Milli Mücadele Dönemi ve Atatürkçülük

100 soru

Soru 1Soru

Cumhuriyet Dönemi’nde hukuk, eğitim ve kültür alanlarında gerçekleştirilen inkılaplar, Osmanlı Devleti’nden devralınan çift başlı kurumsal ve toplumsal yapıyı tasfiye etmeyi amaçlamıştır. Tarihsel süreçler analiz edilirken, belirli bir zamanda gerçekleşen kısa süreli gelişmeler olan 'olay' kavramı ile bu gelişmelerin sonucunda uzun vadede meydana gelen yapısal değişimleri ifade eden 'olgu' kavramı arasındaki farkın gözetilmesi ve kronolojik tutarlılığın (anakronizmden kaçınmanın) korunması gerekmektedir.

Buna göre, Yeni Türk Devleti’nin hukuk, eğitim ve kültür alanındaki inkılapları tarih bilimi perspektifinden değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesi laikleşme ve eğitimde birliği sağlama yolunda bir 'olay' iken, bu kanun sonrasında toplumda çağdaş ve bilimsel bir düşünce yapısının yerleşmeye başlaması uzun vadeli bir 'olgu'dur.

Cevap

Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesinin bir olay, toplumda çağdaş düşüncenin yerleşmesinin ise bir olgu olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabulü belirli bir gün ve yerde gerçekleşen somut bir gelişme olduğundan tarihsel bir 'olay'dır. Bu kanunun toplumsal hayata yansıması, laik ve çağdaş eğitim anlayışının zihinlere yerleşmesi ise uzun yıllar süren yapısal bir değişim süreci olduğundan 'olgu' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk, eğitim ve kültür alanındaki inkılapların gerçekleşme tarihlerini ve doğasını inceleyin.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu 1924'te, Medeni Kanun 1926'da, Harf İnkılabı 1928'de gerçekleşmiştir.
Anakronizm içeren seçenekleri elemek için kronolojik sıralamanın bilinmesi gerekir.
2
Olay ve olgu kavramlarının tanımlarını analiz edin.
Olay, başlangıç ve bitişi belli olan kısa süreli gelişmelerdir; olgu ise olayların sonucunda ortaya çıkan uzun vadeli yapısal süreçlerdir.
Olay ve olgu karışıklığına dayalı kavramsal hataları tespit etmek.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin kavramsal ve kronolojik doğruluklarını karşılaştırın.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabulü bir olay, çağdaş düşüncenin yerleşmesi ise bir olgudur. Harf İnkılabı'nın Medeni Kanun'dan önce yapıldığı veya 1924'te tamamlandığı iddiaları kronolojik hatalardır.
Doğru seçeneği bulmak ve yanlış seçeneklerdeki kavramsal/kronolojik hataları belirlemek.

Anahtar Kavram

Hukuk, Eğitim ve Kültür İnkılaplarının Tarihsel Analizi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 2Soru

Millî Mücadele Hazırlık Dönemi'nde Temsil Heyeti'nin (Temsil Kurulu) fikir aşamasından hukuki olarak tanınmasına kadar geçen gelişim sürecini göz önüne alarak, aşağ��da verilen tarihi gelişmeleri kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Temsil Heyeti'nin gelişim aşamaları kronolojik olarak sırasıyla; heyetin kurulma fikrinin ortaya atılması (Amasya Genelgesi), kurulun bölgesel nitelikte fiilen oluşturulması (Erzurum Kongresi), üye sayısının artırılarak tüm vatanı temsil eder hâle getirilmesi (Sivas Kongresi) ve İstanbul Hükümeti tarafından hukuken tanınması (Amasya Görüşmeleri) şeklindedir.
Temsil Heyeti'nin gelişim seyri incelendiğinde; ilk olarak Amasya Genelgesi ile kurulma fikri doğmuş, Erzurum Kongresi ile bölgesel olarak hayata geçirilmiş, Sivas Kongresi ile ulusal bir yapı kazanmış ve en nihayetinde Amasya Görüşmeleri ile İstanbul Hükümeti karşısında hukuki meşruiyet elde etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Temsil Heyeti'nin kurulması fikrinin ilk kez nerede geçtiğini tespit etmek
Amasya Genelgesi'nde (Haziran 1919) ilk kez millî bir heyetin varlığından bahsedilmiştir.
Sürecin ilk basamağını belirlemek amacıyla fikir aşamasını saptamak gerekir.
2
Heyetin fiilen kurulduğu ve bölgesel yetkilere sahip olduğu kongreyi bulmak
Erzurum Kongresi'nde (Temmuz-Ağustos 1919) sadece Doğu Anadolu bölgesini temsil edecek şekilde heyet kurulmuştur.
Heyetin bölgesel boyutta kuruluşu, ulusal boyuta geçmeden önceki aşamadır.
3
Heyetin yetkilerinin tüm yurdu kapsayacak şekilde genişletildiği kongreyi bulmak
Sivas Kongresi'nde (Eylül 1919) Temsil Heyeti'nin yetkileri tüm yurdu temsil edecek şekilde ulusallaşmıştır.
Bölgesellikten tam bağımsızlık yolunda ulusallığa geçiş sürecinin kronolojik yerini saptamak.
4
İstanbul Hükümeti'nin Temsil Heyeti'ni resmen ve hukuken tanıdığı olayı belirlemek
Amasya Görüşmeleri (Ekim 1919) ile İstanbul Hükümeti, Temsil Heyeti'ni resmen tanımıştır.
Sürecin son aşaması olan hukuki meşruiyet kazanma aşamasını kronolojinin sonuna yerleştirmek.

Anahtar Kavram

Temsil Heyeti'nin Kuruluş ve Gelişim Aşamaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde kazanılan askeri başarıların uluslararası diplomatik antlaşmalara zemin hazırlaması ve bu antlaşmaların Misak-ı Millî sınırları üzerindeki etkileri dikkate alındığında, Batı Cephesi'ndeki askeri gelişmeler ile bunların siyasi/diplomatik sonuçlarına ilişkin aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi hem tarihsel gelişim hem de toprak bütünlüğü ilkeleri bakımından yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sakarya Meydan Muharebesi → Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması'nın imzalanarak doğu sınırının kesinleşmesi ve Batum'un yeniden Misak-ı Millî sınırlarına dahil edilmesi

Cevap

Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında Kafkas Cumhuriyetleri ile imzalanan Kars Antlaşması ile Batum'un yeniden Misak-ı Millî sınırlarına dahil edildiğini belirten ifade yanlıştır.
Yanlış olan ve dolayısıyla doğru cevap olarak seçilmesi gereken ifade, Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında imzalanan Kars Antlaşması ile Batum'un yeniden Misak-ı Millî sınırlarına dahil edildiğini belirten seçenektir. Batum, I. İnönü Muharebesi'nin ardından imzalanan Moskova Antlaşması ile Gürcistan'a (dolayısıyla Sovyet Rusya kontrolüne) bırakılarak Misak-ı Millî'den verilen ilk taviz olmuştur. Sakarya Savaşı sonrasında Kafkas Cumhuriyetleri ile imzalanan Kars Antlaşması'nda ise doğu sınırımız Moskova Antlaşması'ndaki şartlarla kesinleşmiş, yani Batum'un taviz verilme durumu aynen korunarak dışarıda kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Batı Cephesi savaşlarının her birinin siyasi ve diplomatik sonuçlarını belirleyin.
I. İnönü sonrası Moskova Antlaşması, II. İnönü sonrası İtalya'nın çekilmeye başlaması, Sakarya sonrası Kars ve Ankara antlaşmaları, Büyük Taarruz sonrası ise Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.
Seçeneklerdeki askeri gelişmeler ile diplomatik antlaşmalar arasındaki neden-sonuç ilişkilerini doğrulamak için bu adım gereklidir.
2
Misak-ı Millî'den verilen tavizlerin hangi antlaşmalarla gerçekleştiğini ve Batum'un statüsünü inceleyin.
Batum, 16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşması ile Gürcistan'a bırakılarak Misak-ı Millî'den verilen ilk taviz olmuştur.
Batum'un hangi aşamada ve hangi şartlar altında elden çıktığını tam olarak tespit etmek için.
3
Sakarya Savaşı sonrasında imzalanan Kars Antlaşması'nın Batum üzerindeki hükümlerini analiz edin.
Kars Antlaşması, Moskova Antlaşması'nın esaslarını temel almıştır. Dolayısıyla Batum, Kars Antlaşması ile de geri alınamamış ve Sovyet himayesindeki Gürcistan'da kalmıştır.
Kars Antlaşması ile doğu sınırımızın kesinleştiğini ancak Batum'un Misak-ı Millî sınırlarına dahil edilmediğini, aksine taviz statüsünün devam ettiğini belirlemek için.

Anahtar Kavram

Batı Cephesi Savaşlarının Siyasi ve Diplomatik Sonuçları
Soru 4Soru

Millî Mücadele Dönemi Batı Cephesi'nde gerçekleştirilen muharebeler, askerî sonuçlarının yanı sıra iç politikada hukuki düzenlemelere, dış politikada ise uluslararası antlaşmalara zemin hazırlamıştır. Aşağıda verilen Batı Cephesi muharebeleri ile bu muharebelerin doğrudan sonucu olan gelişmeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. İnönü Muharebesi
II. İnönü Muharebesi
Kütahya-Eskişehir Savaşları
Sakarya Meydan Muharebesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. İnönü Muharebesi - Yeni Türk Devleti'nin ilk anayasasının ilanı ve TBMM'nin varlığının İtilaf Devletleri tarafından uluslararası konferansta ilk kez resmen kabul edilmesi; II. İnönü Muharebesi - İtilaf Devletleri arasındaki görüş ayrılıklarının derinleşmesiyle İtalya'nın işgal ettiği yerleri boşaltmaya başlaması ve Fransa'nın Zonguldak'ı tahliye etmesi; Kütahya-Eskişehir Savaşları - Yasama ve yürütme yetkilerinin doğrudan meclis başkanı olan komutana devredilmesi ve millî irade temsil merkezinin yerinin değiştirilmesi tartışmalarının başlaması; Sakarya Meydan Muharebesi - Doğu ve güney sınırlarını şekillendiren uluslararası antlaşmaların imzalanması ile İtilaf Devletleri'nin TBMM'ye yeni mütareke teklifleri sunması.
Doğru eşleştirmeler, her bir muharebenin sonucunda ortaya çıkan iç ve dış gelişmeleri kronolojik ve mantıksal açıdan doğru yansıtmaktadır: I. İnönü Muharebesi sonrasında Teşkilat-ı Esasiye kabul edilmiş ve Londra Konferansı daveti alınmıştır. II. İnönü Muharebesi sonrasında İtalya Anadolu'dan çekilmeye başlamıştır. Kütahya-Eskişehir yenilgisi sonrasında meclisin taşınması tartışılmış ve Başkomutanlık Kanunu kabul edilmiştir. Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında ise Kars ve Ankara Antlaşmaları imzalanmış, İtilaf Devletleri yeni barış teklifleri sunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
I. İnönü Muharebesi'nin diplomatik ve iç siyasi sonuçlarını tespit etmek
Bu muharebe sonucunda Teşkilat-ı Esasiye kabul edildi ve Londra Konferansı daveti alındı.
Askerî zaferlerin kurumsal devlet inşasına ve uluslararası alandaki ilk diplomatik temaslara etkisini belirlemek.
2
II. İnönü Muharebesi'nin İtilaf Devletleri bloğu üzerindeki çözülme etkilerini değerlendirmek
İtalya çekilmeye başladı ve Fransa Zonguldak'ı tahliye etti.
İkinci savunma zaferinin İtilaf Devletleri'nin Anadolu politikasındaki görüş ayrılıklarını nasıl fiiliyata döktüğünü analiz etmek.
3
Kütahya-Eskişehir Savaşları'nın getirdiği askeri krizin iç siyasetteki yansımalarını incelemek
Meclisin Kayseri'ye taşınması tartışıldı ve Başkomutanlık Kanunu ile yasama/yürütme yetkileri Mustafa Kemal Paşa'ya devredildi.
Milli Mücadele'deki tek büyük savunma yenilgisinin yönetimsel ve kurumsal kriz yönetimini nasıl tetiklediğini belirlemek.
4
Sakarya Meydan Muharebesi'nin cepheleri kapatan diplomatik antlaşmalarını ve uluslararası teklifleri saptamak
Kars ve Ankara Antlaşmaları imzalandı, İtilaf Devletleri yeni barış teklifleri sundu.
Sakarya zaferinin diplomaside kesin sınır çizgilerini ve yeni diplomatik taahhütleri nasıl belirlediğini eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Batı Cephesi savaşlarının askeri seyrinin iç politikadaki yasama faaliyetlerine, meclis içi tartışmalara ve dış politikadaki diplomatik gelişmelere yansımaları.
Soru 5Soru

Lozan Barı�� Konferansı’nda Türk heyeti; tam bağımsızlık, milli egemenlik ve Misak-ı Millî sınırlarına ulaşma ilkelerinden taviz vermemeyi amaçlamıştır. Ancak dönemin konjonktürü gereği bazı konularda egemenlik haklarını kısıtlayıcı kararlar kabul edilmiş, bazı konular ise çözülemeyerek sonraya bırakılmıştır.

Buna göre, Lozan Barış Antlaşması’nda yer alan;

I. Boğazlar’ın yönetiminin başkanı Türk olan uluslararası bir komisyona bırakılması ve her iki yakasının askersizleştirilmesi,
II. Osmanlı Devleti’nden kalan borçların, bu devletten ayrılan diğer ülkelere paylaştırılarak Türkiye'nin kendi payını taksitler halinde ödemesi,
III. Türkiye-Irak sınırının belirlenmesi konusunun, Musul Sorunu nedeniyle antlaşmanın imzalanmasından sonraki dokuz ay içinde taraflar arasında yapılacak ikili görüşmelere bırakılması

kararlarından hangileri doğrudan Türk devletinin egemenlik haklarını kısıtlayıcı veya Misak-ı Millî hedeflerini erteleyici bir nitelik taşımaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Lozan Barış Antlaşması'nda Boğazlar'ın uluslararası komisyona bırakılarak askersizleştirilmesi egemenlik haklarını kısıtlarken, Irak sınırının sonraya bırakılması Misak-ı Millî hedeflerini ertelemiştir. Borçların paylaştırılması ise mali egemenliğin kazanılması anlamına gelir.
Doğru cevap birinci ve üçüncü ifadeleri içeren seçenektir. Boğazlar’ın yönetiminin başkanı Türk olan uluslararası bir komisyona bırakılması ve kıyılarının askersizleştirilmesi kararı, yeni kurulan Türk devletinin kendi toprakları üzerinde askeri tahkimat yapmasını ve tam idari denetim kurmasını engellediği için doğrudan egemenlik haklarını kısıtlamaktadır. Türkiye-Irak sınırının (Musul Sorunu) Lozan’da çözüme kavuşturulamayıp antlaşma sonrasına bırakılması ise Misak-ı Millî sınırları içerisinde kabul edilen bir bölgenin durumunu belirsizleştirmiş ve bu hedefin gerçekleştirilmesini ertelemiştir. Osmanlı borçlarının paylaştırılması kararı ise mali bağımsızlığı zedeleyen Düyun-ı Umumiye’nin kaldırılmasını ve ekonomik egemenliğin kurulmasını sağladığı için egemenliği kısıtlayıcı değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Boğazlar maddesinin egemenlik hakları açısından analiz edilmesi
Boğazlar’ın yönetiminin uluslararası bir komisyona verilmesi ve askersizleştirilmesi, Türkiye'nin kendi toprakları üzerindeki askeri ve idari denetimini engellediği için egemenlik haklarını doğrudan kısıtlamaktadır.
Milli egemenlik ve güvenlik unsurlarını sınırlandıran maddelerin saptanması gerekir.
2
Osmanlı borçları konusunun ekonomik bağımsızlık yönünden değerlendirilmesi
Borçların Osmanlı'dan ayrılan devletler arasında paylaştırılması ve Düyun-ı Umumiye idaresinin fiilen sonlandırılması, Türkiye'nin mali egemenliğini ve ekonomik bağımsızlığını pekiştirmiştir.
Mali düzenlemelerin bağımsızlık üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkisinin ayırt edilmesi amaçlanır.
3
Türkiye-Irak sınırı (Musul) konusunun Misak-ı Millî hedefleri açısından incelenmesi
Musul Sorunu'nun çözülemeyip antlaşma sonrasındaki ikili görüşmelere ertelenmesi, Misak-ı Millî sınırlarına tam olarak ulaşılmasını geciktirmiş ve bu hedefi ertelemiştir.
Lozan'da ertelenen veya sonraya bırakılan sınır konularının tespit edilmesi amaçlanır.
4
Elde edilen sonuçların karşılaştırılarak doğru seçeneğe ulaşılması
Birinci öncüldeki Boğazlar maddesinin kısıtlayıcı, üçüncü öncüldeki Irak sınırı maddesinin ise erteleyici nitelikte olduğu saptanarak doğru cevaba ulaşılır.
Öncüllerin soru kökündeki kriterlere göre gruplandırılması sağlanır.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda egemenlik haklarını kısıtlayan hükümler ile çözümü sonraya bırakılan konuların ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6Soru

Türkiye'de ulusal egemenliğin pekiştirilmesi, devlet teşkilatının kurumsallaşması ve çok partili yaşama geçiş sürecinin sağlıklı yürütülmesi amacıyla siyasi alanda birçok inkılap gerçekleştirilmiştir.

Buna göre, yukarıda verilen siyasi gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru doğru sıralanı��ı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Ankara'nın başkent ilan edilmesi (13 Ekim 1923), Cumhuriyet'in ilanı (29 Ekim 1923), Şer'iyye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılması (3 Mart 1924), 1924 Anayasası'nın kabulü (20 Nisan 1924) ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurulması (17 Kasım 1924) şeklindedir.
Siyasi inkılapların kronolojik sırası incelendiğinde; Ankara'nın başkent yapılması 13 Ekim 1923'te, Cumhuriyet'in ilanı 29 Ekim 1923'te, Şer'iyye ve Evkaf Vekâleti'nin lağvedilmesi 3 Mart 1924'te, 1924 Anayasası'nın yürürlüğe girmesi 20 Nisan 1924'te ve son olarak Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşu 17 Kasım 1924'te gerçekleşmiştir. Bu doğrultuda yapılan sıralama tarihsel akışa tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Ankara'nın başkent ilan edilme tarihinin saptanması
13 Ekim 1923
Lozan Antlaşması'nın ardından hükümet merkezinin hukuken belirlenmesi gerekmiştir.
2
Cumhuriyet'in ilan edilme tarihinin saptanması
29 Ekim 1923
Ekim Bunalımı adıyla anılan hükümet krizini çözmek ve devlet başkanlığı sorununu netleştirmek hedeflenmiştir.
3
Şer'iyye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılma tarihinin saptanması
3 Mart 1924
Laiklik yolundaki reformların hukuki altyapısını oluşturmak amacıyla din ve devlet işleri ayrılmıştır.
4
1924 Anayasası'nın kabul edilme tarihinin saptanması
20 Nisan 1924
Gerçekleştirilen rejim değişikliği ve kurumsal inkılapları kapsayacak yeni bir anayasal düzenin yürürlüğe konması gerekmiştir.
5
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluş tarihinin saptanması
17 Kasım 1924
Cumhuriyet rejiminin ilk çok partili hayata geçiş denemesi bu partinin kurulmasıyla başlamıştır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Siyasi İnkılaplarının Kronolojik Gelişimi ve Neden-Sonuç İlişkileri
Soru 7Soru

I. TBMM Dönemi’nde, Anzavur Ahmet ve Kuva-yı İnzibatiye gibi doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından başlatılan isyanların yanı sıra Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe gibi eski Kuva-yı Milliye liderlerinin çıkardığı isyanlar da meclis otoritesini tehdit etmiştir.
II. Meclis, bu isyanlara karşı Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu çıkarmış ve üyeleri arasından seçtiği milletvekilleriyle olağanüstü yargı yetkisine sahip İstiklal Mahkemeleri’ni kurmuştur.
III. Tüm bu iç karışıklıklara rağmen meclis, 24 Nisan Önergesi’nde yer alan "Padişah ve halife, baskı ve zordan kurtulduğu zaman meclisin düzenleyeceği yasal esaslar çerçevesinde durumunu alır." ilkesini kabul etmiştir.

Bu gelişmeler ve kararlar birlikte değerlendirildiğinde, I. TBMM’nin isyanlar karşısında otoritesini ve meşruiyetini tesis etme sürecine dair aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Hükümeti’nin doğrudan veya eski milis liderler aracılığıyla yarattığı otorite krizine karşı meclis, yargı yetkisini doğrudan üstlenerek yürütme gücünü pekiştirmiş ve saltanatın geleceğini kurtuluş sonrasına erteleyerek milli birliği korumayı amaçlamıştır.

Cevap

İstanbul Hükümeti’nin doğrudan veya eski milis liderler aracılığıyla yarattığ�� otorite krizine karşı meclis, yargı yetkisini doğrudan üstlenerek yürütme gücünü pekiştirmiş ve saltanatın geleceğini kurtuluş sonrasına erteleyerek milli birliği korumayı amaçlamıştır.
Meclis, isyanlar karşısında yasama gücünün yanı sıra kendi bünyesinden seçtiği milletvekilleri aracılığıyla yargı yetkisini (İstiklal Mahkemeleri) doğrudan kullanarak yürütme gücünü pekiştirmiştir. Diğer yandan 24 Nisan Önergesi’nde yer alan padişahın geleceğinin kurtuluş sonrasına bırakılması kararı, vatansever saltanat yanlılarının meclise olan bağlılığını sürdürmek ve milli birliği muhafaza etmek amacıyla uygulanmış siyasi bir stratejidir.

Adım Adım Çözüm

1
İsyanların niteliksel farklılıklarını analiz etmek
Hilafet Ordusu gibi doğrudan İstanbul Hükümeti kaynaklı tehditler ile Çerkez Ethem gibi eski milis güçlerin yarattığı tehditlerin çok yönlü bir otorite boşluğu oluşturduğu saptanır.
Meclisin tek tip değil, farklı siyasi ve askeri motivasyonlara sahip isyanlarla aynı anda mücadele ettiğini belirlemek için gereklidir.
2
Meclisin aldığı hukuki ve fiili önlemleri güçler ilişkisi yönünden incelemek
Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun meclis üyelerinden oluşan İstiklal Mahkemeleri eliyle yürütülmesi, meclisin yargı gücünü doğrudan elinde tutarak güçler birliği ilkesini uyguladığını gösterir.
Yargı yetkisinin milletvekillerince kullanılmasının yürütme gücünü nasıl pekiştirdiğini açıklamak için gereklidir.
3
24 Nisan Önergesi’ndeki padişah ve halifeye dair hükmün siyasi amacını yorumlamak
Saltanat makamının durumunun ertelenmesinin, bağımsızlık mücadelesinde saltanat yanlıları ile cumhuriyetçiler arasındaki ayrışmayı önleyip milli birliği korumaya dönük pragmatik bir hamle olduğu belirlenir.
Kurucu meclisin rejim tartışmalarını erteleyerek öncelikli hedef olan kurtuluşa odaklandığını anlamak için gereklidir.
4
Bu üç analizi sentezleyerek en kapsamlı yargıya ulaşmak
Meclisin otorite krizine karşı yargıyı üstlendiği ve ulusal bütünlüğü bozmamak için saltanatın geleceğini ertelediği yargısına ulaşılır.
Tüm öncülleri bütüncül ve çelişkisiz şekilde açıklayan doğru seçeneği doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

I. TBMM'nin İsyanlara Karşı Otorite Tesis Etme Yöntemleri ve Meşruiyet Politikası
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 8Soru

Amasya Genelgesi’nin "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." maddesi ile Erzurum Kongresi’nin "Kuvâ-yı Millîye’yi tek kuvvet olarak tanımak ve millî iradeyi egemen kılmak esastır." kararı birlikte değerlendirildiğinde; Amasya’da ulusal bağımsızlığa ulaşmada ihtilalci bir yöntem olarak işaret edilen millî karar/irade kavramının, Erzurum’da temel bir yönetim esası haline geldiği görülmektedir.

Buna göre, Kurtuluş Savaşı Hazırlık Dönemi’nde atılan bu adımlar dikkate alındığında, ulusal mücadele hareketinin meşruiyet zemini ve hedefleriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amasya Genelgesi'nde ihtilalci bir yöntem olarak işaret edilen millî irade unsurunun, Erzurum Kongresi'nde temel bir siyasi ilke düzeyinde somutlaştırıldığına

Cevap

Amasya Genelgesi'nde ihtilalci bir yöntem olarak işaret edilen millî irade unsurunun, Erzurum Kongresi'nde temel bir siyasi ilke düzeyinde somutlaştırıldığına dair yargı doğrudur.
Amasya Genelgesi'nde bağımsızlığa ulaşmak için ihtilalci bir metot veya yöntem olarak öngörülen millî karar ve azim unsuru, Erzurum Kongresi'nde 'millî iradeyi egemen kılmak esastır' denilerek daha üst düzey, kurumsal ve kalıcı bir siyasi ilke düzeyine taşınmıştır. Bu durum, hareketin meşruiyet tabanının halk iradesine dayalı olarak şekillendiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi ve Erzurum Kongresi'nde yer alan kararların temel kavramlarını (millî bağımsızlık ve millî irade/egemenlik) belirlemek.
Amasya Genelgesi'nde 'milletin azim ve kararı' ifadesiyle millî bağımsızlığın kazanılmasında 'karar' unsuruna yani yönteme değinildiği, Erzurum Kongresi'nde ise 'millî iradeyi egemen kılmak esastır' denilerek bunun siyasi bir yönetim esası haline getirildiği tespit edilir.
Soruda verilen iki tarihî belgenin maddelerini karşılaştırarak ulusal egemenlik kavramının gelişim çizgisini anlamak.
2
Seçenekleri bu gelişim çizgisine göre analiz etmek.
Amasya Genelgesi'ndeki yöntemin Erzurum Kongresi'nde siyasi ve kurumsal bir ilkeye dönüştüğü görülür. Diğer seçeneklerde yer alan iddiaların (saltanatın kaldırılacağı ilanı, bağımsızlıktan vazgeçilmesi, bölgesel sınırlama, İstanbul Hükümeti'ne destek gibi) tarihî gerçeklerle uyuşmadığı saptanır.
Doğru yargıya ulaşmak ve çeldiricileri elemek.
3
Millî irade ve millî egemenlik kavramlarının Kurtuluş Savaşı Hazırlık Dönemi'ndeki aşamalı gelişimini doğrulamak.
Amasya Genelgesi'nde ihtilalci bir yöntem olarak sunulan millî iradenin, Erzurum Kongresi'nde temel bir ilke düzeyine yükseldiği yargısı doğrulanır.
Analizin tarihsel süreçle tutarlılığını kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Hazırlık Dönemi Genelge ve Kongrelerinde Ulusal Egemenlik ve Ulusal Bağımsızlık İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında 1930'lu yıllarda revizyonist (yayılmacı) devletlerin oluşturduğu tehditlere karşı hem batı hem de doğu sınırlarının güvenliğini sağlamaya yönelik bölgesel ittifaklar kurulmuştur.

Bu ittifaklarla ilgili olarak;

I. Balkan Antantı'na üye devletlerin tamamı Türkiye ile sınır komşusu olan ülkelerden oluşmuştur.
II. Sadabad Paktı'nın imzalanmasında İtalya'nın Doğu Akdeniz ve Doğu Afrika'daki yayılmacı politikası ortak güvenlik kaygısı oluşturmuştur.
III. Suriye, Türkiye ile yaşadığı Hatay sorunu ve sınır anlaşmazlıkları nedeniyle Sadabad Paktı'na katılmamıştır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

İkinci ve üçüncü öncüllerin doğru olduğunu belirten seçenek doğru yanıttır. Sadabad Paktı'nın kurulmasında İtalya'nın Habeşistan'ı işgaliyle başlayan yayılmacı politikasının tehdit oluşturması ve Suriye'nin Türkiye ile yaşadığı Hatay sorunu ile sınır anlaşmazlıkları sebebiyle paktın dışında kalması bilgileri doğrudur. Balkan Antantı üyelerinden Yugoslavya ve Romanya ise Türkiye ile sınır komşusu değildir.
Sadabad Paktı'nın imzalanmasında İtalya'nın Doğu Afrika ve Akdeniz'deki yayılmacı siyasetinin yarattığı ortak tehdit etkili olmuştur. Suriye ise Türkiye ile yaşadığı Hatay meselesi ve sınır anlaşmazlıkları sebebiyle bu ittifaka katılmamıştır. Balkan Antantı üyelerinden Yugoslavya ve Romanya ise Türkiye ile kara sınırı bulunmayan devletlerdir. Dolayısıyla ikinci ve üçüncü öncüller doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan Antantı'na üye olan devletlerin sınır komşuluğu durumunu analiz etmek.
Adım 1 Sonucu: Balkan Antantı üyeleri Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya'dır. Bu ülkelerden yalnızca Yunanistan Türkiye ile kara sınırına sahiptir; Yugoslavya ve Romanya'nın Türkiye ile kara sınırı bulunmamaktadır. Dolayısıyla birinci öncül yanlıştır.
Neden: İttifakın üye yapısını ve coğrafi konumlarını doğrulamak için.
2
Sadabad Paktı'nın kurulmasındaki dış tehdit unsurunu değerlendirmek.
Adım 2 Sonucu: 1930'ların ikinci yarısında İtalya'nın Doğu Afrika'da (Habeşistan) yayılması ve Doğu Akdeniz'e yönelik tehditkar politikaları Orta Doğu ülkelerinde ortak güvenlik endişesi yaratarak paktın kurulmasını hızlandırmıştır. İkinci öncül doğrudur.
Neden: Paktın kurulmasına yol açan bölgesel ve küresel gelişmeleri belirlemek için.
3
Suriye'nin Sadabad Paktı'na katılım durumunu ve nedenlerini incelemek.
Adım 3 Sonucu: Suriye; Hatay meselesi nedeniyle Türkiye ile yaşadığı egemenlik uyuşmazlığı ve sınır/su sorunları sebebiyle pakta katılmayı reddetmiştir. Üçüncü öncül doğrudur.
Neden: Ortadoğu'daki sınır ve egemenlik sorunlarının bölgesel ittifaklara yansımasını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası kapsamında bölgesel güvenlik iş birlikleri ve sınır komşuluk ilişkileri
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 10Soru

I. TBMM Dönemi'nde meclisin otoritesini korumak, meşruiyetini artırmak ve çıkan iç isyanları önlemek amacıyla gerçekleştirilen aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak eskiden yeniye (geçmişten günümüze) doğru sıralanışını bulunuz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik sıralaması Ankara Fetvası'nın yayımlanması, B��yük Millet Meclisi'nin açılması, Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun kabul edilmesi ve İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması şeklindedir.
Kronolojik sıralama incelendiğinde, meclisin meşruiyetini sağlamaya dönük dinî hazırlık (Ankara Fetvası) meclisin açılmasından öncedir. Meclisin açılmasıyla yasama süreci başlamış ve isyanlara karşı ilk kanun (Hıyanet-i Vataniye) çıkarılmıştır. Bu kanunun uygulanması için ise daha sonra İstiklal Mahkemeleri kurularak yargı faaliyeti hayata geçirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ankara Fetvası'nın ilan edilme tarihini saptama
Ankara Fetvası 16 Nisan 1920'de yayımlanmıştır.
Meclisin açılışı öncesinde halkın dinî tereddütlerini gidermek ve meşruiyet sağlamak amaçlanmıştır.
2
Meclisin açılış tarihini saptama
Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920'de açılmıştır.
Ulusal egemenliği temsil eden meclis resmen faaliyete geçmiştir.
3
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun kabul tarihini saptama
Hıyanet-i Vataniye Kanunu 29 Nisan 1920'de çıkarılmıştır.
Meclis açıldıktan hemen sonra başlayan iç isyanlara karşı hukuki önlem almak gerekmiştir.
4
İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluş tarihini saptama
İstiklal Mahkemeleri 11 Eylül 1920'de kurulmuştur.
Kanunun pratik alanda hızla uygulanmasını sağlayacak yargı mekanizması oluşturulmuştur.

Anahtar Kavram

Büyük Millet Meclisi'ne karşı çıkan ayaklanmalar ve alınan tedbirlerin kronolojik sırası
Soru 11Soru

Büyük Millet Meclisinin (BMM) açılmasının ardından Anadolu'da çıkan isyanların bastırılması amacıyla alınan tedbirlere dair yapılan bir tartışmada, meclis üyelerinden biri şu ifadeleri kullanmıştır:

*"Vatanın kurtuluşu ve milletin istiklali adına aldığımız kararların hayata geçirilmesi, meclisimizin otoritesinin Anadolu genelinde kesintisiz bir biçimde tesis edilmesine bağlıdır. İstanbul'daki saltanat makamının kışkırtmaları ve Kuva-yı Milliye adını lekeleyen bazı şeflerin itaatsizlikleri karş��sında meclis, hem kanun yapıcı hem de bu kanunları uygulayıcı gücünü en sert şekilde göstermek mecburiyetindedir. Bu meclis, milletin yegane temsilcisidir ve onun üstünde bir güç yoktur."*

Bu tarihi değerlendirme ve dönemin koşulları dikkate alındığında, BMM'nin iç isyanlara karşı aldığı aşağıdaki tedbirlerden hangisi, konuşmada geçen "hem kanun yapıcı hem de bu kanunları uygulayıcı gücünü en sert şekilde göstermek" ifadesini doğrudan destekler niteliktedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması ve yargılamaların gerçekleştirilmesi amacıyla üyeleri meclis üyelerinden oluşan İstiklal Mahkemelerinin kurulması

Cevap

Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması ve yargılamaların meclis üyelerinden oluşan İstiklal Mahkemelerince yapılması
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması ve yargılamaların meclis üyelerinden oluşan İstiklal Mahkemelerince yapılması seçeneği doğrudur. Çünkü konuşmada geçen 'kanun yapıcı' ifadesi Hıyanet-i Vataniye Kanunu gibi yasal düzenlemelerin çıkarılmasını (yasama), 'kanunları uygulayıcı' ifadesi ise bu kanunlara dayalı yargılamaların doğrudan meclis milletvekillerinin yer aldığı İstiklal Mahkemelerince yürütülmesini (yargı ve yürütme gücü) doğrudan yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Konuşmacının 'hem kanun yapıcı hem de bu kanunları uygulayıcı gücünü en sert şekilde göstermek' ifadesinin anayasal ve yönetimsel karşılığını tespit etmek.
Bu ifade, meclisin yasama (kanun yapma) gücünün yanında, bu kanunları doğrudan yargı ve yürütme mekanizmalarıyla hayata geçirme arayışını (güçler birliği) temsil eder.
BMM'nin olağanüstü dönemde hızlı karar alıp uygulamak amacıyla güçler birliği ilkesini benimsemiş olduğunu kavramak gerekir.
2
Tedbirlerin kronolojisini ve niteliğini incelemek.
Tekalif-i Milliye Emirleri (1921) ve Takrir-i Sükun Kanunu (1925) ilk dönem iç isyanlarından (1920) kronolojik olarak daha sonradan ortaya çıkmıştır. Kuva-yı İnzibatiye milli mücadele karşıtı bir isyandır. Şeyhülislam fetvası ise İstanbul Hükümeti'nin milli mücadeleyi baltalama girişimidir.
Yanlış dönemlere ait veya milli mücadele karşıtı olan kavramları eleyerek seçenek sayısını azaltmak.
3
Yasama ve yargı/yürütme yetkilerinin birlikte kullanıldığı somut tarihsel tedbiri bulmak.
Meclisin çıkardığı Hıyanet-i Vataniye Kanunu yasama yetkisini, bu kanunu uygulamak üzere meclis üyelerinden oluşturulan İstiklal Mahkemeleri ise yargı yetkisini temsil eder.
Soruda aranan 'hem kanun yapıcı hem uygulayıcı' olma koşulunu tam olarak karşılayan tek seçeneği saptamak.

Anahtar Kavram

BMM'nin isyanlar karşısında güçler birliği ilkesini kullanarak otorite tesis etmesi
Soru 12Soru

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nde Türk ordusunun mağlup olarak Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesi, Ankara'da büyük bir endişe yaratmış ve TBMM'de çok sert tartışmaların yaşanmasına neden olmuştur. Meclisin Kayseri'ye taşınması gündeme gelmiş, Mustafa Kemal Paşa'ya yönelik muhalefet artmış ve nihayetinde ordunun ihtiyaçlarını hızla karşılamak amacıyla Mustafa Kemal Paşa'ya meclisin yetkilerini devreden Başkomutanlık Kanunu çıkarılmıştır.

Bu tarihsel gelişmeler dikkate alındığında, Batı Cephesi'nde yaşanan bu askerî başarısızlığın siyasi, hukuki ve toplumsal sonuçlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güney Cephesi'ndeki savaşı sona erdiren Ankara Antlaşması'nın imzalanarak Fransız birliklerinin Anadolu'dan çekilmeye başlaması

Cevap

Güney Cephesi'ndeki savaşı sona erdiren Ankara Antlaşması'n��n imzalanarak Fransız birliklerinin Anadolu'dan çekilmeye başlaması
Ankara Antlaşması, Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasından sonra Fransa ile imzalanmıştır. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'ndeki yenilgi ise tam aksine Fransa'nın barış görüşmelerini askıya almasına neden olmuştur. Dolayısıyla Ankara Antlaşması'nın imzalanması bu yenilginin bir sonucu olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin sonuçları ve Batı Cephesi'ndeki durum analiz edilir.
Bu muharebe düzenli ordunun Batı Cephesi'ndeki tek yenilgisidir ve ordu Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmiştir.
Yenilginin hem iç hem dış politikada önemli yansımaları olmuştur.
2
Seçeneklerde verilen gelişmelerin Kütahya-Eskişehir yenilgisiyle ilişkisi değerlendirilir.
Yenilgi sonrası mecliste Kayseri'ye taşınma tartışılmış, Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık yetkisi verilmiş ve bu yetkiyle Tekalif-i Milliye Emirleri yayımlanmıştır.
Bu adımlar, kriz anında hızlı karar almayı ve ordunun ihtiyaçlarını karşılamayı hedeflemiştir.
3
Ankara Antlaşması'nın tarihsel arka planı incelenir.
Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması, Sakarya Meydan Muharebesi'ndeki zaferin ardından 20 Ekim 1921'de gerçekleşmiştir.
Bu antlaşmanın imzalanması Kütahya-Eskişehir yenilgisinin değil, Sakarya zaferinin bir sonucudur. Yenilgi sonrasında Fransa görüşmeleri askıya almıştır.

Anahtar Kavram

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin askeri ve siyasi sonuçları ile Sakarya Meydan Muharebesi'nin dış politikadaki etkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru

Kurtuluş Savaşı'nda kazanılan bir askerî zaferden sonra Mustafa Kemal Paşa, cephe komutanına gönderdiği telgrafta "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz." ifadelerini kullanmıştır.

Mustafa Kemal Paşa'nın bu telgrafı gönderdiği ve Batı Cephesi'nde kazanılan bu muharebe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. İnönü Muharebesi

Cevap

II. İnönü Muharebesi
Batı Cephesi'nde kazanılan II. İnönü Muharebesi'nin ardından Mustafa Kemal Paşa, cephe komutanı İsmet Paşa'ya (İnönü) gönderdiği telgrafta "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz." diyerek bu zaferin ulusal moral ve bağımsızlık inancı üzerindeki etkisini vurgulamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal Paşa'nın "milletin makus talihini de yendiniz" sözünün hangi tarihi gelişmeyle ilişkili olduğunu belirleme.
Bu telgraf, Batı Cephesi'nde Yunan taarruzunun durdurulduğu ikinci savunma zaferinden sonra çekilmiştir.
Soruda geçen ifadenin ait olduğu tarihsel olayı doğru tespit etmek.
2
Seçeneklerdeki muharebelerin temel özelliklerini ve Mustafa Kemal Paşa'nın bu muharebelerle özdeşleşen diğer sözlerini karşılaştırma.
I. İnönü ilk zaferdir; Kütahya-Eskişehir yenilgidir; Sakarya'da "Hattı müdafaa...", Büyük Taarruz'da "Ordular, ilk hedefiniz..." sözleri söylenmiştir. Makus talih ifadesi ise II. İnönü Muharebesi'nden sonra İsmet İnönü'ye hitaben söylenmiştir.
Seçenekleri analiz ederek doğru muharebeyi ayırt etmek.

Anahtar Kavram

II. İnönü Muharebesi'nin askerî ve psikolojik sonuçları ile Mustafa Kemal Paşa'nın zafer sonrasındaki tarihî değerlendirmesi.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 14Soru

Kurtuluş Savaşı'nın Batı Cephesi'nde yaşanan Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nde düzenli ordunun geri çekilmek zorunda kalması, TBMM'de büyük tartışmalara ve kritik kararların alınmasına yol açmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu muharebelerden sonra yaşanan gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fransa ile Ankara Antlaşması'nın imzalanarak Güney Cephesi'nin resmen kapatılması

Cevap

Fransa ile Ankara Antlaşması'nın imzalanarak Güney Cephesi'nin resmen kapatılması
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, Batı Cephesi'nde Türk ordusunun mağlubiyetiyle sonuçlanan tek savaştır. Bu mağlubiyet sonrasında ordunun Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesi, meclisin Kayseri'ye taşınması tartışmaları, Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık yetkisinin verilmesi ve Tekâlif-i Millîye Emirleri'nin yayımlanması gibi kritik gelişmeler yaşanmıştır. Fransa ile yapılan Ankara Antlaşması ise daha sonra kazanılan Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonucunda imzalanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin sonuçlarını analiz etmek
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri düzenli ordunun Batı Cephesi'ndeki tek yenilgisidir. Bu yenilginin ardından ordu Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmiş, meclisin Kayseri'ye taşınması tartışılmış, Başkomutanlık Kanunu çıkarılmış ve Tekâlif-i Millîye Emirleri yayımlanmıştır.
Soruda verilen tarihsel sürecin sınırlarını belirlemek ve seçenekleri bu doğrultuda elemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki diplomatik ve siyasi gelişmeleri kronolojik olarak karşılaştırmak
Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması, Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasıyla elde edilen askeri başarının diplomatik bir sonucudur. Sakarya Savaşı ise Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nden sonra gerçekleşmiştir.
Yenilgi sonrası yaşanan gelişmeler ile zafer sonrası yaşanan diplomatik gelişmeleri ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin askeri ve siyasi sonuçları ile Sakarya Savaşı'nın diplomatik sonuçları arasındaki farklar.
Soru 15Soru

Kurtuluş Savaşı Dönemi'nde Batı Cephesi'nde kazanılan askeri başarılar, diplomatik alanda önemli antlaşmaların imzalanmasına zemin hazırlamıştır.

Buna göre, sol sütunda verilen Batı Cephesi muharebelerini, bu muharebelerin doğrudan diplomatik sonucu olan ve sağ sütunda yer alan gelişmelerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. İnönü Muharebesi
Sakarya Meydan Muharebesi
Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. İnönü Muharebesi, Sovyet Rusya ile imzalanan Moskova Antlaşması ile; Sakarya Meydan Muharebesi, Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması ile; Büyük Taarruz ise Mudanya Ateşkes Antlaşması ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; I. İnönü Muharebesi diplomatik olarak Sovyet Rusya ile imzalanan Moskova Antlaşması'na, Sakarya Meydan Muharebesi Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması'na ve Büyük Taarruz ise askeri safhayı bitiren Mudanya Ateşkes Antlaşması'na karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
I. İnönü Muharebesi'nin diplomatik sonuçlarını belirleme
I. İnönü Muharebesi'nin ardından Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalanmıştır.
Batı Cephesi'ndeki ilk düzenli ordu zaferinin ardından uluslararası alanda saygınlık artmış ve Sovyet Rusya ile ilişkiler gelişmiştir.
2
Sakarya Meydan Muharebesi'nin diplomatik sonuçlarını belirleme
Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında Fransa ile Ankara Antlaşması imzalanmıştır.
Yunan ordusunun taarruz gücünün kırılması üzerine Fransa, Anadolu'da kalamayacağını anlayarak TBMM ile antlaşma imzalamış ve Hatay hariç sınır çizilmiştir.
3
Büyük Taarruz'un diplomatik sonuçlarını belirleme
Büyük Taarruz zaferinin ardından İtilaf Devletleri ile Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.
Yunan ordusunun Anadolu'dan tamamen temizlenmesiyle askeri safha başarıyla tamamlanmış ve barış görüşmelerinin önünü açan ateşkes imzalanmıştır.

Anahtar Kavram

Batı Cephesi'ndeki askeri başarıların diplomatik sonuçları ve antlaşmalarla ilişkisi
Soru 16Soru

Kurtuluş Savaşı Millî Mücadele Dönemi Batı Cephesi'nde kazanılan askerî başarılar, ulusal ve uluslararası alanda önemli diplomatik ve siyasi gelişmelere zemin hazırlamıştır. Aşağıda sol sütunda bu cephede gerçekleşen askerî gelişmeler, sağ sütunda ise bu gelişmelerin sonucunda ortaya çıkan siyasi/diplomatik sonuçlar verilmiştir.

Sol sütundaki askerî gelişmeleri sağ sütundaki uygun diplomatik veya siyasi sonuçlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. İnönü Muharebesi
Sakarya Meydan Muharebesi
Büyük Taarruz
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. İnönü Muharebesi - Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması'nın imzalanması; Sakarya Meydan Muharebesi - Fransa ile Ankara Antlaşması'nın imzalanması; Büyük Taarruz - İtilaf Devletleri ile Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması; Kütahya-Eskişehir Muharebeleri - TBMM tarafından Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık yetkisinin verilmesi.
Eşleştirmede; I. İnönü Muharebesi Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması'nın imzalanması ile, Sakarya Meydan Muharebesi Fransa ile Ankara Antlaşması'nın imzalanması ile, Büyük Taarruz İtilaf Devletleri ile Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması ile ve Kütahya-Eskişehir Muharebeleri ise TBMM tarafından Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık yetkisinin verilmesi ile doğru şekilde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. İnönü Muharebesi'nin diplomatik yansımalarını belirlemek.
I. İnönü zaferinden sonra Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalanmıştır.
Batı Cephesi'ndeki ilk büyük başarının uluslararası alandaki en önemli diplomatik kazanımını tespit etmek.
2
Sakarya Meydan Muharebesi'nin diplomatik sonuçlarını belirlemek.
Sakarya zaferinin ardından Fransa ile Ankara Antlaşması imzalanmıştır.
Güney Cephesi'ni resmen kapatan ve bir İtilaf Devleti ile yapılan ilk dostluk antlaşmasını eşleştirmek.
3
Büyük Taarruz'un askerî ve siyasi sonuçlarını değerlendirmek.
Büyük Taarruz sonrasında Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanarak askerî safha bitmiştir.
Milli Mücadele'nin nihai askerî zaferinin diplomatik sonuç aşamasını belirlemek.
4
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin iç siyasi gelişmeler üzerindeki etkisini incelemek.
Kütahya-Eskişehir yenilgisi sonrasında meclisteki tartışmalar üzerine Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık yetkisi verilmiştir.
Batı Cephesi'ndeki bu olumsuz gelişmenin TBMM'nin yönetim mekanizmasındaki olağanüstü değişikliğe nasıl yol açtığını anlamak.

Anahtar Kavram

Kurtuluş Savaşı Batı Cephesi Savaşları ve bu savaşların diplomatik/siyasi sonuçları
Soru 17Soru

Gediz Taarruzu'nun başarısız olması üzerine Batı Cephesi; Batı ve Güney Cephesi şeklinde ikiye ayrılmış, Batı Cephesi Komutanlığına İsmet Bey, Güney Cephesi Komutanlığına ise Refet Bey atanmıştır. Ancak güneyde taarruz gücüne ulaşılamadığının görülmesi üzerine iki cephe birleştirilerek İsmet Paşa'nın komutasına verilmiştir.

Batı Cephesi'nde komuta birliğinin sağlanmasına ve bu birleşmeye doğrudan ortam hazırlayan askerî gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aslıhanlar ve Dumlupınar Muharebeleri

Cevap

Aslıhanlar ve Dumlupınar Muharebeleri
Batı Cephesi'nin ikiye bölünmesinden sonra Refet Paşa komutasındaki güney birliklerinin Aslıhanlar ve Dumlupınar Muharebeleri'nde taarruz başarısı gösterememesi, ordunun henüz tam bir taarruz gücüne ulaşamadığını ortaya koymuştur. Bu durum üzerine TBMM hükûmeti cephe yönetiminde ikiliği sonlandırmak amacıyla iki cepheyi birleştirerek komutayı tamamen İsmet Paşa'ya devretmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Gediz Taarruzu sonrasındaki cephe yapısı belirlenir.
Gediz Taarruzu'nun başarısızlığından sonra Batı Cephesi kuzey (İsmet Bey) ve güney (Refet Bey) olarak ikiye ayrılmıştır.
Komuta bölünmesinin hangi gelişmeyle başladığını ve cephelerin ilk durumunu saptamak gerekir.
2
Güney cephesinde yaşanan taarruz girişimi analiz edilir.
II. İnönü Savaşı sonrasında geri çekilen Yunan ordusuna karşı Refet Paşa komutasındaki birlikler Aslıhanlar ve Dumlupınar'da taarruza geçmiş fakat başarısız olmuştur.
Soruda bahsedilen 'güneyde taarruz gücüne ulaşılamadığının görülmesi' ifadesinin karşılığı olan askerî mücadeleyi bulmak gerekir.
3
Askerî başarısızlığın siyasi ve idari sonucu tespit edilir.
Aslıhanlar ve Dumlupınar Muharebeleri'ndeki başarısızlık üzerine Refet Paşa görevden alınmış ve Batı ile Güney cepheleri birleştirilerek İsmet Paşa'nın komutasına verilmiştir.
Askerî sonucun Batı Cephesi'ndeki komuta birliğine doğrudan nasıl ortam hazırladığını bağdaştırmak gerekir.

Anahtar Kavram

Batı Cephesi'ndeki komuta değişiklikleri ve cephe birliğinin sağlanması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 18Soru

Millî Mücadele'nin Batı Cephesi'nde gerçekleştirilen Büyük Taarruz'un başarıyla sonuçlanmasının ardından askerî safha sona ermiş ve diplomatik süreç hız kazanmıştır. Bu askerî zaferin doğrudan bir sonucu olarak imzalanan ve Kurtuluş Savaşı'nın askerî safhasını resmen sona erdiren diplomatik belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mudanya Ateşkes Antlaşması

Cevap

Büyük Taarruz'un kazanılmasının ardından imzalanan ve Kurtuluş Savaşı'nın askerî safhasını resmen bitiren belge Mudanya Ateşkes Antlaşması'dır.
Büyük Taarruz'un kazanılması üzerine askerî mücadele başarıyla tamamlanmış ve İtilaf Devletleri ile Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanarak Kurtuluş Savaşı'nın askerî safhası resmen sona ermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Büyük Taarruz'un askeri sonuçlarını değerlendirmek.
Büyük Taarruz (Başkomutanlık Meydan Muharebesi) sonucunda Yunan ordusu Anadolu'dan temizlenmiş ve Batı Cephesi'ndeki çatışmalar fiilen sona ermiştir.
Askerî başarının hangi diplomatik gelişmeye yol açtığını belirlemek amacıyla cephedeki son durum tespit edilir.
2
Askerî zaferin ardından İtilaf Devletleri ile yürütülen diplomatik süreci belirlemek.
İtilaf Devletleri'nin çağrısı üzerine TBMM Hükûmeti ile görüşmeler yapılmış ve 11 Ekim 1922'de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.
Savaş durumunu resmen sona erdiren ve barış görüşmelerine zemin hazırlayan ilk diplomatik anlaşmayı tespit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Büyük Taarruz zaferinin ardından imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması ile Kurtuluş Savaşı'nın askerî safhası sona ermiş, diplomatik safhası başlamıştır.
Soru 19Soru

Milli Mücadele Dönemi askeri safhasının sona ermesi ve barışın tesis edilmesi sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama sırasıyla; Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması, Lozan Barış Konferansı'nın toplanması ve Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanması şeklindedir.
Milli Mücadele'nin askeri başarısının ardından diplomatik süreç 11 Ekim 1922'de Mudanya Ateşkesi ile başlar. Ardından barış koşullarını görüşmek üzere 21 Kasım 1922'de Lozan Konferansı toplanır ve en nihayetinde 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanması ile süreç tamamlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın tarihinin belirlenmesi
11 Ekim 1922
Büyük Taarruz sonrasında askeri harekatı durduran ilk diplomatik belgedir.
2
Lozan Barış Konferansı'nın başlangıç tarihinin tespiti
21 Kasım 1922
Ateşkesten sonra kalıcı barış antlaşması taslağını görüşmek üzere taraflar konferansta toplanmıştır.
3
Lozan Barış Antlaşması'nın imza tarihinin belirlenmesi
24 Temmuz 1923
Görüşmelerin başarıyla sonuçlanmasıyla imzalanan nihai uluslararası antlaşmadır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi diplomatik gelişmelerinin kronolojik sırası
Tahmini Süre:45s
Soru 20Soru

Kurtuluş Savaşı Millî Mücadele Dönemi Batı Cephesi'nde meydana gelen aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Milli Mücadele Batı Cephesi'ndeki olayların doğru kronolojik sıralaması: I. İnönü Savaşı'nın kazanılması, Türk ordusunun Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesi, Tekâlif-i Millîye Emirleri'nin yayımlanması ve Kars Antlaşması'nın imzalanması şeklindedir.
Kronolojik sıralamada en eski olay I. İnönü Savaşı'dır (Ocak 1921). Bunu Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonrasında ordunun Sakarya'nın doğusuna çekilmesi (Temmuz 1921) takip eder. Bu geri çekilmenin ardından orduyu savaşa hazırlamak için Tekâlif-i Millîye Emirleri (Ağustos 1921) çıkarılmış ve nihayetinde Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasıyla Kars Antlaşması (Ekim 1921) imzalanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştikleri tarihleri tespit edin.
I. İnönü Savaşı Ocak 1921, Sakarya'nın doğusuna çekilme Temmuz 1921, Tekâlif-i Millîye Emirleri Ağustos 1921 ve Kars Antlaşması Ekim 1921 tarihlerine aittir.
Olayları kronolojik sıraya koyabilmek için kesin tarihlerin ve neden-sonuç ilişkilerinin belirlenmesi gerekir.
2
Belirlenen tarihleri geçmişten günümüze doğru sıralayın.
Ocak 1921 -> Temmuz 1921 -> Ağustos 1921 -> Ekim 1921 sıralaması elde edilir.
Tarih şeridindeki akış bu olayların gerçekleşme sırasını belirler.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi Batı Cephesi askeri kronolojisi ve bunun diplomatik sonuçlara yansıması.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 5Sonraki
Milli Mücadele Dönemi ve Atatürkçülük Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin