Edebiyat Bilgi ve Kuramları

279 soru

Soru 161Soru

Ârızın yâdıyla nemnâk olsa müjgânım n'ola<br>Karalar giymiş durur yâsında ol şâhın bulut

Bu beyitteki edebî sanatlar ve kullanılan sözcüklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bulutun kara giyip yas tutması ifadesinde, benzetmenin temel ögeleri olan benzeyen ve kendisine benzetilen unsurları bir arada kullanıldığı için teşbih-i beliğ (güzel benzetme) yapılmıştır.

Cevap

Bulutun kara giyip yas tutması ifadesinde teşbih-i beliğ yapıldığını iddia eden seçenek yanlıştır. Çünkü bu ifadede kendisine benzetilen öge (insan) bulunmadığından teşbih değil, kapalı istiare vardır.
Bulutun kara giyip yas tutması benzetmesinde, kendisine benzetilen öge olan 'insan' dizede yer almamaktadır. Teşbih-i beliğde ise benzeyen ve kendisine benzetilen ögelerinin ikisinin birden bulunması şarttır. Burada sadece benzeyen (bulut) ve insana ait nitelikler verildiği için kapalı istiare yapılmıştır. Dolayısıyla bu bilginin yer aldığı seçenek yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte geçen 'ol şâh' ifadesini incelemek.
Bu ifadeyle sevgili kastedilmiş ancak sevgili kelimesi geçmemiştir. Sadece kendisine benzetilen (şâh) kullanıldığı için açık istiare tespit edilir.
İstiare türünü doğru belirlemek için benzeyen ve kendisine benzetilen unsurlarının hangilerinin kullanıldığını saptamak gerekir.
2
Bulutun kara giymesi ve yas tutması ifadesini çözümlemek.
Bulut (benzeyen) insan gibi kişileştirilmiştir (teşhis). Kendisine benzetilen (insan) söylenmediği için bu bir kapalı istiaredir.
Kişileştirme (teşhis) sanatının olduğu her yerde bir kapalı istiare bulunduğunu doğrulamak.
3
Beyitteki kelimelerin anlamsal ilişkilerini değerlendirmek.
'Nemnâk' (ıslak), 'müjgân' (kirpik) ve 'bulut' kelimelerinin anlamca birbiriyle uyumlu olduğu görülür ve tenasüp sanatı belirlenir.
Aynı alana ait kelimelerin bir arada kullanılmasının tenasüp sanatını oluşturup oluşturmadığını görmek.
4
Bulutun kararmasının bağlanma nedenini analiz etmek.
Bulutun kararması doğa olayıdır ama sevgiliye duyulan yasa bağlanmıştır. Bu durum hüsnütalil oluşturur.
Doğal bir olayın hayalî/edebî bir sebebe bağlanmasının hüsnütalil olduğunu teyit etmek.
5
Teşbih-i beliğ iddiasını değerlendirmek.
Teşbih-i beliğ için hem benzeyen hem de kendisine benzetilenin bulunması gerekir. Bulutun kişileştirilmesinde kendisine benzetilen (insan) bulunmadığından bu iddia yanlıştır.
Teşbih-i beliğ ile kapalı istiare arasındaki temel farkı ortaya koyarak yanlış seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

Edebî sanatların beyitler üzerinde çözümlenmesi ve teşbih ile istiare arasındaki farkların ayırt edilmesi.
Soru 162Soru

Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerleri Türk edebiyatındaki şiir türlerini ve bu türlerin klasik/halk edebiyatındaki karşılıklarını dikkate alarak uygun terimlerle tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Edebiyatımızda şiir türlerinin sınıflandırılması, Tanzimat sonrasında Batı etkisindeki kuramsal çalışmalarla netleşmiştir. Ancak bu türlerin işlevsel karşılıkları klasik Türk edebiyatında da mevcuttur. Örneğin; Yusuf Has Hacib'in *Kutadgu Bilig* adlı eseri veya Sümbülzade Vehbi'nin *Lütfiye*'si gibi öğretici nitelikteki nasihatnameler, temelde şiir türünün sınırları içinde yer alır. Divan edebiyatında şairlerin bireysel ya da toplumsal kusurları eleştirmek amacıyla yazdıkları hicviyeler ile halk edebiyatındaki taşlamalar ise günümüz terminolojisinde şiir başlığı altında incelenir. Benzer şekilde, edebiyatımızda doğrudan sahnelenmek üzere yazılan veya karşılıklı konuşma örgüsüne dayanan manzum tiyatrolar ise şiir türünün özelliklerini taşımaktadır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Boşluklar sırasıyla didaktik, satirik ve dramatik terimleriyle doldurulmalıdır.
Verilen metinde edebi türlerin tanımları ve geleneksel karşılıkları sunulmuştur. Nasihatnameler öğretici oldukları için didaktik, hicviyeler ve taşlamalar eleştirel oldukları için satirik, manzum tiyatrolar ise eylem ve diyalog barındırdıkları için dramatik şiir sınıfına girer.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen eserlerin ve türlerin niteliklerini belirleme
Kutadgu Bilig ve Lütfiye gibi nasihatnamelerin ahlaki öğüt veren ve bilgi aktaran nitelikte olduğu; hicviye ve taşlamaların yergi/eleştiri amacı taşıdığı; manzum tiyatroların ise sahnelenmeye uygun, eylem ve diyalog içeren eserler olduğu saptanır.
Soruda verilen geleneksel edebi formların modern şiir türleriyle doğru eşleştirilebilmesi için temel işlevlerinin belirlenmesi gerekir.
2
Birinci boşluğu doldurma
Öğretici ve nasihat edici nitelikteki eserler didaktik şiir türünün kapsamına girdiğinden birinci boşluğa 'didaktik' yazılır.
Didaktik şiir, sanatsal kaygılardan ziyade bilgi verme, ahlaki ders çıkarma ve öğretme amacı taşır.
3
İkinci boşluğu doldurma
Hicviye ve taşlama gibi yergiye, eleştiriye dayalı türler modern edebiyatta satirik şiir kapsamına girdiğinden ikinci boşluğa 'satirik' yazılır.
Satirik şiir, toplumsal veya bireysel aksaklıkları alaycı ve iğneleyici bir dille ele alır.
4
Üçüncü boşluğu doldurma
Tiyatro oyunlarında kullanılan, eylem ve diyalog içeren şiirler dramatik şiir kapsamına girdiğinden üçüncü boşluğa 'dramatik' yazılır.
Dramatik şiir, hareket, eylem ve diyaloga dayalı tiyatro metinlerindeki manzum kısımları ifade eder.

Anahtar Kavram

Şiir Türlerinin Temel Özellikleri ve Edebi Geleneklerdeki Karşılıkları
Soru 163Soru

Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç;<br>Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!

Yahya Kemal Beyatlı’ya ait bu beyitteki söz sanatlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci dizedeki 'son fasıl' ifadesinde, benzeyen ve kendisine benzetilen ögelerin her ikisi de açıkça belirtilerek teşbih-i beliğ yapılmıştır.

Cevap

İkinci dizedeki 'son fasıl' ifadesinde, benzeyen ve kendisine benzetilen ögelerin her ikisinin de açıkça belirtilerek teşbih-i beliğ yapıldığını savunan seçenektir.
Doğru cevap, ikinci dizedeki 'son fasıl' ifadesinde teşbih-i beliğ yapıldığını iddia eden seçenektir. Teşbih-i beliğde benzetmenin temel ögeleri olan benzeyen ve kendisine benzetilenin her ikisinin de bulunması gerekir (örneğin 'gençlik bir mevsimdir' gibi). Ancak bu dizede benzeyen öge (yaşlılık veya ömrün son dönemi) açıkça zikredilmemiş, sadece kendisine benzetilen olan 'son fasıl' ifadesi kullanılmıştır. Bu durum teşbih-i beliğ değil, açık istiare örneğidir. Dolayısıyla bu yargı yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitteki 'akşam' ve 'son fasıl' kelimelerini anlam yönünden incelemek.
Bu sözcüklerin ömrün son dönemi (yaşlılık) yerine kullan��ldığı görülür. Benzeyen (yaşlılık) söylenmeyip sadece kendisine benzetilenler (akşam, son fasıl) söylendiği için burada açık istiare vardır. Teşbih-i beliğ iddiası geçersizdir.
İstiare ile teşbih-i beliğ arasındaki temel yapısal farkı ortaya koymak.
2
'Ey ömrüm' ifadesini ve ömür kavramına yöneltilen hitabı incelemek.
Cansız/soyut bir kavram olan ömre insan gibi seslenildiği için teşhis (kişileştirme) ve nida (seslenme) sanatlarının bir arada yapıldığı doğrulanır.
Beyitteki kişileştirme ve hitap ögelerini belirlemek.
3
Beyitteki 'geç' sözcüklerinin tür ve anlamlarını karşılaştırmak.
İlk dizedeki 'geç' (erken karşıtı olan zaman kavramı) ile ikinci dizedeki 'geç' (geçmek fiili) sesteştir. Bu sesteşlik cinas sanatını oluşturur.
Cinas sanatının varlığını dil bilgisel ve anlamsal açıdan doğrulamak.
4
Beyitteki tematik kelime gruplarını tespit etmek.
'Akşam', 'vakit', 'geç' ve 'fasıl' kelimelerinin zaman ve dönem bildiren ortak bir anlamsal alana ait olduğu, dolayısıyla tenasüp sanatı yapıldığı doğrulanır.
Tenasüp sanatının varlığını kelimeler arası anlam ilişkileri üzerinden kanıtlamak.

Anahtar Kavram

İstiare ve Teşbih-i Beliğ Farkı ile Diğer Söz Sanatlarının Analizi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 164Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen şiir dizeleri ile sağ sütunda verilen edebî sanatları, dizelerdeki en belirgin/hâkim sanatı esas alarak eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Seni görmek için ey şûh-ı cihânım her bâr
Rûz-ı rûşen gibi her subh açılır çeşm-i bahâr
Ey şûh Nedîmâ kulun ey büt-i ra'nâ
Ağyâr ile seyrânını bildim de mi gördüm
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki dizeler ile sağ sütundaki sanatların doğru eşleşmesi şu şekildedir:
- Bahar çiçeklerinin açılmasını sevgiliyi görme nedenine bağlayan beyit Hüsnütalil ile,
- Sevgilinin yabancılarla gezmesini gördüğü hâlde görmezden gelen beyit Tecahülüarif ile,
- 'Ulusun' kelimesinin iki farklı anlama gelebilecek şekilde kullanıldığı dize Tevriye ile,
- Hilâle insani özellikler yüklenip benzetilenin söylenmediği dize Kapalı İstiare ile eşleşir.
Dizelerdeki edebi sanatlar sırasıyla incelendiğinde; doğa olaylarının sevgiliye bağlanması hüsnütalili, bilinen bir şeyin bilmezlikten gelinmesi tecahülüarifi, çift anlamlılık barındıran kelime kullanımı tevriyeyi ve insani niteliklerin gizli benzetmeyle aktarılması kapalı istiare sanatını doğrudan doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyitteki anlam ilişkisini inceleyiniz.
Çeşm-i baharın (bahar gözünün/çiçeklerinin) açılması, sevgilinin görülmek istenmesi sebebine bağlanmıştır. Bu durum şairane bir güzel nedene bağlama (Hüsnütalil) sanatıdır.
Doğal bir durumun şairane bir sebebe bağlanması hüsnütalil sanatı ile açıklanır.
2
İkinci beyitteki soru sorma ve anlam ilişkisini inceleyiniz.
Şair sevgiliyi başkalarıyla gezerken gördüğü hâlde 'bildim de mi gördüm' diyerek sorulu bir şekilde bilmezlikten gelmektedir (Tecahülüarif).
Bilinmesine rağmen bilmezden gelme durumları tecahülüarif sanatını ifade eder.
3
Üçüncü beyitteki çift anlamlılığı tespit ediniz.
'Ulusun' sözcüğü hem 'yücesin, ulusun' hem de 'ulumak eylemini yapsın' anlamlarında kullanılmıştır. İki anlam da bağlama uygundur.
Birden fazla gerçek anlamı bulunan bir sözcüğün iki anlamını da kastedecek şekilde kullanılması Tevriye sanatıdır.
4
Dördüncü dizedeki benzetme ilişkisini çözümleyiniz.
Hilâlin çehre çatması, insani bir davranışın aktarılmasıdır (kişileştirme). Kişileştirmenin olduğu her yerde aynı zamanda kendisine benzetilenin (insan) söylenmediği kapalı istiare sanatı mevcuttur.
Kendisine benzetilen ögenin söylenmeyip sadece benzeyen ögeyle kurulan istiareye kapalı istiare denir.

Anahtar Kavram

Klasik ve modern Türk şiirinde edebi sanatların işlevleri, belirlenmesi ve yapısal çözümlenmesi.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 165Soru

Âb-gûndur günbed-i devvârın rengi bilmezem<br>Yâ muhît olmuş gözümden akan yaşım uymuş rûzgâra

Fuzuli'ye ait bu beyit ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyitte geçen 'günbed-i devvâr' (dönen kubbe) ifadesiyle gökyüzü kastedilmiş ve sadece kendisine benzetilen unsur verilerek kapalı istiare yapılmıştır.

Cevap

Beyitte geçen 'günbed-i devvâr' (d��nen kubbe) ifadesiyle gökyüzü kastedilmiş ve sadece kendisine benzetilen unsur verilerek kapalı istiare yapılmıştır ifadesi yanlıştır, çünkü bu kullanım açık istiaredir.
Dönen kubbe anlamına gelen 'günbed-i devvâr' ifadesiyle kastedilen gökyüzüdür. Gökyüzü (benzeyen) söylenmemiş, sadece dönen kubbe (kendisine benzetilen) söylenmiştir. Edebi sanatlarda yalnızca kendisine benzetilen unsurun kullanılmasıyla yapılan eğretilemeye 'açık istiare' denir. Seçenekte ise bunun 'kapalı istiare' olduğu iddia edilmiştir. Kapalı istiarede ise yalnızca benzeyen unsur bulunur ve kendisine benzetilenin bir özelliği/niteliği verilir. Dolayısıyla bu ifade yanlıştır ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte geçen edebi sanatları belirlemek için beyit günümüz Türkçesine çevrilir.
Beytin günümüz Türkçesi: 'Dönen gökyüzünün renginin su rengi (mavi) mi olduğunu bilmiyorum; yoksa gözümden akan yaşlar mı dünyayı kapladı ve rüzgara uydu?' şeklindedir.
Beytin anlamını doğru kavramak, kullanılan benzetme ve mecazları analiz etmenin ilk adımıdır.
2
Beyitteki 'günbed-i devvâr' (dönen kubbe) kelime grubunun hangi sanat�� oluşturduğu incelenir.
Burada 'gökyüzü' yerine 'günbed-i devvâr' (dönen kubbe) denmiştir. Gökyüzü benzeyendir ve beyitte geçmemektedir. Günbed-i devvâr ise kendisine benzetilendir ve beyitte geçmektedir. Yalnızca kendisine benzetilen ile yapılan sanat açık istiaredir.
İstiare türlerinin (açık ve kapalı istiare) ayrımını yapmak, seçeneklerdeki ifadenin doğruluğunu kontrol etmek için gereklidir.
3
Diğer sanatsal ögelerin (tecahül-i arif, hüsn-i talil, mübalağa ve tenasüp) varlığı doğrulanır.
'Bilmezem' ifadesiyle bilinenin bilinmezlikten gelinmesi (tecahül-i arif), gökyüzünün maviliğinin gözyaşına bağlanması (hüsn-i talil), gözyaşının dünyayı kaplaması (mübalağa) ve 'âb-gûn' ile 'yaş' kelimelerinin ilişkisi (tenasüp) doğrulanır.
Diğer seçeneklerin neden elenmesi gerektiğini kesinleştirmek için beyitteki tüm sanatlar analiz edilmelidir.
4
Hatalı olan önerme belirlenerek doğru seçeneğe ulaşılır.
'Günbed-i devvâr' ifadesinde kapalı istiare olduğu yönündeki önermenin yanlış olduğu tespit edilir (çünkü açık istiaredir).
Soruda söylenemez olan seçenek sorulduğu için hatalı olan analiz doğru yanıt olarak işaretlenir.

Anahtar Kavram

İstiare (Eğretileme) türleri ve diğer söz sanatlarının (tecahül-i arif, hüsn-i talil, mübalağa, tenasüp) tespiti ve analizi.
Soru 166Soru

"Bunu benden istememeliydiniz. Ben kendi hâlimde... Sonra o mavi pelerinli kadın geldi. Neden her yerde o var? Sokak lambasının sarı ışığı altında ıslak kaldırımlar parlıyordu. Annemin çocukken söylediği o ninniyi anımsıyorum birden: 'Dandini dandini dastana...' Neden danalar bostana girer ki? Bostancı döver mi gerçekten? Saat çalıyor. Komşunun duvarındaki saat. Zaman geçiyor, ben burada öylece oturuyorum. Gitsem mi? Bavul hazır ama içindeki gömleklerin ütüsü bozuk. Ütü, sıcaklık, çocukken elimi yaktığım o soba..."

Bu parçanın anlatımında ağırlıklı olarak kullanılan anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilinç akışı

Cevap

Bilinç akışı
Parçada kahramanın zihninden geçenler mantıksal bir sıra takip etmeden, serbest çağrışımlarla, dil bilgisi kuralları ve kronolojik zaman gözetilmeden düzensiz bir şekilde aktarılmıştır. Mavi pelerinli kadından sokak lambasına, oradan çocukluk ninnisine, ninnideki danalardan komşunun saatine ve ütüye geçiş yapılması serbest çağrışım ilkesine dayanan bilinç akışı tekniğinin en belirgin özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anlatıcı ve bakış açısını belirleme
Metinde kahraman anlatıcı (birinci tekil şahıs) bakış açısı kullanılmıştır ve düşünceler doğrudan kahramanın ağzından aktarılmaktadır.
Anlatım tekniklerini doğru ayırt edebilmek için ilk olarak anlatıcının konumunu ve bakış açısını saptamak gerekir.
2
Metindeki düşünce geçişlerini ve cümle yapılarını inceleme
Cümlelerin mantıksal bir sıra takip etmediği, kelimelerin serbest çağrışım yoluyla birbirini tetiklediği (mavi pelerin -> sokak lambası -> ninni -> danalar -> saat -> bavul -> ütü -> çocukluktaki soba) ve dil bilgisi kurallarının gevşetildiği görülmüştür.
İç konuşma ile bilinç akışı arasındaki en temel fark, bilinç akışında mantıksal ve dil bilgisel bağların kopuk olması, düşüncelerin düzensizce akmasıdır.
3
Elde edilen veriler doğrultusunda anlatım tekniğini saptama
Mantıksal tutarlılıktan uzak, serbest çağrışımlarla ilerleyen bu düzensiz zihinsel akışın bilinç akışı tekniği olduğu kesinleşmiştir.
Bu nitelikler doğrudan bilinç akışı tekniğinin karakteristik özellikleridir.

Anahtar Kavram

Anlatmaya Bağlı Metinlerde Anlatım Teknikleri (Bilinç Akışı)
Soru 167Soru

Edebiyat, duygu ve düşünceleri dil aracılığıyla estetik bir yapıya kavuşturma sanatıdır. Müzik sesle, resim boyayla, heykel ise mermer veya bronzla biçim bulurken edebiyatın ham maddesi olan dil; simgesel, soyut ve toplumsal uzlaşıya dayalı bir sistemdir. Bu yönüyle edebî eser, alımlayıcının duyularına doğrudan hitap eden somut bir nesne sunmak yerine, zihinde imgeler ve tasarımlar zinciri uyandırarak var olur. Dolayısıyla edebiyatın güzel sanatlar içerisindeki özgün konumu, onun bu soyut araçla somut yaşantılar inşa edebilme gücünden kaynaklanır.

Bu parçadan hareketle edebiyatın güzel sanatlar içindeki yeri ve malzemesinin niteliğine dair;

I. Dilin soyut ve simgesel yapısı, edebî eserin alımlanma sürecinde okurun hayal gücünü ve zihinsel katılımını zorunlu kılar.
II. Edebiyat, doğrudan duyulara seslenen fiziksel bir malzeme yerine dili kullandığı için plastik sanatlardan ayrışır; fonetik sanatlar arasında yer alsa da dili simgesel boyutuyla işlemesi bakımından kendine has bir konuma sahiptir.
III. Edebiyatın ham maddesi olan dil, toplumsal bir uzlaşı ürünü olduğundan edebî eserler bireysel yaratıcılıktan ziyade toplumsal faydayı önceler.

yargılarından hangileri söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II
Doğru cevap, edebiyatın malzemesinin dil olması sebebiyle zihinsel tasarımlara ihtiyaç duymasını ve fonetik sanatlar içindeki özgün yerini belirten yargıların yer aldığı seçenektir. Dil soyut bir sistem olduğundan, alımlayıcı kelimeleri kendi hayal gücüyle somutlaştırır. Edebiyat, ses öğesine dayandığı için fonetik sanatlar sınıfına girer ancak dili simgesel boyutuyla işlemesi yönüyle müzikten ayrışarak özgünleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen edebiyatın ham maddesi (dil) ile ilgili özellikleri analiz etmek.
Dilin soyut, simgesel ve uzlaşıya dayalı bir araç olduğu; bu nedenle doğrudan somut bir nesne sunmak yerine okuyucunun zihninde imgeler uyandırdığı saptanır. Bu durum, okurun hayal gücü ve zihinsel katılımını gerektirdiğinden birinci öncülü doğrular.
Edebî metinlerin alımlanma sürecindeki zihinsel mekanizmayı belirlemek.
2
Edebiyatın güzel sanatlar sınıflandırmasındaki konumunu incelemek.
Edebiyatın ses ve söze dayalı olması yönüyle fonetik sanatlar içinde yer aldığı, ancak dili simgesel yapısıyla işlemesi nedeniyle somut malzemeler kullanan plastik sanatlardan ayrışıp özgün bir konum kazandığı belirlenir. Bu durum ikinci öncülü doğrular.
Edebiyatın güzel sanatlar içindeki teorik tasnifini analiz etmek.
3
Üçüncü öncülü metinle ve edebiyatın genel nitelikleriyle karşılaştırmak.
Dilin uzlaşımsal bir sistem olmasının, edebî eseri bireysel yaratıcılıktan uzaklaştırarak yalnızca toplumsal faydayı öncelemeye zorlamayacağı saptanır. Edebiyat öncelikle estetik bir etkinliktir. Bu nedenle üçüncü öncül yanlıştır.
Metinden çıkarılamayacak hatalı genellemeleri elemek.

Anahtar Kavram

Edebiyatın tanımı, ham maddesi olan dilin soyut ve simgesel niteliği ile güzel sanatlar içindeki özgün yeri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 168Soru

Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dünü günü
Bana seni gerek seni

Yunus Emre'ye ait bu dörtlüğün nazım biçimi ve nazım türü aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nazım biçimi: Semai, Nazım türü: İlahi

Cevap

Dörtlüğün nazım biçimi semai, nazım türü ise ilahidir.
Verilen dörtlük 8'li hece ölçüsüyle (semai nazım biçimi) yazılmış ve Allah sevgisini konu edindiği için tasavvuf edebiyatında 'ilahi' (nazım türü) olarak adlandırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüğün hece sayısını sayarak nazım biçimini belirlemek.
Dörtlükteki her dizenin 8 heceden oluştuğu görülür. Halk edebiyatında 8'li hece ölçüsüyle yazılan ve koşma biçiminde kafiyelenen bu biçim 'semai'dir.
Hece ölçüsü, halk edebiyatında nazım biçimini belirleyen en temel ölçütlerden biridir.
2
Dörtlüğün temasını/konusunu inceleyerek nazım türünü belirlemek.
Dizede Allah aşkı (ilahi aşk) işlenmiştir. Dinî-tasavvufî halk edebiyatında Allah aşkını konu edinen bu şiirlerin nazım türü 'ilahi'dir.
Şiirin konusu, onun nazım türünü belirleyen temel unsurdur.

Anahtar Kavram

Nazım Biçimi ve Nazım Türü Ayrımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 169Soru

Odanın soğuk havası tenine çarptıkça ürperiyordu. Masanın üzerindeki eski fotoğrafa bakıp derin bir iç çekti. 'Neden hâlâ buradayım?' diye sordu kendi kendine. Gitmeliydim, o treni kaçırmamalıydım. Şimdi o uzak şehirde, bambaşka bir hayatın eşiğinde olabilirdim. Ama korktum. Kendimi bildim bileli hep aynı korkunun esiri oldum. Şimdi bu karanlık odada geçmişin hesaplaşmasını yapmanın ne yararı var?

Bu parçada ağırlıklı olarak kullanılan anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İç konuşma

Cevap

İç konuşma
Doğru seçenek olan iç konuşmada, karakterin kendi kendine yaptığı içsel konuşmalar mantıklı bir sıra ve dil bilgisi kurallarına uygun biçimde doğrudan aktarılır. Parçadaki 'Neden hâlâ buradayım?', 'Gitmeliydim' ve 'korktum' gibi ifadeler kahramanın zihnindeki iç diyaloğun kurallı ve düzenli bir biçimde dışa vurulmasıyla oluştuğundan bu teknik kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anlatıcı türünü ve bakış açısını belirlemek
Giriş kısmında üçüncü şahıs anlatıcı (ürperiyordu, iç çekti) bulunmakla birlikte, devamında birinci şahıs ağzından içsel bir yönelim (gitmeliydim, korktum) başlamaktadır.
Anlatım tekniğinin belirlenmesinde kimin konuştuğu ve bu konuşmanın kime yöneldiği önemlidir.
2
Karakterin kendi kendine konuşma biçimini analiz etmek
Düşüncelerin mantıklı bir sıra takip ettiği, dil bilgisi kurallarına uyulduğu ve zihinden geçenlerin doğrudan birinci tekil şahıs ekiyle aktarıldığı görülmektedir.
Bu özellikler bilinç akışı ile iç konuşma arasındaki temel farkı ortaya koyarak doğru tekniği tespit etmemizi sağlar.

Anahtar Kavram

İç konuşma (iç diyalog) tekniği, kahramanın duygu ve düşüncelerinin mantıksal bir bütünlük içinde, doğrudan kendi ağzından aktarılmasıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 170Soru

Odanın köşesindeki eski dolabın gıcırtısı... Zehra'nın getirdiği çay bardakları neden hep çatlak olurdu? Çatlak. Bir kere de alnından yaralanmış bir at görmüştüm çocukken. Kasabanın tozlu meydanında. Babam elimden tutuyordu. Elimi ne sıkı sıkıya kavrardı öyle. Şimdi avuçlarım bomboş. Bu otel odası da boş. Masadaki yarım kalmış sigara paketi... Kaç gün oldu buraya geleli? Üç mü, dört mü? Zamanı saymak ne anlamsız. Duvar saatini kurmayı dün gece yine unuttum. Unutmak, kurtulmaktır derdi emekli öğretmen. Sahi, o adam nereye gitti? Herkes gidiyor.

Bir romandan alınan bu parçada kahramanın iç dünyasının yansıtılmasında öne ��ıkan anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilinç akışı

Cevap

Bilinç akışı
Parçada kahramanın zihninden geçenler mantıksal bir sıra gözetilmeden, tamamen serbest çağrışımlar ve dil bilgisi kurallarını aşan kopuk cümlelerle aktarılmıştır. Bu anlatım biçimi, kahramanın iç dünyasının karmaşıklığını ve zihinsel akışını doğrudan yansıtan bilinç akışı tekniğinin en temel özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anlatıcının konumunu ve anlatım biçimini belirlemek
Metin kahramanın ağzından (birinci kişi) yazılmıştır ve doğrudan kendi zihninden geçen iç monolog/çağrışım ögelerini barındırmaktadır.
Anlatıcı ve bakış açısını belirlemek, metindeki anlatım tekniğini doğru sınıflandırmak için ilk adımdır.
2
Zihinsel akıştaki mantıksal ve dil bilgisel örüntüyü incelemek
Düşüncelerin 'çatlak bardak' ifadesinden çocukluktaki 'alnı yaralı at' anısına, oradan 'otelin boşluğu' durumuna mantıksal bir geçiş olmaksızın, serbest çağrışımlarla atladığı görülür.
Bu serbest ve kuralsız çağrışım yapısı, bilinç akışı ile daha düzenli olan iç konuşma tekniğini birbirinden ayırt etmeyi sağlar.
3
Seçeneklerdeki tekniklerle karşılaştırarak doğru seçeneği belirlemek
Metinde belirgin olan düzensiz, çağrışımsal ve dil bilgisi kurallarını aşan bu zihinsel akışın bilinç akışı tekniğine ait olduğu sonucuna ulaşılır.
Bu özellikler doğrudan doğruya bilinç akışı tekniğinin tanımını ve edebi uygulamadaki karşılığını vermektedir.

Anahtar Kavram

Bilinç akışı tekniği
Soru 171Soru

Aşağıda sol sütunda verilen klasik Türk edebiyatı şiir parçalarını, sağ sütundaki uygun nazım biçimi ve nazım türü sınıflandırmalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir
Atımı bağladım nar ağacına
Gözlerim boyandı ciğer acına
Gitti yiğit gelmez oldu bacına
Ağla gözüm ağla gitti yiğidim
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çare su
İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki şiirlerin sağ sütundaki nazım biçimi ve nazım türü karşılıklarıyla doğru eşleştirilmesi şu şekildedir: Avşar elleri ile başlayan dörtlük 'Koşma - Koçaklama' eşleşmesine; Atımı bağladım ile başlayan dörtlük 'Koşma - Ağıt' eşleşmesine; Saçma ey göz beyti 'Kaside - Naat' eşleşmesine; İncecikten bir kar yağar dörtlüğü ise 'Semai - Güzelleme' eşleşmesine karşılık gelmektedir.
Şiir parçaları incelendiğinde Avşar elleri ile başlayan parça 11'li hece ölçüsüyle yazılmış bir koşmadır ve yiğitlik konusunu işlediği için koçaklamadır. Atımı bağladım parçası 11'li hece ölçüsüyle yazılmış bir koşmadır ve ölüm temalı olduğundan ağıttır. Saçma ey göz beyti beyitle kurulan bir kaside örneğidir ve Hz. Peygamber'i övdüğü için naattır. İncecikten bir kar yağar parçası 8'li hece ölçüsüyle yazılmış bir semaidir ve güzellik konusunu işlediğinden güzellemedir.

Adım Adım Çözüm

1
Şiir parçalarının yapısal özelliklerini (hece sayısı, aruz ölçüsü ve birim) inceleyerek nazım biçimlerini tespit etme.
Birinci ve ikinci dörtlüklerin 11'li hece ölçüsüyle yazıldığı görülür (Koşma). Üçüncü şiir parçasının aruz ölçüsüyle yazılmış bir beyit olduğu görülür (Kaside). Dördüncü dörtlüğün ise 8'li hece ölçüsüyle yazıldığı görülür (Semai).
Nazım biçimleri ölçü, kafiye düzeni ve nazım birimi gibi tamamen yapısal/dış özelliklere göre belirlenir.
2
Şiir parçalarının temalarını/konularını inceleyerek nazım türlerini tespit etme.
Birinci parça kahramanlık/yiğitlik (Koçaklama), ikinci parça ölümün verdiği acı (Ağıt), üçüncü parça Hz. Peygamber'e övgü (Naat) ve dördüncü parça sevgiliye duyulan aşkı (Güzelleme) konu almaktadır.
Nazım türleri, şiirin yapısal formundan bağımsız olarak tamamen işlenen konuya ve temaya göre belirlenir.
3
Belirlenen nazım biçimi ve nazım türü eşleştirmelerini bir araya getirerek doğru çiftleri oluşturma.
1. parça -> Koşma-Koçaklama; 2. parça -> Koşma-Ağıt; 3. parça -> Kaside-Naat; 4. parça -> Semai-Güzelleme çiftleri elde edilir.
Her iki edebi terim kategorisi birleştirilerek nihai doğru eşleştirmeler tamamlanır.

Anahtar Kavram

Nazım biçimi kavramının yapısal özelliklerle (ölçü, birim, kafiye), nazım türü kavramının ise içeriksel özelliklerle (konu, tema) ilişkili olduğunun kavranması.
Soru 172Soru

Aşağıdaki edebi metin kesitlerini, bu kesitlerde kullanılan anlatıcı ve bakış açısı türleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahmet, vapurun güvertesinde otururken içindeki pişmanlığın sebebini bir türlü anlamlandıramıyordu. Yıllar önce geride bıraktığı o küçük liman kasabasına yaklaşırken yüreğinde beliren bu huzursuzluğun, geçmişin derinliklerinde yatan hangi sırla ilgili olduğunu çok iyi biliyordu ama bunu kendisine bile itiraf edemiyordu.
Sessizce odanın kapısını aralayıp koridora süzüldüm. Masanın üzerinde duran eski fotoğrafı alırken ellerim titriyordu. Yakalanmaktan ölesiye korktuğum için nefesimi bile tutarak adımlarımı olabildiğince hafif atmaya gayret ediyordum.
Pardösülü bir adam, parktaki ahşap banka yavaşça oturdu. Çantasını yanına koyup saatine baktı. Gözlerini karşıdaki caddeden geçen tramvaylara dikmiş, hiçbir tepki vermeden bekliyordu.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci metin İlahi (hâkim) bakış açısı ile, ikinci metin Kahraman bakış açısı ile, üçüncü metin ise Gözlemci bakış açısı ile eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; kahramanın içsel durumunu ve geçmişini bilen birinci metin İlahi (hâkim) bakış açısıyla; olayı yaşayan kişinin kendi ağzından aktardığı ikinci metin Kahraman bakış açısıyla; olayları nesnel bir gözle sadece dışarıdan yansıtan üçüncü metin ise Gözlemci bakış açısıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinlerdeki anlatıcıların olaylara ve karakterlerin iç dünyalarına olan hâkimiyet seviyesini belirleyin.
Birinci metinde karakterin iç dünyasındaki pişmanlık ve gizli sırlar anlatılmıştır; ikinci metinde olay birinci tekil şahıs ağzıyla aktarılmıştır; üçüncü metinde ise sadece gözlemlenebilir eylemler verilmiştir.
Anlatıcının konumu ve bilgisi, bakış açısını belirleyen en temel ölçüttür.
2
Tespit edilen anlatıcı özelliklerini uygun bakış açısı türleriyle eşleştirin.
Zihinsel süreçleri ve geçmişi bilen anlatıcı İlahi bakış açısıyla; yaşayan ve anlatan kişi Kahraman bakış açısıyla; dış gözlemleri aktaran ise Gözlemci bakış açısıyla eşleşir.
Her bakış açısının kendine has dilsel ve içeriksel özellikleri mevcuttur.

Anahtar Kavram

Anlatıcı ve Bakış Açıları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 173Soru

Edebiyat, malzemesi dil olan ve seslerle örülü bir güzel sanat dalıdır. Plastik sanatlar dış dünyayı mekânda dondurarak görünür kılarken, müzik zaman içinde seslerin dalgalanışıyla duygu dünyamıza seslenir. Edebiyat ise kelimelerin çağrışım gücüyle zihinde imgeler inşa eder. Bir ressamın tuvale yansıttığı ağaç dış dünyada somut bir nesne olarak karşımızda dururken, bir romancının betimlediği ağaç her okurun zihninde kendi deneyimleriyle yeniden biçimlenir. Bu yönüyle edebiyat, hem işitsel sanatların ses dünyasından beslenir hem de zihinsel tasarımlar aracılığıyla diğer sanat dallarından daha geniş bir özgürlük alanı sunar.

Bu parçada dile getirilen düşüncelerden yola çıkılarak güzel sanatların sınıflandırılması ve edebiyatın bu sanatlar arasındaki yeriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Edebiyatın fonetik (işitsel) sanatlar grubunda yer alması, onun plastik sanatlar gibi görsel ve mekânsal tasarımları zihinsel düzeyde yapılandırmasını sınırlar.

Cevap

Edebiyatın fonetik (işitsel) sanatlar grubunda yer alması, onun plastik sanatlar gibi görsel ve mekânsal tasarımları zihinsel düzeyde yapılandırmasını sınırlar.
Doğru yargı olan edebiyatın işitsel bir sanat olmasının zihinsel tasarımlarını sınırladığı iddiası parçayla çelişmektedir. Parçada edebiyatın kelimelerin çağrışım gücüyle zihinde imgeler inşa ettiği ve okura diğer sanat dallarından daha geniş bir özgürlük alanı sunduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla edebiyatın malzemesinin dil olması onun bu gücünü sınırlandırmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki edebiyat tanımını ve malzeme ilişkisini analiz etmek
Edebiyatın malzemesinin dil ve ses olduğu, işitsel sanatlar kategorisinde yer aldığı ancak zihinde imgeler kurduğu tespit edilir.
Edebiyatın temel niteliklerinin diğer sanat dallarıyla karşılaştırılabilmesi için malzemesinin ve işleyişinin doğru kavranması gerekir.
2
Edebiyatın plastik ve diğer sanat dallarıyla olan farkını ve benzerliğini parçadan saptamak
Plastik sanatların mekân odaklı olduğu, edebiyatın ise kelimeler vasıtasıyla zihinde görsel tasarımlar (imgeler) oluşturduğu ve okura geniş bir özgürlük sunduğu anlaşılır.
Parçada geçen 'ressamın ağacı' ile 'romancının ağacı' karşılaştırması, edebiyatın görsel ve mekânsal tasarımları zihinsel olarak yapabildiğini kanıtlar.
3
Seçenekleri değerlendirerek ulaşılamayacak olan yargıyı belirlemek
Edebiyatın işitsel bir sanat olmasının onun görsel/mekânsal tasarımlar yapma yeteneğini sınırladığını iddia eden yargının parçayla çeliştiği belirlenir.
Parçada edebiyatın zihinsel tasarımlar sayesinde diğer sanat dallarından daha geniş bir özgürlük alanı sunduğu belirtilmektedir.

Anahtar Kavram

Edebiyatın diğer güzel sanatlar arasındaki yeri, malzemesi (dil/ses) ve alımlayıcı üzerindeki zihinsel/imgesel etkisi.
Soru 174Soru

Roman ve hikâye gibi anlatmaya bağl�� metinlerde kahramanların iç dünyalarını, geçmişlerini veya zihinsel süreçlerini aktarmak için çeşitli anlatım tekniklerinden yararlanılır. Aşağıda verilen edebi metin parçalarını, bu parçalarda belirgin olarak kullanılan anlatım teknikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Necip, Suat'ın gidişinden sonra odada yalnız kalınca tarifsiz bir azap hissetti. Kendi hislerini tahlil etmeye çalışıyor, bu yasak aşkın ruhunda açtığı derin yaraları düşündükçe içi eziliyordu. Ancak bu hisleri Suat'a açmaya cesareti yoktu; sessizce bu acıyı çekmeye mahkûm olduğunu bilmek onu daha da çaresiz kılıyordu.
Saat sekiz... Geç kalacağım yine. Dün akşamki o bulutlar neydi öyle, sanki devasa birer dev gibiydiler. Çocukken korkardım o gölgelerden. Annemin masalları... Neden bana hep o masalı anlatırdı ki? Kırmızı başlıklı kız. Kırmızı... Bugün kırmızı kravatımı takmalıydım. İnsanlar renklere göre yargılıyor birbirini.
Tramvayın penceresinden akan yağmurlu İstanbul sokaklarına bakarken birdenbire çocukluğunun geçtiği o küçük Anadolu kasabasına gitti zihni. On iki yaşındaydı. Babasıyla dere kenarında balık tutarlardı; derenin şırıltısı, taze ot kokusu... O gün tuttuğu ilk büyük balığı gururla annesine gösterişi dün gibi gözlerinin önündeydi. Kondüktörün bilet istemesiyle bu tatlı hayalden uyanıp nemli koltuğuna gömüldü.
Ne yapıp edip bu akşam onunla konuşmalıyım. Her şeyi olduğu gibi anlatıp üzerimdeki bu ağır yükten kurtulmalıyım. Ama ya beni dinlemek istemezse? O zaman da sessizce çekip giderim buralardan. Başka çarem yok. Bu belirsizlik beni her geçen gün biraz daha yıpratıyor.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci parça iç çözümleme, ikinci parça bilinç akışı, üçüncü parça geriye dönüş ve dördüncü parça iç konuşma tekniği ile eşleşmelidir.
Eşleşmelerin tamamı anlatım tekniklerinin dilsel ve yapısal özelliklerine dayanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci metin parçasının anlatıcı türü ve bakış açısını inceleme.
Anlatıcı üçüncü şahıstır ve kahramanın zihnindeki duyguları tahlil etmektedir. Bu durum iç çözümleme tekniğini gösterir.
Üçüncü şahıs ağzından yapılan psikolojik tahliller iç çözümleme tekniğinin en belirgin özelliğidir.
2
İkinci metin parçasının çağrışım ve cümle yapısını inceleme.
Düşünceler mantıksal bağlar olmadan, düzensiz ve serbest çağrışımlarla aktarılmaktadır. Bu durum bilinç akışı tekniğini gösterir.
Düzensiz ve kuralsız çağrışımlarla zihnin doğrudan yansıtılması bilinç akışı tekniğidir.
3
Üçüncü metin parçasının zaman akışını ve olay dizisini inceleme.
Şimdiki zamandan geçmişe gidilmiş, geçmişteki bir olay anlatıldıktan sonra tekrar şimdiki zamana dönülmüştür. Bu geriye dönüş tekniğini gösterir.
Zaman çizgisinin kırılarak geçmişe gidilmesi geriye dönüş tekniğidir.
4
Dördüncü metin parçasının anlatıcı şahsını ve mantıksal örgüsünü inceleme.
Kahraman kendi kendine konuşmakta ve bunu birinci şahıs ağzından mantıklı bir akış içinde yapmaktadır. Bu durum iç konuşma tekniğini gösterir.
Birinci şahıs ağzından yapılan düzenli iç diyaloglar iç konuşma tekniğidir.

Anahtar Kavram

Anlatmaya bağlı metinlerde anlatım tekniklerinin (iç çözümleme, bilinç akışı, geriye dönüş, iç konuşma) işlevsel özellikleri ve metin üzerinden ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 175Soru

I. Metin
"Çocukluğumun geçtiği o eski konak, her odasında ayrı bir hatıra barındıran tarihi bir yapıydı. Dedemin o gür sesiyle sofa kısmında bizi toplayıp anlattığı eski sefer anıları, zihnimde tarihin tozlu sayfalarından çıkmış gerçek tablolar gibi duruyor. O günlerden kalan tek şey, o konağın bahçesindeki kuyu ve duvara asılı eski bir fotoğraftır. İnsanın geçmişe dönüp bakması, yitirilen zamana dair tutulmuş belgesel bir kayıt gibidir."

II. Metin
"Kona��ın merdivenlerini tırmanırken basamakların gıcırtısı ona geçmişin sesini fısıldıyordu. Dedesi sofa kısmında oturmuş, hiç var olmamış seferlerin hayali haritalarını çiziyordu duvarlara. Adam yavaşça cebinden çıkardığı fotoğrafı açtı. Solmuş yüzler ona bakıp gülümsedi. 'Zaman,' diye mırıldandı kendi kendine, 'içinde boğulduğumuz ama ıslanamadığım��z bir nehir.'"

Edebî metinlerin sınıflandırılması ilkeleri ve bu metinlerin yapısal özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, yukarıdaki metinler hakkında yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. metin, dilin göndergesel işlevinin ağırlıklı olduğu, gerçekliği doğrudan aktarmayı amaçlayan kişisel hayatı konu alan öğretici bir metin örneğiyken; II. metin, gerçekliğin estetik bir kaygıyla yeniden kurgulandığı, dilin sanatsal işlevde kullanıldığı anlatmaya bağlı sanatsal bir metindir.

Cevap

I. metnin gerçekliği doğrudan aktaran kişisel hayatı konu alan öğretici metin, II. metnin ise kurmaca gerçekliğe sahip anlatmaya bağlı edebi metin olduğunu belirten yargı doğrudur.
Doğru yargıya göre, ilk metin anı türünde yazılmış bir öğretici metindir ve bu tür metinlerde gerçeklik doğrudan aktarılarak dil göndergesel işlevde kullanılır. İkinci metin ise olay çevresinde gelişen sanatsal metinlerin anlatmaya bağlı (roman/hikaye) alt dalına aittir; burada gerçeklik kurmaca yoluyla yeniden inşa edilmiş ve dil sanatsal (şiirsel) işlevde kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinlerin yazılış amaçlarını, gerçeklikle ilişkilerini ve dilin işlevlerini belirleme.
I. Metin'de yazar geçmişteki gerçek bir durumu (konağı ve dedesini) doğrudan aktarmayı hedeflemiş, nesnel gerçekliğe bağlı kalmıştır. II. Metin'de ise 'hiç var olmamış seferlerin hayali haritaları' ifadesinden de anlaşılacağı üzere kurmaca bir gerçeklik inşa edilmiş, dil estetik bir amaçla kullanılmıştır.
Edebi metinlerin sınıflandırılmasında temel ölçütler olan yazılış amacı, gerçeklik ve dilin işlevi kavramlarını metinler üzerinde uygulamak.
2
Metinlerin dahil olduğu üst ve alt kategorileri saptama.
I. Metin, yazarın anılarına dayandığı için 'kişisel hayatı konu alan öğretici metinler' grubundadır. II. Metin ise bir olay, kişi ve mekân etrafında kurgulandığı için 'olay çevresinde gelişen sanatsal metinlerin anlatmaya bağlı' kolundadır.
Edebi metinlerin sınıflandırma tablosundaki tam yerlerini tespit ederek seçenekleri elemek.
3
Belirlenen özellikleri seçeneklerdeki ifadelerle karşılaştırarak doğru yargıyı seçme.
I. metnin gerçekliği doğrudan aktaran kişisel hayatı konu alan öğretici metin olduğunu, II. metnin ise kurmaca gerçekliğe sahip anlatmaya bağlı edebi metin olduğunu belirten yargının doğruluğu kesinleşir.
Sınıflandırma ölçütlerini doğru şekilde eşleştiren seçeneği tespit etmek.

Anahtar Kavram

Edebi metinler ile öğretici metinlerin sınıflandırma kriterleri (gerçeklik, dilin işlevi, yazılış amacı) ve metinlerin alt dalları (anlatmaya bağlı, göstermeye bağlı vb.).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 176Soru

Selim, koridorun sonundaki pencereye doğru yürürken içindeki huzursuzluğun kaynağını çok iyi biliyordu. Günlerdir zihnini meşgul eden o kararsızlık, şimdi tüm benliğini ele geçirmişti. Mektubu göndermekle hata yapıp yapmadığını düşünüyor, bir yandan da içindeki gururun onu sürüklediği bu yalnızlıktan derin bir pişmanlık duyuyordu. Kendini avutmaya çalışsa da vicdanının sesini susturamayacağının farkındaydı.

Bu parçada belirgin olarak kullanılan anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İç çözümleme

Cevap

İç çözümleme
Doğru yanıt iç çözümleme seçeneğidir. Parçada kahramanın iç dünyası, hissettiği huzursuzluk, kararsızlık ve pişmanlık gibi psikolojik durumlar, anlatıcı tarafından üçüncü kişi ağzından çözümlenerek ve düzenli bir dille okuyucuya aktarılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anlatıcının konumunu ve bakış açısını belirleme
Anlatıcı üçüncü kişidir ve kahramanın iç dünyasındaki huzursuzluk, kararsızlık ve pişmanlık gibi tüm duygu ve düşüncelere hakimdir (hâkim/ilahi bakış açısı).
Anlatım tekniğini belirlemek için öncelikle anlatıcının karakterin iç dünyasına ne ölçüde müdahil olduğunu saptamak gerekir.
2
Duygu ve düşüncelerin aktarılış biçimini ve dilini inceleme
Karakter kendi kendine birinci ağızdan konuşmamakta, onun iç dünyası anlatıcı tarafından mantıksal bir sırayla betimlenip açıklanmaktadır.
Bu durum, anlatıcının araya girerek kahramanın psikolojisini dışarıdan bir gözle analiz ettiği iç çözümleme tekniğine uymaktadır.

Anahtar Kavram

İç çözümleme, anlatmaya bağlı metinlerde kahramanın iç dünyasının, duygu, düşünce ve psikolojik durumlarının ilahi anlatıcı tarafından üçüncü kişi ağzıyla çözümlenerek aktarılmasıdır.
Soru 177Soru

Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eder ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

Bu dörtlüğün biçimsel ve içeriksel özellikleri dikkate alındığında, nazım biçimi ve nazım türü aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nazım Biçimi: Koşma, Nazım Türü: Koçaklama

Cevap

Nazım Biçimi: Koşma, Nazım Türü: Koçaklama
Verilen dörtlük on birli hece ölçüsüyle yazılmıştır ve kafiye düzeni halk şiiri geleneklerine uygundur. Bu özellikler şiirin nazım biçiminin koşma olduğunu gösterir. İçerik yönünden ise yiğitlik, mücadele, kahramanlık gibi epik unsurları barındırdığı için nazım türü koçaklamadır. Dolayısıyla doğru yanıt 'Nazım Biçimi: Koşma, Nazım Türü: Koçaklama' ifadesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüğün hece ölçüsünü belirlemek için dizelerdeki heceleri sayalım.
Her dizede on bir hece bulunduğu görülür (11'li hece ölçüsü).
Halk edebiyatında on birli hece ölçüsüyle yazılan yaygın nazım biçimi koşmadır.
2
Dörtlüğün konusunu ve söyleyiş tarzını inceleyelim.
Dörtlükte göç, mücadele, yiğitlik ve epik bir söyleyiş hakimdir.
Koşma nazım biçiminin yiğitlik, savaş ve kahramanlık konularını işleyen türü koçaklamadır.
3
Elde edilen nazım biçimi ve nazım türü bilgilerini birleştirerek eşleştirelim.
Nazım biçimi koşma, nazım türü ise koçaklama olarak belirlenir.
Seçenekler arasından sırasıyla bu iki kavramı içeren doğru tanımı bulmak gerekir.

Anahtar Kavram

Nazım Biçimi ve Nazım Türü Ayrımı
Soru 178Soru

Aşağıda sol sütunda verilen klasik Türk edebiyatı şiir parçalarını, sağ sütunda yer alan doğru nazım biçimi ve nazım türü eşleştirmeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Bir eşek var idi zaîf ü nizâr / Yük elinden katı şikeste vü zâr"
"Bir vakte erdi ki bizim günümüz / Yiğit belli değil mert belli değil / Herkes yarasına derman arıyor / Deva belli değil dert belli değil"
"Gün doğdu şah-ı âlem uyanmaz mı habdan / Kılmaz mı cilve hayme-i sîmîn-tenâbdan"
"Güzel aşık cevrimizi / Çekemezsin demedim mi / Bu bir rıza lokmasıdır / Yiyemezsin demedim mi"

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci parça Mesnevi/Hicviye, ikinci parça Koşma/Taşlama, üçüncü parça Terkibibent/Mersiye, dördüncü parça ise Semai/Nefes ile eşleşmelidir.
Verilen eşleştirmelerde şiirlerin yapısal özellikleri (nazım biçimi) ve konuları (nazım türü) doğru şekilde eşleştirilmiştir. Şeyhi'nin Harname'si mesnevi/hicviye; Ruhsati'nin şiiri koşma/taşlama; Baki'nin mersiyesi terkibibent/mersiye; Pir Sultan Abdal'ın şiiri ise semai/nefes özelliklerini tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Şiir parçalarının yapısal özelliklerini (kafiye düzeni, hece sayısı/aruz ölçüsü, birim değeri) inceleyerek nazım biçimlerini belirlemek.
Birinci parça beyit birimli ve aa kafiyelidir (Mesnevi); ikinci parça 11'li hece ölçülüdür (Koşma); üçüncü parça aruz vezniyle yazılmış bent yapısına ait bir beyittir (Terkibibent); dördüncü parça 8'li hece ölçülüdür (Semai).
Nazım biçimleri şiirin dış yapısına (şekline) göre belirlenir.
2
Şiir parçalarının temalarını ve içeriklerini inceleyerek nazım türlerini belirlemek.
Birinci parça alegorik bir eşek hikayesi üzerinden hiciv/eleştiri içerir (Hicviye); ikinci parça toplumsal yozlaşmayı eleştirir (Taşlama); üçüncü parça cihan padişahının vefatı üzerine duyulan üzüntüyü işler (Mersiye); dördüncü parça tasavvufi felsefe ve Bektaşi inanç ilkelerini konu edinir (Nefes).
Nazım türleri şiirin konusuna ve içeriğine göre belirlenir.
3
Bulunan biçim ve tür çiftlerini doğru sağ sütun ögeleriyle birleştirmek.
Sol sütundaki şiirlerin tamamı sırasıyla ilgili nazım biçimi ve türü eşleşmesiyle hatasız şekilde birleştirilir.
Eşleştirmenin nihai kontrolünü tamamlamak için.

Anahtar Kavram

Nazım Biçimi ve Nazım Türü Ayırımı
Soru 179Soru

Bir tiyatro oyunundan alınan aşağıdaki metni inceleyiniz:

(Sahne, eski bir konağın çalışma odası olarak düzenlenmiştir. Duvarda tozlu portreler, ortada ise üzerinde kalın ciltli kitaplar ve pirinç bir şamdan bulunan ağır bir masa yer almaktadır. Karakterlerden Kenan, odada tek başınadır. Pencereden dışarıda yağan yağmuru izler, derin bir iç çeker.)

Kenan – (Kendi kendine, kederli bir ses tonuyla) Yıllardır bu odada, geçmişin gölgeleriyle yaşıyorum. Herkes uyurken ben vicdanımla baş başa kalıyorum. (Masaya yaklaşır, şamdanı eline alır ve elindeki titremeyi gizlemeye çalışarak tahta masaya vurur.) Zaman daralıyor...

(Bu sırada kapı yavaşça aralanır. İçeri giren sadık uşak Rıza'dır. Kenan'ın şaşkınlığı, gözlerini belerterek kaşlarını yukarı kaldırmasından anlaşılır.)

Bu metin ve metindeki sahne yönlendirmeleri dikkate alındığında tiyatro terimleri ve yapı unsurlarıyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kenan’ın elinin titremesi ve masaya vurması oyuncunun 'mimik' dünyasını yansıtırken; gözlerini belertip kaşlarını kaldırması 'jest' olarak tanımlanır.

Cevap

Kenan’ın elinin titremesi ve masaya vurması oyuncunun 'mimik' dünyasını yansıtırken; gözlerini belertip kaşlarını kaldırması 'jest' olarak tanımlanır seçeneği yanlış bir değerlendirmedir.
Tiyatro terimlerinde, oyuncuların el, kol ve beden hareketleri 'jest' olarak adlandırılırken; yüz, göz, kaş ve ağızla yapılan duygu bildiren hareketler 'mimik' olarak tanımlanır. Kenan'ın elinin titremesi ve masaya vurması jesttir; gözlerini belertip kaşlarını kaldırması ise mimiktir. Dolayısıyla, bu iki kavramın yerlerini değiştiren değerlendirme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki jest ve mimik unsurlarını belirleme
Kenan'ın elinin titremesi ve masaya vurması el-kol hareketlerine (bedensel hareketlere) dayanır; kaş kaldırma ve göz belertme ise yüz kaslarının hareketlerine dayanır.
Jest ve mimik kavramlarının metin üzerindeki somut karşılıklarını doğru analiz etmek için.
2
Jest ve mimik tanımlarıyla karşılaştırma
Tiyatroda el, kol, ayak ve beden hareketlerine 'jest'; yüz, göz, kaş, ağız gibi kısımlarla yapılan duygu ifadelerine ise 'mimik' denir.
Kavramların teorik tanımlarının metindeki karşılıklarla uyup uymadığını kontrol etmek için.
3
Seçenekteki hata durumunu tespit etme
Metinde jest olarak kabul edilmesi gereken el titremesi ve vurma hareketleri 'mimik' olarak; mimik olarak kabul edilmesi gereken yüz ifadeleri ise 'jest' olarak adlandırılmıştır. Bu durum kavramsal bir hatadır.
Hangi ifadenin yanlış olduğunu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Tiyatro Terimleri (Jest ve Mimik Farkı)
Soru 180Soru

Yeşil başlı gövel ördek
Uçar gider göle karşı
Eğrice boyunlu yârim
Bakar gider yola karşı

Karacaoğlan'a ait bu dörtlüğün nazım biçimi ve nazım türü aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nazım Biçimi: Semai / Nazım Türü: Güzelleme

Cevap

Nazım Biçimi: Semai / Nazım Türü: Güzelleme
Verilen dörtlük hece ölçüsü bakımından incelendiğinde her dizesinde 88 hece barındırdığı görülür. Halk edebiyatında 88'li hece ölçüsüyle yazılan ve lirik temaları işleyen nazım biçimi semaidir. Konu olarak sevgiliye duyulan özlem ve sevgilinin güzelliği (doğa unsurlarıyla birlikte) işlendiği için nazım türü güzellemedir. Bu doğrultuda, şiirin nazım biçimi semai, nazım türü ise güzellemedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüğün hece ölçüsünü belirlemek için dizelerdeki heceleri sayınız.
Dörtlüğün tüm dizeleri 88'li hece ölçüsüyle yazılmıştır.
Hece sayısı, şiirin halk edebiyatındaki nazım biçimini (1111'li olan koşma veya 88'li olan semai/varsağı) ayırt etmede ilk adımdır.
2
Dörtlüğün dil, üslup ve hitap özelliklerini inceleyiniz.
Şiirde 'bire', 'behey' gibi yiğitçe ünlemler bulunmamaktadır; son derece lirik ve samimi bir söyleyiş hakimdir.
Bu durum, 88'li hece ��lçüsüyle yazılan ve yiğitçe bir üsluba sahip olan varsağı seçeneğini eleyerek nazım biçiminin semai olduğunu kesinleştirir.
3
Şiirin konusunu ve temasını analiz ederek nazım türünü belirleyiniz.
Şiirde tabiat unsurları eşliğinde sevgiliye duyulan özlem ve sevgilinin güzelliği işlenmiştir.
Aşk, tabiat, kadın ve güzellik konularını işleyen halk edebiyatı şiirlerinin nazım türü güzellemedir.

Anahtar Kavram

Nazım biçimi ve nazım türü arasındaki farklar; semai biçimi ile güzelleme türünün özellikleri.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 9 / 14Sonraki
Edebiyat Bilgi ve Kuramları Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Sayfa 9 | Examkin