Beşeri Sistemler

69 soru

Soru 1Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreçte uygulanan nüfus politikalarındaki dönüm noktalarını temsil eden aşağıdaki gelişmeleri, eskiden yeniye doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Cumhuriyet'in ilk yıllarında çok çocuklu ailelerin yol vergisinden muaf tutulması (1930'lar), kalkınma hızı kaygılarıyla ilk Nüfus Planlaması Kanunu'nun yürürlüğe girmesi (1965) ve nüfusun yaşlanmasıyla birlikte çalışan annelere yönelik kreş ve doğum desteklerinin getirilmesi (2010'lar) şeklindedir.
Türkiye'nin nüfus politikaları incelendiğinde, Cumhuriyet'in ilk yıllarında (1923-1965) savaş kayıplarının telafisi ve iş gücü ihtiyacı için artırıcı (pronatalist) politikalar uygulanmış ve yol vergisi muafiyeti gibi teşvikler verilmiştir. 1965 yılında ise hızlı nüfus artışının kalkınmayı yavaşlatması sebebiyle antinatalist politikalara geçilerek ilk Nüfus Planlaması Kanunu kabul edilmiştir. Son dönemde (2000'lerin sonundan itibaren) ise nüfus artış hızının aşırı düşmesi ve yaşlanma eğilimi nedeniyle çalışan kadınlara yönelik kreş desteği ve doğum yardımları gibi güncel pronatalist önlemler alınmıştır. Bu sebeple doğru sıralama en eskiden en yeniye doğru gerçekleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet dönemi nüfus politikalarının tarihsel aşamalarını belirleme
Cumhuriyet dönemi nüfus politikaları genel olarak üç ana döneme ayrılır: 1923-1965 arası nüfus artış hızını yükseltmeyi amaçlayan dönem, 1965-1980/2000'ler arası nüfus artış hızını düşürmeyi amaçlayan dönem ve 2000'li yılların sonundan itibaren nüfusun niteliğini koruyarak artış hızını yükseltmeyi amaçlayan güncel dönem.
Soruda verilen gelişmelerin hangi dönemlere ait olduğunu saptamak kronolojik sıralamanın ilk adımıdır.
2
Verilen gelişmelerin ait oldukları yılları ve amaçlarını eşleştirme
Yol vergisi muafiyeti ve madalya teşvikleri 1930'larda uygulanan pronatalist politikalara; Nüfus Planlaması Kanunu 1965 yılındaki antinatalist geçişe; kreş desteği ve doğum yardımları ise 2010'lu yıllardaki güncel pronatalist politikalara aittir.
Her bir gelişmenin kronolojik yerini netleştirmek için tarihsel bağlam kurulur.
3
Gelişmeleri eskiden yeniye doğru sıralama
Sıralama: Çok çocuklu ailelerin vergi muafiyeti (1930'lar) -> Nüfus Planlaması Kanunu (1965) -> Güncel doğum teşvikleri ve kreş yardımları (2010'lar) şeklinde olmalıdır. Bu da sırasıyla ilk gelişme, ikinci gelişme ve üçüncü gelişme sıralamasına karşılık gelir.
Kronolojik kriterlere göre olaylar en eskiden en yeniye doğru dizilerek nihai sıralama oluşturulur.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Nüfus Politikalarının Tarihsel Gelişimi ve Dönüm Noktaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru

Coğrafya dersinde öğretmen, öğrencilerine şehirlerin fonksiyonel özellikleri ve etki alanları arasındaki ilişkiyi şu şekilde açıklamıştır:

"Bir şehrin küresel, bölgesel ya da yerel ölçekte bir etki alanına sahip olmasında nüfus miktarı tek başına belirleyici değildir. Şehrin sahip olduğu baskın fonksiyonlar, etki alanının sınırlarını çizer."

Buna göre, aşağıdaki öğrencilerden hangisinin verdiği örnek ve yaptığı açıklama öğretmenin belirttiği duruma uygun, doğru bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Selin: Vatikan, yerleşik nüfusu oldukça az olmasına karşın Katolik mezhebinin yönetim merkezi olması nedeniyle küresel ölçekte bir etki alanına sahiptir.

Cevap

Vatikan'ın nüfusu az olmasına rağmen Katolik mezhebinin yönetim merkezi (dini fonksiyon) olması sayesinde küresel etkiye sahip olduğunu belirten Selin'in açıklaması doğrudur.
Vatikan örneğini veren öğrencinin açıklaması doğrudur. Vatikan, yerleşik nüfusu yaklaşık bin kişi civarında olan dünyanın en küçük bağımsız devletlerinden biri olmasına rağmen, Katolik Hristiyanlık dünyasının dini yönetim merkezi olması dolayısıyla küresel çapta büyük bir etki alanına ve karar gücüne sahiptir. Bu durum, nüfus büyüklüğünün küresel etki üzerinde tek başına belirleyici olmadığını doğrudan kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Öğretmenin açıklamasını analiz etme
Nüfus miktarının etki alanını belirlemede tek kriter olmadığı, şehrin fonksiyonunun (dini, finans, idari vb.) etki alanının sınırlarında daha belirleyici olduğu tespit edilir.
Öğrencilerin verdiği örnekleri bu kurala göre sınamak için temel ölçüt belirlenmelidir.
2
Selin'in Vatikan örneğini değerlendirme
Vatikan'ın nüfusu bin kişiden az olmasına rağmen, dini liderlik fonksiyonuyla küresel etkiye ulaştığı görülür ve bu durum öğretmenin teziyle birebir uyuşur.
Doğru seçeneğin doğrulanması sağlanır.
3
Diğer seçeneklerdeki yanlış bilgileri eleme
New York'un başkent olmadığı, Oxford'un yerel değil bölgesel/küresel eğitim şehri olduğu, Mekke'nin küresel etkisinin sanayiye bağlı olmadığı ve Rotterdam'ın tarım değil liman şehri olduğu belirlenerek diğer şıklar elenir.
Soru kökünün doğruluğundan emin olmak için çeldiriciler elenir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin etki alanlarının genişliğinde nüfus miktarından ziyade sahip oldukları fonksiyonel özelliklerin (dini, idari, finansal vb.) küresel ve bölgesel çapta belirleyici olması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 3Soru

Aşağıda verilen şehirler ile bu şehirlerin ön plana çıkan baskın fonksiyonel özelliklerini doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tokyo
Mekke
Oxford
Rotterdam

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tokyo şehri küresel yönetim ve finans fonksiyonuyla (right_4), Mekke şehri küresel dini fonksiyonla (right_2), Oxford şehri eğitim fonksiyonuyla (right_3) ve Rotterdam şehri ticaret-liman fonksiyonuyla (right_1) eşleşmektedir.
Şehirlerin küresel ve bölgesel etki alanları sahip oldukları baskın fonksiyonlarla belirlenir. Tokyo küresel düzeyde finans ve yönetim merkezi olarak hizmet verirken, Mekke dini önemiyle tüm İslam coğrafyasını etkileyen küresel bir dini merkezdir. Oxford dünya genelinde tanınan eğitim kurumuyla, Rotterdam ise kıta Avrupası'nın en büyük limanı olmasıyla ticaret ve liman fonksiyonunda lider konumdadır.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin küresel konumlarını ve ön plana çıkan özelliklerini belirleme
Tokyo'nun finans ve idari, Mekke'nin kutsal dini merkez, Oxford'un üniversite şehri, Rotterdam'ın ise büyük bir liman kenti olduğu tespit edilir.
Her şehrin kendine has baskın ekonomik ve sosyal karakterini ayırt etmek doğru eşleştirme için gereklidir.
2
Eşleştirilecek tanımları inceleme ve fonksiyonlarla ilişkilendirme
Tokyo ile finans kuruluşu ve yönetim tanımı, Mekke ile kutsal mekanlar tanımı, Oxford ile yükseköğretim kurumu tanımı, Rotterdam ile liman ve deniz ticareti tanımı eşleştirilir.
Tanımlardaki anahtar kelimelerin (borsa, inanç turizmi, üniversite, liman) şehirlerle doğru ilişkilendirilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Şehirlerin baskın fonksiyonel özellikleri (dini, eğitim, finans, liman vb.) ve bu özelliklerin küresel-bölgesel etki alanlarına yansıması.
Soru 4Soru

Şehirlerin fonksiyonel özellikleri ile etki alanlarının sınırları (küresel, bölgesel, yerel) arasında doğrudan bir ilişki vardır.

Buna göre;

I. Fonksiyonel çeşitliliği az olan ve tarım faaliyetlerinin ön planda olduğu şehirlerin küresel etki alanı sınırlı olup genellikle yerel ölçekte kalır.
II. Bir şehrin nüfusunun fazla olması, o şehrin küresel çapta finans, borsa veya idari etkiye sahip olması için tek başına yeterli bir kriterdir.
III. Mekke ve Vatikan gibi dini fonksiyona sahip şehirlerin etki alanı, nüfus miktardan bağımsız olarak küresel bir yayılım gösterir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Tarım ��ehirlerinin yerel etkiye sahip olduğunu ve dini fonksiyonlu şehirlerin nüfustan bağımsız olarak küresel etki gösterdiğini belirten ifadelerin birlikte yer aldığı seçenek doğrudur.
Tarım şehirlerinin yerel etkiye sahip olması ve dini şehirlerin (Mekke, Vatikan) nüfuslarından bağımsız olarak küresel etki göstermesi coğrafi bir gerçektir. Ancak nüfusun fazla olması bir şehrin küresel borsa veya finans merkezi gibi küresel bir etki kazanması için tek başına yeterli değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci yargının değerlendirilmesi
Doğru. Tarım şehirleri genellikle dar bir hinterlanda sahip olup yerel düzeyde etki yaratırlar.
Tarım faaliyetleri küresel finansal sistemleri veya uluslararası kararları doğrudan etkileyecek güce sahip değildir.
2
İkinci yargının değerlendirilmesi
Yanlış. Kalabalık nüfuslu her şehir küresel etki alanına sahip değildir.
Bir şehrin küresel etki alanı nüfusunun büyüklüğünden ziyade üstlendiği finans, borsa, ticaret veya idari fonksiyonların niteliğine bağlıdır. Örneğin, Lagos gibi şehirler yüksek nüfusludur ancak küresel etkileri New York veya Londra kadar değildir.
3
Üçüncü yargının değerlendirilmesi
Doğru. Mekke ve Vatikan gibi dini şehirlerin etki alanları küreseldir.
Bu şehirlerin yerleşik nüfusları az olsa da dünya üzerindeki milyonlarca inanan için kutsal sayıldıklarından küresel düzeyde çekim merkezi ve etki alanına sahiptirler.

Anahtar Kavram

Şehirlerin fonksiyonel özellikleri ile küresel-bölgesel-yerel etki alanları arasındaki ilişki ve nüfusun bu durum üzerindeki sınırlı etkisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

Aşağıda verilen şehirler ile bu şehirlerin küresel ya da bölgesel ölçekteki etki alanlarını belirleyen baskın fonksiyonel özelliklerini eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kudüs
Detroit
Brüksel
Şanghay

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kudüs - Dini etki; Detroit - Sanayi etkisi; Brüksel - İdari etki; Şanghay - Ticaret/Liman etkisi
Kudüs şehri dini fonksiyonuyla, Detroit şehri sanayi (otomotiv) fonksiyonuyla, Brüksel şehri idari fonksiyonuyla (AB ve NATO merkezleri), Şanghay ise liman ve ticaret fonksiyonuyla eşleşmektedir. Bu eşleşmeler şehirlerin küresel ve bölgesel etki alanlarını doğrudan yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kudüs şehrinin baskın fonksiyonunu belirleme
Kudüs, ü�� semavi din (İslam, Hristiyanlık, Yahudilik) için de kutsal merkezleri barındıran küresel bir dini şehirdir.
Dini fonksiyonu nedeniyle etki alanı küresel ölçektedir.
2
Detroit şehrinin baskın fonksiyonunu belirleme
Detroit, ABD'nin ve dünyanın en önemli otomotiv sanayi merkezlerinden biri olup sanayi fonksiyonuyla bilinir.
Sanayi üretimi ve ilgili ekonomik faaliyetler şehrin ana karakterini belirler.
3
Brüksel şehrinin baskın fonksiyonunu belirleme
Brüksel, Avrupa Birliği ve NATO gibi küresel düzeydeki siyasi örgütlerin idari organlarını barındıran idari bir şehirdir.
Uluslararası siyasi karar merkezlerine ev sahipliği yapması idari etki alanını genişletir.
4
Şanghay şehrinin baskın fonksiyonunu belirleme
Şanghay, Çin'in en büyük ticaret ve finans kenti olup, devasa limanıyla küresel ticareti yönlendiren liman/ticaret fonksiyonuna sahiptir.
Deniz yolu taşımacılığı ve küresel finansal işlemler ana fonksiyonlarıdır.

Anahtar Kavram

Şehirlerin ön plana çıkan baskın fonksiyonel özellikleri ve bu fonksiyonların belirlediği küresel-bölgesel etki alanları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6Soru

Şehirlerin küresel, bölgesel ya da yerel ölçekteki etki alanlarının belirlenmesinde sahip oldukları fonksiyonel özellikler (idari, dini, sanayi, finans vb.) doğrudan rol oynar. Bazı şehirler tek bir baskın fonksiyonla öne çıkarken, bazıları birden fazla fonksiyonu bünyesinde barındırarak küresel güç kazanır.

Buna göre;

I. Washington, idari fonksiyonunun yanı sıra küresel finansın en önemli merkezi olarak dünya ekonomisini yönlendirir.
II. Roma, hem idari (başkent) hem de dini (Vatikan) fonksiyonları bünyesinde barındırarak küresel ölçekte geniş bir etki alanı oluşturur.
III. Essen, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin sanayiyle entegrasyonu sayesinde bölgesel etki alanını genişletmiştir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız II

Cevap

Roma'nın idari ve dini fonksiyonları bir arada barındırarak küresel etkiye sahip olduğunu belirten 'Yalnız II' ifadesi doğrudur.
Roma, hem İtalya'nın başkenti olması (idari fonksiyon) hem de Katolik mezhebinin merkezi olan Vatikan'ı içinde barındırması (dini fonksiyon) nedeniyle küresel ölçekte çok geniş bir etki alanına sahiptir. Bu nedenle ikinci öncül doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde yer alan şehirlerin baskın fonksiyonlarını ve bunların etki alanlarını coğrafya müfredatına göre analiz etmek.
Washington'ın sadece idari fonksiyonunun öne çıktığı (finans merkezinin New York olduğu), Roma'nın hem idari (başkent) hem de dini (Vatikan) fonksiyonlara sahip olduğu, Essen'in ise tarım değil madencilik ve sanayi (kömür yatakları) fonksiyonuyla geliştiği tespit edilir.
Öncüllerdeki bilgilerin doğruluk derecesini saptamak amacıyla her bir şehrin fonksiyonel yapısını analiz etmek gerekir.
2
Doğru olan yargıyı belirleyip seçeneklerle karşılaştırmak.
Yalnızca ikinci öncülde verilen Roma ile ilgili bilginin doğru olduğu, diğer öncüllerin yanlış fonksiyon eşleştirmeleri barındırdığı saptanır.
Soruda bizden doğru olan ifadeleri bulmamız istendiği için bu değerlendirme son adımdır.

Anahtar Kavram

Şehirlerin ön plana çıkan fonksiyonel özellikleri (idari, dini, sanayi vb.) ve bunların küresel/bölgesel etki alanlarına yansıması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

Şehirlerin sahip olduğu ekonomik, idari, dini veya kültürel fonksiyonlar, onların küresel ya da bölgesel ölçekteki etki alanlarını doğrudan belirler. Buna göre, aşağıda verilen şehirleri baskın fonksiyonel özellikleri ve etki alanları ile doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Cenevre
Ulsan
Varanasi
Frankfurt

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cenevre'nin uluslararası idari örgütlerin merkezi olmasıyla idari-siyasi fonksiyona, Ulsan'ın büyük tersane ve sanayi tesisleriyle sanayi fonksiyonuna, Varanasi'nin Hinduizm inancı doğrultusunda dini fonksiyona, Frankfurt'un ise bankacılık ve borsa ağlarıyla finans fonksiyonuna sahip olması şeklinde yapılan eşleştirme doğrudur.
Cenevre uluslararası örgütlerin merkezlerine ev sahipliği yaptığı için idari ve siyasi bir fonksiyona sahiptir. Ulsan, dünyanın en büyük gemi yapım ve otomotiv tesisleriyle önemli bir sanayi şehridir. Varanasi, Ganj Nehri kıyısında bulunması ve Hindular için kutsal kabul edilmesiyle dini bir fonksiyona sahiptir. Frankfurt ise Avrupa Merkez Bankası gibi kurumlara ev sahipliği yaparak küresel finans merkezidir.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin ön plana çıkan ekonomik ve kültürel etkinliklerini analiz etme
Cenevre'nin uluslararası örgütlerin merkezi olması, Ulsan'ın ağır sanayi tesisi barındırması, Varanasi'nin Ganj kıyısında kutsal olması ve Frankfurt'un finans merkezi olması belirlenir.
Şehirlerin küresel ve bölgesel etki alanlarını belirleyen en temel unsur, o şehirlerde gelişen baskın fonksiyonlardır.
2
Belirlenen fonksiyonları etki alanlarının sınırlarıyla ilişkilendirme
Finans ve idari fonksiyonların küresel etki oluşturduğu, sanayinin bölgesel/küresel ticaret akışını yönlendirdiği, dini alanların ise belirli inanç grupları üzerinde güçlü etki yarattığı görülür.
Fonksiyonel özelliklerin niteliği ve hitap ettiği nüfus genişliği, etki alanının sınırlarını doğrudan belirler.
3
Sol ve sağ sütundaki ögeleri birebir eşleştirme
Cenevre -> idari-siyasi küresel şehir; Ulsan -> sanayi şehri; Varanasi -> dini/kültürel şehir; Frankfurt -> finans şehri eşleştirmesi tamamlanır.
Her bir kentin baskın fonksiyonu ve etki alanı tanımıyla hatasız olarak örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin fonksiyonel özellikleri ve etki alanları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

Aşağıdaki tabloda beş farklı şehrin ön plana çıkan baskın fonksiyonu ve bu fonksiyonuna bağlı olarak gelişen etki alanı eşleştirilmiştir:

ŞehirBaskın FonksiyonEtki Alanı
I. TokyoFinansKüresel
II. MekkeDiniKüresel
III. MarsilyaLimanBölgesel
IV. EssenTarımYerel
V. CanberraİdariBölgesel

Bu tabloda numaralanmış eşleştirmelerden hangisinde hata yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

IV numaralı eşleştirmede hata yapılmıştır. Essen, tarım fonksiyonuna sahip yerel etkili bir şehir değil; sanayi fonksiyonuna sahip bölgesel etkili bir şehirdir.
Tablodaki IV numaralı eşleştirmede Essen şehrinin fonksiyonu tarım, etki alanı ise yerel olarak verilmiştir. Oysa Essen, Almanya'nın Ruhr Havzası'nda yer alan önemli bir sanayi şehridir ve etki alanı bölgeseldir. Bu nedenle bu eşleştirme hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki her bir şehrin baskın fonksiyonunu incelemek.
Tokyo finans, Mekke din, Marsilya liman, Canberra idari fonksiyona sahipken; Essen tarım değil, sanayi fonksiyonuna sahiptir.
Şehirlerin sınıflandırılmasında en baskın olan ekonomik ya da sosyal faaliyet belirlenmelidir.
2
Belirlenen fonksiyonların etki alanlarını (küresel, bölgesel, yerel) değerlendirmek.
Tokyo ve Mekke küresel; Marsilya ve Canberra bölgesel etkiye sahiptir. Essen ise sanayi fonksiyonuyla bölgesel etkiye sahip bir şehirdir, yerel etkiye sahip bir tarım şehri değildir.
Şehrin etki alanı, sahip olduğu fonksiyonun küresel ya da bölgesel ölçekteki önemine göre değişir.
3
Tablodaki hatalı eşleştirmeyi tespit etmek.
Essen'in fonksiyonunun tarım, etki alanının ise yerel olarak belirtildiği IV numaralı eşleştirmenin hatalı olduğu görülür.
Hatalı olan seçeneği işaretlemek sorunun doğru cevabına ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonları ve Etki Alanları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar uygulanan nüfus politikaları ve TÜİK’in geleceğe yönelik hazırladığı nüfus projeksiyonları birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TÜİK projeksiyonlarında öngörülen yaşlı nüfus oranındaki belirgin artış ve çocuk nüfus oranındaki düşüş, Türkiye'nin 1923-1965 yılları arasında uyguladığı nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politikaların uzun vadeli bir sonucu olup günümüzde de bu politikaların kararlılıkla sürdürüldüğünü gösterir.

Cevap

TÜİK projeksiyonlarında öngörülen yaşlı nüfus oranındaki belirgin artış ve çocuk nüfus oranındaki düşüşün, Türkiye'nin 1923-1965 yılları arasında uyguladığı nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politikaların uzun vadeli bir sonucu olduğunu öne süren yargı söylenemez.
Doğru cevap, Türkiye'nin 1923-1965 yılları arasında nüfus artış hızını azaltmaya değil, tam aksine artırmaya yönelik politikalar uyguladığı gerçeğine dayanır. Ayrıca, günümüzde yaşlanan nüfus yapısını dengelemek adına doğurganlığı artırıcı politikalar teşvik edilmektedir; azaltıcı politikalar sürdürülmemektedir. Bu nedenle bu yargı söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet'in kuruluşundan günümüze kadar uygulanan nüfus politikası dönemlerinin amaçlarını ve özelliklerini belirlemek.
1923-1965 döneminin nüfusu artırıcı (pronatalist), 1965-1980 döneminin ise nüfus artış hızını azaltıcı (antinatalist) politikalara sahip olduğu saptanır.
Seçeneklerdeki tarihsel dönem bilgilerinin doğruluğunu test etmek.
2
Günümüzdeki nüfus politikası yönelimlerini ve TÜİK nüfus projeksiyonlarının temel verilerini analiz etmek.
Günümüzde Türkiye'nin nüfusunun yaşlanma eğiliminde olduğu, çocuk oranının düştüğü ve bu doğrultuda doğurganlığı teşvik edici politikaların uygulandığı belirlenir.
Mevcut demografik durum ile gelecek projeksiyonlarının uyumunu incelemek.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış olan ifadeyi saptamak.
1923-1965 döneminde azaltıcı nüfus politikası uygulandığını iddia eden seçeneğin yanlış olduğu saptanır.
Soru kökündeki söylenemez ifadesine göre doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Nüfus Politikaları Dönemleri ve Nüfus Projeksiyonları
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 10Soru

Türkiye'de şehirlerin gelişiminde ve etki alanlarının genişlemesinde idari, sanayi, ticaret, liman, turizm gibi çeşitli fonksiyonel özellikler etkilidir. Bir şehrin nüfusunun fazla olması onun her zaman çok geniş ve küresel düzeyde bir etki alanına sahip olduğu anlamına gelmediği gibi, nüfusu görece az olan bazı şehirler de belirli fonksiyonları sayesinde bölgesel düzeyde güçlü bir çekim merkezi haline gelebilmektedir.

Buna göre, Türkiye'deki şehirlerin nüfus özellikleri, dominant fonksiyonları ve etki alanları ilişkisiyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskenderun ve Ereğli gibi orta büyüklükteki şehirlerin, sahip oldukları demir-çelik sanayisi ve liman fonksiyonları sayesinde hinterlandının geniş olması ve ülke genelinde etki oluşturması, fonksiyonel özelliklerin etki alanını belirlemedeki rolüne örnektir.

Cevap

İskenderun ve Ereğli gibi orta büyüklükteki şehirlerin sanayi ve liman fonksiyonları sayesinde ülke genelinde geniş bir etki alanına sahip olması
İskenderun ve Ereğli gibi şehirlerin nüfusları İstanbul veya Ankara gibi metropoller kadar büyük olmasa da sahip oldukları demir-çelik sanayisi ve liman fonksiyonları sayesinde hinterlandları geniştir ve ülke genelinde etki gösterirler. Bu durum, şehirlerin etki alanlarının belirlenmesinde fonksiyonel özelliklerin nüfus miktarından daha öncelikli olabildiğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin nüfus miktarı ile etki alanı arasındaki ilişkiyi analiz etmek.
Nüfusun fazla olmasının her zaman küresel etki yaratmayacağı, nüfusu görece az olan şehirlerin ise güçlü fonksiyonları sayesinde geniş etki alanına sahip olabileceği belirlenir.
Nüfus miktarı ile fonksiyonel etki arasındaki kavram karmaşasını çözmek.
2
Seçeneklerdeki şehirlerin fonksiyonel özelliklerini ve etki alanlarını karşılaştırmak.
İskenderun ve Ereğli'nin demir-çelik sanayisi ile liman fonksiyonlarının bu şehirlerin nüfus boyutlarını aşan bölgesel/ulusal düzeyde bir etki alanı kazanmasını sağladığı görülür.
Doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de şehirlerin fonksiyonel özellikleri ve etki alanları arasındaki ilişki
Soru 11Soru

Anadolu, coğrafi konumu ve elverişli iklim şartları nedeniyle insanlık tarihinin ilk dönemlerinden itibaren yerleşme alanı olarak seçilmiştir. Aşağıdaki tabloda Türkiye'de yerleşmelerin tarihsel gelişimine ait bazı önemli merkezler ile bu merkezlerin ortaya çıktığı dönemler ve genel özellikleri verilmiştir. Tablodaki merkezleri, ait oldukları tarihsel dönemlerin genel özellikleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Karain ve Yarımburgaz Mağaraları
Çatalhöyük ve Çayönü
Alacahöyük ve Truva
Hattuşaş ve Efes

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Karain ve Yarımburgaz Mağaraları Paleolitik Çağ yerleşmeleriyle; Çatalhöyük ve Çayönü Neolitik Çağ köy yerleşmeleriyle; Alacahöyük ve Truva Kalkolitik ve Tunç Çağı merkezleriyle; Hattuşaş ve Efes ise İlk Çağ yerleşmeleriyle eşleşmektedir.
Eşleştirmede; mağara yerleşmeleri Paleolitik Çağ'daki avcı-toplayıcı yaşam biçimini; Çatalhöyük ve Çayönü Neolitik Çağ'daki ilk tarım ve yerleşik hayata geçişi; Alacahöyük ve Truva madenciliğin başlamasıyla surlarla çevrili korunaklı Kalkolitik/Tunç Çağı yerleşmelerini; Hattuşaş ve Efes ise İlk Çağ'da gelişen büyük idari, askeri ve liman kentlerini temsil etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paleolitik Çağ yerleşmelerini tespit etme
Karain ve Yarımburgaz Mağaraları'nın Paleolitik Çağ'a ait doğal barınaklar olduğu belirlenir.
Anadolu'daki en eski yerleşim izleri mağaralarda avcı-toplayıcı olarak yaşayan insanlara aittir.
2
Neolitik Çağ yerleşmelerini tespit etme
Çatalhöyük (Konya) ve Çayönü (Diyarbakır) yerleşmelerinin tarımsal üretim ve yerleşik hayatın ilk örnekleri olan Neolitik Çağ'a ait olduğu belirlenir.
Tarımla birlikte kurulan ilk köy yerleşmeleri bu dönemin karakteristik özelliğidir.
3
Kalkolitik ve Tunç Çağı yerleşmelerini tespit etme
Alacahöyük ve Truva'nın maden işleme ve surlarla çevrili korunaklı yapılarıyla Kalkolitik ve Tunç Çağı'na ait olduğu belirlenir.
Madenlerin keşfi ve savunma ihtiyacı şehirlerin etrafına sur yapılmasına yol açmıştır.
4
İlk Çağ kentlerini tespit etme
Hattuşaş ve Efes gibi idari, askeri ve ticaret fonksiyonları gelişmiş büyük kentlerin İlk Çağ'a ait olduğu belirlenir.
Devletleşme süreciyle birlikte imparatorluk başkentleri ve önemli ticaret limanları bu dönemde ortaya çıkmıştır.

Anahtar Kavram

Anadolu'daki yerleşmelerin tarihsel gelişim aşamaları ve bu dönemlere ait önemli yerleşim merkezlerinin coğrafi ve fonksiyonel özellikleri.
Soru 12Soru

Tarımsal faaliyetlerde uygulanan yöntemler; üretim miktarını, bu ürünlerin pazara ulaştırılmasını (dağıtım) ve nihai tüketiciye erişimini (tüketim) doğrudan etkiler. Entansif (modern) tarımda beşeri faktörlerin (sulama, gübreleme, makineleşme vb.) sisteme müdahalesi yüksekken; ekstansif (geleneksel) tarımda doğal koşullara (yağış, sıcaklık vb.) olan bağımlılık devam etmektedir.

Buna göre, tarımsal üretim yöntemleri ile üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerinin etkileşimi dikkate alındığında aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Entansif tarım yöntemlerinin uygulandığı bölgelerde beşeri faktörlerin etkisiyle üretimin kontrol altına alınması, doğal etmenlerin dağıtım ve tüketim süreçleri üzerindeki sınırlandırıcı etkisini tamamen ortadan kaldırmıştır.

Cevap

Entansif tarım yöntemlerinin uygulandığı bölgelerde beşeri faktörlerin etkisiyle üretimin kontrol altına alınması, doğal etmenlerin dağıtım ve tüketim süreçleri üzerindeki sınırlandırıcı etkisini tamamen ortadan kaldırmıştır.
Beşeri faktörlerin (modern tarım teknikleri, ulaşım teknolojileri, soğuk zincir lojistiği vb.) gelişmesi doğal koşulların üretim ve dağıtım üzerindeki olumsuz etkilerini minimuma indirse de tamamen ortadan kaldıramaz. Örneğin, don olayları tarımsal üretimi, şiddetli fırtına veya yoğun kar yağışı ise dağıtımı engelleyerek tüketimi doğrudan sekteye uğratabilir. Bu nedenle doğal etmenlerin sınırlandırıcı etkisinin tamamen ortadan kalktığını savunan ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki entansif ve ekstansif tarım yöntemlerinin özelliklerini analiz etme.
Entansif tarımda beşeri faktörlerin (teknoloji, sulama vb.) ön planda olduğu, ekstansif tarımda ise doğal koşullara (yağı�� vb.) bağımlılığın yüksek olduğu tespit edilir.
Yöntemlerin doğal ve beşeri faktörlerle olan ilişkisini anlamak seçenekleri değerlendirmek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerindeki doğal-beşeri etkileşimini doğru yansıtıp yansıtmadığını inceleme.
Gelişmiş ulaşım teknolojileri ve modern tarım yöntemlerinin doğaya bağımlılığı azalttığı ancak aşırı hava olayları, afetler gibi doğal faktörlerin dağıtım ve tüketim üzerindeki sınırlandırıcı etkisini tamamen yok edemediği belirlenir.
Coğrafyada beşeri sistemlerin gelişiminin doğal çevre üzerindeki sınırları tamamen kaldıramayacağı temel ilkesini test etmek hedeflenir.
3
Doğal kaynaklar (toprak, su) ile beşeri altyapının (makine, modern sulama) ayrımını ve tarım yöntemlerinin pazar fiyatlarına etkisini doğrulama.
Diğer tüm seçeneklerdeki coğrafi ilişkilerin ve sınıflandırmaların doğru olduğu görülür.
Çeldiricilerin doğruluğunu teyit ederek kesin sonuca ulaşmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim üzerinde doğal ve beşeri faktörlerin etkileri ile modern beşeri sistemlerin doğal sınırları tamamen ortadan kaldıramaması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru

Üretim, dağıtım ve tüketim faaliyetleri üzerinde doğal ve beşeri faktörler birlikte etkili olmaktadır. Modern teknolojik gelişmeler doğal faktörlerin sınırlandırıcı etkisini hafifletse de tamamen ortadan kaldıramamıştır. Tarımsal ve sanayi faaliyetlerinde bu faktörlerin analiz edilmesi yatırımların sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşır.

Buna göre;

I. Zonguldak ve Ereğli çevresinde demir madeni yatakları bulunmamasına rağmen büyük demir-çelik fabrikalarının bu bölgeye kurulması, üretimi etkileyen doğal faktörlerden enerji kaynağına yakınlık ilkesiyle açıklanır.
II. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile sulama olanaklarının artması sonucu bölgede ekstansif tarım yöntemlerinin yerini entansif tarım yöntemlerine bırakması, pamuk üretimindeki iklime bağlı dalgalanmaları azaltmıştır.
III. Teknolojik gelişmeler ve buz kırıcı gemilerin kullanımı sayesinde Kuzey Deniz Yolu'nun ticari taşımacılığa açılması, iklim ve coğrafi konum gibi doğal faktörlerin dağıtım üzerindeki sınırlandırıcı etkilerini tamamen ortadan kaldırmıştır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Birinci ve ikinci öncüllerin doğru, üçüncü öncülün ise yanlış olduğu seçenektir.
Üretim tesislerinin yer seçiminde enerji kaynağına yakınlığın tercih edilmesi (Ereğli-Zonguldak örneği) ve sulama imkânlarının tarımda entansif yöntemleri yaygınlaştırarak iklim bağımlılığını azaltması (GAP pamuk üretimi örneği) coğrafi olarak doğrudur. Ancak teknolojik gelişmeler, doğal faktörlerin dağıtım üzerindeki kısıtlayıcı etkilerini tamamen ortadan kaldıramaz, yalnızca hafifletir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülde belirtilen Ereğli-Zonguldak demir-çelik fabrikasının yer seçim gerekçesini incelemek.
Bölgede demir madeni bulunmamasına karşın taş kömürünün (enerji kaynağı) bulunması, tesisin enerji kaynağına yakınlık ilkesiyle kurulduğunu gösterir, dolayısıyla bu öncül doğrudur.
Sanayi üretiminde kuruluş yeri seçimini etkileyen doğal faktörlerin rolünü doğru değerlendirmek.
2
İkinci öncülde belirtilen GAP ve tarım yöntemleri ilişkisini analiz etmek.
GAP ile geleneksel (ekstansif) yöntemler yerine modern (entansif) tarım yöntemlerine geçilmiş, bu da pamuk üretimini iklim dalgalanmalarından korumuştur. Bu öncül de doğrudur.
Modern tarım yöntemlerinin (entansif) üretime olan katkısını ve iklime bağımlılığı azaltma gücünü tespit etmek.
3
Üçüncü öncüldeki teknolojik gelişmelerin doğal sınırlılıkları ortadan kaldırma iddiasını sorgulamak.
Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, Kuzey Deniz Yolu gibi ekstrem alanlarda doğal koşulların (kış şartları, buzullar) dağıtım üzerindeki kısıtlayıcı etkisi tamamen yok olmamıştır, dolayısıyla bu öncül yanlıştır.
Ulaşım teknolojilerinin doğal faktörlerin dağıtım üzerindeki sınırlarını tamamen ortadan kaldıramayacağı gerçeğini anlamak.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerini etkileyen doğal ve beşeri faktörlerin etkileşimi, sanayide kuruluş yeri seçimi, modern tarım yöntemleri ve ulaşımda doğal engellerin rolü.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 14Soru

Türkiye'de kır yerleşmelerinin dokusal ve fonksiyonel özellikleri; fiziki coğrafya şartları (su kaynakları, yer şekilleri, iklim) ile beşeri faaliyetlerin (tarım, hayvancılık, mülkiyet yapısı) karşılıklı etkileşimi sonucunda şekillenmiştir.

Buna göre, sol sütunda verilen yerleşme tipleri ve dokusal özellikleri ile sağ sütunda verilen bu durumların ortaya çıkmasındaki temel coğrafi gerekçeleri en doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Doğu Karadeniz'in yüksek yamaçlarında yaygın olan dağınık yerleşmeler
İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'nun ova ve platolarında yaygın olan toplu yerleşmeler
Batı Karadeniz'de dağınık tarım arazileri ile orman sınırında kurulan kalıcı köy altı yerleşmeleri (Divan)
Göller Yöresi ve Ege Bölgesi'nde küçükbaş hayvancılık faaliyetleri için kurulan geçici yerleşmeler (Dam)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğu Karadeniz'deki dağınık yerleşmeler bol su ve engebe nedeniyle dağınık yerleşim gerekçesiyle; İç ve Güneydoğu Anadolu'daki yerleşmeler kuraklık ve sade morfoloji nedeniyle su kenarında toplu yerleşim gerekçesiyle; Batı Karadeniz'deki divanlar sınırlı tarım alanlar�� sebebiyle idari bütünlük arayışı gerekçesiyle; Ege ve Göller Yöresi'ndeki damlar ise engebeli karstik alanlardaki geçici hayvancılık gerekçesiyle eşleşmelidir.
Dağınık doku bol su ve yüksek engebe ile; toplu doku yetersiz su ve sade arazi ile; divan yerleşmesi Batı Karadeniz'in dağınık tarım alanlarına bağlı çok mahalleli kalıcı yapısı ile; dam yerleşmesi ise karstik ve engebeli Ege/Göller Yöresi'ndeki geçici hayvancılık faaliyetleri ile doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Dağınık yerleşim dokusunun fiziki coğrafya koşullarını analiz etmek.
Doğu Karadeniz'deki dağınık yerleşmelerin temel nedeninin yer şekillerinin engebeli olması ve su kaynaklarının bolluğu olduğu tespit edilir.
Engebeli arazi tarım alanlarını parçalar, su bolluğu ise evlerin su kaynağı kaygısı olmadan dağınık yapılmasına izin verir.
2
Toplu yerleşim dokusunu belirleyen iklimsel ve topoğrafik faktörleri değerlendirmek.
İç ve Güneydoğu Anadolu'da su kaynaklarının kısıtlı olması ve arazinin sade olması nedeniyle evlerin toplu inşa edildiği saptanır.
Yarı kurak bölgelerde insanlar su kuyusu veya akarsu çevrelerinde kümelenmek zorundadır.
3
Köy altı yerleşmelerinden olan divanın kalıcılık ve yönetim yapısını incelemek.
Batı Karadeniz'deki divan yerleşmelerinin, engebeli yapıdan dolayı parçalanan mahallelerin tek bir idari çatıda birleşmesiyle oluştuğu belirlenir.
Tarım arazilerinin dağınıklığı, idari koordinasyonu ve kalıcı yerleşimi zorunlu kılmıştır.
4
Dam yerleşmelerinin ekonomik fonksiyonu ve bölgesel yayılışını analiz etmek.
Ege ve Göller Yöresi'nde geçici nitelikte hayvancılık faaliyeti için kurulan barınakların dam yerleşmesi olduğu saptanır.
Karstik platolar ve engebeli yamaçlar tarımdan ziyade mevsimlik küçükbaş hayvancılığa uygundur.

Anahtar Kavram

Türkiye'de kırsal yerleşmelerin fiziki ve beşeri coğrafya faktörlerine göre dokusal ve fonksiyonel dağılışı
Soru 15Soru

Aşağıdaki tabloda üç farklı ülkenin bazı demografik göstergeleri verilmiştir:

ÜlkelerKaba Doğum Oranı (‰)Kaba Ölüm Oranı (‰)6565 Yaş Üstü Nüfus Oranı (%)Nüfus İki Katına Katlanma Süresi (Yıl)Ortanca Yaş
X Ülkesi828{}2989{}819519{}5Yok (Nüfus azalıyor)46846{}8
Y Ülkesi38538{}512412{}4313{}1262618218{}2
Z Ülkesi16416{}4626{}2858{}5686831531{}5

Bu ülkelerin demografik özellikleri ve uyguladıkları veya uygulamaları gereken nüfus politikalarıyla ilgili olarak aşağıda yapılan değerlendirmelerden hangisi kesinlikle do��rudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: X ülkesi, nüfus dinamizmini korumak ve iş gücü açığını engellemek için doğum oranlarını artırıcı; Y ülkesi ise kalkınma hızının nüfus artış hızının gerisinde kalmasını önlemek için doğum oranlarını azaltıcı politikalar izlemelidir.

Cevap

X ülkesinin nüfus dinamizmini korumak için doğum oranlarını artırıcı; Y ülkesinin ise kalkınma hızını korumak için doğum oranlarını azaltıcı politikalar izlemesi gerektiği yönündeki değerlendirme doğrudur.
X ülkesinin demografik verileri incelendiğinde yaşlanan ve nüfusu azalan bir ülke olduğu (ortanca yaş 46846{}8, kaba ölüm oranı kaba doğum oranından fazla) görülür. Bu nedenle iş gücü açığını engellemek ve nüfusun dinamizmini korumak için doğum oranlarını artırıcı bir politika izlemelidir. Y ülkesi ise çok yüksek doğum oranına (385%38{}5\%) ve son derece kısa bir nüfus katlanma süresine (2626 yıl) sahiptir. Bu durum kalkınma hızını olumsuz etkileyeceği için Y ülkesinin doğum oranlarını azaltıcı politikalar uygulaması gerekir. Bu durum doğru seçenekteki ifadeyle tam olarak uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki demografik göstergelerin analiz edilmesi
X ülkesinde ölüm oranının doğum oranından yüksek olduğu, yaşlı nüfus oranının (195%19{}5\%) ve ortanca yaşın (46846{}8) çok yüksek olduğu tespit edilir. Y ülkesinde doğum oranının çok yüksek, yaşlı nüfusun az (31%3{}1\%) ve ortanca yaşın çok düşük (18218{}2) olduğu görülür. Z ülkesinin ise bu iki değer arasında dengeli bir geçiş sürecinde olduğu saptanır.
Ülkelerin yaş yapılarını ve demografik süreçlerini anlamak, ihtiyaç duydukları politikaları belirlemek için ilk şarttır.
2
Ülkelerin demografik durumlarına göre politika ihtiyaçlarının eşleştirilmesi
X ülkesinin dinamizmini korumak için nüfus artış hızını artırması; Y ülkesinin ise aşırı hızlı nüfus büyümesini kontrol altına almak için nüfus artış hızını azaltması gerektiği belirlenir.
Demografik özellikler ile ülkelerin sosyal ve ekonomik hedefleri arasındaki dengenin kurulması gerekir.
3
Seçeneklerdeki yanılgıların elenmesi
Kaba ölüm oranının yüksek olmasını gelişmemişliğe bağlayan, katlanma süresinin kısalığını kalkınma için olumlu gören ve Z ülkesini en gelişmiş kabul eden çeldiriciler elenir.
Soruda yer alan yaygın demografik kavram yanılgılarını ayırt etmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Demografik göstergelerin ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ve uyguladıkları nüfus politikalarıyla ilişkisi
Soru 16Soru

Türkiye'de uygulanan ekonomi politikaları, ülkenin doğal kaynaklarının kullanım şekli, yoğunluğu ve mekansal da��ılışı üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olmuştur. Aşağıda verilen Türkiye ekonomi politikası dönemlerini/kararlarını, bu politikaların doğal kaynak kullanımı üzerindeki temel mekansal yansımalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

1935 yılında MTA ve Etibank'ın kurulmasıyla başlayan kurumsallaşma süreci
1950-1960 döneminde Marshall Yardımları desteğiyle uygulanan liberal ekonomi ve altyapı politikaları
1960 yılında kurulan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) öncülüğünde yürütülen beş yıllık kalkınma planları
1980 sonrasında benimsenen dışa açık serbest piyasa modeli ve özelleştirme kararları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

1935 yılında MTA ve Etibank'ın kurulmasıyla başlayan kurumsallaşma süreci -> Yerli enerji kaynakları ve madenlerin sistemli şekilde aranarak sanayiye girdi sağlanması ve hammaddeye dayalı sanayi tesislerinin kurulması; 1950-1960 döneminde Marshall Yardımları desteğiyle uygulanan liberal ekonomi ve altyapı politikaları -> Tarımda makineleşmenin hız kazanmasıyla çayır ve mera alanlarının hızla tarım arazisine dönüştürülmesi ve toprak kaynakları üzerindeki baskının artması; 1960 yılında kurulan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) öncülüğünde yürütülen beş yıllık kalkınma planları -> Çok amaçlı bölgesel kalkınma projelerinin (GAP gibi) temellerinin atılmasıyla su kaynaklarının planlı ve entegre kullanımına geçilmesi; 1980 sonrasında benimsenen dışa açık serbest piyasa modeli ve özelleştirme kararları -> Maden ve enerji kaynaklarının işletilmesinde kamu payının azaltılarak özel sektör ve yabancı sermaye yatırımlarının önünün açılması.
Tarihsel ekonomi politikaları dönemleri ile doğal kaynakların mekansal kullanımı arasındaki ilişkiler kronolojik ve amaçsal olarak tam olarak uyuşmaktadır. MTA ve Etibank'ın kurulması madencilik kurumsallaşması ve sanayi hammaddesi teminiyle; Marshall yardımları tarımda makineleşme ve mera tahribatıyla; DPT planlı kalkınma ve bölgesel su projeleriyle; 1980 sonrası serbest piyasa ise madencilikte özelleştirme ve kamu payının azaltılmasıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet dönemi madencilik politikalarının analizi
1935 yılında MTA ve Etibank'ın kurulması, yer altı kaynaklarının bilimsel olarak aranmasını ve işletilmesini sağlamıştır. Bu durum madenlerin sanayiye girdi sağlaması ve hammaddeye yakın sanayi kuruluşlarının kurulması yansımasıyla eşleşir.
MTA ve Etibank'ın tarihsel misyonunu ve mekansal etkisini belirlemek.
2
1950-1960 dönemi tarım ve altyapı politikalarının analizi
Bu dönemde Marshall yardımlarıyla traktör sayısında büyük artış yaşanmış, çayır ve meralar hızla tarım alanına dönüştürülmüştür. Bu durum toprak kaynaklarının tahribatına yol açmıştır.
Marshall yardımları ve tarımda makineleşmenin ekolojik/mekansal sonuçlarını tespit etmek.
3
1960 sonrası planlı dönem yatırımlarının analizi
DPT öncülüğünde yapılan beş yıllık kalkınma planları ile bölgesel dengesizliklerin giderilmesi hedeflenmiş, bu amaçla su kaynaklarının entegre yönetimi ve çok amaçlı projeler (GAP gibi) planlanmıştır.
DPT ve planlı kalkınma döneminin su kaynakları kullanımı üzerindeki etkisini kavramak.
4
1980 sonrası serbest piyasa ve özelleştirme döneminin analizi
Bu dönemde maden ve enerji işletmelerinde kamu payının azaltılması ve özelleştirme politikaları uygulanmış, yabancı ve yerli özel sermaye sektöre çekilmiştir.
Özelleştirme politikalarının doğal kaynak işletim hakları üzerindeki mülkiyet ve sermaye yansımalarını belirlemek.

Anahtar Kavram

Ekonomi Politikalarının Doğal Kaynak Kullanımı ve Mekansal Planlama Üzerindeki Etkileri
Soru 17Soru

Sibirya’nın zengin doğal gaz kaynaklarının çıkarılması, boru hatlarıyla Avrupa pazarlarına taşınması ve buralarda enerji kaynağı olarak kullanılması süreci; üretim, dağıtım ve tüketim aşamalarının karşılıklı etkileşimine dayanmaktadır.

Bu süreçte üretim, dağıtım ve tüketim faaliyetlerini etkileyen faktörler göz önüne alındığında;

I. Dağıtım aşamasında modern teknoloji ürünü boru hatlarının ve buzkıran gemilerin kullanılması, iklim ve yer şekilleri gibi doğal faktörlerin dağıtım üzerindeki sınırlayıcı etkisini tamamen ortadan kaldırmıştır.
II. Üretim aşamasında, coğrafi ortamın sunduğu hammadde potansiyeli tek başına yeterli olmayıp; bu kaynağın işletilebilmesi için teknolojik altyapı ve sermaye gibi beşeri faktörlerin de sürece dahil olması zorunludur.
III. Tüketim aşamasında, Avrupa'daki pazar alanlarının yüksek satın alma gücü ve enerji talebi gibi beşeri özellikleri, Sibirya'daki üretim miktarını ve dağıtım ağlarının yönünü belirleyen temel etkendir.

değerlendirmelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Üretimin gerçekleşmesinde beşeri faktörlerin (teknoloji/sermaye) zorunluluğunu belirten ikinci ifade ile tüketim talebinin üretim ve dağıtımı yönlendirdiğini belirten üçüncü ifade doğrudur.
Üretimin başlaması için doğal kaynak varlığının yanı sıra teknoloji ve sermaye gibi beşeri unsurların bulunması zorunludur. Tüketim alanlarındaki sanayileşmiş nüfusun yüksek enerji talebi de üretim seviyesini ve dağıtım rotalarını şekillendirir. Dolayısıyla hammadde-beşeri faktör ilişkisini ve tüketim gücünün etkisini doğru açıklayan ifadeler geçerlidir. Ancak teknoloji, doğal çevre engellerini tamamen ortadan kaldıramaz.

Adım Adım Çözüm

1
I. öncülün coğrafi açıdan analiz edilmesi
Doğal faktörlerin (iklim koşulları, permafrost vb.) dağıtım faaliyetleri üzerindeki sınırlayıcı etkisi modern teknolojiyle hafifletilse de tamamen ortadan kalkmamıştır.
Boru hattı döşeme ve deniz yolu taşımacılığı hala dondurucu soğuklar ve yer şekillerinin fiziki engellerine maruz kalmaktadır.
2
II. öncülün coğrafi açıdan analiz edilmesi
Doğal bir faktör olan hammadde varlığı, beşeri faktörler (teknolojik altyapı, sermaye ve iş gücü) sürece dahil edilmeden tek başına üretime dönüşemez. Bu nedenle bu ifade doğrudur.
Sanayi faaliyetlerinde ham maddenin işlenip ekonomik değer kazanması beşeri girdilere bağlıdır.
3
III. öncülün coğrafi açıdan analiz edilmesi
Avrupa pazarlarının enerji ihtiyacı, nüfusu ve sanayi kapasitesi gibi beşeri etkenler tüketim aşamasını oluşturur ve bu talep Sibirya'daki üretim miktarını ve dağıtım hatlarının rotalarını doğrudan belirler. Bu nedenle bu ifade doğrudur.
Tüketim hacmi ve pazar talebi, üretim ve dağıtım süreçlerinin en temel yönlendirici gücüdür.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim faaliyetlerinin coğrafi unsurlarla etkileşimi ve beşeri teknolojinin doğal sınırlılıklar üzerindeki kısmi etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 18Soru

Aşağıdaki göç örneklerini/türlerini, bu göçlerin ortaya çıkış nedenleri ve mekansal-toplumsal etkileriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Siyasi antlaşmalara dayalı, devletler arası sınır aşan zorunlu nüfus değişimleri (Örn: Türkiye-Yunanistan Mübadelesi)
Az gelişmiş ülkelerdeki yüksek eğitimli ve uzman iş gücünün, Ar-Ge ve çalışma imkanlarının yetersizliği nedeniyle gelişmiş ülkelere yönelmesi (Örn: Beyin Göçü)
Sanayileşme ve kentleşme süreçlerine bağlı olarak tarım dışı sektörlerde istihdam edilmek amacıyla yapılan sürekli iş gücü hareketleri (Örn: Kırdan Kente Göç)
Tarım, turizm veya inşaat gibi sektörlerdeki periyodik iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla yılın belirli dönemlerinde gerçekleşen geçici nüfus hareketleri (Örn: Mevsimlik Göç)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sınır aşan zorunlu nüfus değişimleri siyasi/hukuki kararlara dayalı zorunlu nüfus hareketiyle; yüksek eğitimli uzman iş gücünün yönelmesi entelektüel sermaye kaybına yol açan nitelikli nüfus akışıyla; tarım dışı sektörlerde istihdam amacıyla yapılan sürekli iş gücü hareketleri kırsal iş gücü kaybı ve gecekondu sorunlarına yol açan mekansal hareketlilikle; periyodik iş gücü ihtiyacını karşılamaya yönelik geçici hareketler ise bölgesel ve dönemsel istihdama bağlı kısa süreli yer değiştirmeyle eşleşir.
Doğru eşleştirmede; mübadele göçü siyasi ve hukuki niteliği nedeniyle devletler arası zorunlu nüfus hareketiyle, beyin göçü nitelikli iş gücünün göçüyle ve entelektüel sermaye kaybıyla, kırdan kente sürekli göç kentsel altyapı sorunları ve gecekondu oluşumuyla, mevsimlik göç ise dönemsel istihdam ve kısa süreli nüfus patlamalarıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Devletler arası antlaşmalara dayalı zorunlu göç kavramını analiz etme.
Mübadele göçlerinin tamamen yasal ve siyasi kararlarla yapıldığı, kalıcı olduğu ve her iki ülkenin nüfus yapısını doğrudan etkilediği belirlenir. Bu doğrultuda birinci öncülün açıklaması siyasi/hukuki kararlara dayalı zorunlu nüfus hareketi ile eşleşir.
Mübadele göçünün temel ayrıcı özelliğinin siyasi antlaşmalar ve zorunluluk olduğunu doğrulamak.
2
Yüksek eğitimli ve uzman kadroların yer değiştirmesinin sonuçlarını inceleme.
Beyin göçünün kaynak ülkede entelektüel sermaye kaybına ve teknolojik kalkınmanın yavaşlamasına yol açtığı, ülkeler arası gelişmişlik farkını artırdığı tespit edilir. Bu durum ikinci öncül ile eşleşir.
Nitelikli iş gücü hareketinin kaynak ve hedef ülkelere olan sosyo-ekonomik etkilerini belirlemek.
3
Sanayileşme ve kentleşmeye bağlı sürekli göçlerin etkilerini değerlendirme.
Kırdan kente yapılan sürekli iş gücü göçlerinin tarım alanlarında iş gücü kaybına yol açarken, şehirlerde plansız kentleşme, altyapı yetersizliği ve gecekondu sorunlarına neden olduğu anlaşılır. Bu durum üçüncü öncül ile eşleşir.
Kentsel göçlerin hem göç veren hem de göç alan yerlerdeki mekansal sonuçlarını ortaya koymak.
4
Dönemsel ve geçici nitelikteki nüfus hareketlerinin özelliklerini saptama.
Tarım, turizm veya inşaat gibi sektörlerde geçici çalışmayı hedefleyen mevsimlik göçlerin, göç alan bölgelerde yılın belirli dönemlerinde nüfus patlamalarına ve çevre/altyapı üzerinde geçici baskılara yol açtığı görülür. Bu durum dördüncü öncül ile eşleşir.
Mevsimlik göçlerin dönemsel doğasını ve ekolojik/mekansal etkilerini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Göçlerin nedenleri, türleri ve göç alan/veren yerlerdeki mekansal etkilerinin analizi.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 19Soru

Türkiye'de kır yerleşmelerinin dokusal özellikleri üzerinde yer şekillerinin engebelilik durumu ve su kaynaklarının yeterliliği doğrudan etkilidir. Su kaynaklarının bol, arazinin engebeli ve tarım alanlarının parçalı olduğu yerlerde evler birbirinden uzak inşa edilerek dağınık yerleşmeler oluşturulurken; su kaynaklarının yetersiz, arazinin düz veya düze yakın oldu��u yerlerde ise evler su kaynaklarının etrafında toplanarak toplu yerleşmeleri oluşturur.

Buna göre, coğrafi özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki alanların hangisinde dağınık yerleşme dokusunun daha yaygın olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Karadeniz Bölümü

Cevap

Doğu Karadeniz Bölümü
Doğu Karadeniz Bölümü'nde hem su kaynaklarının bol olması hem de yer şekillerinin oldukça engebeli ve tarım alanlarının parçalı olması nedeniyle evler birbirinden uzak kurulmuştur ve dağınık yerleşme dokusu hâkimdir.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşme dokusunu etkileyen temel fiziki faktörleri analiz etmek
Dağınık yerleşmelerin yaygın olabilmesi için engebeli yer şekillerine ve bol su kaynaklarına ihtiyaç duyulduğu belirlenmiştir.
Soru kökündeki açıklama doğrultusunda dağınık yerleşme kriterlerinin hangi coğrafi özelliklere bağlı olduğunu tespit etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki alanların coğrafi özelliklerini karşılaştırmak
Doğu Karadeniz Bölümü'nün son derece engebeli olduğu ve su kaynaklarının bol olduğu belirlenirken, Konya Ovası, Güneydoğu Anadolu, Ergene Havzası ve Şanlıurfa Platosu gibi alanların düz/sade yer şekillerine ve daha az su kaynağına sahip olduğu görülmüştür.
Dağınık yerleşme şartlarına en uygun seçeneği belirlemek için Türkiye'nin bölgesel fiziki coğrafya özelliklerini kıyaslamak gerekir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Kır Yerleşmelerinde Doku Tipleri (Toplu ve Dağınık Yerleşmeler)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 20Soru

Türkiye'de şehirlerin büyümesi ve gelişmesinde idari, askeri, ticari, sanayi ve tarımsal gibi çeşitli ekonomik fonksiyonlar belirleyici olmuştur. Aşağıda verilen şehirlerimizi, gelişimlerinde en fazla ön plana çıkan birincil ekonomik fonksiyonlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Batman
İskenderun
Rize

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Batman maden ve sanayi fonksiyonuyla, İskenderun demir-çelik sanayisi ve liman fonksiyonuyla, Rize ise çay tarımı ve tarımsal sanayi fonksiyonuyla eşleşir.
Şehirlerin gelişiminde en baskın olan ekonomik faaliyet onların birincil fonksiyonunu oluşturur. Batman petrol madenciliğiyle, İskenderun demir-çelik sanayisi ve limanıyla, Rize ise çay tarımı ve tarımsal sanayisiyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Batman ilinin ekonomik yapısı incelenir.
Batman'da en belirgin faaliyetin petrol çıkarma ve petrol rafinerisi (maden-sanayi) olduğu tespit edilir.
1940'larda Raman Dağı'nda petrolün bulunması şehrin kaderini değiştirmiştir.
2
İskenderun ilçesinin ekonomik yapısı incelenir.
İskenderun'da demir-çelik sanayisi ve deniz ticareti (liman) faaliyetlerinin ön planda olduğu belirlenir.
İskenderun Limanı ve demir-çelik tesisleri şehrin birincil büyüme motorudur.
3
Rize ilinin ekonomik yapısı incelenir.
Rize'de çay tarımı ve çay fabrikalarının (tarım-tarımsal sanayi) en önemli sektör olduğu saptanır.
Doğu Karadeniz iklim koşulları çay tarımı için en elverişli ortamı sunar.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Şehirlerin Fonksiyonel Sınıflandırılması
Sayfa 1 / 4Sonraki
Beşeri Sistemler Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin