Milli Mücadele Dönemi ve Atatürkçülük

100 soru

Soru 41Soru

Milli Mücadele Dönemi'nin askeri safhasının sona ermesinden barış antlaşmasının imzalanmasına kadar geçen diplomatik ve siyasi sürece dair aşağıda verilen gelişmeleri kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama: Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması, Saltanatın kaldırılması, Lozan görüşmelerinin kesintiye uğraması ve Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanması şeklindedir.
Milli Mücadele'nin askeri safhasını bitiren Mudanya Ateşkes Antlaşması 11 Ekim 1922'de imzalanmıştır. İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı'na İstanbul Hükûmeti'ni de davet ederek ikilik çıkarmak istemesi üzerine saltanat 1 Kasım 1922'de kaldırılmıştır. Kasım 1922'de başlayan Lozan görüşmeleri, kapitülasyonlar ve Musul gibi konularda uzlaşılamaması üzerine 4 Şubat 1923'te kesintiye uğramıştır. Son olarak görüşmeler tekrar başlamış ve 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın kronolojik yerinin tespiti
Mudanya Ate��kes Antlaşması 11 Ekim 1922'de imzalanmış olup, askeri mücadeleyi bitiren ilk diplomatik olaydır.
Sıralamanın başlangıç noktasıdır.
2
Lozan öncesi siyasi hamlelerin tespiti
İtilaf Devletleri'nin Lozan davetinde ikilik çıkarma planı üzerine saltanat 1 Kasım 1922'de kaldırılmıştır.
Konferans başlamadan önce Türk tarafının tek temsilci olmasını sağlamak amaçlanmıştır.
3
Konferans içindeki kesinti sürecinin tespiti
Lozan Konferansı 21 Kasım 1922'de başlamış, anlaşmazlıklar nedeniyle 4 Şubat 1923'te kesintiye uğramıştır.
Bu kesinti, nihai antlaşmanın imzalanmasından önceki diplomatik tıkanıklığı ifade eder.
4
Barış antlaşmasının imzalanma tarihinin tespiti
Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923'te imzalanmıştır.
Süreci nihayete erdiren son aşamadır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi diplomasi tarihi ve Mudanya-Lozan kronolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 42Soru

Sivas Kongresi'nde, ülkenin çeşitli bölgelerinde işgallere karşı faaliyet gösteren tüm milli cemiyetler 'Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti' adı altında tek bir çatı altında birleştirilmiştir.

Bu birleştirme kararıyla doğrudan aşağıdakilerden hangisinin amaçlandığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Mücadele'yi tek bir merkezden yöneterek birlik ve beraberliği sağlamak

Cevap

Milli Mücadele'yi tek bir merkezden yöneterek birlik ve beraberliği sağlamak
Sivas Kongresi'nde bölgesel olarak faaliyet yürüten tüm cemiyetlerin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmesi, Kurtuluş Savaşı'ndaki güç birliğini sağlamak ve direnişi tek bir merkezden organize ederek askeri-siyasi başarıyı kolaylaştırmak amacıyla yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sivas Kongresi'nde cemiyetlerin birleştirilmesi karar��nın amacını analiz etmek.
Bölgesel direniş gösteren cemiyetlerin tek bir isim (Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti) altında toplanmasının, dağınıklığı gidermek için yapıldığı belirlenir.
Parçalanmış savunma hareketleri merkezi koordinasyonu zorlaştırdığı için tek merkezde birleşme zorunludur.
2
Bu kararın Milli Mücadele'nin genel gidişatına etkisini değerlendirmek.
Tüm güçlerin tek merkezden sevk ve idare edilmesiyle askeri ve siyasi kararların daha hızlı uygulanması, dolayısıyla milli birliğin sağlanması hedeflenmiştir.
Milli Mücadele'nin tek bir liderlik ve merkez etrafında toplanması başarı şansını artıran en önemli etkendir.

Anahtar Kavram

Sivas Kongresi'nde cemiyetlerin birleştirilmesinin amacı ve merkezi yönetim
Soru 43Soru

Yeni Türk Devleti'nin kuruluş ve kurumsallaşma sürecinde gerçekleştirilen aşağıdaki siyasi inkılapları, gerçekleştikleri kronolojik sıraya göre geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik olarak doğru sıralama şu şekildedir: Osmanlı hanedanının siyasi varlığına son verilmesi (Saltanatın kaldırılması), yeni devletin yönetim şeklinin netleştirilmesi (Cumhuriyetin ilanı), dinî ve siyasi otorite ikiliğine son verilmesi (Halifeliğin kaldırılması) ve anayasa metninden dinî ibarenin çıkarılması (1928 Anayasa değişikliği).
Kronolojik sıra doğru olarak takip edildiğinde; ilk olarak 1 Kasım 1922'de Saltanat kaldırılmış, ardından 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edilerek rejim tartışmaları çözülmüş, 3 Mart 1924'te Halifelik kaldırılarak çift başlılık önlenmiş ve son olarak 10 Nisan 1928'deki anayasa değişikliğiyle devletin dini İslam'dır ibaresi anayasadan çıkarılarak laikleşme süreci pekiştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen gelişmelerin hangi siyasi inkılaplara karşılık geldiğini tespit edin.
İlk tanım Saltanatın kaldırılmasını, ikinci tanım Cumhuriyetin ilanını, üçüncü tanım Halifeliğin kaldırılmasını ve dördüncü tanım 1928 anayasa değişikliğini belirtmektedir.
Sıralama yapabilmek için öncelikle olayların doğru tanımlanması gerekir.
2
Tanımlanan inkılapların gerçekleşme tarihlerini belirleyin.
Saltanatın kaldırılması 1 Kasım 1922'de, Cumhuriyetin ilanı 29 Ekim 1923'te, Halifeliğin kaldırılması 3 Mart 1924'te ve anayasadan dinî ibarenin çıkarılması 10 Nisan 1928'de gerçekleşmiştir.
Kronolojik sıralamanın tarihsel verilere dayanması şarttır.
3
Tarihleri geçmişten günümüze doğru sıralayarak nihai kronolojiyi oluşturun.
Sıralama 1922, 1923, 1924 ve 1928 yılları şeklinde gerçekleşir.
Soru kökünde bizden geçmişten günümüze doğru bir sıralama istenmiştir.

