Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6681Soru

Sanayi Devrimi ile birlikte zengin kömür yataklarına bağlı olarak demir-çelik sanayisinin geliştiği ve bu sayede küçük bir kasabadan küresel ölçekte etki alanına sahip büyük bir merkeze dönüşen Essen (Almanya) şehrinin ortaya çıkışı ve gelişiminde etkili olan temel fonksiyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayi

Cevap

Essen şehrinin ortaya çıkışında ve gelişiminde etkili olan temel fonksiyon sanayidir.
Essen, Sanayi Devrimi ile birlikte zengin kömür yataklarının işletilmesi ve buna bağlı demir-çelik fabrikalarının kurulması sayesinde hızla büyümüş, küresel ölçekte etki alanına sahip büyük bir sanayi kenti olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Essen (Almanya) şehrinin tarihsel gelişim süreci ve coğrafi özellikleri analiz edilir.
Şehrin Sanayi Devrimi sonrasında kömür yatakları ve demir-çelik sanayisi ile büyüdüğü belirlenir.
Şehrin gelişimini başlatan temel ekonomik faaliyeti tespit etmek için.
2
Elde edilen bulgu ile seçeneklerde verilen şehir fonksiyonları eşleştirilir.
Essen'in küresel bir etki alanına ulaşmasını sağlayan fonksiyonun sanayi olduğu sonucuna ulaşılır.
Soruda istenen temel fonksiyonu doğru seçenekte belirlemek için.

Anahtar Kavram

Şehirlerin gelişiminde fonksiyonel özelliklerin (özellikle sanayinin) rolü
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6682Soru

Doğal kaynaklar; tükenme durumlarına göre daimi (tükenmeyen), belirli şartlarda kendini yenileyebilen ve tükenebilen (yenilenemeyen) kaynaklar olarak sınıflandırılır.

Buna göre, soldaki doğal kaynak gruplarını sağdaki uygun kaynak örnekleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Daimi (Tükenmeyen) Kaynaklar
Belirli Şartlarda Yenilenebilen Kaynaklar
Tükenebilen (Yenilenemeyen) Kaynaklar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Daimi (Tükenmeyen) Kaynaklar rüzgâr gücüyle; Belirli Şartlarda Yenilenebilen Kaynaklar ormanlarla; Tükenebilen (Yenilenemeyen) Kaynaklar ise linyit yataklarıyla eşleşir.
Daimi kaynaklar grubunda yer alan rüzgâr gücü tükenmez; belirli şartlarda kendini yenileyebilen gruptaki ormanlar korunursa kendini yeniler; linyit yatakları ise tükenebilen fosil bir kaynaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Daimi kaynakların özelliğini belirleme
Rüzgâr gücü gibi kesintisiz devam eden kaynakların bu grupta olduğunu saptama
Kullanımla tükenmeyen kaynakları belirlemek için.
2
Belirli şartlarda kendini yenileyebilen kaynakları inceleme
Ormanların insan müdahalesi veya çevre dengesinin korunması şartıyla kendini yenilediğini saptama
Yenilenmesi belirli koşullara bağlı olan kaynağı belirlemek için.
3
Tükenebilen kaynakları eşleştirme
Linyit kömürünün kullanıldıkça biten fosil kaynak grubunda yer aldığını saptama
Rezervi sınırlı olan ve yenilenemeyen kaynağı bulmak için.

Anahtar Kavram

Doğal Kaynakların Tükenme Durumuna Göre Sınıflandırılması
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6683Soru

Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri, demografik dinamikleri ve ekonomik hedefleri uyguladıkları nüfus politikalar��nın temel belirleyicisidir. Aşağıda verilen ülkeleri, günümüzde uyguladıkları temel nüfus politikası yönelimi ve bu politikanın gerekçesiyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Almanya
Kenya
Endonezya

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Almanya ülkesinin nüfus artış hızını yükseltme politikasıyla, Kenya ülkesinin nüfus artış hızını düşürme politikasıyla, Endonezya ülkesinin ise nüfusun niteliksel özelliklerini iyileştirirken niceliğini de koruma politikasıyla eşleştirilmesi gerekir.
Almanya yaşlanan nüfus yapısı nedeniyle artırıcı politika izlerken; Kenya hızlı nüfus artışını dizginlemek için azaltıcı politika izlemekte, Endonezya ise nüfusun kalitesini artırarak niteliğini iyileştirmeyi hedefleyen politikalar uygulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Almanya'nın gelişmişlik düzeyini ve demografik yapısını analiz etmek.
Almanya, doğum oranlarının çok düşük olduğu ve yaşlı nüfus oranının yüksek olduğu gelişmiş bir ülkedir.
Gelecekteki iş gücü açığını kapatmak ve nüfusun yaşlanmasını dengelemek amacıyla nüfus artış hızını artırıcı politikayı tercih etmelidir.
2
Kenya'nın demografik dinamiklerini ve ekonomik durumunu incelemek.
Kenya, doğal nüfus artış hızının çok yüksek olduğu gelişmekte olan bir Afrika ülkesidir.
Hızlı nüfus artışı ekonomik büyümeyi ve kişi başına düşen milli geliri olumsuz etkilediği için nüfus artış hızını azaltıcı politikayı seçmelidir.
3
Endonezya'nın nüfus yapısını değerlendirmek.
Endonezya, kalabalık bir nüfusa sahip gelişmekte olan bir ülke olup, genç nüfus oranının kalitesini yükseltmeye odaklanmaktadır.
Doğrudan artırma veya azaltma hedefi koymak yerine, nüfusun niteliksel özelliklerini (eğitim ve sağlık) iyileştirmeyi amaçlayan politikaya yönelmelidir.

Anahtar Kavram

Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile uyguladıkları nüfus politikaları arasındaki ilişki.
Soru 6684Soru

Yeni Çağ Avrupa'sında ticarete dayalı zenginleşme modelini temel alan, bir devletin gücünü ve refahını sahip olduğu altın ve gümüş gibi değerli madenlerin miktarıyla ölçen iktisadi doktrin aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkantilizm

Cevap

Zenginliğin değerli maden miktarıyla ölçüldüğü iktisadi doktrin olan Merkantilizm
Zenginliği ve gücü sahip olunan altın ve gümüş gibi değerli madenlerin miktarıyla ölçen, ticareti ve ihracatı destekleyen Yeni Çağ Avrupa iktisadi modeli merkantilizmdir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen iktisadi doktrinin temel özelliklerini belirlemek.
Tanımda geçen özelliklerin 'değerli maden miktarı' (altın ve gümüş) ve 'ticarete dayalı zenginleşme' olduğu görülür.
Bu özellikler Yeni Çağ Avrupa'sında yükselen merkantilizm düşüncesinin temelini oluşturur.
2
Seçeneklerdeki kavramları analiz ederek doğru kavramla eşleştirmek.
Merkantilizmin zenginliği altın ve gümüş birikimine bağlayan sistem olduğu teyit edilir. Diğer seçenekler Orta Çağ veya Osmanlı/İslam tarihine ait farklı yapılardır.
Doğru cevabın belirlenmesi ve çeldiricilerin elenmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Merkantilizm ve Yeni Çağ Avrupa'sındaki iktisadi değişimler
Soru 6685Soru

Süveyş Bunalımı sonrasında İngiltere ve Fransa'nın Orta Doğu'daki nüfuzunun büyük ölçüde gerilemesi, bölgede Sovyetler Birliği'nin n��fuz kazanma ihtimalini artırmıştır. Bu durum üzerine ABD, Orta Doğu'da komünizmin yayılmasını engellemek ve Amerikan etkisini tesis etmek amacıyla bölge ülkelerine askeri ve ekonomik yardım yapacağını duyurmuştur. Türkiye'nin de olumlu yanıt vererek desteklediği ve mali yardım aldığı bu ABD dış politika belgesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eisenhower Doktrini

Cevap

Eisenhower Doktrini
Doğru yanıt olan Eisenhower Doktrini, Süveyş Bunalımı'nın ardından Orta Doğu'da İngiltere ve Fransa'nın zayıflamasıyla oluşan güç boşluğunun Sovyetler Birliği tarafından doldurulmasını engellemek üzere 1957 yılında ilan edilmiştir. Türkiye, Orta Doğu'daki güvenliğini pekiştirmek amacıyla bu doktrini desteklemiş ve doktrin kapsamında askeri-ekonomik yardım almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tarihsel arka planı analiz etmek.
Süveyş Bunalımı sonrasında Orta Doğu'da İngiltere ve Fransa'nın zayıflamasıyla ortaya çıkan güç boşluğu ve ABD'nin bu boşluğu Sovyet yayılmacılığına karşı doldurma çabası belirlenir.
Doğru dönemi ve coğrafi odağı saptamak için bu analiz gereklidir.
2
Türkiye'nin dış politika adımlarını ve bu dönemdeki ilişkilerini değerlendirmek.
Türkiye'nin olumlu yanıt verdiği ve yardım aldığı, Orta Doğu ülkelerine yönelik ABD kaynaklı yardım programı düşünülür.
Seçenekler arasında yer alan belgelerin bölgesel ve dönemsel odaklarını ayırt etmek gerekir.
3
Seçeneklerdeki doktrin ve planları karşılaştırarak doğru seçeneği belirlemek.
1957 tarihli Eisenhower Doktrini'nin Orta Doğu'daki Sovyet karşıtı Amerikan politikasını ve Türkiye'nin bu süreçteki rolünü doğrudan karşıladığı tespit edilir.
Yanlış dönemde (anakronizm) ya da farklı bölgelerde (Avrupa) uygulanan diğer belgeleri elemek için bu karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi'nde Orta Doğu politikaları ve Türkiye'nin dış politika tercihleri doğrultusunda Eisenhower Doktrini'ni benimsemesi.
Soru 6686Soru

İtilaf Devletleri’nin Lozan Konferansı’nda Boğazlar ve kapitülasyonlar gibi konularda sunduğu ilk taslaklar, yeni Türk devletinin tam bağımsızlık anlayışıyla doğrudan çelişiyordu. Yapılan çetin müzakereler sonucunda imzalanan nihai antlaşmada önemli kazanımlar elde edilmiş olsa da millî egemenlik haklarımızı gölgeleyen kararlar da yer almıştır.

Buna göre, Lozan Antlaşması'nın aşağıdaki hükümlerinden hangisi, Türkiye'nin kendi toprakları üzerindeki hükümranlık yetkilerini doğrudan kısıtlayan bir niteliğe sahiptir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boğazlar Bölgesi’nin askersizleştirilerek yönetiminin uluslararası bir komisyona bırakılması

Cevap

Boğazlar Bölgesi’nin askersizleştirilerek yönetiminin uluslararası bir komisyona bırakılması
Lozan Antlaşması'na göre Boğazlar Bölgesi'nin askersizleştirilmesi ve yönetiminin uluslararası bir komisyona devredilmesi, Türkiye'nin kendi toprakları üzerindeki asker bulundurma ve yönetme hakkını sınırlandırdığı için egemenlik haklarını doğrudan kısıtlayan bir niteliğe sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Egemenlik kısıtlaması kavramını tanımlamak.
Egemenlik kısıtlaması, bir devletin kendi sınırları içinde tam karar alma ve uygulama yetkisinin uluslararası örgüt veya kurullarla paylaşılması ya da sınırlandırılması anlamına gelir.
Seçeneklerdeki hükümleri egemenlik hakları açısından doğru tasnif edebilmek.
2
Lozan Antlaşması hükümlerini analiz etmek.
Boğazlar'ın askersizleştirilmesi ve yönetiminin uluslararası bir komisyona bırakılması egemenlik haklarını kısıtlar. Diğer hükümler ya bağımsızlığı güçlendirir ya da çözülemeyip ertelenmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda Boğazlar Komisyonu'nun egemenlik hakları üzerindeki etkisi
Soru 6687Soru

Lozan Barış Antlaşması’nda Türkiye’nin bağımsızlık ve egemenlik haklarını korumaya yönelik çabaları doğrultusunda pek çok konu müzakere edilmiştir. Bu görüşmelerde alınan bazı kararlar Türkiye’nin tam bağımsızlık hedefine tam uyum sağlarken, bazıları ise egemenlik haklarını kısıtlayıcı nitelikte olmuş veya ileri bir tarihe ertelenmiştir.

Buna göre Lozan Konferansı’nda ele alınan;

I. Kapitülasyonların bütün sonuçlarıyla birlikte kaldırılması,
II. Irak sınırının (Musul Sorunu) belirlenmesi,
III. Boğazlar bölgesinin yönetiminin, başkanlığı Türkiye'ye ait uluslararası bir komisyona bırakılması

konularından hangileri Lozan’da hem nihai bir çözüme ulaştırılmış hem de Türkiye’nin tam bağımsızlık ve egemenlik haklarına uygun olarak karara bağlanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız I

Cevap

Kapitülasyonların kaldırılması (Yalnız I) Lozan'da hem nihai bir karara bağlanmış hem de bağımsızlık ve egemenlik haklarına uygun bir şekilde sonuçlandırılmıştır.
Kapitülasyonların tamamen kaldırılması, Lozan'da hem kesin ve nihai bir karara bağlanmış hem de Türkiye'nin tam bağımsızlık ve ekonomik egemenlik haklarını tam olarak gözetecek şekilde sonuçlandırılmıştır. Irak sınırı (Musul) ertelendiği için nihai değildir. Boğazlar Komisyonu ise egemenliği zedeleyici bir unsur barındırdığı için tam bağımsızlık ve egemen devlet ilkelerine uygun değildir. Dolayısıyla yalnız kapitülasyonlara ilişkin birinci öncül doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Barış Konferansı'nda ele alınan konuların nihai duruma ulaşıp ulaşmadığının belirlenmesi.
Kapitülasyonlar kesin olarak kaldırılmış (nihai), Boğazlar Komisyonu kurulması kararlaştırılmış (nihai), Irak sınırı ise çözümsüz kalıp ertelenmiştir (nihai değil).
Soru kökündeki 'nihai çözüme ulaştırılmış' koşulunu test etmek için her öncülün konferans sonundaki hukuki statüsünün incelenmesi gerekir.
2
Nihai çözüme kavuşan konuların tam bağımsızlık ve egemenlik ilkelerine uygunluğunun analiz edilmesi.
Kapitülasyonların kaldırılması ekonomik ve hukuki bağımsızlığı sağlayarak egemenliğe uygun olurken, Boğazlar Komisyonu'nun kurulması toprak bütünlüğü üzerinde yabancı denetimi oluşturarak egemenlik haklarını zedelemiştir.
Soru kökündeki 'tam bağımsızlık ve egemenlik haklarına uygunluk' kriterinin nihai olan kararlara uygulanması gerekmektedir.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması maddelerinin tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik ilkeleri çerçevesinde analiz edilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6688Soru

Osmanlı Klasik Dönem ordu teşkilatında yer alan askeri birimler ile bu birimlerin üstlendikleri temel görevlerin eşleştirilmesi gerekmektedir. Sol sütundaki askeri birimleri, sağ sütundaki uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sağ ve Sol Ulufeciler
Sağ ve Sol Garipler
Akıncılar
Azaplar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sağ ve Sol Ulufeciler saltanat sancağını korur; Sağ ve Sol Garipler hazine ve ordu ağırlıklarını muhafaza eder; Akıncılar sınır güvenliği ve keşif görevi yapar; Azaplar ise ordunun önünde ilk saldırıyı karşılayan bekar piyadelerdir.
Sağ ve Sol Ulufeciler saltanat sancağını korur. Sağ ve Sol Garipler ordu hazinesini ve ağırlıklarını muhafaza eder. Akıncılar sınır boylarında keşif ve yıpratma faaliyetleri yürütür. Azaplar ise bekar Türk gençlerinden oluşan ve ordunun en önünde yer alan piyadelerdir. Bu eşleştirmeler ordu sınıflarının Klasik Dönemdeki resmi görevleriyle birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kapıkulu süvarileri (Altı Bölük Halkı) içerisindeki sınıfların ayırt edilmesi
Sağ ve Sol Ulufecilerin saltanat sancağını koruduğu, Sağ ve Sol Gariplerin ise ordu hazinesini ve ağırlıklarını muhafaza etmekle yükümlü olduğu belirlenir.
Kapıkulu süvarilerinin savaş alanındaki yerleşimi ve görev tanımları bu ayrıma dayanır.
2
Eyalet askerleri içerisindeki piyade ve süvari birimlerinin ve görevlerinin analiz edilmesi
Akıncıların sınır boylarında keşif yapan hafif atlılar olduğu, Azapların ise merkezin önünde çarpışan hafif yaya birlikler olduğu tespit edilir.
Akıncıların hareketli süvariler olması, Azapların ise yaya askeri sınıfta yer alması bu eşleşmeyi doğrular.

Anahtar Kavram

Klasik Dönem Osmanlı ordu teşkilatında yer alan Kapıkulu süvarileri ve eyalet askerlerinin alt birimlerinin işlevsel görevleri
Soru 6689Soru

Türkiye Selçuklu Devleti'nin denizcilik faaliyetleri, ticari atılımları ve siyasi sınırlarını genişletme çabaları farklı hükümdarlar döneminde yürütülen politikalarla şekillenmiştir.

Aşağıda verilen Türkiye Selçuklu hükümdarlarını, kendi dönemlerinde gerçekleştirilen siyasi ve askeri gelişmelerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

II. Kılıç Arslan
I. Gıyaseddin Keyhüsrev
I. İzzeddin Keykavus
I. Alâeddin Keykubad

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

II. Kılıç Arslan - Miryokefalon Savaşı ve ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırması; I. Gıyaseddin Keyhüsrev - Antalya'nın fethi ve Venediklilerle ilk ticari antlaşma; I. İzzeddin Keykavus - Sinop'un fethi, tersane inşası ve Kıbrıs/Venedik antlaşmaları; I. Alâeddin Keykubad - Alanya'nın fethi ve Suğdak deniz aşırı seferi.
Doğru eşleştirmede: II. Kılıç Arslan ile Miryokefalon zaferi ve 11 oğlu arasındaki ülke paylaşımı; I. Gıyaseddin Keyhüsrev ile Antalya'nın fethi ve ilk Venedik ticaret antlaşması; I. İzzeddin Keykavus ile Sinop'un fethi, burada kurulan tersane ve Kıbrıs/Venedik antlaşmaları; I. Alâeddin Keykubad ile Alanya'nın fethi ve Kırım/Suğdak limanına yapılan deniz aşırı askeri sefer eşleştirilmiştir. Bu eşleştirmeler hükümdarların kronolojik faaliyetlerine ve politikalarına tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
II. Kılıç Arslan döneminin temel siyasi olaylarını analiz etme
II. Kılıç Arslan'ın 1176'da Bizans'a karşı kazandığı Miryokefalon zaferi ve ömrünün sonlarında ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırması eşleştirilir.
Miryokefalon Savaşı, Anadolu'nun kesin olarak Türk yurdu olmasını sağlayan dönüm noktasıdır ve 11 oğul arasındaki paylaşım veraset sistemiyle ilgilidir.
2
I. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminin denizcilik ve ticari faaliyetlerini inceleme
I. Gıyaseddin Keyhüsrev'in 1207'de Akdeniz'e açılımın ilk adımı olan Antalya'yı fethi ve Venediklilerle yapılan ticaret antlaşması eşleştirilir.
Antalya'nın fethi Selçukluların güneye inerek deniz ticaretiyle doğrudan bütünleşmesini ve denizcilik faaliyetlerinin başlamasını sağlamıştır.
3
I. İzzeddin Keykavus döneminin Karadeniz siyasetini ve ticari antlaşmalarını değerlendirme
I. İzzeddin Keykavus'un Sinop'u fethederek Karadeniz'de ilk tersaneyi kurması ve Venedik ile Kıbrıs ile imtiyaz antlaşmaları yapması eşleştirilir.
Sinop'un fethi Karadeniz ticaret yollarının güvenliği ve Selçukluların kuzey ticaretinde aktif rol oynaması için stratejik önem taşımaktadır.
4
I. Alâeddin Keykubad dönemindeki en parlak devir gelişmelerini analiz etme
I. Alâeddin Keykubad'ın Alanya'yı fethi ve Kırım'daki Suğdak limanına yapılan ilk deniz aşırı askeri harekât eşleştirilir.
Suğdak seferi, Türkiye Selçuklu Devleti'nin sınır ötesi ve deniz aşırı ticari yolları kontrol etme gücünü gösteren en ileri askeri adımdır.

Anahtar Kavram

Türkiye Selçuklu Devleti'nin denizcilik ve ticaret politikaları ile bu politikaların uygulayıcısı olan sultanların faaliyetleri.
Soru 6690Soru

Trablusgarp Savaşı sürecindeki gelişmeler, önemli şahsiyetler ve savaşın sonuçları göz önüne alındığında, aşağıdaki sol sütundaki unsurları sağ sütundaki doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mustafa Kemal
Enver Bey
Uşi Antlaşması
On İki Ada

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mustafa Kemal - 'Gazeteci Şerif' takma adıyla Derne ve Tobruk'ta yerel kuvvetleri örgütleyen subay; Enver Bey - 'Kuyumcu Şerif' takma adıyla Bingazi'de yerel aşiretleri teşkilatlandıran subay; Uşi Antlaşması - Trablusgarp Savaşı'nı bitiren ve Kuzey Afrika'daki son toprağı kaybettiren antlaşma; On İki Ada - Yunan işgali tehdidine karşı geçici olarak İtalya'ya bırakılan adalar.
Doğru eşleştirmede; Mustafa Kemal 'Gazeteci Şerif' takma adıyla Derne ve Tobruk'ta yerel direnişi örgütlemiş, Enver Bey 'Kuyumcu Şerif' takma adıyla Bingazi'de savunmayı yönetmiştir. Uşi Antlaşması, Trablusgarp Savaşı'nı bitirerek Kuzey Afrika'daki son Osmanlı toprağının kaybına yol açmış, On İki Ada ise Balkan Savaşları tehlikesi nedeniyle geçici olarak İtalya'nın kontrolüne bırakılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal'in savaştaki faaliyetlerini ve takma adını belirleme.
Mustafa Kemal 'Gazeteci Şerif' takma adunu kullanarak Derne ve Tobruk'ta savunma düzeni kurmuştur.
Mustafa Kemal'in Trablusgarp'taki askeri başarılarını ve kimliğini tespit etmek için bu adım gereklidir.
2
Enver Bey'in savaştaki faaliyetlerini ve takma adını belirleme.
Enver Bey 'Kuyumcu Şerif' takma adıyla Bingazi'de direniş örgütlemiştir.
Diğer önemli Osmanlı subayı olan Enver Bey'in görev yerini ve kimliğini doğru belirlemek için bu adım gereklidir.
3
Uşi Antlaşması'nın temel sonucunu belirleme.
Uşi Antlaşması ile Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya verilmiş, Kuzey Afrika'daki son Osmanlı toprağı kaybedilmiştir.
Savaşın diplomatik sonucunu ve Osmanlı Devleti üzerindeki etkisini netleştirmek için bu adım gereklidir.
4
On İki Ada'nın geçici olarak devredilme nedenini saptama.
Balkan Savaşları başlayınca Yunan işgalini önlemek amacıyla On İki Ada geçici olarak İtalya'ya bırakılmıştır.
Adaların İtalya'ya geçici olarak verilmesinin ardındaki askeri ve stratejik sebebi analiz etmek için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Trablusgarp Savaşı'ndaki Osmanlı subaylarının faaliyetleri, savunma cepheleri ve Uşi Antlaşması'nın sonuçları.
Soru 6691Soru

Kurtuluş Savaşı Millî Mücadele Dönemi'nde Batı Cephesi'ndeki askerî gelişmelerin gidişatı, iç politikada yeni kararların alınmasına ve dış ilişkilerde diplomatik adımların atılmasına ortam hazırlamıştır. Buna göre, aşağıda verilen tarihi olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Londra Konferansı'nın düzenlenmesi, Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık yetkisinin verilmesi, Tekalif-i Milliye Emirleri'nin yayımlanması, Kars Antlaşması'nın imzalanması ve Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması şeklinde olmalıdır.
Verilen olaylar kronolojik olarak incelendiğinde; Londra Konferansı I. İnönü Savaşı'ndan sonra (Şubat-Mart 1921), Başkomutanlık Kanunu Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonrasında (5 Ağustos 1921), Tekalif-i Milliye Emirleri hemen ardından Sakarya Savaşı öncesinde (7-8 Ağustos 1921), Kars Antlaşması Sakarya Zaferi sonrasında (13 Ekim 1921) ve Mudanya Ateşkes Antlaşması Büyük Taarruz sonrasında (11 Ekim 1922) gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. İnönü Muharebesi sonrasındaki ilk diplomatik gelişmeyi belirleme
İtilaf Devletleri'nin TBMM'yi Londra Konferansı'na davet etmesi (Şubat-Mart 1921) tespit edilir.
Batı Cephesi'ndeki ilk büyük askeri başarıdan sonra İtilaf Devletleri'nin diplomatik arayışları başlar.
2
Kütahya-Eskişehir muharebelerinin sonrasındaki iç siyasi gelişmeleri belirleme
5 Ağustos 1921'de Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık yetkisinin verilmesi belirlenir.
Ordunun Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesiyle oluşan kriz ortamında meclis yetkileri başkomutana devredilmiştir.
3
Başkomutanlık yetkisinin hemen ardından gelen askeri hazırlık sürecini belirleme
7-8 Ağustos 1921'de Tekalif-i Milliye Emirleri'nin yayımlanması belirlenir.
Mustafa Kemal Paşa, başkomutanlık yetkisine dayanarak Sakarya Savaşı öncesinde ordunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere bu emirleri çıkarmıştır.
4
Sakarya Zaferi'nin getirdiği diplomatik antlaşmaları belirleme
13 Ekim 1921'de Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması'nın imzalanması belirlenir.
Sakarya Zaferi'nin dış politikadaki önemli sonuçlarından biri olarak doğu sınırı kesinleşmiştir.
5
Askeri mücadeleyi tamamen bitiren son antlaşmayı belirleme
11 Ekim 1922'de Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması belirlenir.
Büyük Taarruz'un kazanılmasının ardından savaşın askeri safhası sona ermiş, diplomatik safhası başlamıştır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Batı Cephesi Savaşları kronolojisi ve bu savaşların askeri-siyasi iç ve dış sonuçlarının sebep-sonuç ilişkisi içinde kavranması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6692Soru

Türkiye'nin Cumhuriyet tarihi boyunca uyguladığı nüfus politikaları, ekonomik ve sosyal gerekçeler doğrultusunda dönemler hâlinde farklılık göstermiştir. Aşağıda Türkiye'nin nüfus politikalarındaki tarihsel dönemler ve bu dönemlerin sosyo-ekonomik gerekçeleri ile o dönemlerde gerçekleştirilen yasal-kurumsal düzenlemeler verilmiştir.

Buna göre, sol sütunda yer alan nüfus politikası dönemlerini sağ sütundaki uygun hukuki ve kurumsal düzenlemelerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

19231923 - 19631963 Dönemi: Savaştan yeni çıkmış ülkenin iş gücü açığını kapatmak, askeri gücü artırmak ve tarımsal üretimi desteklemek amacıyla nüfus artış hızını yükseltmeyi hedefleyen süreç.
19631963 - 19801980 D��nemi: Hızlı nüfus artışının ekonomik kalkınma hızını yavaşlatması, işsizliğe ve çarpık kentleşmeye yol açması nedeniyle ilk kez nüfus artış hızını düşürmeyi hedefleyen planlı dönem.
19801980 - 20052005 Dönemi: Küresel ekonomik entegrasyon ve serbest piyasa koşullarına geçişle birlikte nüfusun niceliğinden ziyade niteliğini (eğitim, sağlık, yaşam standardı) artırmaya odaklanan geçiş süreci.
20052005 ve Sonrası Dönem: Doğurganlık oranlarının hızla düşerek nüfusun yaşlanma eğilimine girmesi ve demografik fırsat penceresinin kapanması riski karşısında nüfus artış hızını tekrar yükseltmeyi amaçlayan dinamik nüfus yapısını koruma süreci.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

19231923 - 19631963 dönemi ile yol vergisi muafiyeti ve çok çocuklu annelere madalya uygulaması; 19631963 - 19801980 dönemi ile Aile Planlaması Kanunu ve Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü; 19801980 - 20052005 dönemi ile üreme sağlığı hakları ve kalkınma planlarında niteliğe odaklanma; 20052005 ve sonrası dönemi ile çalışan annelere yönelik esnek çalışma ve kreş destekleri eşleşmektedir.
Türkiye'de Cumhuriyet döneminden günümüze kadar uygulanan nüfus politikaları dört ana dönemde toplanır. 19231923 - 19631963 döneminde uygulanan nüfus artırıcı önlemler çok çocuklu ailelerin yol vergisinden muaf tutulması ve madalya verilmesi ile eşleşir. 19631963 - 19801980 planlı dönemi, kalkınma planları doğrultusunda aile planlamasına geçişi ve Aile Planlaması Kanunu'nu kapsar. 19801980 - 20052005 dönemi, nicelikten çok niteliksel gelişime ve üreme sağlığına odaklanılan süreçtir. 20052005 sonrası ise doğurganlığın düşüşünü engellemek amacıyla esnek çalışma ve kreş yardımları gibi teşvikleri içerir. Bu durum doğru eşleşmenin temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki (19231923 - 19631963) nüfus politikasının hedefleri ve yasal araçları analiz edilir.
Bu dönemde savaş sonrası nüfus kaybını telafi etmek amacıyla nüfusu artırıcı (pro-natalist) politikalar uygulanmış; yol vergisi muafiyeti, kürtajın yasaklanması ve çok çocuklu annelere madalya verilmesi gibi yasal önlemler alınmıştır. Bu durum üçüncü tanım ile eşleşir.
Dönemin askeri ve ekonomik koşullarında insan gücünün önemi nedeniyle nüfus artışı teşvik edilmiştir.
2
Planlı kalkınma döneminin (19631963 - 19801980) nüfus politikası yönelimi incelenir.
Ekonomik büyümeyi yavaşlatan hızlı nüfus artışını engellemek amacıyla 19651965'te Aile Planlaması Kanunu çıkarılmış ve Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Bu durum birinci tanım ile eşleşir.
Hızlı nüfus artışının kalkınma hedeflerini baltalaması üzerine anti-natalist politikalara geçilmiştir.
3
19801980 - 20052005 yılları arasındaki ekonomik ve demografik değişimler değerlendirilir.
Bu dönemde niceliksel nüfus planlaması yerine nüfusun eğitim, sağlık ve yaşam kalitesi gibi niteliksel özelliklerinin iyileştirilmesine ve üreme sağlığı haklarına odaklanılmıştır. Bu durum dördüncü tanım ile eşleşir.
Serbest piyasa ekonomisine geçişle birlikte nitelikli iş gücü ihtiyacı ön plana çıkmıştır.
4
20052005 yılından günümüze kadar uygulanan güncel nüfus politikaları incelenir.
Doğurganlık oranlarının kritik seviyelerin altına düşmesiyle nüfusun yaşlanmasını önlemek için çalışan annelere esnek çalışma, maddi yardımlar ve kreş destekleri sunulmuştur. Bu durum ikinci tanım ile eşleşir.
Demografik fırsat penceresinin kapanmasını önlemek ve genç nüfus oranını korumak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin nüfus politikalarının tarihsel gerekçeleri ile uygulanan yasal ve kurumsal düzenlemeler arasındaki ilişki.
Soru 6693Soru

Trablusgarp Savaşı'nı sonlandıran 1912 tarihli Uşi Antlaşması'nın bazı maddeleri şunlardır:

* Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya bırakılacaktır.
* On İki Ada, Balkan Savaşları sona erene kadar geçici olarak İtalya'da kalacaktır.
* Trablusgarp halkı dini bak��mdan Osmanlı halifesine bağlı kalacaktır.

Bu maddeler dikkate alındığında, Uşi Antlaşması'nın etkileri ve sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Savaşları'nın kaybedilmesi sonucunda Anadolu'ya yönelik kitlesel Türk göçlerinin başladığı

Cevap

Uşi Antlaşması maddelerinden yola çıkılarak Balkan Savaşları'nın kaybedilmesi sonucunda Anadolu'ya yönelik kitlesel Türk göçlerinin başladığı yargısına ulaşılamaz; çünkü bu durum kronolojik olarak daha sonra gerçekleşen ve kaybedilen Balkan Savaşları'nın doğrudan bir sonucudur.
Uşi Antlaşması maddeleri incelendiğinde Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp ve Bingazi'yi kaybederek Kuzey Afrika'daki varlığını yitirdiği, On İki Ada'yı geçici olarak İtalya'ya bıraktığı ve halifelik makamı vasıtasıyla kültürel bağları korumaya çalıştığı görülür. Ancak Balkan Savaşları'nın kaybedilmesi neticesinde Anadolu'ya yönelik başlayan kitlesel göç dalgaları, bu antlaşmanın maddelerinden çıkarılamaz ve doğrudan Balkan Savaşları'nın kaybedilmesiyle ilgili bir süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Uşi Antlaşması'nın verilen maddelerini analiz etmek.
Trablusgarp ve Bingazi'nin kaybının Kuzey Afrika'daki varlığın sonu anlamına geldiği, On İki Ada'nın geçici tesliminin adalar üzerindeki hakimiyeti zedelediği ve halife maddesinin kültürel bağları korumayı amaçladığı tespit edilir.
Seçeneklerin doğruluk derecesini antlaşma metnine göre ölçebilmek için maddelerin doğru yorumlanması gerekir.
2
Seçeneklerde yer alan yargıları tarihsel kronoloji ve sebep-sonuç ilişkisi açısından değerlendirmek.
Anadolu'ya yönelik kitlesel göç hareketlerinin Balkan Savaşları'nın kaybedilmesiyle başlayan bir süreç olduğu, Uşi Antlaşması sırasında ise Balkan Savaşları'nın henüz yeni başladığı ve kaybedilip kaybedilmediğinin netleşmediği saptanır.
Tarihsel olayların birbirleriyle olan sebep-sonuç ilişkisini doğru kurarak yanlış seçeneği belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Uşi Antlaşması'nın maddeleri ve bu antlaşmanın Osmanlı Devleti'nin siyasi, coğrafi ve kültürel yapısına etkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6694Soru

Westphalia Barışı (1648) ile birlikte uluslararası hukukta 'egemen devlet' kavramı ön plana çıkmış ve Kutsal Roma İmparatorluğu'nun Avrupa'yı tek bir dini ve siyasi çatı altında birleştirme ideali tamamen çökmüştür. Bu süreçte din, devletlerin dış politikalarını belirleyen ana unsur olmaktan çıkmaya başlamış ve seküler diplomasi önem kazanmıştır. Bu değişim dikkate alındığında, Westphalia düzeninin beraberinde getirdiği modern devletler hukuku yaklaşımına dair aşağıdakilerden hangisi savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katolik Kilisesi'nin devlet içi hukuk kuralları ve vergilendirme üzerindeki üstün yetkileri korunarak, mezhepsel barışın sürdürülebilirliği dini vesayete emanet edilmiştir.

Cevap

Katolik Kilisesi'nin devlet içi hukuk kuralları ve vergilendirme üzerindeki üstün yetkilerinin korunarak, mezhepsel barışın sürdürülebilirliğinin dini vesayete emanet edildiğini savunan seçenek yanlıştır ve savunulamaz.
Westphalia Barışı, Katolik Kilisesi'nin ve dolayısıyla papalığın devletlerin iç işleri, hukuk kuralları ve vergilendirme sistemleri üzerindeki aşkın yetkilerini sınırlandırmış, seküler devlet yapısını ve egemenlik ilkelerini güçlendirmiştir. Mezhepsel barış dini bir vesayete bırakılmamış, aksine devletlerin kendi topraklarında egemen olduğu ve dini düzenlemeleri kendilerinin belirleyeceği esası getirilmiştir. Bu nedenle kilisenin üstün yetkilerinin korunduğunu ve barışın dini vesayete emanet edildiğini savunan seçenek söylenemez/savunulamaz ve doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Westphalia Barışı'nın getirdiği modern devletler hukuku ilkelerini analiz etmek.
Bu barışla birlikte sekülerleşme, ulusal egemenlik ve devletlerin egemen eşitliği ilkeleri kabul edilmiştir.
Yeni düzende papalığın ve din dışı üst otoritelerin devletlerin iç işlerine müdahale yetkisinin sınırlandırılıp sınırlandırılmadığını belirlemek gerekir.
2
Katolik Kilisesi ve Papalık makamının yeni düzendeki yerini değerlendirmek.
Westphalia Barışı, papalığın devletler üzerindeki aşkın (üstün) yetkilerini ve dini vesayetini sonlandırmıştır. Kilisenin devletlerin hukuk kuralları ve vergilendirme sistemleri üzerindeki yetkileri korunmamış, aksine sınırlandırılmıştır.
Seçeneklerde kilisenin gücünün korunarak barışın dini vesayete bırakıldığı iddiasının tarihsel gerçeklerle çeliştiğini teyit etmek için bu değerlendirme gereklidir.

Anahtar Kavram

Westphalia Barışı ve egemen seküler ulus-devletler düzeninin doğuşu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6695Soru

Soğuk Savaş sürecinde ABD ile SSCB arasındaki gerginliği azaltmak amacıyla başlatılan Yumuşama Dönemi'nde, iki süper güç arasında nükleer silahların sınırlandırılması konusunda mutabakata varılan ilk resmi antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SALT-I Antlaşması

Cevap

SALT-I Antlaşması
SALT-I Antlaşması, Yumuşama Dönemi'nde ABD ile SSCB arasında stratejik nükleer silahların sınırlandırılması amacıyla 1972 yılında imzalanmış ilk resmi ve başarılı antlaşmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Yumuşama Dönemi'nin genel niteliğini ve bu dönemde nükleer savaşı önlemek amacıyla yapılan girişimleri değerlendiriniz.
Yumuşama Dönemi, ABD ile SSCB liderlerinin görüşmeler yoluyla nükleer gerginliği azaltmaya çalıştığı bir süreçtir.
Soru kökündeki nükleer silahların sınırlandırılmasına dair ilk resmi antlaşmayı tespit edebilmek için dönemin ana gelişmelerini bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki antlaşma ve doktrinleri kronolojik ve içeriksel olarak karşılaştırınız.
Truman Doktrini 1947, Varşova Paktı 1955, Monroe Doktrini 1823 ve Brest-Litovsk Antlaşması 1918 yıllarına aittir. 1972 yılında imzalanan SALT-I Antlaşması ise doğrudan Yumuşama Dönemi'ne aittir ve nükleer silahların sınırlandırılmasını hedefler.
Farklı dönemlere ve amaçlara hizmet eden belgeleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Yumuşama Dönemi'nde yapılan nükleer silahsızlanma antlaşmaları (SALT-I)
Tahmini Süre:45s
Soru 6696Soru

Yeni Türk Devleti'nin dış politikada barışçı bir siyaset izlemesi ve uluslararası iş birliğine önem vermesi, dünya barışını korumayı amaçlayan uluslararası kuruluşlarda yer almasını sağlamıştır.

Bu doğrultuda Türkiye, 1932 yılında aşağıdaki uluslararası kuruluşlardan hangisine üye olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milletler Cemiyeti

Cevap

Milletler Cemiyeti
Türkiye, dış politikada 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesini benimsemiştir. Bu doğrultuda dünya barışını korumak ve uluslararası sorunların barışçı yollarla çözümünü desteklemek amacıyla 18 Temmuz 1932 tarihinde Milletler Cemiyeti'ne katılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tarihsel dönemi (Atatürk Dönemi) ve temel amacı (uluslararası barış kuruluşuna üyelik) belirleyin.
1932 yılında dünya barışını korumayı amaçlayan küresel kuruluşa Türkiye'nin katılımı hedeflenmektedir.
Soruda istenen kavramın doğru tarihsel bağlamını oturtmak için.
2
Seçeneklerde yer alan uluslararası örgüt ve ittifakların kuruluş tarihlerini ve niteliklerini gözden geçirin.
Birleşmiş Milletler (1945), NATO (1949), Avrupa Konseyi (1949) kuruluş tarihleri nedeniyle elenirken; Sadabat Paktı ise küresel bir barış örgütü değil, bölgesel bir saldırmazlık paktı olduğu için elenir.
Çeldiricilerin tarihsel ve niteliksel olarak yanlışlığını doğrulamak için.
3
Türkiye'nin 1932'de üye olduğu ve dünya barışını korumayı hedefleyen küresel nitelikteki kuruluşu tespit edin.
Milletler Cemiyeti, Türkiye'nin 1932'de barışçıl politikasının bir gereği olarak üye olduğu uluslararası kuruluştur.
Doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası kapsamında barışçıl yaklaşımlar ve Milletler Cemiyeti'ne üyelik.
Soru 6697Soru

Bir ülkenin ekonomik kalkınmasında doğal kaynakların varlığı önemli bir avantaj sağlasa da tek başına yeterli değildir. Günümüzde bazı ülkeler zengin doğal kaynaklara sahip olmasına rağmen sermaye, teknoloji ve nitelikli iş gücü yetersizliği nedeniyle yeterince gelişememiştir. Buna karşılık, doğal kaynaklar yönünden son derece fakir olan bazı ülkeler ise sermaye, ileri teknoloji, nitelikli iş gücü ve dış pazar imkânlarını etkin kullanarak yüksek bir gelişmişlik seviyesine ulaşmıştır.

Buna göre, yukarıda belirtilen durumları sırasıyla (zengin kaynağa rağmen az gelişmiş - fakir kaynağa rağmen gelişmiş) örneklendiren ülke çifti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nijerya - İsviçre

Cevap

Nijerya - İsviçre ülke çifti, zengin kaynaklara rağmen gelişememiş ve fakir kaynaklara rağmen gelişmiş ülkeler sıralamasına tam olarak uymaktadır.
Doğal kaynaklar yönünden son derece zengin olmasına rağmen sermaye ve teknoloji yetersizliği nedeniyle gelişememiş ülkeye Nijerya; doğal kaynakları son derece kısıtlı olmasına rağmen ileri teknoloji, sermaye ve nitelikli iş gücü sayesinde yüksek düzeyde gelişmiş ülkeye ise İsviçre en uygun örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen ilk tanımı analiz etmek (zengin doğal kaynağı olmasına rağmen sermaye, teknoloji ve nitelikli iş gücü yetersizliği nedeniyle gelişemeyen ülke).
Bu tanıma uyan en belirgin ülke Nijerya'dır. Nijerya zengin petrol yataklarına sahiptir fakat yeterince gelişmemiştir.
Doğal kaynakların ekonomiye kazandırılması için sermaye ve teknoloji gereklidir.
2
Metinde verilen ikinci tanımı analiz etmek (doğal kaynakları fakir olmasına rağmen sermaye, ileri teknoloji, nitelikli iş gücü ve dış pazar sayesinde gelişen ülke).
Bu tanıma uyan en belirgin ülke İsviçre'dir. İsviçre hammadde yönünden dışa bağımlı olmasına rağmen gelişmiştir.
Sermaye, teknoloji ve nitelikli iş gücü, doğal kaynak eksikliğini telafi edebilir.
3
Elde edilen sonuçları birleştirerek doğru seçeneği belirlemek.
Nijerya ve İsviçre sırasıyla aranan özellikleri tam olarak karşılamaktadır.
Seçenekler arasından doğru sıralamayı veren tek çift bu ikilidir.

Anahtar Kavram

Doğal kaynakların varlığı ekonomik gelişme için tek başına yeterli değildir; sermaye, teknoloji ve nitelikli iş gücü gibi beşeri faktörler kalkınmada belirleyicidir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6698Soru

Doğu ve Batı blokları arasında nükleer bir savaş riskini azaltmak amacıyla diplomatik temasların yoğunlaştığı Yumuşama (Detente) Dönemi'nde, taraflar küresel düzeyde gerginliği azaltmaya çalışsalar da bölgesel güç mücadelelerinden tamamen vazgeçmemişlerdir. Bu durum, dönemin hassas dengeler üzerine kurulmasına ve nihayetinde sona ermesine yol açmıştır.

Yumuşama Dönemi'nin sona ermesinde ve Soğuk Savaş gerginliğinin yeniden tırmanışa geçmesinde;

I. SSCB'nin Afganistan'ı askeri olarak işgal etmesi,
II. ABD'nin Vietnam'daki askeri birliklerini tamamen geri çekmesi,
III. Stratejik Silahları Sınırlandırma Görüşmeleri sonucu imzalanan SALT-II Antlaşması'nın yürürlüğe girmemesi

gelişmelerinden hangileri doğrudan etkili olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

SSCB'nin Afganistan'ı askeri olarak işgal etmesi ve buna bağlı olarak SALT-II Antlaşması'nın yürürlüğe girmemesi Yumuşama Dönemi'ni sonlandıran gelişmelerdir.
SSCB'nin 1979 yılında Afganistan'ı işgal etmesi, Batı bloku tarafından büyük bir tehdit olarak algılanmış ve ABD Başkanı Carter'ın SALT-II Antlaşması'nı senatodan geri çekmesine yol açmıştır. Bu iki gelişme, Yumuşama Dönemi'ni sona erdirip gerginliğin en üst düzeye çıktığı İkinci Soğuk Savaş dönemini başlatmıştır. Dolayısıyla, SSCB'nin Afganistan'ı askeri olarak işgal etmesi ile SALT-II Antlaşması'nın yürürlüğe girmemesi ifadelerini içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Yumuşama Dönemi'nin temel dinamiklerini ve bu dönemi sonlandıran olayları analiz etmek.
Yumuşama Dönemi'nin 1970'lerin sonuna doğru artan bölgesel rekabetle zayıfladığı görülür.
Hangi gelişmelerin bloklar arası gerginliği yeniden tırmandırdığını belirlemek için kronolojik ve mantıksal bir çerçeve kurmak gerekir.
2
Öncülleri tek tek incelemek: I. öncüldeki SSCB'nin Afganistan'ı işgali (1979) Yumuşama Dönemi'ni fiilen bitiren en önemli bölgesel çatışmadır. II. öncüldeki ABD'nin Vietnam'dan çekilmesi (1973-1975) ise gerginliği azaltan bir hamledir ve dönemin bitişine değil, Yumuşama sürecine hizmet etmiştir.
I. öncülün doğru, II. öncülün ise yanlış olduğu tespit edilir.
Her iki askeri hareketliliğin küresel siyasetteki yönünü (gerginliği artırma veya azaltma) doğru ayırt etmek gerekir.
3
III. öncüldeki SALT-II Antlaşması'nın durumunu değerlendirmek.
Afganistan'ın işgali üzerine ABD Senatosu'nun SALT-II'yi onaylamaktan vazgeçmesi, nükleer silahsızlanma sürecini durdurmuş ve Soğuk Savaş'ı yeniden başlatmıştır.
Siyasi ve askeri antlaşmaların yürürlüğe girmemesinin doğrudan Yumuşama Dönemi'nin sonunu getiren diplomatik bir kriz olduğunu kavramak gerekir.

Anahtar Kavram

Yumuşama (Detente) Dönemi'nin sona ermesi, SSCB'nin Afganistan'ı işgali ve SALT-II Antlaşması'nın onaylanmaması.
Soru 6699Soru

Şehirlerin gelişmesinde ve küresel ya da bölgesel bir etki kazanmasında sahip oldukları baskın fonksiyonel özellikler belirleyicidir. Buna göre, sol sütunda yer alan şehirleri sağ sütunda verilen baskın fonksiyonel özellikleri ile nasıl eşleştirirsiniz?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Manchester
Medine
Hamburg
Cambridge

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Manchester sanayi fonksiyonu ile, Medine dini fonksiyonu ile, Hamburg liman fonksiyonu ile, Cambridge ise eğitim fonksiyonu ile eşleşmektedir.
Şehirler, gelişimlerini sağlayan baskın faaliyetlere göre fonksiyonel sınıflara ayrılırlar. Manchester sanayi, Medine din, Hamburg liman ve Cambridge eğitim fonksiyonu ile öne çıkmaktadır. Bu doğrultuda yapılan eşleştirme doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Manchester şehrinin tarihsel gelişimini ve fonksiyonunu incelemek.
Manchester'ın Sanayi Devrimi ile birlikte dokuma ve makine sanayisinde öncü bir rol oynadığını ve sanayi fonksiyonunun baskın olduğunu belirlemek.
Manchester, tarihsel süreçte sanayi fonksiyonuyla özdeşleşmiş en belirgin şehirdir.
2
Medine şehrinin fonksiyonunu belirlemek.
Medine'nin İslam dünyası için kutsal kabul edilen mekanları barındırdığını ve dini fonksiyonuyla ön plana çıktığını saptamak.
Şehrin temel gelişim ve küresel çekim odağı dini inançtır.
3
Hamburg şehrinin coğrafi konumunu ve fonksiyonunu analiz etmek.
Hamburg'un Elbe Nehri üzerinde yer alan, geniş hinterlanda sahip büyük bir liman şehri olduğunu tespit etmek.
Avrupa'nın ve dünyanın önde gelen ticaret ve liman merkezlerindendir.
4
Cambridge şehrinin ana karakterini belirlemek.
Cambridge'in köklü eğitim kurumları ve üniversitesi sayesinde eğitim fonksiyonuna sahip olduğunu bulmak.
Şehir hayatı ve ekonomisi büyük oranda üniversite ve akademik çevre etrafında şekillenmiştir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Özellikleri
Soru 6700Soru

Trablusgarp Savaşı sürecinde yaşanan aşağıdaki olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama sırasıyla; İtalya'nın Trablusgarp'a asker çıkarması, gönüllü Osmanlı subaylarının bölgeye gizlice gitmesi, İtalya'nın On İki Ada'yı işgal edip Çanakkale Boğazı'nı abluka altına alması ve son olarak Uşi Antlaşması'nın imzalanması şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama sırasıyla; İtalya'nın Trablusgarp topraklarına asker çıkarması (Ekim 1911), Osmanlı subaylarının bölgeye gizlice giderek yerel direnişi örgütlemesi (Ekim-Kasım 1911), İtalya'nın Osmanlı'yı barışa zorlamak amacıyla On İki Ada'yı işgal edip Çanakkale Boğazı'nı ablukaya alması (Mayıs 1912) ve Balkan Savaşları'nın patlak vermesi üzerine imzalanan Uşi Antlaşması (Ekim 1912) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Savaşın başlangıç aşamasını tespit etmek.
İtalya'nın sömürge arayışı kapsamında Ekim 1911'de Trablusgarp'a asker çıkarması ilk olaydır.
Savaşın fiilen başlaması İtalya'nın bu saldırısıyla gerçekleşmiştir.
2
Osmanlı Devleti'nin resmi savunma imkanı olmadığından aldığı ilk tedbiri belirlemek.
Mustafa Kemal, Enver Bey ve diğer subayların gizli yollarla bölgeye giderek direnişi örgütlemesi ikinci sıradadır.
Osmanlı Devleti karadan ve denizden askeri yardım gönderemediği için gönüllü subaylar aracılığıyla savunma yapmıştır.
3
Savaşın seyrini değiştiren askeri baskı hamlesini analiz etmek.
İtalya'nın Osmanlı'yı barışa zorlamak için On İki Ada'yı işgal etmesi ve Çanakkale Boğazı'nı ablukaya alması üçüncü olaydır.
Karada Osmanlı subaylarının örgütlediği direnişi aşamayan İtalya, savaşı Ege ve Akdeniz'e yaymıştır.
4
Savaşı sonlandıran diplomatik gelişmeyi belirlemek.
Balkan Savaşları'nın çıkmasıyla Uşi Antlaşması'nın imzalanması son olaydır.
Osmanlı Devleti, Balkanlar'daki yeni tehdit nedeniyle İtalya ile savaşı bitirmek zorunda kalmıştır.

Anahtar Kavram

Trablusgarp Savaşı'nın Kronolojik Gelişimi ve Uşi Antlaşması
ÖncekiSayfa 335 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin