromal Tümör (GİST) ile uyumludur.
GİST, midenin en sık görülen mezenşimal tümörüdür ve çoğunlukla iğsi hücreli morfolojiye sahiptir.
3
Tanısal immunohistokimyasal belirteci belirle.
GİST'lerin karakteristik özelliği olan CD117 (c-KIT) pozitifliği tanıyı kesinleştirir.
GİST'lerin büyük çoğunluğu Cajal'ın interstisyel hücrelerinden köken alır ve KIT reseptör tirozine kinaz (CD117) eksprese eder.

Anahtar Kavram

Midenin en sık mezenşimal tümörü olan Gastrointestinal Stromal Tümör (GİST) tanısında CD117 (c-KIT) en spesifik belirteçtir.

Alternatif Yöntem

Tanıda CD117 negatif saptanan nadir vakalarda (%5), DOG1 (Discovered On GIST 1) belirteci de tanıyı doğrulamada oldukça yardımcıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 198Soru

Kolon polipleri içerisinde histopatolojik olarak 'epitelyal displazi' içermesi nedeniyle kolorektal karsinomun öncüsü (neoplastik) bir lezyon olarak kabul edilen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adenomatöz polip

Cevap

Adenomatöz polip
Adenomatöz polipler (adenomlar), histopatolojik olarak epitelyal displazi (nükleer büyüme, hiperkromazi, polarite kaybı) ile karakterizedir. Bu neoplastik değişiklikler, adenomu kolorektal karsinom gelişimi için bir basamak haline getirir. Tanım gereği her adenom bir displazi odağıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen polip tiplerinin neoplastik ve non-neoplastik sınıflamasını yapın.
Adenomatöz polipler neoplastik; hiperplastik, juvenil, hamartomatöz ve inflamatuar polipler ise non-neoplastiktir.
Soruda sorulan prekürsör (öncü) özellik sadece neoplastik lezyonlar için geçerlidir.
2
Neoplastik polipleri tanımlayan temel histopatolojik kriteri belirleyin.
Adenomatöz poliplerin (adenomların) tümü, tanım gereği epitelyal displazi (intraepitelyal neoplazi) içerir.
Displazi, bir lezyonun kansere dönüşme potansiyeli taşıdığını gösteren en önemli mikroskobik bulgudur.
3
Adenom-karsinom dizilimi bilgisini kullanarak doğru sonuca ulaşın.
Displazi içeren adenomatöz polip, kolorektal karsinomun doğrudan öncüsüdür.
Sporadik kolorektal kanserlerin yaklaşık %\% 9595'i adenomatöz polipler üzerinden gelişen bir süreci takip eder.

Anahtar Kavram

Adenomatöz polipler, displazi içermeleri nedeniyle neoplastik ve premalign karakterdedirler.
Tahmini Süre:45s
Soru 199Soru

Safra kesesi karsinomunun patogenezi, prekürsör lezyonları ve moleküler özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karsinomların büyük çoğunluğu, makroskobik olarak kitle oluşturmayan ve 'Biliyer İntraepitelyal Neoplazi' (BilINBilIN) olarak adlandırılan düz displazi zemininde gelişir.

Cevap

Safra kesesi karsinomlarının çoğunluğu, makroskobik bir kitle oluşturmadan düz epitel üzerinde gelişen Biliyer İntraepitelyal Neoplazi (BilINBilIN) zemininde ortaya çıkar.
Safra kesesi karsinomları kolanjiyoselüler sistemin bir parçasıdır ve çoğu olguda lümen içinde bir kitle oluşturmadan, epitel düzeyinde kalan 'Biliyer İntraepitelyal Neoplazi' (BilINBilIN) evrelerinden geçerek invaziv hale gelir. Bu düz displazi, histolojik olarak derecelendirilir (BilIN-1: hafif, BilIN-2: orta, BilIN-3: ağır/karsinoma in situ).

Adım Adım Çözüm

1
Safra kesesi karsinomu gelişim yollarını analiz et.
İki ana prekürsör yol mevcuttur: Düz displazi (BilINBilIN) ve papiller/kitle oluşturan yol (ICPN/IPNBICPN/IPNB).
Karsinomların patogenezini anlamak için prekürsör lezyonların morfolojisini bilmek gerekir.
2
Lezyonların görülme sıklığını karşılaştır.
Vakaların büyük çoğunluğu (BilINBilIN) yolunu izlerken, adenomlar ve papiller neoplaziler daha nadirdir.
TUS sınavında en sık ve en nadir özelliklerin ayrımı kritik önem taşır.
3
Moleküler ve risk faktörü verilerini doğrula.
Porselen kese riski %715\%7-15 arasındadır; HER2/neuHER2/neu amplifikasyonu olguların bir kısmında (yaklaşık %16\%16) pozitiftir.
Güncel onkolojik veriler ve klasik patoloji bilgileri arasındaki sayısal farkları ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Safra kesesi karsinomu prekürsör lezyonları (BilIN vs ICPN) ve moleküler patogenez.

İpuçları

1
Safra kesesinde adenom-karsinom sekansı, kolon kanserindekine göre çok daha az sıklıktadır.

Daha Fazla Pratik

Safra yolu prekürsör lezyonlarının (BilIN ve IPNB) pankreastaki PanIN ve IPMN ile olan morfolojik benzerliklerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 200Soru

Barrett özofagusu zemininde gelişen adenokarsinomun moleküler patogenezi incelendiğinde, normal çok katlı yassı epitelin intestinal tip kolumnar epitele dönüşümü (metaplazi) sürecinde rol oynayan en temel 'moleküler anahtar' değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SOX2SOX2 transkripsiyon faktörünün baskılanması ile birlikte CDX2CDX2 ve HOXHOX gen ailesinin aktivasyonu

Cevap

Barrett özofagusundaki metaplazi sürecinde skuamöz belirteç olan SOX2SOX2'nin kaybı ve intestinal belirteçler olan CDX2CDX2 ile HOXHOX genlerinin aktivasyonu görülür.
Barrett özofagusu, özofagusun skuamöz progenitor hücrelerinin kronik reflü hasarı karşısında hayatta kalabilmek için genetik programlarını değiştirmesi durumudur. Bu süreçte yassı epitelin ana düzenleyicisi olan SOX2SOX2 baskılanırken, intestinal diferansiyasyonun ana sürücüsü olan CDX2CDX2 (ve belirli HOXHOX genleri) aktive olur. Bu moleküler 'şalter' değişimi, morfolojik olarak goblet hücreli intestinal metaplazinin ortaya çıkmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Özofagusun normal histolojisinin ve kronik hasara yanıtının değerlendirilmesi
Normal özofagus epitelinin çok katlı yassı olduğu, kronik reflü (asit/safra) hasarı sonucu bu epitelin daha dayanıklı olan intestinal tip kolumnar epitele dönüştüğü (metaplazi) saptandı.
Metaplazinin moleküler temelini anlamak için önce morfolojik değişimi tanımlamak gerekir.
2
Diferansiyasyondan sorumlu transkripsiyon faktörlerinin analizi
SOX2SOX2 geninin özofagus yassı epitelinin kimliğini koruduğu, CDX2CDX2 ve HOXHOX genlerinin ise bağırsak epitelinin kimliğini belirlediği belirlendi.
Hücresel adaptasyon yanıtları gen ekspresyonundaki program değişikliği ile gerçekleşir.
3
Barrett patogenezindeki moleküler 'switch' (şalter) mekanizmasının saptanması
Kronik iritasyonun SOX2SOX2 ekspresyonunu baskıladığı ve pluripotent kök hücrelerin CDX2/HOXCDX2/HOX yoluyla intestinal yöne diferansiye olduğu sonucuna varıldı.
Bu değişim, Barrett özofagusunun moleküler tanımı ve karsinoma gidişatın ilk adımıdır.

Anahtar Kavram

Hücresel metaplazi, var olan hücrelerin tip değiştirmesi değil, kök hücrelerin transkripsiyonel reprogramlama (SOX2SOX2 kaybı, CDX2CDX2 kazanımı) yoluyla farklı bir yöne diferansiye olmasıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 10 / 17Sonraki
Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 10 | Examkin