Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 soru

Soru 221Soru

Ağır sigara içicisi olan 3030 yaşında bir erkek hastada; ayak parmaklarında iskemik ülserler ve istirahat halinde bile olan şiddetli ağrı şikayeti mevcuttur. Yapılan fizik muayenede radial ve tibial arterlerde nabızların zayıfladığı saptanmıştır. Alınan damar biyopsisinde lümeni tıkayan organize trombus içerisinde nötrofil odakları (mikroapseler) ve çevresinde granülomatöz inflamasyon izlenmiştir. Bu tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Buerger hastalığı

Cevap

Buerger hastalığı (Tromboanjitis obliterans)
Buerger hastalığı, sigara dumanındaki bileşenlere karşı gelişen bir hipersensitivite yanıtı olarak kabul edilir ve klinik olarak genç erkeklerde ekstremite iskemisiyle prezante olur. Morfolojik olarak damar lümenini tıkayan trombuslar içinde 'mikroapseler' adı verilen nötrofil kümelerinin izlenmesi tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Genç erkek (<35<35 yaş), ağır sigara içicisi ve distal ekstremitelerde iskemi (ağrı, ülser) saptandı.
Buerger hastalığı sigara kullanımı ile çok güçlü bir ilişkiye sahiptir ve tipik olarak genç erkeklerde görülür.
2
Histopatolojik bulguyu analiz et.
Damar lümenini tıkayan trombüs içinde nötrofil odakları (mikroapseler) ve bunu çevreleyen inflamasyon izlendi.
Lümen içi mikroapseler içeren organize trombüsler Buerger hastalığının patognomonik sayılabilecek mikroskobik özelliğidir.
3
Ayırıcı tanı yap.
Diğer vaskülitler yaş, cinsiyet veya tutulan damar çapı bakımından bu tabloya uymamaktadır.
Dev hücreli arterit yaşlılarda, Takayasu genç kadınlarda, Kawasaki ise çocuklarda görülür.

Anahtar Kavram

Buerger hastalığı (Tromboanjitis obliterans), sigara içen genç erkeklerde görülen, ekstremite arterlerini tutan ve lümen içi trombotik mikroapselerle karakterize segmental bir vaskülittir.
Tahmini Süre:45s
Soru 222Soru

44 günlük bir yenidoğan; ani gelişen dispne, beslenme güçlüğü ve siyanoz nedeniyle yoğun bakıma alınıyor. Fizik muayenesinde baş, boyun ve üst ekstremitelerin normal pembe renkte olduğu; ancak göbek seviyesinden itibaren vücudun alt yarısında ve bacaklarda belirgin siyanoz saptandığı (diferansiyel siyanoz) görülüyor. Ekokardiyografik incelemede patent duktus arteriozus (PDAPDA) saptanıyor. Bu klinik tabloya yol açan altta yatan morfolojik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aort arkının duktus arteriozus girişinin proksimalinde daralması

Cevap

Aort arkının duktus arteriozus girişinin proksimalinde daralması (İnfantil/Preduktal Aort Koarktasyonu)
Diferansiyel siyanoz, infantil (preduktal) aort koarktasyonunun patognomonik bir bulgusudur. Aortadaki darlık duktus arteriozus'un proksimalinde yer aldığı için, üst ekstremiteler sol ventrikülden gelen oksijenize kanla beslenirken; vücudun alt yarısı sağ ventrikülden PDA aracılığıyla gelen deoksijenize kanla beslenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulgunun analiz edilmesi
Üst ekstremitelerin pembe, alt ekstremitelerin siyanotik olması 'diferansiyel siyanoz' olarak tanımlanır.
Bu bulgu, deoksijenize kanın aortanın inen kısmına (descending aorta) spesifik bir noktadan sonra karıştığını gösterir.
2
Hemodinamik mekanizmanın belirlenmesi
Aortik obstrüksiyon duktusun proksimalinde olduğunda, sağ ventrikülden çıkan deoksijenize kan PDA üzerinden doğrudan inen aortaya geçer (sağdan sola şant).
Sol ventrikül kanı darlık nedeniyle inen aortaya ulaşamaz, bu bölgenin perfüzyonu sağ ventrikül tarafından PDA aracılığıyla sağlanır.
3
Morfolojik tanının konulması
Bu tablo klasik olarak infantil (preduktal) aort koarktasyonu ile uyumludur.
Erişkin tipte (postduktal) daralma distaldedir ve duktus kapalı (ligamentum arteriosum) olduğu için bu mekanizma işlemez.

Anahtar Kavram

İnfantil (Preduktal) Aort Koarktasyonu ve Diferansiyel Siyanoz Mekanizması

Daha Fazla Pratik

Turner sendromu ile aort koarktasyonu arasındaki ilişkiyi ve eşlik eden biküspit aort kapağı sıklığını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 223Soru

5454 yaşında, 4545 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son 33 aydır devam eden öksürük ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede uyluk ve omuz kuşağı kaslarında belirgin güçsüzlük saptanıyor; ancak bu güçsüzlüğün gün içinde tekrarlayan hareketlerle hafiflediği fark ediliyor. Toraks BT'de hiler bölgede bronş lümenini daraltan santral yerleşimli bir kitle izleniyor. Yapılan biyopside; dar sitoplazmalı, nükleer kromatini "tuz-biber" görünümünde, belirgin nükleol içermeyen ve hücrelerin birbiri üzerine nükleer kalıplanma (molding) yaptığı malign hücreler saptanıyor.

Bu hastadaki klinik ve histopatolojik tablo dikkate alındığında, tümör hücrelerinde aşağıdaki immünohistokimyasal belirteçlerden hangisinin pozitif saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TTF-1 ve Sinaptofizin

Cevap

Küçük hücreli akciğer karsinomunda saptanması en olası belirteçler TTF-1 ve Sinaptofizin'dir.
Hastada saptanan tekrarlayan hareketlerle azalan kas güçsüzlüğü, tipik bir paraneoplastik sendrom olan Lambert-Eaton Myastenik Sendromu'nu (LEMS) işaret eder. LEMS, en sık küçük hücreli akciğer karsinomu (KHAK) ile ilişkilidir. Biyopside tarif edilen nükleer kalıplanma ve dar sitoplazmalı hücreler de KHAK tanısını kesinleştirir. KHAK vakalarının %7090\%70-90'ında TTF-1 pozitifliği saptanır. Ayrıca nöroendokrin bir neoplazm olduğu için Sinaptofizin, Kromogranin veya CD56 gibi belirteçlerin ekspresyonu beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Lambert-Eaton Myastenik Sendromu saptandı.
Tekrarlayan hareketlerle düzelen kas güçsüzlüğü, presinaptik kalsiyum kanallarına karşı oluşan antikorlarla karakterize Lambert-Eaton sendromunu gösterir.
2
Histopatolojik ve radyolojik verileri eşleştir
Tanı: Küçük Hücreli Akciğer Karsinomu (KHAK).
Sigara öyküsü, santral yerleşim ve biyopsideki nükleer kalıplanma (molding) ile dar sitoplazmalı hücreler KHAK için tipiktir.
3
İmmünohistokimyasal (İHK) profili belirle
Nöroendokrin belirteçler ve TTF-1 pozitifliği beklenir.
KHAK nöroendokrin kökenlidir (Sinaptofizin/Kromogranin +) ve akciğer kökenli olduğunu gösteren TTF-1 vakaların büyük çoğunluğunda pozitiftir.

Anahtar Kavram

Küçük hücreli akciğer karsinomu (KHAK), nöroendokrin diferansiyasyon gösteren, sıklıkla Lambert-Eaton gibi paraneoplastik sendromlarla seyreden ve İHK incelemede TTF-1 ile nöroendokrin belirteçlerin (sinaptofizin, CD56) pozitif saptandığı yüksek dereceli bir tümördür.

Daha Fazla Pratik

Küçük hücreli akciğer karsinomu ile ilişkili diğer paraneoplastik sendromları (SIADH, ektopik ACTH/Cushing) ve ayırıcı tanıda kullanılan CD56 gibi diğer nöroendokrin belirteçleri gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 50s
Soru 224Soru

Down sendromu tanısı ile izlenen 22 aylık bir kız bebekte, son bir haftadır belirginleşen emme sırasında yorulma, taşipne ve kilo alımında duraklama saptanıyor. Fizik muayenesinde prekordiyal bölgede pansistolik bir üfürüm duyuluyor. Yapılan ekokardiyografik incelemede atriyal septumun alt kısmında (ostium primum) ve ventriküler septumun giriş yolunda (inlet VSD) geniş defektler ile her iki ventrikülü köprüleyen ortak bir atriyoventriküler kapak halkası izleniyor. Bu hastada izlenen kardiyak anomalinin patolojisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mitral kapağın anterior yaprakçığında kleft (yarık) en sık eşlik eden bulgudur.

Cevap

Atriyoventriküler septal defekt (AVSD) veya endokardiyal yastık defektinde, ortak AV kapağın sol ventrikül bileşeninde (mitral kapak benzeri yapı) anterior yaprakçıkta kleft (yarık) bulunması tipik bir patolojik özelliktir.
Komplet atriyoventriküler septal defekt (AVSD), Down sendromu ile en sık ilişkilendirilen konjenital kalp hastalığıdır. Morfolojik olarak ostium primum tipi ASD, inlet tipi VSD ve her iki ventrikülü köprüleyen ortak bir atriyoventriküler anulus ile karakterizedir. Bu ortak kapağın sol ventrikül tarafındaki bileşeninde (mitral kapak yapısı) anterior yaprakçıkta kleft (yarık) bulunması, cerrahi onarım sırasında da dikkat edilen çok karakteristik bir patolojik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve ekokardiyografik verileri analiz et.
Down sendromu, ostium primum ASD, inlet VSD ve ortak AV kapak varlığı 'Komplet AVSD' (Endokardiyal yastık defekti) tanısını koydurur.
Bu kombinasyon Down sendromu ile en güçlü ilişki gösteren kardiyak anomalidir.
2
AVSD'nin morfolojik detaylarını hatırla.
Defektin merkezinde bulunan ortak AV kapak halkası, her iki ventriküle kan geçişini sağlar.
Endokardiyal yastıkların düzgün birleşememesi kapakların ayrışmasını engeller.
3
Eşlik eden en tipik kapak anomalisini belirle.
Mitral kapak anterior yaprakçığında kleft (yarık) saptanır.
Bu bulgu AVSD'nin tüm formlarında (parsiyel veya komplet) oldukça spesifik ve yaygındır.

Anahtar Kavram

Atriyoventriküler Septal Defekt (AVSD) Morfolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 225Soru

6565 yaşında erkek hasta, son 33 aydır giderek artan nefes darlığı, iştahsızlık ve künt göğüs ağrısı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde uzun yıllar gemi söküm tesislerinde çalıştığı öğreniliyor. Fizik muayenede sağ hemitoraksta matite ve solunum seslerinde azalma saptanıyor. Yapılan plevral sıvı analizinde; plevral sıvı/serum protein oranı 0.680.68, plevral sıvı/serum LDH oranı 0.720.72 olarak saptanıyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde plevrada yaygın nodüler kalınlaşma ve masif efüzyon izleniyor. Yapılan plevral biyopside; epitelyoid morfolojide, tubulopapiller yapılar oluşturan ve stromayı invaze eden malign hücreler görülüyor. İmmünohistokimyasal (İHK) incelemede bu hücrelerin Calretinin (++), WT1WT1 (++) ve Sitokeratin 5/65/6 (++) olduğu saptanıyor. Bu tümörün metastatik bir akciğer adenokarsinomundan ayrımında, aşağıdakilerden hangisinin pozitif saptanması adenokarsinom tanısını destekleyen en güçlü bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karsinoembriyonik antijen (CEACEA)

Cevap

Karsinoembriyonik antijen (CEACEA) pozitifliği, tümörün mezotelyoma yerine adenokarsinom olduğunu destekleyen en güçlü İHK bulgudur.
Vakadaki klinik öykü (asbest maruziyeti), radyolojik bulgular (yaygın plevral nodülarite) ve İHK profili (Calretinin+, WT1+, CK5/6+) tipik bir Malign Mezotelyoma tablosudur. Mezotelyoma ile akciğer adenokarsinomu (metastatik) morfolojik olarak çok benzerdir. CEA, Ber-EP4, MOC-31 ve TTF-1 adenokarsinomda pozitif; mezotelyomada ise negatiftir. Bu nedenle CEA pozitifliği mezotelyoma tanısından uzaklaştırıp adenokarsinom tanısına yönlendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Plevral sıvı analizini yorumla
Plevral sıvı/serum protein > 0.5 ve LDH > 0.6 olması (Light kriterleri), sıvının eksüda karakterinde olduğunu gösterir.
Malign plevral efüzyonların tipik başlangıç değerlendirmesidir.
2
Klinik ve morfolojik bulguları birleştir
Asbest maruziyeti + nodüler plevral kalınlaşma + epitelyoid morfoloji + stromal invazyon malign mezotelyoma lehinedir.
Tanısal olasılıkları daraltmak için gereklidir.
3
İmmünohistokimyasal profili değerlendir
Calretinin, WT1 ve CK 5/6 pozitifliği mezotelyoma tanısını desteklerken; CEA, Ber-EP4, MOC-31 ve TTF-1 gibi belirteçlerin negatif olması beklenir.
Mezotelyoma ile en sık karışan metastatik adenokarsinom ayırıcı tanısını kesinleştirmek için kritiktir.

Anahtar Kavram

Malign mezotelyoma ve akciğer adenokarsinomunun immünohistokimyasal ayırıcı tanısı.

Daha Fazla Pratik

Mezotelyoma tanısında kullanılan BAP1 ekspresyon kaybı ve p16 (CDKN2A) FISH ile saptanan homozigot delesyon bulgularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 226Soru

Prematüre doğan bir bebekte yapılan fizik muayenede, sternumun sol üst kenarında hem sistol hem de diyastol sırasında duyulan, "makine benzeri" (continuouscontinuous machinelikemachine-like) karakterde bir üfürüm saptanıyor. Ekokardiyografide duktus arteriozus açıklığı (PDAPDA) izleniyor. Bu klinik tablo ve PDAPDA patofizyolojisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kan akımı yüksek basınçlı aortadan düşük basınçlı pulmoner artere doğrudur.

Cevap

Kan akımı yüksek basınçlı aortadan düşük basınçlı pulmoner artere doğrudur.
Duktus arteriozus açıklığında (PDAPDA), sistemik dolaşımdaki (aorta) basınç hem sistol hem de diyastol sırasında pulmoner dolaşımdaki (pulmoner arter) basınçtan daha yüksek olduğu için kan akımı sürekli olarak aortadan pulmoner artere (soldan sağa) doğrudur. Bu durum klinik olarak karakteristik "makine benzeri" bir üfürüme neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Duktus arteriozusun normal fonksiyonunu ve basınç farklarını değerlendir.
Aorta basıncı hem sistol hem de diyastolde pulmoner arter basıncından yüksektir.
Duktus açık kaldığında kan yüksek basınçtan düşük basınca doğru akar.
2
Üfürümün karakterini analiz et.
Sürekli (makine benzeri) üfürüm oluşur.
Basınç farkı tüm kardiyak siklus boyunca devam ettiği için akım kesilmez.

Anahtar Kavram

Patent Duktus Arteriozus (PDAPDA), aortadan pulmoner artere soldan sağa şant ile karakterize, başlangıçta asiyanotik bir konjenital kalp hastalığıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 227Soru

Sistemik lupus eritematozus (SLE) tanısıyla takip edilen bir hastada saptanan Libman-Sacks endokarditi lezyonlarının, morfolojik ve histopatolojik olarak non-bakteriyel trombotik endokarditten (NBTE) ayrımında kullanılan en karakteristik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vejetasyonların kapağın her iki yüzünde (atrial ve ventriküler), korda tendinealarda ve endokardiyal yüzeylerde yerleşebilmesi

Cevap

Libman-Sacks endokarditi vejetasyonlarının kapakların hem atrial hem ventriküler yüzeylerine, korda tendinealara ve endokardiyal yüzeylere yerleşebilmesi ve eşlik eden yoğun valvülit/fibrinoid nekroz varlığıdır.
Libman-Sacks endokarditi (SLE ile ilişkili), vejetasyonların yerleşimi açısından benzersizdir; vejetasyonlar kapağın atrial yüzeyi kadar ventriküler yüzeyinde de görülebilir. Ayrıca korda tendinea ve kapakların her iki tarafındaki endokardiyal yüzeylere de yayılabilir. Histolojik olarak NBTE'nin aksine kapak dokusunda yoğun valvülit, ödem ve fibrinoid nekroz mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve ilişkili endokardit tipini belirle.
SLE tanısı, steril bir endokardit türü olan Libman-Sacks endokarditi ile ilişkilidir.
SLE'de gelişen endokardit, immün kompleks birikimine bağlı olarak ortaya çıkar.
2
Libman-Sacks endokarditinin morfolojik yerleşimini hatırla.
Vejetasyonlar sadece kapanma hatlarında değil, kapakların her iki yüzünde (atrial/ventriküler), kordalarda ve endokardda olabilir.
Bu yaygın yerleşim, lezyonu sadece kapanma hattına yerleşen NBTE ve RHD'den ayırır.
3
Histopatolojik zemini (valvülit varlığı) değerlendir.
Libman-Sacks'ta kapak dokusunda belirgin inflamasyon (valvülit), fibrinoid nekroz ve bazen hematoksilin cisimcikleri izlenir.
NBTE lezyonları ise inflamasyon içermeyen, pıhtılaşma sisteminin aktivasyonuyla oluşan 'bland' trombüslerdir.

Anahtar Kavram

Libman-Sacks endokarditi (SLE endokarditi), vejetasyonların kapakların her iki yüzünde yerleşebilmesi ve eşlik eden valvülit/fibrinoid nekroz ile diğer steril endokarditlerden ayrılır.
Soru 228Soru

6666 yaşında, 4848 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son zamanlarda gelişen şiddetli sırt ağrısı, iştahsızlık, kabızlık ve mental konfüzyon şikayetleriyle getirilmiştir. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum düzeyi 13.513.5 mg/dLmg/dL (N:8.510.5N: 8.5-10.5) ve albumin düzeyi normal saptanırken, paratiroid hormon (PTHPTH) düzeyi baskılanmış olarak izlenmiştir. Akciğer grafisinde sağ hiler bölgede 55 cmcm çapında kitle saptanan hastanın bronkoskopik biyopsisinde; geniş eozinofilik sitoplazmalı, hiperkromatik nükleuslu ve belirgin hücreler arası köprüler (intersellüler köprüler) içeren malign epitelyal tümör hücreleri gözlenmiştir. Bu tümörün tanısında kullanılan aşağıdaki immünohistokimyasal belirteçlerden hangisinin pozitif saptanması, adenokarsinom ayırıcı tanısında en yüksek özgüllüğe sahiptir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: p40

Cevap

Skuamöz hücreli karsinomun adenokarsinomdan ayrımında p40 en yüksek özgüllüğe sahip belirteçtir.
Hastadaki sigara öyküsü, santral yerleşimli kitle ve paraneoplastik hiperkalsemi bulguları, mikroskobik olarak izlenen hücreler arası köprülerle birleştiğinde tanıyı Skuamöz Hücreli Karsinom (SHK) yapar. p40 belirteci, SHK tanısında p63'e göre daha yüksek özgüllüğe sahiptir çünkü p63 bazı adenokarsinomlarda pozitifleşebilirken p40 neredeyse her zaman negatiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Ağır sigara öyküsü, santral (hiler) yerleşimli kitle ve paraneoplastik hiperkalsemi saptandı.
Sigara ve santral kitle birlikteliği en sık skuamöz hücreli karsinom (SHK) veya küçük hücreli karsinomda (KHK) görülür.
2
Paraneoplastik sendromu tanımla
Paratiroid hormon benzeri protein (PTHrPPTHrP) salınımına bağlı hiperkalsemi saptandı.
Hiperkalsemi, akciğer kanserleri arasında en tipik olarak skuamöz hücreli karsinom ile ilişkilidir.
3
Histopatolojik bulguları değerlendir
İntersellüler köprülerin varlığı skuamöz diferansiyasyonu doğrular.
Hücreler arası köprüler ve keratinizasyon (keratin incileri) SHK için patognomoniktir.
4
İmmünohistokimyasal (İHK) ayırıcı tanıyı yap
SHK tanısı için p40, CK5/6 gibi belirteçler kullanılır.
p40, p63'ün bir izoformudur ve adenokarsinomlarda yanlış pozitiflik verme oranı p63'e göre çok daha düşüktür, bu nedenle özgüllüğü en yüksektir.

Anahtar Kavram

Skuamöz hücreli karsinom, santral yerleşim, paraneoplastik hiperkalsemi ve p40 pozitifliği ile karakterizedir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 229Soru

Toplumdan edinilmiş atipik pnömonilerin histopatolojik incelemesinde, tipik bakteriyel pnömonilerden (lobar pnömoni veya bronkopnömoni) farklı olarak inflamatuar infiltrasyonun öncelikle izlendiği anatomik lokalizasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alveolar septalar

Cevap

Atipik pnömonilerde inflamatuar infiltrasyonun karakteristik lokalizasyonu alveolar septalardır.
Atipik pnömonilerde (interstisyel pnömoni) inflamatuar süreç alveol lümenlerinden ziyade parankimin bağ dokusunda, yani alveolar septalarda gerçekleşir. Bu durum radyolojik olarak 'buzlu cam' manzarasına ve histopatolojik olarak septalarda lenfositik infiltrasyona yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Pnömoni tiplerini morfolojik olarak ayırt et.
Tipik pnömonilerde (bakteriyel) eksüda alveol lümenindedir; atipik pnömonilerde (viral/mikoplazma) inflamasyon interstisyeldir.
Atipik pnömoni etkenleri hücre içi veya hücre yüzeyi yerleşimi nedeniyle interstisyel dokuda yanıt tetikler.
2
İnterstisyel dokunun akciğerdeki karşılığını belirle.
Akciğer parankiminde interstisyum, alveolar septalara karşılık gelir.
Alveol duvarları (septalar), lenfosit ve plazma hücrelerinin göç ettiği ana bölgedir.

Anahtar Kavram

İnterstisyel (Atipik) Pnömoni Morfolojisi

Daha Fazla Pratik

Viral pnömonilerde görülen sitopatik etkileri (örneğin CMV'de 'baykuş gözü' inklüzyonları) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 230Soru

4242 yaşında erkek hasta, ilerleyici nefes darlığı, çabuk yorulma ve her iki bacakta şişlik şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemelerinde periferik kanda eozinofil sayısı 2.500/μL2.500/\mu L (normal: <500/μL<500/\mu L) olarak saptanıyor. Ekokardiyografide ventrikül duvar kalınlıklarının normal olduğu ancak diyastolik doluşun kısıtlandığı, ventrikül apekslerinde endokardın belirgin derecede kalınlaştığı ve mural trombüslerin varlığı izleniyor. Bu hastada gelişen kardiyomiyopati tablosunda izlenmesi beklenen temel morfolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endokardiyal ve subendokardiyal fibrozis

Cevap

Endokardiyal ve subendokardiyal fibrozis
Vakada tanımlanan eozinofili, biatriyal dilatasyon (restriktif patern) ve endokardiyal kalınlaşma bulguları Loeffler endomiyokarditine işaret eder. Bu hastalıkta eozinofillerden salınan toksik mediyatörler endokardda nekroz ve trombüslere, kronik dönemde ise karakteristik olarak endokardiyal ve subendokardiyal fibrozise neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hastada restriktif kardiyomiyopati kliniği ve belirgin periferik eozinofili mevcuttur.
Eozinofili ile birlikte seyreden apeks tutulumlu restriktif tablo Loeffler endomiyokarditini düşündürür.
2
Etiyopatogenezin değerlendirilmesi
Eozinofillerden salınan 'Major Basic Protein' (MBP) gibi toksik granüller endokardda nekroz ve hasar başlatır.
Endokardiyal hasar, trombüs oluşumu ve iyileşme dokusu olarak fibrozis ile sonuçlanır.
3
Morfolojik sonucun belirlenmesi
Son evrede endokardiyal ve subendokardiyal alanda yoğun kollajen birikimi (fibrozis) gelişir.
Bu fibrozis ventrikül kompliyansını azaltarak restriktif disfonksiyona neden olur.

Anahtar Kavram

Loeffler Endomiyokarditi (Eozinofilik Miyokardit)
Soru 231Soru

6262 yaşında erkek hasta; ani başlayan yüksek ateş, üşüme, titreme ve plevral karakterde yan ağrısı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sol alt lobda vokal fremitusta artış ve perküsyonda matite saptanıyor. Hastalığın başlangıcından 55 gün sonra eksitus olan hastanın otopsisinde, etkilenen akciğer lobunun ağır, katı ve grimsi-kahverengi renkte olduğu izleniyor. Bu evredeki mikroskobik incelemede aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alveol boşluklarında eritrositlerin lizisi, yoğun fibrin birikimi ve nötrofil infiltrasyonu

Cevap

Alveol boşluklarında eritrositlerin lizisi, yoğun fibrin birikimi ve nötrofil infiltrasyonu izlenmesi beklenen bulgudur.
Boz hepatizasyon evresinde (55-77. günler), alveol boşluklarında biriken eritrositler parçalanır (lizis), fibrin birikimi artar ve doku artık gri-kahverengi, kuru ve katı bir hal alır. Mikroskobik olarak eritrositlerin yokluğu ve yoğun fibrinopürülan eksuda karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve makroskobik bulguları analiz et
Lobar pnömoni tanısı ve 5. gündeki grimsi-kahverengi görünüm (boz hepatizasyon evresi)
Vignette'deki ani başlangıç, matite ve otopsideki grimsi görünüm tipik lobar pnömoni evrelerini işaret eder.
2
Boz hepatizasyon evresinin mikroskobik özelliklerini hatırla
Eritrositlerin parçalanması (lizis) ve fibrinopürülan eksudanın devamlılığı
Makroskobik olarak kırmızı rengin griye dönmesinin nedeni eritrositlerin lizisidir.
3
Doğru seçeneği belirle
Eritrosit lizisi ve yoğun fibrin içeren seçenek
Bu bulgular 5-7. günler arasındaki patolojik süreci tam olarak karşılar.

Anahtar Kavram

Lobar pnömoninin morfolojik evreleri (Konjesyon, Kırmızı Hepatizasyon, Boz Hepatizasyon, Rezolusyon)

Daha Fazla Pratik

Bakteriyel pnömoni etkenleri ile morfolojik paternlerin (bronkopnömoni vs lobar pnömoni) eşleştirilmesini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 232Soru

3434 yaşında, sigara içmeyen kadın hasta; son bir yıldır devam eden inatçı öksürük, hemoptizi ve sağ orta lobda lokalize ronküs şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın son bir yıl içinde aynı lokalizasyonda üç kez pnömoni atağı geçirdiği öğreniliyor. Yapılan bronkoskopide sağ orta lob girişinde, lümeni daraltan, üzeri kanamalı görünümlü (parlak kırmızı), düzgün sınırlı polipoid bir kitle saptanıyor. Biyopsi incelemesinde; organoid büyüme paterni sergileyen, monoton yapıda, 'tuz-karabiber' kromatinli, geniş eozinofilik sitoplazmalı hücreler izleniyor. İmmünohistokimyasal çalışmada sinaptofizini güçlü pozitif boyanan bu tümörde mitoz sayısı 1010 büyük büyütme alanında (BBA) 11 olarak saptanıyor ve nekroz izlenmiyor. Bu olgu için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tipik karsinoid

Cevap

Tipik karsinoid
Verilen olguda sinaptofizin pozitifliği ve 'tuz-karabiber' nükleer kromatin yapısı nöroendokrin bir tümöre işaret etmektedir. Genç yaş, sigara içmeme öyküsü ve santral (endobronşiyal) yerleşim karsinoid tümörler için tipiktir. Tanıdaki en kritik nokta mitoz hızıdır; 1010 büyük büyütme alanında sadece 11 mitoz saptanması ve nekrozun eşlik etmemesi, olgunun 'Tipik Karsinoid' olarak sınıflandırılmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Genç yaş, sigara içmeme öyküsü ve aynı lokalizasyonda tekrarlayan pnömoniler, lümen içi bir tıkanıklığı düşündürür.
Endobronşiyal kitleler distaldeki drenajı bozarak tekrarlayan lober pnömonilere yol açar.
2
Endoskopik bulguların değerlendirilmesi
Parlak kırmızı (cherry-red) renkli, düzgün sınırlı polipoid kitle karsinoid tümörlerin yüksek vaskülaritesini gösterir.
Karsinoid tümörler bronş lümenine doğru polipoid büyüme eğilimindedir.
3
Histolojik ve immünohistokimyasal bulguların birleştirilmesi
Tuz-karabiber kromatin, organoid yapı ve sinaptofizin pozitifliği nöroendokrin orijini doğrular.
Nöroendokrin tümörlerin karakteristik nükleer yapısı tuz-karabiber (ince granüler) kromatindir.
4
Evreleme ve kesin tanı
Mitoz sayısının 1010 BBA'da <2<2 olması ve nekrozun bulunmaması 'Tipik' ayrımını yaptırır.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflamasına göre karsinoid tümörler mitoz hızı ve nekroz varlığına göre ikiye ayrılır.

Anahtar Kavram

Akciğerin nöroendokrin tümörlerinde tipik ve atipik karsinoid ayrımı

Daha Fazla Pratik

Karsinoid tümörlerin paraneoplastik olarak Karsinoid Sendrom (epizodik diyare, flushing, siyanoz) yapabileceğini, ancak bunun akciğer karsinoidlerinde nadir görüldüğünü unutmayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 233Soru

6565 yaşında, geçmişinde tekrarlayan plevral ampiyem öyküsü olan bir hastada; sol hemitoraksta akciğer parankimini zırh gibi saran, kalın ve kalsifiye bir 'fibrotoraks' geliştiği saptanmıştır. Radyolojik incelemede sol akciğerde belirgin hacim kaybı ve mediastenin sol tarafa çekildiği izlenmektedir. Bu tabloya bağlı gelişen pulmoner kollaps (atelektazi) tipi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akciğerin tam genişlemesini engelleyen plevral veya parankimal fibrotik değişikliklere bağlıdır ve diğer ana atelektazi tiplerinin aksine genellikle geri dönüşsüzdür.

Cevap

Kontraksiyon (skatrizasyon) atelektazisi, akciğer veya plevradaki fibrotik değişikliklerin genleşmeyi engellemesi sonucu oluşur ve diğer tiplerin aksine geri dönüşsüzdür.
Soruda tanımlanan fibrotoraks vakası, plevral boşluktaki kronik organizasyonun yarattığı fibrotik bir 'zırh' etkisidir. Bu durum, akciğerin inspiryum sırasında tam olarak genişlemesini engeller. Bu spesifik mekanizma 'kontraksiyon (skatrizasyon) atelektazisi' olarak adlandırılır. Kontraksiyon atelektazisini rezorpsiyon (obstrüktif) ve kompresyon tiplerinden ayıran en temel klinik özellik, doku kaybı ve fibrozis nedeniyle genellikle geri dönüşsüz olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada geçirilmiş ampiyem sonrası gelişen 'fibrotoraks' (plevral kabuk) ve kalsifikasyon mevcuttur.
Fibrotoraks, plevral boşluktaki eksüdanın organize olup fibröz dokuya dönüşmesiyle karakterize kronik bir süreçtir.
2
Atelektazi mekanizmasını belirle
Fibrotik doku akciğerin genişlemesini kısıtladığı için bu mekanizma 'kontraksiyon atelektazisi'dir.
Parankimal veya plevral skatrisleşme (nedbeleşme), akciğerin ekspansiyonunu fiziksel olarak sınırlar.
3
Ayırıcı tanı ve mediastinal şifti değerlendir
Kontraksiyon atelektazisinde mediasten etkilenen tarafa çekilir ve tablo irreversibldir.
Kompresyon tipinde mediasten karşıya itilirken, rezorpsiyon ve kontraksiyon tiplerinde lezyon tarafına çekilir; ancak sadece kontraksiyon geri dönüşsüzdür.

Anahtar Kavram

Atelektazi Sınıflandırması: Kontraksiyon (Skatrizasyon) Atelektazisi
Soru 234Soru

Klinik seyri sırasında derin ven trombozu saptanan 4545 yaşındaki bir hastada, aniden gelişen serebrovasküler olay sonucunda paradoks emboli tanısı konulmuştur. Bu patolojik tabloya zemin hazırlayan en olası konjenital kalp defekti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atriyal septal defekt

Cevap

Atriyal septal defekt
Atriyal septal defekt (veya patent foramen ovale), venöz sistemden gelen bir embolinin sağ atriyumdan sol atriyuma geçmesine ve oradan sistemik arteriyel dolaşıma (beyin vb.) yayılmasına olanak tanıyan en yaygın patolojidir. Erişkin yaşta asemptomatik seyredebilmesi bu komplikasyonun ilk bulgu olmasına yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki klinik tabloyu analiz et
Derin ven trombozu (venöz trombus) ve eş zamanlı serebrovasküler olay (arteriyel emboli) mevcudiyeti
Venöz dolaşımdaki bir materyalin arteriyel dolaşıma geçmesi 'paradoks emboli' olarak adlandırılır.
2
Paradoks embolinin gerçekleşebilmesi için gereken anatomik yolu belirle
Sağ ve sol kalp boşlukları arasında bir geçit olması gerekir
Sağ atriyumdaki basıncın geçici olarak (öksürme, Valsalva manevrası vb.) sol atriyumu geçmesiyle pıhtı septumu aşabilir.
3
Erişkin yaştaki sıklık ve klinik seyri değerlendir
Atriyal septal defekt (ASD) en olası yanıttır
ASD'ler genellikle erişkin yaşa kadar asemptomatik kalabilir ve paradoks emboli için en yaygın zemini hazırlar.

Anahtar Kavram

Paradoks Emboli
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 235Soru

5252 yaşında erkek hasta, progresif dispne ve künt göğüs ağrısı şikayetleri ile başvurmuştur. Bilgisayarlı tomografide ön mediastende çevre dokulara invazyon gösteren 88 cm boyutunda heterojen kitle saptanmıştır. Tru-cut biyopsi örneğinde belirgin hücresel pleomorfizm, yüksek mitotik indeks ve fokal keratinizasyon alanları içeren malign epitelyal hücre grupları izlenmiştir. Morfolojik bulgular ışığında akciğerin skuamöz hücreli karsinom metastazı ile primer timik karsinom arasında ayrım yapılamamıştır. Aşağıdaki immünohistokimyasal belirteç çiftlerinden hangisinin pozitif saptanması, bu kitlenin primer timik karsinom olma olasılığını en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CD5 ve CD117 (c-kit)

Cevap

CD5 ve CD117 (c-kit) pozitifliği primer timik karsinom tanısını en güçlü destekleyen bulgudur.
Doğru seçenek olan CD5 ve CD117 pozitifliği, timik karsinomların akciğer skuamöz karsinomlarından ayrılmasında en spesifik immünohistokimyasal profildir. Timik karsinomların büyük çoğunluğunda bu iki belirteçten en az biri, sıklıkla ikisi birden pozitif saptanırken, akciğer kaynaklı benzer morfolojili tümörlerde bu belirteçlerin ekspresyonu beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Kitle yerleşimi ve histomorfolojisini analiz et.
Ön mediastende invaziv kitle ve skuamöz (yassı epitel) hücreli karsinom morfolojisi.
Ön mediastende en sık görülen epitelyal tümörler timomlar ve timik karsinomlardır; skuamöz karsinom akciğerden metastaz ile de gelebilir.
2
Primer timik karsinom ile metastatik akciğer karsinomu arasındaki ayırıcı tanı belirteçlerini hatırla.
Timik karsinomların yaklaşık %7080\%70-80'inde CD5 ve CD117 pozitifliği görülür.
Akciğerin primer skuamöz karsinomlarında CD5 ve CD117 genellikle negatiftir, bu fark ayırıcı tanıda kritiktir.

Anahtar Kavram

Timik karsinomun akciğer metastazlarından ayırıcı tanısında CD5 ve CD117 kullanımı.

Daha Fazla Pratik

Timik epitelyal tümörlerde (timom vs karsinom) hücre dışı matris ve lenfosit popülasyonu farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 236Soru

50 yaşında erkek hasta, ani gelişen nefes darlığı, hemoptizi ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serumda pANCAp-ANCA (antimiyeloperoksidazanti-miyeloperoksidaz) pozitifliği ve böbrek fonksiyon testlerinde bozulma tespit ediliyor. Alınan böbrek biyopsisinde arteriyol ve kapiller düzeyinde nekrotizan vaskülit izleniyor; ancak histopatolojik incelemede granülomatöz yapı veya eozinofilik infiltrasyon saptanmıyor. Bu klinik ve patolojik tablo ile en uyumlu tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikroskobik polianjitis

Cevap

Mikroskobik polianjitis; granülom içermeyen, küçük damarları etkileyen ve p-ANCA pozitifliği ile seyreden nekrotizan vaskülittir.
Vakadaki pulmoner-renal sendrom tablosu, p-ANCA pozitifliği ve biyopside granülom izlenmemesi, Mikroskobik polianjitis'in klasik tanımıdır. Bu hastalıkta Granülomatoz polianjitis'ten farklı olarak granülom bulunmaz ve c-ANCA yerine sıklıkla p-ANCA pozitiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et.
Hemoptizi ve hematüri (pulmoner-renal sendrom) varlığı, hem akciğer hem de böbrek kapillerlerinin etkilendiğini gösterir.
Küçük damar tutulumu olan vaskülitleri ayırt etmek için ilk adımdır.
2
Serolojik bulguyu (ANCA) değerlendir.
p-ANCA (anti-MPO) pozitifliği saptandı.
Vaskülit tiplerini p-ANCA veya c-ANCA pozitifliğine göre sınıflandırmak tanıda yardımcıdır.
3
Histopatolojik bulguları (granülom varlığı) kontrol et.
Granülom saptanmadı.
Granülomun olmaması, tabloyu Granülomatoz polianjitis (Wegener) ve Churg-Strauss sendromundan ayıran en kritik farktır.

Anahtar Kavram

Mikroskobik polianjitis, nekrotizan bir vaskülit olup granülom içermemesi ve kapiller/venül tutulumu ile Poliarteritis nodosa (PAN) ve Granülomatoz polianjitis'ten ayırt edilir.
Soru 237Soru

Süperior vena kava sendromu bulguları ile başvuran 4242 yaşındaki erkek hastanın toraks tomografisinde ön mediastende ana damarları çevreleyen infiltratif bir kitle ve eşlik eden plevral efüzyon saptanmıştır. Plevral sıvı analizinde protein düzeyinin yüksek olduğu (eksüda) ve lenfosit hakimiyeti bulunduğu görülmüştür. Tıbbi öyküsünde daha önce otoimmün pankreatit tanısı aldığı öğrenilen hastanın mediastinal biyopsisinde yoğun storiform fibrozis ve obliteratif flebit izlenmiştir. Bu hasta için en olası tanı ve bu tabloda görülmesi beklenen tipik histopatolojik bulgu eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sklerozan mediastinit — Obliteratif flebit ve storiform fibrozis

Cevap

Sklerozan mediastinit — Obliteratif flebit ve storiform fibrozis
Hastadaki süperior vena kava sendromu klinik tablosu, otoimmün pankreatit öyküsü ve biyopside saptanan storiform fibrozis ile obliteratif flebit bulguları, günümüzde IgG4-ilişkili hastalık spektrumunda kabul edilen sklerozan mediastinit tanısı için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Süperior Vena Kava Sendromu (SVKS) teşhis edildi.
Yüz ve boyun ödemi, ana damarların mediastinal kitle tarafından basıya uğradığını gösterir.
2
Özgeçmiş verilerinin entegrasyonu
IgG4-İlişkili Hastalık (IgG4-RD) olasılığı güçlendi.
Otoimmün pankreatit, IgG4-RD'nin en tipik tutulum yerlerinden biridir.
3
Histopatolojik bulguların yorumlanması
Sklerozan mediastinit tanısı konuldu.
Storiform fibrozis, obliteratif flebit ve yoğun lenfoplazmasiter infiltrasyon, IgG4-RD'nin karakteristik patolojik triadıdır.

Anahtar Kavram

Sklerozan mediastinit, IgG4-İlişkili Hastalığın (IgG4-RD) mediastinal formudur ve storiform fibrozis, obliteratif flebit gibi spesifik patolojik bulgularla karakterizedir.

Alternatif Yöntem

Sistemik tutulum odaklı yaklaşım: Hastadaki otoimmün pankreatit (IgG4-RD prototipi) ve mediastinal fibrozis birlikteliği, biyopsi bulgularına bakılmaksızın ilk olarak IgG4-ilişkili sklerozan mediastinit tanısını akla getirmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 238Soru

6565 yaşında erkek hasta; son 33 aydır ilerleyen halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde boyun venöz dolgunluğu, derinden gelen kalp sesleri ve inspirasyon sırasında sistolik kan basıncında 1515 mmHg'den fazla düşüş (pulsuspulsus paradoxusparadoxus) saptanıyor. Ekokardiyografide masif perikardiyal efüzyon ile birlikte epikardiyal yüzeyde çok sayıda küçük nodüler lezyon izleniyor. Perikardiyal sıvıdan yapılan sitolojik incelemede, belirgin nükleollü ve atipik karakterde malign epitel hücre kümeleri görülüyor.

Bu klinik ve morfolojik bulgulara göre, hastadaki tablodan sorumlu olan en olası patolojik süreç ve bu sürecin kalbin primer malign tümörlerinden ayırıcı tanısında kullanılan karakteristik özellik aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metastatik karsinom - Epikardiyal yüzeyde multipl nodüler yerleşim ve lenfanjitik yayılım

Cevap

Metastatik karsinom - Epikardiyal yüzeyde multipl nodüler yerleşim ve lenfanjitik yayılım
Klinik senaryoda sunulan malign epitel hücre kümeleri ve epikardiyal multipl nodüller, metastatik bir karsinomu (en sık akciğer, meme veya lenfoma) işaret eder. Kalpte metastatik tümörlerin görülme sıklığı primer tümörlerden yaklaşık 20-30 kat daha fazladır. Metastatik karsinomlar tipik olarak perikardiyal boşluğa lenfanjitik yayılım gösterir ve epikardiyal yüzeyde nodüler infiltrasyonlara neden olurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Kilo kaybı ve sitolojideki malign epitel hücre kümeleri bir karsinom metastazını; pulsus paradoxus ve masif efüzyon ise perikardiyal tamponadı işaret eder.
Hastanın klinik tablosunun benign mi yoksa malign bir süreç mi olduğunu ayırt etmek gerekir.
2
Epidemiyolojik verileri değerlendir
Kalpte görülen tüm maligniteler içinde metastatik tümörler, primer malign tümörlerden (sarkomlar) çok daha yaygındır.
En olası tanıyı belirlemek için primer-metastatik sıklık farkını bilmek kritiktir.
3
Morfolojik ayırıcı tanıyı yap
Metastatik karsinomlar tipik olarak epikardiyal yüzeyde multipl nodüller yaparken, primer sarkomlar (örneğin anjiyosarkom) genellikle intrakaviter soliter kitleler oluşturur.
Görüntüleme ve otopsi bulgularının ayırıcı tanıdaki önemini kavramak gerekir.
4
Sitolojik ve histolojik bulguları onayla
Sitolojide izlenen 'epitel hücre kümeleri' sarkomları dışlar ve metastatik karsinom (akciğer vb.) tanısını destekler.
Primer kalp tümörlerinin büyük çoğunluğunun mezenşimal kökenli olduğunu hatırla.

Anahtar Kavram

Kalpte görülen malign tümörlerin ezici çoğunluğu metastatiktir ve tipik olarak epikardiyal yüzeyde multipl nodüler yerleşim gösterirler.

Daha Fazla Pratik

Primer perikardiyal mezotelyoma ile metastatik adenokarsinom ayırıcı tanısında kullanılan immünhistokimyasal belirteçleri (Kalretinin, WT-1, CEA) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 239Soru

4040 yaşında erkek hasta, 1515 yıldır diş teknisyeni olarak çalışmaktadır. Son 66 aydır giderek artan nefes darlığı ve kuru öksürük şikayetleri mevcuttur. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde inspiratuar raller duyulmaktadır. Solunum fonksiyon testlerinde (SFTSFT) FVCFVC değerinde belirgin azalma saptanırken, FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının %85\%85 olduğu görülmüştür. Akciğer grafisinde üst loblarda nodüler opasiteler ve hiler lenf nodlarında 'yumurta kabuğu' (eggshell) tarzında kalsifikasyonlar saptanmıştır.

Bu hastada yapılan akciğer biyopsisinin mikroskobik incelemesinde görülmesi en olası bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Polarize ışık altında çift kırılma (birefrenjans) gösteren silika kristalleri ve çevresinde konsantrik hyalinize kollajen tabakaları

Cevap

Polarize ışık altında çift kırılma gösteren silika kristalleri ve çevresinde konsantrik hyalinize kollajen tabakaları
Hastanın klinik tablosu (diş teknisyenliği, restriktif SFT, eggshell kalsifikasyon) tipik bir silikozis vakasıdır. Silikozisin mikroskobik temel taşı, merkezinde hyalinize konsantrik dizilimli kollajen tabakaları bulunan ve polarize ışık altında incelendiğinde parlak (birefrenjan) silika kristallerinin görüldüğü silikotik nodüllerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Mesleki öykü analizi
Diş teknisyenliği, silika tozuna maruziyet (kumlama işlemleri nedeniyle) için önemli bir risk faktörüdür.
Silikozis, kuvars ve diğer silika formlarının inhalasyonu ile oluşan bir pnömokonyozdur.
2
Solunum fonksiyon testi (SFT) yorumlama
Düşük FVCFVC ve normal/artmış FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı (%85\%85), restriktif bir akciğer hastalığını gösterir.
Restriktif hastalıklarda akciğer kompliyansı azalır, ancak hava yolları açık kaldığı için oran korunur.
3
Radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Üst lob nodülleri ve hiler lenf nodlarında 'yumurta kabuğu' (eggshell) kalsifikasyonu silikozis için tipiktir.
Silika partikülleri makrofajlar tarafından lenfatiğe taşınır ve burada karakteristik kalsifikasyonlara yol açar.
4
Histopatolojik korelasyon
Silikotik nodüller, merkezde hyalinize konsantrik kollajen ve polarize ışıkta parlayan silika kristallerinden oluşur.
Silika kristalleri polarize ışığı çift kıran (birefrenjan) inorganik maddelerdir.

Anahtar Kavram

Silikozis Patogenezi ve Histopatolojisi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 240Soru

4545 yaşında kemoterapi alan kadın hasta, progresif solunum yetmezliği ve yüksek ateş ile başvuruyor. Bronkoalveoler lavaj (BALBAL) örneğinin sitopatolojik incelemesinde; alveolar epitel hücrelerinde belirgin büyüme, çekirdek kromatini çekirdek zarına itilmiş (marjinasyon) ve çekirdek merkezinde etrafı şeffaf bir haleyle çevrili, geniş, "buzlu cam" manzaralı eozinofilik intranükleer inklüzyonlar saptanıyor. Ayrıca bazı alanlarda karakteristik çok çekirdekli (sinsityal) dev hücreler izleniyor. Bu morfolojik bulgular aşağıdaki patojenlerden hangisi ile en uyumludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Herpes simpleks virüs

Cevap

Herpes simpleks virüs (HSV), immün sistemi baskılanmış hastalarda nekrotizan pnömoniye yol açan, nükleer marjinasyon ve buzlu cam manzaralı inklüzyonlarla karakterize etkendir.
Herpes simpleks virüs (HSV), özellikle bağışıklığı baskılanmış yetişkinlerde ağır nekrotizan pnömoniye neden olur. Patognomonik bulgusu olan Cowdry tip A inklüzyonları; çekirdek kromatini zarda marjinasyon göstermiş, merkezde eozinofilik, buzlu cam (ground glass) görünümlü ve çevresinde şeffaf bir halo bulunan yapılardır. Ayrıca virüsün hücre füzyonu yapma özelliği nedeniyle çok çekirdekli sinsityal dev hücreler de eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı analiz et
Hasta kemoterapi alan (immün süpresif) bir bireydir ve akut solunum yetmezliği tablosundadır; bu durum fırsatçı viral enfeksiyonları (CMV, HSV, Adenovirüs) akla getirir.
Risk faktörleri etiyolojik spektrumu daraltmak için kritiktir.
2
Nükleer morfolojiyi değerlendir
Çekirdek kromatini zarda toplanmış ve merkezde "buzlu cam" manzaralı inklüzyon izlenmektedir.
Bu bulgu, tipik Cowdry tip A nükleer inklüzyonlarını tanımlar.
3
Hücreler arası etkileşimi incele
Çok çekirdekli sinsityal dev hücrelerin varlığı saptanmıştır.
Sinsityal değişimler ve spesifik nükleer inklüzyonların kombinasyonu Herpes grubu virüslere, özellikle de HSV'ye işaret eder.

Anahtar Kavram

Fırsatçı viral pnömonilerde (HSV, CMV, Adeno) ayırıcı tanıya imkan veren spesifik inklüzyon morfolojileri.

Daha Fazla Pratik

CMV pnömonisindeki inklüzyonların hücre içindeki yerleşimini (nükleer vs sitoplazmik) HSV ile karşılaştırarak tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 40s
ÖncekiSayfa 12 / 24Sonraki
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 12 | Examkin