Sözcükte Anlam

176 soru

Soru 121Soru

Yansıma sözcükler, doğadaki seslerin taklit edilmesiyle oluşturulan sözcüklerdir. Bu sözcükler cümlede isim, sıfat, zarf veya fiil görevinde kullanılabilir; ancak ses taklidi özelliğini yitirerek mecaz anlam kazandıklarında yansıma özelliği göstermezler. Ayrıca yalnızca görsel nitelik taşıyan ikilemeler de yansıma kabul edilmez.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansıma sözcük zarf görevinde kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınıftaki öğrenciler öğretmen gelmeden önce kendi aralarında fısıl fısıl konuşuyordu.

Cevap

Sınıftaki öğrencilerin kendi aralarında fısıl fısıl konuşmasından bahseden seçenek doğrudur. Çünkü 'fısıl fısıl' ikilemesi doğadaki sesin taklidiyle oluşmuş bir yansımadır ve 'konuşuyordu' fiilini durum yönünden niteleyerek zarf görevinde kullanılmıştır.
Doğru seçenekte yer alan 'fısıl fısıl' ikilemesi fısıltı sesinin taklit edilmesiyle oluşmuş gerçek bir yansıma sözcüktür. Bu sözcük, 'konuşuyordu' fiiline sorulan 'Nasıl?' sorusuna cevap vererek cümlede durum zarfı görevinde kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde geçen ses veya görüntü taklidine dayanan sözcükleri tespit etmek.
Cümlelerde yer alan 'cızırtılı', 'patladı', 'fısıl fısıl', 'ışıl ışıl' ve 'hışırtısı' sözcükleri belirlenir.
Yansıma sözcüklerin tespiti ve ayırt edici özelliklerinin belirlenmesi için ilk adımdır.
2
Belirlenen sözcüklerin yansıma olup olmadığını kontrol etmek.
'ışıl ışıl' sözü görsellik bildirdiği için yansıma değildir. 'patladı' sözcüğü ise mecaz anlam kazandığı için yansıma özelliğini kaybetmiştir. Geriye kalan 'cızırtılı', 'fısıl fısıl' ve 'hışırtısı' sözcükleri gerçek yansımadır.
Yansıma olmayan veya yansıma özelliğini yitiren sözcükleri elemek için bu kontrol gereklidir.
3
Yansıma özelliği taşıyan sözcüklerin cümledeki dil bilgisi görevlerini belirlemek.
'cızırtılı' sözcüğü sıfat, 'hışırtısı' sözcüğü isim, 'fısıl fısıl' sözü ise fiili etkileyerek durum zarfı görevindedir. Bu nedenle doğru yanıt fısıl fısıl konuşulduğunu belirten ifadedir.
Soruda istenen zarf görevindeki yansıma sözcüğü bulmak için dil bilgisel analiz tamamlanır.

Anahtar Kavram

Yansıma sözcüklerin tanımı, yansıma özelliğini yitiren mecazi kullanımlar, görsel ikilemelerle farkları ve cümledeki dil bilgisi görevleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 122Soru

Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükleri, bu cümlelerde kazandıkları anlamları en iyi karşılayan yakın veya eş anlamlı karşılıklarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Tarihçi, araştırmasında sadece güvenilir kanıtlar kullanmaya özen gösterir." cümlesindeki "kanıtlar" sözcüğü
"Yönetmenin son filmindeki toplumsal eleştiri izleyicilerde derin bir iz bıraktı." cümlesindeki "eleştiri" sözcüğü
"Yeni nesil mühendislerin bu projede gösterdiği çaba takdire şayandı." cümlesindeki "çaba" sözcüğü
"Bu zor kararı verirken ailesinin de görüşünü almayı ihmal etmedi." cümlesindeki "görüşünü" sözcüğü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kanıtlar - Deliller, Eleştiri - Tenkit, Çaba - Gayret, Görüşünü - Fikrini eşleşmeleri doğrudur.
"Kanıtlar" sözcüğü kanıtlama aracı olan "deliller" ile; "eleştiri" bir eseri inceleme anlamındaki "tenkit" ile; "çaba" sarf edilen gücü belirten "gayret" ile; "görüşünü" ise bir konudaki düşünceyi bildiren "fikrini" ile anlamca örtüşmektedir. Bu nedenle doğru eşleştirmeler bunlardır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümledeki "kanıtlar" sözcüğünün bağlamsal anlamını belirleme.
"Kanıtlar" sözcüğü, bir iddianın veya tarihsel bir durumun gerçekliğini ispatlayan belgeler anlamında kullanılmıştır. Bu doğrultuda "deliller" sözcüğüyle eşleşir.
Kelimenin cümle içindeki kullanım amacını ve anlamına en yakın karşılığı bulmak için.
2
İkinci cümledeki "eleştiri" sözcüğünün bağlamsal anlamını belirleme.
"Eleştiri" sözcüğü, filmdeki toplumsal aksaklıkları veya durumları değerlendirme, süzgeçten geçirme anlamındadır. Bu sözcük "tenkit" ile eş anlamlıdır.
Sanatsal ve edebi bağlamda kelimenin eş anlamlı karşılığını saptamak için.
3
Üçüncü cümledeki "çaba" sözcüğünün bağlamsal anlamını belirleme.
"Çaba" sözcüğü, mühendislerin işi başarmak adına gösterdiği fiziksel ve zihinsel emeği, çalışmayı ifade eder. Bu sözcük "gayret" ile eşleşir.
Cümledeki eylemin niteliğini karşılayan en uygun anlamdaşı bulmak için.
4
Dördüncü cümledeki "görüşünü" sözcüğünün bağlamsal anlamını belirleme.
"Görüşünü" sözcüğü, aile bireylerinin bir konu hakkındaki düşüncesini, bakış açısını temsil eder. Çekim ekleri de dikkate alındığında "fikrini" sözcüğüyle eşleşir.
Cümlede kullanılan ifadenin ve ek yapısının eşleşen sözcükle uyumunu doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Cümledeki sözcüklerin bağlamsal anlamlarını çözümleyerek eş veya yakın anlamlı karşılıklarını tespit etme.
Soru 123Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansımadan türemiş bir sözcük, sıfat görevinde kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamp ateşinin etrafında toplanan izciler, çıtırtılı odunların başında türküler söylüyordu.

Cevap

Kamp ateşinin etrafında toplanan izciler, çıtırtılı odunların başında türküler söylüyordu.
Doğru seçenekteki 'çıtırtılı odunlar' tamlamasında geçen 'çıtırtılı' sözcüğü, doğadaki seslerin taklidiyle oluşmuş 'çıt' yansıma kökünden yapım ekleriyle türetilmiştir. Bir ismi ('odunlar') nitelediği için de cümlede sıfat görevinde kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki yansıma sözcük olabilecek aday sözcükleri belirlemek.
'gürültü', 'patlayacak', 'parıl parıl', 'çıtırtılı' ve 'şırıl şırıl' sözcükleri analiz için belirlenir.
Sözcüklerin yansıma olup olmadığını ve cümledeki görevlerini analiz edebilmek için ilk olarak bu sözcüklerin tespit edilmesi gerekir.
2
Belirlenen aday sözcüklerin yansıma özelliklerini (ses taklidi olup olmadıklarını ve mecaz durumlarını) kontrol etmek.
'parıl parıl' ifadesi görme duyusuyla ilgili olduğu için; 'patlayacak' sözcüğü ise mecaz anlam kazandığı için yansıma kabul edilemez. Geriye yansıma özelliği devam eden 'gürültü', 'çıtırtılı' ve 'şırıl şırıl' kalır.
Yansıma sözcüklerin temel kuralı ses taklidi olmalarıdır; görsel ikilemeler ve mecazlaşmış ifadeler bu sınıfa girmez.
3
Kalan gerçek yansıma sözcüklerin cümledeki sözcük türlerini (görevlerini) incelemek.
'gürültü' sözcüğü isim; 'şırıl şırıl' ikilemesi zarf (fiilimsiyi etkilediği için); 'çıtırtılı' sözcüğü ise sıfat (ismi nitelediği için) görevindedir.
Yansıma sözcükler cümle içinde isim, sıfat, zarf ve fiil gibi farklı görevlerde kullanılabilirler.
4
Sıfat görevinde olan yansıma sözcüğü içeren cümleyi belirlemek.
'çıtırtılı odunlar' tamlamasında sıfat görevinde kullanılan 'çıtırtılı' sözcüğünün bulunduğu cümle doğru cevaptır.
Soru bizden yansımadan türemiş sıfat görevli sözcüğü bulmamızı istemektedir.

Anahtar Kavram

Yansıma sözcüklerin tanımı, mecazlaşması, görsel ikilemelerden farkı ve cümledeki görevleri (türleri).
Soru 124Soru

Aşağıdaki cümlelerde altı çizili ve koyu belirtilen sözcükleri, cümledeki bağlamsal anlamlarını en iyi karşılayan yakın veya eş anlamlı sözcüklerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Klasik eserleri kendi dönemlerinin koşullarını gözeterek okumak, metnin derin anlam katmanlarına ulaşmamızı sağlar.
Bilimsel verileri kendi öznel süzgecinden geçirip yeniden yorumlamaya kalkışmak, araştırmacıyı asıl hedeften uzaklaştırabilir.
Romanın sonundaki sürpriz gelişmeyi olay örgüsünün gidişatından kestirmek okur için neredeyse imkansızdı.
Yazarın çocukluk anılarından yola çıkarak kaleme aldığı bu öyküler, samimi havasıyla okuru hemen sarıyor.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci cümle 'Dikkate alarak' ile, ikinci cümle 'Yeltenmek' ile, üçüncü cümle 'Öngörmek' ile, dördüncü cümle ise 'Etkisi altına almak' ifadesiyle eşleşmektedir.
Cümlelerdeki altı çizili sözcüklerin bağlamsal anlamları incelendiğinde; 'gözeterek' ifadesi 'dikkate alarak' ile, 'kalkışmak' ifadesi 'yeltenmek' ile, 'kestirmek' ifadesi 'öngörmek' ile ve 'sarıyor' ifadesi 'etkisi altına almak' anlamı ile örtüşmektedir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirme tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümledeki 'gözeterek' sözcüğünün bağlamsal anlamını belirleme.
'Gözeterek' sözcüğünün bu cümlede 'korumak, kollamak' değil, 'göz önünde bulundurmak, dikkate almak' anlamında kullanıldığı tespit edilir.
Cümledeki 'kendi dönemlerinin koşullarını gözetmek' ifadesi, bu koşulları dikkate alarak okuma yapmayı belirtmektedir.
2
İkinci cümledeki 'kalkışmak' sözcüğünün bağlamsal anlamını belirleme.
'Kalkışmak' sözcüğünün 'bir şeyi yapmaya yeltenmek, girişmek' anlamında kullanıldığı belirlenir.
Bilimsel verileri yeniden yorumlama eyleminin hazırlıksız veya uygunsuz bir şekilde yapılmaya çalışılması 'yeltenmek' ile ifade edilir.
3
Üçüncü cümledeki 'kestirmek' sözcüğünün bağlamsal anlamını belirleme.
'Kestirmek' sözcüğünün 'tahmin etmek, öngörmek' anlamında kullanıldığı saptanır.
Olay örgüsünün gidişatından gelecekteki bir durumu önceden anlamaya çalışmak öngörmek/tahmin etmek eylemidir.
4
Dördüncü cümledeki 'sarıyor' sözcüğünün bağlamsal anlamını belirleme.
'Sarıyor' sözcüğünün 'okuru cezbetmek, etkisi altına almak' anlamında kullanıldığı saptanır.
Samimi bir havanın okuyucuyu etkileyip kendi içine çekmesi 'etkisi altına almak' ile karşılanır.

Anahtar Kavram

Sözcüklerin cümle içindeki bağlamlarına göre kazandıkları anlamları belirleyip uygun eş/yakın anlamlı karşılıklarıyla ilişkilendirme.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 125Soru

Aşağıdaki cümlelerde koyu harflerle belirtilen sözcükleri, bu cümlelerde kazandıkları mecaz anlamlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Romanın başkarakteri, geçmişin travmatik anılarını belleğinde eriterek yeni bir yaşam kurmaya çalışıyor.
Toplumun dinamiklerini ve kültürel eğilimlerini doğru okuyan aydınlar, toplumsal değişime yön verirler.
Yazar, eserindeki her bir karakteri adeta dantel gibi ince ince dokuyarak derinlikli bir kurgu sunuyor.
Önyargılarından tümüyle arınıp olaylara nesnel bir pencereden bakmayı nihayet başarabilmişti.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sözcüklerin cümle içindeki bağlamları dikkate alındığında doğru eşleştirme şu şekildedir: 'eriterek' sözcüğü 'farklı unsurları kendi içinde özümseyip yok ederek dönüştürmek, etkisiz kılmak' anlamıyla; 'okuyan' sözcüğü 'gizli veya karmaşık durumların, olguların anlamını kavrayıp çözümlemek ve yorumlamak' anlamıyla; 'dokuyarak' sözcüğü 'bir şeyi ince ayrıntılarıyla planlamak, büyük bir sabır ve özenle biçimlendirmek' anlamıyla; 'arınıp' sözcüğü ise 'zihinsel veya ruhsal olarak olumsuz etkenlerden, saplantılardan kurtulup temizlenmek' anlamıyla eşleşmelidir.
Cümlelerde geçen tüm hedef sözcükler soyut ve mecazi anlamlarda kullanılmıştır. Cümlelerin bağlamından yola çıkılarak kelimelerin gerçek anlamlarının ötesindeki soyut işlevleri doğru tanımlarla eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümledeki 'eriterek' sözcüğünün bağlamını incelemek
Anıların bellekte eritilmesi, onların zihinsel olarak özümsenip etkisiz kılınmasını ifade eder.
Sözcüğün fiziksel sıvılaşma anlamından tamamen uzaklaşarak soyut bir duruma aktarılması mecaz anlam taşır.
2
İkinci cümledeki 'okuyan' sözcüğünün bağlamını incelemek
Toplumun eğilimlerini okumak, olayların arka planını kavrayıp yorumlamak demektir.
Harfleri seslendirmek olan gerçek anlamın dışına çıkılıp toplumsal olayları anlamlandırmak kastedilmiştir.
3
Üçüncü cümledeki 'dokuyarak' sözcüğünün bağlamını incelemek
Karakterlerin dokunması, onların sabırla ve özenle kurgulanmasını ifade eder.
İplikle kumaş yapma eyleminin özenle tasarlamak anlamında mecazlaşması söz konusudur.
4
Dördüncü cümledeki 'arınıp' sözcüğünün bağlamını incelemek
Önyargılardan arınmak, olumsuz düşüncelerden zihnen temizlenmek anlamına gelir.
Kirden temizlenmek yerine zihinsel saplantılardan kurtulma anlamı mecazi olarak kazandırılmıştır.

Anahtar Kavram

Mecaz anlam, bir sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı yeni ve genellikle soyut anlamdır. Sözcüklerin mecazi değerleri cümledeki bağlamlarından hareketle belirlenir.
Soru 126Soru

Doğadaki canlı veya cansız varlıkların, rüzgâr, su gibi doğa olaylarının çıkardığı seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklere yansıma sözcük denir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansıma sözcük kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rüzgârın etkisiyle kuruyan yapraklar ayaklarımızın altında çıtır çıtır eziliyordu.

Cevap

Rüzgârın etkisiyle kuruyan yapraklar ayaklarımızın altında çıtır çıtır eziliyordu.
Kuruyan yaprakların ezilirken çıkardığı doğal sesin taklidine dayanan ve gerçek anlamıyla kullanılan 'çıtır çıtır' ikilemesi gerçek bir yansıma sözcüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki ses veya görüntü bildiren sözcükleri belirlemek.
Cümlelerde sırasıyla 'pırıl pırıl', 'patladım', 'mışıl mışıl', 'çıtır çıtır' ve 'çıtlattı' sözcükleri incelenmek üzere tespit edilmiştir.
Yansıma sözcükleri ayırt etmek için öncelikle ses veya görüntü çağrışımı yapan s��zcüklerin bulunması gerekir.
2
Belirlenen sözcüklerin doğadaki bir sesin taklidi olup olmadığını ve gerçek anlamlarını koruyup korumadıklarını incelemek.
'Pırıl pırıl' ikilemesinin görme duyusuyla ilgili olduğu; 'mışıl mışıl' ikilemesinin ise doğada karşılığı olan bir ses taklidi olmadığı görülür. 'Patladım' ve 'çıtlattı' eylemlerinin kökeni ses taklidine dayansa da bu cümlelerde mecaz anlam kazandıkları için yansıma niteliğini yitirdikleri anlaşılır. 'Çıtır çıtır' ikilemesi ise doğrudan kuruyan nesnelerin kırılma/ezilme sesini taklit etmektedir.
Yansıma sözcüklerin temel kuralı, ses taklidine dayanması ve cümlede mecazlaşmamasıdır.
3
Yansıma sözcük içeren cümleyi doğru cevap olarak belirlemek.
Kuruyan yaprakların ezilme sesini taklit eden 'çıtır çıtır' ikilemesinin yer aldığı cümle doğru seçenektir.
Doğadaki bir sesin taklidiyle oluşturulmuş ve mecazlaşmamış tek sözcük bu cümlededir.

Anahtar Kavram

Yansıma sözcüklerin doğadaki seslerin taklidi olması ve mecaz anlam kazandıklarında yansıma özelliklerini kaybetmeleri.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 127Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Son yıllarda yazdığı sıradan eserlerle okurun ilgisini kaybeden sanatçının edebiyat dünyasındaki şöhreti giderek söndü.

Cevap

Son yıllarda yazdığı sıradan eserlerle okurun ilgisini kaybeden sanatçının edebiyat dünyasındaki şöhreti giderek söndü.
Şöhretin sönmesi ifadesinde geçen sönmek eylemi, somut ve fiziksel olan ilk anlamından (ateşin veya ışığın sönmesi) tamamen uzaklaşarak soyut bir durum olan 'etkisini, parlaklığını veya önemini yitirmek' anlamında kullanılmıştır. Bu nedenle mecaz anlamlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde geçen altı çizili sözcüklerin (kanadında, ayakları, başı, söndü, gözünde) temel anlamlarını ve bu anlamlarla olan ilişkilerini incelemek.
Kanat, ayak, baş ve göz sözcüklerinin gerçek anlamlarıyla fiziksel veya işlevsel bir benzerlik bağını koruduğunu; sönmek sözcüğünün ise gerçek anlamı olan 'yanmaz veya ışık saçmaz olmak' durumundan tamamen koptuğunu belirlemek.
Sözcüklerin yan anlam ile mecaz anlam durumlarını ayırt edebilmek için gerçek anlam ilişkilerini kontrol etmek gerekir.
2
Şöhretin sönmesi ifadesindeki mecazlaşma derecesini analiz etmek.
Sönmek eyleminin şöhret gibi soyut bir kavramla birleşerek 'etkisini ve önemini yitirmek' şeklinde tamamen yeni ve soyut bir anlam (mecaz anlam) kazandığını tespit etmek.
Mecaz anlamın temel ayırt edici özelliği olan gerçek anlamdan tamamen uzaklaşma ve soyutlaşma kriterini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Mecaz Anlam
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 128Soru

Aşağıdaki cümlelerde geçen ve mecaz anlam kazanan koyu yazılı sözcükleri, karşılarında verilen anlam tanımlarıyla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Farklı diplomatik misyonlarda uzun yıllar pişen elçi, bu hassas müzakereleri başarıyla yürüttü.
Araştırmacının kişisel hırsları, elde ettiği bilimsel sonuçların tarafsızlığını gölgeleyecek boyuta ulaştı.
Kurul üyelerinin yönelttiği bu ağır eleştiriler karşısında bile sakinliğini korumayı başardı.
Zamanla geçerliliğini yitiren ve dayana��ı olmayan bu iddialar, son bilimsel veriler ışığında tamamen çürüdü.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirmenin doğru sıralaması şu şekildedir: 'pişen' kelimesi 'Bir iş veya alan üzerinde uzun süre çalışarak deneyim ve olgunluk kazanmak' tanımıyla; 'gölgeleyecek' kelimesi 'Bir şeye olumsuz yönde etki ederek onun değerini, önemini ya da başarısını azaltmak' tanımıyla; 'ağır' kelimesi 'İnsanın gücüne giden, kırıcı veya katlanılması güç olan nitelik taşımak' tanımıyla; 'çürüdü' kelimesi 'Ortaya konan bir düşüncenin, iddia veya tezin geçersizliğini kanıtlayarak çelişkilerini göstermek' tanımıyla eşleşir.
Verilen cümlelerdeki 'pişmek', 'gölgelemek', 'ağır' ve 'çürümek' sözcükleri gerçek anlamlarından tamamen uzaklaşarak sırasıyla deneyim kazanmak, önemini azaltmak, kırıcı olmak ve geçersizliği kanıtlanmak anlamlarında kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümledeki 'pişen' sözcüğünün bağlamını inceleme.
Elçinin diplomatik görevlerde edindiği tecrübeyi ifade ettiği görülür.
Yiyeceklerin pişmesi gerçek anlamdır, kişinin deneyim kazanması mecaz anlamdır.
2
İkinci cümledeki 'gölgeleyecek' sözcüğünün bağlamını inceleme.
Kişisel hırsların bilimsel tarafsızlığa zarar vermesini, onun önemini azaltmasını ifade eder.
Bir cismin gölge yapması gerçek anlamdır, bir şeyin değerini azaltmak mecaz anlamdır.
3
Üçüncü cümledeki 'ağır' sözcüğünün bağlamını inceleme.
Eleştirilerin kırıcı ve incitici olduğunu ifade eder.
Kütlesi fazla olan nesneler için 'ağır' kelimesi gerçek anlamdır, kırıcı eleştiriler için kullanımı mecaz anlamdır.
4
Dördüncü cümledeki 'çürüdü' sözcüğünün bağlamını inceleme.
İddiaların kanıtlarla geçersiz kılınmasını ifade eder.
Organik maddelerin bozulması gerçek anlamdır, bir tezin geçersiz kılınması mecaz anlamdır.

Anahtar Kavram

Sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı yeni ve soyut anlamlar mecaz anlam olarak adlandırılır. Cümle içerisindeki bağlam, bu mecazların hangi soyut durumları karşıladığını belirler.
Soru 129Soru

Aşağıdaki cümlelerde koyu belirtilen sözcükleri, cümledeki bağlamsal anlamlarını en iyi karşılayan yakın veya eş anlamlı karşılıklarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Çağdaş yazar, eserinde bireysel kaygılardan ziyade toplumsal aksaklıklara dokunarak okuru bir iç hesaplaşmaya davet ediyor.
Araştırmacının sunduğu bu yeni bulgular, bizi tarihsel olayların arka planını yeniden düş��nmeye götürüyor.
Dil bilimciler, bu yerel ağızdaki bazı sözcüklerin kökeninin çok eski yazılı belgelere çıktığını ifade etmektedir.
Yenilikçi sanat akımları, kendisinden önce üretilmiş olanın birebir taklit edilmesini asla kaldırmaz.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk cümledeki 'dokunarak' sözcüğü 'değinmek' ile, ikinci cümledeki 'götürüyor' sözcüğü 'yönlendirmek' ile, üçüncü cümledeki 'çıktığını' sözcüğü 'dayanmak' ile ve dördüncü cümledeki 'kaldırmaz' sözcüğü 'kabul etmek' anlamıyla eşleşmektedir.
Verilen cümlelerdeki altı çizili sözcüklerin bağlamsal anlamları incelendiğinde; toplumsal aksaklıklardan bahsetmek anlamındaki 'dokunmak' eylemi 'değinmek' ile, zihinsel bir sürece sevk etmek anlamındaki 'götürmek' eylemi 'yönlendirmek' ile, kökenin geçmişe uzanması anlamındaki 'çıkmak' eylemi 'dayanmak' ile ve taklitçiliği hoş görmemek/onaylamamak anlamındaki 'kaldırmak' eylemi ise 'kabul etmek' ile anlamca örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümlede yer alan 'dokunmak' eyleminin bağlam içindeki anlamını belirleme.
Cümledeki 'toplumsal aksaklıklara dokunarak' ifadesinde sözcüğün fiziksel temas değil, 'değinmek, söz etmek' anlamında kullanıldığı anlaşılır.
Sözcüğün mecaz/bağlamsal anlamını saptamak.
2
İkinci cümlede yer alan 'götürmek' eyleminin bağlam içindeki anlamını belirleme.
Cümledeki 'bizi ... düşünmeye götürüyor' ifadesinde sözcüğün bir şeyi bir yerden bir yere taşımak değil, 'zihinsel olarak yönlendirmek, sevk etmek' anlamında kullanıldığı anlaşılır.
Soyut anlamda kullanılan yönlendirme eylemini tanımlamak.
3
Üçüncü cümlede yer alan 'çıkmak' eyleminin bağlam içindeki anlamını belirleme.
Cümledeki 'kökeninin ... belgelere çıktığını' ifadesinde sözcüğün bir yerden yukarı çıkmak değil, 'köken olarak bir yere dayanmak, oraya kadar uzanmak' anlamında kullanıldığı anlaşılır.
Köken ilişkisi kuran fiilin bağlamsal karşılığını bulmak.
4
Dördüncü cümlede yer alan 'kaldırmak' eyleminin bağlam içindeki anlamını belirleme.
Cümledeki 'taklit edilmesini asla kaldırmaz' ifadesinde sözcüğün bir şeyi havaya kaldırmak değil, 'kabul etmemek, hoş görmemek' anlamında kullanıldığı anlaşılır.
Olumsuz bağlamda kullanılan kabul etme/tolere etme durumunu saptamak.

Anahtar Kavram

Sözcüklerin cümle içindeki bağlamlarına göre kazandıkları eş veya yakın anlamlı karşılıklarının doğru belirlenmesi.
Soru 130Soru

Doğadaki seslerin taklit edilmesiyle oluşan yansıma sözcükler, cümlede isim, sıfat, zarf veya fiil gibi farklı görevlerde kullanılabilir. Ancak bir sözcüğün yansıma olarak kabul edilebilmesi için ses taklidine dayanması gerekir; ayrıca yansıma kökenli bazı sözcükler zamanla mecazlaşarak bu özelliğini kaybedebilir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem yansıma özelliğini koruyan bir sözcük kullanılmış hem de bu sözcük cümlede sıfat görevini üstlenmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sessiz sokakta yürürken aniden duyulan tıkırtılı adımlar, mahalle sakinlerini tedirgin etmeye yetti.

Cevap

Sessiz sokakta yürürken aniden duyulan tıkırtılı adımlar, mahalle sakinlerini tedirgin etmeye yetti.
Sessiz sokakta yürürken aniden duyulan tıkırtılı adımlar ifadesinde geçen 'tıkırtılı' sözcüğü, doğadaki 'tık' sesinin taklit edilmesiyle oluşmuş gerçek bir yansıma sözcüktür. Bu sözcük 'adımlar' ismini niteleyerek cümlede sıfat görevini üstlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki ses veya görüntü ilişkili sözcüklerin kökenlerini incelemek.
Görsel nitelikteki ikilemelerin ve doğrudan ses taklidine dayanmayan eylemlerin yansıma olamayacağı belirlenir.
Görsel algıya hitap eden veya doğadaki sesleri taklit etmeyen sözcükleri yansıma sözcüklerden ayırt etmek gerekir.
2
Sözcüklerin cümledeki anlamlarını ve mecazlaşma durumlarını kontrol etmek.
Mecaz anlam kazanan yansıma kökenli sözcüklerin ses taklidi özelliğini yitirdiği saptanır.
Cümledeki kullanımın gerçek ses taklidine mi yoksa mecazi bir anlatıma mı dayandığını belirlemek gerekir.
3
Yansıma özelliğini koruyan sözcüklerin cümledeki dil bilgisi görevlerini belirlemek.
Ses taklidi özelliğini koruyan sözcüklerden birinin isim, diğerinin ise ismi niteleyerek sıfat görevinde kullanıldığı görülür.
Yansıma sözcüklerin cümle içindeki sözcük türünü (isim, sıfat vb.) doğru tespit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Yansıma sözcüklerin tespiti ve cümledeki dil bilgisel görevleri
Soru 131Soru

Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükleri, bu cümlelerde kazandıkları anlamları en iyi karşılayan yakın veya eş anlamlı karşılıklarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bu projenin başarıya ulaşma olasılığı oldukça yüksektir.
Anlattığı hikayenin doğruluğu konusunda içimde bir kuşku uyandı.
Öğretmenimiz, bizim iyi bir eğitim almamız için büyük bir özveri gösterdi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

"olasılığı" sözcüğü "ihtimal" ile, "kuşku" sözcüğü "şüphe" ile, "özveri" sözcüğü ise "fedakarl��k" ile eşleşmelidir.
Verilen cümlelerdeki koyu belirtilen sözcüklerin anlamları incelendiğinde; 'olasılık' kelimesinin yerine 'ihtimal', 'kuşku' kelimesinin yerine 'şüphe' ve 'özveri' kelimesinin yerine 'fedakarlık' sözcükleri getirilerek anlam bozulmadan korunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci cümledeki koyu yazılmış sözcüğün anlamını belirleme
"Olasılık" sözcüğü cümledeki bağlamına göre gerçekleşmesi beklenen bir durumun ihtimalini belirtmektedir.
Cümledeki anlamı karşılayan eş/yakın anlamlı sözcüğü bulmak.
2
İkinci cümledeki koyu yazılmış sözcüğün anlamını belirleme
"Kuşku" sözcüğü cümledeki bağlamına göre bir duruma tam olarak inanmama, güvensizlik hissetme durumunu yansıtır, bu da "şüphe" kavramına karşılık gelir.
Cümledeki anlamı karşılayan eş/yakın anlamlı sözcüğü bulmak.
3
Üçüncü cümledeki koyu yazılmış sözcüğün anlamını belirleme
"Özveri" sözcüğü cümledeki bağlamına göre kendi istek ve çıkarlarından başkası için vazgeçme eylemini yansıtır, bu da "fedakarlık" anlamına gelir.
Cümledeki anlamı karşılayan eş/yakın anlamlı sözcüğü bulmak.

Anahtar Kavram

Bağlamsal eş ve yakın anlamlı sözcükleri tespit etme
Soru 132Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, fiziksel olarak ölçülebilen bir durumu bildiren sözcük, bu özelliğinden sıyrılarak bir kavramın niteliğini gösterecek biçimde kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romanlarında oldukça ağır bir dil kullanan yazar, bu yönüyle her kesimden okura hitap edememiştir.

Cevap

Romanlarında oldukça ağır bir dil kullanan yazar, bu yönüyle her kesimden okura hitap edememiştir.
Yazarın oldukça ağır bir dil kullandığını belirten seçenekte, temelinde ağırlık birimiyle ölçülebilen fiziksel bir niceliği ifade eden 'ağır' sözcüğü, dilin anlaşılırlık özelliğini (kapalı, anlaşılması güç üslup) niteleyecek şekilde kullanılmıştır. Bu kullanım, nicel anlamlı bir sözcüğün bağlam içinde nitel anlam kazanmasına tam bir örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünü analiz etmek ve hedeflenen dil olayını belirlemek.
Sorunun, nicel (fiziksel olarak ölçülebilen/sayılabilen) anlamlı bir kelimenin bağlam içinde nitel (ölçülemeyen, özellik bildiren) anlam kazanması durumunu aradığı tespit edildi.
Soru kökündeki 'fiziksel olarak ölçülebilen bir durumu bildiren sözcüğün bu özelliğinden sıyrılarak bir kavramın niteliğini g��stermesi' ifadesi nicel anlamlı sözcüğün nitel anlam kazanmasını tanımlamaktadır.
2
Seçeneklerdeki sıfat veya zarf görevli anahtar kelimeleri ve bunların temel anlam özelliklerini incelemek.
Seçeneklerdeki hedef sözcükler şu şekilde belirlendi: 'tatlı' (duyusal nitelik), 'parlak' (görsel nitelik), 'ağır' (fiziksel ağırlık - nicel), 'kalın' (fiziksel boyut - nicel) ve 'acı' (duyusal nitelik).
Kelime düzeyinde nicelik ve nitelik analizi yapabilmek için sözcüklerin sözlükteki ilk/temel anlamlarının nicel mi nitel mi olduğunu saptamak gerekir.
3
Sözcüklerin cümle içindeki bağlamlarını analiz ederek anlam kayması olup olmadığını kontrol etmek.
Romanlarında oldukça ağır bir dil kullanıldığını belirten ifadede, tartılabilen bir nicelik olan 'ağır' sözcüğü, dilin anlaşılmasının zorluğunu belirtecek biçimde nitel anlamda kullanılmıştır. 'Tatlı', 'parlak' ve 'acı' sözcükleri köken olarak da nitel olduklarından bir kaymaya uğramamıştır. 'Kalın' sözcüğü ise nicel anlamını korumuştur.
Doğru cevaba ulaşmak için sadece mecazlaşmayı değil, kökündeki nicelik özelliğini yitirerek nitelik kazanma durumunu ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Nicel anlamlı sözcüklerin cümle bağlamında nitel anlam kazanması (anlam kayması)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 133Soru

Numaralanmış cümlelerde geçen ad aktarmalarının (mecazımürsel) hangi anlam ilgisiyle kurulduğunu belirleyerek cümleleri karşılarındaki doğru anlam ilişkileriyle nasıl eşleştirirsiniz?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bunca yıl aradan sonra nihayet memleketine dönmüş, baba ocağında tanıdık bir yüze sarılmak istemişti.
Kış aylarında çorba dağıtan bu şirin dükkân, günde neredeyse yüz kase deviriyordu.
Üniversitedeki hocamız, Türk edebiyatının o dönemki durumunu açıklarken sınıfa dönüp bu konudaki fikrini sordu.
Klasik müzik konserine bilet bulamayınca evde bütün gün Mozart dinleyerek teselli buldu.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cümlelerde yer alan ad aktarmaları sırasıyla parça-bütün, iç-dış, yer-insan ve sanatçı-eser anlam ilişkileriyle doğru bir şekilde eşleşir.
Verilen cümlelerdeki ad aktarmaları sırasıyla parça-bütün (yüz-insan), iç-dış (kase-çorba), yer-insan (sınıf-öğrenciler) ve sanatçı-eser (Mozart-besteler) ilişkilerini içermektedir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler kavramların tanımları ve işlevleriyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci cümlede yer alan ad aktarmasını inceleme
'Tanıdık bir yüz' ifadesinde 'yüz' sözcüğü, insanın bir parçasıdır ancak burada insanın kendisini ifade etmek için kullanılmıştır.
Bu durum parça-bütün ilişkisine dayanan bir ad aktarmasıdır.
2
İkinci cümlede yer alan ad aktarmasını inceleme
'Yüz kase deviriyordu' ifadesinde 'kase' bir kaptır fakat kastedilen şey kasenin içindeki çorbadır.
Bu durum kap-iç veya iç-dış ilişkisine dayanan bir ad aktarmasıdır.
3
Üçüncü cümlede yer alan ad aktarmasını inceleme
'Sınıfa dönüp' ifadesinde 'sınıf' fiziksel bir mekandır ancak kastedilen o mekanda bulunan öğrencilerdir.
Bu durum yer-insan ilişkisine dayanan bir ad aktarmasıdır.
4
Dördüncü cümlede yer alan ad aktarmasını inceleme
'Mozart dinleyerek' ifadesinde 'Mozart' bir sanatçıdır ancak kastedilen sanatçının kendisi değil, onun bestelediği müzik eserleridir.
Bu durum sanatçı-eser ilişkisine dayanan bir ad aktarmasıdır.

Anahtar Kavram

Ad Aktarması (Mecazımürsel) Anlam İlişkileri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 134Soru

Sanatçının topluma rehberlik etmek gibi bir görevi olmasa da toplumsal sorunlara duyarsız kalması düşünülemez.

Bu cümledeki altı çizili koyu yazılmış sözcüğün anlamca yerini tutabilecek sözcük aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: vazifesi

Cevap

vazifesi
Cümledeki 'görev' sözcüğü, üstlenilen iş veya yükümlülük anlamına gelmektedir. 'Vazife' sözcüğü, 'görev' ile tam olarak aynı anlamı karşıladığı için cümledeki yerini tutabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki 'görev' sözcü��ünün bağlamsal anlamını belirlemek
Cümlede 'görev' sözcüğü, bir kimseden yapması beklenen iş, yükümlülük anlamında kullanılmıştır.
Eş anlamlı sözcüğü bulmak için öncelikle hedef sözcüğün cümledeki anlamını doğru tespit etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki sözcüklerin anlamlarını analiz etmek ve 'görev' sözcüğüyle karşılaştırmak
'Vazife' sözcüğünün de yükümlülük, üstlenilen iş anlamına geldiği ve 'görev' ile birebir eş anlamlı olduğu belirlenir.
Sözcüklerin birbirinin yerini tutup tutamayacağını anlamak için sözcük anlamlarının eşleşmesi kontrol edilmelidir.

Anahtar Kavram

Eş Anlamlı ve Yakın Anlamlı Sözcükler
Tahmini Süre:45s
Soru 135Soru

Dağın (I) eteğinde kurulu küçük köy, kış aylarında dış dünyayla bağını tamamen koparırdı. Bu soğuk günlerde köyün sessizliğe (II) gömülmesi, orada yaşayan insanların ruhlarında adeta (III) kırılmalar yaratırdı. Ancak bahar gelip de doğa yeniden (IV) uyandığında, herkesin içindeki o umutsuzluk (V) erir ve yerini yaşama sevincine bırakırdı.

Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerden hangisi mecaz anlamıyla kullanılmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I

Cevap

I numaralı 'eteğinde' sözcüğü mecaz anlamıyla kullanılmamıştır.
Parçada geçen 'eteğinde' sözcüğü, temel anlamı olan etek giysisi ile şekil ve konum yönünden kurulan somut bir benzerlik ilişkisi sonucunda 'dağın alt kısmı' anlamında kullanılmıştır. Bu kullanım, sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşmadığını ve somut bir varlığı/durumu karşılamaya devam ettiğini gösterir, dolayısıyla bu bir yan anlamdır. Diğer numaralanmış sözcükler ('gömülmesi', 'kırılmalar', 'uyandığında', 'erir') ise gerçek anlamlarından tamamen uzaklaşarak soyut durumları ifade eden mecaz anlamlar kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen numaralanmış tüm sözcüklerin cümledeki bağlamlarını ve gerçek anlamlarıyla olan ilişkilerini incelemek.
Sözcüklerin temel anlamları ile cümledeki bağlamları karşılaştırılmıştır.
Sözcüklerin kazandığı yeni anlamların niteliğini belirlemek için bağlam analizi gereklidir.
2
Sözcüklerin soyutluk derecelerini ve somut benzerlik ilişkilerini kontrol ederek yan anlam ve mecaz anlam ayrımı yapmak.
'eteğinde' sözcüğünün somut benzerlik ilişkisini koruduğu, diğer sözcüklerin ise tamamen soyutlaştığı görülmüştür.
Yan anlam ile mecaz anlamı birbirinden ayıran temel kriter, sözcüğün somutluğunu koruyup korumamasıdır.

Anahtar Kavram

Mecaz Anlam ve Yan Anlam Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 136Soru

Eski İstanbul'un o kendine has havası, yazarın çocukluk anılarını anlattığı bu kitabın her sayfasına adeta sinmiş, okuru geçmişin derinliklerine davet ediyor.

Bu cümledeki altı çizili sözcüğün anlamca yerini tutabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şairin çocukluğunda dinlediği masalların gizemli dünyası, onun ilk şiirlerindeki imgelere adeta nüfuz etmişti.

Cevap

Şairin çocukluğunda dinlediği masalların gizemli dünyası, onun ilk şiirlerindeki imgelere adeta nüfuz etmişti.
Cümlede geçen 'sinmiş' sözcüğü, bir özelliğin veya durumun bir şeyin içine iyice işlemesi, nüfuz etmesi anlamında kullanılmıştır. Doğru seçenekte yer alan 'nüfuz etmişti' ifadesi bu anlamı tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki altı çizili 'sinmek' sözcüğünün bağlamsal anlamını saptamak.
'Eski İstanbul'un havasının kitaba sinmesi' ifadesinde sözcüğün 'derinlemesine işlemek, nüfuz etmek' anlamında kullanıldığı belirlenmiştir.
Sözcüklerin gerçek, yan ve mecaz anlamları arasından bağlama uygun olanını seçmek doğru karşılığı bulmanın ilk adımıdır.
2
Seçeneklerdeki eylemlerin bağlamsal anlamlarını çözümlemek.
'Büzülmek', 'saklanmak', 'nüfuz etmek', 'yayılmak' ve 'kabullenmek' kelimelerinin cümlelerde üstlendiği anlamlar çözümlenmiştir.
Çeldiricilerin hangi yanılgılara hitap ettiğini belirlemek ve doğru eş anlamlıyı saptamak için bu analiz gereklidir.
3
Bağlamsal eşleşmeyi yaparak doğru seçeneği belirlemek.
'Masalların dünyasının imgelere nüfuz etmesi' (içine iyice işlemesi) kullanımı, 'sinmek' sözcüğünün bağlamsal anlamıyla tam olarak örtüşmektedir.
Doğru seçenekteki 'nüfuz etmek' ifadesi, 'sinmek' eyleminin cümledeki soyut ve derinlemesine bütünleşme anlamını eksiksiz şekilde karşılar.

Anahtar Kavram

Sözcüklerin Cümle İçindeki Bağlamsal Anlamı ve Yakın Anlamlı Karşılıkları
Soru 137Soru

Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükleri, cümledeki bağlamsal anlamlarını en iyi karşılayan tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bilim insanları, kutup bölgelerindeki erimenin nedenlerini çözmek amacıyla uluslararası bir veri tabanı oluşturdu.
Tarihî yapıları modern şehirleşmenin yıkıcı etkilerinden kurtarmak, sadece koruma kurullarının değil t��m toplumun görevidir.
Eleştirmenin, genç sanatçıların sadece eksik yönlerine yüklenmesi onların üretme şevkini kırabilir.
Sıradan olayları anlatırken bile dilin alışılmış kalıplarını aşmak, özgün bir üslubun en belirgin göstergesidir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol taraftaki cümlelerde geçen sözcükler bağlamsal anlamlarına göre sağ taraftaki tanımlarla şu şekilde eşleşir: 'çözmek' fiili 'açıklığa kavuşturmak' anlamıyla (left_1 - right_1), 'kurtarmak' fiili 'zarardan uzak tutmak' anlamıyla (left_2 - right_2), 'yüklenmek' fiili 'üzerine gitmek, kusurlarını vurgulamak' anlamıyla (left_3 - right_3) ve 'aşmak' fiili 'sınırların ötesine geçmek' anlamıyla (left_4 - right_4) eşleşir.
Cümlelerdeki 'çözmek', 'kurtarmak', 'yüklenmek' ve 'aşmak' sözcükleri sırasıyla 'açıklığa kavuşturmak', 'zarardan uzak tutmak', 'üzerine gitmek' ve 'sınırların ötesine geçmek' anlamlarıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümledeki 'çözmek' sözcüğünün bağlamsal anlamını belirlemek.
'Erimenin nedenlerini çözmek' ifadesinde 'çözmek' sözcüğü, bir bilinmeyeni veya problemi 'açıklığa kavuşturmak' anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu ifade, ilgili tanımla eşleşir.
Sözcüğün bağlamdan hareketle kazandığı anlamı saptamak.
2
İkinci cümledeki 'kurtarmak' sözcüğünün bağlamsal anlamını belirlemek.
'Yıkıcı etkilerden kurtarmak' ifadesinde 'kurtarmak' sözcüğü, yapıları yok olmaktan veya zararlı etkilerden uzak tutmak anlamındadır. Dolayısıyla bu ifade, ilgili tanımla eşleşir.
Cümledeki anlamsal ilişkiden yararlanarak sözcüğün işlevini bulmak.
3
Üçüncü cümledeki 'yüklenmek' sözcüğünün bağlamsal anlamını belirlemek.
'Eksik yönlerine yüklenmek' ifadesinde 'yüklenmek' sözcüğü, mecazen bir kişinin üzerine gitmek ve sürekli kusurlarını vurgulamak anlamındadır. Dolayısıyla bu ifade, ilgili tanımla eşleşir.
Mecaz anlamın cümledeki olumsuz eleştiri bağlamını karşıladığını saptamak.
4
Dördüncü cümledeki 'aşmak' sözcüğünün bağlamsal anlamını belirlemek.
'Alışılmış kalıpları aşmak' ifadesinde 'aşmak' sözcüğü, yerleşik olan soyut sınırların ötesine geçmek anlamındadır. Dolayısıyla bu ifade, ilgili tanımla eşleşir.
Sözcüğün soyut sınırlardan kurtulup öteye geçme anlamını karşıladığını doğrulamak.

Anahtar Kavram

Sözcüklerin cümle içindeki bağlamsal (mecaz ve yakın) anlamlarını doğru tespit etme.
Soru 138Soru

Aşağıdaki cümlelerde tırnak içinde verilen sözcüklerin cümlelerde kazandıkları mecaz anlamları, karşılarında verilen açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gündelik işlerin detaylarında 'boğulan' yönetici, şirketin uzun vadeli hedeflerini gözden kaçırıyordu.
Kurumun yıllardır titizlikle koruduğu yazılı olmayan ilkeleri 'çiğnemek', onun prestijine zarar verdi.
Büyük umutlarla başlayan bu kampanya, beklenen ilgiyi görmeyince kısa sürede 'söndü'.
Şirket yönetimi, tasarruf tedbirleri kapsamında bazı harcama kalemlerini 'budama' kararı aldı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk cümledeki 'boğulan' sözcüğü bunalmak anlamıyla, ikinci cümledeki 'çiğnemek' sözcüğü ihlal etmek anlamıyla, üçüncü cümledeki 'söndü' sözcüğü etkisini yitirmek anlamıyla, dördüncü cümledeki 'budama' sözcüğü ise kısıntı yapmak anlamıyla eşleşmektedir.
Tırnak içindeki tüm sözcükler (boğulan, çiğnemek, söndü, budama) gerçek anlamlarından tamamen uzaklaşarak soyut kavramları karşılayacak şekilde mecaz anlamda kullanılmıştır ve sağlanan tanımlarla doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tırnak içindeki ilk sözcük olan 'boğulmak' fiilinin cümledeki anlamını analiz etmek.
'Boğulan' sözcüğü, işlerin yoğunluğundan dolayı bunalmış olmayı ifade ettiği için 'Bir işi veya durumu aşırı yoğunluk sebebiyle yürütemez hâle gelmek, çok bunalmak' açıklamasıyla eşleşir.
Gerçek anlamından uzaklaşarak soyut bir iş yükü altında ezilmeyi anlattığı için mecaz anlamlıdır.
2
Tırnak içindeki ikinci sözcük olan 'çiğnemek' fiilinin cümledeki anlamını analiz etmek.
'Çiğnemek' sözcüğü, ilkeleri hiçe sayıp ihlal etmek anlamına geldiğinden 'Yasa, kural veya ilkeleri kabul etmeyip karşı gelmek, ihlal etmek' açıklamasıyla eşleşir.
Maddi bir nesneyi ezmek yerine soyut kuralların ihlalini anlattığı için mecaz anlamlıdır.
3
Tırnak içindeki üçüncü sözcük olan 'sönmek' fiilinin cümledeki anlamını analiz etmek.
'Söndü' sözcüğü, kampanyaya olan ilginin kaybolmasını anlattığı için 'Bir duygunun, coşkunun veya ilginin etkisini ve gücünü yitirmesi' açıklamasıyla eşleşir.
Ateşin sönmesi somut anlamından uzaklaşıp soyut bir ilginin bitmesini ifade ettiği için mecaz anlamlıdır.
4
Tırnak içindeki dördüncü sözcük olan 'budamak' fiilinin cümledeki anlamını analiz etmek.
'Budama' sözcüğü, bütçe ve harcamaları kısıp azaltmayı ifade ettiği için 'Giderleri, kadroyu veya olanakları azaltmak, kısıntı yapmak' açıklamasıyla eşleşir.
Bitki dallarını kesmek olan gerçek anlamından uzaklaşıp soyut bütçe kalemlerini eksiltmeyi belirttiği için mecaz anlamlıdır.

Anahtar Kavram

Mecaz anlam, bir sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı yeni ve soyut anlamdır.
Soru 139Soru

Sözcüklerin karşıt (zıt) anlamlı olabilmesi için her ikisinin de cümlede gerçek ya da her ikisinin de mecaz anlamıyla kullanılmış olması gerekir. Ayrıca bir sözcüğün olumsuzu, o sözcüğün karşıt anlamlısı değildir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde karşıt anlamlı sözcükler bir arada kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mağazanın giriş kapısında uzun bir kuyruk varken çıkış kapısı tamamen boştu.

Cevap

Mağazanın giriş kapısında uzun bir kuyruk varken çıkış kapısı tamamen boştu. cümlesinde geçen 'giriş' ve 'çıkış' sözcükleri karşıt anlamlıdır.
Karşıt anlamlılık ilişkisinin kurulabilmesi için sözcüklerin aynı anlam alanında (her ikisinin de gerçek ya da her ikisinin de mecaz) bulunması gerekir. 'giriş' ve 'çıkış' sözcüklerinin her ikisi de gerçek anlamda kullanıldığı için karşıt anlamlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki karşıt anlamlı olmaya aday sözcük çiftlerini belirleme.
Giriş-çıkış, katılacağını-katılmayacağını, soğuk-sıcak sözcükleri belirlendi.
Karşıt anlamlılık ilişkisinin kurulabilmesi için aday sözcüklerin tespiti gerekir.
2
Aday sözcüklerin cümledeki kullanım anlamlarını (gerçek/mecaz) ve olumsuzluk durumlarını inceleme.
'katılacağını-katılmayacağını' çiftinin olumluluk-olumsuzluk ilişkisi olduğu; 'soğuk-sıcak' çiftinde 'soğuk'un gerçek, 'sıcak'ın mecaz anlamda olduğu; 'giriş-çıkış' çiftinin ise her ikisinin de gerçek anlamda kullanıldığı görüldü.
Karşıt anlam ilişkisi için sözcüklerin olumsuzluk eki almamış olması ve aynı anlam boyutunda (ikisinin de gerçek ya da ikisinin de mecaz) bulunması şarttır.
3
Kurallara uygun gerçek karşıt anlamlı çifti seçerek doğru seçeneği belirleme.
Hem gerçek anlamda kullanılan hem de birbirinin karşıtı olan 'giriş' ve 'çıkış' sözcüklerinin bulunduğu cümle doğru cevap olarak belirlendi.
Sadece 'giriş' ve 'çıkış' sözcükleri zıt anlamlılık koşullarını tam olarak karşılamaktadır.

Anahtar Kavram

Karşıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 140Soru

Aşağıdaki cümlelerde yer alan ad aktarmalarını (mecazımürsel), bu aktarmaların kurulmasını sağlayan anlam ilişkileriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kütüphanemin en mutena köşesinde sakladığım Tanpınar, zihnimin labirentlerinde her okuyuşumda yeni koridorlar açıyor.
Turnuvanın son saniyesinde gelen golle tüm tribün ayağa kalkarak çılgınca bir sevinç gösterisine girişti.
Şifa bulmak ümidiyle ocağa koyduğu cezve kaynayınca hemen altını kapatıp demlenen bitki çayını bardağına süzdü.
Milli mücadele yıllarında Anadolu'nun bağrında tüten her ocak, cepheye bir nefer göndermek için adeta birbiriyle yarışmıştı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleşmeler şu şekildedir: Kütüphanede saklanan Tanpınar ifadesi 'Sanatçı - Eser İlişkisi' ile; sevinç gösterisi yapan tribün ifadesi 'Yer - İnsan İlişkisi' ile; ocağa konan cezvenin kaynaması ifadesi 'İç - Dış İlişkisi' ile; Anadolu'da tüten her ocak ifadesi ise 'Parça - Bütün İlişkisi' ile eşleşmektedir.
Verilen cümlelerdeki ad aktarmalarının her biri benzetme amacı güdülmeden kurulan anlam ilgilerine dayanmaktadır: Tanpınar sanatçı-eser ilişkisini, tribün yer-insan ilişkisini, cezve iç-dış ilişkisini, ocak ise parça-bütün ilişkisini doğru şekilde temsil etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümlede geçen ad aktarmasını ve anlam ilgisini belirlemek
'Tanpınar' ifadesiyle yazarın eserleri kastedilmiştir.
Yazar adının söylenip yapıtlarının kastedilmesi sanatçı-eser ilişkisini kurar.
2
İkinci cümledeki ad aktarmasını ve anlam ilgisini belirlemek
'Tribün' sözcüğüyle seyirciler kastedilmiştir.
Yer bildiren bir ismin o yerdeki insanları temsil etmesi yer-insan ilişkisidir.
3
Üçüncü cümledeki ad aktarmasını ve anlam ilgisini belirlemek
'Cezve' kelimesiyle içindeki sıvı kastedilmiştir.
Bir kabın söylenip içindeki maddenin kastedilmesi iç-dış ilişkisini gösterir.
4
Dördüncü cümledeki ad aktarmasını ve anlam ilgisini belirlemek
'Ocak' sözcüğüyle ev veya aile kastedilmiştir.
Bütünün bir parçası olan ocağın söylenip evin/ailenin tamamının kast edilmesi parça-bütün ilişkisidir.

Anahtar Kavram

Ad Aktarması (Mecazımürsel) ve Anlam İlişkileri
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 7 / 9Sonraki
Sözcükte Anlam Alıştırma Soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Sayfa 7 | Examkin