Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 soru

Soru 201Soru

İmmünsüpresif bir hastada gelişen ve hızla ilerleyen solunum yetmezliği sonrası yapılan akciğer biyopsisinde; yaygın alveolar hasar, nekrotizan bronşiolit ve alveol septalarında belirgin mononükleer hücre infiltrasyonu izlenmiştir. Bazı bronş epitel hücrelerinde, nükleusu tamamen doldurarak genişleten, nükleer membranı belirsizleştiren, amorf ve koyu bazofilik karakterde geniş intranükleer inklüzyonlar ("smudge cells") saptanmıştır.

Buna göre, bu patolojik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adenovirüs

Cevap

Adenovirüs (bazofilik smudge cell inklüzyonları nedeniyle)
Adenovirüs pnömonisi, özellikle immünsüpresif bireylerde nekrotizan bronşiolit ve yaygın alveolar hasar ile seyreder. Histopatolojik olarak en karakteristik bulgusu, nükleusu tamamen dolduran, nükleer membranı belirsizleştiren, koyu bazofilik boyanan ve 'smudge cells' (leke hücreleri) olarak adlandırılan intranükleer inklüzyonlardır. Bu bulgu, CMV'nin halo içeren inklüzyonlarından ve HSV'nin eozinofilik Cowdry A inklüzyonlarından net bir şekilde ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik paternin değerlendirilmesi
Nekrotizan bronşiolit ve interstisyel pnömoni bulguları saptanmıştır.
Viral pnömoniler tipik olarak alveolar boşluklardan ziyade alveolar septalarda (interstisyel) inflamasyon ve doku hasarı ile karakterizedir.
2
Spesifik inklüzyon morfolojisinin analizi
Nükleusu tamamen dolduran, bazofilik 'smudge cell' yapısı tanımlanmıştır.
Bu morfoloji, inklüzyonun nükleer yapıyı tamamen maskelediğini ve bazofilik (koyu mavi/mor) karakterde olduğunu gösterir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
CMV (baykuş gözü/halo), HSV (Cowdry A/eozinofilik), Kızamık (dev hücre) elenerek Adenovirüs'e ulaşılır.
Adenovirüs'ün 'smudge cell' inklüzyonu, baykuş gözü görünümündeki berrak halonun olmamasıyla diğerlerinden patognomonik olarak ayrılır.

Anahtar Kavram

Viral pnömonilerde inklüzyon morfolojisi ile ayırıcı tanı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 202Soru

Yenidoğan döneminde üfürüm ve siyanoz saptanan bir bebekte yapılan ekokardiyografik incelemede; triküspit kapağın septal ve posterior yaprakçıklarının sağ ventrikül apeksine doğru yer değiştirdiği, bu duruma bağlı olarak sağ ventrikülün proksimal bir bölümünün fonksiyonel olarak sağ atriyuma dahil olduğu ("atriyalizasyon") saptanıyor.

Buna göre, bu patolojinin gelişimi ile en yakın ilişkili olan durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gebelik sırasında maternal lityum maruziyeti

Cevap

Ebstein anomalisi olarak adlandırılan bu morfolojik tablo, gebelik sırasında maternal lityum maruziyeti ile ilişkilidir.
Maternal lityum maruziyeti, Ebstein anomalisi gelişimi için bilinen bir risk faktörüdür. Soruda tanımlanan triküspit kapağın apikale yer değiştirmesi ve sağ ventrikülün atriyalizasyonu bu hastalık için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik bulguların tanımlanması
Triküspit kapağın aşağı yerleşimi ve sağ ventrikülün atriyalizasyonu bulguları Ebstein anomalisini işaret eder.
Ebstein anomalisinin patognomonik özelliği triküspit kapak yaprakçıklarının sağ ventrikül giriş yoluna doğru (apikale) yer değiştirmesidir.
2
Etiyolojik/epidemiyolojik ilişkilendirme
Ebstein anomalisi ile maternal lityum kullanımı arasındaki ilişki doğrulanır.
Konjenital kalp hastalıkları ve teratojenik maruziyetler arasındaki spesifik eşleşmeler TUS kapsamında yüksek öneme sahiptir.

Anahtar Kavram

Ebstein anomalisinin morfolojik tanımı ve lityum ile ilişkisi.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 203Soru

6262 yaşında, 4545 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; ilerleyici nefes darlığı ve efor kapasitesinde kısıtlanma şikayetiyle başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda hastaya amfizem tanısı konuyor. Sigara dumanının, akciğerlerdeki proteaz-antiproteaz dengesini proteazlar lehine bozarak doku yıkımına yol açtığı bilinmektedir.

Buna göre, sigara dumanının akciğerlerdeki alfa-11 antitripsin (A1ATA1AT) aktivitesini doğrudan inhibe ederek elastik doku yıkımına zemin hazırladığı temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reaktif oksijen türlerinin A1AT üzerindeki metiyonin kalıntılarını okside etmesi

Cevap

Reaktif oksijen türlerinin A1AT üzerindeki metiyonin kalıntılarını okside etmesi yoluyla gerçekleşen inhibisyon
Sigara dumanında bulunan reaktif oksijen türleri (ROS) ve nötrofillerden salınan miyeloperoksidaz, A1AT üzerindeki kritik metiyonin kalıntılarını (met358met_{358}) okside ederek molekülün antiproteaz aktivitesini doğrudan inhibe eder. Bu durum, genetik bir eksiklik olmasa bile yerel bir A1AT yetersizliği (fonksiyonel eksiklik) yaratarak elastik doku yıkımına ve amfizeme yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Sigara dumanının amfizemdeki rolünü analiz et.
Sigara dumanı hem inflamatuar hücre göçünü (nötrofiller) artırır hem de oksidatif stres yaratır.
Amfizem patogenezi proteaz-antiproteaz dengesizliği üzerine kuruludur.
2
A1AT proteininin kimyasal yapısındaki duyarlılığı değerlendir.
A1AT molekülü üzerinde bulunan metiyonin (met358met_{358}) kalıntıları oksidasyona oldukça duyarlıdır.
Bu kalıntılar proteinin proteazlara bağlanma kapasitesini belirler.
3
Oksidatif hasarın fonksiyonel sonucunu belirle.
Okside olan A1AT, nötrofil elastazını inhibe edemez hale gelir.
Metiyonin oksidasyonu, proteinin aktif bölgesindeki konformasyonu bozarak inhibisyon yeteneğini yok eder.

Anahtar Kavram

Sigara dumanı kaynaklı oksidatif stresin metiyonin oksidasyonu yoluyla A1AT'yi inaktive etmesi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 204Soru

4242 yaşında erkek hasta, son 55 yıldır kuvars esaslı mutfak tezgahı yontma ve cilalama işinde çalışmaktadır. Kuru öksürük ve eforla artan nefes darlığı şikayetleri ile başvuran hastanın solunum fonksiyon testinde FVCFVC değeri beklenen değerin %55\%55'i, FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı ise %88\%88 olarak saptanıyor. Bilgisayarlı tomografide akciğer üst loblarında multipl nodüler opasiteler ve hiler lenf nodlarında "yumurta kabuğu" (eggshelleggshell) kalsifikasyonlar izleniyor. Bu hastadaki akciğer patolojisinin gelişimi ve beklenen histopatolojik/klinik bulgularla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kristal silika partikülleri makrofajlarda fago-lizozom birleşmesini bozarak ve inflamasomu aktive ederek IL1IL-1 salınımına yol açar; bu süreç fibrozisi tetiklerken tüberküloz riskini de artırır.

Cevap

Kristal silika partikülleri makrofajlarda fago-lizozom birleşmesini bozarak ve inflamasomu aktive ederek IL1IL-1 salınımına yol açar; bu süreç fibrozisi tetiklerken tüberküloz riskini de artırır.
Doğru yanıt, silikozisin modern patogenezini ve klinik birlikteliğini özetlemektedir. Silika kristalleri makrofajlar tarafından alındığında inflamasomu (NLRP3NLRP3) aktive ederek IL1IL-1 ve IL18IL-18 salınımına neden olur, bu da fibroblast proliferasyonunu tetikler. Ayrıca makrofajların fagolizozom bütünlüğünün bozulması, hücresel immüniteyi zayıflatarak tüberküloz riskini belirgin şekilde artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Mesleki öykü ve radyolojik bulguların analizi
Kuvars tezgah işçiliği, üst lob nodülleri ve yumurta kabuğu kalsifikasyonlar 'Silikozis' tanısını koydurur.
Kuvars yüksek oranda kristal silika içerir ve yumurta kabuğu kalsifikasyonu silikozis için oldukça spesifik bir radyolojik bulgudur.
2
Solunum fonksiyon testinin (SFTSFT) yorumlanması
Düşük FVCFVC ve normal/yüksek FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı restriktif akciğer hastalığını gösterir.
Silikozis, interstisyel fibrozis yaparak akciğer kompliyansını azaltan restriktif bir hastalıktır.
3
Patogenez ve komplikasyon ilişkisinin kurulması
Silika makrofajlarca fagosite edilir, NLRP3NLRP3 inflamasomu aktive olur (IL1IL-1 salınımı) ve makrofajların fagolizozom fonksiyonları bozularak tüberküloz riski artar.
Silika kristalleri makrofajlar için sitotoksiktir ve immün yanıtı bozarak sekonder enfeksiyonlara (özellikle MM. tuberculosistuberculosis) zemin hazırlar.

Anahtar Kavram

Silikozis Patogenezi ve Komplikasyonları
Soru 205Soru

Akciğer grafisinde sağ tarafta masif plevral efüzyon saptanan 62 yaşındaki bir hastada, plevral boşlukta biriken sıvının akciğer parankimine dışarıdan bası yapması sonucu gelişen atelektazi tipi ve bu durumun mediastende neden olacağı yer değiştirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kompresyon atelektazisi - Mediastenin sola (karşı tarafa) kayması

Cevap

Kompresyon atelektazisi görülür ve mediasten karşı tarafa (sola) kayar.
Kompresyon atelektazisi, plevral boşlukta sıvı (efüzyon), hava (pnömotoraks) veya kan birikmesi gibi durumlarda akciğer parankiminin dışarıdan sıkışmasıyla oluşur. Masif efüzyon durumlarında, biriken sıvının yarattığı kitle etkisi mediasteni karşı tarafa (bu vakada sağdan sola doğru) iter.

Adım Adım Çözüm

1
Atelektaziye neden olan mekanizmayı belirle.
Plevral efüzyon, akciğer parankimine dışarıdan mekanik bir baskı uygulamaktadır.
Dışarıdan gelen bu baskı, parankimin sönmesine neden olan 'kompresyon' mekanizmasıdır.
2
Hacim değişikliğinin mediastene etkisini analiz et.
Plevral boşluktaki aşırı sıvı birikimi (efüzyon), göğüs boşluğu içinde yer kaplayan bir kitle etkisi yaratır.
Yer kaplayan oluşumlar (sıvı, hava, tümör), mediasteni etkilenen tarafın aksine, yani karşı tarafa iter.

Anahtar Kavram

Atelektazi Tipleri ve Mediastinal Şift

Daha Fazla Pratik

Rezorpsiyon ve kompresyon atelektazisi arasındaki mediastinal şift farkını tablo haline getirerek çalışmak kalıcılığı artırır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 206Soru

3838 yaşında, sigara kullanmayan kadın hasta; son 11 yıldır sağ alt lobda tekrarlayan pnömoni atakları ve hafif hemoptizi şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan bronkoskopide sağ alt lob bronş girişinde lümeni tıkayan, mukozadan kabarık, parlak kırmızı renkli ve polipoid görünümlü bir kitle saptanıyor. Kitleden alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde; üniform yuvarlak hücrelerin oluşturduğu organoid adalar, 'tuz-biber' (salt-and-pepper) kromatin yapısı ve ince vasküler stroma izleniyor. İmmünohistokimyasal incelemede kromogranin ve sinaptofizim ile kuvvetli pozitiflik saptanan, mitoz hızı 1/101/10 BBA (Büyük Büyütme Alanı) olan ve nekroz içermeyen bu tümör için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tipik karsinoid

Cevap

Tipik karsinoid
Tipik karsinoidler; genellikle genç erişkinlerde görülen, sigara ile ilişkisi olmayan, santral (bronş içi) yerleşimi nedeniyle tıkanma bulguları (pnömoni, hemoptizi) veren tümörlerdir. Tanı kriteri olarak mitoz hızının 2/102/10 BBA'nın altında olması ve nekrozun izlenmemesi esastır. Nöroendokrin belirteçler (Kromogranin, Sinaptofizim) kuvvetli pozitiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verilerin değerlendirilmesi
Genç yaş, sigara içmeme ve santral (endobronşiyal) yerleşim nöroendokrin tümörleri, özellikle karsinoidleri düşündürür.
Hastanın demografik özellikleri ve semptomları (tekrarlayan pnömoni) hava yolu tıkanıklığına işaret eder.
2
Morfolojik ve immünohistokimyasal özelliklerin analizi
Organoid büyüme, 'tuz-biber' kromatin ve kromogranin/sinaptofizim pozitifliği nöroendokrin kökeni kanıtlar.
Bu bulgular karsinoid tümör spektrumu için karakteristiktir.
3
Ayırıcı tanı kriterlerinin (mitoz ve nekroz) uygulanması
Mitoz hızının 1/101/10 BBA olması (<2) ve nekrozun bulunmaması 'Tipik Karsinoid' tanısını doğrular.
WHO sınıflamasına göre tipik karsinoid tanısı için mitoz hızı <2 ve nekroz yokluğu şarttır.

Anahtar Kavram

Akciğerin nöroendokrin tümörleri içinde 'Tipik Karsinoid' düşük dereceli (G1G1) bir neoplazm olup, sigara ile ilişkisi en az olan ve en iyi prognoza sahip tiptir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 207Soru

3838 yaşında kadın hasta, son iki aydır devam eden kuru öksürük, halsizlik ve bacaklarının ön yüzünde ağrılı, kırmızı renkli nodüler döküntüler şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede her iki bacak pretibial bölgede eritema nodozum ile uyumlu lezyonlar saptanıyor. Akciğer grafisinde bilateral hiler lenfadenopati izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum düzeyi 11.2 mg/dL11.2 \text{ mg/dL} (normal: 8.510.58.5-10.5) ve serum angiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) düzeyi yüksek bulunuyor. Bu hastada tanıyı doğrulamak için yapılan lenf nodu biyopsisinde izlenmesi en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezi nekroz içermeyen (non-kazeifiye) granülomlar ve dev hücreler içinde asteroid cisimcikleri

Cevap

Sarkoidoz tanısı için karakteristik olan 'Merkezi nekroz içermeyen (non-kazeifiye) granülomlar ve dev hücreler içinde asteroid cisimcikleri' bulgusudur.
Hastanın klinik tablosu (bilateral hiler lenfadenopati, eritema nodozum, hiperkalsemi, ACE yüksekliği) tipik bir Sarkoidoz olgusudur. Sarkoidozun histopatolojik tanısı, biyopsi örneklerinde merkezi nekroz içermeyen (non-kazeifiye) granülomların gösterilmesiyle konur. Bu granülomların içindeki dev hücrelerde asteroid cisimcikleri (yıldız şeklinde inklüzyonlar) ve Schaumann cisimcikleri (kalsifiye protein konsantrasyonları) izlenebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Genç-orta yaş kadın, bilateral hiler lenfadenopati, eritema nodozum ve hiperkalsemi üçlüsü saptandı.
Bu klinik tablo Sarkoidoz hastalığı için oldukça tipiktir.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir
Serum ACE düzeyinin ve kalsiyumun yüksek olması tanıyı destekler.
Sarkoidozda aktive makrofajlar ACE salgılar ve granülomlardaki epiteloid hücreler bağımsız olarak 1-alfa hidroksilaz aktivitesi göstererek hiperkalsemiye neden olur.
3
Histopatolojik karşılığı belirle
Sarkoidoz bir dışlama tanısıdır ve histolojisinde non-kazeifiye granülomlar temeldir.
Tüberkülozdan farklı olarak nekroz içermezler ve sitoplazmik inklüzyonlar (asteroid/Schaumann) tanıda yardımcıdır.

Anahtar Kavram

Sarkoidoz, bilinmeyen bir etiyolojiye bağlı, sistemik, non-kazeifiye granülomatöz inflamasyonla karakterize restriktif bir akciğer hastalığıdır.
Soru 208Soru

Doğumdan hemen sonra ağır siyanoz ve respiratuar distres ile başvuran bir günlük yenidoğanda, akciğer grafisinde belirgin pulmoner venöz konjesyon ve ödem bulguları saptanmasına rağmen kalp boyutlarının normal olduğu izleniyor. Otopside, tüm pulmoner venlerin ortak bir venöz kanal aracılığıyla diyaframın altına geçtiği ve portal sisteme drene olduğu saptanıyor. Bu anomalinin morfolojik ve klinik özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sağ atriyum ve sağ ventrikül, hem volüm hem de basınç yüklenmesine bağlı olarak dilate ve hipertrofiktir.

Cevap

Sağ atriyum ve sağ ventrikülün hem volüm hem de basınç yüklenmesine bağlı olarak dilate ve hipertrofik olması beklenir.
Doğru ifade olan sağ kalp dilatasyonu ve hipertrofisi, tüm akciğer kanının sağ atriyuma dönmesinin ve özellikle infrakardiyak tipte eşlik eden obstrüksiyonun (basınç yükü) doğal bir sonucudur. Bu durumda sağ ventrikül hem pulmoner hem de sistemik dolaşımın yükünü (atriyal şant üzerinden) karşılamaya çalışır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verileri analiz et
Derin siyanoz, pulmoner ödem ancak normal kalp boyutu; bu bulgular obstrüktif tip Total Anomal Pulmoner Venöz Dönüş Anomalisini (TAPVCTAPVC) düşündürür.
Genellikle siyanozlu bebeklerde kardiyomegali beklenirken, obstrüktif tip TAPVCTAPVC istisnadır.
2
Anatomik lokalizasyonu belirle
Pulmoner venlerin portal sisteme drenajı, Tip III (İnfrakardiyak) TAPVCTAPVC olduğunu gösterir.
Tip III TAPVCTAPVC'de venöz kanal diyaframdan geçtiği için sıklıkla obstrüksiyon gelişir.
3
Hemodinamik sonuçları değerlendir
Tüm pulmoner venöz kan ve sistemik venöz kan sağ atriyuma döner. Bu durum sağ kalpte volüm yüküne yol açar. Ayrıca obstrüksiyon varsa basınç yükü de eklenir.
Sağ kalbin tüm dolaşımı üstlenmesi morfolojik olarak sağ kalp boşluklarının dilatasyonuna ve hipertrofisine neden olur.
4
Sol kalp yapılarını ve şant ihtiyacını belirle
Sol kalbe doğrudan venöz dönüş yoktur; kan ancak ASDASD üzerinden sağdan sola geçerek sol kalbe ulaşır. Bu nedenle sol kalp küçük kalır ve yaşam için ASDASD şarttır.
Sistemik dolaşıma kanın ulaşabilmesi için tek yol atriyal düzeydeki şanttır.

Anahtar Kavram

Total Anomal Pulmoner Venöz Dönüş Anomalisinde (TAPVCTAPVC) tüm pulmoner venlerin doğrudan veya dolaylı olarak sağ atriyuma boşalması sonucu sağ kalp yüklenmesi ve sol kalp hipoplazisi gelişir.

Daha Fazla Pratik

Tip I (Suprakardiyak) TAPVCTAPVC'deki karakteristik venöz drenaj yollarını ve radyolojik bulguları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 209Soru

Altı aylık bir bebekte ağlama ve beslenme sırasında belirginleşen, bebeğin bacaklarını göğsüne doğru çekmesiyle (çömelme benzeri hareket) kısmen düzelen siyanoz atakları gözleniyor. Ekokardiyografik incelemede Fallot tetralojisi (TOFTOF) tanısı konan bu hastada, klinik gidişatın ciddiyetini ve ventriküller arası şantın yönünü belirleyen en kritik morfolojik komponent aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sağ ventrikül çıkış yolu (infundibüler) obstrüksiyonunun şiddeti

Cevap

Sağ ventrikül çıkış yolu obstrüksiyonunun şiddeti
Fallot tetralojisinde ventriküler septal defekt genellikle geniştir, bu da sağ ve sol ventrikül basınçlarının eşitlenmesine yol açar. Bu durumda kanın hangi yöne gideceğini (şantın yönünü), sağ ventrikül çıkış yolundaki direnç (infundibüler stenoz) ile aortadaki sistemik direnç arasındaki denge belirler. Subpulmoner darlık ne kadar şiddetliyse, kan o kadar fazla sağdan sola (aortaya) yönlenir ve siyanoz o kadar derinleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et.
Siyanoz atakları (spell) ve bacakları karna çekme manevrası tipik Fallot tetralojisi bulgularıdır.
Tanıyı doğrulamak için klinik ipuçları kullanılır.
2
Fallot tetralojisinin hemodinamik özelliklerini hatırla.
VSDVSD non-restriktif olduğu için sağ ve sol ventrikül basınçları eşittir.
Ventriküller arası basınç dengesi, şantın yönünü belirleyen faktörü anlamak için kritiktir.
3
Şant yönünü belirleyen direnç faktörlerini karşılaştır.
Şantın yönünü sistemik vasküler direnç ile pulmoner (çıkış yolu) direnç arasındaki oran belirler.
En dar nokta (limitleyici faktör) olan subpulmoner obstrüksiyon, kanın akciğerlere mi yoksa aortaya mı gideceğine karar verir.

Anahtar Kavram

Fallot tetralojisinde klinik ağırlık, pulmoner çıkış yolu obstrüksiyonunun derecesine bağlıdır.
Soru 210Soru

5858 yaşında, geçirilmiş tüberküloz öyküsü bulunan bir hastanın kontrol akciğer grafisinde; sağ üst lobda belirgin hacim kaybı, plevrada düzensiz çekintiler ve parankim içerisinde radyoopak fibrotik bantlar saptanmıştır. Bu hastada gelişen atelektazinin temel fizyopatolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akciğer veya plevradaki lokal veya generalize fibrotik değişikliklerin tam ekspansiyonu engellemesi

Cevap

Akciğer veya plevradaki fibrotik değişikliklerin dokuyu büzmesi (kontraksiyon atelektazisi)
Kontraksiyon (skatrizan) atelektazisi, akciğer parankiminde veya plevrada oluşan lokal veya yaygın fibrotik değişikliklerin akciğerin tam genişlemesini engellemesi ve dokuyu büzmesi sonucunda oluşur. Tüberküloz gibi kronik granülomatöz hastalıklar bu tip atelektazinin en yaygın nedenlerindendir ve diğer atelektazi tiplerinin aksine bu durum genellikle geri dönüşümsüzdür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada geçirilmiş tüberküloz öyküsü ve grafide fibrotik bantlar/plevral çekintiler mevcut.
Bu bulgular kronik inflamasyon sonrası gelişen skatrizasyon (nedbeleşme) sürecini işaret eder.
2
Atelektazi tiplerini ayırt et
Fibrozis ile ilişkili geri dönüşümsüz hacim kaybı kontraksiyon atelektazisidir.
Rezorpsiyon tıkanma ile, kompresyon dış bası ile ilgilidir; kontraksiyon ise doku büzüşmesi ile ilgilidir.

Anahtar Kavram

Kontraksiyon (Skatrizan) Atelektazisi
Soru 211Soru

4545 yaşında erkek hasta; son bir yıldır giderek artan efor dispnesi, karın şişliği ve bacaklarda ödem şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede juguler venöz dolgunluk, inspiryum sırasında boyun venöz basıncının artması (Kussmaul bulgusu) ve oskültasyonda erken diyastolik dönemde duyulan keskin bir ses (perikardiyal knock) saptanıyor. Radyolojik incelemede kalp silueti çevresinde kalsifik bir halka izleniyor.

Bu hastadaki klinik tabloya neden olan süreçte saptanması en olası morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Perikardiyal boşluğun obliterasyonuna yol açan yoğun fibröz skar ve kalsifikasyon

Cevap

Yoğun fibröz skar ve kalsifikasyon ile karakterize konstriktif perikardit
Hastadaki Kussmaul bulgusu, perikardiyal knock (vuru) ve radyolojik olarak izlenen kalsifikasyon halkası, patognomonik olarak konstriktif perikarditi tanımlar. Bu tablonun temel morfolojik karşılığı, perikardiyal boşluğun ortadan kalkarak yerini yoğun kalsifiye fibröz dokuya bırakmasıdır (concretio cordis).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Kussmaul bulgusu, perikardiyal knock ve radyolojik kalsifikasyon halkası birleşimi konstriktif perikarditi işaret eder.
Bu bulgular kalbin perikard tarafından fiziksel olarak kısıtlandığını (konstriksiyon) kanıtlar.
2
Konstriktif perikardit morfolojisini tanımla
Perikardın elastikiyetini yitirip kalsifiye bir zırha (concretio cordis) dönüşmesi.
Tüberküloz veya radyasyon gibi kronik süreçler yoğun fibrozis ve kalsifikasyona yol açar.

Anahtar Kavram

Konstriktif perikardit, perikardın yoğun fibröz skar ve kalsifikasyonu sonucu kalbin diyastolik dolumunun kısıtlanmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Konstriktif perikardit ile restriktif kardiyomiyopati arasındaki klinik farkları (kalsifikasyon varlığı/yokluğu gibi) tekrar inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 212Soru

24 yaşında kadın hasta, özellikle ilkbahar aylarında belirginleşen nefes darlığı, öksürük ve hışıltılı solunum atakları ile başvuruyor. Hastanın yapılan bronş biyopsisinde subepitelyal bazal membran kalınlaşması, ödem ve düz kas hipertrofisi izleniyor. Bu hastada antijenle karşılaşmayı takiben dakikalar içerisinde gelişen akut bronkokonstrüksiyondan sorumlu temel efektör hücre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mast hücreleri

Cevap

Astımda erken faz reaksiyonu ve akut bronkokonstrüksiyondan sorumlu primer hücre mast hücreleridir.
Astım, Tip 1 hipersensitivite reaksiyonu zemininde gelişir. Antijenle (polen vb.) tekrar karşılaşan duyarlı bireyde, mast hücreleri üzerindeki IgE moleküllerinin çapraz bağlanması sonucu dakikalar içinde degranülasyon gelişir. Salınan vazoaktif aminler ve lipid mediyatörler (özellikle Lökotrien C4,D4,E4C_4, D_4, E_4) hızlıca bronş düz kasında kasılmaya ve akut obstrüksiyona yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Hışıltılı solunum ve hiyalinize bazal membran kalınlaşması (remodeling) bulguları Bronşiyal Astım tanısını koydurur.
Vakadaki semptomlar ve biyopsi bulguları tipik bir obstrüktif hastalık olan astıma özgüdür.
2
Zaman çizelgesinin analizi
Soruda istenen "dakikalar içinde" gelişen yanıt, Tip 1 hipersensitivite reaksiyonunun erken (akut) fazıdır.
Antijenle karşılaşma sonrası hızlı gelişen yanıt, mast hücrelerinin degranülasyonunu işaret eder.
3
Hücresel kaynağın belirlenmesi
IgE aracılı mediyatör salınımı yaparak bronş daralmasına yol açan hücre mast hücresidir.
Mast hücrelerinden salınan histamin, lökotrienler (LTC4,LTD4,LTE4LTC_4, LTD_4, LTE_4) ve prostaglandin D2D_2 doğrudan bronkokonstrüksiyona neden olur.

Anahtar Kavram

Bronşiyal astımda erken faz reaksiyonu mast hücrelerinden salınan mediyatörlerle (histamin, lökotrienler), geç faz reaksiyonu ise eozinofillerden salınan proteinlerle (major basic protein) karakterizedir.

İpuçları

1
Hastalık bir Tip 1 hipersensitivite reaksiyonu örneğidir.
2
Dakikalar içinde gelişen 'erken faz' ile saatler sonra gelişen 'geç faz' hücrelerini ayırt etmelisiniz.
3
Yüzeyindeki IgE'lerin çapraz bağlanmasıyla histamin ve lökotrien salan hücreyi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Astımın geç fazından sorumlu olan ve Major Basic Protein (MBP) salgılayarak epitel hasarı yapan hücreyi tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 213Soru

Doğumdan itibaren derin siyanozu olan 11 günlük bir erkek bebeğin elektrokardiyogramında (EKG), siyanotik konjenital kalp hastalıkları için alışılagelmişin dışında sol aks sapması ve sol ventrikül hipertrofisi saptanmıştır. Ekokardiyografik incelemede triküspit kapağın bulunması gereken alanda fibröz bir doku olduğu, sağ atriyum ile sağ ventrikül arasında doğrudan iştirak bulunmadığı ve geniş bir interatriyal defekt izlenmiştir. Bu hastada yaşamın devam edebilmesi için ventriküler septal defekt veya patent duktus arteriozusun eşlik etmesi zorunludur.

Bu klinik ve morfolojik bulgular ışığında, hastada saptanması en muhtemel ek yapısal bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sağ ventrikül hipoplazisi

Cevap

Triküspit atrezisi olan bir yenidoğanda en muhtemel ek morfolojik bulgu sağ ventrikül hipoplazisidir.
Triküspit atrezisinde, triküspit kapağın tam agenezisi sonucu sağ atriyum ile sağ ventrikül arasındaki iştirak tamamen kesilmiştir. Kanın sağ atriyumdan sol atriyuma geçebilmesi için bir interatriyal defekt (ASD veya Patent Foramen Ovale) şarttır. Sol ventrikül hem sistemik hem de pulmoner dolaşımı beslemek zorunda kaldığı için hipertrofiktir. Sağ ventrikül ise direkt akım almadığı ve sadece küçük bir VSD aracılığıyla beslendiği için karakterize bir şekilde hipoplazik kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını analiz etme
Siyanoz + Sol aks sapması + Sol ventrikül hipertrofisi = Triküspit Atrezisi
Yenidoğanda siyanotik hastalıkların çoğunda (örn. Fallot) sağ aks görülürken, Triküspit Atrezisi sol aks ve sol hipertrofi ile karakterize nadir istisnalardan biridir.
2
Hemodinamik akışı değerlendirme
Sağ atriyumdaki kanın ASD aracılığıyla sol tarafa geçmesi ve sağ ventrikülün kan akışından mahrum kalması
Triküspit kapak kapalı olduğu için sağ atriyumdan sağ ventriküle kan geçemez; yaşam için ASD (sağdan sola) ve VSD (soldan sağa) zorunludur.
3
Morfolojik sonucu belirleme
Kullanılmayan sağ ventrikülün gelişememesi (hipoplazi)
Embriyonel dönemden itibaren sağ ventriküle gelen hacim ve basınç yükünün çok düşük olması sağ ventrikül hipoplazisine yol açar.

Anahtar Kavram

Triküspit atrezisinde sağ ventrikülün gelişimi, ventriküle gelen kan akımının kısıtlı olması nedeniyle durur ve sağ ventrikül hipoplazisi oluşur.
Soru 214Soru

6363 yaşında, 5555 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; öksürük ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde santral yerleşimli, mediastinal lenfadenopatilerin eşlik ettiği bir kitle saptanıyor. Biyopsi örneğinde; dar sitoplazmalı, hiperkromatik nükleuslu, nükleer 'molding' (kalıplanma) gösteren hücreler ve yaygın nekroz alanları izleniyor. Ayrıca tümör dokusu içindeki küçük kan damarlarının duvarlarında, nekrotik hücrelerden açığa çıkan nükleer materyalin (DNADNA) çökelmesine bağlı yoğun bazofilik boyanma saptanıyor. Bu hastanın klinik ve laboratuvar değerlendirmesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en az olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ektopik paratiroid hormon ilişkili protein (PTHrP) üretimine bağlı hiperkalsemi

Cevap

Ektopik paratiroid hormon ilişkili protein (PTHrP) üretimine bağlı hiperkalsemi saptanması en az olasıdır.
Vakadaki klinik ve histopatolojik bulgular (ağır sigara öyküsü, santral kitle, nükleer molding ve Azzopardi fenomeni) Küçük Hücreli Karsinom (KHK) tanısını kesinleştirmektedir. Ektopik PTHrP üretimi ve buna bağlı hiperkalsemi ise tipik olarak yassı (skuamöz) hücreli karsinomun bir özelliğidir ve KHK seyrinde saptanması beklenmez. KHK daha çok SIADH, ACTH ve Lambert-Eaton sendromu ile ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verileri değerlendir
Ağır sigara öyküsü, santral yerleşimli kitle ve mediastinal lenfadenopati; öncelikle Küçük Hücreli Karsinom (KHK) veya Skuamöz Hücreli Karsinomu düşündürür.
Sigara içimi ile en güçlü korelasyon gösteren akciğer tümörleri bunlardır.
2
Histopatolojik bulguları analiz et
Dar sitoplazma, nükleer molding (kalıplanma) ve nükleollerin izlenmemesi Küçük Hücreli Karsinom (KHK) tanısını koydurur.
Bu morfolojik özellikler nöroendokrin diferansiyasyon gösteren yüksek dereceli KHK'nın temel özellikleridir.
3
Azzopardi fenomenini tanımla
Damar duvarlarında nükleer materyal (DNA) birikimine bağlı bazofilik boyanma 'Azzopardi Fenomeni' olarak adlandırılır ve KHK için karakteristiktir.
Hızlı bölünen ve geniş nekroz alanları içeren tümörlerde serbest kalan DNA damar duvarlarına çöker.
4
Paraneoplastik süreçleri ve genetik temeli karşılaştır
KHK; SIADH, ektopik ACTH, Lambert-Eaton sendromu ve RB1/TP53 mutasyonları ile ilişkilidir. Ancak PTHrP ilişkili hiperkalsemi Skuamöz Hücreli Karsinomun özelliğidir.
Ayırıcı tanıda paraneoplastik bulgular tümör tipini belirlemede kritik öneme sahiptir.

Anahtar Kavram

Küçük Hücreli Akciğer Karsinomu'nun (KHK) karakteristik morfolojik bulgusu olan Azzopardi fenomeni ve KHK ile ilişkili olmayan paraneoplastik sendromların ayırıcı tanısı.

Daha Fazla Pratik

Küçük hücreli karsinomun immünohistokimyasal belirteçlerini (Synaptophysin, Chromogranin, CD56, TTF-1) ve nöroendokrin özelliklerini tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Vakada 'Azzopardi Fenomeni' saptandığı an Küçük Hücreli Karsinom tanısına gidilmeli ve bu tümörle ilişkili olmayan 'Hiperkalsemi' (Skuamöz Ca bulgusu) seçeneği işaretlenmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 215Soru

Bronşiyal karsinoid tümör tanısı olan bir hastada, metastaz olmaksızın sol kalp kapaklarını (mitral ve aort) etkileyen karsinoid kalp hastalığı geliştiği saptanmıştır. Bu hastada izlenen endokardiyal lezyonların histopatolojik incelemesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endokardiyal yüzeyde saptanan plaklar düz kas hücreleri ve kollajenden zengin olmasına rağmen elastik lif içermez.

Cevap

Karsinoid kalp hastalığında endokardiyal yüzeyde oluşan plaklar düz kas hücreleri ve kollajenden zengin matris içermesine rağmen elastik liflerden yoksundur.
Karsinoid kalp hastalığında, vazoaktif aminlerin (başta serotonin) etkisiyle endokardiyal yüzeyde karakteristik plaklar oluşur. Bu plaklar histolojik olarak düz kas hücreleri ve kolajen liflerinden zengin bir matris yapısındadır. En ayırt edici özelliklerinden biri, bu yeni oluşan plak katmanının elastik liflerden yoksun olmasıdır; oysa bu plağın hemen altında kalan orijinal endokard tabakası kendi normal elastik lif yapısını korumaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Karsinoid sendromun kardiyak tutulumunu belirle.
Genellikle sağ kalp etkilenir (triküspit ve pulmoner kapak), ancak bronşiyal karsinoidlerde veya sağdan sola şant varlığında sol kalp de etkilenebilir.
Serotonin gibi vazoaktif aminlerin akciğerlerdeki MAO (monoamin oksidaz) enzimi ile yıkılamadan sol kalbe ulaşması.
2
Endokardiyal plakların (karsinoid plak) morfolojik yapısını analiz et.
Bu plaklar intimal yüzeyde depolanan, düz kas hücreleri ve yoğun kollajen içeren lifli yapılardır.
Fibroblast proliferasyonu ve ekstraselüler matris sentezinin uyarılması sonucu oluşur.
3
Ayırıcı patolojik özelliği tespit et.
Karsinoid plakların içinde elastik lif bulunmaz; bu plaklar alttaki sağlam ve elastik liften zengin endokardın üzerine oturur.
Plağın alttaki dokuyu yıkmadan yüzeysel bir depolanma şeklinde oluşması en önemli histolojik ayrıcı tanıdır.

Anahtar Kavram

Karsinoid kalp hastalığında oluşan plaklar, alttaki sağlam endokardiyumdan farklı olarak elastik lif içermez.

Daha Fazla Pratik

Karsinoid kalp hastalığında sağ kalp tutulumunun neden daha sık olduğunu ve hangi durumlarda sol kalbin de sürece dahil olabileceğini (akciğer tümörleri, ASD) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 216Soru

6565 yaşındaki bir erkek hastanın otopsisinde; asendan aortanın intima yüzeyinde pürüzlü, düzensiz ve 'ağaç kabuğu' (tree-barking) görünümü saptanmıştır. Histopatolojik incelemede vaza vazorumlar çevresinde yoğun plazma hücresi infiltrasyonu ve damar lümenlerinde daralma (obliteratif endarterit) izlenmiştir. Aort kapağı yaprakçıkları yapısal olarak normal görünmesine rağmen, aort kökü dilatasyonu nedeniyle belirgin bir koaptasyon kusuru ve buna bağlı sol ventrikülde 'cor bovinum' düzeyinde hipertrofi saptanmıştır. Bu olguda aort kapağında gelişen yetmezliğin temel patogenetik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vaza vazorumlardaki obliteratif endarterit sonucu aort medyasında gelişen iskemi ve elastik doku kaybı

Cevap

Vaza vazorumlardaki obliteratif endarterit sonucu aort medyasında gelişen iskemi ve elastik doku kaybı
Sifilitik aortitte (Lues) vaza vazorumlardaki obliteratif endarterit, aort duvarının (medya) beslenmesini bozarak elastik liflerin parçalanmasına ve düz kas hücrelerinin ölümüne yol açar. Bu durum aort duvarının zayıflamasına, asendan aortanın genişlemesine (anevrizma) ve sonuçta aort kapağı anulusunun gerilerek genişlemesine neden olur. Kapaklar yapısal olarak sağlam olsa da, halka genişlediği için birbirlerine tam olarak kapanamazlar (koaptasyon kusuru) ve ileri derecede aort yetmezliği gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik bulguların (ağaç kabuğu görünümü, plazma hücresi infiltrasyonu) tanımlanması
Bu bulgular tersiyer sifiliz (sifilitik aortit) için karakteristiktir.
Vaza vazorumları tutan obliteratif endarterit sifilisin patognomonik vasküler bulgusudur.
2
Aort duvarındaki hasarın mekanizmasının analiz edilmesi
Vaza vazorumlardaki tıkanıklık, aortun dış 2/32/3 medyasında iskemiye yol açar.
Aortun beslenmesi vaza vazorumlar aracılığıyla gerçekleştiği için tıkanma beslenme bozukluğuna neden olur.
3
Vasküler hasar ile kapak yetmezliği arasındaki ilişkinin kurulması
Medyadaki elastik liflerin kaybı ve fibrozis aort duvarını zayıflatarak anevrizmal dilatasyona yol açar.
Aort kökü genişlediğinde kapak yaprakçıkları birbirinden uzaklaşır (fonksiyonel aort yetmezliği).

Anahtar Kavram

Sifilitik aortit ve ikincil aort yetmezliği patogenezi

Daha Fazla Pratik

Sifilitik aortit ile kalsifik aort darlığını, kapak yaprakçıklarının başlangıç morfolojisi ve tutulan damar segmenti açısından karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 217Soru

6868 yaşında erkek hasta, son 44 aydır artan sağ yan ağrısı ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Bilgisayarlı tomografide sağ plevrada diffüz nodüler kalınlaşma ve plevral efüzyon izleniyor. Yapılan plevral biyopsinin histopatolojik incelemesinde plevrayı infiltre eden, tubulopapiller yapılar oluşturan atipik mezotelyal hücre proliferasyonu saptanıyor. Ayırıcı tanıda reaktif mezotelyal hiperplazi ile malign mezotelyoma arasında kalınan bu olguda, malignite tanısını kesinleştirmek amacıyla yapılabilecek en spesifik tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FISH yöntemi ile p16p16 (CDKN2ACDKN2A) homozigot delesyonunun gösterilmesi

Cevap

Malign mezotelyoma tanısını reaktif mezotelyal hiperplaziden ayırt etmede en spesifik yöntem FISH ile p16p16 (CDKN2ACDKN2A) homozigot delesyonunun gösterilmesidir.
Malign mezotelyoma ile reaktif mezotelyal hiperplazi arasındaki ayrım, patolojideki en zorlu diferansiyel tanılardan biridir. Calretinin, WT1 ve Sitokeratin 5/65/6 gibi belirteçler hücrenin mezotelyal kökenli olduğunu doğrular ancak hücrenin neoplastik olup olmadığını göstermez. FISH (Fluorescence In Situ Hybridization) yöntemi ile saptanan p16p16 (CDKN2ACDKN2A) homozigot delesyonu, malign mezotelyoma için %100'e yakın spesifiteye sahiptir ve reaktif mezotelyal hücrelerde görülmez. Benzer şekilde, immünohistokimyasal olarak BAP1BAP1 proteininin nükleer ekspresyon kaybı da maligniteyi destekleyen çok güçlü bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Asbest maruziyeti öyküsü, diffüz plevral kalınlaşma ve infiltratif büyüme paterni malignite şüphesini artırır.
Mezotelyal proliferasyonlarda morfoloji bazen yanıltıcı olabilir; reaktif süreçler de oldukça atipik görünebilir.
2
Mezotelyal belirteçlerin (lineage markers) rolünü analiz et
Calretinin, WT1 ve CK 5/65/6 mezotelyal kökeni kanıtlar ancak benign-malign ayrımı yapmaz.
Bu belirteçler adenokarsinom ile ayrımda kullanılır, reaktif süreçlerle değil.
3
Maligniteye özgü (diagnostic) belirteçleri belirle
p16p16 delesyonu veya BAP1BAP1 kaybı sadece malign hücrelerde görülür.
Reaktif mezotelyal hücrelerde bu genetik/protein değişiklikleri beklenmez, bu yüzden tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Malign mezotelyoma ve reaktif mezotelyal hiperplazi ayrımında p16p16 (CDKN2ACDKN2A) delesyonu ve BAP1BAP1 ekspresyon kaybı altın standarttır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 218Soru

Erişkin yaş grubunda saptanan, yaklaşık %75\%75 oranında sol atriumda yerleşim gösteren ve histopatolojik incelemesinde miksoid stroma içerisinde 'lepidik' hücrelerin varlığıyla karakterize primer kalp tümörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miksoma

Cevap

Miksoma, erişkinlerde en sık görülen primer kardiyak neoplazidir.
Miksomalar erişkin yaş grubunda en sık karşılaşılan primer kardiyak tümörlerdir. Bu tümörlerin büyük çoğunluğu (%75%80\%75-\%80) sol atriumda, fossa ovalis bölgesinde yerleşir. Histolojik olarak bol miksoid ekstrasellüler matriks içerisinde lepidik (halkavari) yapılar veya stellat (yıldızsı) hücreler izlenmesi tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Erişkinlerde saptanan primer kalp tümörlerinin görülme sıklığını değerlendir.
Miksomaların erişkin yaş grubundaki en yaygın primer kalp tümörü olduğu sonucuna varılır.
Epidemiyolojik veriler miksomaların erişkinlerdeki baskınlığını göstermektedir.
2
Tümörün tipik anatomik yerleşimini ve morfolojik özelliklerini (lepidik yapılar) incele.
Sol atrium yerleşimi ve lepidik hücrelerin miksoma için patognomonik sayılabilecek özellikler olduğu doğrulanır.
Miksomalar karakterize olarak miksoid bir zemin içinde yerleşen stellat veya lepidik hücrelerden oluşur.

Anahtar Kavram

Miksomalar, erişkinlerin en sık primer kalp tümörüdür; sıklıkla sol atriumda yerleşir ve lepidik büyüme paternine sahiptir.

Daha Fazla Pratik

Kardiyak miksomaların Carney sendromu ile olan ilişkisini ve sol atriumdaki kitlenin kapak obstrüksiyonu yaparak mitral darlığı kliniğini taklit edebileceğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 219Soru

Sistemik vaskülitlerin etiyolojisi ve klinik özellikleri değerlendirildiğinde; hastaların yaklaşık %30\%30'unda serumda Hepatit B yüzey antijeni (HBsAgHBsAg) pozitifliği saptanan ve tipik olarak orta çaplı arterleri tutan nekrotizan vaskülit aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Poliarteritis nodosa

Cevap

Poliarteritis nodosa (PAN), sistemik vaskülitler içerisinde Hepatit B (HBVHBV) ilişkisi ile bilinen prototip orta çaplı damar vaskülitidir.
Poliarteritis nodosa (PAN), sistemik nekrotizan bir vaskülit olup, olguların yaklaşık üçte birinde Hepatit B virüs (HBVHBV) antijenleri ile immün kompleks oluşumu saptanması ayırt edici bir özelliktir. Orta çaplı müsküler arterleri tutması ve akciğer damarlarını tipik olarak koruması karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Vaskülitlerin damar çapına göre sınıflandırılmasını değerlendirmek.
Soruda belirtilen hastalık orta çaplı arterleri tutan bir vaskülit grubunda yer almalıdır.
Damar çapı vaskülit ayırıcı tanısında en temel kriterdir.
2
Hepatit B (HBVHBV) enfeksiyonu ile vaskülit arasındaki ilişkiyi incelemek.
Poliarteritis nodosa (PAN) olgularının yaklaşık %30\%30'unda HBsAgHBsAg pozitifliği saptanır.
HBVHBV antijen-antikor komplekslerinin damar duvarında birikimi (Tip 3 hipersensitivite) patogenezde önemli rol oynar.
3
Elde edilen veriler ışığında tanıyı netleştirmek.
Hepatit B ilişkili orta çaplı nekrotizan vaskülit PAN'dır.
Klinik ve laboratuvar verileri bu tanıya özgüdür.

Anahtar Kavram

Poliarteritis nodosa (PAN) ve Hepatit B (HBVHBV) ilişkisi

Alternatif Yöntem

Vaskülitleri damar çapına (Büyük-Orta-Küçük) ve en spesifik laboratuvar/etiyolojik ilişkilerine (PAN-HBV, GPA-ANCA, Buerger-Sigara gibi) göre gruplayarak hafızada tutmak hızlı çözüm sağlar.
Tahmini Süre:45s
Soru 220Soru

62 yaşında erkek hasta, son 1.51.5 yıldır ilerleyen efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde inspiratuar "velcro" raller ve parmaklarda çomaklaşma saptanıyor. Solunum fonksiyon testlerinde (SFT) FVCFVC değeri beklenenin %55\%55'i, FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı ise %90\%90 olarak ölçülüyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT) bilateral bazal ve subplevral yerleşimli peteksi (honeycomb) görünüm ve traksiyon bronşektazileri izleniyor. Akciğer biyopsisinde yamalı (patchy) interstisiyel fibrozis, zamansal heterojenite ve fibroblastik odaklar saptanıyor.

Bu patolojik tabloya sahip bir hastanın etiyopatogenezi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Histopatolojik kesitlerde izlenen fibroblastik odaklar, fibrotik sürecin tamamlanarak kolajenden zengin skar dokusuna dönüştüğü terminal evreyi temsil eder.

Cevap

Histopatolojik kesitlerde izlenen fibroblastik odaklar, fibrotik sürecin tamamlandığı terminal evreyi değil, hastalığın aktif ilerleme gösterdiği bölgeleri ve devam eden fibrozis sürecini temsil eder.
İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (UIP paterni) seyrinde izlenen fibroblastik odaklar, lezyonun 'aktif' ucu olup fibrotik sürecin devam ettiğini gösterir. Bu odaklar zamanla kolajenize skar dokusuna dönüşür. Dolayısıyla bu odakların terminal evreyi veya durmuş bir süreci temsil ettiği ifadesi tıbben yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
İleri yaş, çomak parmak, velcro raller, restriktif SFT ve HRCT'de bazal-subplevral bal peteği görünümü İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (İPF) ve buna eşlik eden Olağan İnterstisiyel Pnömoni (UIP) paternini gösterir.
Doğru patogenezi yorumlamak için önce doğru tanıyı koymak gerekir.
2
Patolojik bulguları (fibroblastik odaklar) analiz et
Fibroblastik odaklar, UIP paterninin en önemli histolojik özelliklerinden biridir ve 'aktif' fibrozisin göstergesidir.
Hastalığın progresyonunu ve patolojik aktivitesini anlamak için bu odakların anlamını bilmek kritiktir.
3
Moleküler ve genetik risk faktörlerini doğrula
Modern patoloji bilgisine göre İPF'de MUC5B polimorfizmi, telomeraz mutasyonları ve TGF-beta artışı kilit rol oynar.
Seçeneklerdeki modern moleküler verilerin doğruluğunu test etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Olağan İnterstisiyel Pnömoni (UIP) ve Fibroblastik Odaklar
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 11 / 24Sonraki
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 11 | Examkin