Anahtar Kavram

Yeni Türk Devleti'nde siyasi alanda gerçekleştirilen inkılapların kronolojik gelişimi ve neden-sonuç ilişkileri.
Soru 44Soru

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi'nde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama Havza Genelgesi'nin yayımlanması, Amasya Genelgesi'nin yayımlanması, Erzurum Kongresi'nin toplanması ve Sivas Kongresi'nin toplanması şeklinde olmalıdır.
Milli Mücadele hazırlık sürecinde sırasıyla Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919), Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919), Erzurum Kongresi (23 Temmuz 1919) ve Sivas Kongresi (4 Eylül 1919) gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Havza Genelgesi'nin tarihini ve sırasını belirleme
28 Mayıs 1919'da yayımlanmıştır ve hazırlık döneminin ilk genelgesidir.
Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkışının hemen sonrasında halkta milli bilinci uyandırmak için yayımlanmıştır.
2
Amasya Genelgesi'nin yerini belirleme
22 Haziran 1919'da yayımlanmıştır.
Havza Genelgesi ile sağlanan hareketliliğin ardından kurtuluşun yöntemi ve planı Amasya'da ilan edilmiştir.
3
Erzurum Kongresi'nin sırasını saptama
23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihlerinde toplanmıştır.
Amasya Genelgesi'nin ardından kongre sürecine geçilmiş ve ilk olarak Erzurum Kongresi toplanmıştır.
4
Sivas Kongresi'nin konumunu belirleme
4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.
Erzurum Kongresi'nden sonra, Amasya Genelgesi'nde de planlandığı üzere tüm ülkeyi temsil eden Sivas Kongresi yapılmıştır.

Anahtar Kavram

Genelgeler ve Kongreler Dönemi kronolojik sıralaması
Soru 45Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde kazanılan askeri başarıları taçlandıran Mudanya Ateşkes Antlaşması ve ardından imzalanan Lozan Barış Antlaşması, yeni Türk devletinin bağımsızlık mücadelesinin uluslararası alanda tescil edilmesini sağlamıştır. Ancak bu süreçte yürütülen diplomatik görüşmelerde bazı konular Türkiye'nin lehine sonuçlanırken, bazı konular egemenliği kısıtlayacak hükümlerle kabul edilmiş, bazıları ise çözülemeyerek sonraya ertelenmiştir.

Buna göre, Mudanya ve Lozan antlaşmaları sürecinde ele alınan konular ve bu konuların sonuçları hakkında yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lozan Barış Antlaşması'nda Türkiye-Irak sınırı (Musul sorunu) Misak-ı Milli doğrultusunda kesin olarak çözülmüş ve Musul Türk toprağı olarak kabul edilmiştir.

Cevap

Lozan Barış Antlaşması'nda Türkiye-Irak sınırının (Musul sorununun) Misak-ı Milli doğrultusunda kesin olarak çözüldüğü ve Musul'un Türk toprağı olarak kabul edildiği yönündeki değerlendirme yanlıştır.
Lozan Barış Antlaşması'nda Türkiye ile Irak sınırı (Musul sorunu) çözüme kavuşturulamamıştır. Musul sorununun çözümü, antlaşma imzalandıktan sonra Türkiye ile İngiltere arasında yapılacak ikili görüşmelere bırakılmış, yani ertelenmiştir. Bu nedenle Musul'un Lozan'da Türk toprağı olarak kabul edildiği yönündeki değerlendirme tarihi gerçeklerle bağdaşmamakta ve yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünü ve seçenekleri analiz ederek Mudanya Ateşkesi ve Lozan Barış Antlaşması'ndaki kararların doğruluğunu kontrol etmek.
Seçeneklerdeki beş ifadeden dördünün tarihsel olarak doğru, birinin ise yanlış olduğu belirlenmelidir.
Soru bizden yanlış olan değerlendirmeyi bulmamızı istemektedir.
2
Lozan Barış Antlaşması'nda Musul (Irak sınırı) konusundaki maddeyi değerlendirmek.
Musul sorununun Lozan'da çözülemediği, İngiltere ile Türkiye arasında dokuz ay içinde yapılacak ikili görüşmelere bırakıldığı (ertelendiği) bilgisine ulaşılır.
Musul'un Lozan'da çözüldüğü iddiasının yanlış olduğunu kanıtlamak ve doğru seçeneği belirlemek için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda çözülemeyip sonraya bırakılan konular ile egemenlik haklarını kısıtlayan kararların ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 46Soru

I. TBMM, açılışından kısa süre sonra Anadolu'nun farklı bölgelerinde başlayan ve meclisin varlığını doğrudan tehdit eden iç isyanları bastırarak otoritesini korumak amacıyla yasama yetkisini kullanmıştır.

Buna göre, TBMM'nin iç isyanları engellemek ve meclise karşı olan faaliyetleri cezalandırmak amacıyla çıkardığı ilk kanun aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hıyanet-i Vataniye Kanunu

Cevap

Hıyanet-i Vataniye Kanunu
TBMM, açıldıktan hemen sonra ülke genelinde otoritesini tesis etmek ve meclise karşı başlatılan isyan hareketlerini hukuki yollarla durdurmak amacıyla 29 Nisan 1920 tarihinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu kabul etmiştir. Bu kanun, meclisin yasama yetkisini kullanarak otoritesini pekiştirdiğinin en somut kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda TBMM'nin açılışından sonra isyanları bastırmak ve otoritesini korumak amacıyla çıkardığı kanunun sorulduğu belirlenir.
Hedeflenen kavramın isyanlara karşı alınan hukuki tedbirlerle ilgili olduğu anlaşılır.
Sorunun odak noktasını ve doğru bilgi grubunu tespit etmek için.
2
Seçeneklerde yer alan kanunlar ve emirler kronolojik açıdan ve işlevlerine göre değerlendirilir.
Takrir-i Sükun ve Tekalif-i Milliye'nin kronolojik olarak daha sonraki dönemlere ait olduğu, Teşkilat-ı Esasiye'nin anayasa, Nisab-ı Müzakere'nin ise meclis çalışma usulü kanunu olduğu görülür.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru cevaba ulaşmak için.
3
TBMM'nin 29 Nisan 1920'de çıkardığı ve vatana ihanet edenleri cezalandırmayı amaçlayan kanun belirlenir.
Bu kanunun Hıyanet-i Vataniye Kanunu olduğu netleştirilir.
Net ve doğru bilgi eşleştirmesini tamamlamak için.

Anahtar Kavram

TBMM'nin isyanlara karşı aldığı hukuki önlemler ve Hıyanet-i Vataniye Kanunu
Soru 47Soru

3 Mart 1924 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen yasalarla Halifelik kaldırılmış, aynı gün gerçekleştirilen diğer düzenlemelerle Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletinin görevlerine de son verilmiştir. Bu iki vekaletin kaldırılmasıyla şer'i işler ile vakıfların idaresi ve askeri komuta zinciri kabine dışına çıkarılarak yeni idari yapılara devredilmiştir.

Buna göre, Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletinin kaldırılmasının ortak amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dini ve askeri otoritelerin hükûmet üzerindeki doğrudan siyasi nüfuzunu sonlandırarak devlet idaresini laik ve sivil esaslara göre şekillendirmek

Cevap

Dini ve askeri otoritelerin hükûmet üzerindeki doğrudan siyasi nüfuzunu sonlandırarak devlet idaresini laik ve sivil esaslara göre şekillendirmek
Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletinin kaldırılması, dini otoriteyi temsil eden bakanlık ile askeri gücü temsil eden komutanlığın hükûmet (yürütme) mekanizması içinde doğrudan yer alarak siyasi kararları etkilemesinin önüne geçmiştir. Yerlerine kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı siyaset dışı bırakılarak devlet idaresinin laikleşmesi ve sivil iradenin üstünlüğü sağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kaldırılan kurumların niteliğini analiz etmek.
Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti (dini işler bakanlığı) ve Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti (genelkurmay bakanlığı) yürütme organı olan kabinenin (hükûmetin) doğrudan parçasıdır.
Her iki kurumun devlet yönetimi içindeki kurumsal yerini tespit etmek gerekir.
2
Bu kurumların kaldırılmasının siyasi sonuçlarını değerlendirmek.
Bu vekaletlerin kaldırılmasıyla din işleri Diyanet İşleri Başkanlığına, askeri komuta ise Genelkurmay Başkanlığına devredilerek kabine dışına (siyaset dışına) çıkarılmıştır.
Yapılan reformun yönetim yapısında meydana getirdiği kurumsal değişimi anlamak gerekir.
3
Reformun ortak amacını temel ilkelerle ilişkilendirmek.
Dinin kabine dışına çıkarılması laikleşmeyi, ordunun kabine dışına çıkarılması ise sivil yönetimin ve demokrasinin pekişmesini (sivilleşmeyi) sağlamıştır.
Her iki gelişmenin ortak demokratik ve laik yönetim hedefini saptamak gerekir.

Anahtar Kavram

Siyasi Alandaki İnkılaplar
Soru 48Soru

Yeni Türk Devleti'nin kuruluş sürecinde gerçekleştirilen siyasi inkılaplar ile bu inkılapların gerçekleştirilmesinde doğrudan etkili olan temel gerekçeleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Saltanatın Kaldırılması
Ankara'nın Başkent İlan Edilmesi
Cumhuriyetin İlanı
Halifeliğin Kaldırılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Saltanatın Kaldırılması - Lozan Konferansı öncesi ikilikleri önleme gerekçesi; Ankara'nın Başkent İlan Edilmesi - Millî Mücadele merkezinin hukuken tescili gerekçesi; Cumhuriyetin İlanı - Hükümet bunalımını çözme ve devlet başkanl��ğı sorununu giderme gerekçesi; Halifeliğin Kaldırılması - Laikleşme ve cumhuriyet rejimini pekiştirme gerekçesi.
Doğru eşleştirmede; Saltanatın kaldırılması Lozan Konferansı'ndaki ikilik girişimlerini önlemekle, Ankara'nın başkent yapılması fiili merkeze resmiyet kazandırmakla, Cumhuriyetin ilanı hükümet bunalımını çözmek ve devlet başkanlığı sorununu gidermekle, Halifeliğin kaldırılması ise laikleşme sürecinin önündeki engelleri aşmakla doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanatın kaldırılma nedenini tespit etmek.
Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922), Lozan Konferansı öncesinde İtilaf Devletleri'nin ikilik çıkarma girişimini önlemek amacıyla yapılmıştır. Bu nedenle Saltanatın Kaldırılması ile Lozan'da ikilik yaratılmasını engelleme ifadesi eşleşir.
Olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisini kronolojik ve diplomatik bağlamda kurabilmek.
2
Ankara'nın başkent ilan edilme nedenini belirlemek.
Ankara'nın başkent yapılması (13 Ekim 1923), Millî Mücadele'nin fiilî merkezinin hukuken tescil edilmesidir. Dolayısıyla Ankara'nın başkent olması ile kentin stratejik öneminin tescil edilmesi eşleşir.
Yeni devletin yönetim merkezinin belirlenme sürecini kavramak.
3
Cumhuriyetin ilanının doğrudan gerekçesini belirlemek.
Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923), Sonbahar 1923'te yaşanan hükümet bunalımını çözmek ve kabine sistemine geçişi sağlamak amacıyla yapılmıştır. Bu yüzden Cumhuriyetin İlanı ile hükümet bunalımının çözülmesi eşleşir.
Meclis hükümeti sisteminin kriz yaratan yönünü ve cumhuriyetin bu krize getirdiği çözümü anlamak.
4
Halifeliğin kaldırılmasının amacını saptamak.
Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924), laikleşmenin önündeki engelleri kaldırmak ve cumhuriyet rejimini güçlendirmek amacı taşır. Bu sebeple Halifeliğin Kaldırılması ile laikleşme ve çift başlılığın önlenmesi eşleşir.
Laik devlet düzenine geçişteki en önemli aşamayı analiz etmek.

Anahtar Kavram

Siyasi inkılapların neden-sonuç ilişkileri, laikleşme ve ulusal egemenliğin pekiştirilmesi süreçleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 49Soru

Sevr Antlaşması'nın hazırlanması, Osmanlı makamlarınca kabul edilmesi, imzalanması ve bu gelişmelere karşı TBMM'nin tepki göstermesi sürecinde yaşanan aşağıdaki olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; öncelikle antlaşma taslağının San Remo Konferansı'nda hazırlanması, ardından bu taslağın Saltanat Şurası tarafından onaylanması, sonrasında antlaşmanın imzalanması ve son aşamada TBMM'nin bu duruma tepki göstererek imzalayanları vatan haini ilan etmesi şeklindedir.
Sevr Antlaşması süreci, Nisan 1920'deki San Remo Konferansı ile başlar. Ardından Temmuz 1920'de Saltanat Şurası toplanarak antlaşmayı kabul eder. 10 Ağustos 1920'de antlaşma imzalanır ve 19 Ağustos 1920'de TBMM bu antlaşmayı reddederek imzalayanları vatan haini ilan eder. Bu nedenle kronolojik sıralama sırasıyla taslak hazırlığı, şura onayı, imza ve TBMM tepkisi şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Taslağın hazırlanma aşamasını tespit etme
İtilaf Devletleri, Nisan 1920'deki San Remo Konferansı'nda antlaşma şartlarını belirlemiştir. Bu adım sürecin başlangıcıdır.
Antlaşmanın imzalanabilmesi veya onaylanabilmesi için öncelikle metninin hazırlanmış olması gerekir.
2
Osmanlı yönetiminin onay aşamasını belirleme
Temmuz 1920'de toplanan Saltanat Şurası, antlaşmanın imzalanması yönünde karar almıştır.
İmza yetkisi ve kararı, fiili imzalamadan önce alınmak zorundadır.
3
İmza tarihini belirleme
Osmanlı heyeti, 10 Ağustos 1920'de antlaşmayı imzalamıştır.
Şura onayından sonra antlaşmanın resmiyet kazanması için fiili imza atılmıştır.
4
TBMM'nin tepki tarihini belirleme
TBMM, antlaşmanın imzalanmasından sonra, 19 Ağustos 1920'de aldığı kararla antlaşmayı imzalayanları vatan haini ilan etmiştir.
TBMM'nin bu tepkisi, antlaşmanın fiilen imzalanmasına karşı gösterilen bir reaksiyondur.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın imza ve onay süreçlerinin kronolojisi ve TBMM'nin antlaşmaya yönelik kararı
Soru 50Soru

Cumhuriyet Dönemi'nde hukuk, eğitim ve kültür alanlarında gerçekleştirilen bazı inkılaplar ile bu inkılapların temel amaçları ve getirdiği düzenlemeler aşağıda verilmiştir. Sol sütunda yer alan inkılapları, sağ sütundaki uygun amaç ve açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesi
T��rk Tarih Tetkik Cemiyetinin kurulması
Millet Mekteplerinin açılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi ile aile yapısında seküler kurallar ve kadın-erkek eşitliği sağlanmış; Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesi ile eğitim kurumları birleştirilerek öğretim birliği kurulmuş; Türk Tarih Tetkik Cemiyetinin kurulması ile ulusçu tarih tezi geliştirilmiş; Millet Mekteplerinin açılması ile de harf inkılabı sonrasında yetişkinlere yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir.
Eşleştirme, inkılapların kendi alanlarındaki temel amaçlarına göre yapılmıştır. Hukuk alanındaki laikleşme ve eşitlik Medeni Kanun ile, eğitim kurumlarının birleştirilmesi Tevhid-i Tedrisat ile, ulusal tarih bilincinin inşası Türk Tarih Tetkik Cemiyeti ile, harf inkılabı sonrası okuma-yazma seferberliği ise Millet Mektepleri ile gerçekleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Türk Medeni Kanunu'nun amacı belirlenir.
Bu kanun, aile hukuku, miras ve mülkiyet haklarında seküler düzenlemeler getirerek toplumsal alanda eşitliği amaçlamıştır.
Hukuk alanındaki ikiliğin sonlandırılması ve toplumsal yaşamın laikleştirilmesi hedeflenmiştir.
2
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun amacı ve etkisi incelenir.
Tüm okulların tek bir merkeze bağlanması ile öğretim birliği gerçekleştirilmiştir.
Eğitimde çok başlılığın ve kültürel çatışmaların önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
3
Türk Tarih Tetkik Cemiyetinin işlevi analiz edilir.
Türk milletinin kökenlerini ve tarihini bilimsel yöntemlerle araştıran ulusal tarih tezi geliştirilmiştir.
Milli bilincin uyandırılması ve ümmetçi tarih anlayışının terk edilmesi hedeflenmiştir.
4
Millet Mekteplerinin kuruluş gerekçesi değerlendirilir.
Harf İnkılabı'nın ardından halka okuma yazma öğretilerek okuryazarlık oranı artırılmıştır.
Yeni harflerin toplum geneline hızla yayılması amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Hukuk, Eğitim ve Kültür İnkılaplarının Temel Amaçları ve Sosyal Sonuçları
Soru 51Soru

Yeni Türk Devleti’nde, 1923 yılı ekim ayında Ali Fethi (Okyar) Bey’in istifasının ardından yeni bir icra vekilleri heyetinin oluşturulamaması, devlet yönetiminde ciddi bir hükümet krizine yol açmıştır. Tarihe 'Sonbahar Bunalımı' olarak geçen bu durum, meclis hükümeti sisteminin doğasından kaynaklanan tıkanıklıkları gözler önüne sermiştir.

Yaşanan bu hükümet bunalımını çözmek, devlet başkanlığı sorununu netleştirmek ve yürütme organının daha hızlı çalışmasını sağlamak amacıyla atılan adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyetin ilan edilmesi

Cevap

Cumhuriyetin ilan edilmesi
Cumhuriyetin ilan edilmesi seçeneği doğrudur. 1923 yılı ekim ayında yaşanan 'Sonbahar Bunalımı' (hükümet krizi), meclis hükümeti sisteminden kaynaklanmaktaydı. Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle birlikte kabine sistemine geçilmiş, cumhurbaşkanı başbakanı atamış ve başbakan da kendi kabinesini oluşturarak meclisin onayına sunmuştur. Bu sayede hükümet krizi çözülmüş ve yürütme organı işlerlik kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sonbahar Bunalımı'nın ortaya çıkı�� nedenini analiz etme
Meclis hükümeti sisteminde bakanların tek tek meclis tarafından seçilmesinin hükümet kurulmasını zorlaştırdığı ve tıkanıklığa yol açtığı tespit edilir.
Siyasi krizin kaynağını doğru belirlemek, çözümün hangi alanda yapılması gerektiğini anlamayı sağlar.
2
Krizin aşılması için geliştirilen yönetim modeli alternatiflerini değerlendirme
Devlet başkanlığı ve hükümet başkanı makamlarının netleşeceği, başbakanın kabinesini kuracağı 'kabine sistemi' modeline geçilmesine karar verilir.
Yürütme organının hızlı çalışabilmesi için meclis hükümeti sisteminden kabine sistemine geçiş zorunludur.
3
Kabine sistemine geçişi ve devlet başkanlığı sorununu resmiyete kavuşturan anayasal değişikliği belirleme
29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle kabine sistemine geçilmiş ve hükümet bunalımı kesin olarak çözülmüştür.
Cumhuriyetin ilanı, sadece bir rejim belirleme adımı değil, aynı zamanda yürütme krizini çözen kurumsal bir idari inkılaptır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetin ilanı ile kabine sistemine geçilmesi ve meclis hükümeti sisteminin yol açtığı yürütme krizinin (Sonbahar Bunalımı) çözülmesi.
Soru 52Soru

Türkiye'de milli egemenliğin pekiştirilmesi, devlet düzeninin laikleştirilmesi ve demokratik yapının güçlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen aşağıdaki siyasi gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama şu şekildedir: Ankara'nın başkent ilan edilmesi (1923), Halifeliğin kaldırılması (1924), Anayasa'dan 'Devletin dini İslâmdır' ibaresinin çıkarılması (1928) ve Kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının tanınması (1930).
Doğru sıralama en eski tarihliden en yeni tarihliye doğru şu şekildedir: İlk olarak Ankara'nın başkent ilan edilmesi (1923), ardından Halifeliğin kaldırılması (1924), üçüncü olarak anayasadan 'Devletin dini İslâmdır' ibaresinin çıkarılması (1928) ve son olarak kadınlara belediye seçimlerinde haklar verilmesi (1930).

Adım Adım Çözüm

1
Verilen siyasi gelişmelerin gerçekleşme yıllarını saptamak
Ankara'nın başkent oluşu 1923, Halifeliğin ve Şer'iyye Evkaf Vekaletinin kaldırılması 1924, anayasadan din ibaresinin çıkarılması 1928, kadınlara belediye seçim hakkı verilmesi 1930 yılındadır.
Doğru kronolojik sıralamayı oluşturabilmek için olayların kesin veya yaklaşık tarihlerini bilmek gereklidir.
2
Tarihleri geçmişten günümüze doğru dizmek
Sıralama 1923 (Ankara'nın başkent olması) -> 1924 (Halifeliğin kaldırılması) -> 1928 (Anayasadan din ibaresinin çıkarılması) -> 1930 (Kadınlara belediye seçim hakkının verilmesi) şeklinde olur.
Soru kökünde gelişmelerin geçmişten günümüze (kronolojik) sıralanması talep edilmiştir.

Anahtar Kavram

Siyasi alanda yapılan inkılapların kronolojik gelişimi ve anayasal/demokratikleşme süreçleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 53Soru

Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifleriyle, Türkiye'de yükseköğretim sistemini modernleştirmek amacıyla İsviçreli pedagog Prof. Dr. Albert Malche T��rkiye'ye davet edilmiş ve Darülfünun'un durumunu inceleyen bir rapor hazırlamıştır. Bu rapor doğrultusunda hazırlanan kanunla 1933 yılında Darülfünun kapatılmış, yerine çağdaş bir araştırma ve eğitim kurumu olarak İstanbul Üniversitesi kurulmuştur.

Bu reform süreci ve Darülfünun'un tasfiye edilerek yeni bir üniversite yapısının oluşturulmasında aşağıdakilerden hangisinin etkili olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yabancı öğretim üyelerinin Türkiye'deki üniversitelerde ders vermesinin tamamen yasaklanarak eğitim kadrolarının tamamen millîleştirilmesinin hedeflenmesi

Cevap

Yabancı öğretim üyelerinin Türkiye'deki üniversitelerde ders vermesinin tamamen yasaklanarak eğitim kadrolarının tamamen millîleştirilmesinin hedeflenmesi
Doğru cevap, yabancı öğretim üyelerinin ders vermesinin yasaklandığını ve eğitim kadrolarının tamamen millîleştirilmesinin hedeflendiğini öne süren seçenektir. Çünkü 1933 Üniversite Reformu sürecinde, özellikle Nazi Almanyası'nın baskıcı politikalarından kaçan çok sayıda Alman-Yahudi kökenli bilim insanı Türkiye'ye davet edilmiş ve İstanbul Üniversitesi kadrolarında görevlendirilmiştir. Bu durum, yabancı hocaların yasaklandığı iddiasını tamamen geçersiz kılmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
1933 Üniversite Reformu'nun gerekçelerini ve Albert Malche raporunun içeriğini analiz etmek.
Darülfünun'un akademik yetersizlikleri, inkılaplara ilgisizliği ve ezberci eğitim anlayışı gibi faktörlerin reformun temel gerekçeleri olduğu saptanır.
Reformun nedenlerini belirlemek, seçeneklerin doğruluğunu değerlendirmek için gereklidir.
2
Reform sürecindeki öğretim kadrosu politikasını incelemek.
Reform sırasında Nazi rejiminden kaçan yabancı bilim insanlarının üniversite bünyesine alındığı ve yabancı akademisyenlerden yoğun şekilde faydalanıldığı görülür.
Yabancı öğretim üyelerine yönelik uygulanan politikanın ne olduğunu belirleyerek yanlış seçeneği saptamak amaçlanır.
3
Elde edilen veriler doğrultusunda seçenekleri karşılaştırarak savunulamayacak olanı belirlemek.
Yabancı öğretim üyelerinin yasaklandığı yönündeki iddianın tarihsel gerçeklerle çeliştiği ve savunulamayacağı tespit edilir.
Soru kökündeki olumsuz ifadeye dayanarak doğru cevaba ulaşmak için bu karşılaştırma gereklidir.

Anahtar Kavram

1933 Üniversite Reformu'nun gerekçeleri ve akademik kadro politikası
Soru 54Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nde milli ekonomiyi güçlendirmek ve toplumsal hayatı modernleştirmek amacıyla gerçekleştirilen aşağıdaki inkılapların, kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması (1923), Aşar vergisinin kaldırılması (Şubat 1925), Miladi takvimin kabulü (Aralık 1925), Uluslararası ölçülerin kabulü (1931) ve Soyadı Kanunu'nun kabulü (1934) şeklinde olmalıdır.
Verilen inkılapların kronolojik sırası sırasıyla İzmir İktisat Kongresi (1923), Aşar vergisinin kaldırılması (Şubat 1925), Miladi takvimin kabulü (Aralık 1925), Uluslararası ölçülerin kabulü (1931) ve Soyadı Kanunu'dur (1934). Bu sıralama tarihsel gerçeklerle tam uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen inkılapların kronolojik tarihlerini belirleme.
İzmir İktisat Kongresi 1923'te, Aşar vergisinin kaldırılması Şubat 1925'te, Miladi takvimin kabulü Aralık 1925'te, Uluslararası ölçülerin kabulü 1931'de, Soyadı Kanunu ise 1934'te gerçekleştirilmiştir.
Sıralamayı doğru yapabilmek için her bir inkılabın gerçekleştiği tarihsel dönemi ve yılı netleştirmek gerekir.
2
Aynı yıl içerisinde gerçekleşen olayların ay bazında öncelik-sonralık ilişkisini kurma.
Hem Aşar vergisinin kaldırılması hem de Miladi takvimin kabulü 1925 yılındadır. Şubat 1925'te kaldırılan Aşar vergisi, Aralık 1925'te kabul edilen Miladi takvimden daha öncedir.
1925 yılındaki iki önemli gelişmenin sırasını karıştırmamak için ay düzeyinde kronolojik bilgiye ihtiyaç vardır.
3
Belirlenen tarih sırasına göre tüm adımları geçmişten günümüze doğru dizme.
İzmir İktisat Kongresi (1923) -> Aşar vergisinin kaldırılması (Şubat 1925) -> Miladi takvimin kabulü (Aralık 1925) -> Uluslararası ölçülerin kabulü (1931) -> Soyadı Kanunu (1934) şeklinde nihai sıra elde edilir.
Tüm inkılaplar doğru tarihsel akışa göre sıralanmıştır.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Toplumsal ve Ekonomik İnkılapların Kronolojisi
Soru 55Soru

Yeni Türk Devleti'nde 33 Mart 19241924 tarihinde gerçekleştirilen yasal düzenlemeyle Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti kaldırılmış, yerine kabine dışında yer alan Genelkurmay Başkanlığı kurulmuştur. Mustafa Kemal Paşa'nın da ordu ile siyasetin ayrılması konusundaki kararlılığı doğrultusunda yapılan bu düzenlemeyle askerlerin milletvekilliği yapması yasaklanmıştır.

Bu siyasi inkılabın;

I.I. Ordu içerisindeki emir-komuta zincirinin siyasi tartışmalardan uzak tutulması,
II.II. Sivil iradenin ve milli egemenlik ilkesinin pekiştirilmesi,
III.III. Devletin rejim tartışmalarına son verilmesi

durumlarından hangilerine doğrudan katkı sağladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IIII

Cevap

Ordu ve siyasetin birbirinden ayrılmasının hem askeri disiplinin korunmasına (II) hem de demokratik sivil iradenin güçlendirilmesine (IIII) katkı sağladığı yönündeki seçenektir.
Doğru cevap olan seçenekte belirtilen durumlar, Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletinin kaldırılmasının doğrudan sonuçları arasındadır. Ordu mensuplarının siyasetten uzaklaştırılması, askeri disiplinin korunmasını ve kışlaya siyaset girmemesini sağlamıştır. Aynı zamanda sivil yönetimin ordu üzerindeki denetimini artırarak demokratik yapıyı ve milli egemenliği güçlendirmiştir. Devletin rejim tartışmalarına son verilmesi ise bu inkılaptan önce, cumhuriyetin ilanı ile gerçekleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletinin kaldırılmasının temel amacını ve kapsamını belirlemek.
Bu vekalet kaldırılarak ordu ile siyaset birbirinden ayrılmış, askerlerin mecliste siyaset yapması engellenmiştir.
Siyasi inkılapların ordu-siyaset ilişkisi üzerindeki etkisini doğru analiz edebilmek için.
2
Verilen öncülleri bu inkılabın amaç ve sonuçları doğrultusunda değerlendirmek.
Ordu disiplininin korunması (II) ve sivil iradenin güçlenmesi (IIII) bu inkılabın doğrudan sonuçlarıyken, rejim tartışmalarının bitmesi (IIIIII) cumhuriyetin ilanıyla ilgilidir.
Öncüllerin tarihsel olaylarla olan neden-sonuç ve kronoloji ilişkisini kurmak için.
3
Doğru öncülleri bir araya getirerek doğru seçeneğe ulaşmak.
Doğru yanıtın II ve IIII nolu öncülleri içeren seçenek olduğu belirlenir.
Sorudaki doğrudan katkı sağlama ölçütünü karşılayan yargıları netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Ordu ve siyasetin birbirinden ayrılması (Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletinin kaldırılması) ve bunun demokratikleşme ile askeri disipline etkileri.
Soru 56Soru

Aşağıda Türkiye'de siyasi alanda gerçekleştirilen bazı inkılaplar ile bu inkılapların doğrudan hedeflediği siyasi veya hukuki amaçlar verilmiştir. Bu inkılaplar ile amaçları doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

11 Kasım 19221922 tarihinde saltanatın kaldırılması
2929 Ekim 19231923 tarihinde cumhuriyetin ilan edilmesi
33 Mart 19241924 tarihinde halifeliğin kaldırılması
33 Mart 19241924 tarihinde Şer'iyye ve Evkaf Vekaletinin lağvedilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Saltanatın kaldırılması Lozan öncesi ikiliği önlemekle; Cumhuriyetin ilanı kabine krizini aşmak ve devlet başkanlığını belirlemekle; Halifeliğin kaldırılması eski rejim odaklarını ortadan kaldırmakla; Şer'iyye ve Evkaf Vekaletinin lağvedilmesi ise din işlerinin yürütme organından ayrılmasıyla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; Saltanatın kaldırılması Lozan'daki ikiliği önleme, Cumhuriyetin ilanı kabine krizini çözme, Halifeliğin kaldırılması inkılap karşıtı odakları tasfiye etme, Şer'iyye ve Evkaf Vekaletinin lağvedilmesi ise din ve devlet işlerinin kurumsal ayrımını sağlama amacıyla ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanatın kaldırılmasının tarihsel gerekçesini ve Lozan Konferansı öncesi dış gelişmeleri analiz etme.
Saltanatın kaldırılmasının İtilaf Devletleri'nin ikilik yaratma girişimlerini engellediği görülür.
Lozan Barış Konferansı öncesinde ulusun tek ve meşru temsilcisinin TBMM olduğunu kanıtlama ihtiyacı vardır.
2
Cumhuriyetin ilanına yol açan hükümet krizini ve bu krizin çözülme yöntemini değerlendirme.
Cumhuriyetin ilanıyla kabine sistemine geçildiği ve krizin aşıldığı belirlenir.
Meclis hükümeti sisteminde hükümetin kurulamaması (kabine buhranı) devlet rejiminin ve başkanının tanımlanmasını zorunlu kılmıştır.
3
Halifeliğin kaldırılmasının laikleşme süreci ve eski rejim yanlılarının siyasi durumu üzerindeki etkisini inceleme.
Halifeliğin kaldırılmasının eski rejim (monarşi) odaklarını ortadan kaldırdığı saptanır.
Saltanatın kaldırılmasından sonra halifelik makamının eski düzen taraftarlarınca bir siyasi sığınak olarak görülmesi laik ve demokratik inkılaplar için tehdit oluşturmuştur.
4
Şer'iyye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılmasının yürütme ve laiklik üzerindeki etkisini analiz etme.
Bu vekaletin kaldırılmasıyla yürütme kurulundaki dini yapının sona erdiği ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kurulduğu tespit edilir.
Din işlerinin bir bakanlık (vekalet) aracılığıyla doğrudan siyasetin ve hükümetin içinde yer almasının laiklik ilkesiyle bağdaşmamasıdır.

Anahtar Kavram

Siyasi Alandaki İnkılaplar ve Gerekçeleri/Sonuçları
Soru 57Soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirilen inkılaplar, toplumsal yapıyı çağdaş bir çehreye kavuşturmayı hedeflerken aynı zamanda iktisadi hayatta yaşanan karmaşayı önlemeyi ve dış dünya ile ekonomik ilişkileri kolaylaştırmayı da amaçlamıştır. Bu yönüyle bazı inkılaplar, hem toplumsal düzene hem de ticari hayatın rasyonelleşmesine doğrudan katkı sağlamıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi hem toplumsal alanda birlik sağlamaya hem de ekonomik ilişkilerde ulusal ve uluslararası düzeyde standardizasyonu gerçekleştirmeye yönelik yapılan düzenlemeler arasında gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ölçü ve tartı birimlerinde değişiklik yapılması

Cevap

Ölçü ve tartı birimlerinde değişiklik yapılması
Ölçü ve tartı birimlerinde yapılan değişiklikler, ülke içinde arşın, endaze, okka gibi yöresel ve standart dışı birimlerin yerine metre ve kilogram gibi evrensel ölçülerin getirilmesini sağlamıştır. Bu durum, iç ticaretteki güveni artırıp toplumsal karmaşayı sonlandırarak toplumsal birliği güçlendirirken, uluslararası ticarette de Avrupa devletleriyle olan ilişkilerde standardizasyonu ve uyumu gerçekleştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet'in ilk yıllarında gerçekleştirilen inkılapların temel amaçlarını belirlemek
İnkılapların hem toplumsal yaşamı çağdaşlaştırma hem de ekonomik bağımsızlığı ve uluslararası uyumu sağlama hedefleri olduğu görülür.
Sorunun hem toplumsal birliği hem de ekonomik standardizasyonu aynı anda sağlayan düzenlemeyi istediğini anlamak için bu analiz gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen inkılapların toplumsal ve ekonomik boyutlarını analiz etmek
Aşar vergisinin ekonomik, tekke ve zaviyelerin kapatılması ile Soyadı Kanunu'nun toplumsal, Kabotaj Kanunu'nun ise milli ekonomi odaklı olduğu; ancak ölçü ve tartı değişikliklerinin her iki alanı da doğrudan kapsadığı belirlenir.
Her bir inkılabın etki alanını karşılaştırarak ayırt edici özellikleri ortaya koymak doğru cevaba ulaşmayı sağlar.
3
Ölçü ve tartı birimlerinde yapılan değişikliğin sonuçlarını değerlendirmek
Metre ve kilogram gibi evrensel birimlerin kabulünün, iç ticaretteki adaletsizlikleri çözerek toplumsal güveni ve birliği sağladığı, dış ticarette ise Avrupa ile uyumu gerçekleştirdiği saptanır.
Sorudaki 'hem toplumsal alanda birlik' hem de 'ekonomik ilişkilerde ulusal ve uluslararası düzeyde standardizasyon' kriterlerinin tamamıyla örtüştüğünü doğrulamak için bu değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

Toplumsal ve Ekonomik Alanda İnkılapların Bütüncül Etkileri ve Standardizasyon
Soru 58Soru

1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile Türkiye'deki gayrimüslimlerin kendi dini kurallarına göre evlenme, boşanma ve miras işlerini yürütme yetkileri (Patrikhanelerin mahkeme kurma ve yargılama yetkileri) sona erdirilmiştir. Gayrimüslim vatandaşlar da bu kanunun kabulüyle kendi dini hukuklarından vazgeçerek Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabi olmayı kabul etmişlerdir.

Bu durumun Türkiye Cumhuriyeti’nde doğrudan aşağıdaki gelişmelerden hangisine zemin hazırladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk birliğinin sağlanmasına ve devletin egemenlik haklarının güçlenmesine

Cevap

Hukuk birliğinin sağlanmasına ve devletin egemenlik haklarının güçlenmesine
Doğru cevap, hukuk birliğinin sağlanmasına ve devletin egemenlik haklarının güçlenmesine yönelik olan seçenektir. Türk Medeni Kanunu ile farklı dini cemaatlerin mahkeme kurma ve yargılama yetkileri sona erdirilmiştir. Böylece ülke sınırları içerisindeki tüm vatandaşlar tek bir kanuna tabi olmuş, hukukta ikilik sona erdirilerek adli alanda birlik sağlanmış ve devletin yargı bağımsızlığı ile egemenlik hakları pekişmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru öncülündeki bilgiyi analiz edin.
Türk Medeni Kanunu'nun gayrimüslimlerin dini liderliklerinin (Patrikhane vb.) aile hukuku alanındaki yargılama yetkilerini sona erdirdiği ve tüm vatandaşları tek bir kanuna tabi tuttuğu belirlenir.
Soru kökündeki reformun doğrudan sonucunu bulmak için öncelikle reformun içeriğini kavramak gerekir.
2
Ülkedeki farklı hukuk sistemlerinin (dini/cemaat mahkemeleri) kaldırılmasının sonucunu değerlendirin.
Aynı ülke sınırlarında yaşayan herkesin tek bir kanuna bağlanmasıyla hukukta çok başlılığın sona erdiği ve 'hukuk birliği' sağlandığı anlaşılır.
Farklı dini grupların kendi mahkemelerine sahip olmasının son bulması doğrudan hukuk birliğini ve devletin yargı egemenliğini pekiştirir.
3
Diğer seçenekleri kronolojik ve kavramsal açıdan eleyin.
Halifeliğin kaldırılması kronolojik olarak önce olduğundan elenir; okul denetimleri eğitim alanıyla, Kabotaj Kanunu denizcilikle ilgili olduğundan elenir; Patrikhanenin dini faaliyetlerinin devam ettiği bilindiğinden ilgili seçenek de elenir.
Hukuk, eğitim ve ekonomi alanındaki inkılapların alanlarını ve tarihlerini doğru eşleştirmek hatalı çıkarımları engeller.

Anahtar Kavram

Türk Medeni Kanunu'nun Hukuki ve Toplumsal Sonuçları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 59Soru

Atatürk Dönemi'nde gerçekleştirilen aşağıdaki tarihi gelişmeler ile bu gelişmelerin doğrudan ilgili olduğu temel Atatürk ilkelerini eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

1921 Anayasası'nda yer alan 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' hükmünün kabul edilerek milli iradenin yegane güç haline getirilmesi
Kabotaj Kanunu ile karasularımızda ticaret yapma yetkisinin yabancılardan alınarak Türk gemilerine verilmesi ve denizlerimizde milli egemenliğin sağlanması
Özel sektörde yeterli sermaye birikimi olmaması sebebiyle, ülkenin kalkınması için sanayi yatırımlarının planlı biçimde doğrudan devlet eliyle yapılması
Soyadı Kanunu ile resmi işlerde karışıklıkların önlenmesi ve toplumsal ayrıcalık ifade eden unvanların yasaklanarak eşit bir toplum yapısının kurulması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

1921 Anayasası'ndaki egemenlik hükmünün Cumhuriyetçilik ile, Kabotaj Kanunu'nun Milliyetçilik ile, kamu yatırımlarının Devletçilik ile, Soyadı Kanunu'nun ise Halkçılık ile eşleştirilmesi doğru cevaptır.
Verilen gelişmelerin amaçları ve sonuçları incelendiğinde; anayasadaki ulusal egemenlik vurgusu cumhuriyet yönetimiyle, denizlerdeki ticaret hakkının millileştirilmesi ulusal bağımsızlıkla (milliyetçilik), sanayi hamlelerinin kamu eliyle yapılması devletçilikle, toplumsal eşitliğin soyadı düzenlemesiyle pekiştirilmesi ise halkçılık ilkesiyle doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
1921 Anayasası'ndaki egemenlik maddesi incelenir.
Maddede egemenliğin şartsız millete ait olduğu belirtilmektedir, bu da doğrudan cumhuriyet yönetimi ve milli iradeyle ilgilidir.
Halkın kendi kendini yönetmesini ve milli iradeyi esas alan ilke Cumhuriyetçilik olduğundan ilk eşleştirme bu yönde yapılır.
2
Kabotaj Kanunu'nun getirdiği düzenleme analiz edilir.
Denizlerimizde ticaret hakkı milli sınırlara ve Türk vatandaşlarına tanınarak iktisadi bağımsızlık adımı atılmıştır.
Milli bağımsızlık, milli egemenlik ve yerlileşme amaçlandığı için bu gelişme Milliyetçilik ilkesiyle eşleşir.
3
I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulanma gerekçesi değerlendirilir.
Özel sektörün yetersiz kalması üzerine yatırımların kamu gücüyle yapılması hedeflenmiştir.
Ekonomik yatırımların doğrudan devlet eliyle gerçekleştirilmesini öngören ilke Devletçilik olduğundan bu eşleştirme yapılır.
4
Soyadı Kanunu'nun toplumsal etkileri göz önünde bulundurulur.
Ayrıcalık belirten lakapların kaldırılmasıyla resmi işlemlerde düzen ve toplumsal eşitlik sağlanmıştır.
Toplumda imtiyazların ortadan kaldırılmasını ve yasalar önünde eşitliği savunan ilke Halkçılık olduğundan son eşleştirme tamamlanır.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkeleri ve İnkılap İlişkisi
Soru 60Soru

Cumhuriyet'in ilk yıllarında hukuk, eğitim ve kültür alanlarında laikleşmeyi ve çağdaşlaşmayı sağlamak amacıyla köklü inkılaplar yapılmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen inkılap adımlarının kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesi (1924), Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi (1926), Yeni Türk harflerinin kabul edilmesi (1928) ve Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinin kurulmas�� (1931) şeklindedir.
Doğru sıralama kronolojik olarak 1924, 1926, 1928 ve 1931 yıllarında gerçekleşen inkılapları takip etmektedir. Bu doğrultuda Tevhid-i Tedrisat Kanunu en başta, Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinin kurulması ise en sonda yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun tarihini belirlemek
Tevhid-i Tedrisat Kanunu 3 Mart 1924'te kabul edilmiştir.
Eğitim ve öğretim birliğini sağlayan bu kanun en erken tarihli gelişmedir.
2
Türk Medeni Kanunu'nun kabul tarihini saptamak
Türk Medeni Kanunu 17 Şubat 1926'da kabul edilmiştir.
Hukuk alanındaki bu reform, eğitim birliğinin sağlanmasından sonra gerçekleşmiştir.
3
Harf İnkılabı'nın tarihini tespit etmek
Yeni Türk harflerinin kabulü 1 Kasım 1928'de yapılmıştır.
Harf İnkılabı, Medeni Kanun'un kabulünü takip eden yıllarda yürürlüğe girmiştir.
4
Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinin kuruluş tarihini belirlemek
Cemiyet 12 Nisan 1931'de kurulmuştur.
Millî kültürü geliştirmeyi hedefleyen bu kurum 1930'lu yılların başında faaliyete geçmiştir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi hukuk, eğitim ve kültür inkılaplarının kronolojik sırası.
ÖncekiSayfa 3 / 5Sonraki
Milli Mücadele Dönemi ve Atatürkçülük Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Sayfa 3 | Examkin