Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi

338 soru

Soru 221Soru

2929 yaşında erkek hasta, tekrarlayan sağ alt kadran ağrısı ve intestinal obstrüksiyon bulguları nedeniyle opere ediliyor. İleum rezeksiyon materyalinin makroskobik incelemesinde, bağırsak duvarının ileri derecede kalınlaştığı, lümenin daraldığı ve mezenterik yağ dokusunun serozayı saracak şekilde bağırsak yüzeyine doğru uzandığı (creepingcreeping fatfat) gözleniyor. Bu hastanın histopatolojik incelemesinde saptanan aşağıdaki bulgulardan hangisi, tanıyı ülseratif kolitten ayırmada en spesifik histopatolojik özelliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transmural inflamasyon ve nöral hiperplazi

Cevap

Transmural inflamasyon ve nöral hiperplazi, Crohn hastalığını ülseratif kolitten ayıran en karakteristik histopatolojik bulgulardır.
Vakada tanımlanan 'creeping fat' (yağlı çevreleme) ve bağırsak duvarında kalınlaşma, inflamasyonun transmural olduğunu gösteren ve Crohn hastalığına özgü makroskobik bulgulardır. Mikroskobik düzeyde, inflamasyonun tüm katları tutması (transmural lenfoid agregatlar) ve myenterik pleksuslarda gözlenen nöral hiperplazi, bu durumu mukoza ile sınırlı kalan ülseratif kolitten kesin olarak ayıran en değerli bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve makroskobik verileri değerlendir
Sağ alt kadran ağrısı, obstrüksiyon (striktür lehine), duvar kalınlaşması ve 'creeping fat' bulguları Crohn hastalığına işaret eder.
Crohn hastalığı transmural tutulum yaptığı için duvar kalınlaşması, striktür ve mezenterik yağın serozaya uzanması tipiktir.
2
Ayırıcı tanı kriterlerini karşılaştır
Ülseratif kolit mukoza/submukoza ile sınırlıdır, Crohn ise transmuraldir.
Tanıyı kesinleştirmek için sadece Crohn'a özgü olan mikroskobik detaylar seçilmelidir.
3
Spesifik histopatolojik bulguyu belirle
Transmural inflamasyon, lenfoid agregatlar ve nöral hiperplazi Crohn için spesifiktir.
Nöral hiperplazi (pleksus hipertrofisi) Crohn hastalığında görülen ve sıklıkla gözden kaçan ileri düzey bir patolojik bulgudur.

Anahtar Kavram

Crohn Hastalığı ve Ülseratif Kolit Ayırıcı Tanısı

Daha Fazla Pratik

Crohn hastalığındaki ekstraintestinal bulguların ülseratif kolit ile benzerlik ve farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 222Soru

5050 yaşında kadın hasta, katı gıdaların takılması hissi, halsizlik ve dilde yanma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda solukluk, atrofik glosit ve tırnaklarda yassılaşma (koilonis\cikoilonişi) izleniyor. Özofagoskopide üst özofagusta lümeni kısmen daraltan, ince mukozal bir katlantı (webweb) saptanıyor. Bu klinik tabloya sahip hastada görülmesi beklenen anemi tipi ve ileride gelişim riski artmış olan malignite aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi - Skuamöz hücreli karsinom

Cevap

Demir eksikliği anemisi ve Skuamöz hücreli karsinom birlikteliği beklenir.
Hastada tarif edilen disfaji, atrofik glosit, koilonişi ve özofageal web bulguları Plummer-Vinson (Paterson-Kelly) sendromu için klasiktir. Bu sendromun ayrılmaz bir parçası demir eksikliği anemisidir ve bu hastaların yaklaşık %10'unda üst özofagus veya post-krikoid bölgede skuamöz hücreli karsinom gelişme riski bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezleyin
Disfaji, glosit, koilonişi ve özofageal web varlığı Plummer-Vinson (Paterson-Brown-Kelly) sendromuna işaret eder.
Bu semptom kompleksi özofagusun üst segment patolojilerinde spesifiktir.
2
Eşlik eden laboratuvar bulgusunu belirleyin
Bu sendromun temelinde yatan biyokimyasal bozukluk demir eksikliğidir.
Demir eksikliği mukozal atrofiden ve web oluşumundan sorumlu tutulmaktadır.
3
Malignite riskini değerlendirin
Post-krikoid bölge ve üst özofagusta skuamöz hücreli karsinom riski belirgin artmıştır.
Kronik mukozal irritasyon ve atrofi zemininde displazi ve ardından skuamöz kanser gelişir.

Anahtar Kavram

Plummer-Vinson sendromu triadının (disfaji, demir eksikliği anemisi, özofageal web) ve skuamöz hücreli karsinom riskinin tanınması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 223Soru

Kolorektal karsinom patogenezinde tanımlanan klasik adenom-karsinom dizisinde (Vogelstein modeli), morfolojik değişimler ile bunlardan sorumlu moleküler olaylar arasındaki ilişki dikkate alındığında, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klasik adenom-karsinom yolağında izlenen temel genomik instabilite mekanizması: MLH1MLH1 geninin promoter hipermetilasyonu (MSIMSI-High)

Cevap

Klasik adenom-karsinom yolağında (CIN yolağı) temel genomik instabilite mekanizmasının MLH1MLH1 hipermetilasyonu (MSIMSI) olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Klasik adenom-karsinom dizisi, Kromozomal İnstabilite (CIN) yolağı olarak da bilinir ve temel olarak APCAPC, KRASKRAS, SMAD4SMAD4 ve p53p53 mutasyonları ile karakterizedir. Mikrosatellit instabilitesi (MSIMSI) ise DNA uyumsuzluk onarım (mismatch repair) genlerindeki kusurlardan kaynaklanır ve klasik Vogelstein modelinin değil, 'Serrated' (testereli) neoplazi yolağının ve Lynch sendromunun temel özelliğidir. Bu nedenle, mikrosatellit instabilitesini klasik yolakla eşleştiren ifade hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Vogelstein modelindeki (klasik yolak) genetik mutasyon sırasını hatırla.
Sıralama: APCAPC kaybı \rightarrow KRASKRAS mutasyonu \rightarrow 18q18q (SMAD2/4SMAD2/4) kaybı \rightarrow p53p53 kaybı.
Bu genler klasik yolağın morfolojik progresyonuna (adenomdan karsinoma) eşlik eder.
2
Klasik yolak (CIN) ile testereli yolak (MSI) arasındaki farkı analiz et.
Klasik yolak kromozomal instabilite (CIN) ile ilerlerken; MSIMSI yolağı DNA onarım kusurları (MLH1MLH1 metilasyonu gibi) ile ilerler.
Yolların moleküler motorları birbirinden tamamen farklıdır.
3
Seçeneklerdeki eşleştirmeleri bu bilgilerle karşılaştır.
MLH1MLH1 hipermetilasyonu ile MSIMSI durumunun klasik yolağa ait olduğu bilgisi hatalıdır.
MSI-High fenotipi tipik olarak testereli adenomlar veya Lynch sendromu ile ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Vogelstein Adenom-Karsinom Dizisi ve Genomik İnstabilite Ayrımı
Soru 224Soru

Kolon karsinomu gelişiminde izlenen klasik adenom-karsinom dizisinde (kromozomal instabilite yolağı), normal mukoza epiteli üzerinde proliferasyonun artmasına ve erken adenomatöz yapıların oluşmasına neden olan, sürecin başlangıcındaki ilk genetik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: APCAPC gen mutasyonu

Cevap

Kolonun klasik adenom-karsinom dizisindeki ilk olay APCAPC gen mutasyonudur.
Klasik adenom-karsinom dizisinde süreç, APCAPC geninin her iki kopyasının inaktivasyonu ile başlar. Bu durum, normal kolon epitelinin proliferasyonunu artırarak erken tübüler adenomların oluşumuna zemin hazırlar. APCAPC geni bu nedenle kolon karsinogenezinin 'bekçisi' (gatekeeper) olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolorektal karsinom gelişimindeki iki ana moleküler yolağı (Kromozomal instabilite ve Mikrosatellit instabilite) ayırt et.
Soru, klasik adenom-karsinom dizisi olan kromozomal instabilite yolağını sormaktadır.
Yolaklar farklı genetik başlangıç noktalarına sahiptir.
2
Kromozomal instabilite yolağının (Vogelstein modeli) sıralı mutasyonlarını hatırla.
Sıralama: APCAPC kaybı \rightarrow KRASKRAS mutasyonu \rightarrow TP53TP53 ve SMAD4SMAD4 kaybı.
Bu genetik değişiklikler histopatolojik olarak normal dokudan karsinoma giden morfolojik değişimlere karşılık gelir.
3
Süreci başlatan 'gatekeeper' geni belirle.
APCAPC mutasyonu, adenom gelişimini başlatan ilk 'vuruş'tur.
APCAPC kaybı, β\beta-katenin yıkımını engelleyerek Wnt yolağını sürekli aktif tutar ve kontrolsüz proliferasyonu başlatır.

Anahtar Kavram

Kolon kanseri gelişiminde adenom-karsinom dizisinin başlangıç noktası APCAPC tümör supresör geninin kaybıdır.

İpuçları

1
Bu gen, Wnt sinyal yolağını frenleyen bir tümör supresördür.
2
Ailesel Adenomatöz Polipozis (FAP) sendromunda bu gende germ-line mutasyon bulunur.

Daha Fazla Pratik

Serrated (testereli) poliplerin hangi moleküler yolakla karsinoma dönüştüğünü ve hangi genlerin (BRAFBRAF, MLH1MLH1) rol oynadığını inceleyin.
Tahmini Süre:50s
Soru 225Soru

Ailesinde erken yaşta kolorektal kanser öyküsü bulunan ve kendisinde 3838 yaşında endometrium karsinomu saptanan bir hastada, yapılan kolonoskopide çekumda yerleşen, histopatolojik incelemede müsinöz patern sergileyen bir adenokarsinom saptanmıştır. Bu klinik tablo ve tümör özellikleri göz önüne alındığında, patogenezden sorumlu tutulan temel moleküler bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: DNA mismatch repair (MMR) genlerinde mutasyon ve mikrosatellit instabilitesi

Cevap

DNA mismatch repair (uyumsuzluk onarımı) genlerinde germ-line mutasyon ve buna bağlı mikrosatellit instabilitesi
Verilen vaka Lynch sendromu (Herediter Non-Polipozis Kolorektal Kanser) ile uyumludur. Bu sendromda germ-line mutasyon sonucu DNA uyumsuzluk onarımı (mismatch repair - MMR) genlerinde (en sık MSH2 ve MLH1) fonksiyon kaybı gelişir. Bu durum tümör genomunda mikrosatellit instabilitesine (MSI) ve sağ kolon yerleşimli, sıklıkla müsinöz karsinom gelişimine yol açar. Ayrıca endometrium kanseri, Lynch sendromunda en sık görülen ekstrakolonik malignitedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Genç yaşta kolorektal kanser, aile öyküsü ve eşlik eden endometrium karsinomu varlığı saptandı.
Lynch sendromu (HNPCC) tanısı için Amsterdam veya Bethesda kriterleri kolorektal dışı kanserleri ve yaş faktörünü içerir.
2
Tümör morfolojisini değerlendir
Sağ kolon (çekum) yerleşimi ve müsinöz histoloji izlendi.
Lynch sendromu ilişkili karsinomlar genellikle proksimal kolonda yerleşir ve müsinöz özellikler gösterme eğilimindedir.
3
Moleküler mekanizmayı tanımla
Uyumsuzluk onarımı (MMR) genlerindeki defektin mikrosatellit bölgelerinde kararsızlığa (MSI) yol açtığı sonucuna varıldı.
Lynch sendromunun patognomonik moleküler sürücüsü MMR gen mutasyonlarıdır (MLH1, MSH2, MSH6, PMS2).

Anahtar Kavram

Lynch Sendromu (HNPCC) Moleküler Patogenezi
Soru 226Soru

6262 yaşında erkek hasta, 2020 yılı aşkın süredir devam eden kronik pirozis ve regürjitasyon şikayetleri varken; son 44 aydır özellikle katı gıdaların yutulmasında zorluk ve yaklaşık 77 kgkg zayıflama ile başvuruyor. Endoskopik incelemede özofagusun distalinde, gastroözofageal bileşkenin hemen üzerinde lümeni daraltan ekzofitik bir kitle izleniyor. Biyopsi materyalinde musin üreten glandüler yapılar ve pleomorfik nükleuslu hücreler saptanıyor. Bu hastadaki neoplazinin patogenezi ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümörün gelişim sürecinde sıklıkla CDKN2ACDKN2A (p16p16) inaktivasyonu ve TP53TP53 mutasyonları gibi genetik değişiklikler saptanır.

Cevap

Özofagus adenokarsinomunun patogenezinde Barrett özofagusu zemininde gelişen CDKN2ACDKN2A (p16p16) inaktivasyonu ve TP53TP53 mutasyonları gibi genetik değişiklikler saptanması en olası bulgudur.
Vakada tanımlanan distal yerleşimli, glandüler yapılı ve GÖRH ilişkili tümör özofagus adenokarsinomudur. Bu tümörün gelişiminde Barrett özofagusu aşamasında CDKN2ACDKN2A (p16p16) inaktivasyonu görülürken, displazi ve karsinom aşamasına geçişte TP53TP53 mutasyonları sıklıkla eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Uzun süreli GÖRH öyküsü (2020 yıl), distal yerleşimli kitle ve biyopside glandüler yapıların saptanması, vakayı 'Özofagus Adenokarsinomu' olarak tanımlar.
Adenokarsinomlar tipik olarak distal özofagusta Barrett özofagusu (intestinal metaplazi) zemininde gelişir.
2
Adenokarsinom ve Skuamöz Hücreli Karsinom (SHK) ayrımını yap.
Glandüler yapı ve musin varlığı adenokarsinomu desteklerken; keratin incileri, alkol/sigara ilişkisi ve orta 1/31/3 yerleşim SHK'yı destekler.
Histolojik köken prekürsör lezyonu ve risk faktörlerini belirler.
3
Moleküler patogenez bilgisini uygula.
Barrett özofagusundan adenokarsinoma gidiş sürecinde erken dönemde CDKN2ACDKN2A (p16p16) inaktivasyonu, ileri dönemde ise TP53TP53 mutasyonları ve HER2/neuHER2/neu amplifikasyonları görülür.
Bu genetik değişiklikler malign transformasyonun biyokimyasal temelini oluşturur.

Anahtar Kavram

Özofagus adenokarsinomu, kronik GÖRH ve Barrett özofagusu zemininde gelişen, distal özofagus yerleşimli, moleküler düzeyde p16 ve p53 değişiklikleri ile karakterize bir tümördür.

Daha Fazla Pratik

Barrett özofagusunda görülen intestinal metaplazinin mikroskobik tanısı için 'Goblet hücreleri'nin görülmesinin önemini tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 50s
Soru 227Soru

5252 yaşında erkek hasta, rutin kontrollerinde karaciğer enzimlerinde (ALTALT ve ASTAST) hafif yükseklik saptanması üzerine değerlendiriliyor. Hastanın özgeçmişinde 2020 yıl önce geçirilmiş bir majör cerrahi operasyon ve buna bağlı çoklu kan transfüzyonu öyküsü mevcut. Yapılan karaciğer iğne biyopsisinde; portal alanlarda belirgin lenfoid agregat oluşumu, bazı portal alanlarda non-pürülan safra duktusu hasarı ve lobüler parankimde yer yer makrovesiküler yağlanma odakları izleniyor. Bu histopatolojik bulgulara dayanarak, hastada en olası etiyolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hepatit C virüsü

Cevap

Hepatit C virüsü
Hepatit C virüsü enfeksiyonunda kronik evrede portal alanlarda belirgin lenfoid agregat veya folikül oluşumu vakaların yaklaşık %75'inde izlenir. Ayrıca, lobüler parankimde görülen makrovesiküler yağlanma (steatoz) ve non-pürülan safra kanalı hasarı/reaksiyonu HCV için tanısal ipucu sağlayan spesifik morfolojik özelliklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün analizi
Kan transfüzyonu öyküsü ve kronik enzim yüksekliği
Transfüzyon sonrası gelişen kronik hepatitlerde HCV en önemli şüphelidir.
2
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Portal lenfoid agregatlar, steatoz ve safra yolu hasarı
Bu histolojik triad, kronik hepatit C enfeksiyonu için oldukça karakteristiktir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
HBV (buzlu cam), AIH (plazma hücresi), ASH (Mallory cisimciği) elenir
Belirtilen spesifik bulgular diğer etiyolojilerle tam olarak örtüşmez.

Anahtar Kavram

Hepatit C Virüsü (HCV) Histopatolojik Triadı
Soru 228Soru

2828 yaşında erkek hasta, çocukluğundan beri devam eden bronşiyal astım ve alerjik rinit öyküsü ile polikliniğe başvuruyor. Son 66 aydır özellikle katı gıdalara karşı gelişen yutma güçlüğü (disfajidisfaji) ve ara ara gıda takılma hissi tanımlıyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagus mukozasında multipl konsantrik halkalar (“trakealizasyon”) ve lineer oluklanmalar izleniyor. Alınan biyopsilerin mikroskobik incelemesinde çok katlı yassı epitel içerisinde eozinofilik mikroapseler ve her büyük büyütme alanında (HPFHPF) 2020’den fazla eozinofil saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eozinofilik özofajit

Cevap

Eozinofilik özofajit
Doğru yanıt olan eozinofilik özofajit; özellikle atopik bünyeli (astım, alerjik rinit, egzama) genç erkeklerde görülen, klinik olarak katı gıda disfajisi ve gıda takılması (foodfood impactionimpaction) ile karakterize bir hastalıktır. Endoskopide görülen multipl dairesel halkalar (trakealizasyon) ve mukoza üzerindeki dikey oluklar tipik bulgulardır. Tanı için en önemli histolojik kriter, çok katlı yassı epitel içerisinde her büyük büyütme alanında (HPFHPF) 1515 veya daha fazla eozinofil saptanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Genç erkek hasta, atopi öyküsü (astım, rinit) ve katı gıda disfajisi saptandı.
Eozinofilik özofajit tipik olarak atopik bireylerde gıda takılmaları ile prezente olur.
2
Endoskopik bulguların değerlendirilmesi
Konsantrik halkalar (trakealizasyon) ve lineer oluklar görüldü.
Bu bulgular eozinofilik özofajit için oldukça spesifik makroskobik işaretlerdir.
3
Histopatolojik kriterlerin kontrolü
2020’den fazla eozinofil/HPFHPF ve eozinofilik mikroapseler saptandı.
Tanı için histolojik eşik değer genellikle >1515 eozinofil/HPFHPF olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

Eozinofilik özofajit tanısı; klinik atopi, endoskopik trakealizasyon ve histolojik olarak her bir büyük büyütme alanında en az 1515 eozinofil varlığına dayanır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 229Soru

7272 yaşında, bilinen yaygın ateroskleroz ve hipertansiyon öyküsü olan erkek hasta; son 22 aydır yemeklerden yaklaşık 11 saat sonra başlayan künt karın ağrısı şikayeti ile başvuruyor. Son 1212 saattir ağrısının şiddetlendiği ve eşlik eden taze kanlı ishali olduğu saptanıyor. Fizik muayenede bağırsak sesleri azalmış, sol alt kadranda hassasiyet mevcut. Kolonoskopik incelemede splenik fleksura düzeyinde mukoza ödemli, yer yer ülsere ve hemorajik izleniyor. Bu hastadan alınan kolobiyopsi örneklerinde izlenmesi en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüzey epitelinde dökülme, kriptlerde büzüşme (withering) ve lamina propriada hyalinize fibrozis

Cevap

İskemik kolit tanısında görülen yüzey epitel dökülmesi, kript büzüşmesi (withering) ve lamina propria fibrozisi doğru cevaptır.
Doğru seçenek olan iskemik kolit bulguları, hastanın klinik tablosu (abdominal anjina ve takiben kanlı ishal) ve lezyonun lokalizasyonu (splenik fleksura) ile tam uyumludur. Mikroskobik olarak izlenen kriptlerde büzüşme ve lamina propriadaki hyalinize fibrozis, mukoza ve submukozanın iskemik hasara verdiği karakteristik yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
İleri yaş, ateroskleroz öyküsü, 'abdominal anjina' (yemek sonrası ağrı) ve takiben gelişen akut kanlı ishal tablosu saptandı.
Bu tablo kronik zeminli bir iskemik kolitin akut alevlenmesini düşündürür.
2
Anatomik lokalizasyonun değerlendirilmesi
Lezyonun splenik fleksurada (Griffith noktası) olması belirlendi.
Splenik fleksura, superior ve inferior mezenterik arterlerin uç dallarının birleştiği bir 'watershed' (kritik sulanma) bölgesidir ve iskemiye en hassas alandır.
3
Morfolojik eşleştirme
İskemik hasarın kronik/subakut evresine özgü 'withering crypts' ve fibrozis bulgusu ile tanı doğrulandı.
İskemik kolit; İBH (Ülseratif kolit, Crohn) ve enfeksiyöz kolitlerden bu spesifik morfolojik bulgularla ayrılır.

Anahtar Kavram

İskemik kolit, özellikle splenik fleksura gibi watershed bölgelerinde gelişen, histopatolojisinde kript büzüşmesi (withering crypts) ve lamina propria hyalinizasyonu ile karakterize bir vasküler bağırsak hastalığıdır.

Daha Fazla Pratik

Bağırsak iskemisinin evrelerine (mukozal enfarkt, mural enfarkt ve transmural enfarkt) ve bu evrelerin klinik korelasyonuna göz atılması konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 230Soru

Mide mukozasında HelikobacterHelikobacter pyloripylori enfeksiyonu sonucunda oluşan kronik inflamasyonun, mukozayla ilişkili lenfoid doku (MALT) birikimine yol açtığı bilinmektedir. Bu zeminde gelişen ve erken evrelerde antibiyotik tedavisi (eradikasyon) ile regresyon gösterebilen mide tümörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MALT lenfoma (Ekstranodal marjinal zon lenfoma)

Cevap

MALT lenfoma (Ekstranodal marjinal zon lenfoma), Helikobakter pilori enfeksiyonu ile ilişkili kronik inflamasyon zemininde gelişen ve eradikasyon tedavisine yanıt verebilen mide tümörüdür.
MALT lenfoma, Helikobakter pilori enfeksiyonunun neden olduğu kronik inflamasyon ve buna bağlı gelişen edinsel lenfoid doku (MALT) içerisindeki marjinal zon B hücrelerinden köken alır. Bu tümörün en karakteristik özelliği, erken evrelerde antijenik uyarının (H. pylori) ortadan kaldırılmasıyla yani antibiyotik eradikasyon tedavisiyle gerileyebilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Etiyolojik etkenin belirlenmesi
Helikobakter pilori (H. pylori)
H. pylori enfeksiyonu mide mukozasında kronik inflamasyonu tetikleyen en yaygın etkendir.
2
İnflamatuar yanıtın değerlendirilmesi
Lenfoid agregat (MALT) oluşumu
Kronik uyarı sonucunda normalde midede bulunmayan lenfoid doku mukozada organize olur.
3
Neoplastik dönüşümün teşhisi
Düşük dereceli B hücreli lenfoma (MALToma)
Sürekli antijenik uyarı lenfoid hücrelerin monoklonal proliferasyonuna ve tümör gelişimine yol açar.

Anahtar Kavram

Helikobakter pilori enfeksiyonu, mide mukozasında edinsel bir MALT (Mucosa-Associated Lymphoid Tissue) dokusu oluşturarak MALT lenfoma gelişimine zemin hazırlar.

İpuçları

1
Bu tümör tipi, patogenezinde antijenik uyarının kritik rol oynadığı bir lenfomadır.
Tahmini Süre:45s
Soru 231Soru

7272 yaşında erkek hasta, halsizlik ve çarpıntı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde derin demir eksikliği anemisi saptanıyor. Hastaya uygulanan kolonoskopide çekumda lümene doğru büyüyen, vejetan karakterde bir kütle izleniyor. Alınan biyopsi örneğinde adenokarsinom tanısı konuluyor. Bu tümörün klasik adenom-karsinom dizisi (Vogelstein modeli) yoluyla geliştiği kabul edilirse, lezyonun adenom aşamasından invaziv karsinom aşamasına geçişinden ve invazyonun başlamasından sorumlu olan temel moleküler değişiklik aşağıdakilerinden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TP53TP53 tümör baskılayıcı geninin mutasyonu ve kaybı

Cevap

Adenom-karsinom dizisinde karsinom aşamasına geçişten sorumlu olan temel değişiklik TP53TP53 (p53) geninin mutasyonu ve kaybıdır.
Kolorektal kanser gelişimindeki klasik dizide, TP53TP53 mutasyonu 'geç adenom' aşamasının 'karsinom' aşamasına dönüşmesini sağlayan en önemli moleküler olaydır. Bu basamakta hücre döngüsü kontrolü tamamen kaybolur ve doku invazyonu başlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et.
72 yaşında demir eksikliği anemisi ve sağ kolon (çekum) yerleşimli kitle, klasik kolorektal adenokarsinom sunumudur.
Sağ kolon kanserleri genellikle lümene doğru büyür ve gizli kanama yoluyla demir eksikliği anemisine yol açar.
2
Vogelstein (Adenom-Karsinom) modelinin basamaklarını hatırla.
APCAPC (Başlangıç) \rightarrow KRASKRAS (Büyüme) \rightarrow SMAD4/DCCSMAD4/DCC (İlerleme) \rightarrow TP53TP53 (Karsinom).
Bu genetik dizi, kolorektal kanserlerin yaklaşık %80'inin gelişim mekanizmasını açıklar.
3
Karsinom aşamasına geçişten sorumlu olan 'son darbeyi' tanımla.
TP53TP53 geninin inaktivasyonu.
p53 kaybı, hücrenin DNA hasarına karşı yanıtını ve apoptoz mekanizmasını bozarak kontrolsüz invazyonu ve maligniteyi başlatır.

Anahtar Kavram

Vogelstein Adenom-Karsinom Dizisi

Daha Fazla Pratik

Vogelstein dizisindeki genlerin kromozom numaralarını (APC: 5q, KRAS: 12p, SMAD4: 18q, p53: 17p) gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 232Soru

Kronik pankreatit tanısı alan bir hastanın pankreas biyopsisinde görülmesi beklenen en karakteristik mikroskobik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parankim kaybı ve yoğun fibrozis

Cevap

Kronik pankreatitin temel histopatolojik özelliği parankim kaybı ve yoğun fibrozistir.
Kronik pankreatit, uzun süreli inflamasyon sonucu normal pankreas parankiminin (özellikle ekzokrin asiner hücrelerin) kaybı ve bu alanların yoğun bağ dokusu (fibrozis) ile yer değiştirmesi ile tanımlanır. Bu süreç organın fonksiyon kaybına ve sertleşmesine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Kronik pankreatitin tanımını hatırla.
Hastalık, pankreasın ekzokrin dokusunun ilerleyici ve geri dönüşümsüz yıkımı ile karakterizedir.
Kronik süreçlerde doku onarımı fibrozis ile sonuçlanır.
2
Karakteristik mikroskobik değişiklikleri belirle.
Asiner doku kaybı, duktal dilatasyon ve yoğun interlobüler fibrozis saptanır.
Langerhans adacıkları hastalığın geç evrelerine kadar korunabilir.

Anahtar Kavram

Kronik pankreatit morfolojisi

Daha Fazla Pratik

Akut pankreatitte görülen 'enzimatik yağ nekrozu' ve 'saponifikasyon' bulgularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 233Soru

Kolon poliplerinin histopatolojik değerlendirmesinde, aşağıdakilerden hangisi epitelinde tanım gereği displazi barındıran ve kolorektal karsinom gelişimi için öncül lezyon kabul edilen neoplastik bir poliptir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tübüler adenom

Cevap

Tübüler adenom, kolonun gerçek neoplastik polibi olup malignite potansiyeli taşır.
Tübüler adenomlar, kolonun neoplastik polipleridir. Patolojik olarak tüm adenomlar epitelyal displazi içerir. Bu lezyonlar, adenom-karsinom dizisinde (kromozomal instabilite yolu) APCAPC gen mutasyonu ile başlayan sürecin önemli bir halkasıdır ve zamanla karsinoma ilerleme potansiyeline sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki polip türlerini biyolojik davranışlarına göre sınıflandırın.
Tübüler adenom neoplastik; hiperplastik, jüvenil, Peutz-Jeghers ve inflamatuar polipler ise non-neoplastiktir.
Soruda neoplastik olan ve malignite potansiyeli taşıyan (displastik) yapı sorulmaktadır.
2
Adenomların temel özelliğini hatırlayın.
Tüm adenomlar (tübüler, villöz, tübülovillöz) tanım gereği displaziktir.
Displazi, kolorektal karsinoma giden yoldaki zorunlu bir hücresel değişikliktir.

Anahtar Kavram

Adenomlar (tübüler, villöz, serrat) kolonun gerçek neoplastik polipleridir ve tümü displazi içerir.
Tahmini Süre:45s
Soru 234Soru

52 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan erken doyma, iştahsızlık ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan endoskopide mide duvarının yaygın olarak kalınlaştığı, lümenin daraldığı ve rugaların silindiği "matara mide" (linitis plastica) görünümü saptanıyor. Bu hastadan alınan biyopsi örneğinde saptanması en muhtemel histopatolojik veya moleküler bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşlı yüzük hücreli morfoloji ve E-kaderin ekspresyon kaybı

Cevap

Taşlı yüzük hücreli morfoloji ve E-kaderin ekspresyon kaybı
Klinik senaryoda tanımlanan 'matara mide' (linitis plastica) görünümü, Lauren sınıflamasına göre diffüz tip mide karsinomunun tipik bir özelliğidir. Bu tümör tipi, hücreler arası bağlantıyı sağlayan E-kaderin (CDH1) kaybı nedeniyle diskonizif hücrelerden oluşur. Histolojik olarak, hücre içindeki müsinin nükleusu çevreye itmesiyle oluşan taşlı yüzük hücreleri (signet ring cells) bu tip için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları değerlendir.
Mide duvarında yaygın kalınlaşma (matara mide/linitis plastica) ve erken doyma bulguları, infiltratif gelişim gösteren diffüz tip mide karsinomunu düşündürür.
Linitis plastica, diffüz tip karsinomun karakteristik makroskobik görünümüdür.
2
Diffüz tip mide karsinomunun histopatolojik özelliklerini hatırla.
Hücrelerin birbirine tutunmasını sağlayan moleküllerin kaybı sonucu diskonizif hücreler (taşlı yüzük hücreleri) gözlenir.
Taşlı yüzük hücreleri, geniş müsin vakuolünün nükleusu kenara itmesiyle oluşur.
3
Bu tipin moleküler temelini belirle.
E-kaderin (CDH1) ekspresyon kaybı veya mutasyonu bu tablodan sorumludur.
E-kaderin hücreler arası yapışmayı sağlar; kaybı infiltratif gelişimi kolaylaştırır.

Anahtar Kavram

Mide karsinomunda Lauren sınıflamasına göre diffüz tip karsinomun klinik, histolojik (taşlı yüzük hücresi) ve moleküler (E-kaderin kaybı) özellikleri.

İpuçları

1
Matara mide (linitis plastica) görünümü hangi mide kanseri tipine özgüdür?
2
Hücrelerin birbirine yapışmasını sağlayan proteinin kaybı hangi morfolojiye yol açar?
3
Taşlı yüzük hücreli morfoloji ve CDH1 (E-kaderin) mutasyonu bu tablonun temelidir.

Daha Fazla Pratik

Mide kanserinin Lauren sınıflamasını (İntestinal vs Diffüz) risk faktörleri ve prognoz açısından karşılaştıran bir tablo hazırlayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 235Soru

35 yaşında bir erkek hasta, halsizlik ve rektal kanama şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan kolonoskopide çekum yerleşimli, 5 cm5 \text{ cm} çapında ekzofitik bir kitle saptanıyor. Hastanın babasına 40 yaşında kolon kanseri tanısı konulduğu öğreniliyor. Lynch sendromu ön tanısıyla tümör dokusunda yapılan DNA uyumsuzluk onarımı (MMR) proteinleri immünohistokimyasal (İHK) incelemesinde; MLH1, MSH2 ve MSH6 ekspresyonu nükleer düzeyde normal (pozitif) izlenirken, PMS2 ekspresyonu izlenmiyor (negatif). Bu bulgular ışığında, hastadaki en olası genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Germ hattı PMS2 mutasyonu

Cevap

Hastalardaki izole PMS2 ekspresyon kaybı, germ hattı PMS2 mutasyonu ile en uyumludur.
İzole PMS2 ekspresyon kaybı saptanması, mutasyonun sadece PMS2 geninde olduğunu gösterir. Çünkü MLH1 proteini sağlamsa ve eksprese ediliyorsa, protein stabilizasyonu için gerekli partner mevcuttur; bu durumda kaybın nedeni doğrudan PMS2 genindeki bir defekttir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Genç yaş, sağ kolon yerleşimi ve aile öyküsü Lynch sendromunu (HNPCC) düşündürmektedir.
Lynch sendromu, DNA uyumsuzluk onarım (MMR) genlerindeki germ hattı mutasyonları sonucu gelişen otozomal dominant bir tablodur.
2
İHK boyanma paternini değerlendir
Tümörde sadece PMS2 kaybı (izole kayıp) saptanmıştır.
MMR proteinleri (MLH1, PMS2, MSH2, MSH6) hücrede fonksiyonel heterodimerler (MLH1-PMS2 ve MSH2-MSH6) oluşturur.
3
Heterodimer stabilitesi ile mutasyon ilişkisini kur
MLH1 proteininin varlığı, PMS2'nin partneri olan MLH1 geninin sağlam olduğunu gösterir.
Eğer ana partner (MLH1 veya MSH2) mutasyonlu olsaydı, her iki protein de kaybolurdu. İzole kayıplar (PMS2 veya MSH6) genellikle o genin kendisine ait mutasyonlara işaret eder.

Anahtar Kavram

Lynch sendromu taramasında MMR proteinlerinin heterodimerik bağımlılığı (Stability dependency).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 236Soru

4040 yaşında erkek hasta, yemeklerden 232-3 saat sonra başlayan ve antiasitlerle rahatlayan epigastrik ağrı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenumun birinci kısmında aktif bir ülser saptanıyor. Mide biyopsilerinde antrum mukozasında yoğun nötrofil infiltrasyonu ve lümen yüzeyinde *Helikobakter pilori* ile uyumlu spiral mikroorganizmalar izlenirken, korpus mukozasının normal histolojik yapıda olduğu ve organizma içermediği görülüyor. Bu hastadaki patolojik süreçle ilgili aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gastrik asit sekresyonunun artmış olması

Cevap

Antrumla sınırlı Helikobakter pilori enfeksiyonu olan bu hastada, asit sekresyonunun artmış olması en olası bulgudur.
Helikobakter pilori enfeksiyonunun iki ana paterni vardır. Eğer enfeksiyon antrumda sınırlı kalırsa (Antral-dominant gastrit), somatostatin salgılayan D hücreleri hasar görür. Bu durum G hücreleri üzerindeki baskıyı kaldırarak gastrin salınımını artırır. Korpus (gövde) mukozası sağlıklı olduğu için artan gastrin pariyetal hücreleri uyarır ve yüksek miktarda asit (hiperklorhidri) üretilir. Bu tablo duodenum ülserlerinin en yaygın nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve endoskopik bulgularını analiz et.
Duodenum ülseri varlığı, antrumda aktif H. pilori gastriti ve normal korpus biyopsisi saptandı.
H. pilori enfeksiyonunun midedeki yerleşimi, gelişecek komplikasyonları belirleyen en önemli faktördür.
2
Antral dominant gastritin fizyolojik etkisini değerlendir.
Antrumdaki D hücrelerinin azalması sonucu somatostatin baskılanır, bu da G hücrelerinden kontrolsüz gastrin salınımına yol açar.
Somatostatin, gastrin salınımını inhibe eden temel maddedir.
3
Gastrin artışının korpus üzerindeki etkisini ve duodenum ülseri ilişkisini kur.
Artan gastrin, sağlam olan korpustaki pariyetal hücreleri uyararak hiperklorhidriye (asit artışı) neden olur ve duodenum ülseri riskini artırır.
Asit yükünün duodenumda artması, duodenum mukozasında mide metaplazisine ve ülser gelişimine zemin hazırlar.

Anahtar Kavram

Helikobakter pilori enfeksiyonunun antral-dominant paterni, somatostatin azalması ve gastrin artışı üzerinden hiperklorhidri ve duodenum ülserine yol açar.
Soru 237Soru

Hepatosellüler karsinomun (HCCHCC) moleküler patogenezi üzerine yapılan güncel çalışmalarda, siroz zemininde gelişen olguların yaklaşık %60\%60'ında saptanan, telomeraz aktivasyonuna yol açarak hücrelere ölümsüzlük kapasitesi kazandıran ve karsinogenezin erken evrelerinden itibaren gözlenen en yaygın somatik mutasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TERTTERT promotör mutasyonu

Cevap

Hepatosellüler karsinomda en sık görülen genetik değişiklik TERTTERT promotör mutasyonudur.
Yapılan moleküler çalışmalarda, HCCHCC olgularının yaklaşık %60\%60'ında TERTTERT (telomeraz ters transkriptaz) geninin promotör bölgesinde mutasyon saptanmıştır. Bu değişiklik, telomeraz enziminin ekspresyonunu artırarak hücrelerin telomer boyunun korunmasını sağlar ve replikatif yaşlanmayı engelleyerek hücre ölümsüzlüğüne yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
HCCHCC patogenezindeki temel sinyal yolaklarını ve genetik değişiklikleri değerlendir.
HCCHCC'de Wnt/β\beta-katenin, p53p53 ve telomeraz aktivasyonu en önemli mekanizmalardır.
Tümör gelişiminde hangi değişikliğin en yaygın olduğunu belirlemek için sıklık verileri gereklidir.
2
Mutasyonların görülme sıklıklarını karşılaştır.
TERTTERT promotör mutasyonu %60\%60, CTNNB1CTNNB1 %2030\%20-30, TP53TP53 ise %2550\%25-50 oranında görülür.
En yaygın olanı seçmek için nicel veriler karşılaştırılmalıdır.
3
Karsinogenezdeki zamanlamayı ve telomeraz etkisini doğrula.
TERTTERT mutasyonları erken evrelerde ortaya çıkar ve hücre ölümsüzlüğü için kritiktir.
Soru kökündeki 'erken evre' ve 'telomeraz aktivasyonu' ifadeleriyle eşleşme sağlanır.

Anahtar Kavram

HCCHCC moleküler patolojisinde en sık saptanan somatik mutasyon TERTTERT promotör mutasyonudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 238Soru

6565 yaşında halsizlik ve çabuk yorulma şikayetleriyle başvuran bir hastada yapılan laboratuvar tetkiklerinde hipokrom mikrositer anemi saptanıyor. Kolonoskopide çekumda 33 cm çapında vejetan bir kitle izleniyor ve alınan biyopsi sonucu adenokarsinom olarak raporlanıyor. Hastanın arşiv kayıtları incelendiğinde, 22 yıl önceki kolonoskopisinde aynı bölgede 0,50,5 cm çapında, düşük dereceli displazi gösteren bir tübüler adenom olduğu görülüyor.

Klasik 'adenom-karsinom dizilimi' (Vogelstein modeli) temel alındığında, bu hastadaki lezyonun 22 yıl içindeki büyümesi ve displazi derecesindeki belirgin ilerleme ile en güçlü ilişkisi olan genetik mutasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: KRASKRAS geninde aktive edici mutasyon

Cevap

Doğru seçenek KRASKRAS geninde aktive edici mutasyonun olduğu şıktır.
Doğru yanıt, adenomun büyümesi ve displazinin ilerlemesiyle ilişkili olan KRASKRAS mutasyonunu içeren seçenektir. Vogelstein modeline göre, APCAPC kaybı sonrasında oluşan küçük adenomların proliferasyon hızının artması, boyutlarının büyümesi ve morfolojik olarak daha ileri displazi kazanması sürecinde en kritik rolü KRASKRAS (özellikle kodon 12,1312, 13 ve 6161) mutasyonları oynar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
6565 yaşında anemi ve sağ kolon (çekum) kitlesi saptanan hasta, klasik kolorektal karsinom gelişimi için tipik bir örnektir.
Yaşlı hastalarda sağ kolon karsinomları genellikle demir eksikliği anemisi ile prezente olur.
2
Moleküler progresyon basamaklarını hatırla.
Normal mukoza \rightarrow APCAPC \rightarrow Erken adenom \rightarrow KRASKRAS \rightarrow Geç adenom \rightarrow p53/SMAD4p53/SMAD4 \rightarrow Karsinom.
Vogelstein modeli, kolorektal kanser gelişimindeki mutasyonların kronolojik sırasını açıklar.
3
Soruda istenen spesifik evreyi (progresyon ve boyut artışı) belirle.
Adenom boyutunun artması ve displazi ilerlemesi KRASKRAS mutasyonu ile ilişkilidir.
KRASKRAS mutasyonları küçük adenomlarda (<11 cm) %\% 10'un altında görülürken, büyük adenomlarda ve karsinomlarda %\% 50 oranında bulunur.

Anahtar Kavram

Vogelstein Adenom-Karsinom Dizilimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 239Soru

52 yaşında kadın hasta, son 66 aydır devam eden, karın ağrısının eşlik etmediği, günde 55-66 kez olan sulu ishal şikayetiyle başvuruyor. Yapılan kolonoskopik incelemede mukoza tamamen doğal görünümde saptanıyor. Alınan biyopsi örneklerinde yüzey epitelinde hasar, lamina propriada lenfoplazmositer infiltrasyon ve yüzey epiteli altında yaklaşık 15μm15 \mu m kalınlığında belirgin hyalinize pembe bir band yapısı izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kollajenöz kolit

Cevap

En olası tanı, tipik subepitelyal kalın kollajen bandı varlığı nedeniyle kollajenöz kolittir.
Kollajenöz kolit, endoskopik olarak normal görünen bir kolonda kronik sulu ishal ile seyreden bir tablodur. Mikroskobik incelemede yüzey epitelinin hemen altında, bazal membranı da içerecek şekilde kalınlaşmış (genellikle 10μm10 \mu m üzeri) eozinofilik bir kollajen tabakasının görülmesi tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Orta yaşlı kadın hastada kronik, ağrısız sulu ishal mevcuttur.
Mikroskopik kolitler (kollajenöz ve lenfositik) tipik olarak bu klinik tabloyla başvurur.
2
Endoskopik bulguları analiz et
Kolonoskopide mukozanın tamamen normal görünmesi.
İnflamatuar bağırsak hastalıklarının (ÜK, Crohn) aksine mikroskopik kolitlerde endoskopi normaldir; tanı biyopsi ile konur.
3
Histopatolojik spesifik bulguyu tanımla
Yüzey epiteli altında 15μm15 \mu m kalınlığında hyalinize kollajen bandı izlenmesi.
Bu bulgu kollajenöz koliti, bandın izlenmediği lenfositik kolitten ayıran temel patognomonik özelliktir.

Anahtar Kavram

Mikroskopik kolitler içerisinde kollajenöz kolitin patognomonik bulgusu, subepitelyal yerleşimli kalın (>10μm>10 \mu m) kollajen bandıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 240Soru

2222 yaşında bir erkek hasta; kafa kemiklerinde multipl osteomlar ve karın ön duvarında desmoid tümör saptanması üzerine yapılan kolonoskopisinde, kolon mukozasını bütünüyle kaplayan yüzlerce adenomatöz polip izleniyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan genetik defektin, kolorektal karsinom gelişimindeki (Vogelstein modeli) temel rolü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: β\beta-katenin sitoplazmik yıkımını bozarak WntWnt sinyal yolunun aktivasyonuna yol açmak

Cevap

β\beta-katenin sitoplazmik yıkımını bozarak WntWnt sinyal yolunun aktivasyonuna yol açmak
Hastanın kliniği (yüzlerce polip, osteom, desmoid tümör) Gardner sendromu ile uyumludur. Bu sendromdan sorumlu olan APCAPC gen mutasyonu, normalde β\beta-katenin yıkımını sağlayan kompleksin işlevini bozarak β\beta-kateninin sitoplazmada birikmesine ve çekirdeğe geçerek WntWnt sinyal yolunu aktive etmesine neden olur. Bu olay Vogelstein modelinin (adenom-karsinom dizisi) ilk ve başlatıcı basamağıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (kolonik polipozis, osteomlar ve desmoid tümör) analiz et.
Bu bulgular bir Ailesel Adenomatöz Polipozis (FAP) varyantı olan Gardner sendromuna işaret eder.
Gardner sendromu, FAP'ın barsak dışı bulgularla (yumuşak doku tümörleri, kemik tümörleri) seyreden tipidir.
2
Sendroma neden olan genetik mutasyonu belirle.
Gardner sendromu ve FAP'tan sorumlu gen APCAPC (adenomatöz polipozis koli) genidir.
APCAPC geni kromozom 5q215q21 üzerinde yer alan bir tümör baskılayıcı gendir.
3
APCAPC geninin Vogelstein modelindeki (adenom-karsinom dizisi) fonksiyonel rolünü açıkla.
APCAPC proteini kaybı, β\beta-kateninin yıkımını engelleyerek WntWnt sinyal yolunun sürekli aktif kalmasına ve mukozanın proliferatif duruma geçmesine (adenom oluşumu) neden olur.
APCAPC proteini normalde β\beta-katenini fosforilleyip yıkıma gönderen bir iskele görevi görür; bu sistem bozulduğunda β\beta-katenin çekirdeğe girerek transkripsiyonu başlatır.

Anahtar Kavram

Gardner sendromu (FAPFAP + ekstra-intestinal bulgular) ve APCAPC geninin WntWnt sinyal yolundaki 'gatekeeper' rolü.
ÖncekiSayfa 12 / 17Sonraki
Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 12 | Examkin