Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6721Soru

Kurtuluş Savaşı'nın askeri safhasını sonlandıran Mudanya Ateşkes Antlaşması ile yeni Türk devletinin uluslararası alanda tescilini sağlayan Lozan Barış Antlaşması'nda alınan bazı kararlar ve bu kararların doğurduğu siyasi, hukuki veya ekonomik sonuçlar bulunmaktadır.

Aşağıda verilen antlaşma kararlarını, bu kararların doğrudan ilişkili olduğu egemenlik ve bağımsızlık sonuçlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mudanya Ateşkes Antlaşması ile İstanbul ve Boğazlar çevresinin yönetiminin savaşılmadan TBMM Hükümeti'ne bırakılması
Lozan Barış Antlaşması'nda Düyun-ı Umumiye idaresinin ve kapitülasyonların tüm sonuçlarıyla birlikte kaldırılması
Lozan Barış Antlaşması'nda Türkiye sınırları içindeki tüm gayrimüslim azınlıkların Türk vatandaşı sayılması
Lozan Barış Antlaşması'nda Boğazlar'ın geçiş rejiminin başkanı Türk olan uluslararası bir komisyona devredilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İstanbul ve Boğazlar'ın TBMM Hükümeti'ne bırakılması Osmanlı Devleti'nin hukuken sona ermesiyle; kapitülasyonlar ve Düyun-ı Umumiye'nin kaldırılması ekonomik egemenliğin kazanılmasıyla; azınlıkların Türk vatandaşı sayılması iç işlerimize karışılmasının önlenmesiyle; Boğazlar Komisyonu ise ulusal egemenliğin kısıtlanmasıyla eşleşmektedir.
Yapılan eşleştirmede İstanbul'un devri Osmanlı'nın hukuken bitişini, ekonomik imtiyazların son bulması mali bağımsızlığı, azınlıkların eşit vatandaşlığı iç işlerimize müdahalenin önlenmesini, Boğazlar Komisyonu ise egemenliğin kısıtlanmasını ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'ndaki İstanbul ve Boğazlar maddesini değerlendirmek
İstanbul Osmanlı başkenti olduğu için bu bölgenin doğrudan TBMM'ye teslimi, Osmanlı'nın hukuki varlığının sona erdirildiğini tescil eder.
Başkent üzerindeki egemenliğin el değiştirmesi hukuki statüyü belirler.
2
Lozan Antlaşması'ndaki kapitülasyonlar ve Düyun-ı Umumiye kararını incelemek
Kapitülasyonlar ve Düyun-ı Umumiye ekonomik bağımsızlığımızı kısıtlayan en büyük engellerdir; kaldırılmaları tam ekonomik bağımsızlığı sağlamıştır.
Mali egemenlik, milli bağımsızlığın ayrılmaz bir parçasıdır.
3
Azınlık haklarına dair Lozan kararını analiz etmek
Azınlıkların Türk vatandaşı sayılarak Türk kanunlarına tabi kılınması, Avrupalı devletlerin iç işlerimize karışmasını engellemiştir.
Dış güçlerin azınlıkları kullanarak egemenlik haklarımıza müdahale etmesini önlemek temel hedeftir.
4
Boğazlar Komisyonu kararının etkilerini belirlemek
Uluslararası bir komisyonun varlığı ve Boğazlar'ın silahsızlandırılması, Türkiye'nin kendi topraklarındaki tam egemenliğini kısıtlayıcı bir unsurdur.
Toprak bütünlüğüne rağmen askeri kontrolün tam sağlanamaması egemenliği zedeler.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkes ve Lozan Barış Antlaşmalarının siyasi, hukuki ve ekonomik sonuçları
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 6722Soru

Haçlı Seferleri, Anadolu'nun siyasi, sosyal ve demografik yapısı üzerinde uzun vadeli ve derin izler bırakmıştır. Aşağıda bu süreçte Anadolu ve çevresinde meydana gelen bazı önemli gelişmeler verilmiştir. Bu gelişmelerin geçmişten günümüze doğru kronolojik olarak sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama sırasıyla; I. Haçlı Seferi sonrasında başkentin Konya'ya taşınması (1097), II. Haçlı Seferi'ne kar��ı kazanılan başarılar (1147-1148), Myriokephalon Savaşı (1176) ve IV. Haçlı Seferi sonrasında İznik Rum İmparatorluğu'nun kurulması (1204) şeklindedir.
Doğru kronolojik akış; I. Haçlı Seferi (1097), II. Haçlı Seferi (1147-1148), Myriokephalon Savaşı (1176) ve IV. Haçlı Seferi (1204) sırasına dayanır. Bu doğrultuda önce Türkiye Selçuklu başkenti Konya'ya taşınmış, ardından Sultan I. Mesud Haçlıları yıpratmış, II. Kılıç Arslan döneminde Myriokephalon Savaşı kazanılmış ve en son IV. Haçlı Seferi'nin etkisiyle İznik Rum İmparatorluğu kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişmelerin hangi Haçlı Seferleri dönemine ait olduklarını ve tarihsel bağlamlarını belirlemek.
I. Haçlı Seferi 1096-1099, II. Haçlı Seferi 1147-1149, Myriokephalon Savaşı 1176 ve IV. Haçlı Seferi 1204 yıllarında yaşanmıştır.
Tarihsel olayların kronolojik olarak doğru sıralanabilmesi için olayların gerçekleştiği yüzyılların ve dönemlerin saptanması gerekir.
2
Her gelişmenin tarihini belirleyerek kronolojik eşleştirme yapmak.
Başkentin Konya'ya taşınması I. Haçlı Seferi'nin etkisiyle 1097'de, II. Haçlı Seferi ordularının yıpratılması 1147'de, Anadolu'nun kesin olarak Türk yurdu haline gelmesiyle sonuçlanan Myriokephalon Savaşı 1176'da, İstanbul'un Latinlerin eline geçmesiyle İznik Rum İmparatorluğu'nun kurulması ise 1204'te gerçekleşmiştir.
Tarihsel akışın tam olarak belirlenmesi, her gelişmenin sebep-sonuç ilişkisi içerisindeki zamanını netleştirir.
3
Elde edilen tarihleri geçmişten günümüze doğru dizerek doğru sıralamaya ulaşmak.
Sıralama; I. Haçlı Seferi etkisi (1097), II. Haçlı Seferi mücadelesi (1147), Myriokephalon Savaşı (1176) ve IV. Haçlı Seferi etkisi (1204) şeklinde olmalıdır.
Tarihsel kronolojinin doğru kurulması, olayların birbirini izleyen siyasi süreçler olarak kavranmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Haçlı Seferlerinin Türkiye Selçuklu Devleti ve Anadolu Siyasi Tarihine Kronolojik Etkileri
Soru 6723Soru

Yer kabuğunun levha hareketleriyle yer değiştirmesi (kıta kayması) ve jeolojik dönemlerdeki iklim değişimleri (paleocoğrafya), biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışını ve türlerin yalıtım süreçlerini şekillendiren temel faktörlerdir.

Buna göre, aşağıda verilen paleocoğrafik olayları ve bunların biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini en eski jeolojik dönemden günümüze doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Pangea'nın parçalanarak Lavrasya ve Gondvana'ya ayrılması, ardından Avustralya'nın tamamen izole olması, Kuvaterner buzul çağında Bering Kara Köprüsü üzerinden canlı göçlerinin gerçekleşmesi ve son olarak buzul sonrası deniz seviyesi yükselmesiyle bu göç yollarının kapanarak canlıların izole olması şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, en eski jeolojik dönemden günümüze doğru Pangea'nın parçalanması (Mesozoik), Avustralya'nın yalıtılması (Kretase-Tersiyer), Kuvaterner buzul çağındaki göçler (Pleistosen) ve buzul sonrası dönemdeki yalıtım (Holosen) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların meydana geldiği jeolojik zaman dilimlerini tespit etmek.
Pangea'nın bölünmesi Mesozoik'in başlarına; Avustralya'nın ayrılması Kretase ve Tersiyer geçişine; Bering Kara Köprüsü'nün oluşumu Kuvaterner'in Pleistosen (buzul) evresine; deniz seviyesinin yükselerek bu köprüyü kapatması ise Holosen (buzul sonrası) evresine aittir.
Paleocoğrafik olayların biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini sıralayabilmek için öncelikle jeolojik zaman ölçeğindeki yerlerini doğru belirlemek gerekir.
2
Belirlenen jeolojik zamanları en eskiden en yeniye doğru dizmek.
Mesozoik'ten günümüze doğru kronolojik sıralama: Pangea'nın bölünmesi -> Avustralya'nın kopuşu -> Buzul çağı göçleri -> Buzul sonrası izolasyon şeklindedir.
Zaman dizinindeki doğal akış, levha tektoniği hareketlerinin uzun vadeli etkilerinden iklim dalgalanmalarının yakın dönemli etkilerine doğru ilerler.

Anahtar Kavram

Paleocoğrafik süreçlerin (kıta kayması ve iklim değişiklikleri) jeolojik zamanlar boyunca biyoçeşitliliğin dağılışı, izolasyonu ve göçleri üzerindeki etkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6724Soru

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde askeri, siyasi ve diplomatik alanlarda pek çok faaliyet gerçekleştirilmiş ve bu faaliyetlerin sonucunda önemli kazanımlar elde edilmiştir.

Aşağıda verilen askeri ve siyasi gelişmeleri, bu gelişmelerin Osmanlı tarihi açısından taşıdığı önem veya sonuçlarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Belgrad'ın Fethi (1521)
Preveze Deniz Zaferi (1538)
Irakeyn Seferi (1533-1535)
Amasya Antlaşması (1555)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Belgrad'ın Fethi ile Orta Avrupa geçiş üssü; Preveze Deniz Zaferi ile Akdeniz'de Türk üstünlüğü; Irakeyn Seferi ile Bağdat'ın Osmanlı topraklarına katılması; Amasya Antlaşması ile Safevilerle imzalanan ilk resmi barış antlaşması eşleşmelidir.
Belgrad'ın Fethi Orta Avrupa'ya yönelik seferlerde lojistik üs oluştururken, Preveze Deniz Zaferi Akdeniz'i Türk gölü yapmış, Irakeyn Seferi ile Bağdat Osmanlı toprağı olmuş ve Amasya Antlaşması Safevilerle imzalanan ilk resmi barış antlaşması olarak tarihe geçmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Belgrad'ın Fethi'nin tarihsel sonucunu incelemek.
Belgrad, 1521 yılında fethedilerek Macaristan ve Orta Avrupa içlerine yapılacak seferler için kritik bir üs haline gelmiştir.
Batı seferlerinin stratejik hazırlığı ve lojistiği için bu fethin önemini saptamak gerekir.
2
Preveze Deniz Zaferi'nin Akdeniz'deki etkilerini analiz etmek.
Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, Haçlı donanmasını yenilgiye uğratarak Akdeniz'de mutlak üstünlük kurmuştur.
Osmanlı denizciliğinin ve deniz egemenliğinin en önemli dönüm noktasını belirlemek gerekir.
3
Irakeyn Seferi'nin doğu sınırları ve toprak kazanımları üzerindeki etkisini değerlendirmek.
1533-1535 yıllarında düzenlenen bu kara seferiyle Bağdat ve Irak bölgesi ele geçirilmiş, Basra Körfezi'ne ulaşılmıştır.
Safevilere karşı yapılan doğu seferlerinin coğrafi ve stratejik sonuçlarını anlamak gerekir.
4
Amasya Antlaşması'nın diplomatik niteliğini tespit etmek.
1555 yılında imzalanan Amasya Antlaşması, Osmanlı ile Safeviler arasındaki ilk resmi antlaşmadır.
İki devlet arasındaki diplomatik ilişkilerin resmi başlangıç belgesini ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi siyasi gelişmeleri, askeri seferleri ve diplomatik ilişkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6725Soru

Balkan Savaşları sonucunda Osmanlı Devleti; Makedonya, Batı Trakya, Arnavutluk ve Ege Adaları gibi geniş toprakları kaybetmiş ve devletin sınırları daralmıştır. Bu büyük toprak kayıpları, imparatorluğun demografik yapısında köklü değişimleri de beraberinde getirmiştir.

Buna göre, Balkan Savaşları'nın Osmanlı Devleti üzerindeki demografik etkileriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırların daralmasına karşılık kaybedilen bölgelerden gelen yoğun göçler, Osmanlı Devleti'nin elde kalan topraklarındaki Müslüman nüfus oranının artmasına neden olmuştur.

Cevap

Sınırların daralmasına karşılık kaybedilen bölgelerden gelen yoğun göçler, Osmanlı Devleti'nin elde kalan topraklarındaki Müslüman nüfus oranının artmasına neden olmuştur.
Doğru seçenek olan ifadenin belirttiği gibi, sınırların daralmasına rağmen kaybedilen Balkan topraklarından Anadolu'ya yaşanan yoğun göçler, elde kalan Osmanlı topraklarındaki Müslüman nüfus oranının artmasına yol açmıştır. Balkan Savaşları sonrasında Anadolu'da Türk ve Müslüman nüfus yoğunluğu artmış, bu durum Anadolu'nun Türkleşme sürecini hızlandırırken aynı zamanda konut, gıda ve sağlık gibi sosyal/ekonomik sorunları da beraberinde getirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan Savaşları sonucunda kaybedilen toprakların niteliğini analiz etmek.
Makedonya, Arnavutluk, Batı Trakya ve Ege Adaları gibi Osmanlı egemenliğinden çıkan bölgelerin yoğun gayrimüslim nüfusa sahip olduğu ve bu bölgelerdeki Müslüman nüfusun baskılara maruz kaldığı tespit edilir.
Toprak kayıplarının demografik yapıyı nasıl etkilediğini anlamak için hangi bölgelerin kaybedildiğini ve buralardaki nüfus yapısını bilmek gerekir.
2
Savaş sonrasında yaşanan göç hareketlerini değerlendirmek.
Balkanlar'da kalan Müslüman halkın can ve mal güvenliği endişesiyle kitleler hâlinde Anadolu ve Doğu Trakya gibi elde kalan Osmanlı topraklarına göç ettiği belirlenir.
Bu göçlerin elde kalan topraklardaki nüfus yoğunluğunu ve kompozisyonunu doğrudan nasıl etkilediğini açıklamak için göç hareketlerinin yönünü tespit etmek gerekir.
3
Nüfus oranlarındaki değişimi yorumlamak.
Toplam nüfus azalmasına rağmen, gelen göç dalgaları ve gayrimüslim nüfusun yoğun olduğu bölgelerin kaybedilmesi sebebiyle elde kalan topraklardaki Müslüman nüfus oranının arttığı sonucuna ulaşılır.
Sınırların daralmasına rağmen Müslüman nüfus oranının neden arttığı yönündeki temel çelişkiyi çözümlemek ve doğru yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları'nın Osmanlı Devleti üzerindeki demografik ve sosyal sonuçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6726Soru

Balkan Savaşları sürecinde gerçekleşen aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Arnavutluk'un bağımsızlığını ilan etmesi (Kasım 1912), İttihat ve Terakki'nin gerçekleştirdiği Bab-ı Ali Baskını (Ocak 1913), I. Balkan Savaşı'nı bitiren Londra Antlaşması'nın imzalanması (Mayıs 1913) ve II. Balkan Savaşı'nın başlaması (Haziran 1913) şeklindedir.
Kronolojik süreç incelendiğinde; Arnavutluk Kasım 1912'de bağımsız olmuş, Bab-ı Ali Baskını Ocak 1913'te gerçekleşmiş, Londra Antlaşması Mayıs 1913'te imzalanmış ve II. Balkan Savaşı Haziran 1913'te patlak vermiştir. Dolayısıyla sıralama bu şekilde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı sürerken yaşanan ilk büyük siyasi/demografik gelişmeyi belirleme
Arnavutluk'un bağımsızlığını ilan etmesi (Kasım 1912) ilk sırada yer alır.
Osmanlı Devleti'nin Balkan müttefikleri karşısında aldığı yenilgilerle bölgedeki otoritesi zayıflamış ve Arnavutluk bağımsızlığını ilan etmiştir.
2
Savaş yenilgilerinin Osmanlı iç siyasetinde hükümet değişikliğine yol açtığı olayı tespit etme
Bab-ı Ali Baskını (Ocak 1913) ikinci sırada yer alır.
Yenilgileri ve Edirne'nin teslim edileceği söylentilerini fırsat bilen İttihat ve Terakki darbeyle iktidarı ele geçirmiştir.
3
I. Balkan Savaşı'nı bitiren resmi diplomatik belgeyi bulma
Londra Antlaşması'nın imzalanması (Mayıs 1913) üçüncü sırada yer alır.
Osmanlı Devleti ile Balkan devletleri arasında barışı sağlayan antlaşmadır.
4
Toprak paylaşımının yol açtığı yeni savaşı belirleme
II. Balkan Savaşı'nın başlaması (Haziran 1913) son sırada yer alır.
Londra Antlaşması'nın getirdiği paylaşım adaletsizliği nedeniyle Balkan devletleri kendi aralarında yeni bir çatışma başlatmıştır.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları'nın kronolojik gelişim aşamaları ile sebep-sonuç ilişkileri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6727Soru

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Sovyetler Birliği'nin yayılmacı politikalarına karşı Batı Bloku ile ilişkilerini geliştirmek isteyen Türkiye, hem ulusal güvenliğini korumak hem de bu blokun bir parçası olmak adına çeşitli askeri ve diplomatik girişimlerde bulunmuştur.

Aşağıdakilerden hangisi, Türkiye'nin bu amaç doğrultusunda Soğuk Savaş Dönemi'nde attığı adımlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sadabat Paktı'nın imzalanmasında öncülük yapılması

Cevap

Sadabat Paktı'nın imzalanmasında öncülük yapılması
Sadabat Paktı, İkinci Dünya Savaşı öncesinde, 1937 yılında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanmıştır. Dolayısıyla bu gelişme Soğuk Savaş Dönemi (1945-1991) kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle Sadabat Paktı'nın imzalanması seçeneği aranan doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin Soğuk Savaş Dönemi'nde (1945-1991) Batı Bloku'na yakınlaşma ve güvenlik arayışları çerçevesinde attığ�� adımlar belirlenir.
Girişimlerin İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki dönemde gerçekleşmiş olması gerektiği saptanır.
Soğuk Savaş Dönemi'nin başlangıç sınırını doğru belirlemek için bu adım gereklidir.
2
Seçeneklerdeki paktların ve askeri adımların kronolojik tarihleri karşılaştırılır.
Kore Savaşı'na asker gönderilmesi (1950), NATO üyeliği (1952), Balkan Paktı (1953) ve Bağdat Paktı (1955) gelişmelerinin tamamının Soğuk Savaş yıllarına ait olduğu görülür.
Seçeneklerin tarihsel dönem eşleştirmesini doğru yapmak için gereklidir.
3
Sadabat Paktı'nın imzalanma yılı incelenir.
Sadabat Paktı'nın 1937 yılında, yani İkinci Dünya Savaşı öncesinde imzalandığı ve Soğuk Savaş kapsamına girmediği tespit edilir.
Anakronizm hatasını saptayarak doğru seçeneğe ulaşmak için bu tespit gereklidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Soğuk Savaş Dönemi dış politikası ve bölgesel ittifakları
Soru 6728Soru

Coğrafya dersinde öğretmen, öğrencilerden biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışını etkileyen fiziki, beşerî ve paleocoğrafya faktörlerine dair örnekler vermelerini istemi��tir. Öğrenciler şu örnekleri paylaşmıştır:

* Elif: Sıcaklık ve yağışın yıl boyunca yüksek olduğu ekvatoral kuşakta, dikey yönlü canlı katmanlaşmasının ve tür çeşitliliğinin en yüksek seviyeye ulaşması.
* Murat: Tarımsal verimi artırmak amacıyla yapılan aşırı ilaçlama ve kimyasal gübreleme faaliyetlerinin, toprak altında yaşayan eklem bacaklı ve mikroorganizma çeşitliliğini azaltması.
* Selin: Geçmiş jeolojik zamanlarda yaşanan buzul çağları sırasında, bazı canlı türlerinin sıcak kuşaklara doğru göç etmesi ve göç edemeyenlerin neslinin tükenmesi.
* Kaan: Dağlık bölgelerde yükseltinin artmasına bağlı olarak sıcaklığın düşmesiyle, geniş yapraklı ormanların yerini karma ve iğne yapraklı ormanlara bırakması.
* Can: Killi ve kireçli toprak yapısına sahip sahalarda, su geçirgenliğinin düşük olması nedeniyle bitki köklerinin solunumunun zorlaşması ve bu durumun bitki çeşitliliğini sınırlandırması.

Buna göre, öğrencilerden hangisinin verdiği örnek, biyoçeşitliliğin dağılışını etkileyen paleocoğrafya faktörleri içerisinde yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Selin'in verdiği örnek

Cevap

Selin'in verdiği örnek
Selin'in verdiği örnekte geçen buzul çağları ve bu dönemlerdeki göç hareketleri, geçmiş jeolojik zamanlardaki büyük iklim değişimlerini ifade eder. Bu durum biyoçeşitliliğin dağılışını etkileyen paleocoğrafya faktörleri kapsamında değerlendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Öğrenci açıklamalarında geçen coğrafi olayları ve dönemleri sınıflandırmak
Elif, Kaan ve Can günümüz fiziki koşullarını (iklim, yer şekilleri, toprak); Murat beşerî faaliyetleri; Selin ise geçmiş jeolojik dönemlerdeki iklim değişimlerini belirtmiştir.
Biyoçeşitliliğin dağılışını etkileyen faktörler fiziki, beşerî ve paleocoğrafya olarak üç gruba ayrılır.
2
Paleocoğrafya kapsamına giren faktörü belirlemek
Selin'in bahsettiği buzul çağları geçmiş jeolojik zamanlardaki iklim değişimlerini ve levha hareketlerini kapsayan paleocoğrafya faktörüyle uyuşmaktadır.
Paleocoğrafya, geçmiş dönemlerdeki iklim dalgalanmaları ve kıta kayması gibi olayların günümüz canlı dağılışı üzerindeki etkilerini araştırır.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliği Etkileyen Paleocoğrafi Faktörler (Geçmiş Jeolojik Dönemlerdeki İklim Değişimleri)
Soru 6729Soru

Aşağıda verilen bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri liderleri ile bu liderlerin kurucu cumhurbaşkanı oldukları devletleri eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ebulfeyz Elçibey
Nursultan Nazarbayev
İslam Kerimov
Saparmurat Niyazov

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ebulfeyz Elçibey Azerbaycan ile, Nursultan Nazarbayev Kazakistan ile, İslam Kerimov Özbekistan ile, Saparmurat Niyazov ise Türkmenistan ile eşleşmektedir.
Ebulfeyz Elçibey Azerbaycan, Nursultan Nazarbayev Kazakistan, İslam Kerimov Özbekistan, Saparmurat Niyazov ise Türkmenistan'ın bağımsızlık sonrasındaki ilk cumhurbaşkanlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ebulfeyz Elçibey'in kurucu lideri olduğu ülkeyi tespit etme
Ebulfeyz Elçibey, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin bağımsızlık dönemindeki cumhurbaşkanıdır.
Azerbaycan bağımsızlık mücadelesi Elçibey önderliğinde yürütülmüştür.
2
Nursultan Nazarbayev'in kurucu lideri olduğu ülkeyi tespit etme
Nursultan Nazarbayev, Kazakistan'ın kurucu cumhurbaşkanıdır.
Kazakistan'ın bağımsızlık ilanı ve sonrasındaki ilk devlet başkanı Nazarbayev'dir.
3
İslam Kerimov'un kurucu lideri olduğu ülkeyi tespit etme
İslam Kerimov, Özbekistan'ın bağımsızlık ilanı sonrasındaki ilk cumhurbaşkanıdır.
Özbekistan Cumhuriyeti'nin kuruluşu Kerimov liderliğinde gerçekleşmiştir.
4
Saparmurat Niyazov'un kurucu lideri olduğu ülkeyi tespit etme
Saparmurat Niyazov, Türkmenistan'ın ilk cumhurbaşkanıdır.
Türkmenistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra devlet başkanlığı görevini Niyazov üstlenmiştir.

Anahtar Kavram

Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrasında kurulan Türk devletleri ve bu devletlerin kurucu liderleri
Tahmini Süre:45s
Soru 6730Soru

Akarsu biyomlarında biyoçeşitlilik akarsu yatağı boyunca değişiklik gösterir. Akarsuların kaynak kısımlarında akış hızının fazla ve besin maddelerinin az olması canlı çeşitliliğini sınırlandırırken, denize döküldükleri ağız kısımlarında canlı çeşitliliği oldukça zengindir.

Buna göre, akarsuların ağız kısımlarında biyoçeşitliliğin fazla olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşıdığı besin maddesi miktarının fazla ve su sıcaklığının uygun olması

Cevap

Taşıdığı besin maddesi miktarının fazla ve su sıcaklığının uygun olması
Akarsuların denize döküldükleri ağız kısımları, akarsuyun havzası boyunca taşıdığı organik ve inorganik besin maddelerinin (mineral ve alüvyonlar) en fazla biriktiği ve su sıcaklığının canlı yaşamına en uygun olduğu alanlardır. Bu zengin besin kaynağı ve elverişli sıcaklık koşulları, bu alanlarda biyoçeşitliliğin yüksek olmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Akarsuyun kaynak (yukarı çığır) ve ağız (aşağı çığır) kısımları arasındaki fiziksel ve kimyasal farkları değerlendirmek.
Kaynak kısmında akış hızı fazla ve besin az iken, ağız kısmında akış hızı az, besin (mineral ve alüvyon) miktarı fazladır.
Biyoçeşitliliğin yatak boyunca neden farklılaştığını anlamak.
2
Akarsu ağızlarında biyoçeşitliliği doğrudan destekleyen ekolojik koşulları belirlemek.
Bol miktarda organik/inorganik besin maddesinin bulunması ve su sıcaklığının canlı yaşamına uygun seviyede olması biyoçeşitliliği en çok artıran etkenlerdir.
Doğru cevaba ulaşmak için temel ekolojik belirleyiciyi saptamak.

Anahtar Kavram

Akarsu biyomunda biyoçeşitliliği etkileyen faktörler
Soru 6731Soru

Lozan Barış Konferansı'nda karara bağlanan konular ile çözümü sonraya bırakılan veya ikili görüşmelere havale edilen konular arasında ayrım yapılması, antlaşmanın diplomatik sonuçlarını analiz etmek açısından büyük önem taşımaktadır.

Buna g��re, aşağıdakilerden hangisi Lozan Barış Antlaşması'nda doğrudan ve kesin bir çözüme kavuşturulup kapatılan konulardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye-Irak sınırının çizilmesi ve Musul sorununun çözüme kavuşturulması

Cevap

Türkiye-Irak sınırının çizilmesi ve Musul sorununun çözüme kavuşturulması
Türkiye-Irak sınırı ve Musul konusu Lozan Barış Antlaşması'nda çözüme kavuşturulamamış, antlaşma imzalandıktan sonraki dokuz ay içinde Türkiye ve İngiltere arasında yapılacak ikili görüşmelere bırakılmıştır. Dolayısıyla bu konu antlaşmada kesin olarak çözüme kavuşturulan konulardan biri değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Barış Antlaşması'nda görüşülen konuların çözüme kavuşma durumlarını analiz etmek.
Kapitülasyonlar, azınlıklar, dış borçlar ve yabancı okullar konuları antlaşma metninde doğrudan karara bağlanmış ve çözüme kavuşturulmuştur.
Bu konuların hukuki statüsü antlaşma ile kesinleştiği için doğrudan çözülen konular sınıfına girer.
2
Türkiye-Irak sınırı ve Musul konusunun Lozan'daki durumunu incelemek.
Musul sorunu, konferansta Türkiye ile İngiltere arasında anlaşmazlığa yol açtığı için çözülememiş ve antlaşma sonrasındaki ikili görüşmelere bırakılmıştır.
Bu durum, konunun antlaşma sırasında doğrudan ve kesin bir çözüme kavuşturulamadığını gösterir.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda çözülen ve çözümü sonraya bırakılan konuların ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6732Soru

Aşağıda verilen şehirler ile bu şehirlerin ön plana çıkan baskın fonksiyonel özelliklerini doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kudüs
Detroit
Boston
Marsilya

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kudüs şehri dini fonksiyonla, Detroit şehri sanayi fonksiyonuyla, Boston şehri eğitim fonksiyonuyla ve Marsilya şehri liman fonksiyonuyla eşleşmektedir.
Kudüs dini özellikleri nedeniyle dini fonksiyonla, Detroit sanayileşme süreciyle sanayi fonksiyonuyla, Boston eğitim kurumlarıyla eğitim fonksiyonuyla ve Marsilya liman ticaretiyle liman fonksiyonuyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin coğrafi konumlarını ve gelişim süreçlerini gözden geçirin.
Kudüs şehrinin üç büyük semavi din (İslam, Hristiyanlık, Yahudilik) için kutsal mekanları barındırdığı hatırlanır.
Dini fonksiyonu olan şehri doğru tespit etmek için.
2
Sanayi ve üretim merkezlerini analiz edin.
Detroit'in ABD'de otomotiv sanayisinin en önemli merkezlerinden biri olduğu belirlenir.
Sanayi fonksiyonuna sahip şehri bulmak için.
3
Eğitim ve kültür şehirlerini inceleyin.
Boston'ın Harvard Üniversitesi ve MIT gibi köklü küresel eğitim kurumlarına ev sahipliği yaptığı tespit edilir.
Eğitim fonksiyonu olan şehri eşleştirmek için.
4
Liman ve ticaret şehirlerini değerlendirin.
Marsilya'nın Akdeniz kıyısında konumlanmış, Fransa'nın en büyük dış ticaret limanlarından biri olduğu belirlenir.
Liman fonksiyonu ile eşleştirmek için.

Anahtar Kavram

Şehirlerin ön plana çıkan fonksiyonel özellikleri ile eşleştirilmesi.
Soru 6733Soru

Osmanlı Devleti'nin Lale Devri'nde Avrupa'daki gelişmeleri yakından takip etmek ve Batı dünyasını daha iyi tanımak amacıyla diplomatik alanda attığı ilk adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupa'nın önemli başkentlerinde geçici elçiliklerin açılması

Cevap

Avrupa'nın önemli başkentlerinde geçici elçiliklerin açılması
Osmanlı Devleti, Lale Devri'nde (1718-1730) Avrupa'daki teknik, kültürel ve siyasi gelişmeleri yakından takip etmek amacıyla ilk kez geçici elçilikler açmış ve elçiler görevlendirmiştir. Paris elçisi Yirmisekiz Mehmet Çelebi'nin yazdığı Sefaretname bu sürecin en önemli eseridir. Dolayısıyla doğru cevap Avrupa'nın önemli başkentlerinde geçici elçiliklerin açılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Lale Devri ıslahatlarının genel politikasını belirlemek
Lale Devri'den (1718-1730) itibaren Osmanlı Devleti ilk kez Batı'nın üstünlüğünü kabul etmiş ve Avrupa'yı tanımaya yönelik adımlar atmıştır.
Sorunun sorduğu diplomatik adımı doğru dönemle ilişkilendirmek için genel siyasi yönelimi anlamak gerekir.
2
Dönemin diplomatik hamlesini tespit etmek
Avrupa'daki gelişmeleri gözlemlemek amacıyla Paris (Yirmisekiz Mehmet Çelebi), Viyana ve Varşova gibi başkentlere ilk kez geçici elçiler gönderilmiştir.
Geçici elçilikler, Osmanlı Devleti'nin Batı dünyasını tanımak için attığı ilk resmi diplomatik adımdır.
3
Seçeneklerdeki diğer yeniliklerin kronolojik dönemlerini kontrol etmek
Daimi elçilikler ve Nizam-ı Cedit ordusu III. Selim dönemine, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması II. Mahmud dönemine, Tanzimat Fermanı ise Sultan Abdülmecid dönemine aittir.
Çeldiricilerin Lale Devri sonrasındaki dönemlere ait olduğunu teyit ederek yanlış seçenekleri elemek.

Anahtar Kavram

Lale Devri Diplomatik Modernleşme Adımları (Geçici Elçilikler)
Tahmini Süre:45s
Soru 6734Soru

I. Dünya Savaşı'nın sonuçları ve Paris Barış Konferansı süreciyle ilgili aşağıdaki tarihi olay ve gelişmeleri, ait oldukları doğru kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile Almanya arasında imzalanan barış antlaşması
İzmir ve çevresinin Yunanistan'a verilmesinin kararlaştırıldığı ve İtilaf Devletleri arasında ilk açık görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı uluslararası toplantı
Savaş sırasında gizli antlaşmalarla İtalya'ya vadedilen toprakların başka bir devlete verilmesiyle İtilaf Devletleri arasında yaşanan durum

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. Dünya Savaşı sonrasında Almanya ile imzalanan antlaşma Versay Antlaşması'dır. İzmir ve çevresinin Yunanistan'a bırakılarak İtilaf Devletleri arasında ilk açık görüş ayrılıklarının yaşandığı toplantı Paris Barış Konferansı'dır. İtalya'ya vadedilen toprakların Yunanistan'a verilmesi ise İtilaf Devletleri arasındaki ilk görüş ayrılığını oluşturur.
Almanya ile imzalanan antlaşma Versay Antlaşması'dır. İzmir'in Yunanistan'a verilmesinin kararlaştırıldığı ve İtilaf Devletleri arasında ilk görüş ayrılıklarının yaşandığı gelişme Paris Barış Konferansı'dır. İtalya'ya vadedilen toprakların Yunanistan'a verilmesi ise İtilaf Devletleri arasındaki ilk görüş ayrılığını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Almanya ile imzalanan barış antlaşmasını belirlemek
Almanya ile I. Dünya Savaşı sonunda imzalanan antlaşmanın Versay Antlaşması olduğu belirlenir.
Savaşın ardından yenilen devletlerle yapılan barış antlaşmalarının eşleştirilmesinde Almanya'ya karşılık gelen antlaşma Versay'dır.
2
İzmir'in Yunanistan'a bırakılması kararının alındığı konferansı tespit etmek
İzmir'in Yunanistan'a verilmesi kararının Paris Barış Konferansı'nda alındığı tespit edilir.
Paris Barış Konferansı, özellikle Osmanlı topraklarının paylaşımı ve İzmir'in durumu üzerinde İtilaf Devletleri arasında tartışmalara sahne olmuştur.
3
İtilaf Devletleri arasındaki ilk görüş ayrılığının nedenini belirlemek
İtalya yerine İzmir'in Yunanistan'a verilmesinin İtilaf Devletleri arasında ilk görüş ayrılığına yol açtığı belirlenir.
İngiltere'nin Doğu Akdeniz'de güçlü bir İtalya yerine kendi kontrolünde zayıf bir Yunanistan istemesi bu durumun temel sebebidir.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı sonrasındaki antlaşmalar ve İtilaf Devletleri arası ilişkiler
Soru 6735Soru

Türkiye’nin gelecekteki nüfus yapısına dair öngörüde bulunmak amacıyla TÜİK tarafından hazırlanan çeşitli nüfus projeksiyonu senaryoları mevcuttur. Aşağıda bu projeksiyon senaryoları ile senaryoların gerçekleşmesi halinde uzun vadede ülkede ortaya çıkacak demografik sonuçlar verilmiştir.

Buna göre, sol sütunda yer alan nüfus projeksiyon senaryolarını, sağ sütunda yer alan en uygun demografik sonuçlar ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Düşük Projeksiyon Senaryosu (Toplam doğurganlık hızının 131{}3 seviyelerine gerileyeceği varsayımı)
Orta Projeksiyon Senaryosu (Doğurganlık hızının yavaşça azalarak 1651{}65 seviyesinde dengeleneceği varsayımı)
Yüksek Projeksiyon Senaryosu (Doğurganlık teşviklerinin etkili olmasıyla doğurganlık hızının 212{}1 yenilenme düzeyine yükseleceği varsayımı)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Düşük Projeksiyon Senaryosu (131{}3 doğurganlık) en yüksek yaşlı bağımlılık oranı ve erken nüfus azalışını içeren sonuçla; Orta Projeksiyon Senaryosu (1651{}65 doğurganlık) kademeli nüfus artış azalışı ve dengeli yaşlanmayı içeren sonuçla; Yüksek Projeksiyon Senaryosu (212{}1 doğurganlık) ise çalışma çağındaki nüfusun korunması ve eğitim yatırımı ihtiyacını içeren sonuçla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; düşük doğurganlık hızı içeren senaryo, hızlı yaşlanma ve erken nüfus azalışı getiren sonuçla eşleşir. Orta düzey doğurganlık içeren senaryo, nüfus artış hızının kademeli azalarak durağanlaşmasını öngören sonuçla eşleşir. Teşviklerin başarılı olduğu yüksek doğurganlık senaryosu ise çalışma çağındaki nüfusun korunmasını ve eğitim yatırımlarının sürmesini getiren sonuçla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
TÜİK düşük nüfus projeksiyon senaryosunun varsayımları ve uzun vadeli etkileri incelenir.
Düşük doğurganlık hızı (131{}3), nüfusun hızla yaşlanmasına ve 20502050 öncesinde nüfusun en yüksek değerine ulaşıp ardından hızlı bir küçülme sürecine girmesine neden olur. Bu durum yaşlı bağımlılık oranını yükselterek sosyal güvenlik sisteminde baskı oluşturur. Dolayısıyla Düşük Projeksiyon Senaryosu, en yüksek yaşlı bağımlılık oranına sahip sonuç ile eşleşir.
Düşük doğurganlık doğrudan genç nüfusun azalmasına ve yaşlı payının hızla tırmanmasına yol açar.
2
Orta nüfus projeksiyon senaryosunun varsayımları ve uzun vadeli etkileri değerlendirilir.
Mevcut demografik eğilimlerin yavaşlayarak 1651{}65 doğurganlık seviyesinde dengelenmesi, nüfus artış hızının kademeli olarak gerileyerek yüzyılın son çeyreğinde sıfıra yakınsamasına ve durağan, kontrollü yaşlanan bir yapıya geçilmesine neden olur. Dolayısıyla Orta Projeksiyon Senaryosu bu süreci açıklayan sonuç ile eşleşir.
Orta senaryo, aşırı dalgalanmaların olmadığı ve mevcut eğilimlerin yumuşak bir geçiş yaptığı projeksiyonu temsil eder.
3
Yüksek nüfus projeksiyon senaryosunun varsayımları ve uzun vadeli etkileri analiz edilir.
Doğurganlık hızının yenilenme düzeyi olan 212{}1 seviyesine yükselmesi, genç nüfus girişini sürekli kılarak çalışma çağındaki nüfus oranını uzun süre korur ve fırsat penceresini açık tutar. Ancak fazla çocuk nüfusundan dolayı eğitim yatırımı ihtiyacı devam eder. Dolayısıyla Yüksek Projeksiyon Senaryosu bu durumu anlatan sonuç ile eşleşir.
Yüksek doğurganlık nüfusun genç kalmasını ve iş gücü potansiyelinin korunmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Nüfus projeksiyon senaryoları ve bunların demografik, sosyal ve ekonomik etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6736Soru

Kutsal İttifak Savaşları sonrasında imzalanan Karlofça Antlaşması (1699) görüşmelerinde Osmanlı Devleti, tarihinde ilk kez İngiltere ve Hollanda gibi devletlerin ara buluculuğunu kabul etmek zorunda kalmış ve antlaşma metnini Avusturya’nın garantörlüğünde imzalamıştır.

Bu gelişme ve antlaşma şartları göz önüne alındığında, Osmanlı dış siyasetinde meydana gelen değişimle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Askerî üstünlüğün kaybedilmesiyle birlikte tek taraflı diplomasi anlayışı terk edilmiş ve Avrupa devletler arası dengelerden yararlanma arayışı başlamıştır.

Cevap

Askerî üstünlüğün kaybedilmesiyle birlikte tek taraflı diplomasi anlayışı terk edilmiş ve Avrupa devletler arası dengelerden yararlanma arayışı başlamıştır.
Osmanlı Devleti, Karlofça Antlaşması'na kadar askerî gücüne dayanarak barış şartlarını tek taraflı belirleme eğilimindeydi. Ancak Kutsal İttifak karşısındaki büyük yenilgi, devletin kendi gücüyle sınırlarını koruyamayacağını gösterdi. İngiltere ve Hollanda'nın arabuluculuğu ile Avusturya'nın garantörlüğünün kabul edilmesi, Osmanlı'nın Avrupa devletler hukukunu fiilen tanıdığını ve dış politikada ayakta kalabilmek adına güç dengelerinden yararlanmaya başladığını kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Karlofça Antlaşması'ndaki arabuluculuk (İngiltere ve Hollanda) ve garantörlük (Avusturya) kavramlarının diplomatik anlamını analiz etmek.
Osmanlı Devleti'nin uluslararası ilişkilerde eşit statülü ve çok taraflı müzakere sürecine dahil olduğunu tespit etmek.
Geleneksel 'tek taraflı dikte edici' diplomasi tarzından sapmanın derecesini belirlemek.
2
Askerî yenilginin dış politikadaki paradigma değişimine etkisini değerlendirmek.
Askerî üstünlüğünü kaybeden devletin, varlığını korumak için diplomatik araçlara ve Avrupalı devletlerin kendi aralarındaki çıkar çatışmalarına (denge siyasetine) yöneldiğini anlamak.
Güç dengelerindeki değişimin diplomatik stratejiyi nasıl şekillendirdiğini açıklamak.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Karlofça Antlaşması sonrasında değişen dış politika vizyonu, tek taraflı diplomasiden çok taraflı ve dengeye dayalı diplomasiye geçiş.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6737Soru

Ülkelerin uyguladıkları nüfus politikaları; gelişmişlik düzeyleri, demografik yapıları ve sahip oldukları kaynaklar gibi unsurlara göre şekillenir. Ancak nüfus politikaları ile gelişmişlik düzeyi arasındaki ilişki her zaman doğrusal değildir.

Buna göre;

I. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin tamamında nüfus artış hızını azaltıcı politikalar uygulanır.
II. Doğal kaynak potansiyeline göre nüfusu az olan bazı gelişmekte olan ülkeler, nüfus artış hızını artırıcı politikalar izler.
III. Nüfus artış hızını artırmak isteyen gelişmiş ülkelerin tamamında bu politikalar başarıya ulaşmış ve nüfus piramidinin tabanı genişlemiştir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız II

Cevap

Doğru yargı yalnızca ikinci öncülde belirtilen, doğal kaynak potansiyeline göre nüfusu az olan bazı gelişmekte olan ülkelerin nüfus artış hızını artırıcı politikalar izlediğidir.
Doğru seçenek yalnızca ikinci öncülü içeren seçenektir. Sahip olduğu doğal kaynaklara oranla nüfusu yetersiz olan bazı gelişmekte olan ülkeler, ekonomik kalkınma için nüfus artış hızını artırmayı hedefler. Diğer yandan, az gelişmiş ülkelerin tamamı nüfus azaltıcı politika izlemediği gibi, nüfusunu artırmak isteyen gelişmiş ülkelerin politikaları da her zaman başarıya ulaşarak piramit tabanını genişletmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülü değerlendirme
Birinci öncülün yanlış olduğu belirlenir.
Gelişmekte olan ülkelerin tamamında nüfus artış hızını azaltıcı politikalar izlenmez. Gabon, Moğolistan gibi geniş topraklara ve doğal kaynaklara sahip bazı gelişmekte olan ülkeler nüfuslarını artırmak istemektedir.
2
İkinci öncülü değerlendirme
İkinci öncülün doğru olduğu belirlenir.
Sahip olduğu kaynakları işleyecek yeterli nüfusa sahip olmayan gelişmekte olan ülkeler, iş gücü açığını kapatmak ve ekonomik kalkınmayı hızlandırmak için nüfus artışını teşvik eder.
3
Üçüncü öncülü değerlendirme
Üçüncü öncülün yanlış olduğu belirlenir.
Gelişmiş ülkelerde uygulanan nüfus artış hızını artırıcı politikalar genellikle hedeflenen başarıya ulaşamamış, bu ülkelerde yaşlı nüfus oranı artmaya ve doğum oranları düşük kalmaya devam etmiştir.

Anahtar Kavram

Nüfus politikalarının belirlenmesinde gelişmişlik düzeyinin yanı sıra doğal kaynaklar, mevcut nüfus miktarı ve iş gücü ihtiyacının da etkili olması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6738Soru

Mısır'da Nil Nehri üzerinde inşa edilen Asvan Barajı, sel taşkınlarını önleme ve enerji üretimi gibi faydalar sağlasa da havzada ciddi çevresel değişimlere yol açmıştır. Barajın yapılmasıyla birlikte nehrin taşıdığı alüvyonların büyük kısmı baraj gölünde birikmeye başlamış, bu durum Nil Deltası'nın deniz dalgaları tarafından aşındırılmasına ve kıyı erozyonunun hızlanmasına neden olmuştur.

Buna göre, Asvan Barajı'nın Nil Deltası'nda kıyı erozyonunu hızlandırması aşağıdakilerden hangisiyle doğrudan açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akarsuyun taşıdığı sedimentlerin (alüvyonların) denize ulaşmasının engellenmesi ve kıyının beslenememesi

Cevap

Akarsuyun taşıdığı sedimentlerin (alüvyonların) denize ulaşmasının engellenmesi ve kıyının beslenememesi
Asvan Barajı nehir suyunu tutarken akarsuyun taşıdığı kum ve kil gibi sedimentlerin de baraj gölünde çökelmesine yol açar. Bu durum, Nil Deltası'na ulaşan alüvyon miktarını azaltır. Deniz dalgaları kıyıyı sürekli aşındırırken nehir kıyıyı yeni sedimentlerle besleyemediği için kıyı çizgisi karaya doğru geriler ve kıyı erozyonu hızlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Asvan Barajı'nın Nil Nehri üzerindeki etkilerini ve alüvyon birikimini analiz etmek.
Barajın yapılmasıyla nehrin taşıdığı sedimentlerin (alüvyonların) baraj gölünde biriktiği ve deltaya ulaşamadığı tespit edilir.
Kıyı erozyonunu hızlandıran temel nedeni bulmak için barajın akarsu üzerindeki doğrudan etkisini saptamak gerekir.
2
Kıyı erozyonunun mekanizması ile sediment ulaşımı arasındaki ilişkiyi kurmak.
Deltaya yeni sediment taşınmadığında dalgaların aşındırma gücü birikim gücünden fazla olur ve kıyı geriler.
Barajların alüvyon tutma özelliğinin kıyı çizgisi üzerindeki olumsuz çevresel etkisini açıklamak.

Anahtar Kavram

Baraj yapımının akarsu sediment taşımacılığına etkisi ve buna bağlı kıyı erozyonu
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6739Soru

1243 yılında gerçekleşen Kösedağ Savaşı'nın ardından Anadolu'da İlhanlı (Moğol) tahakkümü başlamış, Türkiye Selçuklu sultanları İlhanlılar tarafından onaylanan veya atanan birer vasal yönetici durumuna düşmüştür. Bu süreçte Selçuklu merkezî otoritesinin tamamen zayıflaması, uçlarda gaza faaliyeti yürüten Türkmen gruplarının kendi başlarına hareket etmesine ve Anadolu'nun batısında yeni siyasi teşekküllerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Bu bilgiler ve dönemin tarihi koşulları dikkate alındığında, Kösedağ Savaşı'nın ardından Anadolu'da meydana gelen gelişmelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye Selçuklu Devleti'nin merkezî otoritesinin çökmesi, uçlardaki Türkmen boylarının bağımsızlık kazanarak yeni beylikler kurma sürecini hızlandırmıştır.

Cevap

Türkiye Selçuklu Devleti'nin merkezî otoritesinin çökmesi, uçlardaki Türkmen boylarının bağımsızlık kazanarak yeni beylikler kurma sürecini hızlandırmıştır.
Kösedağ Savaşı sonrası süreçte Türkiye Selçuklu Devleti'nin merkezi otoritesinin zayıflaması, uç bölgelerde yer alan Türkmen boylarının bağımsız hareket ederek kendi beyliklerini kurma sürecini hızlandırmıştır. Bu durum Anadolu'da İkinci Dönem Türk Beyliklerinin kurulmasına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kösedağ Savaşı sonrası siyasi durumun analiz edilmesi
Savaşın ardından Türkiye Selçuklu Devleti'nin Moğol egemenliğine girdiği ve merkezi otoritesinin tamamen sarsıldığı tespit edilir.
Savaşın devlet yapısı üzerindeki ilk ve doğrudan etkisini belirlemek için.
2
Uç bölgelerdeki Türkmenlerin durumunun değerlendirilmesi
Merkezi denetimden uzak kalan sınır boylarındaki (uçlar) Türkmen beylerinin kendi başlarına hareket etmeye başladığı anlaşılır.
Siyasi otorite boşluğunun yerel güçler üzerindeki etkisini incelemek için.
3
Anadolu'daki yeni siyasi yapının tanımlanması
Türkmen boylarının bağımsızlık kazanmasıyla İkinci Dönem Anadolu Türk Beyliklerinin kurulduğu ve Türk siyasi birliğinin bozulduğu sonucuna ulaşılır.
Sürecin nihai siyasi sonucunu netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Kösedağ Savaşı'nın siyasi sonuçları ve İkinci Dönem Anadolu Beyliklerinin ortaya çıkışı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6740Soru

Balkan Savaşları sonrasında büyük toprak kayıpları yaşayan Osmanlı Devleti'nde demografik yapıyla ilgili yapılan bir değerlendirmede; sınırların daralması ve Müslüman n��fus barındıran geniş toprakların elden çıkması sonucunda imparatorluk genelindeki Müslüman nüfus oranının azalacağı öngörülmüştür. Ancak istatistikler, savaş sonrasında Osmanlı Devleti'nin elinde kalan topraklardaki Müslüman nüfus oranının tam aksine büyük bir artış gösterdiğini ortaya koymuştur.

Buna göre, eldeki topraklarda Müslüman nüfus oranının artmasında aşağıdakilerden hangisi doğrudan etkili olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkanlar'da kalan Müslüman halkın baskı, zulüm ve can güvenliği endişesiyle Anadolu'ya yönelik yoğun bir göç hareketi başlatması

Cevap

Balkanlar'da kalan Müslüman halkın baskı, zulüm ve can güvenliği endişesiyle Anadolu'ya yönelik yoğun bir göç hareketi başlatması
Balkan Savaşları sonucunda kaybedilen topraklardaki Müslüman halkın baskı ve zulümler nedeniyle Anadolu'ya göç etmesi, Osmanlı Devleti'nin elinde kalan topraklarındaki Müslüman nüfus oranını (yüzdesini) artırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan Savaşları sonrasındaki toprak kayıpları ve sınır değişimleri analiz edilir.
Osmanlı Devleti'nin Batı Trakya, Makedonya ve Arnavutluk gibi geniş coğrafyaları kaybettiği görülür.
Savaşın demografik sonuçlarını doğru anlamak için kaybedilen coğrafyayı belirlemek gerekir.
2
Toprak kayıplarına rağmen kalan topraklardaki Müslüman nüfus oranının artış nedeni incelenir.
Savaş sonrası Balkanlar'da azınlık durumuna düşen Müslüman halkın yoğun göçlerle Anadolu'ya sığındığı tespit edilir.
Göç dalgaları, eldeki sınırlardaki toplam nüfus içindeki Müslüman oranını (yüzdesini) doğrudan artıran temel etkendir.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları Sonrası Demografik Değişimler ve Göç Hareketleri
ÖncekiSayfa 337 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin