Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 5821Soru

Aşağıda verilen Cumhuriyet Dönemi Türk şiiri anlayışlarını, bu anlayışların temel özelliklerini ve temsilcilerini içeren tanımlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Saf (Öz) Şiir
Toplumcu Gerçekçi Şiir
Millî Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Şiir

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Saf (Öz) Şiir anlayışı Ahmet Hamdi Tanpınar ve Necip Fazıl Kısakürek'in estetik ve musikiye dayalı tanımıyla; Toplumcu Gerçekçi Şiir anlayışı Nazım Hikmet ve Rıfat Ilgaz'ın ideolojik ve toplumsal konuları ele alan serbest nazım tanımıyla; Millî Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Şiir ise Kemalettin Kamu ve Faruk Nafiz Çamlıbel'in memleket sevgisi ve hece ölçüsünü esas alan tanımıyla eşleşmektedir.
Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki üç temel eğilim doğru özellikler ve temsilcilerle eşleştirilmiştir: Saf şiir estetik ve musiki öncelikli bireysel şiiri (Tanpınar, Kısakürek); toplumcu gerçekçi şiir serbest nazımla yazılan ideolojik/toplumsal mücadeleyi (Nazım Hikmet, Rıfat Ilgaz); Millî Edebiyat anlayışını sürdüren şiir ise memleket sevgisi ve hece ölçüsünü (Kamu, Çamlıbel) temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Saf (Öz) Şiir kavramının özelliklerini ve temsilcilerini belirleme.
Bu anlayışın estetik olgunluğa, musikiye önem verdiği ve temsilcilerinin Ahmet Hamdi Tanpınar ile Necip Fazıl Kısakürek olduğu belirlenerek ilgili tanımla eşleştirilir.
Saf şiirde didaktiklikten uzak durulup sadece estetik amaç güdülür.
2
Toplumcu Gerçekçi Şiir kavramının özelliklerini ve temsilcilerini belirleme.
Bu anlayışın toplumsal mücadeleyi, ideolojik söylemleri serbest nazımla işlediği ve Nazım Hikmet gibi şairlerle özdeşleştiği belirlenerek ilgili tanımla eşleştirilir.
Toplumcu gerçekçiler sanatı toplum için bir araç olarak görür ve serbest biçimi benimser.
3
Millî Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Şiir kavramının özelliklerini ve temsilcilerini belirleme.
Bu anlayışın Anadolu'yu, memleket sevgisini hece ölçüsüyle ele aldığı ve temsilcilerinin Kemalettin Kamu, Faruk Nafiz Çamlıbel olduğu belirlenerek ilgili tanımla eşleştirilir.
Bu yönelim memleketçi şiir olarak da bilinir ve halk şiiri kaynaklarından beslenir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki temel şiir eğilimleri (Saf Şiir, Toplumcu Şiir ve Millî Edebiyat Zevkini Sürdüren Şiir) ve onların karakteristik özellikleri ile temsilcileri.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 5822Soru

Kök Türk Devleti döneminde hükümdarlar için kullanılan "Tengri teğ Tengride bolmuş" (Tanrı gibi Tanrı'dan olmuş) ifadesinin yerini, Uygur Devleti'nde Maniheizm'in resmî din olarak benimsenmesinden sonra "Ay Tengride kut bulmuş" (Ay Tanrı'da kut bulmuş) unvanı almıştır.

Bu unvan değişikliği göz önüne alındığında, Uygurlar hakkında aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel egemenlik anlayışının yeni dinî inancın kozmolojik unsurlarıyla harmanlanarak devam ettirildiğine

Cevap

Geleneksel egemenlik anlayışının yeni dinî inancın kozmolojik unsurlarıyla harmanlanarak devam ettirildiğine
Hükümdarlık unvanlarındaki bu değişim, geleneksel Türk egemenlik anlayışı olan kut inancının tamamen ortadan kalkmadığını, yeni kabul edilen Maniheizm dininin kozmolojik unsurlarıyla (Ay/Işık) harmanlanarak sürdürüldüğünü göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kök Türk ve Uygur hükümdar unvanlarını karşılaştırın.
Kök Türklerdeki 'Tengri' ve Uygurlardaki 'Ay Tengri' ile 'Kut' kavramlarının karşılaştırılması sonucunda, her iki dönemde de hükümdarın gücünü tanrısal bir kaynağa dayandırdığı ancak unvana 'Ay' ögesinin eklendiği belirlenir.
Unvanlardaki değişimin niteliğini ve sürekliliğini tespit etmek.
2
Maniheizm dininin özellikleri ile unvanı ilişkilendirin.
Maniheizm inancında ışık, güneş ve ay ögelerinin kutsiyeti göz önüne alındığında, hükümdarın meşruiyetini 'Ay Tanrı'ya dayandırmasının yeni kabul edilen dinin kozmolojisiyle ilgili olduğu sonucuna varılır.
Din değişiminin siyasi kültüre nasıl yansıdığını anlamak.
3
Egemenlik anlayışındaki sürekliliği sentezleyin.
Uygurların eski Türk yönetim geleneğindeki 'kut' (ilahi egemenlik yetkisi) kavramını yok etmeyip, Maniheizm'deki ışık/ay kültüyle birleştirerek yaşattığı yargısına ulaşılır.
Doğru seçenekteki analitik çıkarımı doğrulamak.

Anahtar Kavram

Uygurlarda Maniheizm'in kabulüyle yaşanan siyasi ve dinî dönüşümün egemenlik anlayışı (kut) üzerindeki sentezleyici etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5823Soru

Aşağıdaki dizeler, Türk edebiyatında farklı şiir anlayışlarını benimsemiş iki şaire aittir:

I. Şiir:
*Som gümüşten bir kadeh, üstünde ince nakışlar,*
*Kenarında kıvrılan, donmuş bir asma dalı.*
*Burada renklerin dili, çizgilerin sınırında durur,*
*Her kelime mermer bir sütun gibi yerini bulur.*

II. Şiir:
*Göllerin uykusundan yükselen bu loş seda,*
*Ruhumda yankılanır solgun bir akşam gibi.*
*Anlam dumanlı bir rüya içinde kaybolur,*
*Musikiyle yıkanır kelimeler birer birer.*

Bu şiirlerin biçim, içerik ve üslup özelliklerinden hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. şiirde kuyumcu titizliğiyle işlenen biçimsel mükemmellik ve nesnel tasvir parnasizmin; II. şiirde ise anlamın belirsizleştiği, telkin gücünün ve musikinin öne çıktığı sembolizmin yansımalarıdır.

Cevap

Birinci şiirde kuyumcu titizliğiyle işlenen biçimsel mükemmellik ve nesnel tasvir parnasizmin; ikinci şiirde ise anlamın belirsizleştiği, telkin gücünün ve musikinin öne çıktığı sembolizmin yansımalarıdır.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, birinci şiirde dış dünyaya ait somut unsurlar (gümüş kadeh, mermer sütun, nakışlar) görsel bir titizlikle ve nesnel biçimde tasvir edilmiştir. Bu durum parnasizmin 'pitoresk' (resimsi şiir) ve biçimsel yetkinlik ilkeleriyle doğrudan uyuşmaktadır. İkinci şiirde ise dış dünya loşluk, rüya ve akşam gibi imgelerle eritilmiş; musikinin ve anlam kapalılığının ön plana çıktığı sembolist şiir anlayışı benimsenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci şiirin dil, anlatım ve biçim özelliklerini inceleyerek hangi edebî akımın ilkelerine uygun olduğunu belirlemek.
Birinci şiirde geçen 'som gümüşten bir kadeh', 'ince nakışlar', 'mermer bir sütun' gibi ifadelerle plastik bir güzelliğin, görsel mükemmelliğin ve nesnel bir tasvirin hedeflendiği görülmüş; bu da şiirin parnasizm akımına ait olduğunu ortaya koymuştur.
Parnasizm, realizmin şiire yansıması olup nesnelliği, şekilsel kusursuzluğu ve görsel tasviri (pitoresk) esas alır.
2
İkinci şiirin dil, anlatım ve ahenk özelliklerini analiz ederek sembolizm akımının temel ilkeleriyle örtüşüp örtüşmediğini tespit etmek.
İkinci şiirdeki 'loş seda', 'akşam gibi yankılanmak', 'dumanlı bir rüya', 'musikiyle yıkanan kelimeler' gibi ifadelerle anlamın kapalı tutulduğu, hislerin musiki ve loş renklerle sezdirilmeye çalışıldığı belirlenmiş; bu da şiirin sembolizm akımına ait olduğunu göstermiştir.
Sembolizmde şiir anlaşılmak için değil, duyulmak ve hissedilmek içindir; musiki ve kapalılık en önemli unsurlardır.
3
Seçenekleri analiz ederek birinci şiirin parnasizmle, ikinci şiirin sembolizmle ilişkilendirildiği ve özelliklerinin doğru açıklandığı yargıyı bulmak.
Birinci şiirde biçimsel mükemmelliğin ve nesnel tasvirin parnasizmle; ikinci şiirde ise anlam kapalılığı, telkin gücü ve musikinin sembolizmle doğru eşleştirildiği seçenek belirlenmiştir.
Akımların ayırt edici niteliklerini doğrudan yansıtan doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Parnasizm ve Sembolizm Akımlarının Karşılaştırılması
Soru 5824Soru

I.
"Vatan ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan;
Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan."

II.
"Geçen akşam eve geldim, dediler: 'Seyfi Baba
Hastalanmış, yatıyor.' — 'Nesi varmış acaba?'"

III.
"Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan."

Milli Edebiyat Dönemi Türk şiirindeki farklı eğilimleri ve anlayışları örneklemek amacıyla yukarıdaki şiir alıntılarına yer verilmiştir.

Buna göre, bu şiir alıntıları ve temsil ettikleri edebi yönelimlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Verilen tüm şiir alıntıları, Milli Edebiyat Dönemi'nin dil ve vezin birliğini sağlamak amacıyla ortaklaşa benimsediği hece ölçüsünü yaygınlaştırma çabasının sonucudur.

Cevap

Verilen tüm şiir alıntıları, Milli Edebiyat Dönemi'nin dil ve vezin birliğini sağlamak amacıyla ortaklaşa benimsediği hece ölçüsünü yaygınlaştırma çabasının sonucudur.
Verilen tüm şiirlerin hece ölçüsünü yaygınlaştırmak amacıyla yazıldığı yargısı yanlıştır; çünkü II. şiir (Mehmet Âkif Ersoy'un Seyfi Baba eseri) ve III. şiir (Yahya Kemal Beyatlı'nın Sessiz Gemi eseri) aruz ölçüsüyle kaleme alınmıştır. Bu şairler Milli Edebiyat Dönemi bağımsızları olup heceyi yaygınlaştırma misyonuna dâhil olmamışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Şiir alıntılarını dil, vezin ve tema özellikleri yönünden incelemek
I. şiirin sade dilli ve hece ölçülü (didaktik/milliyetçi), II. şiirin aruzla yazılmış konuşma dilinde bir manzum hikaye, III. şiirin ise aruzla yazılmış ve estetik kaygıyı öne çıkaran bir saf şiir olduğu tespit edilir.
Şiirlerin hangi anlayışa ve hangi şairlere ait olduğunu belirlemek için üslup ve teknik analiz gereklidir.
2
Seçeneklerdeki yargıları şiirlerin özellikleri ve dönem koşullarıyla karşılaştırmak
I. şiirin Ziya Gökalp'e (milliyetçi şiir), II. şiirin Mehmet Âkif Ersoy'a (manzum hikaye), III. şiirin ise Yahya Kemal Beyatlı'ya (saf şiir) ait olduğu belirlenir. Bu şairlerden Mehmet Âkif ve Yahya Kemal'in dönemden bağımsız olduğu ve aruz ölçüsünü kullandıkları doğrulanır.
Milli Edebiyat Dönemi'nde hâkim olan şiir yönelimlerinin ve bu yönelimlerin temsilcilerinin doğru çözümlenmesi amaçlanır.
3
Yanlış olan genelleyici ifadeyi tespit etmek
II. ve III. şiirlerin aruzla yazıldığı ve şairlerinin heceyi yaygınlaştırma gibi bir ortak hedef gütmedikleri gerçeğinden hareketle, tüm şiirlerin hece ölçüsünü yaygınlaştırmak amacıyla yazıldığını savunan seçeneğin yanlış olduğu belirlenir.
Soruda istenen 'söylenemez' yargıyı bularak doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi'ndeki farklı şiir eğilimleri (Sade Dil ve Heceyle Yazılan Şiir, Saf Şiir, Halkın Yaşayışını Yansıtan Manzumeler) ve bağımsız sanatçıların (Mehmet Âkif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı) özellikleri.
Soru 5825Soru

Osmanlı Devleti’nde, I. Murad Dönemi'nden itibaren kurumsallaşmaya başlayan, doğrudan merkezde yer alan, üç ayda bir "ulufe" adı verilen maaş alan ve doğrudan padişaha bağlı olan sürekli askeri teşkilat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapıkulu Askerleri

Cevap

Kapıkulu Askerleri
Doğrudan padişaha bağlı olan, devlet merkezinde görev yapan ve üç ayda bir ulufe adında maaş alan profesyonel ordu Kapıkulu Askerleri'dir. Bu teşkilat Osmanlı merkeziyetçi yapısının en önemli askeri gücüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen askeri teşkilatın özelliklerini (merkezde yer alması, doğrudan padişaha bağlı olması ve ulufe adı verilen maaş alması) analiz etmek.
Bu özelliklerin Osmanlı askeri yapısında doğrudan merkezi orduyu işaret ettiği belirlenir.
Merkez ordusunun en temel belirleyici özellikleri sürekli olmaları ve doğrudan devlet hazinesinden maaş (ulufe) almalarıdır.
2
Bu niteliklere sahip olan askeri birimi seçeneklerden tespit etmek.
Kapıkulu Askerleri'nin bu özellikleri taşıyan yegane teşkilat olduğu sonucuna varılır.
Diğer askeri sınıflar (örneğin eyalet ordusu olan Tımarlı Sipahiler veya tarihsel olarak farklı dönemlere ait olan Redifler) bu tanıma uymaz.

Anahtar Kavram

Osmanlı askeri teşkilatının merkez ve eyalet olarak ayrılması, Kapıkulu Ocağı'nın maaşlı ve doğrudan padişaha bağlı profesyonel bir yapıya sahip olması.
Tahmini Süre:45s
Soru 5826Soru

Tarih öncesi dönemlere ait bir yerleşim merkezinde arkeolojik kazılar yürüten bir araştırma heyeti; taş aletler, kilden yapılmış çanak çömlekler ve kemikten süs eşyaları bulmuştur.

Bu buluntuların ait olduğu dönemin aydınlatılmasında ve incelenmesinde;

I. Paleografya,
II. Arkeoloji,
III. Epigrafi

bilim dallarının hangilerinden faydalanılması beklenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III (Paleografya ve Epigrafi)
Tarih öncesi dönemler yazının icadından önceki zamanları kapsadığından, bu dönemlerin araştırılmasında yazılı belgelere ihtiyaç duyan paleografya (yazı bilimi) ve epigrafi (kitabe bilimi) gibi bilim dallarından yararlanılamaz. Bu dönem ancak arkeoloji gibi yazısız maddi kültür kalıntılarını inceleyen bilim dalları sayesinde aydınlatılabilir. Bu nedenle paleografya ve epigrafi bilim dallarından faydalanılması beklenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Tarih öncesi dönemlerin temel özelliğini belirleme
Tarih öncesi dönemlerin yazının icadından önceki zaman dilimlerini kapsadığı tespit edilir.
Yazının olmadığı bir dönemde yazılı kaynaklara dayalı araştırma yapılamayacağını anlamak için bu tespit gereklidir.
2
Öncüllerde verilen bilim dallarının inceleme alanlarını analiz etme
Paleografya eski yazı türlerini ve alfabeleri, epigrafi ise anıtlar ile kitabeler üzerindeki yazıları inceler. Arkeoloji ise toprak ve su altındaki maddi kültür kalıntılarını araştırır.
Hangi bilim dallarının yazılı kaynaklara ihtiyaç duyduğunu belirlemek amacıyla yapılır.
3
Buluntular ve dönemin özelliklerini bilim dallarıyla eşleştirme
Yazısız dönem olan tarih öncesi devirlere ait taş, kil ve kemik buluntuların incelenmesinde yazıya dayalı olan paleografya ve epigrafi bilimlerinden faydalanılamayacağı, yalnızca arkeolojiden faydalanılabileceği sonucuna ulaşılır.
Soruda sorulan faydalanılması beklenemeyen bilim dallarını doğru tespit etmek için bu adım tamamlanır.

Anahtar Kavram

Tarih öncesi dönemlerin aydınlatılmasında yazısız kaynakların önemi ve yardımcı bilim dallarının çalışma alanları
Soru 5827Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki farklı eğilimleri yansıtmak amacıyla üç farklı şiirden alınan aşağıdaki dizeler incelenmiştir:

I. Şiir
*Durgun havuzları işlesin bırak*
*Yaprakların yanar döner renkleri,*
*Dalsın ipıssızlığa karşı uzak*
*Bir rüyanın unutulmuş renkleri.*

II. Şiir
*Ben yanmasam*
*sen yanmasan*
*biz yanmasak,*
*nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?*

III. Şiir
*Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.*
*Bu dağların eskiden aşinası soyum.*
*Bekçileri gibiyiz evvelce buraların,*
*Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların.*

Bu şiirler ve temsil ettikleri edebi eğilimlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. şiir; hece ölçüsüyle yazılmış olsa da bireysel bunalımları, ontolojik ve metafizik ürpertileri kapalı bir dille anlatan saf şiir anlayışına aittir.

Cevap

Üçüncü şiirin hece ölçüsüyle yazılmı�� olsa da bireysel bunalımları, ontolojik ve metafizik ürpertileri kapalı bir dille anlatan saf şiir anlayışına ait olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Üçüncü şiirin hece ölçüsüyle yazılmış olsa da bireysel bunalımları ve metafizik ürpertileri kapalı bir dille anlattığını ve saf şiir anlayışına ait olduğunu savunan ifade yanlıştır. Kemalettin Kamu'ya ait bu dizeler, Anadolu kır yaşamını ve coğrafyasını son derece sade ve açık bir dille ele aldığından Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şiir geleneğine aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci şiirin çözümlenmesi
Birinci şiirde yer alan 'durgun havuzlar', 'rüya', 'renkler' gibi kavramlar ve biçimsel ahenk (hece ölçüsü, kafiye) saf şiir anlayışının estetik dünyasına (Ahmet Hamdi Tanpınar şiirine) aittir.
Şiirin ait olduğu edebi yönelimi doğru saptamak.
2
İkinci şiirin çözümlenmesi
İkinci şiirde yer alan basamaklı dize yapısı, serbest nazım biçimi ve fedakarlık, toplumsal aydınlanma gibi temalar ('Ben yanmasam...', Nâzım Hikmet) toplumcu gerçekçi şiirin nitelikleridir.
Toplumcu gerçekçi yönelimin biçim ve içerik özelliklerini belirlemek.
3
Üçüncü şiirin çözümlenmesi
Üçüncü şiirde yer alan 'çoban çocuğu', 'dağlar', 'tenha dereler' gibi Anadolu ve memleket motifleri, sade dil ve hece ölçüsü kullanımı ('Bingöl Çobanları', Kemalettin Kamu) Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şiirin özellikleridir.
Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şiirin özelliklerini belirlemek.
4
Yanlış olan seçeneğin tespiti
Üçüncü şiirin bireysel bunalımları veya metafizik ürpertileri kapalı bir dille anlatan saf şiir anlayışına ait olduğunu savunan seçeneğin yanlış bir yargı içerdiği tespit edilir.
Seçeneklerdeki ifadelerin şiirlerin gerçek yönelimleriyle uyuşup uyuşmadığını değerlendirmek.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi şiirinde Saf Şiir, Toplumcu Şiir ve Milli Edebiyat zevkini sürdüren şiir akımlarının biçimsel ve tematik özellikleri
Soru 5828Soru

Sanatçı, şiirlerinde kelimelerin ses uyumuna, musikiye ve estetik olgunluğa büyük önem vermiştir. 'Şiir, bir ideolojinin ya da düşüncenin taşıyıcısı olamaz; onun yegane amacı estetik haz uyandırmaktır.' görüşünü savunan şair, edebiyatımızda saf (öz) şiir anlayışının en önemli temsilcilerindendir. Özellikle 'Otuz Beş Yaş' ve 'Desem ki' gibi şiirleriyle geniş kitlelerce tanınmıştır.

Bu parçada söz edilen Cumhuriyet Dönemi şairi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cahit Sıtkı Tarancı

Cevap

Cahit Sıtkı Tarancı
Parçada tanıtılan şair; saf şiir anlayışının en önemli özelliklerinden olan musikiye ve estetik olgunluğa önem verme ilkesini benimsemiştir. Ayrıca edebiyatımızın çok bilinen eserlerinden olan 'Otuz Beş Yaş' ve 'Desem ki' şiirleri Cahit Sıtkı Tarancı'ya aittir. Dolayısıyla doğru yanıt Cahit Sıtkı Tarancı seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ipuçlarını analiz etme
Sanatçının saf (öz) şiir anlayışını benimsediği, musiki ve estetik hazza önem verdiği belirlenir.
Soruda şairin temel şiir anlayışını saptamak için bu bilgiler gereklidir.
2
Eser ipuçlarını değerlendirme
'Otuz Beş Yaş' ve 'Desem ki' şiirlerinin yazarı tespit edilir.
Bu şiirler edebiyatımızda çok tanınmış olup doğrudan Cahit Sıtkı Tarancı'ya aittir.
3
Seçeneklerdeki şairlerin şiir anlayışlarıyla karşılaştırma yapma
Nâzım Hikmet'in toplumcu gerçekçi, Ahmet Kutsi Tecer'in Millî Edebiyat zevkini sürdüren, Orhan Veli'nin Garip akımı temsilcisi olduğu elenerek doğru seçeneğin Cahit Sıtkı Tarancı olduğu sonucuna varılır.
Temsilci ve anlayış eşleştirmesini doğrulamak amacıyla diğer seçeneklerin elenmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Saf Şiir Anlayışı ve Temsilcileri
Tahmini Süre:45s
Soru 5829Soru

İlk Çağ Anadolu medeniyetlerinden biri olan Friglerde, tarım ve hayvancılığı korumak amacıyla son derece sert kanunlar uygulanmıştır. Bu kanunlara göre öküz öldüren veya saban kıran kişilere ölüm cezası verilmiştir.

Buna göre Friglerde hukuki düzenlemelerin öncelikle aşağıdakilerden hangisini korumaya yönelik olarak şekillendiği söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarımsal üretimin sürekliliğini

Cevap

Tarımsal üretimin sürekliliğini
Frigler yerleşik yaşam süren ve temel geçim kaynakları tarım olan bir Anadolu uygarlığıdır. Tarımsal iş gücünü sağlayan öküzlerin ve toprağı sürmek için kullanılan sabanların korunması, doğrudan tarımsal üretimin kesintisiz bir şekilde devam etmesini sağlamayı amaçlar. Bu nedenle hukuk kuralları tarımsal üretimin sürekliliğini korumak üzere şekillenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kök��nün ve verilen bilginin analiz edilmesi.
Frig kanunlarında tarım ve hayvancılığı korumak için sert cezalar (öküz öldürme ve saban kırmaya ölüm cezası) verildiği görülmüştür.
Friglerin en temel ekonomik uğraşının hukuk sistemi üzerindeki etkisini belirlemek.
2
Öküz ve saban kavramlarının ekonomik karşılığının yorumlanması.
Öküz ve saban, tarımsal üretimde toprağın sürülmesi ve işlenmesi için kullanılan en temel araçlardır. Bunların zarar görmesi tarımsal üretimin durmasına yol açar.
Kanunun doğrudan hangi ekonomik sektörü korumayı amaçladığını tespit etmek.
3
Seçeneklerin değerlendirilmesi ve doğru seçeneğin belirlenmesi.
Sert cezaların amacı tarımsal faaliyetlerin kesintiye uğramasını önlemek, yani tarımsal üretimin sürekliliğini sağlamaktır.
Verilen tarihi bilgiyi en uygun seçenekle eşleştirmek.

Anahtar Kavram

İlk Çağ medeniyetlerinde coğrafi koşulların ve temel geçim kaynaklarının hukuk sistemleri üzerindeki doğrudan etkisi.
Tahmini Süre:45s
Soru 5830Soru

Aşağıda sol sütunda verilen modernist ve avangart edebiyat akımlarını, sağ sütundaki temel özellikleri ve felsefi yönelimleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fütürizm
Dadaizm
Ekspresyonizm
Kübizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fütürizm akımı makineleşme, hız ve geçmişin reddiyle; Dadaizm kuralsızlık, düzensizlik ve mantığın reddiyle; Ekspresyonizm iç dünyanın çığlık ve deformasyonla dışa vurumuyla; Kübizm ise nesnelerin parçalanarak çok boyutlu ve geometrik olarak sunulmasıyla eşleşmektedir.
Modernist ve avangart akımların her biri kendine özgü felsefi temellere ve sanatsal yöntemlere sahiptir. Fütürizm makineleşmeyi ve hızı; Dadaizm I. Dünya Savaşı sonrasındaki kaotik ortamda kuralsızlığı; Ekspresyonizm nesnel gerçekliği bozarak içsel çığlığı yansıtmayı; Kübizm ise nesneleri geometrik olarak parçalayarak çok boyutlu sunmayı temel alır.

Adım Adım Çözüm

1
Fütürizm akımının temel özellikleri incelenir.
Makineleşme, dinamizm, hız ve geçmişin reddi gibi felsefi ve biçimsel ögelerin fütürizme ait olduğu belirlenir.
Akımın İtalyan şair Marinetti öncülüğündeki manifestosuna dayanır.
2
Dadaizm akımının temel özellikleri incelenir.
I. Dünya Savaşı sonrası doğan, her türlü kuralı reddeden ve mantıksızlığı ilke edinen yaklaşımın dadaizm olduğu belirlenir.
Tristan Tzara öncülüğünde kurulan dadaizmin nihilist ve kaotik karakteri bu tanımı gerektirir.
3
Ekspresyonizm akımının temel özellikleri incelenir.
Bireyin içsel hezeyanlarını dışa vururken nesnel dünyayı deforme eden akımın ekspresyonizm olduğu belirlenir.
Dışa vurumculuk, bireyin içsel çığlıklarını ve huzursuzluklarını biçimi bozarak aktarmayı hedefler.
4
Kübizm akımının temel özellikleri incelenir.
Görsel ve anlatısal boyutta geometrik çözümlemeler yapıp çok boyutluluk sunan akımın kübizm olduğu belirlenir.
Kübizm, tek perspektifli bakış açısına karşı çıkarak nesneleri parçalara ayırır.

Anahtar Kavram

Modernist ve Avangart Akımlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5831Soru

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde (1302-1453) beyliğin sınırlarını genişletmek, Anadolu Türk siyasi birliğini sağlamak ve Batı yönlü fetih hareketlerini gerçekleştirmek amacıyla askeri ve diplomatik birçok gelişme yaşanmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen Kuruluş Dönemi gelişmelerinin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kuruluş Dönemi gelişmelerinin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralaması Koyunhisar Savaşı'nın yapılması (1302), Karesioğulları Beyliği'nin katılması (1345), Germiyanoğulları'ndan çeyiz yoluyla toprak alınması (1381) ve Niğbolu Savaşı'nın kazanılması (1396) şeklindedir.
Kronolojik sıralama incelendiğinde; Osman Bey dönemine ait Koyunhisar Savaşı (1302), Orhan Bey dönemine ait Karesioğulları Beyliği'nin katılması (1345), I. Murad dönemine ait Germiyanoğulları'ndan çeyiz yoluyla toprak alınması (1381) ve Yıldırım Bayezid dönemine ait Niğbolu Savaşı (1396) sırasıyla eskiden yeniye doğru doğru bir şekilde sıralanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği tarihleri ve padişah dönemlerini belirleme
Koyunhisar Savaşı 1302 (Osman Bey), Karesioğulları'nın ilhakı 1345 (Orhan Bey), Germiyanoğulları topraklarının çeyizle alınması 1381 (I. Murad), Niğbolu Savaşı 1396 (Yıldırım Bayezid) olarak belirlenir.
Kronolojik sıralama yapabilmek için her bir olayın gerçekleştiği net zaman diliminin tespit edilmesi gerekir.
2
Padişahların saltanat dönemlerine göre yılları karşılaştırma
Sırasıyla Osman Bey (1299-1326) dönemi, Orhan Bey (1326-1362) dönemi, I. Murad (1362-1389) dönemi ve Yıldırım Bayezid (1389-1402) dönemi esas alınarak karşılaştırma yapılır.
Osmanlı Devleti'nin kuruluş sürecindeki taht değişim sırası, bu dönemde meydana gelen siyasi olayların zaman dizinini doğrudan belirler.
3
Tarihleri eskiden yeniye doğru sıralama
1302 < 1345 < 1381 < 1396 sıralamasıyla olaylar dizilir.
Bulunan tarihlerin küçükten büyüğe sıralanması kronolojik dizilimi verir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi padişahları ve dönemlerindeki askeri, diplomatik gelişmelerin kronolojisi.
Soru 5832Soru

17. yüzyıl Fransız edebiyatında ortaya çıkan klasisizm akımının en önemli komedya yazarlarındandır. Eserlerinde aklın ve sağduyunun rehberliğinde insan doğasını, toplumsal aksaklıkları ve insan tiplerini mizahi bir dille ele almıştır. Töre ve karakter komedyalarıyla tanınan yazarın *Cimri* ve *Tartuffe* gibi başyapıtları dünya edebiyatında klasikleşmiştir.

Bu parçada söz edilen Klasik Batı edebiyatı temsilcisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Molière

Cevap

Parçada söz edilen sanatçı, klasisizm akımının ilkeleri doğrultusunda Cimri ve Tartuffe gibi ünlü komedyaları yazan Molière'dir.
Cimri ve Tartuffe komedyalarıyla tanınan, aklı ve sağduyuyu temel alan klasik Fransız edebiyatı komedya yazarı Molière'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen edebi ipuçlarını ve eser isimlerini belirlemek.
Metinde klasisizm akımı, komedya türü, töre ve karakter komedyaları ile 'Cimri' ve 'Tartuffe' eserleri vurgulanmıştır.
Yazarın kimliğini tespit edebilmek için anahtar kelimeleri ve eserleri çözümlemek gerekir.
2
Bu ipuçlarını ve eserleri seçeneklerdeki yazarlar ile eşleştirmek.
Cimri ve Tartuffe eserlerinin yazarı ve klasisizmin komedya alanındaki en büyük temsilcisi Molière olarak belirlenir.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru temsilciye ulaşmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Klasisizm Akımı ve Temsilcileri
Soru 5833Soru

Aşağıda İslamiyet'in doğuşu ve Hz. Muhammed Dönemi'nde gerçekleşen bazı önemli olaylar ile bu olayların temel özellikleri verilmiştir. Bu gelişmeleri doğru özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Medine Sözleşmesi
Hudeybiye Antlaşması
Hicret

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Medine Sözleşmesi - Medine'deki farklı dini ve toplumsal gruplar��n haklarını belirleyen anayasal nitelikteki ilk yazılı belge; Hudeybiye Antlaşması - Mekkeli müşriklerin Müslümanları ve Medine İslam Devleti'ni ilk kez hukuken resmen tanıdığ�� diplomatik gelişme; Hicret - Müslümanların Mekke'den Medine'ye göç etmesiyle Medine İslam Devleti'nin temellerinin atıldığı kurucu olay.
Medine Sözleşmesi Medine toplumunun iç yapısını düzenleyen anayasal belgedir; Hudeybiye Antlaşması Mekkelilere karşı elde edilen hukuki tanınma başarısıdır; Hicret ise devletin kurulmasını sağlayan temel tarihi göçtür.

Adım Adım Çözüm

1
Medine Sözleşmesi'nin içeriğini analiz etmek.
Bu sözleşme, Medine toplumunu oluşturan farklı grupların barış içinde bir arada yaşamasını sağlayan anayasal bir çerçevedir.
Sözleşmenin anayasal ve toplumsal düzenleyici rolünü belirlemek.
2
Hudeybiye Antlaşması'nın siyasi sonucunu değerlendirmek.
Antlaşma ile Mekkeli müşrikler Müslümanları resmen muhatap kabul etmiş ve hukuken tanımışlardır.
Antlaşmanın diplomatik önemini ve hukuki tanınma boyutunu kavramak.
3
Hicret'in devletleşme sürecindeki yerini saptamak.
Göç sonrasında Medine'de İslam Devleti kurulmuş ve Müslümanlar bağımsız bir siyasi güce kavuşmuştur.
Hicret'in devletleşme ve kurumsallaşma üzerindeki etkisini anlamak.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed Dönemi'ndeki siyasi, hukuki ve toplumsal gelişmelerin nitelikleri
Soru 5834Soru

İlk ve Orta Çağlarda Avrasya coğrafyasında faaliyet gösteren Türk topluluklarını, dünya tarihine yön veren en belirgin kültürel ve siyasi gelişmeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Karluklar
Avarlar
Kırgızlar
Hazarlar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Karluklar - Talas Savaşı ve İslamiyet'i benimseme; Avarlar - İstanbul kuşatması ve Slavları etkileme; Kırgızlar - Uygurları yıkma ve Manas Destanı; Hazarlar - Belencer Savaşı ve hoşgörü dönemi.
Verilen Türk devlet ve topluluklarının her biri kendilerine has belirgin siyasi, kültürel veya askerî özellikleri ile doğrudan eşleşmektedir. Karluklar İslamiyet'in kabulüyle, Avarlar İstanbul kuşatması ve Slavlar üzerindeki etkileriyle, Kırgızlar Uygur Devleti'ni yıkmaları ve Manas Destanı ile, Hazarlar ise Müslüman Arapları durdurmaları ve Pax Khazarica dönemini yaşatmalarıyla doğru eşleşmeyi sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk eşleşme için Karluklar incelenmelidir.
Karluklar, Talas Savaşı'nda Çinlilere karşı Abbasilerin yanında savaşmış ve İslamiyet'i kabul eden ilk Türk boyu olmuştur. Ayrıca Karahanlı Devleti'nin temelini oluşturmuşlardır. Dolayısıyla birinci tanım ile eşleşir.
Karluk boyunun İslam tarihindeki dönüm noktası olan Talas Savaşı ile olan ilişkisini tespit etmek.
2
İkinci eşleşme için Avarlar incelenmelidir.
Avarlar, Sasanilerle birlikte İstanbul'u 619 ve 626 yıllarında iki kez kuşatan ilk Türk devletidir. Hristiyanlığı kabul etmiş ve göç ettikleri Doğu Avrupa coğrafyasındaki Slav kavimlerinin askeri ve idari teşkilatlanmasını derinden etkilemişlerdir. Bu durum ikinci tanım ile eşleşir.
İstanbul'u kuşatan ilk Türk devleti olmaları ve Doğu Avrupa tarihindeki kültürel/askeri rollerini belirlemek.
3
Üçüncü eşleşme için Kırgızlar incelenmelidir.
Kırgızlar, 840 yılında Uygur başkenti Ötüken'i ele geçirerek bu devlete son vermişlerdir. Kültürel açıdan ise dünya edebiyatının en uzun destanı olarak kabul edilen Manas Destanı'nı ve Yenisey Kitabeleri'ni oluşturmuşlardır. Bu durum üçüncü tanım ile eşleşir.
Kırgızların Uygurlarla olan siyasi ilişkisini ve kültürel miraslarını bağdaştırmak.
4
Dördüncü eşleşme için Hazarlar incelenmelidir.
Hazarlar, Museviliği benimseyen yegane Türk devleti olmasının yanı sıra, Hz. Osman döneminde Müslüman ordularıyla Belencer Savaşı'nı yapmış ve Arap ilerleyişini engellemişlerdir. Ülkelerindeki yüksek hoşgörü ortamı Hazar Barış Çağı (Pax Khazarica) olarak adlandırılır. Bu durum dördüncü tanım ile eşleşir.
Hazarların İslam devletleri ile olan askeri mücadelelerini ve dinsel/sosyal hoşgörü politikalarını analiz etmek.

Anahtar Kavram

Diğer Türk devletleri ve topluluklarının siyasi tarihleri, göç hareketleri, dinî değişimleri ve dünya kültür tarihine katkıları.
Soru 5835Soru

921 yılında Abbasi Halifesi Muktedir-Billah, İtil (Volga) Bulgar Hükümdarı Almış Han'ın talebi üzerine İslamiyet'i öğretmek ve camiler ile kaleler inşa etmek amacıyla İbn Fadlan'ın da aralarında bulunduğu bir elçilik heyetini İtil nehrinin kıyılarına göndermiştir. İbn Fadlan seyahatnamesinde, buradaki Türk topluluğunun İslam dinini benimsediğini ancak göçebe çadırlarda yaşamaya ve eski bozkır kültürüyle harmanlanmış bazı toplumsal alışkanlıkları da sürdürmeye devam ettiklerini aktarmı��tır.

Bu bilgilere göre, İtil Bulgar Devleti ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İslam dinini kabul etmelerine rağmen geleneksel yaşam tarzlarını ve kültürel ögelerini tamamen terk etmediklerine

Cevap

İslam dinini kabul etmelerine rağmen geleneksel yaşam tarzlarını ve kültürel ögelerini tamamen terk etmediklerine seçeneği doğrudur.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, İtil Bulgarlarının İslamiyet'i benimsemiş olmalarına karşın geleneksel çadır yaşamını ve eski bozkır kültüründen kalma adetleri sürdürmeleri, kültürel değişimin yavaş ve aşamalı gerçekleştiğini, eski kültürün tamamen terk edilmediğini göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen İbn Fadlan'ın seyahatnamesine dair bilgileri analiz etmek.
İtil Bulgarlarının İslam dinini benimsedikleri ancak çadırlarda yaşamaya ve eski bozkır kültürünü sürdürmeye devam ettikleri tespit edilir.
Sorunun kökündeki bilgilerin doğru yorumlanabilmesi için metindeki ipuçlarının belirlenmesi gerekir.
2
Elde edilen verileri seçeneklerle karşılaştırarak dini değişime rağmen eski yaşam tarzının korunduğu seçeneği belirlemek.
Dini değişimin kültürel hayatı anında ve tamamen değiştiremediği, kültürel ögelerin varlığını sürdürdüğü sonucuna ulaşılır.
Metindeki 'İslam'ı kabul etme' ile 'eski kültürü ve göçebeliği sürdürme' durumlarının bir arada bulunması bu yargıyı doğrudan kanıtlar.

Anahtar Kavram

İtil (Volga) Bulgarları ve İslamiyet'in kabulü sonrası kültürel değişim
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5836Soru

Aşağıda sol sütunda Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki farklı yönelimleri örnekleyen dize grupları, sağ sütunda ise bu dize gruplarının ait olduğu sanatçılar ve sanatçıların şiir anlayışlarına dair bilgiler karışık olarak verilmiştir. Dize gruplarını, ilgili oldukları sanatçı ve şiir anlayışı açıklamalarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dize Grubu I:
"Rabbim, nihayet sana itaat edeceğiz...
Artık ne bir çiçek, ne bir gün ışığı.
Bizler ki dünyada bir kere nefes aldık,
Bir kere gördük yıldızlı gökyüzünü..."
Dize Grubu II:
"Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?"
Dize Grubu III:
"Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır;
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir."
Dize Grubu IV:
"ibrâhîm
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim"

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dize Grubu I - Ziya Osman Saba; Dize Grubu II - Nâzım Hikmet; Dize Grubu III - Orhan Şaik Gökyay; Dize Grubu IV - Asaf Hâlet Çelebi şeklinde eşleşmelidir.
Doğru eşleştirme dize gruplarının ait olduğu şiirlerin içeriksel temaları, üslupları ve şairlerin edebî yönelimlerine dayanmaktadır. İlk dize grubu bireysel duyarlılığı yansıtan ölüm temasıyla Ziya Osman Saba'ya (Saf Şiir); ikinci dize grubu toplumsal kurtuluş ve hitabet tonuyla Nâzım Hikmet'e (Toplumcu Şiir); üçüncü dize grubu millî duyarlılık ve vatan sevgisiyle Orhan Şaik Gökyay'a (Millî Edebiyat Zevkini Sürdüren Şiir); dördüncü dize grubu ise mistik ve masalsı diliyle Asaf Hâlet Çelebi'ye (Saf Şiir) aittir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk dize grubunun tema ve üslup incelemesi yapılır.
Şiirde ölüm, tevekkül ve varoluş gibi bireysel temaların ahenkli bir dille işlendiği görülür.
Bu özellikler Yedi Meşaleciler'in saf şiir anlayışıyla ve şair Ziya Osman Saba'nın üslubuyla örtüşmektedir.
2
İkinci dize grubunun tema, biçim ve ses yapısı analiz edilir.
Serbest nazım biçimiyle yazılmış, hitabet gücü yüksek ve toplumsal aydınlanmayı amaçlayan bir şiir olduğu görülür.
Bu nitelikler Nâzım Hikmet'in toplumcu gerçekçi şiir anlayışına aittir.
3
Üçüncü dize grubunun tematik içeriği incelenir.
Vatan sevgisi, kahramanlık ve tarihî gurur hece ölçüsüyle ve sade bir dille işlenmiştir.
Bu epik söyleyiş, Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren Orhan Şaik Gökyay'ın çizgisiyle birebir örtüşür.
4
Dördüncü dize grubunun biçim ve içerik özellikleri değerlendirilir.
Mistik ögelerin ve dinî figürlerin soyut bir dille ve serbest tarzda işlendiği görülür.
Bu mistik-sezgisel tarz saf şiiri farklı bir boyuta taşıyan Asaf Hâlet Çelebi'ye aittir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirindeki Saf Şiir, Toplumcu Gerçekçi Şiir ve Millî Edebiyat zevkini sürdüren şiir anlayışlarının ayırt edici tematik ve biçimsel özelliklerinin şair-eser bağlamında çözümlenmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5837Soru

Çukurova'da çeltik ekimi nedeniyle sıtma salgınına yakalanan köylülerin haklarını korumaya çalışan idealist bir kaymakam ile çıkarlarını korumak isteyen ağaların mücadelesini konu edinen, Yaşar Kemal'e ait toplumcu gerçekçi eser aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teneke

Cevap

Teneke
Doğru yanıt Teneke adlı romandır. Yaşar Kemal'in bu eserinde, Çukurova bölgesinde sıtmaya sebep olan çeltik tarlalarının ekimini yasa dışı olarak sürdürmek isteyen nüfuzlu ağalara karşı duran idealist ve genç bir kaymakamın, yöre halkının sağlığını korumak adına girdiği mücadele anlatılır. Yazar, bu mücadelede köylülerin ve kaymakamın yalnızlığını ve ağaların gücünü çarpıcı bir biçimde ele alır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen eserin konusunu ve yazarını belirlemek için anahtar kelimeleri incelemek.
Çukurova, çeltik ekimi, sıtma salgını, idealist kaymakam ve ağa çatışması gibi unsurlar Yaşar Kemal'in ünlü bir eserine işaret etmektedir.
Toplumcu gerçekçi Türk edebiyatında köy ve köylünün sorunlarını, sömürü düzenini ele alan eserlerin olay örgüsü ve mekân bilgisi ayırt edicidir.
2
Seçeneklerdeki eserlerin konularını karşılaştırarak doğru eseri tespit etmek.
Sözü edilen çatışma ve olay örgüsü Yaşar Kemal'in Teneke adlı romanında yer almaktadır.
Teneke romanı, sıtma yayan çeltik tarlalarına karşı mücadele eden genç bir kaymakamın hikayesini anlatarak toplumsal sömürüyü gözler önüne serer.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi toplumcu gerçekçi Türk romanında yazarların eserlerindeki mekân, karakter ve sosyo-ekonomik temaların tespiti.
Tahmini Süre:45s
Soru 5838Soru

18761876 Kanun-i Esasi'sinde padişaha ait olan 'meclisi kapatma ve sürgüne gönderme' gibi geniş yetkilerin, 19091909 yılında yapılan anayasa değişiklikleriyle sınırlandırılması ve hükümetin padişaha değil meclise karşı sorumlu tutulmasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mebusan Meclisinin yetkilerini artırarak meclis üstünlüğünü sağlamak

Cevap

Mebusan Meclisinin yetkilerini artırarak meclis üstünlüğünü sağlamak
Yapılan değişikliklerle padişahın meclis üzerindeki mutlak egemenliği sonlandırılmış, yürütme organı olan hükümet meclise sorumlu hâle getirilerek halk iradesinin temsil edildiği parlamentonun üstünlüğü ve parlamenter sistem pekiştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun-i Esasi'nin 18761876 sürümü ile 19091909 değişiklikleri arasındaki farkları karşılaştırmak.
18761876'da padişahın üstünlüğü varken, 19091909'da meclis kapatmanın zorlaştırıldığı ve hükümetin meclise sorumlu kılındığı görülür.
Anayasal sistemdeki güç dengesinin kimin lehine değiştiğini anlamak için.
2
Değişikliklerin siyasi sistem üzerindeki genel amacını belirlemek.
Padişahın yetkilerinin azaltılıp halk temsilcilerinin yer aldığı meclisin yetkilerinin artırılması, parlamenter rejimi ve meclis üstünlüğünü güçlendirir.
Ulaşılan siyasi sonucun meclis iradesini güçlendirmeye yönelik temel amacı gösterdiğini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

19091909 Anayasa Değişiklikleri ve Parlamenter Sistem
Soru 5839Soru

A��ağıda sol sütunda Cumhuriyet Dönemi toplumcu gerçekçi romanlarında işlenen temel sosyo-ekonomik çatışma konuları ve mekânları, sağ sütunda ise bu konuları temsil eden başat yapıtlar verilmiştir. Sol sütundaki her bir unsuru sağ sütundaki doğru yapıtla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Söke Ovası'nda Menderes Nehri'nin taşmasıyla köylülerin toprak paylaşımı mücadelesi ve ağalık düzeninin sorgulanması
Çukurova'da çeltik ekimi üzerinden ağaların çıkarları ile idealist bir b��rokratın (kaymakamın) halktan yana mücadelesi
Sanayileşme sürecinde ayakkabı tamirciliği yapan bir esnaf ailesinin büyük sanayi karşısında çözülüşü ve yoksullaşması
Kırsal kesimde çocuk yaşta evlendirilmeye karşı çıkan bir genç kızın (Duru) ve onu koruyan köylülerin töre ile mücadelesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki maddelerin sırasıyla Yılan Hikâyesi, Teneke, Eskici ve Oğulları, Tırpan eserleriyle eşleştirilmesi gerekmektedir.
Toplumcu gerçekçi yazarların romanları incelendiğinde; Söke Ovası'ndaki toprak çatışmaları 'Yılan Hikâyesi' ile, Çukurova'daki çeltik ekimi ve kaymakamın mücadelesi 'Teneke' ile, makineleşme karşısında küçük esnafın çözülüşü 'Eskici ve Oğulları' ile, çocuk yaşta zorla evlendirilmeye direnen Duru'nun hikâyesi ise 'Tırpan' romanıyla tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Söke Ovası'nda Menderes Nehri etrafındaki toprak mücadelesini ele alan yapıtı belirleme
Bu mekân ve tema Samim Kocagöz'ün 'Yılan Hikâyesi' romanına aittir.
Yazarın doğup büyüdüğü Söke yöresindeki tarımsal düzende ağa-köylü çatışması bu eserin temel konusudur.
2
Çukurova'da çeltik ekimi ve idealist kaymakamın ağalarla mücadelesini içeren yapıtı belirleme
Bu konu Yaşar Kemal'in 'Teneke' romanı ile eşleşmektedir.
Teneke romanı, Çukurova'da çeltik ağalarının köylüleri sömürmesine karşı duran idealist kaymakam Fikret Irmaklı'nın mücadelesini anlatır.
3
Makineleşme karşısında çözülen geleneksel esnaf ailesini ele alan yapıtı belirleme
Bu sosyo-ekonomik durum Orhan Kemal'in 'Eskici ve Oğulları' romanının konusudur.
Romanda küçük sanayi üreticilerinin fabrikalaşma karşısında ayakta kalamayarak yoksullaşması ve tarım işçiliğine yönelmesi işlenir.
4
Töreye karşı koyan Duru'nun mücadelesini anlatan yapıtı belirleme
Bu başkaldırı teması Fakir Baykurt'un 'Tırpan' romanına aittir.
Tırpan romanı, köyde yaşlı bir ağayla zorla evlendirilmek istenen Duru'nun törelere karşı direnişini ve köylü kadınların dayanışmasını anlatır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Toplumcu Gerçekçi Romanların Konu, Çatışma ve Mekân Analizi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5840Soru

Çin kaynaklarında yer alan, "Çocukları kü��ük yaşta koyunların sırtına binerek ok atmayı öğrenirler. Büyüdüklerinde ise atlı okçu olurlar. Günlük hayatlarında hayvanlarını otlatırlar ama bir tehlike anında hepsi birden savaşçı kesilirler." şeklindeki bilgiler, ilk Türk devletlerinin askeri ve toplumsal yapısı hakkında önemli ipuçları vermektedir.

Buna göre, ilk Türk devletlerindeki bu askeri ve toplumsal yapı aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ordu-millet anlayışı

Cevap

Ordu-millet anlayışı
Metinde geçen, günlük hayatta hayvancılıkla uğraşan halkın tehlike anında hep birlikte savaşçıya dönüşmesi durumu, ilk Türklerde ordunun halktan ayrı bir sınıf olmadığını, halkın tamamının asker kabul edildiğini gösterir. Bu durum 'ordu-millet' anlayışı olarak adlandırılmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Çin kaynaklarında verilen ifadedeki ipuçlarını analiz etmek.
Metinde halkın normal zamanlarda hayvancılıkla uğraşırken tehlike anında hep birlikte savaşçıya dönüştüğü bilgisine ulaşılır.
Soruda sorulan toplumsal ve askeri yapının temel özelliğini belirlemek.
2
Bu yapının ilk Türk tarihindeki kavramsal karşılığını bulmak.
Halk ile ordunun birleştiği, ordunun ayrı bir sınıf olmadığı bu yapı 'ordu-millet' kavramıyla eşleşir.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Ordu-millet anlayışı
ÖncekiSayfa 292 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin