Tüm alıştırma soruları

842 soru

Soru 581Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde Misak-ı Millî'nin kabulü ve İstanbul'un resmen işgali süreçlerinde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde Misak-ı Millî kararlarının oy birliğiyle kabul edilmesi, ardından İtilaf Devletleri'nin baskısıyla Ali Rıza Paşa Hükûmeti'nin istifa etmesi, sonrasında İstanbul'un resmen işgal edilerek Mebusan Meclisi'nin basılması ve son olarak Mustafa Kemal'in Ankara'da yeni bir meclis açılması için seçim genelgesi yayımlaması şeklindedir.
Kronolojik sıralama şu şekildedir: İlk olarak Mebusan Meclisinde Misak-ı Millî kararları kabul edilmiştir. Bu kararların ilanı İtilaf Devletleri'nin baskılarına yol açmış ve Ali Rıza Paşa Hükûmeti istifa etmiştir. Bu siyasi krizin ardından İtilaf Devletleri İstanbul'u resmen işgal ederek meclisi dağıtmıştır. Son aşamada ise Mustafa Kemal, meclisin kapatılması üzerine Ankara'da yeni bir meclisin açılması için seçim genelgesi yayımlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişmelerin tarihlerini belirlemek ve kronolojik ilişkiyi kurmak.
Seçeneklerdeki olaylar Ocak - Mart 1920 dönemini kapsamaktadır.
Sıralama yapabilmek için her bir olayın gerçekleşme tarihini saptamak gerekir.
2
Misak-ı Millî'nin kabul edilmesini başlangıç noktası olarak almak.
Son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Millî'nin kabulü (28 Ocak 1920) en erken gerçekleşen olaydır.
Bu karar, İtilaf Devletleri'nin baskılarını başlatan ve diğer olayların öncülü olan temel adımdır.
3
İtilaf Devletleri'nin baskılarına bağlı olarak yaşanan siyasi krizi ve hükûmet değişikliğini belirlemek.
İtilaf Devletleri'nin baskısı sonucu Ali Rıza Paşa Hükûmeti'nin istifası (3 Mart 1920) ikinci sırada yer alır.
Bu istifa, Misak-ı Millî kararlarına İtilaf Devletleri'nin gösterdiği tepkinin siyasi bir yansımasıdır.
4
Siyasi krizden sonra gerçekleşen askeri müdahaleyi tespit etmek.
İstanbul'un resmen işgali ve meclisin basılması (16 Mart 1920) üçüncü sıradadır.
Hükûmet değişikliğine rağmen milli kararlardan taviz verilmeyince İtilaf Devletleri askeri güç kullanmıştır.
5
İşgale karşı Anadolu'da alınan tedbiri ve yeni meclis hazırlıklarını belirlemek.
Mustafa Kemal'in Ankara'da yeni bir meclisin toplanması için seçim genelgesi yayımlaması (19 Mart 1920) son sıradadır.
Bu genelge, İstanbul'daki Mebusan Meclisi'nin basılarak işlevsiz hale getirilmesine karşı atılmış meşru bir adımdır.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'nin ilanı ve buna bağlı gelişen siyasi-askeri süreçler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 582Soru

Cumhuriyet'in ilk yıllarında eğitim ve kültür alanında çağdaş, laik ve millî bir yapı oluşturulması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda gerçekleştirilen aşağıdaki inkılap gelişmelerinin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; eğitim birliğinin sağlanması (1924), harf inkılabı (1928), tarih kurumunun açılması (1931) ve üniversite reformu (1933) şeklinde gerçekleşmiştir.
Tarihsel sıralamada ilk olarak eğitim birliğini sağlayan Tevhid-i Tedrisat Kanunu (1924), ardından okuryazarlık seferberliğini başlatan Yeni Türk harflerinin kabulü (1928), üçüncü olarak millî tarih bilincini geliştirmek amacıyla Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinin kurulması (1931) ve son olarak yükseköğretimi çağdaşlaştıran Üniversite Reformu (1933) gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eğitim ve kültür alanındaki inkılapların gerçekleşme yıllarını belirlemek
Tevhid-i Tedrisat Kanunu 1924'te, Yeni Türk Harflerinin Kabulü 1928'de, Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti 1931'de ve Üniversite Reformu 1933'te gerçekleşmiştir.
Olayları kronolojik sıraya dizebilmek için kesin tarihsel tarihlerinin bilinmesi gerekir.
2
Belirlenen tarihleri en eskiden en yeniye doğru sıralamak
1924, 1928, 1931 ve 1933 yılları sırasıyla takip edilmelidir.
Soruda geçmişten günümüze doğru bir kronolojik akış oluşturulması istenmektedir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Eğitim ve Kültür İnkılaplarının Kronolojisi
Soru 583Soru

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin taarruz amacıyla açtığı Kafkas ve Kanal cephelerinde yaşanan aşağıdaki tarihî gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Sarıkamış Harekâtı'nın başarısızlıkla sonuçlanması, I. Kanal Harekâtı'nın başlatılması, Sevk ve İskân Kanunu'nun çıkarılması ve Brest-Litovsk Antlaşması ile Kafkas Cephesi'nin kapanması şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, Kafkas ve Kanal cephelerinde yaşanan gelişmelerin tarihlerine göre oluşturulmuştur. Sarıkamış Harekâtı Aralık 1914 - Ocak 1915'te, I. Kanal Harekâtı Ocak - Şubat 1915'te, Sevk ve İskân Kanunu Mayıs 1915'te ve Brest-Litovsk Antlaşması ise Mart 1918'de gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kafkas Cephesi'ndeki ilk askeri harekâtın başlangıcını belirleme
Enver Paşa komutasındaki Sarıkamış Harekâtı Aralık 1914 - Ocak 1915 tarihlerinde gerçekleşmiştir.
Bu harekât, cephedeki Rus ilerleyişini durdurmaya yönelik ilk büyük askeri taarruz girişimidir.
2
Kanal Cephesi'ndeki ilk taarruz girişimini tarihlendirme
Cemal Paşa liderliğindeki I. Kanal Harekâtı Ocak - Şubat 1915 tarihlerinde düzenlenmiştir.
İngiltere'nin Mısır'daki hakimiyetini kırmak ve Süveyş Kanalı'nı ele geçirmek amacıyla Sarıkamış'tan hemen sonra başlatılmıştır.
3
Rus ilerleyişi ve iç güvenlik sorunları nedeniyle çıkarılan yasal düzenlemeyi tespit etme
Sevk ve İskân Kanunu (Tehcir Kanunu) 27 Mayıs 1915 tarihinde kabul edilmiştir.
Kafkas Cephesi'ndeki Rus ilerleyişi sırasında Ermeni çetelerinin çıkardığı isyanları ve güvenlik zaafiyetlerini önlemek amacıyla askeri harekâtların ardından yürürlüğe konmuştur.
4
Cepheyi kapatan ve toprak kazanımı sağlayan antlaşmayı belirleme
Rusya ile imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması 3 Mart 1918 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Rusya'daki Bolşevik İhtilali sonucu yeni yönetimin savaştan çekilmesiyle cepheyi kapatan en son gelişmedir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki taarruz cephelerinde gerçekleşen askeri harekâtlar, iç güvenlik önlemleri ve diplomatik sonuçların kronolojik seyri.
Soru 584Soru

Sivas-Divriği'deki demir ocaklarından çıkarılan demir cevherinin işlenip otomobil olarak İstanbul'daki bir tüketiciye ulaşma sürecindeki aşamalar aşağıda karışık olarak verilmiştir.

Buna göre, bu ekonomik faaliyetlerin ham maddeden tüketiciye doğru (üretim, dağıtım ve tüketim sırasına göre) doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Divriği'deki demir cevherinin çelik levhaya dönüştürülmesi, bu levhaların Kocaeli'deki otomotiv fabrikasına taşınarak araç gövdesi yapımında kullanılması, tamamlanan otomobillerin bayilere sevk edilmesi ve son olarak İstanbul'daki tüketicinin aracı kullanmaya başlaması şeklindedir.
Ekonomik faaliyet zincirinde önce ham madde çıkarılır ve işlenir (üretim), ardından elde edilen ürünler işlenecekleri veya tüketilecekleri alanlara sevk edilir (dağıtım) ve son olarak nihai kullanıcı tarafından kullanılır (tüketim). Bu doğrultuda ham maddeden nihai tüketime giden sıralama; cevherin işlenmesi (üretim), çelik levhaların taşınarak otomobile dönüştürülmesi (dağıtım ve ikincil üretim), otomobillerin bayilere sevk edilmesi (dağıtım) ve tüketicinin otomobili kullanması (tüketim) şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Birincil üretim aşamasını belirleme
Divriği'den çıkarılan cevherin Karabük'te çelik levhaya dönüştürülmesi (üretim) ilk sırada yer alır.
Ham maddenin çıkarılıp işlenmesi diğer tüm aşamaların ön koşuludur.
2
Ara ürünün taşınması ve ikincil üretim aşamasını belirleme
Çelik levhaların Kocaeli'deki otomotiv fabrikasına taşınarak şasi yapımında kullanılması ikinci sırada yer alır.
İlk aşamada üretilen çelik, başka bir üretim sürecine girdi sağlamak üzere dağıtılmalıdır.
3
Nihai ürünün dağıtım aşamasını belirleme
Montajı tamamlanan otomobillerin bayilere sevk edilmesi üçüncü sırada yer alır.
Üretilen nihai tüketim malının tüketicilere sunulabilmesi için pazarlara dağıtılması gerekir.
4
Tüketim aşamasını belirleme
İstanbul'daki tüketicinin otomobili kullanmaya başlaması son sırada yer alır.
Tüketim, üretim ve dağıtım zincirinin en son aşamasıdır.

Anahtar Kavram

Ekonomik faaliyetlerin (üretim, dağıtım, tüketim) ardışık ve birbirine bağlı zincirleme yapısı ile bu süreçleri etkileyen faktörler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 585Soru

Mustafa Kemal'in askerlik hayatında önemli yer tutan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mustafa Kemal'in askerlik hayatına dair bu gelişmeler sırasıyla; Sofya Ataşemiliterliği'ndeyken cephe görevi istemesi (1914), Çanakkale Cephesi'ndeki savunma başarıları (1915), Kafkas Cephesi'nde Muş ve Bitlis'i geri alması (1916) ve Suriye Cephesi'nde İngilizleri durdurması (1918) şeklindedir.
Mustafa Kemal'in askeri ve diplomatik faaliyetlerinin zaman dizini incelendiğinde; I. Dünya Savaşı öncesinde Sofya'da diplomatik görevdeyken savaşın başlamasıyla aktif cephe görevi istemesi ilk sıradadır. Ardından I. Dünya Savaşı süresince sırasıyla Çanakkale Cephesi (1915), Kafkas Cephesi (1916) ve en son Suriye Cephesi (1917-1918) görevleri yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal'in görev yaptığı cephelerin ve diplomatik görevlerinin kronolojik tarihlerini belirleyin.
Sofya görevi 1913-1915 yılları arasındadır (Savaşın patlak vermesi 1914). Çanakkale Cephesi 1915 yılında, Kafkas Cephesi 1916 yılında, Suriye Cephesi ise 1917-1918 yıllarında gerçekleşmiştir.
Olayların doğru kronolojik sıraya konulabilmesi için her bir gelişmenin gerçekleştiği zaman diliminin bilinmesi gerekir.
2
Belirlenen tarihleri geçmişten günümüze doğru sıralayın.
Sıralama; Sofya Ataşemiliterliği'ndeyken cephe görevi talep etmesi, Çanakkale Cephesi, Kafkas Cephesi ve Suriye Cephesi şeklinde gerçekleşir.
Mustafa Kemal'in I. Dünya Savaşı'ndaki cephe sırası Çanakkale, Kafkas ve Suriye şeklinde kronolojik bir akış izler.

Anahtar Kavram

Mustafa Kemal'in askerlik hayatı ve I. Dünya Savaşı'nda savaştığı cephelerin kronolojik sırası.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 586Soru

T��rkiye'de elektrik enerjisi üretimi sağlanan aşağıdaki kaynakları, toplam elektrik üretimindeki payı en yüksek olandan en düşük olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğal gaz - Rüzgar enerjisi - Jeotermal enerji
Türkiye'de elektrik üretiminde kullanılan kaynakların güncel payları incelendiğinde doğal gaz, rüzgar ve jeotermal enerjiye göre belirgin şekilde üst sırada yer almaktadır. Yenilenebilir kaynaklar arasında ise rüzgar enerjisinin elektrik üretimine katkısı, jeotermal enerjinin katkısından oldukça fazladır. Dolayısıyla en yüksek paydan en düşüğe sıralama Doğal gaz, Rüzgar enerjisi ve Jeotermal enerji şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin elektrik üretiminde bu üç kaynak arasından en büyük paya sahip olan birincil kaynağı belirleyin.
Doğal gaz elektrik üretiminde yaklaşık %20-25'lik pay ile bu listede ilk sıradadır.
Fosil kaynaklar, Türkiye'nin baz yük elektrik ihtiyac��nı karşılamada hala baskın bir konumdadır.
2
Geriye kalan rüzgar ve jeotermal kaynakların üretim paylarını kıyaslayın.
Rüzgar enerjisi yaklaşık %10-11'lik bir paya sahipken, jeotermal enerjinin payı yaklaşık %3-4 seviyelerindedir.
Rüzgar enerjisi potansiyeli ve kurulu gücü, jeotermal enerjiye göre coğrafi olarak çok daha geniş bir alana yayılmıştır.
3
Kaynakları en yüksek üretim payından en düşüğe doğru sıralayın.
Doğal gaz, rüzgar enerjisi ve jeotermal enerji şeklinde doğru sıralama oluşturulur.
Elektrik üretimindeki güncel payların büyüklük ilişkisi Doğal gaz > Rüzgar > Jeotermal şeklindedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde kullanılan kaynakların oransal dağılımı
Soru 587Soru

Hazar Havzası'nda üretilen ham petrolün, Türkiye üzerinden ulusal ve uluslararası pazarlara ulaştırılması sürecinde gerçekleşen beşeri ve doğal faktörlere bağlı aşamalar aşağıda karışık olarak verilmiştir.

Bu aşamaların coğrafi açıdan hammadde kaynağından başlayarak nihai tüketiciye kadar uzanan süreç sırasına göre doğru dizilişini belirleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Süreç sırasıyla petrolün Hazar Havzası'ndan çıkarılması, BTC Boru Hattı ile Ceyhan Limanı'na nakledilmesi, deniz yolu tankerleriyle Aliağa Rafinerisi'ne taşınması, rafineride akaryakıta dönüştürülerek istasyonlara sevk edilmesi ve nihayetinde araç sahipleri tarafından tüketilmesidir.
Süreç hammadde çıkarımı ile başlar (birincil üretim), boru hattıyla limana ulaştırılır (dağıtım), deniz yoluyla rafineriye sevk edilir (dağıtım), rafineride mamul maddeye dönüştürülüp iç piyasaya sunulur (üretim-dağıtım) ve nihayetinde araçlarda kullanılarak tüketilir (tüketim).

Adım Adım Çözüm

1
Hammadde üretim kaynağının belirlenmesi
Hazar Havzası'nda sondajla ham petrol çıkarılması.
Ekonomik faaliyet zincirinin ilk adımı her zaman hammadde temini yani birincil üretimdir.
2
Birincil taşıma kanalının belirlenmesi
Petrolün BTC Boru Hattı ile Ceyhan Limanı'na nakledilmesi.
Hazar Havzası kapalı bir havza olup açık denizlere doğrudan çıkışı bulunmadığından karasal boru hatlarıyla Akdeniz gibi açık deniz limanlarına taşınması gerekir.
3
Sanayi tesisine ulaştırma kanalının belirlenmesi
Liman terminalinden Aliağa Rafinerisi'ne tankerlerle deniz yolu sevkiyatı yapılması.
Liman terminaline gelen petrolün işlenip mamul maddeye dönüştürüleceği rafineriye sevk edilmesi gerekir.
4
İkincil üretim ve iç pazara dağıtımın belirlenmesi
Aliağa Rafinerisi'nde petrolün akaryakıta dönüştürülerek kara yolu tankerleriyle istasyonlara sevk edilmesi.
Rafineride işleme ikincil sanayi üretimidir, ardından mamul maddenin tüketim noktalarına dağıtımı başlar.
5
Tüketim aşamasının belirlenmesi
İstasyonlarda araçlara yakıt dolumu yapılarak tüketilmesi.
Tüketiciyle buluşma, bu ekonomik zincirin son halkasını oluşturur.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim sektörleri arasındaki ilişkiler ile ulaşım sistemlerinin bu süreçteki rolü
Soru 588Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde Misak-ı Millî'nin kabulü ve İstanbul'un işgali sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama Amasya Görüşmeleri'nde tavsiye kararının alınması, mecliste Felah-ı Vatan Grubu'nun kurulması, Misak-ı Millî'nin kabulü, Ali Rıza Paşa Hükûmeti'nin istifa etmesi ve İstanbul'un resmen işgal edilmesi şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama; Ekim 1919'da Amasya Görüşmeleri ile meclisin toplanma yerinin kararlaştırılması, Ocak 1920'de meclisin açılarak Felah-ı Vatan Grubu'nun kurulması, 28 Ocak 1920'de Misak-ı Millî'nin kabulü, 3 Mart 1920'de İtilaf baskısıyla Ali Rıza Paşa Hükûmeti'nin istifası ve nihayet 16 Mart 1920'de İstanbul'un resmen işgal edilmesi şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Görüşmeleri'nin tarihinin belirlenmesi.
Amasya Görüşmeleri Ekim 1919'da gerçekleşmiştir.
Meclisin toplanma yeri tartışmalarının başlangıcını saptamak için bu olay ilk sıraya konur.
2
Felah-ı Vatan Grubu'nun kuruluş tarihinin belirlenmesi.
Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920'de açıldıktan kısa süre sonra, Ocak ayının ortalarında bu grup kurulmuştur.
Meclisin açılması ve iç örgütlenmesinin tamamlanması, Misak-ı Millî kararlarının alınmasından önce gerçekleşen bir adımdır.
3
Misak-ı Millî'nin kabul tarihinin tespit edilmesi.
Kararlar 28 Ocak 1920'de meclisteki gizli oturumda kabul edilmiştir.
Bu beyanname meclis grubunun kurulmasından sonra, hükûmet krizlerinden ve işgalden önce ilan edilmiştir.
4
Ali Rıza Paşa kabinesinin istifa sürecinin incelenmesi.
Kabine, Misak-ı Millî kararlarına tepki gösteren İtilaf Devletleri'nin baskısıyla 3 Mart 1920'de istifa etmiştir.
Hükûmetin istifası, Misak-ı Millî'nin kabulünün doğrudan bir sonucu olup resmî işgalden hemen önce gerçekleşmiştir.
5
İstanbul'un resmen işgal tarihinin belirlenmesi.
İstanbul resmen 16 Mart 1920'de işgal edilmiş ve meclis basılmıştır.
İşgal, Misak-ı Millî kararlarının mecliste kabul edilmesine ve hükûmet değişikliklerine İtilaf Devletleri'nin nihai tepkisidir ve bu sıralamadaki son olaydır.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'nin kabul süreci ve bu sürecin İstanbul'un işgaline yol açan siyasi gelişmeleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 589Soru

Asya Hun Devleti'nin kuruluş sürecinden yıkılışına kadar yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: Teoman Dönemi'nde Türk boylarının tek çatı altında toplanması, Mete Han'ın onlu teşkilatı kurması, Çin ile ilk vergi antlaşmasının imzalanması ve son olarak Hohanyeh ile Çiçi arasındaki egemenlik mücadelesi sonucu devletin ikiye bölünmesi şeklindedir.
Asya Hun Devleti'nde siyasi gelişim süreci sırasıyla; kurucu Teoman'ın boy birliğini sağlaması, ardından Mete Han'ın ordu teşkilatını kurarak Çin ile vergiye dayalı antlaşma imzalaması ve en nihayetinde taht kavgaları sonucu devletin ikiye bölünmesi şeklinde ilerlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin kuruluş ve siyasi birliğini sağlayan ilk hükümdar Teoman Dönemi gelişmesini en başa yerleştirmek
Teoman'ın boyları birleştirmesi ilk sıraya konur.
Siyasi birlik sağlanmadan devlet teşkilatlanması ve geniş çaplı dış fetihler gerçekleştirilemez.
2
Teoman'dan sonra tahta çıkan ve askeri reform yapan Mete Han Dönemi'nin başlangıcını belirlemek
Mete Han'ın onlu teşkilatı kurması ikinci sıraya konur.
MÖ 209 yılındaki bu reform, Hun askeri gücünün temelini oluşturmuştur.
3
Askeri teşkilatlanmanın ardından yapılan büyük dış politika hamlelerini konumlandırmak
Çin'in vergiye bağlandığı antlaşmanın imzalanması üçüncü sıraya konur.
Mete Han'ın askeri gücü etkin kullanmasıyla Çin Han hanedanına karşı üstünlük kurulmuş ve MÖ 200'de vergi antlaşması imzalanmıştır.
4
Veraset kavgaları ve dış baskıların doruğa ulaştığı bölünme sürecini son aşama olarak seçmek
Hohanyeh ile Çiçi arasındaki ayrılık dördüncü sıraya konur.
MÖ 58 yılında yaşanan bu egemenlik tartışması devletin Doğu ve Batı olarak bölünmesiyle sonuçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Asya Hun Devleti Tarihsel Gelişim Basamakları ve Teşkilatlanma Kronolojisi
Soru 590Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluş ve yükselme döneminde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri, kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama sırasıyla: Nişabur'da hutbe okunması (1038), Pasinler Savaşı (1048), Bağdat Seferi (1055) ve Ani Kalesi'nin fethidir (1064).
Doğru kronolojik sıralama sırasıyla; Nişabur'da hutbe okunması (1038), Pasinler Savaşı (1048), Bağdat Seferi (1055) ve Ani Kalesi'nin fethidir (1064).

Adım Adım Çözüm

1
Devletin kuruluşu ve bağımsızlık adımı belirlenir.
Tuğrul Bey'in 1038 yılında Nişabur'da hutbe okutması devletin bağımsızlık ilanıdır ve ilk sıradadır.
Hutbe okutmak Türk-İslam geleneğinde egemenliğin en erken ve temel sembollerindendir.
2
Anadolu coğrafyasına yönelik ilk büyük askeri mücadele tespit edilir.
1048 yılındaki Pasinler Savaşı ikinci sırada yer alır.
Devletin kurulmasından sonra batı yönündeki genişleme siyasetinin Bizans ile ilk büyük karşılaşmasıdır.
3
İslam dünyasındaki siyasi liderlik adımı tespit edilir.
Tuğrul Bey'in 1055 yılındaki Bağdat Seferi üçüncü sıradadır.
Bizans'a karşı kazanılan zaferin ardından Abbasi halifesini Şii baskısından kurtarmak amacıyla yapılmıştır.
4
Yükselme dönemi fetih faaliyetleri kronolojiye eklenir.
Sultan Alp Arslan'ın 1064 yılında gerçekleştirdiği Ani Kalesi'nin fethi son sıradadır.
Alp Arslan, Tuğrul Bey'in ölümünün (1063) ardından tahta geçmiş ve bu stratejik bölgeyi fethetmiştir.

Anahtar Kavram

Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluş ve genişleme sürecindeki dönüm noktaları
Soru 591Soru

Aşağıda bir mercan resifi ekosistemindeki besin zincirinde yer alan bazı canlılar verilmiştir. Bu canlıları, fotosentezle üretilen enerjinin besin zinciri boyunca aktarılması sürecinde, her bir basamağın bünyesinde depolanan toplam enerji miktarının en az olandan en fazla olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mercan resifi besin zincirinde yer alan canlıların bünyelerinde depolanan enerji miktarının en az olandan en fazla olana doğru sıralaması resif köpekbalığı, papağan balığı, mercan polipleri ve zooxanthellae algleri şeklindedir.
Besin zincirindeki enerji piramidinde, üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe her basamakta enerjinin yaklaşık %90'ı ısı olarak kaybedilir ve yalnızca %10'u aktarılır. Bu duruma ekolojide %10 kuralı denir. Dolayısıyla, besin zincirinin en üst halkasında yer alan resif köpekbalığı en az enerjiye sahipken, en alt halkasında yer alan üretici konumundaki zooxanthellae algleri en fazla enerjiye sahiptir. Bu sebeple en az enerjiden en fazla enerjiye doğru doğru sıralama resif köpekbalığı, papağan balığı, mercan polipleri ve zooxanthellae algleri şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Canlıların besin zincirindeki trofik basamaklarını (beslenme rollerini) belirleyin.
Zooxanthellae algleri üretici (1. basamak), mercan polipleri otçul/birincil tüketici (2. basamak), papağan balığı ikincil tüketici (3. basamak) ve resif köpekbalığı üçüncül tüketici/üst yırtıcı (4. basamak) olarak belirlenir.
Enerji akışının yönünü ve basamaklar arasındaki ilişkileri kurabilmek için canlıların beslenme hiyerarşisini bilmek gerekir.
2
Besin piramidindeki enerji aktarım kuralını (%10 kuralı) uygulayın.
Güneşten gelen enerjinin her trofik basamakta sadece %10'u bir üst basamağa aktarılır, %90'ı ise solunum ve ısı kaybı ile çevreye dağılır. Bu nedenle enerji piramidin tabanından tavana doğru gidildikçe azalır.
Hangi basamakta en az, hangi basamakta en fazla enerji depolandığını saptamak için ekolojik verimlilik yasasını kullanmak gerekir.
3
Canlıları en az enerji depolayandan en fazla enerji depolayana doğru sıralayın.
En üst basamaktaki resif köpekbalığı en az enerjiye sahiptir, dolayısıyla sıralama resif köpekbalığı (üçüncül tüketici) -> papağan balığı (ikincil tüketici) -> mercan polipleri (birincil tüketici) -> zooxanthellae algleri (üretici) şeklinde gerçekleşir.
Soru kökünün bizden istediği sıralama yönü 'en az olandan en fazla olana' şeklindedir.

Anahtar Kavram

Besin zincirinde enerji akışı ve %10 kuralı
Soru 592Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde Doğu ve Güney cephelerinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri, gerçekleştikleri tarihlere göre geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Maraş’ta halk direnişiyle Fransızların şehri tahliye etmesi (Şubat 1920), Kazım Karabekir komutasındaki birliklerin Kars’ı geri alması (Ekim 1920), Ermenistan ile Gümrü Antlaşması’nın imzalanması (Aralık 1920) ve Fransa ile Ankara Antlaşması’nın imzalanması (Ekim 1921) şeklindedir.
Kronolojik sıralama geçmişten günümüze doğru yapıldığında; Maraş'ın işgalden kurtarılması (Şubat 1920), Kars'ın geri alınması (Ekim 1920), Gümrü Antlaşması (Aralık 1920) ve Ankara Antlaşması (Ekim 1921) sıralaması elde edilir. Bu sıralama olayların gerçekleşme tarihleriyle tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Maraş Savunması'nın tarihini tespit etme
Güney Cephesi'nde Kuvayıyımilliye direnişiyle Maraş'ın Fransızlar tarafından tahliye edilmesi Şubat 1920'de gerçekleşmiştir.
Milli Mücadele'deki ilk bölgesel başarıların tarihsel sırasını belirlemek.
2
Kars'ın geri alınış tarihini tespit etme
Kazım Karabekir komutasındaki XV. Kolordu'nun Doğu Cephesi taarruzu sonucunda Kars'ı kurtarması Ekim 1920'de gerçekleşmiştir.
Doğu Cephesi askeri safhasının seyrini kronolojik sıraya koymak.
3
Gümrü Antlaşması'nın tarihini tespit etme
Doğu sınırlarını belirleyen ve Ermenistan ile imzalanan Gümrü Antlaşması 3 Aralık 1920'de imzalanmıştır.
Doğu Cephesi'ndeki askeri zaferin diplomatik sonucunun zamanlamasını saptamak.
4
Ankara Antlaşması'nın tarihini tespit etme
Güney Cephesi'ni kapatan Ankara Antlaşması 20 Ekim 1921'de imzalanmıştır.
Fransa ile yapılan ve diplomatik bir dönüm noktası olan antlaşmanın son sırada yer aldığını doğrulamak.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi Doğu ve Güney cephelerindeki askeri ve diplomatik gelişmelerin tarihsel sıralaması.
Soru 593Soru

Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde yararlanılan aşağıdaki kaynakları, ülke genelinde ilk kez ticari amaçla elektrik üretimine başlandığı tarihlere göre eskiden yeniye (geçmişten günümüze) doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türkiye'de ticari elektrik üretimine başlama sıralaması geçmişten günümüze doğru sırasıyla: Linyit kömürüne dayalı santraller (1950'ler), Jeotermal santraller (1984), Rüzgar santralleri (1998) ve Lisanslı güneş santralleri (2010'lar) şeklindedir.
Türkiye'de elektrik üretiminde linyit kömürünün kullanımı 1950'lerde başlarken, jeotermal enerji 1984'te, rüzgar enerjisi 1998'de ve lisanslı güneş enerjisi santralleri 2010'lu yıllarda elektrik şebekesine dahil edilmiştir. Bu durum linyit, jeotermal, rüzgar ve güneş sıralamasını doğru kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Linyit kömürünün elektrik üretimindeki tarihsel başlangıç dönemini belirlemek.
Tunçbilek (1956) ve Soma (1957) termik santrallerinin işletmeye açılmasıyla linyitten elektrik üretimi 1950'lerde başlamıştır ve en eski döneme aittir.
Linyit yatakları, Türkiye'nin elektrik ihtiyacını karşılamak için yerli kömür hamlesi kapsamında erken dönemde devreye sokulmuştur.
2
Jeotermal kaynağa dayalı elektrik üretiminin başlangıç tarihini saptamak.
Türkiye'nin ilk jeotermal elektrik santrali olan Denizli-Sarayköy Santrali 1984 yılında faaliyete başlamıştır.
Kırıklı fay yapılarına bağlı olarak Ege Bölgesi'ndeki jeotermal potansiyelin elektrik enerjisine dönüştürülmesi 1980'li yıllarda gerçekleşmiştir.
3
Rüzgar gücünden ticari elektrik üretiminin başlangıç yılını tespit etmek.
İzmir-Çeşme'de kurulan ilk ticari rüzgar enerjisi santrali (Ares RES) 1998 yılında elektrik üretimine başlamıştır.
Rüzgar enerjisi teknolojilerinin Türkiye'de ticari anlamda yaygınlaşmaya başlaması 1990'ların sonunu bulmuştur.
4
Güneş enerjisine dayalı lisanslı elektrik üretimi başlangıcını belirlemek.
Şebekeye bağlı büyük ölçekli ve lisanslı güneş enerjisi santralleri (örneğin Konya Kızören GES) 2010'lu yılların ortalarından itibaren şebekeye dahil edilmiştir.
Güneş paneli teknolojilerinin maliyetinin düşmesi ve yasal düzenlemelerin tamamlanması en güncel dönemde (2010'lar sonrası) gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de elektrik üretiminde kullanılan enerji kaynaklarının devreye alınma süreçleri ve tarihsel gelişim sırası.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 594Soru

Atatürk Dönemi'nde toplumsal yapıyı laikleştirmek, çağdaşlaştırmak ve sınıf farkı gözetmeyen eşitlikçi bir düzen kurmak amacıyla çeşitli kanunlar çıkarılmıştır. Aşağıdaki inkılap hareketlerini kabul edildikleri kronolojik sıraya göre eskiden yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Toplumsal alandaki inkılapların kronolojik sırası: Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925), Soyadı Kanunu'nun kabul edilmesi (21 Haziran 1934), Efendi, Bey, Paşa gibi unvan ve lakapların kaldırılması (26 Kasım 1934) ve son olarak bazı kisvelerin mabetler dışında giyilmesinin yasaklanması (3 Aralık 1934) şeklindedir.
Toplumsal alanda yapılan inkılapların doğru kronolojik sıralaması: Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması (1925), Soyadı Kanunu'nun kabul edilmesi (Haziran 1934), Efendi, Bey, Paşa gibi unvan ve lakapların kaldırılması (Kasım 1934) ve son olarak bazı kisvelerin mabetler dışında giyilmesinin yasaklanması (Aralık 1934) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk aşamada 1920'li yılların ortalarında gerçekleştirilen din temelli toplumsal kurumların düzenlenmesini belirlemek.
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması kanunu 30 Kasım 1925'te kabul edilmiştir. Bu adım ilk sıradadır.
Laik devlet ve toplum yapısının oluşturulması yolundaki erken dönem reformlarından biridir.
2
1930'lu yılların ortalarında, resmi ve sosyal ilişkilerde eşitliği hedefleyen temel yasayı belirlemek.
Soyadı Kanunu 21 Haziran 1934'te kabul edilmiştir. Bu adım ikinci sıradadır.
Toplumda ayrıcalıkları kaldırmadan önce her vatandaşın bir soyadına sahip olması hukuki eşitlik için ön şarttır.
3
Soyadı Kanunu'nun ardından, eski toplumsal hiyerarşiyi ve ayrıcalıkları simgeleyen unvanların kaldırılma zamanını saptamak.
Efendi, Bey, Paşa gibi unvan ve lakapların kaldırılmasına dair kanun 26 Kasım 1934'te kabul edilmiştir. Bu adım üçüncü sıradadır.
Soyadı Kanunu ile getirilen eşitlikçi yapıyı pekiştirmek için eski feodal ve hiyerarşik unvanların yasaklanması gerekmiştir.
4
Son olarak laiklik ilkesini kıyafet alanında tamamlayan yasal düzenlemenin tarihini tespit etmek.
Dini kıyafetlerin (kisvelerin) mabetler dışında giyilmesini yasaklayan kanun 3 Aralık 1934'te kabul edilmiştir. Bu adım son sıradadır.
Toplumsal alanda laikleşmeyi tamamlayıcı nitelikteki son önemli kıyafet reformudur.

Anahtar Kavram

Toplumsal alanda gerçekleştirilen inkılapların kronolojik gelişimi, laiklik ve halkçılık ilkeleri doğrultusunda toplumu modernleştirme ve eşitleme amacı taşır.
Soru 595Soru

Osmanlı Devleti'nin XIX. yüzyılda egemenlik hakları, toprak bütünlüğü ve Boğazlar üzerinde yaşadığı diplomatik gelişmelere dair aşağıda verilen olayları kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin geçmişten günümüze kronolojik sıralaması: Doğu Sorunu tabirinin Viyana Kongresi'nde kullanılması (1815), Hünkar İskelesi Antlaşması (1833), Balta Limanı Ticaret Antlaşması (1838) ve Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841) şeklindedir.
Verilen gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması Viyana Kongresi (1815), Hünkar İskelesi Antlaşması (1833), Balta Limanı Ticaret Antlaşması (1838) ve Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği yılları tespit etmek
Doğu Sorunu kavramının ortaya çıkışı 1815, Hünkar İskelesi Antlaşması 1833, Balta Limanı Ticaret Antlaşması 1838 ve Londra Bo��azlar Sözleşmesi 1841 yılındadır.
Kronolojik sıralama yapabilmek için diplomatik gelişmelerin tarihsel sıralamasını netleştirmek gerekir.
2
Tarihleri geçmişten günümüze doğru sıralamak
1815 < 1833 < 1838 < 1841 sıralaması elde edilir.
Soruda olayların geçmişten günümüze kronolojik sıralanması istenmektedir.
3
Olayları sıralamayla eşleştirmek
Doğu Sorunu (1815) -> Hünkar İskelesi Antlaşması (1833) -> Balta Limanı Ticaret Antlaşması (1838) -> Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841) doğru sıralamadır.
Tarihsel kronolojiye göre olaylar sıralanarak nihai çözüme ulaşılır.

Anahtar Kavram

Boğazlar Sorunu ve Doğu Sorunu çerçevesindeki diplomatik gelişmelerin kronolojisi
Soru 596Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nde adalet işleri şer'i ve örfi olmak üzere iki ana kola ayrılmıştır. Şer'i yargı sistemi, kendi içinde dikey bir hiyerarşik yapıya sahip olup yerel mahkemelerden en üst temyiz ve şikâyet merciine kadar uzanan bir kademelenme göstermektedir.

Buna göre, Türk-İslam devletlerinde şer'i hukuk sisteminde yer alan aşağıdaki kurum ve görevlileri, yetki genişliği ve karar mercisi açısından en üstten en alta doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şer'i yargı sistemindeki en üst makam Divan-ı Mezalim'dir. Ardından başkentteki başkadı olan Kadıü'l-Kudat, eyalet ve şehirlerdeki Kadı ve en alt basamakta yer alan yardımcı yargıç olan Naib gelir.
Türk-İslam devletlerinde şer'i yargının en üst basamağında kararların son inceleme yeri olan Divan-ı Mezalim yer alır. Teşkilatın başkentteki genel yöneticisi Kadıü'l-Kudat'tır. Taşradaki bağımsız yargıç olan Kadı üçüncü sırada, onun yetki devriyle kasaba veya köylerde görev yapan yardımcısı Naib ise en alt basamakta bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Şer'i yargı sistemindeki en üst kuruluşu belirleme
Sultanın başkanlık ettiği Divan-ı Mezalim'in en yüksek yargı ve temyiz organı olduğu tespit edilir.
Divan-ı Mezalim, kadı kararlarına yapılan itirazları inceleme ve devlet adamlarını yargılama yetkisine sahip en üst mercidir.
2
Merkezi şer'i yargı yöneticisini belirleme
Başkentte bulunan Kadıü'l-Kudat'ın (başkadı) yargı teşkilatının başı olduğu belirlenir.
Kadıü'l-Kudat, yerel kadıların atama ve denetiminden sorumlu olup yetki bakımından Divan-ı Mezalim'den sonra gelir.
3
Yerel mahkeme hakimini belirleme
Eyalet ve şehirlerdeki bağımsız şer'i davalara bakan Kadı'nın konumu belirlenir.
Kadı, doğrudan davaları çözmekle görevli yerel yargıç olup kadı vekili olan naiblerin amiridir.
4
Yargı hiyerarşisinin en alt basamağını belirleme
Kadı yardımcısı veya vekili olan Naib'in en alt sırada yer aldığı tespit edilir.
Naib, kadının yetki alanındaki daha küçük yerleşimlerde veya onun adına görev yapan yardımcı hakimdir.

Anahtar Kavram

Büyük Selçuklu Devleti ve Türk-İslam Devletlerinde Şer'i Yargı Teşkilatı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 597Soru

Aşağıda verilen Türkiye'deki ticaret merkezlerini, iç ticaretteki etki alanlarının genişliği ve ticaret hacimlerinin büyüklüğüne göre en geniş/en fazla olandan en dar/en az olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türkiye'deki ticaret merkezlerinin ticaret hacmi ve etki alanlarına göre büyükten küçüğe doğru sıralaması İstanbul, İzmir ve Kars şeklindedir.
İstanbul, Türkiye'de nüfus, sanayi ve ulaşımın en çok geliştiği merkez olarak ulusal/küresel düzeyde en büyük ticaret hacmine sahiptir. İzmir, bölgesel ölçekte ticaret ve sanayi merkezi olarak ikinci sırada gelir. Kars ise sanayi faaliyetlerinin az olması sebebiyle yerel etki alanı ile en düşük ticaret hacmine sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul'un iç ticaretteki konumunu belirlemek.
İstanbul, Türkiye'nin en büyük nüfus, sanayi, ulaşım ve finans merkezi olması sebebiyle iç ticaretteki payı en fazla ve etki alanı en geniş olan kenttir. İlk sıraya yerleştirilir.
Nüfus yoğunluğu, sanayi üretimi ve ulaşım ağlarının gelişmişliği ticaret hacmini doğrudan artırır.
2
İzmir'in iç ticaretteki konumunu belirlemek.
İzmir, bölgesel ölçekte büyük bir ticaret ve liman kentidir. İstanbul'dan sonra ikinci sıraya yerleştirilir.
Ege Bölgesi'nin ticaret merkezi olan İzmir, İstanbul'a kıyasla daha dar ama Kars'a kıyasla oldukça geniş bir bölgesel etki alanına sahiptir.
3
Kars'ın iç ticaretteki konumunu belirlemek.
Kars, sanayi faaliyetlerinin azlığı ve nüfusunun düşüklüğü nedeniyle ticaret hacmi en az olan ve yerel etkiye sahip olan kenttir. Son sıraya yerleştirilir.
Ekonomik faaliyetlerin tarım ve hayvancılıkla sınırlı olması ticaret hacmini yerel düzeyde tutmaktadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki şehirlerin fonksiyonel özellikleri, iç ticaret hacimleri ve etki alanlarının coğrafi analizi.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 598Soru

Kuraklık; yavaş gelişen, başlangıcı ve bitişi net olarak tespit edilemeyen ancak etkileri uzun yıllar süren hidrolojik kökenli ekstrem bir doğa olayıdır. Yağış yetersizliği ile başlayan bu sürecin zamanla farklı aşamalara evrildiği bilinmektedir.

Buna göre, kuraklığın başlangıcından itibaren ortaya çıkan aşağıdaki aşamaları ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kuraklık aşamalarının gelişim sırası: ilk olarak ya��ışların azalması (meteorolojik kuraklık), ardından toprak neminin kaybolması (tarımsal kuraklık), daha sonra yüzey ve yer altı sularının azalması (hidrolojik kuraklık) ve son olarak da bu durumun beşerî ve ekonomik faaliyetleri etkilemesi (sosyoekonomik kuraklık) şeklindedir.
Kuraklığın gelişim süreci incelendiğinde; ilk olarak atmosferik olaylara bağlı olan meteorolojik kuraklık (yağış azlığı) meydana gelir. Yağış yetersizliğinin devam etmesiyle toprak nemi kaybolur ve tarımsal kuraklık başlar. Sürecin daha da uzaması yüzey ve yer altı su rezervlerinin azalmasına, yani hidrolojik kuraklığa yol açar. En nihayetinde su kıtlığı tarım, enerji ve sanayi gibi beşerî faaliyetleri etkileyerek sosyoekonomik kuraklığa dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Meteorolojik kuraklık evresinin belirlenmesi
Kuraklık sürecinin ilk olarak atmosferik nem eksikliği ve uzun süreli yağış azlığı ile başladığı tespit edilir.
Kuraklık olayının ana tetikleyicisi iklimsel parametrelerdeki sapmalardır.
2
Tarımsal kuraklık evresine geçişin analizi
Yağış yetersizliğinin öncelikle toprak nemini etkilediği ve tarımsal üretimi sınırlandırdığı belirlenir.
Toprak, yağış azlığından atmosferden hemen sonra doğrudan etkilenen ilk unsurdur.
3
Hidrolojik kuraklık aşamasının konumlandırılması
Toprak nemindeki kayıpların ve sızmanın azalmasının akarsu, göl ve yer altı sularını besleyemediği saptanır.
Hidrolojik rezervlerin (akarsu, göl, yer altı suyu) tükenmesi zaman alır ve toprak nemi kaybından sonra belirginleşir.
4
Sosyoekonomik kuraklığın son aşama olarak belirlenmesi
Fiziksel su yetersizliğinin insan faaliyetlerine yansıyan nihai boyutu analiz edilir.
Toplumsal ve ekonomik etkiler, su kaynaklarının tükenmesinin doğrudan bir sonucu olarak en son ortaya çıkar.

Anahtar Kavram

Kuraklık türlerinin gelişim sırası ve hidrolojik ekstrem olayların gelişim aşamaları
Soru 599Soru

XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü tehdit eden Doğu Sorunu ve Boğazlar Meselesi sürecinde bazı diplomatik gelişmeler yaşanmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen gelişmelerin geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğu Sorunu teriminin ilk kez kullanılması (1815 Viyana Kongresi), Hünkar İskelesi Antlaşması (1833), Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841) ve Paris Antlaşması (1856) sırasıyla gerçekleşmiştir. Bu nedenle kronolojik sıralama Viyana Kongresi, Hünkar İskelesi Antlaşması, Londra Boğazlar Sözleşmesi ve Paris Antlaşması şeklinde olmalıdır.
Doğu Sorunu teriminin ilk kez ortaya atılması 1815 Viyana Kongresi ile başlar. Ardından 1833'te imzalanan Hünkar İskelesi Antlaşması ile Boğazlar sorunu patlak vermiş, bu durum 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar'ın uluslararası bir statü kazanmasına yol açmıştır. Kırım Savaşı sonrasında imzalanan 1856 Paris Antlaşması ise bu kronolojideki en son diplomatik gelişmedir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen diplomatik gelişmelerin hangi olaylara ve yıllara karşılık geldiğini tespit etmek
İlk gelişme 1815 Viyana Kongresi (Doğu Sorunu terimi), ikinci gelişme 1833 Hünkar İskelesi Antlaşması, üçüncü gelişme 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi ve son gelişme 1856 Paris Antlaşması'dır.
Olayların kronolojik sırasını belirlemek için tarihsel tarihlerini ve bağlamlarını bilmek gerekir.
2
Tespit edilen tarihleri geçmişten günümüze doğru sıralamak
1815 -> 1833 -> 1841 -> 1856 sıralaması elde edilir.
Soruda kronolojik sıralamanın geçmişten günümüze doğru yapılması istenmektedir.

Anahtar Kavram

Doğu Sorunu ve Boğazlar Meselesi kapsamındaki diplomatik gelişmelerin kronolojisi ve Osmanlı Devleti'ne etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 600Soru

Kavimler Göçü ve Avrupa Hun Devleti'nin tarihsel süreçteki gelişim aşamaları düşünüldüğünde, aşağıda verilen olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Balamir önderliğindeki Hunların batıya göç ederek kavimleri sürüklemesi, Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılması, Uldız komutasındaki Hunların Anadolu topraklarına ilk kez girmesi ve Doğu Roma İmparatorluğu ile Margus Barış Antlaşması'nın yapılması şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, olaylerin neden-sonuç ve gelişim zincirine uygun olarak Kavimler Göçü'nün başlaması (375), göç baskısıyla Roma'nın bölünmesi (395), Uldız'ın Anadolu akınları (398) ve Attila'nın tahta çıkışıyla imzalanan Margus Antlaşması (434) biçimindedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk göç hareketinin tarihini belirleme
Kavimler Göçü, MS 375'te Balamir önderliğindeki Hunların ��dil (Volga) sınırını geçmesiyle başlamıştır.
Bu olay Avrupa'nın etnik ve siyasi yapısını değiştiren sürecin ilk halkasıdır.
2
Göç dalgasının Roma üzerindeki etkisini saptama
Yoğun göç dalgası Roma İmparatorluğu'nu sarsmış ve imparatorluk MS 395 yılında Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmüştür.
Göç eden barbar kavimlerin Roma topraklarına girmesi imparatorluğun yönetimini imkansız kılmıştır.
3
Hunların bölgesel dış politikasını değerlendirme
Uldız'ın Doğu Roma'yı baskı altında tutma stratejisiyle MS 398'de Anadolu'ya ilk Türk akınları düzenlenmiştir.
Avrupa Hun Devleti'nin kuruluş döneminde uygulanan genel dış politika doğrultusunda gerçekleşmiştir.
4
Doğu Roma ile yapılan ilk büyük diplomatik antlaşmayı bulma
Tahta çıkan Attila ve Bleda, MS 434 yılında Doğu Roma ile ilişkileri düzenleyen Margus Antlaşması'nı imzalanmıştır.
Hun devletinin diplomatik üstünlüğünü pekiştiren ilk resmi anlaşmadır.

Anahtar Kavram

Kavimler Göçü'nün siyasi sonuçları ile Avrupa Hun Devleti'nin kuruluşu ve dış politika kronolojisi
ÖncekiSayfa 30 / 43Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin