Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6701Soru

I. Dünya Savaşı sürecinde İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti topraklarını paylaşmak amacıyla kendi aralarında yaptıkları gizli antlaşmalar ile bu antlaşmaların temel kapsamlarını eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sykes-Picot Antlaşması
MacMahon Antlaşması
Petrograd Protokolü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sykes-Picot Antlaşması Ortadoğu'nun İngiltere ve Fransa arasında paylaşılmasıyla; MacMahon Antlaşması Şerif Hüseyin'e bağımsızlık vaadiyle; Petrograd Protokolü ise Rusya'ya Doğu Anadolu'nun bırakılmasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede Sykes-Picot Antlaşması Ortadoğu'nun İngiltere ve Fransa arasında paylaşılmasıyla, MacMahon Antlaşması Araplara bağımsız devlet vaadiyle ve Petrograd Protokolü Doğu Anadolu'nun Rusya'ya verilmesiyle ilişkilendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Sykes-Picot Antlaşması'nın amacını belirleyin.
Bu antlaşmanın İngiltere ve Fransa arasında Ortadoğu topraklarını paylaşmaya yönelik olduğu tespit edilir.
Antlaşmayı doğru tanımıyla eşleştirmek amacıyla.
2
MacMahon Antlaşması'nın taraflarını inceleyin.
İngiltere'nin Şerif Hüseyin'e bağımsızlık vadettiği anlaşma olduğu tespit edilir.
Doğru eşleştirmeyi tamamlamak amacıyla.
3
Petrograd Protokolü'nün kapsamını belirleyin.
Rusya'ya Doğu Anadolu topraklarının vaat edildiği protokol olduğu tespit edilir.
Son eşleşmeyi gerçekleştirmek amacıyla.

Anahtar Kavram

Gizli Antlaşmalar ve Paylaşım Planları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6702Soru

Yeryüzündeki canlıların dağılışında günümüz fiziki koşullarının (sıcaklık, yağış, yer şekilleri vb.) yanı sıra yer kabuğunun hareketleri ve geçmiş jeolojik dönemlerde yaşanan iklim değişiklikleri gibi paleocoğrafya faktörleri de oldukça etkilidir.

Buna göre, haritada numaralandırılmış alanların hangisinde biyoçeşitliliğin günümüzdeki özelliklerinin şekillenmesinde paleocoğrafya faktörünün etkisi diğerlerine göre daha belirleyicidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V

Cevap

V numaralı alan (Avustralya)
V numaralı alan olan Avustralya'nın biyoçeşitlilik özellikleri (özellikle kendine özgü keseli memeliler gibi endemik türlerin varlığı), kıtanın jeolojik geçmişte diğer levhalardan ayrılarak uzun süre izole kalması sonucu şekillenmiştir. Bu durum levha hareketleri (kıtaların kayması) başlığı altında ele alınan paleocoğrafya faktörünün en net örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada verilen alanları ve bu alanlardaki biyoçeşitliliği şekillendiren temel faktörleri belirleme
I numaralı alan Amazon Havzası (iklim), II numaralı alan Sahra Çölü (iklim), III numaralı alan Alpler (yer şekilleri), IV numaralı alan İskandinavya'nın kuzeyi (iklim/toprak) ve V numaralı alan Avustralya'dır (kıta kayması).
Soruda istenen paleocoğrafya etkisini bulabilmek için her bir bölgenin temel ekolojik koşullarını ayrıştırmak gerekir.
2
Fiziki faktörler ile paleocoğrafya faktörlerini ayırt etme
I, II, III ve IV numaralı alanlardaki biyoçeşitlilik özellikleri güncel iklim ve yer şekilleri gibi fiziki faktörlerin kontrolündedir. Ancak V numaralı alanda (Avustralya) kanguru ve koala gibi özgün canlıların bulunması, kıtanın geçmiş jeolojik dönemlerde diğer karalardan ayrılıp izole olmasıyla (levha hareketleri/paleocoğrafya) ilgilidir.
Paleocoğrafya geçmiş dönemlerdeki kıta hareketleri ve iklim değişimlerini kapsar; bu durum Avustralya'nın benzersiz faunasıyla doğrudan eşleşir.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliği etkileyen paleocoğrafya faktörleri (levha hareketleri ve kıtaların kayması)
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 6703Soru

Ülkelerin uyguladıkları nüfus politikaları ile gelişmişlik düzeyleri arasında yakın bir ilişki vardır. Genellikle gelişmiş ülkeler nüfus artış hızını artırmaya çalışırken, gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkeler nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politikalar izler. Ancak bu durumun bazı istisnaları mevcuttur. Gelişmekte olan bazı ülkeler, sahip oldukları geniş topraklar�� ve zengin doğal kaynakları verimli şekilde işleyecek yeterli iş gücüne sahip olmadıkları için nüfus artış hızını artırıcı veya koruyucu politikalar benimsemektedir.

Buna göre, aşağıdaki ülkelerden hangisi bu istisnai duruma örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arjantin

Cevap

Arjantin
Doğru cevap Arjantin'dir. Arjantin, gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer almasına karşın geniş yüzölçümü ve zengin doğal kaynaklarını işleyecek yeterli nüfus miktarına sahip olmadığından, nüfus artış hızını artırmaya ve nüfusunu desteklemeye yönelik politikalar uygulamaktadır. Bu durum onu genel nüfus-gelişmişlik ilişkisinden ayıran istisnai bir örnek yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfus politikaları ile ülkelerin gelişmişlik düzeyleri arasındaki genel ilişki belirlenir.
Gelişmiş ülkelerin çoğunlukla nüfus artış hızını artırmaya, gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerin ise nüfus artış hızını azaltmaya çalıştığı tespit edilir.
Soruda tanımlanan kural ile istisnai durum arasındaki farkı ortaya koyabilmek için bu tespit gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen ülkelerin demografik durumları ve uyguladıkları politikalar analiz edilir.
Kenya, Bangladeş, Nijerya ve Endonezya'nın gelişmekte olan ve nüfus artış hızını azaltıcı politikalar uygulayan ülkeler olduğu saptanır. Bu ülkeler genel kurala uymaktadır.
Genel kurala uyan ve istisna teşkil etmeyen seçenekleri elemek için bu analiz yapılır.
3
Gelişmekte olan ülkeler sınıfında yer almasına rağmen nüfus artış hızını artırmak isteyen istisna ülke belirlenir.
Arjantin'in geniş yüzölçümü ve doğal kaynaklarına oranla iş gücü açığı bulunması nedeniyle nüfusunu artırma politikası izlediği ve bu yönüyle istisnai bir örnek oluşturduğu belirlenir.
Soruda sorulan istisnai durumu karşılayan doğru seçeneğe ulaşmak amacıyla bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Dünyadaki nüfus politikaları ve ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre uyguladıkları demografik stratejiler.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6704Soru

Türkiye Selçuklu Devleti, I. Alâeddin Keykubad Dönemi'nde yaklaşmakta olan Moğol istilasına karşı sınır boylarındaki kaleleri tahkim etmiş, Eyyubiler ile yakınlaşmış ve Moğollar ile kendi toprakları arasında tampon görevi gören Harzemşahlar ile dostane ilişkiler kurmaya çalışmıştır. Ancak Celaleddin Harzemşah'ın Selçuklu topraklarına saldırması ��zerine çıkan savaşta Harzemşahlar mağlup edilerek yıkılış sürecine girmiştir.

Yassıçemen Savaşı (1230) adı verilen bu askerî gelişmenin, Türkiye Selçuklu Devleti'nin savunma stratejisi üzerinde yarattığı çelişkili sonuç aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Askerî başarı kazanılmasına ra��men doğudan gelecek saldırılara karşı koruyucu bir tampon bölgenin yok edilmesi

Cevap

Askerî başarı kazanılmasına rağmen doğudan gelecek saldırılara karşı koruyucu bir tampon bölgenin yok edilmesi
Yassıçemen Savaşı'nın kazanılmasıyla Harzemşahlar Devleti yıkılış sürecine girmiş ve tarih sahnesinden çekilmiştir. Bu durum, Türkiye Selçuklu Devleti'nin en çok çekindiği Moğol gücüyle doğrudan sınır komşusu olmasına yol açmış, yani Moğol tehlikesine karşı koruyucu işlevi olan tampon devlet ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla elde edilen askerî zafere rağmen jeopolitik koruma kalkanı kaybedilmiş ve Selçuklular Moğol tehdidine karşı doğrudan açık hale gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Alâeddin Keykubad'ın dış politikasını analiz etmek.
Selçuklu Devleti'nin sınır kalelerini onarmasının, Eyyubilerle iş birliği yapmasının ve Harzemşahları dost tutmaya çalışmasının amacının yaklaşan Moğol tehlikesine karşı korunmak olduğu anlaşılır.
Gelişmelerin arkasındaki temel stratejik amacı belirlemek için.
2
Yassıçemen Savaşı'nın askeri ve siyasi sonucunu değerlendirmek.
Savaşı Türkiye Selçuklu Devleti kazanmış, Harzemşahlar yenilerek yıkılış sürecine girmiş ve kısa süre sonra tarih sahnesinden çekilmiştir.
Savaşın taraflar üzerindeki doğrudan etkisini saptamak için.
3
Savaş sonucunun jeopolitik yansımalarını incelemek.
Harzemşahların yıkılmasıyla Selçuklu ve Moğol imparatorlukları sınır komşusu olmuş, tampon bölge ortadan kalkmıştır. Böylece askerî zafere ra��men ülkenin doğu sınırları doğrudan Moğol istilasına açık hale gelmiştir.
Kazanılan zafer ile yaşanan stratejik kayıp arasındaki çelişkiyi kurmak için.

Anahtar Kavram

Yassıçemen Savaşı'nın jeopolitik sonuçları ve Moğol istilasına zemin hazırlaması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6705Soru

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) dağılma sürecinde ve Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmasında etkili olan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; reformların başlatılması (1985), ardından Kara Ocak olaylarının yaşanması (1990) ve son olarak Alma-Ata Protokolü ile SSCB'nin resmen dağılması (1991) şeklindedir.
Kronolojik sıralama, 1985 yılındaki Gorbaçov reformları ile başlar, 1990'daki Kara Ocak sivil katliamı ile devam eder ve 1991 sonundaki Alma-Ata Protokolü ile tamamlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Reform politikalarının başlangıç tarihini belirlemek
Glasnost ve Perestroyka reformları 1985 yılında yürürlüğe girmiştir.
SSCB'deki tıkanıklığı aşmak amacıyla atılan bu ilk adım, merkezi kontrolü zayıflatmıştır.
2
Azerbaycan'daki bağımsızlık mücadelesindeki dönüm noktasının tarihini belirlemek
Kara Ocak olayları Ocak 1990'da gerçekleşmiştir.
Sovyet yönetiminin baskı politikası, Azerbaycan'ın birlikten kopuş sürecini hızlandırmıştır.
3
Birliğin resmen son bulduğu tarihi belirlemek
Alma-Ata Protokolü 21 Aralık 1991'de imzalanmıştır.
Bu protokol ile yeni Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığı uluslararası alanda tescillenmiş ve SSCB tarihe karışmıştır.

Anahtar Kavram

SSCB'nin çözülme aşamaları ve Türk devletlerinin bağımsızlık kronolojisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6706Soru

Denizel biyomlarda, güneş ışığının ulaşabildiği ve fotik bölge olarak adlandırılan ilk 200 metrelik derinlik, fotosentez yapan üretici canlıların varlığına bağlı olarak biyoçeşitliliğin en zengin olduğu alandır.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Verilen ifade doğrudur. Deniz ekosistemlerinde ışık geçirgenliği canlı dağılışını sınırlandıran en temel abiyotik faktördür ve güneş ışığının ulaşabildiği ilk 200 metrelik fotik bölge biyoçeşitliliğin en yoğun olduğu kuşaktır.
Güneş ışığının ulaştığı ilk 200 metrede fotosentez yapılabilmesi, birincil üretimi başlatarak besin zincirini destekler ve bu derinliği biyoçeşitlilik açısından en zengin bölge yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Deniz ekosistemlerindeki ışık geçirgenliğini ve bunun canlılar üzerindeki etkisini inceleyin.
Güneş ışınlarının denizlerde yaklaşık ilk 200 metreye kadar ulaştığı ve bu kuşağın fotik bölge olarak adlandırıldığ�� belirlenir.
Işık geçirgenliği, fotosentez yapan birincil üreticilerin yaşayabilmesi için temel koşuldur.
2
Fotik bölgedeki üretici canlıların varlığının biyoçeşitlilikle olan ilişkisini değerlendirin.
Üreticilerin (fitoplanktonlar vb.) bu bölgede yoğunlaşması, besin zinciri yoluyla tüketicilerin de burada toplanmasını sağlar ve biyoçeşitliliği en üst seviyeye çıkarır.
Besin piramidinin tabanını oluşturan üretici canlıların varlığı, o bölgedeki toplam canlı çeşitliliğini doğrudan belirler.

Anahtar Kavram

Denizel biyomlarda dikey tabakalaşma ve ışığın canlı dağılışı üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 6707Soru

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde, Kutsal Roma-Cermen İmparatoru Şarlken'in Avrupa'da kurmaya çalıştığı hegemonyayı engellemek ve Fransa Kralı I. Fransuva'yı Şarlken'in esaretinden kurtarmak amacıyla Fransa'ya askeri ve siyasi destek verilmiştir. Bu doğrultuda düzenlenen Mohaç Meydan Muharebesi ile Macaristan Krallığı etkisiz hale getirilmiş, ardından Fransa'ya ticari kolaylıklar sağlayan kapitülasyonlar verilmiştir.

Bu politikayla Osmanlı Devleti'nin ulaşmak istediği temel askeri ve diplomatik hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupa Hristiyan birliğini bölerek Habsburg üstünlüğüne karşı denge oluşturmak

Cevap

Avrupa Hristiyan birliğini bölerek Habsburg üstünlüğüne karşı denge oluşturmak
Osmanlı Devleti'nin Fransa'yı desteklemesindeki temel askeri ve diplomatik hedef, Avrupa Hristiyan birliğini bölerek Habsburg üstünlüğüne karşı bir güç dengesi oluşturmaktır. Şarlken'in Avrupa'yı tek çatı altında birleştirme idealine karşı Fransa'nın bağımsızlığının korunması hayati önem taşımıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'ndeki Avrupa siyasi haritasının ve temel güç dengelerinin analiz edilmesi
Habsburg Hanedanı'nın (Şarlken) Avrupa'da tek bir imparatorluk kurma ve Hristiyan birliğini sağlama tehdidinin saptanması
Osmanlı Devleti'nin Batı siyasetindeki en büyük engelin Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu olduğunu anlamak
2
Fransa elçisinin yardım talebine verilen olumlu yanıtın ve Mohaç Seferi'nin amacının değerlendirilmesi
Fransa Kralı'nın kurtarılması ve desteklenmesiyle Fransa'nın Şarlken'e boyun eğmesinin engellenmesi
Fransa'yı Osmanlı yanına çekerek Şarlken'in oluşturabileceği Haçlı birliğini zayıflatmak
3
Fransa'ya verilen ticari kapitülasyonların siyasi amaçla ilişkilendirilmesi
Fransız tüccarlara verilen ayrıcalıklarla Fransa'nın Osmanlı'ya ekonomik ve diplomatik olarak bağlanması
Diplomatik iş birliğini kalıcı hale getirerek Avrupa'da Osmanlı lehine bir denge politikası yürütmek

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Avrupa siyasetinde denge kurma ve Hristiyan birliğini parçalama stratejisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6708Soru

Osmanlı Devleti'nin 17. yüzyıl sonu ve 18. yüzyıl başlarında değişen dış siyasetine yön veren aşağıdaki gelişmeleri, kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama sırasıyla: Karlofça Antlaşması (1699), İstanbul Antlaşması (1700), Prut Antlaşması (1711) ve Pasarofça Antlaşması'dır (1718).
Doğru sıralama kronolojik olarak 1699 Karlofça Antlaşması, 1700 İstanbul Antlaşması, 1711 Prut Antlaşması ve 1718 Pasarofça Antlaşması şeklindedir. Bu süreç, Osmanlı dış politikasının büyük çapta ilk toprak kaybından (Karlofça), Rusya'ya verilen ilk önemli tavize (İstanbul), ardından kaybedilen yerleri geri alma ümidinin doğmasına (Prut) ve nihayetinde bu ümidin sönerek savunma siyasetine ve Lale Devri reformlarına geçilmesine (Pasarofça) doğru evrilen çizgiyi göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Karlofça Antlaşması'nın tarihinin belirlenmesi
1699 yılındaki Karlofça Antlaşması ile Osmanlı dış siyasetinde büyük bir kırılma yaşanmış, ilk kez müzakere yoluyla büyük topraklar kaybedilmiştir.
Bu olay kronolojik sıralamanın ilk basamağını oluşturur.
2
İstanbul Antlaşması'nın tarihinin belirlenmesi
1700 yılındaki İstanbul Antlaşması ile Azak Kalesi Rusya'ya bırakılarak Karadeniz'deki Osmanlı hakimiyeti zedelenmiştir.
Karlofça'nın hemen ardından imzalanan bu antlaşma ikinci sırada yer alır.
3
Prut Antlaşması'nın tarihinin belirlenmesi
1711 yılındaki Prut Antlaşması ile Rusya'dan Azak Kalesi geri alınmış, bu durum Osmanlı'da kaybettiği yerleri geri alma ümidini doğurmuştur.
1700 yılındaki kayıpların ardından gelen ilk başarılı geri alma girişimidir.
4
Pasarofça Antlaşması'nın tarihinin belirlenmesi
1718 yılındaki Pasarofça Antlaşması ile Belgrad kaybedilmiş ve kaybedilen toprakları geri alma siyaseti terk edilerek mevcut toprakları koruma politikasına geçilmiştir.
Sıralamadaki en son kronolojik gelişmedir ve dış siyasette yeni bir dönemi başlatmıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Karlofça ve İstanbul antlaşmaları sonrasında gerileme dönemine girmesi, başlangıçta kaybedilen toprakları geri alma siyaseti izlerken Pasarofça Antlaşması ile savunma ve Avrupa tarzı yeniliklere yönelmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6709Soru

Milli Mücadele Dönemi'ni diplomatik yollarla nihayete erdiren Mudanya Ateşkesi ve Lozan Barış Antlaşması sürecinde ele alınan konular ile bu konuların sonuçlarını/özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mudanya Ateşkes Antlaşması
Kapitülasyonların Kaldırılması
Irak Sınırı (Musul Meselesi)
Bo��azlar Komisyonu'nun Kurulması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mudanya Ateşkes Antlaşması, Doğu Trakya ve İstanbul'un savaşsız kurtarılmasını sağlayan diplomatik gelişme ile; Kapitülasyonların kaldırılması, yeni Türk Devleti'nin ekonomik bağımsızlığını tam anlamıyla sağlayan karar ile; Irak Sınırı (Musul), Lozan'da çözülemeyip ikili görüşmelere ertelenen sınır sorunu ile; Boğazlar Komisyonu'nun kurulması ise Türkiye'nin egemenlik haklarını kısıtlayan uygulama ile eşleşir.
Mudanya Ateşkes Antlaşması askeri safhayı bitirip diplomatik süreci başlatırken İstanbul ve Doğu Trakya'yı savaşsız kurtarmıştır. Kapitülasyonların kaldırılması tam ekonomik bağımsızlığı sağlamıştır. Irak sınırı Lozan'da çözülemeyen tek konudur. Boğazlar Komisyonu ise Türk egemenlik haklarını sınırlandırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkesi'nin kapsamı belirlenir.
Doğu Trakya ve İstanbul'un savaşılmadan kurtarıldığı bilgisiyle eşleştirilir.
Antlaşmanın en önemli askeri ve diplomatik sonucunu saptamak için.
2
Kapitülasyonların kaldırılmasının amacı ve sonucu incelenir.
Tam ekonomik bağımsızlığın kazanılması ve adli-mali imtiyazların son bulması bilgisiyle eşleştirilir.
Lozan'ın ekonomik kazanımlarını tespit etmek için.
3
Lozan'da karara bağlanamayan sınır konusu araştırılır.
Irak sınırının çözülemeyerek Türkiye ile İngiltere arasındaki ikili görüşmelere bırakıldığı saptanır.
Konferans sırasında çözülemeyip ertelenen tek konuyu ayırt etmek için.
4
Boğazlar Komisyonu'nun egemenlik üzerindeki etkisi analiz edilir.
Uluslararası komisyon kurulmasının egemenlik haklarını kısıtlayan bir uygulama olduğu belirlenir.
Misak-ı Milli'ye ve bağımsızlığa aykırı çözümleri gruplandırmak için.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın askeri ve siyasi sonuçları ile Lozan Barış Antlaşması'nda ele alınan konuların bağımsızlık ve egemenlik ilkeleri çerçevesinde analiz edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6710Soru

Osmanlı Devleti'nde askeri ve mali çözülme sürecinde toprak ve vergi yönetiminde yaşanan değişim aşamalarını kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: Tımar sisteminin bozulmasıyla eyaletlerdeki askeri gücün ve asayişin zayıflaması, nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla mukataa toprakların vergi gelirlerinin açık artırmayla kiralanması (İltizam usulü) ve son olarak vergi gelirlerinin ömür boyu ihale edilmesi (Malikâne sistemi) şeklindedir.
Doğru sıralama tımar sisteminin bozulmasıyla başlar; çünkü bu durum devletin nakit ihtiyacını artırarak iltizam sistemini yaygınlaştırmasına sebep olmuştur. İltizam sisteminin getirdiği kısa vadeli çözümler yetersiz kalıp mültezimler toprağı sömürünce, devlet toprakları ömür boyu kiraladığı malikâne sistemine geçmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Klasik dönem toprak sisteminin çözülme başlangıcını belirleme
İlk olarak tımarlı sipahi sisteminin bozulduğu tespit edilir.
Tımar sisteminin bozulması, devletin hem askeri hem de mali yapısını doğrudan sarsan ilk temel gelişmedir.
2
Nakit para ihtiyacını karşılamaya yönelik ilk mali düzenlemeyi belirleme
Tımar topraklarının mukataaya dönüştürülüp iltizam usulüyle kiralanmaya başlandığı belirlenir.
Tımarın bozulmasıyla azalan gelirleri ve artan ordu masraflarını karşılamak için devlet hızlı nakit akışı sağlayan iltizama yönelmiştir.
3
Sürecin son ve kalıcı aşamasını tespit etme
Vergilerin ömür boyu kiralanmasını öngören Malikâne sistemine geçiş belirlenir.
İltizam sisteminin yıllık olarak yenilenmesi toprağın tahrip edilmesine yol açtığı için 1695 yılında ömür boyu kiralama usulü olan malikâne sistemine geçilmiştir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde toprak ve vergi yönetimindeki değişimler (Tımar - İltizam - Malikâne geçiş süreci)
Soru 6711Soru

Bir şehrin küresel çapta bir etkiye sahip olması, o şehrin sadece nüfus miktarının fazla olmasıyla açıklanamaz. Nüfusu çok fazla olan bazı şehirlerin etki alanı bölgesel düzeyde kalırken, nüfusu az olan bazı şehirler küresel etkiye sahip olabilmektedir.

Buna göre, aşağıdaki şehirlerden hangisi, nüfusunun az olmasına rağmen sahip olduğu fonksiyonel özellik (dini-idari) sayesinde küresel ölçekte bir etki alanına sahiptir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vatikan

Cevap

Katolik dünyasının merkezi olması nedeniyle nüfusu az olsa da küresel etkiye sahip olan Vatikan
Vatikan, nüfusu son derece az olan bir şehir-devlet olmasına karşın Katolik mezhebinin yönetim merkezi olması (dini fonksiyonu) sebebiyle dünya çapında milyarlarca insan üzerinde etkilidir. Bu durum nüfusu az olan şehirlerin de küresel etki alanına sahip olabileceğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin nüfus miktarı ile etki alanları arasındaki genel ilişkiyi ve fonksiyon kavramını gözden geçirmek.
Nüfus büyüklüğünün her zaman küresel etki alanı yaratmadığı, küresel etkinin temel kaynağının şehrin fonksiyonel (işlevsel) özellikleri olduğu tespit edilir.
Şehirlerin etki derecesinin arkasındaki temel dinamikleri kavramak doğru sonuca ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Verilen şehirlerin nüfus boyutlarını ve küresel ölçekteki dini/idari rollerini karşılaştırmak.
Lagos, Cakarta, Karaçi ve Dakka gibi şehirlerin milyonlarca nüfusa sahip olmalarına rağmen küresel ölçekte belirleyici bir dini-idari rolleri bulunmazken; Vatikan'ın nüfusu bin kişiden az olmasına rağmen tüm dünyadaki Katolikleri temsil eden küresel bir güce sahip olduğu belirlenir.
Soruda istenen düşük nüfuslu fakat küresel dini-idari fonksiyona sahip olan şehri doğru şekilde eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Şehirlerin fonksiyonel özellikleri ve nüfus miktarı ile etki alanı arasındaki ilişki.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6712Soru

Soğuk Savaş Dönemi'nde Doğu ve Batı bloklarının oluşum süreçleri ile Türkiye'nin bu süreçte izlediği dış politika doğrultusunda bazı doktrinler, planlar ve paktlar ortaya çıkmıştır.

Buna göre, sol sütunda yer alan tarihsel kavramlar�� sağ sütunda verilen doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Eisenhower Doktrini
Molotov Planı
Balkan Paktı (1953)
Varşova Paktı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eisenhower Doktrini ile ABD'nin Orta Doğu'daki yardım planı; Molotov Planı ile SSCB'nin Doğu Bloku ekonomik girişimi; Balkan Paktı (1953) ile Türkiye, Yugoslavya ve Yunanistan arasındaki savunma paktı; Varşova Paktı ile NATO'ya karşı kurulan Doğu Bloku askeri ittifakı eşleşmektedir.
Verilen Soğuk Savaş kavramları tanımlarıyla eşleştirildiğinde; Eisenhower Doktrini ABD'nin Orta Doğu politikasına, Molotov Planı SSCB'nin Doğu Bloku ekonomik iş birliğine, Balkan Paktı (1953) Türkiye'nin üye olduğu bölgesel savunma ittifakına ve Varşova Paktı Doğu Bloku askeri gücüne karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eisenhower Doktrini'nin kapsamını analiz etmek.
Bu doktrinin Orta Doğu'da Sovyet yayılmacılığına karşı Amerikan askeri ve ekonomik gücünü kullanmayı amaçladığı belirlenir.
Doğru eşleşmeyi gerçekleştirebilmek amacıyla her kavramın coğrafi ve stratejik odak noktası ayrıştırılmalıdır.
2
Molotov Planı'nın Batı Bloku hamlelerine karşı yerini saptamak.
Marshall Planı'na alternatif olarak SSCB tarafından sunulan Doğu Bloku içi ikili ticaret ağı olduğu anlaşılır.
Ekonomik bloklaşma örgütlenmelerini doğru sınıflara ayırmak gerekir.
3
1953 Balkan Paktı'nın üye yapısını ve bölgesel amacını incelemek.
Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya'nın Sovyet tehdidine karşı kurduğu bölgesel savunma ittifakı olduğu görülür.
Türkiye'nin Soğuk Savaş dönemindeki bölgesel ittifak girişimlerinin sınırlarını belirlemek önem taşır.
4
Varşova Paktı'nın askeri niteliğini değerlendirmek.
NATO'ya misilleme olarak kurulan Doğu Bloku'nun resmi askeri teşkilatı olduğu saptanır.
Doğu ve Batı bloklarının ana askeri çatısını oluşturan örgütlerin işlevlerini bilmek gerekir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Bloklaşmaları ve Türkiye'nin Dış Politikası
Soru 6713Soru

Soğuk Savaş Dönemi'nde Doğu ve Batı bloklarının oluşum süreci ile Türkiye'nin bu süreçteki dış politika hamleleri dikkate alındığında, aşağıda verilen gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik sıralaması sırasıyla; Kominform'un kurulması (1947), NATO'nun kurulması (1949), Türkiye'nin NATO'ya katılması (1952) ve Varşova Paktı'nın kurulması (1955) şeklinde olmalıdır.
Verilen gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması Kominform'un kurulması (1947), NATO'nun kurulması (1949), Türkiye'nin NATO'ya üye olması (1952) ve Varşova Paktı'nın kurulması (1955) şeklindedir. Bu sıralama Soğuk Savaş'ın erken dönemindeki bloklaşma adımlarını ve Türkiye'nin dış politika sürecini doğru yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu Bloku'nun ilk kurumsal siyasi adımı olan gelişmeyi belirleme
Kominform'un kurulması (Ekim 1947) ilk sırada yer alır.
SSCB, Marshall Planı ve Truman Doktrini'ne karşı Doğu Bloku'nun ideolojik bütünlüğünü sağlamak amacıyla bu teşkilatı kurmuştur.
2
Batı Bloku'nun temel askeri örgütünün kuruluş tarihini belirleme
NATO'nun kurulması (Nisan 1949) ikinci sırada yer alır.
Sovyet yayılmacılığına karşı Bat�� Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri ortak savunma paktı oluşturmuştur.
3
Türkiye'nin Batı Bloku'ndaki konumunu resmileştiren askeri adımı belirleme
Türkiye'nin NATO'ya resmen katılması (Şubat 1952) üçüncü sırada yer alır.
Türkiye, Sovyet tehdidine karşı güvenlik garantisi elde etmek amacıyla Kore'ye asker göndermesinin ardından NATO'ya kabul edilmiştir.
4
Batı Bloku'ndaki gelişmelere karşı Doğu Bloku'nda kurulan askeri paktın tarihini belirleme
Varşova Paktı'nın kurulması (Mayıs 1955) son sırada yer alır.
Batı Almanya'nın NATO'ya dahil edilmesi üzerine Doğu Bloku ülkeleri bu pakta karşılık olarak kendi askeri teşkilatlarını kurmuşlardır.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi'nde bloklaşmaların kurumsallaşma kronolojisi ve Türkiye'nin bu süreçteki rolü.
Soru 6714Soru

İki Savaş Arası Dönem'de dünya barışını korumak ve kalıcı kılmak amacıyla yürütülen aşağıdaki diplomatik giri��imlerin geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Paris Barış Konferansı'nın toplanması (1919), Locarno Antlaşması'nın imzalanması (1925) ve Briand-Kellogg Paktı'nın kurulması (1928) şeklinde olmalıdır.
Verilen gelişmelerin kronolojik sıralaması geçmişten günümüze sırasıyla Paris Barış Konferansı (1919), Locarno Antlaşması (1925) ve Briand-Kellogg Paktı (1928) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişmelerin gerçekleştiği tarihleri belirleme
Paris Barış Konferansı 1919 yılında, Locarno Antlaşması 1925 yılında, Briand-Kellogg Paktı ise 1928 yılında gerçekleşmiştir.
Doğru kronolojik sıralamayı yapabilmek için olayların gerçekleştikleri yılları tespit etmek gerekir.
2
Tarihleri eskiden yeniye doğru sıralama
1919 < 1925 < 1928 sıralaması elde edilir. Bu da sırasıyla Paris Barış Konferansı, Locarno Antlaşması ve Briand-Kellogg Paktı sıralamasını verir.
Soru kökündeki geçmişten günümüze doğru sıralama talebini karşılamak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

İki Savaş Arası Dönem'de dünya barışını koruma çabalarının kronolojik gelişimi.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6715Soru

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının ardından İtilaf Devletleri'nin Anadolu'da başlattığı işgalleri hukuki bir dayanağa kavuşturmak amacıyla doğrudan uyguladığı h��küm aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtilaf Devletleri'nin güvenliklerini tehdit eden herhangi bir stratejik bölgeyi işgal edebilmesi

Cevap

İtilaf Devletleri'nin güvenliklerini tehdit eden herhangi bir stratejik bölgeyi işgal edebilmesi
İtilaf Devletleri'nin güvenliklerini tehdit eden herhangi bir stratejik bölgeyi işgal edebilmesi seçeneği doğrudur. Çünkü Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi, İtilaf Devletleri'nin Anadolu genelinde yapacağı tüm haksız işgallere uluslararası alanda meşruiyet/hukuki kılıf kazandırmak amacıyla antlaşmaya eklenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın maddelerinin analiz edilmesi
Antlaşmanın 7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne güvenliklerini gerekçe göstererek istedikleri herhangi bir stratejik bölgeyi işgal etme yetkisi verir.
İtilaf Devletleri'nin Anadolu'da yapacakları işgalleri önceden planladıklarını ve buna hukuki bir kılıf hazırlamak istediklerini anlamak için.
2
Seçeneklerdeki maddelerin amaçlarının karşılaştırılması
Diğer maddeler (ordu terhisi, haberleşme denetimi, Boğazlar ve 24. madde) işgalleri kolaylaştırma, direnişi önleme ya da belirli bir bölgeye (Doğu Anadolu) yönelik hedefler taşırken, 7. madde tüm Anadolu genelindeki işgallerin genel yasal zeminidir.
Öğrencinin 7. ve 24. maddeler başta olmak üzere Mondros maddelerinin işlevsel farklarını ayırt etmesini sağlamak.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. Maddesi ve İşgallere Hukuki Zemin Hazırlanması
Soru 6716Soru

Aşağıda verilen ülkeleri, sahip oldukları doğal kaynak potansiyelleri ile ekonomik gelişmişlik ilişkilerine göre en uygun özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rusya
Japonya
Gabon

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rusya zengin kaynaklara sahip ve gelişmiştir; Japonya kaynak yönünden fakir olmasına rağmen sermaye ve teknolojiyle gelişmiştir; Gabon ise zengin kaynaklarına rağmen sermaye ve teknoloji yetersizliği nedeniyle az gelişmiştir.
Rusya, hem zengin doğal kaynaklara hem de bunları işleyecek teknolojiye sahiptir. Japonya, doğal kaynak yönünden fakir olmasına rağmen yüksek sermaye ve teknolojiyle gelişmiştir. Gabon ise zengin doğal kaynaklarına rağmen sermaye ve teknoloji yetersizliğinden dolayı az gelişmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ülkelerin doğal kaynak potansiyellerini belirleyin.
Rusya ve Gabon zengin doğal kaynaklara sahipken, Japonya doğal kaynaklar bakımından fakirdir.
Eşleştirmenin ilk aşaması ülkelerin fiziki kaynak durumlarını tespit etmektir.
2
Ülkelerin sermaye, teknoloji ve sanayi düzeylerini analiz edin.
Japonya ve Rusya yüksek sermaye ve teknolojiye sahipken, Gabon bu imkanlardan yoksundur.
Ekonomik kalkınmada kaynakların işlenmesi için gerekli beşeri unsurların varlığını incelemek gerekir.
3
Doğal kaynak durumu ile sermaye/teknoloji seviyesini birleştirerek ülkelerin gelişmişlik düzeyleriyle eşleştirin.
Japonya kaynak fakiri-gelişmiş, Rusya kaynak zengini-gelişmiş, Gabon kaynak zengini-az gelişmiş kategorisine yerleştirilir.
Ülkelerin gelişmişlik düzeyini belirleyen temel faktör, kaynak varlığından ziyade kaynakları işleme kapasitesidir.

Anahtar Kavram

Doğal Kaynaklar ile Ekonomi ve Ülke Gelişmişliği İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6717Soru

Yumuşama (Detente) Dönemi ve bu dönemde gerçekleşen bölgesel ile küresel diplomatik gelişmeler dikkate alındığında, aşağıdaki olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Olayların doğru kronolojik sıralaması geçmişten günümüze şu şekildedir: Kırmızı Hat kurulması (1963) -> SALT-I Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi (1972) -> Helsinki Nihai Senedi'nin imzalanması (1975) -> Camp David Antlaşmaları'nın imzalanması (1978) -> SALT-II onay sürecinin durdurulması (1979/1980).
Doğru sıralama, nükleer savaş riskini önlemek için kurulan Kırmızı Hat (1963) ile başlar; ardından nükleer silahların sınırlandırılmasını sağlayan SALT-I (1972) ve Avrupa'daki sınırları ve insan haklarını garanti altına alan Helsinki Nihai Senedi (1975) gelir. Süreç, Mısır ile İsrail arasındaki barış görüşmelerini içeren Camp David Antlaşmaları (1978) ile devam eder ve SSCB'nin Afganistan'ı işgal etmesiyle SALT-II'nin askıya alınması (1979/1980) ile son bulur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği kesin yılları ve tarihsel bağlamları tespit edin.
Kırmızı Hat'ın kurulması 1963, SALT-I Antlaşması'nın imzalanması 1972, Helsinki Nihai Senedi'nin imzalanması 1975, Camp David Antlaşmaları 1978 ve SALT-II'nin askıya alınması ise SSCB'nin Afganistan'ı işgaliyle bağlantılı olarak 1979/1980 yıllarına aittir.
Doğru kronolojik sıralama yapabilmek için her bir olayın kesin tarihsel yerinin belirlenmesi gerekir.
2
Olayları geçmişten günümüze (kronolojik) doğru sıralayın.
1963, 1972, 1975, 1978, 1979/1980.
Soru kökünde kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralama yapılması istenmektedir.

Anahtar Kavram

Yumuşama (Detente) Dönemi diplomatik süreçleri ve bölgesel gelişmelerin kronolojisi
Soru 6718Soru

Japonya'nın tarihsel süreçte uyguladığı nüfus politikalarına ait aşağıda verilen dönemlerin, geçmişten gün��müze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Japonya'nın nüfus politikalarının kronolojik sıralaması: II. Dünya Savaşı öncesinde nüfusu artırma politikası uygulanması, savaş sonrasında nüfus artış hızını azaltıcı politikalara geçilmesi ve 1990'lı yıllardan itibaren doğum oranlarının düşmesi nedeniyle yeniden nüfusu artırıcı politikaların benimsenmesi şeklindedir.
Japonya'nın nüfus politikaları sırasıyla savaş öncesinde askerî güç odaklı nüfusu artırma, savaş sonrasında ekonomik kalkınma için nüfusu azaltma ve 1990 sonrasında ise aşırı yaşlanan nüfus yapısını dengelemek için yeniden nüfusu artırma yönünde olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Japonya'nın II. Dünya Savaşı öncesindeki durumunu ve izlediği politikayı analiz edin.
Savaş öncesi dönemde genişlemeci ve askerî gücü artırmaya yönelik hedefler doğrultusunda ailelerin çok çocuk sahibi olması desteklenmiştir.
Askerî güç için dinamik ve fazla nüfus gerekli görülmüştür.
2
II. Dünya Savaş�� sonrasındaki ekonomik ve sosyal koşulları değerlendirerek değişen politikayı belirleyin.
Savaştan sonra yaşanan yıkım ve hızlı nüfus artışı (baby boom) karşısında 1948 yıl��ndan itibaren nüfus artış hızını azaltıcı, aile planlaması odaklı politikalara geçilmiştir.
Hızlı nüfus artışının ülkenin ekonomik toparlanma sürecine engel oluşturacağı düşünülmüştür.
3
1990'lı yıllardan günümüze kadar olan dönemdeki demografik değişimleri ve politika değişikliğini tespit edin.
Sanayileşme ve kentleşmeyle birlikte doğum oranlarının aşırı düşmesi ve nüfusun hızla yaşlanması üzerine Japonya hükümeti, doğumları teşvik edici (Angel Planı gibi) politikalara geri dönmüştür.
Genç iş gücü açığını kapatmak ve yaşlanan nüfusun sosyal güvenlik sistemine getirdiği yükü dengelemek amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Ülkelerin demografik süreçlerine ve ekonomik gereksinimlerine göre nüfus politikalarında zamana bağlı olarak yaptıkları değişiklikler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6719Soru

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İtalya'da ortaya çıkan, Benito Mussolini liderliğinde örgütlenen ve 'Kara Gömlekliler' olarak bilinen milis gücünün desteğiyle iktidara gelen totaliter ideoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faşizm

Cevap

İtalya'da Benito Mussolini liderliğinde ortaya çıkan ve Kara Gömlekliler desteğiyle kurulan totaliter ideoloji Faşizm'dir.
İtalya'da Birinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan ekonomik ve sosyal krizler sırasında Benito Mussolini liderliğindeki Ulusal Faşist Parti iktidara gelmiştir. Bu rejimin en önemli milis gücü Kara Gömlekliler'dir. Dolayısıyla doğru cevap Faşizm seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki ipuçlarını analiz etme.
İtalya coğrafyası, Benito Mussolini liderliği ve Kara Gömlekliler milis teşkilatı tespit edilir.
Bu unsurlar İki Savaş Arası Dönem'deki İtalyan rejiminin kurucu unsurlarıdır.
2
Belirlenen unsurlarla ideolojiyi eşleştirme.
Bu özelliklerin tamamı Faşizm ideolojisine aittir.
Faşizm, İtalya'da Mussolini önderliğinde kurulan baskıcı, totaliter yönetim biçimidir.

Anahtar Kavram

İki Savaş Arası Dönemde İtalya'da Faşizmin Yükselişi
Tahmini Süre:45s
Soru 6720Soru

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) son devlet başkanı Mihail Gorbaçov tarafından uygulanan, ülkedeki siyasi ve toplumsal hayatın daha demokratik ve şeffaf hale getirilmesini amaçlayan, Türkçe karşılığı "açıklık" olan reform politikası aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glasnost

Cevap

Gorbaçov'un "açıklık" anlamına gelen reform politikası Glasnost'tur.
Mihail Gorbaçov'un Sovyetler Birliği'nde şeffaflık, ifade özgürlüğü ve demokratikleşmeyi sağlamak amacıyla başlattığı reform hareketinin adı Glasnost'tur (Açıklık).

Adım Adım Çözüm

1
Soruda SSCB'nin son döneminde Gorbaçov tarafından uygulanan, şeffaflık ve ifade özgürlüğünü içeren, "açıklık" kelimesiyle ifade edilen politikanın tespit edilmesi.
"Açıklık" kelimesinin Rusça karşılığı ve bu alandaki reform politikasının adı Glasnost olarak belirlenir.
SSCB'nin dağılma sürecindeki temel siyasi reform kavramını doğrudan hatırlamak soruyu çözmek için yeterlidir.

Anahtar Kavram

Glasnost ve Perestroika Politikaları
ÖncekiSayfa 336 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin