Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6461Soru

Karahanlılar Dönemi'nde Yusuf Has Hacib tarafından kaleme alınan Kutadgu Bilig, Türk-İslam devlet geleneğinin ilk yazılı ürünlerindendir. Eserde devlet yönetimine dair şu öğütler yer almaktadır:

'Memleket tutmak için çok asker ve ordu lazımdır, askeri beslemek için de çok mal ve servet gerekir. Bu malı elde etmek için halkın zengin olması lazımdır, halkın zengin olması için de doğru yasalar konulmalıdır. Bunlardan biri ihmal edilirse dördü de kalır, dördü birden kalırsa beylik çözülmeye yüz tutar.'

Kutadgu Bilig'den alınan bu ifadeler doğrultusunda, ideal devlet yönetimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine *ulaşılamaz*?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi otoritenin (beyliğin) korunmasının ancak halkın yönetime katılmasıyla mümkün olaca��ına

Cevap

Siyasi otoritenin (beyliğin) korunmasının ancak halkın yönetime katılmasıyla mümkün olacağına
Doğru yanıt, siyasi otoritenin korunmasının halkın yönetime katılmasıyla mümkün olacağını savunan seçenektir. Verilen metinde ve eserin yazıldığı Karahanlılar Dönemi'nin genel yönetim yapısında halkın yönetime katılması (seçme ve seçilme hakkı vb.) gibi demokratik unsurlar yer almamaktadır. Metindeki vurgu, halkın ekonomik refahının (sosyal devlet) doğru yasalarla sağlanması ve bu refahın orduyu, dolayısıyla devleti güçlü kılacağı yönündedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki kavramsal ilişkilerin analiz edilmesi
Metinde memleket yönetimi için ordu, ordu için servet, servet için zengin halk ve zengin halk için de doğru yasaların gerektiği zincirleme olarak açıklanmıştır.
Seçeneklerin metinle tutarlılığını test etmek için metindeki mantıksal ��rüntüyü kavramak gerekir.
2
Tarihsel anakronizm hatasının elenmesi
Geleneksel Türk-İslam devletlerinde egemenliğin kaynağı ilahidir (kut inancı) ve halkın yönetime katılımı (demokratik temsil) söz konusu değildir. Metindeki 'halkın zengin olması' ifadesi sosyal devlet ilkesiyle ilgilidir, halkın yönetime katılmasıyla değil.
Öğrencilerin 'halk' ile ilgili olumlu ifadeleri doğrudan 'halk yönetimi/demokrasi' olarak yorumlama hatasını (anakronizm) tespit etmek.

Anahtar Kavram

Kutadgu Bilig'in siyasetname niteliği, Karahanlılar dönemi devlet ve toplum yapısı, sosyal devlet anlayışı.
Soru 6462Soru

Osmanlı Devleti'nin Balkan coğrafyasındaki hakimiyetinin sona ermesinde etkili olan çatışmalar ve bu süreçteki gelişmeler göz önüne alındığında, aşağıda verilen tarihi olayları kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama şu şekildedir: Karadağ'ın taarruzuyla askeri hareketliliğin başlaması, Bâb-ı ��li Baskını'nın yapılması, Londra Antlaşması'nın imzalanması ve Bulgaristan'a karşı diğer Balkan devletlerinin savaşa girmesi.
I. Balkan Savaşı Karadağ'ın savaşı başlatmasıyla (Ekim 1912) başlamış, savaş sırasında Bâb-ı Âli Baskını (Ocak 1913) gerçekleşmiş, savaş Londra Antlaşması (Mayıs 1913) ile son bulmuş ve ardından bu antlaşmadaki paylaşıma tepki olarak II. Balkan Savaşı (Haziran 1913) patlak vermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı'nın başlangıcını belirlemek.
Karadağ'ın taarruzuyla savaşın fiilen başlaması ilk sıradadır.
Savaşın başlaması, diplomatik ve iç siyasi gelişmelerden önce gerçekleşmiştir.
2
I. Balkan Savaşı içindeki siyasi gelişmeleri tespit etmek.
Yenilgiler üzerine İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Bâb-ı Âli Baskını'nı yapması ikinci sıradadır.
Bu askeri başarısızlıklar devam ederken gerçekleşen bir iç siyaset gelişmesidir.
3
I. Balkan Savaşı'nı sonlandıran diplomatik gelişmeyi belirlemek.
Midye-Enez sınırını çizen Londra Antlaşması'nın imzalanması üçüncü sıradadır.
Londra Antlaşması, I. Balkan Savaşı'nı hukuken sona erdiren belgedir.
4
II. Balkan Savaşı'nın başlangıcını belirlemek.
Bulgaristan'a karşı diğer bölge devletlerinin savaşa girmesi son sıradadır.
Londra Antlaşması'ndaki paylaşım adaletsizliği II. Balkan Savaşı'nın çıkış nedenidir.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları Kronolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6463Soru

Balkan Savaşları sonucunda Osmanlı Devleti, yüzyıllardır egemenliği altında tuttuğu Rumeli topraklarının neredeyse tamamını kaybetmiştir. Bu süreçte bölgede yaşayan yüz binlerce Türk ve Müslüman, uğradıkları baskı ve katliamlar nedeniyle evlerini terk ederek Anadolu'ya göç etmek zorunda kalmıştır. Yaşanan bu büyük demografik hareketlilik, Osmanlı Devleti'nin sosyal, ekonomik ve siyasi yapısında derin izler bırakmıştır.

Bu göç dalgasının ve Rumeli'deki toprak kayıplarının Osmanlı düşünce dünyasındaki doğrudan sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkçülük akımının devlet ve toplum nezdinde daha etkili hale gelmesi

Cevap

Türkçülük akımının devlet ve toplum nezdinde daha etkili hale gelmesi
Balkan Savaşları ile birlikte Osmanlı Devleti'nin çok uluslu yapısı büyük ölçüde daralmış ve Rumeli'deki Müslüman/Türk nüfusun Anadolu'ya göç etmesiyle Anadolu'daki Türk nüfus yoğunluğu artmıştır. Balkan devletlerinin bağımsızlıklarını ilan etmesi Osmanlıcılık fikrini çökertirken, yaşanan büyük felaketler ve göçler Türk kamuoyunda milli duyguları harekete geçirerek Türkçülük akımının hem devlet kadrolarında hem de toplumsal hayatta ön plana çıkmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan Savaşları'nın demografik ve siyasi sonuçlarını analiz edin.
Savaşlar sonucunda Rumeli'deki toprakların kaybedildiği ve yüz binlerce Türk ve Müslümanın Anadolu'ya göç ettiği tespit edilir.
Toprak kayıpları ve göçler, devletin tebaa yapısını ve fikir akımlarını doğrudan etkilemiştir.
2
Göçlerin ve toprak kayıplarının Osmanlıcılık akımı üzerindeki etkisini değerlendirin.
Balkan milletlerinin isyan edip bağımsız olmasıyla, tüm tebaayı eşit kabul eden Osmanlıcılık fikrinin çöktüğü anlaşılır.
Osmanlıcılık akımının başarısızlığı, yeni bir fikir akımına yönelmeyi zorunlu kılmıştır.
3
Anadolu'ya gelen Türk göçmenlerin ve daralan sınırların ideolojik sonucunu belirleyin.
Anadolu'daki Türk nüfus oranının artması ve Balkanlar'da uğranılan felaketler, Türk kamuoyunda milli bilinci uyandırmış ve Türkçülük akımını güçlendirmiştir.
Bu durum, Osmanlı düşünce dünyasında imparatorluk sınırları dışındaki Türklerin durumuna hassasiyet geliştirilmesini ve Anadolu merkezli bir Türk kimliğinin ön plana çıkmasını sağlamıştır.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları'nın Demografik ve İdeolojik Sonuçları (Türkçülük Akımının Yükselişi)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6464Soru

Osmanlı Devleti'nin modernleşme sürecinde Tanzimat ve Islahat fermanları ile bu fermanlar doğrultusunda atılan hukuki ve idari adımları en eskiden en yeniye doğru kronolojik olarak nasıl sıralarsınız?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: Tanzimat Fermanı'nın ilanı (1839), Islahat Fermanı'nın ilanı (1856), Arazi Kanunnamesi'nin çıkarılması (1858) ve Nizamiye Mahkemeleri'nin kurulması (1869) şeklindedir.
Tanzimat Fermanı 1839 yılında ilan edilerek modernleşme döneminin kapısını açmıştır. Islahat Fermanı, Kırım Savaşı sonrasındaki 1856 Paris Antlaşması sürecinde ilan edilmiş; mülkiyet güvencelerini somutlaştıran Arazi Kanunnamesi 1858'de çıkarılmış ve laik karma mahkemeler olan Nizamiye Mahkemeleri ise 1869'da kurulmuştur. Sıralama en eskiden en yeniye doğru bu kronolojiye uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Fermanı'nın ilan tarihini belirlemek
Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu), Sultan Abdülmecid döneminde 3 Kasım 1839'da ilan edilmiştir ve ilk sıradadır.
Osmanlı Devleti'nde kanun üstünlüğü ilkesini getiren bu ferman, Tanzimat Dönemi reformlarının başlangıç noktasıdır.
2
Islahat Fermanı'nın ilan tarihini belirlemek
Islahat Fermanı, Kırım Savaşı sonrasında Paris Konferansı s��rerken 1856 yılında ilan edilmiştir ve ikinci sıradadır.
Gayrimüslim tebaaya geniş haklar tanıyan bu ferman, Tanzimat reformlarının devamı niteliğindedir.
3
Arazi Kanunnamesi'nin çıkarılış tarihini saptamak
Tanzimat Fermanı'nın getirdiği özel mülkiyet ve miras hakkı güvencelerini taşra topraklarında yasalaştıran Arazi Kanunnamesi, 1858 yılında kabul edilmiştir ve üçüncü sıradadır.
Mülkiyet hakkının kurumsallaşması amacıyla fermanlardan sonra çıkarılan kanunnamelerden biridir.
4
Nizamiye Mahkemeleri'nin kurulduğu dönemi belirlemek
Laik ve karma hukuk mahkemeleri olan Nizamiye Mahkemeleri, Tanzimat reformlarının adli kurumsallaşma aşaması olarak 1869 yılında kurulmaya başlanmıştır ve son sıradadır.
Yeni ceza ve ticaret kanunnamelerinin uygulanması amacıyla oluşturulan bu mahkemeler, dönemin en geç tarihli kurumsal gelişmelerindendir.

Anahtar Kavram

Tanzimat ve Islahat Dönemi kronolojisi ve bu dönemde gerçekleştirilen kurumsal/hukuki reformlar.
Soru 6465Soru

I.
Biz ki yarınıyız yorulmuş bir coğrafyanın
Emeğin ve inancın tunçtan elleriyle
Yıkarız karanlığı, kurarız yeni bir günü
Meydanlarda yankılanan sesimizle

II.
Deniz kabuğundan süzülen soluk bir akşamüstü
İçtim gökyüzünün yalnızlığını tren tıkırtılarında
Bir adam ceketini asıyordu hiçliğin askısına
Gözlerinde mor menekşeler, ceplerinde eski rüzgâr

Dil, üslup ve içerik özellikleri dikkate alındığında, bu şiir parçalarının ait olduğu şiir anlayışlar�� aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. 1960 Sonrası Toplumcu Şiir - II. İkinci Yeni Şiiri

Cevap

İlk şiir parçası 1960 Sonrası Toplumcu Şiir, ikinci şiir parçası ise İkinci Yeni Şiiri anlayışına aittir.
İlk şiir parçasında 'coğrafya', 'emek', 'karanlığı yıkmak' ve 'meydanlar' gibi ifadelerle kitleleri harekete geçirmeyi amaçlayan, ideolojik ve eylem odaklı bir söylem hâkimdir. Bu nitelikler 1960 Sonrası Toplumcu Şiir'in en belirgin özellikleridir. İkinci şiir parçasında ise 'hiçliğin askısı' gibi alışılmamış bağdaştırmalar, soyut ifadeler ve çağrışıma dayalı kapalı bir dil kullanılmıştır. Bu üslup özellikleri de İkinci Yeni Şiiri anlayışını doğrudan temsil eder. Bu nedenle iki şiirin sırasıyla doğru eşleştirildiği seçenek doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk şiir parçasının anahtar kelimelerini ('emek', 'karanlığı yıkmak', 'meydanlar') ve söyleyiş tarzını (coşkulu ve hitabete dayalı) inceleyerek ait olduğu şiir anlayışını belirlemek.
Bu şiir parçası toplumsal mücadeleyi, geleceğe olan inancı ve eylemi öne çıkardığı için 1960 Sonrası Toplumcu Şiir anlayışını yansıtmaktadır.
1960 sonrası toplumcu şairler, şiiri toplumsal bir eylem ve kitleleri harekete geçiren bir hitabet aracı olarak görmüşlerdir.
2
İkinci şiir parçasının imge yapısını ('hiçliğin askısı', 'gökyüzünün yalnızlığını içmek') ve dil özelliklerini (soyut, kapalı ve sürrealist eğilimler) analiz etmek.
Bu şiir parçası alışılmamış bağdaştırmaları ve anlam kapalılığı nedeniyle İkinci Yeni Şiiri anlayışının özelliklerini taşımaktadır.
İkinci Yeni şairleri, aklın ve mantığın sınırlarını aşarak dili özgürleştirmiş ve soyut bir imge dünyası kurmuşlardır.
3
Bulunan sonuçları bir araya getirerek seçeneklerde sırasıyla '1960 Sonrası Toplumcu Şiir' ve 'İkinci Yeni Şiiri' eşleştirmesini aramak.
Eşleştirmenin doğru yapıldığı seçeneğin ilk seçenek olduğu tespit edilir.
Seçeneklerdeki diğer edebi akım ve topluluklar, verilen şiir parçalarının dil, üslup ve içerik özellikleriyle örtüşmemektedir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde 1960 Sonrası Toplumcu Şiir ile İkinci Yeni Şiiri anlayışlarının dil, üslup ve tema yönünden karşılaştırılması
Soru 6466Soru

Ukrayna'nın Odessa Limanı'ndan yüklediği tarım ürünlerini Hindistan'ın Mumbai Limanı'na en kısa deniz yolu üzerinden taşımak isteyen bir yük gemisi sırasıyla bazı su yollarından geçecektir. Gemi kaptanı, rotasındaki geçiş noktalarını kökenlerine göre doğal boğazlar ve beşerî (insan yapımı) kanallar olarak sınıflandırmıştır.

Buna göre, geminin sırasıyla geçeceği İstanbul, Çanakkale, Süveyş ve Babülmendep su yollarının kökenlerine göre "Doğal - Beşerî" sınıflandırması aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğal - Doğal - Beşerî - Doğal

Cevap

Doğal - Doğal - Beşerî - Doğal olarak yapılan sınıflandırma doğrudur.
İstanbul, Çanakkale ve Babülmendep su yolları jeolojik süreçler sonucu oluşmuş doğal boğazlardır. Süveyş Kanalı ise Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağlamak amacıyla insanlar tarafından inşa edilmiş beşerî (yapay) bir su yoludur. Bu nedenle doğru sıralama Doğal - Doğal - Beşerî - Doğal şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Rota üzerindeki su yollarının sırasıyla belirlenmesi
Odessa (Karadeniz) -> İstanbul Boğazı -> Çanakkale Boğazı -> Ege/Akdeniz -> Süveyş Kanalı -> Kızıldeniz -> Babülmendep Boğazı -> Hint Okyanusu (Mumbai) rotası takip edilir.
En kısa deniz yolu rotasını tespit etmek için coğrafi konum bilgisi kullanılır.
2
Su yollarının kökenlerine (doğal/beşerî) göre ayırt edilmesi
İstanbul Boğazı (Doğal), Çanakkale Boğazı (Doğal), Süveyş Kanalı (Beşerî/Yapay) ve Babülmendep Boğazı (Doğal) şeklinde köken analizi yapılır.
Boğazların doğal tektonik/jeolojik süreçlerle, kanallar��n ise beşerî (mühendislik) faaliyetlerle oluştuğunu ayırt etmek gerekir.
3
Elde edilen sıralamanın seçeneklerle eşleştirilmesi
Sıralama sırasıyla Doğal - Doğal - Beşerî - Doğal şeklindedir.
Doğru sınıflandırma sırasını gösteren seçeneği bulmak amacıyla analiz tamamlanır.

Anahtar Kavram

Dünyadaki Önemli Ulaşım Yolları (Boğazlar ve Kanallar)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6467Soru

Tarih dersinde olay ve olgu kavramlarını çal��şan bir öğrenci hazırladığı ödevde şu ifadelere yer vermiştir:

'375 yılında Hunların batıya doğru harekete geçmesiyle Kavimler Göçü başlamıştır. Bu göç hareketi Avrupa'nın etnik yapısını değiştirmiş, burada yeni devletlerin kurulmasıyla feodalite (derebeylik) rejimi ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla Kavimler Göçü'nün başlaması bir tarihî olgu iken; bu göçün sonucunda Avrupa'da yeni devletlerin kurulması ve feodalitenin yaygınlaşması birer tarihî olaydır.'

Bu öğrencinin ödevindeki değerlendirme dikkate alındığında, olay ve olgu kavramlarıyla ilgili yaptığı hata aşağıdakilerin hangisinde doğru açıklanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kavimler Göçü'nün başlaması belirli bir yer ve zamanda gerçekleşen kısa süreli bir olay iken; feodalitenin ortaya çıkışı ve yaygınlaşması zamana yayılan uzun süreli bir olgu olduğundan bu kavramları birbiriyle karıştırmıştır.

Cevap

Kavimler Göçü'nün başlaması belirli bir yer ve zamanda gerçekleşen kısa süreli bir olay iken; feodalitenin ortaya çıkışı ve yaygınlaşması zamana yayılan uzun süreli bir olgu olduğundan bu kavramları birbiriyle karıştırmıştır.
Tarihî olay, belirli bir yer ve zamanda gerçekleşen, başlangıcı ve bitişi belli olan somut gelişmelerdir. Kavimler Göçü'nün başlaması (375) bu tanıma uyar. Tarihî olgu ise olayların sonucunda uzun sürede meydana gelen genel, soyut ve zamana yayılan durumlardır. Feodalite sisteminin yaygınlaşması da bu tanıma uygundur. Öğrenci bu iki kavramı birbiriyle karıştırarak hata yapmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde öğrencinin olay ve olgu kavramlarına verdiği örnekleri tespit etmek.
Öğrenci, 'Kavimler Göçü'nün başlaması' ifadesini olgu; 'feodalitenin yaygınlaşması' ifadesini ise olay olarak sınıflandırmıştır.
Hatanın nereden kaynaklandığını anlamak için öğrencinin yaptığı sınıflandırmanın belirlenmesi gerekir.
2
Tarihî olay ve olgu kavramlarının bilimsel tanımlarını bu örneklere uygulamak.
Kavimler Göçü'nin başlaması 375 yılında gerçekleşen, başlangıcı ve bitişi belli, kısa süreli somut bir 'olay'dır. Feodalite (derebeylik) sisteminin kurulup yaygınlaşması ise uzun bir zaman diliminde gerçekleşen genel ve soyut bir 'olgu'dur.
Kavramların doğru tanımlarıyla öğrencinin yaptığı hatalı eşleştirmeyi karşılaştırmak gerekir.
3
Öğrencinin yaptığı kavramsal hatanın niteliğini açıklayan seçeneği belirlemek.
Öğrenci, olay ve olgu kavramlarını birbiriyle karıştırmıştır. Bu durumu en net açıklayan ifade doğru cevap olarak belirlenir.
Seçenekler arasından kavramsal hatanın doğru açıklamasını bulmak.

Anahtar Kavram

Tarihî Olay ve Olgu Kavramlarının Tanımı ve Ayırt Edilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6468Soru

Birinci TBMM, açılışının hemen ardından Anadolu'nun çeşitli yerlerinde patlak veren iç isyanlara karşı bazı tedbirler almıştır. Bu doğrultuda meclis; 29 Nisan 1920'de Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu çıkarmış, bu kanuna göre yargılama yapmak üzere üyeleri milletvekillerinden oluşan İstiklal Mahkemelerini kurmuş ve İstanbul Hükümetinin fetvasına karşı Ankara Müftüsü öncülüğünde dini meşruiyet sağlayan bir karşı fetva yayımlatmıştır.

Bu uygulamalar dikkate alındığında, Birinci TBMM'nin karşılaştığı iç isyanlar karşısında aşağıdakilerden hangisine önem verdiği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mücadelesini yasal meşruiyet ve hukuki yaptırım gücüne dayandırmaya

Cevap

Mücadelesini yasal meşruiyet ve hukuki yaptırım gücüne dayandırmaya
Birinci TBMM'nin iç isyanları önlemek için Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu yayımlaması yasama gücünü, milletvekillerinden oluşan İstiklal Mahkemelerini kurması ise yargı gücünü kullandığını gösterir. İstanbul Hükümetinin milli hareketi dinsizlik olarak suçlayan fetvasına karşı dini meşruiyeti korumak amacıyla karşı fetva çıkarılması da eklenince, tüm bu tedbirlerin meclisin mücadelesini yasal meşruiyet ve hukuki yaptırım gücüne dayandırmaya önem verdiğini kanıtladığı görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Soru öncülünde belirtilen tedbirleri yasama, yürütme ve yargı güçleri ile dini meşruiyet kavramları açısından analiz etmek.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılmasının yasama yetkisini, İstiklal Mahkemeleri'nin kurulmasının yargı yetkisini ve karşı fetvanın dini meşruiyeti temsil ettiği saptanır.
Meclisin iç isyanlara karşı gösterdiği reaksiyonun niteliğini kavramak için bu analiz gereklidir.
2
Tedbirlerin ortak amacını ve yöntemini belirlemek.
Meclisin aldığı kararların tamamının keyfi uygulamalar yerine yasal meşruiyet, kanun gücü ve dini onay çerçevesinde yürütüldüğü anlaşılır.
Seçenekler arasında yer alan doğru yargıya ulaşmak için meclisin yöntemindeki ortak paydayı görmek gerekir.
3
Yanlış seçenekleri kronolojik ve tarihsel gerçekliklere göre eleyerek doğru seçeneği işaretlemek.
Mücadelenin yasal meşruiyet ve hukuki yaptırıma dayandırıldığını ifade eden seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Saltanatın bu dönemde kaldırılmaması, Misak-ı Milli'nin Mebusan Meclisinde kabulü ve Sevr'in reddi gibi tarihsel gerçekler diğer seçenekleri eler.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin iç ayaklanmalara karşı otoritesini korumak amacıyla yasal, askeri ve dini meşruiyet araçlarını kullanması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6469Soru

Türkiye, kıtalar arasındaki coğrafi konumu ve sahip olduğu fiziki özellikler nedeniyle tarih boyunca ulaşım ağlarının odak noktasında yer almıştır. Gün��müzde de kara, demir ve deniz yolu ulaşım sistemlerinin gelişimi; hem ülkenin kendi iç dinamikleriyle hem de küresel ölçekteki transit ticaret koridorlarıyla doğrudan ilişkilidir.

Buna göre, Türkiye'deki ulaşım ağlarının coğrafi özellikleri ve gelişim süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'deki demir yolu hatlarının ana omurgasının batı-doğu yönünde uzanması, iç kesimlerdeki sanayi merkezlerinin üretim kapasitesinin kıyı bölgelerine göre daha yüksek olmasının doğal bir sonucudur.

Cevap

Türkiye'deki demir yolu hatlarının ana omurgasının batı-doğu yönünde uzanması, iç kesimlerdeki sanayi merkezlerinin üretim kapasitesinin kıyı bölgelerine göre daha yüksek olmasının doğal bir sonucudur.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü Türkiye'de demir yolu hatlarının batı-doğu doğrultusunda uzanması, Türkiye'deki dağların (Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar) genel olarak batı-doğu yönünde uzanmasının bir sonucudur. Ayrıca Türkiye'de sanayi üretim kapasitesi iç kesimlerde değil, Marmara ve Ege gibi batı kıyı bölgelerinde daha yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki limanların demir yolu bağlantılarını ve bu durumun hinterlanda etkisini analiz etmek.
İzmir, Mersin ve Samsun limanlarının demir yolu bağlantısı varken, Antalya ve Trabzon limanlarının demir yolu hattı bulunmamaktadır. Demir yolu bağlantısı limanların etki alanını (hinterland) doğrudan genişletir.
Limanların ticari potansiyeli ile ulaşım modları arasındaki ilişkiyi kurmak.
2
Trabzon Limanı'nın transit ticaret özelliklerini ve geçitlerle ilişkisini değerlendirmek.
Trabzon Limanı'nın demir yolu bağlantısı yoktur fakat Zigana ve Kop geçitleri/tünelleri sayesinde Doğu Anadolu üzerinden İran'a bağlanan karayolu koridoru üzerinde önemli bir transit limandır.
Ulaşım ağlarının geçitler ve transit ticaret ile olan ilişkisini belirlemek.
3
Yer şekillerinin ulaşım hatlarının doğrultusu ve yapım maliyetleri üzerindeki etkisini incelemek.
Ege'de dağların kıyıya dik uzanması (doğu-batı yönlü grabenler) yol yapım maliyetini düşürür. Türkiye'de demir yollarının doğu-batı doğrultusunda uzanmasının temel nedeni Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar'ın doğu-batı yönünde uzanmasıdır; bu durum beşeri faktörlerle (sanayi merkezleri) açıklanamaz.
Doğal faktörlerin ulaşım sistemleri üzerindeki belirleyici rolünü ve doğrultu analizini yapmak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de ulaşım ağlarının uzanışını, liman hinterlandlarını ve yapım maliyetlerini etkileyen fiziki ve beşeri faktörlerin analizi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6470Soru

Türkiye'de laik devlet düzenine geçiş sürecinde gerçekleştirilen aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama sırasıyla: Halifeliğin kaldırılması (1924), Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi (1926), "Devletin dini İslam'dır" ibaresinin anayasadan ��ıkarılması (1928) ve Laiklik ilkesinin anayasaya eklenmesi (1937) şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, en erken tarihten en geç tarihe doğru; Halifeliğin kaldırılması (1924), Türk Medeni Kanunu'nun kabulü (1926), anayasadan devletin resmi dinine dair ibarenin çıkarılması (1928) ve son olarak laiklik ilkesinin anayasaya eklenmesi (1937) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Halifeliğin kaldırılması tarihini belirlemek
3 Mart 1924
Laikleşme sürecinin siyasi alandaki en büyük inkılabının zamanını tespit etmek.
2
Türk Medeni Kanunu'nun kabulü tarihini belirlemek
17 Şubat 1926
Hukuk alanında laikleşmenin başlangıç noktasını kronolojik sıraya koymak.
3
"Devletin dini İslam'dır" ibaresinin 1924 Anayasası'ndan çıkarılması tarihini belirlemek
10 Nisan 1928
Anayasanın laikleştirilmesi sürecindeki ilk önemli anayasal değişikliği tespit etmek.
4
Laiklik ilkesinin anayasaya eklenme tarihini belirlemek
5 Şubat 1937
Laik devlet yapısının anayasal güvenceye kavuştuğu nihai tarihi belirlemek.

Anahtar Kavram

Laiklik ilkesinin aşamalı olarak hayata geçirilmesi ve anayasal süreç
Soru 6471Soru

İlk Çağ'da Mezopotamya coğrafyasında kurulan uygarlıklar, genellikle merkeziyetçi krallıklar veya büyük imparatorluklar şeklinde yönetilmişlerdir. Ancak bu coğrafyanın en eski sakinlerinden olan bir uygarlık, tek bir merkezi otorite etrafında birleşmek yerine "site" adı verilen bağımsız şehir devletleri şeklinde örgütlenmiştir.

Bu parçada bahsedilen siyasi örgütlenme biçimine sahip olan Mezopotamya uygarlığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sümerler

Cevap

Sümerler
Sümerler, siyasi birlikten yoksun bir şekilde Ur, Uruk, Lagaş gibi bağımsız şehir devletleri (site) halinde yaşamışlardır. Bu siyasi örgütlenme biçimi, Mezopotamya coğrafyasındaki diğer uygarlıkların kurduğu merkeziyetçi devlet yapılarından belirgin bir şekilde ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen siyasi yapı ve coğrafi özelliklerin analiz edilmesi
Soruda Mezopotamya coğrafyasında kurulmuş, tek bir merkezi krallık kuramayıp "site" adı verilen bağımsız şehir devletleri halinde örgütlenmiş bir İlk Çağ uygarlığı aranmaktadır.
İlk Çağ uygarlıklarının kendilerine has siyasi ve idari yapılarının ayırt edilmesi gerekmektedir.
2
Seçeneklerde yer alan uygarlıkların idari yapılarının karşılaştırılması
Akadlar, Babiller ve Asurlar merkezi krallık veya imparatorluk yapısındadır. Persler ise İran coğrafyasına aittir ve merkezi yapısıyla bilinir. Mezopotamya'da site devletleri şeklinde örgütlenen yegane topluluk Sümerler olarak belirlenir.
Doğru siyasi örgütlenme biçimini eşleştirerek doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

İlk Çağ medeniyetlerinde siyasi güç merkezlerinin örgütlenme biçimleri ve Mezopotamya havzasında şehir devletleri örgütlenmesi.
Tahmini Süre:50s
Soru 6472Soru

Türkiye’nin jeopolitik konumunda etkili olan unsurlar; fiziki coğrafya özellikleri gibi uzun süre değişmeyen statik unsurlar ile ekonomik, siyasi ve askeri durumlar gibi zamana göre değişen dinamik unsurlardan oluşur. Statik unsurlar, dinamik unsurların gelişim yönünü ve sınırlarını belirleyerek dış politika stratejilerinin temelini oluşturur.

Buna göre, Türkiye’nin yakın çevresindeki jeopolitik mücadeleler düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi statik unsurların dinamik unsurlar üzerindeki belirleyici etkisine örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ege Denizi'ndeki girintili çıkıntılı kıyı yapısı ile adaların coğrafi dağılışının, Türkiye ve Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı ve kara suları sınırlandırması diplomatik müzakerelerini şekillendirmesi

Cevap

Ege Denizi'ndeki girintili çıkıntılı kıyı yapısı ile adaların coğrafi dağılışının, Türkiye ve Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı ve kara suları sınırlandırması diplomatik müzakerelerini şekillendirmesi
Ege Denizi'nin girintili çıkıntılı kıyı yapısı ile adaların coğrafi dağılışı Türkiye'nin değişmeyen fiziki coğrafya (statik) özellikleridir. Bu coğrafi yapının iki ülke arasındaki kara suları sınırlandırması ve kıta sahanlığı diplomatik müzakerelerini (dinamik) şekillendirmesi, statik unsurların dinamik unsurlar üzerindeki belirleyici etkisine doğrudan bir örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Jeopolitik konumu etkileyen statik (değişmeyen) ve dinamik (değişen) unsurları tanımlamak.
Statik unsurlar coğrafi konum, yer şekilleri, iklim gibi fiziki özellikleri kapsarken; dinamik unsurlar askeri, ekonomik, siyasi ve teknolojik gelişmeleri kapsar.
Seçeneklerdeki durumların hangi unsurlar sınıfına girdiğini belirlemek için bu temel ayrım gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen durumları analiz ederek statik bir unsurun dinamik bir unsuru etkilediği ilişkiyi bulmak.
Ege Denizi'nin kıyı yapısı ve adaların dağılışı fiziki coğrafya (statik) özelliğiyken, diplomatik müzakereler ve sınır tezleri siyasi/beşeri (dinamik) özelliklerdir. Bu durumda fiziki/statik yapı siyasi/dinamik süreci yönlendirmektedir.
Soruda istenen 'statik unsurların dinamik unsurlar üzerindeki belirleyici etkisi' ilişkisini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Jeopolitik konumda statik (değişmeyen) unsurlar ile dinamik (değişen) unsurlar arasındaki etkileşim.
Soru 6473Soru

Aşağıda verilen kültür bölgelerini, bu bölgelerin yayılış alanları ve genel özellikleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Batı Kültür Bölgesi
İslam Kültür Bölgesi
Doğu Kültür Bölgesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Batı Kültür Bölgesi ile coğrafi keşiflerle yayılan ve sanayileşmenin ön planda olduğu bölge; İslam Kültür Bölgesi ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da dini inançların şekillendirdiği bölge; Doğu Kültür Bölgesi ile Güney, Doğu ve Güneydoğu Asya'da manevi değerlerin ön planda olduğu bölge eşleşmektedir.
Batı Kültür Bölgesi, Avrupa coğrafyasından köken alıp coğrafi keşiflerle Kuzey ve Güney Amerika ile Avustralya gibi alanlara taşınmış, sanayi devrimi ve modernleşme ile karakterize edilmiştir. İslam Kültür Bölgesi, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da dini unsurların sosyal yapıyı doğrudan etkilediği bir alandır. Doğu Kültür Bölgesi ise Çin, Hindistan gibi köklü medeniyetlerin bulunduğu Güney ve Doğu Asya'da manevi bağları temsil eder. Bu nedenle eşleştirmeler bu şekilde yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür bölgelerinin coğrafi yayılış alanlarını ve temel özelliklerini incelemek.
Batı kültürünün coğrafi keşiflerle yayıldığı, İslam kültürünün Orta Doğu merkezli olduğu, Doğu kültürünün ise Güney ve Doğu Asya'yı kapsadığı belirlenir.
Her bir kültür bölgesini ayırt edici mekansal özellikleriyle eşleştirebilmek için.
2
Kültür bölgelerini tanımlarıyla eşleştirmek.
Batı Kültür Bölgesi -> İkinci tanım, İslam Kültür Bölgesi -> Birinci tanım, Doğu Kültür Bölgesi -> Üçüncü tanım şeklinde eşleşir.
Doğru eşleşmeleri tamamlayarak soruyu çözmek için.

Anahtar Kavram

Kültür bölgelerinin coğrafi dağılışı ve ayırt edici özellikleri
Soru 6474Soru

Uluslararası örgütler, kuruluş amaçları ve faaliyet gösterdikleri alanlara göre küresel veya bölgesel ölçekte kurulabilmektedir. Türkiye, jeopolitik konumu ve tarihi bağları nedeniyle birçok uluslararası örgüte üye veya kurucu üye olmuştur.

Buna göre, aşağıdaki uluslararası örgütlerden hangisine Türkiye üye değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupa Birliği (AB)

Cevap

Türkiye, Avrupa Birliği'ne tam üye olmayıp aday ülke statüsündedir.
Türkiye, Avrupa Birliği'ne (AB) üye değildir; 1999 yılından beri resmi olarak aday ülke statüsündedir. Diğer seçeneklerde yer alan örgütlerin tamamına Türkiye tam üyedir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin seçeneklerde verilen uluslararası örgütlerdeki üyelik statüleri gözden geçirilir.
İslam İşbirliği Teşkilatı, Birleşmiş Milletler, NATO ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'na Türkiye'nin tam üye veya kurucu üye olduğu belirlenir.
Uluslararası örgütlerin üyelik yapılarının doğru analiz edilmesi gerekir.
2
Türkiye'nin Avrupa Birliği ile olan ilişkileri ve üyelik durumu değerlendirilir.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne aday ülke konumunda olduğu ve henüz tam üye olmadığı tespit edilir.
Sorunun doğru cevabına ulaşmak için üyelik ilişkisi bulunmayan örgüt belirlenmelidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin üye olduğu küresel ve bölgesel örgütler
Soru 6475Soru

Mustafa Kemal Atatürk, 1923 yılında yaptığı bir konuşmada şu ifadeleri kullanmıştır:

"Bizim halkımız, çıkarları birbirinden ayrılan sınıflar hâlinde değil; aksine varlıkları ve çalışmalarının sonuçları birbirine lazım olan meslek gruplarından ibarettir. Bu nedenle amacımız sınıf mücadelesi yerine toplumsal dayanışmayı ve birliği sağlamaktır."

Atatürk'ün bu ifadesi doğrultusunda benimsenen toplumsal yapı anlayışı, doğrudan aşağıdaki Atatürk ilkelerinden hangileriyle ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halkçılık - Milliyetçilik

Cevap

Halkçılık - Milliyetçilik
Atatürk'ün sözünde geçen 'sınıf mücadelesi yerine toplumsal dayanışma' ve 'sınıfsız toplum' anlayışı doğrudan Halkçılık ilkesi ile ilişkilidir. Aynı zamanda 'toplumsal birlik ve dayanışma' hedefi, Türk milletinin birlik ve beraberliğini savunan Milliyetçilik ilkesinin temelini oluşturur. Bu nedenle Halkçılık ve Milliyetçilik ilkeleri doğru eşleştirmedir.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün sözündeki anahtar kavramlar olan 'sınıfsız toplum', 'toplumsal dayanışma' ve 'birlik' ifadelerini analiz etmek.
İfadenin toplumsal eşitlik ve ulusal birlik hedeflerine yönelik olduğu tespit edilir.
Soruyu doğru çözebilmek için metindeki kavramsal ipuçlarını belirlemek gerekir.
2
Belirlenen kavramları Atatürk ilkeleriyle eşleştirmek.
Sınıfsız toplum ve toplumsal dayanışma kavramları 'Halkçılık' ilkesine; milli birlik ve beraberlik vurgusu ise 'Milliyetçilik' ilkesine ulaştırır.
İlkelerin temel tanımlarını ve amaçlarını doğru bilmek doğru eşleştirmeyi yapmayı sağlar.
3
Seçenekleri inceleyerek doğru ilke ikilisini tespit etmek.
Halkçılık ve Milliyetçilik ilkelerini içeren seçeneğin doğru olduğu doğrulanır.
Diğer seçeneklerde yer alan yönetim (Cumhuriyetçilik), ekonomi (Devletçilik) ve din/devlet ilişkileri (Laiklik) gibi unsurların verilen metinde doğrudan yer almadığı doğrulanır.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkeleri ve Toplumsal Yapı
Soru 6476Soru

İlk Çağ medeniyet havzalarında siyasi güç merkezlerinin oluşumu ve yönetim yapılarının gelişimine dair aşağıda verilen gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; Sümer şehir devletlerinin kurulması, Hitit merkezi krallığının kurulması ve Pers satraplık sisteminin oluşturulması şeklinde olmalıdır.
Sümer şehir devletleri (MÖ 3000'ler) İlk Çağ'ın en erken siyasi yapıları arasında yer alırken, Hitit krallığı (MÖ 17. yy) Anadolu'da daha sonra merkezi bir güç olarak ortaya çıkmış, Pers İmparatorluğu'nun eyalet sistemi (MÖ 6. yy) ise en geç döneme ait idari gelişmedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sümerlerin site adı verilen ilk şehir devletlerinin kurulduğu tarihi dönemi belirlemek.
Sümer siteleri MÖ 3000 civarında ortaya çıkmıştır.
İlk Çağ'ın en eski siyasi güç merkezlerinin kronolojik başlangıcını saptamak.
2
Hitit krallığının Anadolu'da siyasi birliği ve merkezi otoriteyi kurduğu dönemi belirlemek.
Hitit krallığı MÖ 17. yüzyılda kurulmuştur.
Anadolu havzasında feodaliteden merkezi krallığa geçişin zamanını belirlemek.
3
Perslerin imparatorluk sınırlarında kurduğu satraplık (eyalet) sisteminin dönemini belirlemek.
Pers satraplıkları MÖ 6. yüzyılda kurulmuştur.
Geniş topraklara hükmeden merkezi imparatorlukların idari yapılanma sürecini sıralamaya eklemek.

Anahtar Kavram

İlk Çağ medeniyetlerinin kronolojik gelişimi ve siyasi örgütlenme biçimleri
Soru 6477Soru

Ortadoğu ve çevresindeki sıcak çatışma bölgeleri ile siyasi istikrarsızlıklar, küresel enerji ve mal taşımacılığında kritik öneme sahip deniz yolu geçitlerinin güvenliğini doğrudan etkilemektedir.

Buna göre, bölgesel çatışmaların deniz ticareti ve ulaşım yolları üzerindeki etkileriyle ilgili;

I. Yemen'de yaşanan iç çatışmalar ve siyasi istikrarsızlık, Kızıldeniz'in güney girişindeki Babülmendep Boğazı'ndan yapılan geçişleri risk altına sokmaktadır.
II. İran ile Körfez ülkeleri arasındaki gerilimler, Basra Körfezi'nin dünyaya açılan kapısı konumunda olan ve insan eliyle açılmış bir kanal niteliği taşıyan Hürmüz Boğazı'ndaki petrol sevkiyatını aksatma potansiyeline sahiptir.
III. Mısır topraklarında yer alan Süveyş Kanalı, Doğu Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağlayan yapay bir su yolu olup, bölgedeki siyasi krizlerden dönem dönem olumsuz etkilenmektedir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Yemen'deki istikrarsızlığın Babülmendep Boğazı'na etkisi ile Süveyş Kanalı'nın krizlerden etkilenmesini ifade eden birinci ve üçüncü öncüllerin yer aldığı seçenek doğrudur.
Yemen'deki çatışmaların Babülmendep Boğazı'nı etkilemesi ve Süveyş Kanalı'nın beşeri yapılıp krizlerden etkilenmesi doğru yargılardır. Hürmüz ise kanal değil, doğal bir boğaz olduğu için ikinci öncül yanlıştır. Bu nedenle birinci ve üçüncü öncüllerin yer aldığı seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerin coğrafi ve jeopolitik doğruluklarını analiz etmek.
Yemen'deki çatışmaların Babülmendep Boğazı'nı tehdit ettiği (I) ve Süveyş Kanalı'nın yapay bir su yolu olup krizlerden etkilendiği (III) belirlenir.
Bölgesel çatışmalar ile küresel deniz ticareti yolları arasındaki ilişkiyi kurmak.
2
Hürmüz Boğazı'nın oluşum kökenini değerlendirmek.
Hürmüz'ün insan yapımı bir kanal değil, doğal bir boğaz olduğu tespit edilerek ikinci öncülün (II) yanlış olduğu bulunur.
Doğal su yolları (boğazlar) ile yapay su yolları (kanallar) arasındaki farkı ayırt etmek.
3
Doğru öncülleri bir araya getirerek nihai karara ulaşmak.
Yalnızca I ve III numaralı öncüllerin doğru olduğu görülür.
Soruda istenen doğru yargıları birleştirmek.

Anahtar Kavram

Bölgesel ve Küresel Sıcak Çatışma Bölgelerinin Ulaşım Yolları Üzerindeki Etkileri ile Boğaz-Kanal Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6478Soru

Sanayi Devrimi'nden günümüze kadar geçen süreçte doğal kaynakların kullanımı, ekonomik kalkınmanın temel motoru olmuştur. Ancak doğal kaynakların sınırlılığı ve yenilenebilme özellikleri ülkelerin kalkınma stratejilerini doğrudan etkilemektedir.

Doğal kaynaklar ve ekonomi ilişkisi dikkate alındığında;

I. Orman ve toprak gibi belirli şartlarda kendini yenileyebilen kaynaklar, taşıma kapasitesinin üzerinde kullanıldıklarında yenilenebilme özelliğini kaybedebilir.
II. Bir ülkenin kalkınabilmesi için mutlaka zengin doğal kaynak rezervlerine sahip olması gerekir; doğal kaynak yönünden fakir ülkelerin sanayileşmesi mümkün değildir.
III. Fosil yakıtlar gibi tükenebilen kaynakların sanayideki yoğun kullanımı, ekonomik büyümeyi hızlandırırken çevresel sürdürülebilirliği olumsuz etkilemektedir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci öncülde belirtilen orman ve toprak gibi kaynakların aşırı kullanımda yenilenebilirlik özelli��ini kaybetmesi ile üçüncü öncülde belirtilen fosil yakıt kullanımının ekonomik büyümeyi hızlandırırken çevresel sürdürülebilirliği olumsuz etkilemesi ifadeleri doğrudur.
Belirli şartlarda kendini yenileyebilen orman ve toprak gibi kaynakların aşırı tahribatı, bu kaynakların kendini yenileme hızını aşarak yok olmasına yol açabilir. Bununla birlikte, fosil yakıtlar gibi tükenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ekonomik büyümeyi desteklese de çevre kirliliği ve sera etkisi nedeniyle sürdürülebilirliği olumsuz etkiler. Bu nedenlerle birinci ve üçüncü yargılar doğru kabul edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülün doğruluğunu kontrol etmek amacıyla doğal kaynakların kendini yenileme sınırları incelenir.
Orman ve toprak gibi kaynakların taşıma kapasitesinin üzerinde ve aşırı kullanımı durumunda yenilenebilirlik özelliğini kaybederek tükenebileceği sonucuna ulaşılır. Birinci öncül doğrudur.
Yenilenebilir kaynakların sürdürülebilirliği, kullanım hızının kaynağın kendini yenileme hızını aşmamasına bağlıdır.
2
İkinci öncülün doğruluğunu kontrol etmek amacıyla doğal kaynak zenginliği ile ekonomik gelişmişlik ilişkisi analiz edilir.
Japonya, Güney Kore ve İsviçre gibi ülkelerin doğal kaynaklar bakımından fakir olmalarına rağmen teknoloji, sermaye ve nitelikli iş gücüyle gelişmiş ülkeler olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla ikinci öncül yanlıştır.
Kalkınma için zengin doğal kaynaklar tek başına ne yeterli ne de mutlak zorunlu bir koşuldur.
3
Üçüncü öncülün doğruluğunu kontrol etmek amacıyla fosil yakıtların ekonomik ve çevresel etkileri değerlendirilir.
Kömür ve petrol gibi fosil yakıtlar sanayide yoğun enerji sağlayarak ekonomik büyümeyi hızlandırırken, yüksek karbon salınımları nedeniyle küresel iklim değişikliğine ve çevre kirliliğine yol açarak sürdürülebilirliği tehlikeye atar. Üçüncü öncül doğrudur.
Tükenebilir fosil kaynakların kullanımı kısa vadeli ekonomik kazanç sağlasa da uzun vadeli çevresel maliyetler doğurmaktadır.

Anahtar Kavram

Doğal Kaynaklar ve Ekonomik Gelişmişlik İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6479Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde Büyük Millet Meclisinin (TBMM) açılışı ve sonrasında meclis otoritesini korumaya yönelik gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; İstanbul Hükümeti'nin yıpratma amaçlı fetva yayımlaması, Büyük Millet Meclisinin açılması, Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun kabul edilmesi ve İstiklal Mahkemelerinin kurulması şeklindedir.
Kronolojik süreç incelendiğinde, İstanbul Hükümeti'nin fetva girişimi meclisin açılışından öncedir. Meclisin açılmasını takiben çıkan isyanlara karşı önce kanun (Hıyanet-i Vataniye) çıkarılmış, aylar sonra da bu kanunu uygulamak üzere yargı organı olarak İstiklal Mahkemeleri tesis edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul Hükümeti'nin karşı fetva girişimini belirleme
Dürrizade fetvası 11 Nisan 1920'de yayımlanmıştır.
Ankara'daki millî hareketi meclis açılmadan önce etkisiz hale getirme girişimidir.
2
Meclisin açılış tarihini belirleme
Meclis 23 Nisan 1920'de açılmıştır.
Mebusan Meclisinin dağıtılması üzerine ulusal irade Ankara'da toplanmıştır.
3
Meclisin ayaklanmalara karşı aldığı ilk hukuki tedbiri saptama
Hıyanet-i Vataniye Kanunu 29 Nisan 1920'de çıkarılmıştır.
Otoriteyi sarsan isyanlara karşı yasal yaptırım ihtiyacı doğmuştur.
4
Yasal yaptırımları uygulayacak mahkemelerin kuruluşunu belirleme
İstiklal Mahkemeleri 11 Eylül 1920'de kurulmuştur.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun hızlı ve kararlı bir şekilde uygulanması hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Büyük Millet Meclisinin açılış süreci ile meclise karşı çıkan isyanlara karşı alınan yasama ve yargı tedbirlerinin kronolojik seyri.
Soru 6480Soru

Osmanlı Devleti'nin XIX. yüzyıldaki modernleşme sürecinde tebaanın hak ve ödevleri ile yargı sisteminde önemli değişimler yaşanmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen gelişmelerin kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik sırası; önce askerliğin vatan görevi yapılması (1839 Tanzimat Fermanı), ardından gayrimüslimler için nakdî bedel sisteminin getirilmesi (1856 Islahat Fermanı) ve son olarak karma Nizamiye Mahkemeleri'nin kurulması (1869) şeklindedir.
Verilen gelişmelerin kronolojik sıralaması en eskiden en yeniye doğru 1839 (Tanzimat Fermanı ile askerliğin vatan görevi olması), 1856 (Islahat Fermanı ile nakdî bedel sistemi) ve 1869 (Nizamiye Mahkemeleri'nin kurulması) şeklindedir. Dolayısıyla doğru sıralama sırasıyla birinci, ikinci ve üçüncü öncüllerin takip ettiği dizilimdir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak, Osmanlı tebaası için genel askerlik yükümlülüğünün ne zaman getirildiğini tespit ediniz.
Askerliğin vatan görevi haline getirilmesi 1839 Tanzimat Fermanı ile olmu��tur. Bu adım kronolojinin ilk sırasındadır.
Tanzimat Fermanı, modernleşme sürecinde tebaanın hak ve ödevlerini belirleyen ilk büyük ferman belgesidir.
2
Daha sonra, gayrimüslim tebaanın askerlik yükümlülüğüne yönelik getirilen muafiyet ve nakdî bedel uygulamasının dönemini belirleyiniz.
Nakdî bedel (bedel-i askerî) uygulaması, 1856 yılında ilan edilen Islahat Fermanı ile yürürlüğe girmiştir. Bu adım kronolojinin ikinci sırasındadır.
Islahat Fermanı, Avrupalı devletlerin baskısıyla özellikle gayrimüslimlerin haklarını genişletmek ve Tanzimat'ın askerlik uygulamasındaki aksaklıkları gidermek için ilan edilmiştir.
3
Son olarak, fermanlardaki kanun önünde eşitlik ilkelerinin yargı alanında kurumsallaşmasını sağlayan mahkeme düzenlemesini inceleyiniz.
Müslüman ve gayrimüslimlerin birlikte yargılandığı laik nitelikli karma Nizamiye Mahkemeleri'nin kuruluşu 1869 yılında tamamlanmıştır. Bu adım kronolojinin üçüncü sırasındadır.
Nizamiye Mahkemeleri, Tanzimat ve Islahat fermanlarının getirdiği eşitlik prensiplerini uygulamaya geçiren geç dönem Tanzimat hukuk reformudur.

Anahtar Kavram

Tanzimat ve Islahat fermanlarının getirdiği toplumsal, askeri ve hukuki düzenlemelerin kronolojik gelişimi ile birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri.
ÖncekiSayfa 324 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin