Paragrafta Anlam

1306 soru

Soru 201Soru

(I) Karagöz, yüzyıllardır Anadolu topraklarında toplumsal belleğin ve mizah kültür��nün en canlı taşıyıcılarından biri olmuştur. (II) Saray şenliklerinden halk meydanlarına kadar geniş bir coğrafyada sergilenen bu gölge oyunu, toplumsal aksaklıkları hicvederek bir tür denetim mekanizması vazifesi görmüştür. (III) Oyundaki tiplerin kültürel ve bölgesel ağız çeşitliliği, imparatorluğun kozmopolit yapısını sahnede aynen yansıtır. (IV) Bu geleneksel oyunun can bulması, büyük bir ustalık gerektiren tasvir yapım süreciyle doğrudan ilişkilidir. (V) Tasvirler; genellikle deve veya manda derisinin özel işlemlerden geçirilip şeffaflaştırılmasıyla hazırlanır. (VI) Deri üzerine çizilen motifler keskin bıçaklarla oyulduktan sonra bitkisel kökenli kök boyalarla renklendirilerek beyaz perdede ışığın gücüyle hayat bulur.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV; 4; dördüncü; IV.; iv; IV. cümle

Cevap

Dördüncü cümle ile başlayan bölüm yeni bir paragraf oluşturmaktadır.
İlk üç cümlede Karagöz oyununun toplumsal ve kültürel işlevleri ele alınmışken dördüncü cümleden itibaren oyunun yapım aşamalarına, tasvirlerin hazırlanma sürecine geçilmiştir. Bu nedenle dördüncü cümle yeni bir paragrafın ilk cümlesi olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki cümlelerin konularını ve odak noktalarını belirlemek
İlk üç cümlede Karagöz oyununun toplumsal işlevi, sergilendiği yerler ve karakterlerin kültürel çeşitliliği ele alınırken; dördüncü cümleden itibaren tasvirlerin yapım aşamaları ve malzeme özelliklerine geçilmiştir.
Paragrafı bölmek için konunun değiştiği ya da farklı bir yönünün ele alınmaya başlandığı ilk cümleyi bulmak gerekir.
2
Konu değişiminin başladığı cümleyi tespit etmek
Dördüncü cümleyle birlikte Karagöz oyununun içeriğinden sıyrılıp fiziksel yapım sürecine (tasvir yapımına) geçildiği için bu cümle yeni bir paragrafın başlangıcı olmalıdır.
Yeni bir konuya ya da konunun farklı bir boyutuna geçiş, yeni bir paragraf yapılmasını gerektirir.

Anahtar Kavram

Paragrafı İki Paragrafa Bölme
Soru 202Soru

Kuantum fiziğinin sunduğu olasılıklar evreni, klasik fiziğin kesin sınırlara dayalı nedensellik ilkesini derinden sarsmıştır. Yüzyıllar boyunca makro dünyadaki gözlemlerimizle inşa ettiğimiz determinist bakış açısı, atom altı parçacıkların aynı anda birden fazla konumda bulunabilme özelliği karşısında yetersiz kalmaktadır. Bu durum, doğanın temel işleyişinde mutlak bir belirlenimden ziyade, ihtimallerin egemen olduğunu göstermektedir. Bilim insanları, gözlemcinin sisteme müdahalesinin bile sonucu değiştirdiğini saptayarak nesnel gerçeklik algımızı yeniden tanımlamak zorunda kalmışlardır.

Bu parçada, okuyucuya bilgi vermek ve bir konuyu aydınlatmak amacıyla açıklayıcı anlatım biçiminden yararlanılmıştır.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Verilen parçada açıklayıcı anlatım biçiminden yararlanıldığı yargısı doğrudur.
Paragrafta kuantum fiziğinin klasik fizik üzerindeki etkileri nesnel ve açıklayıcı bir dille aktarılmıştır. Okuyucuya bilgi aktarılması hedeflendiğinden açıklayıcı anlatım kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin dil özelliklerinin incelenmesi
Metinde 'kuantum fiziği', 'determinist bakış açısı', 'süperpozisyon' gibi bilimsel terimlerin kullanıldığı ve nesnel bir üslubun benimsendiği görülmüştür.
Paragrafın anlatım biçimini belirlemek için kelime seçimi ve anlatım tutumunun incelenmesi gerekir.
2
Yazarın metni kaleme alış amacının belirlenmesi
Yazarın kuantum fiziğinin klasik fizik üzerindeki sarsıcı etkisini açıklayarak okuyucuya bilgi vermeyi ve konuyu aydınlatmayı amaçladığı saptanmıştır.
Açıklayıcı anlatım biçiminin temel amacı okuyucuya bilgi vermek ve bir konuyu öğretmektir.
3
Metindeki anlatım biçimi ile yargının karşılaştırılması
Metnin açıklayıcı anlatım biçimiyle yazıldığı tespit edilmiş ve bu durum yargıda belirtilen ifadeyle tam olarak örtüşmüştür.
Metnden çıkarılan anlatım biçimi ile soru kökündeki yargının doğruluğunu sınamak için karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Açıklayıcı Anlatım Biçimi
Soru 203Soru

(I) Kokular, insan hafızasının en derin köşelerine doğrudan ulaşabilen en güçlü duyusal uyarıcılardır. (II) Bir kokunun zihnimizde uyandırdığı çağrışımlar, bizi yıllar öncesine, çocukluğumuzun bir anına saniyeler içinde götürebilir. (III) Bilimsel çalışmalar da koku duyusunun diğer duyulardan farklı olarak doğrudan beynin duygu ve bellek merkezi olan amigdalaya iletildiğini göstermektedir. (IV) Günlük yaşantımızda kokuların bu gücünden en çok faydalanan alanların başında ise pazarlama sektörü gelmektedir. (V) Markalar, tüketicilerle duygusal bir bağ kurabilmek ve mağazalarında kalış süresini uzatabilmek için kendilerine has kurumsal kokular tasarlatmaktadır. (VI) Nitekim alışveriş merkezlerinde yayılan özel esansların, müşterilerin satın alma eğilimlerini artırdığı yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

İkinci paragraf IV numaralı cümleyle başlamalıdır.
Dördüncü cümlede konunun odağı kokunun bireysel hafızadaki yerinden sıyrılarak pazarlama ve reklamcılık sektörüne kaymıştır. Bu cümle, yeni bir konunun başlangıcı ve bağımsız bir giriş cümlesi niteliğinde olduğundan ikinci paragrafın ilk cümlesi olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki cümlelerin konularını ve odak noktalarını belirleme
İlk üç cümlenin (I, II, III) kokunun insan hafızası üzerindeki duyusal, zihinsel ve biyolojik etkilerini işlediği; sonraki üç cümlenin (IV, V, VI) ise kokunun pazarlama ve marka yönetimindeki rolünü ele aldığı belirlendi.
Paragraftaki düşünce kırılmasını ve konunun boyut değiştirdiği yeri saptamak.
2
Konunun yön değiştirdiği ilk cümleyi tespit etme
Dördüncü cümlenin (IV) 'pazarlama sektörü' kavramını ilk kez tanıtarak konuyu ticari boyuta taşıdığı saptandı.
İkinci paragrafın başlangıç cümlesinin, yeni bir konunun veya konunun farklı bir yönünün ilk kez sunulduğu yer olması gerekir.
3
Seçilen cümlenin bağımsız bir giriş cümlesi olabilme özelliğini kontrol etme
Dördüncü cümlenin kendinden önceki cümlelere anlamsal olarak bağlı olmadığı ve yeni bir paragrafın giriş cümlesi olmaya uygun yapısal özellik taşıdığı doğrulandı.
Paragrafı bölen cümlenin bir giriş cümlesi niteliğinde olması ve kendinden önceye gönderme yapan bağlayıcı ögeler içermemesi gerekir.

Anahtar Kavram

Bir paragrafı ikiye bölme sorularında temel kural, metinde konunun yönünün değiştiği veya konunun farklı bir boyutunun ele alınmaya başlandığı ilk cümleyi (yeni paragrafın giriş cümlesini) bulmaktır.
Soru 204Soru

(I) Minyatür, Doğu ve Batı dünyasında çok eski zamanlardan beri bilinen, kendine özgü estetik kuralları olan ve derin bir el işçiliği gerektiren kitap ressamlığı sanatıdır. (II) Bu sanatta derinlik, ışık ve gölge gibi unsurlar genellikle kullanılmaz; nesneler ve figürler, önem derecesine göre boyutlandırılarak iki boyutlu bir düzlemde gösterilir. (III) Klasik dönem İslam dünyasında el yazması eserleri süslemek ve anlatılan olayları görselleştirmek amacıyla saray nakkaşhanelerinde usta-çırak ilişkisiyle üretilmiştir. (IV) Osmanlı sarayında ise bu sanat, dönemin tarihî olaylarını, şenliklerini ve seferlerini belgeleyen canlı birer tarihî vesika kimliği kazanmıştır. (V) Minyatürün yapımında kullanılan kâğıtların hazırlanması, bitkisel boyaların elde edilişi ve fırçaların seçimi gibi teknik detaylar, sanatçının sabrını sınayan uzun bir emeğin ürünüdür. (VI) Özellikle aharlama adı verilen yöntemle kâğıt yüzeyinin pürüzsüzleştirilmesi ve boyanın emilmesinin engellenmesi, bu zorlu sürecin en hassas adımıdır.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V

Cevap

Beşinci cümleyle başlayan ve minyatürün yapım aşamaları ile teknik detaylarını anlatan kısım ikinci paragrafın başlangıcı olmalıdır.
Beşinci cümleyle birlikte metinde minyatürün tarihsel gelişimi ve sanatsal özelliklerinden, yapımında kullanılan malzemeler ve hazırlık aşamaları gibi teknik süreçlere geçilmektedir. Konunun bu şekilde yön değiştirmesi, yeni bir paragrafın başlangıcını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki tüm cümleler okunarak her birinin konusu ve ele aldığı yön belirlenir.
İlk dört cümlenin minyatür sanatının tarihi, işlevi ve estetik yapısı üzerine odaklandığı; son iki cümlenin ise minyatürün fiziksel yapım aşamaları ve malzeme hazırlığı konusunu ele aldığı saptanır.
Paragrafı ikiye bölmek için konunun veya bakış açısının değiştiği geçiş noktasını bulmak gerekir.
2
Düşüncenin yönünün değiştiği ve yeni bir giriş cümlesi niteliği taşıyan ilk cümle tespit edilir.
Beşinci cümlenin 'Minyatürün yapımında kullanılan kâğıtların hazırlanması...' ifadesiyle bağımsız bir giriş cümlesi kurduğu ve yeni bir konuya (malzeme ve teknik hazırlık) başladığı görülür.
İkinci paragrafın ilk cümlesi, kendinden önceki cümlelerle doğrudan dil bilgisel bağlayıcılar içermeyen bağımsız bir yapıya sahip olmalıdır.
3
Seçilen cümlenin kendinden sonra gelen cümleyle olan bağlantısı ve anlam bütünlüğü kontrol edilir.
Altıncı cümledeki 'bu zorlu sürecin' ifadesiyle beşinci cümledeki 'uzun bir emeğin ürünüdür' yargısının birbiriyle tutarlı bir bütün oluşturduğu doğrulanır.
Bölünen noktadan sonraki kısmın kendi içinde anlamlı ve tutarlı bir paragraf oluşturması gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafı İki Paragrafa Bölme
Soru 205Soru

Aşağıdaki parçayı okuyarak 39 ve 40. soruları cevaplayınız.

Edebiyat, dış dünyayı olduğu gibi yansıtan pasif bir ayna değildir; aksine yazarın zihninde yeniden üretilen, seçilen ve sanatsal bir duyarlılıkla dönüştürülen bir gerçeklik tasarımıdır. Roman ya da öykü okurken karşılaştığımız kurmaca dünya, tanıdık nesnelerle ve insani durumlarla örülü olsa bile, aslında kendi yasaları olan bağımsız bir evrendir. Yazar, günlük gerçeklikten aldığı ham maddeyi estetik bir süzgeçten geçirerek kendi dilsel dünyasını inşa eder. Bu süreçte tarihsel gerçekler veya toplumsal olaylar, belgesel bir doğrulukla aktarılmak yerine, edebi eserin kendi iç tutarlılığı ve estetik bütünlüğü doğrultusunda yeniden biçimlendirilir. Dolayısıyla okur, kurmaca dünyayı dış gerçeklikle doğrudan kıyaslayıp doğrulama arayışına girmek yerine, eserin kendi sınırları ve yarattığı özgün atmosfer içinde kalmalıdır. Aksi takdirde, edebi yaratının kendine has doğası ve sanatsal derinliği gözden kaçırılmış olur. Gerçekliğin birebir taklidi, sanatsal bir başarı olmaktan ziyade yaratıcılığın önündeki en büyük engellerden biridir. Sanatçı, dış dünyayı kopyalamakla yetinmeyip ona kendi özgün yorumunu kattığında kalıcı ve etkileyici eserler ortaya koyabilir. Çünkü sanatın asıl gücü, olanı aynen tekrarlamakta değil; olası dünyaların kapısını aralayarak insana yeni pencereler açabilmesindedir.

39. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Edebi eserlerin başarısı, tarihsel ve toplumsal gerçekleri belgesel bir kesinlikle aktarabilme gücüyle ölçülür.

Cevap

Edebi eserlerin başarısının tarihsel ve toplumsal gerçekleri belgesel bir kesinlikle aktarabilme gücüyle ölçüldüğü söylenemez.
Edebi eserlerin başarısının, tarihsel ve toplumsal gerçekleri belgesel bir kesinlikle aktarabilme gücüyle ölçüldüğünü savunan ifade parçayla tamamen çelişmektedir. Çünkü metinde, tarihsel gerçeklik veya toplumsal olayların belgesel bir doğrulukla değil, edebi eserin kendi iç tutarlılığı çerçevesinde yeniden biçimlendirildiği ve gerçekliğin birebir taklidinin yaratıcılığın önündeki bir engel olduğu belirtilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünü ve paragrafı dikkatlice okuyarak metnin ana temasını ve yardımcı düşüncelerini belirlemek.
Metnin kurmaca gerçeklik ile dış dünya gerçekliği arasındaki farkları ele aldığı, gerçekliğin birebir taklidinin sanatsal yaratıcılığı engellediğini ve belgesel bir aktarımın edebi eserin doğasına aykırı olduğunu savunduğu belirlenmiştir.
Parçanın genel iletisini ve yazarın temel savını saptamak, seçenekleri doğru değerlendirmek için gereklidir.
2
Seçenekleri paragraftaki yargılarla teker teker karşılaştırmak.
Edebi metinlerdeki kurmaca dünyanın bağımsızlığı, estetik dönüşüm, kıyaslamanın sakıncaları ve özgünlüğün kalıcılık getirdiği yargılarının metin tarafından desteklendiği; belgesel kesinliğin başarı ölçütü olduğu savının ise metinle açıkça çeliştiği görülmüştür.
Söylenemez olan yargıyı saptamak için seçeneklerin metindeki karşılıklarını bulup elemeyi sağlamak.

Anahtar Kavram

Çoklu paragraf sorularında yardımcı düşünceleri analiz etme ve metinle uyuşmayan yargıyı saptama.
Soru 206Soru

Dijital teknolojilerin sunduğu sınırsız depolama imkânları, insanlığın geçmişe yönelik bellek kurgusunu kökten değiştirmektedir. Eskiden seçme, eleme ve unutma eylemlerinin diyalektik ilişkisiyle şekillenen toplumsal bellek, günümüzde her veriyi muhafaza etme refleksiyle devasa bir arşive dönüşmüştür. Ancak bu durum, ironik bir biçimde hatırlama yetisini güçlendirmek ve derinleştirmek yerine zihni tembelleştirerek onu edilgenleştirmektedir. Bilginin her an erişilebilir bir dış kaynakta hazır bulunması, bireyin bilgiyi kendi deneyim süzgecinden geçirerek içselleştirme süreçlerini sekteye uğratmaktadır. Edebiyat ve sanat da bu köklü dönüşümden kaçınılmaz olarak payını almaktadır; zira nitelikli kurmaca metinler, yazarın bilinçli unutuşunun ve anıları yaratıcı bir biçimde yeniden üretme sancısının bir meyvesidir. Her şeyin kayda geçirilip görünür kılındığı bir çağda, sanatın özünü oluşturan o kurucu 'boşluk bırakma' ve okura alan açan 'estetik mesafe' yavaş yavaş kaybolmaktadır. Sonuç olarak seçilemeyen ve elenemeyen ham veri yığınları arasında sıkışan günümüz anlatıcısı, özgün bir senteze ulaşmakta zorlanmakta; bellek ise sanatsal yaratımın kurucu ögesi olmaktan çıkıp teknik bir veri bankasına indirgenmektedir.

Bu parçadan hareketle dijitalleşmenin bellek ve sanat üzerindeki etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teknolojinin sunduğu sınırsız arşivleme olanağı, yaratıcılığın ve özgün sentezlerin önünü açarak sanatçılara zengin bir üretim alanı sunmuştur.

Cevap

Teknolojinin sunduğu sınırsız arşivleme olanağının yaratıcılığın ve özgün sentezlerin önünü açarak sanatçılara zengin bir üretim alanı sunduğu yargısı söylenemez.
Teknolojinin sunduğu sınırsız arşivleme olanağının yaratıcılığın ve özgün sentezlerin önünü açtığını öne süren seçenek parçayla tamamen çelişmektedir. Çünkü yazar, metnin son bölümünde sınırsız veri birikiminin günümüz anlatıcısını sıkıştırdığını ve onun 'özgün bir senteze ulaşmasını zorlaştırdığını' açıkça belirtmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ana düşünceyi ve yardımcı düşünceleri belirlemek için metni analiz edin.
Metinde dijital depolama teknolojilerinin belleği tembelleştirdiği, kurmaca eserlerin yaratım sürecindeki 'seçme/unutma' ve 'boşluk bırakma' gibi estetik unsurları zedelediği ve sanatçının özgün senteze ulaşmasını zorlaştırdığı tespit edilir.
Soruda söylenemez olan seçeneği bulmak için metnin sunduğu argümanların doğru kavranması gerekir.
2
Seçeneklerde verilen iddiaları metindeki ifadelerle karşılaştırın.
Teknolojinin sınırsız arşivleme olanağının yaratıcılığı ve özgün sentezleri kolaylaştırdığı yönündeki seçeneğin, metindeki 'seçilemeyen ve elenemeyen ham veri yığınları arasında sıkışan günümüz anlatıcısı, özgün bir senteze ulaşmakta zorlanmakta' ifadesiyle doğrudan çeliştiği görülür.
Metinle çelişen veya metinde desteklenmeyen seçeneği belirlemek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünce (Çoklu Soru Bağlamı)
Soru 207Soru

35 - 36. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Fotoğrafın XIX. yüzyıldaki icadı, resim sanatının varl��k sebebini ortadan kaldırmamış; aksine onu nesnel dünyayı birebir yansıtma yükümlülüğünden kurtararak yepyeni ufuklara kapı açmıştır. Fotoğrafın keşfinden önce ressamlar, doğayı ve insanı olabildiğince aslına uygun şekilde tuvale aktarmak için büyük çaba harcıyorlardı. Bu durum, resim sanatını bir yönüyle görsel dünyayı belgeleme aracı haline getiriyordu. Ancak kameranın nesnel gerçekliği saniyeler içinde ve aslına en sadık biçimde kaydetmeye başlamasıyla birlikte resim, kendi sınırlarına ve doğasına yöneldi. Empresyonizm, ekspresyonizm ve kübizm gibi modern akımlar, bu özgürleşme sürecinin doğrudan birer sonucu olarak doğdu. Ressamlar artık nesnelerin dış dünyadaki bilinen biçimlerini kopyalamak yerine, bu biçimlerin kendi iç dünyalarında uyandırdığı izlenimleri, renklerin ve çizgilerin soyut gücünü araştırmaya başladılar. Dolayısıyla fotoğraf teknolojisi, resmi öldürmemiş; aksine onun taklitçilikten sıyrılıp özgür ve yaratıcı bir ifade alanına dönüşmesine zemin hazırlamıştır.

35. Bu parçaya göre, fotoğrafın icadının resim sanatı üzerindeki temel etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Resmin gerçeği aynen yansıtma zorunluluğundan kurtularak özgürleşmesini ve yeni sanat akımlarının doğmasını sağlaması

Cevap

Resmin gerçeği aynen yansıtma zorunluluğundan kurtularak özgürleşmesini ve yeni sanat akımlarının doğmasını sağlaması
Parçada fotoğrafın icadının resim sanatını nesnel dünyayı birebir yansıtma yükümlülüğünden kurtardığı, bu özgürleşme sayesinde empresyonizm, ekspresyonizm ve kübizm gibi modern akımların doğduğu belirtilmiştir. Bu durum, fotoğrafın icadının resim sanatı üzerindeki temel etkisinin resmin gerçeği aynen yansıtma zorunluluğundan kurtularak özgürleşmesini ve yeni sanat akımlarının doğmasını sağlaması olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçanın genelinde fotoğrafın icadı ile resim sanatı arasında kurulan ilişkiyi ve bu icadın resme olan etkisini belirlemek.
Fotoğrafın icadının resmi 'nesnel dünyayı birebir yansıtma yükümlülüğünden kurtardığı' ve 'özgürleşme sürecinin sonucu olarak modern akımların doğduğu' tespit edilir.
Yazarın asıl vurgulamak istediği ana düşünceyi yakalamak için.
2
Seçeneklerdeki yargıları bu çıkarımla karşılaştırmak.
Doğru seçenekte yer alan ifadenin parçadaki özgürleşme ve yeni akımların doğuşu vurgularıyla tam olarak uyuştuğu görülür.
Metindeki düşünceyi tam ve doğru karşılayan şıkkı bulmak için.

Anahtar Kavram

Çoklu Paragraf Sorularında Ana Düşünce ve Metne Dayalı Çıkarım Yapma
Soru 208Soru

Kimi eleştirmenler, şiirin çevrilemeyeceğini, başka bir dile aktarıldığında tüm büyüsünü yitireceğini öne sürerler. Bana göre bu, şiire ve çevirmenin emeğine yapılmış büyük bir haksızlıktır. Şiir, yalnızca sözcüklerin tınısından ibaret değildir ki başka dilde yok olsun. İyi bir çevirmen, şairin yarattığı imge dünyasını kendi dilinde yeniden inşa edebilir. Nitekim dünya edebiyatındaki pek çok başyapıtı çeviriler sayesinde okuyup sevmedik mi?

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tartışma

Cevap

Tartışma
Doğru cevap olan 'Tartışma' seçeneğidir; çünkü yazar şiirin başka dile çevrilemeyeceği yönündeki yaygın görüşe karşı çıkmış, kendi tezini samimi bir üslupla ve soru cümleleriyle savunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin giriş cümlesindeki iddia tespit edilir.
Giriş cümlesinde kimi eleştirmenlerin 'şiirin çevrilemeyeceği' yönündeki yerleşik görüşü ortaya konmuştur.
Yazarın hangi fikre karşı çıkacağını veya neyi tartışacağını anlamak anlatım biçimini belirlemekte ilk adımdır.
2
Yazarın bu yerleşik görüşe karşı kendi düşüncelerini nasıl sunduğu ve üslubu analiz edilir.
Yazar 'Bana göre bu... haksızlıktır' ifadesiyle söze başlayıp karşı fikri çürütmeye çalışmış ve metnin sonunda soru yoluyla tezini savunmuştur.
Yerleşik bir görüşe karşı çıkarak kendi savını savunma ve bunu samimi bir sohbet üslubuyla yapma tartışmacı anlatım biçiminin temel göstergesidir.

Anahtar Kavram

Tartışmacı anlatım biçimi, yazarın yerleşik veya yaygın olarak kabul gören bir fikri çürütmek ve yerine kendi düşüncesini savunup okuyucuyu ikna etmek amacıyla kullandığı anlatım türüdür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 209Soru

Bir yazarın yapıtlarında tek bir cümlenin bile gölgede kaldığını göremezsiniz; her kelime, üzerine düşen görevi kusursuzca yerine getirir ve hiçbir sözcük, bir diğerinin hakkını gasp etmez. Bu dilsel tasarruf, ilk bakışta kuru ve renksiz bir anlatım hissi uyandırsa da yazarın asıl dehası burada ortaya çıkar. O, süslü betimlemelerin ve şatafatlı imgelerin arkasına sığınmadan, en sıradan durumları bile derin bir anlam havuzuna dönüştürmeyi başarır. Onun cümleleri, okurun zihninde yankılanmaya devam eden ve her okunuşta yeni anlam katmanları üreten bir yapıya sahiptir.

Bu parçada sözü edilen yazarın üslubunda belirgin olan anlatım nitelikleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duruluk - Yalınlık - Yoğunluk

Cevap

Duruluk - Yalınlık - Yoğunluk
Parçada yazarın kelimeleri özenle seçip gereksiz hiçbir unsura yer vermemesi 'duruluk' ilkesini; süslü, gösterişli ve şatafatlı söyleyişlerden kaçınması 'yalınlık' ilkesini; cümlelerinin her okunuşta yeni anlam katmanları barındırması ise 'yoğunluk' ilkesini temsil eder. Bu ilkeler sırasıyla doğru seçenekte bir araya getirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ilk üslup özelliğini çözümlemek
Gereksiz sözcüklere yer verilmediğini belirten 'her kelimenin görevini yapması' ve 'dilsel tasarruf' ifadeleri 'duruluk' ilkesini gösterir.
Yazarın kelime seçimindeki tasarrufunun hangi ilkeye karşılık geldiğini belirlemek gerekir.
2
Metindeki ikinci üslup özelliğini çözümlemek
Süslü betimlemeler ve şatafatlı imgelerden uzak durulduğunu belirten ifadeler, anlatımın sadeliğini gösteren 'yalınlık' ilkesine işaret eder.
Yazarın sanatsal süslemelere karşı tutumunun karşılığını bulmak gerekir.
3
Metindeki üçüncü üslup özelliğini çözümlemek
Cümlelerin her okunuşta yeni anlam katmanları üretmesi, metnin derinliğini ve 'yoğunluk' ilkesine sahip olduğunu gösterir.
Metindeki anlam zenginliğinin ve derinliğinin hangi nitelikle açıklandığını saptamak gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri
Soru 210Soru

Zamanın tekdüze akışına karşı direnen eski sokak, sabahın ilk ışıklarıyla uykulu gözlerini aralıyordu. Kaldırım taşlarının arasına sıkışmış kurumuş yapraklar, hafif rüzgârın etkisiyle hışırdayarak geçmişin fısıltılarını taşıyordu sanki. Köşedeki ahşap konağın penceresinden süzülen tül perde, rüzgârla ağır ağır dans ederken sokağın bu durgun havasına eşlik ediyordu. İnsanların çoğu, zamanı hızla tüketilecek bir nesne gibi görse de bu sokakta saniyeler, adeta asırlaşarak genişliyordu. Bizler modern hayatın koşturmacasında her anı bir sonraki ana ulaşmak için harcarken bu mekân, kendi varlığını sessizce koruyarak bize yavaşlamanın erdemini hatırlatmıyor mu? Hızın kutsandığı bir çağda, durup bir anı soluklamanın ne denli kıymetli olduğunu ancak böyle mekânlarda hissedebiliriz.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaşananların bir olay zinciri çerçevesinde, devinimsel bir akışla aktarılmasına

Cevap

Yaşananların bir olay zinciri çerçevesinde, devinimsel bir akışla aktarılmasına başvurulmamıştır.
Metinde durağan bir durum tasvir edilerek zamana karşı felsefi bir sorgulama yapılmıştır. Sokak, yapraklar ve konak gibi ögelerle okuyucuda izlenim kazandırılmış; zaman algıları karşılaştırılmış; kişileştirmeye ve soru cümlelerine yer verilmiştir. Ancak metinde bir olay zinciri, yer-zaman-şahıs kadrosuna bağlı bir olay akışı (öyküleme) ve devinim söz konusu değildir. Bu nedenle doğru cevap devinimsel akışa başvurulmadığını belirten seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki temel anlatım biçimlerini belirleme.
Metinde görselliğin ön planda olduğu betimleyici ögeler (eski sokak, ahşap konak, tül perde vb.) ve yazarın kendi düşüncesini okuyucuya soru yoluyla aktarmaya çalıştığı tartışmacı ögeler tespit edilmiştir.
Paragrafın yazımında hangi anlatım tekniklerinden yararlanıldığını belirlemek.
2
Seçeneklerde yer alan ifadeleri metindeki ayrıntılarla eşleştirme.
Kişileştirme (cansız varlıklara insani özellik verilmesi), betimleme (izlenim kazandırma), karşılaştırma (insanların zaman algısıyla sokağın zaman algısı) ve soru cümleleriyle düşünceyi yönlendirme metinde mevcuttur. Ancak hareketli bir olay akışına dayanan öyküleyici anlatım (devinimsel akış) metinde bulunmamaktadır.
Seçeneklerin doğruluğunu veya yanlışlığını somutlaştırmak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım Biçimleri ve Özellikleri
Soru 211Soru

Bir edebî eseri başka bir dile çevirmek, yalnızca sözcüklerin sözlükteki karşılıklarını yan yana getirmekten ibaret olan sıradan bir iş değildir. Gerçek bir çeviri eylemi; kaynak dilin ait olduğu kültürün dünyasını, kelimelerin ardındaki tarihsel yaşanmışlıkları ve yazarın üslubundaki özgün estetiği hedef dile eksiksiz aktarabilme becerisidir. Çevirmen, iki farklı dil ve kültür dünyası arasında sağlam köprüler kurarken aslında kendi dilinin anlatım olanaklarını da sınırlarına kadar zorlar ve onu zenginleştirir. Nitekim başarılı bir çeviri, özgün eserin taşıdığı duygusal ve dü��ünsel derinliği bütünüyle koruyarak okura metni kendi ana dilinde yazılmış gibi hissettirebilen çalışmadır. Çeviri sürecinde biçimsel sadakat ile kültürel uyum arasındaki hassas dengeyi kuramayan çalışmalar ise ne kadar doğru sözcükler seçilirse seçilsin, eserin ruhunu kaybetmesine yol açar. Bu yönüyle edebiyatta çeviri yapmak, basit bir mekanik aktarım ya da dilsel yer de��iştirme değil; eseri hedef dilin ikliminde yeniden var eden bir yaratım sürecidir.

Bu parçada çeviriyle ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nitelikli bir çevirinin, eserin kültürel ve sanatsal özünü hedef dilde yeniden üreten yaratıcı bir süreç olduğu

Cevap

Nitelikli bir çevirinin, eserin kültürel ve sanatsal özünü hedef dilde yeniden üreten yaratıcı bir süreç olduğu
Metnin genelinde çeviri eyleminin mekanik veya sözcük düzeyinde bir aktarım olmadığı, aksine kaynak eserin sanatsal, duygusal ve kültürel birikimini hedef dilde yeniden canlandıran yaratıcı bir süreç olduğu savunulmaktadır. Dolayısıyla, nitelikli bir çevirinin eserin kültürel ve sanatsal özünü hedef dilde yeniden üreten yaratıcı bir süreç olduğunu belirten ifade metnin ana düşüncesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metni okuyup yazarın odaklandığı temel kavramları belirlemek
Metinde 'çeviri', 'kültür aktarımı', 'yeniden yaratım' ve 'eserin ruhu' gibi kavramların öne çıktığı görülür.
Paragraftaki ana düşünceyi bulmak için yazarın üzerinde en çok durduğu kavramları ve asıl mesajı tespit etmek gerekir.
2
Yardımcı düşünceleri belirleyerek seçeneklerden elemek
Çevirmenin dilinin zenginleşmesi ve okurun ana dili hissi yaşaması ifadelerinin metinde yer almasına rağmen birer yan bilgi (yardımcı düşünce) olduğu saptanır.
Yardımcı düşünceler ana düşünceyi destekler fakat yazarın asıl savunmak istediği ana tez olamaz.
3
Metnin son cümlesini ve genel sentezini seçeneklerle karşılaştırmak
Metnin sonundaki 'eseri hedef dilin ikliminde yeniden var eden bir yaratım sürecidir' yargısını sentezleyen ifadenin doğru cevap olduğu belirlenir.
Ana düşünce genellikle metnin sonuç bölümünde özetlenir ve doğru seçenek bu mesajı farklı sözcüklerle karşılar.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 212Soru

Bir yazarın üslubundan bahsederken şu ifadelere yer verilmiştir: "Onun yapıtlarında tek bir sözcüğü bile metinden çıkaramazsınız. Eğer bir kelimeyi cümleden atmaya yeltenirseniz cümlenin anlam dünyasında büyük bir boşluk oluşur; adeta bütün yapı iskambil kâğıtlarından yapılmış bir kule gibi sarsılır. Her sözcük, tam da bulunması gereken yerde, mimari bir özenle konumlandırılmıştır. Fazladan tek bir sıfata, gereksiz hiçbir ayrıntıya yer yoktur onun anlatımında."

Bu parçada söz edilen yazarın anlatımında öne çıkan nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duruluk

Cevap

Duruluk
Duruluk ilkesi, bir cümlede ya da metinde gereksiz sözcüklerin kullanılmamasını, her sözcüğün bir görevi olmasını ifade eder. Parçada yazarın eserlerinde tek bir sözcüğün dahi çıkarılamayacağı, fazladan sıfatlara veya gereksiz ayrıntılara yer verilmediği belirtilmiştir. Bu durum doğrudan duruluk niteliğiyle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anahtar ifadeleri tespit etmek
Metinde 'tek bir sözcüğü bile metinden çıkaramamak', 'fazladan tek bir sıfata yer vermemek' ve 'gereksiz hiçbir ayrıntının bulunmaması' gibi ifadelerin yer aldığı belirlendi.
Anlatım ilkelerinin tanımlarını parçadaki ipuçlarıyla eşleştirebilmek için anahtar ifadeleri bulmak gerekir.
2
Tespit edilen ifadelerin hangi anlatım ilkesine karşılık geldiğini belirlemek
Gereksiz sözcük kullanımından kaçınma ve metinden kelime çıkarıldığında anlamın bozulması özellikleri 'duruluk' ilkesinin temel tanımıdır.
Türkçedeki anlatım ilkelerinin (yalınlık, duruluk, açıklık vb.) sınırlarını doğru ayırt etmek gerekir.
3
Çeldiricileri eleyerek doğru seçeneğe ulaşmak
Süslü olmama (yalınlık), net anlam taşıma (açıklık), akıp gitme (akıcılık) ve derinlik (özlülük) kavramları elenerek doğrudan duruluk ilkesine ulaşılmıştır.
Diğer anlatım ilkelerinin metindeki kavramlarla örtüşmediğini doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri - Duruluk
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 213Soru

(I) Edebiyat, insanın kendisini ve dünyayı anlamlandırma çabasının en estetik dışa vurumudur. (II) Sanatçı, kurguladığı dünyada kendi yaşam deneyimlerinden yola çıksa da bunları düş gücüyle harmanlayarak sunar. (III) Okur da metni okurken yazarın çizdiği sınırların ötesine geçip kendi anlam evrenini inşa eder. (IV) Günümüzün hızla dijitalleşen dünyasında, edebiyatın üretim ve yayılma süreçleri büyük bir değişim içindedir. (V) Çevrim içi platformlar ve e-kitap teknolojileri, basılı eserlerin tekeline son vererek yeni bir okuma kültürü şekillendirmektedir. (VI) Bu yeni kültür, hem yazarların bağımsızlaşmasını sağlamakta hem de okurlara eş zamanlı bir etkileşim alanı sunmaktadır.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle (IV)
Bu parçada ilk üç cümle boyunca edebiyatın doğası, yazarın ve okurun bu süreçteki rolü ele alınmıştır. Dördüncü cümleden (IV) itibaren ise günümüz yayıncılık dünyasındaki dijitalleşme ve bu durumun edebiyat üzerindeki etkileri anlatılmaya başlanmıştır. Konu farklı bir boyuta taşındığı için ikinci paragraf dördüncü cümle (IV) ile başlamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki her bir cümlenin konusunu ve yazarın odaklandığı düşünceyi belirlemek.
İlk üç cümlede (I, II, III) edebi kurgunun yazar ve okur arasındaki geleneksel ilişkisi; son üç cümlede ise (IV, V, VI) dijitalleşmenin yayıncılık dünyasındaki etkileri ele alınmıştır.
Paragrafın ikiye bölünebilmesi için konu veya bakış açısının değiştiği geçiş noktasını bulmak gerekir.
2
Konu veya bakış açısının hangi cümleden itibaren değiştiğini saptamak.
Dördüncü cümle (IV), edebiyat dünyasındaki dijitalleşme sürecini ve yaşanan değişimi yeni bir konu girişi olarak sunmaktadır.
İkinci paragrafın ilk cümlesi, kendisinden önceki cümlelerle doğrudan bir bağlaç veya gönderme içermeyen bağımsız bir giriş cümlesi olmalıdır.
3
Seçilen cümlenin kendisinden sonraki cümlelerle anlam ve yapı bakımından uyumunu kontrol etmek.
Dördüncü cümleden (IV) sonra gelen beşinci (V) ve altıncı (VI) cümleler dijitalleşme konusunu ve yeni okuma kültürünü açıklamaya devam etmektedir. Bu nedenle ikinci paragraf bu cümleden başlamalıdır.
Yeni başlayan paragrafın kendi içinde bir anlam ve düşünce birliği (paragraf bütünlüğü) oluşturduğunu doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafı İki Paragrafa Bölme
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 214Soru

Sanatçı, kelimeleri birer süs eşyası gibi yan yana dizerek okurun gözünü boyamayı hiçbir zaman hedeflememiştir. Onun kurduğu cümlelerde, zihni yoran mecaz oyunlarına, parıltılı ama içi boş imgelere rastlayamazsınız. Anlatmak istediği gerçeği, söz sanatlarının göz alıcı tülüne sarmadan, en berrak ve gösterişsiz haliyle okura sunar.

Bu parçada söz edilen sanatçının eserlerindeki en belirgin anlatım niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalınlık

Cevap

Doğru cevap yalınlık niteliğidir.
Sanatçının süsten, mecazlardan ve gösterişten uzak, sade bir dil kullanması anlatımın 'yalınlık' ilkesiyle doğrudan ilgilidir. Parçada geçen 'söz sanatlarının göz alıcı tülüne sarmadan, en gösterişsiz haliyle sunmak' ifadesi bu durumu netleştirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki anahtar kelimeleri ve ifadeleri belirleme.
'Süs eşyası', 'mecaz oyunları', 'içi boş imgeler', 'söz sanatlarının göz alıcı tülü', 'gösterişsiz hal' gibi ifadeler tespit edilmiştir.
Yazarın ��slubundaki temel tercihleri ve kaçındığı unsurları anlamak için bu ifadeler kritik öneme sahiptir.
2
Belirlenen anahtar kavramların hangi anlatım ilkesine karşılık geldiğini analiz etme.
Söz sanatlarından, mecazlardan, süsten ve imgelerden kaçınma, anlatımda yalınlığı (sadelik) ifade eder.
Anlatım ilkelerinin tanımları ile parçadaki ipuçları arasındaki kavramsal bağı kurmak gerekir.
3
Çeldirici seçenekleri eleyerek doğru seçeneği belirleme.
Duruluk, akıcılık, özlülük ve tutarlılık ilkelerinin parçada doğrudan vurgulanmadığı, yalınlık niteliğinin ise parçadaki tüm ipuçlarıyla tam olarak örtüştüğü görülür.
Diğer anlatım ilkelerinin tanımlarını hatırlayarak yanlış yorumlamaları engellemek.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 215Soru

Antik Çağ'da okuma, temelde sesli ve toplumsal bir eylemdi; metinler, kulak yoluyla zihne ulaşan ritmik ses öbekleri olarak tasarlanırdı. Orta Çağ'ın sonlarına doğru manastır yazı odalarında şekillenen ve matbaanın icadıyla yaygınlaşan sessiz okuma pratiği ise sadece teknik bir dönüşüm değil, insan zihninin yapıland��rılmasında radikal bir devrimdi. Sessiz okuma, okuru dış dünyanın ve dolayısıyla toplumsal denetimin sesinden yalıtarak kendi iç sesini keşfetmeye yöneltti. Birey, metinle baş başa kaldığı bu mahrem alanda, dogmatik otoritelerin yorum süzgecine ihtiyaç duymadan kendi sorgulamalarını yapabildi. Dolayısıyla bu pratik, okuma eylemini kamusal bir tören olmaktan çıkarıp bireysel bilincin, öznelliğin ve modern anlamda bağımsız düşüncenin inşa edildiği korunaklı bir sığınağa dönüştürdü.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sessiz okuma alışkanlığının, bireysel bilincin ve bağımsız düşünce alanının gelişimine sağladığı katkı

Cevap

Sessiz okuma alışkanlığının, bireysel bilincin ve bağımsız düşünce alanın��n gelişimine sağladığı katkı
Bu parçada, sesli okumadan sessiz okumaya geçişin sadece teknik bir değişim olmadığı, okuru dış dünyadan ve toplumsal denetimden yalıtarak kendi iç sesini keşfetmesini sağlayan zihinsel bir devrim olduğu anlatılmaktadır. Yazar, sessiz okuma sayesinde bireyin dogmatik otoritelerden bağımsız olarak kendi sorgulamalarını yapabildiğini ve böylece bu pratiğin bağımsız düşünce ile bireysel bilincin gelişmesinde korunaklı bir sığınak işlevi gördüğünü belirtmektedir. Bu durum, sessiz okuma alışkanlığının bireysel bilincin ve bağımsız düşünce alanının gelişimine sunduğu katkıyı doğrudan vurgulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafı okuyarak temel kavramları ve metnin ana odağını belirlemek.
Metinde sesli okumadan sessiz okumaya geçiş süreci anlatılmakta ve bu geçişin zihinsel sonuçları üzerinde durulmaktadır.
Paragraf sorularında konuyu bulmanın ilk adımı metindeki anahtar kavramları ve yazarın odaklandığı temel olguyu tespit etmektir.
2
Sessiz okumanın metinde nasıl nitelendirildiğini ve hangi işlevle ilişkilendirildiğini analiz etmek.
Sessiz okumanın, okuru toplumsal denetimden yalıtarak kendi iç sesini keşfetmeye yönelttiği, dogmatik otoritelerden bağımsız sorgulama yapmasını sağladığı ve bireysel bilincin, bağımsız düşüncenin inşa edildiği bir alan sunduğu görülmektedir.
Yazarın konuyu hangi bakış açısıyla ele aldığını anlamak, çeldiriciler arasındaki kapsam sınırını doğru çizmemizi sağlar.
3
Seçenekleri metinle karşılaştırarak yan düşünceleri, aşırı genelleyici ifadeleri veya öznel yorumları elemek.
Matbaanın etkisi, sesli okumanın toplumsal gücü veya otoritelerin denetim yöntemleri gibi ifadelerin yan ayrıntılar olduğu ya da metinde bulunmadığı görülür. Bireyin yalnızlaşarak dışlanması ise metindeki olumlu tonla çelişen öznel bir yorumdur.
Çeldiriciler genellikle metinde geçen bazı kelimeleri barındırsa da konunun odağını saptırır veya sınırlarını yanlış çizer.
4
Metnin ana düşüncesini ve konusunu tam olarak karşılayan seçeneği işaretlemek.
Sessiz okuma alışkanlığının bireysel bilincin ve bağımsız düşünce alanının gelişimine sunduğu katkıyı ifade eden seçenek doğru cevap olarak belirlenir.
Doğru seçenek metnin iletmek istediği asıl düşünceyi tam ve doğru bir kapsamda yansıtmalıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafın Konusu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 216Soru

Bunca yıl sonra eski mahalleme döndüğümde, çocukluğumun o göğe uzanan devasa çınarının gölgesinde oturup geçmişi düşündüm. Sokaklar daralmış, evler küçülmüş gibiydi; ya da ben büyüdüğüm için bana öyle geliyordu. Komşuların yüzlerindeki çizgiler derinleşmiş, tanıdık sesler çoktan yitip gitmişti. İçimde hem o eski, tasasız günlerin sıcaklığını duyuyor hem de zamanın acımasız akışı karşısında derin bir çaresizlik hissediyordum. Bir zamanlar koşturduğumuz bu sokakların yabancısı olmak, insanın kendi geçmişine dışarıdan bakması ne garip bir duyguymuş! Keşke o günlerin kıymetini daha iyi bilseydim, ellerimden kayıp giden anları daha sıkı tutabilseydim demekten kendimi alamıyorum. Şimdi ise elimde sadece sararmış fotoğraflar ve zihnimin kuytularında yankılanan çocukluk gülüşleri kaldı.

Bu parçadaki anlat��cının içinde bulunduğu duygu durumunu en iyi ifade eden kavram çifti aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hayıflanma - Özlem

Cevap

Hayıflanma - Özlem
Anlatıcının 'Keşke o günlerin kıymetini daha iyi bilseydim...' cümlesi geçmişte değerlendirilmeyen fırsatlardan dolayı duyulan üzüntüyü, yani hayıflanmayı ifade eder. Ayrıca geçmiş günlerin sıcaklığından ve çocukluk gülüşlerinden bahsetmesi geçmişe duyulan özlemi gösterir. Bu nedenle hayıflanma ve özlem kavramları anlatıcının duygularını en iyi açıklayan çifttir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar ifadeleri belirlemek.
Anlatıcının 'Keşke o günlerin kıymetini daha iyi bilseydim, ellerimden kayıp giden anları daha sıkı tutabilseydim...' cümlesi ile geçmişe dair kaçırılmış fırsatlardan duyulan üzüntü ve 'eski, tasasız günlerin sıcaklığını duyuyor' ifadesiyle de çocukluk günlerine duyulan özlem tespit edilmiştir.
Yazarın hissettiği temel duyguları doğrudan yansıtan ipuçlarını bulmak amacıyla bu adım gerçekleştirilmiştir.
2
Ters düşen kavramları ve çeldiricileri elemek.
Metinde geleceğe yönelik karamsarlık, kalıcı bir yabancılaşma ya da öfke gibi duygular bulunmamaktadır. Anlatıcı geçmişi özlemle anmakta ve zamanı iyi değerlendiremediği için üzülmektedir.
Yazarın duygu durumunu doğru kavramlarla eşleştirebilmek ve yanlış yorumları elemek için bu analiz yapılmıştır.
3
Hayıflanma ve pişmanlık kavramları arasındaki farkı netleştirmek.
Yapılmayan bir eylemden duyulan üzüntü 'hayıflanma' olduğundan ve anlatıcı 'kıymetini bilseydim, anları tutabilseydim' diyerek yapmadığı bir şeyden dolayı üzüldüğünden, doğru kavramın pişmanlık değil hayıflanma olduğu saptanmıştır. Bu da bizi doğrudan doğru cevaba ulaştırmaktadır.
YKS sınavlarında sıklıkla karıştırılan bu iki Türkçe kavramı arasındaki ince ayrımı doğru değerlendirmek amacıyla bu adım uygulanmıştır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Karakter ve Duygu Analizi (Hayıflanma ve Özlem Ayrımı)
Soru 217Soru

Gençliğimde kelimelerin dünyayı değiştirebileceğine dair sarsılmaz bir inancım vardı; yazdığım her cümlenin altına adeta hayatımı sererdim. Şimdilerde ise kütüphanemin tozlu raflarındaki o eski sararmış kitaplarıma, bir başkasının aceleci elinden çıkmış acemi karalamalarmış gibi yabancılıkla bakıyorum. Yıllar, kelimelerin keskin köşelerini yontup onları uysal birer çakıl taşına dönüştürürken beni de o eski tutkulu kavgamdan uzaklaştırdı. Fikirlerin dünyayı sarsan gücünün yerini, zamanın her şeyi eriten o sessiz yasasına boyun eğen bir kabulleniş aldı. Yine de içimdeki o eski odanın kapısını her araladığımda, heba edilmiş bir enerjinin ve vaktinde yön verilememiş o coşkun nehirlerin geride bıraktığı derin vadileri görmekten kendimi alamıyorum. Bu, öfkeli bir itirazdan ziyade, bir zamanlar fırtınalar koparan bir rüzgârın şimdilerde sadece eski pencereleri titretmesine dair sessiz bir iç çekişten ibaret.

Bu parçadaki yazarın içinde bulunduğu duygu durumunu en iyi yansıtan ikili aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hayıflanma ve kabullenme

Cevap

Hayıflanma ve kabullenme
Yazarın geçmişte heba olan enerjisine ve yön verilememiş coşkulu nehirlerine karşı hissettiği üzüntü 'hayıflanma' kavramıyla örtüşür. Zamanın yasasına boyun eğdiğini ve durumunun öfkeli bir itirazdan ziyade sessiz bir iç çekiş olduğunu belirtmesi ise doğrudan 'kabullenme' duygusunu karşılar. Bu nedenle doğru cevap hayıflanma ve kabullenme olarak belirlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen hayıflanma ipuçlarını belirleme
Yazarın 'heba edilmiş bir enerjinin ve vaktinde yön verilememiş o coşkun nehirlerin geride bıraktığı derin vadileri görmekten kendimi alamıyorum' ifadesi, geçmişte değerlendirilememiş fırsatlara ve boşa gitmiş güce karşı duyulan üzüntüyü, yani 'hayıflanma' duygusunu gösterir.
Hayıflanma, geçmişte yapılmayan ya da kaçırılan fırsatlar için üzülme durumudur.
2
Metinde geçen kabullenme ipuçlarını belirleme
Yazarın 'zamanın her şeyi eriten o sessiz yasasına boyun eğen bir kabulleniş aldı' ve 'öfkeli bir itirazdan ziyade... sessiz bir iç çekişten ibaret' ifadeleri, içinde bulunduğu durumu direnmeden kabul ettiğini, yani 'kabullenme' duygusunu gösterir.
Kabullenme, mevcut durumu rıza göstererek veya karşı koymayarak benimseme durumudur.
3
Seçenekleri analiz edip çeldiricileri eleme
Diğer seçeneklerdeki özlem, sitem, pişmanlık, yılgınlık, karamsarlık, öfke ve çaresizlik gibi duygular metindeki olgun ve teslimiyetçi tonla uyuşmamaktadır. Özellikle pişmanlık (yapılan bir hatadan dolayı duyulan üzüntü) ile hayıflanma (yapılamayanlar için üzüntü) ayrımına dikkat edilerek çeldiriciler elenir.
YKS Türkçe paragraf sorularında pişmanlık ve hayıflanma arasındaki kavramsal fark sıklıkla test edilen kritik bir kazanımdır.

Anahtar Kavram

Paragrafta duygu analizi yaparken hayıflanma (yapılamayanlar için üzülme) ve pişmanlık (yapılanlar için üzülme) kavramlarının farkını ayırt etme, metindeki anahtar ifadelerden yola çıkarak yazarın ruh halini belirleme.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 218Soru

Gençlik yıllarımda, masanın başına her oturduğumda içimde fırtınalar kopar, zihnimde kelimeler uçuşurdu. O zamanlar zamanın uçsuz bucaksız bir nehir olduğunu, hiç tükenmeyeceğini sanırdım. Yazmak için hep 'daha doğru' bir anı, daha olgun bir zihni bekledim. Şimdiyse o günlerin coşkusunu, o dizginlenemez enerjiyi düşündükçe içimde ince bir sızı hissediyorum. Keşke o acemi heyecanları, o ham ama samimi duyguları kâğıda dökmekten bu kadar korkmasaydım; mükemmelin peşinde koşarken heybemdeki en değerli hazineleri yolda düşürmeseydim. Şimdi ellerimde sadece kaçırılmış fırsatların soğuk gölgesi ve o günlerin telafi edilemez boşluğu kalakaldı. Zaman, geriye dönüp düzeltemeyeceğimiz bir kurguymuş meğer; bunu anlamak için saçların ağarması gerekiyormuş.

Bu parçada kendisinden söz eden yazarın içinde bulunduğu baskın duygu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hayıflanma

Cevap

Hayıflanma
Yazar, metnin genelinde geçmişte cesaret edip yazamadığı, mükemmeli ararken kaçırdığı fırsatları dile getirmektedir. Özellikle kullanılan 'Keşke... korkmasaydım', 'düşürmeseydim' ifadeleri, geçmişte yapılmayan işlerden dolayı duyulan üzüntüyü ifade eden 'hayıflanma' kavramının doğrudan tanımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar ifadeleri belirleme
Metinde geçen 'Keşke o acemi heyecanları, o ham ama samimi duyguları kâğıda dökmekten bu kadar korkmasaydım' ve 'en değerli hazineleri yolda düşürmeseydim' gibi ifadeler tespit edilmiştir.
Yazarın geçmişe yönelik pişmanlık ve kaçırılmış fırsatlara dair hissettiği duyguyu saptamak.
2
Kavramsal tanımlarla eşleştirme yapma
Geçmişte yapılmayan bir eylemden duyulan üzüntünün Türkçe dil bilgisi ve paragraf sorularında 'hayıflanma' olarak tanımlandığı bilgisiyle metindeki ifadeler örtüşmektedir.
Paragraftaki baskın duygusal tonun hangi terime karşılık geldiğini belirlemek.
3
Diğer seçenekleri eleme ve doğru seçeneğe ulaşma
Özlem, sitem, karamsarlık ve kanıksama gibi kavramların metnin ana odağı olmadığı görülmüş; baskın duygunun hayıflanma olduğu kesinleşmiştir.
Çeldiricilerin metindeki yardımcı düşünceler veya yanlış yorumlarla elenmesini sağlamak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Karakter ve Duygu Analizi (Hayıflanma kavramı)
Soru 219Soru

Sanatın sadece bir yansıtma, dış dünyayı olduğu gibi kopyalama uğraşı olduğunu savunanlar, yaratıcılığın doğasını hafife alıyorlar demektir. Fotoğraf makinesinin merceğinden süzülen bir görüntü, ne kadar birebir olursa olsun, sanatçının zihninden süzülen o biricik estetik sancının yerini tutabilir mi? Elbette tutamaz. Gerçek bir sanatçı, nesneleri gördüğü gibi değil, kendi düş gücünün potasında eriterek yeniden inşa eden kişidir. Örneğin Picasso'nun kübist tablolarındaki figürler, doğadaki karşılıklarının mekanik birer taklidi değildir; aksine, gerçeğin sanatçı duyarlılığıyla parçalanıp yeniden yorumlanmasıdır. Bu bağlamda sanat, dış dünyanın edilgen bir aynası değil, insan bilincinin aktif bir kurgusudur. Bu yüzden de o, salt bir taklitten ziyade zihinsel bir yeniden var ediştir.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anlatımda olaylar devinim içinde, zaman ve mekân ilişkisiyle verilerek öykülemeye başvurulmuştur.

Cevap

Anlatımda olaylar devinim içinde, zaman ve mekân ilişkisiyle verilerek öykülemeye başvurulmuştur.
Doğru cevap, olayların zaman ve mekân ilişkisiyle devinim içinde sunulduğunu belirten ifadedir. Parçada felsefi bir düşünce tartışılmakta olup, herhangi bir olay, karakter veya mekân eşliğinde bir olay örgüsü (öyküleme) kurgulanmamıştır. Dolayısıyla bu parça için öyküleme kullanıldığı söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin genelinde yazarın bir savı çürütmeye çalışıp çalışmadığını kontrol etmek
Yazar, sanatın dış dünyayı birebir kopyalama olduğu görüşüne karşı çıkmaktadır. Soru-cevap tekniği kullanarak ('tutabilir mi? Elbette tutamaz') tartışmacı anlatıma başvurduğu görülür.
Tartışmacı anlatım biçiminin varlığını saptamak için
2
Parçada tanımlama, karşılaştırma ve örneklendirme gibi düşünceyi geliştirme yollarını aramak
Sanatın ve sanatçının tanımları yapılmış ('sanat... kurgusudur', 'sanatçı... kişidir'), fotoğraf makinesi görüntüsü ile sanatçının zihinsel üretimi karşılaştırılmış ve Picasso örneği verilmiştir.
Metinde kullanılan düşünceyi geliştirme yollarının doğruluğunu teyit etmek için
3
Metinde olay akışı ve devinim (öyküleme) olup olmadığını değerlendirmek
Metin bir düşünce yazısıdır (makale/deneme tarzında). İçinde zaman, mekân, kişi ve olay ögelerine dayalı, akış bildiren öyküleyici bir yapı bulunmamaktadır.
Öykülemenin kullanılıp kullanılmadığını belirlemek için

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım Biçimleri ve Düşünceyi Geliştirme Yolları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 220Soru

Bir sanatçının kelime kadrosunu gereksiz fazlalıklardan arındırıp metni bir kuyumcu titizliğiyle yontması, onun üslubundaki ilk aşamadır. Ancak asıl hüner; bu yalınlaşmış yapının içine, okurun ilk bakışta göremeyeceği fakat derinleştikçe kendini ele veren zengin bir anlam coğrafyası yerleştirebilmektir. Bu yapılmadığı takdirde metin, sadece pürüzsüz ama içi boş bir kabuktan ibaret kalır.

Bu parçada bir sanatçının üslubunda bulunması gerektiği belirtilen nitelikler, aşağıdakilerin hangisinde verilen anlatım ilkeleriyle sırasıyla ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duruluk - Yoğunluk

Cevap

Duruluk - Yoğunluk
Doğru yanıt 'Duruluk - Yoğunluk' seçeneğidir. Çünkü parçada geçen 'gereksiz fazlalıklardan arındırmak' ifadesi tanım olarak duruluğu; 'ilk bakışta göremeyeceği fakat derinleştikçe kendini ele veren zengin anlam' ifadesi ise yoğunluğu (derinliği) temsil etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk üslup özelliğini belirlemek üzere 'kelime kadrosunu gereksiz fazlalıklardan arındırmak' ifadesi incelenir.
Bu ifadenin, anlatımda gereksiz sözcük kullanmama kuralı olan 'duruluk' ilkesini doğrudan karşıladığı tespit edilir.
Metinde geçen 'yalınlaşmış' kelimesinin çeldirici etkisine kapılmadan, tanım düzeyinde gereksiz sözcüklerden arınmanın duruluk olduğunu ayırt etmek gerekir.
2
Parçadaki ikinci üslup özelliğini belirlemek üzere 'ilk bakışta göremeyeceği fakat derinleştikçe kendini ele veren zengin bir anlam coğrafyası' ifadesi incelenir.
Bu ifadenin, metnin derin anlam katmanlarına sahip olması ve okundukça yeni anlamlar sunması anlamına gelen 'yoğunluk' (derinlik) ilkesini karşıladığı belirlenir.
Az sözle çok şey anlatma genel niteliği olan 'özlülük' ile anlamın katmanlı ve derin olması demek olan 'yoğunluk' arasındaki farkı ortaya koymak gerekir.
3
Belirlenen bu iki ilke (duruluk ve yoğunluk) bir araya getirilerek doğru seçeneğe ulaşılır.
Yazarın üslubunda bulunması gereken niteliklerin sırasıyla 'Duruluk - Yoğunluk' olduğu sonucuna varılır.
Diğer anlatım ilkelerinin (yalınlık, açıklık, akıcılık, özlülük) metindeki ilgili bölümlerle doğrudan veya tam olarak örtüşmediği görülür.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım İlkeleri (Duruluk ve Yoğunluk)
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 11 / 66Sonraki
Paragrafta Anlam Alıştırma Soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Sayfa 11 | Examkin