Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6421Soru

Türkiye'de sanayi tesislerinin kuruluş yeri seçiminde hammaddeye yakınlık, enerji kaynağına yakınlık, ulaşım ve pazar gibi coğrafi faktörler belirleyici rol oynamaktadır. Bazı tesisler hammaddeye yakın kurulurken, bazıları ise ulaşım kolaylığı ve pazar avantajlarından dolayı farklı bölgelerde konumlandırılmıştır.

Buna göre, sol sütunda verilen sanayi tesislerini sağ sütunda yer alan temel kuruluş yeri gerekçeleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Samsun Bakır İzabe Fabrikası
Soma Termik Santrali
Batman Petrol Rafinerisi
Kocaeli (İPRAŞ) Petrol Rafinerisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Samsun Bakır İzabe Fabrikası ile hammadde sevkiyatını kolaylaştıran liman ve demiryolu ulaşım imkanları; Soma Termik Santrali ile doğrudan linyit madeni yataklarının bulunduğu alanda konumlandırılması; Batman Petrol Rafinerisi ile hammaddenin doğrudan yerel kaynaklardan sağlandığı havzada yer alması; Kocaeli (İPRAŞ) Petrol Rafinerisi ile pazar ve ulaşım kolaylığının bir arada bulunması eşleşmektedir.
Sanayi tesislerinin yer seçiminde hammadde, enerji, ulaşım ve pazar gibi faktörler etkilidir. Samsun'da liman (ulaşım), Soma'da linyit (enerji kaynağı), Batman'da petrol kuyuları (hammadde), Kocaeli'de ise liman ve büyük tüketim alanı (pazar ve ulaşım) tesislerin konumunu belirleyen temel coğrafi gerekçelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Samsun Bakır İzabe Fabrikası'nın coğrafi konumu ve maden yatakları ilişkisi analiz edilir.
Samsun'da bakır madeni çıkarılmadığı, Küre ve Murgul'dan gelen madenin liman ve demiryolu bağlantısı sayesinde burada işlendiği belirlenerek 'ulaşım' faktörüyle eşleştirilir.
Ulaşım kolaylığına bağlı olarak hammadde dışındaki alanlarda kurulan tesis mantığını kavramak.
2
Soma Termik Santrali'nin enerji üretiminde kullandığı kaynak ve yer seçimi incelenir.
Termik santralde elektrik üretimi için linyit kömürü yakıldığı ve tesisin doğrudan linyit yataklarının üzerine kurulduğu saptanarak 'enerji kaynağına yakınlık' ile eşleştirilir.
Linyitle çalışan termik santrallerin taşınma maliyetini azaltmak için enerji kaynağına yakın kurulduğunu bilmek.
3
Batman Petrol Rafinerisi'nin kuruluş yeri gerekçesi değerlendirilir.
Batman'ın Türkiye'de ham petrolün çıkarıldığı ana üretim bölgesi olduğu saptanarak tesisin 'hammaddeye yakınlık' nedeniyle kurulduğu belirlenir.
Yerli petrolün çıkarıldığı alan ile işlendiği alan arasındaki mekansal bağı kurmak.
4
Kocaeli (İPRAŞ) Petrol Rafinerisi'nin yer seçimi kriterleri analiz edilir.
Bölgede petrol çıkmadığı, ithal petrolün deniz yoluyla getirilip Türkiye'nin en büyük tüketim merkezi olan Marmara Bölgesi'ne dağıtıldığı görülerek 'pazar ve ulaşım' ile eşleştirilir.
Tüketim potansiyeli yüksek olan alanların ithalat limanlarıyla birleştiği yerlerde pazar odaklı sanayi kuruluşlarını anlamak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de sanayi tesislerinin kuruluş yeri seçimini etkileyen coğrafi faktörler (hammadde, enerji kaynağı, ulaşım, pazar).
Soru 6422Soru

Aşağıda sol sütunda ülkelerin gelişmişlik düzeyini belirleyen bazı kriterler, sağ sütunda ise bu kriterlerin tanımları ve özellikleri karışık olarak verilmiştir. Sol sütundaki kriterler ile sağ sütundaki doğru açıklamaları eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)
İnsani Gelişme Endeksi (İGE)
Aktif Nüfusun Sektörel Dağılımı
Bebek Ölüm Oranları ve Ortalama Yaşam Süresi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) nicel mal ve hizmet değerini belirten ifadeyle; İnsani Gelişme Endeksi (İGE) yaşam süresi, eğitim ve geliri birleştiren bileşik göstergeyle; Aktif Nüfusun Sektörel Dağılımı nüfusun çalıştığı ekonomik faaliyet kollarıyla; Bebek Ölüm Oranları ve Ortalama Yaşam Süresi ise sağlık ve refah düzeyini gösteren sosyal göstergeyle eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) yalnızca parasal mal ve hizmet değerini ölçen açıklamayla; İnsani Gelişme Endeksi (İGE) yaşam süresi, eğitim ve geliri birleştiren çok boyutlu endeks tanımıyla; Aktif Nüfusun Sektörel Dağılımı tarım, sanayi ve hizmet kollarındaki oranları veren ifadeyle; Bebek Ölüm Oranları ve Ortalama Yaşam Süresi ise sağlık ve refah standartlarını gösteren ifadeyle doğru bir şekilde eşleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla kavramının tanımını belirleme
GSYİH'nin sadece ekonomik üretimin parasal değerini ölçtüğü, gelir adaleti veya yaşam standardını doğrudan göstermediği bilgisiyle, ülke sınırları içindeki nihai mal ve hizmetlerin parasal değerini belirten ifade eşleştirilir.
Kriterin sadece nicel ekonomik büyüklüğü ölçen özelliğini ayırt etmek için.
2
İnsani Gelişme Endeksi (İGE) kavramının tanımını belirleme
İGE'nin yaşam süresi, okuryazarlık, eğitim süresi ve satın alma gücü gibi çok boyutlu sosyal ve ekonomik unsurları içeren bileşik bir endeks olduğu bilgisiyle ilgili ifade eşleştirilir.
İGE'nin insani gelişmişliği tek boyutlu değil, çok boyutlu ölçtüğünü kavramak için.
3
Aktif nüfusun sektörel dağılımı kriterinin tanımını belirleme
Çalışan nüfusun tarım, sanayi ve hizmet sektörlerindeki oranını gösteren ifadeyle eşleştirilir.
Sektörel dağılımın gelişmişlik seviyesine göre (gelişmiş ülkelerde hizmet ve sanayi payının yüksek olmas��) analiz edilmesini sağlamak için.
4
Bebek ölüm oranları ve ortalama yaşam süresi kriterinin tanımını belirleme
Sağlık, beslenme ve refah düzeyini doğrudan yansıtan, gelişmiş ülkelerde düşük bebek ölüm oranları ve yüksek ortalama yaşam süresi şeklinde görülen sosyal gösterge ifadesiyle eşleştirilir.
Sağlık ve demografik verilerin yaşam kalitesiyle doğrudan ilişkisini kurmak için.

Anahtar Kavram

Ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirlemede kullanılan ekonomik, sosyal ve demografik kriterlerin nitelikleri ve ayrımı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6423Soru

Sucul ekosistemlerde canlıların dağılışını etkileyen faktörler ile su döngüsü arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırmacı aşağıdaki bilgilere ulaşmıştır:

I. Denizel su ekosistemlerinde derinlere inildikçe sıcaklık, ışık geçirgenliği ve oksijen miktarı azaldığı için biyoçeşitlilik genel olarak derinlikle doğru orantılı olarak artış gösterir.
II. Akarsuların yukarı çığırlarında (kaynak kısmı) akış hızının yüksek ve yatağın dar olması canlı çeşitliliğini sınırlandırırken; aşağı çığırlarında (ağız kısmı) akış hızının azalması ve besin maddesi birikiminin fazla olması canlı çeşitliliğini artırır.
III. Gölleri besleyen akarsuların su döngüsündeki kesintiler veya aşırı kullanım nedeniyle göle ulaşamaması, gölün su seviyesini düşürürken buharlaşma nedeniyle tuzluluk oranını artırır ve göl ekosistemindeki biyoçeşitliliği olumsuz etkiler.

Buna göre, araştırmacının ulaştığı yukarıdaki bilgilerden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Akarsuların aşağı çığırında biyoçeşitliliğin fazla olduğunu belirten ikinci öncül ile göl sularının azalmasının tuzluluk oranını artırarak ekosistemi olumsuz etkilediğini belirten üçüncü öncül doğrudur.
Doğru yanıt olan seçenek; akarsuların ağız kısmında besin maddelerinin fazla olması sebebiyle biyoçeşitliliğin yüksek olduğunu ve göllere ulaşan tatlı su miktarının azalmasının göl tuzluluğunu artırarak ekosistemi olumsuz etkilediğini doğru bir şekilde açıklayan öncülleri barındırmaktadır.

Adım Adım Çözüm

Birinci öncüldeki denizel su ekosistemlerinde derinlik ve biyoçeşitlilik ilişkisini analiz etmek.
Işık geçirgenliği, sıcaklık ve oksijen miktarının derinlere inildikçe azalması nedeniyle denizlerde biyoçeşitliliğin derinlikle ters orantılı olarak azaldığı belirlenir. Bu nedenle birinci öncül yanlıştır.
Sucul biyomların dikey dağılışını etkileyen fiziksel faktörlerin doğru bilinip bilinmediğini ölçmek için.
İkinci öncüldeki akarsu yatağı boyunca canlı çeşitliliği değişimini değerlendirmek.
Akarsuların yukarı çığırında hızlı akış ve dar yatak canlı yaşamını zorlaştırırken, aşağı çığırında (ağız kısmında) biriken besin maddeleri ve yavaşlayan akış hızı canlı çeşitliliğini artırır. İkinci öncül doğrudur.
Akarsu ekosistemlerinin boyuna kesitindeki biyoçeşitlilik farklarını tespit etmek için.
Üçüncü öncüldeki su döngüsü kesintilerinin göl ekosistemine kimyasal etkilerini incelemek.
Gölleri besleyen su kaynaklarının azalması göl su seviyesini düşürür, buharlaşma ile biriken mineraller gölün tuzluluğunu artırır ve bu kimyasal değişim sucul biyoçeşitliliğe zarar verir. Üçüncü öncül doğrudur.
Su döngüsü elemanları ile göl ekosisteminin kimyasal dengesi arasındaki ilişkiyi kurmak için.

Anahtar Kavram

Sucul Ekosistemlerde Biyoçeşitliliğin Dağılışı ve Su Döngüsü İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6424Soru

Türkiye, Alp-Himalaya kıvrım kuşağında yer alan genç oluşumlu bir ülke olması nedeniyle sıcak su kaynakları (kaplıca ve ılıcalar) yönünden oldukça zengindir. Bu durum, ülkemizin birçok bölgesinde jeotermal kaynaklara dayalı termal turizmin gelişmesini sağlamıştır.

Buna göre, Türkiye'de termal turizm potansiyeli yüksek olan alanların coğrafi dağılışı ile aşağıdakilerden hangisi arasında doğrudan bir ilişki vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktif fay hatlarının ve deprem bölgelerinin yaygınlığı

Cevap

Aktif fay hatlarının ve deprem bölgelerinin yaygınlığı
Türkiye'de termal turizmin temelini oluşturan sıcak su kaynakları (jeotermal kaynaklar), yer yapısının kırıklı ve genç olmasına bağlıdır. Aktif fay hatları, derinlerde ısınan suların yeryüzüne çıkmasını kolaylaştırır. Bu nedenle Türkiye'de termal turizm alanlarının dağılışı ile aktif fay hatları ve deprem bölgelerinin dağılışı arasında doğrudan bir paralellik vardır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin jeolojik yapısı ve termal kaynak ilişkisi incelenir.
Termal kaynakların (sıcak sular) fay hatları boyunca yüzeye ulaştığı belirlenir.
Sıcak su kaynaklarının oluşumu ve dağılışındaki temel belirleyiciyi tespit etmek.
2
Seçeneklerdeki coğrafi unsurlar termal kaynakların kökeni açısından değerlendirilir.
Güneşlenme, iklim, bitki örtüsü, karstik kayaçlar ve yağışın sıcak yer altı sularının dağılışında doğrudan rol oynamadığı görülür.
Jeolojik etmenler ile atmosferik/klimatik etmenleri birbirinden ayırt etmek.
3
Jeolojik kökenli aktif fay hatları ile termal kaynakların dağılışı eşleştirilir.
Aktif fay hatlarının ve deprem bölgelerinin dağılışı ile termal turizm alanlarının dağılışı arasında doğrudan bir paralellik olduğu sonucuna varılır.
Sorunun doğru seçeneğini kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Türkiye'de termal turizm kaynaklarının jeolojik yapı (aktif fay hatları) ile ilişkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6425Soru

Aşağıda verilen tarihî kaynak örneklerini, karşılarındaki doğru kaynak sınıflandırmalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Orhun Kitabeleri
Halil İnalcık'ın Osmanlı tarihini ele alan "Devlet-i Aliyye" eseri
Çatalhöyük kazılarında ortaya çıkarılan obsidyen araçlar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Orhun Kitabeleri - Birinci elden yazılı kaynak; Devlet-i Aliyye eseri - İkinci elden yazılı kaynak; Obsidyen araçlar - Birinci elden yazısız kaynak
Orhun Kitabeleri dönemin doğrudan yazılı belgesi olduğu için birinci elden yazılı; Devlet-i Aliyye dönemin kaynakları kullanılarak sonradan yazıldığı için ikinci elden yazılı; obsidyen araçlar ise yazı içermeyen arkeolojik buluntular olduğundan birinci elden yazısız kaynaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Orhun Kitabeleri'nin niteliğini belirleme
Orhun Kitabeleri, dikildiği dönemin doğrudan yazılı belgesidir. Bu nedenle birinci elden yazılı kaynak sınıfına girer.
Olayın geçtiği döneme ait yazılı belgeler birinci elden yazılı kaynak olarak kabul edilir.
2
Halil İnalcık'ın Devlet-i Aliyye eserinin niteliğini belirleme
Eser, tarihî olayların gerçekleştiği dönemden sonra, o dönemin kaynakları incelenerek yazılmış bilimsel bir kitaptır. Bu nedenle ikinci elden yazılı kaynak sınıfına girer.
Olayın geçtiği dönemden sonra, birinci elden kaynaklardan yararlanılarak hazırlanan yazılı eserler ikinci elden kaynaklardır.
3
Obsidyen araçların niteliğini belirleme
Çatalhöyük'te bulunan obsidyen araçlar, o döneme ait arkeolojik buluntulardır ancak üzerinde herhangi bir yazı bulunmaz. Bu nedenle birinci elden yazısız kaynak sınıfına girer.
Döneme ait olan ancak yazılı olmayan arkeolojik malzemeler birinci elden yazısız kaynaklardır.

Anahtar Kavram

Tarihî kaynakların birinci ve ikinci elden kaynaklar ile yazılı ve yazısız kaynaklar olarak sınıflandırılması.
Soru 6426Soru

Aşağıda belirtilen kalkınma ve gelişmişlik göstergeleri ile bu göstergelerin sosyoekonomik niteliklerine dair açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)
İnsani Gelişme Endeksi (İGE)
İstihdam Edilen Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına Dağılımı
Bebek Ölüm Oranları ve Ortalama Ömür

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, toplam üretimin parasal değerini gösteren yetersiz ekonomik hacimle; İnsani Gelişme Endeksi, sosyoekonomik boyutları sentezleyen birleşik yapıyla; İstihdam Edilen Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına Dağılımı, çalışanların sektörlere oranını ifade eden yapısal göstergeyle; Bebek Ölüm Oranları ve Ortalama Ömür ise sağlık altyapısın�� yansıtan sosyal göstergeyle eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede Gayrisafi Yurt İçi Hasıla ekonomik büyüklük ancak yetersiz refah göstergesi olarak; İnsani Gelişme Endeksi eğitim, sağlık ve geliri sentezleyen birleşik endeks olarak; İstihdam Edilen Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına Dağılımı çalışanların tarım, sanayi ve hizmet sektörlerindeki payları olarak; Bebek Ölüm Oranları ve Ortalama Ömür ise sağlık ve beslenme kalitesini doğrudan gösteren demografik ölçüt olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) kavramının tanımını belirleme.
GSYİH, yalnızca ekonomik üretimin parasal boyutunu ölçer ancak gelir dağılımı adaletini veya toplumsal refahı tam olarak yansıtmaz. Bu nedenle 'toplam üretimin parasal değerini yansıtmakla birlikte tek başına yetersiz kalan ekonomik hacim' ifadesiyle eşleşir.
Kavramın sadece ekonomik hacmi ölçtüğünü ve sosyal refah boyutundaki sınırlılığını ayırt etmek.
2
İnsani Gelişme Endeksi (İGE) kavramının tanımını belirleme.
İGE, sadece ekonomik değil; eğitim (okuryazarlık oranı) ve sağlık (ortalama ömür) gibi insani boyutları da içeren çok boyutlu, birleşik bir endekstir. Dolayısıyla 'farklı sosyoekonomik boyutları sentezleyen birleşik kalkınma endeksidir' ifadesiyle eşleşir.
İGE'nin tek bir ekonomik ölçüt yerine birden fazla sosyoekonomik göstergenin birleşimi olduğunu anlamak.
3
İstihdam edilen nüfusun ekonomik faaliyet kollarına dağılımı kriterini analiz etme.
Çalışan nüfusun sektörel dağılımı, iş gücünün tarım, sanayi ve hizmetler (birincil, ikincil, üçüncül) sektörlerine dağılımını gösterir. Gelişmiş ülkelerde hizmetler ve sanayi payı yüksek, tarım payı düşüktür. Bu nedenle 'çalışan nüfusun sektörlerdeki oranını ifade eden yapısal gösterge' ifadesiyle eşleşir.
İş gücü dağılımının ülkenin ekonomik yapısı ve gelişmişlik düzeyi arasındaki yapısal ilişkiyi kurmak.
4
Bebek Ölüm Oranları ve Ortalama Ömür göstergesini değerlendirme.
Bebek ölüm oranlarının azlığı ve beklenen yaşam süresinin uzunluğu, bir ülkenin sağlık altyapısının gelişmişliğini ve beslenme koşullarının kalitesini doğrudan gösteren demografik verilerdir. Bu sebeple 'sağlık altyapısı ve beslenme koşullarını yansıtarak demografik yapı üzerinden kalkınmayı gösteren sosyal gösterge' ifadesiyle eşleşir.
Demografik göstergelerin sosyal refah ve sağlık kalitesiyle olan doğrudan bağlantısını kurmak.

Anahtar Kavram

Kalkınma ve gelişmişlik durumlarını ölçmede kullanılan ekonomik, sosyal ve demografik ölçütlerin nitelikleri.
Soru 6427Soru

Doğal kaynaklar, yenilenebilirlik durumlarına ve ekonomik faaliyetlerdeki kullanım amaçlarına göre farklı sınıflara ayrılır. Aşağıda sol sütunda yer alan doğal kaynaklar ile sağ sütunda yer alan ekonomik sınıflandırma ve kullanım özelliklerine dair açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rüzgâr gücü
Taş kömürü
Toprak örtüsü
Demir cevheri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rüzgâr gücü - Teknolojik gelişmelerle birlikte elektrik enerjisi üretimindeki payı hızla artan, tükenmeyen coğrafi konum ve iklim koşullarına bağlı dinamik kaynak; Taş kömürü - Sanayileşme sürecinde enerji kaynağı olarak demir-çelik sekt��rünün kuruluş yerini doğrudan belirleyen tükenebilir organik kaynak; Toprak örtüsü - Tarımsal faaliyetlerin yanı sıra seramik, tuğla ve çimento gibi sanayi kollarında ham madde olarak kullanılan, belirli şartlarda kendini yenileyebilen kaynak; Demir cevheri - Ağır sanayinin en temel metalik ham maddesi olup, rezerv miktarı ve tenör oranı ekonomik işletilebilirliğini doğrudan etkileyen tükenebilir kaynak.
Eşleştirme sürecinde kaynakların hem doğal sınıflandırması hem de sanayi dallarıyla olan doğrudan ilişkisi göz önünde bulundurulur. Rüzgâr gücü tükenmeyen dinamik yapısıyla elektrik üretimine yönlendirilirken; taş kömürü demir-çelik sanayisinin yer seçimini etkileyen organik kökenli bir enerji kaynağıdır. Toprak örtüsü tuğla, çimento ve seramik sanayisinde ham madde olarak kullanılır ve belirli şartlar altında kendini yeniler. Demir ise tenör ve rezerv ölçütlerine bağlı olarak ağır sanayinin metalik ham maddesini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal kaynakların yenilenebilirlik durumlarına göre sınıflandırılmasını analiz etmek.
Rüzgâr gücü daimi (tükenmeyen) kaynak, toprak örtüsü belirli koşullarda kendini yenileyen kaynak, taş kömürü ve demir cevheri ise tükenebilen (geçici) kaynak grubundadır.
Kaynağın yenilenebilirlik özelliği ile ekonomik faaliyetlerdeki sürdürülebilirliği arasındaki ilişkiyi kurmak.
2
Kaynağın ekonomik faaliyet türü ve sanayideki rolünü eşleştirmek.
Taş kömürünün demir-çelik sanayisinde enerji kaynağı (kalori kaynağı) olarak kullanılması, rüzgârın elektrik enerjisinde kullanılması, toprağın tarım ve toprak sanayisinde ham madde olması, demirin ise metal sanayisinde ham madde olarak tenör ve rezerv ölçütleriyle kullanılması belirlenir.
Her bir kaynağın spesifik ekonomik kullanım alanı ile sanayi kolunu ayırt etmek.
3
Soldaki kaynakları sağdaki en uygun tanımlarla eşleştirerek sonuca ulaşmak.
Rüzgâr gücü -> yenilenebilir dinamik kaynak tanımına, Taş kömürü -> demir-çelik sektörü ve organik kaynak tanımına, Toprak örtüsü -> seramik, tuğla ve çimento ile kendini yenileyebilen kaynak tanımına, Demir cevheri -> tenör ve metalik ham madde özelliğine eşleşir.
Hatalı veya çeldirici olabilecek diğer eşleşmeleri elemenin mantığını kurmak.

Anahtar Kavram

Doğal kaynakların yenilenebilirlik durumlarına ve ekonomik kullanım alanlarına göre sınıflandırılması
Soru 6428Soru

Pamuk bitkisinin tarlada ham madde olarak yetiştirilmesinden nihai hazır giyim ürünü olarak tüketilmesine kadar geçen süreçte üretim, dağıtım ve tüketim aşamaları birbirini izler.

Buna göre, aşağıda verilen aşamaları üretimden tüketime doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Pamuğun üretiminden tüketimine kadar olan sıralaması: Ege ovalarında pamuk tarımının gerçekleştirilmesi, fabrikalarda iplik ve kumaş üretimi, atölyelerde elbiseye dönüştürülmesi, mağazalara sevk edilmesi ve tüketiciler tarafından satın alınması şeklindedir.
Üretimden tüketime uzanan coğrafi zincirde ilk halka ham madde teminidir (pamuk tarımı). İkinci halka bu hammaddenin sanayide yarı mamul haline getirilmesidir (iplik/kumaş üretimi). Üçüncü halka yarı mamulün giysi gibi nihai mamul ürüne dönüştürülmesidir (konfeksiyon üretimi). Dördüncü halka üretilen ürünlerin pazara sevk edilmesidir (dağıtım/lojistik). Son halka ise tüketicilerin bu elbiseleri satın alıp giymesiyle gerçekleşen tüketim aşamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal ve beşeri faktörlerin etkisiyle gerçekleşen ilk ham madde üretim aşamasını saptamak.
Ege ovalarında pamuk tarımının gerçekleştirilmesi birinci aşamadır.
Herhangi bir sanayi üretimi veya dağıtım yapılabilmesi için öncelikle ham maddenin doğadan elde edilmesi gerekir.
2
Tarım ürününün sanayi sektörüne girerek yarı işlenmiş hale geldiği aşamayı belirlemek.
Hasat edilen pamuk liflerinin fabrikalarda iplik ve kumaş haline getirilmesi ikinci aşamadır.
Ham madde, temel sanayi kollarında işlenerek bir sonraki üretim aşaması için hazır hale getirilir.
3
Yarı işlenmiş maddeden tüketilebilir nihai mamul ürünün üretildiği aşamayı bulmak.
Elde edilen kumaşların konfeksiyon atölyelerinde elbiseye dönüştürülmesi üçüncü aşamadır.
Kumaşın kullanılabilir bir giysiye dönüştürülmesiyle üretim süreci nihai şeklini alır.
4
Üretilen mamulün tüketicilere ulaştırılması sürecini (dağıtımı) belirlemek.
Hazır giyim ürünlerinin taşımacılık ile mağazalara sevk edilmesi dördüncü aşamadır.
Lojistik ve pazarlama faaliyetleri, üretim alanları ile tüketim merkezleri arasındaki bağlantıyı kuran dağıtım aşamasını oluşturur.
5
Ekonomik faaliyet zincirinin son aşaması olan kullanımı belirlemek.
Tüketicilerin mağazalardan bu elbiseleri satın alarak giymesi beşinci aşamadır.
İhtiyaçların karşılanması ve ürünün kullanımıyla tüketim aşaması gerçekleşir ve döngü son bulur.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim sektörlerinin aşamalı işleyişi ve ham maddeden mamul maddeye dönüşüm süreçleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6429Soru

Roman türünde realizmin ve natüralizmin ilkeleri, yazarın gerçekli��e yaklaşım biçimi ve karakterleri kurgulama yöntemi üzerinden şekillenir. Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisi realizm ve natüralizm akımlarının ilkeleri ile bu akımların Türk ve dünya edebiyatındaki yansımaları hakkında yanlış bir bilgi içermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası adlı eseri, yazarın olayların akışını sık sık kesip okuyucuya ahlaki öğütler verdiği natüralist bir roman örneğidir.

Cevap

Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası adlı eserinin natüralist bir roman olarak nitelendirilmesi ve yazarın olayların akışını kesip ahlaki öğütler verdiğinin savunulması yanlıştır.
Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası adlı eseri edebiyatımızdaki ilk realist romandır. Realist ve natüralist romanlarda yazarlar eserlerinde kişiliklerini gizler ve olayların akışını keserek ahlaki öğütler vermezler. Bu tür müdahaleler romantizm akımına özgü özelliklerdir. Bu sebeple bu seçenekteki yargı bilgi yanlışı içermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki edebi akım tanımlarını ve sanatçı-eser eşleştirmelerini incelemek.
Realizm ve natüralizmin nesnellik, gözlem, determinizm gibi temel kuralları ile Türk ve dünya edebiyatındaki yansımaları gözden geçirilir.
Bilgi yanlışını bulabilmek için her bir önermenin edebiyat tarihi ve akım özellikleri açısından doğruluğunu denetlemek gerekir.
2
Recaizade Mahmut Ekrem ve Araba Sevdası romanının edebi niteliğini değerlendirmek.
Araba Sevdası romanının Türk edebiyatındaki ilk realist roman olduğu; yazarın araya girip ahlaki öğüt vermesinin ise realizm/natüralizm değil, Tanzimat I. Dönem romantizminde (Ahmet Mithat tarzı) görüldüğü saptanır.
Seçeneklerde yer alan Araba Sevdası ve Recaizade Mahmut Ekrem bilgilerinin edebi akım ilkeleriyle çeliştiğini ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Realizm ve Natüralizmin ilkeleri, yazarın nesnelliği ve Türk edebiyatındaki temsilcileri
Soru 6430Soru

I. Yazar: Sanatçı; geçici ve bireysel olanın değil, değişmez ve evrensel doğanın peşinde koşmalıdır. Akıl ve sağduyu, edebi yaratımın biricik rehberidir. Aşırı duyguların esiri olmak, eseri soyluluktan ve düzenli yapıdan uzaklaştırır. Tiyatroda üç birlik kuralına uymak, ahlaki bir olgunluk gereğidir.

II. Yazar: Aksine, insanı sadece akla indirgemek onun ruhundaki coşkun fırtınaları, hayalleri ve duyguları görmezden gelmektir. Sanatçı, kuralların zincirlerinden kurtulmalı; kendi iç dünyasını, hürriyeti ve doğayı tüm heybetiyle yansıtmalıdır. Hayat nasıl iyiyle kötünün, akla karanın çatışmasıysa edebi eser de bu tezatları barındırmalıdır.

Bu diyalogda dile getirilen edebi anlayışlar dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. yazarın tiyatroda ahlaki olgunluk için şart koştuğu 'üç birlik kuralı', II. yazarın temsil ettiği sanat anlayışının tiyatro eserlerinde de kesin bir zorunluluk olarak sürdürülmüştür.

Cevap

Birinci yazarın tiyatroda ahlaki olgunluk için şart koştuğu üç birlik kuralının, ikinci yazarın temsil ettiği sanat anlayışının tiyatro eserlerinde de kesin bir zorunluluk olarak sürdürüldüğünü savunan yargı söylenemez.
Diyalogda birinci yazar klasisizm akımını, ikinci yazar ise romantizm akımını savunmaktadır. Romantizm akımı, klasisizmin katı kurallarına, özellikle tiyatrodaki yer, zaman ve olay birliği olan 'üç birlik kuralı'na karşı çıkmıştır. Victor Hugo'nun Cromwell oyununun önsözünde belirttiği üzere, romantik tiyatroda (dram) bu kural terk edilmiş ve serbestlik getirilmiştir. Bu nedenle romantik tiyatroda üç birlik kuralının kesin bir zorunluluk olarak sürdürüldüğü iddiası yanlıştır ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Diyalogdaki yazar görüşlerinden hareketle edebi akımları belirlemek.
Birinci yazarın klasisizmi (akıl, sağduyu, üç birlik kuralı, evrensel insan doğası), ikinci yazarın ise romantizmi (duygu, hayal, tezatlar, kurallara karşı çıkış) savunduğu tespit edilir.
Soruda bahsedilen anlayışların hangi edebi akımlara ait olduğunu saptamak, seçenekleri doğru değerlendirebilmek için gereklidir.
2
Akımların Batı ve Türk edebiyatındaki temsilcileri ile temel özelliklerini seçeneklerle karşılaştırmak.
Klasisizmin Türk edebiyatındaki temsilcilerinin Şinasi ve Ahmet Vefik Paşa, romantizmin ise Namık Kemal ve Abdülhak Hamit Tarhan olduğu; klasisizmin kuramcısının Boileau, romantizmin ise Victor Hugo (Cromwell önsözü) olduğu doğrulanır. Ancak romantik tiyatroda (dram) üç birlik kuralının sürdürülmediği, aksine yıkıldığı bilgisiyle yanlış olan yargı belirlenir.
Seçeneklerde verilen yazar, eser ve akım özelliklerinin doğruluğunu kontrol ederek yanlış olan ifadeyi bulmak.

Anahtar Kavram

Klasisizm ve Romantizm akımlarının temel felsefesi, tiyatro kuralları ve temsilcileri
Soru 6431Soru

Bir ülkenin ekonomik büyüklüğü ile insani gelişmişlik düzeyi her zaman paralellik göstermeyebilir. Örneğin, zengin petrol yataklarına sahip olan ve bu kaynağı ham madde olarak ihraç eden bir ülkenin gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) ve kişi başına düşen geliri çok yüksek olabilir. Ancak aynı ülkede okuryazarlık oranı, ortalama yaşam süresi, kadınların iş gücüne katılımı ve sağlık hizmetlerine erişim gibi göstergeler düşük kalabilmektedir. Bu durum, ülkelerin gelişmişlik düzeyini belirleyen kriterler açısından değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik büyümenin; eğitim, sağlık, yaşam standardı ve sosyal refah gibi alanlara yansıma derecesinin gelişmişliğin temel ölçütü olduğu

Cevap

Ekonomik büyümenin; eğitim, sağlık, yaşam standardı ve sosyal refah gibi alanlara yansıma derecesinin gelişmişliğin temel ölçütü olduğu
Ülkelerin gelişmişlik düzeyi belirlenirken yalnızca ekonomik büyüklük (GSYİH) değil, bu gelirin eğitim, sağlık, yaşam standardı ve sosyal refaha ne ölçüde yansıdığı (İnsani Gelişme Endeksi - HDI) temel alınır. Dolayısıyla ekonomik zenginliğin toplumsal refaha aktarılma derecesinin vurgulandığı yargı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki senaryonun ve verilen örnek durumun analiz edilmesi
Zengin doğal kaynaklara ve yüksek gelire sahip olunmasına rağmen sosyal ve insani göstergelerin düşük kalabileceği tespit edilmiştir.
Gelişmişlik seviyesinin sadece gelir miktarına değil, bu gelirin toplumsal faydaya dönüşümüne bağlı olduğunu görmek.
2
Gelişmişlik ölçütleri ile İnsani Gelişme Endeksi (HDI) kavramının ilişkilendirilmesi
Eğitim, sağlık, yaşam standartları gibi insani göstergelerin de gelişmişlik düzeyini belirlemede kritik bir rol oynadığı belirlenmiştir.
Ekonomik göstergelerin sosyal refah göstergeleriyle desteklenmesi gerekliliğini doğrulamak.
3
Seçeneklerin değerlendirilerek doğru yargının bulunması
Ekonomik büyümenin sosyal refah alanlarına yansımasının gelişmişliğin temel ölçütü olduğunu belirten yargının doğru seçenek olduğu saptanmıştır.
Diğer seçeneklerin kavramsal hatalar içerdiğini veya senaryoyla çeliştiğini teyit etmek.

Anahtar Kavram

Ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesinde ekonomik verilerin yanı sıra beşerî ve sosyal kalkınma göstergelerinin (sağlık, eğitim, yaşam kalitesi) bütüncül olarak değerlendirilmesi gerekliliği.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6432Soru

1927 yılında kabul edilen Teşvik-i Sanayi Kanunu ile özel teşebbüse çeşitli muafiyetler, ucuz arazi ve taşıma kolaylıkları sağlanarak yerli sanayinin canlandırılması hedeflenmiştir. Ancak bu kanundan beklenen sonuçlar tam olarak elde edilememiş ve 1930'lu yıllardan itibaren devlet eliyle sanayileşme modeline geçilmiştir.

Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun hedeflerine ulaşamaması ve devletçi ekonomik politikalara yönelinmesinde aşağıdakilerden hangisinin etkili olduğu söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesiyle deniz ticareti ve liman hizmetlerinde işletme hakkının yalnızca Türk vatandaşlarına verilmesi

Cevap

Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesiyle deniz ticareti ve liman hizmetlerinde işletme hakkının yalnızca Türk vatandaşlarına verilmesi seçeneğinde belirtilen durum, Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısızlığında ya da devletçilik politikasına geçilmesinde etkili olmamıştır.
Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesiyle deniz ticareti ve liman hizmetlerinde işletme hakkının yalnızca Türk vatandaşlarına verilmesi, denizlerde millî egemenliği kuran başarılı bir reformdur. Bu durum, Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısız olmasında veya devletçi politikalara geçilmesinde herhangi bir olumsuz rol oynamamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısız olma nedenleri ile 1930'larda devletçi ekonomiye geçiş gerekçeleri belirlenir.
Sermaye yetersizliği, teknik eleman eksikliği, Lozan'ın gümrük sınırlamaları ve 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın bu süreçte doğrudan etkili olduğu saptanır.
Seçenekleri tarihsel açıdan doğru sınıflandırabilmek için.
2
Kabotaj Kanunu'nun içeriği ve amacı değerlendirilir.
Kabotaj Kanunu'nun deniz ticareti ve limanlar üzerindeki egemenliği millîleştiren başarılı bir hamle olduğu, sanayinin başarısızlığı veya devletçilik zorunluluğuyla bir ilgisi olmadığı belirlenir.
Doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun hedeflerine ulaşamaması ve Devletçilik ilkesine geçiş nedenleri
Soru 6433Soru

Türkiye'de elektrik enerjisi üretimi gerçekleştiren santrallerin yer seçimi, üretim koşulları ve çevresel etkileri kullanılan enerji kaynağına göre değişiklik gösterir.

Aşağıdaki tabloda, bu santrallerden bazılarının özellikleri verilmiştir:

SantralKullanılan Enerji KaynağıBulunduğu İlÜretimin İklime BağımlılığıKarbon Salınım Oranı
SarayköyJeotermalDenizliYokÇok Düşük
HamitabatDoğal GazKırklareliYokYüksek
SomaLinyitManisaVarÇok Yüksek
AtatürkHidroelektrikŞanlıurfaVarYok
ÇatalağzıTaş KömürüZonguldakYokÇok Yüksek

Tablodaki bilgilere göre, hangi santralin özelliklerinde bir bilgi yanlışı bulunmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Soma

Cevap

Soma Santrali'nin özelliklerinde hata yapılmıştır. Linyit kömürü ile elektrik üreten termik santrallerin üretimi iklim koşullarına bağlı değildir.
Soma Santrali linyit kömürü kullanan bir termik santraldir. Termik santrallerde elektrik üretimi yakma kazanlarında gerçekleştirildiği için dış ortamdaki iklim koşullarından (yağış miktarı, kuraklık vb.) etkilenmez. Bu nedenle tablodaki 'Üretimin İklime Bağımlılığı' özelliğinin 'Var' olarak belirtilmesi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tabloda verilen santrallerin kullandığı enerji kaynaklarını ve konumlarını kontrol etmek.
Soma Santrali'nin Manisa'da bulunduğu ve linyit kömürü kullandığı bilgisi doğrudur.
Eşleştirmelerin temel doğruluğunu doğrulamak.
2
Linyit kömürünün elektrik üretimine dönüştürülme sürecinin iklim koşullarından etkilenip etkilenmediğini analiz etmek.
Linyit kömürüne dayalı termik santraller kapalı kazan sistemlerinde yakma yoluyla elektrik üretir. Bu üretim süreci rüzgâr, yağış veya güneşlenme süresi gibi iklim elemanlarına bağlı değildir. Dolayısıyla iklim bağımlılığı 'Yok' olmalıdır.
Soma satırındaki bilgi hatasını tespit etmek.
3
Soma Santrali'nin karbon salınım oranını kontrol etmek.
Linyit kömürü yüksek kükürt ve kül oranına sahip bir fosil yakıt olduğundan karbon salınımı 'Çok Yüksek'tir, bu bilgi doğrudur.
Diğer özelliklerin doğruluğunu teyit ederek hatanın sadece iklim bağımlılığı kısmında olduğunu kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Elektrik Santrallerinin Çalışma Prensipleri ve İklimle İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6434Soru

Birinci TBMM’nin açılmasının ardından İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri, milli hareketi itibarsızlaştırmak ve meclise karşı ayaklanmalar kışkırtmak amacıyla Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi’nin imzaladığı fetvayı İngiliz uçaklarıyla Anadolu halkına ulaştırmıştır.

TBMM’nin bu dinsel ve siyasal propagandayı boşa çıkarmak, halka gerçekleri anlatarak ayaklanmaların önüne geçmek amacıyla doğrudan gerçekleştirdiği faaliyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu Ajansı'nın faaliyete geçirilmesi ve Ankara Müftüsü Rifat Efendi öncülüğünde milli mücadeleyi destekleyen karşı fetva yayımlanması

Cevap

Anadolu Ajansı'nın faaliyete geçirilmesi ve Ankara Müftüsü Rifat Efendi öncülüğünde milli mücadeleyi destekleyen karşı fetva yayımlanması
İstanbul Hükümeti'nin Şeyhülislam fetvasıyla yürüttüğü propagandaya karşı Ankara Müftüsü Rifat Börekçi öncülüğünde karşı fetva yayımlanmış ve halkı doğru bilgilendirmek için Anadolu Ajansı kurulmuştur. Bu sayede halkın milli mücadeleye olan inancı korunmuş ve dezenformasyonun önüne geçilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul Hükümeti'nin propaganda faaliyetini belirlemek
İstanbul Hükümeti, Şeyhülislam fetvasını İngiliz uçaklarıyla dağıtarak halkı kışkırtmıştır.
Sürecin hangi yöntemle yürütüldüğünü saptamak için bu tespit gereklidir.
2
Propagandaya karşı TBMM'nin bilgi ve inanç alanındaki önlemlerini analiz etmek
Dini propagandaya karşı karşı-fetva (Ankara Fetvası) hazırlanmış, bilgi kirliliğine karşı ise Anadolu Ajansı kurulmuştur.
Halkın doğru bilgilendirilmesi ve dini argümanların çürütülmesi amaçlanmıştır.
3
Seçenekleri değerlendirip doğru önlemi tespit etmek
Seçeneklerdeki dini ve bilgi edinme faaliyetlerine yönelik eşleşme yapıldığında, Ankara Fetvası ve Anadolu Ajansı'nın kurulması adımlarının bu amaca doğrudan hizmet ettiği görülür.
Diğer seçeneklerdeki kronolojik hatalar ve meclis aidiyeti yanılgıları elenerek doğru yanıta ulaşılır.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM Dönemi Ayaklanmalarına Karşı Alınan Önlemler (Sosyal ve Bilgilendirme Boyutu)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6435Soru

Aşağıda karbon ve oksijen döngüsünde rol oynayan bazı doğal ve beşeri süreçler ile bu süreçlerin döngüdeki etkileri verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki süreçleri sağ s��tundaki uygun etkileriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Deniz canlılarının kabuk oluşumu ve karbonatlı kayaçların çökelmesi
Klorofilli bitkilerin güneş ışığı yardımıyla karbondioksit (CO2CO_2) ve su (H2OH_2O) kullanarak organik madde sentezlemesi
Atmosferdeki su buharının ultraviyole ışınların etkisiyle hidrojen ve oksijene ayrışması (fotoliz)
Sanayi tesislerinde, ulaşımda ve konutlarda fosil yakıtların yakılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Deniz canlılarının kabuk oluşumu ve karbonatlı kayaçların çökelmesi süreci karbonun litosferde uzun süreli depolanması (karbon yutağı) ile; klorofilli bitkilerin fotosentez yapması döngüde hem karbon tüketimi hem de oksijen üretimi gerçekleştiren temel biyotik faaliyet ile; su buharının fotolizi oksijenin fotosentez dışındaki en önemli doğal kaynağı ile; fosil yakıtların yakılması ise atmosfere hızlı ve yoğun şekilde karbon salınması ile eşleşir.
Deniz canlılarının kabuk oluşturması karbonun litosferde depolanmasını (yutak) sağlar. Fotosentez faaliyeti karbonu tüketip serbest oksijen üretir. Fotoliz, fotosentez haricindeki en önemli oksijen kaynağıdır. Fosil yakıtların yakılması ise beşeri olarak atmosfere karbondioksit salınımına yol açar. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler döngünün temel işleyişine tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Karbon yutağı sürecini belirleme
Deniz canlılarının kabuk oluşumu ve karbonatlı kayaç çökelmesi, karbonu litosferde depolar ve karbon yutağı oluşturur.
Kalsiyum karbonat birikimi, karbon döngüsünde karbonun hidrosferden litosfere aktarılarak uzun süreli depolandığı temel süreçtir.
2
Hem karbon tüketen hem oksijen üreten süreci belirleme
Klorofilli bitkilerin karbondioksit ve su kullanarak besin üretmesi fotosentezdir; bu süreçte karbondioksit tüketilir ve oksijen üretilir.
Fotosentez, biyosferde karbon ve oksijen döngüsünü eş zamanlı yürüten en temel biyotik faaliyettir.
3
Fotoliz sürecinin etkisini belirleme
Su buharının ultraviyole ışınlarla hidrojen ve oksijene ayrışması (fotoliz), atmosferdeki oksijenin fotosentez dışındaki ana kaynağıdır.
Fotoliz, atmosferde biyolojik olmayan (abiyotik) yollarla serbest oksijen (O2O_2) üretimini sağlayan kimyasal bir süreçtir.
4
Antropojenik karbon salınımını belirleme
Sanayi ve konutlarda fosil yakıtların yakılması, atmosfere hızlı ve yoğun karbondioksit (CO2CO_2) salınımı yapan beşeri bir faaliyettir.
Fosil yakıtların yanması, litosferde milyonlarca yıldır depolanmış olan karbonun atmosfere salınmasına neden olan en etkili beşeri süreçtir.

Anahtar Kavram

Karbon ve Oksijen Döngüsünde Salınım (Kaynak), Tüketim ve Depolama (Yutak) Süreçleri
Soru 6436Soru

Aşağıdaki bölgesel kalkınma projelerini, kurulmalarına gerekçe oluşturan en belirgin temel hedefleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Zonguldak - Bartın - Karabük Projesi (ZBK)
Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP)
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Zonguldak - Bartın - Karabük Projesi (ZBK) ile 'Ekonomik yapıyı çeşitlendirerek bölgenin ta�� kömürüne olan bağımlılığını azaltmak' hedefi; Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) ile 'Yayla turizmini geliştirmek ve ulaşım altyapısını güçlendirerek bölge içi entegrasyonu sağlamak' hedefi; Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile 'Sulu tarımı yaygınlaştırarak tarımsal verimliliği artırmak ve ürün çeşitliliği sağlamak' hedefi eşleşir.
Zonguldak - Bartın - Karabük Projesi (ZBK) sanayi ve taş kömürü bağımlılığını azaltmayı, Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) yayla turizmi ve ulaşımı güçlendirmeyi, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ise nehir sularından yararlanarak sulu tarımla verimliliği artırmayı amaçladığından eşleştirmeler bu coğrafi gerçeklerle uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Projelerin kapsadığı illerin temel ekonomik yapısını ve coğrafi koşullarını belirlemek
Güneydoğu Anadolu'da kuraklık ve sulama ihtiyacı, Doğu Karadeniz'de engebeli arazi ve yayla turizmi potansiyeli, Zonguldak çevresinde ise kömür madenciliği odaklı bir yapı olduğu belirlenir.
Her bölgesel kalkınma projesi, o bölgedeki temel coğrafi ve ekonomik sorunları çözmek amacıyla tasarlanmıştır.
2
Bölgelerin ihtiyaçları ile proje hedeflerini eşleştirmek
GAP için tarımsal sulama, DOKAP için yayla turizmi ve ulaşım, ZBK için ise taş kömürü dışı sektörlerle ekonomiyi çeşitlendirme hedefleri birbiriyle eşleşir.
Projelerin resmi planlarında yer alan vizyon ve stratejiler bu temel hedeflere dayanmaktadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki kalkınma projelerinin bölgesel gerekçeleri ve temel kalkınma hedefleri.
Soru 6437Soru

Aşağıdaki sol sütunda Türk edebiyatı sanatçılarının eserlerinde sergiledikleri tutum ve yönelimler, sağ sütunda ise bu yönelimlerin ilişkili olduğu edebî akımlar ve özellikleri verilmiştir. Sol sütunda verilen durumları, sağ sütundaki en uygun edebî akım açıklamasıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şinasi'nin La Fontaine'den yaptığı fabl çevirilerinde ahlaki ders vermeyi, akıl ve sağduyuyu rehber edinmeyi amaçlaması
Ahmet Vefik Paşa'nın Molière'den yaptığı tiyatro uyarlamalarıyla toplumsal tipleri ve insan doğasını evrensel ahlak ilkeleriyle sahnelemesi
Namık Kemal'in tiyatro önsözlerinde klasik trajedi kurallarını reddederek tarihi, doğayı ve hürriyet duygusunu coşkun bir dille işlemesi
Ahmet Mithat Efendi'nin romanlarında olayların akışını kesip okuyucuya bilgi aktarması, kendi duygu ve düşüncelerini açıkça paylaşması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şinasi'nin fabl çevirileri klasisizmin akıl ve sağduyu odaklı didaktik yapısıyla; Ahmet Vefik Paşa'nın uyarlamaları klasisizmin evrensel insan tipleri ve komedya anlayışıyla; Namık Kemal'in tiyatro görüşleri romantizmin duygu, hürriyet ve kuralsızlık ilkeleriyle; Ahmet Mithat Efendi'nin roman tekniği ise romantizmin yazarın kendi kişiliğini gizlememesi özelliğiyle eşleşir.
Türk edebiyatında klasisizmin etkisindeki Şinasi, akıl ve sağduyuyu öncelerken Ahmet Vefik Paşa insan doğasının değişmez tiplerini sahneler. Romantizmin etkisindeki Namık Kemal tiyatroda klasik kurallara karşı çıkarken Ahmet Mithat Efendi ise romanlarında kendi kişiliğini gizlemeyerek öznel bir anlatım sergiler. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler akımların temel ilkeleriyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klasisizm akımının temsilcilerini ve eserlerindeki yansımalarını inceleme
Şinasi'nin akıl ve sağduyuyu rehber edinmesi ile Ahmet Vefik Paşa'nın Molière uyarlamalarındaki evrensel insan tipleri, klasisizm akımının temel ilkeleriyle eşleşir.
Klasisizm; akıl, sağduyu, ahlak ve değişmeyen evrensel insan doğasını tipler aracılığıyla işlemeyi esas alır.
2
Romantizm akımının temsilcilerini ve eserlerindeki yansımalarını inceleme
Namık Kemal'in tiyatroda kuralları reddetmesi ve coşkunluğu öne çıkarması ile Ahmet Mithat Efendi'nin eserlerinde kişiliğini gizlememesi, romantizm akımının temel ilkeleriyle eşleşir.
Romantizm; klasik kuralların yıkılmasını, duygu ve coşkunluğu, öznelliği ve yazarın eserlerde kendi sesini duyurmasını savunur.

Anahtar Kavram

Klasisizm ve Romantizm akımlarının temel ilkeleri ile Türk edebiyatındaki temsilcileri ve yansımaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6438Soru

Aşağıda sol sütunda ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirlemede kullanılan bazı kriterler, sağ sütunda ise bu kriterlerin açıklamaları verilmiştir. Soldaki kriterleri sağdaki en uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İnsani Gelişme Endeksi (İGE)
Sektörel İstihdam Oranları
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)
Demografik Göstergeler

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İnsani Gelişme Endeksi (İGE) ile karma gösterge açıklaması; Sektörel İstihdam Oranları ile hizmet/sanayi/tarım payı açıklaması; GSYİH ile makroekonomik büyüklük açıklaması; Demografik Göstergeler ile nüfusa dayalı sağlık/yaşam süresi açıklaması eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; İnsani Gelişme Endeksi (İGE) eğitim, sağlık ve gelir bileşenlerini kapsayan karma yapıya; Sektörel İstihdam Oranları hizmet/sanayi/tarım dağılımına; GSYİH toplam makroekonomik üretime; Demografik Göstergeler ise bebek ölüm hızı ve yaşam süresi gibi nüfus verilerine bağlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İnsani Gelişme Endeksi kavramının kapsamını belirleme.
İnsani Gelişme Endeksi'nin sadece gelir değil; eğitim (okullaşma yılı) ve sağlık (ortalama yaşam süresi) boyutlarını bir arada değerlendirdiği tespit edilir. Bu durum ikinci açıklama ile eşleşir.
İGE'nin çok boyutlu bir insani kalkınma ölçütü olduğunu anlamak.
2
Sektörel İstihdam Oranları kavramının ekonomideki yerini analiz etme.
Sektörel istihdamın, aktif nüfusun tarım, sanayi ve hizmet sektörlerindeki dağılımını gösterdiği ve gelişmiş ülkelerde hizmet/sanayi payının yüksek, tarım payının düşük olduğu belirlenir. Bu durum dördüncü açıklama ile eşleşir.
İstihdam yapısının ekonomik gelişmişlik düzeyini nasıl yansıttığını saptamak.
3
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) kavramının sınırlarını değerlendirme.
GSYİH'nin ülkedeki toplam üretim değerini gösteren saf bir ekonomik büyüklük olduğu, ancak sosyal refah ve yaşam standartlarını tek başına ölçemediği tespit edilir. Bu durum birinci açıklama ile eşleşir.
Ekonomik büyüme ile insani kalkınma arasındaki farkı ayırt etmek.
4
Demografik Göstergeler ile nüfus ve sağlık ilişkisini kurma.
Demografik göstergelerin bebek ölüm hızı, ortalama ömür gibi doğrudan yaşam kalitesi ve nüfus dinamikleriyle ilgili verileri sunduğu belirlenir. Bu durum üçüncü açıklama ile eşleşir.
Nüfusa dayalı sosyal kalkınma göstergelerini gruplandırmak.

Anahtar Kavram

Ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesinde kullanılan ekonomik, sosyal ve demografik kriterlerin tanımları ve işlevleri.
Soru 6439Soru

Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde yararlanılan aşağıdaki yenilenebilir enerji kaynaklarını, yıllık elektrik üretimindeki paylarına göre en yüksek olandan en düşük olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama hidroelektrik, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve jeotermal enerji şeklindedir.
Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde yenilenebilir kaynaklar arasında en büyük pay hidroelektrik enerjidedir. Onu sırasıyla rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve jeotermal enerji takip etmektedir. Dolayısıyla doğru sıralama hidroelektrik, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve jeotermal enerji şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki genel paylarını karşılaştırmak.
Hidroelektrik enerjinin, çok sayıda akarsu ve baraj barındıran ülkemizde yenilenebilir kaynaklar arasında lider olduğu görülür.
Hidroelektrik santraller uzun yıllardır en yaygın ve kurulu gücü en yüksek yenilenebilir kaynaktır.
2
Rüzgar ve güneş enerjisi paylarını kıyaslamak.
Rüzgar enerjisi santrallerinin kapasite faktörünün güneş santrallerine göre daha yüksek olması nedeniyle elektrik üretimindeki payının güneşin önünde olduğu belirlenir.
Güneş santrallerinin gece üretim yapamaması gibi nedenlerle yıllık toplam üretim payı rüzgara göre daha azdır.
3
Jeotermal enerjinin yerini tayin etmek.
Jeotermal enerjinin yalnızca fay hatlarının yoğun olduğu belirli bölgelerde (özellikle Sarayköy, Germencik) üretilmesi nedeniyle payının en düşük olduğu anlaşılır.
Coğrafi dağılış alanının dar olması üretimin sınırlı kalmasına yol açmaktadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimindeki payları ve bu payların coğrafi nedenleri.
Soru 6440Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nde hükümet işlerinin yürütüldüğü büyük divana (Divan-ı Saltanat) bağlı olarak çalışan çeşitli alt divanlar bulunmaktadır. Aşağıda verilen alt divanları, üstlendikleri temel görev tanımlarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Divan-ı İstifa
Divan-ı Arz
Divan-ı İşraf
Divan-ı Tuğra

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Divan-ı İstifa bütçe ve gelir-gider hesaplarıyla, Divan-ı Arz ordunun ihtiyaçlarını karşılayan askeri daireyle, Divan-ı İşraf idari ve mali denetimi yapan teftiş organıyla ve Divan-ı Tuğra devletin iç ve dış yazışmalarını yöneten büroyla eşleşmektedir.
Türk-İslam devletlerinde divan teşkilatının bölümleri belirli görev alanlarına göre uzmanlaşmıştır. Divan-ı İstifa devletin mali işlerinden (bütçe, gelir-gider) sorumluyken, Divan-ı Arz ordunun ihtiyaçları ve askeri kayıtlarla ilgilenir. Divan-ı İşraf idari ve mali denetimi (teftiş) gerçekleştirirken, Divan-ı Tuğra iç ve dış yazışmaları yönetip resmi belgelere hükümdarın imzasını ekler. Doğru eşleştirme bu görev dağılımlarına dayanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Divan-ı İstifa kavramının işlevini analiz etme.
Bu divanın devletin mali işlerinden ve bütçesinden sorumlu olduğu belirlenmiştir.
Müstevfi tarafından yönetilen bu divanın mali karakterini tanımlamak için.
2
Divan-ı Arz kavramının işlevini analiz etme.
Bu divanın ordunun ihtiyaçları, maaşlar ve asker kayıtları ile ilgilendiği saptanmıştır.
Askeri işlerden sorumlu ana divanın belirlenmesi için.
3
Divan-ı İşraf kavramının işlevini analiz etme.
Bu divanın devletin idari ve mali kurumlarını denetlemekle (teftiş etmekle) yükümlü olduğu görülmüştür.
Teftiş ve kontrol mekanizmasını doğru kavramla ilişkilendirmek için.
4
Divan-ı Tuğra kavramının işlevini analiz etme.
Bu divanın resmi belgeleri hazırlama, yazışmaları yürütme ve hükümdar mührünü/tuğrasını çekme görevi olduğu anlaşılmıştır.
İç ve dış yazışmalardan sorumlu kurumu tespit etmek için.
5
Tüm kavramları elde edilen bulgular doğrultusunda tanımlarıyla eşleştirme.
Divan-ı İstifa mali işlerle, Divan-ı Arz askeri işlerle, Divan-ı İşraf denetimle ve Divan-ı Tuğra yazışmalarla eşleştirilmiştir.
Soru kökündeki eşleştirme yönergesini tamamlamak için.

Anahtar Kavram

Türk-İslam Devletlerinde Divan Teşkilatı ve İşlevleri
ÖncekiSayfa 322 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin