Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6441Soru

Yazılı kültürün henüz başlamadığı tarih öncesi devirlere ait bir höyükte kazı yapan bir araştırma heyeti; taş baltalar, kilden yapılmış kaplar ve kömürleşmiş buğday taneleri bulmuştur.

Buna göre araştırma heyetinin, bu buluntuları inceleyerek dönemin özelliklerini aydınlatmak için aşağıdaki bilim dallarının hangisinden yararlanması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arkeoloji

Cevap

Arkeoloji
Arkeoloji, kazı yoluyla toprak veya su altındaki maddi kalıntıları ortaya çıkaran ve inceleyen bilim dalıdır. Yazının kullanılmadığı tarih öncesi dönemlere ait taş baltalar, kilden kaplar ve buğday taneleri gibi tüm kalıntılar arkeolojinin çalışma alanına girer.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen zaman dilimini belirleme.
Buluntuların yazının henüz icat edilmediği 'tarih öncesi devirlere' ait olduğu anlaşılır.
Yardımcı bilim dallarının hangisinin yazılı, hangisinin yazısız dönemlerde kullanılabileceğini ayırt etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki bilim dallarının çalışma alanlarını analiz etme.
Paleografya, diplomatik, epigrafi ve nümizmatik bilimlerinin tamamının doğrudan yazı veya yazılı kültür unsurlarıyla (alfabe, resmi belge, anıt kitabe, para) ilişkili olduğu belirlenir. Arkeoloji ise her türlü maddi kalıntıyı inceler.
Yazısız dönemlerin aydınlatılmasında sadece yazılı olmayan maddi kalıntıları inceleyen bilim dallarından yararlanılabilir.
3
Elde edilen veriler doğrultusunda doğru seçeneğe ulaşma.
Taş baltalar, kil kaplar ve buğday taneleri gibi yazısız buluntuları inceleyebilecek tek bilimin arkeoloji olduğu sonucuna varılır.
Arkeoloji, yazının olmadığı tarih öncesi dönemlerin en önemli aydınlatıcısıdır.

Anahtar Kavram

Tarih öncesi dönemlerin araştırılmasında yazılı kaynak bilimlerinin (paleografya, diplomatik, epigrafi, nümizmatik) kullanılamayacağı, maddi kalıntıları inceleyen arkeoloji gibi bilimlerden yararlanılması gerektiği.
Soru 6442Soru

Osmanlı Devleti, Trablusgarp Savaşı'nı bitiren antlaşmayı imzalamaya hazırlanırken aynı zamanda Balkanlar'dan gelen saldırı haberleriyle karşı karşıya kalmıştır. İki ateş arasında kalan Osmanlı diplomasisi, hem Kuzey Afrika'daki son toprak parçasının elden çıkışını hafifletmeye çalışmış hem de Ege adalarının güvenliğini sağlamaya yönelik adımlar atmıştır.

Bu gelişmeler doğrultusunda imzalanan antlaşmanın içeri��i ve diplomatik kararları hakkında yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuzey Afrika’daki toprakların İtalya’ya bırakılmasına rağmen bölgedeki Müslüman nüfus ile dini bağların sürdürülmesi kararlaştırılmış, Yunan işgali tehdidi altındaki On İki Ada ise güvenlik gerekçesiyle geçici olarak İtalya’ya teslim edilmiştir.

Cevap

Kuzey Afrika’daki toprakların İtalya’ya bırakılmasına rağmen bölgedeki Müslüman nüfus ile dini bağların sürdürülmesi kararlaştırılmış, Yunan işgali tehdidi altındaki On İki Ada ise güvenlik gerekçesiyle geçici olarak İtalya’ya teslim edilmiştir.
Doğru seçenek olan değerlendirmede belirtildiği üzere, Uşi Antlaşması ile Kuzey Afrika'daki son toprak parçası kaybedilse de halifelik makamı aracılığıyla kültürel ve dini bağlar korunmak istenmiştir. Aynı zamanda Balkan Savaşı'ndaki Yunan tehdidine karşı On İki Ada geçici olarak İtalya'ya bırakılarak adaların güvenliği sağlanmaya çalışılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Uşi Antlaşması'nın imzalandığı dönemin siyasi koşullarını analiz etmek.
Osmanlı Devleti'nin Balkan Savaşları'nın başlaması üzerine iki ateş arasında kaldığı ve İtalya ile barış yapmak zorunda olduğu tespit edilir.
Savaşın sona erme nedenini ve antlaşmanın imzalanma aciliyetini anlamak için.
2
Antlaşmadaki On İki Ada maddesini değerlendirmek.
Balkan Savaşı sırasında adaların Yunanistan tarafından işgal edilmesini önlemek amacıyla geçici olarak İtalya'ya bırakıldığı anlaşılır.
Osmanlı Devleti'nin askeri yetersizliği karşısında adaların güvenliğini sağlama stratejisini belirlemek için.
3
Trablusgarp halkının hukuki durumunu belirleyen maddeyi incelemek.
Topraklar İtalya'ya verilse de halkın dini bakımdan halifeye bağlı kalması sağlanarak bölgeyle olan kültürel bağların sürdürülmesi amaçlanmıştır.
Halifeliğin dini gücünün siyasi/diplomatik bir araç olarak nasıl kullanıldığını analiz etmek için.

Anahtar Kavram

Uşi Antlaşması Hükümleri ve Siyasi Sonuçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6443Soru

Tanzimat Dönemi'nde Batı edebiyatı akımlarının etkisiyle eserler veren iki Türk sanatçısı, sanat anlayışlarını şu şekilde dile getirmektedir:

I. Sanatçı: "Eserlerimde her zaman aklı ve sağduyuyu kılavuz edindim. Duyguların ve aşırılıkların insanı yanıltacağını savunarak değişmeyen evrensel insan tabiatını, erdem ve ahlakı ön planda tuttum. Eserlerimde seçkin ve kurallı bir dil kullanmaya özen gösterdim."

II. Sanatçı: "Sanatçının yaratıcılığı, kuralların dar kalıplarıyla sınırlandırılamaz. Bizler insanın iç dünyasını, vatan sevgisi gibi yüce duyguları ve fırtınalı coşkuları serbestçe dile getirmeliyiz. Klasik kuralları yıkarak hem tarihten hem de günlük yaşamdan beslenen, duyguyu ön plana alan bir yaklaşımı benimsedim."

Bu parçada dile getirilen görüşler ve temsil ettikleri edebî akımlar dikkate alındığında, sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde bu sanatçıların benimsediği akımlar ve Tanzimat Dönemi Türk edebiyatındaki temsilcileri doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Sanatçı: Klasisizm (Şinasi) / II. Sanatçı: Romantizm (Namık Kemal)

Cevap

Birinci sanatçı akıl, sağduyu ve erdemi savunarak Klasisizm akımını temsil etmektedir ve bu akımın Tanzimat Dönemi'ndeki en önemli temsilcisi Şinasi'dir. İkinci sanatçı ise duygu, coşku ve kuralsızlığı savunarak Romantizm akımını temsil etmektedir ve bu akımın temsilcisi Namık Kemal'dir.
Doğru eşleştirmede belirtildiği üzere, birinci sanatçı 'akıl, sağduyu, erdem, ahlak ve seçkin dil' vurgularıyla Klasisizm akımını yansıtır ve bu akımın Tanzimat Dönemi'ndeki en önemli temsilcisi Şinasi'dir. İkinci sanatçı ise 'kuralsızlık, duygu, coşku, vatan sevgisi' vurgularıyla Romantizm akımını benimsemiştir ve bu akımın temsilcisi Namık Kemal'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci sanatçının sözlerindeki anahtar kavramları analiz etmek.
Sanatçının 'akıl', 'sağduyu', 'erdem ve ahlak' ile 'seçkin dil' ifadelerini kullanması, onun Klasisizm akımına mensup olduğunu gösterir.
Klasisizm akımının en temel iki sütunu akıl ve sağduyudur.
2
İkinci sanatçının sözlerindeki anahtar kavramları analiz etmek.
Sanatçının 'duygu', 'coşku', 'milli değerler' ve 'kuralsızlık' ifadelerini kullanması, onun Romantizm akımına mensup olduğunu gösterir.
Romantizm, Klasisizm'in kuralcılığına ve akılcılığına tepki olarak doğmuş; duygu ve hayali öne çıkarmıştır.
3
Bulunan edebi akımların Tanzimat Dönemi Türk edebiyatındaki temsilcilerini belirlemek.
Tanzimat Dönemi'nde Klasisizm'in temsilcisi Şinasi, Romantizm'in temsilcisi ise Namık Kemal'dir.
Şinasi akılcı yaklaşımı ve klasik edebiyat etkileriyle Klasisizm'i; Namık Kemal ise coşkulu vatan şairi kimliği ve tiyatrolarındaki duygu yüklü yapısıyla Romantizm'i temsil eder.

Anahtar Kavram

Klasisizm ve Romantizm akımlarının temel ilkeleri ile Tanzimat Dönemi temsilcileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6444Soru

Gülün tam ortasında ağlıyorum
Her akşam sokak ortasında öldükçe
Önümü arkamı bilmiyorum
Azaldığını duyup duyup karanlıkta
Beni yeryüzünde bir kadın sevdi

Bu dizelerin tema, imge ve dil özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki şairlerden hangisine ait olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cemal Süreya

Cevap

Verilen dizeler İkinci Yeni şiirinin temsilcilerinden Cemal Süreya'ya aittir.
Verilen dizeler İkinci Yeni şiirinin imgeci ve soyut dünyasını yansıtmaktadır. 'Gülün tam ortasında ağlamak' ve 'sokak ortasında ölmek' gibi ifadeler İkinci Yeni'nin tipik imge anlayışına ve alışılmamış bağdaştırmalarına örnektir. Bu özellikler seçeneklerde yer alan şairlerden sadece İkinci Yeni'nin kurucularından olan şaire aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin imge ve dil özelliklerini çözümlemek.
Dizelerde 'gülün tam ortasında ağlamak' ve 'sokak ortasında ölmek' gibi alışılmamış bağdaştırmalar ve soyut bir anlatım olduğu belirlenir. Bu özellikler İkinci Yeni şiir anlayışını işaret etmektedir.
Şiirin ait olduğu edebi topluluğu tespit etmek.
2
Seçeneklerdeki şairlerin edebi yönelimlerini değerlendirmek.
Melih Cevdet Anday'ın Garip, Ziya Osman Saba'nın Yedi Meşaleciler, Nihat Behram'ın 1960 Sonrası Toplumcu Şiir, Ahmet Kutsi Tecer'in ise Millî Edebiyat zevkini sürdüren şiir anlayışına mensup olduğu; Cemal Süreya'nın ise İkinci Yeni akımının öncülerinden olduğu belirlenir.
Dizelerin üslubuyla şairlerin şiir anlayışlarını eşleştirmek.
3
Doğru şairi belirlemek.
İkinci Yeni şiir anlayışına ve dil özelliklerine sahip olan bu dizelerin Cemal Süreya'ya ait olduğu tespit edilir.
Soruda sorulan şairin kim olduğunu kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

İkinci Yeni Şiirinin İmge ve Dil Özellikleri, Temsilcileri
Soru 6445Soru

Doğadaki karbon; atmosfer, litosfer, hidrosfer ve biyosfer arasında sürekli döngü halindedir. Bu döngü sırasında karbonun bazı süreçlerle doğaya salınımı gerçekleşirken, bazı süreçlerle de yutak alanlarında depolanması (tüketimi) sağlanır. Coğrafi süreçler göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi karbon döngüsünde yutak (tüketim) alanı oluşturarak atmosferdeki karbondioksit miktarının azalmasına katkı sağlayan bir süreç değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karbonatlı kayaçların çeşitli dış etkenlerle kimyasal yollardan aşınması ve ayrışması

Cevap

Karbonatlı kayaçların çeşitli dış etkenlerle kimyasal yollardan aşınması ve ayrışması
Karbonatlı kayaçların kimyasal yollarla aşınması ve ayrışması sürecinde, kayaç yapısında bağlı bulunan karbon elementleri serbest kalarak karbondioksit gazı şeklinde atmosfer ya da hidrosfere katılır. Bu durum karbonun depolanmasını değil, tam aksine ortama salınmasını sağlar. Dolayısıyla bu süreç bir yutak alanı oluşturmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Karbon döngüsündeki yutak (tüketim) ve kaynak (salınım) süreçlerini sınıflandırın.
Fotosentez, kabuk oluşumu, fosil yakıt oluşumu ve okyanusların gaz soğurması karbonu azaltan (tüketen) yutak süreçleridir. Solunum, yanma, volkanizma ve kayaç ayrışması ise karbonu artıran (salan) kaynak süreçleridir.
Soruda atmosferdeki karbondioksit miktarını azaltmayan, yani yutak olmayan seçeneği bulmak amaçlanmaktadır.
2
Seçeneklerdeki kimyasal kayaç ayrışması sürecini analiz edin.
Karbonatlı kayaçların (kalker, dolomit) kimyasal yollarla aşınması ve çözünmesi sonucunda, kayaç yapısındaki karbon serbest kalır ve atmosfere veya su ortamlarına karbondioksit (CO2CO_2) olarak salınır.
Kayaç ayrışmasının karbon salınımına yol açan bir süreç olduğunu belirlemek doğru seçeneğe ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Karbon Döngüsünde Kaynak (Salınım) ve Yutak (Tüketim) Mekanizmaları
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 6446Soru

Türkiye’de kıyı kesiminde yer alan limanların ticari kapasitelerinin gelişmesi; art bölgelerinin (hinterland) genişliğine, iç kesimlerle olan ulaşım ağlarının çeşitliliğine ve yer şekillerinin uzanış doğrultusuna doğrudan bağlıdır. Dağların kıyıya paralel uzandığı alanlarda iç kesimlerle ulaşım geçitlerle sağlanırken, demir yolu bağlantısının bulunup bulunmaması limanın hinterlandını doğrudan etkiler.

Buna göre, Türkiye'deki limanlar ve onların ulaşım özellikleri ile ilgili;

I. Trabzon Limanı, Kop ve Zigana gibi önemli geçitlerle iç kesimlere bağlansa da demir yolu bağlantısının olmamasından dolayı hinterlandı Samsun Limanı kadar gelişmemiştir.
II. Antalya Limanı, Çubuk Geçidi ile iç kesimlere bağlanır ve hinterlandını genişleten en önemli unsur İç Anadolu'ya uzanan aktif demir yolu hattıdır.
III. İskenderun Limanı, Nur Dağları üzerindeki Belen Geçidi ile iç kesimlere bağlanır ve gelişmiş demir yolu ağı sayesinde geniş bir hinterlanda sahiptir.
IV. Sinop Limanı, Karadeniz'in tek doğal limanı olmasına rağmen Küre ve Ilgaz dağlarının yarattığı ulaşım güçlüğü ve demir yolu ağından yoksun olması nedeniyle hinterlandı en dar limanlardandır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, III ve IV

Cevap

I, III ve IV yargıları doğrudur.
I, III ve IV numaralı yargılar Türkiye'deki limanların hinterland, yer şekilleri ve demir yolu ilişkilerini doğru açıklamaktadır. Trabzon Limanı'nın demir yolu bağlantısı yoktur, bu nedenle hinterlandı demir yolu bağlantısı olan Samsun'a göre dardır. İskenderun Limanı Belen Geçidi ve aktif demir yolu hattı ile iç kesimlere bağlıdır. Sinop Limanı ise doğal liman olmasına rağmen Küre ve Ilgaz dağlarının engeli ve demir yolu bağlantısının olmaması nedeniyle hinterlandı en dar limanlar arasındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Limanların demir yolu bağlantılarını kontrol etme
Trabzon, Antalya ve Sinop limanlarının iç kesimlerle demir yolu bağlantısı yoktur. Samsun ve İskenderun limanlarının demir yolu bağlantısı vardır.
Demir yolu bağlantısı, limanların hinterlandını (art bölgesini) genişleten en önemli faktörlerden biridir.
2
Geçitler ve dağ sıraları ilişkisini analiz etme
Trabzon Kop ve Zigana geçitleriyle, Antalya Çubuk Geçidiyle, İskenderun ise Belen Geçidiyle iç kesimlere bağlanır. Sinop ise Küre ve Ilgaz dağları nedeniyle iç kesimlere ulaşımda büyük zorluklar yaşar.
Türkiye'de dağların kıyıya paralel uzandığı Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında limanların iç kesimlerle bağlantısı geçitlerle sağlanır.
3
Yargıları değerlendirme
I. yargı doğrudur (Trabzon'un demir yolu yoktur, hinterlandı Samsun'dan dardır). II. yargı yanlıştır (Antalya'nın demir yolu yoktur). III. yargı doğrudur (İskenderun Belen Geçidi ve demir yolu bağlantısına sahiptir). IV. yargı doğrudur (Sinop doğal limandır ama dağlar ve demir yolu eksikliği nedeniyle hinterlandı dardır). Dolayısıyla I, III ve IV. yargılar doğrudur.
Tüm limanların coğrafi özellikleri, geçitleri ve demir yolu bağlantıları karşılaştırılarak doğru öncüller belirlenir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki limanların gelişiminde art bölge (hinterland) genişliği, yer şekilleri (dağların uzanışı, geçitler) ve demir yolu bağlantısının etkisi.
Soru 6447Soru

I. ve II. Kök Türk devletleri döneminde yaşamış, Türk devlet teşkilatlanmasında ve kültür tarihinde önemli rol oynamış bazı tarihi şahsiyetler ile bu şahsiyetlerin en belirgin özellikleri aşağıda verilmiştir. Sol sütunda yer alan tarihi şahsiyetleri, sağ sütunda verilen doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bumin Kağan
İlteriş Kağan
Vezir Tonyukuk
Kül Tigin

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bumin Kağan, Avar hâkimiyetine son veren ve I. Kök Türk Devleti'ni kuran hükümdardır. İlteriş Kağan, esaret sonrasında boyları birleştirip II. Kök Türk Devleti'ni kurmuştur. Vezir Tonyukuk, ordu ve devlet yönetiminde görev alıp kendi anıtını diktiren devlet adamıdır. Kül Tigin ise askeri başarılarıyla öne çıkan ve adına abide dikilen şehzadedir.
Bumin Kağan I. Kök Türk Devleti'nin kurucusudur. İlteriş Kağan, esaretten sonra devleti yeniden derleyen kurucudur. Vezir Tonyukuk, ilk Türk tarihçisi kabul edilen devlet adamıdır. Kül Tigin ise devletin askeri kanadını yöneten kahraman şehzadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kök Türk tarihi şahsiyetlerini belirlemek
Bumin Kağan, İlteriş Kağan, Vezir Tonyukuk ve Kül Tigin belirlendi.
Soruda verilen sol sütundaki isimlerin Kök Türk tarihindeki rollerini analiz etmek.
2
Bumin Kağan'ın tarihi rolüyle eşleştirilmesi
Bumin Kağan, Avar Kağanlığı'na karşı isyan ederek I. Kök Türk Devleti'ni kuran hükümdar açıklamasıyla eşleşir.
Bumin Kağan'ın tarihteki en büyük başarısı Avar hâkimiyetine son verip devleti kurmasıdır.
3
İlteriş Kağan'ın tarihi rolüyle eşleştirilmesi
İlteriş Kağan, Çin esaretinden sonra devleti derleyen 'İlteriş' unvanını alan hükümdar açıklamasıyla eşleşir.
Kutluk Kağan'ın devleti yeniden derlemesiyle bu unvanı alması ilişkili bilgidir.
4
Vezir Tonyukuk'un tarihi rolüyle eşleştirilmesi
Vezir Tonyukuk, askeri/idari danışmanlık yapan ve ilk Türk tarihçisi kabul edilen devlet adamı açıklamasıyla eşleşir.
Tonyukuk yazıtı, Türk tarih yazıcılığının ilk örneklerinden olup Tonyukuk'un kendisi tarafından diktirilmiştir.
5
Kül Tigin'in tarihi rolüyle eşleştirilmesi
Kül Tigin, askeri gücü yöneten ve genç yaşta ölümüyle adına Orhun anıtı dikilen şehzade açıklamasıyla eşleşir.
Kül Tigin, Bilge Kağan'ın kardeşi olup orduların başındaki kahramanlığıyla anıtta övülmektedir.

Anahtar Kavram

Kök Türk Devleti ve Orhun Yazıtları'ndaki önemli şahsiyetlerin rollerinin kavranması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6448Soru

Doğal afetlerin sınıflandırılmasında, afeti ortaya çıkaran ya da tetikleyen ana köken faktörleri esas alınır. Kökeni doğrudan yer kabuğunun yapısına ve yerin derinliklerindeki tektonik/magmatik süreçlere dayanan afetler jeolojik kökenlidir. Atmosferik süreçler ve iklim koşullarına bağlı olarak gelişen afetler ise klimatolojik veya meteorolojik kökenlidir.

Buna göre, aşağıdaki doğal afetlerden hangisi oluşum kökeni bakımından jeolojik karakter taşımaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tsunami

Cevap

Tsunami
Tsunami, okyanus veya deniz tabanında meydana gelen deprem, volkanizma ya da deniz tabanı heyelanları gibi yer kabuğu hareketleri sonucunda ortaya çıkan dev dalgalardır. Bu nedenle doğrudan jeolojik kökenli bir afet olarak sınıflandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal afetlerin kökenlerini tanımlama
Afetler oluşum kaynaklarına göre sınıflandırılır: Yer kabuğu kökenliler jeolojik, atmosfer kökenliler ise klimatolojik/meteorolojiktir.
Sın��flandırma kriterlerini belirlemek, doğru afeti seçmek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki afetlerin kökenlerini inceleme
Kasırga, kuraklık, fırtına ve aşırı yağışlar atmosferik ve iklimsel olaylara dayanırken; tsunami okyanus tabanındaki tektonik hareketlere (deprem, volkanizma) bağlıdır.
Hangi afetin doğrudan yerin yapısı ve hareketleriyle ilişkili olduğunu tespit etmek gerekir.
3
Jeolojik kökenli afeti belirleme
Tsunaminin oluşumu yer kabuğundaki tektonik hareketlere dayandığı için jeolojik kökenli olduğu sonucuna varılır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için jeolojik süreçlerin sonucunu belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Doğal afetlerin oluşum kökenlerine göre sınıflandırılması ve jeolojik süreçlerin etkileri
Tahmini Süre:45s
Soru 6449Soru

Nüfus politikaları; ülkelerin demografik yapıları, ekonomik hedefleri ve sosyal ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmektedir. Aşağıda, farklı nüfus politikaları uygulayan ülkelere ait açıklamalar ile bu açıklamaların ait olduğu ülkeler verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki demografik açıklama ve politikalar ile sağ sütundaki ülkeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Uzun ömürlülüğün artması ve düşük doğum oranları nedeniyle dünyada yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu, bu durumun yarattığı aktif iş gücü açığını kapatmak için doğumları teşvik eden ülke.
Çok yüksek kaba doğum oranlarına sahip olan, hızlı nüfus artışının kalkınma üzerindeki baskısını hafifletmek amacıyla aile planlaması ve eğitim yoluyla nüfus artış hızını düşürmeye çalışan ülke.
Nüfus miktarındaki artıştan ziyade, eğitim ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artırarak nüfusun niteliksel özelliklerini iyileştirmeye odaklanan ülke.
1970'lerin sonundan itibaren uyguladığı tek çocuk politikasının demografik dengeleri bozması üzerine, önce iki çocuğa, ardından daha esnek doğum politikalarına geçerek politikasını değiştiren ülke.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci açıklama Japonya, ikinci açıklama Nijerya, üçüncü açıklama Meksika ve dördüncü açıklama Çin ile eşleşmektedir.
Verilen açıklamalar analiz edildiğinde; dünyada en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip olan ve pronatalist politika izleyen ülke Japonya'dır. Hızlı nüfus artışını sınırlamaya çalışan Nijerya antinatalist politika uygulamaktadır. Eğitim ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artırarak nüfusu niteliksel olarak geliştirmeyi hedefleyen ülke Meksika'dır. Demografik dengelerin bozulması nedeniyle katı tek çocuk politikasından vazgeçen ise Çin'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci açıklamayı değerlendirme
Bu açıklama yaşlı nüfus oranı çok yüksek olan ve iş gücü açığını kapatmak için doğumları teşvik eden Japonya'yı işaret etmektedir.
Japonya'nın uyguladığı nüfus politikası pronatalisttir.
2
İkinci açıklamayı değerlendirme
Bu açıklama yüksek kaba doğum oranlarına sahip olan ve nüfus artış hızını azaltmaya çalışan Nijerya'yı işaret etmektedir.
Nijerya'nın uyguladığı nüfus politikası antinatalisttir.
3
Üçüncü açıklamayı değerlendirme
Bu açıklama nüfusun niteliksel özelliklerini (eğitim, sağlık vb.) iyileştirmeye odaklanan Meksika'yı işaret etmektedir.
Meksika'nın nüfus politikası niteliksel iyileştirmeye odaklıdır.
4
Dördüncü açıklamayı değerlendirme
Bu açıklama tek çocuk politikasının demografik dengeleri bozması üzerine politikasında esnemeye giden Çin'i işaret etmektedir.
Çin'in yakın geçmişte demografik kaygılarla politikasını değiştirmesi bu eşleşmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Ülkelerin demografik özelliklerine göre uyguladıkları nüfus politikaları (nüfus artış hızını artırma, azaltma veya niteliğini iyileştirme).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6450Soru

Atatürk Dönemi'nde toplumsal yapıyı çağdaşlaştırmak, sosyal düzeni sağlamak ve halk sağlığını güvence altına almak amacıyla gerçekleştirilen aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Sıhhiye ve Muavenet-i İctimaiye Vekâletinin kurulması (1920), Şapka İktisası Hakkında Kanun'un kabul edilmesi (1925), Merkez Hıfzıssıhha Müessesesinin faaliyete geçmesi (1928) ve Soyadı Kanunu'nun kabul edilmesi (1934) şeklindedir.
Verilen gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması geçmişten günümüze doğru: Sıhhiye ve Muavenet-i İctimaiye Vekâletinin kurulması (1920), Şapka İktisası Hakkında Kanun'un kabul edilmesi (1925), Merkez Hıfzıssıhha Müessesesinin faaliyete geçmesi (1928) ve Soyadı Kanunu'nun kabul edilmesi (1934) sırasını takip eder.

Adım Adım Çözüm

1
Sağlık hizmetlerinin teşkilatlanmasına yönelik atılan ilk adımı saptamak.
Sıhhiye ve Muavenet-i İctimaiye Vekâleti 2 Mayıs 1920'de kurulmuştur.
Milli Mücadele Dönemi'nin zorlu koşullarında sağlık alanında yapılan ilk kurumsal düzenlemedir.
2
Kılık kıyafet alanındaki modernleşme reformunu belirlemek.
Şapka İktisası Hakkında Kanun 25 Kasım 1925'te kabul edilmiştir.
Cumhuriyet'in ilanından sonra toplumsal alanda laiklik ve çağdaşlaşma doğrultusunda gerçekleştirilen ilk köklü adımlardandır.
3
Koruyucu sağlık hizmetlerinin kurumsallaştığı kurumu belirlemek.
Merkez Hıfzıssıhha Müessesesi 27 Mayıs 1928'de kurulmuştur.
Cumhuriyet döneminde salgın hastalıklarla mücadele ve yerli aşı üretimi için atılan en büyük adımlardandır.
4
Halkçılık ilkesi doğrultusunda toplumsal ilişkileri düzenleyen yasayı belirlemek.
Soyadı Kanunu 21 Haziran 1934'te kabul edilmiştir.
Resmi işlemlerin kolaylaşmasını ve sınıfsal ayrıcalıkların ortadan kalkmasını sağlayan sosyal alan reformudur.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetin ilk yıllarında sağlık ve sosyal hayatta gerçekleştirilen inkılapların kronolojik takvimi
Soru 6451Soru

Doğal kaynaklar; oluşum süreleri, yenilenebilirlik durumları ve ekonomik faaliyetlerdeki kullanım biçimlerine göre sınıflandırılmaktadır.

Aşağıdaki tabloda bazı doğal kaynaklar, yenilenebilirlik durumları ve ekonomik kullanım özellikleriyle eşleştirilmiştir:

NoDoğal KaynakYenilenebilirlik DurumuEkonomik Kullanım Alanı ve Özelliği
IR��zgârDaimi (tükenmeyen)Geçmişte yelkenli gemiler ve un değirmenlerinde mekanik güç kaynağıyken günümüzde modern türbinlerle elektrik üretiminde kullanılır.
IIOrmanBelirli şartlarda yenilenebilenTarih boyunca barınma ve ısınmada kullanılırken günümüzde kâğıt, kereste, mobilya ve kimya sanayisinde ham madde kaynağıdır.
IIITaş KömürüYenilenemeyen (tükenen)Sanayi Devrimi'yle buharlı makinelerde ve demir-çelik sanayisinde yüksek sıcaklık gerektiren ergitme işlemlerinde enerji kaynağı olmuştur.
IVToprakBelirli şartlarda yenilenebilenGeçmişten günümüze tarım ve hayvancılığın zeminini oluştururken günümüzde çimento, seramik, tuğla ve cam sanayisinde ham madde olarak kullanılır.
VDoğal GazBelirli şartlarda yenilenebilenKullanıldıkça tükenmeyen bir enerji kaynağı olup, fosil yakıtlar arasında çevre kirliliği ve karbon salınımı en yüksek olan kaynaktır.

Tabloda numaralandırılmış doğal kaynaklardan hangisine ait özellikler yanlış verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V

Cevap

V numaralı doğal gaz kaynağına ait özellikler yanlıştır.
V numaralı satırda yer alan doğal gaz kaynağının yenilenebilirlik durumu 'Belirli şartlarda yenilenebilen' olarak verilmiştir; ancak doğal gaz oluşumu milyonlarca yıl alan fosil bir yakıt olup yenilenemeyen (tükenebilen) doğal kaynaklar grubundadır. Ayrıca doğal gaz, fosil yakıtlar içerisinde karbon salınımı ve çevre kirliliği en yüksek olan değil, tam aksine çevre kirliliği en düşük olan kaynaktır. Bu nedenle V numaralı kaynağa ait bilgiler yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tabloda verilen doğal kaynakların yenilenebilirlik durumlarını incelemek.
Rüzgâr daimi; orman ve toprak belirli şartlarda yenilenebilen; taş kömürü yenilenemeyen kaynaktır. Doğal gaz ise yenilenebilen değil, petrol ve kömür gibi yenilenemeyen (tükenebilen) bir kaynaktır.
Kaynakların temel coğrafi sınıflandırmasını doğrulamak için.
2
Kaynakların ekonomik özellikleri ve çevreye etkilerini değerlendirmek.
Doğal gaz fosil yakıtlar arasında karbon salınımı en düşük olan temiz enerji kaynağıdır. Tabloda ise çevre kirliliğinin en yüksek olduğu ifade edilmiştir.
Doğal gazın çevresel ve ekonomik özelliklerini test etmek için.
3
Yanlış olan seçeneği belirlemek.
V numaralı satırda hem yenilenebilirlik hem de çevresel özellikler yanlış eşleştirilmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Doğal kaynakların yenilenebilirlik durumlarına ve ekonomik kullanım özelliklerine göre sınıflandırılması.
Soru 6452Soru

Yeni Türk Devleti'nde millî bir ekonomi oluşturma hedefi doğrultusunda 1926 yılında Kabotaj Kanunu kabul edilmiştir. Bu kanunla, Osmanlı Devleti döneminde yabancı devletlere verilen kapitülasyonların denizlerdeki uzantısı sona erdirilmiş; Türk karasularında yük ve yolcu taşıma hakkı yalnızca Türk vatandaşlarına ve Türk bayraklı gemilere verilmiştir.

Buna göre, Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesinin doğrudan aşağıdaki Atatürk ilkelerinden hangisinin bir gereği olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milliyetçilik

Cevap

Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesi doğrudan Milliyetçilik ilkesinin bir gereğidir.
Kabotaj Kanunu ile Türk karasularında deniz ticareti hakkının yalnızca Türk vatandaşlarına tanınması, yabancı devletlerin deniz ticareti üzerindeki kapitülasyon kaynaklı ayrıcalıklarını sona erdirmiştir. Bu durum ulusal egemenliği denizlerde de pekiştirmiş ve Türk denizciliğini millîleştirmiştir. Dolayısıyla bu düzenleme doğrudan Milliyetçilik ilkesinin bir gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kabotaj Kanunu'nun içeriğini ve getirdiği düzenlemeyi analiz etmek.
Türk karasularında deniz ticareti ve taşımacılığı hakkının yabancılardan alınarak yalnızca Türk vatandaşlarına ve Türk bayraklı gemilere verildiği görülür.
Düzenlemenin hangi amaçla ve kimin yararına yapıldığını belirlemek.
2
Elde edilen kazanımları Atatürk ilkeleriyle eşleştirmek.
Denizlerin bağımsızlaştırılması ve millîleştirilmesi, millî bağımsızlık ve millî ekonomi politikası ile örtüşür.
Millîleştirme ve yabancı imtiyazlarının kaldırılmasının doğrudan milliyetçilik ilkesinin temel amaçları arasında olduğunu saptamak.
3
Diğer seçenekleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak.
Bu düzenleme doğrudan devlet yatırımı (devletçilik), halkın eşitliği (halkçılık), devlet yönetimi (cumhuriyetçilik) veya din işlerinin ayrılması (laiklik) ile ilgili olmadığından doğru cevap Milliyetçilik olmalıdır.
Çeldiricilerin (özellikle ekonomiyle ilişkisinden ötürü Devletçilik kavramının) yanlış yorumlanmasını engellemek.

Anahtar Kavram

Kabotaj Kanunu'nun Milliyetçilik ilkesiyle ilişkisi ve millî ekonomi yolunda atılan adımlar.
Soru 6453Soru

Avrupa Hun Devleti, Uldız döneminde belirlenen 'Doğu Roma’yı baskı altında tutmak, Batı Roma ile iyi ilişkiler kurmak' şeklindeki dış politika çizgisini Attila döneminde değiştirmiştir. Attila, önce Doğu Roma üzerine seferler düzenleyerek bu imparatorluğu Margus ve Anatolius antlaşmalarıyla ağır vergilere bağlamış; ardından ise Batı Roma üzerine Galya ve İtalya seferlerini gerçekleştirmiştir.

Bu bilgilere g��re, Avrupa Hun Devleti’nin dış politikasındaki değişim ve sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Roma İmparatorluğu'nun her iki kanadı üzerinde de askeri ve siyasi üstünlük kurulmuştur.

Cevap

Roma İmparatorluğu'nun her iki kanadı üzerinde de askeri ve siyasi üstünlük kurulmuştur.
Attila döneminde Doğu Roma'nın antlaşmalarla vergiye bağlanması ve ardından Batı Roma topraklarına yönelik büyük seferler düzenlenmesi, Hunların Roma İmparatorluğu'nun her iki kanadı üzerinde askeri ve siyasi olarak kesin bir üstünlük sağladığını göstermektedir. Bu nedenle imparatorluğun her iki kanadı üzerinde üstünlük kurulduğunu belirten ifade doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki bilgileri analiz ederek Avrupa Hun Devleti'nin dış politika hedeflerindeki değişimi belirlemek.
Uldız döneminde Doğu Roma'yı baskılayıp Batı Roma ile iyi geçinme politikasının, Attila döneminde her iki Roma kanadına da askeri sefer düzenleme şekline dönüştüğü anlaşılır.
Hunların zamanla uyguladığı yeni stratejiyi doğru saptamak.
2
Attila'n��n Doğu Roma (Bizans) ve Batı Roma ile olan diplomatik/askeri ilişkilerinin sonuçlarını değerlendirmek.
Doğu Roma'nın Margus ve Anatolius antlaşmalarıyla vergiye bağlanması, Batı Roma üzerine Galya ve İtalya seferlerinin yapılması Hunların askeri ve siyasi olarak güçlendiğini gösterir.
İlişkilerin her iki Roma üzerinde de bir tahakküm oluşturduğunu anlamak.
3
Seçenekleri bu tarihi gerçekler doğrultusunda analiz ederek doğru yargıyı bulmak ve hatalı seçeneklerdeki anakronik/kavramsal yanılgıları ayıklamak.
Avrupa Hunlarının Roma İmparatorluğu'nun her iki bölümü üzerinde de mutlak bir askeri ve siyasi üstünlük kurduğu sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneği belirlemek ve çeldiricileri elemek.

Anahtar Kavram

Avrupa Hun Devleti'nin dış politikası ve Roma İmparatorluğu ile ilişkileri
Soru 6454Soru

Doğal afetler, oluştukları süre ve gelişim hızlarına göre "ani gelişen afetler" ve "yavaş gelişen afetler" olmak üzere iki gruba ayrılır. Ani gelişen afetler saniyeler veya dakikalar içinde başlayıp yıkıcı etkisini hemen gösterirken; yavaş gelişen afetler uzun bir zaman diliminde, genellikle aylar veya yıllar içinde belirginleşir.

Buna göre, aşağıdaki doğal afetlerden hangisi yavaş gelişen doğal afetler arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuraklık

Cevap

Kuraklık yavaş gelişen bir doğal afettir.
Kuraklık, yağış miktarının normal seviyelerin altına düşmesiyle aylarca veya yıllarca süren bir zaman diliminde yavaş yavaş ortaya çıkan klimatik kökenli bir afettir. Diğer seçeneklerdeki afetler ise aniden gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal afetlerin gelişim hızlarına göre sınıflandırmasını inceleyin.
Afetler oluşum sürelerine göre aniden gerçekleşenler (deprem, heyelan, çığ, tsunami) ve uzun sürede yavaş yavaş gerçekleşenler (kuraklık, erozyon) olarak ikiye ayrılır.
Soru kökündeki tanıma uygun olarak yavaş gelişen afeti tespit etmek.
2
Seçeneklerdeki afetleri oluşum hızlarına göre analiz edin.
Deprem, heyelan, çığ ve tsunami anlık olarak gerçekleşirken; kuraklık aylarca veya yıllarca süren yağış azlığı sonucunda yavaş yavaş belirginleşir.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Doğal afetlerin oluşum hızlarına göre (ani ve yavaş gelişen) sınıflandırılması
Soru 6455Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen coğrafi ve stratejik özellikleri, sağ sütunda yer alan dünyaca ünlü su yolları ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kızıldeniz'i Aden Körfezi üzerinden Hint Okyanusu'na bağlayan, Süveyş Kanalı ile Akdeniz'e ulaşan deniz ticaret rotasının güneydeki en kritik geçiş noktası olan doğal su yolu.
Kuzey Denizi ile Baltık Denizi'ni birbirine bağlayarak Danimarka Yarımadası'nın çevresini dolaşma zorunluluğunu ortadan kaldıran, insan eliyle inşa edilmiş yapay su yolu.
Büyük Okyanus ile Hint Okyanusu arasındaki en kısa deniz ticaret rotasını oluşturan, küresel mal taşımacılığında ve enerji sevkiyatında en yüksek yoğunluğa sahip doğal boğaz.
Kuzey Buz Denizi ile Büyük Okyanus'u birbirine bağlayan, tarih değiştirme çizgisinin geçtiği ancak çevresindeki yerleşim ve ticaret merkezlerinin azlığı nedeniyle ticari hacmi en düşük olan doğal su geçidi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki açıklamaların sağ sütundaki su yolları ile doğru eşleşmesi şu şekildedir: Kızıldeniz ile Aden Körfezi bağlantısı Babülmendep Boğazı ile; Kuzey Denizi ile Baltık Denizi arasındaki yapay su yolu Kiel Kanalı ile; Büyük Okyanus ile Hint Okyanusu arasındaki en yoğun rota Malakka Boğazı ile; Kuzey Buz Denizi ile Büyük Okyanus arasındaki düşük hacimli geçit ise Bering Boğazı ile eşleşmektedir.
Sol sütundaki her bir coğrafi ve stratejik tanım, sağ sütundaki doğru su yolu ismiyle eşleştirilmiştir. Kızıldeniz ve Aden Körfezi bağlantısı Babülmendep Boğazı ile; Kuzey Denizi-Baltık Denizi arasındaki yapay kanal Kiel Kanalı ile; Hint-Büyük Okyanus bağlantısındaki en yoğun rota Malakka Boğazı ile; son olarak da Kuzey Buz Denizi ile Büyük Okyanus arasındaki düşük hacimli soğuk geçiş Bering Boğazı ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki bağlantı noktası belirlenir.
Bu stratejik su yolu Babülmendep Boğazı'dır.
Süveyş Kanalı'nın güney çıkışında bulunan bu boğaz, Kızıldeniz'i Aden Körfezi üzerinden Hint Okyanusu'na bağlar.
2
Kuzey Denizi ile Baltık Denizi arasındaki yapay bağlantı tespit edilir.
Bu kanal Kiel Kanalı'dır.
Almanya sınırlarında yer alan Kiel Kanalı, Danimarka Yarımadası'nı dolaşmayı engelleyen yapay bir su yoludur.
3
Büyük Okyanus ve Hint Okyanusu arasındaki en yoğun ticaret rotası incelenir.
Bu doğal geçit Malakka Boğazı'dır.
Güneydoğu Asya'da yer alan Malakka Boğazı, küresel petrol ve emtia ticaretinin en önemli darboğazlarından biridir.
4
Kuzey Buz Denizi ve Büyük Okyanus arasındaki en kuzeydeki soğuk su geçidi belirlenir.
Bu doğal geçit Bering Boğazı'dır.
Bering Boğazı, Asya ile Kuzey Amerika'yı ayırır ve ticari hacmi iklim ile konumu nedeniyle oldukça düşüktür.

Anahtar Kavram

Dünyadaki deniz ticaret rotaları üzerinde yer alan doğal boğazlar ve yapay kanalların coğrafi konumları, işlevleri ve ticari önemleri.
Soru 6456Soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye'de, savaşların yıkıcı etkileri ve yetersiz beslenme nedeniyle verem, sıtma, frengi ve trahom gibi salgın hastalıklar toplumsal yaşamı tehdit etmekteydi. Yeni devlet, halk sağlığını korumayı ve nüfusu artırmayı temel bir görev kabul ederek bu doğrultuda kurumsal ve yasal bir yapı oluşturmaya çalışmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Atatürk Dönemi'nde halk sağlığı alanındaki bu kurumsal ve yasal altyapıyı doğrudan şekillendiren temel gelişmelerdir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sıhhiye ve Muavenet-i ��çtimaiye Vekâletinin kurulması ve Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun kabul edilmesi

Cevap

Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâletinin kurulması ve Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun kabul edilmesi
Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâletinin kurulması sağlık alanında bakanlık düzeyinde kurumsal örgütlenmeyi sağlamış, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun kabulü ise halk sağlığı politikalarının yasal dayanağını oluşturmuştur. Bu iki gelişme, erken Cumhuriyet Dönemi'nde sağlık alanındaki yasal ve kurumsal altyapının temel taşlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki yönlendirmeyi analiz etme.
Soru, Atatürk Dönemi'nde halk sağlığı alanındaki kurumsal ve yasal çerçeveyi kuran temel gelişmeleri sormaktadır.
Halk sağlığının yasal koruma altına alınması ve devlet teşkilatının kurulması adımlarını belirlemek.
2
Seçeneklerdeki inkılapların alanlarını inceleme.
Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti sağlık alanındaki kurumsal (bakanlık) yapıyı oluştururken, 1930'da çıkarılan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu bu faaliyetlerin genel yasal çerçevesini çizmiştir.
Kurumsal (bakanlık) ve yasal (kanun) eşleşmesini doğrudan karşılayan seçeneği bulmak.

Anahtar Kavram

Sağlık Alanındaki Kurumsal ve Yasal Düzenlemeler
Soru 6457Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin farklı dönemlerinde uygulanan sanayi politikaları ve bu dönemlerin temel özellikleri hakkında hazırlanan aşağıdaki tabloda bir bilgi yanlışı yapılmıştır:

DönemTemel Sanayi Politikası / Gelişme
I. 1923-1932 Dönemiİzmir İktisat Kongresi toplanmış, özel teşebbüsü desteklemek amacıyla Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılmıştır.
II. 1932-1950 DönemiDevletçilik ilkesi doğrultusunda I. Beş Yıllık Sanayi Planı uygulanmış ve Sümerbank, Etibank gibi kamu kuruluşları kurulmuştur.
III. 1950-1960 DönemiLiberal ekonomi politikaları ağırlık kazanmış, özel sektörün yatırımları teşvik edilmiş ancak altyapı yetersizliği ve sermaye azlığı sorunları yaşanmıştır.
IV. 1960-1980 DönemiDevlet Planlama Teşkilatı (DPT) kurularak planlı kalkınma dönemine geçilmiş, ithal ikameci sanayileşme modeli benimsenmiştir.
V. 1980 Sonrası DönemTarıma dayalı sanayi kollarının devlet eliyle kurulmasına ve iç pazara yönelik korumacı sanayi politikalarına öncelik verilmiştir.

Tablodaki numaralanmış dönemlerin hangisine ait sanayi politikası veya özelliği yanl��ş verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V

Cevap

1980 sonrası dönemi ifade eden V numaralı satırdaki açıklama yanlıştır çünkü bu dönemde ihracata dayalı büyüme ve dışa açık ekonomi politikası benimsenmiştir.
1980 yılından itibaren uygulanan ekonomi ve sanayi politikalarında korumacı ve iç pazara dönük devletçi yatırımlar yerine, serbest piyasa koşulları çerçevesinde ihracata dayalı, dışa açık bir model tercih edilmiştir. Bu nedenle V numaralı dönem açıklaması yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tabloda verilen Cumhuriyet dönemi sanayi politikaları tarihsel süreçlerine göre incelenir.
Dönemlerin temel amaçları ve uygulanan politikalar karşılaştırılır.
Dönemlerin özelliklerinde herhangi bir kronolojik veya kavramsal hata olup olmadığını belirlemek.
2
1980 sonrası dönemdeki ekonomik yönelim belirlenir.
1980 sonrasında korumacı ve devletçi sanayileşmeden ziyade, dışa açık ve ihracata dayalı bir büyüme modeline geçildiği tespit edilir.
Döneme ait açıklamanın doğruluğunu denetlemek.
3
Yanlış eşleştirilen dönem seçilir.
V numaralı dönemin özelliğinde geçen devlet eliyle tarıma dayalı sanayi kurulması ve korumacı iç pazar politikası ifadesinin 1930'lu yılların devletçilik ilkesine ait olduğu, 1980 sonrasını yansıtmadığı belirlenerek doğru cevaba ulaşılır.
Soru kökünün bizden istediği yanlış eşleştirmeyi bulmak.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Sanayi Politikaları ve Tarihsel Dönemleri
Soru 6458Soru

Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP); bölgedeki tarım, turizm ve altyapı hizmetlerini geliştirerek sosyo-ekonomik yapıyı güçlendirmeyi hedefleyen bir bölgesel kalkınma projesidir.

Buna göre, aşağıdaki illerden hangisi DOKAP sınırları içerisinde yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erzurum

Cevap

Erzurum
Erzurum ili, Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) kapsamında değil, Doğu Anadolu Projesi (DAP) kapsamında yer almaktadır. Bu nedenle DOKAP sınırları içerisinde bulunmaz.

Adım Adım Çözüm

1
DOKAP (Doğu Karadeniz Projesi) kapsamındaki iller belirlenir.
Artvin, Bayburt, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Samsun, Tokat, Trabzon, Amasya ve Çorum illerinin DOKAP sınırları içerisinde yer aldığı tespit edilir.
Bölgesel kalkınma projesinin coğrafi sınırlarını ve kapsadığı illeri netleştirmek için.
2
Seçeneklerde verilen iller, tespit edilen DOKAP illeriyle karşılaştırılır.
Rize, Giresun, Trabzon ve Artvin illerinin DOKAP kapsamında olduğu; Erzurum ilinin ise Doğu Anadolu Projesi (DAP) sınırlarında yer aldığı görülür.
DOKAP kapsamında yer almayan doğru seçeneği bulmak için.

Anahtar Kavram

Bölgesel Kalkınma Projelerinin Kapsadığı İller
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6459Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreçte sanayi faaliyetlerini geliştirmek ve yönlendirmek amacıyla farklı dönemlerde farklı sanayi politikaları uygulanmış, bu doğrultuda önemli kararlar alınmış ve kurumlar tesis edilmiştir.

Buna göre, aşağıda verilen tarihi olay ve gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması (1923), Sümerbank'ın kurulması (1933), Karabük Demir-Çelik Fabrikası'nda üretime başlanması (1939) ve Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulması (1960) şeklinde olmalıdır.
Cumhuriyet Dönemi sanayi politikalarının kronolojik akışı incelendiğinde; ilk olarak 1923'te İzmir İktisat Kongresi toplanmış, ardından özel sektörün yetersiz kalmasıyla 1933'te Sümerbank kurulmuş, bu sürecin devamında Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı doğrultusunda 1939'da Karabük Demir-Çelik Fabrikası üretime başlamış ve en son 1960'ta planlı dönemi yönetmek üzere Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
İzmir İktisat Kongresi'nin tarihi belirlenir.
Kongre, Cumhuriyet'in ilanından hemen önce, 1923 yılında toplanmıştır.
Yeni Türk devletinin iktisat politikasını belirleyen ilk adımdır.
2
Sümerbank'ın kurulduğu tarih ve gerekçesi tespit edilir.
Banka, özel sermaye yetersizliğini aşarak sanayiyi devlet eliyle finanse etmek için 1933 yılında kurulmuştur.
1929 Büyük Buhranı sonrası benimsenen devletçilik politikasının en önemli adımlarındandır.
3
Karabük Demir-Çelik Fabrikası'nın faaliyete geçiş yılı belirlenir.
Tesis, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamında 1939 yılında üretime başlamıştır.
Türkiye'nin ağır sanayi hamlesinin en önemli göstergesidir.
4
Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) kuruluş yılı tespit edilir.
DPT, kalkınmayı makro düzeyde planlamak için 1960 yılında kurulmuştur.
Türkiye'de planlı kalkınma dönemine geçişi simgelemektedir.
5
Kronolojik sıralama yapılır.
Gelişmeler 1923 (Kongre), 1933 (Sümerbank), 1939 (Fabrika) ve 1960 (DPT) şeklinde sıralanır.
Geçmişten günümüze doğru bir tarihsel akış elde edilir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türkiye sanayi politikalarının kronolojik gelişimi ve sektörel etkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6460Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Birinci TBMM'nin açılmasının ardından Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde meclis otoritesini sarsmaya yönelik birçok ayaklanma çıkmıştır. Aşağıda sol sütunda bu ayaklanmaların ortaya çıkış nedenleri ve niteliklerine göre yapılan sınıflandırmalar, sağ sütunda ise bu sınıflandırmalara ait ayaklanma örnekleri verilmiştir. Sol sütunda yer alan nitelikleri, sağ sütundaki uygun ayaklanma örnekleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından, İngilizlerin de desteğiyle Boğazlar ve çevresinde milli kuvvetleri engellemek amacıyla kurulan askeri güçlerin çıkardığı ayaklanmalar
Milli Mücadele'nin başlangıcında yararlılıklar göstermiş fakat düzenli ordunun kurulması kararına karşı çıkarak merkezi otoriteye başkaldıranların çıkardığı ayaklanmalar
İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri'nin ortaklaşa kışkırtmaları sonucu Anadolu'nun iç kesimlerinde halkın dini ve geleneksel duyguları istismar edilerek çıkarılan yerel ayaklanmalar
Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra Anadolu'da işgallere zemin hazırlamak ve bağımsız devletler kurmak amacıyla gayrimüslim halkın çıkardığı ayaklanmalar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından çıkarılan askeri nitelikli isyanlar Kuvayıinzibatiye ve Ahmet Anzavur ayaklanmalarıyla; başlangıçta Kuvayı Milliye safında olup düzenli orduya karşı çıkanlar Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe ayaklanmalarıyla; İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri ortaklığıyla çıkarılan yerel isyanlar Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı, Konya ve Yozgat ayaklanmalarıyla; azınlıkların bağımsızlık amaçlı isyanları ise Pontus Rum ve Doğu Anadolu Ermeni ayaklanmalarıyla eşleşmektedir.
Eşleştirmede her ayaklanma kategorisi kendi tarihsel niteliğine ve amacına uygun olarak doğru bir şekilde gruplandırılmıştır. Doğrudan İstanbul Hükümeti'nin askeri çabaları Hilafet Ordusu ile; Kuvayı Milliye kökenli isyancılar düzenli orduye direnen Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe ile; İtilaf Devletleri ortak yapımı yerel isyanlar Bolu-Düzce ve Konya-Yozgat olayları ile; azınlık isyanları ise Pontus Rum ve Ermeni faaliyetleri ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından çıkarılan ayaklanmaların belirlenmesi
Milli kuvvetleri Boğazlar çevresinden uzak tutmak isteyen İstanbul Hükümeti'nin doğrudan yönlendirdiği Kuvayıinzibatiye (Hilafet Ordusu) ve Ahmet Anzavur isyanları tespit edilir.
İstanbul Hükümeti'nin doğrudan kurduğu yapılar ile ortaklaşa kışkırttığı yerel halk hareketlerini birbirinden ayırt etmek gerekir.
2
Kuvayı Milliye kökenli olup sonradan ayaklanan grupların belirlenmesi
Milislere komuta eden ve düzenli ordunun disiplinine girmek istemeyen Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe'nin isyanları belirlenir.
Bu isyanların diğerlerinden farkı, başlangıçta milli mücadeleye hizmet etmiş kişilerin meclisin merkezi otoritesini tanımamalarından kaynaklanmasıdır.
3
İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri ortaklığıyla çıkarılan yerel isyanların belirlenmesi
Anadolu'da halkın dini duygularının suistimal edilmesiyle çıkan Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı, Konya ve Yozgat ayaklanmaları tespit edilir.
Bu isyanlar geniş bir alana yayılmış olup İtilaf Devletleri'nin propaganda desteğiyle yürütülmüştür.
4
Gayrimüslim azınlıkların çıkardığı ayrılıkçı isyanların belirlenmesi
Pontus Rum ve Ermeni ayaklanmaları bu kategoriye dahil edilir.
Bu isyanların temel amacı bağımsız devlet kurarak Anadolu topraklarını parçalamaktır.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM Dönemi'nde çıkan iç ayaklanmaların nitelikleri, nedenleri ve örnek olaylar düzeyinde sınıflandırılması.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 323 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin