Edebiyat Bilgi ve Kuramları

279 soru

Soru 61Soru

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik

Yahya Kemal Beyatlı'ya ait bu dizelerde başvurulan edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşbih

Cevap

Dizelerde akıncıların ruh halini ve karşılaşılan ordunun niteliğini anlatmak için yapılan 'benzetme' yani teşbih sanatı doğru cevaptır.
Verilen dizelerde şair, akıncıları neşeli olmaları yönüyle 'çocuklara', düşman ordusunu ise heybeti yönüyle 'deve' benzetmiştir. Cümlede hem benzeyen hem de kendisine benzetilen unsurlar 'gibi' edatıyla birbirine bağlandığı için bu sanat teşbihtir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki benzetme edatlarını (gibi) tespit etme.
'Çocuklar gibi' ve 'dev gibi' ifadelerinde benzetme edatı kullanılmıştır.
Benzetme edatının varlığı, genellikle doğrudan bir teşbih (benzetme) sanatına işaret eder.
2
Benzetme unsurlarını analiz etme.
Benzeyen: Akıncılar (şendik), Benzetilen: Çocuklar; Benzeyen: Ordu, Benzetilen: Dev.
Benzetmenin temel öğeleri olan benzeyen ve benzetilenin bir arada kullanılması teşbih sanatını oluşturur.

Anahtar Kavram

Teşbih (Benzetme): Aralarında ortak özellik bulunan iki varlıktan, nitelikçe zayıf olanı güçlü olana benzetme sanatıdır.

Daha Fazla Pratik

İstiare (eğretileme) sanatını pekiştirmek için içinde 'gibi' edatı bulunmayan kapalı ve açık istiare örneklerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 62Soru

Aşağıdaki dizelerde ağır basan edebî sanatları, yanlarında verilen kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Ağlarım hâtıra geldikçe gülüştüklerimiz.
Güzel şeyler düşünelim diye / Yemyeşil oluvermiş ağaçlar.
Bir ah çeksem dağı taşı eritir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dizeler ve sanatlar şu şekilde eşleşmektedir: Kükremiş sel benzetmesi Teşbih; ağlamak ve gülüşmek karşıtlığı Tezat; ağaçların yeşermesini güzel düşüncelere bağlama Hüsnütalil; ahın dağı eritmesi ise Mübalağa sanatıdır.
Verilen dizelerdeki 'sel gibiyim' ifadesi teşbih (benzetme), 'ağlamak ve gülüşmek' ifadeleri tezat (karşıtlık), ağaçların yeşermesinin güzel bir amaca bağlanması hüsnütalil (güzel nedene bağlama) ve ahın dağı eritmesi ifadesi mübalağa (abartma) sanatlarını açıkça temsil etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizedeki benzetme unsurlarını belirleme
Dizede 'gibi' edatı ve kükremiş sel unsuruyla benzetme yapılmıştır.
Teşbih sanatını tespit etmek için benzetme edatı ve yönü incelenir.
2
İkinci dizedeki kavramlar arası ilişkiyi inceleme
'Ağlamak' ve 'gülüşmek' sözcükleri tespit edilmiştir.
Anlamca birbirine zıt kavramların bir arada kullanılması tezat sanatını oluşturur.
3
Üçüncü dizedeki neden-sonuç ilişkisini analiz etme
Doğal bir olay olan ağaçların yeşermesi, 'güzel şeyler düşünmek' amacına bağlanmıştır.
Hüsnütalil, bir doğa olayını gerçek sebebi dışında güzel bir sebebe bağlama sanatıdır.
4
Dördüncü dizedeki anlatım derecesini değerlendirme
Bir ahın fiziksel olarak dağı eritmesi imkansızdır.
Sözün etkisini artırmak için bir durumun olduğundan çok daha büyük gösterilmesi mübalağadır.

Anahtar Kavram

Edebî sanatlarda teşbih, tezat, hüsnütalil ve mübalağa kavramlarının temel özellikleri ve dizelerdeki görünümleri.
Soru 63Soru

"Bir ah çeksem dağı taşı eritir
Gözüm yaşı değirmeni yürütür"

Bu dizelerde kullanılan edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mübalağa

Cevap

Mübalağa sanatının kullanıldığı seçenek doğrudur.
Mübalağa sanatı, sözün etkisini güçlendirmek amacıyla bir durumu ya da varlığı olduğundan çok daha büyük, çok daha fazla veya çok daha üstün göstermektir. Verilen dizelerde şairin çektiği ahın dağı taşı eritmesi ve gözyaşının bir değirmeni döndürecek kadar çok olması, bu sanatın en belirgin örnekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin anlamını çözümlemek.
Şair, çektiği ahın dağı taşı eritecek kadar güçlü olduğunu ve döktüğü gözyaşının bir değirmen çarkını döndürecek kadar bol olduğunu iddia etmektedir.
Söz sanatını belirlemek için önce ifadedeki mantık ve anlam çerçevesini anlamak gerekir.
2
Gerçeklik ve sanat ilişkisini değerlendirmek.
Bir insanın ah çekmesiyle fiziksel olarak bir dağın erimesi veya gözyaşıyla değirmen yürümesi imkansızdır; bu bir abartmadır.
Bir durumun olduğundan çok daha büyük veya küçük gösterilmesi 'mübalağa' (abartma) sanatını oluşturur.

Anahtar Kavram

Mübalağa (Abartma): Bir özelliğin ya da durumun, olduğundan çok daha fazla veya az gösterilerek anlatılması sanatıdır.
Soru 64Soru

Aşağıdaki numaralanmış dizeleri, içerdikleri edebi sanatlarla (söz sanatları) doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
II. Haliç'te bir vapur gülümsüyor çocuklara.
III. Gülmekle ağlamak aynı gözden gelir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

"Kükremiş sel gibiyim" dizesi Teşbih, "vapur gülümsüyor" dizesi Teşhis ve "Gülmekle ağlamak" dizesi Tezat sanatıyla eşleşmelidir.
Dizelerdeki edebi sanatlar en temel özellikleriyle verilmiştir: 'Kükremiş sel gibiyim' ifadesindeki 'gibi' benzetme (teşbih) kurarken; vapurun 'gülümsemesi' insana ait bir özelliğin aktarılmasıdır (teşhis). 'Gülmek' ve 'ağlamak' kelimeleri ise açık bir karşıtlık (tezat) sunar.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki anahtar ifadeleri belirleyin.
I. dizede 'gibi' edatı, II. dizede 'vapurun gülümsemesi', III. dizede 'gülmek ve ağlamak' kelimeleri tespit edilir.
Edebi sanatları tespit etmek için dizedeki imge ve benzetme unsurlarını bulmak gerekir.
2
Belirlenen ifadelerin hangi sanata karşılık geldiğini çözümleyin.
I = Benzetme, II = Kişileştirme, III = Zıtlık.
Söz sanatlarının tanımları gereği; benzetme edatı teşbihe, insani özellik aktarımı teşhise, karşıt kavramlar ise tezada yönlendirir.

Anahtar Kavram

Edebi sanatlar, şiirde anlamı zenginleştirmek için kullanılan ifade biçimleridir.
Soru 65Soru

Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
Siz de mi tanıyamadınız beni?

Bu dizelerde başvurulan edebi sanat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişileştirme (Teşhis)

Cevap

Kişileştirme (Teşhis)
Dizelerde şair, ayna karşısında kendisini tanıyamaz hale gelmiş bir ruh halini yansıtmaktadır. Bu durumu ifade ederken 'aynalar'a 'bakmak' ve 'tanımamak' gibi insani yetiler yüklemiş, onlarla sanki karşılarında bir insan varmış gibi konuşmuştur. Bu durum edebiyatta Kişileştirme (Teşhis) sanatı olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki hitap edilen varlığı ve yüklenen eylemleri belirle.
Şair 'aynalara' hitap etmekte ve onlara 'bakmak', 'tanıyamamak' gibi eylemler atfetmektedir.
Söz sanatını belirlemek için eylemin hangi varlık üzerinde gerçekleştiğini anlamak gerekir.
2
Bu eylemlerin niteliğini değerlendir.
Bakmak (anlamlı bir şekilde) ve tanımak/tanıyamamak sadece insanlara özgü iradeli davranışlardır.
İnsan dışı varlıklara insani özellik verilip verilmediğini kontrol etmek edebi sanatı teşhis etmemizi sağlar.

Anahtar Kavram

Kişileştirme (Teşhis): İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara, insanlara özgü duygu, düşünce ve hareket özelliklerinin verilmesidir.

Daha Fazla Pratik

Teşhis sanatının olduğu her yerde aynı zamanda 'Kapalı İstiare' sanatının da bulunduğunu unutmamak derinlemesine analiz için faydalıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 66Soru

Aşağıdaki dizelerde (sol sütun) yer alan baskın edebi sanatları, sağ sütundaki kavramlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir ah çeksem dağı taşı eritir / Gözüm yaşı değirmeni yürütür.
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.
Karlı dağların başında salkım salkım olan bulut / Saçın çözüp benim için ağlar mısın?
Aydınlığa koştum karanlık çıktı / Her sevgi her vefa bir anlık çıktı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşme şu şekildedir: Dağları eriten ah ifadesi mübalağa, çocuklar gibi benzetmesi teşbih, ağlayan bulut kişileştirmesi teşhis, aydınlık-karanlık karşıtlığı ise tezat sanatı ile eşleşir.
Dizelerdeki anlamsal özellikler incelendiğinde; 'ah ile dağ eritmek' ifadesinin gerçekliğin ötesinde bir abartma (mübalağa), 'çocuklar gibi' ifadesinin net bir benzetme (teşbih), 'bulutun ağlaması' ifadesinin doğayı insan gibi düşünme (teşhis) ve 'aydınlık-karanlık' sözcüklerinin karşıtlık (tezat) oluşturduğu görülmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki anahtar kavramları (benzetme edatı, zıt kelimeler, aşırı durumlar, insani özellikler) belirle.
Birinci dizede aşırılık (dağ eritmek), ikinci dizede 'gibi' edatı, üçüncü dizede insani bir eylem (ağlayan bulut), dördüncü dizede ise zıtlıklar görüldü.
Söz sanatları dize içindeki kelime gruplarının anlamsal ilişkilerinden tespit edilir.
2
Belirlenen bu özellikleri ilgili edebi sanat terimleriyle karşılaştır.
Aşırılık mübalağa, benzetme teşbih, kişileştirme teşhis, zıtlık tezat ile örtüşür.
Edebi sanatların tanımları dizedeki uygulamayla eşleşmelidir.

Anahtar Kavram

Edebi Sanatlar (Söz Sanatları)

Daha Fazla Pratik

Diğer temel sanatlar olan istiare (eğretileme) ve tecahülüarif (bilmezden gelme) sanatlarını içeren benzer eşleştirme çalışmaları yapılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 67Soru

Aşağıdaki dizelerde kullanılan temel edebi sanatları, karşılarında verilen terimlerle uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir ah çeksem dağı taşı eritir / Gözüm yaşı değirmeni yürütür
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
O çay ağır akar, yorgun mu bilmem / Mehtabı hasta mı, dargın mı bilmem

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dizelerde sırasıyla mübalağa, teşbih ve teşhis sanatları kullanılmıştır. Karacaoğlan'ın dizelerinde abartma, Yahya Kemal'in dizelerinde benzetme, Faruk Nafiz'in dizelerinde ise kişileştirme sanatı ağır basmaktadır.
Verilen dizelerdeki anahtar kelimeler ve edatlar edebi sanatları belirler: 'Gibi' edatı doğrudan benzetmeyi (teşbih), insana özgü 'yorgunluk' sıfatının çaya verilmesi kişileştirmeyi (teşhis), 'dağı taşı eritmek' ifadesi ise abartmayı (mübalağa) ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizedeki temel duygu aktarımını incele.
Dizedeki 'dağı taşı eritmek' ve 'değirmeni yürütmek' ifadelerinin gerçek hayatta mümkün olamayacak kadar abartılı olduğu görüldü.
Sözün etkisini artırmak için bir durumun olduğundan çok daha büyük gösterilmesi mübalağa sanatıdır.
2
İkinci dizedeki karşılaştırma unsurlarını kontrol et.
Dizede 'gibi' edatı kullanılarak 'bin atlı' önce 'çocuğa', sonra 'dev gibi bir orduya' benzetilmiştir.
Aralarında ilgi bulunan iki unsurun ortak nitelik yönünden zayıf olanın güçlü olana yaklaştırılması teşbih sanatıdır.
3
Üçüncü dizedeki özne-yüklem ilişkisini analiz et.
İnsana özgü olan 'yorgunluk', 'hastalık' ve 'dargınlık' gibi niteliklerin 'çay' ve 'mehtap' varlıklarına verildiği tespit edildi.
İnsan dışı varlıklara insan kişiliği ve özellikleri kazandırılması teşhis (kişileştirme) sanatıdır.

Anahtar Kavram

Edebi sanatlarda anlamın güçlendirilmesi için başvurulan benzetme, abartma ve kişileştirme yöntemlerinin ayırt edilmesi.
Soru 68Soru

Ayşe, pencereden bahçedeki çocukları izlerken gülümsedi. Ancak bu gülümsemenin ardında kimsenin bilmediği büyük bir hüzün saklıydı. Yarınki sınavın stresi tüm benliğini sarmış, kalbi yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlamıştı. Kendi kendine, 'Acaba başarabilecek miyim?' diye sordu.

Bu parçada kullanılan bakış açısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlahi (Hâkim) bakış açısı

Cevap

Metinde anlatıcı, kahramanın iç dünyasına ve gizli duygularına bütünüyle hâkim olduğu için doğru cevap İlahi (Hâkim) bakış açısıdır.
Metindeki 'kimsenin bilmediği hüzün' ve 'tüm benliğini sarmış stres' ifadeleri, anlatıcının kahramanın iç dünyasına tam bir hâkimiyet kurduğunu gösterir. Bu durum, anlatıcının her şeyi bilen bir 'tanrısal' konumda olduğunu ifade eden ilahi bakış açısını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Anlatıcı türünü belirle
Anlatıcı olayları dışarıdan, 'o' kişisi üzerinden anlatmaktadır (Üçüncü kişili anlatım).
Bakış açısını belirlemek için öncelikle anlatıcının kaçıncı kişi olduğu tespit edilmelidir.
2
Anlatıcının bilgi düzeyini kontrol et
Anlatıcı kahramanın 'kimsenin bilmediği' hüznünü ve sınav stresini bilmektedir.
Anlatıcının karakterin zihninden geçenlere ve gizli duygularına erişebilmesi, ilahi (hâkim) bakış açısının en belirgin özelliğidir.

Anahtar Kavram

İlahi (Hâkim) Bakış Açısı
Tahmini Süre:45s
Soru 69Soru

Aşağıda verilen anlatım tekniklerini, bu tekniklerin işlevlerini açıklayan tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Geriye Dönüş
İç Konuşma
Diyalog

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Geriye Dönüş tekniği kronolojik zamanın kırılıp geçmişe gidilmesiyle; İç Konuşma tekniği karakterin zihnindekileri düzenli bir sırayla kendi kendine aktarmasıyla; Diyalog tekniği ise karakterlerin karşılıklı konuşmasıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede 'Geriye Dönüş' zamanın geriye doğru işletilmesiyle, 'İç Konuşma' bireyin düzenli iç sesiyle, 'Diyalog' ise karakterler arası sözlü etkileşimle ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların temel tanımlarını analiz edin.
Geriye dönüşün zamanla, iç konuşmanın bireysel düşünceyle, diyaloğun ise sosyal etkileşimle ilgili olduğu görülür.
Anlatmaya bağlı metinlerde her tekniğin kendine özgü bir kurgusal işlevi vardır.
2
Tanımlardaki anahtar kelimeleri kavramlarla eşleştirin.
'Geçmiş' ifadesi Geriye Dönüş'e, 'Kendi kendine/Mantıklı sıra' ifadesi İç Konuşma'ya, 'Karşılıklı konuşma' ifadesi Diyalog'a yönlendirir.
Bu anahtar kelimeler, tekniklerin ayırıcı özelliklerini yansıtır.

Anahtar Kavram

Anlatım teknikleri, metnin kurgusal yapısını oluşturan ve olayların aktarılma biçimini belirleyen araçlardır.
Soru 70Soru

Salonun ortasında öylece durup duvardaki saate baktım. "Her şey bitti mi yani?" diye geçirdim içimden. Annemin o son bakışı hiç gitmiyordu gözümün önünden. Ama şimdi bunları düşünmenin sırası değildi. Bir karar vermem gerekiyordu. Buradan hemen uzaklaşmalı mıydım?

Bu parçada kullanılan anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İç konuşma

Cevap

Metinde karakterin iç dünyasını düzenli cümlelerle kendi kendine yansıttığı anlatım tekniği iç konuşmadır.
Verilen parçada kahraman anlatıcı, zihninden geçenleri ve kendi kendine sorduğu soruları belirli bir mantık silsilesi ve düzenli cümlelerle aktarmaktadır. Karakterin iç dünyasının, sanki bir başkasıyla konuşuyormuş gibi ancak kendi kendine yansıtılmasına 'iç konuşma' tekniği denir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anlatıcı türünü belirle.
Birinci şahıs (kahraman) anlatıcı kullanılmaktadır.
Anlatıcı kendi yaşadığı durumu ve duyguları aktarmaktadır.
2
Düşüncelerin aktarılma biçimini incele.
Karakterin zihninden geçen sorular ve çıkarımlar, mantıklı bir dil yapısı ve dil bilgisi kurallarına uygun şekilde sunulmaktadır.
Bu durum, bilinç akışı tekniği ile iç konuşma tekniği arasındaki temel farkı oluşturur.
3
Anlatım tekniğini saptayarak seçeneği belirle.
Kendi kendine konuşma ve iç sesi yansıtma durumu 'iç konuşma' tekniğine karşılık gelmektedir.
Karakterin iç diyaloğu doğrudan okuyucuya aktarılmaktadır.

Anahtar Kavram

İç Konuşma Tekniği
Tahmini Süre:45s
Soru 71Soru

Aşağıdaki tiyatro terimlerini yanlarında verilen doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tirat
Suflör
Pandomim
Monolog

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tirat: Uzun konuşma, Suflör: Hatırlatıcı görevli, Pandomim: Sözsüz oyun, Monolog: Kendi kendine konuşma.
Tiyatro terimleri tanımlarıyla birebir örtüşmektedir: Tirat uzun ve kesintisiz nutukları, suflör hatırlatıcı personeli, pandomim sözsüz sanatı, monolog ise kişinin kendi kendine yaptığı konuşmayı temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Tirat teriminin işlevini belirlemek.
Tiratın karakterin uzun ve kesintisiz konuşması olduğu saptandı.
Tiyatroda uzun nutuklara tirat denir.
2
Suflörün görevini tanımlamak.
Suflörün fısıldayarak hatırlatma yapan kişi olduğu belirlendi.
Suflör, oyuncu repliği unuttuğunda devreye giren teknik elemandır.
3
Pandomim kavramını analiz etmek.
Pandomimin söz içermeyen hareket sanatı olduğu saptandı.
Pandomim tamamen jest ve mimiklere dayanır.
4
Monolog terimini netleştirmek.
Monoloğun kişinin kendi kendine konuşması olduğu doğrulandı.
Tek kişilik konuşma türü olan monolog, iç dökme tekniğidir.

Anahtar Kavram

Tiyatro Terimleri ve Tanımları

Daha Fazla Pratik

Pandomim ile bale veya dans arasındaki benzerlikleri ve tiyatro içindeki farklarını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 72Soru

"Bence edebiyat, her şeyden önce insanın kendisini keşfetme yolculuğudur. Kim ne derse desin, bir yazar önce kendi ruhunun derinliklerine inmeli, oradaki fırtınaları kâğıda dökmelidir. Bilimsel gerçekler, ispatlar veya toplumu bir şeye ikna etme çabası benim kalemime göre değil. Ben sadece kendi doğrularımı, kendi dünyamdan seslenerek, samimi bir dille anlatıyorum."

Bu parçanın dil, anlatım ve içerik özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki öğretici metin türlerinin hangisinden alındığı söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Deneme

Cevap

Metin, yazarın kişisel görüşlerini samimi bir dille ve kanıtlama amacı gütmeden anlattığı bir 'deneme' örneğidir.
Doğru cevap olan seçenek, parçadaki 'bence' ifadesi, 'ispat veya ikna çabası gütmeme' vurgusu ve 'samimi bir dille kendi doğrularını anlatma' özellikleri nedeniyle 'deneme' türünü temsil etmektedir. Denemede yazar kendisiyle konuşuyormuş gibi bir üslup takınır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar ifadeleri ve yazarın tutumunu incelemek.
Metinde 'bence', 'benim kalemime göre değil', 'kendi doğrularım' gibi öznel ifadeler ile 'ispat çabası yok' vurgusu belirlenmiştir.
Öğretici metin türlerini birbirinden ayıran en temel özellik, yazarın konuyu ele alış biçimi ve hedeflediği anlatım tonudur.
2
Belirlenen özelliklerin hangi metin türünün tanımıyla örtüştüğünü tespit etmek.
Kanıtlama amacı gütmeyen, öznelliğin ve samimiyetin esas olduğu türün 'deneme' olduğu sonucuna varılmıştır.
Deneme, yazarın 'ben' ülkesinde yaptığı bir yolculuk olarak tanımlanır ve diğer öğretici türlerden bu serbestliği ile ayrılır.

Anahtar Kavram

Deneme Türünün Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:45s
Soru 73Soru

Aşağıda verilen edebi akımları, bu akımların temel dayanağını oluşturan anahtar kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Klasisizm
Romantizm
Realizm
Sembolizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Klasisizm 'akıl ve sağduyu' ile, Romantizm 'duygu ve hayaller' ile, Realizm 'gözlem ve gerçeklik' ile, Sembolizm ise 'musiki ve anlam kapalılığı' ile eşleşmelidir.
Verilen eşleştirmeler, edebiyat tarihindeki dört ana akımın en ayırt edici niteliklerini doğru bir şekilde yansıtmaktadır: Klasisizmde akıl, Romantizmde duygu, Realizmde gözlem ve Sembolizmde musiki esastır.

Adım Adım Çözüm

1
Klasisizm akımının anahtar kavramını belirleme.
Klasisizm = Akıl ve sağduyu.
Bu akım rasyonalizm felsefesine dayanır ve duygular yerine aklı merkeze alır.
2
Romantizm akımının anahtar kavramını belirleme.
Romantizm = Duygu ve hayaller.
Klasisizme tepki olarak doğan bu akım, insan kalbinin derinliklerini ve coşkuyu önemser.
3
Realizm akımının anahtar kavramını belirleme.
Realizm = Gözlem ve gerçeklik.
Pozitivizmin etkisiyle dış dünyayı belgelere ve nesnel gözleme dayanarak anlatmayı hedefler.
4
Sembolizm akımının anahtar kavramını belirleme.
Sembolizm = Musiki ve anlam kapalılığı.
Anlamın açıkça söylenmesi yerine sezdirilmesi ve şiirin musikiden ibaret görülmesi temel ilkedir.

Anahtar Kavram

Batı edebiyatındaki temel edebi akımların felsefi ve estetik dayanakları.
Soru 74Soru

Aşağıda verilen öğretici metin alıntılarını, üslup ve içerik özelliklerine göre temsil ettikleri öğretici metin türleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Kendi kendimle konuşuyormuşum gibi yazıyorum ama aslında bu, insanın kendi derinliklerine yaptığı bir yolculuktan başka bir şey değildir. Ben merkezli bu arayışta, kesin kurallara veya başkalarını ikna etme çabasına yer yoktur. Önemli olan, ruhumun o anki dalgalanmalarını kağıda dökebilmektir."
"Bilirsiniz ki dostlar, hayatta her şeyin başı tatlı dildir. Siz hiç güler yüzlü bir insanın çevresine mutsuzluk saçtığını gördünüz mü? Şöyle bir düşünün, en zor anlarınızda imdadınıza yetişen o samimi sohbetler değil midir içimizi ferahlatan?"
"Bugünkü meclis görüşmelerini ve sokaktaki vatandaşın nabzını tuttuğumuzda, ekonomik beklentilerin siyasi polemiklerin gölgesinde kaldığını açıkça görüyoruz. Bu gidişatın nereye varacağını kestirmek için kâhin olmaya gerek yok; yarınki sandık bunu gösterecektir."
"Aradan kırk yıl geçmesine rağmen, o soğuk Ankara sabahında Şinasi Sahnesi'nin önünde beklerken hissettiğim o ürpertiyi dün gibi hatırlarım. Yanımda merhum Yahya Kemal vardı ve bana dönüp edebiyatın uzun yolculuğundan bahsetmişti."

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci metin deneme, ikinci metin söyleşi (sohbet), üçüncü metin fıkra (köşe yazısı), dördüncü metin ise anı (hatıra) ile eşleşmektedir.
Eşleştirmelerin tamamı, metinlerin ayırt edici üslup özellikleri dikkate alınarak yapılmıştır. İç konuşmaya dayalı 'ben' dili denemeyi; okuyucuya hitap eden 'siz' dili söyleşiyi; güncel konulu günübirlik dil fıkrayı; geçmişi hatırlatan zaman ifadesi ise anıyı göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk metindeki üslup ve bakış açısını analiz ediniz.
Metinde yazarın 'kendi kendisiyle didişmesi', 'ben' vurgusu ve okuyucuya bir fikir dayatma amacının olmaması deneme türünü işaret eder.
Deneme türünde yazar kendi kendisiyle konuşur ve iç dünyasını serbestçe açar.
2
İkinci metindeki hitap ve anlatım biçimini inceleyiniz.
Metindeki 'Hiç düşündünüz mü?', 'Siz de benim gibi mi düşünüyorsunuz?' gibi doğrudan okuyucuya yöneltilen sorular söyleşi (sohbet) türünü gösterir.
Söyleşi türünün en ayırt edici özelliği, okuyucuyla karşılıklı konuşma havası içinde yazılmasıdır.
3
Üçüncü metnin konusunu ve yazılış amacını belirleyiniz.
Güncel meclis görüşmelerini ve sokak nabzını ele alan, günübirlik bir gazete yazısı üslubu taşıyan bu metin fıkra (köşe yazısı) türüne uygundur.
Fıkra, güncel siyasi veya toplumsal konuları derinlemesine kanıtlama amacı gütmeden günübirlik işleyen köşe yazısıdır.
4
Dördüncü metindeki zaman algısını ve içeriği değerlendiriniz.
'Aradan kırk yıl geçmesine rağmen' ifadesi ve geçmişte Yahya Kemal ile yaşanan bir anın aktarılması anı (hatıra) türünü doğrular.
Anı türü, geçmişte yaşanmış veya şahit olunmuş olayları üzerinden zaman geçtikten sonra anlatan öğretici metinlerdir.

Anahtar Kavram

Öğretici metin türlerinin (deneme, söyleşi, fıkra, anı) üslup, anlatıcı tutumu, konu seçimi ve hedef kitle yönünden birbirlerinden ayrılan temel nitelikleri
Soru 75Soru

Güzel sanatlar; kullanılan malzemeye ve kendilerini ifade ediş biçimlerine göre plastik (görsel), fonetik (işitsel) ve dramatik (ritmik) sanatlar olmak üzere çeşitli dallara ayrılır.

Buna göre, edebiyatın güzel sanatlar içindeki yerini ve temel özelliklerini belirleyen aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Edebiyat, ana malzemesi dil olan ve işitsel (fonetik) sanatlar grubu içerisinde değerlendirilen, estetik bir haz uyandırmayı amaçlayan bir sanat dalıdır.

Cevap

Edebiyatın ana malzemesinin dil olduğu ve bu sebeple fonetik (işitsel) sanatlar grubunda yer aldığı yargısı doğrudur.
Edebiyatın temel malzemesi dildir. Dil, seslerin anlamlı yapılar oluşturmasıyla ortaya çıkan bir araç olduğu için edebiyat, müzik ile birlikte fonetik (işitsel) sanatlar grubunda yer alır. Güzel sanatların genel amacı ise estetik bir heyecan ve haz uyandırmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Güzel sanatların sınıflandırma kriterlerini gözden geçir.
Sanatlar; plastik (maddeye biçim veren), fonetik (sese ve dile dayalı) ve dramatik (harekete dayalı) olarak ayrılır.
Sınıflandırmanın temel dayanağını anlamak edebiyatın yerini belirlemek için gereklidir.
2
Edebiyatın temel malzemesini belirle.
Edebiyatın malzemesi 'dil'dir.
Bir sanatın hangi grupta olduğu, kullandığı malzemenin niteliğine bağlıdır.
3
Dilin hangi duyuyu ve yöntemi kullandığını analiz et.
Dil, seslerden ve anlam birimlerinden oluşur; dolayısıyla işitseldir.
Edebiyatın fonetik sanatlar (müzik ile birlikte) içinde yer almasının sebebi budur.

Anahtar Kavram

Güzel Sanatların Sınıflandırılması ve Edebiyatın Malzemesi

Daha Fazla Pratik

Edebiyatın diğer bilim dallarıyla (tarih, psikoloji, sosyoloji) olan ilişkisine dair örnek metin analizleri yapılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 76Soru

Aşağıdaki dizelerde (sol sütun) yer alan en belirgin edebi sanatları, sağ sütundaki kavramlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Başını taştan taşa urup gezer âvâre su / Hâk-i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl
Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal / Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? / Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? / 'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki dizeler sırasıyla Hüsn-i Talil, Tevriye, Tecahül-i Arif ve Mübalağa sanatları ile eşleşmelidir.
Verilen dizelerdeki baskın edebi sanatlar sırasıyla hüsn-i talil, tevriye, tecahül-i arif ve mübalağadır. Bu sanatların tanımları ve dize içi kullanımları tam bir uyum göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk dize grubunun incelenmesi
Fuzuli'ye ait beyitte suyun akarak taşlara çarpması, sevgilinin ayağının tozuna ulaşma isteğine bağlanmıştır. Bu durum, doğal bir olayın güzel ve hayali bir sebebe bağlanması olan Hüsn-i Talil sanatı ile eşleşir.
Edebi metinlerde nedensellik ilişkisinin estetik amaçla değiştirilmesini kavramak.
2
İkinci dize grubunun incelenmesi
Bâkî'ye ait beyitte geçen 'Bâkî' kelimesi hem ebedi/kalıcı anlamını taşımakta hem de şairin kendi adına gönderme yapmaktadır. İki gerçek anlamı birden düşündürecek şekilde kullanıldığı için bu dize Tevriye sanatı ile eşleşir.
Çok anlamlı sözcüklerin metindeki işlevini ve tevriye sanatını analiz etmek.
3
Üçüncü dize grubunun incelenmesi
Cahit Sıtkı Tarancı'ya ait dizelerde şair, yaşlandığı gerçeğini bildiği halde saçlarının beyazlamasını 'kar yağması' olarak nitelendirip şüpheye düşmüş gibi davranarak Tecahül-i Arif sanatı yapmıştır.
Şairin bildiği bir durumu sanatsal amaçla bilmiyormuş gibi yansıtmasını kavramak.
4
Dördüncü dize grubunun incelenmesi
Mehmet Akif Ersoy'a ait dizelerde şehidin mezarının tarihe sığmayacağı belirtilerek gerçeğin çok üstünde bir yüceltme yapılmış ve Mübalağa sanatı kullanılmıştır.
Anlatımı güçlendirmek için başvurulan abartma derecesini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Türk edebiyatında yaygın olarak kullanılan edebi sanatların (söz sanatlarının) tespiti ve analizi
Soru 77Soru

Gül yüzün görmek için can atar pervâneler,
Aşkının zincirine bağlıdır dîvâneler,
Dertli gönlüme mesken olur hep meyhâneler,
Hangi bir dertten yana gözyaşı döker beşer?

Yukarıdaki dörtlükle ilgili olarak;

I. Şiirin ahenk analizinde sözcük kökleri doğru ayrıştırıldığında dizeler arasında dört ses benzerliğine dayanan zengin kafiye olduğu görülür.
II. Ek halindeki redif belirlenirken kök sınırının karıştırılması durumunda, "-neler" kısmı redif kabul edilerek kafiye türü yanlışlıkla "tam kafiye" veya "yarım kafiye" olarak saptanabilir.
III. Şiir, hece ölçüsünün 7+7 duraklı 14'lü kalıbıyla yazılmıştır.
IV. Hem ek hem de kelime biçiminde redife yer verilmiştir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III öncüllerini içeren seçenek doğrudur.
Dörtlük incelendiğinde kelime köklerinin 'pervâne', 'dîvâne' ve 'meyhâne' olduğu görülür. Dize sonundaki '-ler' çoğul ekleri aynı görevde olduğu için ek halinde rediftir. Köklerde kalan '-âne' sesleri ise zengin kafiyedir, çünkü uzun ünlü 'â' iki ses değerindedir ve toplamda dört ses benzerliği (â:2, n:1, e:1) mevcuttur. Eğer kök sınırı karıştırılıp '-neler' redif alınsaydı, geride kalan 'â' sesi nedeniyle yanlışlıkla yarım veya tam kafiye saptanacaktı. Ayrıca şiir 7+7 duraklı 14'lü hece ölçüsüyle yazılmıştır ve dize sonlarında tekrarlanan ortak bir kelime bulunmadığından kelime şeklinde redif yoktur. Dolayısıyla I, II ve III numaralı yargılar doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin hece sayılarını ve durak yapısını incelemek.
Tüm dizelerin 14 heceli olduğu görülür (Gül-yü-zün gör-mek i-çin / can a-tar per-vâ-ne-ler). Duraklar ise kelime bölünmesi yaşanmadan 7+7 şeklinde ayrılmıştır. Bu durum üçüncü öncülü doğrular.
Şiirde kullanılan ölçü ve durak düzenini tam olarak saptamak ahenk analizinin temel aşamasıdır.
2
Dize sonlarındaki kelimelerin morfolojik (k��k-ek) analizini yapmak.
"pervâne-ler", "dîvâne-ler", "meyhâne-ler" kelimelerindeki "-ler" eki çoğul ekidir. Kelime kökleri ise sırasıyla "pervâne", "dîvâne" ve "meyhâne" biçimindedir. Dolayısıyla ek halindeki redif yalnızca çoğul eki olan "-ler"dir.
Redif ve kafiyenin doğru ayrılabilmesi için sözcük kökünün sınırlarının doğru belirlenmesi gerekir.
3
Köklerdeki ses ortaklıklarını saptayıp kafiye türünü bulmak.
Kelimelerin köklerinde ortak olan sesler "-âne" biçimindedir. Türk şiirinde uzun ünlüler iki ses gücünde kabul edildiği için "â" (2 ses) + "n" (1 ses) + "e" (1 ses) = 4 ses benzerliğiyle zengin kafiye oluşur. Bu durum birinci öncülü doğrular.
YKS müfredatında uzun ünlülerin iki ses değerinde kabul edildiği bilgisini kullanarak kafiye türünü doğru saptamak.
4
Yaygın bir kavramsal hata olan kök-ek karıştırma durumunu analiz etmek.
Öğrenci eğer kelime köklerini hatalı analiz edip dize sonundaki "-neler" kısmını redif zannederse, kökte geriye kalan "pervâ", "dîvâ", "meyhâ" kısımlarında sadece "â" sesini ortak bulacaktır. Bu durumda "â" sesini iki ses kabul ederse "tam kafiye", tek ses kabul ederse "yarım kafiye" yanılgısına düşecektir. Bu durum ikinci öncülü doğrular.
Çeldirici seçeneklerin ve öğrenci yanılgılarının mantıksal zeminini değerlendirmek.
5
Şiirde kelime şeklinde redif olup olmadığını kontrol etmek.
Şiirin dize sonlarında yazılış ve görevleri aynı olan herhangi bir kelime tekrarı bulunmadığından kelime halinde redif yoktur. Bu durum dördüncü öncülün yanlış olduğunu gösterir.
Redif türlerinin şiirdeki varlığını tam olarak denetlemek.

Anahtar Kavram

Şiirde Ahenk Unsurları (Ölçü, Kafiye, Redif)
Soru 78Soru

Güzel sanatlar; kullanılan malzemenin niteliğine, bu malzemenin işleniş biçimine ve hitap ettiği duyu organına göre geleneksel olarak plastik (görsel), fonetik (işitsel) ve dramatik (ritmik) sanatlar olmak üzere üç temel gruba ayrılır.

Aşağıdaki tabloda bazı sanat dalları, bu dalların icrasında kullanılan temel malzemeler ve dahil oldukları gruplar eşleştirilmiştir:

Sanat DalıTemel MalzemeSınıflandırma Grubu
I. MimariTaş, Tuğla, BetonPlastik (Görsel) Sanatlar
II. MusikiSes, NotaFonetik (İşitsel) Sanatlar
III. EdebiyatDil, KelimePlastik (Görsel) Sanatlar
IV. TiyatroHareket, SözDramatik (Ritmik) Sanatlar
V. HatMürekkep, KağıtPlastik (Görsel) Sanatlar

Bu tablodaki numaralanmış eşleştirmelerin hangisinde bir bilgi yanlışı yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III

Cevap

Edebiyatın plastik sanatlar olarak gösterildiği üçüncü satırdaki eşleştirme yanlıştır.
Geleneksel sınıflandırmada sanatlar; malzeme ve algılanış biçimlerine göre ayrılır. Plastik sanatlar (mimari, heykel, resim) maddeye şekil verir ve mekânda yer kaplar. Fonetik sanatlar (müzik, edebiyat) ise sese ve dile dayanır, zamanda gerçekleşir. Edebiyatın temel malzemesi dil olduğu için o, plastik değil, fonetik bir sanattır.

Adım Adım Çözüm

1
Geleneksel sanat sınıflandırmasının temel kriterlerini hatırla.
Sanatlar; plastik (maddeye dayalı), fonetik (sese/dile dayalı) ve dramatik (hareket/eyleme dayalı) olarak ayrılır.
Soruda verilen tablodaki gruplandırmanın doğruluğunu kontrol edebilmek için teorik bilgiyi netleştirmek gerekir.
2
Edebiyatın malzemesini ve bu malzemenin hangi duyuya hitap ettiğini belirle.
Edebiyatın malzemesi dildir. Dil, kelimelerden ve seslerden oluşur; bu yönüyle işitsel (fonetik) nitelik taşır.
Edebiyatın güzel sanatlar içindeki yerini belirleyen temel unsur, onun dilsel ve zamansal karakteridir.
3
Tablodaki eşleştirmeyi kontrol et.
Tabloda edebiyatın 'Plastik Sanatlar' (görsel/mekânsal) grubuna dahil edildiği görülmektedir.
Plastik sanatlar mermer, taş gibi katı maddelerle yapılan sanatları kapsar; edebiyatın bu gruba dahil edilmesi yanlıştır.

Anahtar Kavram

Güzel Sanatların Sınıflandırılması
Soru 79Soru

I. Modern astronomide galaksiler, milyonlarca yıldızın, gaz ve toz bulutlarının kütle çekimiyle bir arada tutulduğu devasa sistemler olarak tanımlanır. Samanyolu, sarmal yapıda bir galaksi olup güneş sistemimizi barındırır.

II. Gökyüzü o gece derin bir sessizliğe bürünmüş, yıldızlar ise uçsuz bucaksız karanlıkta birer inci tanesi gibi parlamaktaydı. Sessizliği sadece uzaktan gelen baykuş sesleri bozuyor, gecenin gizemi ormanın derinliklerine doğru uzanıyordu.

Bu iki metin karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci metin; olay, kişi ve mekân gibi yapı unsurlarına sahip olduğu için sanatsal metinler içerisinde 'göstermeye bağlı metinler' kategorisine dahil edilir.

Cevap

İkinci metin, yapısı gereği anlatmaya bağlı bir metindir; tiyatro gibi sahnelemeye dayanan 'göstermeye bağlı metinler' grubunda yer almaz.
İkinci metin, anlatmaya bağlı sanatsal metinler grubuna giren bir parça niteliğindedir. Olay, kişi ve mekân gibi unsurlar hem anlatmaya hem de göstermeye bağlı metinlerde bulunabilir; ancak bu metin bir anlatıcı tarafından sunulduğu için 'anlatmaya bağlı' kategorisindedir. 'Göstermeye bağlı metinler' ifadesi tiyatro türlerini karşılar, dolayısıyla bu ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinlerin türlerini belirle.
I. metin bilimsel bilgi içerdiği için 'Öğretici Metin', II. metin betimleme ve duygu içerdiği için 'Sanatsal Metin'dir.
Metinlerin yazılış amacı (bilgi verme vs. estetik zevk) temel sınıflandırma ölçütüdür.
2
Dilin işlevlerini ve gerçeklik algısını kontrol et.
I. metinde dil göndergesel (nesnel gerçeklik), II. metinde dil şiirseldir (kurmaca gerçeklik).
Öğretici metinler dış dünyayı, sanatsal metinler ise dönüştürülmüş gerçekliği anlatır.
3
Sanatsal metnin alt dalını tespit et.
II. metin, bir anlatıcının bakış açısıyla sunulduğu için 'Anlatmaya Bağlı Metinler' grubuna girer.
Göstermeye bağlı metinler (tiyatro) sahnede canlandırılmak üzere yazılır, anlatma esasına dayanmaz.

Anahtar Kavram

Edebi Metinlerin Sınıflandırılması
Soru 80Soru

Edebî metinlerin sınıflandırılmasında temel alınan ölçütler; metnin yazılış amacı, gerçeklikle ilişkisi ve dilin hangi işlevde kullanıldığıdır; bu doğrultuda hikâye anlatmaya bağlı sanatsal metinler, fıkra ise öğretici metinler grubunda değerlendirilir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Verilen ifade doğrudur çünkü edebi metinlerin sınıflandırılmasındaki temel kriterler ve verilen tür örnekleri literatürdeki tasnifle tam olarak örtüşmektedir.
Metinlerin sınıflandırılmasında kullanılan 'yazılış amacı, gerçeklik ve dilin işlevi' ölçütleri akademik olarak kabul görmüş temel kriterlerdir. Ayrıca hikâye türünün sanatsal (anlatmaya bağlı), fıkra türünün ise öğretici metin olarak tanımlanması bu tasnif kurallarına uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Metin sınıflandırma kriterlerini doğrulamak.
Yazılış amacı, gerçeklik ilişkisi ve dilin işlevi temel ölçütlerdir.
Edebi metinlerin bilimsel tasnifi bu üç temel unsura dayanır.
2
Hikâye türünün kategorisini incelemek.
Hikâye, olay çevresinde oluşan anlatmaya bağlı sanatsal bir metindir.
Kurmaca bir gerçekliğe dayanması ve estetik haz amacı gütmesi onu sanatsal metin yapar.
3
Fıkra türünün kategorisini incelemek.
Fıkra (köşe yazısı), gazete çevresinde gelişen öğretici bir metindir.
Okuru bilgilendirme ve güncel bir konuyu açıklama amacı taşıdığı için öğretici metin kabul edilir.

Anahtar Kavram

Metinlerin Sınıflandırılması Ölçütleri
ÖncekiSayfa 4 / 14Sonraki
Edebiyat Bilgi ve Kuramları Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Sayfa 4 | Examkin