Milli Mücadele Dönemi

108 soru

Soru 81Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde Misak-ı Millî'nin kabulü ve İstanbul'un resmen işgali süreçlerinde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde Misak-ı Millî kararlarının oy birliğiyle kabul edilmesi, ardından İtilaf Devletleri'nin baskısıyla Ali Rıza Paşa Hükûmeti'nin istifa etmesi, sonrasında İstanbul'un resmen işgal edilerek Mebusan Meclisi'nin basılması ve son olarak Mustafa Kemal'in Ankara'da yeni bir meclis açılması için seçim genelgesi yayımlaması şeklindedir.
Kronolojik sıralama şu şekildedir: İlk olarak Mebusan Meclisinde Misak-ı Millî kararları kabul edilmiştir. Bu kararların ilanı İtilaf Devletleri'nin baskılarına yol açmış ve Ali Rıza Paşa Hükûmeti istifa etmiştir. Bu siyasi krizin ardından İtilaf Devletleri İstanbul'u resmen işgal ederek meclisi dağıtmıştır. Son aşamada ise Mustafa Kemal, meclisin kapatılması üzerine Ankara'da yeni bir meclisin açılması için seçim genelgesi yayımlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişmelerin tarihlerini belirlemek ve kronolojik ilişkiyi kurmak.
Seçeneklerdeki olaylar Ocak - Mart 1920 dönemini kapsamaktadır.
Sıralama yapabilmek için her bir olayın gerçekleşme tarihini saptamak gerekir.
2
Misak-ı Millî'nin kabul edilmesini başlangıç noktası olarak almak.
Son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Millî'nin kabulü (28 Ocak 1920) en erken gerçekleşen olaydır.
Bu karar, İtilaf Devletleri'nin baskılarını başlatan ve diğer olayların öncülü olan temel adımdır.
3
İtilaf Devletleri'nin baskılarına bağlı olarak yaşanan siyasi krizi ve hükûmet değişikliğini belirlemek.
İtilaf Devletleri'nin baskısı sonucu Ali Rıza Paşa Hükûmeti'nin istifası (3 Mart 1920) ikinci sırada yer alır.
Bu istifa, Misak-ı Millî kararlarına İtilaf Devletleri'nin gösterdiği tepkinin siyasi bir yansımasıdır.
4
Siyasi krizden sonra gerçekleşen askeri müdahaleyi tespit etmek.
İstanbul'un resmen işgali ve meclisin basılması (16 Mart 1920) üçüncü sıradadır.
Hükûmet değişikliğine rağmen milli kararlardan taviz verilmeyince İtilaf Devletleri askeri güç kullanmıştır.
5
İşgale karşı Anadolu'da alınan tedbiri ve yeni meclis hazırlıklarını belirlemek.
Mustafa Kemal'in Ankara'da yeni bir meclisin toplanması için seçim genelgesi yayımlaması (19 Mart 1920) son sıradadır.
Bu genelge, İstanbul'daki Mebusan Meclisi'nin basılarak işlevsiz hale getirilmesine karşı atılmış meşru bir adımdır.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'nin ilanı ve buna bağlı gelişen siyasi-askeri süreçler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 82Soru

Sivas Kongresi'nden sonra Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin baskısıyla Osmanlı Hükûmeti genel seçimleri yapmak zorunda kalmış ve yapılan seçimler sonucunda Son Osmanlı Mebusan Meclisi İstanbul'da toplanmıştır. İtilaf Devletleri bu meclisin açılmasına, kendi çıkarlarına uygun kararlar alacağını düşünerek engel olmamışlardır. Ancak meclisin 28 Ocak 1920'de kabul ettiği Misak-ı Millî kararları, İtilaf Devletleri'nin bu beklentilerini boşa çıkarmıştır. Bu geli��me üzerine İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal ederek meclisi dağıtmışlardır.

Buna göre, İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal etmesiyle sonuçlanan bu süreçle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mebusan Meclisinin, işgalci güçlerin beklentilerinin aksine vatanın bütünlüğünü ve tam bağımsızlığı hedefleyen bir programı kabul ettiği

Cevap

Mebusan Meclisinin, işgalci güçlerin beklentilerinin aksine vatanın b��tünlüğünü ve tam bağımsızlığı hedefleyen bir programı kabul ettiği
Mebusan Meclisinin, işgalci güçlerin beklentilerinin aksine vatanın bütünlüğünü ve tam bağımsızlığı hedefleyen bir programı kabul ettiği yargısı doğrudur. İtilaf Devletleri meclisin açılmasına sessiz kalırken teslimiyetçi kararlar çıkacağını umuyorlardı. Ancak meclisin tam bağımsızlık belgesi olan Misak-ı Millî'yi kabul etmesi bu beklentileri yıkmış ve İstanbul'un resmen işgaline yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî'yi kabul eden meclisin niteliğini belirlemek
Misak-ı Millî kararları, İstanbul'da toplanan ve padişaha bağlı olan Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilmiştir.
Soruda bahsedilen sürecin başlangıç noktasındaki kurumun tespiti ve İtilaf Devletleri'nin beklentilerinin neden boşa çıktığının anlaşılması gerekir.
2
İstanbul'un resmen işgal edilmesinin neden-sonuç ilişkisini kurmak
İtilaf Devletleri, meclisten kendi lehlerine kararlar çıkmasını beklerken meclisin vatanın bağımsızlığını savunan Misak-ı Millî'yi ilan etmesi üzerine İstanbul'u işgal etmiş ve meclisi kapatmıştır.
İşgalin doğrudan gerekçesinin Osmanlı parlamentosunun bağımsızlık kararı alması olduğunu analiz etmek için bu adım gereklidir.
3
Doğru yargıya ulaşmak ve seçenekleri değerlendirmek
Mebusan Meclisi, işgalcilerin beklentisinin aksine vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığını hedefleyen ulusal programı (Misak-ı Millî) kabul etmiştir.
Hatalı tarihsel çıkarımları eleyerek doğru sonuca ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'nin kabulü ve İstanbul'un işgali arasındaki neden-sonuç ilişkisi
Soru 83Soru

Mebusan Meclisi onayından geçmediği için hukuki geçersizlik taşıyan ve Saltanat Şûrası tarafından kabul edilen Sevr Antlaşması'nın bazı maddeleri ile bu maddelerin Osmanlı Devleti'nin egemenlik hakları üzerindeki doğrudan etkileri verilmiştir. Sol sütunda yer alan antlaşma maddelerini, sağ sütunda verilen egemenlik ve bağımsızlık ihlali boyutlarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Çanakkale ve İstanbul boğazlarının; Osmanlı Devleti'nin yer almadığı, kendine ait bütçesi ve bayrağı olan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilmesi.
Kapitülasyonların tüm İtilaf Devletleri yararlanacak şekilde genişletilerek yeniden yürürlüğe konulması ve Osmanlı maliyesinin yabancı denetimine bırakılması.
Zorunlu askerliğin kaldırılması, Osmanlı ordusunun 50.700 kişiyle sınırlandırılması ve orduda ağır silahların bulundurulmasının yasaklanması.
Azınlık haklarının genişletilmesi, hakları ihlal edilen azınlıkların doğrudan İtilaf Devletleri'ne başvurabilmesi ve adli yapının yabancı komisyonlarca düzenlenmesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Boğazlar maddesi ülke bütünlüğü ve stratejik kontrolün kaybıyla; kapitülasyonlar ve mali denetim maddesi mali bağımsızlığın yok edilmesiyle; ordu ve silah sınırlandırması asker�� bağımsızlığın engellenmesiyle; azınlık hakları ve adli komisyon maddesi ise hukuki bağımsızlığın zedelenmesiyle eşleşmektedir.
Boğazlar maddesi stratejik yollar ve ülke bütünlüğünün kaybıyla; mali denetim ve kapitülasyonlar ekonomik bağımsızlığın yok olmasıyla; askeri sınırlamalar ülkenin savunma hakkının elinden alınmasıyla; azınlık hakları ve adli komisyon ise yargı yetkisinin yani hukuki egemenliğin zedelenmesiyle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Boğazlar maddesinin analiz edilmesi
Boğazlar'da bağımsız bir komisyon kurulmasının, devletin coğrafi bütünlüğünü ve jeopolitik su yolları üzerindeki kontrolünü yok ettiği belirlenir ve stratejik geçiş yolları üzerindeki kontrolün kaybedilmesi seçeneğiyle eşleştirilir.
Uluslararası komisyon yapısının toprak egemenliği üzerindeki etkisini saptamak.
2
Mali denetim ve kapitülasyon maddesinin analiz edilmesi
Mali komisyon ve kapitülasyonların devletin ekonomik kaynaklarını sömürge durumuna getirdiği anlaşılır ve mali/iktisadi bağımsızlığın ortadan kaldırılması seçeneğiyle eşleştirilir.
Ekonomik kısıtlamaların bağımsızlık kavramı açısından karşılığını bulmak.
3
Ordu ve savunma maddesinin analiz edilmesi
Asker sayısının kısıtlanması ve ağır silahlardan arındırma hükümlerinin devleti savunmasız bırakmayı amaçladığı görülür ve askerî bağımsızlığın engellenmesi seçeneğiyle eşleştirilir.
Silahsızlandırma ve asker sınırlaması politikalarının savunma hakkı üzerindeki etkisini ilişkilendirmek.
4
Adli düzenlemeler ve azınlık hakları maddesinin analiz edilmesi
Yargı sisteminin denetimi ve azınlık hakları bahanesiyle iç işlerine karışılmasının egemen devlet yetkilerini kısıtladığı fark edilir ve hukuki bağımsızlığın zedelenmesi seçeneğiyle eşleştirilir.
Adli komisyonların ve dış başvuruların yargı bağımsızlığını nasıl zedelediğini kavramak.

Anahtar Kavram

Mebusan Meclisi onayından geçmediği için hukuki geçersizlik taşıyan Sevr Antlaşması maddelerinin bağımsızlık ve egemenlik hakları üzerindeki etkileri.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 84Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde Misak-ı Millî'nin kabulü ve İstanbul'un işgali sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama Amasya Görüşmeleri'nde tavsiye kararının alınması, mecliste Felah-ı Vatan Grubu'nun kurulması, Misak-ı Millî'nin kabulü, Ali Rıza Paşa Hükûmeti'nin istifa etmesi ve İstanbul'un resmen işgal edilmesi şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama; Ekim 1919'da Amasya Görüşmeleri ile meclisin toplanma yerinin kararlaştırılması, Ocak 1920'de meclisin açılarak Felah-ı Vatan Grubu'nun kurulması, 28 Ocak 1920'de Misak-ı Millî'nin kabulü, 3 Mart 1920'de İtilaf baskısıyla Ali Rıza Paşa Hükûmeti'nin istifası ve nihayet 16 Mart 1920'de İstanbul'un resmen işgal edilmesi şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Görüşmeleri'nin tarihinin belirlenmesi.
Amasya Görüşmeleri Ekim 1919'da gerçekleşmiştir.
Meclisin toplanma yeri tartışmalarının başlangıcını saptamak için bu olay ilk sıraya konur.
2
Felah-ı Vatan Grubu'nun kuruluş tarihinin belirlenmesi.
Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920'de açıldıktan kısa süre sonra, Ocak ayının ortalarında bu grup kurulmuştur.
Meclisin açılması ve iç örgütlenmesinin tamamlanması, Misak-ı Millî kararlarının alınmasından önce gerçekleşen bir adımdır.
3
Misak-ı Millî'nin kabul tarihinin tespit edilmesi.
Kararlar 28 Ocak 1920'de meclisteki gizli oturumda kabul edilmiştir.
Bu beyanname meclis grubunun kurulmasından sonra, hükûmet krizlerinden ve işgalden önce ilan edilmiştir.
4
Ali Rıza Paşa kabinesinin istifa sürecinin incelenmesi.
Kabine, Misak-ı Millî kararlarına tepki gösteren İtilaf Devletleri'nin baskısıyla 3 Mart 1920'de istifa etmiştir.
Hükûmetin istifası, Misak-ı Millî'nin kabulünün doğrudan bir sonucu olup resmî işgalden hemen önce gerçekleşmiştir.
5
İstanbul'un resmen işgal tarihinin belirlenmesi.
İstanbul resmen 16 Mart 1920'de işgal edilmiş ve meclis basılmıştır.
İşgal, Misak-ı Millî kararlarının mecliste kabul edilmesine ve hükûmet değişikliklerine İtilaf Devletleri'nin nihai tepkisidir ve bu sıralamadaki son olaydır.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'nin kabul süreci ve bu sürecin İstanbul'un işgaline yol açan siyasi gelişmeleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 85Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde cepheler arasındaki askeri ve diplomatik etkileşim, TBMM Hükümetinin stratejik hamlelerini doğrudan etkilemiştir.

Buna göre, Doğu Cephesi’ndeki askeri ve diplomatik gelişmelerin Güney Cephesi’ne olan yansımaları ve bu cephelerin genel özellikleriyle ilgili;

I. Doğu Cephesi'nde kazanılan zaferin ardından buradaki düzenli ordu birliklerinin tamamının Güney Cephesi'ne kaydırılarak Fransız işgaline son verilmesi,
II. Doğu'da Ermenistan'a karşı elde edilen diplomatik başarının (Gümrü Antlaşması), TBMM'nin güneydeki işgalci güç olan Fransa karşısındaki siyasi otoritesini ve pazarlık gücünü artırması,
III. Her iki cephede de Ermeni iddialarına karşı mücadele edilmesi ve bu mücadelelerin nihai olarak TBMM'nin hukuki varlığını tanıyan uluslararası antlaşmalarla sonuçlanması

değerlendirmelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Doğu ve Güney cephelerindeki mücadelelerin niteliğini ve diplomatik sonuçlarını doğru açıklayan II ve III numaralı öncüllerin yer aldığı seçenek doğrudur.
Doğu Cephesi'nde kazanılan askeri başarı ve ardından imzalanan Gümrü Antlaşması, TBMM'nin uluslararası arenadaki ilk siyasi başarısıdır. Bu durum TBMM'nin güney sınırını işgal eden Fransa karşısındaki prestijini ve pazarlık gücünü doğrudan artırmıştır. Ayrıca Doğu Cephesi'nde Ermeni ordusuyla savaşılırken, Güney Cephesi'nde de işgalci Fransızlarla iş birliği yapan silahlı Ermeni çetelerine karşı direniş gösterilmiştir. Her iki cephe de nihayetinde TBMM'nin hukuki varlığını resmen tanıyan uluslararası antlaşmalarla (Gümrü ve Ankara Antlaşmaları) sonuçlanmıştır. Bu nedenle II ve III numaralı ifadelerin yer aldığı seçenek doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki askeri birlik sevkiyatı bilgisinin incelenmesi
Doğu Cephesi'ndeki zaferden sonra Kazım Karabekir komutasındaki 15. Kolordu'ya bağlı düzenli birliklerin güneye değil, asıl mücadele alanı olan Batı Cephesi'ne sevk edildiği; Güney Cephesi'nde ise Fransızlara karşı düzenli ordu yerine Kuvayı Milliye'nin direniş gösterdiği tespit edilir. Bu nedenle birinci öncül yanlıştır.
Milli Mücadele'deki cepheler arası askeri hareketliliğin yönünü ve cephelerin savunma güçlerini doğru analiz etmek.
2
İkinci öncüldeki askeri-diplomatik etkileşimin analiz edilmesi
Doğu'da Ermenistan'a karşı kazanılan askeri zafer ve sonrasındaki Gümrü Antlaşması, TBMM'nin ilk uluslararası siyasi zaferi olup, TBMM'nin prestijini artırmış ve Fransa'nın güneydeki işgal planlarını gözden geçirmesinde etkili olmuştur. Bu nedenle ikinci öncül doğrudur.
Bir cephedeki diplomatik başarının diğer cephedeki işgalci güçlerin politikalarına olan dolaylı etkisini kavramak.
3
Üçüncü öncüldeki düşman unsurları ve antlaşmaların değerlendirilmesi
Doğu Cephesi'nde doğrudan Ermenistan Devleti ile savaşılmış; Güney Cephesi'nde ise işgalci Fransız ordusunun yanında silahlandırılan Ermeni intikam alayları ve çeteleriyle mücadele edilmiştir. Her iki cephe de TBMM'nin varlığını hukuken tanıyan antlaşmalarla (Gümrü ve 1921 Ankara Antlaşması) kapanmıştır. Bu nedenle üçüncü öncül doğrudur.
Cephelerdeki ortak tehdit odağını (Ermeni iddiaları) ve bu süreçlerin TBMM'nin tanınmasıyla sonuçlanan diplomatik boyutunu belirlemek.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi Doğu ve Güney Cepheleri askeri ve diplomatik ilişkileri
Soru 86Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde Doğu ve Güney cephelerinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri, gerçekleştikleri tarihlere göre geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Maraş’ta halk direnişiyle Fransızların şehri tahliye etmesi (Şubat 1920), Kazım Karabekir komutasındaki birliklerin Kars’ı geri alması (Ekim 1920), Ermenistan ile Gümrü Antlaşması’nın imzalanması (Aralık 1920) ve Fransa ile Ankara Antlaşması’nın imzalanması (Ekim 1921) şeklindedir.
Kronolojik sıralama geçmişten günümüze doğru yapıldığında; Maraş'ın işgalden kurtarılması (Şubat 1920), Kars'ın geri alınması (Ekim 1920), Gümrü Antlaşması (Aralık 1920) ve Ankara Antlaşması (Ekim 1921) sıralaması elde edilir. Bu sıralama olayların gerçekleşme tarihleriyle tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Maraş Savunması'nın tarihini tespit etme
Güney Cephesi'nde Kuvayıyımilliye direnişiyle Maraş'ın Fransızlar tarafından tahliye edilmesi Şubat 1920'de gerçekleşmiştir.
Milli Mücadele'deki ilk bölgesel başarıların tarihsel sırasını belirlemek.
2
Kars'ın geri alınış tarihini tespit etme
Kazım Karabekir komutasındaki XV. Kolordu'nun Doğu Cephesi taarruzu sonucunda Kars'ı kurtarması Ekim 1920'de gerçekleşmiştir.
Doğu Cephesi askeri safhasının seyrini kronolojik sıraya koymak.
3
Gümrü Antlaşması'nın tarihini tespit etme
Doğu sınırlarını belirleyen ve Ermenistan ile imzalanan Gümrü Antlaşması 3 Aralık 1920'de imzalanmıştır.
Doğu Cephesi'ndeki askeri zaferin diplomatik sonucunun zamanlamasını saptamak.
4
Ankara Antlaşması'nın tarihini tespit etme
Güney Cephesi'ni kapatan Ankara Antlaşması 20 Ekim 1921'de imzalanmıştır.
Fransa ile yapılan ve diplomatik bir dönüm noktası olan antlaşmanın son sırada yer aldığını doğrulamak.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi Doğu ve Güney cephelerindeki askeri ve diplomatik gelişmelerin tarihsel sıralaması.
Soru 87Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisinde 28 Ocak 1920'de gizli bir oturumda kabul edilen ve 17 Şubat 1920'de kamuoyuna ilan edilen Misak-ı Millî kararları, İtilaf Devletleri'nin beklentilerinin aksine, Türk milletinin bağımsızlık konusundaki kararlılığını dünyaya duyurmuştur. Bu gelişme üzerine İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal etmiş ve meclisi dağıtmıştır.

Bu bilgilere göre, Misak-ı Millî'nin kabulü ile İstanbul'un resmen işgali arasındaki ilişki hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Misak-ı Millî'nin ulusal bağımsızlığı hedefleyen kararlarının Mebusan Meclisinde kabul edilmesi, İtilaf Devletleri'nin meclis iradesini yok sayarak İstanbul'u resmen işgal etmesine zemin hazırlamıştır.

Cevap

Misak-ı Millî'nin ulusal bağımsızlığı hedefleyen kararlarının Mebusan Meclisinde kabul edilmesi, İtilaf Devletleri'nin meclis iradesini yok sayarak İstanbul'u resmen işgal etmesine zemin hazırlamıştır.
Doğru olan seçenek, Misak-ı Millî'nin ulusal bağımsızlığı hedefleyen kararlarının Mebusan Meclisinde kabul edilmesinin İtilaf Devletleri'nin meclis iradesini yok sayarak İstanbul'u resmen işgal etmesine zemin hazırladığını açıklamaktadır. Bağımsızlık kararlarının ilan edilmesi İtilaf Devletleri'nin planlarını bozmuş, onlar da meclisi basıp dağıtarak ve şehri resmen işgal ederek tepki göstermişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî'nin kabul edildiği kurumsal yapı tespit edilir.
Misak-ı Millî, henüz Ankara'da TBMM açılmadan önce, İstanbul'da toplanan Son Osmanlı Mebusan Meclisinde kabul edilmiştir.
Öğrencinin meclis aidiyeti konusundaki yaygın kavram yanılgısını önlemek.
2
Misak-ı Millî kararlarının içeriği ile İtilaf Devletleri'nin çıkarları karşılaştırılır.
Kararlar tam bağımsızlığı, kapitülasyonların reddedilmesini ve vatan sınırlarını savunduğu için İtilaf Devletleri'nin işgal planlarına tamamen aykırıdır.
İşgale yol açan temel siyasi anlaşmazlığı ve gerilimi analiz etmek.
3
İşgalin doğrudan gerekçesi ile sonuçları arasında neden-sonuç ilişkisi kurulur.
Mebusan Meclisinin bağımsızlık kararını ilan etmesi üzerine İtilaf Devletleri meclisi dağıtmak, mebusları sürgüne göndermek ve milli iradeyi sindirmek için İstanbul'u resmen işgal etmiştir.
Olayların gelişim sürecini ve işgalin temel nedenini doğru yorumlamak.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî kararlarının Osmanlı Mebusan Meclisinde kabul edilmesi ve buna tepki olarak İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal edip meclisi kapatması arasındaki neden-sonuç ilişkisi.
Soru 88Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde Birinci TBMM'ye karşı çıkan ayaklanmaların genel nitelikleri ile bu ayaklanmaların somut örnekleri aşağıda verilmiştir. Sol sütundaki ayaklanma özelliklerini, sağ sütundaki uygun isyan örnekleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İstanbul Hükümeti'nin doğrudan organize ettiği ve Hilafet makamının gücünü kullanmayı amaçlayan ayaklanmalar
İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri'nin ortaklaşa yürüttüğü propagandalar ve kışkırtmalar sonucu Anadolu'da çıkan yerel ayaklanmalar
Başlangıçta Millî Mücadele yanlısı olup düzenli ordunun kurulması kararına karşı çıkarak merkezi otoriteye isyan edenlerin ayaklanmaları
İtilaf Devletleri'nin desteğiyle Anadolu topraklarında bağımsız devletler kurmayı amaçlayan gayrimüslim unsurların ayaklanmaları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki İstanbul Hükümeti'nin doğrudan organize ettiği ayaklanmalar sağ sütundaki Anzavur Ahmet ve Kuva-yi İnzibatiye Ayaklanmaları ile; İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri'nin ortak kışkırtmasıyla çıkan yerel ayaklanmalar Bolu, Düzce, Yozgat ve Konya Ayaklanmaları ile; düzenli orduya katılmayı reddeden eski Kuva-yi Milliyecilerin ayaklanmaları Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe Ayaklanmaları ile; bağımsız devlet kurmayı amaçlayan gayrimüslim ayaklanmaları ise Pontus Rum ve Ermeni Ayaklanmaları ile eşleşir.
Birinci TBMM'ye karşı çıkan ayaklanmaların nitelikleri ve örnekleri doğru eşleştirildiğinde; İstanbul Hükümeti'nin doğrudan çıkardığı isyanlar Anzavur Ahmet ve Kuva-yi İnzibatiye ile; ortaklaşa çıkarılan yerel isyanlar Bolu, Düzce, Yozgat ve Konya isyanları ile; eski Kuva-yi Milliyecilerin çıkardığı isyanlar Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe ile; azınlık isyanları ise Pontus ve Ermeni isyanları ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul Hükümeti'nin doğrudan organize ettiği ayaklanmayı belirlemek.
Anzavur Ahmet ve Kuva-yi İnzibatiye (Hilafet Ordusu) isyanlarının doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından TBMM'yi etkisiz kılmak amacıyla çıkarıldığı tespit edilir.
Bu ayaklanmalar doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından planlanmış, finanse edilmiş ve askeri güç olarak kullanılmıştır.
2
İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri'nin ortaklaşa kışkırttığı yerel ayaklanmaları tespit etmek.
Bolu, Düzce, Yozgat ve Konya isyanlarının, işgalci güçlerin desteği ve İstanbul Hükümeti'nin kışkırtmalarıyla çıkan yerel ayaklanmalar olduğu belirlenir.
Halkın dini ve saltanata bağlılık duyguları istismar edilerek TBMM otoritesi bu bölgelerde sarsılmak istenmiştir.
3
Eski Kuva-yi Milliye şeflerinin çıkardığı ayaklanmaları gruplandırmak.
Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe'nin, kurulmakta olan düzenli ordunun komutası altına girmeyi reddederek isyan ettikleri saptanır.
Merkeziyetçi devlet ve ordu yapısının kurulması sürecinde kişisel nüfuz ve bağımsız hareket etme arzuları isyana yol açmıştır.
4
Azınlıkların bağımsızlık amaçlı çıkardığı isyanları belirlemek.
Pontus Rum ve Doğu Anadolu Ermeni isyanlarının kendi devletlerini kurmayı amaçlayan azınlık isyanları olduğu anlaşılır.
Mondros Mütarekesi'nin işgal maddelerine ortam hazırlamak ve Wilson İlkeleri doğrultusunda çoğunluk oluşturduklarını iddia ederek bağımsızlık elde etmek istemişlerdir.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM Dönemi Ayaklanmaları ve Sınıflandırılması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 89Soru

Mustafa Kemal Paşa’nın 24 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisine sunduğu ve meclis tarafından kabul edilen önergede yer alan, *"Geçici kaydıyla bir hükümet reisi tanımak veya padişah kaymakamı ikame etmek doğru değildir."* kararı kabul edilmi��tir.

Bu kararın alınmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meclisin üzerinde herhangi bir vesayet odağının bulunmadığını göstererek bağımsız ve sürekli bir yönetim iradesi ortaya koymak

Cevap

Meclisin üzerinde herhangi bir vesayet odağının bulunmadığını göstererek bağımsız ve sürekli bir yönetim iradesi ortaya koymak
Önergedeki bu maddeyle, Büyük Millet Meclisinin geçici bir kurul olmadığı, aksine kalıcı ve tam bağımsız bir yönetim organı olarak çalışacağı vurgulanmıştır. 'Padişah kaymakamı ikame etmek doğru değildir' ifadesiyle, meclisin padişahın vekili veya İstanbul Hükümeti'nin bir uzantısı gibi hareket etmeyeceği, kararlarında tamamen özgür olacağı belirtilmiştir. Bu durum, meclisin üzerinde hiçbir güç veya vesayet odağı tanınmadığını ve milli iradeye dayalı bağımsız bir devletin kurulduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Önergede geçen 'geçici bir hükümet başkanı tanımama' ve 'padişah kaymakamı atamama' kararının siyasi gerekçesi analiz edilir.
Bu kararla meclisin geçici bir organ olmadığı, kararlarında tamamen bağımsız ve kalıcı bir iradeye sahip olduğu sonucuna ulaşılır.
Meclisin üzerinde herhangi bir gücün veya vesayet makamının kabul edilmediğini anlamak için önerge maddesinin hukuki niteliği belirlenmelidir.
2
Seçeneklerde yer alan ifadeler ile önerge maddesinin amacı karşılaştırılır.
Meclisin üzerinde başka hiçbir vesayet odağının (padişah veya İstanbul Hükümeti) bulunmadığını gösteren seçeneğin doğru amaç olduğu tespit edilir.
Milli egemenlik ilkesinin gereği olarak meclisin tam bağımsızlığını ve sürekliliğini savunan seçeneği belirlemek gerekmektedir.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin milli egemenlik ve tam bağımsızlık ilkeleri çerçevesinde kurucu ve kalıcı niteliği.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 90Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Birinci TBMM'nin açılış süreci ve sonrasındaki iç ayaklanmalara karşı alınan önlemlerle ilgili aşağıda verilen gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik sıralaması: İstanbul'un resmen işgali ve meclisin kapatılması (16 Mart 1920), Büyük Millet Meclisi'nin açılması (23 Nisan 1920), Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması (29 Nisan 1920) ve İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması (11 Eylül 1920) şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama; İstanbul'un işgali (16 Mart 1920), Büyük Millet Meclisi'nin açılması (23 Nisan 1920), Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması (29 Nisan 1920) ve İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması (11 Eylül 1920) sırasını izler.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul'un resmen işgal edilmesinin ve meclisin kapatılmasının tarihini belirlemek
Bu gelişme 16 Mart 1920'de gerçekleşmiştir.
İstanbul'un işgali, Ankara'da yeni bir meclisin açılma sürecini başlatan temel etkendir.
2
Büyük Millet Meclisi'nin açılış tarihini tespit etmek
Meclis 23 Nisan 1920'de açılmıştır.
Mebusan Meclisi'nin kapatılması sonrasında Ankara'da ulusal iradeyi temsil eden yeni meclisin açılışı gerçekleştirilmiştir.
3
İç isyanlara karşı çıkarılan yasal düzenlemenin tarihini belirlemek
Hıyanet-i Vataniye Kanunu 29 Nisan 1920'de yasalaşmıştır.
Meclisin açılmasından hemen sonra ortaya çıkan iç isyanları engellemek ve meclisin otoritesini sağlamlaştırmak amaçlanmıştır.
4
Yargı sürecini hızlandırmak için kurulan mahkemenin kuruluş tarihini belirlemek
İstiklal Mahkemeleri 11 Eylül 1920'de kurulmuştur.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'na uymayanların hızlı bir biçimde yargılanarak cezalandırılması hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin açılış süreci ve iç ayaklanmalara karşı aldığı yasal/yargısal önlemler
Soru 91Soru

Birinci TBMM’nin açılmasının ardından İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri, milli hareketi itibarsızlaştırmak ve meclise karşı ayaklanmalar kışkırtmak amacıyla Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi’nin imzaladığı fetvayı İngiliz uçaklarıyla Anadolu halkına ulaştırmıştır.

TBMM’nin bu dinsel ve siyasal propagandayı boşa çıkarmak, halka gerçekleri anlatarak ayaklanmaların önüne geçmek amacıyla doğrudan gerçekleştirdiği faaliyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu Ajansı'nın faaliyete geçirilmesi ve Ankara Müftüsü Rifat Efendi öncülüğünde milli mücadeleyi destekleyen karşı fetva yayımlanması

Cevap

Anadolu Ajansı'nın faaliyete geçirilmesi ve Ankara Müftüsü Rifat Efendi öncülüğünde milli mücadeleyi destekleyen karşı fetva yayımlanması
İstanbul Hükümeti'nin Şeyhülislam fetvasıyla yürüttüğü propagandaya karşı Ankara Müftüsü Rifat Börekçi öncülüğünde karşı fetva yayımlanmış ve halkı doğru bilgilendirmek için Anadolu Ajansı kurulmuştur. Bu sayede halkın milli mücadeleye olan inancı korunmuş ve dezenformasyonun önüne geçilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul Hükümeti'nin propaganda faaliyetini belirlemek
İstanbul Hükümeti, Şeyhülislam fetvasını İngiliz uçaklarıyla dağıtarak halkı kışkırtmıştır.
Sürecin hangi yöntemle yürütüldüğünü saptamak için bu tespit gereklidir.
2
Propagandaya karşı TBMM'nin bilgi ve inanç alanındaki önlemlerini analiz etmek
Dini propagandaya karşı karşı-fetva (Ankara Fetvası) hazırlanmış, bilgi kirliliğine karşı ise Anadolu Ajansı kurulmuştur.
Halkın doğru bilgilendirilmesi ve dini argümanların çürütülmesi amaçlanmıştır.
3
Seçenekleri değerlendirip doğru önlemi tespit etmek
Seçeneklerdeki dini ve bilgi edinme faaliyetlerine yönelik eşleşme yapıldığında, Ankara Fetvası ve Anadolu Ajansı'nın kurulması adımlarının bu amaca doğrudan hizmet ettiği görülür.
Diğer seçeneklerdeki kronolojik hatalar ve meclis aidiyeti yanılgıları elenerek doğru yanıta ulaşılır.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM Dönemi Ayaklanmalarına Karşı Alınan Önlemler (Sosyal ve Bilgilendirme Boyutu)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 92Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Birinci TBMM'nin açılmasının ardından Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde meclis otoritesini sarsmaya yönelik birçok ayaklanma çıkmıştır. Aşağıda sol sütunda bu ayaklanmaların ortaya çıkış nedenleri ve niteliklerine göre yapılan sınıflandırmalar, sağ sütunda ise bu sınıflandırmalara ait ayaklanma örnekleri verilmiştir. Sol sütunda yer alan nitelikleri, sağ sütundaki uygun ayaklanma örnekleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından, İngilizlerin de desteğiyle Boğazlar ve çevresinde milli kuvvetleri engellemek amacıyla kurulan askeri güçlerin çıkardığı ayaklanmalar
Milli Mücadele'nin başlangıcında yararlılıklar göstermiş fakat düzenli ordunun kurulması kararına karşı çıkarak merkezi otoriteye başkaldıranların çıkardığı ayaklanmalar
İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri'nin ortaklaşa kışkırtmaları sonucu Anadolu'nun iç kesimlerinde halkın dini ve geleneksel duyguları istismar edilerek çıkarılan yerel ayaklanmalar
Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra Anadolu'da işgallere zemin hazırlamak ve bağımsız devletler kurmak amacıyla gayrimüslim halkın çıkardığı ayaklanmalar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından çıkarılan askeri nitelikli isyanlar Kuvayıinzibatiye ve Ahmet Anzavur ayaklanmalarıyla; başlangıçta Kuvayı Milliye safında olup düzenli orduya karşı çıkanlar Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe ayaklanmalarıyla; İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri ortaklığıyla çıkarılan yerel isyanlar Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı, Konya ve Yozgat ayaklanmalarıyla; azınlıkların bağımsızlık amaçlı isyanları ise Pontus Rum ve Doğu Anadolu Ermeni ayaklanmalarıyla eşleşmektedir.
Eşleştirmede her ayaklanma kategorisi kendi tarihsel niteliğine ve amacına uygun olarak doğru bir şekilde gruplandırılmıştır. Doğrudan İstanbul Hükümeti'nin askeri çabaları Hilafet Ordusu ile; Kuvayı Milliye kökenli isyancılar düzenli orduye direnen Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe ile; İtilaf Devletleri ortak yapımı yerel isyanlar Bolu-Düzce ve Konya-Yozgat olayları ile; azınlık isyanları ise Pontus Rum ve Ermeni faaliyetleri ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından çıkarılan ayaklanmaların belirlenmesi
Milli kuvvetleri Boğazlar çevresinden uzak tutmak isteyen İstanbul Hükümeti'nin doğrudan yönlendirdiği Kuvayıinzibatiye (Hilafet Ordusu) ve Ahmet Anzavur isyanları tespit edilir.
İstanbul Hükümeti'nin doğrudan kurduğu yapılar ile ortaklaşa kışkırttığı yerel halk hareketlerini birbirinden ayırt etmek gerekir.
2
Kuvayı Milliye kökenli olup sonradan ayaklanan grupların belirlenmesi
Milislere komuta eden ve düzenli ordunun disiplinine girmek istemeyen Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe'nin isyanları belirlenir.
Bu isyanların diğerlerinden farkı, başlangıçta milli mücadeleye hizmet etmiş kişilerin meclisin merkezi otoritesini tanımamalarından kaynaklanmasıdır.
3
İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri ortaklığıyla çıkarılan yerel isyanların belirlenmesi
Anadolu'da halkın dini duygularının suistimal edilmesiyle çıkan Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı, Konya ve Yozgat ayaklanmaları tespit edilir.
Bu isyanlar geniş bir alana yayılmış olup İtilaf Devletleri'nin propaganda desteğiyle yürütülmüştür.
4
Gayrimüslim azınlıkların çıkardığı ayrılıkçı isyanların belirlenmesi
Pontus Rum ve Ermeni ayaklanmaları bu kategoriye dahil edilir.
Bu isyanların temel amacı bağımsız devlet kurarak Anadolu topraklarını parçalamaktır.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM Dönemi'nde çıkan iç ayaklanmaların nitelikleri, nedenleri ve örnek olaylar düzeyinde sınıflandırılması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 93Soru

Birinci TBMM, açılışının hemen ardından Anadolu'nun çeşitli yerlerinde patlak veren iç isyanlara karşı bazı tedbirler almıştır. Bu doğrultuda meclis; 29 Nisan 1920'de Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu çıkarmış, bu kanuna göre yargılama yapmak üzere üyeleri milletvekillerinden oluşan İstiklal Mahkemelerini kurmuş ve İstanbul Hükümetinin fetvasına karşı Ankara Müftüsü öncülüğünde dini meşruiyet sağlayan bir karşı fetva yayımlatmıştır.

Bu uygulamalar dikkate alındığında, Birinci TBMM'nin karşılaştığı iç isyanlar karşısında aşağıdakilerden hangisine önem verdiği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mücadelesini yasal meşruiyet ve hukuki yaptırım gücüne dayandırmaya

Cevap

Mücadelesini yasal meşruiyet ve hukuki yaptırım gücüne dayandırmaya
Birinci TBMM'nin iç isyanları önlemek için Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu yayımlaması yasama gücünü, milletvekillerinden oluşan İstiklal Mahkemelerini kurması ise yargı gücünü kullandığını gösterir. İstanbul Hükümetinin milli hareketi dinsizlik olarak suçlayan fetvasına karşı dini meşruiyeti korumak amacıyla karşı fetva çıkarılması da eklenince, tüm bu tedbirlerin meclisin mücadelesini yasal meşruiyet ve hukuki yaptırım gücüne dayandırmaya önem verdiğini kanıtladığı görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Soru öncülünde belirtilen tedbirleri yasama, yürütme ve yargı güçleri ile dini meşruiyet kavramları açısından analiz etmek.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılmasının yasama yetkisini, İstiklal Mahkemeleri'nin kurulmasının yargı yetkisini ve karşı fetvanın dini meşruiyeti temsil ettiği saptanır.
Meclisin iç isyanlara karşı gösterdiği reaksiyonun niteliğini kavramak için bu analiz gereklidir.
2
Tedbirlerin ortak amacını ve yöntemini belirlemek.
Meclisin aldığı kararların tamamının keyfi uygulamalar yerine yasal meşruiyet, kanun gücü ve dini onay çerçevesinde yürütüldüğü anlaşılır.
Seçenekler arasında yer alan doğru yargıya ulaşmak için meclisin yöntemindeki ortak paydayı görmek gerekir.
3
Yanlış seçenekleri kronolojik ve tarihsel gerçekliklere göre eleyerek doğru seçeneği işaretlemek.
Mücadelenin yasal meşruiyet ve hukuki yaptırıma dayandırıldığını ifade eden seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Saltanatın bu dönemde kaldırılmaması, Misak-ı Milli'nin Mebusan Meclisinde kabulü ve Sevr'in reddi gibi tarihsel gerçekler diğer seçenekleri eler.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin iç ayaklanmalara karşı otoritesini korumak amacıyla yasal, askeri ve dini meşruiyet araçlarını kullanması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 94Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde Büyük Millet Meclisinin (TBMM) açılışı ve sonrasında meclis otoritesini korumaya yönelik gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; İstanbul Hükümeti'nin yıpratma amaçlı fetva yayımlaması, Büyük Millet Meclisinin açılması, Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun kabul edilmesi ve İstiklal Mahkemelerinin kurulması şeklindedir.
Kronolojik süreç incelendiğinde, İstanbul Hükümeti'nin fetva girişimi meclisin açılışından öncedir. Meclisin açılmasını takiben çıkan isyanlara karşı önce kanun (Hıyanet-i Vataniye) çıkarılmış, aylar sonra da bu kanunu uygulamak üzere yargı organı olarak İstiklal Mahkemeleri tesis edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul Hükümeti'nin karşı fetva girişimini belirleme
Dürrizade fetvası 11 Nisan 1920'de yayımlanmıştır.
Ankara'daki millî hareketi meclis açılmadan önce etkisiz hale getirme girişimidir.
2
Meclisin açılış tarihini belirleme
Meclis 23 Nisan 1920'de açılmıştır.
Mebusan Meclisinin dağıtılması üzerine ulusal irade Ankara'da toplanmıştır.
3
Meclisin ayaklanmalara karşı aldığı ilk hukuki tedbiri saptama
Hıyanet-i Vataniye Kanunu 29 Nisan 1920'de çıkarılmıştır.
Otoriteyi sarsan isyanlara karşı yasal yaptırım ihtiyacı doğmuştur.
4
Yasal yaptırımları uygulayacak mahkemelerin kuruluşunu belirleme
İstiklal Mahkemeleri 11 Eylül 1920'de kurulmuştur.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun hızlı ve kararlı bir şekilde uygulanması hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Büyük Millet Meclisinin açılış süreci ile meclise karşı çıkan isyanlara karşı alınan yasama ve yargı tedbirlerinin kronolojik seyri.
Soru 95Soru

Sevr Antlaşması'nın bazı maddeleri ile bu maddelerin Osmanlı Devleti'nin egemenlik hakları üzerindeki etkileri eşleştirilmek istenmektedir.

Buna göre, sol sütundaki antlaşma maddelerini sağ sütundaki doğru etkileriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kapitülasyonların tüm İtilaf Devletleri'ne açılması ve Osmanlı maliyesinin yabancı üyelerden oluşan bir komisyonun denetimine bırakılması
Mecburi askerlik sisteminin kaldırılması, ordu mevcudunun sınırlandırılması ve ağır silahların yasaklanması
Azınlık haklarının genişletilmesi ve bu hakların uygulanmasının İtilaf Devletleri tarafından denetlenmesi
İstanbul'un Osmanlı başkenti olarak kalması ancak Osmanlı Devleti'nin azınlık haklarına uymaması halinde kentin Türklerin elinden alınması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kapitülasyonlar ve mali denetim ekonomik bağımsızlığın yok edilmesiyle; askerlik ve ordu kısıtlamaları savunma imkanlarının kısıtlanmasıyla; azınlık haklarının denetlenmesi iç işlerine müdahale ve hukuki bağımsızlığın zedelenmesiyle; İstanbul'un elden alınması tehdidi ise siyasi varlığın doğrudan tehdit edilmesiyle eşleşmelidir.
Kapitülasyonlar ve mali denetim ekonomik bağımsızlığın yok edilmesiyle; askerlik ve ordu kısıtlamaları savunma imkanlarının kısıtlanmasıyla; azınlık haklarının denetlenmesi iç işlerine müdahale ve hukuki bağımsızlığın zedelenmesiyle; İstanbul'un elden alınması tehdidi ise siyasi varlığın doğrudan tehdit edilmesiyle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Kapitülasyonlar ve mali komisyon ile ilgili olan birinci maddeyi değerlendiriniz.
Bu hükümler doğrudan mali ve ekonomik egemenlik haklarıyla ilgilidir.
Mali komisyon ve kapitülasyonların yaygınlaştırılması ekonomik bağımsızlığın kaybı anlamına gelir.
2
Ordu mevcudu ve askerlik kısıtlamaları ile ilgili olan ikinci maddeyi değerlendiriniz.
Askeri sınırlamalar doğrudan savunma gücüyle ilişkilidir.
Askerliğin zorunlu olmaktan çıkarılması ve ağır silah yasağı, devletin askeri gücünü ve dolayısıyla savunma imkanlarını yok etmeyi amaçlar.
3
Azınlık hakları ve denetimi ile ilgili olan üçüncü maddeyi değerlendiriniz.
Yabancı devletlerin iç işlerimize karışmasına yasal zemin hazırlar.
Dış devletlerin azınlık haklarını denetlemesi egemen devlet anlayışına ve hukuki bağımsızlığa aykırıdır.
4
Başkentin geri alınması tehdidini içeren dördüncü maddeyi değerlendiriniz.
Başkentin tehdit edilmesi siyasi varlığı doğrudan tehlikeye düşürür.
İstanbul'un işgal edilebileceği uyarısı devletin siyasi egemenliğine ve varlığına doğrudan bir müdahaledir.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması maddelerinin Osmanlı egemenliği ve bağımsızlığı üzerindeki etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 96Soru

Milli Mücadele sürecinde İtilaf Devletleri ile imzalanan Sevr Antlaşması, gerek hukuki yapısı gerekse uygulanabilirliği yönüyle Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan önemli ölçüde ayrılmaktadır.

Buna göre, Sevr Antlaşması'nın aşağıdaki özelliklerinden hangisi, Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan farklı olarak, Osmanlı anayasal düzeni (Kanun-i Esasi) açısından antlaşmanın tamamen geçersiz kalmasına yol açmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı parlamentosunun (Mebusan Meclisi) onayından geçmediği için hukuken yürürlüğe girmemiş olması

Cevap

Osmanlı parlamentosunun (Mebusan Meclisi) onayından geçmediği için hukuken yürürlüğe girmemiş olması
Osmanlı anayasal düzeni olan Kanun-i Esasi'ye göre, devlet adına imzalanan tüm barış antlaşmalarının yürürlüğe girebilmesi için meclisin (Heyet-i Mebusan) onayı zorunludur. İstanbul'un işgalinden sonra meclis kapatıldığı için Sevr Antlaşması meclis onayına sunulamamış ve bu durum antlaşmanın hukuken geçersiz (ölü doğmuş) kabul edilmesine yol açmıştır. Mondros ise bir ateşkes antlaşması olup bu anayasal onay sürecine tabi olmadan doğrudan uygulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sevr Antlaşması'nın hukuki niteliğini anayasal düzeyde incelemek.
Kanun-i Esasi'ye göre Osmanlı Devleti adına imzalanan barış antlaşmalarının yürürlüğe girmesi için Mebusan Meclisi'nin onaylaması şarttır.
Anayasal geçerlilik koşullarını doğru belirlemek için bu yasal zorunluluğun saptanması gerekir.
2
Antlaşmanın imzalandığı dönemdeki parlamenter durumu analiz etmek.
İstanbul'un fiili işgali sonrasında Mebusan Meclisi dağıtılmış olduğundan, antlaşma meclis onayından geçememiştir.
Meclisin kapalı olmasının antlaşma üzerindeki hukuki etkisini anlamak için bu durum önemlidir.
3
Mondros ile Sevr arasındaki bu hukuki farkı ortaya koymak.
Mondros bir ateşkes antlaşması olarak yürürlüğe girmiş ve uygulanmışken, Sevr bir barış antlaşması olmasına rağmen meclis onayı eksikliği nedeniyle hukuken ölü doğmuştur.
Soru kökündeki anayasal düzen açısından geçersizlik vurgusunu doğru sonuca ulaştırmak için bu karşılaştırma tamamlayıcıdır.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın Mebusan Meclisi onayı olmaması nedeniyle hukuki geçersizliği
Soru 97Soru

Osmanlı Devleti'nin egemenlik haklarını ve bağımsızlığını yok sayan Sevr Antlaşması'nın hazırlık aşamasından imzalanmasına kadar geçen sürece ait aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; Osmanlı barışının İtilaf Devletleri'nin anlaşmazlığı yüzünden ertelendiği Paris Bar��ş Konferansı ile başlar, antlaşmanın şartlarının belirlendiği San Remo Konferansı ile devam eder, Mebusan Meclisi kapalı olduğu için taslağı onaylayan Saltanat Şûrası ile sürer ve nihayetinde delegelerin antlaşmayı imzalamasıyla son bulur.
Sevr Antlaşması'na giden diplomatik süreçte ilk olarak Paris Barış Konferansı (Ocak 1919) ile Osmanlı barışı ertelenmiş, ardından San Remo Konferansı (Nisan 1920) ile antlaşmanın taslak şartları belirlenmiş, daha sonra Saltanat Şûrası (Temmuz 1920) bu taslağı onaylamış ve en sonunda Osmanlı heyeti antlaşmayı imzalamıştır (Ağustos 1920).

Adım Adım Çözüm

1
İlk aşamayı belirleme
Ocak 1919 tarihli Paris Barış Konferansı'ndaki erteleme kararı en başa yerleştirilir.
Osmanlı Devleti ile imzalanacak nihai barış antlaşmasının gecikmesinin ilk temel nedeni bu konferanstaki paylaşım uyuşmazlığıdır.
2
İkinci aşamayı belirleme
Nisan 1920 tarihli San Remo Konferansı süreci ikinci sıraya yerleştirilir.
Paris Konferansı'ndan aylar sonra İtilaf Devletleri, Osmanlı'ya sunulacak barış taslağını San Remo Konferansı'nda hazırlamıştır.
3
Üçüncü aşamayı belirleme
Temmuz 1920 tarihli Saltanat Şûrası kararı üçüncü sıraya yerleştirilir.
Taslağın hazırlanmasının ardından, meclis onayı alınamadığı için padişah ve hükümet tarafından antlaşmayı kabul etmek üzere bu şûra kurulmuş ve onay verilmiştir.
4
Son aşamayı belirleme
10 Ağustos 1920 tarihli antlaşmanın fiilen imzalanması son sıraya yerleştirilir.
Şûra onayının ardından Osmanlı heyeti Fransa'ya giderek antlaşmayı imzalamış ve süreç tamamlanmıştır.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'na giden süreç ve diplomatik aşamalar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 98Soru

İtilaf Devletleri'nin 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal ederek son Osmanlı Mebusan Meclisi'ni kapatması, Osmanlı Hükümeti'ni uluslararası antlaşmaları onaylayacak anayasal bir parlamento desteğinden mahrum bırakmıştır. Bu duruma rağmen Sadrazam Damat Ferit Paşa, Saltanat Şûrası adında danışma niteliğinde bir kurul toplayarak barış şartlarını kabul etmiştir.

Bu gelişmelerin Sevr Antlaşması üzerindeki doğrudan hukuki sonucu aşa��ıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun-i Esasi'de belirtilen meclis onayından geçemediği için hukuken geçersiz kalması

Cevap

Kanun-i Esasi'de belirtilen meclis onayından geçemediği için hukuken geçersiz kalması
Sevr Antlaşması'nın imzalandığı dönemde yürürlükte olan Osmanlı anayasası (Kanun-i Esasi) gereğince, barış antlaşmalarının geçerli olabilmesi için parlamento (Mebusan Meclisi) tarafından onaylanması zorunludur. Ancak meclis işgal nedeniyle kapalı olduğundan ve onay veremediğinden, Saltanat Şûrası'nın onayı antlaşmaya hukuki geçerlilik kazandırmamış, antlaşma hukuken geçersiz kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı anayasal düzeninin (Kanun-i Esasi) incelenmesi
Kanun-i Esasi'ye göre, imzalanan uluslararası antlaşmaların meşruiyet kazanması için Heyet-i Mebusan'ın (meclis) onayından geçmesi gerektiğinin belirlenmesi
Antlaşmanın hukuken geçerli kabul edilebilmesi için gereken anayasal şartı saptamak
2
Mebusan Meclisi'nin kapat��lmasının etkisinin analiz edilmesi
İstanbul'un işgali sonrası meclisin kapatılmış olmasından ötürü anayasal onay mekanizmasının işletilemediğinin görülmesi
Sevr'in onaylanma sürecindeki yasal engeli ve boşluğu ortaya koymak
3
Saltanat Şûrası'nın hukuki niteliğinin değerlendirilmesi ve sonuca ulaşılması
Saltanat Şûrası'nın meclis niteliği taşımayan gayriresmi bir kurul olması nedeniyle antlaşmaya hukuki geçerlilik kazandıramayacağının ve antlaşmanın hukuken geçersiz (ölü doğmuş) kaldığının saptanması
Ulaşılan veriler doğrultusunda Sevr Antlaşması'nın nihai hukuki statüsünü belirlemek

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın Kanun-i Esasi uyarınca Mebusan Meclisi onayından geçmediği için hukuki açıdan geçersiz (ölü doğmuş) olması
Soru 99Soru

Sevr Antlaşması'na giden diplomatik ve siyasi süreçte yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İtilaf Devletleri'nin Paris Barış Konferansı'nda kendi aralarındaki çıkar çatışmaları nedeniyle Osmanlı Devleti ile yapılacak barış antlaşmasının esaslarını belirlemeyi ertelemesi -> İtilaf Devletleri'nin İtalya'da toplanarak Osmanlı Devleti'ne imzalatılacak antlaşmanın taslak metnini hazırlaması -> Osmanlı yönetiminin antlaşma taslağını değerlendirmek amacıyla padişahın başkanlığında Saltanat Şurası'nı toplaması -> Osmanlı heyetinin Fransa'da İtilaf Devletleri ile barış antlaşmasını imzalaması
Sevr Antlaşması'na giden kronolojik süreç Paris Barış Konferansı (Ocak 1919), San Remo Konferansı (Nisan 1920), Saltanat Şurası'nın toplanması (Temmuz 1920) ve Sevr Antlaşması'nın imzalanması (Ağustos 1920) şeklinde ilerlemektedir. Bu nedenle doğru sıralamada öncelikle barışın ertelenmesi, ardından taslağın hazırlanması, sonrasında şuranın toplanması ve en son antlaşmanın imzalanması yer almalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Paris Barış Konferansı'nın tarihini ve Osmanlı barışının durumunu belirlemek
Ocak 1919'da toplanan bu konferansta Osmanlı Devleti ile yapılacak barış antlaşmasının ertelenmesi kronolojideki en erken aşamadır.
Osmanlı paylaşım planlarının İtilaf Devletleri arasında henüz kesinleşmemiş olması barış antlaşmasının gecikmesine yol açmıştır.
2
San Remo Konferansı'nın amacını ve tarihini saptamak
Nisan 1920'de İtalya'da düzenlenen bu konferans ile Osmanlı Devleti ile yapılacak antlaşmanın taslağı hazırlanmıştır.
Geciken Osmanlı barış antlaşmasının maddelerini netleştirmek amacıyla İtilaf Devletleri bu özel konferansı düzenlemiştir.
3
Saltanat Şurası'nın toplanma amacını ve zamanlamasını belirlemek
Temmuz 1920'de padişah başkanlığında toplanan şura, İtilaf Devletleri'nce sunulan antlaşma metnini kabul etme kararı almıştır.
Antlaşmanın imzalanabilmesi için Osmanlı yöneticilerinin resmi bir onay ve karar organı toplaması gerekmiştir.
4
Sevr Antlaşması'nın imzalanmasını kronolojik sürecin sonuna yerleştirmek
10 Ağustos 1920'de Osmanlı delegeleri Sevr kasabasında antlaşmayı imzalamıştır.
Şura kararının ardından delegelerin antlaşmayı resmen imzalaması sürecin son aşamasıdır.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın hazırlanma ve imzalanma süreci
Soru 100Soru

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile imzaladığı Sevr Antlaşması, yürürlükteki anayasa olan Kanun-i Esasi'nin hükümlerine aykırı bir süreç izlenerek onaylanmıştır. Bu durum, antlaşmanın Osmanlı Devleti açısından hukuken geçersiz sayılmasına yol açmıştır.

Buna göre, Sevr Antlaşması'nın Osmanlı hukuku açısından hukuki geçersizlik kazanmas��nın temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun-i Esasi uyarınca antlaşmaları onaylama yetkisine sahip olan Mebusan Meclisi'nin onayından geçmemiş olması

Cevap

Kanun-i Esasi uyarınca antlaşmaları onaylama yetkisine sahip olan Mebusan Meclisi'nin onayından geçmemiş olması
Sevr Antlaşması'nın Osmanlı Devleti açısından hukuken geçersiz sayılmasının nedeni, yürürlükteki anayasa olan Kanun-i Esasi'nin barış antlaşmalarının yürürlüğe girmesi için Mebusan Meclisi'nin onayını şart koşmasıdır. Mebusan Meclisi kapatıldığı için bu onay hiçbir zaman alınamamış ve antlaşma hukuken geçersiz kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı anayasal sistemindeki antlaşma onay mekanizmasını tespit etmek.
Kanun-i Esasi'ye göre barış antlaşmalarının yürürlüğe girebilmesi için meclisin (Mebusan Meclisi) onayının anayasal bir zorunluluk olduğunu belirlemek.
Antlaşmanın hukuki geçerlilik şartlarını saptamak.
2
Sevr Antlaşması'nın imzalandığı dönemdeki meclis durumunu değerlendirmek.
İstanbul'un işgali sonrası Mebusan Meclisi'nin kapalı olduğunu ve antlaşma imzalanırken onay makamının fiilen çalışmadığını görmek.
Meclisin devre dışı bırakılmasının anayasal onay sürecine etkisini analiz etmek.
3
Alternatif kurulların (Saltanat Şurası) onayının hukuki geçerliliğini incelemek.
Saltanat Şurası'nın onayının Kanun-i Esasi'de belirtilen meclis onayının yerini tutamayacağını, bu nedenle antlaşmanın hukuken geçersiz (ölü doğmuş) kabul edildiğini doğrulamak.
Hukuki geçersizliğin temel nedenini ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın hukuki geçersizliği
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 5 / 6Sonraki
Milli Mücadele Dönemi Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Sayfa 5 | Examkin