Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

596 questions

Question 441Question

Musul Sorunu'nun çözüm sürecinde Milletler Cemiyeti Meclisi tarafından kabul edilen ve 55 Haziran 19261926 tarihli Ankara Antlaşması ile Türkiye-Irak sınırının temelini oluşturan "Brüksel Hattı" uygulaması hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hakkari bölgesini Türkiye sınırları içerisinde, Musul'u ise Irak sınırları içerisinde bırakan hattır.

Answer

Brüksel Hattı, Hakkari bölgesini Türkiye'ye, Musul'u ise Irak'a bırakan sınır düzenlemesidir.
Milletler Cemiyeti tarafından Eylül 19241924'te belirlenen Brüksel Hattı, Türkiye ile Irak arasındaki sınırı çizmiş; Hakkari'yi Türk tarafında, Musul'u ise Irak tarafında bırakmıştır. 55 Haziran 19261926 tarihli Ankara Antlaşması bu hattı küçük düzeltmelerle sınır olarak kabul etmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Konuyu tanımla
Musul Sorunu'nun Lozan'da çözülemeyip Milletler Cemiyeti'ne taşındığını belirle.
Sorunun hangi uluslararası platformda ele alındığını bilmek çözüm için temeldir.
2
Brüksel Hattı kavramını analiz et
Milletler Cemiyeti'nin bölgeye gönderdiği komisyonun hazırladığı sınır raporunu (Brüksel Hattı) hatırla.
Hattın coğrafi kapsamını anlamak, hangi bölgelerin kimde kaldığını netleştirir.
3
Sonucu Ankara Antlaşması ile ilişkilendir
1926 Ankara Antlaşması'nın bu hattı esas alarak Hakkari'yi Türkiye'ye bıraktığını onayla.
Antlaşmanın toprak paylaşımı üzerindeki kesin hükmünü tespit etmek doğru cevaba ulaştırır.

Key Concept

Brüksel Hattı ve 1926 Ankara Antlaşması Sınır Düzenlemesi

Hints

1
Musul Sorunu'nda arabuluculuk yapan kurumun (Milletler Cemiyeti) sunduğu raporu düşünün.
2
Brüksel Hattı, Türkiye'nin güney sınırında bir bölgeyi kurtarırken diğerini Misak-ı Milli dışında bırakmıştır.
3
Hattın kuzeyinde kalan Hakkari Türkiye'de kalmış, güneyindeki Musul ise İngiliz mandasına verilmiştir.

Practice More

1926 Ankara Antlaşması'nın ekonomik maddelerini, özellikle petrol gelirleri payını tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:1m 15s
Question 442Question

Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk döneminde "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesi doğrultusunda dünya barışına katkıda bulunurken aynı zamanda kendi sınır güvenliğini de sağlamaya çalışmıştır. Bu amaçla, 19301930'lu yıllarda İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı Türkiye'nin batı sınırlarını güvence altına almak için 19341934 yılında komşu devletlerle imzaladığı bölgesel savunma paktı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Balkan Antantı

Answer

Balkan Antantı
Balkan Antantı, 99 Şubat 19341934 tarihinde Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Atina'da imzalanmıştır. Bu paktın temel amacı, Avrupa'da yükselen İtalya ve Almanya tehdidine karşı üye devletlerin sınır bütünlüğünü ve özellikle Türkiye'nin batı sınırlarını güvence altına almaktır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin dış politika şartlarını analiz etme
19301930'lu yıllarda İtalya ve Almanya'nın yayılmacı (revizyonist) politikalarının Balkanlar üzerinde tehdit oluşturduğu belirlendi.
Soru kökündeki güvenlik ihtiyacının kaynağını anlamak için gereklidir.
2
Coğrafi odak noktasını belirleme
Soruda özellikle "batı sınırlarının" korunmasının istendiği tespit edildi.
Batı sınırı (Balkanlar) ile doğu sınırı (Sadabat) ayrımını yapmak için kritiktir.
3
Tarih ve üye devlet eşleştirmesi yapma
19341934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Atina'da imzalanan paktın Balkan Antantı olduğu hatırlatıldı.
Doğru bölgesel oluşumu tanımlamak için temel bilgidir.

Key Concept

Balkan Antantı (19341934)

Hints

1
Bu pakt, Türkiye'nin Avrupa yönündeki komşularıyla imzaladığı bir savunma ortaklığıdır.
2
Pakta dahil olan devletleri 'TAYYAR' (Türkiye, Arnavutluk hariç - Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) kodlamasıyla hatırlayabilirsiniz.
3
Üye devletler Atina'da bir araya gelmiş ve batı sınırlarının güvenliğini taahhüt etmişlerdir.

Practice More

Bulgaristan'ın neden bu pakta katılmadığını araştırarak revizyonist ve antirevizyonist devletler arasındaki farkı öğrenebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 443Question

19361936 yılında Fransa'nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sonlandıracağını açıklamasıyla başlayan ve Türk dış politikasında "Sancak Sorunu" olarak literatüre geçen süreçte, Milletler Cemiyeti'nin gözetiminde yapılan seçimler sonucunda 22 Eylül 19381938 tarihinde "Bağımsız Hatay Cumhuriyeti" ilan edilmiştir. Bu bağımsız devletin ilk ve tek cumhurbaşkanı olarak görev yapan devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tayfur Sökmen

Answer

Bağımsız Hatay Cumhuriyeti'nin ilk ve tek cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen'dir.
Tayfur Sökmen, 19381938 yılında Milletler Cemiyeti'nin kabul ettiği Hatay Statüsü çerçevesinde kurulan Bağımsız Hatay Cumhuriyeti'nin ilk ve tek cumhurbaşkanıdır. Kendisi, Hatay'ın anavatana katılması davasında Atatürk ile koordineli çalışmış kilit bir isimdir.

Step-by-Step Solution

1
19361936-19391939 yılları arasındaki Hatay (Sancak) meselesinin aşamalarını belirleyin.
Fransa'nın çekilme kararı, Milletler Cemiyeti süreci ve bağımsız devletin kuruluşu tespit edildi.
Sorunun tarihsel çerçevesini doğru kurmak için kronolojik süreci bilmek gerekir.
2
19381938 yılında kurulan Bağımsız Hatay Cumhuriyeti'nin yönetim yapısını inceleyin.
Devletin bir meclisi, cumhurbaşkanı ve hükümetinin olduğu görüldü.
Siyasi roller arasındaki ayrımı (Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı) netleştirmek gerekir.
3
Cumhurbaşkanlığı makamına getirilen ismi doğrulayın.
Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, Başbakan Abdurrahman Melek ve Meclis Başkanı Abdulgani Türkmen olarak eşleştirildi.
Hatalı seçenekleri eleyerek doğru sonuca ulaşılır.

Key Concept

Bağımsız Hatay Cumhuriyeti'nin Siyasi Yapısı

Hints

1
Bu kişi, Atatürk tarafından Hatay davasını içeriden yürütmekle görevlendirilen ve bağımsız devletin en üst makamına seçilen isimdir.
2
Hatay Cumhuriyeti'nin başbakanı Abdurrahman Melek'tir; soruda sorulan ise cumhurbaşkanıdır.
3
Hatay'ın 19391939'da Türkiye'ye katılmasına kadar bu görevi sürdüren, soyadı bizzat bölgenin kurtuluş mücadelesiyle özdeşleşen Tayfur Bey'dir.

Practice More

Hatay'ın anavatana katılma sürecindeki temel diplomatik belge olan 'Sandler Raporu'nun içeriğini ve Hatay meclisinin iltihak kararını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 444Question

Osmanlı Devleti'nden devralınan borçların tasfiyesi sürecinde Türkiye, 19281928 yılında alacaklı devletlerle (başta Fransa) bir ödeme planı hazırlayarak ilk taksitlerini ödemeye başlamıştır. Ancak kısa bir süre sonra ortaya çıkan küresel bir gelişme, Türkiye'nin ödeme dengesini sarsmış ve 19331933 yılında borçların 'kağıt frangı' üzerinden yeniden yapılandırılmasını zorunlu kılmıştır. Türkiye'nin bu süreçte ödemeleri durdurarak Hoover Moratoryumu'ndan yararlanma talebinde bulunmasına yol açan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı

Answer

19291929 Dünya Ekonomik Buhranı, Türkiye'nin dış ticaretini olumsuz etkileyerek borç ödeme kapasitesini düşürmüş ve 19331933 borç yapılandırmasının ana nedeni olmuştur.
19291929 Dünya Ekonomik Buhranı, dünya genelinde ticareti durma noktasına getirmiş ve Türkiye gibi ham madde ihraç eden ülkelerin gelirlerini ciddi oranda azaltmıştır. Bu durum, 19281928 yılında belirlenen ağır ödeme koşullarının sürdürülemez hale gelmesine neden olmuştur. Türkiye, ABD Başkanı Hoover'ın borç ödemelerini erteleyen moratoryumundan yararlanmak istemiş ve 19331933 yılında alacaklı devletlerle (özellikle Fransa) yeni bir anlaşma yaparak borç yükünü hafifletmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Dış borçlar konusundaki kronolojik süreci analiz etme.
19281928 Paris Sözleşmesi ile ödemeler başlamış, 19331933 yılında ise yeni bir düzenleme yapılmıştır.
Soruda belirtilen iki tarih arasındaki temel kırılma noktasını bulmak gerekir.
2
19291929 yılında başlayan küresel krizin etkilerini değerlendirme.
Kriz, Türkiye'nin tarım ürünleri ihracatını vurmuş ve döviz rezervlerini eritmiştir.
Mali bir krizin borç ödeme takvimini nasıl etkilediğini anlamak için ekonomik bağ kurulmalıdır.
3
Hoover Moratoryumu'nun uluslararası hukuktaki yerini belirleme.
ABD Başkanı Hoover tarafından önerilen bu belge, devletlerin borç ödemelerini geçici olarak durdurmasına imkan tanımıştır.
Türkiye'nin 19331933 yılında borç birimini 'kağıt frangı'na çevirerek kazanç elde etmesinin dayanağı bu belgedir.

Key Concept

Ekonomik krizlerin dış politikaya ve borç yönetimine etkisi

Hints

1
19281928 ile 19331933 yılları arasında tüm dünyayı sarsan en büyük mali olayı düşünün.

Practice More

Osmanlı borçlarının ödeme biriminin 'Altın Frangı'ndan 'Kağıt Frangı'na dönüştürülmesinin Türkiye ekonomisine sağladığı avantajları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 445Question

Yeni Türk Devleti, Lozan Barış Antlaşması’nda Osmanlı Devleti'nden kalan borçların ödenmesini belirli şartlar altında kabul etmiştir. Bu süreçte Türkiye, borçların tasfiyesinin teknik bir mesele olduğunu ancak bu ödemeler karşılığında devletin mali bağımsızlığına gölge düşürecek herhangi bir uygulamaya izin verilmeyeceğini vurgulamıştır. Buna göre, Türkiye'nin dış borçlar sorununun çözüm sürecinde egemenlik haklarını korumak adına kesin olarak son verdiği uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Alacaklı devletlerin Türk gümrük ve vergi gelirleri üzerinde doğrudan denetim yetkisinin bulunması

Answer

Alacaklı devletlerin Türk gümrük ve vergi gelirleri üzerinde doğrudan denetim yetkisinin bulunması
Doğru cevap, alacaklı devletlerin gelirler üzerindeki doğrudan denetiminin reddedilmesidir. Osmanlı Devleti döneminde Duyun-u Umumiye İdaresi, borçlar karşılığında devletin önemli gelir kaynaklarına el koyuyor ve bu kaynakları kendisi yönetiyordu. Türkiye Cumhuriyeti, Lozan'da borçları ödemeyi kabul etmiş ancak bu kurumun yönetim ve yürütme yetkisine son vererek, vergilerin ve gümrük gelirlerinin sadece Türk makamları tarafından toplanmasını sağlamıştır. Bu, Misak-ı İktisadi ve tam bağımsızlık anlayışının bir sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Lozan Antlaşması'ndaki borçlar maddesini analiz et.
Borçlar paylaştırılmış ancak Duyun-u Umumiye'nin yürütme yetkisi kaldırılmıştır.
Mali bağımsızlığın sağlanması için yabancıların Türk gelirleri üzerindeki kontrolüne son verilmesi gerekir.
2
Egemenlik ve mali bağımsızlık kavramlarını ilişkilendir.
Bir devletin kendi vergilerini toplama ve harcama yetkisinin sadece kendisine ait olması egemenlik gereğidir.
Osmanlı dönemindeki Duyun-u Umumiye, devletin gelirlerine doğrudan el koyarak egemenlik haklarını kısıtlıyordu.
3
Seçenekler arasından idari kontrolü reddeden maddeyi seç.
Gümrük ve vergi gelirleri üzerinde doğrudan denetimin reddedilmesi.
Türkiye, borçları ödemeyi kabul etse de gelir kaynaklarının yönetimini tamamen kendi elinde tutmuştur.

Key Concept

Mali Bağımsızlık ve Ulusal Egemenlik

Hints

1
Osmanlı döneminde Duyun-u Umumiye'nin devletin gelirlerine el koyma yetkisini hatırlayın.
2
Mali bağımsızlık, bir devletin kendi hazinesini ve vergi kaynaklarını kendisinin yönetmesidir.
3
Türkiye borcu ödemeyi reddetmedi, ancak borç karşılığında gelirlerinin yabancılarca yönetilmesini (haciz benzeri uygulamaları) reddetti.

Practice More

1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın ardından Türkiye'nin dış borçlar konusunda Fransa ile yaşadığı 'Kağıt Frankı' krizini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Soruyu çözerken 'Hangisi bir devletin iç işlerine müdahale niteliği taşır?' diye düşünebilirsiniz. Gelirlerin doğrudan denetlenmesi iç işlerine ve mali bağımsızlığa müdahaledir.
Estimated Time:1m 0s
Question 446Question

Osmanlı Devleti'nden kalan dış borçların tasfiyesi sürecinde, 19281928 Paris Borçlar Sözleşmesi ile belirlenen ödeme planı 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın yarattığı döviz darboğazı nedeniyle aksamıştır. Türkiye'nin ödemeleri askıya alması ve Fransa ile yaşanan "altın frangı-kağıt frangı" anlaşmazlığı sonucunda 19331933 yılında yeni bir sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşme ile Türkiye'nin borç yükünü hafifleten ve ekonomik egemenliğini pekiştiren temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Borçların değer kaybeden kağıt frangı üzerinden hesaplanması ve ödemelerin bir kısmının ihraç mallarıyla (clearing/takas) yapılması

Answer

Borçların altın yerine kağıt frangı üzerinden hesaplanması ve clearing (takas) sisteminin uygulanması
Doğru cevap, borçların değer kaybeden kağıt frangı üzerinden ödenmesini ve döviz yerine mal takası (clearing) sisteminin getirilmesini içerir. Bu yöntem, 19291929 krizi sonrası döviz bulmakta zorlanan Türkiye için büyük bir kolaylık sağlamış ve borcun reel değerini düşürmüştür.

Step-by-Step Solution

1
Krizin etkisini analiz et
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı Türkiye'nin ihraç mallarının fiyatını düşürmüş ve döviz bulmasını zorlaştırmıştır.
Ödeme gücünü belirleyen temel faktör döviz rezervleridir.
2
Döviz sorununa çözüm bul
Alacaklı Fransa ile yapılan pazarlıklarda 'Kağıt Frank' (değeri düşük) ve 'Clearing' (mal karşılığı ödeme) kabul edilmiştir.
Nakit döviz akışını minimize etmek ve yerli üretimi desteklemek.
3
Egemenlik ve Düyun-u Umumiye ilişkisini kur
Düyun-u Umumiye'nin temsil yetkisi sınırlandırılarak borç yönetimi Türkiye'nin kontrolüne geçmiştir.
Lozan'da elde edilen mali bağımsızlığın korunması gerekliliği.

Key Concept

1933 Borçlar Sözleşmesi ve Ekonomik Korumacılık

Hints

1
19291929 krizinde dünyada ticaretin nakit para yerine mal değişimiyle yapıldığı 'takas' yöntemini hatırlayın.
2
Fransa ile yaşanan anlaşmazlığın temelinde borcun hangi para birimi veya cinsi (altın/kağıt) ile ödeneceği yatmaktaydı.
3
Kağıt frangı altın frangından daha değersiz olduğu için Türkiye bu sistemi tercih ederek borç miktarını hafifletmiştir.

Practice More

1933 Sözleşmesi'nin ardından borç ödemelerinin hangi hükümet döneminde tamamen bittiğini araştırın (19541954 - Adnan Menderes dönemi).

Alternative Method

Borçların tasfiyesi kronolojisini (Lozan-Paris-Hoover-1933) takip ederek egemenlik kısıtlayıcı maddeleri (Düyun-u Umumiye gibi) doğrudan eleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 447Question

19301930’lu yılların başında İtalya ve Almanya’nın yayılmacı politikalarına karşı Türkiye’nin öncülüğünde kurulan Balkan Antantı (99 Şubat 19341934), bölgesel barışı korumayı hedefleyen önemli bir diplomatik adımdır. Ancak antlaşma metnine eklenen protokoller ve üye devletlerin diğer büyük güçlerle olan ikili münasebetleri, ittifakın askeri etkinliğini belirli sınırlar içerisinde tutmuştur. Bu bağlamda, antlaşma sürecinde Yunanistan tarafından ileri sürülen ve 'Yunan Çekincesi' (Yunan İhtirazı) olarak tarihe geçen diplomatik tavır, paktın stratejik derinliğini daraltmıştır.

Yunanistan'ın Balkan Antantı'na yönelik bu çekinceyi koymasındaki temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sovyet Rusya ile bir savaşa girme riskini ortadan kaldırarak bu devletle olan dostluk ve saldırmazlık ilişkilerini korumayı amaçlaması

Answer

Yunanistan'ın Balkan Antantı'na koyduğu çekincenin temel sebebi, Sovyet Rusya ile karşı karşıya gelme riskini ortadan kaldırmaktır.
Balkan Antantı sürecinde Yunanistan, Romanya'nın Sovyet Rusya ile yaşadığı toprak anlaşmazlıklarının (Besarabya sorunu) kendisini bir savaşa sürüklemesinden endişe etmiştir. Bu nedenle Yunan hükümeti, paktın askeri hükümlerinin SSCB ile bir çatışmayı kapsamadığını belirten bir ek protokol (Yunan Çekincesi) eklemiştir. Bu durum paktın askeri caydırıcılığını zayıflatan temel unsurlardan biri olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Balkan Antantı'nın (1934) kuruluş amacı ve üyelerinin analiz edilmesi
Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya (TAYYAR) arasında sınır güvenliğini korumak için kurulmuştur.
Paktın temel hedefi, İtalya ve Almanya gibi devletlerin yayılmacılığına (revizyonizm) karşı bölgesel statükoyu korumaktır.
2
Paktın işleyişindeki kısıtlamaların ve diplomatik çekincelerin incelenmesi
Yunanistan, paktın imzalanmasından sonra bir ek protokol ile çekince (rezervasyon) koymuştur.
Üye devletlerin büyük güçlerle olan farklı ilişkileri, paktın askeri yükümlülüklerini sınırlamıştır.
3
Yunan Çekincesi'nin (Greek Reserve) içeriğinin ve gerekçesinin belirlenmesi
Bu çekince ile Yunanistan, Balkan Antantı'ndan doğan yükümlülüklerinin kendisini Sovyet Rusya (SSCB) ile bir savaşa sokmayacağını beyan etmiştir.
Romanya ve SSCB arasındaki Besarabya sorunu yüzünden çıkabilecek bir savaşın Yunanistan'ı bağlamasını engellemek hedeflenmiştir.

Key Concept

Balkan Antantı'nın Diplomatik Sınırları ve Yunan Çekincesi

Hints

1
Yunanistan'ın bu pakta imza atarken bir 'protokol' eklediğini ve bu protokolün diğer üye devletlerden birinin bir büyük güçle olan sorunuyla ilgili olduğunu hatırlayın.
2
Özellikle Romanya'nın doğu sınırlarında hangi büyük devletle sorun yaşadığını ve bu durumun Yunanistan'ı neden endişelendirdiğini düşünün.
3
Yunanistan, Romanya'nın Besarabya üzerindeki iddiaları nedeniyle Sovyet Rusya ile savaşa girmekten çekinmiştir.

Practice More

Balkan Antantı'nın zayıflama sürecinde Yugoslavya'nın izlediği denge politikasını ve paktın II. Dünya Savaşı'nın başında neden işlevsiz kaldığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 448Question

1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin 21. maddesi, Türkiye'ye "kendisini pek yakın bir harp tehlikesi tehdidi karşısında sayması" durumunda Boğazlar'ın yönetimi ve geçiş rejimi üzerinde olağanüstü yetkiler tanımıştır.

Sözleşmenin bu maddesi uyarınca Türkiye'nin yetkilerini kullanma süreci ve uluslararası denetim mekanizmasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye, savaş gemilerinin geçişi konusunda savaş hali hükümlerini uygulama hakkını elde eder; ancak aldığı önlemleri Milletler Cemiyeti Konseyi'ne ve imza sahibi devletlere bildirmekle yükümlüdür.

Answer

Türkiye, savaş tehdidi durumunda savaş hali hükümlerini uygulayabilir ancak bu durumu Milletler Cemiyeti ve ilgili devletlere bildirmek zorundadır.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin 21. maddesine göre Türkiye, kendisini yakın bir savaş tehdidi altında hissederse Boğazlar'ı kapatma veya geçişleri kısıtlama konusunda tıpkı savaşta olduğu gibi yetki sahibi olur. Ancak bu yetki keyfi değildir; Türkiye aldığı önlemleri hem imza sahibi devletlere hem de Milletler Cemiyeti Konseyi'ne bildirmek zorundadır. Eğer Milletler Cemiyeti Konseyi (üçte iki çoğunlukla) Türkiye'nin bu önlemlerini haksız bulursa, Türkiye bu uygulamalarından vazgeçmek zorundadır. Bu durum hem egemenliği hem de uluslararası denetimi temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Sözleşmedeki 'Pek yakın harp tehlikesi' (Madde 21) durumunu analiz et.
Bu durumun Türkiye'ye fiilen savaşta olmasa bile savaş hali yetkileri tanıdığı saptanır.
Sözleşmenin Türkiye'nin güvenliğini önceleyen en kritik maddelerinden biridir.
2
Uluslararası denetim ve bildirim şartını kontrol et.
Türkiye'nin aldığı kararı Milletler Cemiyeti'ne ve sözleşmeci devletlere bildirme zorunluluğu olduğu görülür.
Sözleşme, Türkiye'nin egemenliğini tanırken aynı zamanda kararlarının uluslararası hukuk zemininde haklılığının denetlenmesine imkan tanır.
3
Seçeneklerdeki kurum ve usul hatalarını ayıkla.
Birleşmiş Milletler (kronoloji hatası) ve Komisyon (hukuki statü hatası) içeren şıklar elenir.
Doğru terminoloji ve tarihsel gerçeklik ancak Milletler Cemiyeti ve tam egemenlik vurgusuyla sağlanır.

Key Concept

Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin 21. Maddesi ve Türkiye'nin Egemenlik Hakları

Hints

1
Montrö Sözleşmesi ile Lozan'daki en büyük kısıtlama olan 'Komisyon'un kaldırıldığını unutmayın.
2
1936 yılında dünyadaki en üst siyasi örgüt Milletler Cemiyeti idi.
3
Madde 21, Türkiye'ye savaşta olmasa bile 'savaş hali yetkileri' verir ancak bunu uluslararası bir bildirim şartına bağlar.

Practice More

Montrö Sözleşmesi'nde Karadeniz'e kıyısı olan ve olmayan devletlerin savaş gemileri için uygulanan tonaj ve süre farklarını incelemek bu konudaki derinliğinizi artıracaktır.
Estimated Time:2m 0s
Question 449Question

Lozan Barış Konferansı'nda çözüme kavuşturulamayan Musul Sorunu, Milletler Cemiyeti'nin müdahalesi ve bölgedeki siyasi gelişmelerin etkisiyle 55 Haziran 19261926 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile sonuçlanmıştır.

Bu antlaşma ile belirlenen Türkiye-Irak sınırı ve ekonomik hükümlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye-Irak sınırı, Doğu sınırımızı belirleyen 19211921 Moskova Antlaşması'ndaki esaslara göre yeniden düzenlenmiştir.

Answer

Türkiye-Irak sınırının Moskova Antlaşması esaslarına göre düzenlendiği ifadesi yanlıştır; çünkü Moskova Antlaşması Türkiye'nin doğu sınırını belirlemektedir.
Doğru cevap, sınırın Moskova Antlaşması'na göre düzenlendiği bilgisidir; çünkü 19261926 Ankara Antlaşması ile belirlenen Irak sınırı, Milletler Cemiyeti'nin önerdiği 'Brüksel Hattı'nı temel almıştır. Moskova Antlaşması ise tamamen farklı bir coğrafyayı, yani Türkiye-Sovyetler Birliği sınırını düzenlemektedir.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşmanın coğrafi kapsamını belirle.
Ankara Antlaşması (19261926), Güney (Irak) sınırını ilgilendiren bir belgedir.
Soruda sorulan yanlış ifadeyi bulmak için antlaşmaların hangi sınırlarımızı kapsadığını bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki antlaşma referanslarını karşılaştır.
Moskova Antlaşması (19211921) Sovyetler Birliği ile yapılan bir Doğu sınırı antlaşmasıdır.
Ankara Antlaşması ile Moskova Antlaşması'nın coğrafi olarak farklı bölgeleri kapsadığını ayırt etmek soruyu çözdürür.
3
Ekonomik ve diplomatik hükümleri doğrula.
Brüksel Hattı, %10\%10 petrol payı ve 2525 yıl süresi antlaşmanın gerçek hükümleridir.
Diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit ederek yanlış olanı kesinleştiririz.

Key Concept

1926 Ankara Antlaşması'nın Sınır ve Ekonomik Hükümleri

Hints

1
Türkiye'nin güney sınırı ile doğu sınırı için imzalanan antlaşmaları birbirinden ayırmaya çalışın.
2
19211921 Moskova Antlaşması'nın hangi komşumuzla ve hangi bölge için imzalandığını düşünün.
3
Irak sınırı için Milletler Cemiyeti'nin önerdiği özel bir hattın adı (Brüksel Hattı) antlaşmanın temelini oluşturmuştur.

Practice More

Musul Sorunu'nun çözümsüz kalmasında etkili olan iç gelişmeleri (Şeyh Sait İsyanı gibi) incelemek, dış politikanın iç politika ile ilişkisini kavramanıza yardımcı olur.

Alternative Method

Musul Sorunu'nun Milletler Cemiyeti'ne (League of Nations) gitmesiyle ortaya çıkan 'Brüksel Hattı' kavramını hatırlamak, bu antlaşmanın en özgün coğrafi terimini belirlemenizi sağlar.
Estimated Time:1m 15s
Question 450Question

19201920’li yıllarda Türkiye Cumhuriyeti, yabancı okullarda Türkçe, Tarih ve Coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından okutulması ve sınıflardaki dini sembollerin kaldırılması yönünde kararlar almıştır. Fransa ve Vatikan'ın bu kararlara karşı diplomatik müdahale girişimlerini ise "Bu konu bizim egemenlik alanımızdadır ve bir iç meseledir." diyerek kesin bir dille reddetmiştir.

Türkiye’nin bu tutumu aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Show answer & explanation

Answer: Eğitimdeki düzenlemelerin tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik hakları çerçevesinde ele alındığının

Answer

Eğitimdeki düzenlemelerin tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik hakları çerçevesinde ele alındığını belirten seçenek doğrudur.
Türkiye, Lozan'da kabul edilen 'yabancı okulların Türk kanunlarına tabi olacağı' maddesine dayanarak bu konuyu bir iç mesele saymıştır. Fransa ve Vatikan'ın görüşme taleplerini reddetmesi, Türk eğitim sisteminin ve egemenlik haklarının hiçbir yabancı devletle müzakere edilemeyeceğini göstermektedir.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin eğitim politikalarını analiz etme
Tevhid-i Tedrisat ve sonrasındaki yönetmeliklerle yabancı okulların Türk denetimine girdiği görülür.
Yabancı okulların imtiyazlı durumunun sona erdirilmesi amaçlanmıştır.
2
Dış tepkileri ve Türkiye'nin cevabını değerlendirme
Fransa ve Vatikan'ın notalarının "iç mesele" gerekçesiyle reddedildiği tespit edilir.
Dış güçlerin Türkiye'nin iç işlerine karışmasının engellenmesi hedeflenmiştir.
3
Kavramsal eşleştirme yapma
"İç mesele" ve "müzakere reddi" kavramları tam bağımsızlık ve egemenlik ile eşleşir.
Bir devletin kendi topraklarındaki bir kurumu kendi kanunlarına tabi kılması egemenlik göstergesidir.

Key Concept

Yabancı Okullar Sorunu ve İç Mesele Kavramı

Hints

1
Türkiye'nin bu konuyu neden bir diplomatik notayla görüşmeyi reddettiğini ve 'iç mesele' vurgusunu düşünün.

Practice More

Yabancı okullar sorununun Lozan Antlaşması'ndaki yerini ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile ilişkisini tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:1m 0s
Question 451Question

Milletler Cemiyeti’nin sunduğu "Brüksel Hattı" raporuna dayanarak hazırlanan ve 55 Haziran 19261926 tarihinde Türkiye ile İngiltere arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul Sorunu kesin olarak çözülmüştür. Bu antlaşmanın hükümlerine göre Türkiye, Musul ve Kerkük üzerindeki haklarından vazgeçmesi karşılığında aşağıdaki ekonomik kazanımlardan hangisini elde etmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Musul petrollerinden elde edilen gelirin %10\%10'unun 2525 yıl süreyle Türkiye'ye verilmesi

Answer

Musul petrollerinden elde edilen gelirin %10\%10'unun 2525 yıl süreyle Türkiye'ye verilmesi
Doğru cevap olan ifade, 1926 Ankara Antlaşması'nın ekonomik telafi maddesidir. Musul ve Kerkük'ün İngiliz mandasındaki Irak'a bırakılmasına karşılık, bölgedeki petrol gelirlerinin %10'unun 25 yıl boyunca Türkiye'ye ödenmesi hükme bağlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşmanın bağlamını belirle.
1926 Ankara Antlaşması, Musul Sorunu'nu Misak-ı Milli'den taviz vererek (Musul'un Irak'a bırakılması) çözmüştür.
Soru, bu kayba karşılık elde edilen kazanımı sormaktadır.
2
Mali hükümleri analiz et.
Antlaşmaya göre bölge petrol gelirlerinin bir kısmı Türkiye'ye bırakılmıştır.
Toprak kaybının ekonomik bir telafisi olarak bu madde eklenmiştir.
3
Net rakamları ve süreyi doğrula.
Gelirin %10\%10'u ve 2525 yıl süreyle ödenmesi kararlaştırılmıştır.
Bu, antlaşmanın en spesifik ekonomik maddesidir.

Key Concept

1926 Ankara Antlaşması'nın Mali Hükümleri

Hints

1
Türkiye'nin Musul'dan vazgeçmesi karşılığında elde ettiği tek somut ekonomik kazancı düşünün.
2
Bu kazanç, bölgedeki yeraltı zenginliklerinden (petrol) belirli bir pay ve süre içermektedir.
3
Antlaşma metnine göre petrol gelirlerinin %10'u 25 yıl boyunca Türkiye'ye verilecektir; ancak Türkiye daha sonra nakit ihtiyacı nedeniyle bu hakkından belli bir miktar karşılığında vazgeçmiştir.

Practice More

Musul Sorunu'nun çözümü sırasında yaşanan iç gelişmeleri (Şeyh Sait İsyanı gibi) inceleyerek dış politikanın iç politikayla ilişkisini pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 452Question

İki dünya savaşı arasındaki dönemin ikinci yarısına girilirken Avrupa'da güç dengelerinin sarsılması, Türkiye'yi dış politikada daha aktif bir "ittifaklar siyaseti" izlemeye sevk etmiştir. Bu dönemde Türkiye'nin, Milletler Cemiyeti'ne üyelik için kendi müracaatını yeterli görmeyip uluslararası camia tarafından resmen davet edilmeyi ön koşul olarak sunması dikkat çekicidir.

Buna göre, Türkiye'nin üyelik sürecindeki diplomatik duruşu ve değişen dünya şartlarına göre ittifaklara yönelmesi, sırasıyla aşağıdaki temel ilkelerin hangileriyle doğrudan açıklanabilir?

Show answer & explanation

Answer: Mütekabiliyet - Gerçekçilik

Answer

Türkiye'nin davet şartını koşması mütekabiliyet (karşılıklılık/eşitlik) ilkesiyle, ittifaklara yönelmesi ise dünya dengelerini doğru okuyan gerçekçilik ilkesiyle ilişkilidir.
Doğru seçenek, Türkiye'nin uluslararası onurunu ve eşitliğini koruma çabasını 'mütekabiliyet', değişen dünya şartlarına göre strateji geliştirmesini ise 'gerçekçilik' ile açıklar. Milletler Cemiyeti'ne davetle girmek, Türkiye'nin 'başvuran ve reddedilme riski olan' değil, 'talep edilen ve saygın' bir devlet olduğunu tescillemiştir. Bu durum mütekabiliyet ilkesinin en zarif uygulamalarından biridir.

Step-by-Step Solution

1
Dönemsel analizin yapılması
19321932 sonrası dönemin "kolektif güvenlik" ve "yaklaşan savaş tehdidi" dönemi olduğu saptanır.
Sorunun hangi tarihsel bağlamda ve hangi ihtiyaçla sorulduğunu anlamak için gereklidir.
2
Diplomatik tavrın çözümlenmesi
Milletler Cemiyeti'ne üyelik için davet beklenmesi, Türkiye'nin Musul Meselesi'ndeki kırgınlığını ve uluslararası alanda 'eşit süje' olarak görülme isteğini yansıtır.
Bu tavrın hangi diplomatik ilkeye (Mütekabiliyet/Eşitlik) dayandığını bulmak için gereklidir.
3
Stratejik değişimin isimlendirilmesi
Hayalci politikalardan kaçınıp somut tehditlere karşı (İtalya ve Almanya) paktlar kurmak gerçekçilik ilkesinin bir gereğidir.
Politika değişikliğinin teorik temelini (Gerçekçilik) belirlemek için gereklidir.

Key Concept

Atatürk Dönemi dış politikasının dinamik yapısı ve temel ilkelerinin (mütekabiliyet, gerçekçilik) pratik uygulamaları.

Hints

1
Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne üyelik süreci, cemiyetin Musul kararındaki tutumu nedeniyle bir 'şartlı katılım' şeklinde gerçekleşmiştir.
2
Bir devletin diğer devletlerle eşit şartlarda muamele görme isteği hangi diplomatik terimle ifade edilir?
3
İspanya ve Yunanistan'ın davetiyle cemiyete girmek 'karşılıklılık/eşitlik' (mütekabiliyet), Avrupa'daki savaş tehlikesine karşı paktlar kurmak 'gerçekçilik' ilkesidir.

Practice More

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nın hangi revizyonist devletlerin tehditlerine karşı kurulduğunu inceleyerek gerçekçilik ilkesini pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 453Question

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında "Yabancı Okullar Sorunu" yaşanırken Fransa, Türkiye'ye diplomatik bir nota vererek konuyu uluslararası bir platformda görüşmeyi veya Milletler Cemiyeti'ne taşımayı teklif etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ise bu talebi; "Eğitim ve öğretim işleri bir devletin egemenlik haklarının ayrılmaz bir parçasıdır ve hiçbir yabancı güçle müzakere edilemez." diyerek kesin bir dille reddetmiş, Fransız büyükelçisini bu konuda muhatap dahi kabul etmemiştir.

Türkiye'nin bu meseleyi bir "idare hukuku" (iç hukuk) meselesi olarak tanımlayıp tavizsiz bir tutum sergilemesiyle, aşağıdaki kazanımlardan hangisinin korunmasını "doğrudan" hedeflediği ve bu krizin çözüm biçiminin Türk diplomasisindeki en önemli sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kapitülasyon zihniyetinin bir uzantısı olan 'diplomatik himaye' sistemini eğitim üzerinden sürdürme girişimlerini sonlandırarak, tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik anlayışını tescil etmesi.

Answer

Türkiye, yabancı okullar sorununu bir iç mesele sayarak 'diplomatik himaye' sistemini sonlandırmış ve ulusal egemenliğini pekiştirmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti, yabancı okullar konusunu bir dış politika uyuşmazlığı değil, kendi iç hukukuyla ilgili bir düzenleme olarak görmüştür. Fransa'nın görüşme talebini reddetmesi, Osmanlı döneminde yabancı devletlerin okullar üzerinden yürüttüğü 'diplomatik himaye' ve iç işlerine müdahale geleneğini tamamen sona erdirmiştir. Bu durum, Lozan'da kazanılan bağımsızlığın eğitim alanındaki tavizsiz uygulamasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Sorunun niteliğini belirle
Fransa konuyu uluslararası alana çekmek istemiş, Türkiye ise 'iç mesele' (idare hukuku) demiştir.
Bir devletin kendi sınırları içindeki eğitim kurumlarını denetlemesi egemenlik hakkıdır.
2
Hukuki dayanağı analiz et
19241924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve 19251925 Yabancı Okullar Talimatnamesi.
Yabancı okulların Türk müfredatına, Türk öğretmenlere ve MEB denetimine girmesi bu yasalarla zorunlu kılınmıştır.
3
Dış politika sonucunu değerlendir
Fransa'nın baskılarına rağmen Türkiye'nin geri adım atmaması, kapitülasyonların kalıntısı olan 'himayecilik' anlayışına vurulan büyük bir darbedir.
Yabancı devletlerin eğitim bahanesiyle Türkiye'nin iç işlerine karışma yolu tamamen kapanmıştır.

Key Concept

Ulusal Egemenlik ve İç Mesele Kavramı

Hints

1
Türkiye'nin bir meseleyi 'iç mesele' olarak tanımlaması, o konuda başka bir devletle pazarlık yapmayacağı anlamına gelir.
2
Osmanlı döneminde yabancı devletler, kendi okullarını ve bu okullardaki azınlıkları kullanarak Türkiye'nin iç işlerine müdahale ediyordu (himayecilik).
3
Türkiye'nin tavrının temelinde 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesinin dış politikadaki yansıması yatmaktadır.

Practice More

Yabancı okullar sorununun Lozan Antlaşması'ndaki statüsü ile 19241924-19251925 düzenlemeleri arasındaki farkları incelemek konuyu pekiştirecektir.

Alternative Method

Soruyu çözerken 'iç mesele' ve 'idare hukuku' anahtar kelimelerine odaklanın; bu ifadeler doğrudan bir devletin kendi topraklarındaki mutlak otoritesini ve dış müdahaleyi reddetmesini simgeler.
Estimated Time:2m 0s
Question 454Question

19301930’lu yıllarda İtalya’nın yayılmacı politikaları ve Almanya’nın mevcut antlaşmaları ihlal ederek silahlanmaya başlaması, Avrupa’daki güç dengelerini sarsmıştır. Türkiye, bu istikrarsız ortamda Boğazların güvenliğini sağlamak amacıyla diplomatik bir atak başlatmış ve 19361936 yılında Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmede yer alan aşağıdaki hükümlerden hangisi, Boğazlar üzerinde Lozan Antlaşması ile kurulan "sınırlı egemenlik" statüsünün sona ererek yerini "tam egemenliğe" bıraktığının en temel kanıtıdır?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak görev ve yetkilerinin tamamen Türk Hükümetine devredilmesi

Answer

Uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılarak yetkilerin Türkiye’ye devredilmesi maddesi, Boğazlar üzerinde tam egemenliğin sağlandığını gösteren en temel hükümdür.
Lozan Antlaşması'nda Boğazlar'ın yönetimi uluslararası bir komisyona bırakılmıştı ve kıyılarda asker bulundurmak yasaktı. Bu durum Türkiye'nin kendi toprakları üzerindeki egemenliğini kısıtlıyordu. Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu komisyon tamamen kaldırılmış ve tüm yetkiler Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne devredilmiştir. Bu durum, Türkiye'nin Boğazlar üzerinde 'tam egemen' bir güç haline geldiğinin en somut kanıtıdır.

Step-by-Step Solution

1
Lozan Antlaşması'ndaki Boğazlar rejimini analiz etme
Lozan'da Boğazlar; başkanı Türk olan uluslararası bir komisyon tarafından yönetiliyor ve kıyılar askerden arındırılmış durumdaydı.
Egemenlik kısıtlamalarının neler olduğunu belirlemek için Lozan statüsünü bilmek gerekir.
2
Montrö Sözleşmesi ile gelen değişiklikleri değerlendirme
Komisyon kaldırılmış, Türkiye Boğazlar'da asker bulundurma hakkını kazanmış ve tam yetkili hale gelmiştir.
Değişikliğin egemenlik üzerindeki etkisini saptamak.
3
Tam egemenlik kavramı ile hükmü eşleştirme
Bir devletin kendi topraklarında yabancı bir kurulun (komisyonun) varlığına son vermesi, egemenliğin kayıtsız şartsız o devlete geçtiğini kanıtlar.
Doğru sonuca ulaşmak için hukuki statüyü yorumlamak.

Key Concept

Misak-ı Milli ve Tam Egemenlik

Hints

1
Lozan Antlaşması ile Montrö Boğazlar Sözleşmesi arasındaki en temel farkı hatırlayın.
2
Bir devletin egemenliğini kısıtlayan en büyük unsur, kendi topraklarındaki yönetimin başka bir kurula (komisyona) ait olmasıdır.
3
Montrö ile kaldırılan kurumun yetkilerinin kime geçtiğine odaklanın.

Practice More

Boğazlar rejiminin değişiminde etkili olan dış gelişmeleri (İtalya ve Almanya'nın tutumu) tekrar ediniz.

Alternative Method

Soruya 'Misak-ı Milli'den verilen hangi taviz Montrö ile geri alınmıştır?' penceresinden de bakılabilir.
Estimated Time:50s
Question 455Question

Cemiyet-i Akvam'a (Milletler Cemiyeti) 18 Temmuz 19321932 tarihinde üye olan Türkiye'nin bu süreci, cemiyetin kuruluş tüzüğündeki standart üyelik prosedürlerinin dışına çıkılarak gerçekleştirilmiştir. Bu durum, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası kamuoyunda kazandığı diplomatik saygınlığın bir sonucu olarak kabul edilir.

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine girişindeki bu "istisnai" durum aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak ifade edilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Cemiyete üyelik için resmi bir başvuru yapmamış; İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle cemiyet tarafından üyeliğe davet edilmiştir.

Answer

Türkiye, Milletler Cemiyetine üyelik için yazılı bir başvuru yapmamış; İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteği üzerine cemiyetin davetiyle üye olmuştur.
Türkiye, Milletler Cemiyetine üye olmak için kendisi başvuru dilekçesi vermemiş; bunun yerine cemiyetin aldığı özel bir kararla üyeliğe davet edilen ilk devlet olmuştur. Bu teklif İspanya tarafından yapılmış ve Yunanistan tarafından desteklenmiştir. Bu durum Türkiye'nin dünya barışına verdiği önemin ve diplomatik başarısının bir kanıtıdır.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin dış politika dönemlerini analiz etme
192319301923-1930 arası sorunların çözümü, 193019381930-1938 arası barışa katkı ve kolektif güvenlik dönemidir.
Üyelik sürecinin hangi diplomatik atmosferde gerçekleştiğini anlamak için gereklidir.
2
Üyelik prosedürünü inceleme
Normalde devletler başvurur, ancak Türkiye İspanya'nın önerisi ve Yunanistan'ın desteğiyle davet edilmiştir.
Türkiye'nin uluslararası prestijinin bir göstergesi olan bu özel durumu tespit etmek için gereklidir.
3
Kronolojik ve içeriksel eleme yapma
Balkan Antantı (19341934), Sadabat Paktı (19371937) ve Musul Sorunu (19261926) gibi olayların tarihleri üyelik tarihi (19321932) ile uyumsuzdur.
Çeldiricilerin neden yanlış olduğunu kesinleştirmek için gereklidir.

Key Concept

Milletler Cemiyetine Davet Usulüyle Giriş

Hints

1
Türkiye'nin bu cemiyete girişi alışılagelmişin dışında bir diplomatik yöntemle (başvuru değil) olmuştur.
2
Cemiyete giriş sürecinde Türkiye'nin son dönemde dostluk ilişkilerini geliştirdiği komşusu Yunanistan ve Avrupa devleti İspanya rol oynamıştır.
3
Cemiyet tarihinde bir ilk olarak Türkiye, kendisi başvurmadan cemiyet tarafından üyeliğe davet edilmiştir.

Practice More

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine girişinden sonra bölge barışını korumak için attığı diğer adımları (Balkan Antantı ve Sadabat Paktı) kronolojik olarak çalışabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 456Question

Türkiye Cumhuriyeti, 19241924 ve 19251925 yıllarında yabancı okullara yönelik yeni düzenlemeler getirdiğinde, Fransa ve Papalık makamları bu kurumların statüsünü görüşmek üzere resmî temsilciler göndermek istemiş; ancak Ankara hükümeti bu talepleri kesin bir dille geri çevirmiştir. Türkiye'nin, bu devletleri ve kurumları diplomatik bir muhatap olarak kabul etmemesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yabancı okullar meselesinin tamamen bir iç mesele olarak kabul edilmesi

Answer

Türkiye'nin bu sorunu diplomatik bir pazarlık konusu yapmamasının temel nedeni, yabancı okullar meselesini tamamen bir iç mesele olarak görmesidir.
Türkiye Cumhuriyeti, yabancı okullar konusunu Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde tamamen bir 'iç mesele' olarak tanımlamıştır. Bu tanım gereği, bir iç meselenin başka bir devlet veya uluslararası bir kurumla (Fransa veya Papalık gibi) müzakere edilmesi, devletin egemenlik haklarından ödün vermesi anlamına geleceği için tüm görüşme talepleri reddedilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Dış devletlerin (Fransa ve Papalık) müdahale girişimini analiz etme
Bu devletler, okulların statüsü için Türkiye ile masaya oturmak istemişlerdir.
Yabancı devletler, Osmanlı'dan kalan imtiyazlarını korumak veya yeni haklar elde etmek için konuyu diplomatik bir sorun haline getirmeye çalışmıştır.
2
Türkiye'nin egemenlik anlayışını uygulama
Türkiye, 'İçişlerimize kimse karışamaz' ilkesiyle görüşme taleplerini reddetmiştir.
Eğitim kurumlarının denetimi ve kuralları bir devletin bağımsızlık ve egemenlik hakları çerçevesinde kendi iç hukukuna tabidir.

Key Concept

İç Mesele (Domestic Matter) ve Ulusal Egemenlik

Hints

1
Türkiye'nin bu konudaki sloganı 'Milli Eğitim'de tam bağımsızlık' ve 'İçişlerine müdahale yasağı'dır.

Practice More

Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun yabancı okullar üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 457Question

Atatürk Dönemi dış politikasında; 9 Şubat 1934 tarihinde Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Atina'da imzalanan ve Türkiye'nin batı sınırlarının güvenliğini sağlamayı amaçlayan bölgesel iş birliği paktı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Balkan Antantı

Answer

1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan pakt Balkan Antantı'dır.
Balkan Antantı, 1934 yılında Türkiye'nin öncülüğünde, İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı Balkan devletleri (Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) arasında sınır güvenliğini sağlamak amacıyla imzalanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki temel bilgileri (tarih ve katılımcılar) analiz edin.
Tarih 1934, ülkeler Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya'dır.
Bu bilgiler doğrudan Balkan Antantı'nın kuruluş kimliğini tanımlar.
2
Paktın amacını ve coğrafi kapsamını değerlendirin.
Batı sınırlarının güvenliği ve Balkan coğrafyası vurgulanmıştır.
Sadabat Paktı doğu sınırıyla, Montrö ise Boğazlar ile ilgilidir; bu durum Balkan Antantı seçeneğini doğrular.

Key Concept

Balkan Antantı'nın Kurucu Üyeleri ve Tarihi

Hints

1
Bu pakt, Türkiye'nin batı sınırlarını güvence altına almayı hedefler.
2
Katılımcı ülkeleri 'TAYYAR' (Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) şifresiyle hatırlayabilirsiniz.
3
1934 yılında Atina'da imzalanan bu ittifak, İtalya'nın 'Bizim Deniz' (Mare Nostrum) politikasına bir önlemdir.

Practice More

Balkan Antantı'na bölge ülkesi olmasına rağmen neden Bulgaristan ve Arnavutluk'un katılmadığını araştırarak konuyu derinleştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 458Question

19241924 yılında çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve 19251925 yılında yayımlanan yabancı okullar genelgesi ile Türkiye, bu okulların Türk müfettişlerince denetlenmesi ve kültürel derslerin Türk öğretmenler tarafından okutulması esasını getirmiştir. Bu kararlara itiraz eden Fransa ve Papalık makamlarının konuyu diplomatik bir görüşme masasına taşıma taleplerine Türkiye, "Bu konu bizim bir iç meselemizdir, hiçbir yabancı devletle pazarlık konusu yapılamaz." diyerek sert bir karşılık vermiştir. Türkiye'nin bu tutumuyla korumayı hedeflediği temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Milli egemenlik ve tam bağımsızlık haklarının korunması

Answer

Türkiye'nin yabancı devletlerin müdahalesini reddetmesi, konuyu bir iç mesele olarak görmesi ve milli egemenlik ile tam bağımsızlık ilkelerini koruma amacından kaynaklanmaktadır.
Doğru cevap olan milli egemenlik ve tam bağımsızlık şıkkı, Türkiye'nin kendi yasalarını (Tevhid-i Tedrisat) uygulama kararlılığını ve yabancı bir devletin (Fransa) veya makamın (Papalık) iç işlerine karışmasını engelleme tutumunu tam olarak açıklar. Bu durum, Lozan'da kaldırılan kapitülasyonların zihniyet olarak da sona erdirilme çabasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel bağlamı analiz etme
19241924 ve 19251925 yıllarındaki düzenlemelerin yabancı okullara Türk devletinin otoritesini kabul ettirmeyi amaçladığı tespit edildi.
Sorunun hukuki ve siyasi zeminini anlamak için bu düzenlemeler temeldir.
2
Diplomatik tepkiyi değerlendirme
Fransa ve Papalık'ın müdahale isteğinin Türkiye tarafından "iç mesele" vurgusuyla reddedildiği görüldü.
Bir devletin kendi topraklarındaki kurumları düzenlemesini dış müdahaleye kapatması, egemenlik göstergesidir.
3
İlke ile ilişkilendirme
İç mesele vurgusunun doğrudan milli egemenlik ve tam bağımsızlık kavramlarına karşılık geldiği sonucuna varıldı.
Tam bağımsız bir devlet, kendi hukuk sistemine yabancı bir gücün veya dini bir otoritenin müdahalesini kabul etmez.

Key Concept

İç Mesele ve Milli Egemenlik

Hints

1
Bir devletin kendi sınırları içindeki bir konuyu 'başkasıyla görüşmem' demesi, o konuyu kendi hakimiyet alanı içinde gördüğünü kanıtlar.

Practice More

Lozan Antlaşması'nda yabancı okulların hangi statüde kabul edildiğini inceleyerek bu sorunun neden sonradan ortaya çıktığını araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 459Question

Atatürk dönemi Türk dış politikası; 192319321923-1932 ve 193219391932-1939 olmak üzere iki ana döneme ayrılmaktadır. Birinci dönemde Lozan Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesi hedeflenirken; ikinci dönemde yükselen savaş tehdidine karşı bölgesel ve uluslararası güvenlik paktlarına önem verilmiştir. Bu süreçte devletler arası ilişkilerde "eşitlik" ve "karşılıklılık" esaslarını ifade eden mütekabiliyet ilkesinden taviz verilmemiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 192319321923-1932 yılları arasında mütekabiliyet ilkesi doğrultusunda şekillenen bir gelişmedir?

Show answer & explanation

Answer: Yunanistan'daki Türklerin mülkiyet haklarına yönelik kısıtlamalara karşılık, Türkiye'deki Rumların haklarının da benzer şekilde kısıtlanması

Answer

Yunanistan'daki Türklerin mülkiyet haklarına yönelik kısıtlamalara karşılık, Türkiye'deki Rumların haklarının da benzer şekilde kısıtlanması
Doğru cevap olan ifade, mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesinin tanımına tam olarak uymaktadır. Diplomaside mütekabiliyet, bir devletin başka bir devletin vatandaşlarına veya temsilcilerine uyguladığı yasal ve idari işlemlere, diğer devletin de aynı şekilde karşılık vermesidir. Etabli (yerleşiklik) sorunu sırasında Yunanistan'ın Türk mülklerini dondurmasına karşılık Türkiye'nin de Rum mülkleri için benzer bir karar alması, bu ilkenin Atatürk dönemi dış politikasındaki en net uygulamasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Kavram Analizi
Mütekabiliyet kavramı, devletler arası ilişkilerde yapılan bir işleme veya tutuma, aynı şekilde karşılık verilmesi anlamına gelir.
Sorunun kökünde istenen temel ilkenin anlamını belirlemek çözümü netleştirir.
2
Dönem Belirleme
192319321923-1932 yılları arası, Lozan'dan kalan sorunların (Nüfus mübadelesi, dış borçlar, yabancı okullar, Musul) çözüldüğü dönemdir.
Şıklardaki olayların tarihsel olarak birinci döneme ait olup olmadığı kontrol edilmelidir.
3
Eşleştirme
Nüfus mübadelesi krizinde Yunanistan'ın Batı Trakya Türklerine yaptığı baskılara karşılık, Türkiye'nin İstanbul'daki Rumlara benzer baskılar uygulaması doğrudan bir karşılıklılık (mütekabiliyet) örneğidir.
Tanım ile tarihsel vakayı birleştirerek doğru cevaba ulaşılır.

Key Concept

Mütekabiliyet (Karşılıklılık) İlkesi

Hints

1
Mütekabiliyet, dış politikada 'sen bana ne yaparsan ben de sana onu yaparım' mantığıdır.
2
Soru kökündeki 192319321923-1932 tarih aralığına ve bu dönemde Lozan'dan kalan en büyük krizlerden biri olan Yunanistan ile ilişkilere odaklanın.
3
Etabli (Nüfus mübadelesi) krizinde, Yunanistan İstanbul'daki Rumların mallarına karşılık Batı Trakya'daki Türklerin mallarına yönelik kararlar aldığında Türkiye'nin verdiği cevabı hatırlayın.

Practice More

Atatürk dönemi dış politikasında 19321932 öncesi ve sonrası gelişmeleri bir tablo halinde listeleyerek aradaki amaç farkını pekiştiriniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 460Question

Türkiye Cumhuriyeti, 19281928 Paris Sözleşmesi ile Osmanlı Devleti'nden kalan borçların ödeme takvimini belirlemiş ancak kısa süre sonra dünyada yaşanan mali sarsıntılar nedeniyle bu planı uygulamakta güçlük çekmiştir. Türkiye, bu süreçte alacaklı devletlerin (başta Fransa) baskısını hafifletmek amacıyla uluslararası bir düzenlemeden de yararlanarak borçların yeniden yapılandırılmasını talep etmiş ve 19331933 yılında yeni bir protokol imzalamıştır.

Metinde bahsedilen borç ödeme sürecinin aksamasına yol açan temel gelişme ve Türkiye'nin ödemeleri kolaylaştırmak için yararlandığı uluslararası belge aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı — Hoover Moratoryumu

Answer

Borç ödemelerinin aksamasına yol açan gelişme 1929 Dünya Ekonomik Buhranı, Türkiye'nin yararlandığı belge ise Hoover Moratoryumu'dur.
Doğru seçenek olan gelişme çifti, borç ödeme sürecinin tarihsel akışına tam olarak uymaktadır. 19281928 Paris Sözleşmesi'nden hemen sonra çıkan 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı Türkiye'yi ödeme krizine sokmuş, ABD Başkanı'nın adıyla anılan Hoover Moratoryumu ise Türkiye'nin borç erteleme talebinin uluslararası hukukta kabul görmesini sağlamıştır. Bu iki gelişme, 19331933 yılında borçların Türkiye lehine yeniden yapılandırılmasıyla (kağıt frank ile ödeme gibi) sonuçlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin ekonomik bağlamını analiz etmek.
19281928 yılında bir ödeme planı (Paris Sözleşmesi) yapılmasına rağmen, 19291929 yılında başlayan küresel ekonomik kriz (Kara Perşembe) Türkiye'nin döviz rezervlerini ve ihracat gelirlerini olumsuz etkilemiştir.
Dış borç ödemeleri dövizle yapıldığı için küresel krizin yerel ekonomiye etkisi ödeme kabiliyetini doğrudan düşürmüştür.
2
Uluslararası diplomatik kolaylıkları belirlemek.
ABD Başkanı Hoover tarafından yayımlanan ve devletlerin borçlarını bir yıl süreyle ertelemesine imkan tanıyan Hoover Moratoryumu (19311931), Türkiye'ye nefes aldırmıştır.
Türkiye, bu moratoryumun sunduğu yasal çerçeveyi kullanarak Fransa gibi alacaklılarla yeniden pazarlık masasına oturmuştur.
3
19331933 Protokolü'nün sonucunu teyit etmek.
19331933 yılında imzalanan yeni anlaşma ile borçlar kağıt frank üzerinden (altın frank yerine) ödenmeye başlanmış ve taksitler hafifletilmiştir.
Bu süreç, Lozan'da çözülemeyen mali pürüzlerin Türkiye'nin lehine olacak şekilde son kez düzenlenmesini sağlamıştır.

Key Concept

Atatürk Dönemi Dış Borçlar Sorunu ve 1929 Ekonomik Buhranı Etkisi

Hints

1
Türkiye'nin borç ödemede zorlanmasına neden olan olay, sadece Türkiye'yi değil tüm dünyayı etkileyen büyük bir finansal çöküştür.

Practice More

Borçlar sorununun çözümünde Fransa ile yaşanan gerginliklerin 'Yabancı Okullar' gibi diğer sorunları nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 23 / 30Next
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 23 | Examkin