Sözcükte Anlam

176 soru

Soru 1Soru

Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükler ile bu sözcüklerin kazandığı anlam özelliklerine dair yapılan açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yolculuk sırasında aracın arka tekerleği çivi batması yüzünden tamamen sönmüştü.
Toplantıda sunulan o parlak fikirler, yönetim kurulunun soğuk tavrı karşısında kısa sürede söndü.
Fırtınanın şiddeti azalınca denizdeki o devasa dalgalar yavaş yavaş yattı.
Haftalardır üzerinde çalıştığımız o büyük ortaklık projesi, son anda bürokratik engellere takılarak yattı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Aracın arka tekerleğinin sönmesi fiziksel bir sönme eyleminden yola çıkarak havalı bir nesnenin hacimce küçülmesini belirten yan anlam kullanımıyla; toplantıdaki fikirlerin sönmesi soyut fikir veya heveslerin sönmesini ifade eden mecaz anlam kullanımıyla; denizdeki dalgaların yatması dalga gibi somut bir doğa unsurunun sakinleşmesini bildiren yan anlam kullanımıyla; ortaklık projesinin yatması ise bir işin sonuçsuz kalmasını anlatan mecaz anlam kullanımıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; somut ve fiziksel bir benzetmeyle havalı bir nesnenin hacminin inmesini belirten 'sönmek' ve dalgaların düzleşerek sakinleşmesini belirten 'yatmak' eylemleri yan anlam açıklamalarıyla eşleşir. Buna karşılık, soyut düzeyde fikirlerin heyecanını kaybetmesini bildiren 'sönmek' ve projenin iptal olmasını bildiren 'yatmak' eylemleri ise mecaz anlam açıklamalarıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde geçen koyu yazılmış 'sönmek' ve 'yatmak' eylemlerinin temel (gerçek) anlamlarını belirleyiniz.
'Sönmek' kelimesinin temel anlamı 'ateş, ışık vb.nin sönmesi'; 'yatmak' kelimesinin temel anlamı ise 'düz/yatay duruma gelmek, uzanmak' olarak belirlenir.
Anlam değişimlerini (yan veya mecaz) doğru analiz edebilmek için öncelikle kelimenin zihinde ilk uyanan somut anlamını saptamak gerekir.
2
İlk cümledeki 'tekerleğin sönmesi' durumunu inceleyiniz.
Tekerleğin/lastiğin içindeki havanın boşalması, hacminin küçülmesi fiziksel ve somut bir değişimdir. Temel anlamdaki gaz/hava çıkışı ile doğrudan ilişkili olduğundan bu bir yan anlam kullanımıdır.
Gerçek anlamla somut/fiziksel bağını yitirmemiş, şekilsel veya işlevsel yakıştırma içeren kullanımların yan anlam olduğunu saptamak için.
3
İkinci cümledeki 'fikirlerin sönmesi' durumunu inceleyiniz.
Fikirlerin veya coşkunun heyecanını kaybetmesi durumu tamamen soyut bir olgudur. Somut ateş veya ışık kaynağının sönmesiyle hiçbir fiziksel bağ kalmamıştır, bu nedenle mecaz anlamdır.
Somut anlamın tamamen soyutlaşarak yeni bir kavramı karşılamasının mecaz anlam oluşturduğunu ayırt etmek için.
4
Üçüncü cümledeki 'dalgaların yatması' durumunu inceleyiniz.
Dalgaların dikey konumdan yatay/düz bir konuma geçerek sakinleşmesi, kelimenin 'yatay duruma gelmek' gerçek anlamıyla somut ve fiziksel bağını korur. Dolayısıyla bu da yan anlamdır.
Fiziksel doğa olaylarındaki konumsal değişimlerin yan anlam kategorisine girdiğini belirlemek için.
5
Dördüncü cümledeki 'projenin yatması' durumunu inceleyiniz.
Bir projenin engellere takılarak gerçekleşememesi soyut bir durumdur. Somut yatay duruma geçmekle anlam bağı tamamen kopmuştur, bu nedenle mecaz anlamdır.
Somut eylemlerin iş/girişimlerin başarısızlığı anlamında soyutlanarak mecazlaştığını göstermek için.

Anahtar Kavram

Sözcüklerin bağlam içinde kazandığı yan ve mecaz anlamların, somutluk-soyutluk ve temel anlamla olan fiziksel bağ kriterleri doğrultusunda ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru

Yazılış ve okunuşları aynı olduğu hâlde anlamları tamamen farklı olan, aralarında hi��bir anlam ilişkisi bulunmayan sözcükler sesteş (eş sesli) kabul edilir. Aralarında anlam ilişkisi bulunup hem isim hem de fiil olarak kullanılabilen sözcükler ise ortak (kökteş) kök olarak adlandırıl��r.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük sesteşlik özelliği taşımaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bahçıvan, sabahın erken saatlerinde çimlerin arasındaki yabani otları tek tek yoldu.

Cevap

Bahçıvanın yabani otları tek tek yolduğunu belirten cümledeki 'yol' sözcüğü sesteşlik özelliği göstermektedir.
Cümledeki 'yoldu' eyleminin kökü 'yol-' fiilidir (yolmak). Bu eylem ile 'üzerinde yürünen şerit' anlamına gelen 'yol' ismi arasında hiçbir anlam bağı yoktur. Bu sebeple 'yol' kelimesi sesteş bir sözcüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki altı çizili sözcüklerin köklerini ve bu köklerin cümlede hangi anlamda kullanıldığını belirlemek.
'boya', 'göç', 'yol-', 'güven' ve 'damla' kökleri belirlenmiştir.
Sözcüklerin sesteş mi yoksa ortak kök mü olduğunu tespit etmek için öncelikle kök analizinin yapılması gerekir.
2
Belirlenen köklerin isim ve fiil biçimleri arasında bir anlam ilişkisi olup olmadığını kontrol etmek.
'boya', 'göç', 'güven' ve 'damla' sözcüklerinin isim ve fiil biçimleri arasında anlam bağı olduğu; 'yol' (geçit) ile 'yol-' (çekip koparmak) arasında ise hiçbir anlam bağı olmadığı saptanmıştır.
Aralarında anlam ilişkisi bulunan isim-fiil kökleri ortak kök, anlam ilişkisi bulunmayanlar ise sesteş kök olarak kabul edilir.
3
Sesteş olan sözcüğün yer aldığı seçeneği işaretlemek.
Yol sözcüğünün sesteş olduğu kesinleştirilerek doğru yanıta ulaşılmıştır.
Yol eyleminin isim hali olan yol (yol, geçit) ile aralarında hiçbir anlam ortaklığı bulunmadığı için sesteşlik koşulu sağlanır.

Anahtar Kavram

Sesteş kök ile ortak (kökteş) kök arasındaki farklar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 3Soru

Bir sözcüğün terim anlamlı kabul edilebilmesi için o sözcüğün genel dilin ortak söz varlığından sıyrılarak belirli bir uzmanlık alanı, kuramsal disiplin ya da sanatsal faaliyetle sınırlı özel bir kavramı doğrudan ve tek anlamlı olarak karşılaması gerekir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde terim anlamlı bir sözcük kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkçede bazı yapım ekleri kelimelere yeni bir anlam kazandırırken aynı zamanda kelimenin kökünün türünü de değiştirebilir.

Cevap

Türkçede bazı yapım ekleri kelimelere yeni bir anlam kazandırırken aynı zamanda kelimenin kökünün türünü de değiştirebilir.
Doğru yanıt, dil bilgisi terimleri olan 'kök' ve 'yapım eki' sözcüklerini içeren cümledir. Bu cümlede geçen 'kök' sözcüğü, dil bilgisinde kelimenin anlamlı en küçük parçasını karşılayacak şekilde tamamen bilimsel/kuramsal bir terim olarak kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde geçen ve terim olma potansiyeli taşıyan sözcükleri (açı, nota, kök, ağız, perde) belirleyin.
Belirlenen sözcükler: 'aç��', 'nota', 'kök', 'ağız', 'perde'.
Bu sözcükler hem günlük dilde hem de farklı bilim veya sanat dallarında terim olarak kullanılabilen çok anlamlı sözcüklerdir.
2
Her bir sözcüğün cümle içindeki bağlamını ve kazandığı anlamı inceleyin.
'Farklı açılar' ifadesinde 'açı' bakış açısı (mecaz); 'neşeli nota' ifadesinde 'nota' duygu/ton (mecaz); 'şişenin ağzı' ifadesinde 'ağız' benzerlik yoluyla yakıştırma (yan anlam); 'tarihin perdeleri' ifadesinde 'perde' gizlilik (mecaz) anlamındadır. Ancak 'kelimenin kökü' ifadesindeki 'kök', dil bilgisinde sözcüğün parçalanamayan en küçük anlamlı bölümünü ifade eden kesin bir terimdir.
Bir sözcüğün terim olup olmadığı sadece kelimeye bakılarak değil, kullanıldığı cümlenin bağlamı incelenerek anlaşılabilir.
3
Dil bilgisi alanına özgü terimleri içeren doğru seçeneği belirleyin.
Dil bilgisi terimi olan 'kök' ve 'yapım eki' sözcüklerini barındıran cümle doğru cevaptır.
Bu sözcükler Türkçe dil bilgisi disiplini sınırları içinde tanımlanmış özel kavramlardır.

Anahtar Kavram

Terim Anlam
Soru 4Soru

Aşağıdaki c��mlelerde kalın harflerle belirtilen sözleri, bu cümlelerde kazandıkları anlamları en iyi karşılayan yakın anlamlı karşılıklarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yazarın bu eserinde kullandığı durup dinlenmeden akan üslup okuyucuyu sürüklüyor.
Bu kararı alırken gelecekteki sonuçlarını da hesaba katmak zorundayız.
Toplantıda dile getirilen önerilerin hepsi oldukça makul görünüyordu.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cümlelerde geçen 'durup dinlenmeden' ifadesi 'aralıksız olarak' sözüyle, 'hesaba katmak' deyimi 'dikkate almak' ifadesiyle, 'makul' sözcüğü ise 'akla yatkın' sözüyle eşleşmektedir.
Verilen cümlelerde geçen 'durup dinlenmeden' ifadesi aralıksız, sürekli yapılan bir eylemi anlattığı için 'aralıksız olarak' ile; 'hesaba katmak' deyimi bir durumu karar aşamasında göz önünde bulundurmayı ifade ettiği için 'dikkate almak' ile; 'makul' sözcüğü ise mantıklı, kabul edilebilir durumları belirttiği için 'akla yatkın' ifadesiyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki kalın yazılı ifadelerin bağlam içindeki anlamlarını belirlemek.
'durup dinlenmeden' ifadesinin 'aralıksız/kesintisiz', 'hesaba katmak' ifadesinin 'göz önünde bulundurmak/dikkate almak', 'makul' kelimesinin ise 'mantıklı/akla yatkın' anlamlarına geldiği tespit edilir.
Doğru eşleştirmeyi yapabilmek için öncelikle kelimelerin bağlamsal anlamlarının anlaşılması gerekir.
2
Belirlenen anlamları karşı sütundaki seçeneklerle karşılaştırarak eşleştirmek.
İlk cümledeki 'durup dinlenmeden' ifadesi 'aralıksız olarak' ile, ikinci cümledeki 'hesaba katmak' ifadesi 'dikkate almak' ile, üçüncü cümledeki 'makul' ifadesi 'akla yatkın' ile eşleşir.
Cümlelerin bağlamına en uygun yakın anlamlı karşılıklar bu seçeneklerde yer almaktadır.

Anahtar Kavram

Cümledeki Sözcüklerin Yakın ve Eş Anlamlı Karşılıklarını Bulma
Soru 5Soru

Aşağıdaki cümlelerde geçen terim anlamlı sözcüklerin ait olduğu alanlar karışık olarak verilmiştir. Cümleleri ilgili oldukları bilim dallarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sözcüğün anlamlı en küçük ve daha küçük parçalara bölünemeyen ortak yapı birimi, dil biliminde kök olarak tanımlanır.
Bir denklemi sağlayan ve matematiksel eşitliği doğru kılan bilinmeyen değerlerin her biri, cebirde o denklemin kökü şeklinde ifade edilir.
Bitkinin toprak altında kalan, besin maddelerini depolayan ve toprağa tutunmasını sağlayan organına botanikte kök adı verilir.
Dünya'nın merkezinde bulunan, yüksek basınç ve sıcaklık altındaki en iç katman yer biliminde çekirdek olarak adlandırılır.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sözcük yapısını açıklayan birinci cümle Dil Bilgisi ile, denklem çözümünü belirten ikinci cümle Matematik ile, bitki organından bahseden üçüncü cümle Biyoloji ile ve yer kürenin merkez katmanını açıklayan dördüncü cümle Coğrafya ile eşleşmelidir.
Sözcüklerin kullanıldıkları cümlelerin bağlamı incelendiğinde; dil bilgisel yapıdan bahseden cümle Dil Bilgisi ile, matematiksel eşitliği doğrulayan değerlerden bahseden cümle Matematik ile, bitki yapısını anlatan cümle Biyoloji ile ve Dünya'nın merkez katmanını belirten cümle Coğrafya ile doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde geçen anahtar sözcüklerin bilim dallarındaki özel karşılıklarını belirlemek.
İlk üç cümlede geçen 'kök' sözcüğü sırasıyla dil bilgisi, matematik ve biyoloji alanlarında birer terimdir. Dördüncü cümledeki 'çekirdek' ise yer kürenin merkezini belirttiği için coğrafya terimidir.
Sözcüklerin terim anlam kazanabilmesi için genel dilin dışındaki özel bir uzmanlık veya bilim dalına ait bir kavramı karşılaması gerekir.
2
Belirlenen terimlerin ait oldukları doğru alanlarla eşleştirmesini yapmak.
Birinci cümle Dil Bilgisi, ikinci cümle Matematik, üçüncü cümle Biyoloji ve dördüncü cümle Coğrafya alanıyla eşleşir.
Kelimelerin cümledeki kullanım bağlamları, onların hangi bilim dalının terimi olduğunu belirler.

Anahtar Kavram

Terim anlamlı sözcükler; bilim, sanat ya da meslek alanlarında özel bir kavramı karşılayan sözcüklerdir. 'Kök' ve 'çekirdek' gibi ortak dilde yer alan sözcükler, kullanıldıkları bilimsel bağlama göre farklı disiplinlerin terimleri haline gelebilirler.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru

Aşağıda verilen cümlelerdeki ad aktarmalarının (mecazımürsel) kurulmasını sağlayan anlam ilişkilerini belirleyerek boşlukları uygun kavramlarla tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

I. 'Sabahtan beri gökyüzünden süzülen bereket, kuruyan toprakları nihayet canlandırmıştı.' cümlesinde 'bereket' sözcüğüyle yağmur kastedilerek ilişkisi kurulmuştur.
II. 'Limana yanaşan iki yelken, kasaba halkına uzun süredir bekledikleri haberleri getirmişti.' cümlesinde 'yelken' sözcüğüyle gemi kastedilerek
ilişkisi kurulmuştur.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci boşluğa 'neden-sonuç' (veya sebep-sonuç), ikinci boşluğa ise 'parça-bütün' (veya bütün-parça) kavramları yazılmalıdır.
Birinci cümlede 'bereket' sözcüğüyle onun nedeni olan 'yağmur' kastedilerek neden-sonuç ilişkisi; ikinci cümlede ise 'yelken' sözcüğüyle bütünü temsil eden 'gemi' kastedilerek parça-bütün ilişkisi kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci cümlede ad aktarmasına yol açan 'bereket' sözcüğü ve kastedilen anlam incelenir.
Gökten süzülen ve toprağı canlandıran unsur yağmurdur. Yağmur neden, yağmurun getirdiği bolluk ve bereket ise sonuçtur. Burada sonuç söylenerek neden kastedilmiştir.
Bu durum, ad aktarmasında kullanılan neden-sonuç (sebep-sonuç) ilişkisine dayanır.
2
İkinci cümlede ad aktarmasına yol açan 'yelken' sözcüğü ve kastedilen anlam incelenir.
Limana yanaşan yelkenler değil, gemilerin kendisidir. Yelken, geminin fiziksel bir parçasıdır. Burada parça söylenerek bütün kastedilmiştir.
Bu kullanım, ad aktarmasında sıkça karşılaşılan parça-bütün ilişkisine dayanır.

Anahtar Kavram

Ad aktarması (mecazımürsel); bir sözcüğün, aralarında benzetme amacı güdülmeden, neden-sonuç, parça-bütün, iç-dış, yer-insan gibi çeşitli anlam ilgileriyle başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır.
Soru 7Soru

Bir sanat eserinin kalıcılığı, yalnızca sunduğu estetik hazla değil; çağının sorunlarına karşı takındığı tavır ve toplumsal belleği besleme gücüyle ölçülür.

Bu cümledeki 'besleme' sözcüğünün anlamca yerini tutabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yazarın çocukluk anıları, onun yaratıcılığını sürekli zenginleştiren tükenmez bir kaynak niteliğindedir.

Cevap

Yaratıcılığı zenginleştiren bir kaynaktan bahsedilen cümledeki 'zenginleştiren' sözcüğü, metindeki 'besleme' sözcüğünün bağlamsal anlamını karşılamaktadır.
Doğru yanıt, yaratıcılığı zenginleştiren bir kaynaktan bahsedilen seçenektir. Soru kökündeki 'toplumsal belleği beslemek' ifadesinde geçen 'beslemek' sözcüğü; geliştirmek, zenginleştirmek, ona katkıda bulunmak anlamında kullanılmıştır. Benzer şekilde, 'yaratıcılığı zenginleştirmek' ifadesindeki 'zenginleştiren' sözcüğü de zihinsel/sanatsal bir süreci beslemek ve geliştirmek anlamını karşıladığından bu iki sözcük birbirinin yerine kullanılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki cümlede geçen 'besleme' sözcüğünün bağlamsal anlamı belirlenir.
'Toplumsal belleği besleme' ifadesinde 'besleme' sözcüğü; mecazi anlamda bir şeyi veriyle, bilgiyle zenginleştirmek, geliştirmek ve ona olumlu katkı sunmak anlamındadır.
Sözcüklerin eş veya yakın anlamlılarını bulabilmek için öncelikle cümle içindeki tam anlamını (bağlamını) netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki koyu/vurgulu yazılan sözcüklerin anlamları ve cümledeki işlevleri incelenir.
Diğer seçeneklerdeki 'barındırmak' (sevgi beslemek/içinde tutmak), 'büyütmek' (fiziksel beslemek), 'desteklemek' (teknik/enerjiyle beslemek) ve 'korumak' (muhafaza etmek) anlamlarındadır. 'Zenginleştiren' sözcüğü ise yaratıcılığı beslemek/geliştirmek anlamındadır.
Bağlamsal olarak en yakın kullanımı tespit etmek için seçeneklerdeki sözcüklerin de bağlamsal anlamları değerlendirilir.
3
Soru kökündeki anlamla örtüşen en uygun kullanım seçilir.
'Belleği beslemek' ile 'yaratıcılığı zenginleştirmek' ifadelerindeki eylemler birbirinin yerine kullanılabilir (belleği zenginleştirmek / yaratıcılığı beslemek).
Her iki kelime de soyut, entelektüel/sanatsal bir birikimi artırma ve ona katkıda bulunma anlamında birleşmektedir.

Anahtar Kavram

Eş ve Yakın Anlamlı Sözcüklerin Bağlamsal Kullanımı
Soru 8Soru

Türkçede bazı sözcükler, günlük dilde veya edebi metinlerde aralarında benzetme amacı olmaksızın parça-bütün, iç-dış, yer-insan gibi çeşitli ilişkiler kurularak başka bir sözcüğün yerine kullanılabilir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamayı örneklendiren bir kullanım vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Köye yaklaşırken uzaktan görünen bacalar, yorgun yolcuların i��ini sıcak bir yurt hayaliyle ısıtıverdi.

Cevap

Köye yaklaş��rken uzaktan görünen bacalar, yorgun yolcuların içini sıcak bir yurt hayaliyle ısıtıverdi.
Doğru cevap seçeneğinde yer alan 'bacalar' sözcüğü, evin bir parçasıdır ancak bu cümlede parça-bütün ilgisiyle 'evler' kastedilmiştir. İki kavram arasında benzetme ilişkisi bulunmadığı için bu kullanım net bir ad aktarması (mecazımürsel) örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki tüm mecazlı ve aktarmalı kullanımları belirlemek.
Seçeneklerdeki 'rüzgârın fısıldaması', 'parlamak', 'bacalar', 'dağın sırtı' ve 'dalgaların hırçın çığlıkları' ifadeleri mecazlı ve aktarmalı kullanımlar olarak tespit edilmiştir.
Soruda istenen ad aktarmasını bulabilmek için öncelikle cümlelerdeki anlam olaylarını ortaya çıkarmak gerekir.
2
Belirlenen ifadelerin aralarındaki anlam ilişkilerini analiz etmek.
'Fısıldamak' ve 'hırçın çığlıklar' insandan doğaya aktarım (deyim aktarması); 'parlamak' benzetme ilgisiyle kurulan mecaz anlam; 'dağın sırtı' benzerlik ilişkisine dayanan yan anlamdır. 'Bacalar' ise benzetme amacı güdülmeden, evin bir bölümü verilerek evin tamamını kastetmiştir.
Ad aktarmasını diğer anlam olaylarından ayıran temel fark, kavramlar arasında benzetme amacının olmamasıdır.
3
Ad aktarması tanımına uyan seçeneği doğru cevap olarak seçmek.
'Bacalar' sözcüğünün parça-bütün ilgisiyle 'evler/konutlar' anlamında kullanıldığı cümle doğru cevaptır.
Bu kullanım, benzetme amacı taşımadan bir kavramın diğeri yerine kullanılması prensibine (ad aktarmasına) tam olarak uymaktadır.

Anahtar Kavram

Ad Aktarması (Mecazımürsel)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

Deyim aktarmaları (anlam aktarmaları); benzetme ilgisinden yola çıkılarak bir sözcüğün başka bir sözcük yerine kullanılmasıyla oluşur. Bu aktarımlar; insandan doğaya, doğadan insana, doğadan doğaya veya duyular arası aktarım şeklinde gerçekleşebilir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde doğaya ait bir özelliğin insana aktarılmasıyla oluşan bir deyim aktarması vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gençlik yıllarında oldukça hareketli ve fevri davranan ünlü sanatçı, olgunluk döneminde iyice durulmuştu.

Cevap

Gençlik yıllarında oldukça hareketli ve fevri davranan ünlü sanatçı, olgunluk döneminde iyice durulmuştu.
Doğru cevapta, doğada suyun veya havanın sakinleşmesini, berraklaşmasını ifade eden 'durulmak' eylemi, insanın fevri ve hareketli yaşantısından sıyrılıp olgunlaşmasını ve dinginleşmesini karşılayacak şekilde insana aktarılmıştır. Bu durum doğadan insana yapılan anlam aktarmasının açık bir göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünü ve hedeflenen aktarım yönünü analiz etme
Doğaya ait bir kavramın veya özelliğin doğrudan insana (ya da insanın davranışlarına/özelliklerine) aktarıldığı seçeneğin bulunması gerekir.
Farklı anlam aktarması türleri arasındaki sınırları doğru belirlemek için hedef alanı netleştirmek önemlidir.
2
Doğru seçenekteki eylemi ve kökenini inceleme
Sanatçının 'durulması' ifadesinde, suyun veya havanın hareketliliğini yitirerek sakin, dingin hâle gelmesi (doğa) özelliğinin insanın fevrilikten kurtulup sakinleşmesi (insan) durumuna aktarıldığı saptanır.
Durulmak sözcüğünün temel anlamındaki doğa unsurunun insan kişiliğine benzetme yoluyla yansıtılması doğadan insana aktarımı doğrular.
3
Diğer seçeneklerdeki çeldirici yapıları eleme
Seçenekler incelenerek sırasıyla duyular arası aktarım, insandan doğaya aktarım, yakıştırmaca (yan anlam) ve ad aktarması (mecazımürsel) örnekleri elenir.
Çeldiricilerin doğasını anlamak, ad aktarması ve yan anlam gibi yaygın karıştırılan kavramlardan soruyu arındırmaya yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Deyim Aktarması (Doğadan İnsana)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 10Soru

Sözcüklerin temel anlamı (gerçek anlam), bir sözcük söylendiğinde zihinde uyanan ilk ve en yaygın anlamdır. Yan anlam ise sözcüğün temel anlamından tamamen kopmadan, şekil veya işlev benzerliği gibi ilişkilerle kazandığı yeni anlamlarken; mecaz anlam sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı soyut anlamdır.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde "sarmak" sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlk yardım görevlisi, kazazedenin yaralı kolunu temiz bir sargı beziyle sarmıştı.

Cevap

İlk yardım görevlisinin kazazedenin yaralı kolunu temiz bir sargı beziyle sarması cümlesindeki kullanım gerçek anlamdadır.
Sözcüğün gerçek anlamı, akla gelen ilk ve temel anlamıdır. Kazazedenin yaralı kolunun temiz bir sargı beziyle sarılması ifadesinde, 'sarmak' sözcüğü 'bir şeyin çevresini başka bir şeyle dolayarak örtmek, bağlamak' şeklindeki ilk ve temel anlamıyla kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
'Sarmak' sözcüğünün zihinde uyandırdığı ilk ve en yaygın anlam (temel anlam) belirlenir.
Sözcüğün temel anlamı 'bir şeyin çevresini başka bir şeyle dolayarak örtmek, bağlamak, sarmalamak'tır.
Gerçek anlam, sözcüğün sözlükdeki ilk anlamıdır ve bu tanım temel alınmalıdır.
2
Seçeneklerdeki 'sarmak' sözcüklerinin bağlam içindeki anlamları incelenir.
Köşkün duvarlarını sarmaşıkların sarmasında çevreleme (yan anlam); sessizliğin insanları sarmasında etki altına alma (mecaz anlam); kitabın okuyucuyu sarmasında ilgi uyandırma (mecaz anlam); mutluluğun memleketi sarmasında yayılma ve ad aktarması söz konusudur. Kolun sargı beziyle sarılmasında ise doğrudan dolayarak örtme ve bağlama anlamı vardır.
Bağlamsal analiz yapılarak gerçek, yan ve mecaz anlamlar birbirinden ayırt edilmelidir.
3
Temel anlamla birebir örtüşen cümle tespit edilerek doğru sonuca ulaşılır.
Yaralı kolun sargı beziyle sarılması ifadesi temel anlamı doğrudan karşılar.
Gerçek anlamı taşıyan tek seçenek bu cümledir.

Anahtar Kavram

Gerçek Anlam (Temel Anlam)
Soru 11Soru

Sesteş (eş sesli) sözcükler; yazılışları ve okunuşları aynı olmasına ra��men anlamları tamamen farklı olan sözcüklerdir. Bir sözcüğün sesteşlik özelliği gösterebilmesi için her iki anlamının da temel (gerçek) anlam olması gerekir; yan veya mecaz anlamlar sesteşlik kapsamında değerlendirilmez. Ayrıca, aralarında anlam ilişkisi bulunan ortak (kökteş) kökler ile düzeltme işareti (^) alan sözcükler sesteş kabul edilmez.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük sesteş (eş sesli) özellik taşımaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aracın yönünü aniden sol tarafa çevirerek dar sokaktaki engellerden kaçınmayı başardı.

Cevap

Aracın yönünü aniden sol tarafa çevirerek dar sokaktaki engellerden kaçınmayı başardı.
Doğru cevap, yön bildiren 'sol' sözcüğünün yer aldığı seçenektir. Bu cümledeki 'sol' sözcüğü, yön bildiren gerçek anlamıyla kullanılmıştır. Bu sözcüğün yazılışı ve okunuşu aynı, ancak anlamı tamamen farklı olan ve yine gerçek anlamda kullanılan 'sol-' (çiçeklerin solması, rengin solması) eylemi mevcuttur. İki sözcük arasında hiçbir anlam ilişkisi bulunmadığından 'sol' sözcüğü sesteş (eş sesli) bir sözcüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Sesteşliğin tanımını, ortak kök farkını, şapkalı harf kuralını ve mecaz anlamda sesteşlik aranmayacağını analiz edin.
Sözcüklerin sadece yazılışlarının aynı olmasının yetmediği, aralarında hiçbir anlam bağı bulunmaması ve gerçek anlamda kullanılmaları gerektiği belirlenir.
Analiz sürecinde yanlış seçenekleri doğru şekilde eleyebilmek için teorik çerçevenin kurulması gerekir.
2
'kâr', 'boya', 'daldı' ve 'barış' sözcüklerinin bağlamlarını ve kök özelliklerini değerlendirin.
'kâr' sözcüğü düzeltme işareti taşıdığı için; 'boya' ve 'barış' sözcükleri aralarında anlam ilgisi olan ortak kökler olduğu için; 'daldı' eylemi ise mecaz anlamda kullanıldığı için elenir.
Sesteşlik kurallarına aykırı olan durumların tespit edilerek seçeneklerin elenmesi hedeflenir.
3
'sol' sözcüğünün cümledeki anlamı ile sesteşi olan 'sol-' eylemini karşılaştırın.
Yön bildiren 'sol' ismi ile 'solmak' eylemi arasında hiçbir anlam bağı yoktur, ikisi de gerçek anlamdadır ve yazılışları tamamen aynıdır.
Sözcüğün sesteşlik koşullarının tamamını sağladığı kesinleştirilerek doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler ve Ortak Kök Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 12Soru

Sanatçının, toplumda yaşanan kült��rel ve düşünsel değişimleri (I) saptarken nesnel bir kronik yazarı gibi davranması beklenemez. O, dış dünyadan süzdüğü imgeleri kendi estetik potasında eriterek yeniden inşa eder. Bu süreçte, yerleşik değerleri (II) yadsımak yerine, onları yeni bir algılama biçimiyle sunmayı hedefler. Toplumun zamanla (III) kanıksadığı çelişkileri ise çarpıcı bir dille sergileyerek okuru sarsar.

Bu parçada numaralanmış sözcüklerin yerine, cümledeki anlamlarını karşılayacak şekilde sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: tespit ederken - yok saymak - olağan karşıladığı

Cevap

tespit ederken - yok saymak - olağan karşıladığı
Parçada geçen 'saptarken' sözcüğü durum tespiti yapmayı ifade ettiğinden 'tespit ederken'; 'yadsımak' sözcüğü var olanı kabul etmeyip yok hükmünde tutmayı ifade ettiğinden 'yok saymak'; 'kanıksamak' sözcüğü ise olumsuzluklara karşı alışkanlık kazanıp duyarsızlaşmayı anlattığından 'olağan karşılamak' ifadesiyle anlamca birebir örtüşmektedir. Bu doğrultuda 'tespit ederken - yok saymak - olağan karşıladığı' ifadeleri parçanın bağlamına tam uyum sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci sözcük olan 'saptarken' ifadesinin bağlamdaki anlamı belirlenir.
'Saptamak' eylemi bu bağlamda toplumsal değişimleri gözlemleyip ortaya koymak, belirlemek anlamındadır. Dolayısıyla 'tespit ederken' sözcüğü ile eşleşir.
Yazarın gözlemci kimliğiyle toplumsal değişimleri fark edip kaydetmesi kastedilmektedir.
2
İkinci sözcük olan 'yadsımak' ifadesinin bağlamdaki anlamı incelenir.
'Yadsımak' eylemi var olan bir durumu inkâr etmek, kabul etmeyip yok saymak demektir. Bağlamdaki 'yerleşik değerleri yadsımak yerine' ifadesinde 'yok saymak' anlamı taşır.
Geleneksel değerlerin reddedilmesi veya varlığının göz ardı edilmesi durumu kastedilmektedir.
3
Üçüncü sözcük olan 'kanıksadığı' ifadesinin bağlamdaki anlamı belirlenir.
'Kanıksamak' eylemi, olumsuz bir durumun çok tekrarlanması yüzünden ona alışmak ve artık o duruma tepki göstermez hale gelmek, yani durumu 'olağan karşılamak' demektir.
Toplumun çelişkili durumlara alışıp duyarsızlaşması süreci anlatılmaktadır.
4
Seçeneklerdeki sıralama eşleştirilerek doğru yanıt belirlenir.
Sözcüklerin bağlamsal karşılıkları sırasıyla 'tespit ederken', 'yok saymak' ve 'olağan karşıladığı' şeklindedir.
Parçadaki anlam akışına ve sözcüklerin yakın anlamlılık derecelerine tam uyum sağlayan tek bütünlüktür.

Anahtar Kavram

Eş Anlamlı ve Yakın Anlamlı Sözcükler
Soru 13Soru

Soyut bir kavramın, somut anlamlı bir sözcük yardımıyla zihinde somutlaştırılmasına ya da somut bir varlığa benzetilerek anlatılmasına 'somutlama' denir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde somutlama yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zihninde biriken karamsarlık bulutları dağılınca nihayet geleceğe daha umutla bakmaya başladı.

Cevap

Zihninde biriken karamsarlık bulutlarının dağıldığını belirten cümle
Doğru cevap, karamsarlık bulutlarının dağıldığını belirten cümledir. Bu cümlede soyut bir duygu olan 'karamsarlık', somut bir doğa olayı olan 'bulut' sözcüğüyle bağdaştırılarak somutlaştırılmıştır. Soyut kavramların bu şekilde somut sözcüklerle anlatılmasına somutlama denir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki altı çizili veya öne çıkan kelimelerin temel anlamlarını ve soyut/somut durumlarını belirlemek.
Ses, göz, bulut, soğuk ve derinlik kelimelerinin temel anlamda somut olduğu tespit edilir.
Somutlama veya soyutlama olayları, somut kelimelerin cümle içindeki anlam kaymalarını tespit ederek anlaşılır.
2
Kelimelerin cümle içerisindeki kazandıkları yeni anlamları çözümlemek.
'Sesler' kelimesinin ad aktarması, 'göz' kelimesinin yan anlam, 'soğuk' ve 'derinlik' kelimelerinin ise soyutlama oluşturduğu belirlenir.
Yanlış seçenekleri eleyebilmek için sözcüklerin kazandığı diğer anlam özelliklerinin doğru tasnif edilmesi gerekir.
3
Soyut bir kavramın somut bir kelime yardımıyla anlatıldığı cümleyi saptamak.
'Karamsarlık bulutları' ifadesinde, soyut bir duygu durumu olan karamsarlığın, somut bir varlık olan bulut gibi birikip dağılabilen bir yapıya büründürülerek somutlama yapıldığı saptanır.
Soyut bir kavramın zihinde daha belirgin kılınması amacıyla somut bir kelimeyle anlatılması somutlama kuralına dayanır.

Anahtar Kavram

Somutlama
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru

Sözcüklerin karşıt (zıt) anlamlılık ilişkisi kurulurken cümle içinde kazandıkları anlamlar (gerçek, yan veya mecaz) esas alınmalıdır. Bir sözcüğün temel/sözlük anlamındaki karşıtı, o sözcüğün mecaz veya yan anlam kazandığı bir cümlede karşıtlık oluşturmaz.

Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde, altı çizili sözcüğün karşıt anlamlısı ayraç içinde yanlış gösterilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanatçı, toplumsal konuları kuru bir anlatımla ele aldığı için okuyucunun ilgisini çekemedi. (Yaş)

Cevap

Sanatçı, toplumsal konuları kuru bir anlatımla ele aldığı için okuyucunun ilgisini çekemedi. (Yaş) cümlesinde kuru sözcüğünün zıt anlamlısı yanlış gösterilmiştir.
Doğru cevap, anlatımın 'kuru' olmasının zıttının 'yaş' olamayacağını belirten seçenektir. Bu cümlede 'kuru' sözcüğü mecaz anlamda kullanılmış olup karşıtı 'canlı' ya da 'süslü' olmalıdır. 'Yaş' ise sadece fiziksel anlamdaki kurunun karşıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki altı çizili sözcüğün bağlamını ve kazandığı anlamı analiz etmek.
'Kuru' sözcüğünün bu cümlede mecaz anlamda (duygudan, imgelemden ve süsten yoksun, tekdüze) kullanıldığı belirlenmiştir.
Sözcüklerin karşıt anlamlıları belirlenirken gerçek anlamları değil, cümle içindeki anlamları dikkate alınmalıdır.
2
Seçeneklerdeki ayraç içindeki sözcüklerin, altı çizili sözcüklerin bağlamsal anlamıyla karşıtlık oluşturup oluşturmadığını incelemek.
'Açık-kapalı', 'soğuk-sıcak', 'hafif-ağır' ve 'dar-geniş' eşleştirmelerinin bağlama uygun ve doğru olduğu, ancak 'kuru' (anlatım) için verilen 'yaş' sözcüğünün sadece gerçek anlamda karşıtlık sağladığı görülmüştür.
Mecaz anlamda kullanılan bir sözcüğün karşıt anlamlısı da mecaz anlama uygun bir sözcük (örneğin 'süslü' veya 'canlı') olmalıdır; gerçek anlamdaki zıttı ('yaş') kullanılamaz.

Anahtar Kavram

Sözcüklerin karşıt anlamlılık ilişkisinin cümle içindeki bağlama (gerçek, yan veya mecaz anlam) göre belirlenmesi.
Soru 15Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "soğuk" sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kış aylarında bu bölgede oldukça soğuk rüzgarlar eser.

Cevap

Kış aylarında bu bölgede oldukça soğuk rüzgarlar eser.
Doğru cevap olan 'Kış aylarında bu bölgede oldukça soğuk rüzgarlar eser.' cümlesinde 'soğuk' sözcüğü, ısının düşük olmasını ifade edecek şekilde ilk ve temel anlamıyla kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sözcüğün temel anlamını tanımlama.
'Soğuk' sözcüğünün gerçek (temel) anlamı, ısısı düşük olan, sıcağın karşıtıdır.
Gerçek anlamı bulmak için kelimenin akla gelen ilk anlamını belirlemek gerekir.
2
Cümlelerdeki kullanımları analiz etme.
Seçeneklerde geçen 'soğuk' kelimelerinin bağlamları incelenir. Davranış, şaka, ortam ve anlatım için kullanılan 'soğuk' ifadelerinin mecaz anlam taşıdığı belirlenir.
Kelimelerin mecaz anlamlarını eleyerek gerçek anlamı taşıyan bağlamı ayırt etmek hedeflenir.
3
Doğru cümleyi belirleme.
Rüzgarın sıcaklığının düşük olduğunu belirten cümlede 'soğuk' sözcüğü fiziksel ısıyı ifade ettiğinden gerçek anlamıyla kullanılmıştır.
Sözcüğün ilk ve temel anlamına uygun tek seçenek doğru cevap olacaktır.

Anahtar Kavram

Gerçek Anlam (Temel Anlam)
Soru 16Soru

Sözcüklerin yazılış ve okunuşlarının aynı, anlamlarının ise tamamen farklı olması durumuna sesteşlik (eş seslilik) denir. Sesteş sözcükler arasında hiçbir anlam ilişkisi bulunmaz.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde koyu yazılmış sözcük sesteş (eş sesli) bir özelliğe sahiptir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bahçedeki kırmızı gül kokusuyla herkesi büyülüyordu.

Cevap

Bahçedeki kırmızı gül kokusuyla herkesi büyülüyordu.
Gül sözcüğünün kullanıldığı cümlede sesteşlik ilişkisi mevcuttur. Çiçek ismi olan 'gül' ile sevinç belirtisi olan 'gülmek' eylemi arasında hiçbir anlam bağı yoktur, dolayısıyla bu sözcük sesteştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki koyu yazılmış sözcükleri sesteşlik (yazılışları aynı, anlamları tamamen farklı) ve ortak kök (anlam ilişkisi olan isim-fiil) yönünden incelemek.
Gül sözcüğü çiçek ve gülmek eylemi olarak sesteştir. Güven ve boya sözcükleri ise aralarında anlam bağı olan ortak köklerdir. Soğuk ve ağız sözcükleri ise mecaz ve yan anlam ilişkisi taşımaktadır.
Sesteş sözcükler arasında hiçbir anlam bağı bulunmaması gerekirken, ortak köklerde ve yan/mecaz anlamlarda bu bağ devam eder.
2
Doğru seçeneği belirlemek.
Gül sözcüğünün yer aldığı cümle doğru cevaptır.
Çiçek olan 'gül' ile gülmek eylemi olan 'gül' arasında tamamen bağımsız anlamlar bulunur.

Anahtar Kavram

Sesteş (eş sesli) sözcükler ile ortak (kökteş) köklerin, yan ve mecaz anlamlı kullanımların farkı.
Tahmini Süre:45s
Soru 17Soru

Sol sütundaki cümlelerde kalın yazılmış sözcükleri, sağ sütunda bu sözcüklerin sesteşlerinin (eş seslilerinin) kök olarak kullanıldığı cümlelerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yere dökülen su yüzünden çamaşırlar hâlâ yaş duruyor.
Bahar gelince kır çiçekleri her yanı süsledi.
Bahçedeki havuzun kenarına küçük bir kaz yuva yapmıştı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci cümle (yaş) ikinci cümleyle (yaş/ömür), ikinci cümle (kır) üçüncü cümleyle (kır-), üçüncü cümle (kaz) birinci cümleyle (kaz-) eşleşmelidir.
Eşleştirmelerin tamamı, sözcüklerin yazılışlarının aynı fakat anlamlarının tamamen bağımsız (gerçek anlam düzeyinde farklı) olmasına dayanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki cümlelerde kalın yazılmış sözcüklerin anlamlarını belirleyin.
'yaş' ıslak anlamındadır; 'kır' kırsal alan anlamındadır; 'kaz' ise bir kuş türüdür.
Sözcüklerin sesteşlerini bulabilmek için öncelikle cümle içindeki mevcut anlamlarını tespit etmemiz gerekir.
2
Sağ sütundaki cümlelerde geçen ilgili sözcüklerin/köklerin anlamlarını belirleyin ve sol sütundakilerle karşılaştırın.
'kazınca' sözcüğünün kökü 'kaz-' fiilidir; 'yaşına' sözcüğünün kökü 'yaş' (ömür) ismidir; 'kırıldı' sözcüğünün kökü 'kır-' fiilidir.
Yazılışı aynı fakat anlamları tamamen farklı olan (sesteş) çiftleri eşleştirmek için iki taraftaki gerçek anlamları karşılaştırırız.
3
Eş sesli çiftleri eşleştirerek doğru eşleştirmeyi tamamlayın.
yaş (ıslak) - yaş (ömür); kır (yeşillik) - kır- (kırmak); kaz (hayvan) - kaz- (kazmak) eşleşmesi kurulur.
Her bir çiftin yazılışları aynı, anlamları tamamen farklı ve gerçek anlam düzeyinde sesteş oldukları teyit edilir.

Anahtar Kavram

Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler
Soru 18Soru

Sözcüğün akla gelen ilk anlamı, onun temel (gerçek) anlamıdır. Diğer anlamlar ise bu temel anlamla doğrudan ya da dolaylı ilişkisine göre yan veya mecaz anlam olarak adlandırılır.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde "kör" sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geçirdiği kaza sonrasında tek gözü kör olan yaşlı adam, köydeki küçük atölyesinde ahşap oymacılığı yapmaya devam ediyordu.

Cevap

Geçirdiği kaza sonrasında tek gözü kör olan yaşlı adamın ahşap oymacılığı yapmaya devam ettiğini belirten cümle
'Kör' sözcüğü, görme yeteneği olmayan canlıları nitelemek amacıyla kullanıldığında gerçek (temel) anlamını taşır. Tek gözü kör olan yaşlı adamdan bahsedilen cümlede bu sözcük, doğrudan görme organının işlevini yitirmesi anlamıyla kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
'Kör' sözcüğünün sözlükteki ilk ve temel (gerçek) anlamını belirlemek.
Kör sözcüğünün gerçek anlamı 'görme engeli olan, görmeyen' canlıları ifade eder.
Sözcüğün gerçek anlamını bulabilmek için zihinde uyanan ilk fiziksel anlama odaklanmak gerekir.
2
Seçeneklerdeki cümlelerde geçen 'kör' sözcüğünün bağlamlarını incelemek.
'Tek gözü kör olan yaşlı adam' ifadesinde görme yetisinin kaybı (gerçek anlam), 'kör balta' ve 'kör kuyu' ifadelerinde fiziksel benzerlik/işlev kaybı (yan anlam), 'kör kalan aydınlar' ve 'kör bir inat' ifadelerinde ise tamamen soyutlaşarak mecaz anlamda kullanıldığı görülür.
Cümledeki kullanımın gerçek, yan veya mecaz olduğunu belirlemek için sözcüğün temel anlamıyla olan ilişkisinin derecesine bakılır.
3
Gerçek anlamda kullanılan tek seçeneği tespit etmek.
Gözün görme yetisini kaybetmesini anlatan cümlenin doğru yanıt olduğu belirlenir.
Diğer seçeneklerdeki kullanımlar temel anlamdan uzaklaşarak yan veya mecaz anlam kazanmıştır.

Anahtar Kavram

Gerçek Anlam
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

Türkçede sesteş (eş sesli) sözcükler, yazılış ve okunuşları aynı olmasına rağmen anlamları tamamen farklı olan sözcüklerdir. Bu sözcüklerin anlamları arasında hiçbir ilişki bulunmaz. Hem isim hem de fiil kökü olarak kullanılabilen ve aralarında anlam ilişkisi barındıran sözcükler ise sesteş değil, ortak (kökteş) kök olarak adlandırılır.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde koyu yazılmış sözcük sesteşlik özelliği göstermez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ustanın duvara büyük bir titizlikle sürdüğü sıva, kısa sürede kuruyarak pürüzsüzleşti.

Cevap

Duvar çatlaklarını kapatmakta kullanılan harç anlamındaki 'sıva' sözcüğünün yer aldığı seçenek doğru cevaptır. Bu sözcük 'sıva-' eylemiyle anlam ilişkisi taşıdığı için sesteş değil, ortak (kökteş) köktür.
Duvarları kaplamak için kullanılan harç anlamındaki 'sıva' sözcüğünün yer aldığı seçenek doğrudur. Bu sözcük, 'sıva-' eylemiyle aralarında doğrudan bir anlam ilişkisi barındırır. Aralarında anlam ilişkisi bulunan isim ve fiil kökleri sesteş değil, ortak (kökteş) köktür. Bu nedenle 'sıva' sözcüğü sesteşlik özelliği göstermez.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki koyu yazılmış sözcüklerin (kır, yaz, çay, düş, sıva) sözlük anlamlarını ve sesteş adaylarını belirlemek.
'kır' (yeşillik / kır-mak / renk), 'yaz' (mevsim / yaz-mak), 'çay' (akarsu / içecek), 'düş' (rüya / düş-mek), 'sıva' (harç / sıva-mak) sözcükleri tespit edilir.
Sözcüklerin sesteş mi yoksa ortak kök mü olduğunu ayırt etmek için öncelikle temel ve eylem anlamlarının belirlenmesi gerekir.
2
Belirlenen sözcük çiftlerinin aralarında anlam ilişkisi olup olmadığını incelemek.
'kır', 'yaz', 'çay' ve 'düş' sözcüklerinin farklı anlamları arasında hiçbir ortak bağ bulunmazken; 'sıva' (isim) ve 'sıva-' (fiil) arasında doğrudan bir anlam bağı (harç ve o harçla kaplama eylemi) olduğu görülür.
Eş sesli sözcüklerde anlamlar tamamen bağımsız olmalıdır; anlam ilişkisi varsa bu sözcükler ortak (kökteş) kök kabul edilir.
3
Sesteşlik göstermeyen kökü belirleyerek doğru seçeneği işaretlemek.
'sıva' sözcüğü anlam ilişkisinden dolayı ortak kök olduğundan sesteşlik özelliği göstermez.
Soruda sesteşlik özelliği göstermeyen sözcük istendiği için ortak kök olan sözcük doğru cevaptır.

Anahtar Kavram

Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

Türkçede bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk ve temel anlama gerçek anlam denir. Sözcükler zamanla bu temel anlamlarından tamamen uzaklaşarak mecaz anlamlar kazanabileceği gibi, temel anlamla olan bağını koparmadan benzerlik ya da işlev ilişkisiyle yeni anlamlar (yan anlam) da üstlenebilir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'keskin' sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tasarım atölyesindeki kumaşları düzgünce kesebilmek için masanın üzerindeki keskin makası eline aldı.

Cevap

Tasarım atölyesindeki kumaşları düzgünce kesebilmek için masanın üzerindeki keskin makası eline aldı.
Tasarım atölyesindeki kumaşları kesmek için kullanılan makasın 'keskin' olması, sözcüğün sözlükteki ilk ve temel anlamı olan 'iyi kesen, körelmemiş' anlamını tam olarak karşılamaktadır. Bu nedenle bu cümledeki kullanım gerçek anlamdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sözcüğün temel anlamı (gerçek anlamı) belirlenir.
'Keskin' sözcüğünün gerçek anlamı, kesici araçlar için kullanılan 'iyi kesen, körelmemiş' anlamıdır.
Sözcüğün gerçek anlamını diğer mecaz veya yan anlamlardan ayırt etmek için öncelikle ilk ve temel sözlük anlamına odaklanılması gerekir.
2
Cümlelerdeki 'keskin' sözcüklerinin bağlamları incelenir.
Zekâ, koku, viraj, makas ve tavır kelimeleriyle kurulan anlam ilişkileri değerlendirilir.
Sözcüğün cümle içinde kazandığı yeni anlamları (mecaz, yan, terim vb.) doğru sınıflandırabilmek için bağlamsal ipuçları analiz edilmelidir.
3
'Keskin' sözcüğünün temel anlamıyla doğrudan ilişkili olduğu cümle tespit edilir.
'Keskin makas' ifadesindeki makasın kesme işlevi fiziksel ve temel niteliğiyle doğrudan ilişkili olduğundan bu kullanımın gerçek anlam olduğu belirlenir. Diğer seçeneklerdeki zekâ (mecaz), koku (mecaz/duyular arası aktarım), viraj (yan anlam) ve tavır (mecaz) kullanımları elenir.
Makasın keskinliği doğrudan fiziksel ve işlevsel ilk anlama karşılık gelirken; zekâ, koku, viraj ve tavır kelimeleriyle kurulan birliktelikler yan veya mecaz anlam sınırları içindedir.

Anahtar Kavram

Sözcükte Anlam (Gerçek Anlam, Yan Anlam ve Mecaz Anlam ilişkisi)
Sayfa 1 / 9Sonraki
Sözcükte Anlam Alıştırma Soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin