Milli Mücadele Dönemi ve Atatürkçülük

100 soru

Soru 61Soru

Mustafa Kemal Paşa, 28 Mayıs 1919'da askeri ve mülki amirlere gönderdiği Havza Genelgesi'nde; işgallerin protesto edilmesi amacıyla mitingler düzenlenmesini istemiş ancak bu gösterilerde Hristiyan azınlığa karşı kırıcı ve saldırgan davranılmamasını önemle belirtmiştir.

Mustafa Kemal Paşa'nın bu uyarıyla doğrudan aşağıdakilerden hangisini amaçladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi uyarınca İtilaf Devletleri'nin yeni bölgeleri işgal etmesine zemin hazırlayacak gerekçeleri ortadan kaldırmak

Cevap

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi uyarınca İtilaf Devletleri'nin yeni bölgeleri işgal etmesine zemin hazırlayacak gerekçeleri ortadan kaldırmak
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne güvenliklerini tehdit eden herhangi bir durumu gerekçe göstererek istedikleri stratejik bir noktayı işgal etme yetkisi tanımıştı. Mustafa Kemal Paşa, Havza Genelgesi'nde mitingler düzenlenmesini isterken Hristiyan azınlığa yönelik herhangi bir taşkınlık yapılmamasını özellikle belirtmiştir. Buradaki amaç, İtilaf Devletleri'nin azınlık haklarının tehlikede olduğunu veya asayişin bozulduğunu iddia ederek Mondros'un 7. maddesini yürürlüğe sokmasını ve yeni işgaller başlatmasını engellemektir.

Adım Adım Çözüm

1
Havza Genelgesi'nde yer alan uyarının i��eriğini ve amacını analiz etmek.
Mitingler düzenlenirken Hristiyan azınlığa kötü davranılmaması gerektiği yönündeki uyarı, bölgedeki asayişin bozulmasını engellemeyi hedeflemektedir.
Mitingler sırasında yaşanabilecek asayişsizlikler, işgalci güçlerin kendi lehlerine kullanabileceği bir durumdur.
2
Bu uyarının Mondros Ateşkes Antlaşması'nın maddeleriyle olan ilişkisini kurmak.
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesine göre, İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum karşısında herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkına sahipti. Azınlıklara zarar verilmesi bu maddenin bahane edilerek işgallerin yayılmasına yol açabilirdi.
İtilaf Devletleri'nin haklı protestoları bastırmak veya yeni toprakları işgal etmek için Mondros'un en ağır maddesi olan 7. maddeyi işletmesini engellemek temel hedeftir.

Anahtar Kavram

Havza Genelgesi ve Mondros'un 7. Maddesi İlişkisi
Soru 62Soru

Amasya Genelgesi'nde yer alan "Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." kararı, Türk inkılabının iki temel dinamiğini bünyesinde barındırmaktadır. Bu dinamiklerden ilki dış güçlerin işgallerine karşı koymayı hedefleyen "millî bağımsızlık", ikincisi ise kişisel egemenliğe son vererek millet iradesini devlet yönetimine taşımayı amaçlayan "millî egemenlik"tir.

Buna göre, Yeni Türk Devleti'nin kuruluş sürecinde yaşanan a��ağıdaki gelişmelerden hangisi, bu iki temel dinamiğin eş zamanlı ve birbirini destekleyen bir biçimde yürütüldüğünün en belirgin kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TBMM'nin açılarak Kurtuluş Savaşı'nı yönetmesi

Cevap

TBMM'nin açılarak Kurtuluş Savaşı'nı yönetmesi
Doğru yanıt, Türkiye Büyük Millet Meclisinin hem millet iradesini temsil eden bir kurum olarak açılması (millî egemenlik) hem de bu meclisin Kurtuluş Savaşı'nı bizzat yöneterek vatanı işgallerden kurtarmasıdır (millî bağımsızlık). Bu durum, Amasya Genelgesi'nde hedeflenen 'milletin bağımsızlığının yine milletin kararıyla kurtarılması' ilkesinin fiilen ve eş zamanlı olarak hayata geçirildiğini en net şekilde gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi'nde yer alan kavramların analiz edilmesi
'Milletin bağımsızlığı' ifadesinin millî bağımsızlık hedefiyle, 'milletin kararı' ifadesinin ise millî egemenlik yöntemiyle örtüştüğü belirlenir.
Soruda istenen iki temel dinamiğin ne anlama geldiğini netleştirmek.
2
Seçeneklerdeki tarihsel gelişmelerin bu iki dinamiği bir arada barındırma durumunun incelenmesi
Lozan Antlaşması'nın sadece bağımsızlık, Cumhuriyet'in ilanının sadece egemenlik, Halifeliğin kaldırılmasının ise laikleşme ve egemenlik boyutlarıyla sınırlı kaldığı görülür.
Çeldirici seçeneklerin tek boyutlu veya farklı odaklı olduğunu tespit etmek.
3
Doğru seçeneğin belirlenmesi ve doğrulanması
TBMM'nin açılması (millî egemenlik/milletin kararı) ve açılan bu Meclisin Kurtuluş Savaşı'nı bizzat yöneterek zafere ulaştırması (millî bağımsızlık/milletin bağımsızlığı) iki dinamiğin eş zamanlı uygulandığını kanıtlar.
İki dinamiğin bir arada ve birbirini tamamlayarak uygulandığı tek seçeneği saptamak.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkeleri çerçevesinde millî egemenlik ve millî bağımsızlık kavramlarının ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 63Soru

Cumhuriyet Dönemi'nde laik ve milli bir eğitim sisteminin kurulması amacıyla birçok çalışma yapılmıştır. Bu doğrultuda atılan en önemli adımlardan biri olan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim-öğretim birleştirilmiş ve tüm okullar Maarif Vekaletine bağlanmıştır.

Bu kanunun kabul edilmesinin ardından yaşanan aşağıdaki gelişmelerden hangisi, e��itimde laikleşme sürecini doğrudan destekleyen bir uygulama olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millet Mektepleri açılarak okuma yazma bilmeyen yetişkin nüfusa yeni Türk harflerinin öğretilmesi

Cevap

Millet Mektepleri açılarak okuma yazma bilmeyen yetişkin nüfusa yeni Türk harflerinin öğretilmesi seçeneğidir.
Doğru yanıt Millet Mekteplerinin açılmasıdır. Millet Mektepleri, 1928 yılındaki Harf İnkılabı'nın ardından yeni Türk harflerini halka öğretmek amacıyla kurulmuş bir yaygın eğitim kurumudur. Bu kurumun temel işlevi okur-yazarlık oranını artırmak ve toplumsal kültürü yaygınlaştırmak olup, doğrudan laikleşme süreci veya Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun laiklik odaklı sonuçlarıyla ilişkili değildir; daha çok halkçılık ve milliyetçilik ilkeleriyle bağdaşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun amacı ve laikleşme ilişkisini analiz etmek
Kanun, eğitim öğretimi tek çatı altında toplayarak dini referanslı geleneksel kurumların etkisini kırmış ve laik eğitime zemin hazırlamıştır.
Seçeneklerin laikleşme süreciyle bağını kurabilmek için bu temel amacın bilinmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki uygulamaların laikleşmeyle olan doğrudan ilişkisini sorgulamak
Medreselerin kapatılması, müfredatın bilimselleştirilmesi, yabancı okullarda dini sembollerin yasaklanması ve dini vakıfların eğitim üzerindeki mali etkisinin kaldırılması doğrudan laiklik ilkesi kapsamındadır.
Laikleşmeyi doğrudan destekleyen uygulamaları ayıklayarak hedef dışı seçeneği bulmak.
3
Millet Mekteplerinin kuruluş amacını ve temel ilkesini değerlendirmek
Millet Mektepleri, 1928 Harf İnkılabı'nın ardından yeni harflerin halka öğretilmesi ve okur-yazarlık oranının artırılması amacıyla kurulmuş olup doğrudan laikleşmeyle değil, halkçılık ve milliyetçilik ilkeleriyle ilgilidir.
Millet Mekteplerinin laikleşme sürecinden ziyade okuma-yazma seferberliği ve kültürel gelişim odaklı olduğunu tespit etmek.

Anahtar Kavram

Eğitim alanında laikleşme ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun sonuçları ile diğer eğitim reformlarının amaçsal ayrımı
Soru 64Soru

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında barışın korunması, sınır güvenliğinin sağlanması ve egemenlik haklarının güçlendirilmesine yönelik atılan adımlar düşünüldüğünde, aşağıda verilen diplomatik gelişmeleri kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama şu şekildedir: 1. Yunanistan ile nüfus mübadelesi (etabli) sorununun çözülmesi (1930), 2. Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne (Cemiyet-i Akvam) üye olması (1932), 3. Balkan Antantı'n��n imzalanması (1934), 4. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin imzalanması (1936), 5. Sadabat Paktı'nın kurulması (1937).
Olayların en eskiden en yeniye doğru kronolojik sıralaması yapıldığında; ilk olarak 1930 yılında Yunanistan ile yaşanan nüfus mübadelesi sorunu çözülmüş, ardından 1932'de Türkiye Milletler Cemiyeti'ne üye olmuş, 1934'te batı sınırını korumak için Balkan Antantı imzalanmış, 1936'da Boğazlar üzerinde tam egemenliği sağlayan Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalanmış ve son olarak 1937'de doğu sınırlarını güvence altına almak için Sadabat Paktı kurulmuştur. Bu nedenle doğru sıralama nüfus mübadelesinin çözümü, Milletler Cemiyeti üyeliği, Balkan Antantı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Sadabat Paktı şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişmelerin gerçekleştiği tarihleri tespit etme
Nüfus Mübadelesi Çözümü (Ankara Antlaşması): 1930, Milletler Cemiyeti Üyeliği: 1932, Balkan Antantı: 1934, Montrö Boğazlar Sözleşmesi: 1936, Sadabat Paktı: 1937.
Kronolojik sıralama sorularını doğru çözebilmek için her diplomatik olayın gerçekleştiği yılı netleştirmek gerekir.
2
Elde edilen tarihleri en eskiden en yeniye doğru dizme
1930 (Nüfus Mübadelesi Çözümü) -> 1932 (Milletler Cemiyeti Üyeliği) -> 1934 (Balkan Antantı) -> 1936 (Montrö Sözleşmesi) -> 1937 (Sadabat Paktı).
Soru kökünde olayların en eskiden en yeniye doğru sıralanması talep edilmektedir.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası'nda iki savaş arası dönemde atılan diplomatik adımların kronolojik sırası ve amaçları.
Soru 65Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde meclisin açılması süreci ve sonrasında yaşanan iç isyanlara karşı alınan hukuki ve siyasi önlemler göz önüne alındığında, aşağıda verilen gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması sırasıyla; Son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Milli Kararları'nın kabul edilmesi, İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal ederek Mebusan Meclisini kapatması, Ankara'da kurucu meclis niteliğindeki Büyük Millet Meclisinin açılması, Meclisin varlığını tehdit eden iç isyanlara karşı Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması ve Kanunun etkinliğini sağlamak ve yargılamaları hızlandırmak için İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması şeklindedir.
Kronolojik süreç; Misak-ı Milli'nin kabul edilmesi, ardından İstanbul'un işgali ve meclisin kapatılması, buna tepki olarak Ankara'da Büyük Millet Meclisinin açılması, ardından meclise karşı çıkan isyanları bastırmak için Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması ve son olarak bu kanunu uygulamak üzere İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması şeklinde gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olayın belirlenmesi
Mebusan Meclisinde Misak-ı Milli'nin kabul edilmesi (28 Ocak 1920) sıralamanın ilk basamağ��dır.
Misak-ı Milli kararları, İtilaf Devletleri'nin tepkisini çekerek İstanbul'un resmen işgal edilmesine yol açmıştır.
2
İstanbul'un işgali ve meclisin kapatılmasının konumlandırılması
İstanbul'un resmen işgali ve meclisin kapatılması (16 Mart 1920) ikinci sıradadır.
Bu gelişme, Osmanlı Devleti'nin yasama organının fiilen sona erdiğini gösterir ve Ankara'da yeni bir meclisin açılış sürecini başlatır.
3
Büyük Millet Meclisinin açılışının yerleştirilmesi
Ankara'da Büyük Millet Meclisinin açılması (23 Nisan 1920) üçüncü sıradadır.
İstanbul'un işgalinin ardından milli iradeyi temsil edecek yeni bir kurucu meclis oluşturulmuştur.
4
İsyanlara karşı hukuki tedbirlerin başlangıcının belirlenmesi
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması (29 Nisan 1920) dördüncü sıradadır.
Meclisin açılmasıyla birlikte başlayan iç isyanlara ve meclis otoritesini tanımayanlara karşı yasal önlem alınması gerekmiştir.
5
Hukuki sürecin uygulayıcısı olan mahkemelerin konumlandırılması
İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması (11 Eylül 1920) son sıradadır.
Çıkarılan kanunun uygulanmasını denetlemek, isyancıları ve meclis kararlarına karşı gelenleri hızlıca yargılamak amacıyla kurulmuştur.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi'nde TBMM'nin açılması ve meclis otoritesine karşı çıkan isyanlara karşı alınan tedbirlerin kronolojik ve mantıksal gelişimi.
Soru 66Soru

Cumhuriyet'in ilk yıllarında hukuk, eğitim ve kültür alanlarında gerçekleştirilen köklü inkılaplar, toplumsal yapıyı çağdaşlaştırmayı, hukuk birliğini sağlamayı ve ortak bir millî kimlik bilinci oluşturmayı amaçlamıştır.

Aşağıda verilen inkılapları, bu inkılapların temel amaçları ve getirdiği yasal düzenlemelerle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun yürürlüğe girmesi
Türk Tarih Kurumu'nun kurulması
Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun'un çıkarılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi yasal eşitlik ve hukuk birliğini sağlayan düzenlemeyle; Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabulü eğitim kurumlarının birleştirilmesiyle; Türk Tarih Kurumu'nun kurulması millî tarih bilincinin bilimsel araştırmalarla güçlendirilmesiyle; Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun ise okul açma yetkisi ile e��itim kademelerinin devlet denetimine alınmasıyla eşleşmektedir.
Yapılan reformlar kendi alanlarında köklü dönüşümleri temsil eder. Türk Medeni Kanunu aile ve şahıs hukukunda birlik ile eşitlik sağlarken; Tevhid-i Tedrisat Kanunu eğitim kurumlarının tamamını Maarif Vekaletine bağlayarak eğitim birliğini kurmuş; Türk Tarih Kurumu tarih araştırmalarını bilimselleştirerek ortak millî bilinci güçlendirmiş; Maarif Teşkilatı Kanunu ise okul açılmasını devlet kontrolüne bağlayarak modern ve millî müfredatın çerçevesini belirlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk alanındaki en köklü reformu ve hedeflerini analiz etmek.
Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesinin mahkemelerin birleştirilmesi, hukuk birliğinin sağlanması ve aile hukukunda eşitlik sağlanması hedefleriyle örtüştüğü belirlenir.
Medeni Kanun, dini ve cemaat mahkemelerinin ayrıcalıklarına son vererek laik hukuk düzeninin aile ve toplum yaşamındaki temeli olmuştur.
2
Eğitimde birliği ve laikleşmeyi sağlayan temel kanunun amacını belirlemek.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun tüm okulları tek çatı (Maarif Vekaleti) altında toplayarak eğitimde ikiliği bitirdiği tespit edilir.
Bu yasa, azınlık ve yabancı okullar dahil ülkedeki bütün öğretim müesseselerini devlet denetimine sokarak laik eğitime geçişi kolaylaştırmıştır.
3
Kültür alanında tarih bilincini geliştirmeye yönelik çalışmayı incelemek.
Türk Tarih Kurumu'nun kurulmasının, Türklerin dünya tarihindeki yerini ve köklerini bilimsel esaslarla araştırmayı amaçladığı sonucuna varılır.
Millî kimliğin inşası için hanedan dışı ortak bir tarih anlatısının kurgulanması amaçlanmıştır.
4
Eğitim sisteminin müfredat ve idari yapısını düzenleyen kanunu eşleştirmek.
Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun'un okul açmayı devlet kontrolüne bağlaması ve kademeleri düzenlemesi yönüyle eşleştiği netleştirilir.
Bu kanunla devletin izni olmadan okul açılması engellenerek eğitimde devlet denetimi tam olarak tesis edilmiştir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi hukuk, eğitim ve kültür alanlarındaki inkılapların amaçları ve kurumsal sonuçları
Soru 67Soru

Lozan Barı�� Antlaşması'nda kesin bir karara bağlanamayan ya da Türkiye'nin egemenlik haklarını sınırlandıran bazı dış politika meseleleri, 1923-1939 yılları arasında yürütülen diplomatik mücadeleler ve dünya genelindeki siyasi gelişmeler neticesinde Türkiye'nin lehine çözüme ulaştırılmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi bu dönemde Türkiye'nin lehine sonuçlanan diplomatik gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Irak sınırının çizilerek Musul bölgesinin Türkiye topraklarına dahil edilmesi

Cevap

Irak sınırının çizilerek Musul bölgesinin Türkiye topraklarına dahil edilmesi
1926 yılında İngiltere ile imzalanan Ankara Antlaşması neticesinde Musul, Irak'a bırakılmış ve Misak-ı Millî'den taviz verilmiştir. Bu nedenle Irak sınırının Musul bölgesini kapsayacak şekilde çizilmesi, Türkiye'nin lehine sonuçlanan gelişmelerden biri değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'ndan sonra gündeme gelen dış politika konularını belirlemek.
Boğazlar, Hatay, Nüfus Mübadelesi, Yabancı Okullar ve Musul sorunlarının çözüm süreçleri incelenmiştir.
Meselelerin hangilerinin Türkiye lehine, hangilerinin ise aleyhine sonuçlandığını tespit etmek gerekir.
2
Musul Sorunu'nun nasıl çözüldüğünü analiz etmek.
1926 Ankara Antlaşması ile Musul, İngiliz mandası altındaki Irak'a bırakılmış, dolayısıyla Türkiye topraklarına dahil edilememiştir.
Bu gelişmenin Türkiye'nin lehine değil, aleyhine sonuçlanan bir durum olduğunu belirlemek.

Anahtar Kavram

Lozan Antlaşması Sonrası Türk Dış Politikası Gelişmeleri
Soru 68Soru

Yeni Türk Devleti'nda laik, milli ve çağdaş bir toplum düzeni oluşturma sürecinde tarih yazıcılığı anlayışında da köklü bir değişim yaşanmıştır. Hanedan eksenli tarih yazımından millet eksenli tarih yazımına geçişi hedefleyen bu süreçte, 1931 yılında Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti (Türk Tarih Kurumu) kurulmuştur.

Buna göre, Türk Tarih Kurumunun kuruluş amaçları arasında;

I. Türklerin kökenini ve dünya medeniyetine olan katkılarını bilimsel yöntemlerle araştırmak,
II. Anadolu'nun en eski sakinleri ile Türkler arasındaki bağları inceleyerek Anadolu'nun tarihsel olarak Türk yurdu olduğunu ortaya koymak,
III. Osmanlı hanedanının İslam dünyasındaki liderliğinin tarihsel meşruiyetini kanıtlamak

hedeflerinden hangilerinin yer aldığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Türk Tarih Kurumunun kuruluş amaçları arasında Türklerin kökenini bilimsel yöntemlerle araştırmak ve Anadolu'nun tarihsel olarak Türk yurdu olduğunu ortaya koymak yer alırken, hanedan meşruiyetini kanıtlamak gibi bir hedef yer almaz. Bu nedenle doğru yanıt I ve II öncüllerini içeren seçenektir.
Türk Tarih Kurumunun amaçları arasında Türk milletinin tarihsel kökenlerini, dünya medeniyetine olan katkılarını araştırmak ve Anadolu'nun tarihsel olarak Türk yurdu olduğunu bilimsel tezlerle ortaya koymak yer almaktadır. Bu durum I ve II öncüllerinde doğru olarak ifade edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Türk Tarih Kurumunun kuruluş bağlamını analiz etme
Cumhuriyet Dönemi'nde milli tarih bilincini geliştirmek amacıyla Türk Tarih Kurumunun kurulduğunu belirleme.
Soruda verilen öncüllerin kurumun kuruluş amaçlarıyla uyuşup uyuşmadığını anlamak için tarihsel bağlam kurulmalıdır.
2
Öncüllerin tarihsel gerçekliklerle karşılaştırılması
I ve II numaralı öncüllerde belirtilen Türklerin kökeni ve Anadolu ile olan bağlarının araştırılmasının milli tarih tezinin temelini oluşturduğu görülür. III numaralı öncüldeki hanedan meşruiyeti savunuculuğunun ise laik ve milli devletin tarih yazıcılığı ilkeleriyle çeliştiği saptanır.
Doğru ve yanlış yargıları birbirinden ayırt etmek için her bir öncülün tarihsel hedeflerle analizi gereklidir.
3
Doğru seçeneğe ulaşma
I ve II numaralı hedeflerin yer aldığı seçeneğin doğru cevap olduğu sonucuna varılır.
Analiz edilen bilgileri birleştirerek seçenekler arasından doğru olanı işaretlemek için.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi milli tarih yazıcılığı anlayışı ve Türk Tarih Kurumunun kuruluş amaçları
Soru 69Soru

Yeni Türk devletinde çağdaşlaşma ve uluslararası entegrasyonu sağlama amacıyla sosyal ve iktisadi alanlarda çeşitli yasal düzenlemeler yapılmış ve kongreler gerçekleştirilmiştir.

Buna göre, aşağıda verilen gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin geçmişten günümüze doğru doğru kronolojik sıralaması: İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması, Şapka İktisası Hakkında Kanun'un kabul edilmesi, Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun yasalaşması ve hafta tatilinin cuma gününden pazar gününe alınması şeklindedir.
Kronolojik gelişim incelendiğinde; İzmir İktisat Kongresi 1923'te, Şapka Kanunu 1925'te, Teşvik-i Sanayi Kanunu 1927'de ve Hafta Tatili Kanunu 1935'te gerçekleşmiştir. Dolayısıyla doğru sıralama geçmişten günümüze bu düzeni takip eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kongre ve kanunların kabul tarihlerini belirleme
İzmir İktisat Kongresi (1923), Şapka Kanunu (1925), Teşvik-i Sanayi Kanunu (1927), Hafta Tatili Düzenlemesi (1935)
Tarihsel sıralamanın yapılabilmesi için her bir gelişmenin kronolojik yerinin tespit edilmesi gerekir.
2
Tarihleri en eskiden en yeniye doğru sıralama
1923 -> 1925 -> 1927 -> 1935
Soru kökünde geçmişten günümüze doğru bir sıralama talep edilmektedir.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi toplumsal ve ekonomik alandaki inkılapların kronolojik sırası ve amaçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 70Soru

Aşağıda Atatürk Dönemi Türk dış politikasında karşı karşıya kalınan bazı meseleler ile bu meselelerin çözüme kavuşturulma süreçlerine dair diplomatik gelişmeler verilmiştir. Bu meseleleri, kendileriyle doğrudan ilişkili olan diplomatik gelişmelerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Musul Sorunu (Irak Sınırı)
Nüfus Mübadelesi (Etaplı Sorunu)
Boğazlar Rejimi
Hatay'ın Statüsü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Musul Sorunu Haliç Konferansı ve Misak-ı Millî taviziyle; Nüfus Mübadelesi etapli sorununun çözülmesi ve Balkan Antantı yakınlaşmasıyla; Boğazlar Rejimi komisyonun kaldırılıp egemenliğin tam sağlanmasıyla; Hatay ise Sandler Raporu doğrultusunda bağımsızlığa giden süreçle eşleşir.
Eşleştirmelerin tamamı tarihsel gerçekliklere ve dış politika gelişmelerine tam uyumludur. Musul Sorunu Haliç Konferansı ve Misak-ı Millî taviziyle; Nüfus Mübadelesi etapli sorununun çözülmesi ve Balkan Antantı yakınlaşmasıyla; Boğazlar Rejimi komisyonun kaldırılıp egemenliğin tam sağlanmasıyla; Hatay ise Sandler Raporu doğrultusunda bağımsızlığa giden süreçle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Musul Meselesi'nin diplomatik gelişim sürecini incelemek.
Sorunun Haliç Konferansı'nda çözülemeyerek Milletler Cemiyeti'ne gitmesi ve 1926 Ankara Antlaşması ile Misak-ı Millî'den taviz verilerek çözülmesiyle eşleştiği belirlenir.
Musul Sorunu, Lozan sonrasında ikili görüşmeler ve uluslararası diplomasi kanalıyla çözüme ulaştırılmıştır.
2
Nüfus Mübadelesi konusundaki uyuşmazlığı ve sonrasındaki etkileri analiz etmek.
Mübadeledeki yerleşiklik (etapli) sorununun 1930'da çözülmesiyle Türk-Yunan ilişkilerinin düzeldiği ve bunun Balkan Antantı'na zemin hazırladığı tespit edilir.
Yerleşiklik sorununun çözülmesi, bölgesel güvenlik iş birliklerinin önünü açmıştır.
3
Boğazlar Rejimi'ndeki statü değişikliğinin neden ve sonuçlarını değerlendirmek.
Lozan'daki komisyonun, 1930'lardaki savaş tehdidi ortamında Montrö Sözleşmesi ile kaldırılarak tam egemenliğin sağlandığı görülür.
1930'larda artan küresel savaş tehdidi, statü değişikliğinde belirleyici rol oynamıştır.
4
Hatay'ın statüsündeki uluslararası gelişmeleri belirlemek.
Fransa ile yaşanan anlaşmazlık neticesinde hazırlanan Sandler Raporu doğrultusunda Hatay'ın bağımsız bir devlet haline geldiği saptanır.
Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen Sandler'in raporu, Hatay'ın bağımsızlık statüsünün hukuki zeminini oluşturmuştur.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası'nda karşı karşıya gelinen temel meseleler, bunların çözüm yöntemleri ve diplomatik sonuçları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 71Soru

Yeni Türk Devleti’nde gerçekleştirilen toplumsal ve ekonomik alandaki inkılaplar; bir yandan milli bağımsızlığı ve iç piyasadaki egemenliği pekiştirmeyi hedeflerken, diğer yandan da batılı devletlerle ticari ilişkilerde entegrasyonu sağlamayı ve iç piyasadaki standart farklılıklarından doğan karmaşayı gidermeyi amaçlamıştır.

Buna göre yapılan;

I. Uluslararası saat ve takvim sisteminin kabul edilmesi,
II. Kabotaj Kanunu'nun yürürlüğe girmesi,
III. Uzunluk ve ağırlık ölçü birimlerinin değiştirilmesi

düzenlemelerinden hangileri doğrudan "uluslararası ticari ilişkilerde yaşanan aksaklıkları giderme ve batılı ülkelerle entegrasyon sağlama" amacına yöneliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Uluslararası saat ve takvim sisteminin kabul edilmesi ile uzunluk ve ağırlık ölçü birimlerinin değiştirilmesi (I ve III)
Doğru cevap, uluslararası saat ve takvim sisteminin kabul edilmesi ile uzunluk ve ağırlık ölçü birimlerinin değiştirilmesini içeren seçenektir. Osmanlı Devleti'nde kullanılan geleneksel takvim, saat ve ölçü birimleri, Batı dünyasıyla yürütülen ticari ilişkilerde hesaplama ve uyum sorunlarına yol açmaktaydı. Bu iki inkılapla uluslararası standartlar kabul edilerek batı dünyasıyla ticari ilişkilerdeki pürüzler giderilmiştir. Kabotaj Kanunu ise Türk karasularında deniz ticareti hakkını millileştirerek ulusal bağımsızlığı sağlamayı amaçlamış olup, doğrudan dış dünyaya entegrasyon amacı taşımamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılapların amaçlarının analiz edilmesi
Öncüllerde sunulan inkılapların (saat, takvim, kabotaj ve ölçü birimleri) hangi temel amaçlarla yapıldığı tespit edilir.
Her bir inkılabın iç egemenlik, milli bağımsızlık veya uluslararası entegrasyon amaçlarından hangisine hizmet ettiğini ayırt etmek gerekir.
2
Kabotaj Kanunu'nun niteliğinin incelenmesi
Kabotaj Kanunu'nun Türk karasularında gemi işletme hakkını millileştirerek doğrudan iç egemenliği ve milli bağımsızlığı (milliyetçilik) güçlendirdiği, batı dünyasıyla entegrasyon sağlama amacı taşımadığı belirlenir.
Kabotaj Kanunu'nun hedefini doğru yorumlayarak çeldirici seçenekleri elemek hedeflenir.
3
Saat, takvim ve ölçü birimlerindeki değişikliklerin incelenmesi
Uluslararası saat ve takvim sisteminin kabulü ile ölçü birimlerinin değiştirilmesinin, Osmanlı'dan kalan geleneksel sistemlerin batı ile ticarette yarattığı uyumsuzlukları ve pürüzleri giderdiği belirlenir.
Bu iki düzenlemenin ortak paydasının uluslararası ticari standartlara uyum sağlamak olduğunu görerek doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Toplumsal ve Ekonomik Alandaki İnkılaplar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 72Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde ulusal bağımsızlığın ve ulusal egemenliğin sağlanması yolunda yayımlanan genelgeler ve toplanan kongreler, tarihi süreçte farklı siyasi, askeri ve idari kararlara ev sahipliği yapmıştır.

Aşağıda verilen tarihi kararlar ve gelişmeleri, ait oldukları kongre veya genelgelerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İşgallere karşı ulusal bilincin uyandırılması amacıyla askeri ve sivil makamlardan protesto mitingleri düzenlenmesinin istenmesi
Milli egemenliğe dayalı yeni bir devlet düzenine geçileceğinin ilk işareti sayılarak ihtilal bildirisi niteliği taşıması
Hristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak imtiyazlar verilemeyeceğinin ilk kez kararlaştırılması
Temsil Heyeti'nin tüm yurdu temsil edecek şekilde genişletilerek yürütme yetkisini kullanan ulusal bir kurul haline gelmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İşgallere karşı protesto mitingleri istenmesi Havza Genelgesi ile, milli egemenlik ve ihtilal vurgusu Amasya Genelgesi ile, azınlıklara ayrıcalık verilemeyeceği kararı Erzurum Kongresi ile, Temsil Heyeti'nin tüm yurdu temsil etmesi ve yürütme yetkisini kullanması ise Sivas Kongresi ile eşleşmektedir.
Eşleştirmede; Havza Genelgesi işgallere karşı protesto mitingleri düzenlenmesiyle, Amasya Genelgesi ulusal egemenliğe dayalı ihtilal niteliğiyle, Erzurum Kongresi azınlıklara imtiyaz verilemeyeceğinin ilk kez karara bağlanmasıyla, Sivas Kongresi ise Temsil Heyeti'nin yetkilerinin tüm yurdu kapsayacak şekilde genişletilmesi ve ilk kez yürütme yetkisini kullanmasıyla doğru bir şekilde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk kararın (miting ve protestolar) analiz edilmesi
İşgallerin kınanması amacıyla mitinglerin düzenlenmesi kararı Havza Genelgesi'ne aittir, bu nedenle ilk sol öge Havza Genelgesi ile eşleşir.
Mustafa Kemal, Samsun'a çıktıktan sonra milli bilinci uyandırmak için Havza'dan genelge yayımlamıştır.
2
İkinci kararın (ihtilal bildirisi) analiz edilmesi
Milletin azim ve kararı vurgusu ile ihtilal bildirisi niteliğindeki belge Amasya Genelgesi'dir, bu nedenle ikinci sol öge Amasya Genelgesi ile eşleşir.
Genelge, mevcut yönetimin yetersizliğini belirterek millet iradesine vurgu yapmıştır.
3
Üçüncü kararın (azınlık imtiyazları) analiz edilmesi
Azınlıkların ayrıcalık alamayacağı kararı ilk kez Erzurum Kongresi'nde kabul edilmiştir, bu nedenle üçüncü sol öge Erzurum Kongresi ile eşleşir.
Erzurum Kongresi'nde bağımsızlığa zarar verecek imtiyazlar kesin bir dille reddedilmiştir.
4
Dördüncü kararın (Temsil Heyeti'nin yetkileri) analiz edilmesi
Temsil Heyeti'nin tüm yurdu temsil etmesi ve yürütme gücünü kullanması Sivas Kongresi'ne aittir, bu nedenle dördüncü sol öge Sivas Kongresi ile eşleşir.
Sivas Kongresi'nde Temsil Heyeti ulusal hale getirilmiş ve Ali Fuat Paşa'yı atayarak bir hükümet gibi davranmıştır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi'ndeki genelge ve kongrelerin kapsamları ve aldıkları kararların hukuki ve siyasi sonuçları.
Soru 73Soru

Amasya Genelgesi’nin "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." maddesi, Millî Mücadele’nin hem yöntemini hem de amac��nı ortaya koyan ihtilalci bir beyanname niteliğindedir.

Bu kararın, dönemin yürürlükte olan anayasal düzeni (18761876 Kanun-i Esasi) çerçevesinde doğurduğu en belirgin hukuki ve siyasi çelişki aşağ��dakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasanın egemenlik hakkını Osmanlı hanedanına veren monarşik ilkesine karşın, karar yetkisini millet iradesine teslim etmesi

Cevap

Anayasanın egemenlik hakkını Osmanlı hanedanına veren monarşik ilkesine karş��n, karar yetkisini millet iradesine teslim etmesi
Doğru yanıt, anayasanın egemenliği Osmanlı hanedanına veren ilkesine karşın, genelgenin karar yetkisini millet iradesine bırakmasıdır. 18761876 Kanun-i Esasi'ye göre egemenlik hakları padişaha aitken genelge, kararı millete devretmeyi öngörerek mevcut monarşik ve teokratik otoritenin hukuki meşruiyet tabanına açıkça karşı çıkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi'nin ilgili maddesinde geçen 'milletin azim ve kararı' ifadesinin siyasi anlamını analiz etmek.
Bu ifadenin milli egemenliğe (halk iradesine) dayalı yeni bir yönetim düzenini öngördüğünü saptamak.
Genelgenin ihtilalci niteliğini ve getirdiği siyasi yeniliği belirlemek.
2
Dönemin yürürlükte olan anayasası olan 18761876 Kanun-i Esasi'nin egemenlik ilkesini incelemek.
Mevcut anayasaya göre egemenlik haklarının Osmanlı hanedanına ve padişaha ait olduğunu tespit etmek.
Genelge maddesi ile mevcut hukuki düzen arasındaki kavramsal farkı ortaya koymak.
3
Elde edilen verileri birleştirerek genelgenin yarattığı çelişkiyi belirlemek.
Milletin kararına yapılan vurgunun, hanedan egemenliğine dayanan mevcut anayasal monarşiye doğrudan karşı çıkmak (hukuki ve siyasi çelişki yaratmak) anlamına geldiği sonucuna ulaşmak.
Soruda istenen en belirgin hukuki ve siyasi çelişkiyi netleştirmek.

Anahtar Kavram

Amasya Genelgesi'nin İhtilalci Niteliği ve Kanun-i Esasi ile Çelişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 74Soru

Atatürk Dönemi'nde gerçekleştirilen bazı inkılaplar ve uygulamalar ile bu adımların doğrudan ilgili olduğu temel Atatürk ilkelerinin eşleştirilmesi gerekmektedir.

Aşağıda verilen inkılap ve uygulamaları, karşılarında yer alan ilgili oldukları temel Atatürk ilkeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şer'iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılarak Diyanet İşleri Başkanlığının kurulması
Aşar vergisinin kaldırılmasıyla köylü üzerindeki ağır vergi yüküne son verilmesi
Yabancı işletmelerin elindeki demiryollarının satın alınarak millileştirilmesi
Özel sektör��n yetersiz kalması üzerine sanayi yatırımlarının doğrudan devlet bütçesiyle yapılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şer'iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması Laiklik ilkesiyle; Aşar vergisinin kaldırılması Halkçılık ilkesiyle; yabancı demiryollarının millileştirilmesi Milliyetçilik ilkesiyle; büyük sanayi yatırımlarının devlet eliyle yapılması ise Devletçilik ilkesiyle eşleşmektedir.
Şer'iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması din işlerinin devlet işlerinden ayrılması yönüyle laiklik; Aşar vergisinin kaldırılması köylünün üzerindeki ağır yükün kaldırılması yönüyle halkçılık; yabancı demiryollarının millileştirilmesi ulusal ekonomi ve bağımsızlık yönüyle milliyetçilik; fabrikaların doğrudan devlet bütçesiyle yapılması ise devletçilik ilkesi ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk uygulamanın analiz edilmesi
Şer'iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması din ve devlet işlerinin ayrılmasıyla ilgili olduğundan laiklik ilkesi ile eşleşir.
Laiklik ilkesi, devlet yönetiminin ve kurumlarının dini esaslara değil akıl, bilim ve hukuk kurallarına dayanmasını öngörür.
2
İkinci uygulamanın analiz edilmesi
Aşar vergisinin kaldırılması toplumsal eşitlik ve halkın refahını artırma amaçlı olduğundan halkçılık ilkesi ile eşleşir.
Halkçılık ilkesi, toplumda hiçbir sınıfa ayrıcalık tanınmamasını, adalet ve eşitliği temel alır.
3
Üçüncü uygulamanın analiz edilmesi
Yabancı işletmelerin millileştirilmesi milli bağımsızlık ve ulusal ekonomiyle ilgili olduğundan milliyetçilik ilkesi ile eşleşir.
Milliyetçilik ilkesi, Türk milletinin bağımsızlığını ve kendi kaynaklarına kendisinin egemen olmasını savunur.
4
Dördüncü uygulamanın analiz edilmesi
Devlet eliyle fabrikaların kurulması devletin doğrudan ekonomik yatırımlar yapmasıyla ilgili olduğundan devletçilik ilkesi ile eşleşir.
Devletçilik ilkesi, özel sektörün yetersiz kaldığı durumlarda devletin iktisadi alana müdahale etmesini ve yatırımlara öncülük etmesini gerektirir.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkelerinin kapsamı ve bu ilkeler doğrultusunda gerçekleştirilen inkılapların eşleştirilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 75Soru

Mustafa Kemal Atatürk, yeni Türk harflerinin kabul edilmesinin ardından Sarayburnu'nda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullanmıştır:

"Yeni Türk harflerini çabuk öğrenmelidir. Her vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu vatanperverlik ve milliyetperverlik vazifesi biliniz."

Atatürk'ün bu yöndeki çağrısı ve ardından başlatılan okuma yazma seferberliği (Millet Mektepleri), doğrudan aşağıdaki Atatürk ilkelerinden hangileriyle ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halkçılık - Milliyetçilik

Cevap

Halkçılık - Milliyetçilik
Atatürk'ün sözlerinde geçen "her vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz" vurgusu toplumsal eşitliği ve halkın eğitim yoluyla yükseltilmesini hedeflediği için halkçılık ilkesiyle; "vatanperverlik ve milliyetperverlik vazifesi" ifadesi ise milli bağımsızlık, birlik ve yurt sevgisini temel aldığı için milliyetçilik ilkesiyle doğrudan ilgilidir. Bu nedenle halkçılık ve milliyetçilik ilkelerini içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün konuşmasında geçen "her vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz" ifadesini analiz etmek.
Bu ifade, eğitimin toplumun hiçbir sınıf veya zümre farkı gözetilmeksizin tüm kesimlerine ulaştırılmasını (fırsat eşitliğini) hedeflemektedir.
Toplumsal eşitliği, halk yararını ve sınıf ayrımının reddedilmesini öngören ilke Halkçılık'tır.
2
Atatürk'ün konuşmasında geçen "Bunu vatanperverlik ve milliyetperverlik vazifesi biliniz" ifadesini analiz etmek.
Bu ifade, okuma yazma seferberliğini vatan sevgisiyle ve milli bir ödevle bağdaştırmaktadır.
Milli birlik ve beraberliği, vatan sevgisini ve kültürel gelişimi esas alan ilke Milliyetçilik'tır.
3
İki analizi birleştirerek doğrudan ilişkili ilkeleri belirlemek.
Halkçılık ve Milliyetçilik ilkeleri birlikte bu reformun temel dayanaklarını oluşturmaktadır.
Eğitimde fırsat eşitliği ve topluma hizmet yönüyle halkçılık, milli bilinç ve vatanseverlik boyutuyla milliyetçilik ön plana çıkmaktadır.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesi sosyal eşitliği ve halkın refahını savunurken, Milliyetçilik ilkesi milli birlik, beraberlik ve vatan sevgisini esas alır. Millet Mektepleri ile halkın tamamına okuma yazma öğretilmesi bu iki ilkenin ortak yansımasıdır.
Soru 76Soru

Atatürk Dönemi'nde gerçekleştirilen inkılaplar ve tarihsel gelişmeler ile bu gelişmelerin doğrudan ilgili olduğu temel Atatürk ilkelerinin doğru eşleştirilmesi gerekmektedir.

Buna göre, aşağıda verilen tarihi gelişmeleri doğrudan ilişkili oldukları temel Atatürk ilkeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda 'Egemenlik kay��tsız şartsız milletindir' ilkesinin kabul edilerek millet iradesinin esas alınması
Türk Medeni Kanunu ile aile hukukunda kadın ve erkek arasında sosyal ve hukuki alanda tam bir eşitliğin sağlanması
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı doğrultusunda, sermaye yetersizliği nedeniyle özel teşebbüsün kuramadığı fabrikaların devlet yatırımlarıyla açılması
Şeriye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılarak dini kurumların devlet bürokrasisinden ayrılması ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Egemenliğin millete ait olması Cumhuriyetçilik; Medeni Kanun ile sağlanan kadın-erkek eşitliği Halkçılık; devlet eliyle sanayi yatırımlarının yapılması Devletçilik; Şeriye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılması ise Laiklik ilkesiyle eşleşmektedir.
Millet egemenliğinin kabul edilmesi doğrudan cumhuriyetçilik, Medeni Kanun ile sağlanan kadın-erkek eşitliği halkçılık, büyük sanayi tesislerinin devlet eliyle kurulması devletçilik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını sağlayan Şeriye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılması ise laiklik ilkeleriyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ulusal egemenlik ve iradeyi esas alan ilk gelişmeyi analiz ediniz.
Egemenliğin doğrudan millete ait olduğunun kabul edilmesi (Teşkilat-ı Esasiye), yönetim biçimi ve halkın egemenliği ilkesi olan Cumhuriyetçilik ile eşleşir.
Cumhuriyetçilik, milli egemenliği ve halkın kendi yöneticilerini seçmesini temel alır.
2
Kadın-erkek eşitliğini sağlayan yasal düzenlemeyi inceleyiniz.
Türk Medeni Kanunu ile kadın ve erkeğin sosyal ve hukuki alanda eşit hale getirilmesi Halkçılık ilkesiyle eşleşir.
Halkçılık ilkesi, toplumda sınıf ve zümre ayrımını reddeder, herkesin kanun önünde eşitliğini ve halkın refahını savunur.
3
Devlet yatırımlarını ve ekonomik planlamayı içeren gelişmeyi inceleyiniz.
Sermaye yetersizliği çeken özel sektör yerine fabrikaların devlet yatırımlarıyla kurulması Devletçilik ilkesiyle eşleşir.
Devletçilik, özellikle Cumhuriyet'in ilk yıllarında ekonomik kalkınmanın devlet eliyle ve kontrolüyle gerçekleştirilmesini öngörür.
4
Din ve devlet işlerinin ayrılmasıyla ilgili olan adımı değerlendiriniz.
Şeriye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılması ve dini kurumların sivilleşmesi Laiklik ilkesiyle eşleşir.
Laiklik, devlet düzeninin, hukukun ve eğitimin dini esaslara değil, akla ve bilime dayandırılmasını ifade eder.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkeleri ve İnkılap İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 77Soru

Mustafa Kemal Atatürk bir konuşmasında; "Türkiye’nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete layık ve hakkı olan köylüdür." demiştir. Bu doğrultuda Cumhuriyet Dönemi'nde köylü üzerindeki ağır ekonomik yükü hafifletmek amacıyla Aşar Vergisi kaldırılmış, tarımı destekleyici çeşitli adımlar atılmıştır.

Bu uygulamalar ve Atatürk'ün sözü birlikte değerlendirildiğinde, gerçekleştirilen reformun doğrudan aşağıdaki Atatürk ilkelerinden hangisini hayata geçirmeye yönelik olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halkçılık

Cevap

Halkçılık
Halkçılık ilkesi; toplumda ayrıcalıkların reddedilmesini, kanun önünde eşitliği ve devletin tüm politikalarında halkın refahını gözetmesini esas alır. Atatürk'ün köylüyü milletin efendisi ilan etmesi ve onların refaha layık olduğunu savunması doğrultusunda, köylülerin üzerindeki en büyük ekonomik yüklerden biri olan Aşar Vergisi'nin kaldırılması, toplumsal adaleti ve eşitliği hedeflediğinden doğrudan halkçılık ilkesini yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün sözündeki temel vurguyu belirlemek
Atatürk, köylüyü ülkenin asıl sahibi ve üreticisi olarak görerek onların refah ve mutluluğa layık olduğunu belirtmiştir. Bu durum toplumsal adalet ve eşitlik anlayışını yansıtır.
Uygulamanın dayandığı temel düşünsel arka planı saptamak için bu adım gereklidir.
2
Aşar Vergisi'nin kaldırılmasının toplumsal etkilerini analiz etmek
Köylü üzerindeki ağır vergi yükünün kaldırılması, toplumsal refahın artmasını ve vergi adaletinin sağlanmasını amaçlamaktadır.
Yapılan reformun toplumsal ve ekonomik sonuçlarını değerlendirmek amacıyla bu analiz yapılır.
3
Elde edilen verileri Atatürk ilkeleriyle eşleştirmek
Halkın refahı, sosyal eşitlik, adalet ve geniş kitlelerin yaşam standardının yükseltilmesi doğrudan halkçılık ilkesinin temel unsurlarıdır.
Yapılan reformun ve söylenen sözün doğrudan ilgili olduğu temel Atatürk ilkesini belirlemek için bu eşleştirme yapılır.

Anahtar Kavram

Atatürk'ün Halkçılık İlkesi ve Sosyal Adalet
Soru 78Soru

Büyük Millet Meclisinin açılmasının ardından Anadolu'da çıkan iç isyanlar karşısında Mustafa Kemal Paşa meclis kürsüsünden şu değerlendirmeyi yapmıştır:

*"Efendiler, İstanbul'da bulunan Hükümet-i Seniyye ve İtilaf Devletleri, milletimizin bağımsızlık azmini kırmak için doğrudan hilafet orduları ve uydurma fetvalarla üzerimize gelirken; düne kadar vatanı savunan bazı unsurlar ise meclisin iradesine ram olmak yerine kendi başlarına buyruk kalmayı tercih ederek isyan bayrağını açmışlardır. Lakin meclisimiz, milletten aldığı meşru güçle hem hilafet çetesini hem de bu şahsi nüfuz sevdalılarını bertaraf etmeye muktedirdir."*

Mustafa Kemal Paşa'nın bu ifadeleri ve dönemin koşulları dikkate alındığ��nda, BMM'ye karşı çıkan isyanların niteliği ve bu süreçteki gelişmeler hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Hükümeti'nin desteklediği isyanlar doğrudan saltanat ve hilafet düzenini koruma amacı taşırken; eski Kuva-yı Milliye liderlerinin isyanları ise yeni kurulan düzenli ordunun otoritesi altına girmeyi reddetme temellidir.

Cevap

İstanbul Hükümeti destekli isyanlar hilafet ve saltanat düzenini korumayı amaçlarken, eski Kuva-yı Milliye liderlerinin çıkardığı isyanlar düzenli ordunun denetimi altına girmek istememelerinden kaynaklanmıştır.
Doğru seçenek olan ifade, Mustafa Kemal Paşa'nın metindeki ayrımına tam olarak uymaktadır. İstanbul Hükümeti destekli isyanların rejimi ve hilafeti korumayı, eski Kuva-yı Milliye liderlerinin ise düzenli ordunun merkezî denetimine girmemek amacıyla kendi kişisel otoritelerini korumayı hedeflediğini doğru bir şekilde açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal Paşa'nın metindeki sözlerini analiz etmek.
Metinde iki tip isyan gücünden bahsedildiği görülür: Bir yanda İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri tarafından yönlendirilen hilafet kuvvetleri, diğer yanda ise önceden vatanı savunup sonradan meclis iradesine karşı çıkan unsurlar.
Sorunun kökündeki alıntının ana temasını belirlemek.
2
İstanbul Hükümeti kaynaklı isyanlar ile eski Kuva-yı Milliye liderlerinin isyanlarının farklarını ortaya koymak.
İstanbul Hükümeti'nin doğrudan çıkardığı Anzavur Ahmet ve Kuva-yı İnzibatiye gibi isyanlar saltanat/hilafet otoritesini korumayı; Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe gibi eski Kuva-yı Milliye şeflerinin çıkardığı isyanlar ise düzenli ordunun kurulmasıyla kendi kişisel nüfuzlarının sona ermesini engellemeyi amaçlar.
Seçeneklerdeki tarihsel doğruluk payını ölçmek.
3
Seçeneklerde yer alan kavramların kronolojik uygunluğunu denetlemek.
Tekalif-i Milliye (Ağustos 1921), Takrir-i Sükun Kanunu (Mart 1925) ve Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (Ocak 1921) gibi kavramların BMM'nin açılış yılındaki (1920) iç isyanlar dönemiyle doğrudan ilişkili veya o dönemde yürürlükte olmadığını tespit etmek.
Çeldiricilerdeki anakronizm (tarihsel yanılgı) hatalarını elemek.

Anahtar Kavram

TBMM'ye Karşı Çıkan İsyanların Nitelikleri ve Alınan Önlemler
Soru 79Soru

I. TBMM'nin açılmasının ardından Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde milli egemenlik ilkesine ve meclisin otoritesine karşı kapsamlı isyanlar çıkmıştır. Bu isyanlar; çıkış nedenleri, arkasındaki güçler, hedefledikleri bölgeler ve önderlik eden unsurların nitelikleri bakımından farklı sınıflara ayrılmaktadır.

Milli Mücadele Dönemi'nde meclis otoritesini sarsan bu isyanların niteliklerini kavramak amacıyla hazırlanan sol sütundaki isyan türleri/oluşumları ile sağ sütundaki isyanların temel özelliklerini/amaçlarını doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kuvayı İnzibatiye
Bolu, Düzce, Hendek ve Adapazarı İsyanları
Kuvayı Seyyare
Pontus Rum İsyanı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler şu şekildedir: Kuvayı İnzibatiye ile İstanbul Hükûmeti tarafından doğrudan kurulan Hilafet Ordusu; Bolu, Düzce, Hendek ve Adapazarı İsyanları ile İtilaf Devletleri'nin desteğiyle çıkarılan ayaklanmalar; Kuvayı Seyyare ile eski Kuva-yı Milliye unsurlarının düzenli orduya karşı başkaldırısı; Pontus Rum İsyanı ile Karadeniz'de bağımsız devlet kurmayı amaçlayan azınlık isyanı.
Doğru eşleştirmede: Kuvayı İnzibatiye, doğrudan İstanbul Hükûmetince oluşturulan Hilafet Ordusu ile; Bolu-Düzce-Hendek-Adapazarı isyanları, İtilaf Devletleri destekli ayaklanmalar ile; Kuvayı Seyyare, düzenli orduyu reddeden eski Kuva-yı Milliye unsurlarının başkaldırısı ile; Pontus Rum İsyanı ise Karadeniz'de devlet kurmayı hedefleyen azınlık faaliyeti ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kuvayı İnzibatiye oluşumunun niteliğini analiz etmek.
Kuvayı İnzibatiye, doğrudan İstanbul Hükûmeti tarafından kurulan ve Hilafet Ordusu adıyla anılan askeri yapıdır. Dolayısıyla İstanbul Hükûmeti'nin doğrudan meclis otoritesini kırmak amacıyla kurduğu ordu tanımıyla eşleşir.
Kuvayı İnzibatiye'nin niteliğini ve doğrudan hilafet makamına bağlı olarak kurulduğunu tespit etmek amacıyla.
2
Bolu, Düzce, Hendek ve Adapazarı İsyanları'nın jeopolitik amaçlarını incelemek.
Bu isyanlar Boğazlar çevresinde tampon bölgeler oluşturarak Ankara Hükûmeti'nin İstanbul'a ulaşmasını ve İtilaf Devletleri'nin kontrolündeki bölgelere sızmasını önlemek için İtilaf Devletleri desteğiyle çıkarılmıştır.
Marmara ve Boğazlar çevresindeki ayaklanmaların arkasındaki İtilaf Devletleri kışkırtmasını belirlemek amacıyla.
3
Kuvayı Seyyare'nin isyan gerekçesini değerlendirmek.
Kuvayı Seyyare, başlangıçta isyanları bastıran milli güçler iken, düzenli ordunun kurulmasıyla meclisin merkezi otoritesine boyun eğmek istemedikleri için isyan etmişlerdir.
Eski Kuva-yı Milliye liderlerinin düzenli orduya entegrasyon sürecindeki dirençlerini ayırt etmek amacıyla.
4
Pontus Rum İsyanı'nın hedefini saptamak.
Pontus Rum İsyanı, Karadeniz bölgesinde bağımsız bir Rum devleti kurmak amacıyla asayişi bozarak Mondros'un 7. maddesini işletmeyi amaçlayan bir azınlık hareketidir.
Milli Mücadele'deki azınlık kökenli ayrılıkçı isyanların hedeflerini ortaya koymak amacıyla.

Anahtar Kavram

I. TBMM Dönemi İç İsyanlarının Sınıflandırılması ve Nitelikleri
Soru 80Soru

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta Sevr Antlaşması ile ilgili olarak şu değerlendirmede bulunmuştur:

“Siyasi bağımsızlığımızı, adli, mali ve askeri egemenliğimizi yok etmeye ve sonuç olarak yaşama hakkımızı inkâra ve ortadan kaldırmaya yönelik olan bu antlaşma, bizim açımızdan mevcut değildir.”

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözleri ve Sevr Antlaşması’nın hazırlanış ile imza süreci birlikte değerlendirildiğinde, antlaşmanın hukuki durumu ve Milli Mücadele’ye etkisi hakkında aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mebusan Meclisi tarafından onaylanmadığı için hukuki geçerlilik kazanmamış, Türk milletinin teslim olmayacağını göstererek direniş azmini ve TBMM’ye olan bağlılığı artırmıştır.

Cevap

Mebusan Meclisi tarafından onaylanmadığı için hukuki geçerlilik kazanmamış, Türk milletinin teslim olmayacağını göstererek direniş azmini ve TBMM’ye olan bağlılığı artırmıştır.
Doğru seçenek olan ifade, Sevr Antlaşması'nın meclis onayından geçmediği için ölü doğmuş bir antlaşma olduğunu ve Türk milletinin bağımsızlık kararlılığını kamçıladığını doğru bir şekilde açıklamaktadır. Kanun-i Esasi uyarınca meclis onayı şarttır ve Mebusan Meclisi kapalı olduğu için antlaşma hukuki meşruiyet kazanamamıştır. Bu durum ve antlaşmanın ağır şartları, halkın direniş azmini pekiştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün Nutuk'taki sözlerini analiz etmek.
Atatürk'ün antlaşmayı 'mevcut olmayan' bir suikast belgesi olarak nitelendirdiği ve tamamen reddettiği görülür.
Milli Mücadele liderliğinin antlaşmaya bakış açısını belirlemek için.
2
Sevr Antlaşması'nın Osmanlı anayasal düzenindeki hukuki statüsünü değerlendirmek.
Kanun-i Esasi'ye göre barış anlaşmalarının Mebusan Meclisi onayından geçmesi gerekirken, meclis kapalı olduğundan sadece Saltanat Şurası tarafından imzalanmış ve hukuken geçersiz kalmıştır.
Antlaşmanın anayasal açıdan neden geçersiz kabul edildiğini açıklamak için.
3
Antlaşmanın Türk milleti ve Milli Mücadele üzerindeki psikolojik ve siyasi etkilerini incelemek.
Ağır şartlar içeren bu antlaşma, Türk milletinde teslimiyet yerine bağımsızlık kararlılığını kamçılamış, TBMM'nin haklılığını kanıtlamış ve mücadeleyi hızlandırmıştır.
Antlaşmanın Milli Mücadele sürecine olan katkısını saptamak için.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın hukuki geçersizliği (Mebusan Meclisi onayından geçmemesi) ve bu belgenin Milli Mücadele'yi hızlandırıcı etkisi.
ÖncekiSayfa 4 / 5Sonraki